Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Lise Bilgi İstekleri
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

2.Dünya Savaşının Sonuçları

Lise Bilgileri Kategorisinde ve Lise Bilgi İstekleri Forumunda Bulunan 2.Dünya Savaşının Sonuçları Konusunu Görüntülemektesiniz => Arkadaşlar bu sene dönem ödevim var Konum 2.Dünya Savaşının sonuçları hoca herkesden ödev konusu ne olursa olsun 5 sayfa bulcaksınız ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 02-01-11, 15:21   #1

Varsayılan 2.Dünya Savaşının Sonuçları


Arkadaşlar bu sene dönem ödevim var Konum 2.Dünya Savaşının sonuçları
hoca herkesden ödev konusu ne olursa olsun 5 sayfa bulcaksınız dior bende araştırdım 1 sayfayı geçen yok varsa sizde 5 sayfa varsa paylaşırmısınız..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-01-11, 16:40   #2

Varsayılan C: 2.Dünya Savaşının Sonuçları


II. Dünya Savaşı
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Özet
II. Dünya Savaşı, 20. yüzyılın iki topyekün savaşından ikincisidir. Altı yıl boyunca, dünyanın çeşitli bölgelerinde süren kesintisiz savaşlarla süregiden II. Dünya Savaşı, Alman ordularının Polonya'ya saldırıdığı 1 Eylül 1939'da başlamış kabul edilir. Ne var ki birbirinden kopuk görünseler de bu tarihte önceki çatışmalar da, savaşta birincil rol oynayan tarafların stratejik hedefleri arasında yer aldığından, savaşın başlangıcı tarihsel olarak daha gerilerden başlamaktadır.


Savaşın Ayak Sesleri
Hitler’in 1933 yılında iktidara gelmesinden itibaren savaşın sonuna kadar izlediği strateji, üç aşamalı bir stratejidir. Hitler, iktidara gelmesinin hemen ardından Alman ekonomisinin düzenlemesini hedef almıştır. Gerek I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmasının, gerekse de 1930 yılındaki genel ekonomik buhranın sonucunda Alman ekonomisi ciddi sıkıntılar içindeydi. Yaşanan hiper enflasyon, aşırı boyutlara varan işsizlik ve bunlara bağlı olarak sanayideki kapasite düşüklüğü, Hitler’in izlediği ekonomi politikalarıyla kısa sürede kontrol altına alınmıştır.
Ekonominin düzene sokulmasının ardından stratejisinin ilk adımında Hitler, Alman kara, deniz ve hava kuvvetlerinin, Versay anlaşmasıyla getirilen sınırlamalardan kurtulmasını sağlamıştır.
Ardından ikinci stratejik ve polemik adım, Almanca konuşan nüfusun yaşamakta olduğu bölgelerin, Alman topraklarına katılmasıdır. Bu stratejik evrenin adımları, 12 mart 1938 de, Avusturya’nın ilhak edilmesiyle başlamıştır. Ardından ikinci adım olarak Çekoslovakya toprakları içindeki Sudet bölgesidir. Hitler’in baskısıyla 29 Eylül 1938 günü imzalanan Münih Anlaşmasıyla Sudet bölgesi Almanya’ya veriliyor. Konferans, Alman, İtalyan, İngiliz ve Fransız başbakanlarının katıldığı, Çekoslovakya’nın temsici bulundurmadığı bir anlaşmadır. Anlaşmanın hayata geçirilmesi konusunda Hitler, hiç zaman kaybetmemiştir. 1 Ekim 1938'de yine silah kullanılmaksızın, uluslararası anlaşmalara dayanılarak, nüfusunun yüzde elliden fazlasını Almanların oluşturduğu Sudet bölgesi Almanlarca işgal edilecektir. 15 Mart 1939'da ise Çekoslovakya’nın kalanını da topraklarına ekleyeceklerdir.
Bu olaylara kadar Hitler, stratejisinin adımlarını atarken, silahlar kullanılmamıştır. Ve geriye tek sorunlu bölge kalmıştır, Danzig bölgesi. Versay anlaşmasıyla Polonya'ya verilen Danzig bölgesi, halen Alman yönetiminde olan Doğu Prusya ile Almanya arasındaki kara bağlantısını kesmektedir. Alman hükümeti, Polonya hükümetinden, Doğu Prusya'yla arada bir kara bağlantısı oluşturulması yönünde bir teklifi görüşmesini ister. Böylece Danzig Sorunu ortaya çıkar.
3 Mayıs 1939'da Sovyet Dışişleri Komiseri olan Litvinov görevden alınarak yerine Vyaçeslav Mihayloviç Molotov atanır. Bu atama Sovyet dış politikasında keskin bir dönüşe işaret etmektedir. Litvinov döneminde Sovyetler Birliği, Alman yayılmacılığına karşı İngiltere ve Fransa ile bir protokol oluşturmak için girişimlerde bulunmuş, ne var ki her seferinde reddedilmişti. Molotov döneminde ise Sovyetler Birliği, Alman hükümeti ile bir saldırmazlık paktı için çalışmaktadır artık. Uzun diplomatik görüşmeler sonucunda 24 Ağustos 1939 günü Sovyetler Birliği ile Almanya arasında bir saldırmazlık paktı imzalanması karara bağlanmıştır.

Avrupa'da Savaşın Başlaması
Second_world_war_europe_animation_small.gif
II. Dünya Savaşı'nın gelişim süreci

Danzig Sorununun diplomatik yollarla çözümünün uzaması üzerine Alman orduları 1 Eylül 1939 sabahı Polonya sınırlarını geçtiler. Yıldırım savaşı tekniklerinin ilk kez hayata geçirilişi olan Polonya Seferi, bu ülkenin toprak bütünlüğünü uluslararası platformda garanti etmiş olan İngiltere ve Fransa'yı harekete geçirmiştir. 3 Eylül'de İngiltere, bir gün sonra da Fransa Almanya'ya savaş ilan ediyor ve seferberlik hazırlıklarını başlatıyorlar. Lakin Alman panzer birlikleri, harekatın ilk haftasının sonunda Polonya cephelerini yarmış ve geniş kuşatmalara girişmiştir, Müttefiklerin askeri bir müdahalesi için artık olanak görünmemektedir.
17 Eylül 1939 günü, Sovyet Kızıl Ordusuna bağlı birlikler Polonya'nın doğu sınırlarından saldırıyorlar. İki ateş arasında kalan Polonya, 27 Eylül 1939'da teslim oluyor, direnen birlikler de 5 Ekim 1939 günü teslim oluyorlar.
1940 yılının haziran ayında Stalin, Baltık Ülkelerine gönderdiği notada, Sovyetler Birliği’ne yakın hükümetlerin işbaşına getirilmesini ister. Hemen ardından da Kızıl Ordu Litvanya, Letonya ve Estonya topraklarına girer. 14 Temmuzda bu ülkelerde yaptırılan genel seçimlerle işbaşına gelen hükümetler Sovyetler Birliği’ne katılma kararı alacaklardır. Böylece I. Dünya Savaşı sonunda yeni Sovyet hükümetinin elinden çıkan bu topraklar tekrar kazanılmıştır ve bu topraklar Sovyetler Birliği'nin Baltık Denizine açılmasında, Leningrad limanının güvenliği anlamına gelmektedir.
Baltık Denizi konusunda Stalin'in öngördüğü diğer bir önlem ise onu, Finlandiya hükümetiyle görüşmelere yönlendirecektir. Görüşmelere 9 Ekim 1939'da başlanıyor. Görüşmelerden bir sonuç alınamayacağı kanısına varan Stalin, 28 Kasım 1939 da, 1932 yılında imzalanmış olan saldırmazlık anlaşmasının tek taraflı olarak kaldırıldığı Fin hükümetine bildirilir ve 30 Kasım 1939 da Sovyet orduları Finlandiya’ya saldırır. Sovyetler Birliği'nin Finlandiya Seferi 6 mart 1940 da Fin hükümetinin, Ruslar’la barış görüşmeleri için masaya oturmak zorunda kalmasıyla son bulacaktır.
9 Nisan 1940 sabahı Almanlar, Norveç’e ve Norveç'e yönelik deniz yolunun güveni için de Danimarka'ya saldırdı. Norveç'in istilası'ndaki stratejik amaçları İsveç'ten ithal ettikleri demir cevheri yolunun güven altına alınması ve Norveç fiyortlarında denizaltıları için üsler oluşturabilmekti. Danimarka kısa sürede teslim olurken Norveç direnme gösterdi. 10 Haziran 1940'da Norveç de teslim oldu. Belçika ise 27 Mayıs'ta teslim oldu.
10 mayıs 1940 günü Alman birlikleri, Belçika ve Hollanda'ya yönelen saldırılarıyla Fransa Seferi ni başlatıyorlar. Asıl taarruz ise daha güneyde, Arden Ormanları üzerinden Sedan yönünde Fransa topraklarına yöneliyor. Belçika üzerinden yapılan harekat, kısa sürede Belçika, Hollanda, Lüksemburg’un işgaliyle sonuçlandı. 14 Mayıs1940 günü Hollanda teslim oldu. Bu üç ülkenin tümüyle istilasını önlemek için İngiliz Yurtdışı Sefer Kuvveti ve Fransız orduları kuzeye ilerleyince, taarruz çıkış hattı Arden Ormanları olan ve Manş Kanalı yönünde ilerleyen Alman zırhlı birlikleri tarafından kuşatılmış oldular. Bu bölgedeki Müttefik kuvvetler, Dunkerque limanından deniz yoluyla tahliye edilmek zorunda kalınmıştır.
14 Haziran 1940'da Alman birliklerinin Paris’e girmesiyle Fransızlar barış istemek zorunda kaldılar. 22 Haziran 1940 da ateşkes anlaşmasını imzaladılar. Alman güçleri kuzey Fransa’yı ve Fransa'nın Atlas Okyanusu kıyılarını işgal etti, Fransa topraklarının üçte ikisi, Alman kontrolüne girmiştir.
Fransa'nın savaş dışı kalmasının ardından Hitler, İngiltere'yi de barış masasına oturmaya zorlamak, gerekirse istila etmek için Britanya savaşını başlatmıştır. Britanya Savaşı, Almanya tarafından, Britanya'nın istilası için hazırlanmış olan Denizaslanı Operasyonu'nun hazırlık evresi olarak düşünülmüş olup, RAF'ın (İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri) imhasını amaçlamaktadır ve esas olarak Luftwaffe (Alman Hava Kuvvetleri) tarafından yürütülmüştür. Başlarda İngiliz hava ve deniz üslerini hedef almış olmasına karşın ilerleyen evrelerde Londra'nın bombalanmasıyla sürdürülmüştür. RAF'ın sert direnci karşısında Luftwaffe'nin uğradığı ağır kayıplar sonuncunda harekat başarısız olarak sona erdirilmiştir.

Kuzey Afrika Cephesi
İtalya'nın 10 Haziran 1940'da Almanya safında savaşa girmesiyle savaş Kuzey Afrika'ya da sıçramış oldu. Zaten Libya, Eritre ve Somali İtalyan kontrolündeydi.
İtalya'nın Kuzey Afrika'da operasyon alanı olarak belirlediği bölge, Nil Nehri ve Tunus arasında kalan Batı Çölüydü. 1939 yılı ortalarında itibaren Mısır'daki İngiliz Orta Doğu Kuvvetleri, Libya'daki İtalyan kuvvetlerini yoklama taarruzlarıyla taciz etmekteydi. General Creagh komutasındaki 7. Zırhlı Tümenin askerleri bu çatışmalarla “çöl fareleri” olarak anılacaktır.
Libya’daki İtalyan kuvvetleri mareşal Graziani komutasında 7 tümenlik ve 300 tanklık bir kuvvetle 13 Eylül 1940’da İngilizlere saldırmışlar, Mısır topraklarında az biraz ilerledikten sonra, ciddi bir direnişle karşılaşmamalarına karşın Sidi Barrani'de duraklayıp savunma sistemleri oluşturmaya koyuldular. Aralık ayında henüz Nil Irmağına ulaşamadan Wavell’in komutasındaki birlikler tarafından durduruldular. Çarpışmalar sonunda İtalyanlar Bingazi’nin ötesine püskürtüldü.
7 Aralık 1940 gecesi, General O'Connor komutasındaki bir İngiliz birliği İtalyan mevzilerine saldırdılar. Sidi Barrani'nin İngiliz kuvvetlerinin eline geçmesiyle İtalyan birlikleri dağılmışlardır.
3 Ocak 1941'de yeniden taarruza geçen O'Connor, 22 Ocak da Tobruk limanına ulaştı ve ileri harekatını sürdürdü. 7 Şubat 1941 de Bingazi'ye ulaşmıştır. İtalyan birliklerinin Kuzey Afrika'da pozisyonlarını korumaları iyiden iyiye güçleşmişken, İngiliz hükümetinin dikkatinin Balkanlar'a yönelmesi nedeniyle Kuzey Afrika'daki harekat durmuştur.
12 Şubat 1941'de General Erwin Rommel Kuzey Afrika'da yeni oluşturulan Alman Kuzey Afrika Kolordusu'nun komutanı olarak Trablusgarp'a ulaşmıştır. Rommel, 31 Mart 1941 günü El Ageyla'daki İngiliz birliklerine sürpriz bir baskın düzenleyerek kenti ele geçirir. 2 Nisan 1941 de, Almanya'nın Balkan Cephesini açmasından iki gün sonra Bingazi yönünde ilerlemesine devam eden Rommel, İngiliz 2. Zırhlı Tümenini kuşatma altına alıp teslim olmak zorunda bırakmıştır.
Rommel'in birlikleri Batı Çölü'nde 600 km. kadar ilerlemişler, fakat Tobruk limanı İngilizlerin elinde kalmıştır. Nisan 1941 ayı içinde Rommel iki kez Tobruk'a yüklenirse de sonuç alamaz.
15 Mayıs 1941 sabahı İngiliz birlikleri Alman hatlarına "Brevity Harekatı" kodadıyla bilinen bir taarruzda bulunurlar. Halfaya Geçidini ele geçirmelerine karşın Almanların karşı taarruzları sonucu Brevity Harekatı başarısız olmuştur.
14 Haziran 1941 gecesi İngiliz birlikleri ikinci bir taarruza giriştiler. "Savaş Baltası Operasyonu" kodadlı bu harekatda İngiliz birlikleri, Halfaya Geçidine ve Rommel'in merkezdeki garnizonuna saldırırlar. Halfaya Geçidi, her iki tarafın askerleri arasında "Cehennem Geçidi" olarak adlandırılacaktır bundan böyle. Her iki taarruz da İngilizler açısından başarısız olur. Harekatın üçüncü günü başlarken Rommel, tüm birliklerini, İngilizlerin geri çekilme hattını tutmak amacıyla Halfaya geçidinin yanından ileri sürecektir. Bu tırpan hareketi durdurulamayınca İngilizler geri çekilmek zorunda kalırlar.
Tobruk'taki köprübaşına ulaşma yönünde İngilizlerin üçüncü girişimi, "Crusader Harekatı" olarak kayıtlara geçmiştir. 18 Kasım 1941 de başlatılan harekat bu kez başarılı olur. 4 Aralık 1941'de Rommel, Tobruk önlerinden de çekilmek zorunda kalmıştır. Rommel, daha önce savunma hatları oluşturduğu Gazala Hattına çekilmiştir ama, 13 Aralık 1941'deki İngiliz saldırısı karşısında geri çekilmek zorunda kalır, İngilizlerin 200 tankına karşılık elinde kullanılır durumda 30 tankı vardır.
27 Aralık 1941 tarihinde Rommel, birkaç gün önce ulaşan 30 tanklık takviye kuvvetini kullanarak İngiliz hatlarını yeniden Gazala Hattı'na kadar ileri itmiştir.
21 Ocak 1942'de Rommel yeniden taarruza geçmiştir. İngiliz birliklerini Bingazi'ye kadar geri atacaktır bu harekat.

Almanya'nın SSCB’ye Saldırması
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]
Barbarossa Operasyonu, 22 Haziran 1941

Norveç, Fransa ve Balkanlar'ın istilasıyla, Batı'dan gelebilecek bir dizi askeri tehdidin önlemini almış olan Hitler, dikkatini bu kez Doğu'ya, Sovyet Rusya'ya çevirmiştir. 22 Haziran 1941 günü kısa bir hazırlık ateşinin ardından Alman panzer birlikeri Sovyet sınırını geçiyorlar.
Böylece II. Dünya Savaşının Doğu Cephesi savaşlarının açılış hamleleri sayılabilecek Barbarossa Harekatı başlamış oluyor.
1941 yılı Doğu Cephesi savaşları, 22 Haziran 1941 tarihinde başladı ve harekatın ilk aylarında Wehrmacht’ın hızlı ilerleyişine ve Kızıl Ordu’nun ciddi ölçüde kayıplarına sahne oldu. Sonbahar aylarındaki yağışlar, Rus direnişinin giderek kendini toparlaması ve sertleşmesi, ardından da kış şartlarının oluşturduğu zorluklarla Alman ordularının ilerleyişi durma noktasına geldi. 5 Aralık 1941 akşamı, Moskova'ya yönelik Alman saldırıları sonlanıyor.
1942’de Hitler, Karadeniz'le Hazar Denizi arasında bulunan Kafkasya petrol yataklarını ve bu bölgenin hemen kuzeyindeki Don ve Donets nehirleri arasındaki sahayı ele geçirmeyi hedefledi. Bu planın ilk adımı Mavi Operasyon kod adıyla bilinecektir. Mavi Operasyon, Alman ordularına Stalingrad ve Kafkasya yolunu açmak içindir. Mavi Operasyonun bu hedeflere ulaşmasından sonra Alman orduları iki grup olarak operasyonları sürdürdüler. Stalingrad kentinin ele geçirilmesi yönündeki operasyonlar, Stalingrad Savaşı ile II. Dünya savaşı’nın dönüm noktalarından biri oldu. Stalingrad’ı kuşatan Alman birlikleri Rusları Uranüs Operasyonu kod adını verdikleri karşı taarruzla çembere alındı. Çemberi kırmak amacıyla Alman Don Ordu Grubunun giriştiği Kış Fırtınası Operasyonu ise Kızıl Ordu’nun karşı operasyonu (Küçük Satürn Operasyonu) ile başarısızlığa uğramıştır.
Küçük Satürn Operasyonu’nun başarısının hemen ardından Kızıl Ordu, Satürn Operasyonu ile, Kafkasya’da zaten güçlükle ilerlemekte olan Alman ordularının geri bağlantısını kesmek amacıyla taarruzlara başlamıştır. Bu taarruzların durdurulamayacağı ortaya çıkınca Alman birlikleri 1943 yılının Ocak ayı başlarında Kafkasya’dan çekilmek zorunda kalmışlardır.
1943 yılı ocak ayı ortalarına doğru daha kuzeyde Kızıl Ordu’nun giriştiği karşı taarruzlar sonucu, Don ve Donets bölgesi tekrar Rusların kontrolüne geçmiştir

Pasifik Cephesi
Başlangıçta, ABD savaşa doğrudan katılmasa da, İngiltere’ye büyük ölçüde ekonomik ve askeri malzeme yönünden destek sağlıyordu.
7 Aralık 1941’de, bir pazar sabahı, Japon uçak gemilerinden havalanan yüzlerce avcı ve bombardıman uçağı, Hawaii Adalarındaki Pearl Harbor deniz üssüne geniş çaplı bir hava saldırısı düzenledi. Japonlar bombaladıkları 8 Dretnoddan 6’sını batırdı ya da kullanılamaz hale getirdi. Uçak gemileri görev dolayısıyla seferde oldukları için bu saldırıdan etkilenmemiştir. Japonların bu hava taarruzu, her ne kadar başarılı görünse de esasen Japonya açısından büyük bir şanssızlık olarak kabul edilmektedir.
Pasifik Savaşları'nın ilerleyen aşamalarında, deniz savaşlarında hava gücünün belirleyici bir rol oynadığının kanıtlanması da göstermektedir ki, hava unsurlarını taşıyan Amerikan uçak gemilerinin zarar görmemiş olması, savaşın kaderi üzerinde yaşamsal bir rol oynamaktadır.
Yine de bu olay üzerine ABD Kongresi 8 Aralık 1941’de Japonya’ya savaş ilan etti. Kaçınılmaz olarak Japonya'nın müttefiki olan Almanya ve İtalya‘ya savaş ilan etti.
Pearl Harbor baskınıyla aynı gün, Formoza’dan kalkan Japon uçakları Filipin Adalarına yönelik bir hazırlık saldırısı başlattı. Bu adalara hemen ardından Japon birliklerince çıkartma yapılarak işgal edildi.
İzleyen aylarda Japon kuvvetlerinin ileri harekatı devam etti. Guam, Wake Adaları, Hong Kong, Malaya işgal etti. Malaya adasındaki Singapur 1942 Şubat'ında Japonların eline geçti. Japon istilası, Brunei, Saravak, Borneo, Timor, Cava, Sumatra, Selebes, Yeni Britanya, Solomon Adaları, Yeni Gine’nin doğusu, Gilbert Adaları, Andaman Adası, ve Aleut Adaları'na kadar yayıldı.
Bu başarılar Japonya'ya, Güneydoğu Asya denizlerinde kesin bir üstünlük sağlamıştır.

Batıdaki Deniz Savaşları
Akdeniz’de müttefikler, özellikle İngilizler açısından deniz hakimiyeti yaşamsal bir önem taşımaktadır. İngiliz İmparatorluğu'nun Uzak Doğu bağlantısı Akdeniz üzerinden sağlanmaktaydı. Ayrıca Kuzey Afrika'daki askeri varlığının takviyesi ve ikmali açısından da bu deniz yolunun önemi büyüktü. Ard arda uygulanan başarılı deniz operasyonları (Mers-el-Kebir Savaşı, Taranto Savaşı, Matapan Yarımadası Savaşı gibi) bu deniz yolunda İngiliz hakimiyetini sağlamış olmakla birlikte bir süre için Uzak Doğu bağlantısı Afrika kıtasının güney ucu dolaşılmak zorunda kalınarak sağlanmıştır.
Atlas Okyanusu'ndaki deniz savaşları ise, Bismarck olayı dışında, Alman denizaltılarıyla müttefik deniz ve hava güçleri arasında sürmüştür. Savaşın genel çizgisi, deniz ticaret hatlarına saldıran Alman denizaltılarıyla onları önlemeye çalışan müttefik su üstü gemileri ve uçakları arasında geçmiştir.

Kuzey Afrika Çıkarması
8 Kasım 1942'de İngiliz ve ABD güçlerinden oluşan bir görev kuvveti Fas ve Cezayir kıyılarına bir çıkarma yaptı. 6 Ağustos 1942 günü başlayan İngiliz taarruzu karşısında (II. El Alamain Savaşı), geri çekilmek zorunda kalan Rommel, bu çıkartma harekatı sonucu iki ateş arasında kalmış oluyordu.
General Montgomery komutasındaki İngiliz 8. Ordusunun ileri harekatı, Rommel'in döşemiş olduğu onbinlerce mayın dolayısıyla ağır aksak ilerleyebiliyor.
Böylece İngiliz 8. Ordusu, 13 Aralık 1942'de Tobruk’a ulaşabiliyor. 1943 yılının ocak ayı sonunda ise Libya tümüyle Rommel’in kontrolünden çıkmıştır. Artık Kuzey Afrika’da durum tümüyle kontrol altındadır.

İtalya Cephesi
Müttefikler, Kuzey Afrika’daki Alman askeri varlığını ortadan kaldırdıktan sonra İtalya'ya yöneldiler. İtalya'ya bir çıkarma yapılmasından önce Sicilya adasındaki Alman askeri gücünün de kırılması gerekmiştir.
Sicilya çıkartması 10 Temmuz 1943 günü, "Husky Harekatı" kodadıyla başlatılıyor ve adanın güney doğu sahillerine yapılıyor.
3 Eylül 1943'de Müttefikler İtalya yarımadasına çıkartma yaptılar. İtalya topraklarına Müttefik çıkarması iki noktadan yapılmıştır. General Montgomery’nin 8. Ordusu, Sicilya’dan hareketle dar Messina boğazını geçerek İtalyan çizmesinin parmak ucuna çıkmıştır.
İkinci çıkartma operasyonu olan Salerno çıkartması ise, Salerno'nun güneyindeki iki plaja, bir İngiliz, bir Amerikan kolordusu tarafından yapılmıştır. Çıkartmanın üçüncü gününde Müttefik haraketı durdurulmuş, ancak ilerleyen günlerdeki takviyeler ve ağır bombardımanlar sonucu sağlam bir köprübaşı oluşturulabilmiştir.
Aynı gün İtalya, Müttefiklerle mütareke imzaladı, fakat bu mütareke Salerno çıkarmasına kadar gizli tutuldu.
Çıkartma birlikleri esas hedefleri olan Napoli'ye harekatın üçüncü haftasında ulaşıyorlar.
22 Ocak 1944'te Müttefikler Roma’nın 40 km. güneyinde, Anzio’ya bir çıkartma daha yapıyorlar.
Çok çetin çatışmalarla geçen İtalya savaşları, 29 Nisan 1944'te İtalya topraklarındaki Alman birlikleri müttefiklere teslim olmasıyla sona ermiştir.

Stratejik Bombardıman
II. Dünya Savaşı’nın özelliklerinden biri, gerek cephede olsun, gerekse cephe gerisinde, hava unsurlarının yoğun olarak kullanılmasıdır. Cephe gerisine yönelen hava taarruzları, lojistik hedeflere yönelmiştir, silah sanayi tesisleri, destek sanayi tesisleri, enerji santralleri, petrol depolama ve rafineri tesisler, iletişim ve ulaşım hatları.
Britanya Savaşı'nın son bulması ve Doğu Seferi'nin başlamasıyla Alman hava kuvvetlerinin önemli bir bölümü Rusya'da bulunmaktadır. Dolayısıyla Alman hava kuvvetlerinin Batı'daki faaliyetleri, önleme faaliyetleri olarak kalmıştır.
Böyle olunca Stratejik Bombardıman, esas olarak Müttefik bombardıman filolarının Alman tesislerine yönelik bombardımanlarıdır. Ne var ki, zaman zaman sivil hedefler de bu bombardımana hedef olmuştur. Köln, Essen, Bremen, Hamburg gibi Alman kentlerine yoğun hava saldırıları düzenlendi.

Normandiya Çıkartması
Normandiya kıyılarında beş bölgede çıkartma yapılmıştır. Bu bölgelere Utah, Omaha, Gold, June ve Sword kodadları verilmişti. 6 haziran 1944 sabahı 5:55 de başlayan deniz ve hava bombardımanıyla çıkartma başlamış oldu.
Müttefik kayıplarının en yüksek olduğu çıkartma bölgesi Omaha kumsalıdır. Diğer çıkartma bölgelerinde, sert bir direnişle karşılaşılmasına rağmen ilerleme sağlanmış, yeterli derinliği olan köprübaşları oluşturulmuştu.
26 Haziran 1944'te yoğun çatışmalardan sonra Amerikalıların eline geçen Cherbourg, ibrenin artık müttefiklerden yana döndüğünün açık göstergesidir. Kuvvet üstünlüğü artık yerine oturmuş, işlemeye başlamaktadır. Amerikan savaş sanayii Avrupa topraklarına oluk oluk akmaktadır. Cherbourg gibi derin bir liman, büyük teknelerin bile yanaşıp yüklerini boşaltmaları için uygundur. Müttefikler için böyle bir liman, tüm kan dolaşımının ana atardamarıdır.
General Bradley’in Normandiya’daki ordular grubuna bağlı 3. Ordu’nun komutasına 1 Ağustos 1944’de general Patton atanır. Patton, müttefik ilerlemesi yönünden yeni bir soluk getirecektir.
Hitler'in giriştiği birkaç karşı taarruz ise ağır kayıplarla sonuçlanmış, başarısız girişimler olarak kalmıştır.
Müttefikler'in planları nisan ayından önce Ren’i geçmeyi öngörmemektedir ama, 7 Mart'ta Remagen Köprüsü sağlam olarak ele geçirilince iş değişir. Tam hızla bu köprüden Ren’i geçerler. Bu, savaşın gidişatını değiştirecek bir olanaktır, Müttefik tank ve topları, motorize birlikleri, Bonn’un dolayısıyla Ruhr sanayi bölgesinin hemen güneyinden bu su kanalını geçmeye başlamıştır.
Patton, 29 Mart 1945 de Frankfurt’u alıyor, 12 nisanda Amerikan 9. Ordusu Magdeburg yakınlarında Elbe Nehri'ni geçiyor. Artık Berlin’e 80 km. kalmıştır.

Avrupa'da Savaşın Sonu
Yalta_Conference.jpg
Winston Churchill, Franklin D. Roosevelt ve Joseph Stalin 1945'te Yalta Konferansı'nda

1945 yılı başlarından itibaren Alman orduları gerek Batı'da Amerikan ve İngiliz orduları karşısında, gerek Doğu'da Kızıl Ordu karşısında gerilemeye devam etmektedir. Ocak ayında Amerikan birlikleri Arden bölgesini ele geçirirken Kızıl Ordu da Vistül nehrine dayanır.
Mart ayında Müttefik kuvvetler Ren nehrini geçerek Alman topraklarında ilerlerken Kızıl Ordu da ilerlemesini sürdürür. Nisan ayı ise Nazi yönetiminin sonu olmuştur. 23 Nisan 1945 de Ruslar Berlin'e girmiş, 30 Nisan 1945 de ise Hitler intihar etmiştir. Almanlar, yarım milyona yakın bir kuvvetle Berlin'i 2 Mayıs 1945 e kadar savunurlarsa da, yoğun Rus taarruzları karşısında 150 bin kayıpla kenti kaybederler.
7 Mayıs 1945 günü General Jodl, Almanya'nın teslim belgesini imzaladı.

Japonya'nın Teslim Olması

800px-Douglas_MacArthur_signs_formal_surrender.jpg
Japonya, Tokyo Limanındaki USS Missouri gemisinde teslim oluyor.

Japonya, kendi adasına kadar geri çekilmek zorunda kalmasına, yoğun stratejik bombardımana karşın direnmesini sürdürmektedir. ABD başkanı Truman, Pasifik'teki savaşı bir an önce bitirebilmek için atom bombası kullanmaya karar verildiğini açıklar. 6 Ağustos 1945 de Hiroşima, 9 Ağustos 1945'te ise Nagasaki kentleri atom bombasıyla vurulur.
14 Ağustos 1945'te Japonya, kayıtsız şartsız teslim olmayı kabul etmiştir. Japonya'nın teslim belgesi ise 2 Eylül 1945'te imzalanmıştır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-01-11, 16:41   #3

Varsayılan C: 2.Dünya Savaşının Sonuçları



Hitler ABD'ye savaş ilan ediyor
1941, Almanya

1941 Aralık ayının ilk haftasıydı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikalıların belki de ülkelerine en sadık haftasıydı. Birçok Amerikalı Pearl Harbor olayına orduya yazılarak yanıt vermişti. Sonra da Japonya'ya savaş ilan edildi. Ancak Almanya ile ilgili bir karar çıkmadı. İşte bu yüzden Alman Führeri Adolf Hitler bazı yanlış kararlar aldı.

Ne oldu da Almanya Amerikalıları karşısına aldı? Almanya hızla Avrupa'da ilerlemiş ve Önce Polonya, sonra Norveç, Danimarka, Fransa, Yunanistan, Balkan ülkeleri derken, Batı Rusya da ele geçmek üzereydi. Bu noktada iki pürüz çıktı. Biri başarısız İngiltere saldırısı, öteki de Almanların Kuzey Afrika'daki küçük gücü Rommel'in İskenderiye'den gelen İngiliz kuvvetleri tarafından sıkıştırılmasıydı.

Rusya'daki saldırı ilerliyordu. Sovyetlerin kalbi olan Ukrayna düşmüştü. Leningrad kuşatılmış ve insanlar açlıktan ölmek üzereydi, Alman ordusu Kremlin'e yaklaşıyordu. Ancak Moskova yolundaki ordu Hitler'in emriyle kuzey Ukrayna'ya çağrıldı ve oradaki Rus ordusunun etrafı çevrildi. Sonuçta askeri tarihin en büyük toplu katliamlarından biriyle Sovyetler Birliği 700 bin asker kaybetti. Ardından Moskova'nın da düşüşüyle direniş kırılacak ve Stalin kaybedecekti.

Bunun hevesiyle Almanlar o son saldırıya geçti. Ancak Rusya'da son elli yılın en soğuk kışı başlamıştı. Alman ordusunun bu şartlar için donanımı yetersizdi. 5 Aralık'a gelindiğinde Almanlar Mançurya ve Sibirya sınırındaki Rus güçlerinin 10 bin km. uzakta olduğunu düşünüyordu. Ama güçlü ve iyi eğitimli Sibirya ordusu Moskova'yı kurtarmak üzere gelmişti.

Japon uçaklarının Pearl Harbor'u bombaladığı gün Sibirya ordusunun birlikleri de Moskova'da Almanları durduruyordu.

Şimdi İkinci Dünya Savaşı'nın kaderini değiştiren başarısız planlara bir bakalım. Savaştan önce Almanya ve Japonya görüşme yapmıştı ve Japonya Pasifik'teki Fransız-İngiliz birliğine karşı bir müttefik arıyordu. Hitler de Japonları yanında savaşa sokup Rusya'ya Sibirya'dan saldırtmak istiyordu. Japon ordusundan da bu fikre sıcak bakanlar vardı. Ancak Stalin bu planları öğrenmişti. O yüzden Almanlar saldırır saldırmaz Sibirya birliklerini harekete geçirmişti.

Rusya'ya karşı saldırı başlatılır başlatılmaz Alman Dışişleri Bakanı Japonlara Sibirya'nın alınmak için onları beklediğini bildirdi ama Japon tarafında sessizlikle karşılandı. Japonlar Pearl Harbor planıyla meşguldü. Hemen hemen tüm Alman Genelkurmayı, Japonya'nın ABD ve İngiltere'ye saldırdığını duyunca şaşırdılar. En azından İngiltere'ye saldırmaları ilginç bir haberdi. Bu, İngiltere'nin kaynaklarını bir savaş için daha parçalayacağı anlamına geliyordu. ABD'ye gelince, Alman subayları nefeslerini tuttu.

ABD hala olaylardan uzak kalma duygusu içindeydi ve savaşın dışındaydı. Amerikalılar İngiltere'ye ve Sovyetler'e yapılan anlaşmalar çerçevesinde bazı desteklerde bulunuyordu. Bir ay önce Amerikan birlikleri İzlanda'ya çıkmış, Almanlar ve Amerikalılar karşılaşmış ancak ABD hala işin içine pek girmemişti.

Hitler'in danışmanlarının Japon saldırısına tepkisi farklı farklıydı. Japonların Rusya'ya saldırmamasından duyulan bir rahatsızlık vardı. (Aslında sonraki on yılda Japonlar Ruslarla diplomatik ilişkileri geliştirmişti.) Almanlar Pearl Harbor saldırısını Amerikalıların Almanya'ya da savaş açmak için bahane olarak kullanmasından korkuyorlardı.

Ardından 11 Aralık'ta Hitler ABD'ye savaş ilan etti.

Bu sefer Hitler'in danışmanları şaşkınlık içindeydi. Neden ABD'ye savaş ilan etmişlerdi ki? Rusların işinin hala bitmemiş olduğu ortadaydı, İngiltere'nin hala bir çobana ihtiyacı vardı ve Japonların da güvenilmez bir müttefik olduğu belli olmuştu. Japonlar Rusya'ya saldırmayı reddediyorlardı. Bu da Sibirya ordusunu serbest bırakmak demekti.

Anlaşmaları bir zamanlar yırtıp atan Hitler, Almanya ve Japonya arasında bir dostluk anlaşması olduğunu ve Almanya'nın Japonya'yı ABD'ye karşı desteklediğini açıkladı. Japonların San Francisco'da yapılacak bir anlaşmayla istediklerini yaptıracakları kehanetinde de bulundu.

Hitler'e Amerikalıların Birinci Dünya Savaşı'ndaki rolü, özellikle Fransızlara ve İngilizlere yaptıkları sınırsız yardım hatırlatıldı. Ayrıca Almanya'nın ABD'ye saldıracak yeterli donanımı yoktu. ABD yıllardır oturup güçlü bir donanma yarattıysa onunla başa çıkmak zor olacaktı.

Danışmanları Amerikan propagandasının etkisinde kalınca Hitler öfkeyle karşı çıktı. Japonlar ABD'nin zayıf yönünün farkına varmış ve bunu kullanıyordu. ABD de Museviler yüzünden "bozulmuş"tu. Artık Amerikan halkını yola getirmenin zamanı gelmişti.

Ancak Hitler'e Moskova'daki durumun kötüye gittiği anlatıldı. Hitler bunun geçici bir durum olduğunu söyledi ve orduyu geri çekip baharda daha güçlü bir şekilde saldırma fikriyle dalga geçti.

Sert, kesin ve tartışmasız bir şekilde Sibirya ordusuna karşı savaşılmasını emretti.

Sonraki bahar Almanya gerçekten de yeni birliklerle saldırdı ancak 1941'deki ordu kadar güçlü eğildi. Wehrmacht kışın bir milyondan fazla kayıp vermişti. Leningrad'ı kuşatıp Moskova'yı alacak güçleri kalmamıştı. Ukrayna'nın kontrolü de elde tutulamıyordu. Bu arada Kuzey Afrika'da da Alman askerleri vardı.

Rusya'da savaşa devam edip ABD'ye savaş ilan etmek o zaman için iyi bir fikir gibi görünmüş olabilir, ancak bir fiyaskoyla sonuçlanmıştı. 3 Eylül 1939 da İngiltere ve Fransa'nın Polonya'yı işgal edenAlmanya'ya savaş ilan etmesiyle başladı. Al­manya, İtalya ve Japonya'nın oluşturduğu Mihver Devletleri ile Fransa, İngiltere, ABD ve SSCB'nin oluşturduğu Müttefikler dünya­nın hemen her bölgesinde savaştı. II. Dünya Savaşı topyekûn bir savaştı, yani savaşa giren bütün ülkelerin tüm kaynakları ve insan gücü savaş için kullanıldı. Askerlerin yanı sıra milyonlarca sivil insan öldürüldü. Savaş Por­tekiz, İspanya, İsveç ve İsviçre dışında bütün Avrupa'ya yayıldı. ABD, deniz filosunun Japon uçaklarınca bombalanması üzerine Aralık I941'de savaşa katıldı. II. Dünya Savaşı Eylül 1945'te bitti. Bu savaşın sonuçla­rından dünyanın pek az bölgesi kendisini kurtarabildi. Almanya'da Adolf Hitler'in dik­tatörlüğü, büyük can kayıpları ve büyük acılar pahasına yıkılabildi. Savaşın sonunda, SSCB ve bazı Doğu Avrupa ülkeleri yeni topraklar kazanırken. Japon ve İtalyan imparatorlukla­rı yıkıldı.

Savaşın Nedenleri

I. Dünya Savaşı'nın sonunda Almanya yenil­miş ve ağır koşullar içeren bir antlaşma yapmak zorunda bırakılmıştı. Almanlar, 1919'da imzalanan Versay (Versailles) Ant-laşmasf nın haksız maddeler içerdiğini ve ye­niden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünü­yorlardı. 1920'lerde büyük ekonomik güçlük­lerle karşı karşıya kalan Almanya'da 1933'te Adolf Hitler önderliğindeki Naziler iktidara geldi. Hitler, bir yandan Versay Antlaşması' nın geçersiz sayılmasına çalışırken, öte yan­dan da silahlı kuvvetlerini yeniden toparladı.
1919'da barışı korumak ve uyuşmazlıkları çözümlemek amacıyla kurulan Milletler Ce­miyeti, bu görevleri yürütebilmek için gerekli olan yaptırım gücünden yoksundu. ABD bu örgütün dışında kaldı; öbür üyeler arasında da kararlara uymayan devletlere karşı zor kullanma konusunda görüş birliğine varılama­dı. Bu sorun, 1931'de Japonya'nın protestola­ra aldırmayarak Çin'in Mançurya bölgesini ele geçirmesiyle iyice açığa çıktı. Japonya 1930'lar boyunca gücünü artırdı. 1935'te faşist Benito Mussolini yönetimindeki italyanlar,
Etiyopya'yı işgal ettiler Milletler Cemiyeti bu kez de etkin önlemler alamadı.
Bu zayıflıktan yararlanan Hitler, 1936 Mart'ında Almanya'nın Ren Irmağı'nın batı­sında kalan topraklarına askeri birliklerini gönderdi. Oysa 1925'te Almanya ile Milletler Cemiyeti arasında yapılan anlaşmaya göre bu bölgede hiçbir devlet asker bulunduramaya­caktı. Milletler Cemiyeti bu konuda da pro­testolar dışında yaptırım uygulayamadı. Ar­dından İtalya ve Almanya, İspanya'daki iç savaşta cumhuriyetçi yönetime karşı faşist General Francisco Franco'nun saflarında sa­vaşmak üzere asker gönderdi; böylece yeni silah ve uçaklarını da denediler. Yeni toprak kazanından ve dünya egemenliği için Alman­ya, İtalya ve Japonya, Berlin-Roma-Tokyo Mihveri diye adlandırılan bir ittifak kurdular. Bu yüzden bu ülkeler Mihver Devletleri adıyla anıldı.



1937'de Japonya, Çin'e karşı topyekûn bir savaş başlattı. Bir yıl sonra Almanya, Avus­turya'yı işgal etti; ardından da Çekoslovakya' da Alman asıllıların çoğunlukta olduğu Südet bölgesi üzerinde hakkı olduğunu ileri sürdü. İngiltere ve Fransa, Çekoslovakya'yı Hitler'in bu isteğine boyun eğmesinin yararlı olacağına inandırdı ve Eylül 1938'de yapılan Münih Antlaşması'yla bölge Almanya'ya bırakıldı. 6 ay sonra Hitler başkent Prag'ı bombalayaca­ğını söyleyerek gözdağı verince Çekoslovakya Almanya'nın boyunduruğuna girdi.
Almanya'nın sonraki kurbanı I. Dünya Savaşı'nın ardından bağımsız bir devlet olarak yeniden kurulan Polonya'ydı. İngiltere ve Fransa bu kez Alman saldırısına karşı Polon­yalılara yardım edecekleri konusunda kesin güvence verdiler. Almanya, Polonya'ya saldı­rınca da II. Dünya Savaşı başlamış oldu.

Savaş Teknolojisi

Karadaki çarpışmalarda çoğunlukla, saldırı gücü olan taraf kazançlı çıktı. Bu savaşta kullanılan tanklar ve savaş uçakları I. Dünya Savaşı'nın etkili savunma yöntemleri sayılan istihkâm ve siperleri rahatlıkla aşabiliyordu.
Denizde ise düşmana görünmeden saldıra-bilen denizaltılar torpilleriyle I. Dünya Sava­şı'na göre çok daha tehlikeliydi. Buna karşı­lık, zırhlı savaş gemileri daha az önem taşıdı. Bu gemilerin 24 km uzaktaki hedefleri vurabi­len büyük toplan, uçaklardan ve uçak gemile­rinden gönderilen bomba ve torpillerden ko­runmaya yetmiyordu, j Daha çok denizden karaya yapılan çıkarmalarda, uçakların ve savaş gemilerinin bombardımanıyla destekle­nen özel çıkarma gemileri kullanıldı. İyice kıyıya yanaşan bu gemilerin açılabilen kapak­larından birlikler, tanklar, toplar ve kamyon­lar karaya çıkarılabiliyordu.
Radarın bulunması j gemilerin ve savaş uçaklarının gözle görünmesinden çok önce saptanabilmesini sağladı; daha sonra da bom­bardıman uçaklarının Sedeflerini bulmasına yardım etti (bak. Rada|0- Bu savaşın özellik­lerinden biri de bombardımanın neden oldu­ğu ağır can kayıpları jve yıkımdı. Yalnızca orduların bulunduğu yarler, gemiler ve hava­limanları değil Londrp, Hamburg, Berlin, Köln, Dresden gibi büyük kentler de yoğun bir biçimde bombalandı ve sivil halktan pek çok insan öldü. Savaşır son ayında Hiroşima ve Nagasaki kentlerine atılan iki atom bom­basının yol açtığı korkunç yıkım Japonya'yı teslim olmaya zorladı . Roketler ve güdümlü füzeler ilk kez bu savaşta kullanıldı. Almanlar. Avrupa kıyı­larından İngiltere'yi bombalamak için önce "uçan bomba"ları (Vlıve sonra gelişkin V2roketlerini yaptılar. Japonlarin Çin'deki bazı uygulamaları dışında bu savaşta zehirli gazlar kullanılmadı

Avrupa'da Savaş Başlıyor

Almanya Ağustos 1939'da SSCB ile 10 yıl geçerli olacak bir saldırmazlık paktı imzala­dıktan sonra. 1 Eylül'de Polonya'ya girdi. İngiltere ile Fransa sözlerini tutarak 3 Eylül' de Almanya'ya savaş ilan etti. Avusturya, Kanada ve Güney Afrika'nın da aralarında bulunduğu başka ülkeler de İngiltere ve Fransa'nın yanında yer aldı. Ama Müttefik­ler. Alman kara ve hava güçlerince hızla işgal edilen Polonya'ya yardım edemedi. 17 Ey­lül'de SSCB de doğudan Polonya'ya girdi. Polonya teslim oldu. 80 bin kadar Polonya askeri mücadeleyi sürdürmek amacıyla önce Romanya'ya daha sonra da Fransa'ya giderek burada toplandı.



Ekimde SSCB, olası bir Alman saldırısına karşı batıda "tampon devletler" oluşturmak amacıyla, üç Baltık ülkesini, Estonya, Le-tonya ve Litvanya'yı işgal etti. Ardından SSCB, Finlandiya'dan birliklerine Finlandiya topraklarına girme hakkının verilmesini iste­di. Finlandiya SSCB'nin koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.
Bunlar olurken batı oldukça hareketsizdi. Fransa, Alman sınırında Maginot (Majino) Hattı adıyla anılan savunma hattını kurdu. Kuzeydeki İngiliz birlikleri, Belçika'nın sava­şa girmemesi nedeniyle Almanlar'la hiç karşı­laşmadı.
1940 Nisan'ında Almanlar, Norveç'e saldır­dı. Amaçları denizaltıları için üsler kurmak ve İsveç'in kuzeyindeki madenlerden çıkartıla­rak denizyoluyla Norveç'in Narvik limanına getirilen demire el koymaktı. Alman birlikleri gemilerle geldi ve bir bölümü hiçbir engelle karşılaşmaksızın Norveç kıyılarına çıktı. Bir bölümü de İngiliz deniz güçleriyle, iki tarafın da eşit kayıplar verdiği sert çatışmalara girdi. Ama Almanlar kısa sürede Norveç'te Mütte-fikler'in asker çıkarma girişimlerini önleyebi­lecek hava üsleri kurdular. Norveç 9 Hazi-ran'da teslim oldu. Almanlarin nisanda sal­dırdığı Danimarka da pek az direnebildi.
10 Mayıs 1940'ta başlayan Alman saldırısı, kısa sürede Belçika. Hollanda ve Lüksem­burg'un işgaliyle sonuçlandı. Yardıma gelen İngiliz ve Fransız orduları da püskürtüldü. 13 Mayıs'ta Sedan'da Alman tankları Meuse (Maaş) Irmağı'nı geçti ve Fransa'nın içlerine doğru ilerledi. Hollanda 14 Mayıs'ta teslim oldu. Alman tankları kuzeye, kıyıya doğru ilerledi ve geri çekilen Müttefikler'in önünü kesti. Belçika 27 Mayıs'ta teslim oldu.
Belçika'da sıkışıp kalan İngiliz ve Fransız birlikleri büyük kayıplar verdi. İngiliz deniz güçlerinin yardımıyla Dunkerque kıyılarından 346 bin kadar Müttefik askeri kurtarıldı; ama silah, araç ve gereçler geride bırakıldı.



14 Haziran'da Almanlar Paris'e girdiler, 22 Haziran'da da Fransızlar ateşkes antlaşmasını imzaladılar. Alman güçleri Kuzey Fransa'yı ve bütün Atlas Okyanusu kıyılarını işgal etti. Mareşal Henri Philippe Petain (1856-1951) Vichy'de Almanlarin denetiminde bir hükü­met kurdu. İngiltere'de bulunan General Charles de Gaulle (1890-1970) savaşın sonuna kadar varlığını koruyan Özgür Fransa Hareketi'ni kurarak işgalcilere karşı direnişe geçti. İngiltere'de ayrıca "özgür" Polonya, Norveç, Belçika. Hollanda ve Çek askeri birimleri de oluşturuldu.
Hitler bir sonraki hedef olarak İngiltere'yi seçti. Alman hava kuvvetleri Güney İngilte­re'deki havaalanlarını ve limanlarını her gün bombalamaya başladı, ingilizler'in kesin dire­nişiyle karşılaşan Almanlar, ardından Lon­dra'yı ve İngiltere'nin iç bölgelerindeki kent­leri de bombaladı. Bu baskınlar pek çok sivilin ölümüne ve büyük zarara yol açtı. Buna karşılık İngiliz hava kuvvetleri de Fran­sa ve Belçika limanlarında askerleri Manş Denizi'nden geçirmek üzere toplanmış Al­man gemilerini batırdı. İngiltere göklerinde Ağustos-Ekim 1940 arasında yapılan üstünlük savaşından sonra, Alman hava saldırıları gece bombardımanlarına dönüştü; 1941 ortalarına kadar İngiltere'deki kentler yoğun hava akın­larının hedefi oldu. Haziran 1940'tan sonraki bir yıl içinde yaklaşık 43 bin sivil yaşamını yitirdi; 50 bin kişi ağır yaralandı.

Kuzey Afrika Seferi

10 Haziran 1940'ta İtalya, Almanya'nın ya­nında savaşa girdi. Kuzey Afrika'daki Berka (Sirenayka) ve Libya o zamanlar İtalya'nındı. Bu bölgeler daha sonra Libya Krallığı oldu.
1940 sonbaharında İtalyanlar. Somali'nin İngiliz egemenliğindeki bölümünü ele geçirdi­ler; ama izleyen kış Wa|velTin askerleri bölge­yi ve ayrıca Eritre ile İtalyan Somalisi'ni aldılar. Sudan'dan hareket eden İngiliz ve Sudan birlikleri Etiyopya'ya girdi ve İtalyanlar'ı teslim olmaya zorladı.
Asıl savaş yeri ise plil Irmağı ile Tunus arasında kalan Batı Çölü'ydü (Batı Çölü, Libya Çölü'nün Mısır ]sınırları içinde kalan bölümüdür). İtalyanlar 1940 sonbaharında Libya'dan girerek Mısır'ı işgal ettiler; ama aralık ayında henüz Nil Urmağı'na ulaşamadan VVaveH'in komutasındaki birlikler tarafından durduruldular. Çarpışmalar sonunda İtalyan­lar Bingazi'nin ötesine; püskürtüldü.



1941'de durum dahal da kötüleşti. Yugos­lavya zorlu bir Alman saldırısından sonra çöktü. Böylece Almanya buradaki güçlerini 1939'da Arnavutluk'u işgal eden ve 1940 Ekim ayından beri Yunanistan'da savaşan ama başarılı olamayan İtalyanlar'ın yardımına gönderdi. İngilizler, Yunanistan'a yardım edebilmek için birliklerini Batı Sahradan çekmek zorunda kaldılar. Ne var ki, İngiliz Uluslar Topluluğu birliklerinin yardımına karşın Yunanistan yenikli ve 1941 Nisan'ında teslim oldu. Ardından,! mayısta Girit de Al­manlar'ın eline geçti. Bir sırada Irak, İran ve Suriye'de sorunlar çıktığı için Müttefikler güçlerinin bir bölümünü bu bölgeye gönderdi. Bu gelişmeler Batı Çölt'ndeki İngiliz güçleri­ni zayıflattı. Kızıldeniz kıyısında bulunan (bugün Etiyop­ya'nın bir parçası) Eritre ve Somali'nin bir bölümü de İtalya'nın yönetimindeydi. Etiyopya, 1935'te İtalyan birliklerinin işgali altına girmişti. İtalya'nın bölgedeki güçleri, ana üssü Mısır'da olan General Sir Archibald Percival VVavell komutasındaki İngiliz Uluslar Topluluğu güçlerinden çok daha üstündü. Mihver güçleri ise General Lrwin Rom mel (1891-1944) komutasındaki Alman birlikleri­nin Trablusgarp ve Trablusşam'a gelmesiyle güçlenmişti. 1941 Nisaninda Alman tankları ve mekanize piyadeleri doğuya, Mısır sınırına gönderildi. Kasımda Almanlari geri püskürt­mek için yapılan girişim kısmen başarılı ola­bildi ve Rommel 1942'de yeniden saldırdı. Kı­yıda. Tobruk kentindeki garnizon teslim ol­du. Temmuzda İngiliz Uluslar Topluluğu güç­leri İskenderiye'ye yalnızca 10 km uzaklıktaki bir savunma hattına çekilmek zorunda kaldı. Mısırin düşmesi. Hindistan yolunun Almanlar'a açılması demekti.



Ağustos sonunda bir kez daha saldıran Rommel, İngilizlerin General Bernard Montgomery komutasındaki 8. Ordu'su tara­fından püskürtüldü. İngilizler'in ekimde baş­lattığı saldırı, el-Alameyn zaferiyle sonuçlan­dı. Bundan sonra Almanlar ve İtalyanlar, Ba­tı Çölü boyunca gerilediler; Ocak 1943'te 8. Ordu Tunus'a girdi

Almanya SSCB'ye Saldırıyor

Hitler'in SSCB ile 1939'da yaptığı saldırmaz­lık paktının asıl amacı, Almanya'nın aynı an­da hem batıda, hem doğuda savaşmak zorun­da kalmasını önlemekti. 1940'ta Alman ordu­ları Fransa'yı çökertip İngilizler'i Avrupa'dan sürünce Hitler. SSCB'ye saldırmaya karar verdi. Hızlı bir harekâtla SSCB üzerinden Or­tadoğu'ya inmeyi tasarlamıştı. SSCB'ye saldı­rı Napolyon'un 1812'deki başarısız Rusya se­ferinden bir gün önce 22 Haziran 1941'de baş­ladı. Finlandiya, Bulgaristan, Macaristan ve Romanya da SSCB'ye savaş açtılar. Savaş başlangıçta Almanlar için oldukça olumlu ge­lişti. Almanlar sonbaharda Leningrad kenti­ne, aralık ayında da Moskova'nın banliyöleri­ne ulaştılar. Daha güneyde de Don Irmağı ağ­zındaki Rostov kentine ulaştılar, ama kış gel­diğinde Alman birlikleri yorulmuş, savaşma güçleri azalmıştı.



Ardından SSCB'nin karşı saldırısı başladı. Hitler'in tasarılarında bu harekâtın kış gelme­den tamamlanması öngörüldüğü için, Alman askerlerinin giysileri soğuk kış günlerine uy­gun değildi. Büyük kayıplar verdiler ve SSCB'nin içlerinde tutunabilmelerine karşın başlangıçtaki güçlerini bir daha kazanama­dılar.
1942'de Hitler, Karadeniz ile Hazar Denizi arasında bulunan Kafkasya petrol yataklarını ele geçirmeyi hedefledi. Bir Alman ordusu ağustosta Maykop'taki petrol merkezine ulaş­tı. Daha kuzeydeki Stalingrad kentine yönelik saldırıları ise başarısız oldu. SSCB birlikleri kenti sonuna kadar savundu ve kış bastırınca karşı saldırıya geçtiler. 250 bin kişilik Alman ve Romanya birliklerini kuşattılar ve Şubat 1943' te bu birlikler teslim oldu. SSCB'nin II. Dünya Savaşı'nın bu en büyük kara çarpışmasındaki başarısı Almanlari, Kafkasya'dan çekilmek zorunda bıraktı. 1943 yazı başlarken SSCB orduları Almanlari geri sürdü ve 1944 başın­da Polonya'ya, çok geçmeden de Romanya'ya girdi. Bu savaşta SSCB büyük yıkıma uğradı ve yaklaşık 20 milyon insanını yitirerek II. Dünya Savaşı'nda en çok can veren ülke oldu.

ABD Savaşa Giriyor

ABD savaşta tarafsız kalmasına karşın İngil­tere'ye destek sağlıyordu. Örneğin, 194()'ta ABD, deniz kuvvetlerinin 50 destroyerini İn­giltere'ye ödünç vermişti.
7 Aralık 1941'de pazar günü sabah saatle­rinde, Japon uçak gemilerinden havalanan 360in üzerinde savaş uçağı, Havvaii Adalan'ndaki Pearl Harbor deniz üssünde bulunan ABD savaş gemilerine saldırdı. Japonlar bombaladıkları sekiz savaş gemisinden altısını batırdı ya da çalışamaz duruma getirdi; ama üssün kendisi pek zarar görmedi. Uçak gemi­leri o anda başka bir yerde olduğu için bu Tayland'dan geçerek Birmanya'yı da işgal etti ve oradaki İngiliz birliklerini Hindistan'a çekilmek zorunda bjraktılar. Güneydoğu Asya'da kurdukları ütlerden Avustralya'ya hava saldırıları düzenlediler.Batıdaki Deniz Savaşları
Savaş başladığında İıfgiltere ve Fransa'nın güçlü donanmaları vardı. Alman donanması ise, daha küçük olmakla birlikte, modern ve etkiliydi. Uçak gemisi jyoktu. ama güçlü savaş gemileri ve hızla artar| denizaltı gücüyle tica­ret gemilerine büyük zararlar verebiliyordu.



Akdeniz'de İngiliz ileniz gücünün üstünlü­ğü sayesinde, asker erzak taşıyan düşman gemileri batınlarak Kuzey Afrika harekâtına yardımcı olundu. Ne vjar ki. İngiliz donanması da Alman denizaltılaaının ve kıyıda üslenmiş savaş uçaklarının saldırılarıyla ağır kayıplar verdi. Düşman uçaklarının yarattığı tehlike saldırıdan kurtuldu. Bu olay üzerine ABD Kongresi, 8 Aralık 1941'de Japonya'ya, üç gün sonra da Almanya ve İtalya'ya savaş ilan etti.
PearI Harbor baskınıyla aynı gün, Formo-za'dan kalkan Japon uçakları Filipin Adala-n'na saldırdı. Bu adalar daha sonra Japon bir­liklerince işgal edildi. General Douglas MacArthur komutasındaki ABD ve Filipin güçleri yenildiler ve bölgeyi boşaltmak zorun­da kaldılar. Japonlar 1942 Mayısinda Filipin­leri ele geçirdiğinde 36 bin kadar asker ve 25 bin sivili esir aldılar. Japonlar, saldırılarını sürdürerek ABD'den Guam ve Wake adaları­nı, İngiltere'den de Hong Kong'u aldılar. Ja­pon askerleri Tayland üzerinden hareketle Malaya'yı da işgal etti ve yarımadanın alt bö­lümlerine, Singapur'a doğru ilerlediler; Sin­gapur 1942 Şubatinda teslim oldu. Daha son­ra, Saravak, Brunei, Borneo, Timor, Cava, Sumatra, Selebes, Yeni Britanya, Solomon Adaları, Yeni Gine'nin doğusu, Gilbert Ada­ları. Andaman Adası ve Aleut Adaları da Ja­ponya'nın eline geçti. Buraları savunmaya ça­lışan Müttefik deniz güçleri büyük kayıplar verdi, askerlerinin pek çoğu öldü ya da esir edildi.
Bu saldırılar sonucunda Japonya, Güney­doğu Asya'nın denizden ulaşımını denetleyen adaları ele geçirdi. Japonlar Ayrıca Çinhindi ve leri Batı Çölü'ndeki sai Cebelitarık Boğazı ve yerine, çoğunlukla Ümit Burnu ve Süveyş Kanalı yolunu izleye­rek sağladılar.Durmaksızın bom yalanan Malta yalnızca denizaltılar ve küçül< gemilerce kullanılabili­yordu. Bu yüzden İn şilizler'in ana deniz üssü Mısır'da, İskenderiye'deydi. Zaman zaman Alman savaş gemiler Müttefik ticaret gemile­rine saldırmak üzerelAtlas Okyanusu'na açılı­yordu. Daha sonra <!a ticaret gemisi görünü­münde, silahlandırıl niş gemiler göndermeyi sürdürdüler.ve başka Alman kentlerine yoğun hava saldı­rıları düzenlendi. Başlangıçta bombalar tam hedefi bulamı­yordu. Ama daha sonra, özel olarak eğitilmiş havacıların kullandığı keşif uçakları geliştiril­di. Bunlar radar yardımıyla hedefi buluyor ve tam üzerindeyken bulutların arasından bile görülebilen parlak işaret fişekleri atarak yeri­ni belirliyordu. Bombardıman uçakları da fi­şeklerle belirlenen bu yerlere bombalarını bı­rakıyordu.
Belli başlı hedefler çelik üretim alanları, sa­vaş gereçleri yapılan fabrikalar, limanlar, pet­rol rafinerileri ve demiryollarında yükleme yapılan merkezlerdi. Hava saldırısını yürüten güçler ağır kayıplar verdi; uçaksavar toplarıy­la birlikte gece savaşan uçakların da saldırısı­na uğradılar. İngiliz hava kuvvetleri hava akınlarını genellikle gece düzenliyordu. 1942 sonuna doğru, İngiltere'deki havaalanların­dan havalanan ABD bombardıman uçakları da bu akınlara katıldı. 1944'e kadar sürekli gelişme gösteren ABD hava kuvvetlerinin gü­cü İngilizler'inkini aştı. Büyük gruplar oluştu­rarak uçan ağır bombardıman uçakları, avcı uçakları eşliğinde uzun menzilli gündüz saldı­rılarında da bulundu.

Büyük Okyanus'taki Savaşlar

Avustralya ve Yeni Zelanda güçlerince des­teklenen ABD güçleri Büyük Okyanus'ta Ja­ponlar'ın eline geçen bölgeleri geri almak gö­revini üstlendi. Japonlar'ın Hint Okyanusu' nu geçerek Vichy Fransa'sının yönetimindeki Madagaskar Adası'nı almasından ve Mütte­fiklerin Ortadoğu'ya araç gereç sağladıkları yolu kesmesinden korkulduğu için bir İngiliz birliği de Mayıs 1942'de adaya çıktı ve kasım­da tüm adayı ele geçirdi.
Büyük Okyanus'un güneybatı bölgeleri ABD ile Japon deniz kuvvetleri arasında ya­pılan birkaç önemli deniz savaşı sonunda geri alındı. 1942 Mayısinda Yeni Gine'de bir li­manı ele geçirmekle görevli birlikleri taşıyan Japon savaş gemileri, Avustralya ile Yeni Kaledonya arasında yer alan Mercan Denizi'nde ABD güçlerinin saldırısına uğradı. İki taraf da yaklaşık olarak eşit kayıplar verdi, ama Ja­pon gemileri geri dönmek zorunda kaldı. Bu savaş, uçak gemilerinin düşman gemilerini hiç görmediği yeni tür deıiz savaşlarının ilkiydi.
ABD Japonlari Gı adalcanal ve Solomon adalarından çıkarttı, Avustralya ve ABD bir­likleri 1943 başlarındaj Papua'yı, uzun çarpış­malardan sonra da 1044 Haziraninda Yeni Gine'nin tümünü geri aldılar. ABD güçleri bir adadan öbürüne il :rlerken, bir yandan da buralara Japonya yakınlarındaki düşman üs­lerine saldırılar düzen emek üzere havaliman­ları yaptılar. ABD Fjaziran 1944'te Saipani ve Mariana Adaları'nl ele geçirdi. Japon filo­su adayı savunurken ı|çak gemilerinden çoğu­nu ve 450 dolayında savaş uçağını yitirdi. Bu bölgenin alınmasıyla", ABD'nin adalardan kalkan ağır bombardıman uçakları Japonya' ya kadar ulaşabildi.
Ekimde ABD birlikleri Filipinler'de Leyte Adası'na çıktı. Japonya yeni çıkarmaları önle­mek için geri kalan bütün savaş gemilerini bölgeye gönderdi. A/ın sonunda Leyte Kör­fezi Deniz Savaşı'nc a Japon donanmasının büyük bölümü yok edildi. Bu, II. Dünya Sa-vaşı'nın en büyük demiz çarpışmasıydı. Ocak 1945'te General MacArthur komutasındaki ABD birlikleri Filipin'in en büyük adası olan Luzon'a çıktı ve martta başkent Manila alın­dı. Bu sırada Avustrjalya ve Hollanda güçleri de Borneo'yu ele geçirdi.
1945 Şubatinda, Amiral Nimitz komutasın­daki ABD güçleri, Tokyo'nun 1.200 km güne­yinde yer alan Bonjjn ya çıktı. İvoşima'da zorlu çarpışmalar oldu ve büyük kayıplar verildi. 25 gün süren savaş so­nunda 20 bin ABD denizcisi öldü ve Japon garnizonunun neredeyse tamamı yok edildi. Bunu, 1945 Nisan'ında Ryu-Kyu Adaların­dan Okinava'ya yönelen saldırılar izledi. Ja­ponlar gene güçlü bir savunma yaptılar. Bu kez Müttefik gemilerine kamikazelerle (inti­har uçakları) saldırdılar. Bunlar, güçlü patla­yıcılar yüklü, tek pilotlu ve doğrudan gemile­re çarpan uçaklardı.Bu dönem boyunca ABD ve İngiliz denizal­tıları Japon ticaret gemilerine saldırdılar, ABD uçakları da Japonya'nın çevresine ma­yın döşedi. Böylece Japon ticaret filosunun büyük bölümü batırıldı ve Japonya'nın savaşı uzun süre sürdürmesi olanaksızlaştı.
1944'te, General Orde VVingate'in birlikleri Birmanya'nın içlerine kadar ilerledi. 1945 Mart'ında İngilizler Mandalay'ı ele geçirdi, ABD'nin yönetimindeki Çin ordusu da Bir­manya Karayolu'na ulaştı. Mayısta İngilizler Rangun'a girdi. Japonlar artık yalnızca belirli yerlerde direnebiliyorlardı.

Müttefikler Fransa'ya Giriyor

Fransa'nın kurtarılması için, daha çok ABD, İngiliz ve Kanada birliklerinden oluşan Müt­tefik güçleri 1944 Mayıs'ında İngiltere'nin gü­ney kıyılarında toplandı. Ayrıca bu birlikleri denizin öbür kıyısına götürmek üzere 4.000 gemi ve çıkarma aracı ile bunları korumak için savaş gemilerinden oluşan bir filo da ha­zırdı. Avrupa'nın geri alınması için oluşturu­lan Müttefik güçlerin başkomutanı General Eisenhower'diAlmanlar Müttefikler'in Dover Boğazı'ndan saldıracaklarını sanıyorlardı. Oysa çıkar­ma, Cherbourg ile Le Havre arasında yer alan Normandiya kıyısında başladı. 6 Haziran'da paraşüt birlikleri, bombardıman uçakları des­teğinde askerler ve tanklar gemilerden kıyıya çıktı. Almanlar kıyıya engeller ve mayınlar yerleştirmişlerdi, ama akşama doğru General Montgomery'nin komutasındaki 85 bin asker kıyıya ulaşmayı başardı. Müttefikler'e benzin ikmali kanalın öbür ucundan, denizaltından döşenen bir boruhattıyla yapıldı. General Rommel'in komutasındaki Almanlar sonunda gerilemek zorunda kaldılar.12 Haziran'da Almanlar Londra'yı uçan bombalarla (VI) bombalamaya başladılar. Bunlar, ucunda 1 ton patlayıcı taşıyan ve düz gidebilmeleri için otomatik pilotla yön­lendirilen küçük, jet motorlu araçlardı. Ku­zey Fransa'daki rampalardan (kalkış pisti) ha­valanıyorlardı. 30 Ağustos'a kadar 8.500'ü aş­kın uçan bomba atıldı. Pek çoğu İngiliz savaş uçakları ve uçaksavar toplarınca yok edildi; ama 2.000 kadarı Londra ye çevresine ulaşa­rak 6.000 kişinin ölümüne ve 40 bin kişinin yaralanmasına yol açtı.20 Temmuz'da Alman suikastçiler, içindebomba bulunan bir dosya çantasını toplantı yaptığı yapıya bırakarak Hitler'i öldürmek is­tediler. Bomba Hitler'i yalnızca yaraladı ve girişim sonuçsuz kaldı. Bunun üzerine sui-kastle ilgili olan ya da Hitler'e karşı olduğu düşünülen pek çok kişi ölüm cezasına çarptı­rıldı. Bu olaya karışan Rommel de kendini zehirledi.
Müttefikler Caen dolayındaki zorlu çarpış­malardan sonra, Normandiya'da, ilk ele ge­çirdikleri bölgeden çıkmayı başardılar. Al­manlari Kuzey Fransa boyunca batıya doğru sürdüler. Paris 25 Ağustos 1944'te kurtarıldı ve eylülün ortasında Dijon yakınlarında, ço­ğunluğunu 5 Ağustos'ta Fransa'nın Akdeniz kıyılarına çıkan Özgür Fransız Kuvvetleri'nin oluşturduğu, öbür Müttefik güçleriyle buluş­tular.
Eylülde General Eisenhovver, Fransa'daki Müttefik kuvvetleri komutanlığına getirildi. ABD birlikleri güneye, İngiliz ve Kanada or­duları ise Belçika'ya ilerledi. Müttefik gene­rallerin en başarılılarından biri de ABDİi George S. Patton'du. 17 Eylül'de Müttefikler Ren üzerinde bir geçit elde etmek için Arn-hem'de ırmağın doğusuna havadan indirme yaptı; ama sert çarpışmalardan sonra geri çe­kilmek zorunda kaldılar.Müttefiklerin ilerleyişi şubatta da sürdü. Alman tanklarının çoğunluğu doğu cephesine gönderilmişti. Martta Reni geçen Müttefik­ler, Almanya'ya doğru hızla ilerledi; Alman güçlerini yararak Hollanda'ya girdi.
Nisan 1945'te ABD güçleri Leipzig, Chem-nitz (bugünkü Karl-Marx-Stadt) ve Münih'i aldı; Elbe Irmağı üzerindeki Torgau'da SSCB birlikleriyle buluştu. Daha kuzeyde Montgo-mery'nin askerleri Elbe'yi geçerek Ham­burg'a girdi ve ardından Baltık Denizi'ndeki Lübeck ve Wismar'a doğru ilerlemeyi sürdür­düler.

Sonu

güçler 13 Ağustos 1944'te Floransa'yı aldı. Almanlar bunun üze­rine Pisa ile Rimini a rasında bir savunma hattı e kadar burada tutundulüttefikler Po Irmağı'nı na doğru ilerledi. İtal­ya'da Almanlar 2 Mayıs'ta teslim oldular. İki gün sonra da Müttefikler Avusturya'dan güne­ye doğru ilerleyen A BD askerleriyle buluştu.
SSCB birlikleri ise 1944 Haziraninda Do­ğu Avrupa'da bir harekât başlattı. Temmuz sonunda Varşova'nın karşısında Vistül Irmağı'nın doğu kıyısına geldiler. Daha güneyde SSCB ordusu, Romanya ve Bulgaristan'ı aldı. Finlandiya eylülde düştü. Ağustosta SSCB or­duları iki koldan ilerlemeye başladı. Biri Baltık Denizi'nin doğu kıyıları boyunca, öbürü de Tuna vadisi üzerinden Macaristan'a doğru hareket etti. Almanlar bu ilerlemeyi durdura-mayarak geri çekildiler.1945 başlarında, Almanya'nın artık uzun süre savaşamayacağı ortaya çıkmıştı. Mütte­fik liderler, ABD Başkanı Roosevelt, İngilte­re Başbakanı Churchill ile SSCB'nin önderi
Stalin Kırım'daki Yalta kentinde toplandılar ve Almanya'nın koşulsuz olarak teslim alın­ması konusunda anlaştılar. Ayrıca savaş son­rası Avrupa'ya ilişkin planlar da yaptılar. Ocak 1945'te SSCB askerleri Oder Irmağı'nı aşarak Silezya'ya girdi. Güneyde ise, şubatta Budapeşte'ye, nisan başında da Viyana'ya girdiler ve Berlin'e doğru ilerlediler. 25 Ni-san'da Berlin'i kuşattılar. Kentin merkezinde­ki bir yeraltı sığınağından savunmayı yönet­mekte olan Hitler savaşın yitirildiğini kavra­***** 30 Nisan'da intihar etti. Amiral Kari Dö-nitz'i kendi yerine atamıştı.
Dönitz'in temsilcileri Reims'e Müttefikler' le görüşmeye geldi. Batıda Müttefikler'e tes­lim olmayı; ama doğuda SSCB'ye karşı savaşı sürdürmeyi istiyorlardı. Eisenhovver Alman­larin her yerde koşulsuz teslim olmaları ko­nusunda ısrar etti. Almanya'nın teslim olması 8-9 Mayıs 1945'te gece yarısı gerçekleşti.

Japonya'nın Teslim Olması



  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-01-11, 16:43   #4

Varsayılan C: 2.Dünya Savaşının Sonuçları



ABD, Japonya'nın kıyı kentlerini yoğun bir biçimde bombaladığı sırada Başkan Truman, Japonlar'ın direnişini kırmak ve savaşı kısalt­mak gerekçesiyle atom bombası kullanmaya karar verdi. Atom bombası ABD'de, gizlice geliştirilen ve büyük yıkım gücü olan bir silah­tı. 6 Ağustos 1945'te ABD hava kuvvetlerinin bir bombardıman uçağı Hiroşi­ma kenti üzerine ilk atom bombasını attı. 3 gün sonra gücü azaltılmış bir atom bombası da Nagasaki'ye atıldı. Bu bombalar Hiroşima' da 200 bin, Nagasaki de ise 80 bin sivilin öl­meşine ve on binlerce kişinin yaralanmasına yol açtı. Bu kentler büyük ölçüde yıkıldı; bitki örtüsü çok zarar gördü. Atom bombasının yol açtığı radyasyonun (radyoaktif ışınlar) etkisi yıllarca sürdü. Radyasyon nedeniyle insanlar, daha sonra da sakatlandılar ve öldüler. Uzun yıllar sonra bile özürlü çocuklar doğdu. 8 Ağustos'ta SSCB de Japonya'ya savaş açtı ve Japonlar'ın elinde bulunan Mançurya ve Ko­re'yi işgale başladı. Bunun üzerine Japonya 2 Eylül'de resmen teslim oldu ve II. Dünya Sa­vaşı sona erdi.

Antlaşmalar ve Sonuçları





Temmuz ve Ağustos 1945'te barış antlaşmala­rının koşullarını görüşmek üzere Potsdam Konferansı toplandı. Toplantıya önde gelen Müttefik temsilcileri olarak ABD'den Roose-velt'in yerine seçilen Başkan Harry S. Truman, SSCB'den Stalin ile İngiltere Başbakanı VVinston Churchill (daha sonraki toplantılara Churchill'in yerine başbakan seçilen Clement Attlee) katıldı.Konferansta alınan belli başlı kararlar şun­lardı: Müttefikler Almanya'yı işgal edecek ve silahsızlandıracak, böylece gelecekte savaş çı­karma tehlikesi önlenecekti. Alman ordusu dağıtılacak, sanayisi denetlenecek ve açık de­nizlere çıkabilecek glmi, silah ya da savaş uçağı yapımı yasaklanacaktı. Hitlerön Nazi Partisi'nin düşünceleri yasaklanacaktı . Almanya'nın bütünlüğünün korun­ması ilkesi dışında kalan antlaşma koşulları genellikle uygulandı.Almanya ve Berlin Müttefik kuvvetler ara­sında bölündü. SSCB birliklerinin işgal bölge­si olan Doğu Almanya, sonradan Alman De­mokratik Cumhuriyeti oldu. Batı Almanya' nın kuzeyi İngiliz, güneyi ile Bremen bölgesi ABD ve güneybatısı jda Fransız birliklerince işgal edildi. Almanya'nın bölünmüşlüğü bu­gün de sürmektedir Nazi liderler Müttefikler'den dört yargıç ta­rafından Nürnberg'd yargılandı. Yargılama yaklaşık bir yıl sürdü» Sanıklardan 12'si ölüm cezasına çarptırıldı; bfınlardan biri olan Mare­şal Hermann Goeringi zehir içerek intihar etti. Yedi kişi hapis cezasıa çarptırıldı. Öteki Na­zi savaş suçluları da yargılanarak idam edildi ya da hapsedildi. Bazı Alman bilginleri özel­likle roket mühendis|eri de ABD ve SSCB'ye götürüldü.
Batılı Müttefikler ile SSCB arasında. Al­manya'nın doğusundaki toprakların ne kada­rının SSCB ve Polonya'ya bırakılacağı konu sunda anlaşmazlık vardı. Sonuçta SSCB, Do­ğu Prusya bölgesini Polonya'yla paylaştı. Oder ve Neisse ırmaklarının doğusunda kalan topraklar da Polonya'ya verildi. Bu iki bölge ile Çekoslovakya, Macaristan, Romanya ve Polonya'da yaşayan Almanlar, Almanya'ya taşındılar.Müttefikler arasındaki en önemli görüş ay­rılığı, Almanya'nın bütünlüğünün korunması konusunda çıktı. Birleşik bir Almanya'nın çok güçlü bir ülke olabileceğini düşünen Fransızlar bu konuda isteksiz davrandılar. SSCB ise, Almanya'nın bütünlüğünün korun­masını, ama bunun sosyalist yönetim altında gerçekleşmesini savunuyordu. Böylece Al­manya'nın SSCB işgalinde kalan bölgeleriyle Berlin'in doğusu. Batı Berlin ve batılı Mütte­fikler'in işgalindeki bölgelerden ayrıldı. Bu durum 1949'da iki ayrı devletin doğmasına neden oldu: Batı Berlin'i de içeren Almanya Federal Cumhuriyeti ve başkenti Doğu Berlin olan, sosyalistlerin yönetimindeki Alman De­mokratik Cumhuriyeti kuruldu.




Japonya da Müttefikler'ce işgal edildi. Ama savaşı izleyen ilk yıllardan sonra dene­tim tümüyle General Douglas MacArthur'un yönetimindeki ABD'li yetkililerin elinde kal­dı . Japon ordusu dağıtıldı ve silahsızlandırıldı. Çin ve Güney­doğu Asya'nın çeşitli yerlerine yerleşmiş olan 4 milyonu aşkın Japon da Japonya'ya geri gönderildi. Bazı Japon komutanları savaş suç­lusu olarak yargılandı; idam ya da hapis ceza­sına çarptırıldı. Önce Japonya'nın silahlı güç­ler oluşturması yasaklandı. Ama sonra SSCB ve bölgedeki öbür sosyalist güçlere karşı önemli bir müttefik olabileceği düşünülerek ordusunu ve deniz gücünü kurmasına yardım edildi. Batı Almanya gibi Japonya da, yerlebir edilmiş kentlerini ve fabrikalarını yeniden kurmak için özellikle ABD'den büyük yardım aldı.
Japonya ile barış antlaşması 1951 Eylül'ünde imzalandı. Bu antlaşmaya SSCB ve Hin­distan karşı oldukları maddeler nedeniyle ka­tılmadılar. Antlaşmanın en önemli sonucu, Japonya'nın topraklarının dört adayla sınır-lanmasıydı. Japonya'nın sö­mürgeci imparatorluğu sona erdi. Ryu-Kyu, Benin, Mariana ve Marshall adaları, Bir­leşmiş Milletler adına yönetilmek üzere ABD'ye; Güney Sahalin ve Kuril adaları ise SSCB'ye bırakıldı. Japonya'nın savaştan önce işgal ettiği Mançurya, Çin'e geri verildi. Kore ise bağımsız bir devlet oldu. Ayrı bir antlaş­mayla ABD'ye Japonya'da askeri güç bulun­durma yetkisi verildi.
II. Dünya Savaşı'nda hava saldırılarında binlerce sivil insan da öldürüldü. Almanlar toplama kamplarında 6 milyon Yahudi'yi öl­dürdüler. Bu uygulamaya "toplu kıyım" de­nildi. İşgal ettikleri topraklarda yaşayan 10 milyon kişiyi evlerinden, yurtlarından ayırdı­lar ve Almanya'da fabrikalarda köle gibi ça­lışmaya zorladılar.
Yaklaşık 35 milyon insanın öldüğü bu sa­vaşta SSCB 20 milyon yurttaşını yitirdi. .Po­lonya'da Naziler'in burada öldürdüğü 3 mil­yon Yahudi'yle birlikte yaklaşık 6 milyon kişi öldü. Almanya 4 milyon, Japonya 2 milyon, ABD 298 bin, İngiliz Uluslar Topluluğu 544 bin ve İngiltere 350 bin insanını yitirdi. Çin'in ise 2 milyondan fazla askerinin öldüğü sanıl­maktadır.

İkinci Dünya Savaşı ve Türkiye

Türkiye II. Dünya Savaşına katılmadı. Ama savaş boyunca izlediği yansızlık siyasetinde zaman zaman büyük güçlüklerle karşılaştı. Türkiye 1939'da savaş olasılığının iyice artma­sı üzerine toprak bütünlüğünü korumaya yö­nelik ittifak antlaşmaları sağlamak amacıyla bazı girişimlerde bulundu. Almanya ile İtal­ya'nın saldırgan tutumları karşısında doğal olarak bu girişimler İngiltere, Fransa ve SSCB'ye yönelikti. İlk görüşmeler sonucunda 12 Mayıs 1939'da İngiltere'yle, 23 Haziran'da da Fransa'yla Türkiye'nin de "Barış Cephe­sinde yer aldığını açıklayan ortak bildiriler yayımlandı. Bunu SSCB'yle de benzeri bir an­laşma sağlanması yolundaki çabalar izledi. Ama SSCB'nin 23 Ağustos'ta Almanya ile bir saldırmazlık antlaşması imzalaması karşısında Türkiye'nin çabaları boşa çıktı.
Bu durum üzerine İngiltere ve Fransa ile ilişkiler daha da sıklaştırıldı ve 19 Ekim 1939'da Ankara'da Türkiye-İngiltere-Fransa İttifak Antlaşması imzalandı. Antlaşmaya gö­re Türkiye bir Avrupa devletinin saldırısına uğrarsa İngiltere ve Fransa yardımda buluna­cak, buna karşılık Avrupa'da çıkacak bir sa­vaş Akdeniz'e yayılırsa Türkiye de İngiltere ve Fransa'ya yardım edecekti. Savaşın Bal-kanlar'a doğru yayılma eğilimi göstermesi üzerine Türkiye Balkan Antantı'na bağlı ül­kelerle de işbirliğini güçlendirmeye çalıştı. Ama Şubat 1940'ta Belgrad'da toplanan Bal­r Konseyi bu yöndeolumlu bir karar alamjadan dağıldı. 10 Hazida katılmasıyla savaş kısa süre içerisinde Akdeniz'e yayılınca Tşrkiye'nin 1939 Ankara Antlaşması'yla üstlendiği yükümlülükler gündeme geldi. Ne var Fransa'nın teslim olması, ingiltere'nin de bu konuda ısrarlı davranmaması Türkiye'yi sa­vaştan uzak tuttu.
Alman orduları 1941 ortalarına doğru Bal-kanlar'ı tümüyle ele geçirince, Türkiye'nin de Alman istilasına uğramasından, dolayısıyla Ortadoğu'daki yaşamsal önemdeki çıkarları­nın tehlikeye girmesinden çekinen İngiltere, Türkiye'den savaşa katılmasını istedi. Bu sıra­da SSCB'ye saldırmaca hazırlanan Almanya da güney kanadını güvenceye almak amacıyla Türkiye'ye bir saldırmazlık antlaşması öneri­sinde bulundu. Türkiyje bunu hemen kabul et­ti. 18 Haziran 1941'de imzalanan antlaşma Türkiye'nin savaş dışı kalma siyasetinde yeni bir aşama oluşturdu. Bunu 10 Ağustos 1941'de SSCB ile İngiltere'nin ortak notası iz­ledi. Savaşın iyice yqğunlaştığı bu dönemde her iki ülke Türkiye'nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını bildiriyorlardı. Buna karşı­lık Türkiye'den 1936 Montrö (Montreaux) Sözleşmesi'ni tam olarak uygulayarak İstan­bul ve Çanakkale boğazlarını savaş gemileri­ne kapalı tutmasını istiyorlardı.
1942 hem Almanya'nın, hem de İngiltere' nin başını çektiği Müttefikler'in Türkiye'yi kendi yanlarında saviia sokmak için baskı uy­guladıkları bir yıl oldu. Türkiye çeşitli gerek­çeler ileri sürerek bunların hepsini geri çevir­di. Ama 1943'te Müttefikler'in üstünlüğü belirginleşince İngiltere bu kez savaşın bir an önce bitmesine katkıda bulunmak ve zaferin nimetlerinden pay almak gibi görüşlerle Tür­kiye'yi Müttefikler yanında savaşa sokmaya çalıştı. Churchill bu amaçla 30 Ocak 1943'te Adana'ya gelerek İsjmet İnönü ile görüştü. İnönü, Churchill'in Türkiye'nin en geç Ağus­tos 1943'te savaşa katılması yolundaki isteği­ne karşı, bunun gerekli silahların, savaş araç ve gereçlerinin verilnjıesi durumunda olanaklı olabileceğini söyledi.. Bu konudaki görüşme­ler sürerken Müttefikler 14-24 Ağustos tarih­lerinde Kanada'nın Duebec kentinde, 19-30 Ekim'de de Moskova'da düzenledikleri top­lantilarda Türkiye'yi savaşa katmak yolunda­ki baskıyı artırma kararı aldılar. 28 Kasım -2 Aralık tarihlerinde bir doruk toplantısı ya­pan Churchill, Roosevelt ve Stalin de bu kara­rı onayladı. Bunun üzerine Churchill ve Roose­velt 3 Aralık 1943'te İsmet İnönü'yü Kahire' ye davet ederek bu konudaki kesin isteklerini ilettiler ve Türkiye'nin Şubat 1944'te savaşa katılmaması durumunda her türlü askeri yar­dımı keseceklerini bildirdiler. İsmet İnönü" nün askeri ve stratejik gerekçelerle savaşa katılmayı reddetmesi üzerine Mart 1944'te İn­giltere, Nisan 1944'te de ABD Türkiye'ye as­keri yardımı durdurdu. Diplomasi alanında ise baskılar sürüyordu. Bu baskılara bir süre daha direnen Türkiye savaşın gidişinin iyice belirginleşmesi üzerine 2 Ağustos 1944'te Al­manya ile siyasal ilişkilerini kesti. Bunu 6 Ocak 1945'te Japonya ile ilişkilerin kesilmesi izledi. Ardından Müttefik liderleri Şubat 1945'te toplanan Yalta (Kırım'da) Konferan-sı'nda, yeni kurulacak Birleşmiş Milletler'e yalnızca 1 Mart 1945'e kadar Almanya'ya sa­vaş açmış ülkelerin katılmasını içeren bir ka­rar aldılar. Türkiye bunun üzerine 23 Şubat'ta Almanya'ya savaş ilan etti. Ama bu sırada Al­manya'nın yenilgisi
kesinleşmiş olduğundan fiilen savaşa girmedi

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-01-11, 16:44   #5

Varsayılan C: 2.Dünya Savaşının Sonuçları

II.DÜNYA SAVAŞI


















































GAZETEPORT
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat