En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 18-02-10, 22:59   #1
hakanuzuna1l

Alarm Fizik Dönem Ödevi Acil Yardım Adezyon Kohezyon vs. günlük yaşamdaki etkileri


başlıkda biraz belirdim ödevim budur acil yardımlarınızı bekliyorum

sıvların özl. adezyon kohezyon yüzey gerilimi kılcallık olaylarının günlük yaşama etkilerinin avantaj ve dezavantajları

Mesajı son düzenleyen hakanuzuna1l ( 18-02-10 - 23:00 ) Neden: Başlıkda Yanlışlık
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-02-10, 19:30   #2
hakanuzuna1l

Varsayılan C: Fizik Dönem Ödevi Acil Yardım Adezyon Kohezyon vs. günlük yaşamdaki etkileri


up!

yokmu yardım edicek
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-02-10, 20:31   #3
hakanuzuna1l

Varsayılan C: Fizik Dönem Ödevi Acil Yardım Adezyon Kohezyon vs. günlük yaşamdaki etkileri


yokmu hiç bilen eden yardım edecekbiri

günceldir!!
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-03-10, 17:18   #4
nazannazanakar

Varsayılan C: Fizik Dönem Ödevi Acil Yardım Adezyon Kohezyon vs. günlük yaşamdaki etkileri


Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen hakanuzuna1l Mesajı Göster
başlıkda biraz belirdim ödevim budur acil yardımlarınızı bekliyorum

sıvların özl. adezyon kohezyon yüzey gerilimi kılcallık olaylarının günlük yaşama etkilerinin avantaj ve dezavantajları
ADEZYON VE KOHEZYON

İster katı, ister sıvı, isterse gaz hâli olsun bir maddenin atomları arasında birbirlerine karşı kuvvet etkileşimleri vardır. Aralarında uygun bir mesafe bulunan iki atom arasında çekme kuvveti tesirlidir. Eğer iki atom, bu çekme kuvvetinin tesiri ile birbirine çok fazla yaklaşırsa bu defa birbirlerini itmeye başlarlar. İtme ve çekme kuvvetlerinin dengelendiği mesafede atomlar en kararlı konumlarında bulunur.

Bir atomu kararlı konumundan ayırmak, yani diğer atoma yaklaştırmak veya uzaklaştırmak için enerjiye ihtiyaç vardır. Gereken bu enerji miktarı katı madde atomları için büyük, sıvılar için küçük, gazlar için ise ihmal edilebilecek kadar azdır. Böylece katı madde katılığını muhafaza eder, sıvılar ise moleküller arası kuvvetlerin gaz hâlinden oldukça büyük olması sebebiyle, katılar gibi hacimlerini muhafaza eder, fakat akışkan bir özellik kazanırlar.
Bir maddenin atomları arasındaki bu çekme kuvvetlerine kohezyon adı verilir.

Atomlar arası kuvvetler sadece aynı madde içerisinde tesir göstermezler.
Bir maddenin atomu ile diğer bir maddenin atomu arasında da çekme kuvvetleri mevcuttur ve buna da adezyon kuvvet adı verilir.
Bir bardak içerisindeki suyu ele aldığımızda; su moleküllerinin kendi aralarındaki çekme kuvvetleri kohezyon, bardak molekülleri ile su molekülleri arasındaki çekim kuvvetleri ise adezyondur kuvvettir.

Bir sıvının aynı cins molekülleri arasındaki birbirlerini çekme kuvvetine kohezyon denir. Bu kuvvet yağmur damlacıklarının tek parça olarak düşmesini sağlar. Kohezyon aynı zamanda bir su yüzeyinin çarşaf gibi gerilmesi olarak ta bilinen ve sudan daha yoğun bir toplu iğnenin su üzerinde yüzeyi yırtmadan durabilmesini sağlayan yüzey geriliminin de sebebidir. Su ve camdan bir kabın molekülleri gibi farklı cins iki malzemenin molekülleri arasındaki çekim kuvvetinin adı ise adezyondur. Adezyon suyun cam kaba tutunmasını sağlar. Bir sıvı ile katı kap arasındaki adezyon kuvveti sıvı molekülleri arasındaki kohezyon kuvvetinden büyük olursa sıvı kabın yüzeyini ıslatır ve sıvı yüzeyi kaba yakın kısımlarından yukarı doğru ağzı açık bir eğri çizer.(cam kılcal borudaki suda olduğu gibi). Eğer bir sıvı ile kabı arasındaki adezyon kuvveti, kohezyon kuvvetinden küçük olursa bu durumda sıvı kabı ıslatmaz ve sıvı yüzeyinin ortası nispeten yukarda ve sıvı kenarları aşağıda olacak şekilde ağzı aşağı doğru açık bir eğri çizmiş (cam kılcal borudaki cıvada olduğu gibi) olur. Adezyon kuvveti ve (kohezyon kuvvetinin sebep olduğu) yüzey gerilimi cam kabı ıslatabilen suyun yukarı doğru bir eğri çizmesini sağlar. Su molekülleri birbirine kohezyonla ve cam kaba adezyon ile bağlıdır. Bu moleküllerin etkileşimiyle su molekülleri cama tırmanır, zincirleme bir şekilde komşu su molekülleri birbirlerinin yerini doldurur.

Adezyon veya eşdeğer olarak kohezyon kuvvetini deneysel olarak ölçmek için şöyle bir deney yapılmıştır:
___Yatay duran geniş bir cam yüzeyin altına değişik boyda küçük cam yüzeyler su ile tutturulmuştur. Suyun adezyon kuvveti sayesinde küçük cam levhalar düşmeden yüzeye yapışmışlardır. Daha sonra küçük cam levhalara belirli ağırlıklar yapıştırılmış ve hangi ağırlıkta büyük cam yüzeyden ayrılıp düştükleri saptanmıştır. Böylece yüzey alanı ile adezyon (kohezyon) kuvveti arasında bir ilişki bulunmuştur.



Aradaki sıvı tabakanın her örnekte aynı kalınlıkta olduğunu kabul edersek, sıvının hacmi camın yüzey alanı ile doğru orantılı, aynı zamanda, sıvıda bulunan molekül sayısı ile de doğru orantılıdır. Ne kadar fazla su molekülü varsa o kadar fazla adezyon kuvveti oluşmaktadır. Şu halde yer çekim kuvveti ölçüldüğünde adezyon kuvveti de ölçülmüş olur.

Bulunan sonuca göre molekül sayısı arttıkça moleküller-arası çekim kuvveti (kohezyon kuvveti) molekül sayısı ile doğru orantılı olarak artmamaktadır.


Viskozite ise bir akışkanın, yüzey gerilimi altında deforme olmaya karşı gösterdiği direncin ölçüsüdür. Akışkanın akmaya karşı gösterdiği iç direnç olarak da tanımlanabilir. Süper akışkanlar hariç tüm gerçek akışkanlar yüzey gerilimine karşı direnç gösterirler. Öte yandan, yüzey gerilimine hiç direnç göstermeyen bir akışkan "ideal akışkan" olarak adlandırılır.


Özel görelilik kuramı(izafiyet)
Göreliliğin Özel Teoremi 1905 yılında Albert Einstein tarafından "Hareketli Cisimlerin Elektrodinamiği Üzerine" isimli yayınında ortaya atılmıştır. Teoreme göre, bütün var*lıklar ve varlığın fiziki olayları izafidir. Zaman, mekân, hareket, birbirlerinden bağımsız değildirler. Aksine bunların hepsi birbirine bağlı izafi olaylardır. Cisim zamanla, zaman cisimle, mekân hare*ketle, hareket mekânla ve dolayısıyla hepsi birbiriyle bağımlıdır. Bunlardan hiçbiri bağımsız değildir, Kendisi bu konuda şöyle demektedir: "Zaman ancak hareketle, cisim hareketle, hareket cisimle vardır. O halde; cisim, hareket ve zamandan birinin diğerine bir önceliği yoktur. Galileo' nin Görelilik Prensibi, zamanla değişmeyen hareketin göreceli olduğunu; mutlak ve tam olarak tanımlanmış bir hareketsiz halinin olamayacağını önermekteydi. Galileo'nin ortaya attığı fikre göre; dış gözlemci tarafından hareket ettiği söylenen bir gemi üzerindeki bir kimse geminin hareketsiz olduğunu söyleyebilir. Einstein'ın teorisi, Galileo'nin Görelilik Prensibi ile doğrusal ve değişmeyen hareketinin durumu ne olursa olsun tüm gözlemcilerin ışığın hızını her zaman aynı büyüklükte ölçeceği önermesini birleştirir.
Bu teorem sezgisel olarak algılanamayacak, ancak deneysel olarak kanıtlanmış birçok ilginç sonuca varmamızı sağlar. Özel görelilik teoremi, uzaklığın ve zamanın gözlemciye bağlı olarak değişebileceğini ifade ederek Newton' in mutlak uzay zaman kavramını anlamsızlaştırır. Uzay ve zaman gözlemciye bağlı olarak farklı algılanabilir. Bu teorem, madde ile enerjinin ünlü E=mc² formülü ile birbirine bağlı olduğunu da gösterir (c ışık hızıdır). Özel görelilik teoremi, tüm hızların ışık hızına oranla çok küçük olduğu uygulama alanlarında Newton mekaniği ile aynı sonuçları verir.
Teoremin özel ifadesiyle anılmasının nedeni, görelilik ilkesinin yalnızca eylemsiz gözlem çerçevesine uygulanış şekli olmasından kaynaklanır. Einstein tüm gözlem çerçevelerine uygulanan ve yerçekimi kuvvetinin etkisinin de hesaba katıldığı Genel Görelilik Teoremini geliştirmiştir. Özel Görelilik yer çekim kuvvetini hesaba katmaz ancak ivmeli gözlemcilerin durumunu da inceler.
Özel Görelilik, günlük yaşamımızda mutlak olarak algıladığımız, zaman gibi kavramların göreli olduğunu söylemesinin yanı sıra, sezgisel olarak göreceli olduğunu düşündüğümüz kavramların ise mutlak olduğunu ifade eder. Birbirlerine göre hareketi nasıl olursa olsun tüm gözlemciler için ışığın hızının aynı olduğunu söyler. Özel Görelilik, c katsayısının sadece belli bir doğa olayının -ışık- hızı olmasının çok ötesinde, uzay ile zamanın birbiriyle ilişkisinin temel özelliği olduğunu ortaya çıkarmıştır. Özel Görelilik ayrıca hiçbir maddenin ışığın hızına ulaşacak şekilde hızlandırılamayacağını söyler.

E=mc²

Galilei'ye göre sabit hızla giden bir gözlemci veya sabit duran gözlemci aynı fiziksel yasaları kullanmalıdır. Örneğin sabit hızla giden bir gemide yukarı doğru bir taş atarsanız aynı yere düşecektir - sabit durduğunuzda olduğu gibi. Bu anlayış Newton fiziğinde formülasyona dökülmüştür. Sabit hızla giden bir cisim veya sabit duran bir cisim için geçerli olan Newton denklemlerinin şekli aynıdır. Burada şunu belirtmekte fayda var. Sabit hızla giden bir cisim gözlemciye göre tanımlanmaktadır. Eğer bir cisimle beraber aynı sabit hızla gidiyorsanız sizin için cisim hareketsiz görünecektir. Fakat dışarıdan bakan bir gözlemci için cisim hareketli kabul edilir. Görelilik kelimesi burada ortaya çıkmaktadır. Bizim gözlemlediğimiz hızlar mutlak değildir. Ancak gözlemciye göre tanımlanmaktadır. Ama gözlemlenen olay için geçerli olan yasaların şekli aynıdır.
Sabit hızla giden (ivmelenmeyen) referans sistemlerine eylemsiz referans sistemi denir. Bu kavramın özel görelilik kuramında çok önemli bir yeri vardır. Özel görelilik kuramına göre hiç bir eylemsiz referans sisteminin bir diğerine bir üstünlüğü yoktur ve hepsinde yapılan gözlemler aynı derecede geçerlidir.

Düzgün-doğrusal hareketli cisimlerin elektrodinamiğinde Einstein şunları keşfetmişti:
Bizler 3 uzay ve 1 zaman boyutunun meydana getirdiği, 4 boyutlu uzay-zaman evreninde yaşıyoruz.
Zaman boyutu ve akışı, hareketli cisimlerin hızına bağlıdır.
Kütle, hareketli cisimlerin hızına bağlıdır.
Cismin hareket doğrultusundaki boyu, cismin hızına bağlıdır.
4 boyutlu evrende "aynı anda olma" kavramı da mutlak değildir, görelidir, yani aynı anda gözlemciden gözlemciye değişir.
Farklı hızda hareket eden cisimlerin uzay-zaman referansları birbirinden farklıdır.
Işık hızı evrendeki üst hız limitidir.

Özel görelilik kuramının gücü ve sağlamlığının en önemli nedeni, sadece iki kabullenim (postulate)üzerine inşa edilmiş olmasıdır. Bu kabullenimler:
Fizik yasaları evrenin her yerinde ve bütün eylemsiz referans sistemlerinde aynı şekilde işler. Bu kabullenim evrensel bir referans sitemin yokluğundan kaynaklanmaktadır. Eğer fizik yasaları birbirine göre bağıl harekette bulunan farklı gözlemcilere göre farklı olsalardı; gözlemciler, bu farklılıkları kullanarak uzayda hangisinin "durgun",hangisinin "hareketli" olduklarını bulabilirlerdi. Fakat böyle bir farklılık yoktur ve görelilik ilkesi bu gerçeğin ifadesidir.
Işığın hızı, bütün eylemsiz referans sistemlerinde aynı ve sabittir.
Kuramın temel aldığı bu iki kabullenimden biri çürütülemediği sürece kuram doğruluğunu koruyacaktır.


Özel görelilik, kendi zamanı için inanılması güç pek çok öngörülerde bulunmuştur, bunlardan en önemlileri:
Cisimler hızlandıkça zaman cisim için daha yavaş akmaya başlayacaktır, ışık hızına ulaşıldığında zaman durmalıdır.
Cisimler hızlandıkça kinetik enerjilerinin bir kısmı kütleye dönüşür, durağan kütleye sahip cisimler hiçbir zaman ışık hızına erişemeyeceklerdir.
Cisimler hızlandıkça hareket doğrultusundaki boyları kısalmaya uğrayacaktır.
Özel görelilik, mantığımıza ve sağduyumuza aykırı bir evren tanımladığından bilimciler 100 yılı aşkın bir süredir bunun doğruluğunu gözleri ile görmek ve bir açık bulmak umudu ile deneyler yapıp durmaktadırlar. Bu öngörülerin pek çoğu 1905'ten günümüze dek defalarca denenmiş ve doğru çıkmıştır:
İçlerinde çok hassas atom saatleri taşıyan uçaklar değişik yönlere doğru değişik hızlarla hareket ettirilmiş ve saatlerin kuramın hesaplarına yeterince uygun olarak yavaşladığı/hızlandığı gözlenmiştir[1].
Zamandaki yavaşlamanın sadece saatte meydana gelmediğini, gerçekte yaşandığının kanıtı ilk olarak nötrino ve mezon deneylerinde ortaya çıkmıştır. Güneşten dünyamıza gelen nötrino ve müonların ışık hızına çok yaklaştıkları (%99,5) için ömürlerinin (yaşam sürelerinin) Dünya'da üretilen durağan olanlara göre çok daha uzun olduğu görülmektedir.
Parçacık hızlandırıcılarındaki hızlandırma deneylerinde bugüne kadar kütlesi olan hiçbir cisim, atom veya elektron, ışık hızına çıkarılamamıştır. Hız arttıkça kütlesi de arttığı için ivmelendirilmesi zorlaşmaktadır.


VİSKOZİTE


Viskozite bir akışkanın, yüzey gerilimi altında deforme olmaya karşı gösterdiği direncin ölçüsüdür. Akışkanın akmaya karşı gösterdiği iç direnç olarak da tanımlanabilir. Süper akışkanlar hariç tüm gerçek akışkanlar yüzey gerilimine karşı direnç gösterirler. Öte yandan, yüzey gerilimine hiç direnç göstermeyen bir akışkan "ideal akışkan" olarak adlandırılır.

Akışkanlar (sıvılar ve gazlar) hareket ederken, akışkanın hareket doğrultusuna karşıt yönde etki eden sürtünme kuvvetleri ortaya çıkar. Akışa karşı görülen bu iç DİRENÇ, sıvının viskozitesi («ağdalılık» da denir) diye adlandırılır.
Sıvılarda viskozite, dıştan uygulanan kuvvetlere karşı koyan moleküllerarası kohezyon kuvvetlerin den doğar, Gazlardaysa, gazın farklı hızlarla hareket eden bölgeleri arasındaki molekül hareketlerinden kaynaklanır.

Viskozitenin Önemi:
Viskozite, yağlamada kullanılan yağların önemli ve yararlı bir niteliğidir. Sıvıların viskozitesi sıcaklık arttıkça azalır. Viskozitenin ölçülmesi, bir yağın, düşünülen amaca uygun olup olmadığının belirlenmesinde çok önemlidir. Sözgelimi, havacılıkta kullanılan yağların viskoziteleri, sıfırın i çok; altındaki sıcaklıklar söz konusu olduğundan, büyük önem taşır.
Baskı işlemleri, boya püskürtme, reçine emdirme gibi; akış türünün önemli olduğu uygulamalarda da, viskozitenin denetlenmesi ve bilinmesi gerekir. Viskozite ölçümlerinden yararlanılarak, organik moleküllerin molekül ağırlıkları ve biçimleri konusunda da bilgi edinilebilir.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-03-10, 17:20   #5
nazannazanakar

Varsayılan C: Fizik Dönem Ödevi Acil Yardım Adezyon Kohezyon vs. günlük yaşamdaki etkileri

izafiyet konusunu yazmayın arkadaşlar
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat