Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Lise Bilgi İstekleri
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com
Lise Bilgi İstekleri Bilgi İsteklerini Bu Konudan Yazabilirsiniz

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 26-04-08, 16:53   #1 (permalink)
єℓιѕнα ¢υтнвєят нαѕтαѕı
 
Giriş Tarihi: 01-12-2006
Yer: נυѕтι¢є ƒσя αℓℓ
Mesajlar: 1,232
Rep Puanı: 8502807
CuTHBeRT Rütbe: Artı 11CuTHBeRT Rütbe: Artı 11CuTHBeRT Rütbe: Artı 11CuTHBeRT Rütbe: Artı 11CuTHBeRT Rütbe: Artı 11CuTHBeRT Rütbe: Artı 11CuTHBeRT Rütbe: Artı 11CuTHBeRT Rütbe: Artı 11CuTHBeRT Rütbe: Artı 11CuTHBeRT Rütbe: Artı 11CuTHBeRT Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 85061
Varsayılan Kıbrıs sorunu ve tarihçesi dönem ödevi.. +76.000 rep


Kıbrıs sorunu ve tarihçesi dönem ödevi.. +76.000 rep vericem yardımcı olanaa
CuTHBeRT çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-04-08, 18:03   #2 (permalink)
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 03-09-2007
Yaş: 27
Mesajlar: 2,378
Rep Puanı: 6279575
alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 0
Varsayılan C: Kıbrıs sorunu ve tarihçesi dönem ödevi.. +76.000 rep


KTC'ne uzanan süreç

Adım adım Kıbrıs Sorunu


--------------------------------------------------------------------------------

Kıbrıs’ın tarihinden söz ederken, bir ulusun değil, coğrafi bir bölgenin tarihinden söz edilebilir.

Tarihinde hiçbir dönem, bağımsız, tek başına bir ulus-devlet olamayan Kıbrıs’ın tarihi, doğu akdenize egemen olan ulusların tarihi ile iç içedir.

Milattan binlerce yıl öncesine baktığımızda, deniz ticaretinin ilk geliştiği çağlarda adanın değişik köşelerinde oluşmuş siteler (şehir devletler) görülür. (Soli, Vuni, Salamis krallıkları gibi)

Akdeniz’deki deniz ticaretine egemen olan cenevizlilerin hakimiyeti görülür bir süre.

Bu egemenlik de 1571’de Osmanlı’nın Kıbrıs’ı fethiyle sona ermiştir. Kıbrıs’ın geçici olarak İngilizlere devri, birinci dünya savaşında Osmanlı İmparatorluğu ile İngiltere’nin karşı kamplarda olması nedeniyle İngiltere’nin Kıbrıs’ı tek yanlı ilhakıyla sonuçlanır.

Lozan Antlaşmasıyla kurulan Türkiye Cumhuriyeti bu ilhak kararını tanır.

Kıbrıs Cumhuriyeti

Kıbrıs’taki Rumların Enosis hülyası, Rumların İngilizlerle mücadelesi, Rum-Türk çıkarlarının ayrılığı, 16 Ağustos 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla sonuçlanır.

Ada tarihinde böylece ilk kez bir devlet kurulur. Ancak bu devlet, bağımsız üniter bir devlet değil; İki toplum esasına dayalı ve bağımsızlığı vesayet altında bir devlettir. İngiltere, Türkiye ve Yunanistan bu devletin bağımsızlığının ve iki toplumlu yapısının garantörüdür. Anayasa uyarınca, garantörlerin, topluca veya tek yanlı, müdahale hakkı vardır. Ayrıca Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan’ın birlikte üye olmadığı bir kuruluşa katılamaz.

Ancak Rum toplumunun Kıbrıs’ın tümüne sahip olma hevesi nedeniyle bu cumhuriyet uzun ömürlü olmaz.

Genel Komite

Makarios’un 21 Aralık 1963’te başlattığı saldırılar sonucu Türklerin devletten dışlanması ve 103 köyü terkederek adanın yüzde 3’lük bölümüne sığınmak zorunda kalması üzerine, Türkler Genel Komite’yi kurarlar.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, “Rumların hiçbir zaman Türkleri yönetmediği” sözlerinin temeli, bu genel komitenin oluşturulmasına dayanmaktadır.

Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi

Rum saldırılarının devamı ve Geçitkale-Boğaziçi saldırılarının ardından Türk tarafı 27 Aralık 1967’de “Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi”ni kurar. Yasama, yürütme ve yargı işleri Temel Kurallar uyarınca yürütülmeye başlanır.

Kıbrıs Türk Yönetimi

15 Temmuz 1974 Nikos Sampson darbesi ve 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış harekatının ardından yakın bir çözüm ihtimalinin görülmemesi üzerine, 1 Ekim 1974’te, “Kıbrıs Türk Geçici Yönetimi” deyiminden “geçici” kelimesi atılarak “Kıbrıs Türk Yönetimi” oluşturulur.

Kıbrıs Türk Federe Devleti

15 Temmuz 1974 darbesi ile adayı terketmek zorunda kalan Makarios’un adaya dönüşü üzerine, Türk tarafı, olası bir federasyonun türk kanadını oluşturmak üzere, 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni ilan eder.

24 Şubat’ta Kurucu Meclis oluşturulur. KTFD Anayasasının hazırlanmasının ardından 8 Haziran 1976’de halk oylamasına sunulan anayasanın ışığında, 20 Haziran 1976’ta seçimler yapılır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Rum tarafının barışa yanaşmaması, Türk tarafına yaptırım kararlarının ard arda çıkarılması üzerine 15 Kasım 1983’te, Federe Meclisin olağanüstü birleşiminde Bağımsızlık Bildirisi okunur ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilir.

Yeni ilan edilen devlet, hemen Türkiye tarafından tanınır ve İnal Batu, Türkiye’nin ilk büyükelçisi olarak güven mektubunu Devlet Başkanı Rauf Denktaş’a sunar. Bu arada Pakistan ve Bangladeş’in KKTC’ni tanıdığı önce ilan edilir ancak başta ABD olmak üzere diğer ülkelerin baskılarına karşı koyamayan bu iki ülke tanıma kararını geri çeker

6 Aralık 1983’te oluşturulan Kurucu Meclis KKTC Anayasası’nı hazırlar, 5 Mayıs 1983’te anayasa halk oylaması ile kabul edilir ve 7 Mayıs 1985’te Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girer

(yukarı)

ADIM ADIM KIBRIS SORUNU

Kıbrıs Türklerinin KKTC’ni giden yoldaki yönetim aşamalarını kısaca gördükten sonra New York’ta yeniden müzakeresine başlanan Kıbrıs sorununun tarihçesine göz atabiliriz:

Kıbrıs sorunu, yaklaşık 40 yıllık bir geçmişe sahip.

11 Şubat 1959'da İngiltere'nin Ada'dan çekileceğini duyurmasının ardından, Kıbrıs Türklerinden sayıca fazla olan Rumlar, Ada'ın kendilerine bırakılmasını talep ederken, Türk tarafı bu talebe çeşitli nedenlerle karşı çıkıyordu.

Ada, İngiltere'nin denetimine geçmeden çok önce Türkler tarafından yönetilmekteydi. Ayrıca, o ana kadar Kıbrıslı Türklerle Rumlar Ada'da azınlık-çoğunluk ilişkisi olmaksızın ki eşit toplum statüsünde yaşıyorlardı.

Kıbrıslı Türklerin Rumların önerisine şiddetle karşı çıkmasının üçüncü ve en önemli nedeni ise Rumların "Enosis" çerçevesi içinde Ada'yı Yunanistan'a bağlama çabalarıydı.

Kıbrıs Türkleri Ada'nın taksimini istiyordu.”Ya Taksim Ya Ölüm”

LONDRA VE ZÜRİH ANLAŞMALARI

İngiltere'nin Ada'yı bırakacağını açıklamasının ardından Türkiye ve Yunanistan, İngiltere'nin öncülüğünde Zürih ve Londra'da biraraya gelerek bir anlaşmaya varıyordu. Zürih ve Londra anlaşmaları olarak anılan metinler, "Bağımsızlık, iki toplumun ortaklığı, toplumsal alanda otonomi ve çüzümün Türkiye, Yunanistan ve İngiltere tarafından garanti edilmesi" ilkelerine dayandırılıyordu.

Bu çerçevede, fonksiyonel bir federasyon öngören bir anayasa, bunun temel maddelerinin yarattığı durumu teminat altına alan "Garanti anlaşması", İngiltere'ye iki egemen üs bölgesi bırakan "Kuruluş anlaşması" ve Türkiye ile Yunanistan'ın Kıbrıs'ta askeri birlik bulundurmalarını sağlayan "İttifak anlaşması" ortaya çıkıyor ve bu iki anlaşma daha sonra iki toplum liderinin onayına sunuluyordu.

KIBRIS CUMHURİYETİ VE KANLI NOEL

Londra ve Zürih anlaşmalarına dayanan Kıbrıs Cumhuriyeti, 16 Ağustos 1960 tarihinde resmen kurulmuştu. Bu anlaşmalara göre Türkler ve Rumlar ortaktı ve Ada'nın yönetimi Türkler ile Rumlar arasında paylaştırılmıştı. Anlaşmaların oluşturduğu sisteme göre cumhurbaşkanı Rum, yardımcısı ise Türk olacaktı. Yine bu anlaşmalara göre, bakanlar ve polis gücü de Türkler ve Rumlar arasında paylaştırılmıştı.

Ancak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios, 1960 anayasasının yürümediğini öne sürüyor, bazı değişiklikler yapılmasını istiyordu. Makarios'un amacı bunu açıkca dile getirmemekle birlikte, "Türklerin ancak azınlık statüsünde olduğu" fikrini anayasaya yerleştirmek ve Türkleri Ada'nın yönetiminden tamamen tasfiye etmekti.

Bu gelişmeleri takiben Rumlar Ada'da 1960 anlaşmalarıyla kurulan uzlaşma ortamını bozarak, Kıbrıslı Türkleri yönetimden tamamen uzaklaştırmışlardı.

Klerides'in değişiklik önerilerinin Türkler tarafından reddedilmesinin ardından da, iki toplum arasındaki gerginlikler kanlı çatışmalara dönüşüyordu.

Çatışmalar, 1963 yılında "Kanlı Noel" olarak anılan olaylar zincirine yol açtı. Türkiye, diğer garantör ülkeler olan İngiltere ve Yunanistan nezdinde 23 Aralık 1963'te bir teşebbüste bulunarak Rumların saldırılarının durdurulması konusunda Garanti Anlaşması'nın tüm imkanlarının kullanılmasını istedi. Üç garantör ülke, 24 Aralık'ta yayınladıkları bir ortak bildiriyle tarafları ateşkese çağırdıysa da Rum çetelerinin saldırıları durmadı.

Birçok Kıbrıs Türkü'nün hayatını kaybettiği bu saldırılar dünya kamuoyu tarafından lanetlendi ve tarafların isteği üzerine uyuşmazlık 26 Şubat 1964'te BM Güvenlik Konseyi'ne gitti.

1964'te Ada'ya BM Barış Gücü gönderildi, ancak barış gücü de Ada'da güvenliği sağlayamadı. Türkiye'nin Haziran başında adaya asker çıkarma kararı ise ABD'nin diplomatik girişimiyle durduruldu.

BM Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs Rum Yönetimi'ni muhatap alması, saldırıların 1974 yılına kadar sürmesine neden oldu.

1974 KIBRIS BARIŞ HAREKATI

Yunanistan'da 15 Temmuz 1974'te yapılan askeri darbenin ardından 20 Temmuz'da Türkiye, garanti anlaşmasının kendisine verdiği hak ve yükümlülüğe dayanarak, Ada'ya bir barış harekatı gerçekleştirdi.

Barış Harekatı, aralarında ABD'nin de bulunduğu birçok Batı ülkesinin tepkisini çekti.Ancak 1974 yılındaki harekattan bu yana, 1996'daki sınır delme girişimleri dışında iki toplum arasında çatışma olmadı.

BM GİRİŞİMLERİ SÜRÜYOR

Barış Harekatı'nı takip eden yılda Ada'daki iki toplum arasında nüfus mübadelesi anlaşması yapıldı

Bu dönem, BM'nin, Ada'da federal bir yapı oluşturulmasına yönelik girişimlerini yoğunlaştırdığı yıllar olarak hatırlanıyor. Bu kapsamda, 1975-1976 yıllarında Viyana'da görüşmeler yapıldı. Viyana'daki görüşmeleri 1977-79 yıllarındaki dolaylı görüşmeler izledi. Denktaş ve Makarios arasında bu dönemde varılan "Doruk anlaşması",Ardından Denktaş-Kiprianu anlaşması BM müzakere sürecinde temel olarak anılan unsurlar oldular. Bu anlaşmala göre, Kıbrıs; bağımsız, bağlantısız, iki toplumlu, iki kesimli bir cumhuriyet olacaktı.

KKTC'NİN İLANI VE TOPLUMLARARASI GÖRÜŞMELER

Müzakere sürecinde somut adım atılamaması, 15 Kasım 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilan edilmesiyle sonuçlandı.

1985-1986 yıllarındaki toplumlararası görüşmeler sonucu BM'nin önerilerinin KKTC tarafından kabul edilmesi, Ada'da bir çözüme yaklaşıldığı umudu doğurdu. Ancak bu umutlar da Rum tarafının uzlaşmaz tutumuyla sona erdi.

GALİ FİKİRLER DİZİSİ

Soruna çözüm bulma çabalarını sürdüren dönemin BM Genel Sekreteri Butros Gali, 1992 yılında "Gali Fikirler Dizisi" olarak anılan önerileri ortaya attı.

100 paragraftan oluşan fikirler dizisi, çözüme yönelik öneriler içermekteydi. Gali Fikirler Dizisinin tartışmaya açıldığı dönemde, iki toplum arasındaki güvensizlik nedeniyle bu kez de "Güven Arttırıcı Önlemler Paketi" gündeme geldi. Bu paket, 1992-1994 yıllarında, Ada'da çözüme yönelik yapılan girişimlerde hep tartışıldı.

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides, 1994'ün Ekim ayında, Gali Fikirler Dizisi'ni kabul etmediğini açıkladı.

Klerides, cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde fikirler dizisini kabul etmeyeceğini sık sık tekrarlayarak, bunu seçim malzemesi olarak kullandı.

Az bir farkla cumhurbaşkanlığını kazanan Klerides, söylediğini yaptı ve Fikirler Dizisi'ni reddederek görüşmelerden çekildi.

AB'YE BAŞVURU

Rum yönetimi lideri Klerides, 1960 anlaşmalarına aykırı bir şekilde, görüşmelerin yeniden başlayabilmesi için, Rum kesiminin AB'ye üyelik müracatının Türk tarafınca kabul edilmesini ön koşul olarak ileri sürmeye başladı.

Türkiye ve KKTC bu ön koşula karşı çıktı ve görüşmeler bir kez daha kesildi.

ADA'NIN SİLAHLANMASI

1994 yılından sonraki dönem, Rum kesiminin Yunanistan ile "Ortak Savunma Doktrini" oluşturması ve bu çerçevede Ada'nın güneyine hava ve deniz üsleri kurarak, sorunu uluslararası platforma çekme çabalarına sahne oldu.

Son olarak, Rum kesiminin Rusya'dan S-300 füzeleri alacağını açıklaması, taraflar arasındaki gerginliği bir kez daha tırmandırdı

Türkiye, KKTC halkına karşı garantisini eksiksiz olarak sürdüreceğini ve gelişmelere seyirci kalmayacağını sık sık dile getirdi ve bu, Ankara'ya gelen Denktaş ile Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in bir ortak deklarasyon yayınlaması ile teyid edildi.

NEW YORK DOĞRUDAN GÖRÜŞMELERİ ve AB

ABD Başkanı Bill Clinton, Dayton anlaşması mimarı Richard Holbrooke'u Kıbrıs Özel temsilcisi olarak atadı.

Taraflar arasındaki görüşmeler, 2 Ocak 1997'de görevine atanan BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın iyi niyet misyonuna gösterilen destek çerçevesinde New York'ta 9 Temmuz 1997'de yeniden başladı.

Cumhurbaşkanı Denktaş ve Kıbrıs Rum yönetimi lideri Klerides, bu görüşmelerle 3 yıl aradan sonra ilk kez BM gözetiminde biraraya geldiler. Ancak bu kez, görüşmelerin üzerine gölge düşüren açıklama AB Komisyonu'ndan geldi.

Görüşmeler sürerken Komisyon'un yayınladığı "Gündem 2000" raporunda, Kıbrıs Rum yönetimi ile AB'ye tam üyelik müzakerelerinin başlatılması yönündeki tavsiye kararı, BM iyi niyet misyonuna gölge düşürdü. 15 Ağustos 1997'de hiçbir ilerleme sağlanamadan görüşmeler sona erdi.

TÜRKİYE-KKTC ORTAKLIK KONSEYİ ANLAŞMASI

New York'taki Kıbrıs doğrudan görüşmelerinin birici turu sürerken, AB Komisyonu'nun aldığı tavsiye kararının ardından, Ada'ya giden TC Dışişleri Bakanı İsmail Cem ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş arasında, 6 Ağustos'ta "Ortaklık Konseyi Anlaşması" imzalandı.

Türkiye ile KKTC tarafından 20 Ocak 1997 ve 20 Temmuz 1997 tarihlerinde yapılan ortak açıklamalara dayandırılan anlaşmanın ardından yapılan açıklamada, Rum yönetimi ile AB arasında üyelik müzakerelerinin başlatılmasına ilişkin kararın yol açacağı olumsuz gelişmelerden, AB'nin sorumlu olacağı belirtildi.

Clinton'un Özel Temsilcisi Holbrooke, Kasım 1997'de bölgedeki temasları çerçevesinde Ada'ya giderek iki liderle bir araya geldi. Üçlü görüşmenin ardından yeniden Ankara'ya dönen Holbrooke, görüşmelerde hiçbir aşama kaydedilmediğini açıkladı.

ECEVİT, ADA'DA

Ecevit beraberinde kalabalık bir heyetle KKTC'nin 14. kuruluş yıldönümü kutlamaları için 15 Kasım'da Ada'ya gitti. Ecevit, AB'nin Kıbrıs Rum kesimi ile tek yanlı müzakere başlatması durumunda, toplumlararası görüşmelerin tamamen kesileceği ve Türkiye ile KKTC arasında daha önceden başlamış olan kısmi bütünleşmenin tamamlanacağı uyarısında bulundu.

S-300 FÜZELERİ

Rus yapısı S-300 füzeleri, 1998 yılında Kıbrıs sorununa damgasını vurdu.

Bu arada, AB Rum kesimi ile üyelik müzakerelerini 30 Mart'ta başlattı.

Türkiye ile KKTC bu karara karşılık ilişkileri derinleştirme kararı aldıklarını açıkladılar.

Holbrooke, Nisan ayının sonunda Ada'da yeniden çözüm arayışlarına girdi ancak yine başarısızlığa uğradı.

Ada'daki gerginlik Haziran ayında Rumların kullanıma soktuğu Baf hava üssüne Yunanistan'ın 4 adet F-16 indirmesi ve bunlardan ikisinin üste gecelemesiyle tırmandı. Duruma sert tepki gösteren Türkiye, Yunan uçaklarının üssü terketmesini takiben, 6 adet F-16 uçağını, misilleme olarak, KKTC'nin Geçitkale üssüne indirdi. Türk F-16'larının üçü, geceyi Geçitkale üssünde geçirdi.

DENKTAŞ'TAN KONFEDERASYON ÖNERİSİ

Cumhurbaşkanı Denktaş, Ağustos ayının sonunda konfederasyon önerisinde bulundu. ABD, Denktaş'ın önerisini "üzerinde durmaya değer" olarak nitelendirirken, Rum ve Yunan tarafı reddetti.

1999 yılının ilk aylarında, Rumlar, Ankara ve Lefkoşa'nın kararlı tavrı ve artan baskılar nedeniyle Rusya'dan aldıkları S-300 füzelerinden vazgeçmek zorunda kaldı. Füzeler, Girit'e yerleştirildi.

Kıbrıs sorunu açısından 1999 yılının önemli gelişmelerinden biri BM Güvenlik Konseyi'nin 29 Haziran'daki toplantısında soruna ilişkin iki karar çıkartması oldu. G-8 ülkelerinin Kıbrıs sorununa ilişkin tutumlarına dayandırılan kararlardan birinde, Ada'daki Barış Gücü'nün süresi uzatıldı. Diğer kararda ise Genel Sekreter'e, iyi niyet görevi çerçevesinde, tarafları masaya çağırması talimatı verilerek, bu görüşmelerin ön koşulsuz yapılması istendi.

Denktaş ve Klerides, Genel Sekreter'in Kasım ayının ortalarında yaptığı görüşme çağrısı üzerine, Aralık ayı’nda New York'ta dolaylı görüşmeler için Genel Sekreter Kofi Annan'la biraraya geldiler.

DOLAYLI GÖRÜŞMELER

Denktaş ile Klerides arasında başlatılan dolaylı görüşmeler, 2000 yılını ve belki de sonrasını kapsayacak yeni bir görüşme sürecinin başlangıcı oldu.

Dolaylı görüşmeleri başka bir bölümde yayınlayacağız Ancak şunu söyleyebiliriz ki, Rum tarafı barışa razı olsa da olmasada KKTC gün geçtikçe varlığını kuvvetlendiriyor. Bu durum Rumlar ve KKTC’ni ziyaret eden yabancılar tarafından da açıkça görülüyor:

Bu bilgilerin yeterli bulunmaması halinde, Dışişleri Bakanlığı'nın çalışmalarına da internet üzerinden ulaşmanız mümkündür. Kıbrıs hakkında geniş döküman bulabileceğiniz gibi, Kıbrıs konusundaki son gelişmeler ve müzakere süreci hakkında da ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Bu bilgilere ilave olarak NTV'nin internet sitesinde yer alan "Kıbrıs kronolojisi" Kıbrıs'ın 1571'de alınışından bu güne kadar kronolojik tarihine de göz atabilirsiniz.
alpersfm çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-04-08, 18:03   #3 (permalink)
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 03-09-2007
Yaş: 27
Mesajlar: 2,378
Rep Puanı: 6279575
alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 0
Varsayılan C: Kıbrıs sorunu ve tarihçesi dönem ödevi.. +76.000 rep


KTC'ne uzanan süreç

Adım adım Kıbrıs Sorunu


--------------------------------------------------------------------------------

Kıbrıs’ın tarihinden söz ederken, bir ulusun değil, coğrafi bir bölgenin tarihinden söz edilebilir.

Tarihinde hiçbir dönem, bağımsız, tek başına bir ulus-devlet olamayan Kıbrıs’ın tarihi, doğu akdenize egemen olan ulusların tarihi ile iç içedir.

Milattan binlerce yıl öncesine baktığımızda, deniz ticaretinin ilk geliştiği çağlarda adanın değişik köşelerinde oluşmuş siteler (şehir devletler) görülür. (Soli, Vuni, Salamis krallıkları gibi)

Akdeniz’deki deniz ticaretine egemen olan cenevizlilerin hakimiyeti görülür bir süre.

Bu egemenlik de 1571’de Osmanlı’nın Kıbrıs’ı fethiyle sona ermiştir. Kıbrıs’ın geçici olarak İngilizlere devri, birinci dünya savaşında Osmanlı İmparatorluğu ile İngiltere’nin karşı kamplarda olması nedeniyle İngiltere’nin Kıbrıs’ı tek yanlı ilhakıyla sonuçlanır.

Lozan Antlaşmasıyla kurulan Türkiye Cumhuriyeti bu ilhak kararını tanır.

Kıbrıs Cumhuriyeti

Kıbrıs’taki Rumların Enosis hülyası, Rumların İngilizlerle mücadelesi, Rum-Türk çıkarlarının ayrılığı, 16 Ağustos 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla sonuçlanır.

Ada tarihinde böylece ilk kez bir devlet kurulur. Ancak bu devlet, bağımsız üniter bir devlet değil; İki toplum esasına dayalı ve bağımsızlığı vesayet altında bir devlettir. İngiltere, Türkiye ve Yunanistan bu devletin bağımsızlığının ve iki toplumlu yapısının garantörüdür. Anayasa uyarınca, garantörlerin, topluca veya tek yanlı, müdahale hakkı vardır. Ayrıca Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan’ın birlikte üye olmadığı bir kuruluşa katılamaz.

Ancak Rum toplumunun Kıbrıs’ın tümüne sahip olma hevesi nedeniyle bu cumhuriyet uzun ömürlü olmaz.

Genel Komite

Makarios’un 21 Aralık 1963’te başlattığı saldırılar sonucu Türklerin devletten dışlanması ve 103 köyü terkederek adanın yüzde 3’lük bölümüne sığınmak zorunda kalması üzerine, Türkler Genel Komite’yi kurarlar.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, “Rumların hiçbir zaman Türkleri yönetmediği” sözlerinin temeli, bu genel komitenin oluşturulmasına dayanmaktadır.

Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi

Rum saldırılarının devamı ve Geçitkale-Boğaziçi saldırılarının ardından Türk tarafı 27 Aralık 1967’de “Kıbrıs Geçici Türk Yönetimi”ni kurar. Yasama, yürütme ve yargı işleri Temel Kurallar uyarınca yürütülmeye başlanır.

Kıbrıs Türk Yönetimi

15 Temmuz 1974 Nikos Sampson darbesi ve 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış harekatının ardından yakın bir çözüm ihtimalinin görülmemesi üzerine, 1 Ekim 1974’te, “Kıbrıs Türk Geçici Yönetimi” deyiminden “geçici” kelimesi atılarak “Kıbrıs Türk Yönetimi” oluşturulur.

Kıbrıs Türk Federe Devleti

15 Temmuz 1974 darbesi ile adayı terketmek zorunda kalan Makarios’un adaya dönüşü üzerine, Türk tarafı, olası bir federasyonun türk kanadını oluşturmak üzere, 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni ilan eder.

24 Şubat’ta Kurucu Meclis oluşturulur. KTFD Anayasasının hazırlanmasının ardından 8 Haziran 1976’de halk oylamasına sunulan anayasanın ışığında, 20 Haziran 1976’ta seçimler yapılır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Rum tarafının barışa yanaşmaması, Türk tarafına yaptırım kararlarının ard arda çıkarılması üzerine 15 Kasım 1983’te, Federe Meclisin olağanüstü birleşiminde Bağımsızlık Bildirisi okunur ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilir.

Yeni ilan edilen devlet, hemen Türkiye tarafından tanınır ve İnal Batu, Türkiye’nin ilk büyükelçisi olarak güven mektubunu Devlet Başkanı Rauf Denktaş’a sunar. Bu arada Pakistan ve Bangladeş’in KKTC’ni tanıdığı önce ilan edilir ancak başta ABD olmak üzere diğer ülkelerin baskılarına karşı koyamayan bu iki ülke tanıma kararını geri çeker

6 Aralık 1983’te oluşturulan Kurucu Meclis KKTC Anayasası’nı hazırlar, 5 Mayıs 1983’te anayasa halk oylaması ile kabul edilir ve 7 Mayıs 1985’te Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girer

(yukarı)

ADIM ADIM KIBRIS SORUNU

Kıbrıs Türklerinin KKTC’ni giden yoldaki yönetim aşamalarını kısaca gördükten sonra New York’ta yeniden müzakeresine başlanan Kıbrıs sorununun tarihçesine göz atabiliriz:

Kıbrıs sorunu, yaklaşık 40 yıllık bir geçmişe sahip.

11 Şubat 1959'da İngiltere'nin Ada'dan çekileceğini duyurmasının ardından, Kıbrıs Türklerinden sayıca fazla olan Rumlar, Ada'ın kendilerine bırakılmasını talep ederken, Türk tarafı bu talebe çeşitli nedenlerle karşı çıkıyordu.

Ada, İngiltere'nin denetimine geçmeden çok önce Türkler tarafından yönetilmekteydi. Ayrıca, o ana kadar Kıbrıslı Türklerle Rumlar Ada'da azınlık-çoğunluk ilişkisi olmaksızın ki eşit toplum statüsünde yaşıyorlardı.

Kıbrıslı Türklerin Rumların önerisine şiddetle karşı çıkmasının üçüncü ve en önemli nedeni ise Rumların "Enosis" çerçevesi içinde Ada'yı Yunanistan'a bağlama çabalarıydı.

Kıbrıs Türkleri Ada'nın taksimini istiyordu.”Ya Taksim Ya Ölüm”

LONDRA VE ZÜRİH ANLAŞMALARI

İngiltere'nin Ada'yı bırakacağını açıklamasının ardından Türkiye ve Yunanistan, İngiltere'nin öncülüğünde Zürih ve Londra'da biraraya gelerek bir anlaşmaya varıyordu. Zürih ve Londra anlaşmaları olarak anılan metinler, "Bağımsızlık, iki toplumun ortaklığı, toplumsal alanda otonomi ve çüzümün Türkiye, Yunanistan ve İngiltere tarafından garanti edilmesi" ilkelerine dayandırılıyordu.

Bu çerçevede, fonksiyonel bir federasyon öngören bir anayasa, bunun temel maddelerinin yarattığı durumu teminat altına alan "Garanti anlaşması", İngiltere'ye iki egemen üs bölgesi bırakan "Kuruluş anlaşması" ve Türkiye ile Yunanistan'ın Kıbrıs'ta askeri birlik bulundurmalarını sağlayan "İttifak anlaşması" ortaya çıkıyor ve bu iki anlaşma daha sonra iki toplum liderinin onayına sunuluyordu.

KIBRIS CUMHURİYETİ VE KANLI NOEL

Londra ve Zürih anlaşmalarına dayanan Kıbrıs Cumhuriyeti, 16 Ağustos 1960 tarihinde resmen kurulmuştu. Bu anlaşmalara göre Türkler ve Rumlar ortaktı ve Ada'nın yönetimi Türkler ile Rumlar arasında paylaştırılmıştı. Anlaşmaların oluşturduğu sisteme göre cumhurbaşkanı Rum, yardımcısı ise Türk olacaktı. Yine bu anlaşmalara göre, bakanlar ve polis gücü de Türkler ve Rumlar arasında paylaştırılmıştı.

Ancak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios, 1960 anayasasının yürümediğini öne sürüyor, bazı değişiklikler yapılmasını istiyordu. Makarios'un amacı bunu açıkca dile getirmemekle birlikte, "Türklerin ancak azınlık statüsünde olduğu" fikrini anayasaya yerleştirmek ve Türkleri Ada'nın yönetiminden tamamen tasfiye etmekti.

Bu gelişmeleri takiben Rumlar Ada'da 1960 anlaşmalarıyla kurulan uzlaşma ortamını bozarak, Kıbrıslı Türkleri yönetimden tamamen uzaklaştırmışlardı.

Klerides'in değişiklik önerilerinin Türkler tarafından reddedilmesinin ardından da, iki toplum arasındaki gerginlikler kanlı çatışmalara dönüşüyordu.

Çatışmalar, 1963 yılında "Kanlı Noel" olarak anılan olaylar zincirine yol açtı. Türkiye, diğer garantör ülkeler olan İngiltere ve Yunanistan nezdinde 23 Aralık 1963'te bir teşebbüste bulunarak Rumların saldırılarının durdurulması konusunda Garanti Anlaşması'nın tüm imkanlarının kullanılmasını istedi. Üç garantör ülke, 24 Aralık'ta yayınladıkları bir ortak bildiriyle tarafları ateşkese çağırdıysa da Rum çetelerinin saldırıları durmadı.

Birçok Kıbrıs Türkü'nün hayatını kaybettiği bu saldırılar dünya kamuoyu tarafından lanetlendi ve tarafların isteği üzerine uyuşmazlık 26 Şubat 1964'te BM Güvenlik Konseyi'ne gitti.

1964'te Ada'ya BM Barış Gücü gönderildi, ancak barış gücü de Ada'da güvenliği sağlayamadı. Türkiye'nin Haziran başında adaya asker çıkarma kararı ise ABD'nin diplomatik girişimiyle durduruldu.

BM Güvenlik Konseyi'nin Kıbrıs Rum Yönetimi'ni muhatap alması, saldırıların 1974 yılına kadar sürmesine neden oldu.

1974 KIBRIS BARIŞ HAREKATI

Yunanistan'da 15 Temmuz 1974'te yapılan askeri darbenin ardından 20 Temmuz'da Türkiye, garanti anlaşmasının kendisine verdiği hak ve yükümlülüğe dayanarak, Ada'ya bir barış harekatı gerçekleştirdi.

Barış Harekatı, aralarında ABD'nin de bulunduğu birçok Batı ülkesinin tepkisini çekti.Ancak 1974 yılındaki harekattan bu yana, 1996'daki sınır delme girişimleri dışında iki toplum arasında çatışma olmadı.

BM GİRİŞİMLERİ SÜRÜYOR

Barış Harekatı'nı takip eden yılda Ada'daki iki toplum arasında nüfus mübadelesi anlaşması yapıldı

Bu dönem, BM'nin, Ada'da federal bir yapı oluşturulmasına yönelik girişimlerini yoğunlaştırdığı yıllar olarak hatırlanıyor. Bu kapsamda, 1975-1976 yıllarında Viyana'da görüşmeler yapıldı. Viyana'daki görüşmeleri 1977-79 yıllarındaki dolaylı görüşmeler izledi. Denktaş ve Makarios arasında bu dönemde varılan "Doruk anlaşması",Ardından Denktaş-Kiprianu anlaşması BM müzakere sürecinde temel olarak anılan unsurlar oldular. Bu anlaşmala göre, Kıbrıs; bağımsız, bağlantısız, iki toplumlu, iki kesimli bir cumhuriyet olacaktı.

KKTC'NİN İLANI VE TOPLUMLARARASI GÖRÜŞMELER

Müzakere sürecinde somut adım atılamaması, 15 Kasım 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilan edilmesiyle sonuçlandı.

1985-1986 yıllarındaki toplumlararası görüşmeler sonucu BM'nin önerilerinin KKTC tarafından kabul edilmesi, Ada'da bir çözüme yaklaşıldığı umudu doğurdu. Ancak bu umutlar da Rum tarafının uzlaşmaz tutumuyla sona erdi.

GALİ FİKİRLER DİZİSİ

Soruna çözüm bulma çabalarını sürdüren dönemin BM Genel Sekreteri Butros Gali, 1992 yılında "Gali Fikirler Dizisi" olarak anılan önerileri ortaya attı.

100 paragraftan oluşan fikirler dizisi, çözüme yönelik öneriler içermekteydi. Gali Fikirler Dizisinin tartışmaya açıldığı dönemde, iki toplum arasındaki güvensizlik nedeniyle bu kez de "Güven Arttırıcı Önlemler Paketi" gündeme geldi. Bu paket, 1992-1994 yıllarında, Ada'da çözüme yönelik yapılan girişimlerde hep tartışıldı.

Kıbrıs Rum yönetimi lideri Glafkos Klerides, 1994'ün Ekim ayında, Gali Fikirler Dizisi'ni kabul etmediğini açıkladı.

Klerides, cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde fikirler dizisini kabul etmeyeceğini sık sık tekrarlayarak, bunu seçim malzemesi olarak kullandı.

Az bir farkla cumhurbaşkanlığını kazanan Klerides, söylediğini yaptı ve Fikirler Dizisi'ni reddederek görüşmelerden çekildi.

AB'YE BAŞVURU

Rum yönetimi lideri Klerides, 1960 anlaşmalarına aykırı bir şekilde, görüşmelerin yeniden başlayabilmesi için, Rum kesiminin AB'ye üyelik müracatının Türk tarafınca kabul edilmesini ön koşul olarak ileri sürmeye başladı.

Türkiye ve KKTC bu ön koşula karşı çıktı ve görüşmeler bir kez daha kesildi.

ADA'NIN SİLAHLANMASI

1994 yılından sonraki dönem, Rum kesiminin Yunanistan ile "Ortak Savunma Doktrini" oluşturması ve bu çerçevede Ada'nın güneyine hava ve deniz üsleri kurarak, sorunu uluslararası platforma çekme çabalarına sahne oldu.

Son olarak, Rum kesiminin Rusya'dan S-300 füzeleri alacağını açıklaması, taraflar arasındaki gerginliği bir kez daha tırmandırdı

Türkiye, KKTC halkına karşı garantisini eksiksiz olarak sürdüreceğini ve gelişmelere seyirci kalmayacağını sık sık dile getirdi ve bu, Ankara'ya gelen Denktaş ile Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in bir ortak deklarasyon yayınlaması ile teyid edildi.

NEW YORK DOĞRUDAN GÖRÜŞMELERİ ve AB

ABD Başkanı Bill Clinton, Dayton anlaşması mimarı Richard Holbrooke'u Kıbrıs Özel temsilcisi olarak atadı.

Taraflar arasındaki görüşmeler, 2 Ocak 1997'de görevine atanan BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın iyi niyet misyonuna gösterilen destek çerçevesinde New York'ta 9 Temmuz 1997'de yeniden başladı.

Cumhurbaşkanı Denktaş ve Kıbrıs Rum yönetimi lideri Klerides, bu görüşmelerle 3 yıl aradan sonra ilk kez BM gözetiminde biraraya geldiler. Ancak bu kez, görüşmelerin üzerine gölge düşüren açıklama AB Komisyonu'ndan geldi.

Görüşmeler sürerken Komisyon'un yayınladığı "Gündem 2000" raporunda, Kıbrıs Rum yönetimi ile AB'ye tam üyelik müzakerelerinin başlatılması yönündeki tavsiye kararı, BM iyi niyet misyonuna gölge düşürdü. 15 Ağustos 1997'de hiçbir ilerleme sağlanamadan görüşmeler sona erdi.

TÜRKİYE-KKTC ORTAKLIK KONSEYİ ANLAŞMASI

New York'taki Kıbrıs doğrudan görüşmelerinin birici turu sürerken, AB Komisyonu'nun aldığı tavsiye kararının ardından, Ada'ya giden TC Dışişleri Bakanı İsmail Cem ve Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş arasında, 6 Ağustos'ta "Ortaklık Konseyi Anlaşması" imzalandı.

Türkiye ile KKTC tarafından 20 Ocak 1997 ve 20 Temmuz 1997 tarihlerinde yapılan ortak açıklamalara dayandırılan anlaşmanın ardından yapılan açıklamada, Rum yönetimi ile AB arasında üyelik müzakerelerinin başlatılmasına ilişkin kararın yol açacağı olumsuz gelişmelerden, AB'nin sorumlu olacağı belirtildi.

Clinton'un Özel Temsilcisi Holbrooke, Kasım 1997'de bölgedeki temasları çerçevesinde Ada'ya giderek iki liderle bir araya geldi. Üçlü görüşmenin ardından yeniden Ankara'ya dönen Holbrooke, görüşmelerde hiçbir aşama kaydedilmediğini açıkladı.

ECEVİT, ADA'DA

Ecevit beraberinde kalabalık bir heyetle KKTC'nin 14. kuruluş yıldönümü kutlamaları için 15 Kasım'da Ada'ya gitti. Ecevit, AB'nin Kıbrıs Rum kesimi ile tek yanlı müzakere başlatması durumunda, toplumlararası görüşmelerin tamamen kesileceği ve Türkiye ile KKTC arasında daha önceden başlamış olan kısmi bütünleşmenin tamamlanacağı uyarısında bulundu.

S-300 FÜZELERİ

Rus yapısı S-300 füzeleri, 1998 yılında Kıbrıs sorununa damgasını vurdu.

Bu arada, AB Rum kesimi ile üyelik müzakerelerini 30 Mart'ta başlattı.

Türkiye ile KKTC bu karara karşılık ilişkileri derinleştirme kararı aldıklarını açıkladılar.

Holbrooke, Nisan ayının sonunda Ada'da yeniden çözüm arayışlarına girdi ancak yine başarısızlığa uğradı.

Ada'daki gerginlik Haziran ayında Rumların kullanıma soktuğu Baf hava üssüne Yunanistan'ın 4 adet F-16 indirmesi ve bunlardan ikisinin üste gecelemesiyle tırmandı. Duruma sert tepki gösteren Türkiye, Yunan uçaklarının üssü terketmesini takiben, 6 adet F-16 uçağını, misilleme olarak, KKTC'nin Geçitkale üssüne indirdi. Türk F-16'larının üçü, geceyi Geçitkale üssünde geçirdi.

DENKTAŞ'TAN KONFEDERASYON ÖNERİSİ

Cumhurbaşkanı Denktaş, Ağustos ayının sonunda konfederasyon önerisinde bulundu. ABD, Denktaş'ın önerisini "üzerinde durmaya değer" olarak nitelendirirken, Rum ve Yunan tarafı reddetti.

1999 yılının ilk aylarında, Rumlar, Ankara ve Lefkoşa'nın kararlı tavrı ve artan baskılar nedeniyle Rusya'dan aldıkları S-300 füzelerinden vazgeçmek zorunda kaldı. Füzeler, Girit'e yerleştirildi.

Kıbrıs sorunu açısından 1999 yılının önemli gelişmelerinden biri BM Güvenlik Konseyi'nin 29 Haziran'daki toplantısında soruna ilişkin iki karar çıkartması oldu. G-8 ülkelerinin Kıbrıs sorununa ilişkin tutumlarına dayandırılan kararlardan birinde, Ada'daki Barış Gücü'nün süresi uzatıldı. Diğer kararda ise Genel Sekreter'e, iyi niyet görevi çerçevesinde, tarafları masaya çağırması talimatı verilerek, bu görüşmelerin ön koşulsuz yapılması istendi.

Denktaş ve Klerides, Genel Sekreter'in Kasım ayının ortalarında yaptığı görüşme çağrısı üzerine, Aralık ayı’nda New York'ta dolaylı görüşmeler için Genel Sekreter Kofi Annan'la biraraya geldiler.

DOLAYLI GÖRÜŞMELER

Denktaş ile Klerides arasında başlatılan dolaylı görüşmeler, 2000 yılını ve belki de sonrasını kapsayacak yeni bir görüşme sürecinin başlangıcı oldu.

Dolaylı görüşmeleri başka bir bölümde yayınlayacağız Ancak şunu söyleyebiliriz ki, Rum tarafı barışa razı olsa da olmasada KKTC gün geçtikçe varlığını kuvvetlendiriyor. Bu durum Rumlar ve KKTC’ni ziyaret eden yabancılar tarafından da açıkça görülüyor:

Bu bilgilerin yeterli bulunmaması halinde, Dışişleri Bakanlığı'nın çalışmalarına da internet üzerinden ulaşmanız mümkündür. Kıbrıs hakkında geniş döküman bulabileceğiniz gibi, Kıbrıs konusundaki son gelişmeler ve müzakere süreci hakkında da ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Bu bilgilere ilave olarak NTV'nin internet sitesinde yer alan "Kıbrıs kronolojisi" Kıbrıs'ın 1571'de alınışından bu güne kadar kronolojik tarihine de göz atabilirsiniz.
alpersfm çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-04-08, 18:04   #4 (permalink)
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 03-09-2007
Yaş: 27
Mesajlar: 2,378
Rep Puanı: 6279575
alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 0
Varsayılan C: Kıbrıs sorunu ve tarihçesi dönem ödevi.. +76.000 rep

KIBRIS SORUNU



Tarihinin hiçbir döneminde Yunan idaresinde olmayan Kıbrıs’ta sorunun en basit tanımı Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarının adayı Yunanistan’a bağlama çabaları ve Kıbrıs Türklerinin buna karşı çıkmalarıdır.Rumca “ENOSİS” sözcüğü ile tanımlanan bu çabaların kökeni, 19.yüzyılın başlarında ortaya çıkan Yunan milliyetçiliğine ve bunun sonucunda beliren yayılmacı “Megali İdea”politikasına dayanmaktadır



1571-1878 yılları arasında Türk yönetiminde kalan Kıbrıs,bu tarihte geçici kaydıyla İngiltere’ye devredilmiştir.Ancak İngiltere 1914 yılında adayı fiilen ilhak ettiğini açıklamış,bu fiili durum Lozan Antlaşması ile hukukileşmiştir.1947 Paris Antlaşması ile İtalya’nın Osmanlı Devleti’nden işgal etmiş olduğu 12 adanın, Yunanistan’a verilmesi, Yunanistan’ı cesaretlendirmiş,Rum-Yunan ikilisi Kıbrıs’ı da ilhak için faaliyetlerini artırmıştır.Rum-Yunan ikilisinin adada önce İngiliz yönetimine,daha sonra da Türklere yönelttikleri terörist eylemlerin Türk basını ve kamuoyu tarafından yakından takip edilmesine rağmen,Türk hükümeti 1955 yılına kadar Kıbrıs konusu ile ilgilenmemiş,hatta 1 Nisan 1954’de Türk Dışişleri Bakanı verdiği bir demeçte, “İngiltere’ye ait olan Kıbrıs’ın statüsünde bir değişikliğe razı olmadıklarını,bu sebeple Türkiye’nin Kıbrıs meselesi diye bir sorununun mevcut olmadığını” açıklamıştır.Ancak bir taraftan Kıbrıs Meselesinin kısa zamanda Türk kamuoyuna mâlolarak, Türkiye için millî bir dava haline gelmesi, diğer taraftan Kıbrıs’tan çekilme niyetinde olan İngiltere’nin Yunanistan’ı dengelemek için 29 Ağustos 1955’de Londra Konferansına Türkiye’yi de davet etmesi,Türkiye’yi Kıbrıs sorununa dahil olmak mecburiyetinde bırakmıştır.Kıbrıs meselesi bu tarihten itibaren Türk-dış politikasının ana konularından biri haline gelmiştir.Başlangıçta Kıbrıs’ta statünün devamını isteyen Türkiye,1957 yılından itibaren Kıbrıs’ta taksimi savunmaya başlamış,ancak 1959 yılında Kıbrıs’ta bağımsız bir cumhuriyetin kurulmasına razı olmuştur.



1958 yılında Kıbrıs’ta Rum tedhişçiliğinin şiddetlenmesi dolayısıyla Türk-Yunan ve Yunan-İngiliz ilişkileri gerginleşmiştir.Bu sebeple ABD ve NATO’nun arabuluculuk ve baskıları ile üç devlet müzakerelere girişmişler,1959 Zurich ve Londra Antlaşmaları ile Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyetinin kurulmasına karar verilmiştir. Bu antlaşma Kıbrıs’ta ENOSİS ve taksimi yasaklamakta, Türkiye-Yunanistan ve İngiltere’ye kurulacak anayasal düzeni korumak için garantörlük ve buna dayanarak tek başına adaya müdahale hakkı vermektedir.Bu esaslar çerçevesinde hazırlanan Kıbrıs anayasasının 16 Ağustos 1960’da yürürlüğe girmesi ile Kıbrıs Cumhuriyeti resmen kurulmuştur.Ancak Kıbrıs Rumları, Türkleri Kıbrıs yönetiminden atmak ve ENOSİS’ i gerçekleştirebilmek için mevcut anayasayı değiştirmek yoluna gitmişlerdir.Bu amaçlarını silah yoluyla gerçekleştirmek isteyen Rum yönetiminin saldırıları 1963 yılında bir soykırıma dönüşmüş, Türkler fiilen yönetimden dışlanmışlardır.Dolayısıyla 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti,aslında Makarios tarafından 1963 yılında fiilen yıkılmıştır.Bu tarihten itibaren Makarios yönetimi bir taraftan Rumları katlederken,bir taraftan da uyguladığı baskı ve ekonomik ambargo ile Kıbrıs’ı Türkler açısından yaşanmaz hale getirmiştir.



Kıbrıs Rum yönetiminin Türklere yönelttikleri saldırıların 1964’ten itibaren tekrar artması üzerine Türkiye garantörlük hakkını kullanarak Kıbrıs’a müdahale etmek istemiş,ancak ABD Başkanı Johnson’un 5 Haziran 1964 tarihli ünlü mektubu ile müdahaleden vazgeçmek zorunda bırakılmıştır.Johnson mektubunda, “1947 tarihli yardım antlaşması gereğince Türkiye’ye ABD tarafından verilmiş silahların sınırlar dışında kullanılamayacağı, ABD’nin Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesini meşru saymayacağı, böyle bir hareket sonucunda S. Birliği’nin Türkiye’ye saldırması durumunda NATO’nun Türkiye’ye yardım etmeyeceği”belirtilmektedir.Türkiye’de şok etkisi yaratan bu mektuptan sonra, 18 Aralık 1965’de Kıbrıs’la ilgili olarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yapılan bir oylamada Türkiye’nin Garanti Antlaşması’ndan doğan müdahale hakkını kullanmasına izin vermeyen bir karar kabul edilmiştir. Bu olay Türkiye’nin sadece Batı Bloku içinde değil,dünya üzerinde de yalnız kaldığını göstermektedir.



Türkiye bu olaydan sonra bir taraftan Kıbrıs Türkleri’nin soykırımını önlemek, diğer taraftan da görüşmeler yoluyla soruna siyasal bir çözüm bulmak arayışını sürdürürken, 1968’den itibaren de Türk toplumu lideri Rauf Denktaş ile Rum toplumu lideri Makarios arasında görüşmeler başlamış, ancak herhangi bir sonuç elde edilememiştir.



Yunanistan’ın 15 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs’ta darbe yaparak ENOSİS’i gerçekleştirmeye çalışması üzerine Türkiye garantörlük hakkını kullanarak 20-22 Temmuz ve 14-16 Ağustos 1974 tarihinde Kıbrıs’a askerî harekatta bulunmuştur.Bu askerî harekat sonucu Kıbrıs Türklerinin can ve mal güvenlikleri temin edilmiş, adada gerek Türkler, gerek Rumlar tarafından özlenen kalıcı barış ortamı sağlanmıştır. Bu barış ortamında Rumlarca, 11 yıl devletsiz bırakılan Kıbrıs Türkleri, 13 Şubat 1975’de Kıbrıs Türk Federe Devletini kurmuşlardır.Daha sonra Self Determinatıon hakkını kullanan Kıbrıs Türkleri, 15 Kasım 1983’de K.K.T.C. yi kurmuşlardır. KKTC bağımsız bir devlet olarak kurulmasına rağmen, Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’nden yana olduğunu açıklamış ve toplumlararası görüşmelere iyi niyetle katılmaya devam etmiştir.



KKTC, Kıbrıs’ta varılacak olan nihai bir antlaşmada;

1-Türkiye’nin etkili ve fiili garantisinin devam etmesini

2-İki bölgeli, iki toplumlu, bağımsız ve bağlantısız federal cumhuriyetin kurulmasını

3-Merkezî hükümetin yetkilerinin sınırlı olmasını

4-Türklerin egemenlik ve siyasal eşitlik haklarının tanınmasını ısrarla istemiştir.



Buna karşın Rum kesimi, Türklerin egemenlik ve siyasal eşitlik haklarını tanımamıştır.İşgalci olarak niteledikleri Türk askerinin adadan çekilmesini ve Türkiye’nin garantörlüğü yerine uluslararası bir garanti sisteminin oluşturulmasını istemiştir.Yani Kıbrıs Rum yönetiminin yine tek hedefi ENOSİS’in gerçekleştirilmesidir.Bu nedenle Kıbrıs’ta uygulanacak politika, hem KKTC’nin, hem de Türkiye’nin geleceği ve güvenliği dikkate alınarak,ENOSİS yolunu tamamen kapatacak ve Kıbrıs Türklerini Rumların siyasî ve ekonomik esaretine mahkum etmeyecek bir çözüm tarzı olarak,ya KKTC’nin tanınmasına, ya da Türkiye ile entegrasyonuna yönelik olmalıdır
alpersfm çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-04-08, 18:06   #5 (permalink)
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 03-09-2007
Yaş: 27
Mesajlar: 2,378
Rep Puanı: 6279575
alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11alpersfm Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 0
Varsayılan C: Kıbrıs sorunu ve tarihçesi dönem ödevi.. +76.000 rep

KIBRIS SORUNU



Türkiye ile Yunanistan arasında, Kıbrıs adası yüzünden çıkan anlaşmazlık. Kıbrıs sorunu başlangıç itibariyle oldukça eskiye dayanır. 157l´de Osmanlı Devletinin egemenliği altına giren Kıbrıs´a, bu tarih­ten itibaren Anadolu´dan insanlar göç edipyerleşti. Bunlar, bugünkü Türk halkı­nın esasını meydana getirdiler. Osmanlı Devleti 1878´de Rusya´ya yenilince, İngil­tere, Anadolu topraklarını muhtemel bir Rus saldırısına karşı koruyacağı garantisi1 ni verdi ve yapılan anlaşma gereği üs olarak Kıbrıs´a yerleşti. Adanın yönetimi de bu şartlar altında İngiltere´ye bırakıldı. Ancak anlaşmaya göre, Kıbrıs üstünde Osmanlı Devleti´nin hakimiyeti devam edecek ve her yıl belirli bîr vergi verecek­ti. Fakat Osmanlı Devleti´nin I. Dünya Sa-vaşı´nda yenilmesini fırsat bilen İngiltere, 1914´te Kıbrıs´ı doğrudan doğruya kendi topraklarına kattı. Kıbrıs´ın İngiltere´ye katılması 1923´teki Lozan Antlaşması´yla Türkiye tarafından da kabul edildi. Böyle­ce Kıbrıs, İngiltere´ye bağlı bir sömürge durumuna getirildi. Bundan sonraki yıl­larda Rumlar, Yunanistan ile birleşmek için birkaç defa ayaklandılarsa da, İngiliz Yönetimi bu ayaklanmaları kolayca bas­tırdı ve Rumların isteklerinin gerçekleş­mesine izin vermedi.

1952 yılında Yunanistan, kıbrıs mesele­sini resmi olarak ele aldı ve ilhaktan sözet-ti. Türkiye ise, İngiltere´nin ayrılması du­rumunda, adanın eski sahibi olan Türki­ye´ye verilmesini istedi. Dolayısıyla, Tür­kiye ile Yunanistan arasındaki Kıbrıs an­laşmazlığı iyice su yüzüne çıkmış oldu. Yunanistan ilhak konusunda, İngiltere´­den olumlu bir cevap alamadı. Bunun üze­rine meseleyi Birleşmiş Milletler´e götür­dü. Ancak istediği sonucu elde edemedi. Arkasından da Kıbrıs´ta tedhiş hareketle­rine başladı. Yunan Generali Grivas, EOKA teşkilatının başına getirildi. Yuna­nistan bu teşkilatı silahla destekledi. 1955´te İngilizlere karşı başlatılan tedhiş hareketleri, kısa bir süre sonra Türkler´e yöneldi. Türkiye, İngiltere´ye bir nota ve­rerek, kanlı olaylar karşısında hareketsiz kalmayacağını bildirdi. Yapılan bütün gö­rüşmeler de sonuçsuz kaldı. Bu arada Yu­nanistan bir kez daha Birleşmiş Millet­ler´e başvurdu. Ancak başvurusu sonuç­suz kaldı. İngiltere ise, adaya muhtariyet

verilmesi konusunda temaslara başladı. Ancak Rumlar buna tepki gösterdiler. Makarios da bu tepkiye adadan destek verdi. Bu gelişmeler içinde tedhiş faaliyet­leri de gittikçe yayılıyordu. İngiltere, Kıb­rıs için bir anayasa hazırlamaya başladı. "Self-determİnation" (kendi kaderini ta­yin) esasını öngörmediği için, Yunanistan bunu reddetti. Türkiye ise, bu sıralarda bir Htaksim"den sözetmeye başladı.

1957´de Makarios sürgün gittiği Şeysel adalarından Kıbrıs´a geri döndü. Türkle­re karşı şiddet eylemleri artmaya başladı. 1958´de "taksim" mitingleri düzenlendi. Türkiye´nin çeşitli İllerinde de İngiltere aleyhinde ve taksim lehinde mitingler ya­pıldı. Aynı yıl içinde tedhiş hareketleri art­tı ve Türkler toplu şekilde öldürülmeye başlandı. Bu durum karşısında Türkiye, İngiltere´ye bir nota verdi ve tek başına gerekli tedbiri düşündüğünü bildirdi. 1958´in Aralık ayında İngiltere, Yunanis­tan ve Türkiye arasında bağımsız bir Kıb­rıs devleti kurulması fikri sözkonusu ol­du. 1960´ta ise İngiltere, Türkiye ve Yuna­nistan´ın garantörlüğünde bağımsız "Kıb­rıs Devleti" kuruldu. Seçimler yapıldı. Makarios cumhurbaşkanı, Dr.Fazıl Kü­çük de cumhurbaşkanı yardımcısı seçildi­ler. Ancak Rumlarla Türkler arasındaki anlaşmazlıklar dinmeden devam etti. 1963´te iki toplum arasındaki bağlar yeni­den koptu EOKA teşkilatı, Yunanistan ile birleşmeyi (Enosİs) gerçekleştirmek için tekrar tedhiş hareketlerine başladı. Türklere ait merkezlere ve ibadethanele­re tecavüzler arttı. Türkler toplu katliam­lara uğradılar, çeşitli yerlerde kurşun yağmruna tutuldular, can verdiler. Katli­amlar ve imhalar artınca, Türk Hava Kuv-vetleri´ne ait jetler, ada üzerinde ihtar uçuşu yaptılar. Toplumlararası girişimler

"Barış Koruma Kuweti"nin kurulmasını sağladı." Yeşilhat" antlaşması yapıldı. An­cak Rumlar ne tatmin oldular, ne de dur­dular. Türklere yönelik saldırılar yeniden başladı. Güvenlik Konseyi, adaya Birleş­miş Milletler Barış Gücü´nü göndermeye başladı. 1964´te Türklerin maruz kaldığı "Erenköy Katliamı"ndan sonra, iki top­lum fiilen ayrıldı. Türkler kendi yönetim düzenlerini kurma girişiminde bulundu­lar. 1967´de ikinci bir gerginlik yaşandı ise de, Türkiye´nin müdahalede bulunma tehdidi karşısında, Yunanistan adaya gön­derdiği askerlerini geri çekmek zorunda kaldı.

Toplumlararası görüşmeler devam eder­ken, bir müddet adadan ayrılmak zorun­da bırakılan EOKA lideri Grivas, tekrar adaya döndü. Dönmesiyle de Enosİs fikri canlanmaya başladı. 1974´lü yıllara doğ­ru, Kıbrıs´ta izlenilmesi gereken politika yüzünden Makarios´un hem Yunanistan, hem de Grivas ile arası açıldı. Grivas´ın ve adadaki bazı Yunanlı subayların emrin­de harekete geçen rum Milli Muhafız Bir­likleri bir darbe girişiminde bulundular. Makarios adadan kaçmak zorunda kaldı. Kıbrıs´ta hemen yeni bir yönetim kurul­du. Devlet BaşkanlığYna da Türklere kar­şı işlediği cinayetlerle tanınan Nikos Sampson getirildi. Sampson, Kıbrıs´ı Yu­nanistan´la birleştireceğini (Enosis) ilan etti. OlayTürkiye´ de yankı uyandırdı. Ga­rantör devlet olan Türkiye, gerekli diplo­matik temaslardan sonra, 20 Temmuz 1974 günü kıbrıs Barış harekatı´m başlat­tı. I.ve2. Barış Harekatıyla Magosa-Lef-koşeErenkÖy çizgisine kadar ilerleyip Atilla hattında durdu. Böylelikle Kıb­rıs´ın yüzde 40 kadarı Türklerin denetimi altına girdi. Başarıyla sonuçlanan Barış Harekatı, bir yandan Kıbrıs´ta N.Samp-

son yönetimine son verdi; diğer yandan da Yunanistan´daki cuntanın sonunu ge­lirdi.

1975´te Kıbrıs Federe Türk Devletinin kurulduğu ilan edildi. 15 Kasım 1983 tari­hinde de bağımsızlığı ilan edilerek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kurul­du. Türkiye´nin KKTC yi hemen tanıma­sına karşılık İngiltere, Yunanistan ve Kıb­rıs rum kesimi, bağımsızlık ilânını anlaş­malara aykırı görerek kabul etmediler. , İki toplumun ayrılması, Kıbrıs konusun­daki anlaşmazlıkları sona erdirmedi. Kıb­rıs´taki gerginlik ve anlaşlazlık geçmişte olduğu gibi Türk-Yunan ilişkilerini olum­suz yönde etkilemeye devam etti. Bugün de bu olumsuz etkileme devam etmekte, çeşitli düzeylerde sürdürülen çabalardan bir sonuç alınamamaktadır. Durum göste­riyor ki, Kıbrıs Sorunu, Türk- Yunan■:iliş­kilerini daha uzun ydlar olumsuz yönde, et­kilemeye devam edecektir. ;
alpersfm çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 16:58
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Forums Directory eXTReMe Tracker Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80