|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
|
|
#31 (permalink) |
|
C a s u a L ™
![]() ![]() Giriş Tarihi: 04-05-2007
Mesajlar: 285
Rep Puanı: 574814
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Bu filmde, başarılı bir doktor ve asker olan Robert Neville’in ülkesini kurtarmak için yaptığı olaylar anlatılıyor. New York’ta alarm veren bir virüsten sonra ülke boşaltılmaktadır. Robert, karısı ve kızını ülkeden göndererek, virüsü yok etmek istiyor. Ülkede köpeği Samantha ile kalan Robert her gün radyo mesajları ile ülkede virüs bulaşmamış insanlara ulaşmak istemektedir. Bu arada virüsü yok edecek panzehir çalışmalarını da yürütmektedir. Virüslü mutantlar günün aydınlık saatlerinde saklanıp, karanlıkta ortaya çıkıyor. Robert birgün mutantlar tarafından ele geçirilmek üzeredir. O anda bir kadın ve bir çocuk radyo mesajlarından Robert’a ulaşıyor. Yaralı halde eve götürülen Robert, sağ kalan birilerini görünce şaşırıyor. Kadının adı Anna, çocuğun adı Ethandır.Anna ve Ethan sağ kalanların yanına gitmek istiyorlar.Bunun aksine Robert sağ kalanların olmadığına inanıyor.Karanlık olunca mutantlar Robert’ın evine ulaşıyor.Evi ele geçiren mutantlar sağ kalan 3 kişiyi bulmaya çalışıyor.Robert diğerlerini de alıp laboratuara iniyor.Fakat mutantlar laboratuarı da ele giçirmek üzeredir.Robert
...Anna ve Ethan’ı güvenli bir yere saklarken,onlara kanını yani virüsün panzehirini veriyor ve kendini feda ediyor.Güvenli bölgeye ulaşan Anna panzehiri yetkili kişilere vermeyi başarıyor… arkadaşlar yukarda ki metnin ingilizceye çevrilmesi gerek 9. sınıf, pazartesiye kadar elimde olması gerekiyor ilgilenecek olan arkadaşlara teşekkür ederim Mesajı son düzenleyen +via ( 07-03-08 - 21:03 ). |
|
|
|
|
|
#32 (permalink) |
|
Yabancı
![]() Giriş Tarihi: 04-02-2006
Yaş: 17
Mesajlar: 11
Rep Puanı: 2375
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Annesi, İstanbul'a gittiği için kendisinden bir yaş küçük olan kardeşi Hasan'la artık Dadaruh'un yanından hiç ayrılmaz. Bu, babasının seyisi, yaşlı bir adamdır. En sevdikleri şey atlardır. Dadaruh'la birlikte onları suya götürmek, çıplak sırtlarına binmek, onlar için çok zevklidir.Torbalara arpa koymak, yemliklere ot doldurmak, gübreleri kaldırmak eğlenceli bir oyundan daha çok hoşlarına gider. Dadaruh eline kaşağıyı alıp işe başladı mı, tıkı... tık... tıkı... tık... tıpkı bir saat gibi... yerinde duramaz, bunu gören küçük çocuk ben de yapacağım! diye tutturur.
O vakit Dadaruh, onu Tosun'un sırtına koyar, eline kaşağıyı verir, - Hadi yap! Der. Bu demir gereci hayvanın üstüne sürter, ama o uyumlu tıkırtıyı çıkaramazdı. Her sabah ahıra gelir gelmez, - Dadaruh, tımarı ben yapacağım, der.Ama adam izin vermez ancak boyu at kadar olunca yapabileceğini söyler.Boyu atın karnına bile varmıyordu. Oysa en keyifli, en eğlenceli şey buydu. Sanki kaşağının düzenli tıkırtısı Tosun'un hoşuna gidiyor, kulaklarını kısıyor, kuyruğunu kocaman bir püskül gibi sallıyordu. Tam tımar biteceğine yakın huysuzlanır, o zaman Dadaruh, "Höyt.." diye sağrısına bir tokat indirir, sonra öteki atları tımara başlardı.Bir gün yalnız başına kalır. Hasan'la Dadaruh dere kenarına inmişlerdi. İçimde bir tımar etmek hırsı uyanır. Kaşağıyı arar, bulamaz. Annesinin bir hafta önce İstanbul'dan gönderdiği armağanlar içinden çıkan fakfon kaşağı, pırıl pırıl parlıyordu. Hemen alıp, Tosun'un yanına koşar, karnına sürtmek ister fakat rahat durmaz. - Sanırım acıtıyor? Diye düşünür. Gümüş gibi parlayan bu güzel kaşağının dişlerine bakar. Çok keskin, çok sivridir. Biraz köreltmek için duvarın taşlarına sürtmeye başlar. Dişleri bozulunca yeniden dener. Gene atların hiçbiri durmaz ve kızar. Öfkesini sanki kaşağıdan çıkarmak ister. On adım ilerdeki çeşmeye koşar. Kaşağıyı yalağın taşına koyup yerden kaldırabildiği en ağır bir taş bularak üstüne hızlı hızlı indirmeye başlar. İstanbul'dan gelen, üstelik Dadaruh'un kullanmaya kıyamadığı bu güzel kaşağıyı ezip, parçalar. Sonra yalağın içine atar. Babası çeşmeye bakarken, yalağın içinde kırılmış kaşağıyı görür; Dadaruh'a yanına çağırınca çok korkar. Dadaruh şaşırır, kırılmış kaşağı ortaya çıkınca, babası bunu kimin yaptığını sorar.Dadaruh, - Bilmiyorum, der. Babasının gözleri ona döner, daha bir şey sormadan, çocuk kaşağıyı kardeşi Hasan’ın kırdığını söyler. “Dadaruh uyurken odaya girdi. Sandıktan aldı. Sonra yalağın taşında ezdi” der. Babası Hasan’I çağırır. -Bu kaşağıyı niye kırdın?diye sorar. Hasan, Dadaruh'un elinde duran alete şaşkın şaşkın baktıp, sarı saçlı başını sarsarak, - Ben kırmadım, der. - Doğru söyle, darılmayacağım. Yalan çok kötüdür, der babası. Hasan inkârda direnir. Baba öfkelenir. Üzerine yürür "Utanmaz yalancı" diye yüzüne bir tokat indirir. - Götür bunu eve; sakın bunu bir daha buraya sokma. Hep Pervin'le otursun! diye haykırır. Artık ahırda hep yalnız oynar. Hasan eve hapsedilir. Annesi geldikten sonra da bağışlanmaz.Annesi onun iftira atabileceğine hiç ihtimal vermez. Ertesi yıl anne, yazın gene İstanbul'a gider.Hasan'a ahır hâlâ yasaktır. Bir gün birdenbire hastalandı. Doktor "Kuşpalazı" der. Babası yatağın başucundan hiç ayrılmaz.Hizmetçi kardeşinin öleceğini söyler ve çocuk ağlamaya başlar.Gece uyuyamaz, uykuya dalar dalmaz Hasan'ın hayali gözünün önüne gelir "İftiracı! İftiracı!" diye karşısında ağlar.Pervin'i uyandırır. Hasan'ın yanına gitmek istediğini ve babasına bir şey söylemek istediğini söyler.Yarın söylersin, der.Sabaha kadar gene gözlerini kapayamaz. Hava henüz ağarırken Pervin'i uyandırır.Ama zavallı suçsuz kardeşi, o gece ölmüştür arkadaslar donem odevı bunu bana cevıre bılırmısınız sımdıden cok tesekkurler Mesajı son düzenleyen yusufusan ( 13-03-08 - 11:08 ). Neden: satır bosluk bırakamayı unuttum |
|
|
|
|
|
#33 (permalink) |
|
Üye
![]() Giriş Tarihi: 08-10-2007
Yer: de bi kedi gördüm sanki???
Mesajlar: 176
Rep Puanı: 1415536
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Biz sizlere bize ait olup da,bizden çalınmaya çalışılan,soyu Osmanlı mutfağına dayanan,baklavamızdan bahsedeceğiz.
Öyle ki bu durum artık ulusal bir sorun haline gelmiştir. Yunanlılar doğal olarak kendilerini haklı görmektedir.Ancak Türkler için baklavanın önemini anlayamadıkları için böyle bencil bir hal almaktadırlar.Ancak her Yunanlı bunu böle kabul etmez.Kendini,soyunu,geçmişini bilen bazı Yunanlılar baklavanın Türklerin olduğunu kabul ederler.Ancak tarihde yaşanan olaylardan dolayı bazı ortak kültürlere ve yemeklere de sahibizdir.İşte 2 ülkenin aşçıları arasında 2 ülke içinde ortak olan yemekler hakkında şöle dostça bir konuşma geçmektedir: Akın: Her şeyden önce damak tadımız aynı. Aynı şekilde içiyor, aynı gürültüleri çıkartıyoruz. Bu da yanında benzer yemekleri getiriyor. Biz yemekleri seçerken benzer isimlerden ve malzemelerden yola çıktık. Peki benzer yemekler hangileri? Akın: Dolma, tarhana, kapama. En çok şaşırdığım paça ve işkembe oldu. Lambraki: Bizim mutfağımıza en çok benzeyen Ege ve İstanbul mutfağı. Özellikle mezeler, balık ve zeytinyağlı yemekler. Zeytinyağı Yunanistan'da daha çok kullanılıyor. Tereyağı da bizde daha yaygın değil mi? Akın: Türk mutfağına zeytinyağı 19'uncu yüzyılda girmiş. Onlarda da üst kültür ya da zengin kesim tereyağına rağbet ediyor. Az kullanılmasının nedeni oruç kültürüyle ilgili. Ama birçok yemekte zeytinyağı kullanırken pilavı bizim gibi tereyağıyla yapıyorlar. Herhalde bizden aldılar. Bazı yemekler birbirine geçmiş kimin kimden aldığı belli değil... Akın: Evet ama daha teknik yemekler var. Börek, baklava gibi törensel yemeklerinin yayılmasında tabii ki Osmanlı'nın etkisi var. Osmanlı yerel mutfakları topluyor ve sarayda süzerek dağıtıyor. Sarayda yapılanlar mutlaka moda oluyor. Peki ya baharatlar? Akın: Kimyon çok kullanılıyor. Onlar da yeşillikli otlara yer veriyor. Tatlılarlarda tarçını ve karanfil çok var. Ama onlar bunları süs olarak kullanıyor. Biz daha rastgele kullanırız. 'Biz domuz etini, onlar pastırmayı bilmiyor' Benzerlikler kadar farklılıklar da çok mu? Lambraki: En büyük fark sofra adabında. İki ülkeye yakıştırılan yemek kültürü dışında kalan yöresel yemekler çok farklı. Mesela Karadeniz mutfağı. Akın: Biz domuz eti yemiyoruz. Şaraplı yemekler yaygın değil. Ama onlar da pastırmayı bilmiyor. İki ülkenin de en sevdiği yemek hangisi? Akın: Dolma. Onların da ritüelistik yemeği. İsa'nın kundağını sarma-ladığını düşünüyorlar. İşkembe, paça. Cacık da var ama farklı. Onlar ekmeğe sürüp meze gibi yiyor biz salata niyetine kaşıkla. Dolmayı da terbiyeli yapıyor, yoğurt kullanmıyorlar. Oysa biz yoğurtla bir mutfak üretiyoruz. Sizin birbirinizin mutfağında en sevdiğiniz yemek hangisi hangisi? Lambraki: Kebap, kebabın her çeşidi. Etle meyvenin birlikte pişirildiği yemekler. Mesela Üzleme. Akın: Pekmezli Balık çok güzel. Öyleki bu konu filmlere bile konu olmuştur. Ancak bu konuda biz kendimizi doğal olarak haklı görürken,bizde diğer ülkelrin yemeklerinden etkilenmişizdir.Pasta Fransız mutfağından,makarna İtalyan mutfağından Türk mutfağına girmiştir. (kullanılacak tensler:simp.pr.t-past con.T.-future T.-past simpT-present perf.T-present perf.cont.T) arkadaşlar lütfen akşama lazım.10.sınıfım proje ödevi lütfen hocanın acıması yok... konuşma bölümünde kesit yapabilirsiz (((baya istek var ama hiç çeviren yok korkuyorum çeviren olmuyacak die))) Mesajı son düzenleyen tweety555 ( 13-03-08 - 20:45 ). Neden: yanlışlıktan dolayı |
|
|
|
|
|
#34 (permalink) |
|
Yabancı
![]() Giriş Tarihi: 20-02-2007
Yaş: 18
Mesajlar: 13
Rep Puanı: 2375
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
ÇEVRE VE ÇEVRE KİRLİLİĞİ NEDİR?
1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi. Dünyada hızla artan çevre sorunlarına dikkat çekmek ve çözüm üretmek amacıyla her yıl 5 Haziran’da kutlanan “Dünya Çevre Günü”nün bu seneki temel konusu “İklim Değişikliği Ve Küresel ısınma idi. Sanayileşme ve kentlerdeki nüfus yoğunlukları, çevre sorunlarının artmasına sebep olmuştur. Bütün ülkelerin ortak sorunu haline gelen çevre kirlenmesi, günümüzde insan sağlığını tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Ölümlere sebep olan solunum yolu hastalıklarının çoğu hava kirliliği sonucunda oluşmaktadır. Balıklar, çevre kirlenmesinden en çok zarar gören canlıların başında gelir. Sanayi artıkları, spreyler, yakıtlarla ortaya çıkan gazlar, dumanlar, petrol ve ilaç atıkları, plastik ürünler, suni gübreler ve çöpler çevre kirlenmesine sebep olan en önemli etmenlerdir. Çevre kirlenmesini, insanın doğaya verdiği zarar olarak da tanımlayabiliriz. Doğanın korunması ve tahribatının engellenmesi zorunludur. Gelecek nesillere iyi bir çevre bırakmak için kirlenmeleri mutlaka önlemek, yeşil alanları ve hayvanları koruyup çoğaltmak gerekir. Bilinçsizce sağa sola attığımız plastik ürünlerin doğada 400 yıl kadar çürümeden kalabildiğini söylersek, karşı karşıya kaldığımız tehlikenin boyutlarını biraz olsun anlayabiliriz. Çevrenin kirlenmesini önlemek için üzerimize düşen görevleri mutlaka yapmalıyız. Çevre sorunları, nüfus artışı, kentleşme ve sanayileşmenin bilinçsiz yapılanma sonucu olarak ortaya çıkmıştır. İnsanın çevredeki doğal kaynakları değerlendirmesi olağan bir süreçtir, ancak kaynakların düzensiz ve kötü kullanımı endüstriyelleşme adına çevreye önem verilmemesi sonucu doğa kendisini yenileyemez ve dengesini koruyamaz hale gelmiştir. İnsanların sadece kendilerini ve bugünü düşünmeleri sonucu gelecek nesillere yeterli kaynak ve temiz bir çevre kalmayacaktır. ÇEVRE KİRLİLİĞİ UNSURLARI 1)DOĞAL ÇEVRE KİRLİLİĞİ 2)HAVA KİRLİLİĞİ 3)SU KİRLİLİĞİ 4)YÜZEY KİRLİLİĞİ ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN NEDENİ: Sanayileşme değildir. İnsan sağlığını umursamaz biçimde sanayileşme,yerleşme ve teknoloji kullanımıdır. SU VE YÜZEY KİRLENMESİNİN NEDENLERİ NELERDİR: Fabrikalardan, Kent Kanalizasyonlarından Deniz, Göl Ve Akarsulara Bırakılan Kimyasal Atıklar, Zehirli Tarım İlaçları, Denetimsiz Nükleer Santrallerin Radyoaktif Atıkları Su Ve Yüzey Kirliliğine Neden Olurlar. İnsan Vücudunun Temel Yapı Maddesi Olan Su Ve Su Kaynakları Da Çevre Kirliliğinden Nasibini Almıştır… Yeryüzündeki Doğal Su Kaynakları Denizler, Göller, Akarsulardır, Doğal Bir Kaynak Olan Su Doğada Kaybolmaz. Yeryüzünde Kullanılan Su Buharlaşma Ve Terleme İle Tekrar Atmosfere Gider Ve Yağmur Olarak Tekrar Yeryüzüne Düşer Bu Döngü Sürekli Devam Eder. Ancak Suyun Dış Kaynaklar Tarafından Kirlenmesi Sonucu Suda Yaşayan Canlılar Ve Suların Kullanımı Sonucu İnsan Ve Bitki Sağlığı Olumsuz Etkilenir. ÇEVRE KİRLİLİĞİ NELERE YOL AÇAR? Çevre kirlenmesi, canlıların ve bitkilerin ekolojik dengesini bozarak süreğen hastalıklara ve onların yok olmalarına yol açar. İnsanlarda görülen en yaygın sonucu; çeşitli solunum yolları, göz hastalıklarıyla, kanserin artması ve çocukların gelişmesinde yarattığı önemli engellerdir. ÇEVRENİZİ TEMİZ TUTTUĞUNUZDA DOĞAMIZ AYAKTA KALACAK GELECEK NESİLLERE MİRAS BIRAKACAĞIMIZ BİRŞEYLER OLACAK HAVA KİRLİLİĞİNİN ETKENLERİ: Çevremizi saran, soluduğumuz ve yaşam için önemli öğelerden biri olan havanın, doğal bileşiminin değişime uğrayarak insan sağlığına zararlı bir özellik kazanmasına hava kirliliği denir. Hava kirliliğine neden olan kirletici kaynaklar; Sanayi kuruluşları: Çeşitli kirletici gaz ve maddeleri bacaları aracılığı ile havaya yaymaktadır. Termik santraller: yüksek oranda Kükürtdioksit emisyonları nedeniyle çevreye ciddi zararlar vermektedir. Ülkemizde bitki örtüsü tarımsal üretim ve ormanlarda kayıplara neden olmuştur. Yakma tesisleri: evsel ve endüstriyel çeşitli atıkların yakılması sonucu oluşan emisyonlar atmosfere yayılmakta ve canlı yaşamını olumsuz etkilemektedir. Konut ve işyerleri: ısıtılması için kullanılan yakıtların yanması sonucu oluşan gazların bacalardan atmosfere yayılması Taşıt araçları: tüm motorlu taşıtların kullandıkları yakıtın yanması ve egzozdan havaya verilmesi Orman ve bitki örtüsünün yanması Yanardağlar Maden ocakları HANGİ MALZEME NEYE“GERİ DÖNÜŞÜYOR” CAM Renkli camlar yine kendi renklerinde yeni bir cam ürüne, saydam/renksiz camlar ise renksiz ya da renkli cama sonsuz kez ve %100 oranında geri dönüştürülebilirler. Ülkemizde cam geri dönüşümü belirli noktalara bırakılan cam şişe kumbaralarıyla sağlanmaktadır. METALLER Metal içecek kutuları yine metal içecek kutuları ve madeni konserve ambalajlarına dönüştürülebilirken, madeni konserve ambalajları yalnızca yine konserve ambalajlarına dönüşebilir PLASTİKLER PET: Halı tabanları, uyku torbaları, oto yedek parçaları, can kurtarma yastıkları, piknik masaları üretilir. HDPE: Geri kazanılmış HDPE’ den ürünler ise çöp kovaları, stadyum bankları, drenaj malzemeleri, golf torbaları, paletler, vb. PVC: Kanalizasyon borusu, yol plakaları, marley, vs. LDPE: Branda, yer tuğlası, çöp kutusu PS: Yalıtım malzemesi, yumurta kartonları, menfezler PP: Sinyal lambaları, kablolar, bisiklet dişli kutuları KÂĞIT / KARTON Kâğıt ve kartonlarının geri dönüşümünde downcycle durumu vardır. Kullanılmış gazete kâğıdı üzerinde fazla bir işlem yapılmadan tuvalet kağıdına dönüştürülebilir. Türkiye’de Tetra-Pak ve Tetra-Brik olarak bilinen içecek kutuları ise tümüyle preslenip suntaya dönüştürülür. BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ -Ülkemizde yılda yaklaşık bir milyon ton kağıtla gereksiz yazışma yapıldığını… -İnsanların birbirine gönderdiği kağıtların %44’ünün okunmadığını, ve bir insanın ömrünün -8 ayını gereksiz yazışma zarflarını açarak geçirdiğini -1 kağıdın 5 kez yeniden kullanılabileceğini -70 kg. atık kağıdın 1 ağaç kurtardığını Atık kağıdın ağaç yerine kullanılmasıyla, -%25-70 Enerji Tasarrufu -%60 Hava Kirliliğinde Azalma -%40 Su Kirliliğinde Azalma -%60 Su Tasarrufu -%40 Çöp Hacminde Azalma Sağlanabileceğini.. Bir büyük kayın ağacının, 72 kişinin günlük oksijen ihtiyacını karşıladığını Bir cam şişenin doğada 4000 yıl, plastiğin 1000 yıl, bir teneke kutunun 10–100 yıl, çikletin 5 yıl, sigara filtresinin 2 yıl süreyle yok olmadığını Biliyor musunuz? İSRAF ETMEMEK KAZANMAKTIR, Ülkemizde kişi başına günde çıkan atık miktarı: 1 kg Türkiye’de Yılda Üretilen Evsel Atık Miktarı : 20 milyon ton Geri kazanabilir atık miktarı: 2.4 – 3 milyon ton Geri kazanılabilir atıkların çöplerde kapladığı alan: %35 Yıllık 3 milyon ton atığın ekonomik değeri 150 trilyon Buzullar erirken susuzluk yaşıyorsak, üretemediğimiz enerjiyi boşa harcıyorsak artık alışkanlıklarımızı değiştirme zamanı gelmiştir! Hepinize güzel, temiz bir çevrede, mutlu ve sağlıklı bir yaşam dilerim. size zahmet bunu ingilizceye çevirebilr misiniz??? |
|
|
|
|
|
#35 (permalink) |
|
Eski Üye
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 04-02-2007
Yer: 34 GS 1905
Mesajlar: 914
Rep Puanı: 2521719
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
ya arkaslar bence bu konu biraz gereksiz olmus söyle bir bakıyorumda bir iki kişi dısında cevaplayan yok o zaman neden gereksiz yere hala bu konu var herkes ceviri bekliyo ama cevap yok !!!
|
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com