|
||||
|
|||||||
|
|
#2 (permalink) |
|
Uçarsan Aşarsın
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
![]() BİSİKLETİN DOĞUŞU Yazarlar ilk bisikletin, ilkel şeklinde, Çin'de görüldüğünü belirtmelerine rağmen, ilk bisiklet çizimlerinin 1493 yılında Leonardo da Vinci ya da onun öğrencilerinden biri tarafından yapıldığı söylenir.Bu çizimlerden yararlanarak ilk bisikleti yapan kişi Kirkpatrick Mac Mullan' dır. 1839-1840 yılları arasında İskoçya' da yapılan bu bisiklet, halen Londra' da Science Museum' dadır. Mac Millan'dan önce temel modeli Fransız Sirvac' ın yaptığı sağ ve sol ayakların itmesi ile yürüyen bisiklet oluşturur. Celerifere adını taşıyan bu alet 1790 yılında yapılmıştır. Drais de Senerbol' un yaptığı bisikletin daha hareketli ve daha biçimli bir modelini geliştiren Boran Karl Von Drais' in yapımı olan 1816 modeli daha sonraki yılların tohumlarını oluşturmuştur. 1817 yapımı 26 kiloluk Drais'in Viyana' da sergilenen tahta bisikletini takiben 1818 yılında madeni yapıma gidilmiştir. İngiliz Brich' in bu yapımını 1855 yılında Fransız Ernest Michaux' un modelini izlemiştir. Pedallar ilk kez bu modelde görülmüştür. 1870 yılından sonra daha da geliştirilen yeni yapıma Bicyole adı verilmiştir. İki çember olarak adlandırılan bu modelde ön tekerliğin çapı 1 ile 1,5 metre arasında değişmiştir. Bisikletin ilk üretiminde " Michaux Company" firmasınca 200 personel ile yılda 140 bisiklet üreterek başlandı. O günkü değeri ise 450 Fransız Frangı idi. BİSİKLET TAŞIT HALİNE GELİYOR Yeni tip yapımların ilgi görmesi ve gerçekten faydalı olarak bulunması ulusların yönetim kadrosunu harekete geçirmiştir. Bu yolda ilk adımı Fransa atmıştır. Fransa Savunma Bakanlığı Bisiklet yapımını desteklemiş ve 1871' de imal edilen bisikletler Alman harbinde kullanılmıştır. Daha sonraki yıllarda içi boş kauçuk lastiğinin bulunması (Trufaut) İngiltere' de eşit tekerlikli komple kadrolu, bilyalı ve milli bisikletlerin yapılmasını ortadan katlanan portatif yapımlar (Gerard) izlemiştir. İrlandalı Dunlop' un (John Voyd) 1888 yılında havalı plastikleri piyasaya sürmesi bisiklet sanayiini birden bire geliştirmeye sebep olmuştur. Bu arada belirtmek yerinde olacak, yapılan bisikletler halkın kullandığı bir vasıta olmamıştır. Malzeme pahalılığı, büyük işçilik, bisikletlerin büyük ücretle satılmasını öngörmüştür. Bu nedenle sadece zengin kişilerin zevk aracı haline gelen bisiklet (1890) 500-800 Frank arasında satılıyordu. O yıllarda pahalı olan bisiklet daha sonraki yıllarda ardı ardına açılan fabrikalar ve malzeme bolluğu seri halde bisiklet yapımına yol açmıştır. Özellikle Fransa, Belçika, İngiltere, İtalya ve İspanya' da kurulan bisiklet fabrikaları bu sporun yayılmasında öncülük etmiştir. Özellikle birinci dünya savaşında; savaşa katılan Avrupa ülkeleri, bisikleti askeri amaçlarla orduların süratli hareketini sağlamakta kullanmışlardır. İLK YARIŞLAR Fransa, Hollanda, Belçika, İsviçre, İspanya ve İtalya gibi ülkelerde gelişmeye başlayan bisiklet sanayi bu sporla uğraşanların artmasına neden olmasının yanı sıra bisiklet sanayisinin teşviki sağlanmıştır. Bisiklet sporunun beşiği sayılan Fransa' da ilk pedallar Tuilerie, Chams de Mars, St. Jammes ve Daumesni' de isim yapmış yarışmacılar idi. Tespit edilen en eski yarış 31 Mayıs 1868'de Paris Pare de St. Cloud'la 2 km'. lik bir parkurda koşulmuştur. Yarışı Dr. Jammes Moore (İngiltere 1847-1935) kazanmıştır. Moore daha sonra " Legion d" Honneur" ünvanı ile ödüllendirildi. Amatörler arasındaki ilk mukavemet yarışının birincisi ise Terront olmuştur. Paris - Longcihamp arasında 1889 yılında düzenlenen bu yarış 3 saat 40 dakika 20 saniyelik derece elde edilerek bitirilmiştir. 1890 yılındaki 10 kilometrelik ilk sürat yarışının galibi Catteroau idi. DİĞER TURLAR VE YARIŞLAR Özellikle 1890 yılından itibaren bisiklet bir kitle sporu haline gelmişti. Amatörlere mahsus pist mukavemet dünya şampiyonası 1893'te Chicago da yapılmış, Güney Afrikalı Ment jes 2.46.12 ile birinci olmuş, iki yıl sonra başlayan profesyonel yarışmalarda İngiliz Michael 2.24.58. lik bir derecede ile Colongene' de şampiyonluğu almıştır. Profesyonellere ait Yol Dünya Şampiyonası çeşitli dallarda 1927'de ilk kez yapılmıştır. Bu tarihe kadar ayrı ayrı yapılan yol yarışları genellikle 125 Km.- 297 Km. arasında yapılmıştı. Kopenhag' daki 190 Km. lik ilk amatör yol yarışını 1921 yılında İsveçli Skolt 6.18.17. ile kazanmıştır. 1927 yılındaki 184 Km. lik profesyonel Yol Yarışı Şampiyonluğunu ise İtalyan Binda 6.37.28. lik derecesi ile Cologne'de kazanmıştır. OLİMPİYATLAR YOL YARIŞLARI 1896'daki ilk modern olimpiyat oyunlarında organize edilen yol yarışı, o zamanın maraton parkurunda koşulmuştu. Yarışçılar parkur etrafında iki tur atarak toplam 87 kilometre katetmişlerdi. Bayanlar ise 1984'te ilk olimpiyat yarışını koştu. Ve bundan 12 sene sonra, 1996 Atlanta Oyunları'nda, zamana karşı ferdi yarışmada kategoriler arasına alındı. TURLAR Ulusal veya uluslararası özellik taşıyan bu yarışma türünün özelliği yarışmanın bir yöreyi ve ya bir ülkeyi, hatta bazı büyük turlarda kıtayı dolaşmasıdır.(Fransa turu gibi) Fransa turu dünyanın en eski, en uzun ve en büyük turu olup Guinness rekorlar kitabında da en uzun spor olayı sıfatıyla yer almaktadır. Fransa Turu ilk kez 1903 yılında organize edilmiş olup 21 gün ve 4.500 Km. yarışılmış ve o yıl turu yaklaşık 1.500.000 kişi izlemiştir. Bugün organize edilen Fransa Bisiklet turu ise bütün Avrupa ülkelerinden geçmekte ve milyonlarca kişi tarafından ücretsiz izlenirken, televizyon ve radyodan naklen yayınlanmaktadır. Fransa bisiklet turu ilk olarak 1903 yılında yapılmış ve Mourice Garin birinci olmuştu. 1908' de başlayan Belçika Turu'nda birinciliği 1907 ve 1908 Fransa Turu Şampiyonu Petit Breton almıştır. Bir yıl sonra başlayan italya Turu'nda ise Max Bulla birinci olmuştu. Avrupa içinde ayrı bir özelliği olan klasik yarışlardan Paris - Bordeaux Yarışı 1891 yılında 572 Km. üzerinden yapılmış ve İngiliz Mills 26.34.57. ile turun galibi olmuştu. 1896 yılından itibaren Olimpiyatlarda yer alan bisiklet 1000 metre süret yarışını Fransız Masson kazanırken sırası ile 1900 Paris, Fransız Taillandier -1920 Ansver Peeters, 1934'de Paris Fransız Michard, 1928 Fransız Beaufrand, 1932' de Hollandalı Egmand ilk şampiyonlar olarak bisiklet tarihine geçen isimler olmuştur. Ülkemizde ise en büyük tur Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet turudur. [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] ---------------------------------------------------------------------------- [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] Bisiklet, motorsuz, iki tekerlekli, pedallı, insan gücü ile ilerleyen bir ulaşım aracı. Bisiklet sporunun da aracıdır. Yarış bisikleti, dağ bisikleti, şehir bisikleti, motorlu bisiklet, BMX, yatay bisiklet (recumbent), çift kişilik bisiklet (tandem) gibi türleri vardır. Vitesli ve vitessiz türleri bulunmaktadır. İlk bisiklet 1791 de Sivrac'ın bisikletiydi. Bunun bir direksiyonu (gidonu) bile yoktu. 1817 de ilk defa gidonlu bisiklet bulundu (Karl Drais) ve 1839 da Mac Millan'ın ilk pedallı bisikleti buluşu bu günkü bisikletlerin taslağını oluşturdu. Bisikletin tarihi ![]() İlk bisiklet çok ilkel biçimde 12. yüzyılda Çin'de görülmüştür. Fransız Sirvac yaptığı sağ ve sol ayakların itmesiyle yürüyen bisiklet yapmıştır. "Celerifere" adını taşıyan bu alet 1791 tarihlidir. Baron Karl Von Drais, Drais de Senerbol'un yaptığı bisikleti geliştirmiş ve bisiklete gidon eklemiştir. Bu bisiklet 1816 yılında yapılmıştır. Bu bisiklet tahtadan imal edilmiştir. 1818'de bisiklette metal kullanılmaya başlanmıştır. Leonardo Da Vinci'nin çizimleri kullanarak ilk pedallı bisikleti üreten Kirkpatrick Mac Millan'dır. 1839-1840 yılları arasında İskoçya'da yapılan bu bisiklet, halen Londra Science Museum'da sergilenmektedir. 1855'te Fransız Ernest Michaux'un bisikleti pedalı etkin olarak kullanmıştır. 1870ten sonra geliştirilen yeni bisikletlere "Bicyole" denilmiştir. Bu modelde ön tekerliğin çapı bir ila 1,5 metre arasında değişmiştir. İlk seri üretim bisiklet "Michaux Company" tarafından yapılmıştır. Şirket, yılda yüzkırk bisiklet üretiyordu. Bisikletin ilgi görmesi dönemin devletlerinin de dikkatini çekmiştir. 1800'lerin ikinci yarısında Fransa Savunma Bakanlığı bisiklet üretimini destek vermiş ve 1871'de imal edilen bisikletlerAlmanya ile yapılan savaşta kullanılmıştır. Trufaut, içi boş kauçuk lastiğini bulmuş, bunu İngiltere'de eşit tekerlekli komple kadrolu, bilyalı ve milli bisikletlerin yapılması ve ardından ortadan katlanan portatif bisikletler izlemiştir. İrlanda'da 1888 yılında havalı plastik biskletler piyasaya sürülmüştür. Bu durum, bisiklet endüstrisini geliştirmiştir. Bisiklet üretiminde kullanılan malzemenin fiyatının yüksekliği, işçilik maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle halka inememiştir. 1800'lerin sonundan fabrikaların artması ve seri üretimin hızlanmasıyla maliyetlerde yaşanan düşüş bisikletin geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Özellikle Fransa, Belçika, İngiltere, İtalya veİspanya'daki bisiklet fabrikaları bisikletin bu ülkelerde yaygınlaşmasına ve bisiklet sporunu gelişmesine önayak olmuştur. I. Dünya Savaşı'nda Avrupa ülkeleri bisikleti askeri amaçla (ordu süratinin artırılması) amacıyla kullanmışlardır. Günümüzde bisiklet, her toplumda kullanılan yaygın bir ulaşım ve eğlence aracıdır. ![]() 1818 tarihli Karl Von Drais'in bisikleti Bisiklet Tipleri Teker Çaplarına Göre Bisiklet tipleri birkaç farklı şekilde sınıflandırılabilirler. Bunlardan birisi tekerlek çaplarına göre sınıflandırmadır. 3 teker çapı şu anda çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Bunlar: 622mm (28¨), 559mm (26¨), 406mm (20¨). Bunların dışında 27¨ çapındaki tekerlekler uzun yıllar boyunca yol bisikletlerinde kullanılmıştır. 584mm çaplı 650B olarak tanımlanan tekerlekler de son zamanlarda bazı üreticiler tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Teker çapı sınıflandırmasına göre 28¨ teker çapına sahip bisikletler yol bisikleti, 26¨ teker çapına ship bisikletler dağ bisikleti olarak kabaca tanımlanır. 20¨ tekerlere sahip bisikletler BMX bisikletleri olabildikleri gibi, farklı 3 tekerlekli hatta 4 tekerlekli bisikletlerde ve yatay bisikletlerde de sıklıkla kullanılırlar. Kullanım Amaçlarına Göre Bisikletler kullanım amaçlarına göre de sınıflandırılabilirler. Teker çapı ne olursa olsun, ince tekerli ve daha nahif yapılı, asfaltta kullanıma yönelik yapılmış bisikletlere yol bisikleti denir. Gene teker çapı 622mm ya da 559mm olmasına bakılmaksızın (genellikle 559mm olur), sağlam gövdeli ve dayanıklı parçalardan yapılmış, daha kalın lastiklerin kullanılmasına izin veren bisikletler araziye uygundurlar ve bunlara dağ bisikleti denir. Dağ bisikletlerinin ön süspansiyonlu, ön ve arka süspansiyonlu, süspansiyonsuz tipleri olabilir. Süspansiyon miktarına ve olup-olmamasına göre bisiklet kullanım alanları değişebilir. Teker çapı 622mm ya da 559mm ve son zamanlarda da 584mm olarak üretilen bazı bisikletler, uzun yollarda kullanılmak üzere üretilirler. Bu bisikletlerin ön ve arka kısımlarında çanta taşımaya imkanları vardır. Çamurluklar, rahat sele ve gidonlar kullanırlar. Tek amacı uzun mesafelere binicisini ve binicinin eşyalarını taşımak olan bu bisikletlere tur bisikleti denir. Teker çapı Türkiye'de 28¨, Fransa, İtalya, İskandinav ülkeleri gibi bölgelerde ise 650B olan bazı bisikletler vardır ki bunlara şehir bisikletleri denir. Bu bisikletlerin çoğu zaman ön ve arkalarında sepetleri, dinamolu ışıklandırma sistemleri vardır. Avrupa'nın pek çok yerinde genç-yaşlı insanlar şehir içindeki işlerini görmek, bir yerden bir yere gitmek, yük taşımak için bu bisikletleri kullanırlar. Asıl amacı akrobasi ve bazı özel yarışlar olan, sağlam yapılı ve 20¨ tekerlekli bisikletlere BMX bisikletleri denir. Bu bisikletler 1980'li yıllardan itibaren ortaya çıkmış ve bütün dünyada popülerlik kazanmışlardır. İki sürücünün aynı anda binmesine müsaade eden bisikletlere tandem denir. Tandemler uzun turlardan kısa arazi yarışlarına kadar pek çok farklı alanda kullanılabilirler. Sürücüsünün arkasına yaslanmasına hatta bazı durumlarda yatar pozisyonda durmasına müsaade eden bisikletlere yatay bisiklet denir. Yatay bisikletler Türkiye'de yaygın değildir. Yatay bisiklet kelimesi bile bilinmemektedir. Yatay bisikletin İngilizce'si Recumbent'dir. Sadece tek bir tekeri olan bisikletler de vardır. Tanımından da anlaşılacağı gibi bu bisikletlere tek tekerli bisiklet denir. Tek tekerli bisiklet kullanmayı öğrenmek normal bisiklet kullanmaktan farklıdır. İş bisikletleri özellikle yük taşımak için üretilirler. Bazıları yüz kilo ve üstündeki yükleri taşıyabilecek kadar sağlamdır. 2 veya 3 tekerlekli modelleri vardır. Bisikletin gövdesinde bulunan boş kısımda, hizmet ettiği şirketin reklam tabelasını taşıyabilirler. birde kullanım alanlarına göre bisiklet çeşitleri vardır. Bisiklet Donanımı Bisiklet çeşitli donanımın bir araya gelmesinden oluşur. Kadro Çatı da denir. Farklı maddelerde yapılabilir; karbon, çelik, titanyum gibi maddelerden yapılabilir. Sağlamlık açısından daha çok tercih edilen ve DownHill, Trial gibi alanlarda kullanılacak bisikletlerde Çelik ve Karbon kadrolar, DownHill veya Trial gibi alanlarda kullanılmayacak bisikletlerde daha çok aliminyum kadro tercih edilir. Aliminyum kadroların en büyük özelliklerinden birisi hafif olması ve darbeleri emmesi. http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/6/6e/Kadro.jpg Çatal Amortisörlü ya da düz olabilir. Frenler Frenler ön ve arka olmak üzere iki kolla idare edilir, telli ya da hidrolik disk olabilir. Tekerler Bisiklette tekerlek 2 veya 3 tane bulunabilir. Vites Donanımı Arabalardaki viteslerden pek farkı yoktur manuel dir.12'den 30'a kadar uzanan çeşitleri vardır. 2007 yılında Japon bisiklet parça üreticisi Shimano, yolun durumuna göre, bisikletin kendi ürettiği elektrik ile çalışan otomatik değişen vites grubu üretmiştir. 2007 yılı itibarı ile dağ bisikletinde en popüler vites sayısı 3x9=27; yol ve yaris bisikletinde ise 3x10=30 'dur. 30 vites, çarklarin çok ince olması ve zincirlerinde buna uygun olarak ince ve dayanıksız olmasından dolayı dağ bisikletlerinde tercih edilmemektedir. Diğer Donanım Sele, sele borusu, gidon, pedal... Yerli ve Yabancı Üreticiler * AMOEBA * BELDEYAMA * BIANCHI * BİSAN * CANNONDALE * CORRATEC * DRAG * GEOTECH * GIANT * GT * KRON * SALCANO * SEDONA * SCOTT * SPECIALIZED * TREK * WHISTLE [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] ---------------------------------------------------------------------------- [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] ---------------------------------------------------------------------------- ![]() Bunları biliyor muydunuz ? * Çocuk Gelişiminde bisikletin önemi * Dünyada en çok izlenen spor olayı ? * İngilterede yaşam ve Bisiklet * Sadece Amsterdamda günlük 120.000 bisiklet park yeri kapasitesi olduğunu, * Hollanda da 15.000 km. bisiklet yolu olduğunu, * Pedallı uçakla Atina dan Girit e 140 km. yi uçarak gitmeyi başardıklarını, * Dünyada en popüler sporlardan biri olduğunu, * Dünyada en fazla izlenen spor olayının Fransa bisiklet turu olduğunu, * Dünyada 52 ülkenin Bisiklet turizm merkezleri bulunduğunu, * Belçikada Bisikletle işe ve okula gidip gelenlere kilometre başına 0,50 Euro ulaşım iadesi parası ödendiğini, * İngiltere gibi yağışlı bir ülkede yapılacak yeni yollar ile 2006 yılında bisiklet yollarının toplam 10.000 mile çıkacağını, * Turizm firmaları organizasyonunda Himalayaları bisikletle gezebileceğinizi veya Kenyada Safariyi bisikletle yapabileceğinizi, * Ericsson firmasının personelinin % 70 inin bisikletle işe gidip geldiğini, * Avrupada bisiklet ve güvenlik malzemelerinden vergi alınmadığını, * Beyaz sarayı bisikletli polislerin koruduğunu, * İsviçre ordusunda bile 50.000 bisikletli özel askeri birliğin olduğunu, hemde 1903 yılından bu yana, * Eurovelo ( Ülkeler ve Şehirlerarası Avrupa bisiklet yolu ağının) 12 ana yol ve 65.000 km oluduğunu... ---------------------------------------------------------------------------- ![]() Geçmisi bir suböregi gibi dilimlere bölüp incelemek tarihçilerin zaman zaman basvurdugu bir yöntemdir. �Tas devri, Bronz Çagi, Rönesans, 14. Lui Devri, Lale Devri gibi. Bize kalirsa, bu yöntemin talihsiz bir yönü milyonlarca insanin hangi çagda veya devirde yasadiklarini ögrenmeden öbür dünyaya göç etmeleridir. Öyle ya, Rönesans 14. yüzyilda basladi, fakat adi ancak 19. yüzyilda kondu. Yanilmiyorsam zavalli 14. Lui hakkini ancak 20. yüzyilda alabildi. Beklide böyle bir haksizliga meydan vermemek için birçogumuz simdiden harekete geçip çaga ad koymaya basladilar bile. Bilim ve Teknoloji Çagi, Ekoloji Çagi öneriler arasinda. Fakat bize kalirsa gelecegin akilli tarihçileri 1990'li yillari Bisiklet Çagi'nin baslangici olarak isaretleyecekler. ![]() Neden olmasin? Bisikletin tastan, laleden asagi kalan nesi var ki? Böyle bir adlandirmanin bilim-teknoloji lobisini de rahatsiz edecegini hiç sanmiyorum. Birazdan görecegimiz gibi, yillar yili sanki orda degilmis gibi göz ardi ettikleri o iki harikaya simdi sahip çikip büyük paralar harcayarak çesitli arastirmalar yapiyorlar. Kervana katilmalarinin nedeni bize göre çok açik: Simdiye kadar yaptiklari icatlar ya dogal kaynaklari tüketiyor ya da saç köklerimizden ayak tirnaklarimiza kadar bütün vücudumuzun sagligi bozuyor. Hayvanlardan medet ummak da gereksiz.; her otomobili bir at, bir katirla degistirmeye kalksalar, siz çevre kirliligini iste o zaman görürsünüz. �koku da cabasi. Gübreden çikacak metan gazi da küresel isinmayi daha erken kapimiza getirebilir. Üstelik bu durumda bira yapacak kadar arpa bile bulamazsiniz. Tek kurtulus yolu bisiklet! ![]() Bizde her yil kaç tane bisiklet satildigini bilmiyoruz. Istatistiklere göre bütün dünyada 1950 yilinda 10 milyon otomobil ve bir o kadar da bisiklet üretiliyormus. Bu egilim, yani kabaca bisiklet ve otomobilin ayni sayida üretilmesi, 1970 yilina kadar sürmüs. Ne olduysa iste o zaman olmus. 70'li yillarda yayilan çevrecilik hareketleri, yapilan ekonomik reformlar sonucu Çin'in bisiklet üretimini büyük ölçüde artirmasi, benzin fiyatlarindaki astronomik yükselmeler sonucu birçok kisinin direksiyonu birakip gidona sarilmasina yol açarak bisikletin otomobili tam bir hezimete ugratmasina yol açmistir. Bugünlerde bisiklet satisi otomobil satisinin tam dört mislidir! ![]() Böyle dogayla uyumlu bir araca çevrecilerin dört elle sarilmasini tabii karsilamak gerekir. Öyle ya, bisiklet çevreyi kirletmez, sesi sedasi çikmaz,dogal kaynaklari tüketmez ve bütün bunlar yetmezmis gibi fiyati da keseye uygundur. Ama bisikleti asil bas taci eden dogacilardir. Onlar zaten ayilari , kuslari, orangutanlari tedirgin etmeden, kendilerini ormanlara tasiyacak bir araç için göklerden yardim bekliyorlardi. Yetmisli yillarda dag bisikleti ortaya çikinca istenilen oldu. ![]() Bu muhtesem aracin çok ilginç bir doga tarihi vardir. Bisikletin ilk atasini 1790 yilinda Comte de Sivrac adli bir Fransiz tarafindan icat edildigi söylenir. Hani bizim çocuklugumuzda çok yaygin olan, üstüne binip ileri geri sallandigimiz tahta atlar vardi ya, bu icat da ayni ona benzer. Aradaki fark, tahta atin önüne ve arkasina iki tekerlegin eklenmis olmasidir. Sivrac'in bisikletinin ne zinciri ne de pedallari var. Hareket etmesi iki ayagin yere basilip itilmesi ile saglaniyor. Bu araçta dümen vazifesini görebilecek bir sey yok. Bu eksiklik 25 yil sonra Alman Baron Karl von Drais tarafindan ön tekerlegin üzerine konulan çubukla gideriliyor ve tahtanin üstüne de bir sele ekleniyor. Pedal ve zincirin eklenmesi, tekerleklerin, tahta yerine metalden yapilmasi ancak 1861 yilinda Fransiz Piere Michauex ve ogli tarafindan gerçeklestirilebiliyor. O zamanlar bisikletin adi velocipede, fakat halk arasinda takma adi bone shaker, yani kemik sarsan. Birkaç yil sonra icat edilen lastikler bu sarsmanin bir kismini önlüyor ve bisiklet, genel çizgileriyle, bugünkü seklini aliyor. ![]() Bisikletin neden bu kadar geç ortaya çiktigi birçok teknoloji tarihçisinin dikkatini çekmistir. Öyle ya, bisiklet yapacak her sey eski Yunan ve Roma'da vardi. Alfred White Northead, eger Eski Yunanlilar simdiki Iskoçlar gibi çay pisirselerdi buhar makinesini de icat ederlerdi, der. Bisiklet içini böyle bir sey söz konusu degil: Mutfaktaki annenizi bir köseye birakin, Istanbul'un en ünlü asçilarini bir hafta izleseniz bile yine bisikleti icat etmek akliniza gelmez. Öte yandan, dogaya çikip, uçak mucitlerinin yaptigi gibi, kustan kurttan ilham almaya çalismaniz da iyi bir sonuç vermez. Simdiye kadar 2,5 milyon tür canli tanimlandi, bunlarin içinde tek bir tanesi bile bisiklete benzemiyor. Bize kalirsa asil neden insanlarin denge kavramini tam olarak anlamalarinda yatiyor. Bugün bile dengeli dedigimiz zaman akla ya bir yerde durup hiçbir yere kimildamayan cisimler, ya da dört tekerlekli araçlar gelir. Dururken dengesiz fakat hizla giderken dengeli bir araç olabilecegini çok kisi düsünemez. Bisikletin çok daha eski zamanlarda icat edilmemis olmasinin asil nedeni iste bu denge kavraminin iyi anlasilmamis olmasindandir. Iste Londra'nin Imperial Üniversitesi'nde hocalik yapan Prof. Davit E.H. Jones vaktinin büyük bir bölümünü hizla giden bir bisikletin neden bu olaganüstü dengeye sahip oldugunu arastirmaya adamis. ![]() Physics Today dergisinde yayinlanan bir makalesine Jones söyle basliyor: �Hemen hemen herkes bisiklete binebilir, ama neden binebildigini bilmez. � bu bilmeceyi çözmeye çalisan ilk Jones degildir; K.I. Richardson, D.H Young gibi günümüzün parlak zekalari da bu konu hakkinda epeyce kafa yormuslar ama aralarinda fikir birligi saglanamamistir. Kimisi denge unsurunun ön tekerlegin bir çesit jiroskop vazifesi görmesinden kaynaklandigini iddia ederken, kimi de kadro geometrisinden kaynaklandigini ileri sürmüs, ama bunlarin hepsi kagit üzerinde teorik çalismalar olarak kalmistir. Jones'un büyüklügü bu probleme deneysel açidan yaklasmasindandir. Normal bir bisikletin dengeli oldugunu biliyoruz, diyor Jones, o zaman ben binilmeyecek bir bisiklet yapabilirsem , ikisinin arasindaki fark dengenin neden saglandigini gösterecek! Jones binilmeyecek bir bisiklet yapmak için ön masalari inceltiyor, kadronun geometrisini degistiriyor, lastikleri inceltip genisletiyor; kisacasi Jones'un bisikletine yaptigini organ nakil hastanesinde çalisan hiçbir cerrah hastasina yapmaya cesaret edemez. Jones yarattigi ucubeleri ya kendisi binerek test ediyor ya da cesareti olmadigi durumlarda, bisikleti arkadan hizla iterek düsene kadar gittigi mesafeyi ölçüyor. Kisaca URB (Unridable Bicycle 1, yani Binilemeyen bisiklet 1), URB 2, URB 3 diye adlandirdigi üç modelin hepsi dengeli çikiyor. URB 4 ise ancak %50 basari (!) elde edebiliyor. Arkdan hizla itildiginde model dengesini kaybedip düsüyor, fakat Jones test plotlarini bile asan bir cesaretle bisikletin kumandasina kendisi geçtigi zaman URB 4 düsmeden yoluna devam edebiliyor! Jones binilemeyecek bir bisiklet icat ededursun, bilim adamlari ve mühendisler bisikleti daha verimli, daha konforlu bir araç haline getirmek için çaba harciyorlar. Çelik kadrolar gün geçtikçe yerini alüminyum, hatta karbon bilesimlerinden yapilan kadrolara birakiyorlar. Bir zamanlar hanimlarin gögüs büyütmelerinde kullanilan silikon simdi selelerde kullaniliyor. Ön masalara yerlestirilen amortisörler sarsintiyi azaltiyor. Bütün bunlarla zaten verimlilik açisindan birinciligi hiçbir canli veya cansiza birakmayan bisiklet daha da mükemmellesiyor. Birakalim rakamlar konussun: bilim adamlarinin hazirladigi verimlilik ( bir hayvanin veya aracin 1km boyunca yaktigi enerji miktari) en verimsiz mahluklar ufak farelermis (60gram-kalori civarinda). Onlari sinek ve ari (15), tavsan (4,5), helikopter (3,8), inek ve otomobil (0,8) ve yürüyen bir insan (0,75) takip ediyor. Simdi ayni insani bisiklete bindirdigimiz zaman, yakilan enerji sadece 0,15 gram-kalori, yani bisiklet verimi tam 5 misli artiriyor. ![]() Buraya kadar anlattiklarimizi göz önünde tutarsak bisikletin yeni bir çag açabilecegine sizlerin de inanmis olmasi gerekir. Ama,diyecekisiniz ki, biz büyük çaglari düsününce sadece aklimiza bilim-teknik degil kültür ve sanat da gelir. O zaman aklimiza gelen soru, bisikletin sanat ve kültüre katkisinin ne olabilecegi, daha dogrusu bugünün sanatkarlarini nasil etkileyecegidir. Bisiklet tablolarini sik olmasa da birçok müzede görebilirsiniz. Marchel Duchamp'in bir bisiklet tekerleginden yarattigi heykel oldukça yanki uyandirmisti. Öte yandan, bu günlerde otobüs parasini bulamadigi için evlerine kapanmaya mahkum olan sairler bisiklete atlayip kirlara, ormanlara açilirsa o zaman yazilacak öykülerin, siirlerin haddi hesabi olmaz. Üstelik �raki sisesinde bir balik olmak� gibi düsünceleri akillarindan çikararak masmavi bir göl kiyisinda bembeyaz bir zambak olmayi düsünebilirler. O zaman, çabalarini her zaman kutladigimiz çevrecilerimiz, çevre kirliliginin sadece sagligimiza verdigi zararlar degil, en az saglik sorunlari kadar önemli olan estetik duygularimiza verilen zararlari da düsünürler. Bisikletin buna büyük ölçüde katkisi olacagina inaniyoruz. Dengeli, verimli, saglikli, hem dogaya hem keseye uygun. Bu özellik ve nitelikleri baska nerede bulabilirsiniz? Hiçbir yerde. O zaman, Bisiklet Çagi'na hos geldiniz. Prof. Sargun A. TONT Sulak Bir Gezegenden Öyküler [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] ---------------------------------- SLAYT GÖSTERİSİ BULMAK ZOR OLABİLİR AMA BELKİ BURADAKİLERLE BİR TANE YAPILABİLİR.YARDIMCI OLUR İNŞALLAH. |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com