En Komik ve Eğlenceli Videolar...   *   FrmTR Facebook App   *   FrmTR Android App
Forum TR
Go Back   Forum TR > Genel Kültür > Kültür
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: reklam@frmtr.com

Nefret tünelinde Aşk - Nefret tunelinde Ask

Genel Kültür Kategorisinde ve Kültür Forumunda Bulunan Nefret tünelinde Aşk - Nefret tunelinde Ask Konusunu Görüntülemektesiniz => (Dikkat: Turkce karakterlerden arindirilmis metin daha asagida yeralmaktadir.) "Irkçılığa karşı" konumlanmış bir kavram ve sanat etkinliği sunumu, açık bir katılım ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 03-04-07, 13:12   #1
Yabancı
 
Giriş Tarihi: 23-10-2006
Mesajlar: 2
Varsayılan Nefret tünelinde Aşk - Nefret tunelinde Ask


(Dikkat: Turkce karakterlerden arindirilmis metin daha asagida yeralmaktadir.)

"Irkçılığa karşı" konumlanmış bir kavram ve sanat etkinliği sunumu,
açık bir katılım çağrısı:


Nefret tünelinde Aşk

Bir kürdü seven türkler, bir türkü seven kürtler. Bir yanı kürt, bir yanı türk olan "çiftler". Bir türkü ya da bir kürdü çok seviyor olmayı bir süredir ya da çok uzun bir süredir deneyimleyen çiftler. Çağrım size:

Dört beş aydır ırkçı türklerin ve ırkçı kürtlerin internette yeralan yazılı ve sesli küfürleşmelerini biriktiriyorum. "Irkçı" sıfatım milliyetçi sıfatıyla karıştırılmamalı. Sayısı inanılmaz bir hızla artan bu karşılıklı konumlanışın ben tarafından "açığa çıkarılacak" seçimleri başka türlü tanımlanamayacağı kesin olan küfür ve saldırı metinlerinden ve seslerden oluşuyor. Forumlardan, -Youtube benzeri paylaşım sitelerindeki- yorum yazılarından ve site ziyaretçi defterlerinden derliyorum bunları. Sesleri ise belli –çoğunlukla kürt- sohbet odalarından (genellikle kürtlere küfreden türklerin seslerinden) kaydediyorum. Binlerce… İnanılmaz bir çıplaklıkta, netlikte bir nefreti içeriyorlar; okurken ve dinlerken kirlendiğimi hissedecek kadar ağdalı, sığ ve gerçekler. Her birimizin büyük bir tedirginlikle gelişmesini izlediği milliyetçi ırkçılığın binlerce kürt ve türk arasında akan diyaloglarda ne kadar insafsız bir düzeysizlikte ve tehlikeli bir keskinlikte aktığının, akmaya başladığının belgeleri.

"Nefret tünelinde Aşk" sanat etkinliğine katılacak çiftler, bu küfür ve saldırıların dört duvarını ve tavanını kapladığı, seslerin de aralıklı olarak "boşaldığı" bir mekanda, kendilerine ayrılmış ekranlarda akan videolarda hayat bulacaklar. Ziyaretçiler bu fazlasıyla "kirli" nefret tüneli-mekanında o videoları izleyecek.

"Nefret tünelinde Aşk" sanat etkinliğine katılacak çiftler, bu isteklerini bana ilettiklerinde onlara sözkonusu nefretin metinlerini yollayacağım. Yollayacağım örneklerin sayısını çok tutacağım. Çünkü görmeli, okumalı, bilmeliler, katılmayı düşündükleri etkinliğin hangi zehirli "tünelde-mekanda" soluk almaya çalışacağını… Katılımcı adayları sözkonusu metinleri, son halleriyle değil, doldurdukları koca zehirli fıçılarından avuçlayarak önlerine sereceğim ilk halleriyle okuyacaklar.

Sergiden önce ne yazık ki -ya da ne iyi ki- dinleyemeyecekleri sesler ise hemen hemen aynı keskin, sığ içeriklere sahip ama elbette ki ek olarak "gerçek bedenlerden gelen gerçek bir ses olmaklığın" gücünü de kapsıyorlar…

Bu sürecin ardından katılmaya karar vereceklerden istediğim şu olacak:

Varolan ya da ödünç alacakları video kameralarla birbirlerini ve/veya ilişkilerini çekecekler. İçeriği ve biçimi –nasıl ve nerede çekileceği- tümüyle katılımcılara bağlı kayıtlarla, bana ve olası serginin ziyaretçilerine, bir kürdü ya da bir türkü sevmenin nedenlerini, nasıllarını, öyküsünü, varsa zorluklarını, dışavurumunu, içeriğini aktaracak, anlatacak, belgeleyecekler.

Katılımcılardan, kurgulanmamış ya da kabaca kurgulanmış "home-video" kayıtlarını istiyorum.


Birbirlerini nasıl çekerler, nasıl belgelerler? Odalarını, evlerini, akan hayatlarını nasıl aktarırlar? Sevgilerinin gücünü nasıl sunmak isterler? Her şey sadece katılımcıların kararıyla yaratılacak. En ağdalı, ayrıntılı biçim ve içeriklerden, en yalın biçim ve içeriklere kadar her şey kabulüm. Çünkü, cevaplayacakları asal soru, okuyacakları o zehirli nefretin belgelerinin kapladığı tünel-mekanda nasıl varolmak istedikleri ile ilgili olacak.

Süre kısıtlamam yok.

Kayıt bir dijital video kamera –yani kaydini cd'ye yapan ve bilgisayara aracısız transfer edilebilen bir video kamera- ile yapılabilirse kurgu sürecinde bana çok kolaylık sağlar ama bulunabilen video kamera sadece bir analog kameraysa -yani kaydını bir banta/kasete yapan video kameraysa-, bu yüzden vazgeçilsin istemem. O da kabulüm.

Kavramı/bağlamı kuranım. Gelecek videoları, gerek görürsem kurgulayacak olanım. Sergi olanaklarını zorlayacak, koşullarını oluşturacak olanım. Katılımcılar görecek ki, metinlerin içeriği ciddi hukuksal sorunlarla baş etmeme neden olabilecek gibi…

Sergide katılımcıların isimleri istedikleri gibi yeralacak. Tercihim açık kimlikleri… Ama soyadı olmadan ya da mahlas/takma isimle katılmayı seçebilirler. "Katılımcılar" olarak tanıtılacaklar.

Sergiyi, İstanbul ve Diyarbakır'da aynı anda açmayı istiyorum. Beceremezsem, sergi bu iki kentten birinden diğerine taşınacak. Diğer kentlere taşınma ihtimali tabii ki isteğim ve gündemimde olacak.

Sergiye kaç çiftin katılacağını bilmiyorum. İnsanlardan "bir yaratımı bizzat gerçekleştirmelerini" istediğim her süreçte yaşadığım düşkırıklıklarına dair deneyimlerimden kalan bilgiyle, yüzlerce değil onlarca çifti hedeflemek, en gerçekçisi gibi.

Hepsi bu.

Katılımını sağlayacağınız her yeni çift beni mutlu eder.

Bu duyuruyu okuyan herkesin her türlü soruyu sorması ve katılımcı adaylarının nefret tüneli-mekanını kaplayacak belgeleri edinmek için yazışma adresim [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]

"Sevgiyle"…

Not: Bu serginin hazırlık ve sergilenme aşamasında her türlü yardım ve desteği verecek olanlara kapım açık. Bu çağrının ve olası serginin haber, duyuru olarak dergi, gazete, forum, yazışma grupları gibi zeminlerde yaygınlaştırılabilmesi, kurgu ve altyazı döşenmesi sürecinin mali gereksinimi, sergilemeye dair yönlendiricilik, küratörlük ve mekan sağlama çözümleri, sergi baskı ve ses-görüntü donanımlarının gerektireceği destek ve dayanışma…

Hakan Akçura
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]




"Irkciliga karsi" konumlanmis bir kavram ve sanat etkinligi sunumu, acik bir katilim cagrisi:


Nefret tunelinde Ask

Bir kurdu seven turkler, bir turku seven kurtler. Bir yani kurt, bir yani turk olan "ciftler". Bir turku ya da bir kurdu cok seviyor olmayi bir suredir ya da cok uzun bir suredir deneyimleyen ciftler. Cagrim size:

Dort bes aydir irkci turklerin ve irkci kurtlerin internette yeralan yazili ve sesli kufurlesmelerini biriktiriyorum. "Irkci" sifatim milliyetci sifatiyla karistirilmamali. Sayisi inanilmaz bir hizla artan bu karsilikli konumlanisin ben tarafindan "aciga cikarilacak" secimleri baska turlu tanimlanamayacagi kesin olan kufur ve saldiri metinlerinden ve seslerden olusuyor. Forumlardan, -Youtube benzeri paylasim sitelerindeki- yorum yazilarindan ve site ziyaretci defterlerinden derliyorum bunlari. Sesleri ise belli –cogunlukla kurt- sohbet odalarindan kaydediyorum. Binlerce… Inanilmaz bir ciplaklikta, netlikte bir nefreti iceriyorlar; okurken ve dinlerken kirlendigimi hissedecek kadar agdali, sig ve gercekler. Her birimizin buyuk bir tedirginlikle gelismesini izledigi milliyetci irkciligin binlerce kurt ve turk arasinda akan diyaloglarda ne kadar insafsiz bir duzeysizlikte ve tehlikeli bir keskinlikte aktiginin, akmaya basladiginin belgeleri.

"Nefret tunelinde Ask" sanat etkinligine katilacak ciftler, bu kufur ve saldirilarin dort duvarini ve tavanini kapladigi, seslerin de aralikli olarak "bosaldigi" bir mekanda, kendilerine ayrilmis ekranlarda akan videolarda hayat bulacaklar. Ziyaretciler bu fazlasiyla "kirli" nefret tuneli-mekaninda o videolari izleyecek.

"Nefret tunelinde Ask" sanat etkinligine katilacak ciftler, bu isteklerini bana ilettiklerinde onlara sozkonusu nefretin metinlerini yollayacagim. Yollayacagim orneklerin sayisini cok tutacagim. Cunku gormeli, okumali, bilmeliler, katilmayi dusundukleri etkinligin hangi zehirli "tunelde-mekanda" soluk almaya calisacagini… Katilimci adaylari sozkonusu metinleri, son halleriyle degil, doldurduklari koca zehirli ficilarindan avuclayarak onlerine serecegim ilk halleriyle okuyacaklar.

Sergiden once ne yazik ki –ya da ne iyi ki- dinleyemeyecekleri sesler ise hemen hemen ayni keskin, sig iceriklere sahip ama elbette ki ek olarak "gercek bedenlerden gelen gercek bir ses olmakligin" gucunu de kapsiyorlar…

Bu surecin ardindan katilmaya karar vereceklerden istedigim su olacak:

Varolan ya da odunc alacaklari video kameralarla birbirlerini ve/veya iliskilerini cekecekler. Icerigi ve bicimi –nasil ve nerede cekilecegi- tumuyle katilimcilara bagli kayitlarla, bana ve olasi serginin ziyaretcilerine, bir kurdu ya da bir turku sevmenin nedenlerini, nasillarini, oykusunu, varsa zorluklarini, disavurumunu, icerigini aktaracak, anlatacak, belgeleyecekler.

Katilimcilardan, kurgulanmamis ya da kabaca kurgulanmis "home-video" kayitlarini istiyorum.


Birbirlerini nasil cekerler, nasil belgelerler? Odalarini, evlerini, akan hayatlarini nasil aktarirlar? Sevgilerinin gucunu nasil sunmak isterler? Her sey sadece katilimcilarin karariyla yaratilacak. En agdali, ayrintili bicim ve iceriklerden, en yalin bicim ve iceriklere kadar her sey kabulum. Cunku, cevaplayacaklari asal soru, okuyacaklari o zehirli nefretin belgelerinin kapladigi tunel-mekanda nasil varolmak istedikleri ile ilgili olacak.

Sure kisitlamam yok.

Kayit bir dijital video kamera -yani kaydini cd'ye yapan ve bilgisayara aracisiz transfer edilebilen bir video kamera- ile yapilabilirse kurgu surecinde bana cok kolaylik saglar ama bulunabilen video kamera sadece bir analog kameraysa -yani kaydini bir banta/kasete yapan video kameraysa-, bu yuzden vazgecilsin istemem. O da kabulum.

Kavrami/baglami kuranim. Gelecek videolari, gerek gorursem kurgulayacak olanim. Sergi olanaklarini zorlayacak, kosullarini olusturacak olanim. Katilimcilar gorecek ki, metinlerin icerigi ciddi hukuksal sorunlarla bas etmeme neden olabilecek gibi…

Sergide katilimcilarin isimleri istedikleri gibi yeralacak. Tercihim acik kimlikleri… Ama soyadi olmadan ya da mahlas/takma isimle katilmayi secebilirler. "Katilimcilar" olarak tanitilacaklar.

Sergiyi, Istanbul ve Diyarbakir'da ayni anda acmayi istiyorum. Beceremezsem, sergi bu iki kentten birinden digerine tasinacak. Diger kentlere tasinma ihtimali tabii ki istegim ve gundemimde olacak.

Sergiye kac ciftin katilacagini bilmiyorum. Insanlardan "bir yaratimi bizzat gerceklestirmelerini" istedigim her surecte yasadigim duskirikliklarina dair deneyimlerimden kalan bilgiyle, yuzlerce degil onlarca cifti hedeflemek, en gercekcisi gibi.

Hepsi bu.

Katilimini saglayacaginiz her yeni cift beni mutlu eder.

Bu duyuruyu okuyan herkesin her turlu soruyu sormasi ve katilimci adaylarinin nefret tuneli-mekanini kaplayacak belgeleri edinmek icin yazisma adresim [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]

Not: Bu serginin hazirlik ve sergilenme asamasinda her turlu yardim ve destegi verecek olanlara kapim acik. Bu cagrinin ve olasi serginin haber, duyuru olarak dergi, gazete, forum, yazisma gruplari gibi zeminlerde yayginlastirilabilmesi, kurgu ve altyazi dosenmesi surecinin mali gereksinimi, sergilemeye dair yonlendiricilik, kuratorluk ve mekan saglama cozumleri, sergi baski ve ses-goruntu donanimlarinin gerektirecegi destek ve dayanisma…

Hakan Akcura
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]
hakan_akcura çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-04-07, 18:48   #2
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 14-02-2006
Mesajlar: 13,441
Varsayılan C: Nefret tünelinde Aşk - Nefret tunelinde Ask


Teşekkürler yazı için
seкo çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-04-07, 12:08   #3
Emekli :)
 
Giriş Tarihi: 04-08-2006
Yaş: 24
Mesajlar: 11,590
Varsayılan C: Nefret tünelinde Aşk - Nefret tunelinde Ask


Gereken Yapıldı!
вℓαcкωσℓƒ çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-04-07, 19:49   #4
ForumTR Onursal Kıdemli Üyesi
 
Giriş Tarihi: 07-10-2006
Yer: İzmir..
Yaş: 22
Mesajlar: 11,320
Varsayılan C: Nefret tünelinde Aşk - Nefret tunelinde Ask


Saol paylaşım için
кααη çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-04-07, 16:10   #5
Yabancı
 
Giriş Tarihi: 23-10-2006
Mesajlar: 2
Varsayılan "Nefret tunelinde Ask" Birgun ve Radikal gazetelerinde...

"Nefret tünelinde Aşk" Birgün'de...

Birgün Gazetesi 15 Nisan günü, "Nefret tünelinde Aşk" sanat etkinliğime dair benle yaptığı söyleşiyi yayınladı.

Söyleşinin internet linki:

[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]

Gazete, yapılan söyleşiyi sayfaya sığdırmak için kısaltmak zorunda kalmış. Kesintisiz halini aşağıdan okuyabilirsiniz:

"Bir türkü seven kürtler, bir kürdü seven türkler… Çağrım size!"
Nefret tünelinde Aşk

"Yeni yeni büyüyen bir şey" var. Bu şey, tam da sokaklarda Dink'in katilinin beyaz beresiyle rahatlıkla dolaşabilenlerin temsil ettiği, yeni bir saldırgan klu-klux-klan ırkçı alt-kültürünün yaygınlaşması.

Söyleşi: Sinan Kurtuluş Bilgenoğlu

S.K.B: Çağrısını yayınladığınız "Nefret tünelinde Aşk" isimli çok katılımlı sanat etkinliğinizin içeriği nedir? Nasıl bir karar ve hazırlık süreci yaşadınız?

H. Akçura: Türk ırkçılığının kökleri çok derin, gücü ise resmi ideolojiden. Türkiye'de türklerden gayrı bir ulusun, azınlığın varolmadığının açık açık savunulduğu, tersine düşünenlerin hapislerde çürütüldüğü, olmadık acılara uğratıldığı, öldürüldüğü günler geçeli çok olmadı. Bugün ise, herkesin "bir milliyetçi ve türk olduğunu", her diyalogda ilk söz olarak söyleme ve söyletme çabasıyla kendini gösteren, yaygın kalabalıkların hakim söylemi haline gelen bir yeni milliyetçi dalganın, teklifsizce "yeni soykırımlar" çağrısı yapabilen bir ırkçılığa kapı açıyor olmasını tartışmalıyız.

Geçen yıl Türkiye'de ve İsveç'te aynı anda başlattığım, sonuçlanmayan ve hâlâ katılıma açık olan "Gerçek Diyalog" isimli sanat etkinliğimde, Türkiyeli katılımcılara sorduğum üç sorudan biri, "gelişen yeni milliyetçilik ve ülkenin geleceği hakkında düşündüklerine" dairdi. Birçok kişi ve kurumun dikkat çektiği bu kara dalga, zamanla kendine kurbanlar arayarak ve ne yazık ki bularak palazlandı ve Hrant Dink'in katlinin ardından daha da tehlikeli bir düzeye ulaştı.

Yıllardır takipçisi olduğum "internet yazışma kültürü" içinde, hiçbir zaman son dört-beş ayda olduğu kadar yaygın, "meşru" ve tehlikeli keskinlikte ırkçılığın varolmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Bu anlamda "yeni yeni büyüyen bir şey" var. Bu şey, tam da sokaklarda Dink'in katilinin beyaz beresiyle rahatlıkla dolaşabilenlerin temsil ettiği, yeni bir saldırgan klu-klux-klan ırkçı alt-kültürünün yaygınlaşması.

Bu keskin türk ırkçılığı, kimi kürtlerde de karşılığını buluyor. Gücü ve sahip çıkılırlığı elbette ki egemen ulusun ırkçılığı kadar olmasa da, hızla yaygınlaşarak, - ne yazık ki nedenleri kimilerince haklı da görülse- bence niteliği farksız olan, karşı çıkılası bir saldırgan kürt ırkçılığını beraberinde getiriyor.

İnternette binlerce kürt ve türk arasında akan diyaloglarda yeralan ırkçı mesajları biriktirdim. Sohbet forumlarında akan aynı içerik ve nitelikteki sesleri kaydetmeye başladım. Bunları "nefret metinleri ve sesleri" olarak tanımladım ve çağrı metnimde de dediğim gibi, okurken ve dinlerken kendimi hep kirlenmiş hissettim.

Herkesin gelişen ırkçılığa karşı elini taşın altına sokması gereken bu günlerde, bu çok katılımlı etkinliği tasarladım ve "Nefret tünelinde Aşk"ın çağrısını yayınladım. Yayınladığım çağrı, bir yanı kürt, bir yanı türk olan çiftlere… Bir türkü ya da bir kürdü çok seviyor olmayı bir süredir ya da çok uzun bir süredir deneyimleyen çiftlere yönelik.

Çağrımın tam metnine okurlarınız internetteki blog sitemden ulaşabilirler: [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]

Projeye katılmak isteyen çiftlerin ne yapması gerekiyor?

Onlardan, ellerindeki ya da ödünç alacakları video kameralarla birbirlerini ve/veya ilişkilerini çekmelerini istiyorum. İçeriği ve biçimi tümüyle katılımcılara bağlı kayıtlarla, bana ve olası serginin ziyaretçilerine, bir kürdü ya da bir türkü sevmenin nedenini, nasılını, öyküsünü, varsa zorluklarını, dışavurumunu, içeriğini aktarmalarını, belgelemelerini istiyorum. Özetle katılımcılardan, kurgulanmamış ya da kabaca kurgulanmış "home-video" kayıtlarını istiyorum.

En ağdalı, ayrıntılı biçim ve içeriklerden, en yalın biçim ve içeriklere kadar her şey kabulüm. Çünkü, cevaplayacakları asal soru, okuyacakları o zehirli nefretin belgelerinin kapladığı tünel-mekanda nasıl varolmak istedikleri ile ilgili olacak.

Sanat etkinliğine katılacak çiftler, bu küfür ve saldırıların dört duvarını ve tavanını kapladığı, seslerin de aralıklı olarak "boşaldığı" bir mekanda, kendilerine ayrılmış ekranlarda akan videolarda hayat bulacaklar. Ziyaretçiler bu fazlasıyla "kirli" nefret tüneli-mekanında o videoları izleyecek. Sergiyi, İstanbul ve Diyarbakır'da aynı anda açmayı istiyorum.

Projenize katılacak çiftler bulabildiniz mi? Yardım ve destek çağrınız karşılık buluyor mu?

Sadece iki hafta oldu etkinliğin çağrısını yayınlayalı ve yaygınlaşmadı yeterince... Ama yine de katılmaya karar veren ve bu sürecin ilk adımlarını, varsa merak ve sorularını benle paylaşan çiftler var. Elime ulaşan video henüz yok. Yine de, böylesi açık katılımlı çağrılarımın en fazla yankı, karşılık ve destek bulanı oldu "Nefret tünelinde Aşk". Sürecin her aşamasında şu ya da bu şekilde katkı verebileceğini söyleyen bir dizi insan var ve her gün sayıları artıyor.

Peki nefret metinlerinin içeriğini tam olarak öğrendikten sonra vazgeçen çiftler oldu mu? Sonuçta o kadar küfrü okumak herkesin yapabileceği bir şey değilmiş gibi geliyor.

Katılım isteklerini bana iletenlere "nefretin metinleri"ni yolluyorum. Yolladığım örneklerin sayısını çok tutuyorum. Çünkü çağrımda da belirttiğim gibi, "görmeli, okumalı, bilmeliler, katılmayı düşündükleri etkinliğin hangi zehirli tünelde-mekanda soluk almaya çalışacağını…"

Onları okuyunca katılmaktan vazgeçen çift olmadı. Ben, çok fazla sayıda insanın kendi ırklar-milliyetler üstü sevgisini, bu metinlerin karşısında konumlayacağına ilişkin inancım ve umudumla adım attım. Bu umudum sürüyor.

Bu metinlerin sergilenmesiyle beraber iki tarafın sıradan insanlarının birbirlerine duyduğu kin artar gibi bir kaygınız var mı?

Bu metinlerin ne olduğunu bilip, gözden uzak olmasına sevinmek yerine, onları ışık altına çekmeyi yeğliyorum. Bu nefret metinlerini teşhir etmem, kafasını kuma gömen tonla ortalama yurttaşı irkiltmek ve katılımcıların yaratımlarıyla gönül bağı kurmalarını istemekten başka bir anlama gelmiyor.

Sizin deyiminizle "iki tarafın sıradan insanları"yla bir umudu ve tepkiyi paylaşmaktan başka bir hedefim yok. Hayır, onların yaygın bir kini taşıdığını düşünmüyor, tam tersine bu kini taşıyan ırkçılara karşı "ortak tutum" içinde olacaklarına inanıyorum.

4-5 aydır bu proje üzerinde çalışıyorsunuz. Peki Hrant Dink suikastı projenizi hayata geçirme sürecini hızlandırdı mı? Suikastın ardından bazı gazetelerde ırkçı sitelerin forumlarına yer verildi. Sizce gazeteler bu forumları fark etmekte biraz geç mi kaldı?

Elbette ki, Dink suikasti ve onu uğurlayan 200 bine yakın kişinin belirlediği süreç bu ülkenin geleceğinin karartılmasına karşı çıkacak herkes gibi beni de tetikleyen bir süreçti. Bazıları için sözkonusu ırkçı yazışmalara dikkat çekmek ve Dink'in yaşamını adadığı bir eşitlik ve adalet çağrısının yaygınlaşabilmesi için belki de bu acılı sürecin itkisi gerekiyordu.

Ama hâlâ isminin altında "Türkiye Türklerindir" ifadesini fütursuzca taşıyabilen, yayın yönetmeninin inanılmaz bir aymazlıkla "türklerden ırkçı çıkmayacağını" savunabildiği bir gazete bu ülkenin en çok satan gazetesi ise, bu ırkçı yazışmalara ilişkin sorumlu uyarılarının zamanlamalarından dolayı kimseyi "geç kalmakla" suçlayamam.

Yurtdışında yaşıyorsunuz. Peki Türkiye'deki ırkçılıkla Avrupa'daki ırkçılığı benzerlikler ve farklılıklar açısından karşılaştırabilir misiniz?

İsveçliler, İskandinavya'nın gerçek sahibi Sami ulusuna sınırlı temsil hakkını 1993'te verdi. Sadece 14 yıl önce. Henüz bir parlamento binaları yok. Sami ulusunun eşitlik mücadelesi hala sürüyor.

Bugünkü Avrupa'yı, kaynağı Türkiye'deki ya da İsveç'in yakın geçmişindeki egemen ulus ırkçılığından farklı ama günlük yaşamdaki birçok gizli-açık göstergesi ortak olan bir zeminden, artan göçmen ırkçılığından tartışmak isterim şimdilik…

Artan göçmen varlığı, gelişen dinsel saflaşma, yaygınlaşan işsizlikle birlikte güç kazanan gizli ırkçılık Avrupa'da gün be gün artıyor ve artacak da. Kalabalıklar için dünyayı algılamanın giderek daralan ve karşıtlıklara odaklanan fakir perspektifi, birçok orta sınıf avrupalıyı aslında kendi ülkesinde yabancı görmek istemeyen bir hale çoktan taşıdı. Göçmenlerin çoğu uzundur, her zeminde, kendine yönelik farklı, ayrımcı davranışın farkında. Bir başka farkındalığı ise, artık ve hep, onsuz, göçmensiz bir Avrupa'nın olmadığı, olmayacağı.

Çok önemli bir fark şu ki, bu ülkeler hâlâ, ayrımcı milliyetçiliğin ve gizli ırkçılığın tonla göstergesini içerse de, bu göstergelerin her birinin, her türlü zeminde acımasızca sergilenebildiği, tartışılabildiği ve onlara karşı mücadele etmenin yasallığının yaygın olduğu ülkeler.

Sadece iki yıllık kendi kişisel yolculuğuma, mücadele ve yaratımıma baktığımızda bile bu farkı görebiliriz:

Geçen yıl, "İsveç Göçmen Bürosu'na açık mektup" isimli video-performansla oturma ve çalışma izinlerini ben gibi uzatmak isteyen 6500 göçmene reva görülen haksız muamelenin karşısında ne dediğimi sergiledim. Kamuoyundan çok olumlu yankılar buldum. "Gerçek Diyalog" etkinliğimde İsveç'ten katılacaklara sorduğum üç sorudan biri de, kökleri çok derin olan ve ayrımcılığın, gizli ırkçılığın göstergelerini besleyen günlük yaşam kuralları toplamı diye özetlenebilecek Lagom'u sorgulayan bir soru… Bu yıl, sadece göçmenim diye beni sanatçıdan saymayan, belgelerimi ve geçmişimi yeterli görmeyen İsveç İş Bulma Kurumu Kültür Departmanı'nın bu ayrımcılığını medyaya ve sanat ortamına teşhir ettim; İsveç Komünist Partisi (Sol Parti) bu sorunu hemen İsveç Parlamentosu'na taşıdı.

Türkiye'de ise milliyetçilik ve ırkçılıkla savaşan her kişi ve kurum ne yazık ki hala tehdit altında. Bu tehdidin azalmayıp artacak olma ihtimali ise en büyük tehlike.

Türkiye'den uzakta yaşıyorsunuz. Bu, Türkiye hakkındaki değerlendirmelerinizi zorlaştırmıyor mu, oradan takip edebiliyor musunuz?

Elbette zorlaştırmıyor ve elbette takip edebiliyorum. Bunun için sadece istek, kaygı ve sorumluluk duygusu yeterli. Artık herkesin sadece kendi ülkesine ilişkin değil, çok yakında yok edicisi olabileceğimiz bu yerküreye ilişkin de farkındalığının artması, kapsamlı, sorumlu bakışının ve tutumunun artık belirmesi gereken bir zamandayız.

Ben kendi adıma, bir yandan Türkiye'de artan milliyetçi ırkçılığı, bir yandan İsveç'teki göçmen ayrımcılığı ve gizli ırkçılığı yaratımımın konusu haline getirirken, bir yandan da Bush'a kabus önerisi olarak yapıp, yaygınlaştırdığım videoları izleyenlerin sayısını başta ABD olmak üzere tüm dünyada artırmaya uğraşıyor ve yeni kabus önerilerimi kurguluyorum.

Hakan Akçura birçok disiplinde birden yaratan bir güncel sanatçı. Ressam, şair, video performans, video-art ve kısa film sanatçısı, tasarımcı. Kendini şöyle tanımlıyor: “Ben bir neo-fluxus sanatçısıyım. Fluxus sanatçıları, kendini sıradan ve sanattan uzak sanan insanlarda da yaratım gücü ve potansiyeli olduğunu bilir, onu uyandırmayı hedefler. Ben de tüm katılımcıların bu güç ve potansiyellerini kışkırtacak geniş sanat-oyunlar kurarım.” 1991’de yönettiği “Her şey olduğu gibi” isimli kısa filmle başlayan kariyerinde, “Kentresimleri”, “Kendi…” ve “Aynalarımı İstiyorum” başlıklı üç kişisel sergi açan Akçura, 4. İstanbul Bienali’nin çağrılı katılımcılarından. Birçok karma sergiye katılan Akçura, Stockholm’da yaşamaya başladığı son iki yıl içinde, sırasıyla “İsveç Göçmen Dairesi’ne Açık Mektup” isimli videoperformansı, “İsveç ile Türkiye arasında tanışmak üzere bir sanat etkinliği: Gerçek Diyalog” çağrısı ve “Oturma izni için” başlıklı işiyle katıldığı “Sanatçı kitapları” sergisi ile gündeme geldi. Geçtiğimiz Ocak ayında “G. W. Bush'a kabus önerisi” olarak tanımladığı ve onu Saddam'ın yerine idam sehpasında ve Bağdat Morgu'nda sergileyen iki videosundan biri Youtube tarafından yasaklandı. Akçura’nın sözkonusu “Mr. President let me challenge you to face his 1-2” isimli videoları geçtiğimiz şubat ayında NewYork Sanat Fuarı’nda sergilendi. Akçura’nın yayınlanmış “Aksak Kuş” isimli bir şiir kitabı var.


"Nefret tünelinde Aşk" Radikal'de

"Nefret tünelinde Aşk" çağrımda ve ardı sıra akan tüm yansımaları, algılanmaları içinde bir şey eksikti. O da "projenin neşesi". Bunu Radikal eliyle Mahmut Hamsici armağan etti. Sağolsun.

Sanırım hem ırkçı mesajların keskin gücü, hem de böylesi bir kalkışmanın içerdiği sorumluluk, beni bu neşeden uzak kıldı. Özene bezene yazdım çağrıyı ve her haklı eleştiride düzeltme eklemekten geri durmadım.

Birkaç kürt entelektüelinin, "bir türkün bu işe kalkışmasından" dolayı yaşadığı alaycı gerginlik ve tepkiler bana ulaştı. Çok ilginçtir ki, "kürt demokrasi hareketine sevdalı" türk entelektüellerinin bir kısmının da, "işe kürt ırkçılığını da dahil etmemden dolayı" bana karşı konumlandığını ve projenin yaygınlaşması için ellerindeki olanakları kullanmadıklarını önce sezdim, sonra bildim.

Birgün gazetesinin benle yaptığı söyleşi, etkinliği hangi zemine oturttuğumu tüm ayrıntılarıyla netleştirmesi adına çok önemliydi. Çok işe yaradı.

En önemli ve benim beklemediğim gelişme, bir dizi çiftin, karar sürecine dair tartışmalarıyla, ilk kez derinden birbirleriyle yüzleştiğini ve ciddi sorunlar yaşadığını öğrenmemle ilgili. Bana bu karar süreci yazışmalarını "nefret tünelinde biz aşk maşk çıkaramadık", "tam tersine yüzleştik ki ne yüzleştik!" başlıklarıyla yolladılar.

Evet herkes -ben dahil- hâlâ ve hep çok ciddiydi.

Bunu Radikal'de çıkan bu haber kırdı.

"Bu 'aşk' üzerine, evet, savaşmayıp da 'sevişmek' üzerine bir etkinlik çağrısı ya! Kimse kasmasın kendini!" dedi Hamsici ve çok iyi yaptı. Beni çok rahatlattı ve eminim ki bu etkinliğin özüne bundan iyi gelecek bir katkı olamazdı.

Radikal'e ve Mahmut Hamsici'ye çok teşekkür ederim, bu neşeyi bana ve bu etkinliğe gönül vermiş, verecek herkese armağan ettikleri için.

Hakan Akçura


'Sevişen' Türkler ve Kürtler aranıyor!

Güncel sanatçı Hakan Akçura, 'Nefret Tünelinde Aşk' adlı projede yer alacak ve bir Türk'ü ya da Kürt'ü sevmenin ne olacağını anlatıp videoyla kaydedecek bir yanı Türk bir yanı Kürt çiftler arıyor.

MAHMUT HAMSİCİ

18.04.2007

İSTANBUL - Dikkat! Dikkat! Memleketimizde yükselen ırkçılığın gittikçe daha fazla nefret pompaladığı şu sancılı günlerde bize yeniden ortaklığı, sevgiyi hatırlatıp gönüllere su serpecek sevişen Türkler ve Kürtler aranıyor! Daha önce İsveç'teki göçmenlerin sorunlarıyla ve Başkan Bush'un Irak seferiyle ilgili eserler üreten İsveç'te yaşayan Türkiyeli güncel sanatçı Hakan Akçura yeni işinde yine can alıcı bir soruna el atıyor: Yükselen Türk ve Kürt ırkçılığı!

Akçura'nın bu yeni projesinin çıkışı, sanatçının Hrant Dink cinayeti sonrası internet ortamında okuduklarına ve dinlediklerine dayanıyor. Forum sitelerinde Türkler ve Kürtler arasındaki ırkçı nefret konuşmalarının patladığını gören sanatçı, tehlikenin farkına vararak yeni bir sergi projesine karar veriyor: 'Nefret Tünelinde Aşk'. Akçura'nın önümüzdeki dönemde İstanbul, Diyarbakır ve mümkünse başka kentlerde açmayı planladığı sergide, sergi mekânın dört bir tarafına internetten alınma gerçek ırkçı mesajlar yerleştirilecek, ırkçı konuşmaların sesleri verilecek. İzleyicinin girdiği bu nefret tüneline serpiştirilmiş ekranlardaysa birbirini seven Türk ve Kürtlerin video görüntüleri yer alacak.

Yaklaşık dört aydır proje üzerine çalışan sanatçı, şimdi projenin video ayağını kurmak için bir yanı Türk, bir yanı Kürt olan, bir Türk'ü ya da bir Kürt'ü seviyor olmayı deneyimleyen çiftlere çağrı yapıyor.

Akçura, projede yer almak isteyen çiftlere önce okumaları için söz konusu nefret metinlerini yollayacak. Yollayacağı örneklerin sayısını çok tutacak. Bu okumaların ardından çiftler video kameralarla birbirlerini ve/veya ilişkilerini çekecek. Açılacak serginin ziyaretçileri için bir Türk'ü ya da Kürt'ü sevmenin nedenlerini, nasıllarını, öyküsünü, zorluklarını, dışavurumunu, içeriğini anlatacaklar. Çekimlerin, içeriği, biçimi katılımcıların kendisine ait olacak. Sevgilerinin gücünü nasıl sunmak isterlerse öyle sunacaklar.

Cevaplayacakları asıl soruysa, o nefret belgelerinin kapladığı 'tünel'de nasıl varolmak istedikleriyle ilgili olacak.

Hakan Akçura'nın 'ırkçılığa karşı konumlanmış bir kavram ve sanat etkinliği' olarak tanımladığı bu projesine katılmak isteyen sevişen Türkler ve Kürtler sanatçıyla, [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] adresinden iletişime geçebilirler. Geçerlerse, bize yeniden Türk-Kürt sevgisini hatırlatmak gibi bir tarihi göreve imza atacakları için çok da makbule geçer...

Mesajı son düzenleyen hakan_akcura ( 30-04-07 - 16:20 )
hakan_akcura çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm saatler GMT +2. Şuan saat: 06:49
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


FrmTR Facebook | FrmTR Twitter | Vidyotup | YorumTR | Haberler | Okul Arkadaşım | Kıbrıs | Kısa Link | Domain
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Search Engine Optimization by vBSEO