En Komik ve Eğlenceli Videolar...   *   FrmTR Facebook App   *   FrmTR Android App
Forum TR
Go Back   Forum TR > Genel Kültür > Kültür
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: reklam@frmtr.com

İnsan ne için ölebilir?!

Genel Kültür Kategorisinde ve Kültür Forumunda Bulunan İnsan ne için ölebilir?! Konusunu Görüntülemektesiniz => İnsan ne için ölebilir?! Haberturk.com kültür sanat yazarı Betül Memiş yazdı... Devrim için Kızıl Ordu’ya katılmış genç bir yazarın Stalin ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 30-01-12, 09:16   #1
 
Giriş Tarihi: 15-11-2010
Yer: ║o1║
Mesajlar: 8,934
Arrow İnsan ne için ölebilir?!


İnsan ne için ölebilir?!

Haberturk.com kültür sanat yazarı Betül Memiş yazdı...





Devrim için Kızıl Ordu’ya katılmış genç bir yazarın Stalin döneminde yaşadığı hayal kırıklığının bir ürünü olan, Nikolai R. Erdman’ın yazdığı ‘Ölümüne’ orijinal adıyla ‘İntihar’, Kent Oyuncuları tarafından sahnede…


‘Girişi mezarlık, çıkışı hapishanedir bu şehrin’, diyor yamacımdaki bünye… Nefis pidesi, şerbetsiz nohulu tatlısı ve ağızda eriyen, kaymaklı lokumuyla meşhur, Samsun’un ilçesi, Kızılırmak’ın biriktirdiği birikinti ovası üzerine kurulmuş Bafra’dayım. Hakiki kömüş kaymağı imal ederek yapılan ‘kaymaklı lokum’ damak çatlatan türden… İlçe’nin adı Luvi dilinde Kızılırmak’a verilen ‘Ba-Hura’ (büyük ırmak) adından gelmekte. Bafra’nın tarihi M.Ö. 5000 yıllarına kadar uzanmakta. Bu arada Bafralılar, hararetli bir şekilde il olmak istiyor, kiminle konuşursanız il olma sevdası mevzusuna bağlıyor inceden. Derbent Barajı suları altında kalan batık köy ve daha önce hiç görmediğiniz çeşitte kuşun konuşlandığı Kuş Cenneti, Bafra’nın güzelliklerinden sadece birkaçı. Yaz aylarında, Karadeniz’in bu devasa barajının gölü etrafında, alabalık tesislerinde oturup, muhabbetin keyfini çıkarmaksa bir başka diyor, yedi göbek Bafra’lı bünye. Akarken zaman aleminin deryasında, Karadeniz’in denizi koynunda, balık-roka-anason güzergahında efkâr dağıtmamak olmaz deyip, fonu muhabbete vuruyoruz… Biz, İstanbul’a inat Bafra’nın sakinliğinin tadını çıkarırken, hırçın ama Yunus’ların dans ettiği Karadeniz’e karşı, sizlere de geçtiğimiz haftamı şereflendiren tiyatronun rotasını vereyim, ajandanıza eklemeniz niyetine!

‘ÖLÜMÜNE’ ORİJİNAL ADIYLA ‘İNTİHAR’
“Yaşamayı beceremeyen ölmeyi becerebilir mi?
İşi olmayan bir erkek nedir? Sülük, kurtçuk, asalak, parazit, vb.
Tuba çalarak kendimizi var edebilir miyiz?
Gece acıkınca sucuk yemeğe kalkmak kaderimizi değiştirebilir mi?
Ne için yaşıyoruz? Din, aşk, şiir, felsefe vb.
İnsan ne için ölebilir? Aşk, ideal, din, politika, sucuk, hiçbiri, hepsi?
İnsanın iyi bir tabutu olması iyi bir şey midir?” Bu soruların cevapları, Kenter Tiyatrosu’nun yeni seyirliği olan “Ölümüne” orijinal adıyla “İntihar” oyununda gizli!
Yaşamak ya da ölmek, ince bir çizgi… Bazen göz seğirten, bazen kafada kayış kopartan, bazen dudak kenarına gamze oturtan, bazen de ‘eyvallah’ı baştan çektiren… Hangisi daha zor; yaşamak mı, ölmek mi?! Ayrıca da zor yahut kolay mı olmalı?! Varoluş sancısı ya da handikabı, haybin tuhaflık! (Panik yok, balata yaktıran beylik cümlelere girmeyeceğim, serbestiniz; devam!) Sonuçta, bu sorunun-soruların cevabı, her faniye göre değişen türden, fakat bu sorulara ince ayar çekenlerden biri de “İntihar / Ölümüne” adlı eseriyle Sovyet oyun yazarı Nikolai Robertovich Erdman (1900-1970). Ama yazıldığı dönemde, bu ince ayar – cevap mevzularından hoşlanmayanlar olmuş ve eseri sahnelemek şöyle dursun, yazarını sürgüne bile göndermişler.

STALİN DÖNEMİNDE YAŞANAN BİR HAYAL KIRIKLIĞI
“Oyun hakkında çok olumlu bir görüşüm yok… Çok yakın yoldaşlarım da oyunun boş hatta zararlı olduğunu söyledi... Ama yine de tiyatroya bu oyunu yapma şansını vermeye karşı değilim.” Diyen Stalin’in, Konstantin Stanislavski’nin mektubuna verdiği cevap budur. Fakat cevap işe yaramamış, oyun oynanmamış ve yazarı Erdman sürgüne gönderilmiş. Yıl 1933. Yazarın öldüğü yıl olan 1970’te, (Rus yönetmen, aktör, eğitmen, Taganka Drama ve Komedi Tiyatrosu’nun kurucusu) Yuri P. Lyubimov’un bütün çabalarına rağmen Vakhtangaov Tiyatrosu’nda da oynanmamış, çünkü sansüre takılmış. 1970 yılında, Erdman ölmüş ve yedi yıl sonra, 1978’de İngiltere’de, ancak 1990’da da Rusya’da sahnelenebilmiş oyun. Devrim için Kızıl Ordu’ya katılmış genç bir yazarın Stalin döneminde yaşadığı hayal kırıklığının bir ürünü olan eser, bazı eleştirmenlere göre Sovyet döneminin en iyi oyunlarından biri. Grotesk bir kara komedi, hatta fars. Erdman’ın yazdığı ‘İntihar-The Suicide’ını (1928), İngiliz yazarı (2010'da Tiyatro Stüdyosu’ndan ‘Şölen’ oyunuyla hatırlıyoruz) Moira Buffini, ‘Dying For It’ adıyla 2007’de, Londra’daki Almeida Tiyatrosu için uyarlamış, o uyarlamayı Ceren Yalçın dilimize kazandırmış, Mehmet Birkiye de Kent Oyuncuları için sahneye uyarlamış. Yönetmen Birkiye’nin hikâyeyi sürükleyici hale getirirken ki yarattığı tempo dikkat çekici; ‘eğlendirme’ ve ‘düşündürme’. Tüm oyun boyunca sürükleyici bir tempo hakim… Gülmek ve düşünmek gani… Bu iki hissiyatı, enerjiyi tavan yaparcasına katıksız bir anlatımla ve en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş detaylarıyla da desteklemiş Mehmet Hoca, yalnız naçizane algım; bu adrenali ustaca bizlere aktarırken, yer yer abartılı kareler de dikkat çekmiyor değil. Barış Dinçel’in sahneyi en işlevsel şekilde kullanım biçimi, Cem Yılmazer’in ışık tasarımının rejiye desteği, Başak Özdoğan’ın kostüm tasarımları, Çiğdem Erken’in fona akıttığı siyasal tınılı müzikleri ve Cihan Yöntem’in koreografisiyle dans figürleri, tek kelime ile oyuna muazzam bir seyirlik katmış.

KENT OYUNCULARI SAHNEDE DEVLEŞİYOR…
Ölümüne, kapkaranlık bir sahne ile merhaba diyor biz izleklere. Karnı acıkan bir adamın, karısıyla konuşmalarını duyuyoruz-dinliyoruz. Bir müddet sonra, bu karanlığa düşmüş, -birazdan da oyunun kahramanı olduğunu öğreneceğimiz- adamın, açlığından hariç kendinin ve hayatının da karanlıkta can çekiştiğine şahit olacağız. Oyunda karnı acıkıp- akşamdan kalan sucuğu isteyen Semyon Semyonovich Podsekalnikov (Engin Hepileri; oyunculuğuyla her defasında izleyeni büyülemeyi başarıyor.), karısının eline bakan, işsiz-güçsüz bir erkektir. Evin geçimini, karısı Masha (Güneş Sayın; abartısız oyunculuğuyla bir ara gerçekten Masha sanmama sebep olmuştur.) ve Masha’nın annesi Serafima Ilyinichna (Kadriye Kenter; yılların getirdiği dokuyla, sahnede öyle bir döktürüyor ki, adeta devleşiyor, hiç repliği olmadığı sahnelerde dahi, bi hareketiyle oyuna enerji yüklüyor.) karşılar. Semyon, bir taraftan sadece tüketendir, ama diğer taraftan kendini sürekli olarak işe yaramaz biri olarak görür. İş bulmak zorundadır, her geçen gün daha da dibe sürüklenmektedir. Hayatında onu var edecek bir işe ama en çok da bir amaca ihtiyacı var gibidir. İlk bulduğu amacı dener ve tuba çalmaya meyil eder. Tuba çalmayı öğrenecek, konserler verecek ve çok parayla evine-karısına gelecektir. İşler düşündüğü gibi gitmez, tuba ustası olma hayali suya düşer ve tekrar başa döner hatta daha da fena haldedir. Aklından geçenler; “Galiba en olur yanı ‘ölmektir’; din, aşk, sanat, ideoloji uğruna ölmek; belki de böylesi kendisini kahraman, ölümünü de anlamlı kılacaktır.” Ölürse her şey düzelecektir sanki. Semyon intihar etmeye karar verir ve bundan sonra olanlar daha da vahim bir hal alır; bir entelektüelin, bir şairin, bir dilencinin, bir seks işçisinin ve komünist parti üyesi bir postacının Semyon’un intiharını kendi çıkarları için kullanmaya çalışmalarına tanık oluruz. Kader ağlarını örmüştür ve tuhaftır hayatın dengesi, bir kez daha Semyon’a - bizlere rol kesiyor gibidir.
Es notu: Ölümüne’nin oyuncularının enerjilerini biz izleklere sunuş biçimleri takdire şayan, adeta bir oyunculuk şöleniydi izlediğimiz; Kadriye Kenter, Engin Hepileri, Bülent Şakrak, Hare Sürel, Güneş Sayın, Çağrı Şensoy, Ferdi Alver, Hüseyin Sevimli, Ebru Soyuerden, Edip Tepeli, Tanju Girişken, Zeynep Anacan, Alican Yılmaz, Açelya Özcan, Gülşah Süerdem ve Sükan Kahraman.
Oyun, ilk önce kendimizi, sonra da hayatı nasıl ciddiye aldığımız yahut tam tersi hallenmelere gebe olduğumuzun esprisi modunda, hani o karikatürlerde kafada yaktıran patlangıçlar misali. Ne demişti üstad; ‘İntihar edemiyorsak, içelim bari!’ Tembellik etmez de sarkıtırsanız bünyenizi Kenter Tiyatrosu’na doğru, hayat tadında ama ‘ölümüne’ kıvamında bir seyirlik karşılayacak sizi…

[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]

Maria Puder çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-01-12, 12:46   #2
'вєякє αy Sαgoisт'
 
Giriş Tarihi: 12-04-2011
Yer: Amasya/Merzifon Memleket:Ankara/Sincan Ad:Berke Ay D.Tarihi:05Ekim1994 Takım:Beşiktaş Nick:Sago1st
Yaş: 17
Mesajlar: 14,211
My Facebook My Twitter
Varsayılan C: İnsan ne için ölebilir?!


Çok güzel bir konuya değinmiş.İnsan ne için ölebilir.
*JbLL çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm saatler GMT +2. Şuan saat: 06:26
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


FrmTR Facebook | FrmTR Twitter | Vidyotup | YorumTR | Haberler | Okul Arkadaşım | Kıbrıs | Kısa Link | Domain
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Search Engine Optimization by vBSEO