|
||||||||
Genel Kültür Kategorisinde ve Kültür Forumunda Bulunan Farklı dil ve ırklara... Konusunu Görüntülemektesiniz => A. Kur’ân’ın Yaklasımı nsanların degisik ırklara mensup oldukları ve farklı dillerde konustukları bir vakıadır. Kur’ân-ı Kerîm bunu Allah’ın bir ayeti ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 |
|
Yabancı
![]() |
A. Kur’ân’ın Yaklasımı nsanların degisik ırklara mensup oldukları ve farklı dillerde konustukları bir vakıadır. Kur’ân-ı Kerîm bunu Allah’ın bir ayeti (varlıgının ve büyüklügünün bir delili) olarak belirtir: “Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması, O’nun büyüklügünün delillerindendir. Bunlarda bilenler için dersler vardır.”1 Kur’ân’a göre insanlara üstünlük saglayan tek özellik “takva”dır.2 Onun dısındaki tüm özellikler, (ırk, renk, cinsiyet vb.) insanların istek ve çabası dısında oldugundan bir üstünlük ve imtiyaz sebebi olamaz. Çünkü: “nsan için kendi çaba ve gayretinin neticesinden baskası yoktur.” 3 nsanların farklı ırklar ve milletler halinde yaratılmaları; çekismeleri ve birbirlerine üstün gelmeleri için degil, birbirleriyle tanısıp kaynasarak Allah’ın azamet ve kudretine sahid olmaları içindir: “Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir disiden yarattık ve tanısıp kaynasasınız diye sizi milletler ve kabilelere ayırdık. Süphesiz Allah katında en üstününüz, takva yönünden en ileride olanınızdır. Allah her seyi bilen ve her seyden haberdar olandır.”4 Kur’ân-ı Kerim’in ilk muhatapları Arap toplumu oldugu halde Kur’ân’da “Ey Araplar !” seklinde bir hitaba rastlanmaz. Bazen müminler topluluguna 1 30. Rûm, 22. 2 Takva, en genel anlamda kisinin Allah’a karsı sorumlulugunun bilincinde olmasıdır. Takvanın en üstün mertebesi Allah’ın emir ve yasaklarını yerine getirdikten sonra, bütün benligi ile Allah’a dönmek ve insanı Allah’tan uzaklastıracak her seyden sakınmaktır. (Bkz. Hüseyin K. ECE, slam’ın Temel Kavramları, s. 663–670) 3 53. Necm, 39. 4 49. Hucurât, 13. 2 hitaben “Ey müminler !”, bazen de tüm insanlık âlemini muhatap alarak “Ey insanlar !” seklinde hitapta bulunulur. Yukarıda geçen Hucurât suresinin 19. ayetinde Allah (cc.) farklı kabile ve milletlerin yaratılmasının hikmetini “teârüf” olarak vurgulamıstı. Teârüf, hem birbirini bilmek, tanımak hem de karsılıklı yükselmek anlamındadır. Farklı cemaatler, gruplar ve bölgelere ayrılmanın insanlıgın medeniyet ve terakkisi yolunda nasıl bir tesvik unsuru oldugu göz önünde bulundurulursa bu ayetin hikmeti daha iyi kavranır.5 Müminleri hayırda yarısmaya çagıran6 Kur’ân, tüm insanlık âlemini de bu ulvî yarısa katılmaya çagırır. Çünkü yarıs farklı özellikteki gruplar, takımlar arasında olur. Bu durumda insanlık âlemindeki farklı millet ve dilleri, teârüf ve takva yolunda insanlık yarısının büyük yarısmacıları olarak görmek Kur’ân’ın konuya yaklasımına uygundur sanırız. slam’da üstün ırk, üstün millet gibi anlayısların yeri yoktur. man ve salih amelden baska insanların övünebilecegi hiçbir imtiyaz olamaz. Çünkü insana insanlık vasfı kazandıran, seref ve onur bahsedecek olan ve kıyamet gününde kurtulusunu saglayacak tek sey budur: “Kıyamet günü sura üfürüldügünde ne nesebin faydası olur ne de kimse digerinden bir sey isteyebilir. Kimin amelleri agır gelirse iste kurtulacak olanlar onlardır.”7 Aynı ilke ve prensipler diller için de söz konusudur. Hiç bir dilin kudsiyeti ve diger dillere nispetle bir ayrıcalıgı yoktur. Dillerin farklılıgı sadece Yüce Yaratıcı’nın kuvvet ve kudretine delil olabilir.8 Yüce Allah her kavme kendi diliyle vahyini ilettigini, her peygamberin ancak kavminin lisanı ile gönderildigini vurgular.9 Bu o lisanın üstünlügüne isaret degildir. Sadece o toplumun tebligi anlayabilmeleri için kendi dilleriyle vahyin gönderilmesi gerektiginden bu yola basvurulmustur. Dolayısı ile ne Arapça Kur’ân 5 Hatiboglu, “slam’da lk Siyasi Kavmiyetçilik, Hilafetin Kureysliligi” , AÜFD, XXIII,128. 6 5. Mâide , 48. 7 23. Müminûn, 101- 102. 8 30. Rûm,22. 9 14. brâhîm, 4. 3 dili olması, ne de branice Kitab-ı Mukaddes’in dili olması hasebiyle bir kudsiyete sahiptir.10 Kur’ân-ı Kerîm’de bu konuyla ilgili olarak belirtilen tek husus, Kur’ân dilinin apaçık, fasih bir Arapça oldugunu bildirmekten ibarettir.11 Lisanların üstünlügü meselesinde Kur’ân’da en ufak bir isaret dahi olmadıgından bu ise tevessül edenler, daha ziyade hadisler kanalıyla bu emellerine ulasmaya çalısmıslar ve kısmen de bunda muvaffak olmuslardır. Ancak Kur’ân’ın özüne ve ruhuna aykırı olan bu tür uydurma veya zayıf rivayetler, slam’ın temel ilkeleri açısından tahlile tabi tutuldugunda, hakikati ortaya çıkarmak o kadar güç olmayacaktır. Her türlü ırkçılık anlayısını reddeden Kur’ân, “Müminler ancak kardestir.”12 düsturunu Ümmet-i Muhammed’i ayakta tutacak temel bir esas olarak vazetmistir. Kur’ân-ı Kerim’den ilk ırkçılık hareketini blis’in baslattıgını ögreniyoruz. Hz. Âdem’e secdeyle (bir nevi tazim ifadesi) emrolunan blis, bu emri önemsemez ve gerekçe olarak su iddiayı ileri sürer: “Beni atesten yarattın, onu ise topraktan.” 13 “Topraktan yaratmıs oldugun kimseye secde mi edecek misim!”14 Seytan, aslı olan atesin Âdem’in aslı olan topraktan üstün oldugunu iddia etmekle bir ırk üstünlügü iddiasında bulunmustur. Kur’ân’ın bu kıssa ile bize vermek istedigi mesaj sudur: Kavminin, milletinin, ırkının üstünlügünü iddia ederek “asabiyyet” davası güden herkes, seytanın açtıgı bu çıgırda yürümüs olmaktadır. Ve onun akibeti de seytanınki gibi dergâh-ı ilahiden kovulmak ve iki ayaklı bir seytana (Kur’ân’ın tabiriyle “seyâtînu’l-ins”e) dönüsmek olacaktır. |
|
|
|
|
#2 |
|
Meraklı
![]() |
Irkcılık yapma Hepimiz aynıyız |
|
|
|
|
#3 |
|
Bulgaristan göçmeni
![]() ![]() |
Kaynak belirtmek zorunldur. |
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Taglar |
| törik eller |
| Konu Araçları | |
|
|
|
FrmTR Facebook |
FrmTR Twitter |
Vidyotup |
YorumTR | Haberler |
Okul Arkadaşım |
Kıbrıs |
Kısa Link |
Domain
|