Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 11-04-08, 23:46   #1
dark in rap

Lightbulb Türkçenin doğru kullanımı


Yazım Kuralları ve Türkçe’nin Doğru Kullanımı
Bir yazı ile okuyucuya mesajı doğru iletmede kaynağın önemli bir rolü ve sorumluluğu bulunmaktadır. Bu yüzden mesajı ileten kişi mesajını yazılı olarak iletirken bir takım yazım kurallarına uyması gereklidir. Özellikle öğrencilerin yazı yazarken yaptıkları en önemli hata, noktalama işaretlerine uymamalarıdır.

* Yazılarda noktalama işaretleri bazen hiç kullanılmamakta bazen de yerinde kullanılmamaktadır. İfadelerin doğru anlaşılması için bu kurallara özenle uyulmalıdır.

* Bir bilgisayar programı kullanılarak yazılan yazılarda ise boşluk konusuna dikkat edilmelidir. Örneğin,

Noktadan ve virgülden önce boşluk bırakılmamalıdır.
Noktadan ve virgülden sonra boşluk bırakılmalıdır. Boşluk bırakılması unutulduğunda noktanın öncesinde ve sonrasındaki sözcükler tek bir sözcük olarak algılanmaktadır. Bu da yazıların kağıt üzerindeki düzenlemesini olumsuz etkilemektedir.
Parantezler açılırken parantez öncesinde boşluk bırakılmalı, açılan parantezle metin arasında boşluk olmamalıdır. Parantezler kapatılırken parantez öncesinde boşluk olmamalı, sonrasında ise olmalıdır.

* Diğer bir hata türü yazım yanlışlarıdır. Sözcükler Türk Dil Kurumu’nun belirlediği kurallar göz önünde bulundurularak yazılmalıdır.

* Yaygın olarak yapılan bir başka hata da sözcüklerin yanlış kullanımlarıdır. Örneğin “neden olmak”, “yol açmak” ve “sağlamak” gibi sözcükler çok farklı anlamları verebiliyorken aynı anlamda kullanılmaktadırlar.

* Ayrıca bazı sözcüklerin Türkçe karşılıkları varken (genelde) farkında olunmadan yabancı karşılığı kullanılmaktadır.

Genel Yazım Yanlışları:

Yanlış (!) Doğru (!)
Hergün her gün
Heryer her yer
Herşey her şey
harhangibiri herhangi biri
herbiri her biri
birgün bir gün
birşey bir şey
pekçok pek çok
arasıra ara sıra
yanısıra yanı sıra
peşisıra peşi sıra
ardısıra ardı sıra
ayak üstü ayaküstü
terketmek terk etmek
ayırdetmek ayırt etmek
farketmek fark etmek
arzetmek arz etmek
vaadetmek vaat etmek
Türkçe Karşılığı Varken Kullanılan Sözcükler ve Yanlış Kullanımlar

Sözcüğün yanlış kullanımı Doğrusu (!) Türkçesi
çok mersi merci beaucoup Çok teşekkür ederim.
detay detail ayrıntı
fonksiyon function işlev
fonksiyonel functional işlevsel
avantaj advantage üstünlük
criterion ölçüt
kriterler criteria ölçütler
test sınavı çoktan seçmeli sınav
layt (light) light hafif
fest fud fast food hazır yiyecek
hard disk hard disc sabit disk
imeyıl (e-mail) e-mail e-posta mesajı yollamak
maus (mouse) mause fare
ran etmek(run etmek) running çalıştırmak
tekrardan tekrar veya yeniden

Asıl sorun Türkçeyi doğru konuşabilmekte!...


güzel erkek

“Güzel” sözcüğü nitelendirme sıfatı olarak kadın, kız ve çocuklar için kullanılır. Erkek için “yakışıklı” sözcüğü daha doğrudur. Bu yanlış kullanım “kadınsı bir güzelliği olan erkek” anlamını doğurur.


korkunç güzel

“Çok güzel, olağanüstü güzel, fevkalâde güzel, nefes kesecek kadar güzel, harikulâde güzel” gibi söyleyişler varken “korkunç güzel” demek doğru değildir.


hayret bir şey

“Hayret” sözcüğü Türkçede ya ünlem olarak ya da “hayret etmek” şeklinde bir birleşik sözcük olarak kullanılır. Bu nedenle “hayret edilecek bir şey” demek daha doğrudur.


Saat 05.00 gibi gelirim.

“Gibi” sözcüğü bir benzetme edatıdır. Benzetme edatları, bir şeyin bir başka şeye benzetilmesi sırasında anlatımı tamamlayıcı bir görevle kullanılırlar. “Saat beşte, beşe doğru, beş civarında, beş sularında” gibi seçenekler varken “beş gibi” kullanılışı uygun değildir.


yakinen tanımak

yakin = (Arapça) sağlam bilgi, iyi, kat’i olarak bilme

Dolayısıyla “yakinen tanımak” yerine “yakından tanımak” demek gerekir.

istihbarat almak

“İstihbarat”, “haber ve bilgi alma, duyma” anlamlarına gelen “istihbar” sözcüğünün çoğuludur. Dolayısıyla “istihbarat” zaten haber alma anlamını taşıdığı için “istihbarat almak” yanlış bir kullanımdır.


görmemezlikten gelmek

Konuşma veya yazı dilinde sık sık karşılaşılan hatalardan biri de iki olumsuzluk ekinin üst üste getirildiği –mAmAzlIktAn gelmek yapısıdır.

Ekte iki olumsuzluk eki bulunmaktadır. “Görmemezlikten gelmek” örneğinde, gör- eyleminin me- eki ile olumsuz çatısı kurulmuş; ardından bu olumsuz çatının üstüne olumsuz sıfat fiil eki –mez ve isimden isim yapma eki –lik getirilmiştir. Dil bilimde ek yığılması olarak tanımlanan bu ifadenin yerine, -mazlıktan / -mezlikten gelmek yapısının kullanılması uygun olacaktır.


tayin olmak

“Atama” anlamındaki “tayin”, ancak “etmek, edilmek, olunmak” yardımcı fiilleriyle veya “tayin-i çıkmak” yapısıyla kullanılabilir.

Aynı şekilde, iptal olmak, kaydolmak, keşfolmak, tahrip olmak vb. birleşik eylemlerin uygun kullanılışı iptal olunmak, kaydolunmak, tahrip edilmek vb. dir.


yazılı metin

Metin, zaten yazılı olduğundan ilk sözcük gereksizdir.

bedbaht

Nutuk’ta geçen sözcük “fenalık, kötülük isteyen” anlamlarına gelen “bedhah”tır. Ancak zaman zaman Nutuk okunurken “bahtsız, kötü bahtlı” anlamlarına gelen “bedbaht” sözcüğü kullanılmaktadır.


Delâlet

Nutuk’ta geçen sözcük “doğru yoldan sapma” anlamına gelen “dalâlet”tir. Ancak zaman zaman Nutuk okunurken “yol gösterme, kılavuzluk” anlamlarına gelen “delâlet” sözcüğü kullanılmaktadır.

fen ve sosyal bilimler
Yapıca farklı iki tamlamayı bu şekilde birleştirmek, bir anlatım bozukluğudur.
değişik versiyon

Fransızcadan dilimize giren versiyon ‘değişik biçim’ anlamındadır. Doğal olarak ‘değişik’ sözcüğüne gerek yoktur. Ayrıca ‘versiyon’ için ‘sürüm’ sözcüğü önerilmiştir. Türkçesi Varken Yabanı, Yabancısı Niye?
deniz sahili

‘Kıyı, yaka, yalı’ anlamındaki ‘sahil ’sözcüğü, denize değil; kara parçasına, örneğin adaya ait olmalıdır: ada sahili gibi.

fikrini kanıtlamak

Fikir (düşünce), ‘edinilir, danışılır, verilir, yorulur, çelinir, kabul edilir’; ancak kanıtlanmaz.

“Hayat kısa, sanat uzundur.”

Eski bir Yunan düşünürüne ait vecizenin çevirisinin doğru Türkçe olduğunu söylemek oldukça zor. Kısacası, sanatın uzunu, kısası olmaz. Bir dildeki anlamca uyumlu öğeleri bir başka dile anlam ve anlam ve üslûp kaybı olmadan aktarmak gerektiğinde, buna benzer sorunlar ortaya çıkabilir.

râkip

Bu sözcükteki /a/ ünlüsünün özellikle sporseverlerce yanlış telâffuz edildiği görülüyor. “râkip” şekliyle eski dilde ‘binen, binici’ anlamına gelir. “Herhangi bir işte, bir yarışta, birini geçmeye çalışan, aynı şeyi elde etmeye çalışan kimse” anlamına gelen sözcük, kısa /a/ ile söylenmelidir.

süre / süreç

Sesçe benzeşen bu sözcükler doğru anlamlarıyla kullanılmadığı takdirde anlatımdaki ince ayrımlar da ortadan kalkacaktır. Türkçe Sözlük’te “süre”, ‘zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet’ anlamındadır. “Süreç” ise ‘aralarında birlik olan veya belli bir düzen içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay veya hareketler dizisi’ olarak tanımlanmaktadır.
direk

Türkçe “dire-” ‘bir şeyi dikine koymak, dikmek’ eyleminden türetilen “direk” ile, İngilizce “direct”ten dilimize geçen “direkt = doğruca, duraksız, doğrudan” sözcüğünün zaman zaman karıştırıldığı görülmektedir.


nüans farkı

Özellikle, yabancı dillerden yapılan alıntılar, anlamları tam olarak bilinemediği takdirde yanlış kullanılmaktadır. Fransızca “nuance” sözcüğü mecazen “fark, ayırtı” anlamındadır. Doğal olarak “nüans farkı” ifadesi hatalıdır.


güzergâh üzerinde

“Geçilen, geçilecek yer, yol” anlamındaki Farsça kökenli “güzergâh”tan sonra “üzerinde” sözünü getirmek yanlıştır. Çünkü sözcüğün köküne (güzer = geçme, geçiş) gelen “-gâh” yer veya zaman bildiren bir ektir.




kontrolsuz

Ünlü uyumlarına uymayan yabancı sözcüklerde son hecenin art/ön oluşuna göre art veya ön ünlü ek gelir (televizyon-lar, bone-ler). Ancak bazı yabancı kökenli sözcükler, ait oldukları dilin kimi ses özelliklerinden dolayı bu kuralın dışında kalır. Bandrol, kontrol, mol, bol (içki), parabol, sol (nota) vb. örneklerdeki palatal /l/ sesi ön sıradan (ince) söylenir. Dolayısıyla bu sözcüklere ön ünlülü ekler getirilir (bandrol-ü, kontrol-süz, mol-den, bol-ü, parabol-den, sol-e vb.)


mütehassıs – mütehassis

“Husus” kökünden gelen “mütehassıs”, ‘ihtisası olan, bir işin bir şubesini çok iyi bilen, uzman’; “hiss” kökünden gelen “mütehassis” ise ‘hislenen, duygulanan’ anlamındadır. Bu farka dikkat edilmesi gerekir.


Bu açıklamalara göre bu sözcükler arasında “geçerlilik”in Felsefe’de ayrı bir anlamı olması dışında bir fark yoktur. “Yeterlik” ve “yeterlilik” çiftinde ise anlam yükü birincidedir. Yeterlilik yalnızca ‘yeterli olma’ durumudur.


akıbetin sonu

“akıbet”, “son, kötü son” demek olduğundan bu iki sözcük yan yana kullanılmamalıdır. Yani “Bu akıbetin sonu ne olacak?” demek yerine “Bunun sonu ne olacak?” demek gerekir.





Türk sanayisi

Türkçemizdeki kimi Arapça kökenli sözcüklere ekleri kullanımında tutarsızlıkların olduğu görülüyor. <mevziye/mevzisi; bayiye/bayie; mevkiye/mevkisi; sanayiye/sanayisi…> ile < mevzie/mevzii; mevkie/mevkii; sanayie/sanayi…> şekillerinden hangisi doğru acaba?

Türkçede ünsüzle biten sözcüklere /-l/ iyelik ve alofonları; ünlü ile bitenlere ise /-sı/ iyelik eki getirilmektedir. <bayi, cami, mevki, mevzi, mevzu, sanayi vd.> örnekleri kaynak dilde, Türkçemizde bulunmayan bir ünsüzle (ayın) bitmektedir. Türk fonetiğinde yeri olmayan bu ses düştüğünden dolayı ünlüyle bittiği düşünülen bu sözcüklere /-sı/, /-si/ iyelik ekleri getirilmektedir. (Belki de Türkçenin ses yapısına uymuş olan bu şekilleri tercih edilmesi gerekirdi.) Ancak İmlâ Kılavuzu’nda <Hyhercorrect> şekilleri tercih edilen bu tür sözlerin asıllarına sadık kalınarak ünsüzle bittiği düşünülmüş ve doğal olarak savunma sanayii, düşman mevzii, gazete bayii… yazılması ve söylenmesi gerektiği belirtilmiştir.


öğretmenlik sertifikasına haiz olan

Haiz olmak, geçişli yani nesne isteyen birleşik eylemdir. <…-(y)a/-(y)e haiz olma> şeklinde yakla<şma< durumu eki (e durumu) ile kullanılması yanlıştır. Doğrusu <öğretmenlik sertifikasıNI haiz olan>dır.
düğün törenine teşrif etmenizi

<Şeref> kökünden türeyen ve <şereflendirmek, onurlandırmak> anlamlarını taşıyan teşrif adı veya teşrif etmek eylemi, aynı şekilde nesne almak zorundadır. (Nitekim aynı yapıdaki tebrik, takdir, tenkit,tehcir vb. yükleme durumu eki istemektedir.) Doğal olarak doğru şekil <Düğün töreniNİ teşrif etmenizi…>dir. Ancak uzun bir süredir bu
yanlış kullanım yaygınlaşarak doğru durumuna gelmiştir.


en çok satan

En çok satan gazete, en çok satan dergi…<satmak>… gibi etken geçişli bir eylem nasıl olurda <satılmak> anlamı taşıyabilir?Buradaki gazete veya dergi isimlerinin yayından çok, kurum adı olduğu düşünüldüğü takdirde zorlamada olsa bir anlam ortaya çıkabilir. Her şeye karşın <satmak > eyleminin bu yeni anlamının, bir <anlam ödünçlemesi> olduğu düşünülebilir. İngilizcede <to sell> eylemini hem satmak hem de satılmak anlamlarını taşıması, bizdeki bu kullanımın da İngilizceden alınma olduğunun bir kanıtı sayılabilir.


İngilizce dilini bilen eleman aranıyor

Gazete ve dergilerde sık sık görülen ilânlardan biri bu. Dil ile ilgili ilânlardaki böylesi bir “fahiş” hata düşündürücüdür. Türkçede, -ca /-ce eşitlik durumu eki, ulus adlarına eklenerek o ulusun dilini ifade eden adlar yapar. İngilizce, Almanca vd. , İngiliz ve Alman uluslarının konuştuğu/yazdığı dili belirtir. Etnik adlara getirilen –ca / -ce ekleri dil adlarını oluşturur. Bir başka şekilde, İngiliz dili, Alman dili ifadeleri de kullanılabilir. İngilizce dili, Almanca dili doğru kullanım örnekleri değildir.



ŞOV mu, SHOW mu?

Harf devriminden önce yazım kurallarının en önemlilerinden biri de Arapça ve Farsçadan dilimize giren sözcüklerin orijinal yazılışlarının korunması idi. Örneğin Osmanlıcada <srya>, <mhm>, <mvfk>yazılışları sırasıyla, <süreyya>, <mühim>, <muvaffak> şeklinde okunurdu. Yabancı kökenli bu tür sözcüklerin yazılışını Türkçeye uydurmak ise, çok büyük bir yanlış olarak kabul edilirdi.Lâtin asıllı Türk alfabesinin kabulünden sonra sözcüklerin söylendiği gibi yazılması veya yazıldığı gibi okunması imlâmızın temel ilkeleri arsında yer almıştır. <television>, <exhaust> İngilizce, <televizyon>, <egzoz> Türkçedir; <hors-d’oevre>, <robe de chambre> Fransızca, <ordövr>, <robdöşambr> Türkçedir.

Öte yandan toplumun eğitim düzeyinin yükselmesi, yabancı dil öğreniminin yaygınlaşması, ister istemez Türkçenin söz varlığının yanı sıra yazımını da etkilemektedir. Özellikle teknik sözcükler Türkçeye kaynak dildeki yazılışlarıyla girmekte ve yerleşmektedir. by-pass, hi-tec, know-how, show, TV guide, video vd. pek çok örnek, yazımdaki birliği ortadan kaldırmaktadır. Büyük bir bölümü Türkçe Sözlük ’te dahi yer almayan bu sözcüklerin İmlâ Kılavuzu’ndaki yazımlarında da tam bir kural veya tutarlılık yoktur. Örneğin İngilizce <show> sözcüğü <şov> şeklindeyken yine İngilizce <by-pass>ın yazılış değiştirilmemiştir.Yabancı sözcüklerin orijinal imlâlarıyla yazılması, dilimizin sescil yazım geleneğine aykırıdır. Bu tutum, yabancı sözcüklerin dilimize girişini de kolaylaştıracaktır.
Sayıların Yazımı

Ülkeler arasında sayıların yazımıyla ilgili iki yol vardır:

Ondalık imi olarak ‘nokta’, ayırma imi olarak ‘virgül’ kullanan ülkeler: Britanya ve ABD

Ondalık imi olarak ‘virgül’, ayırma imi olarak ‘nokta’ kullanan ülkeler: Britanya ve ABD dışında kalan ülkelerin tümü.

Türkiye hariç. Çünkü Türkiye’nin ne yaptığı belli değil. Düne kadar ondalık basamakları virgülle ayırıyorduk; bugün bu konuda da Amerikanlaştık. Oysa yerimiz ve tutumumuz belirgin olmalı. Sayın Güney Gönenç’in de dediği gibi, 13 YTL + 25 Ykr, 13,25 YTL, yani virgüllü; pi sayısı: 3,1416 diye (virgüllü) yazılmalıdır. Eğer gerekiyorsa sayıların okuma basamakları arasında nokta kullanılabilir; bu basamaklar arada boşluk bırakılarak da yazılabilir. Türkiye’nin nüfusu 61.253.546 diye yazılabileceği gibi, arada boşluk bırakarak 61 253 546 biçiminde de yazılabilir.

Aynı şekilde depremle ilgili büyüklük, şiddet sayıları 7.2 ya da 5.3 gibi değil, 7,2 ve 5,3 biçiminde yazılmalıdır. Bu konudaki başıboşluğa kesinlikle son verilmelidir.


Şimdiki zaman kipi, çok geniş kullanım alanlarına sahiptir diye, öteki kipler yerine sürekli onu kullanmak öteki kiplerin kullanım alanlarını daraltır. Türkçeyi tek kip kullanan, ilkel bir dil haline getirmek istemiyorsak buna da dikkat etmeliyiz.

“Teşekkür ederim” yerine “Teşekkür ettim.” diyenlere de var. Bunlara da, “Ne zaman? Hiç duymamışım.” demek geliyor içimden.

Feyza Hepçilingirler, Yıldızların Suya Döküldüğü


sağ kurtarılmak

“Boğaz Köprüsü’nden atlayan genç, bir balıkçı teknesi tarafından sağ kurtarıldı.” Kurtarılmak sözcüğü “sağ, canlı” anlamını da barındırdığı için bu cümledeki “sağ” sözcüğü gereksizdir. Bu bağlamda ölü olan biri sağ olarak kurtarılamaz, ancak ölü olarak bulunabilir.

Alper Bayındır / Uzun Lafın Türkçesi


kuraklık / kuruma

“Beyşehir Gölü de kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya.” tümcesindeki “kuraklık” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü “kuraklık” sözcüğü araziler, toprak parçaları ve bölgeler için kullanılır. Su birikintileri için “kuruma” sözcüğü kullanılmalıdır. “Beyşehir Gölü de kuruma tehlikesiyle karşı karşıya.”

Alper Bayındır / Uzun Lafın Türkçesi


tarif etmek

“Kendimi insanlara yazar olarak tarif etmiyorum.” Yemek tarif edilir, bilinmeyen bir yer tarif edilir; ancak bir insanın kişiliği tarif edilmez. Bunun yerine “tanıtmak” sözcüğü kullanılmalıdır. “Kendimi insanlara yazar olarak tanıtıyorum.”

Alper Bayındır / Uzun Lafın Türkçesi


maruz kalmak

“Böyle iltifatlara maruz kalmak beni çok mutlu ediyor.” “Maruz kalmak” sözü, olumsuz durumlar için kullanılır. Güzel bir duruma hiçbir zaman maruz kalınmaz. “Böyle iltifatlar duymak beni çok mutlu ediyor.”

Alper Bayındır / Uzun Lafın Türkçesi


mücadele oynamak

“Ünlü boksör arka arkaya oynadığı 108 mücadelede birçok madalya alır.” Burada “oynadığı” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü “mücadele oynamak” diye bir kullanım yoktur. “Mücadele” sözcüğü “yapmak” ya da “etmek” sözcükleriyle birlikte kullanılır.

Alper Bayındır / Uzun Lafın Türkçesi


manavcılık

“-cı” eki meslek ismi türeten bir ektir. “Bakırcı, saatçi, gümüşçü, demirci...” örneklerinde olduğu gibi meslek adı türetir. “Manav” sözcüğü zaten bir meslek adı olduğu için bu sözcüğe “-cı” ekini getirmeye gerek yoktur.

Alper Bayındır / Uzun Lafın Türkçesi


kötü bir kâbus

“Kâbus” zaten “kötü rüya” anlamına geldiği için “kötü” ve “kabus” sözcüklerini bir arada kullanmaya gerek yoktur.


BASINDA TÜRK DİLİ KULLANIMI

Yazılı basında yaygın olarak karşılaşılan yanlış kullanımlar, günlük yaşamda sıklıkla yapılan yanlışlardan pek de farklı değildir.

Bkz. Türkçe Yanlışları, Radyo-TV Yayınlarında Türk Dilinin Kullanımı, İmla, Telaffuz Hataları, Yabancı Dilden Giren Kelimelerin Yazımında Karşılaşılan Yanlışlar, Noktalama bölümleri.

O nedenle burada, son günlerde çeşitli gazete ve dergilerde, radyo ve televizyon kanallarında karşılaşılan yanlış kullanım örneklerinden bazıları değerlendirilecektir.

Örnek:

“Taxi, fax, index, maximum, sex, dublex”

Sadece basında değil, hemen her yerde kullanılmaktadır.

Yanlış: Türk alfabesinde “x” harfi yoktur!

Batı dillerinden dilimize giren sözcüklerde “x” harfinin yerine “ks” harfleri kullanılır.

Doğru: Taksi, faks, indeks, maksimum, seks, dubleks...

Örnek:

“Show, Flash, Pasha, cafe”

Hemen her yerde yanlış kullanılmaktadır.

Yanlış: Yabancı dilden Türkçeye giren bir sözcük, Türkçenin seslerine ve harflerine uygun olarak yazılmalıdır. (Bkz. Yazım teknikleri)

Doğru: Şov(=gösteri),

Flaş

Kafe (=kahvehane)

Paşa (İngilizce özentisiyle bozularak yazılmış şekliyle değil, doğru şekliyle yazılmalı)

Örnek:

“Türk kahvesi”

Hemen her yerde yanlış kullanılmaktadır.

Yanlış: Türkiye’de olduğumuza göre, Türk kahvesi demek anlamsızdır. Ancak dışarıdan gelen herhangi bir kahveyi özel olarak belirtmek gerekir(Arjantin kahvesi, İngiliz kahvesi, neskafe gibi).

Örnek:

“Günün en yüksek sıcaklık dereceleri...”

Hemen her radyo ve televizyon kanalında yanlış kullanılmaktadır.

Yanlış: Kastedilen “hava ısısı”dır.

Doğru: Günün en yüksek ısısı...

Örnek:

“Dinleyicilerimize/İzleyicilerimize iyi günler diyorum.”

Hemen her radyo ve televizyon kanalında yanlış kullanılmaktır.

Yanlış: Konuşan kişi, zaten söyleyeceğini doğrudan söylüyor, bir başkasından aktarıyormuş gibi dolaylandırma ifadesi kullanılmasına gerek yok.

Doğru: İyi günler sayın dinleyiciler/izleyiciler.

Örnek:

“Konuğumu size tanıştırayım”

Hemen her radyo ve televizyon kanalında yapılan bir yanlışlık.

Yanlış: 1. Tanıştırma, iki kişinin karşılıklı olması halinde mümkündür. Tv ve radyo gibi kitle iletişim araçlarında konuğu dinleyicilere/izleyicilere “tanıtmak” söz konusudur. Bkz. Yanlış anlamda kullanılan sözcükler.

2. Eylem, “-e tanıştırmak” değil, “ile tanıştırmak” şeklinde kullanılır.

Doğru: Konuğumu size tanıtayım.

Örnek:

“Afedersiniz, kendimi tanıştırmadım.”

TRT 1, Üzgünüm Leyla, 9.10.2000

Yanlış: Tanıştırmak, iki kişinin karşılıklı olarak yapacağı bir eylemdir(işteş eylem). İki kişi tanışır ya da üçüncü kişi tarafından iki kişi birbiriyle tanıştırılır. Ama kişi kendini tanıştıramaz, tanıtır.

Doğru: Afedersiniz, kendimi tanıtmadım.


Örnek:

“Seyirciden çok olumlu tepkiler aldık.”
Hemen her radyo ve televizyon kanalında
Yanlış: “Tepki” sözcüğü olumsuz anlam taşır. Bu nedenle “olumlu tepki”den söz edilemez.
Bkz. Çelişen sözler.
Doğru:
Seyirciler bizi çok olumlu karşıladı.

Seyircinin bizimle ilgili düşünceleri çok olumluydu.

Örnek:

“İçişleri eski bakanı ... ”, “Meclis eski başkanı ...”

“Başbakan Sayın Bülent Ecevit”, “Profesör Doktor Sayın ...”

Hemen her radyo ve televizyon kanalında

Yanlış: İçişleri bakanı, meclis başkanı, başbakan ..., profesör doktor ..., kalıptır. O nedenle “eski” ve “sayın” sözcüklerinin kalıbın önüne getirilmesi gerekir. Bkz. Yanlış yerde bulunan sözcükler.

Doğru:

Eski içişleri bakanı ..., eski Meclis başkanı ...
Sayın Başbakan Bülent Ecevit, Sayın Prof.Dr. ...


Örnek:

“Programımızın yayın akışını hatırlatıyorum. ”

TRT 1

Yanlış: Daha önceden bilinen, yaşanmış olan vs. bir olay hatırlatılır. Burada hatırlatma değil, bildirme söz konusudur. Bkz. Yanlış anlamda kullanılan sözcükler.

Doğru:

Programımızın yayın akışını bildiriyorum/sunuyorum.
Bugünkü yayın akışımız şöyle: ...


Örnek:

“Merhaba sevgili TRT 3 dinleyicileri!”

TRT 3

Yanlış: “Sevgili”, TRT’nin değil, dinleyicilerin tanımlayıcısıdır.


Doğru:

“Merhaba, TRT 3’ün sevgili dinleyicileri!”


Örnek:

“Dünyanın ilk üç bıçaklı traş makinesi.”

Gilette reklamı

Yanlış: “İlk”, üç bıçaklının değil, traş makinesinin tamlayıcısıdır. Bu, sadece diziliş bakımından değil, söyleyiş vurgusu bakımından da önemlidir.

Doğru:

Dünyanın üç bıçaklı ilk traş makinesi.


Örnek:

“Daha içeride neler var”

Lee Cooper reklamı

Yanlış: “Daha”, “içeri”nin değil, “neler”in tamlayıcısıdır.

Doğru:

İçeride daha neler var!


Örnek:

“Lütfen istemeden pasonuzu gösteriniz.”

EGO Otobüslerinin camlarından

Yanlış: Duyurudan “İstemeye istemeye de olsa pasonuzu göstermelisiniz” anlamı çıkıyor. Oysa “sizden istenmesini beklemeden, kendiliğinizden pasonuzu göstermelisiniz” denmek isteniyor. Bkz. Yanlış anlamda kullanılan sözcükler

Doğru:

Lütfen istenmeden pasonuzu gösteriniz.

Örnek:

“Türkiye’de sansür geri gelmez.”

Show TV, Ana Haber Bülteni, Haber hakkında geçen alt yazı, 13.9.2000

Yanlış: 1. Ek kullanımında yanlışlık.

2. Özne kullanımında yanlışlık. Bkz. Özne yanlışlıkları.

Doğru:

Sansür, Türkiye’ye geri gelmez.


Örnek:

“Apartmanda tadilat nedeniyle kapı kapalı olup şubemiz açıktır.”

Bir apartmanın önüne banka tarafından konulan ilan

Yanlış: Cümlede mantık ve anlam bulanıklığı söz konusu. İfadeden apartmandaki tadilat nedeniyle şubenin açık olduğu anlamı çıkıyor. Şube hizmet veriyor mu? Kapı kapalı olduğuna göre, bankaya ulaşmak isteyen kişinin ne yapması gerekiyor? Cümle ikiye bölünüp müşteriye açıklama getirilmeli.

Doğru:

Tadilat nedeniyle apartmanın dış kapısı kapalıdır. Ancak şubemiz hizmete devam etmektedir. Lütfen zili çalınız ve bekleyiniz.


Örnek:

Metro açılış töreninden: “İstanbul’un yıllar süren rüyası sona eriyor.”

Atv, Ana Haber Bülteni, 17.9.2000

Yanlış: “Rüyanın sona ermesi” istenmeyen bir durumun gerçekleşmesi halinde kullanılan bir ifadedir. Oysa burada yıllar süren bir çalışmanın sonunda metronun açılması ve bir rüyanın gerçekleşmesi kastediliyor (Bkz. Yanlış anlamda kullanılan sözcükler). Ayrıca “yıllar süren rüya” ifadesi de gereksiz ve anlamsız.

Doğru:

İstanbul’un rüyası gerçek oluyor(gerçeğe dönüşüyor).

İstanbul’un hayali gerçekleşiyor.


Örnek:

“Alkollü gencin saldırdığı kimse kalmamıştı.”

Atv, Ana Haber Bülteni, 17.9.2000

Yanlış: Ek kullanım yanlışı.



Doğru:

Alkollü gencin saldırmadığı kimse kalmamıştı.


Örnek:

“Ayrıca tekvandoda bir galibiyet alırken Süreyya Ayhan’ın 1500 metrede yarı finalde kalması 27 Eylül’ü Türk kafilesi için güzel bir gün haline dönüştürdü.”

Altan Ayanoğlu, ”Sydney Günlüğü, Cumhuriyet, 28.9.2000

Yanlış: 1. Özne eksikliği(Tekvandoda galip gelen kişi kim?)Bkz. Türkçe Yanlışlıkları: Özne yanlışlıkları.

2. Bağlam kopukluğu(tekvando, koşu vs.) ve anlam bulanıklığı(Gün kötü mü başlamıştı?)

3. Gereksiz sözcük kullanımı (“Haline dönüştürdü = güne dönüştürdü) Bkz. Gereksiz sözcükler.

Doğru:

Tekvando yarışmalarında ....’nın başarılı olmasının(rakibi ...’ı yenmesinin) yanı sıra atletizm yarışmalarında Süreyya Ayhan’ın 1500 metrede yarı finale kalması, 27 Eylül’ü Türk kafilesi için güzel bir güne dönüştürdü.


Örnek:

“Çektiğiniz filmler içinde bana ufuk vermiş olanlar var.”

Selim İleri, Selim İleri’nin Not Defterinden”, BRT, 30.9.2000


Yanlış: İfade yanlışlığı.

Doğru:

Çektiğiniz filmler içinde bana ufuk açmış olanlar var.


Örnek:

“Ben sizin çok setinize geldim.” Selim İleri, Selim İleri’nin Not Defterinden”, BRT, 30.9.2000

Yanlış: Bkz. Yanlış yerde bulunan sözcük.

Doğru:

Sizin setinize çok geldim.

Sizin birçok setinize geldim.


Örnek:

“Çelik Erişçi aradı. Not bırakmış. Geri aradım. Not bıraktım. O beni aradı.”

Perihan Mağden, “Tacize Karşı İki Başına”, Radikal, 17.9.2000


Yanlış: 1. İki cümlenin yüklemi arasında zaman uyumsuzluğu var (aradı, not bırakmış)

2. İlk yüklem, bilinen, yaşanmış bir olayı(görülen geçmiş zaman); ikinci cümlenin yüklemi ise aktarılan (rivayet edilen zaman, aktarılan zaman) bir olayı ifade ediyor. Yazar, Ç.Erişçi’nin aradığını dolaylı olarak öğrendiğine göre her iki cümlenin de zamanı, aktarılan geçmiş zaman olmalıdır.

3. “Geri aramak” yerine “ben de onu aradım” denmesi daha doğru ve güzel bir kullanımdır.

4. Beş cümlede üç kez aynı sözcük tekrar ediliyor.

Doğru:

Çelik Erişçi aramış, not bırakmış. Ben de onu arayıp not bıraktım.


Örnek:

“Arkadaşlarımın çoğu yazılarımı okumuyor. Hayat gailesinden. Çok gaileler içinde insanlar.”

Perihan Mağden, “Tacize Karşı İki Başına”, Radikal, 17.9.2000

Yanlış: 1. Bir önceki cümlede “Hayat gailesinden” denerek sorun açıklanıyor. Tekrar aynı şeyi yazmak, gereksiz.

2. Çokluk bildiren bir sözcük ile çokluk eki birarada kullanılmaz; “çok insanlar”, “çok sorunlar”, “birçok öğrenciler” gibi.

Doğru:

Arkadaşlarımın çoğu, hayat gailesinden yazılarımı okuyamıyor.

Arkadaşlarımın çoğu, hayat gailesine düştüklerinden, yazılarımı okuyamıyor.


Örnek:

“Halbuki Duvar’da anlatılanlar kurgu değil, gerçekti.”

Cumhuriyet Dergi, 1.10.2000, 758: 3.

Yanlış: Kurgu, anlatıya dayalı bir eserin yapısı için kullanılan bir terimdir. Kurmaca ise anlatıya dayalı bir eserde saymaca bir dünya kurmaktır. Bkz. Birbiriyle karıştırılan sözcükler, Yanlış anlamda kullanılan sözcükler.

Doğru:

Halbuki Duvar’da anlatılanlar kurmaca değil, gerçekti.

Örnek:

“CHP Genel Başkanı Altan Öymen, 78 yıllık tarihinde başarısız Baykal siyasetiyle ilk kez TBMM dışında kalan partisini ayağa kaldırmaya çabalıyor.”

Cüneyt Arcayürek, “Huy Canın Altında”, Cumhuriyet, 12.9. 2000.


Yanlış: Cümleden ilk anda çıkan anlam, 78 yıllık süreçte hep başarısızlık yaşanmış ve partinin siyasetini hep Baykal yönlendirmiş. Oysa 78 yıllık tarih, CHP’nin tarihi. İfadelerin uygun şekilde yer değiştirmesi gerekli. Bkz.Tümleç yanlışları.

Doğru:

CHP Genel Başkanı Altan Öymen, Baykal’ın başarısız siyaseti nedeniyle 78 yıllık tarihinde ilk kez TBMM dışında kalan partisini ayağa kaldırmaya çabalıyor.

Örnek:

“Ersin Bey, Seçkin Yaşar’la ve Yunanlı prodüktörle konuşmayı reddediyor. Tek diyalog kurduğu kişi ben oldum.”

Ayşe Köksal, “İstanbul Sevgilisine Hasret”, Cumhuriyet, 1.10.2000

Yanlış: 1. “Yunanlı” değil, “Yunan” denmesi gerekiyor. Bkz. Ulus adlarının yazımı.

2. Prodüktör, diyalog sözcüklerinin yerine Türkçe karşılıkları olan yapımcı, konuşma sözcükleri yeğlenebilir. Bkz. Türkçe Sözcüklerin Yerine Batı Dillerinden Giren Sözcüklerin Kullanılması.

3. “Tek”, diyaloğun değil, kişinin tamlayıcısıdır. Bkz. Yanlış yerde bulunan sözcükler.

Doğru:

Ersin Bey, Seçkin Yaşar’la ve Yunan yapımcıyla konuşmayı reddediyor. İletişim kurduğu (konuştuğu) tek kişi, bendim.

Örnek:

“Amerikalı Ann Johnson, komik kâğıt heykelleri, yaratıcı kıyafetleri ve el sanatları tutkunlarının öğretmeni olarak tanınan ödüllü bir sanatçı.”

Patchwork, Eylül 2000, 5: 6.

Yanlış: 1. Yükleme bağlanan öğeler arasında bağın kuruluşuna dikkat edilmeli.

2. Amerikalı değil, Amerikan denmesi gerekir. Bkz. Ulus adlarının yazımı

Doğru:

Amerikan Ann Johnson, komik kâğıt heykelleri ve yaratıcı kıyafetleriyle el sanatları tutkunlarının öğretmeni olarak tanınan ödüllü bir sanatçı.





Örnek:

“Cazseverlerin çok hoşuna gideceği bir albüm.”

TRT 3, 28.9.2000, 21.30

Yanlış: Ek kullanım yanlışı.

Doğru:

Cazseverlerin çok hoşuna gidecek bir albüm.

Cazseverlerin çok hoşuna gideceğini sandığımız bir albüm.


Örnek:

“Ürettikleri kötü kalite çorapları rahip kılığında satmaya çalışan iki kafadarın maceraları.”

Film tanıtım broşüründen

Yanlış: İki kafadar çorapları mı rahip kılığına sokup satıyorlar yoksa kendileri mi rahip kılığına giriyorlar? Mantıksal olarak ikincisi ama cümleye göre birincisi!

Doğru:

Ürettikleri kötü kalite çorapları rahip kılığına girerek satmaya çalışan iki kafadarın maceraları

Örnek:

Jennifer Lopez’i tanımlarken: “Oyuncu, şarkıcı, dansçı ve bir gangsterin sevgilisi.”

“En Pahalı İspanyol”, Cumhuriyet Dergi, 1.10.2000, 258: 3.

Yanlış: 1. Özne yok.

2. Lopez, dört kişinin de sevgilisi mi?

Doğru:

Jennifer Lopez: Bir gangsterin sevgilisi, oyuncu, şarkıcı ve dansçı.


Örnek:

“Denizli ve Aydın’ın Kuşadası ilçelerinde dün gece hafif şiddette iki deprem yaşandı.”

TRT 1, Haberler, 2.10.2000

Yanlış: Öğelerin sıralanışındaki ve çokluk ekinin kullanılışındaki yanlışlık nedeniyle, hem Denizli’nin hem de Aydın’ın Kuşadası ilçesi varmış gibi anlaşılıyor.

Doğru:

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde ve Denizli’de dün gece hafif şiddette iki deprem yaşandı.

Örnek:

“Genellikle okuduğum romanlar da filmlere konu ve ad oluyordular.”

Feridun Andaç, “Hayatın Öte Yakası”, Cumhuriyet, 5.10.2000

Yanlış: Ek kullanım sırası yanlış.

Doğru:

Genellikle okuduğum romanlar da filmlere konu ve ad oluyorlardı.

Örnek:

“Ne sen beni unut/Ne de sen benden vazgeçebil”

Şarkı sözü

Yanlış: 1. İkinci dizedeki “sen” sözcüğü fazla.

2. “De” bağlacının bulunduğu yer nedeniyle vurgu, “sen” sözcüğünde. Oysa vurgu, “vazgeçme” eyleminde olmalı.

3. “Vazgeçebilmek” eyleminin olumsuzu “vazgeçememek”tir. Öte yandan “ne..ne..” karşılaştırma ifadesi, olumlu eylemle kullanılabilir. Burada yapı bakımından doğru olsa da, Türkçenin anlam ve anlatım güzelliğine uygun olmayan bir kullanımla söz konusudur.

Doğru:

Ne sen beni unut/Ne de benden vazgeçebil.

Beni unutma/ Benden vazgeçeme


Örnek:

“Emin değilim sensiz yaşayacağıma.”

Şarkı sözü

Yanlış: Ek kullanım yanlışlığı; “-e emin olmak” değil, “-den emin olmak” şeklinde kullanılır.

Doğru:

Emin değilim sensiz yaşayacağımdan”

Örnek:

“Kurudu dudaklar/Çorak çöle döndü.”

Şarkı sözü

Yanlış: Sulak, bereketli çöl olmaz. Çöl, zaten çoraktır. Bkz. Gereksiz sözcükler.

Doğru:

Kurudu dudaklar/ Çöle döndü


Örnek:

“Hatıralar daha henüz dün gibi”

Şarkı sözü

Yanlış: Hemen hemen aynı anlama gelen iki sözcük birarada kullanılmış. Bkz. Yinelemeler.

Doğru:

Hatıralar henüz dün gibi


Örnek:

“İddialarda adı geçen Rauf Tamer dün Sabah üst yönetiminin aldığı kararla aklanıncaya kadar yazılarına ara verdi.”

Sabah, 14.10. 2000

Yanlış: Öğelerin yanlış sıralanması ve noktalama işaretlerinin kullanılmaması, anlamın bulanıklaşmasına neden oluyor. Sabah üst yönetimi mi R.Tamer’i aklayacak yoksa Sabah üst yönetiminin aldığı kararla R.Tamer yazılarına ara mı verdi? Bağlamı ve olayların akışını bilen bir okur, kastedilenin ikincisi olduğunu anlar; ancak olayın unutulduğu ya da okurun olaylardan haberdar olmadığı düşünülürse, hangisinin kastedildiği anlaşılamaz.
Doğru:

Sabah üst yönetiminin dün aldığı bir kararla, iddialarda adı geçen Rauf Tamer, yargı tarafından aklanıncaya kadar yazılarına ara verdi.


Örnek:

“Ancak her iki vekilin de Meclis albümünde ‘İngilizce biliyor’ yazması dikkat çekti.”

Sabah, 14.10. 2000

Yanlış: Sözcük eksikliği ve ifade bozukluğu.

Doğru:

Ancak Meclis albümünde her iki vekil hakkında da ‘İngilizce biliyor’ yazması dikkat çekti.

Ancak Meclis albümünde her iki vekilin de İngilizce bildiğinin yazması dikkat çekti.

Örnek:

“Ancak sonuçta çıkan ise, profesyonel dekora karşın fazla soğuk öykü.”

Cumhuriyet, 14.10.2000

Yanlış: Gereksiz sözcük kullanımı. Ancak ve ise sözcükleri, aynı anlamı vermek için tek başına yeterli sözcüklerdir; birlikte kullanılmaları gereksiz.

Doğru:

Ancak sonuçta çıkan, profesyonel dekora karşın fazla soğuk öykü.

Sonuçta çıkan ise, profesyonel dekora karşın fazla soğuk öykü.



Örnek:

“Günümüzün en gözde sporlarından olan bowling’in izleri eski antik Mısır’a dayanıyor.”

Milliyet, 14.10.2000

Yanlış: 1. Bowling, özel isim olmadığına göre ardından gelen ekten ayırmak için kesme işaretinin kullanılmaması gerekir.

2. Türk alfabesinde “w, x, q” harfleri yoktur. (Çünkü Türkçede bu sesler yoktur). O halde “w” yerine “v” kullanılmalıydı.

3. “Antik” dönem, Yunan uygarlığı için geçerlidir. Kaldı ki yeni Antik dönemden söz edilemeyeceğine göre iki sözcüğün birlikte kullanılması yanlıştır.

Doğru:

Günümüzün en gözde sporlarından olan bovlingin izleri eski Mısır’a dayanıyor.

Örnek:

“Yollar bir dolu tehlikelerle dolu.”

TRT 1, Tibet’te Yedi Yıl filminden, 15.10.2000

Yanlış: 1. “Bir dolu”, zaten çokluk ifade ediyorken tamladığı sözcüğün de çokluk eki almasına gerek yoktur.

2. Kısacık bir cümlede aynı sözcük iki kez kullanılmamalıdır.

Doğru:

Yollar birçok tehlikeyle dolu.

Örnek:

“Sadece bir rüyaydı. Kötü bir kâbus gördün.”

TRT 1, Tibet’te Yedi Yıl filminden, 15.10.2000


Yanlış: Kâbus, kötü, korkulu rüya demektir. İyi kâbus olmaz.

Doğru:

Sadece bir rüyaydı. Kâbus gördün.


Örnek:

“Acı sonla biten sadakat öyküsü Denizli’den.”

Star, Ana Haber bülteni, 16.10.2000

Yanlış: “Son” ve “bitmek”, gibi aynı anlamlı iki sözcük yan yana kullanılmaz. Bkz. Yinelemeler.

Doğru:

Acı biten sadakat öyküsü Denizli’den.

Sonu acı olan/gelen sadakat öyküsü Denizli’den.

Acıyla sonlanan sadakat öyküsü Denizli’den.


Örnek:

“Başkasının arabasını çalıyorsun!”

Show TV, “Dürüst Oyun” filminden, 21.10.2000


Yanlış: İnsan kendi arabasını çalamaz, olsa olsa başkasının arabasını çalabilir.
Doğru:

Başkasının arabasını alıyorsun! / Araba çalıyorsun!

Örnek:

“Bize çok iyi misafirlik gösterdiler.”

Kiss FM, Haber bülteni, 19.10.2000

Yanlış: Misafirlik gösterilmez, misafirperverlik gösterilir.
Doğru:

Bize çok iyi evsahipliği yaptılar. / Bize çok misafirperverlik gösterdiler.

Örnek:

“Güzellikleri tepkileriyle desteklesinler ki, seyircilerimiz...”

Flash TV, 20.10.2000

Yanlış: Tepki, olumsuz anlam içerir, desteklemek ise olumlu bir eylemdir. Anlamca birbiriyle çelişen iki söz, birarada kullanılmamalıdır.

Doğru

Seyircilerimiz, güzellikleri desteklesinler ki...


Örnek:

“TRT Yönetim Kurulu üyeleri: Profesör Ahmet..., Profesör Mehmet...”

TRT 1, Ana Haber Bülteni, 20.10.2000

Yanlış: Profesörlük, akademik bir unvandır ve doktor unvanını alan bir araştırmacı akademik ilerlemesinin her aşamasında bu unvanı diğerleriyle birlikte kullanır (Profesör Doktor/Prof.Dr., Doçent Doktor/ Doç.Dr., Yardımcı Doçent Doktor/Yard.Doç.Dr.). Ancak doktora yapmadan profesör olmuş kişiler için(fahri profesörlük, devlet tarafından verilen profesörlük unvanı vs.) sadece “profesör” unvanı kullanılır.

Doğru:

TRT Yönetim Kurulu üyeleri: Profesör Doktor Ahmet..., Profesör Doktor Mehmet...




Derlemeyi ben yaptım.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
doğru, türkçe

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat