Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 13-07-05, 16:13   #1
TheUniverse

Varsayılan Resim Sanatıyla ilgili herşey burada...Sürrealizm, Modern Resim, Ünlü Ressamlar...


Benim jenerasyonumun resim sanatıyla ilk tanışması sanırım TRT2 de yayınlanan Bob Ross'un çıkıp 2 saatte manzara resmi yapması olmuştur heralde...Ben onu her izlediğimde acayip gıcık olurdum adama ya. Ulan ben 2 gün uğraşsam yumurta çizemedim (sonradan öğrendimki yumurta çizmek hakkaten çok zormuş ) adam 2 saatte ne resimler çizerdi...Sonradan farkına wardım ki aslında onda bi numara yokmuş. Adam şuraya bi çalı yapıyoruz derdi, sonra fırçayı bi basardı çalı olurdu. Ağaç yapıyoz derdi ona göre olan fırçayı wururdu ağaç olurdu Ona da yumurta çiz desen çizemezdi bence Şaka bi yana resme yeteneği olan insanlara hep saygıyla yaklaşmışımdır. Yapabilmeyi çok isterdim ama napalım wermeyince mabud neylesin mahmut Tanrının bizlere werdiği yeteneklerle yetinmeliyiz değil mi?
Birde konuyla biraz bağlantılı bir edebiyat eserinden bahsedeyim...Oscar Wilde'ın The Picture of Dorian Gray eseri...Resimle alakalı olduğu için koyuyorum hem okumayanlar bilgi sahibi olsun böylelikle
"Keşke tersi olabilseydi! Keşke her zaman genç kalacak olan ben olsaydım da portrem yaşlansaydı! Bunun için... bunun için her şeyi verirdim!"
Özellikle bir genç adamın büyümesini, eğitimini, gelişimini, kendini ve inançlarını keşfetmesini işleyen Dorian Gray'in Portresi için Oscar Wilde, 'bir ruhun hikayesi' demişti. 1891'de ilk basıldığında ahlaksızlığı yücelttiği gerekçesiyle büyük tepki çeken romanın baş kişileri olan Lord Henry ile Dorian'ın karşılıklı etkileşimleri, Dorian'ın kendini giderek kötüye, şeytani olana, hazcılığa adaması kitabın eksenini oluşturuyor. Son derece saf ve yakışıklı Dorian'daki değişim, Lord Henry'nin sözleriyle ve Dorian'ın kendi portresinde kendi güzelliğini keşfetmesiyle başlar. Lord Henry'nin etkisiyle kötülüğün ve zevkin çekimine kapılan, dünyada gençlik ve güzellikten önemli bir şey olmadığına inanan Dorian için heyecan, kötülükte ve günahtadır; iyilik ve erdemse sıkıcıdır, edilgendir. İyiliği temsil eden Basil'in Dorian'a duyduğu saf tutkuda eşcinsellik öğeleri açıkça hissedilir. Dorian'ın büyük sırrını, portredeki değişimi gören yalnızca Basil olur. Portreye odaklanan, sonsuz gençlik karşısında ruhunu satan ve ruhunun ölmüş olmasından korkan Dorian için kurtuluş var mıdır? Ve Oscar Wilde'ın dediği gibi, herkes Dorian Gray'da kendi günahını mı görecektir?
Sürrealizm, modern resim, ünlü ressamların hayat hikayeleri, eserleri Ünlü Türk Ressamlar we son olarak da bir tartışma konusu tarihin gelmiş geçmiş en ünlü tablosu Mona Lisa neden bu kadar ünlü? Koltuklarına yaslanın başlıyoruz

SÜRREALİZM

TARİHÇE

1914-18 savaşı ertesinde,bu felaketi yüceltenlerin propagandalarına bir takım genç insanlar karşı çıktılar. Avrupanın kültür alanındaki canlı ve devingen taşıyıcıları da onlardı. En iyilerin savaşta öldüğü korkusuna kapılmış olan milliyetçilerse, kültürel duyarlık yönünden körelmişlerdi.
Savaş öncesinde, buluşlar ve yenilikler bakımından verimli bir dönem yaşanmıştı.Resim alanında fovizm - parlak renk tonları, geniş ve tek defada oluşmuş,renk lekeleri oluşturma anlayışına dayanan, nesneleri deformasyona uğratarak resmetmeyi amaçlayan akım, kübizm ilk döneminde nesne ve varlıkları temel geometrik biçimlere indirgenmiş nitelikte betimlemeyi amaçlayan, Picasso'nun önderlik ettiği bir modern resim
akımı- gibi yepyeni akımlar doğmuş, Kandinsky'nin soyutlamaları, merkezi Münih'te olan Blaue Reiter 1911'de Münih'te ortaya çıkmış bir sanatçı gurubu. Alman expresyonizm'inin kendine özgü özellikleri olan bir alt
grubu sayılabilir. Grup içinde kübizm ve orfizm'in temsilcileri de yer almıştır. Hareketi ve Art Nouveau'nun 1895-1905 arasında Avrupa ve Amerika'da yaygınlaşmış bir üslup. Bitkisel-eğrisel nitelikte bir bezeme anlayışı getirmiştir.- Jugendstil'e -19.yy sonuyla 20.yy'ın ilk on yılı
içinde gelişen Art Nouveau'nun Almanca konuşan ülkelere özgü türü. Eğrisel biçimlere büyük ağırlık veren Art Nouveau tasarımı, Alman ülkelerinde daha geometrik bir nitelik kazanmıştır.- dönüşmesiyle beliren pırıltılar, Ekspresyonizm'in yayılmasına yol açmıştır. Bu dönemde, sanat ortamında oluşan birlik önlenmeye çalışılmış da olsa,
sanayileşen uygarlığın iyimser bakışıyla, en azından savaştan önceki Avrupa, dehadan hiç de yoksul sayılmazdı. Savaş ertesinde, özellikle Dada hareketinin geliştiği görülüyor. -En önemli üyeleri M.Duchamp, J.Arp, F.Picabiave, M.Ernst olan Dada, gününün geçerli tüm eğilimlerine güçlü bir karşı çıkış olarak belirir. Bir anlamda, Dadacılar yeni bir sanat yaratmaktan çok, onaylanmış tüm sanat anlayışlarını yıkmayı
amaçlamışlardır. Geleneksel resim ve heykelin yerine kolaj ve ready-made'i getirmişler, betimleme sorununu sanat aratmasının gündeminden tümüyle çıkarmayı denemişlerdir. Hem kolajı hem de ready-made sanatsal nitelikte olmayan nesneleri yeni bir dizge içine yerleştirmeyi öngörür. Marcel Duchamp'ın 1914'lerden beri ileri sürdüğü sanata karşı görüşler ve kesin bir tavır belirleyen heyecan dalgası, kısa bir süre durulduktan sonra, bir anlamda sürrealizmle birlikte, sanatsal etkinliklerin
yenilenme kapsamı içinde, tekrar ortaya çıktı. Dada'nın küçük guruplara bölündüğü sürede, tam anlamıyla sürrealist bir topluluğun oluşması fazla zaman almamıştır. 1 Aralık 1924'ten itibaren dünyanın en şaşırtıcı dergisi olan La Révolution Surréaliste yayınlanmaya başlamıştır. Böylece sürrealizm, sanat yaşamında boy göstermiştir. Otomatizmi benimsemek
yönünden sürrealizm, düşler dünyasıyla pek az ilgilenmiş olan Dada'yı kat kat aşmış durumdadır.

En Ünlü Sürrealist Ressamlar:

SALVADOR DALI

Her sabah uyandığımda, müthiş bir zevk duyarım; Salvador Dali olmanın zevki. Ve kendime büyük bir sevinçle sorarım: "Bu Salvador Dali, bugün hangi harika işleri başaracak?" (Salvador Felipe Jacinto Dalí) (Çokta Mütewaziymiş Dali Amcamız )


İspanyol ressamı. Barcelona yakınlarında Figueas'ta doğmuştur. 1921'de Madrid güzel sanatlar okuluna girmiş, daha sonra akademide izlenimci anlayışta bir eğitim görmüş ve bu öğrenim ondaki ressam olma isteğini kamçılamıştır. 1924'te akademiden ayrılan Dali, kübist tarzda yaptığı resimleri Barcelona'da
sergilemiştir. 1927'de gerçeküstü akımını tanımış, 1928'de gittiği Paris’te gerçek üstücülerin çevresine girerek bu akımın önde gelen temsilcilerinden biri olmuştur. 1929'da Paris'te ilk kişisel sergisini açmış ve büyük başarı kazanmıştır. Bu dönemde, daha sonra büyük başarı kazanan Aydınlatılmış
Zevkler, İç Karartıcı Oyun, İsteğin Bulunduğu Yer(1923), Düş, Belleğin Devamı(1931) gibi eserlerini vermiştir. 1940'da Amerika’ya yerleşmiş, 2.Dünya savaşı bittikten sonra İspanyaya dönerek Katalonya bölgesinde Cadagves'e yerleşmiştir. Gerçek üstücülüğe paranoya-kritik adı verilen bir anlayış getirmiştir. Kuruntu olguların kritik yorumlanmasına dayanan, kendiliğinden, gerçek olmayan bir algı olarak tanımlanan paranoya-kritisizm, zihni ve bilinçaltını sürekli taşkınlık içinde ve heyecan halinde tutmayı temel alır.
Freud'un kuramlarını örendikten sonra resimlerde bilinç dışı imgelerin akıl dışı dünyasını yansıtmaya yönelmiştir. Gerçek üstü bir biçimde işlediği, birbiriyle bağıntısız imgeleri otomatik yöntemler aracılığıyla bir araya getirdiği tablolarında neyin düşsel imge olduğunu ayırt etmek imkansızdır. Resimlerde değişik cinsel temaları işleyen Dali, çağdışı olan diğer gerçeküstü ressamlardan da etkilenmiştir. Daha ilk tablolarında geliştirdiği kendine özgü bir mitolojiye ve bilinçaltı imgelerine sonuna kadar bağlı kalan sanatçının gelişimindeki son aşama, atalarının inanışına dönüşüdür.
Paranoya-kritik yöntemi çok ileri götüren Dali, zaman zaman katolik, nasyonalist ve monarşist ideolojilere kendini kaptırmış, bu arada sanatın değişik alanlarında denemeler yapmıştır. Resim alanında gravür, litografi, vitrin düzenlemeleri yapan ve giysi konusunda da çalışan Dali bu konularda kuramsal yayınlarda bulunmuş kitap da yazmıştır.
Görünen Kadın(1930)
Akıl Dışının Fethi(1935)
Salvador Dali'nin Gizli Yaşamı(1942)
Büyü Sanatının Elli Sırrı(1948)
Bir Dahinin Günlüğü(1964)
kitaplarının bazılarıdır.
Dali'nin bazı eserleri:














  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-07-05, 16:15   #2
TheUniverse

Varsayılan Cvp: Resim Sanatıyla ilgili herşey burada...Sürrealizm, Modern Resim, Ünlü Ressamlar...








































  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-07-05, 16:16   #3
TheUniverse

Varsayılan Cvp: Resim Sanatıyla ilgili herşey burada...Sürrealizm, Modern Resim, Ünlü Ressamlar...








Pablo Picasso: Üç boyutun ötesinde

Yapıldığını görmeden ölmek istediğin şeyi yarına bırakmak yeter.
(Pablo Picasso)

İspanyol ressam Pablo Ruzi Picasso (25 Ekim 1881 - 8 Nisan 1973), hiç şüphesiz 20. yüzyılın en kayda değer sanat adamlarından biridir. Bu arada tam ismi Pablo (or El Pablito) Diego José Santiago Francisco de Paula Juan Nepomuceno Crispín Crispiniano de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Ruiz Blasco y Picasso López'dir ki burada susmayı tercih ediyoruz.
İspanya'nın Malaga bölgesinde doğan Picasso, Georges Braque ile birlikte Kübizm'in öncüsü sayılıyor. Sanatçıyım diyen herkesin bir şekilde resim yapabilmesi gerektiğine inanıyor.
Öncelikle bir ressam; ancak seramik çalışmaları ve bronz heykelleri var, kolajlar yapmış, şiirler bile yazmış. Resimlerinden birkaçı dünyanın en pahalı sanat eserleri arasındadır. 4 Mayıs 2004'te "Garçon a la Pipe" isimli eseri 104 milyon dolara Sotheby's'de satılmış.
Picasso, Madrid'deki Royal Academy'de sadece bir sene akademik eğitim görmüş. Buna rağmen plastik sanatlarda çok üstün bir başarı sergilediğine kimsenin itirazı olmayacaktır sanırız. Doğal yetenek dedikleri bu olsa gerek.
Picasso'nun babası José Ruiz y Blasco da ressam ve sanat eğitmeni imiş. Zaten Picasso sanatın temel ilkelerini ondan öğrenmiş doğal olarak: figür çizme, yağlıboya…
Barcelona'da bulunan Picasso Müzesi'nde sanatçının erken dönem çalışmalarından pek çok parça sergilenir. İspanya'da yaşarken yakın arkadaşı Jaime Sabartés onun pek çok çalışmasını saklamış. Uzun yıllar boyunca asistanı da pek çok çalışmasını biriktirmiş. Bunlar daha sonra örneklerini fazla göremeyeceğimiz klasik tarzda çalışmalarmış daha çok.
Picasso hayatı boyunca savaşa karşı olmuş ama hep de savaşla yaşamak zorunda kalmıştır. İspanya Halk Savaşı, I. ve II. Dünya Savaşları boyunca ülkenin çeşitli yerlerinde savaşa karşı çıkarak dolaşır.
Gençlik yıllarında Barcelona'ya, oradan da Paris'e giden sanatçı, Edouard Manet, Gustave Courbet ve Henri de Toulouse-Lautrec'nin işlerinden çok etkilenir.1899 ve 1904 yılları arasında İspanya ve Paris arasında mekik dokurken kendi kimliğini oturtmaya çalışır. Arayışlara girer, denemeler yapar. Kübizm kapsamına giren işler yapmaya başlamadan önce pek çok başka resim akımı onu etkiler; özellikle realizm ve karikatür sanatı.
Bu dönemde yaptığı işlere örnek olarak "Self-portrait with Uncombed Hair"(1896), "Lola, the Artist's Sister"(1899-1900) ve "Child with a Dove"(1901) verilebilir.
Sanat yaşamının ilk yıllarında Picasso'nun işleri Mavi ve Kırmızı Dönem çalışmaları olarak iki başlıkta toplanır. 1901 - 1904 yılları arasını kapsayan "Mavi Periyod"da, mavi ağırlıklı zemin üzerinde sokak serserileri ve dilencileri resmeder. Bu dönem aynı zamanda ilk heykellerini yaptığı dönemdir.
Bu periyodun en öne çıkan çalışması bugün Cleveland's Museum of Art'ta sergilenen "La Vie" (1903)'dir. Bu döneme ait başka örnekler: "Woman with a Crow"(1903) ve "Le Gourmet" (1901).
"Kırmızı Periyod" 1904 yılında başlar. Picasso'nun paletindeki renkler kızıla çalar artık. Sirk insanları, palyaçolar yeni kahramanlarıdır. Dönemin en önemli eserlerinden biri, Washington'daki the National Gallery'de sergilenen "Family of Saltimbanques"(1905)'tir. Diğer bazı dönem çalışmaları: "Lady with a Fan"(1905), "Harlequin Family"(1905), "Woman with Loaves"(1906).
Sanatçının 1905 yılından itibaren çalışmaları klasik bir hava kazanmaya başlar. Aynı dönemde yaşayan Henri Matisse'den ve Henri Rousseau'dan çok etkilendiği gözlenir. Rousseau, eski Mısır dönemi çalışmalarını yansıtan resimler yapan bir ressamdır. En ünlü eseri New York Modern Sanat Müzesi'nde sergilenen "Sleeping Gypsy"e bir bakarsanız ne demek istediğimizi anlayacaksınız.
Yavaş yavaş Picasso'nun Kübizm yolculuğu başlamıştır bu arada. Bu dönem, Picasso'nun resimlerini sadece çok yakın dostlarından başka kimselere göstermediği dönemdir. Ta ki ilk Kübist resimlerini tamamlayana kadar durum bu şekilde devam eder. Düz alanda üç boyutlu formları birbirinin üzerine gelecek şekilde kullanmaya, insan anatomisini göründüğünden farklı işlemeye başlar. Bu sade tanım, akımı da tanımlamak için en basit yoldur. Yakın arkadaşı Georges Braque ile birlikte Kübizm akımını başlattıkları için ilk dönemlerde eserlerini birbirinden ayırmak zordur.
Dönemin en ayırdedici çalışmalarından bazıları: "Glass Vessels"(1906), "Composition with Skull"(1908), "House in a Garden"(1908), "Woman with a Mandolin" (1909).

1910 yılından itibaren Picasso ve Braque Kübizm akımını yeni bir boyuta taşımaya başlarlar. İlk aşama "Analitik Kübizm" olarak bilinir: objeler parçalarına ayrılmaktadır. Burada amaç objeyi taklit etmekten çok onun gerçeğini yansıtmaktır. Dönemin önemli eserlerine bakarak dediğimiz daha iyi anlaşılabilir: "The Guitar Player"(1910), "Portrait of Ambroise Vollard"(1910), "Accordionist"(1911), "Aficionado"(1912).
1912 yılında, Picasso ve Braque Kübizm akımının bir başka basamağına geçmişlerdir: "Sentetik Kübizm". Gerçek dünyayı tuvale aktarmak anlamında uç nokta diyebileceğimiz bu basamakta, küçük parçalar önemli yer tutar. Hangi resimlere bakarak konuyu anlayabiliriz diyenler için: "Guitar and Violin"(1912), "Glass and Bottle of Suze"(1912), "Clarinet and Violin"(1913), "The Italian Girl"(1917).
Picasso ve Braque ortaklığı I. Dünya Savaşı zamanında sona erer. Savaştan sonra Picasso toplumdaki çözülmeyi ve teknolojik terörün yarattığı dehşeti resmetmeyi seçer ve klasik tarza geri dönüş yapar.
30'lu yıllarda ise Sürrealist akımdan etkilendiğini görürüz. Savaş yıllarının en önemli Picasso çalışmalarından bazıları "Girl Reading at a Table"(1934) ve "Mother and Son"(1938)'dır.
30'lu yılların sonlarında Picasso artık zamanının belki de en tanınan ressamıdır. İşte bu dönemde yapmış olduğu "Guernica"(1937) muhtemelen Picasso'nun en ünlü eseridir. İspanya İç Savaşı sırasındaki Alman bombardımanını sembolize ettiği bu büyük tablo, savaşın insanlık dışı, umutsuz ve alçakça tarafını yansıtır. Uzun yıllar New York'taki Modern Sanatlar Müzesi'nde asılı durmuştur. Çünkü Picasso İspanya'ya demokrasi olması gerektiği şekliyle uygulanmadan tablosunun da doğduğu ülkeye sokulmasına karşı çıkmıştır.
Tablo ancak 1981 yılında kendi topraklarına geri dönerek Cason del Buen Retiro'da sergilenmeye başlar. Madrid'de 1992 yılında Reina Sofia Museum açıldığında ise "Guernica" bu büyük müzenin en önemli parçası olarak şimdiki yerini alır.
Picasso'nun bu dönemde çalıştığı en önemli resimlerden bazıları: "Woman-Flower"(1946), "Portrait de Sylvette"(1954), "Don Quixote"(1955).
Yaşamının son 20 yılı, Picasso'nun kariyerinin en üretken yıllarıdır. O kadar ki bazı eserlerinin bir tek günde ortaya çıktığı anlaşılıyor. Bu dönemin en önemli eserlerinden bazıları: "Jacqueline in the Studio" (1956), "Musketeer"(1968), "Self-portrait"(1972).
Picasso'nun dört çocuğu olmuş: Paul, Maya, Claude ve Paloma. Her çocuğun içinde bir sanatçı olduğunu, önemli olanın büyüdükçe bu tarafımızı koruyabilmek olduğunu söylemiş Picasso.
Anlaşması çok zor bir insan olduğu söylenen sanatçının hayatını yansıtan "Surviving Picasso" isimli filmde Anthony Hopkins başroldeydi. Portresini çeken Ara Güler'e bir resmini hediye ettiği söylenir.

[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]

















[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]













  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-07-05, 16:16   #4
MeDiD

Varsayılan Cvp: Resim Sanatıyla ilgili herşey burada...Sürrealizm, Modern Resim, Ünlü Ressamlar...


işte, bölüme yakışan, eşsiz bir paylaşım...

kutluyorum...aynen devam lütfen
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-07-05, 16:17   #5
TheUniverse

Varsayılan Cvp: Resim Sanatıyla ilgili herşey burada...Sürrealizm, Modern Resim, Ünlü Ressamlar...















Henri Matisse: Pencere ve düşler



Genel söylemiyle “modern resim” olarak adlandırılan bir grup eser vardır; hani cafelerde ya da bir arkadaşın odasında duvarda gördüğümüz, tanıdık gelen resimler. Genellikle bunların yaratıcılarını fazla tanımayız ya da birkaç resminden fazlası hakkında fikrimiz olmaz. İşte bu sanatçılardan bir tanesi, açık pencerelerden görünen düşsel manzaraları resmetmeyi pek seven Fransız ressam Henri Émile Benoît Matisse.
Matisse, 20. yy. sanatının en modern ve farklı figürlerinin yaratıcılarından biri. Ressamlığının yanı sıra, heykel sanatçısı ve grafik tasarımcısı olarak da tanınır.
Le Cateau’da (Fransa) 1869 yılında doğmuş, hukuk okumuş. 1890 yılında geçirdiği bir apandisit operasyonu sonrası yatakta oyalanmak için resme başlamış. Bakınız, bazen bir apandisit patlaması bile hayırlı sonuçlar doğurabiliyor... 1892 yılında hukuk kariyerinden vazgeçmiş, Paris’e gitmiş ve resim okumuş. Tutucu hocaların elinde önceleri daha çok geleneksel sanat çalışmış. Ancak zamanla, aralarında Monet, Cezanne, Van Gogh gibi ressamların bulunduğu izlenimci akımdan etkilenmeye başlamış. Kendi içinde dönemlere ayrılan bu akımın, uçuşan renkler, göller ve sokakların gün ışığında değişen renklerinin yumuşacık bir şekilde tuvale döküldüğü döneminden çok; Cezanne ile başlayan, gölgeler ve ışıktan uzak durup, resmin renk dengesini korumak uğuruna varlıkların anatomilerini bozmayı yeğleyen anlayışın temsilcisi olmuş. Renk kullanımı ve formları uzaysal biçimlere çevirmede özgür bir tarz benimsemiş.

1903 ve 1904’de Henri Edmon Cross ve Paul Signac’ın noktalama tekniği ile yaptıkları resimleri ile karşılaşmış.Cross ve Signac, saf boya maddelerinin küçük vuruş ve darbeleriyle, noktalarla yoğun bir renk cümbüşü ve güçlü bir görsel titreşim yaratabiliyorlardı. Onların tekniğinden etkilenen Matisse, bunu daha geniş vuruşlarla yapmaya başlamış. Çok kesin hatlı ve cesur renk kullanımları üretmiş. Karısını resmederken kullandığı bu teknik, alın ve burundaki yeşil darbelerde kendini iyice gösteriyor.

1905 yılında renk kullanımında serbestliği iyice benimsemiş. Bunun en iyi örneklerinden biri, The Open Window isimli eseri. İşte bununla birlikte, Matisse’nin pencerelere olan düşkünlüğüne bir göz atmakta fayda var:


Harmony in Red of Saint-Michel


The Open Window


The Blue Window


Interior at Collioure


Interior in Aubergines


Studio, Quay

diye sürüp gidiyor pencereli resimleri...Yine 1905’e dönelim. Bazı ressam arkadaşları ile eserlerini sergiledikten sonra Paris sanat dünyasının dikkatlerini üzerlerine çekmişler. Duygusal akımın uçlarında oldukları, çok canlı renkler kullandıkları, resimlerindeki coşku ve güçlü fırça darbeleri ile gelen hareket nedeniyle aykırı çocuklar olarak görülmüşler ve kendilerine Les Fauves; yani vahşi canavarlar denmiş. Grubun lideri konumunda da Matisse yer almış.

Resimlerinde hareket ve canlılığı iyimserlikle işleyen Matisse, dans ve müzik temalarına ayrı bir ilgi göstermiş. Dansçılar, daha doğrusu genel olarak insan figürleri yer almış resimlerinde. Bunu bronz heykellerinde de, grafik çalışmalarında da görmek olası.


La musique

Matisse’nin eski Türk Sanatı olan minyatürden de etkilendiği gözlenebiliyor. Minyatürlerin ana özelliği olan boyutsuz ve her nesnenin izleyici ile aynı uzaklıkta göründüğü motiflerden etkilenmiştir. Bunu daha sade renklerle uyguladığı, Kırmızı Stüdyo adını verdiği resimde açıkça görülüyor.


The Red Studio

1920’lerden ölümüne kadar, Fransa’nın güneyinde, özellikle de sakinliği ve ılık güney havası nedeniyle sevdiği Nice’te yaşamış. Yaşlılık zamanında, yaptığı en yorucu iş, Cannes yakınlarındaki Saint-Marie du Rosaire Kilisesi’nin dizayn ve dekorasyonunu 1947-1951 yılları arasında gerçekleştirmek olmuş.Hayattayken de değer görmüş, hayranlar edinmiş, peşinden ressam adaylarını sürüklemiş ve ömrü boyunca, dünyayı bir şekilde etkileyen eserler yaratmaya devam etmiştir.


Saint-Marie du Rosaire Kilisesi

Tuval başında ayakta duramadığı son zamanlarında, dekopaj ve kanvas üzerinde parlak kağıtları aranje ettiği kolaj tekniği üzerinde çalışmış ve belki de en bilinen eserlerini ortaya çıkarmış.

1954 yılında ölen ressam, dünyanın en sancılı dönemlerinden birinde yaşamış, en büyük savaşlar ve kıyımlara tanık olmuş olmasına rağmen ya da belki de bunun yüzünden, öğretici ve mesaj verici bir kaygı taşımamış. Belki o da korku ve şiddetten fazlasıyla çekmiş olduğu için bunların izini resimlerine yansıtmamış.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat