|
|||||||
Komik... Kategorisinde ve Komik şeyler Forumunda Bulunan Komİk BİkaÇ Fikra Konusunu Görüntülemektesiniz => EMEKLER BOŞA GİTMESİN Sirketin Bilgiislem departmanindan gelen son derece alimli genç kiz,yeni ise baslamis olan genç adamin bilgisayarini kurmasina yardim ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 |
|
Geçerken Uğradım
![]() Giriş Tarihi: 24-02-2006
Yaş: 19
Mesajlar: 65
Rep Puanı: 38844
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
EMEKLER BOŞA GİTMESİN Sirketin Bilgiislem departmanindan gelen son derece alimli genç kiz,yeni ise baslamis olan genç adamin bilgisayarini kurmasina yardim ediyordu.Kurulum tamamlandiktan sonra kendini begenmis tavirli gence döndü ve bir password seçmesini istedi. Zaten taciz için firsat kollamakta olan genç hemen cevabi yapistirdi: Penis. Hafifçe bozulan kiz, genç adamdan passwordünü kendisinin girmesini istedi ve bilgisayarin verdigi cevabi okuyarak kahkalara boguldu. "PASSWORD REJECTED, NOT LONG ENOUGH" ( sifre reddedildi , yeterli uzunlukta degil ) -şey ben penis büyütücü alacaktım ama + lan mehmet bak ufakmış bunun ki... -abi aramızda kalsa + olm takma lan kafana önemli olan işlevi -senin meslek ahlakının ak -abi vibratör alacam ama +sen mi -evet abi ama gözünü sevem aramızda kalsın +sen gelsene hele arkaya -yok abi sen yanlış anladın +gel lan ipne -ben bizim hanım için leopar kostümü alacaktım ama +senin hatuna aslan daha iyi gidiyo -ne diyon lan sen +bi dost desem -abi ben buradan bu vibratörü almıştım ama +eeee.... -iade etmek istiyorum +kusura bakma kardeş, döte giren şeyi geri alamıyoz -ama memnun kalmadım üründen +sen geç arkaya ben seni hemen memnun edecem Merhaba ben takma pipi alacaktım + Buyrun envai çeşit mevcuttur - Yanlız ben test edilmiş onaylanmış istiyorum + Merak etmeyin bizde seinfeld diye bir eleman var hepsini test ediyor - Tamam varsa 25 cm alayım + Buyrun - Ben vibratör alcaktım + Paket mi olsun burda mı alcan -tamam varsa 25 cm alayım +maşallah abla hepsini alabiliyonmu - Zenci tarrağı geldimi acaba ? - Geldi tabi aplacığım ama istersen at tarrağımızda var ondan vereyim hemde üzeri sineklisinden.. - Ay yok ben zenci alayım - Nası bişi olsun apula.. Bir sürü çeşidimiz var.. - Ay bilmem ki kaç çeşit bunlar ayol.. - Ohoo bir sürü apulacığım.. Shaq o neil var dikembe mutombo var vs vs.. - Ne güzel ya .. Ben en iyisi en kalını hangisiyse ondan alayım.. - Oldu o zaman .. Ben sana bi tane Ben Wallace veriim apla.. - Bu vibratörlerin sadece titreşimlilerimi var ? - Nası yani apla .. Daha neylisi olsun ki ? - Ay ne biliim geçen benim bi arkadaşa gelmiş yurtdışından hem titreşimli hemde melodi çalıyomuş... - Hoppala Apla sen eminmiisn öle olduğundan ben hiç duymadım müzikli vibratör valla - Ay niye yalan söyliim ayol arkadaşım anlattı çok hoş bişimiş bi yandan titrerken bi yandan da ''Love Story'' müziği çalıyomuş.. - Hımm.. Affedersin ablacığım ama senin arkadaş cep telefonunu kullanıyo olmasın.. __________________ YATAK ODASI MUHABBETLERİ hissettin mi? - neyi? ---------------------------------- - hadi bismillah... - ayh resull napiosunnn - sag ayakla baslicaz hanimmm ---------------------------------- - sen simdi bunu benim icime mi sokacan ??? - yok hayir.. paket yapacam!!.. evde oynarsin.. ------------------------------------- - bi insan bi insani nasi s .. er anlamiyorum yurdagul... ------------------------------------- - ne diyosun sen hulusi? - baarmayan taraftar, ziktirsin gitsin! - ama hulusi... ------------------------------------- - bugun ne kadar guzelsin.. - tamam tamam yag yapma verices dedik zaten... -------------------------------------------- - anneeeeeee bittiiiiiiiiiiii ------------------------------------------ - ooooohss!!! ahhhh! - ay canim uzgunum acittim mi? - ya yok devam et ooooh! - peki ama hic icim rahat degil. ---------------------------------------- - en once gelen kazanir! ------------------------------------------ - ah!"demekle ne kastettin? ---------------------------------- -"1 saate kadar gelmezsem polise haber ver..." ------------------------------------------ - bak iki elimi birakip yapabiliyorum.. hiha hiaaaaa... ----------------------------------------- - cidden buyukmus benim gozum korktu...vazgectim. --------------------------------------------- - hosuna gidiyor mu? - hayir, ayip olmasin diye veriyorum. ------------------------------------------------ - aysel iyi mi boyle? - sanane, sana giren cikan var mi? ---------------------------------------------- - bertan bebemiz nasi olur sence? - offf selcan sic emi konsantrasyonumuza ------------------------------------------------ - sewgilim wazelin kalmamis ayakkabi cekecee olur mu ? ------------------------------------------------ - sunu bi tutsana. haha eline verdim isteee heahahe -------------------------------------------------- - kaldirsana kizim su bacaani biraz. - bak haala salak salak bakiyo, kime diyom lan ben? --------------------------------------------------------- - ya sen naapmaya calisiyosun be? - pervane kayisi kopmus galiba ona bakiyodum - ay cekil ustumden manyak ------------------------------------------------------ - seni de seyediyoz ama ayip olmuyo insallah... ---------------------------------------------------- - ayyhh! yavas olsana yaa! odumu patlattin! KOMİK FIKRALAR Vazelin Adamın biri motosiklet almış. Satıcı adama bir kutu vazelin hediye ederek "yağmurlu havalarda bunu metallere sür, pas yapmaz" demiş. Adam motorunu göstermek üzere kız arkadaşına gitmiş. Akşama doğru kız "gel seni bize götürüp ailem ile tanıştırayım, hem de akşam yemeği yeriz." demiş. Hemen arkasındanda bir hatırlatmada bulunmuş. "Yalnız dikkat et bizim evde yemek yerken kimse konuşmaz. Konuşan olursa o bütün bulaşıkları yıkar..." Adam 4 kişinin bulaşığından ne olacak diye düşünürken eve girdiklerinde bir de ne görsün dağ taş her yer bulaşık...Uulan bir konuşursak yandık demiş... Yemek yerken aklına "Ben şimdi bu kızın elini tutsam kimse bir şey diyemez." fikri gelmiş. Kızın elini tutmuş, kimseden çıt yok. Bir de öpeyim demiş, Öpmüş gene çıt yok.. Ulan ben bununla bu işi burada pişireyim demiş. Herkesin gözü önünde kızla yatmış ama gene çıt yok.. Adam iyice pişkinliğe vurup yahu bunun anası da güzelmiş deyip onunla da yatmış. Gene çıt yok. Tam bu sırada dışarıda gök gürleyip yağmur yağmaya başlamış. Bizimki motoru paslanmasın diye aldığı vazelini cebinden çıkardığı anda kızın babası bağırarak ayağa fırlamış. "Tamam tamam koy onu yerine bulaşıkları ben yıkarım" .......................................... Minareyi çalan kılıfını bulur İmamın biri imamlık yaptığı bölgedeki bir evli kadına göz koymuş. Nasıl yapsa nasıl etse de bu kadını halletse bir türlü çare bulamamış. En sonunda dayanamayarak kadına durumu açmış. "Hiç kaçarı yok seni halledeceğim. İsterim ki bu senin gönlünle olsun" demiş. Kadın bakmış ki durum ciddi ve kurtuluşu yok, hiç olmazsa buna yerine getiremeyeceği şartlar ileri süreyim ki kurtulabileyim demiş. Bunun üzerine imama: "Tamam ama üç şartım var. Bu üç şartımı yerine getirebilirsen helal olsun her şey sana" demiş ve şartları sıralamış. 1. Bütün ahalinin gözleri önünde içki içeceksin. 2. Bütün ahaliye erkeklik organını çıkarıp göstereceksin. 3. Beni hallederken kocamın gözleri önünde halledeceksin demiş İmam bu zor şartlar karşısında çok sıkışmış, çok hal çaresi aramış ve sonunda camide vaaz verirken içkinin haram edilmesinin sarhoş edici özelliklerini göstermek amacıyla eline aldığı içki bardağını kafaya dikmiş ve "Ey cemaat işte bazıları bu zıkkımı böyle içip içip avare gibi sokaklarda dolaşıyorlar, benim sarhoşluğum sizlere kötü örnek olsun sizler de içmeyin" demiş. Bunu duyan kadın biraz telaşlanmış ama nasıl olsa geride yerine getirmesi imkansız olan iki şart daha var diye düşünmüş. İmam geri kalan iki şartı nasıl yerine getireceğini düşüne düşüne, sonunda mahallenin orta yerinde kalabalığın arasında bağırmaya başlamış: "Ey ahali, son zamanlarda ortalıkta bir söylentidir kol geziyor. İmam hötöröf, malını kestirmiş, erkek kılığında dolaşan kadın diye, ve işte görün erkek miyim ibnemiyim demiş ve erkekliğini çıkararak halka karşı sallamış. Bunu duyan kadın biraz daha endişelenmiş ama nasıl olsa son şartı yerine getiremeyeceğini düşünerek biraz rahatlamış. Bir gün imam minareye ezan okumaya çıktığında, caminin karşısında bulunan kadının evinin bahçesinde kocasıyla birlikte bahçeyi çapalayıp, düzelttiklerini görmüş ve bağırmış: Heeeey! Komşu, güpegündüz, mahallenin orta yerinde evin bahçesinde herkesin gözü önünde karınla iş tutmaya utanmıyor musun? Komşu: "Ne iş tutması imam efendi? Bahçeyi işliyoruz burada görmüyor musun? Hiç öyle şey olur mu?" İmam: "Ne bahçesi utanmadan iş tutuyorsunuz işte, buradan öyle görünüyor, inanmazsan gel bir de sen bak" demiş. Bunun üzerine imamla koca yer değişmişler ve imam kadının işini bahçede ve kocasının gözleri önünde bitirivermiş. Daha sonra aşağıya inen koca ise: "Hocam kusura bakma, gerçekten de oradan öyle görünüyormuş." ........................................ Fare İlacı AliCan babasının odasında prezervatif bulmuş. Baba bu ne demiş. Babası: Yavrum ben onunla fare öldürüyorum demiş. AliCan cevabı yapıştırmış: " Baba fareleri sike sike mi öldürüyorsun?" .............................................. Fizik Dersi Alican fizik dersindeymiş... Hoca bütün öğrencileri kaldırıp rutin sorular soruyormuş..." Otobüstesin çok sıcak ne yaparsın? Öğrenci: camı açarım, Hoca: söyle giren havanın sürtünme katsayısı, Öğrenci: bilmiyorum, Hoca: otur sıfır" bu böyle bir değil iki değil bütün sınıfta sürmüş herkes dökülüyor... Alican kalkmış... Hoca: oğlum otobüstesin çok sıcak ne yaparsın? AliCan: Ceketimi çıkarırım. Ama oğlum çok sıcak... Gömleğimi çıkarırım... oğlum çok çok sıcak... Alican dayanamamış: Hocam anamı da sikseniz size o camı açtırmam....! ........................................... Kusurlu Papağan Adamım biri evindeki yalnız serçesine arkadaş olması için bir papağan almaya karar verir. Kuş dükkanına gider ve bir tanesi haricinde papağan fiyatlarının çok yüksek olduğunu farkeder, hemen yetkiliye bunun nedenini sorar. Yetkili ise ucuz papağanın özürlü olduğunu, "s" leri söyleyemediğini, "s" yerine "c" dediği anlatır. Adam bütçesine çok uygun olan bu kuşu satın alır ve serçesinin kafesine koyar.Ertesi gün işine gider. Akşam eve döndüğünde çok sevdiği serçesini perişan bir halde, kanlar içinde bulur.Papağana hemen bunun nedenini sorar. papağan ise : "Sabahtan beri ciki cik diyor. Çok sabrettim ama sonunda dayanamadım. Ben de ciktim." der. ......................................... İntikam Peşinde Temel"in oğlu her akşam sinemaya gitmek için Temel"den para istemektedir. Temel de itiraz etmeden parayı vermektedir. Fakat bir kaç hafta sonra, durumdan şüphelenen Temel bir gece oğlunu takip eder ve onun seks filmlerine gittiğini tespit eder, fakat gençtir, bir süre sonra hevesi geçer deyip sesini çıkartmaz. Ancak günler geçip te durumda bir değişiklik olmadığını görünce, bir gece oğlu eve geldiğinde onunla sert bir şekilde konuşmaya başlar; Temel- Oğlum bu yaşına geldin hiç utanmadan her gece benden para istiyorsun. Para istediğin yetmiyormuş gibi bir de bu paraları seks filmlerine harcıyorsun.Mesela bu geceyi ele alalım, neydi bu gece gittiğin filmin ismi? Çocuk- " İNTİKAM PEŞİNDE " Temel- Hayret ilk defa normal bir filme gitmişsin der, ancak şüphelenmeye devam eder ve sorar:Söyle bakalım baş roldeki oyuncu kimdi? deyince , cevap verir çocuk: " İNTİK " dedik ya baba. ............................................. Gülmeyen At Bir çifçinin bir atı varmış bu at hiç gülmezmiş.Çiftçi bu durumdan para kazanmayı düşünmüş ve gazeteye ilan vermiş. Atımı güldürene 1000$ güldüremeyen 5$ verir diye.Kuyruklar oluşmuş gelen güldürememiş.Bir gün bir adam gelmiş ve adam ahırdan çıkarken at kahkahalarla gülüyormuş.Adam çiftçiden parayı almış ve gitmiş.Bu sefer çifçi hiç durmadan gülen atını ağlatan için ödül koymuş.Yine birçok kişiden sonra aynı adam gelmiş ve bu sefer at hüngür hüngür ağlamaya başlamış.Adam parayı almış giderken çiftçi meraktan sormuş.Nasıl bu atı güldürüp,ağlattın diye . Adam :Bak ilk geldiğimde atına dedim ki benimki seninki sinden büyüktür.At gülmeye başladı.İkinci geldiğimde ise çıkartıp gösterdim..... .................................................. Kör ve köpek Kör adam bir gün bir tane eğitimli köpek alır ve hemen çarşıya gezmeye çıkar.Trafik ışıklarının oraya geldiklerinde köpek durur.Fakat yeşil ışık yandığında karşıya geçmez.Bu böyle 4-5 ışık devam eder,köpek karşıya geçmediği gibi birde adamın bacağına işer.Bunun üstüne de kör çıkarıp köpeğe bir tane bisküvi verir. Çevrede bulunanlar da meraklı gözlerle kör adamı ve köpeğini seyrederler.Son olaydan sonra içlerinden birisi dayanamayıp körün yanına yaklaşır ve:kardeşim senin köpek yeşil ışık yandığı halde geçmedi,birde bacağına işedi üstüne üstlük birde sen kalkmış bu köpeğe bisküvi veriyorsun der. Körde şu cevabı verir: Ben onun ağzını tespit ediyorum,götüne koyacağım der. .............................................. Pisiklet İsterem Diyarbakır"da Şehmus okula gelir, tabii bizim Şehmus ilkokul talebesi, ama her tarafı yara bere içinde, hoca sorar, "Şehmus oğlum ne oldu sana", Şehmus der, "Babam dövmiştir". Hoca sorar, "Niye oğlum", "Valla bilmiyom hocam akşam evde yatıyık biraz sonra babamın sesini duyuyom, Ali uyudun mi ali den ses çıkmiy Veli uyudunmi e veliden de ses çıkmiy Mehmed uyudin mi Mehmedden de ses çıkmiy Şehmus uyudin mi diy, ben de yok buba uyumadım diyrem oda geliy beni doviy." Bunun üzerine hoca, bak Şehmus bu gibi durumlarda uyumasan da ses etmemek lazımdır der. Şehmus kafa sallar eve gider, ertesi gün okulda Şehmus daha fena dövülmüş olarak gelir. Bunu gören hoca merakla gider yanına ; "Şehmus ne oldi kim yapti" der. Şehmus der ki "Bubam yapmıştır." "Niye Şehmus ne oldi", Şehmus anlatır. "Hocam akşam evde yatıyık biraz sonra yine babam in sesini duyuyom, Ali uyudun mi ali den ses çıkmiy Veli uyudunmi e Veliden de ses çıkmiy Mehmed uyudin mi Mehmedden de ses çıkmiy Şehmus uyudin mi diy, ben de uyumadım ama hiç ses etmedim. Bunun üzerine anam ile bubam bir gıpraşmaya başladiler anlamadım ne oliy biraz sonra anam dedi ki, la ihsan ben geliyom, bubam da haticem ben de geliyom dedi ben de ula nereye gidiyonuz ben de Geliyom dedim... hoca derki; oğlum bunlar anne baba, gider gider gelirler. Sen hiç bozuntuya verme. Uyuyo gibi yap. peki demiş Şehmus. Ertesi gün bir bacak kırık. " Bu sefer ne oldu? " der hoca. Hocam, dediğin gibi yapmişem. Hiç ses çıkarmamişem. En son bubam anamın arkasına geçti, "ben çocuk isterem, ben çocuk isterem!" diye bağırmaya başlayınca; ben de fırsat bu fırsat demişem. Geçtim bubamın arkasına, " Ben de bisiklet isterem !!!! "" .............................................. Polis Teşkilatları Toplanır Yağmurlu, soğuk bir günde Amerika"da dünya polis teşkilatlarının yarışması vardır. Yarışmada Amerikan polisleri, Alman polisleri, Rus polisleri, İtalyan polisleri ve Türk polisleri yarışmaktadır. Yarışmanın amacı ormanda bir fili hangi ülkenin polis teşkilatı daha az sürede yakalayacaktır. Yarışma başlar ve Alman polisleri ormana girerler aradan 30 dakika geçer ve Alman polisleri gelir. Sıra Rus polislerine gelir ve aynı şekilde ormana girerler aradan 15 dakika geçer ve Rus polisleri gelir. Amerikan polislerine sıra gelince üstün elektronik aletleriyle fili 10 dakikada ormandan çıkarırlar. Sıra gelir Türk polisine ormana girerler ve aradan 3 dakika geçer ve beraberinde"de bir ayı getirirler, bütün polis teşkilatları şaşkınlık içerisinde Türklere sorarlar biz sana fil dedik siz bize ayı getirmişsiniz diyince Türkler daha cevap vermeden ayı atılır söze abi anam avradım olsun ki ben filim der. ............................................ İnek Şimdi 3 erkek çocuğu olan bir aile var... Bunların bir de inekleri var ve bunlar ineklerini çok seviyorlar her şeyleri canları, ciğerleri o inek senin anlayacağın... Bir gün evin annesi ahıra gidip bakıyor ki inek ölmüş... Oda hemen orda kriz geçirip ölüyor... Sonra en büyük oğlan ahıra gidiyor, bakıyor ki inek de anne de ölmüş buda intihar etmek için boğaz köprüsüne gidiyor.. Tam atlayacak iken bir peri kızı geliyor. (Peri kızı da kız yani hani).. Oğlana benim ile beş kere yatarsan hem ineği hem de annenizi diriltirim diyor... Tabii büyük oğlan hemen tamam diyor... Gelgellim iki diyor üç diyor dördüncü de kalıyor ... 5. yi yapamayıp kendini köprüden atıyor aşağı... Sonra ortanca oğlan geliyor ahıra bir bakıyor ki anne ve inek ölmüş ... Oda gidiyor köprüye ... Peri kızı yine geliyor bu sefer benimle on kez yatarsan ineği de annenizi de abinizide diriltirim diyor.... Oğlan bir başlıyor oda en son 8 e kadar gelebiliyor.O da kendini atıyor köprüden... En son da küçük oğlan geliyor ahıra bir bakıyor ki anne ölmüş bu da gidiyor abi köprüye... Peri kızı geliyor yine ... Bu seferde benimle 15 kere yatarsan 4 ünüde diriltirim diyor. (azgın karı işte) Bunun üzerine küçük oğlan 18 olmazmı diyor peri kızı olur diyor. Oğlan ya yirmi diyor tabbii oda olur diyor peri kızı.. Oğlan bu sefer 25 de olurmu diyor.. Tamam deyince peri kızı... Bak sonra inek gibi ölmek yok haa diyor bizim küçük oğlan... Resimdeki beş hatayı bull [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız] Cem Yılmaz Sarki sözlerindeki "sevmek" fiilini incelemek istiyorum izninizle. Çünkü son zamanlarda farkettim ki "sevmek" fiili sarki sözlerinde asla"sevmek" fiili olarak kullanilmiyor. )) "s.kmek" yazamadiklari yerde dayiyorlar burnumuza "sevmeyi"... Ama açik söyleyeyim sadece Türk Pop müziginde yok bu tesbih... Bizler Sevmekten kim usanir/tadina doyum olmaz" sarkisini dinleye dinleye büyümüs bir kusagiz. Degistirin bu iki fiili öyle okuyun bakalim sarkiyi. Daha anlamli olmuyor mu?... Oluyor... Fakat sevmek fiilini müstehcen fiilleri gizlemek için kullananlar çogunlukla kadin sarkicilar ve söz yazarlari olmus nedense. Sezen Aksu'nun basini çektigi bu kadinlar toplulugu sevmenin altindan girip üstünden çikmislar... Bakin simdi Sezen Aksu'nun yazdigi su sarki sözüne: "Al beni kanatlarinda götür bu gece Uçurup diyar diyar sev beni sevilmedigim kadar" masum bir sevgi kastedilebilir mi bu cümleler içersinde? Degistirin fiili öyle okuyun. Bana hak vermezseniz disimi kirarim. Bitmedi, Alin bir Sezen Aksu sarkisi daha: "Nasil istedim deliler gibi, sayikladim hep sicak nefesini, gel ne olursa olsun son defa sev beni" Söyleyin allahaskina gariban sevmek fiiline "son defa" diye ekleme yapilabilir mi? Insan birisinin sicak nefesini sayiklarken masumane bir sevgiyle dinermi bu ayrilik...? Bir "azgin" sarkici da Bendeniz... "Usandim bu kaprislerden, Seveceksen sev hadi gülüm, Tuzagina böyle düsmüsken" .... Tuzaga böyle düsmüs birine ne yapar bir erkek? Bilenler bilmeyenlere anlatsin allahaskina. Hadi diyelim Bendeniz marjinal bir kizimiz. Ya en akli basinndalara ne demeli? Dünyalar tatlisi Candan Erçetin'e bakin hele: Korkarim tanişacagiz seninle, Birkaç film seyredecegiz belki de, Ellerim tanisacak ellerinizle, Seveceksiniz beni uzun uzun" Bana kimse hikaye anlatmasin kardesim. Çünkü hikayeyi anlatanlara sorarim: "Beni ne kadar seviyorsun Kazim" sorusuna "uzun uzun" cevabini almislar midir hayatlari boyunca. Hele hele Funda Arar hanim kizimiza ne demeli? "Rüzgarindayim savruldum, sevmezsen ölecegim..." diyor alenen.. simdi bunlarin tümü kadin olduklarindan ve bu toplum kadinlara baski uygulayan bir toplum olduğundan çikip "valla benim sarkilarimda 'sevmek' fiili 'sitmek' yerine kullanilmamistir" diyenler çikabilir ama erkek oldugundan Kenan Dogulu kardesim diyemez. "Son bir kez sev bu gece / Çekinme gel evime" sarkinin adi ne? "Bir kereden bir sey olmaz" Pardon yani....... Cem Yilmaz Temel fadime ile evlenir. gerdeğe girerler .. temel fadimeye sorar hatun sen nerelisin fadime der konya atar ona 4 posta.. yarınki gece fadime sen nerelisin konya der fadime atar ona 8 posta . ilersi gün aynı olur atar ona 12 posta.. Fadime anasının yanına gider anacağım der temel e konyalıyım diyorum günden güne daha fazla ***** beni ne yapmam lazım . anasıda der fadimeye bir gece de Trabzonluyum söle temele. diğer gece gelir temel sorar nerelisin trabzonluyum der 1 posta atar fadimeye .. fadime sorar temel neden konyalıyım derken fazla atıyonda trabzonlu derken az atıyon.. temel de şöyle cvp verir KARI BİZ ADAMI ****** ****** TRABZONLU EDERİZ.... BAZI SEKS YASALARI • Tasmanya ve Avustralya'nın Gipssland bölgesinde yeni evli çiftler, gerdeğe ilk olarak, evlilik töreninin ortasında yere serdikleri bir hasır üzerinde ve bütün konukların gözleri önünde giriyorlar. • Columbia-Cali yasalarına göre, gelinin annesi, gerdeğe giren çiftlere yatağın bir kenarında oturarak tanıklık etmektedir. • Hindistan'daki yasa, sıradan ev işlerini yapan kadınlara, evdeki evlenmemiş genç delikanlıların cinsel gereksinimlerini giderme görevini de vermektedir. • Tayvan yasalarına göre, damadın akraba ya da arkadaşlarından biri, yeni gelinin bekaretini alarak damadı, bu sıkıcı ve istenmeyen görevden kurtarır. • Litvanya yasaları, erkek eşiyle sevişmek istediğinde kaynanasının evde bulunmasını yasaklamaktadır. • Güney Afrika-Johannesburg'da bir kadın, her sevişme için eşinden para isteğinde bulunabilmektedir. • Lübnan'da erkeklerin hayvanlarla seks yapmalarına izin verilmiştir, fakat hayvanlar mutlaka dişi olmalıdır. Erkek bir hayvanla cinsel ilişkide bulunmanın cezası ölümdür. • Bahreyn'de erkek bir doktor, bir kadının jenital organlarını muayene edebilir ama muayene sırasında jenital organlara direkt olarak bakması yasaklanmıştır. Sadece bir ayna yardımı ile muayene etmesine izin verilir. • Guam'da erkekler için değişik bir meslek vardır. Bu mesleği yapan erkekler şehir şehir gezerek bakire kızlarla para karşılığı ilişkiye girer ve bekaretlerini bozarlar. Bunun nedeni ise, Guam yasalarına göre bakirelerin evlenmesinin kesinlikle yasaklanmış olmasıdır. • Hong Kong da aldatılan kadının kocasını öldürmesine yasalar tarafından izin verilmiştir, fakat bunu herhangi bir alet kullanmadan, elleriyle yapması gerekmektedir. Bunun yanında kocasının sevgilisini ise, istediği şekilde ve istediği aleti kullanarak öldürme hakkına sahiptir. • İngiltere'de Liverpool'da sadece tropik balık mağazalarında üstsüz satıcı kadınların bulunabilmesine izin veren bir yasa vardır. AŞIK MEMONUN DESTANI Hayli zamndır variçimde bir sıkıntı Aniden cıkıveren inceden bir üzüntü Üzülünce çıkarıp okşasam da fikimi O an daha bir üzüntü kaplıyor içimi Buğuluydu kaseler gözlerimdeki yaştan Evde cöp sepetine attırırken yavaştan Düne değin kıvançla göğsümü gere gere Otuzbir çekmiş iken bu bedbahlık niye? Aslen niye demenin belli ki alemi yok Sebeb acık,ortada:fik sopa lakin dam yok Fikim masaya alttan 'tak tak' diye vururken Masaya vurdum yumruk 'Memo! Kalk! Dam fik!' derken Çektim donu sıkıştı fik sola bakar halde Çıktım dam hülyasıyla fikimi tutar halde Dama hasret barrağı dikelttim göğe doğru Yürüdüm fikin'Yürü!' dediği yöne doğru Karalıydım fikmeye kıllı kılsız damları Tekrar kıvançla dolmuştum boşverince gamları Sokakta damdan daha bol bir şey varsa eğer O da köt ve memedir,hepsi de seğre değer Her kızda bir dam,bir göt bir çift meme bulunur Domalana vururken memelerden tutulur Ne vakit ki memeden kavrar ise ellerim O an inanacağım:'İşte dam fikmekteyim!....' Velhasıl fik fik için kalbim pıt pıt atarak Çıktık yola ben,fikim ikide mutlu daşşak Sokaklarda binbir köt,birbirlerinden iriler Sanki domalmak için yaratılmış gibiler Yürürken köt lobları bir sağ bir sol yapiyor Sanki aradan damcıklar bana göz kırpıyor Domaltsam bir kaseyi damcıktan fikmek için Sokar iken fikim sevinsem için için Veyahut da sırtüstü yatırsam bir dilberi Sonrada gidip gelsem bir ileri bir geri Ben üste saydırırken hatun altta inlese Kötünde şakırdayan daşşağımı dinlese Göğsüne değen burnum memeleri koklasa Ben vurdukça memeler hopur hopur hoplasa Akabinde cıkarıp fiki versem eline O da tutup değirse yumuşacık diline Saclarından tutarak okşasam ensesini Attırıken hissetsem fikimde nefesini Bakıp bakıp düşünüm hep böle güzel şeyler Kıyrımdan gecerken koca koca kaseler Seyrettikçe kötleri fikime kan yürüdü Ateşlenen barrağım büyüdükçe büyüdü Daşşaka tortop oldu,barrak desen demirden Girmek ister hatuna kah damdan kah dübürden Lakin mevzu bir tülü oraya varamdı Yüreğimdeki kıvaç bir fike yaramadı Kızlar baktı gözümün hep içine içine Biri bile demedi 'Oturayım fikine' Ulan osaydı eğer sulu bir damcık bende Domalır fiktirirdim damcığımı her yerde Velakim mukadderat,fik sahibi doğmuşuz Damcığa dil dökmeye baştan mahkum olmuşuz Sen domal demedikce domalmıyor hatunlar Fik isteyen damcıktan aksa da seller sular O gün akşama doğru umut kestim damcıktan Hatunlar birer birer çekilince sokaktan Fikim kazık şeklinde bir süre durakladın Neden sonra ufaktan haneye topukladım Hüzünlü müyüm?...Evet,dam fikmemek üzücü Lakin fik hala kalkık,hırsla zonkluyor ucu Bir kız dahi damalıp köt vermese de bana Otuzbir çekeceğim topunun damcığına Anladım ki Memo'nun fiki hiç inmeyecek Hep otuzbir çekmekten kaderi dinmeyecek... İlk Kez Penis Görmüş Replikleri -isirmaz dimi..hihihi +sevgiyle yaklaşirsan birsey yapmaz,korkma -dur seveyim o zaman +opersen daha bir memnun kalir... -aa bumuydu ahmeeet?şeker görünüyor gayet.. +her zaman bu olmuyo nihalciğim.. -nasıl yani?.. +biraz daha dikkatli bakarsan göreceksin ne gibi değişiklikler olacağını.. -canavar olmaz ya..ayy yerim ben onuu! +ya yaa yersin, dokun biraz gör.. -mehmetttt +efendim -ya bu bildiğin sucuklu yumurta +nasıl yani - bak işte bunlar yumurta budaaaa ayy buna bişeler oluyoo -mehmettt +efendim -bir şey diyecem ama kızmayacaksın +nedir bir tanem -ama bak kızarsan küserim +söyle aşkım -bundan bendede var. +hö?? -hııı.. -heheehe.. -dokunmamda bi sakınca var mı? -yok yok takıl kafana göre.. -korkuyorum hamza! +korkma münevver yaklaş az -ay hamza kötü kötü bakıyo bana bu +elini uzat, başını okşa alışır hemen sana -ehehe evet sevdi galiba beni,adı ne bunun? +küçük hamza -birkaç günlüğüne bana verir misin? +hemen vereyim... - mehmet hani çok küçüktü. gerizekalı ya çok korkutmuştun beni küçük diye.. şu an gayet iyi gözüküyo. kalkınca gayet büyük oluyodur. - böhühühüaüaüahüh!! -ayy.. füze gibi ahmet.. - evet.. istersen bin üzerine uzay yolculuğuna çıkalım.. -!?.. - uzerime doğru tutma sunu ahmett.. - nedenmiş o? -ne biliim şeytan doldurur bisi olur, kim vurduya gitmeyeyim akşam akşam... + eee bu ufakmış? - hani ilk kez görüodun .arraam açıyorum bak ? - aç - bak sonra neden açtın demek yok ama ? - tamam aşkım, yok - açmıyım yaa, ne güzel öpüşüyoduk - açar mısın nurettin - kalkışa hazır değil neden anlamıyon - pardon aşkım Ay ay yerim ben bu küçüğüü .. - Yer misin gerçekten .. - Ay yemeyim de yanında mı yatayım .. Şunun şekerliğine bak .. Bal bal .. - Aşkum biz de yapalım mı bu bebişin aynından .. Aman tanrım Bunun hepsi sana mı ait - Komsu Hayri'nin de katkısıyla son hali bu .. Tabi ki hepsi benim - Hiç farketmedim Haydar ne biliyim - Yıllardır gizledim senden bu gerçeği tamam gördük işte! de neden üstüne kırmısı kurdela bagladın onu anlamadım ? *belki bi açılış yaparsın sandım nurten ondan şeyettim.. Hüseyin Köşe Yazısı ÇÜK olmak kolay değil Ben bunun böyle olacağını size söylemiştim; bir ülkede bu kadar ÇÜK (Çok Ünlü Kişi) olursa, elbette sorun çıkabilir. Medya iki gündür VIP (Very Important Person) sorunu işliyor. Yani yaklaşık olarak Türkçesi biliyorsunuz; ÇÜK... Millete kazık atmış olanların, havaalanlarındaki özel lüks VIP'lerden geçip uçağa binmeleri eleştiriliyor.. Elbette birçok ÇÜK var. Ve bunlar doğal olarak ÇÜK muamelesi görmek istiyorlar. Havaalanlarındaki özel lüks salonların kapısına gelip "Ben ÇÜK'üm" diyorlardır. Zaten görevliler de "Oooo sayın ÇÜK geldi..." diye yol açarlar. *** Ben zaman zaman "Bir ÇÜK olamadım" diye yakınsam da memlekette yeterince ÇÜK olduğunu düşünürüm. Siyasette, ekonomide, sporda, medyada, sanatta... Bunlar elbette ÇÜK olmaktan vazgeçmezler. Karşılaşırsanız "Memlekete hizmet etmiş birisi olarak..." diye söze başlarlar. Siz boynunuzu büküp onları desteklersiniz: "Eee ÇÜK olmak kolay değil..." Size "vatanı ne kadar çok sevdiklerini" anlatırlar. Siz boynunuzu daha da bükersiniz: "ÇÜK olmak başka..." dersiniz "Halkıda çok severim" derler. Ezilirsiniz: "Yani herkes ÇÜK olamaz..." Sonra halkın asla giremediği vatanın ayrıcalıklı lüks salonlarında konuştuklarında, arkalarında bıraktıkları rezillikleri görüp onların gerçek ÇÜK olduklarından emin olursunuz. *** ÇÜK'lerin yok olmalarını ise asla beklememelisiniz. Çünkü sistem ÇÜK yaratmaktadır. Daha da açıkçası, nasıl ki bataklıklar haşereler için uygun ortamsa, bu sistem de ÇÜK'ler için öyledir. Sizler için uygun olmayan ortam, onlara hayat verir. Bir bakarsınız ki ÇÜK'ler çoğalıyor. Size vatanı ne kadar çok sevdiklerini, millete ne kadar çok hizmet ettiklerini anlatır ÇÜK'ler. Boynunuzu büküp "Eee insan ÇÜK olunca..." dersiniz. Onlar ayrıcalıklı yerlerine koşarlar siz sürünürsünüz. Ve asla bir ÇÜK olamazsınız... Eksİk Cİnsel Bİlgİ... Bİ Kizla Cocugun Bİrİ Ünİversİte Kampusunde Cİncel İlİskİye Gİrİyolarmis..tam O Sirada Bekcİ Yakalamis Bnlari.. Mahkemeye Cikmislar.. Hakİm Cocugu Cagirmis Olay Nasil Oldu Anlat Demİs.. Cocuk:tam Benm Penİsİm Sevgİlİmn Vajİnasina Gİrerken Bekcİ Yakaldi Demİs.. Hakİm Kizi Cagirmis Ayni Soruyu Ona Da Sormus Kiz:tam Sevgİlİm Penİsİ Benİm Vajİnama Gİrİodu Kİ Bekcİ Yakaladi Demİs.. Hakİm Bekcİyİ Cagirmis Anlat Bakalim Olay Nasil Oldu Demİs.. Bekcİ:tam Cocugun Penİsİ Ablanin...demİs Durmus Bİraz Dusunmus.. Sonra Kiza Bakip:bacim Kusura Bakma Aklimda Tutamadm Senİn .m'in Adi Neydİ Ya Demİs Bir asansörde yapabileceğiniz şeyler.. Birisi asansöre girip çıkarken araba sesi çıkarın. Burnunuzu kağıt mendile sümkürdükten sonra mendili sağınız solunuzdakilere gösterin. ‘ Şimdi okullu olduk’ şarkısını ıslıkla soyleyin. Traş olun. Çantanızı veya cüzdanınızı açıp ‘Burada yeterince oksijen var mı?’ diye söylenin. Köşede arkanız dönük öylece durun ve asansör durduğunda da inmeyin. Birisinin üzerine eğilerek ‘Kimlik kontrolu’ deyin. Tai Chi egzersizleri yapın. Kendi katınıza geldiğinizde kapı neden açılmıyor diye sinirlenip bağırın. Otomatik olarak açıldığında utanmış gibi yapın. Yeni binenlerin suratına pişmiş kelle gibi sırıtarak ‘Çoraplarımı yeni değiştirdim’ deyin. Binenlere vaaz verin. Belirli aralıklarla miyavlayın. ‘Akasyalar açarken’ şarkısını mütemadiyen sözleri değiştirmeksizin söyleyin. Biri asansörden inerken alkışlayın. Binenlerle dilinizi burnunuza değdirebileceğinize dair iddiaya girin. Geğirin ve sonrasında ‘Mmmm, çok lezzetliydi.’ deyin. Midenizi tutun ve ‘Ögg, beni asansör tutar da’ deyin. Binen her kişiye inmek istediğiniz katı söyleyin. Yüzünüze maske takıp binin ve insanlarla o şekilde konuşun. Asansör her katta duruşunda ‘Ding!’ sesi çıkarın. Düğmelerin bulunduğu panelin önünde durun. Yanınızda sandalyenizi de getirin. Ağız armonikası çalın. Steteskopla asansörün duvarlarını dinleyin. Haydi hep birlikte şarkı söyleyelim deyin. Sandviçinizden bir ısırık aldıktan sonra yanınızdakine ‘Biroz da sen almoz musun, mmm’ deyin. Yanınıza akciğer rontgen filminizi alın ve kısa aralıklarla öksürüp durun. Veya rontgen gözlukleri takarak etrafınızdakileri şüpheli gözlerle inceleyin. Başpartmağınıza bakarak ‘Hımm, her geçen gün büyüyor’ deyin. Yere tebeşirle bir kare çizin ve diğerlerine burasının size özel olduğunu söyleyin. Bir battaniye alıp sıkıca sarılın. Birisi bir düğmeye bastığında patlama sesi çıkarın. Asansör tümüyle sessizken yanınızdakine döüp ‘Çalan sizin cep telefonunuz muydu?’ diye sorun Diğerlerine bir yaranızı gösrerip, enfeksiyon olup olmadığı konusunda görüşlerini sorun. Bu ne işe yarıyor acaba diyerek, alarm düğmesine basın. Şeytani bir ses tonuyla ‘Bugün kendime daha uygun bir vücut bulmalıyım’ deyin. Elinizdeki kutuyu kapının ortasına koyun. Çevrenize bakınıp ‘Acaba kim osurdu?’ deyin. Asansöre binen herkesin elini sıkıca sıkarak ‘Hoşgeldiniz’ deyin. İnerlerken de sarılıp öperek ‘Güle güle’ deyin. Binen her yolcuya onlar için istedikleri dügmeye basabileceginizi söyleyin. Gölge boksu yapın. Ağzınızdaki sakızı alıp elinizle uzatıp durun. Yolculardan birisine gözünüzü dikip bir süre baktıktan sonra ‘ Sen, sen de onlardan birisin’ diye bağırarak asansörün uzak noktasına kaçın. Cımbızınızı çıkarıp aynaya bakarak kaşlarınızı alın. Gene aynaya bakarak sivilcelerinizi sıkın. Asansör her kattan ayrılışında ‘Yuppi! Atta gidiyoruz’ diye bagırın. Asansör kapısı önünde durun ve kapı kapandığında ‘Eyvah, organım kapıya sıkıştı diye bağırın’ Asansördekilere asansörde sıkışıp kalan veya asansörün aşağıya düşmesi sonucu ölen tanıdıklarınıza dair hikayeler anlatın. Ağda yapın Hazır cevaplar Öğrenci; -Hocam,diye sormuş.İnsan,maymunun gelişmiş şeklidir''diyorlar.Ne dersiniz? Seyid Ahmet Arvasi cevap vermiş. -O mantığa göre çınar ağacı da maydanozun gelişmiş şeklidir. Yahya Kemal'a "Ankara'nın en çok hangi tarafını seviyorsunuz" diye sorduklarında şu cevabı vermiş: -İstanbul'a dönüşünü. Lokman Hekim'e: -Hastalarımıza ne yedirelim?diye sorduklarında,şu cevabı vermiş: -Acı söz yedirmeyin de,ne yedirirseniz olur. Sokrat ölüme mahkum edildiğinde esi: -Haksiz yere öldürülüyorsun diye ağlamaya başlayınca, Sokrat: -Ne yani, bir de hakli yere mi öldürülseydim?. Bir filozofa sormuşlar: -Sansa inanır misiniz? -Evet, yoksa sevmediğim insanların basarisini neyle açıklardım. Bir toplantıda bir genç M.Akif'i küçük düşürmek için: -Affedersiniz, siz veteriner misiniz? M.Akif hiç istifini bozmadan cevaplamış: -Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu? Dünya nimetlerine önem vermeyen yasayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karsılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek olanaksızdır. Mağrur zengin, filozofa: -Ben bir serserinin önünde kenara çekilmem. Bunun üzerine Diyojen kenara çekilerek,gayet sakin su karşılığı verir: -Ben çekilirim. Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile'ye hasımlarından biri: -Efendim,kulaklarınız bir insan için büyük değil mi? Galile cevaplamış: -Doğru,benim kulaklarım bir insan için büyük ama,seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mi? Bir Fransız yazar,Mehmet Akif'e: -Kadınlarınızı evden çıkartmadığınız doğru mu?diye sorduğunda Akif: -Daha önceleri öyleydi,karşılığını vermiş. Fakat şimdi dışarı çıkarttık ve bir türlü içeri sokamıyoruz. Komedyen Eddie Cortar'a, -Hastalanınca ne yapmak gerekir?diye sorulduğunda: -Mutlaka doktora gidin demiş. Zira doktorun yaşaması gerek.Verdiği ilacıda alın, çünkü eczanecinin de yaşaması gerek. Fakat ilaçları sakın içmeye kalkmayın, zira sizinde yaşamanız gerek.. Öğretmen, Biyoloji dersinde, öğrencisine: -Söyle bakalım, demiş. En son hangi dişler çıkar? Çocuk, düşünmeden cevap vermiş: -Takma dişler öğretmenim. Zengin bir adam, İslam büyüklerinden birine: -Bin altınım var, size versem ne dersiniz? diye sorduğunda, şu cevabı almış: -Verirsen, senin için iyi olur. Vermezsen de benim için. Atasözlerindeki Tezat.. 1. 'damlaya damlaya göl olur' / 'taşıma suyla değirmen dönmez' 2.. 'iyi insan lafın üstüne gelir' / 'iti an çomağı hazırla' 3.. 'bir elin nesi var iki elin sesi var' / 'nerde çokluk orda bokluk' 4.. 'fazla mal göz çıkarmaz' / 'azıcık aşım ağrısız başım' 5.. ' kervan yolda düzelir' / ' balık baştan kokar' 6.. 'söz gümüşse,sükut altındır' / 'sükut ikrardan gelir' 7.. 'harama uçkur çözülmez' / 'güzele bakmak sevaptır' 8.. 'iki gönül bir olunca samanlık seyran olur' / 'iki çıplak bir hamama yakışır' 9.. 'bülbülün çektiği dili belası' / 'bilmemek ayıp değil sormamak ayıp' 10.. 'eşeğe altın semer vursan da eşek yine eşektir' / 'ye kürküm ye' 11.. 'eğri otur doğru söyle' / 'doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar' 12.. 'düşenin dostu olmaz' / 'dost kara günde belli olur' 13.. 'ava giden avlanır' / 'atın ölümü arpadan olsun' 14.. 'erken kalkan yol alır ' / 'acele işe şeytan karışır' 15.. 'birlikten kuvvet doğar' / 'körler sağırlar, birbirlerini ağırlar' 16.. 'tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır' / 'lafla peynir gemisi yürümez' 17.. 'gün ola harman ola' / 'perşembenin gelişi çarşambadan bellidir" 18.. 'ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol' / 'hocanın dediğini yap, yaptığını yapma" 19.. 'iyilik yap denize at' / 'merhametten maraz doğar" 20.. 'zararın neresinden dönülse kardır' / 'gelen gideni aratır" 21.. 'yüzü güzel olanın huyu da güzel olur' / 'yüzü güzel olanı değil huyu güzel olanı sev" 22.. 'akıl akıldan üstündür' / 'aklın yolu birdir" 23.. 'el elden üstündür' / 'alet işler el övünür" 24.. 'acı patlıcanı kırağı çalmaz' / 'yaşın yanında kuru da yanar" 25.. 'zorla güzellik olmaz' / 'zora dağlar dayanmaz" 26.. 'öfke baldan tatlıdır' / 'öfke ile kalkan zararla oturur" 27.. 'işleyen demir ışıldar' / 'insan yedisinde neyse yetmişinde de odur" 28.. 'fazla mal göz çıkarmaz' / 'azı karar çoğu zarar" 29.. 'insan kıymetini insan bilir' / 'insanoğlu çiğ süt emmiş" 30.. 'anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al' / 'beş parmağın beşi birbirine Benzemez" 31.. 'olmaz olmaz deme, olmaz olmaz' / 'iş olacağına varır" 32.. 'eski dost düşman olmaz' / 'güvenme dostuna saman doldurur postuna" 33.. 'harama el uzatilmaz' / 'üzümü ye bağını sorma" Amerikalılara Uyarılar Bunlar, cesitli urunlerin uzerindeki kullanma talimatlarindan alinmis cumleler ve espri olsun diye degil, ciddi ciddi yazilmis. Saç kurutma makinesinin uzerindeki talimat: "Uyurken kullanmayin".. Kizarmis patates torbasinin üzerinde: "Kazanan siz olabilirsiniz.. Üstelik, satin almaniz da sart degil.. Ayrintili bilgi torbanin içinde".. Dial sabunlarinin kutusunda: "Kullanim sekli: Normal sabun gibi".. DonmuŞ yemek kutusunda: "Öneri: Buzunu çözün".. Otellerde verilen dus basliginin kutusunda "Icine bir tek baş sığar." Marks/ Spencer'e ait bir puding kutusunda: "Atesin üzerine koyarsaniz isinir." Bir uyku ilacinin uzerinde.. "Uyuklamaya sebep olabilir." Roventa ütü kutusunda: "Giysilerinizi uzerinizde utulemeyin".. Ingiltere'nin unlu eczane zinciri Boots'un cocuklar icin hazirladigi oksuruk surubu kutusunda: "Icince Araba kullanmayin".. Çin mali Noel agaci ışıklı süslemelerinde: "Sadece iceride ve disarida kullanilabilir".. Japon mali mutfak robotunun uzerinde: "Baska amacla kullanilmaz." Findik paketinin uzerinde: "Dikkat: Icinde findik var." American Airlines Sirketi'ne ait fistik paketinin uzerinde: "Talimat: Paketi acin, fistiklari yiyin.." Bir elektrikli testerenin üzerinde: "Çalışırken elinizle durdurmaya tesebbüs etmeyin Yabancı Gözüyle Ülkemizde Olup Bitenler Bükreşli; Cinsiyet: Erkek; Yaş: 32; İl: Yurtdışı Yıllardır çalıştığım şirkette satış müfettişi olan Alex`i ev sahibi evden kovduğu için geçici olarak yanıma tasındı. Tek kelime Türkçe bilmeyen ve Türkiye`yi Avrupa sanan arkadaşımın ilk gün gözlemleri: 1) Kabloda tek Türk kanalı Show TV olduğundan haberleri (Reha Amcamı daha doğrusu)seyrediyorduk. (Tek kelime Türkçe bilmediğini yukarda yazmıştım.) Bana donup, bu kanalın haber müdürünün çok salak olduğunu söyledi. Nedenini sorduğumda, "Çok agresif ve konuşmayı bilmeyen çirkin birini spiker yaptığı için" dedi. "Haber müdürü o zaten" dediğimde yanıtı, "O zaman TV'nin sahibi salak" oldu. 2) Kemal Derviş`i Başbakan sanarak,Ne kadar akilli bir başbakanınız var dedi. "O ekonomiden sorumlu bakan" dediğimde, "Neden 15 dakika onu gösterdiler o zaman" diye sordu. "Ülkemde kriz var. Millet ekmek bulamıyor" dediğimde ise, "O zaman neden milletin perişan durumunu göstermiyor da bakanın tenis maçını gösteriyor" dedi. 3) Ecevit basın açıklaması yaparken (bu Aziz Nesin`lik) bana donup başbakanımızın ne aptal olduğunu söyledi. Nedenini sorduğumda, "Bak ne yürüyebiliyor, ne konuşabiliyor, ne okuyabiliyor, ne görebiliyor bu adam. 80 yaşındaki birini basın sözcüsü yapmış sizin başbakan" deyince patladım "Salak, o bizim başbakan" deyince, yüzde kaç oy aldığını sordu. "Ne bileyim, yüzde 30 almıştır" dedim. "O zaman Türk halkının yüzde 30`u salak" dedi. 4) Televole`lerde gösterilen mankenleri çingene sandı. Onlar manken dediğimde, "Benim çıtır bunların hepsinden güzel" dedi. Adam Ebru Şallı`yi bile beğenmedi. 5) Alex`e Türkiye`ye tatile gelmesi teklifinde bulundum. Yanıtı, "Yok, Türkiye TV` deki gibiyse ben almayayım. Sen git" oldu. Kullanım Talimatları Bunlar çeşitli ürünlerin üzerindeki kullanma talimatlarından alınıp cümleler ve espri olsun diye değil, ciddi ciddi yazılmış.. * Sac kurutma makinesinin uzerindeki talimat: "Uyurken kullanmayin".. * Kizarmis patates torbasinin uzerinde: "Kazanan siz olabilirsiniz.. Üstelik, satin almaniz da sart degil.. Ayrintili bilgi torbanin icinde".. * Dial sabunlarinin kutusunda: "Kullanim sekli: Normal sabun gibi".. * Donmus yemek kutusunda: "Öneri: Buzunu çözün... * Otellerde verilen dus basliginin kutusunda "Icine bir tek bas sigar." * Hazir Tirami su tatlisinin kutusunda: "Altust etmeyin.." (Uyari kutunun dibinde, tatlinin altinda yazili) * Marks & Spencer'e ait bir puding kutusunda: "Atesin uzerine koyarsaniz isinir." * Bir uyku ilacinin uzerinde.. "Uyuklamaya sebep olabilir." * Roventa utu kutusunda: "Giysilerinizi uzerinizde utulemeyin".. * Ingiltere'nin unlu eczane zinciri Boots'un cocuklar icin hazirladigi oksuruk surubu kutusunda: "Icince Araba kullanmayin".. * Çin mali Noel agaci isikli suslemelerinde: "Sadece iceride ve disarida kullanilabilir".. * Japon mali mutfak robotunun uzerinde:"Baska amacla kullanilmaz." * Findik paketinin uzerinde: "Dikkat: Icinde findik var." * American Airlines Sirketi'ne ait fistik paketinin uzerinde: "Talimat: Paketi acin, fistiklari yiyin.." * Bir elektrikli testerenin uzerinde: "Calisirken elinizle durdurmaya tesebbus etmeyin."Altı nokta körler derneği, üstü virgül sağırlar derneği Türk Yalanları: Kalsaydınız bişeyler yerdik... Vallaha sarıda geçtim memur bey... Kazanmak önemli diil mühim olan yarışmaya katılmaktı... Dünya ahiret bacımsın... Şuan 65 milyon bizi izliyor... Bu son sigaram... Bütün kadınlar güzeldir... İki saat kapıda bekledim, açan olmadı... Seni düşünmekten bütün gece gözüme uyku girmedi... Sen bi de beni gençliğimde görecektin... Ağlamıyorum... Gözüme bişey kaçtı... Yemezsen arkandan ağlar... Seni leylekler getirdi yavrum... Akşama erken gelicem... Bu aldığım en güzel hediye... Bi oturuşta iki büyük devirirm... Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için... Ağzıma sigara sürmedim... Ben almiyim rejimdeyim... Eee ne zaman gidiyoruz içmeye?... Kadınlar en çok kel erkeklerden hoşlanır... İşim bitsin ben seni ararım... Bir kez olsun yüzüm gülmedi... Hayatımda hiç ilaç almadım... İhraç fazlası bunlar... O elinizdeki tek kaldı, başka yok... Bi`tanem... Seni Seviyorum... Beni seçerseniz size... Ben de tam seni arayacaktım... Bi şey olmaz... Ben eski yüzücülerdenim... Bizi davet ettiler ama gitmedik... Valla bu size çok yakıştı... Senin annen bir melekti yavrum... Bana yan bakan daha anasının karnından doğmadı... Merak etme hayatım sekreterimi görsen çok çirkin.... Büyük ikramiyeyi kazanmak istemiyorum önemli olan alın teri... Merhaba karıcım, mesai yeni bitti de... Üzülme sevgilim evlenince anneni yanımıza alırız... Evi boşaltın! Almanya`dan oğlum geliyor... İki gözüm önüme aksın ki... Kilolarımla barışığım ben böyle mutluyum! Formu doldurun biz sizi ararız Bu sene üniversite soruları çok basitti, keşke sınava girseydim... Ben her bahar aşık olurum... Gerçek aşkı sende buldum... 2 saat bekledim...Gelmedin! Üşüyosan ceketimi alabilirsiniz... Seni anlıyorum. Hatırası var, bunu sana veremem... Arkasından değil, burda olsa yüzüne de söylerim Her bedene uyar bu... Gol atmayı sevmiyorum.Asist yapmak daha çok hoşuma gidiyor. Senin eline kimse su dökemez.. Öğretmenin vurduğu yerde gül biter Şöyle bir arabam olsun milyarlarca borcum olsun... Benim için önemli olan ruh güzelliği Hediye olmasa inan verirdim. Bi arkadaşa bakıp çıkıcam, istersen kimlik bırakayım... Mektup gelmedi mi? Ama ben kendi elimle postaya attım... Belki biraz sıktı ama hiç merak etmeyin kullandıkça açılır... Kitaplarıma bir daha bakayım ama kitabı sana verdiğimden eminim... Onun için bişeyler yapmayı çok isterdim... Ama malesef... Elimden bişey gelmez... Sensizlik canıma tak etti... Ben hiç yalan söylemem Akşam elektrikler kesildi, dersimi yapamadım... Bunun garantisi biziz abi... Telefon şehirlerarasına kapalı Ben zaten böyle olacağını biliyordum... Bi kereden bişey olmaz. Biz sadece arkadaşız. Kuran çarpsın bu son sigaram Son biletler bunlar Hiç acıtmayacak. Daha önce hiç kimseyi böylesine sevmemiştim. Sizin mutluluğunuz bizim mutluluğumuz... Sayısaldan para çıksa, önce kimsesiz çocuklara sonra da yaşlılara bağışlarım... Haaa bi de okul yaptırırım... Abi kızı görücen bi içim su... Adem Bey şu an toplantıda... Kim arıyodu? Sizden iyi olmasın bi arkadaşım vardı... Kuru ekmek bana yeter... Yeter ki huzurum yerinde olsun... Dış transferleri 15 gün içinde bitiricez.... Aradım... Çaldı çaldı açan olmadı... Dünyanın en mutlu çifti olucaz... Devletimiz güçlüdür.......... Failleri en kısa zamanda yakalanacak...... Enflasyon düşecek....... Bu kış komünizm gelecek....... Memuru enflasyona ezdirmeyeceğiz...... Bu konuda elimizden geleni yapıyoruz...... Benim işçim, benim köylüm, benim memurum... Yeşilçam'ın Dövüş Teknikleri Kavga sahnelerinde, eğer ortalıkta bir havuz görünüyorsa, grup ne kadar kalabalık olursa olsun, kavga bütün kötü adamlar havuza atılana kadar sürer... Havuzun gerçekten de kötü adamlar üzerinde nihai bir etkisi vardır. Havuz yakınında kalabalık bir dövüş cereyan ettiğinde, kötü adamlar kahramanımız tarafından defalarca yere serilseler bile kalkıp yeniden saldırırlar. Ancak havuza atılan asla havuzdan çıkıp tekrar saldırmaz. Tabancalı çatışmalarda; kurtulmak için fotr şapka giymek yeterlidir. Bu kesin bir tabudur: Fotr şapka takan birinin, şapkası vurulur... Ormanda dövüş sahnelerinde, polis tam iyi adam kötü adamların hepsini alt eder etmez gelir. Kahramanımız son yumruğu atınca, birden bire orman yolunun ortasında arka arkaya dizili iki ya da üç trafik polisi arabası belirir. Polis baskınlarında, kaç polis arabası olursa olsun, hepsinin kapıları aynı anda açılır. Öndeki arabadan iki tane pardösülü ve fotr şapkalı sivil polisle iki tane üniformalı polis, arkadaki araba ya da arabalardan da dörder tane üniformalı polis çıkar... Silahlı çatışma sahnelerinde, en kötü yer tavandır. Tavanlarda kötü adamlar durur ve hepsi tek tek vurulup aşağıya düşer. Tavandaki adamın yapabileceği en kötü şey, arkası donuk olan kahramanımıza nişan almaktır. Çünkü tam o anda, kahramanımızın arkadaşı tarafından vurulur... Eğer başta kötü adamın elinde bıçak varsa korkuya gerek yoktur. Çünkü bu durumda, kahramanımız kötü adamın kolunu bükerek bıçağı elinden düşürür. Ancak elinde bıçak görünmeyen adamlar tehlikelidir, çünkü son anda çıkarıp esas kız ya da esas oğlanın karnına saplayabilir... Kahramanımız eğer dayak yiyor ise yerde kum olamasa da ne yapar eder bir avuç kumu kötü adamın gözüne atar ve o sahneden itibaren kötü adamı dövmeye başlar. Kalabalık kavgalarda filmin kahramanını yenmenin en pratik yolu, kafasına bir çuval geçirip, çuvalın etrafını iple sarıp, dört bir yandan sopayla vurmaktır... Kötü adamlar kahramanımızın üzerine kurşunları boşalttıkları halde, kurşunların hiçbiri isabet etmez. Ama kahramanımız bir kurşun ile iki hatta üç kötü adamı öldürebilme yeteneğine sahiptir. Kahramanımız intikam yeminleri edip baş kötü adamın bulunduğu binaya gittiğinde binanın ilk üç katı kötü adamlarla doludur fakat baş kötü adamın bulunduğu dördüncü katta tek bir kötü adamın izine rastlanmamaktadır. Yine kahramanımız intikam yeminleri etmekte ve baş kötü adamımız korku içinde bulunması gerektiği binanın dördüncü katında beklemektedir. Madem baş kötü adamımız korku içinde hazin sonun kendisine doğru geldiğini hissedip bütün adamlarını bina içinde toplamaktadır, neden başka bir binada kahramanımızın ölümünü beklememektedir. Acaba o kadar zenginlik içinde başka binası mı yoktur? Bütün kavgaların sonunda polis gelir. Sanki bütün filmi televizyondan izlemiş ve kimin haklı kimin haksız olduğuna karar vermiş gibi kötü adamları tutuklar ve kahramanımıza teşekkür ederek olay yerinden ayrılır. Yerde dayaktan pestili çıkmış adamların iyi adamlar olmadıklarını polis şip şak anlamaktadır Türk İcatları Türk'lerin şüphesiz ki Dünya tarihini etkileyen sayısız buluşları var. İşte sizin için bu icatları araştırdık... Bitmeyen piknik tüpü Sigara cepli çorap Topuğu basık ayakkabı Köpüklü su musluğu ve şampuan konulan şofben Elektrik sayacı durduracağı Döner pişiren mikrodalga Laf atan korna Minibüs arkasından para uzatmak için şoförün yanına kadar uzanan demir Çok amaçlı anne terliği Kurban kesme makinesi Basamakta durana çarpmayan otomatik kapı Otobüste yan koltukta oturan kişinin gazetesini rahat bir şekilde okuma imkanı veren zoom'lu gözlük Düğmesine basıldığında 'dü-lüü' sesi veren akbil taklidi Ağza takılan ve dişlerle şişe kapağı açmayı kolaylaştıracak açacak Polis kontrolünden 300 metre önce kendiliğinden takılan emniyet kemeri Radarı 1 km geriden algılayabilen cep telefonu Kapkaççılar için tasarlanmış elektirikli çanta Şimdilik bu kadar ama arştırmaya devam ediyoruz... Olumsuzluk kuraları Ne zaman bir şey yapmaya kalkarsanız, başka bir şeylerin daha önce yapılmış olması gerektiğini görürsünüz Her şey düşünüldüğünden daha fazla zaman alır Eğer birkaç şeyin ters gitme olasılığı varsa, en fazla zarar verebilecek olan ters gidecektir Bir işte ters gidebilecek dört yol görüyorsanız ve bunları başarıyla atlatırsanız, o zaman beşinci bir ters yol olduğunu göreceksiniz Her çözüm yeni sorunlar doğurur. Gülümse, yarın daha kötü olacak. İşler iyi gidiyorsa bir şeyler ters gidecektir. Doğa ananın kimin anası olduğu pek belli değildir. Bir şey değeriyle doğru orantılı olarak zarara uğrar. Her hangi bir şeyin olma olasılığı arzu edilirliğiyle ters orantılıdır. Eğer bir deney başarılı olmuşsa, bir şeyler ters gitmiş demektir. Her zaman daha kolay yapmanın yolu vardır. Eğer kendini kötü hissediyorsan, üzülme! Bunu da atlatırsın. Birisi bir işe kalkıştığında, birilerinin varlığının (canlı yada cansız) bilinçsiz müdahalesi işleri karıştıracaktır. Yine de bazı işler tamamlanır,çünkü müdahale edenin kendiside bir işe kalkışır ve elbette birileri de onun işine müdahale eder. Birden fazla kısımdan oluşan her şey, er yada geç parçalanır. Kolay gözüküyorsa belalıdır. Belalı gözüküyorsa , kahrolası şey olanaksızdır. Herkesin işlemeyen bir planı vardır. Ancak bir kapağı açmak için üzerindeki vidanın sonuncusunu çıkardıktan sonra yanlış kapağı açtığınızı fark edersiniz. Bir kapak vidayla iyice sıkıştırıldıktan sonra contaların takılmadığı fark edilir. Bir alet toparlanıp kapağı kapatıldıktan sonra dışarıda bir parça kaldığı fark edilir. Eğer bir şeyi atmışsanız, artık ona kesinlikle ulaşamayacağınız anda ona gereksinim duyacaksınız. Yolun diğer şeridindeki trafik daima hızlı akar. Aradığınız şeyi, baktığınız son yerde bulursunuz. Bütün büyük buluşlar yanlışlıkla yapılmıştır. Başarılı bir deneyi asla yinelemeyin. İki tür insan vardır: İnsanları iki türe ayıranlar ve ayırmayanlar. Yalnızca Tanrı rast gele bir seçim yapabilir. Bir saati olan insan saatin kaç olduğunu bilir, iki saati olan insan asla emin olamaz. İçinden geçene kadar bir çamurun ne kadar derin olduğunu bilemezsin. Zamanın çoğunda bütün insanları aldatabilirsin, hatta ileride bütün insanları aldatabilirsin Ama anneni, asla!!! Güzellik yalnızca yüzeyseldir Çirkinlik ise kemikleri ortaya çıkarır. Bir gezegendeki zekanın toplamı daima sabittir, ama nüfus devamlı artmaktadır. Dostlar gelir gider,ama düşmanlar birikir. Doğada mükemmel olmayan tek şey insanoğludur. Bütün olasılıkları deneyip becerememişseniz, ortada çok basit ve açık, herkesin görebileceği bir çözüm vardır. Ekmeğin, yağ sürülmüş tarafı üstüne düşme olasılığı, halının değeriyle doğru orantılıdır. Eğer fişe takarsanız daha iyi çalışır. Eğer sıkışmışsa zorlayın. Kırılırsa değiştirilmesi gerekiyormuş demektir. Hiç bir şey daha kötü olmayacak kadar kötü olamaz. Ters giden ne olursa olsun, birileri bunu her zaman önceden söylemiştir. Tahtaya vurmanız gerektiğinde, bütün dünyanın beton ve plastik kaplı olduğunu görürsünüz. Başka hiç bir şeye benzemeyen şeyler birbirlerine benzerler. Aradığınız şeyi daima son bıraktığınız yerde bulursunuz. Aramadığın şeyi her zaman bulursun. Nerede olduğuna aldırmıyorsan,o şeyi hiç kaybetmezsin. Bir iyimser, olası dünyaların en iyisinde yaşadığımıza inanır. Bir kötümser ise bunun doğru olmasından korkar. Yarışta ne kadar erken geride kalırsan, öndekilere yetişecek o kadar zamanın olur. Yaptığın işler hep önemsiz,yapmadıkların hep önemlidir. Olaylar kendi haline bırakıldığında kötüden daha kötüye doğru gider. Problemlere getirilen Çözümler yeni problemler yaratır. Aptallar en basit şeyleri bozma konusunda son derece yaratıcıdırlar. Doğa, hata ve eksikten yanadır. Bir öğretmen, öğrencilerin öğretilen dersten başka yapacak işleri olmadığını varsayar Tecrübe, ihtiyacınız geçtikten sonra edinilir. Tecrübe, yenilen kazıkların bileşkesidir. Son olarak sizin de bahsettiğiniz bir kuralın genişletilmiş hali : "Herhangi bir cisim kendisine en çok zarar verecek biçimde yere düşecektir". Bu yasayı tamamlayıcı eklerle açıklayalım: a- Üzerine yağ sürülmüş bir ekmek diliminin yağlı yüzünün üstüne düşme olasılığı alttaki halının değeri ile doğru orantılıdır, b- Yere düşecek ilk, belki de tek parça en pahalı parça olacaktır, c- Eşyalar yere her zaman dik açıyla düşerler, d- Düşürülen her parça avadanlık, atölyenin en ulaşılmaz köşesine dek yuvarlanacaktır, e- ve siz onu ararken ayağınıza ilk çarpan şey de o alacaktır, f- Tezgahtan düşen küçük parçaların bulunma olasılığı parçanın büyüklüğü ile doğru orantılı, sizin işi tamamlama süreniz ile ters orantılıdır. Özlü Sözler Ölü helvasıyla pasta savaşı yapmak,ölüye saygısızlıktır. Tek katlı eve asansör yapmak israftır. Ön tekerleği dönmeyen bisikletin,arka tekerleği dönüyor mu diye bakmaya gerek yoktur. Tüp bebek yapacak kadın aşeriyorsa,canı dayak istiyordur. Hapşıran düşmana çok yaşa denmez. Gezici kütüphane otobüsünde hamilelere yer verilmez. Arabaların kelebek camlarına,önceden tırtıl camdın denirse arabaya saygısızlık olur. Su tabancasını şeytan doldurmaz. At nalı uğur getirseydi eşekler yük taşımazdı... Saatli bombaya rolex takılmaz. Yanlış tabela günde bir kere bile doğru göstermez. Evine Güneş giren doktorun diploması sahtedir. İyi bir insan nuoğoğuouoooğ diye gülmez. Her üçüncü Murat ile beşinci Murat arasında, bir dördüncü Murat vardır. Sağırla yatan kepçe kalkar. 4X4 teleferik olmaz. Hele rallisi hiç olmaz. Sağ ayağı 42 numara olanın, sol ayağı 38 numara olmaz. Yanağın içini traş etmekle sakalların kökü kazınmaz. Horlayan köpek ısırmaz. Havlayan tavşan da ısırmaz. Yürüyen merdivende basamak sayılmaz. Görünen köy kılavuz istemez olur mu hiç..(Turist rehberi Osman) Seçmece mazeretler İşte size işte veya okulda kullanabileceğiniz bir kaç küçük bahane (herşey çok güzel olacak gibin oldu çaktırmayın .. Eğer o gün işe gelmediyseniz ve neden diye sorulursa şöyle diin; -Arabamın pili bitti ve yakında sarj aleti olan kimse bulamadım(?!) -Köpeğim ayakkabılarımı yuttu. Çıplak ayakla işe gelmek kolay olmasa gerek?Di mi?..(Bunu kışın kullanın -Sabah evden çıkıp kapıyı kilitlerken anahtar, anahtar deliğinde kırıldı. Sabah sabah çilingirci bulamadım.Onun için de öğleye kadar beklemek zorunda kaldım. -içimden bi ses bugün ise geç kalmamı söyledi. -Kedim depresyon geçiriyodu.Onu yalnız bırakamadım. -Evimin önündeki yol kazıdan dolayı kapanmıştı.Yürümeye üsendim. -Dün akşam salata yapıyım derken parmağımı kestim. Eğer işe geç kaldıysanız ve neden diye sorulursa o zamanda şöyle diin; -Çalar saatimin pili bitmiş. -Fantazi kuruyodum, uyanamamıştım. -Dün aksam 3 saat mesai yaptığım yetmedi mi? Bu gün de geç geliim! -Karımla tartıştım. Sonuç: iki patlak göz bi kırık kol. -Geçici sağır oldum. Saati duymamışım. Ve son olarak da bir işi bıraktıktan sonra niye bıraktınız diye sorulursa şöyle diin; -Sana ne güdük! ister bırakırım,ister birakmam. Babamın işi mi! -Teröristler evimi basıp herşeyi kırıp döktüler. Büyük hasar var. Bu işten fazla para alamamıyordum. Bıraktım getti. -En genç emekli olan kişi olarak Guinnes Rekorlar Kitabına geççem. -Ararımm...Ararımmm...Ararımm seni heryerdeeee... Sorarııımm...Sorarım haddiniii...Zammmmııımmmm nerde???? -Bankaya benzer yüreğimmmm ee doğal olarak daaa para isterim... Ee onuda vermezsen beaaa ah eğer... Bende giderim güselim... 1- Saatim durmuş !! 2- Bugun hic keyfim yoktu gelip seninde canini sikmak istemedim 3- Amcamin karisinin kucuk kuzeni olmuş cenazesine gittim 4- Dolmuş şoforu paramin ustunu vermedi bende onunla kavga ettim olay cikti butun gece karakoldaydim. 5- Deprem oldu farketmedin mi?? Sana helikopterden bagirdim ama duymadin beni.. 6- Hadi be asil sen gelmedin beni ektin aşagilik ayu.. 7- Seni ektim ama iyi niyetliyim.. 8- Peşimde gizli servis casuslari var seni suc ortagim zannedebilirlerdi 9- Evet seni ekmiş olabilirim ama bu sayede arkadaşligimiz yeni bir boyut kazandi 10- Gece ruyamda sende beni ektin ama 11- Sen ekilmiicek adam misin ki? 12- Bak bu sana yeni bi tecrube oldu.. 13- Kahve falinda seni ekersem beni beklerken hayatinin insaniyla tanişacagin cikti 14- Eger ben gelseydim orada buluşsaydik elimize ne gecicekti ki yine ayni şeyleri yapacaktik 15- Benim dedigim Kadikoy iskelesi Kadikoy'de olandi salak !! 16- Buluşucaz dedigimde ciddi oldugumu mu zannettin?? 17- Seni taniyor muyum??! 18- Benim seni ekmemem mutlu olmamiz icin yeterli degildi 19- Iyi de şimdi seninle buluşucam da noolucak butun gun bayicaktin beni oof off... Iyi ki ekmişim 20- Arabanin frenleri tutmuyodu kopruden uctum.. 21- Tam sana geliyodum ki.. aa sen dunku maci seyrettin mi??? 22- Ya bak bahane dedin de bi kere Edi bana "Sana kola getirmemek icin 250 bahane sayabilirim" demişti sonra da saymişti sana onlari okudum mu ben? 23- Sen buluşmayi boşver sana gelirken seninkini eski sevgilisiyle elele gordum ne diyon bu işe? 24- Bugun Dunya Arkadaşlarinizi Ekme Gunu kultur zavallisi gudik.. 25- Ama biz paralel bi boyutta belki hani.. buluşmuşuzdur neden bu kadar sorun ediyorsun anlamiyorum. 26- Param yoktu senin parani mi yeseydim yani? 27- Annem dişari cikmama izin vermedi sana da haber veremedim. 28- Bana bir suru yalan soyletecegine şimdi sussan ve bir daha hic konuşmasan? 29- Sen olsan benimle mi buluşurdun yoksa yeni bilgisayarinla mi ugraşirdin? 30- Kes uzatma cekil git tepemi attirma benim ****** dangalak.. Işim gucum yok bi de seninle mi buluşucam? İş ilanları.. İş İlanlarının Anlamları TERCİHEN İNGİLİZCE BİLEN Yapacağınız işle bir ilgisi yok ama, bu sıra herkes ingilizce bilen eleman arıyor. Bir bildikleri olmalı. ARAŞTIRMACI, ÖĞRENMEYE AÇIK O kadar işin arasında sizi eğitecek ne paramız, ne de zamanımız var. Mesleğinizle ilgili gelişmeleri iş saatleri dışında kendiniz araştırıp öğrenmek zorundasınız. İNİSİYATİF SAHİBİ Üstlerinden habersiz iş yapabilecek, ancak başarısız olursa canına okunmasına katlanabilecek.. SİSTEM OLUŞTURABİLEN ISO çalışmalarına başladık. Yazılacak 78 adet prosedür var. SORUMLULUK ALABİLEN Vergi, sigorta müfettişleri bir usülsüzlüğü yakaladığında ? valla üstlerimin bu işlemlerden hiç haberi yoktu, onlara danışmadan kendim yaptım..." diyebilecek saflıkta olan. ERKEK ADAYLARIN ASKERLİĞİNİ YAPMIŞ OLMASI Bayansanız askerlik yapmış olmanız gerekmiyor yaani.( ne yaa, israil mi burası .) BİLGİSAYAR KULLANABİLEN Valla geçen gün arkadaşın aklına uyup bir bilgisayar aldık ama. KARİYER OLANAKLARI SUNAN ŞİRKETİMİZ Başlangıç ücreti olarak piyasanın altında veriyoruz, ama burada gece yarılarına kadar çalışıp yöneticilerin de gözüne girerseniz sizi terfi ettirebiliriz. SEYAHAT ENGELİ OLMAYAN Altınıza bir araba vericez, o şehir senin, bu kasaba benim deli dana gibi dolaşacaksınız. Evliyseniz sorun olabilir, isterseniz eşinize bir danışın.Ya da hiç danışmayın, bu sizin için iyi bir fırsat olabilir. Artık ona siz karar verin. İNSAN İLİŞKİLERİNDE BAŞARILI Şirketimizde herkes birbiriyle kavgalı, kimse kimseyle geçinemiyor. Bir de sizle uğraşmayalım. Üst yönetimin hoşuna gidebilecek şeyleri yapabilen, yalakalık becerileri gelişmiş. İKNA KABİLİYETİ OLAN Müşterileri kalitesiz ürünleri daha pahalıya almaya razı edebilecek. ANALİTİK DÜŞÜNEBİLEN Ne bütçeyi tuturabiliyoruz, ne de muhasebe hesaplarını. Herşey arap saçına döndü. Biri bizi bu durumdan kurtarsın. TERCİHEN YÜKSEK LİSANS MEZUNU, İNGİLİZCEYİ ANA DİLİ GİBİ KONUŞABİLEN, KONUSUNDA EN AZ ON YIL DENEYİMLİ, ASKERLİĞİNİ YAPMIŞ, 30 YAŞINI AŞMAMIŞ." Oha demeyin, aslında ne istediğimizi biz de tam bilmiyoruz, bu özelliklere sahip aday bulabilirmiyiz onu da bilmiyoruz. Ama patron yazalım diyor, ilan havalı oluyormuş. B SINIFI SÜRÜCÜ BELGESİNE SAHİP Size araba vericez ama şoför vermicez. Uzun yola alışıksınızdır umarız. TERCİHEN MUHASEBE VE / VEYA İNGİLİZCE BİLEN ( Valla gerçek !) Şimdi sizi tam olarak nerede kullanacağımızı bilmiyoruz. Ne kadar çok vasfınız olursa o kadar iyi... Hele bir siz işe başlayın.Gerisini sonra düşünürüz. Kötü Haber Vermenin En Akıllı Yolu Istanbul'da üniversitede okuyan genç kiz Ankara'daki babasina telefon etmis: -"Baba, meraba. Ben Lale...." -"Ooooo. Güzel kizim benim. N'abersin bakalim?..." -"Hiç sorma babacigim. Hiç keyfim yok valla..." -"Hayirdir? Bi sorun mu var?... Kiz aglamaya baslar; babasi ise üzüntü ve meraktan kafayi yemektedir: -"N'ooldu kizim? Anlatsana..." -"Murat evi terketti. Bosanmak istiyormus..." -"Ne evi lan? Ne bosanmasi? Sen ne zaman evlendin de bosaniyorsun?..." -"Hani senin hiç hoslanmadigin esrarkes çocuk vardi ya. Ben onunla evlendim." -"Iyi halt ettin, zilli. Neyse, artik yapacak bi sey yok. Versin mahkemeye, hemen bosanin..." -"Bosanalim ama benden 10 milyar istiyor. Eger vermezsem, iyi zamanlarimizda çektigi çiplak fotograflarimi Internetten herkese yollayacakmis...." -"Püüh. Rezil... Çiplak fotograf çektirdin, öyle mi?" -"Ama babacigim. O benim kocamdi. Ne biliyim böyle bir pustluk yapacagini." -"Peki. Olan olmus artik. Yarin havale ederim parayi...Ögleden sonra Bankaya gidip çekersin; sonra da alip yakarsin o kahrolasi fotograflari..." -"Sagol baba. Eeee. Sey...Bi de kürtaj için 2 milyara ihtiyacim var..." Adam artik iyice fenalasir. Boguk bir sesle konusur: -"Kürtaj mi? Bi de hamile mi kaldin o çocuktan sen?..." -"Aslinda ondan degil... Zenci bi çocuk vardi...Zaten o yüzden ayriliyoruz ya...." Adam bayilmak üzeredir. Nabzi yükselir, tansiyonu düser, artik inleyerek konusmaktadir: -" Biz seni oraya okumaya yollamistik. Sen ne haltlar çevirmissin. Allahim. Nedir bu basimiza gelenler...Okulu bititir bitirmez Ankara'ya dönüyorsun, yoksa kirarim bacaklarini..." -"Istersen hemen dönebilirim babacigim. Ben geçen yil okuldan atildim çünkü..." Adam masanin üzerindeki soguk su dolu sürahiyi basindan asagiya devirir ve ancak bu sekilde konusmasini sürdürebilir: -"Okuldan mi atildin? Hani birlikte avukatlik yapacaktik, zilli?...Eh ulan? Sen hele bi gel buraya. Ben sana yapacagimi bilirim. Evden disariya adim attirmiycam sana. Ilk isteyenle de evlendiricem...." -"O is zor be baba. Biliyorsun, moda oldu, artik evlenmeden önce esler birbirlerinden saglik raporu istiyorlar... Pek iyi bi rapor sunacagimi zannetmiyorum ben..." -"Allahim, çildiracagim... Bir de cinsel hastaliklar haaa.....Kesin o zencidendir..." -"Çok pis arkadaslari vardi. Bilmem artik hangisinden kapmisimdir..." Güm diye bir ses duyulur. Adam kisa bir süre için kendinden geçmistir; ancak hemen kendisini toparlayip tekrar telefonu alir. -"Hemen bu aksam dayini yolluyorum oraya. Seni alip gelecek. Adresini ver bakiyim..." -" Mahmutpasa Karakolu'ndayim... Gelirken kefalet için de biraz para getirsin yaninda..." -"Karakol mu?...Bi de karakola mi düstün layyynnn? Ne yaptin?...." -"Dün kafam çok bozuktu, çok içmisim. Araba kiralayip dolasmaya çiktim. O kafayla Arnavutköy'de kokoreççi dükkanina girdim. Ama neyse ki kimse ölmedi. Dükkan sahibiyle kiralik araba firmasina biraz para vermek gerekir sanirim..." Adam artik iyice fenalasmistir. Hatta fenalasmak ne kelime; adeta kahrolmustur. Telefonda kisa bir sessizlik olur. Kiz tekrar konusmaya baslar: -"Babacigim. Sakin üzülme. Bütün bunlar bir sakaydi. Ben sadece sinifta kaldigimi söylemek için aramistim..." Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykirir: -"Canin sagolsun be güzelim, bosveeerrr. Okul da neymis? Hiç mühim degil, tatli canin sagolsun senin...." Meftaların Son Sözleri Lan olum Rus ruleti öyle mi oynanır dur da göstereyim. - Teker teker gelin layn... - Sevgilim, abin bizi böyle görse ne yapardı? - Korkma, bu tünelden yıllardr tren geçmiyor... - Abi çevremizde fazla polis yok, teslim olmayalım, kaçalım abi... - Geeel, geeel, sağ yap gel. - Abi çok seri bi araba bu yaaa... - Demek piranha dedikleri şey bu. Hiho, bak Hulusi abi bıyıkları ile oynuyom bi şey olmuyo. - O irmikleri neden aldın Nurhan, helva mı yapıcan? Niye? - Burası Fener tribünü değil mi? - Bah bah bah hala uzunlarla geliyo... - Müjdemi isterim Turhan abi bi kızın daha oldu. - Ordular ileri... Allah, allah, allah, allah... - Kim bekler lan yeşilin yanmasını?! - Bekle Cemşit abi ben bi dalıp çıkıcam. - Hala karlı gösteriyor mu hanım? - Elektrikçiye ne gerek var canım, ben hallederim. - Gel abi burası boyu geçmiyo. - Vakkas abi. Senin için öyle böyle diyorlar, doğru mu? - Hihoha... Bak gelen şey köpekbalığına ne kadar da benziyor. - Rasim abi, kafesin kapısı kapalı değil mi? - Baba... Ben hamileyim. - Yapma Satılmış abi, şeytan doldurur. - Bu külüstür essahtan 200 yapıyor mu? - Semra'cığım bak arabanın ibresi 200'ü gösteriyor. - Ben öldükten sonra tablolarım çok para edecek Ayşegül.. - Boğaza gelip temiz hava almayı iyi akıl ettik... Çocuğum oynama şu arabanın el freniyle... - Doktora neyim gerek yok. Beni üfürükçü Sabit hocaya götürün. - Ohooo doktorun her dediğini yapsak açlıktan ölürüz birader. Hadi yeyin yeyin afiyet olsun... - Ulan, biz bugüne kadar kaç bomba imha ettik be! İşimi bana mi öğretiyon, lavuk! Kes şu mavi teli! - Sayın seyirciler! Simdi en büyük numaraya geldik. Aslanın ağzını açıp, başımı içine sokuyorum. - Burası eskiden mayın tarlasıymış ama artık bi tane bile kalma... - Havlayarak üzerimize geliyor, çünkü bu cinsler çok insan canlısıdır. - Paraşütü en aşağıda ben açacağım. - Komutanım, pimini çektikten sonra kaça kadar sayıcaktık? - Olum bu mantarlar zehirli değil, bak ben nasıl yiyorum. - Amma keskin virajmış yav!! - Dikkat kaptanınız konuşuyor: Eşhedü en la ilahe illallah ... (Pilot Temel) - Önüne baksana lan! Ne çarpıyon omzuma? - Bu kadar korkma canım! Bu yılanların hepsinin zehirleri alınmış. - Uçağın pervanesini görüyon mu? O kadar hızlı dönüyo ki sankim dönmüyomuş gibi. - Kaplanlar da aynı kedi yavruları gibidir. Bak böyle gıdışından sevicen bak iyi bak... Mezar Taşları Delil Yetersizliğinden beraat etti Kalp yetersizliğinden gitti Karnında fazla su vardı, adalelerinde kireçlenme, böbrekleinde kum, kanında da demir fazlalığı. Beton gibiydi, ama öldü Artık karısı geçeleri nerede olduğunu biliyor [Çapkın bir adamın mezartaşı] Allah taksitlerini affetsin [Memurun mezartaşı] Insanlar ölünce en son kalbi durur, Rahmetlinin dili durdu [Politikacının mezartaşı] Sevgili doktorum seni ikinci yaşamda dört gözle bekliyorum [Doktorun hatasından ölen hastanın mezartaşı] Bu onun ikinci ölümü birincisi onun evlendiği gündü [Mutsuz bir kocanın mezartaşı] Burada yatan tosun ziyaretçiyi öpsün [Bir grafiticinin mezartaşı] Hiç istemediği bir deplasmana gitti [Futbolcunun mezartaşı] Kişi başına düşen milli gelir artsın diye yaşamına son verdi [Vatansever bir vatandaşın mezartaşı] **** Kim demiş kırmızı ışıkta geçilmez diye? rahmetli geçerdi Hayatımı kaybettim, hükümsüzdür Rahmetli kayıkçıydı Son yolculuğunu imamın kayığıyla yaptı Yaşam tehlikeli bir şey Sonu ölmekle bitiyor Düşünüyordu... O halde yok edilmeliydi "Atın ölümü arpadan olsun" derdi Bira içerken öldü Olmaz ki ... Böyle de yatılmaz ki ... Kansız herifin biriydi Kan kaybından gitti Kendine ait bir toprağı olsun isterdi, Sonunda muradına erdi Hatalar • Eğer bir berber bir hata yaparsa, bu yeni bir tarzdır... • Eğer bir şoför bir hata yaparsa, bu bir kazadır... • Eğer bir doktor bir hata yaparsa, bu bir müdahaledir... • Eğer bir mühendis bir hata yaparsa, bu yeni bir atılımdır... • Eğer ebeveynler bir hata yaparsa, bu yeni bir kuşaktır... • Eğer bir politikacı bir hata yaparsa, bu yeni bir hukuk kuralıdır... • Eğer bir bilim adamı bir hata yaparsa, bu yeni bir keşiftir... • Eğer bir terzi bir hata yaparsa, bu yeni bir modadır... • Eğer bir öğretmen bir hata yaparsa, bu yeni bir teoridir... • Eğer bir patron bir hata yaparsa, bu bizim hatamızdır... • Eğer bir personel bir hata yaparsa, bu bir "HATA" dır İlginç Ölümler Bir işçi 600 tonluk press makinesinin, arasından emeklemek suretiyle geçerek, ucundaki 2450 santigratlık fırında sigarasını yakmaya çalıştı. Mekanı Cennet olsun... Kurtarmaya gelen ambulans yerde yatan yaralının suratına park etti. Yaralının toprağı bol olsun... Berberin "rahatlatma" amacıyla müşterisinin boynunu aniden sağa sola çevirmesi sonucunda, müşteri boyun kırılması ile bayağ bir rahatladı.. Allah rahmet eylesin... Kafasında mermer kırdırmaya çalışan medyatik bir karateci travma sonucu öldü. Midesine kaçan sineği öldürmek amacıyla ağzına sinek ilacı sıktı... Allah kalanlara akıl fikir versin... Bir arabaya 11 kişi binip viyaduğe uçmak süretiyle 11 kişi Allah'ın rahmetine kavuştu... Katda olmayan asansöre binmeye çalışan adam boşluğa düştü. Başımız sağolsun... Balkona 50 kişi çıktılar ve sonuçta balkon çöktü. Böylece toplu ölüm gerçekleşti... Ormanda zehirli mantarları mangalda bir güzel közleyip afiyetle yiyen aile bir daha evine dönemedi. Yatağındaki tahtakurusu ve bilumum haşaratı öldürmek için yatağını ilaçladı ve aradan iki, üç dakika geçmeden aynı yatakta derin bir uykuya daldı. Sabahı getiremedi... Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısına kaçan taşı çıkartmak için ayağını silkeleyen adam, o sırada yoldan geçmekte olan yardımsever bir laz vatandaşın elektrik çarptığını sanması üzerine, kafasına kürek, kalas vb sert cisimlerle vurularak vefat etti. Adam, yolda mutlu mesut yürürken kafasına balkon düştü. Toprağı bol olsun, iyi adamdı... Adam, para çekmek amacıyla girdiği bankamatik gişesinde elektrik çarpması sonucu öldü.. Trafik kazasından yaralı olan adam, kurtarıldı. Gayet sağlıklı bir şekilde olayı atlatan adam ambulanscı amcanın "yav sen bin hele film falan çekelim" demesi üzerine hastaneye gitmeye ikna edildi. Adam yolda ambulansın kaza yapması sonucu öldü. (Ambulanscı amca hala sağ) Adam çok sıkışmıştı. İhtiyacını bir yerde gidermesi gerekiyordu. Müsait bir yerde pozisyon aldı ve icraata başladı. Nereden bilebilirdi ki işediği yerde elektirik tellerinin olduğunu... Nüfus sayımı nedeniyle bom boş olan otoyolda bir sayım görevlisi bariyerlere çarptı ve vefat etti... Aynı işyerinde biri gündüz bir gece vardiyasında olmak üzere çalışmakta olan baba, oğuldan; biri mobylette motor ile işe gitmekte diğeri ise bir başka mobilette ile eve dönmekte iken, yol üzerindeki sert bir virajda karşılaştılar ve birbirlerine selam vermek isterken çarpışıp beraberce Hakk'ın rahmetine kavuştular... Sarhoş bir şekilde tem otoyolunda seyreden bir araçtaki beş kişi; radyoda çalmaya başlayan oynak bir şarkı üzerine aracı sağa çekdiler ve tem'de göbek atmaya başladılar. Sonucuna katlandılar tabii. İşin ilginç yanı ise bu 5 kişiden 5'ininde ölmesi ve beşine de ayrı ayrı araçların çarpmış olması... Giriş katın bir kat altında olan ve Üstü ahır olarak kullanılan köy kahvesinde okey oynayanlar, üstlerine, katın çökmesi sonucu inek,öküz vb. büyükbaş hayvanların düşmesi ile köy mezarlığındaki anahtar teslim çukurlarına yerleştiler... Eskiden anlatılan bir lunapark vakası: Parkın 2 kafadar gece bekçisi, park kapandıktan sonra, dönen salıncaklara binmeye karar vermişler. Yönetici kabinine girmişler aleti çalıştırmışlar. Makinenin ısınması için 1 dakika kadar süre gerekiyor tabii. Salıncaklara bir güzel kurulmuşlar. 1 dakikalık süre geçmiş alet çalışmaya başlamış. Ama 2 kafadar seans süresini ayarlamayı unutunca, bütün gece kusarak Hakk'ın rahmetine kavuşmuşlar... Cem Yılmazdan Seçmeler ** Sık sık ameliyat olun, içiniz açılır! ** Oğlumun adını mafya koydum, artık ben de mafya babasıyım... ** Yazılıdan sıfır aldım, ama öneli olan katılmaktı... ** 1959'da içilen kahvelerin hatrı doldu, duyurulur. ** Yasamaya ayrı, yürütmeye ayrı zaman mı? Ben darbe kullanıyorum. Yıkıyorum, çıkıyorum. ** Sizde bit şampuanı var mı? Kirlendi hayvancıklar... ** Bende şeytan tüyü yok. Epilasyonla aldırdım. ** Size yapılmasını istemediğiniz şeyi başkasına yapın. Çok zevkli oluyor. ** Abi, beni niye anlamıyon... Sende idrak yolları enfeksiyonu mu var? ** Şiddete karşı savaş açın. Şiddet yanlılarını kurşunlayın! ** Beşbinkere söyledim; abartmayı bırak! ** Eğer turist sezonundaysak, neden onları avlamıyoruz? ** Son gülen sen olacaksın. Çünkü geç anlıyorsun... ** Ey yükselen yeni nesil... İn ulan aşağı! ** Gençliğim acı veriyordu, ameliyatla aldırdım. ** Ege bir Yunan gölü deeldir. Ege, bir Türk gölü de deeldir. Biaenaleyh Ege bir göl deeldir. ** Adamın biri birgün eczaneye sinek ilacı almaya gitmiş. Eczacı ona, 'Sineğinizin neyi var acaba?' demiş. ** Temel Fransa'ya gitmiş. Tabelada Fransa yazıyoruş. O da, 'Aaaa... Burayı da mı Sabancı aldı?..' demiş. ** Çocuğun biri, birgün kafasını ıslatmadan şampuanlamaya başlamış. Annesi de, 'Oğlum hiç saç ıslatılmadan şampuanlanır mı?' deyince, çocuk: 'Ama anne, bu şampuanda kuru saçlar için yazıyor...' ** Bir fil elektrik direğinden daha yükseğe zıplayabilir mi? Elektrik direği zıplayamaz ki! ** Yes abicim. Türkçe eğitime benden de okey! Değişik tipler APTALLAR Belki abartiyorum ama düsünceli bir halin var. Eger söyledigim bir seye darildiysan bileyim. Sonra yine söylerim. Demek benimle tartismak istiyorsun. Beynimi aldirip geleyim. Sartlarimiz esit olur. Öbür dünyaya giderken yaninda sadece sigara götür; atese ihityacin olmayacak. Eger bir gün yolun düser de benim evin ordan gecersen lütfen gecip git ! Ne söylesen inanir. Böylece düsünme zahmetinden kurtulmus olur. Aklina iyi bir fikir gelmis, acemi sansi. Baba demesini 6 yasinda ögrenmis, babsinin aslinda halasi oldugunu ögrendiginde 9 yasindaymis. Her dogum günü bilim dünyasinda olay oluyor. Bilim adamlari bir insanin beyni olmadan kac yil yasayabilecegini merak ediyorlar. Beyin nakli için bir maymun beyni araniyormus. Daha önce takilan maymun beyni onu reddetmis. Ilkokul diplomasini alacagi gün o kadar heyecanlandi ki, tras olurken yüzünü kesti. Söylediginiz her sey, bir kulagindan girip öteki kulagindan cikar. Arada trafigi engelleyecek bir sey yok. Odun kafali oldugu muhakkak. Sacini eliyle düzeltse eline kiymik batiyor. Fazla kilolarini aldiracakmis...Kafayi kestirecek ! AYILAR Sigarayi haliya attiktan sonra yangin cikmasin diye üzerine icki dökmeyi kibarlik sayiyor. CIRKINLER Cok carpici bir yüzü var. Kimbilir nerde carpmis. Estetik tedavi icin basvurdu. Bizim yapabilecegimiz bir sey yok deyip kaportaciya yolladilar. O kadar kisa boylu ki gaz birakti mi yerden toz kalkiyor. Sag gözünden akan yas, sol yanagindan yuvarlaniyor. DALGINLAR Alacagi seyleri unutmamak icin alis-veris listesi yapar ve listeyi evde unutur. Yumurtayi elinde tutar, saati 3 dakika kaynatir. GICIKLAR Bir sey söylemeden önce düsünür. Bu ona daha boktan bir sey söyleme sansi verir. GÜVENILMEZLER Öyle sahtekar ki, takma disinde bile cürük var. Sirtinizi sivazliyorsa dikkatli olun ! Bicagi saplayacagi yeri bulmaya calisiyor demektir. Sigaranin zararlariyla ilgili bir sey okumussa, gelir sigarasinin dumanini yüzünüze üfler. Alis-veris yaptigi magazadan "borcunuz bir yillik oldu" diye bir mektup aldi. Hemen oturup cevap yazdi."Nice yillara"... Bogulmak üzere olan bir adama halatin her iki ucunu birden firlatir. KAYBEDENLER Ayni yanlisi iki kere yapmaz. Her zaman yapacak yeni bir yanlis bulur. IYIMSERLER Yetmis yasinda evlendi, ilkokula yakin ev ariyor. Önce bir milyarin vergisini hesaplar sonra piyango bileti alir. KÖTÜ KADINLAR Arkadasi "benim karim bir melek" deyince adamcagiz "ne kadar sanslisin, benimki hala yasiyor" demis. KÖTÜ KOCALAR Bir keresinde banyodan ciktiktan sonra karisinin saclarini oksamis. Banyoda havlu yokmus... POLITIKACILAR Secilmeden önce yaptigi vaatleri asla unutmaz. Bir sonraki secimde yine ayni vaatlerde bulunur. TALK SHOW'CULAR Memleket meseleleri hakkinda konusmayi seviyor. Hep kendinden bahsetmesi bu yüzden. Beyni kabiz, cenesi ishal. TEMBELLER Ne zaman calisma arzusu duysa, divana uzanir ve gecmesini b İlk Türk Uzaya Çıkınca İlk Türk uzay adamı (artık astronot mu denir, kozmonot mu denir, uzay fatihi mi denir bilinmez) uzaya çıktığında atılacak olası gazete manşetleri - Kendimizi aştık... - Bekle ay geliyoruz... - Galaksi galaksi duy sesimizi, işte bu Türklerin ayak sesleri!.. - Uzaya kapak attık... - Artık biz de uzaylıyız - Türkler uzayda - Türk'üz doğruyuz uzaylıyız... - Bu bizim için büyük, insanlık için küçük bir adım! Gaza gelmiş bazı gazete başlıkları - Alemin kralı geliyor.. - Bekle bizi İngiltere.. - Uzay tamam sıra güneş'te! - Bekle bizi samanyolu - Marslılarla Türkler arasında genetik bağ bulundu! Star - Açın mekiklerimizin önünü! durduramazsınız... Hürriyet - Uzanlara rağmen... Milliyet - İstikbale eriştik (yanda üzerinde oynanmış bir Atatürk resmi, yanında mekik) Sabah - İlk biz duyurmuştuk.. Zaman - Ve mümin uzayda Türkiye - Allah'a şükür.. Vatan - İşte Hezarfenin torunları. Bulvar - Uzaya da girdik yada milli olduk Star - Uzayın ulen Hürriyet - Aydın doğandan Türk astronotlara jest Akit - Uzayda duyulan ezan sesi Sabah - Aydın doğandan büyük şantaj Şamdan - Marslı erkeğimin geyşası olurum Bulvar - Ay fena oluyorum Star - Güneş ufuktan şimdi doğar yürüyoruz uzayaaaa Star - Welcome to space Spor sayfasının manşeti.. Hürriyet - Fenerbahçe rüya takımı kurdu.. Fanatik - Uzaylılar da Fenerbahçeli mi? Fotomaç - Bir gün her uzaylı fenerli olacak Milliyet - Uzay Fener'e dar gelecek.. Köşe yazarı başlıkları.. Oktay Ekşi - Marslılara savaş açalım.. Ertuğrul Özkök - En pahalı mars şarabını içtim.. Erman Toroğlu - N'aber hıncal bak gönderdik çocuğu uzaya.. Nihat Genç - Uzaylı olmanın topluma negatif etkisi.. Hıncal Uluç - TK00XV2 plakalı uzay aracı'nın sorumsuz astronotu..O ne dönüş öyle kardeşim ? Emin Çölaşan - Uzay mekiğinin yapımı için neden iki firmadan teklif alınmadı ? Bekir Coşkun - Bindik bir alamete gidiyoz kıyamete.. Ahmet Altan - Astronotları çıldırtan kadınların öğleden sonraları ten kokusu ne ola ki ? Ayşe Arman - Yine evleniyorum.. Turgay Şeren - Ben geçen haftaki yazımda belirtmiştim.. Haydar Dümen - Aktif seks uzayda olmaz. Haşmet Baboğlu - Uzayda mı olmak, dünyada mı olmamak konusuna dikkat etmek lazım.. Yabancı basından başlıklar.. Washington Post : Insanlı ilk Türk uzay aracı astronotu almadan uzaya çıktı.. Le Figaro : Astonotlar arasında hiç Kürt yok.... Die Zeitung : Verhaugen : 'Büyük başarı, eğer mekiği sağ salim indirirlerse, 2034'de müzakerelere başlarız' dedi.. Die Welt : Aya gitmesi gerekirken mars'a yönelen insanlı ilk Türk uzay aracı İstanbul üssünün yardımıyla Jüpiter'e indi.. Corierra Della Serra : Incedibile..Berlusconi, Türk Astronot'un çocuğunun sünnetinde kirve olacak.... Elefteros Rimos : Yunan hükümetinin büyük hezimeti.... İşyeri Kuralları Bu işyerinde patron daima haklıdır. (Çünkü maaşlarınız onun kasasında saklıdır) Bu işyerinde hertürlü hastalık mazeret kabul edilmez. Getireceğiniz rapor kanıt sayılmaz. (Doktora kadar gidilebilenin işede gelebileceği varsayılır.) Patron hertürlü amelliyata çok kızar. O, sizi tüm organlarınızla işe almıştır. Amelliyatla alınan her organ için maaşınızdan %10 kesilir. (Özellikle de diş ve tırnaklarınıza mukayet olunuz.) Birinci dercede dahil akraba ölümü işten kaytarmak için mazeret kabul edilmez. Ölen sizseniz, bu geçerli bir mazeret sayılabilir. Ancak iş ahlakına uygun olması bakımından bu durumu 15 gün önceden haber vermelisiniz. (Böylece iş aksamadan yerinize biri geçirilir.) Bu işyerinde patronun odasına kendi fiikirilerinizle girebilirsiniz. (Ancak patronun fikirleriyle çıkmak zorundasınız.) Bu işyerinde kitap zaten, gazete okumaksa katiyyen yasaktır. Bu işyerinde uyumak kesinlikle affedilmez. Şekerleme yapanlar ise uyarılmaksızın maaş kesimine uğratılır. (Patron uyumaz, gözlerini dinlendirir.) Patron, çalışanların akşam eve gitmesini para ve zaman kaybı sayar. Sabah zaten işyerine dönüleceğinden eve gitmek özel izne bağlanmıştır. (Bütün masalarda çekyat olma özelliği vardır.) Mesai saatlerinde tuvaleti kullanmanız yasaktır. Tavsiyeler Zam aylarında çok sefil bir tavır alın. Yani olduğunuz gibi görünün. Ne demişler ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol... Patrona sakın bulaşmayın. O size bulaşırsa kötü olur. İyi bir eleman olmanın ilk şartı : "Bugün patron için ne yaptım" sorusunu her mesai sonunda kendinize sormak ve iyi şeyler yaptıysanız patrona bu durumu rapor halinde iletmektir. Patron geleceğinizin garantisidir... Patronun haksız olduğu durumlarda işyeri kuralları 1. madde geçerlidir. İşyerinde Çalışıyor Gibi Görünmek Ülkemizde de ilgiyle izlenen Seinfeld dizisinde George Costanza`yı canlandıran Jason Alexander, iş yerinde "çok çalışıyor" görünmek isteyenlerin yapması gerekenleri sıraladı. İnternet kullanıcıları arasında dolaşan kurallar listesinin ilk maddesi ; "Her zaman ellerinde dökümanla yürü". Alexander`a göre, ellerinde çeşitli döküman bulunan insanlar, özellikle işverenlerin gözünde kolayca çok çalışıyor imajı çizebiliyorlar. Jason Alexander`a göre "Çalışıyor Gözükmenin 10 Kuralı" şöyle : Her zaman ellerinde dökümanla yürü. Bilgisayarı meşgulmüş gibi kullan! Tabii iş yapıyorum diye e-postalarını kontrol edebilir, sohbet edebilir, hatta sevdiğin bir arabanın özelliklerini takip edebilirsin. Eğer patron yakalarsa, "Yeni bir yazılım deniyorum" mazereti genellikle çalışır. Masanı kalabalık tut. Çalışma masası üzerinde ne kadar çok malzeme varsa o masanın sahibi, iş verenlere, o kadar çok çalışkan gözükür. Bu sebeple masanızda ilgili ilgisiz her zaman bir sürü şey bulundurun. Sesli mesaj sistemi kullan. Gün boyu seni sürekli birileri arayarak onlar için bir şeyler yapmanı isteyecektir. En önemlisi de senin internet' te sörf ile geçebilecek zamanını çalacaklar. Bu sebeple eğer mümkünse sesli mesaj sistemi kullanmak akıllıca bir çözüm olur. Hatta cihaza "Yoğun işlerim sebebiyle şu an yanıtlayamıyorum, lütfen adınızı ve telefonunuzu bırakın, daha sonra size döneyim" mesajı yerleştirmek akıllıca bir davranış olur. Sabırsız ve huzursuz davran. Eğer işverenlerin gözü önündeyken aceleci ve huzursuz davranırsan, patron sizin çok çalışmaktan gerilmiş olabileceğini düşünecektir. Ofisi geç terk et. Her zaman çalıştığın yeri geç terk et. Özellikle patron oradaysa ondan önce asla çıkma. Masanda bazı magazin dergilerini ya da gazeteleri oku ama sakın erken çıkma. Etkileyici iç geçir. Aynı ortamda birileri varken yüksek sesle iç geçirmek, evrendekilere son derece yoğun ve baskı altında olduğun mesajını verir. Patronlar buna bayılır. Yığın stratejisini iyi uygula. Odanın kalabalık ve sürekli çalışılır bir yer olduğu mesajını vermek için sadece masanı değil, yerleri de bir şeylerle doldur. Kalın bilgisayar kitapları olabilir. Özellikle patron odaya geldiğinde üzerinde kitapların bulunduğu bir koltukta kendisine yer açmanız patronun size minnetle bakmasını sağlayacaktır. Kendi sözlüğünü kendin yarat. Bazı teknik terimleri öğren ve bunları özellikle toplantı zamanlarında bol bol kullan. Kimse ne söylediğini anlamayabilir ama öğreneceğin bu kelimeler patronunun gözünde minnettarlık olarak sana geri dönecektir. Patrona göndereceğin yazılara dikkat et. Örneğin burada anlattığım taktikleri arkadaşlarına gönderirken sakın patrona da gönderme! Kendime yalan söyler miyim? Kendinize karşı da yalan söyleyip söylemediğinize doğrudan karar vermektense, yalan söylemenin size cazip gelip gelmediğini, saptamanız daha iyi değil mi? Aşağıdaki cümlelerden kaçı sizin de ağzınızdan çıktı? Yarın rejime başlıyorum Ben hiç değişmedim ama akranlarım ne kadar yaşlanmış! Sigarayı istesem hemen bırakabilirim ama istemiyorum. Seks her şey demek değildir. Birazcık geç gitsem kimse farkına bile varmaz. Şu kadarcık yemekte ne kalori olacak ki! Benden başka herkes yapıyor. Davet edilmedim ama ben zaten o partiye gitmek istemiyordum ki! Seninle evlenmek istediğimi kim söyledi? Doğum günümü bilerek unutmadıklarından eminim. Değerlendirme; Her "doğru" cevabı için kendinize bir puan verin. 0 puan: Sadece kendinize değil bu teste karşıda yalan söylüyorsunuz. Bu sizi hiç endişelendirmiyor mu? 1-3 puan: Kendinizi kandırma diyarına doğru yavaş yavaş gidiyorsunuz. 4-6 puan: Dönüşü olmayan noktayı geçmek üzeresiniz. 7-9 puan: Ailenizin sizi artık reddettigini düşünüyorsunuz, üstelik haklı olduklarını da biliyorsunuz. 10 puan: Derhal Amerika'daki intiharcı doktor Kevorkyan'a başvurun çünkü yaşamanız hiçbir neden kalmamış! Mutlu Son İki sevgili varmış Hani insanın içini kıpır kıpır ettiren umut dolu bir sevgiymiş onlarınki. Evlenmeyi düşünüyorlarmış. Derken bir gün delikanlının yurt dışıina gitme mecburiyeti doğmuş. Kız gözyaşları içinde kalmış. Onsuz nasıl yaşayacağını bilemiyormuş. O zaman delikanlı cebinden bir yüzük çıkartmış ve demiş ki 'Ben iki yıl sonra döneceğim. Eğer döndüğüm güne kadar parmağından bu yüzüğü hiç çıkartmazsan beni gerçekten sevdiğini anlayacağım ve hemen evlenecegiz.' Genç kız çaresiz kabul etmiş. Çocuk gitmiş. Kız yüzüğü hiç ama hiç çıkartmamış. Taa ki... Taa ki sevgilisini karşılamaya gittiği güne kadar. O gün rıhtımda durmuş kendisine nişanlısını getiren geminin kıyıya yanaşmasını izliyormuş heyecanla. Birden güvertede delikanlıyı görmüş. Yüreği ağzına gelmiş. Sevinç içinde kendisini göstermeye çalışmış. Elini cebinden çıkartıp sallayayım derken "şıp" diye bir sesle irkilmiş. Yüzük parmağından düşmüs, denizin derinliklerinde kaybolup gitmiş! Ne yaptıysa, ne söylediyse delikanlıyı ikna edememiş. Çocuk kızı terk etmiş. Zaman geçmiş. Kız bir gün hep nişanlısıyla birlikte gittikleri balıkçıya uğramış. Birde bakmış ki delikanlı orada! Hemen yanına yaklaşıp olanları anlatmaya çalışmış. Delikanlı ilk başlarda biraz soğuk davrandıysa da sonunda yelkenleri suya indirmiş. Uzun ayrılığın getirdiği özlemle birbirlerine sarılmışlar. Mutluluk yüzlerinde okunuyormuş adeta. Bu olayın şerefine hemen yemek sipariş etmişler. Bir kaç dakika sonra bir tabakta balıkları gelmiş. İştahla çatal bıçağa davranmışlar. Balığı kestiklerinde içinden ne çıkmış dersiniz? Yüzük dediniz değil mi? Bilemediniz. Kılçık! Siz çok fazla Türk filmi seyretmişsiniz... Ne idüğü belirsiz şeyler Bu yazıda U.F.O. fenomeninin ne olduğunu inceleyeceğiz. Önce U.F.O. ne demektir ona bakalım. U.F.O. gavurca "Undefined Fucking Objects" kelimelerinin baş harflerinden meydana gelmiştir. Türkçe anlamı ise "Koduğumun Uçan Şeyleri". Türkçesini kısaltırsak "K.U.Ş." Ama Türküede K.U.Ş. bildiğimiz kuş anlamına geldiğinden ve moda olmadığından biz gavurcasını, yani U.F.O.'yu kullanacağız. UFO adından da anlaşıldığı gibi ne idüğü belirsiz uçan şeyler demektir. Yani bişeyin UFO olabilmesi için once ucması ve ne idüğü belirsiz olması şarttır. Mesela uçaklar UFO değildir, çünkü ne oldukları bellidir. Bülent Ersoy da UFO değildir. Ne idüğü belirsiz olmasına rağmen uçamadığından UFO olamaz. Yani illaki ucacak ve ne olduğu belli olmayacak! Dünyada yapılan UFO ihbarlarının %95'nin kuş sürüsü, balon, uçak, bulut v.s. gibi normal şeylerdir. %5'lik kısım ise muammalarla doludur. Bizi de ilgilendiren iste bu %5lik kısımdır. TANRILARIN ARABALARI: UFOcuların kutsal kitaplarından biri. Erik Von Daniken adında bir uyanık tarafından yazılmıştır. Bu kitapta Erik Von Daniken (ona kısaca Erik diyebiliriz) çok eski zamanlardan beri uzaylıların dünyaya geldiğini arkeolojik buluntularla ispat etmeye çalışmaktadır. Mesela Mısırdaki piramitleri uzaylılar yapmıştır. Sadece piramitler değil Cin Seddi, Maya ve Inka şehirleri, And dağlarının tepesindeki devasa resimler, İngilteredeki Stonehenge (Peri Bacaları, Pamukkaledeki Travestiler (bazıları traventen de der), v.s. v.s. Bunların hepsini uzaylılar yapmışlardır. Uzaylıların başka işi gücü olmadığından dünyaya gelip taştan topraktan şeyler yapmaktadırlar. Şimdi Eriğin iddialarını ayrıntılı biçimde inceleyelim: Piramitlerden Örnekler Eriğin İddiası: Mısır piramitleri milyonlarca taş bloğun üst üste konmasıyla yapılmışlardır. Bu kadar taşı düzgünce kesip piramit yapmak insanların işi olamaz. Uzaylılar bu taşları laserle kesmişler ve üstüste dizmişlerdir. Doğrusu: Eğer piramitleri Eriğin iddia ettiği gibi uzaylılar yapmış olsaydı, piramitin inşaati birkaç hafta ancak sürerdi, fakat ortalama 30 yıl sürmıştür. Demek ki uzaylılar çalışmak yerine dötlerini devirip yatmışlardır. Oysa bu taşları binlerce amele çok uzaklarındaki taşocaklarından anaları ağlayarak çıkarmış, yontmuş, taşımış ve üstüste koymuşlardır. Eriğin İddiası: Piramitlerin taban alanının yüksekliğiyle toplamının 120.000.000'la çarpımı dünyanın güneşle olan uzaklığını vermektedir. Bunu o zamanın adamları nereden bilecek? Bunu ancak uzaylılar bilir. Doğrusu: Ulaşmak istediğiniz bir sayıya çeşitli denklemler kullanarak ulaşabilirsiniz. Mesela Bülent Mersoyun'un dötünün yarıçapının karesinin memelerinin yüksekliğine bölümünün 100.000.000'la çarpımı da dünyayla güneş arasındaki mesafeyi verir. Bülent'in dötünü de mi uzaylılar yapti? Eriğin Iddiası: Maya, Aztek, İnka gibi eski Amerikan medeniyetlerini uzaylılar kurmuşlardır. Onların da binaları piramit şeklindedir. Sirius yıldızını da biliyorlardı. Bunlar çok mükemmel takvimler yapmışlardı. Ve muazzam bir medeniyet kurmuşlardı. Uzaylılar yardım etmese NAH yaparlardı. Doğrusu: Uzaylılarda piramit saplantısı var herhalde. O piramitlerde rahipleri tanrılara binlerce insanı kurban ediyolardı. Sirius yıldızını tabii biliyorlardi, çünkü göğe bakan herkes bilebilir (Sirius nedense UFOcuların en sevdiği yıldizdır, nerden öğrendilerse). Tarım toplumu olduklarından iyi bir takvim geliştirmişlerdi. Eski Amerikan medeniyetleri çok gelişmiş oldukları halde tekerleği bilmiyorladı. Demek ki uzaylılar da bilmiyordu. Ama uzay gemileri tekerlek şeklinde. Allah Allah! Erigin İddiasi: And dağlarının tepesinde bulunan Nazka'daki devasa kertenkele, kuş, yılan resimleri uzaylıların yollarını bulabilmeleri için yapılmış şekillerdir. Bunlar yerden bakıldığında hiçbir anlamı yoktur. Bunların tadına varmak için havadan bakmak lazımdır. İnsanlar böyle şeyleri niye yapsınlar ki, böyle salak şeyleri ancak uzaylılar yapar. Dogrusu: Uzaylıların radarı falan yok herhalde. Koskoca uzayda nasıl dolaşıyorlar da, dünyada kayboluyorlar. Bu resimlerin niye yapıldığını arkeologlar hala araştırıyorlar. Bulana bizden bir adet kesmeşeker. Eriğin İddiası: Mağaralardaki ve tapınaklardaki astronot ve uzay gemisi resimleri ilkel insanların uzaylıları gördüğünün en kesin kanıtıdır. Dogrusu: Bu resimler her anlama gelebilecek resimlerdir. Mesela mağara duvarındaki kocakafalı adam resmi astrontu temsil etmektedir. Buna sebep çizenin beceriksizliği degil uzaylılarin dünyaya gelmeleridir. Yine tapınaklardaki kargacık-burgacık adam resimleri de uzay gemisine binmiş uzaylı resimleridir. Resimlere dikkatli bakınca adamın uzay gemisine değil tombul bir hatuna binmiş olduğu gorülür. Eriğin İddiasi: İnsanları uzaylılar imal etmişlerdir. Uzaylılar maymunları genetik işlemlerden geçirerek insan haline getirmişlerdir. İnsanlar aslında uzaydan gelenlerin torunlarıdır. İnsanlar gerizekalı yaratıklarken onların genlerini değiştirerek evrimlerini hızlandırmış ve modern insanı yaratmışlardır.İnsanlar uzaylılar gelmeden önce kendi kendilerine evrim geçirip bu hale gelmişlerdir. Cennet uzayda bir gezegendir. Adem ve Havva aslında uzaylıdır. Sirius yıldızının bir gezegeninde yaşayan atalarımız bu gezegenin yok olmasi üzerine bu dünyaya gelmişler ve kendilerini dünyanın şartlarına uydurmuşlardır. Dogrusu: Erik, bu mevzuuda tam anlamıyla sıçmıştır. Yukarıda görülen ve birbiriyle anormal şekilde çelişen bu fikirlerin hepsi Eriğin iddialarıdır. Uzaylılar insan yaratmak için maymun yerine sığırları seçselerdi acaba neye benzeyecektik. Niye elin gezegeninde insanı yaratıyorlar? Başka işleri mi yok? insanların nasıl yaşadığından onlara ne? Madem geliyolar o zaman neden piramit gibi hiç bir işe yaramayan şeyler yapıyorlar? Nil taşınca bir sürü insan ölüyor. Piramit yapacağına, o taşlarla set, baraj falan yapsalar ya. Böyle şeyler yapmazlar, niye? Çünkü evrensel kanunlara (?!) göre gezegenlerdeki medeniyete müdahale etmek yasak. Madem yasak ne diye gelip piramit, kuş resmi, heykel falan yapıyorlar? Neden insanların genleriyle oynuyorlar? Hade ulen!!! Niye ALO Deriz? Telefonda hemen hemen hergün kimbilir kaç kez kullandığımız "Alo" sözcüğü, gerçekte bir sevgilinin kısaltılmış adıdır. Sevgilinin tam adı Allessandra Lolita Oswaldo'dur. Bu sevimli genç kız, telefonu icat eden, A.Graham Bell'in sevgilisiydi. Graham Bell telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti. Atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita Oswaldo'dan başkası olamayacağını bildiğinden Graham Bell, telefonu açar açmaz "Allessandra Lolita Oswaldo" diyordu. Bell, zamanla sevgilisine, adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında onu "Ale Lolos" diye karşıladı. Çalışmaları uzadıkça Graham Bell, sevgilisinin adını daha da kısalttı ve öne iki heceli bir ad buldu. Bu kısa ad "Alo" idi. Allessandra Lolita Oswaldo, geliştirip, tüm kente yaymaya çalıştığı telefondan başka birşey düşünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca Graham Bell'i telefonuyla başbaşa bırakıp onu terketti.Yaşlı Bell, sevgilisinin birgün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı. Kentte çekilen telefon hatlarının sayısı da giderek artmaya başlamıştı. Graham Bell'i artık başka kişiler de arıyordu. Fakat o, telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak telefonunu "Alo" diyerek açıyor ve artık herkes "Alo" diyordu. O günlerde hemen herkes telefonu açtıklarında Alexander Graham Bell'in anısına saygı olarak "Alo" demeye başladı. Bugün tümümüzün kullandığı "Alo" sözcüğü işte o günlerden günümüze uzanmaktadır. Osman Efendi'nin Ağrıları Osman Efendi bir sabah müthiş bir başağrısıyla uyanır. İlaç alır geçmez. Bir iki gün bekler, ağrı devam eder. Doktor çağrılır.Doktor muayene eder, ağrı kesiciler verir, gider. Lakin Osman Efendi'nin başağrısı artarak sürer. Üstüne üstlük başağrısı yanısıra gözleri de yaşarmaya başlar. Baska doktorlar çağrılır... Osman Efendi Uşak'ın ileri gelenlerindendir, ağrıyı kesene servet vaat eder. Doktorların hiçbiri ağrıyıdurduramadığı gibi sebebini de bulamaz. Ev halkı birbirine karışır, başağrısından geceleri uyuyamayan Osman Efendi'yi İstanbul'a götürmeye karar verirler. İstanbul'da en iyi doktorlar seferber olur. Röntgenler, beyin tomografileri çekilir, testler yapılır... Görünüşe bakılırsa Osman Efendi turp gibidir. Oysa dayanması gittikçe zorlaşan başağrısı ve gözyaşlari hayatı çekilmez hale getirmiştir. Ağrı kesici iğnelerle zor ayakta duran Osman Efendi bu defa da apar topar yurtdışına götürülür. O devirde Amerika değil İsvicre moda, Zürih'e gidilir.Haftalarca hastanede kalınır, onlarca profesör konsültasyon yapar, testler tekrarlanır. Sonuç: Efendi'ye teshis konulamaz. Artık yerinden kalkamayan Osman Efendi'ye ağrı kesici iğneler verilir, altmışlarını süren adamın ülkesine dönüp "dinlenmesi", daha doğrusu son günlerini evinde-geçirmesi tavsiye edilir. Osman Efendi bitkin, aile perişan. "Kader" denilir, Uşak'a dönülür. Osman Efendi yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar. Bir gün, hastanın keyfi gelsin diye, Osman Efendi'nin eski berberi "Berber Mehmet" cağrılır Berber yataktan kalkamayan Osman Efendi'yi tıraş ederken, adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler. Berber Mehmet bir an düşünür. "Beyim" der,"Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın?" Bir bakar, "Hah işte" der "Kıl dönmüş. "Osman Efendi'nin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker. Ev halkı Osman Efendi'nin köyü ayağa kaldıran çığlığıyla odaya koşar. Berber Mehmet, Osman Efendi'nin elinden zor alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla kapı dışarı edilir. Osman Efendi'nin kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır.Ertesi sabah Osman Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin yaşarması geçmiştir.Başağrısından ise eser kalmamıştır. Dönen kılın sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz ızdıraplara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder. Çözümün bu kadar basit olabilecegi kimsenin aklına gelmemiştir. Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, Berber Mehmet'i çağırtır ve ona bir servet bağışlar. Şimdi bu gerçek hikayeyi niye anlattık? 1. Vergiden turizme, sosyal güvenlikten adalet reformuna kadar Berber Mehmet efendilerin fikirleri var, dinlemek gerek..... 2. Bazen büyük sorunların cok basit çözümleri olur. 3. Burnundan kıl aldırtmayanların başı çok ağrıyabilir. Öğrenci Evinin Anatomisi Her öğrenci evinde muhakkak 'nöbetçi sistemi' uygulanır ve günün nöbetçisi, resmi köle statüsünde kullanılır. Yemek sırasında en az elli kere mutfağa gönderilir. Evdekilerin temel gıda maddeleri yumurta ve patatestir. Bu ikisinin birleşiminden 12 çeşit yemek yapılabilir. Çay yemekten sonra değil, yemekle birlikte içilir. Her gece kesinlikle saçma sapan bir tartışma konusu açılır. (Düşünmüyorum o halde yok muyum yani? Dünya döndüğü için mi güzel? Attan inip eşşeğe binilir mi?) Her evin muhakkak suyu, çayı deviren bir sakarı vardır. Ha bi de işlerden kaytaran tembeli bulunmaktadır. Yemek yapmaya karar verilir ve yemek yapmaya başlandığında eksikler ortaya çıkar, zamanla yarışarak yemek tamamlanır. Kesinlikle ama kesinlikle temiz çatal, kaşık, tava kalmayıncaya kadar bulaşıklar yıkanmaz. Her sabah derse geç kalınır ve öğle kalkıp okula yemek yemeğe gidilir. (Okulun yemeği ucuz olduğu için...) Sınav dönemlerinin favori cümlesi "bu gece yatmıycam ders çalışcam"dır. Gece yatılmaz ama ders de çalışılmaz. Evin duvarları vize-final tarihleri, ilginç sözler, nöbetçi listesi, harcama listesi gibi yazılı belgelerle süslüdür. Öğrenci evinin, öğrenci misafirleri de eksik olmaz ve gelen misafire önce "bi kola al da içelim"diye başlanılan ısmarlatma olayına,iyice sövüşleninceye kadar devam edilir. Ev genelde bodrum ve giriş katta olduğundan, pencereden girilebilir özelliktedir. (Her ihtimale karşı bi pencere muhakkak içeriden kilitlenmeyerek açık bırakılır.) Dış kapı ise zaten kilitlenmez. Ev fertlerinin tamamı leyla gibidir, yani aşk trafiği yoğundur. Kimininki platoniktir, kafayı yer ve yedirtir, kimi romantik takılır, şiirler ezberlenir, kimi ise akşam ansızın nişanlı olarak eve dönebilir. Teknoloji hayatımıza hükmediyor! İşte 15 işaret. (Joe Mullich, AmericanWay Magazine, 11/15/94) 1. Boşluk doldurmali bir form dolduracaksiniz. Daktiloyla yazilmasi gerekiyor ama evde laser printer ve bilgisayardan baska bir alet yok. Bu yüzden formu bilgisayara aynen geçiriyorsaniz, sonra da arkadaslarinizi arayip isterlerse onlara formu diskette verebileceginizi söylüyorsaniz, 2. Kendi sigorta sicil numaranizi bilmiyorken Bill Gates'in E-mail adresini biliyorsaniz, 3. Tebrik kartlarini imzalarken imzanin sonuna :-) isareti koyuyorsaniz. 4. Telefonla konusurken kagida :-) gibi sekiller çizip hangisi daha iyi diye düsünüyorsaniz, 5. Verilerinizi hergün yedekliyorsaniz, hatta nüfus cüzdani, ehliyet gibi belgelerin fotokopilerini sakliyorsaniz, 6. CD denildiginde akliniza müzik en son geliyorsa, 7. Tatildeyken veya tuvaletteyken elektronik aletlerinizin kullanim klavuzlarini okuyorsaniz, 8. Ekmek kizartma makineniz veya oturma odasi takiminiz yokken eve fotokopi makinesi aldiysaniz, 9. Ekran koruyucunuzu saç seklinizden daha çok degistiriyorsaniz, 10. Kapiniza gelen ansiklopedi saticilarini kovarken E-Mail ile gelen ya da teletext izlerken araya giren reklamlari ilgiyle izliyorsaniz, 11. Internet'deki büyük tartisma gruplarina bayram mesaji atarken babaniza telefon etmeyi unutuyorsaniz, 12. Bilgisayarciya gittiginizde müsterilerle konusurken yanlis birsey söyleyen saticiyi düzeltip önünüzdeki yirmi dakikayi diger müsterilerin sorularina cevap vermekle geçiriyorsaniz, 13. Form doldururken adres kismina E-Mail adresi yaziyorsaniz, 14. Bu esprilerin tamamini anliyorsaniz, 15. Bu esprileri tanidiginiz insanlara E-Mail, telefon veya faks ile ulastiriyorsaniz: Teknoloji, hayatinizi kontrol altina almistir. Çabuk bir Afrika safarisine çıkın ve yanınıza İsviçre çakisindan baska birsey almayin! Ünlülerden anılar Kandemir Konuk'un kitabından alınıp kendi ağzıyla anlattığı anılar!! AYDEMİR AKBAŞ " Gülriz Sururi - Engin Cezzar Tiyatrosunda Haldun Taner'in "Zilli Zarife" adlı oyununu oynuyorduk. Ben rol gereği salonun arkasından gelip sahneye çıkıyordum... Bir gece Bakırköy Akıl Hastanesi hastalarına oynarken yine arka kapıdan salona girdim. İçerisi tıklım tıklım akıl hastalarıyla doluydu. Sıram gelince yine her zamanki gibi salondan sahneye çıkmak için yürüdüm. Yürüdüm diyorum ama, yürüyemedim. Yolun kenarındaki koltukta oturan bir hasta ceketime yapışmış bırakmıyordu. Asıldım, zorlandım, imkansız... Bir türlü kurtaramıyorum. Sonunda eğildim: - Bırak beni, bırak sahneye çıkıcam, dedim. Akıl hastası büsbütün belime sarılıp bağırdı: - Olmaaaz... Buradan seyret! Hemşire Hanım tembih etti, sahneye çıkmak yook!.. O beni deli sanmış bırakmıyor ben de deli gibi kendi kendime gülüyordum.. " HALİT AKÇATEPE " Tiyatrocu arkadaşlarla Ankara Gençlik Parkındaki bir çay bahçesinde oturuyorduk. Bir yere telefon etmem gerektiği için ikide bir kalkıp karşıdaki genel telefona gidiyor fakat, telefondan ses gelmediği için tekrar gelip yerime oturuyordum... Gide gele iyice yorulmuş ve sinirlenmiştim... Sonunda garsona seslendim: - Kardeşim bir de sen baksana, şu telefondan bir ses geliyor mu ? - Peki Halit Ağabey, gidip bakayım. Garson koştu telefonun yanına gitti, ahizeyi kaldırmadan, evet, hiç elini bile sürmeden telefona kulağını dayadı dinledi, dinledi, sonra oradan bana bağırdı: - Yoo, hiç ses gelmiyor ! " MUSTAFA ALABORA " Müjdat ( Gezen ) ve ben eşlerimizden ayrılmıştık. Müjdat yalnız yaşıyordu. Ben de bir müddet onun evinde kaldım. İşte bu dönemde bir akşam ben mutfakta çoban salatası yaparken telefon çaldı. Müjdat açtı, kısa bir konuşma yapıp kapattı ve yanıma geldi. - Mustafa, salataya sakın soğan koyma!.. - Niye?.. - Şimdi tanımadığım bir kadın telefon etti, yanında bir kadın daha varmış, bize oturmaya gelmek istiyorlarmış... İkimiz de bekardık ve iki tane tanımadığımız kadın kendilerinden coşmuş, gelmek istiyorlardı... Eee, Müjdat haklıydı tabi, salataya soğan koymamak gerekirdi... Neyse, kısa bir süre geçti. Ben diğer yemeklerle ilgileniyorum. Birden kapı çaldı. Ben mutfakta olduğum için Müjdat kapıya gitti... Ve kapıyı açar açmaz, bana ordan seslendi: - Mustafaa... - Efendim?.. - Salataya soğan koyabilirsin!.. Haklıydı Müjdat, çünkü gelen kadınlar çok çirkindi!... " SADRİ ALIŞIK " Çok eski seneler, fazla çalışılan, peşpeşe film çevrilen günler... Birisi hayli zamandır beni arayıp, mutlaka bir randevu istiyormuş... Ne konuda görüşeceğini de söylemiyormuş. Bayağı merak ettim. Sonunda buluştuk... Orta yaşın üstünde efendiden bir adam. Çay kahve içildi hemen konuya geçildi: - Sadri Bey, dedi adam, beni sizi çok severim. - Sağ olun, teşekkür ederim. - Siz hayatı bilen olgun bir sanatçısınız. - Eksik olmayın efendim. - Sizin yardımsever bir insan olduğunuzu da duydum noolr bana yardım edin. - Nasıl bir yardım istiyorsunuz? Adam şöyle derin bir soluk alıp anlatmaya başladı : - Sadri Bey, benim bir oğlum var, 17-18 yaşlarında... Bu çocuğu ancak siz kurtarırsınız. Ben tabii afallayıp sordum: - Nerden kurtarıcam nasıl kurtarıcam oğlunuzu ? Adam yine bir soluk alıp devam etti: - Sadri Bey, bu benim oğlan ilkokulu zar zor bitirdi. Ortaokuldan belge aldı. Ben de bunu meslek öğrensin diye kunduracının yanına verdim. Bir ay sonra kavga edip ordan ayrıldı. Sonra ben bunu elektrikçinin yanına verdim, orda da durmadı. Kahvede çalıştı, derken içkiye sigaraya başladı. Kahveciyi dövüp işten ayrıldı. Kısacası bir baltaya sap olamadı. Bari artist olsun diye size geldim Sadri Bey... " ŞEVKET ALTUĞ (1) " Yıllar önce bir Karadeniz kasabasında turnedeydik. Oyunun ertesi günü otelden çıkıp biraz hava almak istedim. Eşim Jale de 'Gelirken bana bir naneli ciklet al' dedi... Bakkala girdim. - Bir naneli ciklet istiyorum, dedim. Bakkal, şekerli-çikolatalı acaip bir şeker verdi. - Naneli yok mu diye sordum. Bakkal şöyle dik dik yüzüme baktı. Sonra da ağır ağır konuştu: - Ha buni naneli niyetine çiğne daa! Ben de Karadenizli olduğum için kızamadım tabii. Otele kadar kendi kendime güldüm..." (2) " 60'lı yıllarda tiyatro ile Anadolu'da geziyoruz. Bir gün bir otele gittik. Ben, gösterilen odaya çıktım. Yastığa baktım, yatılacak gibi değil. Daha önce bir başkasının yattığı belliydi. Yastıkta, çarşafta saçlar kıllar vardı. Sinirlendim, hemen aşağıya indim. - Lütfen o yatağın yastığını, çarşafını değiştirin, çünkü benden önce başkası yatmış, dedim. Otelci şöyle yanıtladı beni: - Yahu kardeşim, senden önce yatan da Müslüman, ne olacak yani!... " CÜNEYT ARKIN " Filmlerdeki tehlikeli sahneleri, özellikle tarihi filmlerdeki sahneleri, bir Kazak sirkinde çalışırken öğrendim. Bu yüzden, filmlerimde düblor kullanmadım. Fakat atlı sahnelerde ordan burdan bulduğumuz araba atlarıyla çekimlerde bir hayli kaza atlattığım için, artık yarıştırılmayan bir İngiliz yarış atı satın aldım. Polenez köy'de rahmetli Süreyya Duru ile Malkoçoğlu'nu çekiyoruz. Atın bir huyu vardı, ne kadar eğitilse de boş kaldığı anda ahıra doğru koşuyordu. Süreyya Beye rica ettim ahırın aksi yönüne doğru koşturayım diye, ama görüntünün önemini kastederek ahır istikametine koşmamı istedi. Çekim başladı benim at deliler gibi koşuyor. Dizginlere asılmama rağmen fırtına gibi gidiyor. Kamera açısından çıktığımız halde ben atı durduramıyorum. 120 ile giden bir araba gibi gidiyoruz. Çekim durdu ama, bizim durmamız mümkün değil. Derken tam kavşağı dönüyorduk, baktım karşı istikametten bir araba hızla üzerimize geliyor. Araba da çok süratli biz de. Bir an şöför mahalinde oturan yaşlı adamın dehşetle açılmış gözlerini gördüm. Vee. biz o sıçrayışla arabanın üzerinden aştık. Araba bizim altımızdan geçti. Altımdaki yarış atı olduğu için kolaylıkla engel aşan bir at. Tam anlamıyla filmlerdeki gibi bir sahne! At hızını kesemeden doğru ahıra gitti. Ve telaşla aynı yere geri dönüyoruz. Ben merak içindeyim acaba bir kaza oldu mu diye, ne oldu diye. Olay yerine geldik, baktım araba durmuş içinden yaşlıca bir bey ve hanımı inmişler yol kenarında oturuyorlar. Adam bembeyaz olmuş tirtir titriyor. Ve söyleniyor : - Bundan sonra bir daha içki içmiycem! Artık hayal görmeye başladım! " Ünlü besteci Beeth oven'in son bestesini, sagir olarak yaptigini... ?? Insan vücudunun her 7 yilda -ölen hücrelerin yerine yenisi gelerek- tamamen yenilendigini... ?? Hapsirmayi engellemeye çalisirsan, basindaki veya boynundaki damarlardan birinin yirtilabilecegini ve ölebilecegini ?? Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan için benzersiz olduðunu?? Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur. Kedilerin beyninde 32 adet kas vardır. Kıta isimlerinin hepsi aynı harfle başlayıp aynı harfle biter. Norvec'in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gündüz güneşli geçer. İnciler sirkede erir. Venüs saat yönünde dönen tek gezegendir. Albert Einstein dokuz yaşına kadar düzgün konuşamamıştı. insanlar vücutlarında 300 adet kemikle doğuyorlar ama yetişkin olduklarında bu sayı 206 ya düşüyor. Bir saat Bir saatte gözlerinizi tam tamına 500 kere açıp kapatırsınız.Ayrıca kalbiniz tam 2 ton kan pompalamış olur ve bir litre suyu kaynatabilecek kadar ısı üretmiş olursunuz.Tırnaklarınız ise iki yüzde bir milimetre uzar.Bunların dışında daha bir çok şey olur.12.000 bebek dünyaya gelir.Dünya Güneş in çevresindeki turunun 106.000 km'sini tamamlamış olur.Bütün bunların bir saatte olduğuna inanmak güç değil mi? Bunları biliyor musunuz? • kendi dirsegini yalamanin imkansiz oldugunu ? • ordegin vakvaklamasinin yanki yaratmadigini ve bunu kimsenin aciklayamadigini? • dunyadaki fotokopi makinelerinde meydana gelen arizalarin %23 unun, makinenin ustune oturup kendi popolarinin fotokopisini cekmek isteyen insanlar sayesinde meydana geldigini? • yasamin boyunca uyku sirasinda yaklasik 70 bocek ve 10 orumcek yiyecegini?( Mmmmh!! • idrarin zifiri karanlikta parladigini? • eger cok siddetli hapsirirsan, kaburgalarindan birini kirabilecegini? • hapsirmayi engellemeye calisirsan,basindaki veya boynundaki damarlardan birinin yirtilabilecegini ve olebilecegini? • hapsirdigin sirada gozlerini acik tutmaya calisirsan, yerlerinden firlayabileceklerini? • domuzlarin vucut yapilarindan dolayi hicbir zaman baslarini yukari kaldirip gokyuzune bakamadiklarini? • dunya nufusunun %50 sinin hic telefonla konusmadigini? • farelerin ve atlarin kusamadiklarini? • 1 saat sureyle kulaklikla birsey dinlemenin kulaktaki bakteri sayisini %700 arttirdigini? • cakmagin kibritten once bulundugunu? • parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan icin benzersiz oldugunu? • bu yaziyi okuyan insanlarin %75 inden fazlasinin, dirseklerini yalamaya calisacaklarini gercekten olmuyor di mi Zararsız bilgiler Hindistan`da oyun kagitlari yuvarlaktir. Cocuklar baharda daha fazla buyuyor. Odemeli telefon konusmalarinin cogu babalar gununde ediliyor. Ortalama bir pire, kendi buyuklugunun 150 katiyukseklige ziplayabiliyor. Bu orani tutturmak icin bir insanin yaklasik 30 metre ziplamasi gerekli. Eger barbie gercekten yasasaydi vucut olculeri 97-72 82 cm olacakti. Insanlar vucutlarinda 300 adet kemikle doguyorlar ama yetiskin olduklarinda bu sayi 206 ya dusuyor. Her dort amerikalidan biri mutlaka televizyonda gorunuyor. Uyurken, televizyon seyrederken yaktigimizdan daha fazla kalori harciyoruz. Kelebekler ayaklariyla tat alirlar. Sarisinlarin esmerlere gore daha fazla saci vardir. Yillara gore ortalama alindiginda , her sene esekler tarafindan oldurulen insan sayisi ucak kazalarinda olenlerin sayisindan dahafazla. Kadinlar erkeklere oranla iki kat fazla goz kirpar. Insan vucudundaki en guclu kas dildir. Gozleri acik tutarak hapsirmak imkansizdir. Insanlar beyinlerinin sadece %10`unu kullanirlar. Filler ziplayamayan tek memelidir. Elektrikli sandalye bir disci tarafindan icat edilmistir. Bir karincanin koku alma yetenegi en az bir kopeginki kadar gelismistir. Amerikan havayollari, ucuslarda yolculara sundugu kahvaltilarda her tepsiden bir zeytini kaldirarak 1987 yilinda 40 bin dolar kar etmistir. Yetiskin bir ayi, bir at kadar hizli kosabilir. Atlarin insanlardan 18 tane fazla kemigi vardir. Fareler kusamaz. Hapsirdiginiz zaman, kalbiniz de dahil olmak uzere butun vucut fonksiyonlariniz bir an icin durur. Tom sawyer daktiloda yazilan ilk romandir. Hamambocekleri yaklasik olarak 250 milyon yildir yasadiklari halde hicbir degisime ugramamislardir. Gozlerimiz hicbir zaman buyumez. Ama burnumuz ve kulaklarimizin buyumesi asla sona ermez. Kediler ultrason seslerini duyarlar. Zurafalarin ses telleri yoktur. Sadece insanlar ve yunuslar zevk icin cinsel iliskide bulunurlar. Bir hamambocegi kafasi koptuktan sonra acliktan olmeden dokuz gun yasayabiliyor. Ingiltere`deki butun kugular kralicenin malidir. Kutup ayilari solaktir. Amerika`da satisa sunulan ilk cd, bruce springsteen`in "born in theusa" albumudur. Bir karinca kendi agirliginin elli kati agirligi kaldirabilir. Timsahlar dillerini disari cikaramazlar. Zurafa 35 cm uzunlukta siyah bir dile sahiptir. Yunuslar bir gozleri acik uyurlar.Kangurular geri geri yuruyemezler. Zebralar beyaz uzerine siyah cizgilidir. Dunyanin bir numarali domuz ureticisi ve tuketicisi cinliler. Mexico city her sene 25 cm kadar batiyor. Buckingham sarayi`nda 602 oda bulunuyor. Yeni zelanda, dunyadaki her turlu iklimin yasandigi tek ulke. Peru `da hic umumi tuvalet yoktur. Hitler ve napolyon`un tek testisleri vardi. Newton, yer cekimi kanununu fark ettigi zaman 23 yasindaydi. Dunyada insan basina dusen karinca sayisi bir milyon. Sag elini kullanan insanlar sol elini kullananlara gore ortalama dokuzyil daha fazla yasiyorlar. Bir big mac hamburgerin ekmeginde ortalama 178 adet susam bulunuyor. Bir insan yasami boyunca iki yuzme havuzunu dolduracak kadar tukuruk salgilar.Bugune kadar bilinen en agir bobrek tasi 1.36 kg. Dunyanin en hizli buyuyen bitkisi bambu, bir gunde 90 cm kadar uzuyor=. 18 subat 1979 yilinda sahra colune kar yagmisti. İnsanlar yasamlari boyunca alti filin agirligina esit miktarda yiyecek tuketiyorlar. Dunyanin en buyuk seker ihracatcisi kuba`dir. Eskimo dilinde kar yagislarinin farklarini tarif etmek icin kullanilan yirmiden fazla sozcuk vardir. En yakin olduklari noktada, rusya ve amerika`nin birbirlerine uzakliklari dort km `den daha azdir. Central park`ta yuzmek yasalara aykiridir. Kirli kar, temiz kardan daha kolay erir. Pablo picasso, parasizlik cektigi genclik gunlerinde yaptigi resimleri yakarak isinirdi. Suudi arabistan`da hic irmak yoktur. Monakonun ulusal orkestrasi ordusundan daha genis bir kadroya sahiptir. Zurafalar yuzemez. Sperm insan vucudundaki en kucuk hucredir. Ortalama olarak, amerika`da gunde uc adet cinsiyet degistirme operasyonu gerceklesmektedir. insan beyninin % 80`i sudur. Victoria zamaninda, kadinlar goguslerini buyutmek icin cilek banyosu yaparlardi Amerika`da her saat 40 kisi kanserden hayatini kaybediyor. Bir kromozom bir genden daha buyuktur. Ileri dogru bir adim atildiginda, insan vucudundaki 54 kas calisir. Insan beyninin ortalama agirligi 1.3kg`dir. Birinin yuzunu hatirlamak icin beynin sag tarafi kullanilir. Yetiskin bir insan gunde ortalama olarak 23 bin kez nefes alir. Kaslari yukari kaldirmak icin 30 kasi harekete gecirmek gerekiyor. Erkekler kadinlara gore on kat daha fazla renk koru oluyorlar. Dollenmeden doguma kadar bir bebegin agirligi bes milyon kat artiyor Sadece bir tane kovboy filmi kadin yonetmen tarafindan cekilmistir Penguen yuzebilen ama ucamayan tek kustur. Yunuslar bir gozleri acik uyurlar. Kangurular geri geri yuruyemezler. Sineklerin bes gozu vardir.Baykus mavi rengi gorebilen tek kustur Bir insan yasami boyunca iki yuzme havuzunu dolduracak kadar tukuruk salgilar. Bugune kadar bilinen en agir bobrek tasi 1.36 kg. Ortalama bir insan hayati boyunca iki yilini telefonda konusarak harciyor. Dunyanin en hizli buyuyen bitkisi bambu, bir gunde 90 cm kadar uzuyor. Ortalama bir buzdaginin agirligi 20 milyon ton. New york bir zamanlar amsterdam`di. Virginia woolf kitaplarinin cogunu ayakta yazmistir. Pablo picasso, parasizlik cektigi genclik gunlerinde yaptigi resimler yakarak isinirdi. Sığırların dort tane midesi vardir. Zurafalar yuzemez.Yüzse bile kesin boğulur Dollenmeden doguma kadar bir bebegin agirligi bes, milyon kat artlyor. Sadece bir tane kovboy filmi kadin yonetmen tarafindan çekilmiştir. Bunları da öğrenin Sümüklü böceklerin 4 tane burnu vardır ------------------------------------------- "Kafayı kuma gömme" deyimine esin kaynağı olan devekuşunun gözü, beyninden daha büyüktür. ------------------------------------------- Bir timsahın iki gözünün arasında kalan mesafe, ayaklarının büyüklüğüne eşittir. ------------------------------------------- Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir. ------------------------------------------- Ayı inlerinin girişi her zaman kuzeye bakar ------------------------------------------- Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan ibarettir. ------------------------------------------- Denge ustası kedilerin beyninde toplam 32 tane kas vardır. (Beyin jimnastiği lafı geldi aklıma ------------------------------ Bir insanın yataktan düşerek ölme olasılığı 2 milyonda birdir. (Sanırım 2 milyon insanı yataklarından sırayla itmişler, sadece birisi boynunu kırıp ölmüş ???) ------------------------------------------- Bukalemunların dilleri vücutlarından iki kat daha uzundur. ------------------------------------------- Meşe ağaçları 50 yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler. ------------------------------------------- İnsan elinde en yavaş uzayan tırnak baş parmağınki, en hızlı uzayan tırnak ise ORTA PARMAĞINKİDİR. Lüzumlu bilgiler 8 yıl 7 ay 6 gun boyunca çığlık atmakla oluşacak ses enerjisiyle, bir bardak nescafélik su isitilabilir... (buna deger mi o ayri konu tabii 6 yil 9 ay boyunca "PIRT" yapildiginda cikacak gazla, bir atom bombasi uretilebilir. (tabi bunun icin kac tabak kurufasulye tuketmek gerektigini hesaba katmamislar) Domuzlarin orgazmi 30 dakika surer. (No comment!..) Basinizi 1 saat boyunca duvara vurarak 150 kalori yakarsiniz (buna motive olmaniz icin domuzlarla aramizdaki farki dusunmenizi oneririm Insanlar ve yunuslar sex'i zevk amacli yapan tek canlilardir.(Flipper bunun icin mi surekli gulumsuyor? Ve daha onemlisi, domuzlari neden saymamislar acaba?????) Insanlarin cogu olumden korktuklarindan fazla orumceklerden korkuyor Vucudumuzdaki en guclu kas dilimizdir. (Tabi ne oranda kullandigimiza bagli olarak) Bir timsah dilini disari cikartamaz. (Aslinda agzini iceri sokabilse belki yapabilirdi.) Bir karinca kendi agirliginin 50 katini tasiyabilir ve 30 katini cekerek surukleyebilir. (Naim'in soyu ordan mi geliyor ki?) Kutup ayilari solaktir..(Ne yaparken tespit ettiler acep?) Bir kurbaga kendi uzunlugunun 350 kati kadar oteye scrayabilir. Bu bizim bir futbol sahasinin bir ucundan bir ucuna atlayabilmemiz gibi bisey.. Bazi aslanlar gunde 50 kereden fazla ciftlesebilir (yine de domuz olmak daha avantajli galiba..ne de olsa quality is over quantity ) Kelebekler ayaklariyla tad alirlar.(Bu is de ayaga dustu desenize.) Hayvanlar aleminde yanlizca FILLER ziplayamaz.(Pek ikna olmadim, yilanlar nasi ziplar acaba?) Denizyildizlarinin beyni yoktur.. (N'olmus bazi insanlarin da!) Ve son olarak: unutmayin ki biri sizi kizdirdiginda yuzunuzu asmak icin vucudunuzdan 42 kasinizi kullanirsiniz... o sersemin suratina bir tane gecirmek icin ise sadece 4 kasinizi.. Gereksiz icatlar Eskimolar için buzdolabı Güneş enerjisiyle çalışan hesap makineleri için AA adaptörü. Pille çalışan pil şarj makineleri. Braille alfabesiyle yazılmış ileri sürücülük el kitabı Braille alfabesiyle yazılmış tv rehberi. Hava delikleri bulunan uzay elbisesi. Ekose boya. Kel başa şimşir tarak. Pilli saatler için kurma kolu İki yüzlü oyun kağıtları. Elektrikli muz düzelticisi. Elektrikli köpek cilalayıcısı. Sürtünmesiz zımpara kağıdı. Politikacılar için yalan detektörü. Motosikletler için emniyet kemeri. Düşük kalorili su Walkmanlar için uzaktan kumanda. Şekerle kaplı insülin. Motosiklet tekerlekleri için zincir. Batmayan denizaltı. Su geçirmez sünger. Su geçirmez tuvalet kağıdı. Helikoptere fırlatma koltuğu. Yanmayan Çakmak . Çiğnenmeyen sakız. Yere düşünce açılan paraşüt. İnsanlar için köpek şampuanı. Kıllık. Su fışkırtmayan su tabancası. Gürültüsüz hoperlör. Diş çürüten diş fırçası Günümüz Bedduaları Bilgi İşlem Bedduaları Mouse'un kırıla. Tıklayamayasıca... Hatların kopa da hiç bir yere bağlanamayasın. Disk'lerin "crash" ola... File'larına virüs bulaşa... Networklerden atılasın. Database'in patlaya... Security key'lerin deşifre ola. Back-upların bozulsun da geçmişe dönemeyesen. Kartuşun bite Ekonomik Beddualar Repo'da açığa düşesen, faiz sana zarar yaza. İMKB 100 endeksin 1600 direncini kıramaya. Uygun kur bulmaya, pozisyon açığına düşesen Reuters'in arızalana, rate'leri izleyemeyesen. Paran aracı kurumda kala, iç edile; Dövize endeksli kredi alasan. "Zede"lenesen Merkez Bankası para piyasalarına müdahale ede. O sırada sen de orada olasan, halden anlamayan bireysel danışmana denk düşesen Sabah seansında endeks hızla düşe sen panik olup kağıt çıkarasın, ikinci seansta endeks kendini toplaya ama iş işten geçmiş ola. İMF'nin gazabına gelesen... Aldığın dolarlar sahte çıka.. Diğer Beddualar Araba kullanırken cep telefonuyla konuşasan sonrada trafik polisine yakalanasan Ucuza aldım diye sevindiğin araban çalıntı çıka. Marti'yi okuyup ruhi bunalıma giresen. Silikonların patlaya inşallah... Hem fikir, hem zikir suçlusu olasan. Ne yersen ye asit yapa ağzında, bir "falım" çiklet bulamayasın. Kapsama alanı dışında kalasan. Susurluk Skandalı'na adın karışa. Medyalara gelesin inşallah Talk showlara, reality showlara çıkasan imajin sarsıla. Tam otomatik çamaşır makinen kireçlene, bir gram Calgonit bulamayasın. Önce Reha Muhtar'la İtiraf'a sonrada Karar Anı'na çıkasın... Televolelere çıkasın, özel hayatın kalmaya... Dağın başında araban bozula, kontörün bite Hazır Kart'ın Özgür kızı gibi bi karıya düşesen... BBG'ye katılasın, sonuncu olasın.. TÜRKÇE Sözlük DEV ARŞİV Abajur İkide bir de kafamıza çarpan ampul elbisesi. Kadınlar arasında temizliğinin zorluğuyla bilinir. Abaküs Yanyana dizilmiş bilimsel boncuklar. Bugünkü hesap makinesinin atası sayılır. Bu boncukların dindar olanları ise tespihi meydana getirir. Adaptör Bir aleti başka bir alete uydurma aleti. Belli bir standardı tutturamayan Türkiye gibi ülkelerde çok ihtiyaç duyulur. Örnek1: Türk malı prize Amerikan malı vantilatör takmak için adaptör gerekir. Örnek2: Şişmiş ayağı, dar bir ayakkabıya sokan alet olan "çekecek" de bir adaptördür. Örnek3: Arap kültürünü batı kültürüne uydurmak için "Arabesk" denilen bir adaptör kullanılır. Afiş Duvara yapıştırılan büyük resim ya da yazılardır. İç mekanda kullanılanlarına "poster" denir. Zaman zaman düşerek bizi rahatsız ederler. Üçüncü defa düştüklerinde ise sinirlenilerek yırtılıp atılırlar. Sokakta kullanılanlar, yırtma ve sıyırma zevkimize hitap ederler. Kadın olanlarına bıyık yapılır. Ticari örgütlerin afişleri, parayı bastırdıktan sonra gayet serbest olarak yapıştırılır. Sağlığa son derece zararlı sigaranın afişleri bile serbestçe boy gösterirken, "Ne ulan bu sigara afişleri eşşek kadar! Utanmıyor musunuz!" yazılı bir afişi parayla bile yapıştırmak zor. Bilmiyorum... Denemek lazım... Agrandizör Fotoğraf makinesinin tam tersi olan alettir. 1) Fotoğraf makinesinin içi karanlık, dışı aydınlıktır. Bunun içi aydınlık, dışı karanlık. 2) Fotoğraf makinesi, gerçekte büyük olan görüntüyü küçültür; bu ise büyültür. Ağ Muntazam düğümlü ip. Top, balık ve örümcekte bulunur. Topa değdiği anda inanılmaz bir elektrik akımı meydana gelir. Meydana gelen bu elektrik, "GOOOL!!!" nidalarıyla yeşil çimenli toprak hattına boşaltılarak zararsız hale getirilir. Ağıl Yeşil çimenleri yüne dönüştüren hayvanların, daha sonra halıya dönüştürmek için bekletildikleri, üstü açık oda. Toprak zeminli, uzay tavanlı, çit duvarlı mekan. Ağızlık Sigara dumanını ciğerlere doldurmaya yarayan huni. Genel anlamıyla, ağza birşey girmesine ya da girmemesine yarayan her türlü alet. Ahır Büyük baş hayvanların topluca bulunduğu havasız yer. Dershane, koğuş, sinema gibi türleri de bulunur. Tarihte çeşitli insanların ahırı olmuştur. En iyisi Dingo'nunkidir. Ahize Mikrofon ve hoparlörün yanyana getirilmiş halidir. Ağızdan çıkanı kulak duysun diye yapılmıştır. Biz yıllarca bu lafı söylemişiz; "Oğlum! Ağzından çıkanı kulağın duysun!"... Sadece lafta kalmış... Batılının ise yöntemi farklı. O, ahizeyi bulmuş, kurtulmuş bu işten. İşte aramızdaki fark!.. Akordeon Kendi ciğeri sayesinde insan nefesine ihtiyaç duymayan, nefesli müzik aletidir. Tamamen kendi ciğeriyle kavrulur. Tulum ve gayda ise, insan ciğerine yarı bağımlı durumdadır. Son zamanlarda nesli tükenmekte olan bu kuş, Çiçek Pasajı'nın zor koşullarında hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Aksesuar Kendine özgü yapısı olmasına rağmen, başka bir aletin işine yarayan alettir. Örnek1: Mendil, normal olarak kendine özgü mendildir. Ama ceketin üst cebinde kullanıldığında sadece bir aksesuardır. Örnek2: Amerika'nın Ortadoğu politikasında, Türkiye bir aksesuardır. Akümülatör Elektrik enerjisini biriktirip saklamaya yarayan kumbaradır. Enerjinin istenilen yerde ve zamanda kullanılmasına imkan sağlar. Akvaryum Su canlılarının insanlar tarafından seyredilmesini şeffef hayvan hapisanesine verilen ad... İçinde tek hücrelileri barındıranlarıne "sürahi" denir. Balık barındıran akvaryumlar dondurulursa "buzhane balığı", kaynatılırsa "balık çorbası" olur. Alem Kubbe, minare, kula, sopa gibi göğe yükselen şeylerin tepesine takılan süs... Not: Önemli bir terslik "alem" ile "âlem" arasında yaşanmaktadır. "Âlem"deki "a" harfinin üzerinde bulunan inceltme işareti, sanki minarenin üzerindeki alem gibi durmaktadır. Yani "âlem"in içindeki "a"nın üzerinde bulunan inceltme işareti de bir alemdir. Zaten bu yüzden insanların kafası karışmaktadır. Çözüm: Gelin şu "a" harfinin üzerindeki inceltme işaretini gerçek bir alem yapalım olsun bitsin. Alet İnsanoğlunun, doğayı kendi kafasına göre değiştirmek için kullandığı herşeye verilen ad... Burada insanoğlunun biraz kafadan sakat olduğunu unutmamak lazım. Önce doğayı değiştirmeyi kendine iş edinir, işine kendisini öyle kaptırır ki amacının ne olduğunu unutur. Sonra unutmamak için not tutar (ki işte bu notlara "tarih" denir). Sonra bu notları kaybeder dağınık herif! Haydiii!.. Tekrardan eski notlarını aramaya koyulur (arkeoloji). Bulduğu notlarla yeni notlarını karşılaştırarak, amacı hakkında yorum yapmaya başlar (felsefe). Bu yorumlardan yola çıkarak yeni aletlere girişir (teknoloji). İşte insanın aletle başlayıp aletle devam eden bitmez tükenmez serüveni... Alfabe Bir dilin seslerini oluşturan harflerin tümü... Yalnız ciddi bir şekilde kafama takılıyor; neden harfleri bir sıralamaya tabi tutmuşlar?.. Harfler rastgele yanyana geldiğinde alfabe bozulur mu?!. Yooo!.. Alt geçit Bizim trafik anlayışımızda (başka anlayışlarımızda da olduğu gibi) araçlar, insandan önce gelir. Bu yüzden taşıtlar düz yolda giderken insanlar onların altından girip üstünden çıkmak zorunda bırakılır. İşte bu zorunda kaldıkları şeye "geçit" denir. Üçe ayrılır: Düz geçit (ölüm), üst geçit (ızdırap), alt geçit (tuvalet)... Alt yapı Ülkemizde laf olarak bol fakat kendisi olarak az bulunan nadide bir yapıdır. Neden böyledir?.. Çünkü: Ekonomiden siyasete, siyasetten sanata, teknolojiye kadar her konuda TEPEDEN İNME METODU geçerlidir!.. Bu "tepeden inme"lerin sık sık olması ve de üst üste yığılması sonunda, alt tarafı bok götürür!.. Ve başlar canhıraş bağrışmalar; "Alt yapı! Alt yapı!"... Halbuki alt yapı, tarifi gereği önceden yapılır. Sonradan yapılmaya çalışılırsa buna "alt kazı" denir. Köpek eşelemesini andırır... Ambalaj Hmmm... Nasıl tarif etsem... Bak şimdi!.. Şöyle!.. Örneğin; benim, (benim) paltomun, (benim paltomun) paltosu, paltomun ambalajı olur!.. Amblem Somut bir şeyin soyut şekillerle tarifi... Örneğin; Zihni Sinir'in kendisi somut bir kuruluştur. Soyut bir şekilde tarifi olan "ZS" işareti, onun amblemidir... *Bir hayali ihracat firmasının amblemini bu tarife nasıl uyduracağım, onu düşünüyorum!.. Ambulans Hasta taşımak için yapılmış olmalarına rağmen, hastadan beter durumda olup, ömürleri tamirhanelerde geçen eski arabalardır. Beyaz renkli olduklarından, yeni gibi görünürler. Ambulans çağırmak, ruh çağırmaktan daha zordur!.. Ameliyathane 1) İnsanı, kesip biçerek denemeye tabi tutulan yer; tecrübe yeri... 2) Morfin kullanmanın serbest olduğu yegane maskeli balo!.. Amfiteatr 1) İnsanlar bir gösteriyi seyrederken çocuklarını omuzlarına alma durumuna düşmesinler, iki arkadaşının omuzlarına tutunup zıp zıp zıplamasınlar diye yapılmış oturma düzeni... 2) Tarih öncesi çağlarda yaşayan büyük semenderler (aamfibyum), denizden karaya sürünerek çıkarken toprağı aşındırırlar. Bir takım oyuklar meydana getirirler (amfi). Semenderlerin torununun torunu olan insanlar, doğunca önce emeklemiş, sonra yürümüş, sonra da konuşmaya başlamış. Birdenbire bu yarığı görüp "Bu da nesi?!." diye düşünmeye başlamış... Yarıktan aşağı inmiş.Yukarıdaki insanlara bu düşüncelerini, el kol hareketleriyle anlatmaya başlamış (teatro). Onu dinlemeye gelen inanlar da çevrede toplanmışlar. İşte bu olayın yaşandığı bölgeye böylece "amfiteatr" denmiş. Zaten üniversitelere sürünerek giren öğrencilerin ders gördükleri yerlere de "amfi" denmesi bu tezimi doğrulamaktadır... (bkz. Bilimsel Masallar Antolojisi - Porof: Zihni Sinir) Amfora, Amfor İçindeki sıvının serin durması için ıslak kuma saplanan, dibi sivri, çift kulplu testi. Günümüzde ise Bodrum tipi dekorasyon anlayışının vazgeçilmez elemanı olarak kullanılmaktadır. Ampul Halk arasında, tavandan akan elektriğin damlasına ampul denir. Bilimsel tarifi ise şudur: Elektrik aynen insan gibidir. Geniş ortamlarda rahatlar; gevşer, işler sıkışınca kızışır, gerilim artar, stres başlar. Bizim Edison, tabi, elektrikten daha akıllı bir insan olduğu için onun bu özelliğinden faydalanarak ampulü icat etmiştir. Yani şöyle: Elektriğin geçtiği kabloyu iyice bir inceltmiş, gidecek başka yeri de olmayan elektrik taneleri bu dar geçitten, ahlaya poflaya, kızara bozara ilerlemek zorunda kalmıştır. İşte elektriğin o güne kadar gizlediği bu kızarıklık özelliği böylece ampul gibi ortaya çıkmıştır. Edison'un bu buluşu, en çok, geceleri ders çalışmak zorunda olan öğrencileri etkilemiştir. Ellerine geçirdikleri bozuk ampulleri zaman zaman sokakta patlatarak, Edison'a olan kızgınlıklarını dile getirmişlerdir. Anahtar Açma kapama işinden başka hiçbir amaca hizmet edemeyen, tek başına kaybolmaya müsait metal parçası. Bir defa kaybolduktan sonra, bu olay ona ders olsun, bir daha tekrar etmesin diye kulağına küpe takılır. *Küpe bkz. Kulakprangası Ansiklopedi Ev kütüphanelerini doldurmak için kullanılan dekoratif kitaplar dizisi. Lüzumsuz şeyler hakkında çok geniş bir bilgi taşıdığı halde, en lüzumlu konularda kısacık bilgi veren; zaten hala ödenmekte olan senetleriyle sinir bozucu olan ağır ve hantal şeyler. Anten Bilgileri titreşimlerle hava yolundan aktaran aygıt. İnsanlar, çok uzaktaki çok uzaktakilerle haberleşebilmek için kablo yetmeyince bu aleti bulmuşlar. Kökü kabloyla toprak hattına bağlıdır. Ucu göğe yükselir. Havayla alışverişte bulunur. Bu açıdan bitkiye benzer. Önceleri sadece çubuk şeklindeydiler. Sonradan "çömlek antenler" ve "çanak antenler" türedi. Halk arasında "çatı zararlısı" olarak da bilinirler. Özellikle çanak antenlerin, komşuluk ilişkilerini zedeleyici bir takım hareketlere sebep olacak kadar ileri gittikleri saptanmıştır. Yumuşakçalar ve böceklerde bulunan antenlere ise "duyarga" denir. Bunlar, komşuluk ilişkilerine karşı daha duyarlı davranırlar. Apartman İnsanların, doğadan korkarak birbirlerinin üstüne yığılmalarını sağlayan mimari alet. Bodrumda kapıcı, çatıda sanatçı oturur. Alt katları su basar, üst katları kalorifer ısıtmaz. Araba Tekerlekleriyle yürüyen, eni ve boyu olan alan. En az üç tekerlek olması şarttır. Tekerlek adedi iki olursa bisiklet haline gelir. Asansör Aşağı yukarı hareket eden tek kompartmanlı tren. Bu trenin istasyonlarına "kat" denir. İnsan taşır. Eşya taşımak için, yönetici ve kapıcının uyuduğu saatler tercih edilmelidir. Sizi yokuşa sürmede faydalı(!) bir alet olmasına rağmen, elektrik kesilmelerinde merdiveni mumla aratır!.. Asfalt yol Seçim aracı Askı Bir nesnenin yerçekimine karşı direnmesine yardımcı olan bir alet. Aspiratör Kapalı mekanlardaki kirli havayı dışarı atan hava süpürgesi. Apartmanlarda kullanılan mutfak aspiratörleri patlıcan kızartması kokusunu alıp komşunun dairesine üflemeye yarar. Atkı Vakti zamanında bere ve pipoyla birlikte sanatçı aksesuarı olarak ün yapmış boyun kostümü. Bu günlerde futbola takılmıştır. Kaybolması korku yaratır. Bu yüzden paltonun kol içine yerleştirilerek saklanır. Paltoyu giyerken bir kolun tıkalı olmasına önce şaşırılır, sonra el ile birlikte gelen atkı, unutkan sahibine kendini hatırlatır. Atlet Yaz aylarında pijama üstüne giyilen askılı bira göbeği örtüsüdür. İnsanlar onu giyse de olur, giymese de... Ayakkabı Karayollarında yürümemize yarayan bir tür taşıt... En küçüklerine patik, en büyüklerine çocuk mezarı demek bir adet haline gelmiştir. Sıkıcı ve terletici özellikleri ile bu alet tarih boyunca insanın ayaklarının başbelası olmuştur. Buna rağmen iyi ki varlar! Dünya nüfusu, onlar olmasaydı, bugün yalınayak başıkabak kalırdı! Eldiven ve çorapla birlikte, en fakirimizin bile en az iki adet almak zorunda olduğu yegane eşyalarımızdandır... Ayna Kendimizi seyretmekten, onu görmemiz imkansızlaşmıştır! Bu yüzden onun hayatı bir sır olarak kalmıştır... Zaten bu sır çözüldüğünde "cam" olur. Bagaj Binek otolarındaki kamyona "bagaj" denir... Balkon Apartmanlara yapışık olarak yaşayan asalak inşaat parçasıdır. Köfte kokuları ve tavla sesleri barındırır. Sinemalarda ve kadınlardaki çıkıntılara da nedense bu ad verilmiştir... Balon Boşuna nefes tüketen lastik. Bazı karikatüristler bunların konuşma modeline karşı çıkmışlardır. Balta Ağaçkakan, odunkakan ve savaşkakan olarak kullanılır. Hiç sevmem bu aleti öteden beri! Bir türlü içim ısınmamıştır. Bu kadar sevimsiz bir alet olmasına rağmen nedense babalar çocuklarına onun sapı olmayı öğütleyecek kadar ileri giderler. Balyoz "Dadonk!" sesi veren vurmalı çalgılarımızdandır. Başağrısı yapar!.. Banyo İt İtalyanlar ne düşünürse düşünsün, bize göre, tek kişilik hamama "banyo" denir!.. Birinci ve ikinci banyolarda fotoğraflar yıkanır, geriye kalan diğer banyolarda ise insanlar yıkanır... Baston Kimilerince yutulan bu alet elde tutularak da kullanılır. Göze ya da iskelete yardımcı olmakla ün salmıştır. Battaniye Vücut ısısının dışarı çıkıp heba olmasını önleyerek ısınmamıza yarayan, yünden yapılmış dikdörtgen... Bayrak Bu da birden çok insanın, altında toplandığı bir başka dikdörtgendir... Beşik Ebeveynin bir an önce çocuksuz ortama kavuşabilmeleri için bebekleri çabuk uyutan alet... Sallanan sallantı!.. Bebeklerin "korti" organının dengesini bozmak suretiyle onları uyutma; adeta bayıltma işine yataklık eden aygıt. Beton Kum ya da çakıl taşlarının bir arada durmalarını sağlayan, çimento ve sudan oluşan inşaat sosu... İçinde bir miktar da demir ilavesiyle "-arme" ekini alır ki; Laz mimarisi bu kıvamı çok sever!.. Kentler betonlaşmaya, insanlar bronzlaşmaya mahkumdur!.. (Porof: Zihni Sinir) Bezik İki, üç ya da dört kişi arasında 96 kağıtla oynanan bir çeşit iskambil oyunu. Kahve höpürdeterek ve tahta çıtırdatarak oynanmasına doyum olmaz. Bıçak Yarım tahta arası demirli sandviç!.. Biberon Kadın memesinden esinlenerek yapılmış bebe kandırağı... Geceyarısı kırılmalarında evliliği tehlikeye düşürebilecek kadar ince yapılı ve stratejik bir alettir!.. Biblo Küçük heykel... Ev kadınlarının çok sevdiği süslü örtülerin uçmaması ya da kaymaması için bir ağırlık gereklidir. İşte biblo, bu gibi hallerin en büyük kurtarıcısıdır. Neden böyledir; bilinmez... Kimse kendine biblo almaz. Sadece hediye edilmek üzere başkasına alınır... Biçerdöver Bir aletin adının konmasını köylülere bırakırsanız böyle olur! Biçer de o, döver de!.. Kimsenin laf etmeye hakkı yok!.. Bide Anüs ve komşularının yıkanması için kullanılan, klozete benzeyen alet. Klozetle yanyana durduğunda karıştırma durumlarına çok müsaittir. Aklınızda bulunsun; kapaksız olanı bidedir. Bizde otellerin dışında çok ender bulunur. Popolarımızı kaldırmaya üşendiğimizden, bu işi klozet içindeki taharet borusu buluşyla halletmişizdir... Bikini İki parçalı "kini"ye "bikini" denir. Su kenarı kadınları için imal edilmiştir. Su içinde pek bir faydası olmaz. Ama su dışında çok şey ifade eder. Ülkemizde bu konuyla ilgilenmek üzere Zeki Triko görevlendirilmiştir. O da her sezon aynı mayoyu alıp, sadece içindeki mankeni değiştirerek hepimizin gözlerini boyar! Biz de bu duruma, gözlerimizi kırpmadan göz yumarız!.. Bilardo Dikdörtgen içinde gelip giden küreler arasında bitip tükenmez, geometri ile psikolojinin birleştiği top oyunu... "Sokaklarda birbirine pardon demeyen bilardo topları gibi yuvarlanırız hala şu az gelişmiş İstanbul dikdörtgeninde!.." (Porof: Zihni Sinir) Bilet Gişelerde satılan, kaybedilmeye müsait küçük bono... Satın alındığı anda rastgele bir cebe konur ve orada unutulur. Geçiş anı geldiğinde, paltonuzun cepleri, paltonun içindeki ceketin ve pantolonun ön ve arka cepleri bir bir karıştırılarak bir telaş atmosferi yaratılır. Geriye kalan en son cep, biletin bulunduğu ceptir! Nihayet bilete erişen parmaklar, onu kümesteki tavuk gibi kıskıvrak yakalarlar. Bilet artık avucunuzun içindedir. Esas önemli bölüm şimdi başlar... Bileti ararkenki kızarmış suratınız ve yamulmuş mimiklerinizi düzeltip, karşınızda sırat köprüsü bodyguard'ı gibi duran bilet yırtıcısına doğru uzanırken, "Gördüğünüz gibi, ben sahtekar, soyguncu, aşağılık bir dolandırıcı değilim; sadece küçük bir kargaşa oldu, o kadar. Oysa şimdi dimdik ayakta duran namuslu bir kent adamıyım!" manasına gelen bir mimik bulmanız gereklidir. Ama siz bunu otomatik olarak öyle ustaca yaparsınız ki, az sonra seyredeceğiniz Oscar ödüllü filmde bile bu rolün üstesinden gelebilecek aktör parmakla gösterilir!.. Aslında bütün bunlara gerek yoktur! Bilet yırtıcısı bu filmi o kadar çok seyretmiştir ki, sizin sanatkarane incelikleriniz onu asla ırgalamaz! O bir kaşardır!.. Bir odundur!.. Aşağılık herif! Hıyar! N'oolucak?!. Ulan sen kimsin, ben kimim?!. Benim büroma gelsen, sekiz sekreterde birer gün takılır yine de bana ulaşamazsın!.. Fuayeden sinema salonuna geçerken, bu sefer yer göstericisinden gelen "Biletler lütfen!.." sesi, canavarın yeniden dirilişi filimleri gibidir.Kabus yeniden başlar! Bir elinizdeki popcorn ve öbüründeki nestcafenin kaynarsuyu sanki başınızdan aşağıya dökülür! Yahu kardeşim, biraz önceki hengamede zaten hoşafı çıkmış biletleri atmamayı kim akıl edebilir ki?!. Bilezik Aile kurumunu ayakta tutan sigorta halkası... Bilgisayar Milyonlarca "aç-kapa"dan oluşmuş elektrik düğmesi... Not: Elektrik düğmesi, sadece bir açıp kapamaya yarayan, dünyanın en küçük bilgisayarıdır. Bisiklet İki tekerlekli bir apışarası taşıtıdır. Yürümek gibi düşe kalka öğrenilir. Üç tekerlekli olanlarına "trisiklet", bir tekerlekli olanlarına ise "homosiklet" denir. Bisiklet lastiğinden sapan yapılır; kaş yapayım derken göz çıkarılır... Bisküvi Dişlerle temas ettiğinde iyi "kırt" sesi veren rutubetsiz yiyecek... Eskiler iki bisküviyi birbirine yapıştırmak için lokum kullanırdı. Dikdörtgen bisküvilere Fransızlar "küçük börek" manasında "pötibör" demişlerdir. Bunlar da küçük dikdörtgen ve büyük dikdörtgen olmak üzere ikiye ayrılır. Küçük dikdörtgen bisküviler ince belli, klasik çay bardağına rahat sığar ve bandırılarak yenir. Islak bisküvinin tamamını yiyebilmek için bardak ile ağız arasındaki mesafeyi kısa tutmak lazımdır. Büyük dikdörtgen bisküviler iki ön diş arasında tıkır tıkır dekupe edilerek çeşitli şekiller yaplamya müsaittir. Zaten böyle yapan çocuklar ileride karikatürist olur... Bitpazarı Bir insanın ölümünden arta kalan eşyaların yeni başlayan entellektüellere devrinin sağlandığı gomalak kokulu yerlere denir. Bloknot Post-it'in icadıyla pabucu dama atılan pultırtıklı defter... Blucin Taşa tutularak evcilleştirilen cefakar bacak bezi... Bohça Bezden yapılmış, içine hemcinslerinin konduğu dosya... Bu dosyalar, çengelli iğneyle kilitlenir. Bomba Konulmak ya da bırakılmak suretiyle patlayan silah... Onu patlama sesinden anlayabiliriz. "Tatatata" makinalı tüfek, "gümmm" top sesidir. Bombanınki ise adı üstündedir; "BOMMM!!!"... Nedense son günlerde haber spikerleri tarafından Ankara'nın gündemine onun gibi düşülür. Boncuk Delikli küçük cam küre... Sonundaki "-cuk" ek olarak kabul edilirse, büyüklerine "bon" demek gerekir. Ama tarih boyunca kimse böyle dememiştir. Deliksiz olanlar İstanbul'da "misket", Bursa'da "cilli", İzmir'de "meşe", Manisa'da "cambalik", Salihli'de "cincibir", Kayseri'de "cicoz" vs gibi isimler alır. Kilden yapılanlarına "humba" denir. Boya Beyaz ışığı farklı yansıtan kimyasal maddelerden yapılmış kuru, yağlı, sulu şeyler... Yağlı boyalarda kılları yapışık kurumuş fırça, sulu boyalarda taşma, kuru boyalarda uç kırıklığı yaşanır. Her yeri; hatta gözü bile boyamak mümkündür. Sadece duvarları boyayamayız. Çünkü orası yeni badanalanmıştır. İç duvarlara annemiz, dış duvarlara polis kızar!.. Branda Halat bağcıklı kamyon blucini. Briyantin Saçların ayakkabılarla aynı parlaklığa kavuşmasını sağlayan tutkal. Kullanılışı: Sıkılan tüpten süzülen briyantin önce avuçta toplanır. Avuçtaki miktarına "paslak" denir. Bu paslak, diğer elin parmaklarıyla alınarak saça sürülür. Henüz kurumadan tarakla taranarak düz bir satıh elde edilir. Tarak ters çevrilerek sırtıyla saçlara hafif dalga vermek de mümkündür. Bir tarak dişi kadar aralık kalan saç telleri, aynı hizaya gelip, öylece kururlar; kemik gibi olurlar (tepedeki inatçılar hariç)! Artık saçlar öyle sağlam bir strüktür oluşturmuşlardır ki, altımızdaki motosikletin üç şiddetindeki ritmik motor sarsıntısı bile onların ancak yaylanmalarına sebebiyet verebilir. Buat Elektrik yolunda dörtyol ağzı. Buji Silindir içindeki yakıta, en sıkışık durumunda elektrik tüküren memeli eşya. Buldozer Doğa kemiren, gecekondu ile beslenen, sarı, memeli batı ejderhası. Bumerang Atıldığında köpek olmadan da geri dönebilen Avustralya sopası. Buzdolabı Erkek çeyizi. İster imam nikahı, ister devlet nikahı ile evlenin ama buzdolapsız evlenmeniz mümkün değildir. İşte bu sayede, bir koç, sürüden ayrılıp çoban olabilmiştir. Amerikalılar'ın sokaktan eve girer girmez, kullandıkları ikinci kapı buzdolabı kapısıdır (Porof: Z.S.). Teknoloji şimdiye kadar sıcak dolabı (fırın), buzdolabını, hatta derin dondurucuyu piyasaya çıkarttığı halde, "ılık dolabı"nı keşfetmek Porof: Zihni Sinir'e kısmet olmuştur. Büfe Açık büfe, tost büfesi ve tabak bardak takımlarının konduğu büfe olmak üzere üç şekli vardır. Bu son büfeye bir de renkli çekilmiş torun fotoğrafı koymak adettendir. Büro Telefon, faks, klasör, post-it, ataç, traktör lastikli kül tablası, akrobat lamba, üstü yazılı nestcafe kincanı gibi çeşitli eşantiyon yayıntılarından mürekkep. Kireçlenme ve kamburluk üretim mekanı. Büst Omuzlar, boyun ve kafayı içeren bölüme verilen ad olduğu halde bizde daha çok omuz üstü heykeli olarak ün yapmıştır. Bu yüzden eşya ve alet sözlüğüne dahil edilmiştir. N'olur artık şekli kaçmış, mutasyona uğrayıp evrim geçirmiş, yaldızlı Atatürk büstlerinden dökmesinler!.. (Şimdilik 'C' harfine kadar) Sonsuzluk: Bir futbol maçının son iki dakikası. Barbekü: Kadının alışverişi yaptığı, kıvırcığı yıkadığı, domatesleri doğradığı, soğanları kıydığı, eti hazırladığı, her yeri temizlediği ve erkeğin 'yemeği hazırladığı' mangal partisi. Su Geçirmez Rimel: Ağladığınızda, duşta, ya da yüzerken akan ama, temizlemeye çalıştığınızda bir türlü çıkmayan kirpik boyası. Egzersiz: Bir alışveriş merkezinde, bir şeyler satın alarak dinlenip ara verdiğiniz, bir aşağı bir yukarı yürüme durumu. Kuaför: Asla bir daha aynısını yapamayacağınız şekilde bir tarz yaratabilen kimse. (Bkz. Büyücü) Ömür törpüsü: Defalarca birilerine çöpü dışarı çıkarmalarını söyleyip, sonunda kendinizin çıkarması durumu. Gerçek Anlamları Diyet Kola: Markete gidip satın aldığınız ve yanında da külliyatlı miktarda cips ve çikolata tükettiginiz içecek. Aptal: Polis 'Kenara çek!' uyarısında bulunduğunda, kadının tamamen bilinçli olarak dönüstügü hal. Türkçeden İngilizceye çeviri: Turning from Turkish to English Acele ise seytan karisir : Urinate quickly, satan mixes Adam katila katila gülüyordu : The man was laughing joining by joining Astigi astik kestigi kestik bir adamdir : He is a his-hung-is-we-hung-his-cut-is-we-cut man Can bogazdan gelir : John comes from Bosphorus Dik dik ne bakiyorsun öyle : What are you looking perpendicular perpendicular like that Egri oturalim, dogru konusalim : Let's sit italic,let's talk correct Ekmek elden, su gölden : Bread from hand, water from lake Nallari dikti : He errected the horse-shoes O güzelim vazo tuzla buz oldu : That my beautiful vase became ice with salt Onun elinden az cekmedik : We didn't pull little from his hand Gözün mosmor olmus : Your eye has become puspurple Onun gözlemelerine doyum olmaz : There is no saturation to her observations Senden adam olmaz : Man doesn't become from you Siraya gir : Enter the desk Usta ordan bi pilav üstü kuru versene : Master, give a dry on top of rice from there Hayat Sözlüğü Aşk : 1 sesli, 2 sessiz veya 2 aptaldan oluşan sözcük. Dil : Bazı dejenere insanların konuşmak için kullandıkları cinsel organ. Baş ağrısı : Kadınlar tarafından en sık kullanılan doğum kontrol yöntemi. Nanosaniye : Trafikte ışığın yeşile dönmesi ve arkadaki hayvanın korna çalması arasında geçen süre. Futbol : Kadınların kocaları yerine bilmeden evlendikleri nesne. Kuantum fiziği:Gece vakti, karanlık bir odada var olmayan bir kediyi arayan kör adam. Hardware : Bilgisayarın software arızası nedeniyle bozulması durumunda yumruklanan kısmı. Entellektuel : 2 saat boyunca ksten başka birşey düşünmeyi becerebilen insanoğlu. Ekip çalışması : Bütün suçları ekibin geri kalanına yüklemeyi sağlayan çalışma biçimi. Doktor : Hastalığınızı ilaçlarla iyileştiren, sonra da sizi faturlarla öldüren kişi. Patron : Geç kaldığınızda işe erken gelen, erken geldiğinizde geç kalan kişi. Gözyaşı : Erkek gücünün, kadın gücü karşısında bozguna uğratılmasına yarayan hidrolik güç birimi. Söylenti : Ses hızından bile hızlı dağılan haberler. Sözlük : Boşanmanın, nikahtan önce geldiği tek yer. Evlilik : Erkeğin lisansını yitirip, kadının master (lisans üstü) olduğu bir sözleşme. (çok amerikan yorum) Baba : Doğanın bize armağını olan banka. Politikacı : Seçimlerden önce elinizi sıkan, seçimlerden sonra ise güveninizi sarsan kişi. Gülümseme : Pek çok şeyi bir doğruya çeviren eğri. İyimser : Kazayla nehre düştüğünde banyo yapmaya başlayan kişi. Size cehenneme gitmenizi öyle bir dille anlatır ki, bu yolculuk için can atarsınız. VS: Diğerlerini, gerçekte bildiklerinizden daha çoğunu bildiğinize inandırmanızı sağlayan bir işaret. Ofis : Gergin bir ev hayatından sonra gevşediğiniz yer. Komite : Kendi başlarına hiçbir şey yapamayan ve birlikte hiçbir şeyin yapılamayacağına karar vermek için biraraya gelen insanlar... Öğrencinin Sözlüğü Atmak : Ders anlatmak Asmak : Sözlü günü yapılan gezi Cesur : Kopya çeken kimse Çöp Kutusu : Basket potası Dalga Geçme : Ders dinleme Disiplin : Öğretmenin kozu Esnemek : Ders esnasında ortaya çıkan bulaşıcı hastalık Felç : Karnenin alınmasıyla baş gösteren hastalık Gardiyan : Nöbetçi öğretmen Hastalık : Mazeret Hayır Sever : Kopya veren Okul : Hapishane İnekleme : Çok ders çalışma Karne : Loto Kuponu Şaşkın : Yeni öğrenci Tebeşir : Cephane Komedi : Yazılıların açıklanması Veli : Ara karneden bile haberi olmayan gariban Çıkış Zili : Can kurtaran Sözlü : Ecel teri,mizan terazisi Not Defteri : Loto kağıdı Öğrenci : Hilkat garibesi,zavallı Öğretmen : Ahiret sualcisi Sınıf : Muhabbethane Ödev : Angarya Sınıf Geçmek : Tahayyül Sınıfta Kalmak : Küme düşmek Teneffüs : Kudurma saati Giriş Zili : Cenaze marşı Masal : Anlatılan ders Enflasyon : Notların öğretmen tarafından düşürülmesi Devalüasyon : Öğretmenlerin kolay sorarak başarı oranını yükseltmeleri Vaka-ı Vakvak : İyi bekleyip düşük alan öğrencilerin sözleri İstenmeyen Gün : Pazartesi İstenen Gün : Cuma En İyi Haber : Hoca Yok, ders boş, vallaha... Tembel öğrenci Vurgun: (Kopya sonucu)tam not alma Bayram: Dersin boş geçmesi Ecel: Yazılı sınavı Can pazarı: Bütünleme sınavı Eyvallah: 5 aldıktan sonra duyguların ifade edilmesi Fatura: Karne Fedai: Gönüllü sözlüye kalkan Geviş getirmek: Öğrencinin bilmediğini anlatmaya başlaması Külfet: Kitap taşıma Ö.S.S.: Ön silkeleme sınavı Aforoz: Okuldan atılma Fuzuli: Ev ödevi Arkadaş: Sınav anı yaklaştıkça kuvvetlenen dostluk ve kardeşlik bağı Sınav: Kabus Uyumak: İki tenefüs arası sosyal faaliyet Zil: Kurtuluş çıngırağı Gırtlak: Hocaların boşuna patlattıkları organları Kütüphane: kitap mezarlığı Sen Benim Kim Olduğumu Biliyormusun ? Üniversitenin büyük amfisinde 800 kişinin katıldığı bir imtihan... Süre iki saat... Profesör son derece sert ve sürenin esnetilmesine imkân yok. Cevapları yetiştiremeyen kalıyor. Bu yüzden bütün talebeler harıl harıl kâğıt dolduruyorlar. Ama birisi ağırdan gidiyor. Biraz düşünüyor biraz yazıyor. Hiç aceleci bir hâli yok. Derken süre doluyor. "Getirin kâğıtları çocuklar" diyor profesör ve herkes bitirebildiği kadarıyla kâğıdını getirip masanın üzerine koyuyor. Veren çıkıyor, veren çıkıyor, masanın üzerindeki kâğıtlar birikiyor. Sınıfta hiç talebe kalmıyor. Bir kişi hâriç. Bizim ağırdan giden talebe hiç istifini bozmadan yazmaya devâm ediyor. Böylece biraz daha zaman geçtikten sonra, bizimki kalkıp kürsüye gidiyor ve kâğıdını bir sonraki ders için hazırlıklarını tamamlamakta olan profesöre uzatıyor. Profesör kızarak: -Hayır! Çok geç kaldın. Artık senin kâğıdını alamam... Bizimki ters ters bakıyor: -Sen benim kim olduğumu biliyor musun? -Yoo, aslında bilmiyorum. Ne olacak? Talebe bakışlarını dikleştirerek tekrar soruyor: -Sen benim kim olduğumu biliyor musun? -Hayır bilmiyorum! Üstelik bu hiç de mühim değil! -İyi öyleyse, diyor bizimki ve yığılı duran imtihan kâğıtlarının bir kısmını kaldırıyor ve araya kendi kâğıdını koyup kâğıtları tekrar düzeltiyor. Sonra da: -İyi günler hocam, deyip profesörün şaşkın bakışları arasında yürüyüp gidiyor. BIDIK Erzurumda yöresel kelimeler vardır. Mesela "tırlık"kekeme,"gıdık"çenealtı, "bıdık" da kadın cinsel organı demektir. Seçim döneminde miting konuşması yapan Tansu Çillere kalabalığın içinden bir vatandaş -"Senin bıdığını yirim gız." diye bağırır. Bunu duyan Tansu hanım yanındaki vali yardımcısına dönüp sorar "bıdık" ne demek diye. Vali yardımcısı gerçeği söyleyemediğinden ve birazdan olacaklardan habersiz "ciğer" der, ciğerini yerim demek istedi. Mikrofona dönen Tansu haım coşku ile bağırır. -"BACINIZIN BIDIĞI SİZE FEDA OLSUN." DAĞİSTANLILAR Dağistanlılar kavga etmeyi çok severlermiş. Bir gün rusun biri Dağistanlının arabasına çarpar. İçinden 3 Dağistanlı çıkar ve adama: -"Kavga edecez" der. Rus: -"Abi affet özür diliyorum" -"Yok biz kavga edecez" -"Abi polis çağıralım hata kiminse ödesin" -"Yok kavga edecez" -"Tamam abi ben sizin hasarı ödiyim kavga etmeyelim" -"Yok baba biz kavga edecez" -"Abi ben sizin hasarı ödiyim alın araba da sizin olsun" -"Mümkün değil kavga edecez" -"Abi tamam ama böyle kavga olur mu, 3 e 1 olmaz valla" Ve Dağistanlı lideri yanındaki arkadaşına döner ve: -"Geç lan karşıya kavga edecez.." DEVE Afrikada bi colde fransiz lejyonerleri var. Neyse bu karargaha bi komutan atanmis. Herif cevreyi gezerken falan bi bakmis bi deve. Yanindaki askere sormus -"Bu deve ne ise yarar?" Asker de -"Onu cinsel ihtiyaclarimizi gidermek icin kullaniyoruz "demis. Komutan kizmis tabii.Kaldirin sunu ortadan cabuk.Bi askere yakisir mi hic boyle bisey.Kimse kullanmicak bu hayvani bi daha falan demis.Askerler kaldirmislar bi ahira hayvani.Gel zaman git zaman, bir ay iki ay.Komutan tabii dayanamamaya baslamis.Bakmis olcak gibi diil, bi deneyeyim demis.Gitmis aksam vakti ahira..ama deve de cok yuksek.. alttan almis olmamis, ustune cikmis, yavas yavas kayayim demis olmamis,oyle denemis olmamis boyle olmamis..en sonunda zorla bi pozisyon bulmus ve becermis.Ama icinden de bu is boyle olmuyodur, mutlaka bi teknigi vardir demis. Ertesi gun bi askeri cagirmis ve sormus: -"Ya, siz bu deveyi nasil kullaniyordunuz cinsel ihtiyaclarinizi karsilamak icin??" Asker cevap vermis: -"Çok kolay komutanim, burdan 10 mil otede bi genelev var,azinca atliyoz deveye oraya gidiyoz,isimizi gorup geri donuyoruz!!" AKÇE HESABI Nasreddin Hoca bir gün heybe almak için pazara gider. Güzel bir heybe görüp pazarcı ile pazarlık yapar ve 1 akçeye anlaşırlar. Tam oradan ayrılacaktır ki daha güzel bir heybe dikkatini çeker: - Kaç akçe şu heybe muhterem? - 2 akçe hocam. - Aldım gitti, diyen hoca elindekini bırakır ve onu alıp tam gidecekken pazarcı seslenir: - Hocam. Bu heybe 2 akçe. Sen 1 akçe verdin. Hoca sinirlenir: - Bre cahil adam! Sana önce 1 akçe verdim. Sonra da 1 akçelik heybe bıraktım! İkisi eder 2 akçe. Daha benden neyin parasını istersin! BEŞ KURUŞ Bir gun Hoca sallana sallana yolda yururken, biri arkadan ensesine kuvvetli bir tokat atar. Hoca neredeyse yere dusecek. Hoca hiddetle, -Ne curetle vuruyorsun! Genc adam, biraz ukala bir tavirla, kisaca ozur diler. Kucuk bir hata yaptigini, Hoca'yi bir arkadasina benzettigini soyler. Ayrica, Hoca'nin kucuk bir tepeyi dag haline getirdigini belirtir. Bunun uzerine, Hoca'yi mahkemeye gitmekten baska hicbir sey tatmin etmez. Hoca israrlidir ve genc adamin kabul etmekten baska caresi yoktur. Kadiya giderler. Kadi her iki tarafida dinler. Ancak kadi genc adamin arkadasi oldugundan, onu muskul durumdan kurtarmanin caresine bakarken, Hoca'yi da yumusatmaya calisir. -Hoca, hislerini anliyorum. Herkes ayni seyleri hissederdi bu durumda. Simdi ne dersin, bu genc adam kendine bir tokat atsa kabul edermisin. Hoca bununla tatmin olmaz, israr eder mahkeme yapilsin der. Bunun uzerine kadi, genc adama 5 kurus ceza verir ve gidip getirmesini soyleyip kursuden iner. Hoca, genc adamin donmesini bekler. Bir saat gecer, iki saat gecer fakat genc adamdan ses seda yoktur. Mahkeme kapisinin kapanmasina az kalmisken, Hoca kadinin, en mesgul bir aninda ensesine okkali bir tokat atar ve ekler, -Kusura bakma kadi efendi, daha fazla bekleyemecegim. Gelirse soyle one, 5 kurusu senden alsin !. KAZAN Nasrettin Hocanın komşusu, hocadan kazan istemiş. Aradan birkaç gün geçtikten sonra, komşu içine bir kazan koyar ve hocaya getirir. Hoca, "Bu ne?" diye sorunca komşusu "Senin kazan doğurdu" der. Hoca kazana bakar ve "Kazanın *mına koymuşsun, tabi doğurur" der... BESBELLİ SARHOŞ Yaşlı ve çirkin bir kadın soluk soluğa karakola gelip şikayetçi olur : -Adamın biri beni bir saattir izliyor, kendimi buraya zor attım, galiba sarhoştu memur bey, der. Polis çirkin kadını tepeden tırnağa süzüp cevaplar : -Galiba değil, besbelli sarhoşmuş, der. ÇIKMAK İSTİYORUM Osman adında bir adamın bir meyhanesi varmış. Osman meyhanesi saat 18 ile gece 24 e kadar çalıştırırmış. Osman bir gun meyhayi kapatıp evinin yolunu tutmuş. evine geldiginde yorgunluktan hemen yatmış. Aradan kısa bir sure sonra telefon çalmış. Osman bu saatde ne var diye hayıflanarak telefonu açmak için kalmış ve salonun yolunu tutmuş. telefonu açmış karşısında bir sarhoş... -- meyhaneci meyhaneci meyhani saat kaçta açacaksın?... --Ya kardeşim yeni kapattım ne açması ya.... kızgın bir şekilde yatmaya giden meyhaneci uyuduktan kısa bir sure sonra tekrar telefonla uyandırılır. telefonu açar aynı sarhoş aynı muhabbet. Meyhaneci bu duruma çok kızar artık çok sinirli bir şekilde yatmaya başlar. meyahaneci tam uyuyacak yine telefon çalar. çok sinirli bir şekilde gider telefonu açar. --Aloooooooo -ALOOO MEYHANECİİİ ! --Ne var ne arıyorsun? -Meyhanecii meyhanecii -- neeeeee -meyhneyii ne zaaman acacaıksınnn --Sanane lan sanane ne zaman acarsam acarım sanane be -meyhneyii ne zaaman acacaıksınnn --Ulan açsamda seni içeriye almayacam arama atrık -meyhaneccii ben içerii degill dıışarı çııkmakk istiyormmm... DELİK Adamin biri deliler hastanesini gezmeye gitmis.Bakmis deliler kapidaki delikten iceri dogru bakiyorlar.Bakan tekrar siraya geciyor.Devamli bir dongu gibi olay yineleniyor.Adam merak etmis oda siraya girmis. Sira kendi sine gelmis.Egilip bakmis.Zifiri karanlik hicbirsey yok. Bir tanesini dur durup sormus.: - Yahu ben hic birsey goremedim? Deli sasirmis: - Ulan biz iki yildir bakiyoruz birsey goremiyoruz. Sen ilk bakistami goreceksin. ÜÇ DİLEK Bir gün ayı ile tavşan ormanda geziyorlarmış.Karşılarına bir cin çıkmış.Ayı ile tavşan korktukları için kaçmaya başlamışlar.Cin "Durun kaçmayın"demiş."Sizin üç dileğinizi yerine getireceğim". Önce ayıya birinci dileğini sormuş. Ayı da "Bu ormandaki bütün ayıların dişi olmalarını ve bana aşık olmalarını istiyorum"demiş. Cin daha sonra tavşanın ilk dileğini sormuş. Tavşan da"Motorbisiklet istiyorum"demiş.Ayı tavşana"Sen salak mısın?Daha güzel birşey isteyebilirsin"demiş. Cin ayıya ikinci dileğini sormuş. Ayı: "Bu ülkedeki bütün ayıların dişi olmalarını ve bana aşık olmalarını istiyorum"demiş. Sonra tavşan"Ben kask istiyorum"demiş. Ayı "Daha güzel birşeyler istesene"demiş ve son dileğini dilemiş. "Bütün dünyadaki ayıların dişi olmalarını ve bana aşık olmalarını istiyorum"demiş. Tavşan motoruna binmiş,kaskını takmış ve son dileği şu olmuş; "Ben bu ayının ibne olmasını istiyorum" 1 SANTİM - cocuklarim eger dunya gunes'e bir cm yakin olsaydi her yer erir eger bir cm uzak olsaydi her taraf donar ve yasayamazdik.. allah'in oldugunu bundan anlayabiliriz - e iyide hocam dunya gunes'e 18 ocakta yakinlasir 21 haziranda da uzaklasir...hemde bir cm degil yaklasik 2 milyon kilometre...ee hic bir sey olmuyor... - iste bu da allah'in bir mucizesidir evladim...otur.. laubali ukala... MCGAYVER McGyver markete gitmiş. Kasiyer kıza yaklaşıp, "İyi günler, ben 6 metre dikenli tel, bir tane demir makası, bolca zımpara kağıdı, bir de elektrikli testere istiyorum" demiş. Kasiyer kız şaşırmış: "İ.. i. iyi ama onları burada bulamazsınız ki, burası küçücük bir market, burada sebze meyve gibi şeyler vardır sadece..." demiş. McGyver 1-2 dakika düşünmüş, sonra kasiyer kıza dönmüş: "Tamam, onlar da olur" demiş ANCA BULDUM Doktor telefonda yakaladigi hastasina: - Tahliller belli oldu, demis, sana bir kotu, bir daha kotu haberim var. - Nedir kotu haber? - Maalesef 1 gunluk omrunuz kaldi. - Peki daha kotu haber nedir? - Size 24 saattir ulasmaya calisiyorum, anca buldum... GOZLERİM BOZUK Goz Doktoru: - Su tablodaki harfleri okur musunuz?.. Cafer: - Siz bana okur musunuz?.. Benim gozlerim bozuk da.. DÜŞECEK Çok çapkın ve çokda yakışıklı bir adam varmış.Yakışıklı olduğu için çok çapkınmış.Bu adamın penisinde(erkeklik organı) rahatsızlık çıkmış.Ve ne kadar doktora gittiyse kesmemiz lazım"demiş.Adamda çok çapkın olduğu içinde kestirmek istemiyormuş.Doktor bir gün bu adama: -"Benim babam afrikada o bu işleri bilir seni kesmekten kurtarır ama oraya gitmen lazım"demiş.Adam hemen kabul etmiş.Ve ilk uçakla afrikaya gitmiş.Yaşlı adam bunu görünce: -"Derdin ne?"demiş.Adamda derdini anlatmış.Yaşlı adam her gece adamın penisine merhem sürmeye başlamış.Aradan 10 gün geçmiş.Yaşlı adam yine merhemi sürmüş.Adam: -"On gündür bunu sürüyorsunuz nasıl oldu kesmekten kurtulabilecekmiyim?" Yaşlı adam: -"Yok kesilmek yarın gece dolunay çıktığında kendiliğinden düşecek." GAZ Bir hanimefendi doktora gitmis.. Checkupa.. Yani yillik kontrola.. "Doktor" demis.. "Ben fevkalade saglikli bir kadinim. Bir tek kusurum var.Gaz kaciriyorum.. Durmadan gaz kaciriyorum.. Evde.. Iste.. Kilisede.. Otobuste, asansorde, super markette..Durmadan kaciriyorum.. Ama fazla da sikayetim yok. Kendime hic sorun yapmiyorum bunu.. Cunku benim kacirdigim gazin ne kokusu var, ne de sesi cikiyor.." Doktor, bir hap yazmis kadinin recetesine.. "Bu haplardan gunde uc tane al, haftaya gel gene beni gor" diye.. Ertesi hafta kadin hisimla girmis doktorun muayenehanesine.. "Doktor" demis.. "Gecen hafta verdigin haplardan sonra, kacirdigim gazlar les gibi kokmaya basladi.." Doktor "Guzel" demis.. "Cok guzel.. burnunuzu tedavi ettik demek. Simdi sira geldi, kulaklariniz uzerinde calismaya.." SAPIK DOKTOR Psikolog karşısındaki sinir hastası bir genci teste tabi tutmaktadır.Kağıt üstüne bir dikörtgen çizip : -Bu size neyi hatırlatıyor? diye sorar. Hasta : -İçinde kadın bulunan bir yatağı, diye cevap verir.Arkasından psikolog kağıda büyükçe bir kare çizer.Hasta, bu kez : -İçi kadın dolu bir oda, der. Derken, çok büyük bir dikdörtgen çizdiğinde, hasta bu sefer de : -Bu da içi kadın dolu bir ev, deyince, psikolog dayanamaz : -Tamam beyefendi, der.Siz bir kadın budalasısınız. Ama psikolog daha lafını bitirmeden, hasta bağırır : -Ne, ben mi?Aslında sen kadın budalasısın be! Sabahtah beri bana terbiyesiz resimler çiziyorsun... ÜŞÜTMÜŞ Doktor, ünlü bir ressam olan arkadaşını ziyarete gitti. Ünlü ressam, son olarak yaptığı hasta bir adam tablosunu doktor arkadaşına gösterip: -Eee, söyle bakalım fikrin ne? diye sordu: Doktor tabloya tekrar bakıp cevap verdi: -Merak edilecek bir şey yok. Sadece üşütmüş, o kadar... DOMUZ ÖLDÜ George W. Bush soförüyle bir kır gezisine çıkar. Arabayla giderken bir tavuğu ezerler. Meseleyi tavuğun sahibi olan çiftçiye kim anlatacak diye düşünürken Bush âlicenap bir tavırla soförüne şöyle der: "Bana bırak. Ben Dünya'nın en güçlü adamıyım. Çiftçi bana muhakkak anlayış gösterecektir." Bush çiftçinin evine girer ve bir dakika sonra da nefes nefese kosarak geri döner. Göz morarmış, surat dagılmış haldedir. Şoförüne "Çabuk toz olalım burdan!" der. Aksilik bu ya, arabayla daha 20 metre gitmeden bu defa da orada gezen bir domuzu ezerler. Bush korkulu gözlerle şoförüne bakar ve "Şimdi adama gidip söyleme sırası sende!" der. Şoför çiftliğe gider. Bush da arabada bekler. 10 dakika, 20 dakika 30 dakika derken....Şoför bir saat sonra sarkı söyleyerek, gülerek, cepleri para dolu ve kolunda irice bir meyve sepeti ile geri gelir. Bush şaşkın bir halde sorar: "Çiftçiye ne dedin ki bu kadar ikrama boğdu seni?" "Valla ben de anlamadım" der Şoför. "Ben ona sadece şöyle dedim: Iyi günler. Ben George Bush'un şoförüyüm. Domuz öldü! HİTLER Hitler üç esir yakalamis, Ingiliz, Fransiz ve bir Yahudi. - "Size soru soracagim, bilirseniz sizi birakacagim" demis. Ingiliz'e sormus - "Titanik kaç yilinda batti?" Ingiliz hemen cevap vermis - "1912" diye. Hitler göndermis Ilgiliz'i. Fransiz'a sormus bu kez: - "Titanik'te kaç kisi öldü?" Fransiz cevap vermis - "1050". - "Tamam, sen de gidebilirsin" diye özgür birakmis. Ve Yahudi'ye dönmüs; - "Say lan isimlerini!" MANTIKLI KARAR Güneydoğu'da 15 yıl süren çatışmalı ortam; doğrusuyla, düzmecesiyle, abartısıyla binlerce hikayeye kaynaklık etmiştir. İşte bu binlerce hikayeden biri de şöyle rivayet edilir. Bir TV kanalında bir PKK itirafçısı geçmişini anlatmaktadır. Muhabir: 'Anlat bakalım, yasadışı-bölücü-terör örgütü ile nasıl tanıştın?' İtirafçı başlar anlatmaya: ' Bir gece pekakalılar bizim köye gelmiştir. Duymuşuzdur. Birden kapı vurulmuştur: taak taak takk.. Açmışız biz de. Bakmışım ki anarşitler. Bana demiştir ki; bize yemek vereceksin, ekmek,su vereceksin, yardım edeceksen yataklık edeceksen yani ha! Yook demişim, olmaz demişim, siz hayınsınız, anarşitsiniz, bölücüsünüz, size ekmek su yok.. O zamaan anayı vururuk demişlerdir. Yine benden yardım yok... Anayı vurmuşlardır. Sonra gene gelmişlerdir anarşitler, demişlerdir bize yardım edeceksin, ekmek, su... Demişim yok... Babayı da vurmuşlardır. Ertesi gün gene gelmişlerdir... Bize yardım, yoksa karıyı vururuk, yok demişim, karı da gitmiştir. Sonra çocuklar..... Herkes ölmüştür. Ben evde bir başıma düşünürem bir gece... Yine kapı çalmıştır... Takkk takkk takkk!. Açmışım kapıyı, onlar! Demişlerdir ki bize yardım edeceksin, ekmek su vereceksen...Ben demişim, size yardım yok,siz hayınsınız... Bana demişler ki; yoksa seni vururuk...! Biraz düşünmüşüm, bana mantıklı gelmiştir, kabul etmişim... İşte böyledir.... MUHTEŞEM DÜĞÜN Kanuni Sultan Süleyman, büyük ve muhteşem bir sünnet düğünü yapmıştı. Bu düğün uzun müddet dillere destan oldu. Bundan evvel de veziri İbrahim Paşa, evlenmesi münasebetle büyük bir düğün yapmış ve Kanuni'yi davet etmişti... Birgün Sultan Süleyman, Paşa'ya "Paşa! Senin düğünün mü, benim düğünüm mü daha muhteşem oldu?" diye sordu. Paşa "Benim düğünüm" diye cevap verdi. Sultan Süleyman üzülerek ve hiddetlenerek sordu: -Neden? -Zira efendim, benim düğünüme dünyanın en büyük padişahı geldi. Sizin düğününüze ise böyle bir kimse gelmedi... POLİTİKA BUDUR... PolitikaBir bürokrat yoksul bir adamı ziyarete gitmiş demiş ki: "senin oğlana bir eş bulalım, zamanı geldi artık." Adam: "ben hayatımda oğlumun işine karışmadım." demiş. Bürokrat: " ama demiş bu kız Rahmi Koç'un kızı" deyince Adam: "a aaa ..tamam o zaman" demiş ve durumu kabul etmiş" Sonra bizim bürokrat Rahmi Koç'un evine gitmiş: " kızınız için harika bir koca adayı buldum" demiş. Rahmi Koç şaşırarak: " ama benim kızım daha çok küçük" diye itiraz etmiş. Bürokrat: " ama bu genç adam DÜNYA BANKASI'nda başkan yardımcısı" deyince. kızın babası: " a aaa... tamam o zaman" diyerek duruma hemen razı oluvermiş. Sonunda bizim bürokrat DÜNYA BANKASI başkanını ziyarete gitmiş ve demiş ki: "başkanım, size harika bir başkan yardımcısı adayı buldum" Başkan: " iyi ama benim zaten ihtiyacımdan fazla yardımcım var" deyince Bürokrat: ama bu Rahmi Koç'un damadı" demiş. Başkan da " a aaaa...tamam o zaman" demiş. İşte politika budur... SANA KOYSUNLAR! Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul Belediye Başkanlığı zamanında fırınları geziyormuş. Kendisine, ağzı oldukça bozuk bir fırıncı pasta ikram etmiş. Fahrettin Bey, şöyle bir tadına bakmış ve sormuş: "Hımmm!... Çok güzelmiş, ne kattın buna?" Fırıncı gülümseyerek yanıtlamış: "Sana koydum efendim!" Fahrettin Bey, bu söz üzerine pastadan bir lokma daha almış ve devam etmiş: "Ben de bütün fırıncılara söyleyeyim de, hepsi Sana koysunlar!..." SUÇLU MAHKUM Baskan Temel,bir hapishaneyi ziyaret etmis.Bir tanesi disinda tüm mahkumlar suçsuz olduklarini, haksizliga ugrayip hapse düstüklerini anlatiyormus.O tek mahkum seytana uyup bir suç isledigini, cezasini hak ettigini söyleyince Temel hapishane yöneticilerine dönerek; -Ha pu atamu serbest birakun, öteçi masum insanlarin ahlakini bozmasun! YARIŞMA Bir italyan, bir japon ve bir türk yarışmaya katılırlar. Yarışma şartları şunlardır: Bir odada bir ütü, kırışık bir gömlek ve bir kadın vardır. Yarışmacılar kısıtlı bir süre içinde gömleği ütülemeli ve kadınla beraber olmalıdır. Fakat iki işlem sırayla yapılmalıdır. Yarışma başlar, italyan içeri girer, zamana bakar ki yetmeyecek gömlekten vazgeçer ve kadınlar birlikte olur, odadan çıkar ve bekleyenlere: - Üzgünüm başaramadım, bizde aşk işten önce gelir, der. Japon içeri girer o da bakar ki zaman yok kadını bırakıp gömleği ütüler ve çıkar, o da: - Üzgünüm başaramadım, bizde iş aşktan önce gelir der. Bizim Türk içeri girer ütüyü kadının eline verir, kadın ütü yaparken bizimki de kadını siker ve odadan çıkar, Türk: - Üzgünüm, der; bizde hep çalışanı sikerler... DEĞER Bir zamanlar oldukca yuksek mevkilere ulasmis bir bayan politikacimiz issiz kalinca sirayla is adamlarinin kapisini calip is aramaya baslar. Once Sabanci'ya gider. "efendim ben ayni zamanda ekonomi profesörüyüm, politika da cok onemli gorevlerde bulundum, lutfen bana bir is verirmisiniz " der. Sabanci dusunur ve "sana ayda 50 milyondan fazla maas veremem, istiyorsan gel yarin ise basla " der. Politikacimiz " aaa, 50 milyon da ne ki, benim cuzdanimin kenarini bile doldurmaz " diyerek bu kez Koc'un kapisini calar. Koc da "size en fazla 70 milyon verebiliriz bayan " der. Politikacimiz basi onde eve gelir ve her zaman akil danistigi kocasina "sekerim, calmadigim kapi kalmadi ama soyle parasi bol bir is bulamadim, sen ne dersin? " der. Kocasi bilmis bilmis basini sallayarak " hanim sen git birde Matild Manukyan'la konus " der. Ertesi gun politikacimiz Manukyan'in kapisi onundedir. " efendim, ben ekonomi profesörüyüm, ayrica politikada cok onemli gorevlerde bulundum bana uygun bir isiniz var mi "der. Manukyan yuzunde sicak bir gulumsemeyle " tabi hanim kizim yarin gel ise basla sana ayda 2 milyar veririm " der. Politikacimizin gozleri parlar birden, heyecanla " sahiden o kadar edermiyim?" diye sorar. Manukyan gayet sakin cevap verir: "aa, ne demek kizim, 65 milyon senin icin sirada bekliyor!" HİTLER VE STALİN Hitler ve Stalin bir barda oturmaktadirlar. Bir adam içeri girer ve barmene bunlar Hitler ve Stalin degil mi diye sorar. Barmen "Evet, onlar" der. Sonra adam onlara dogru yürür ve sorar: "Selam, ne yapiyorsunuz?" Hitler cevaplar: "3. Dünya savasini planliyoruz." Adam sorar. "Gerçekten mi? Neler olacak?" Hitler: "Bu sefer 14 milyon yahudiyi ve bir bisiklet tamircisini öldürecegiz" der. Adam sorar: "Bir bisiklet tamircisi mi???!" Hitler Stalin'e döner ve der ki: "Gördün mü, sana kimsenin 14 milyon yahudiyi takmayacagini söylemistim!" KLASİK VE KARİZMATİK Çok eskilerde türkiyede yaşayan vatandaşımız uzun senler yurt dışında kaldıktan sonra bir arkadaşıyla konuşuyormuş...türk siyaseti ve siyasetçileri hakkında.. telefonda sormuş - eskiden çok karizmatik bir adam vardı ismi ecevitdi ve bir de çok klasik bir politikacı olan birisi vardı..demirel..şimdi ne oldu onlara neler yapıyorlar diye bizimkisi cevaplamış - ikisi de duruyor..ikisi de başımızda hala...yanlız bitakım değişiklikler oldu..birinin karizması gitti "tik" i kaldı...diğeri ise klasiği gitti "*ik" i kaldı...onunla da anamızı belledi..biz de ona "baba" diyoruz artık ... 2:Bir gün otururken pamuk prenses demiş ki: - Benim çadırımda sihirli ayna var girip sorayım hala en güzel ben mıyım? Çadıra girip çıkan pamuk prenses demiş ki: - Aynaya sordum hala en güzel benmişim. Bunun üzerine herkul : - Bir de ben sorayım hala en kuvvetli ben miyim ? Ve çadıra girer. Çadırdan çıkınca derki - Hala en kuvvetli benmişim. Sıra notre dame'ın kamburuna gelmiştir. Oda En çirkin hala ben mıyım sorayım diye çadıra girer. Çadırdan on karış suratla çıkan nortedome'ın kamburu sınırlı bir şekilde derki; - Kim lan bu Reha Muhtar? 4:Anne ve babası ile uzun bir tartışmadan sonra bıyıkları yeni terleyen delikanlı, bavulunu toplamış.. "Sakın beni durdurmaya kalkmayın.. Ben heyecan istiyorum, Aşk istiyorum.. Coşku istiyorum.. Bol para, güzel kızlar istiyorum.. Bu evde bunların hiçbiri mümkün değil.." Sonra kapıya doğru yürümüş.. "Dur" diye bağırmış, babası arkasından.. "Size söylemiştim, beni durdurmaya teşebbüs etmeyin diye geriye bağırmış delikanlı.." "Dur" diye yeniden bağırmış babası, oğlu bahçe kapısından çıkarken.. "Dur... Beni bekle.." 5:Kulakları duymayan bir adam hastanede yatan bir arkadaşını ziyarete gitmek istemiş. Düşünmüş ben ne sorarım, o ne cevap verir, diye. Klasik cevaplara göre konuşmayı tasarlamış, cümlelerini zihninde hazırlamış."Nasılsınız" derim, o da "İyiyim" der. Bende, "Oooh ne güzel" der, devam ederim. Hastaneye gidip arkadaşının başucuna varmış. -Nasılsın, iyi misin? -Ölüyorum. -Oooh, ooh ne iyi.Ne ilaç veriyorlar? -Zehir. -O ilaç çok iyidir.Doktorun kim? -Azrail. -Ondan iyi doktor yoktur. 7:Adamın biri yabancı bir şehirde, bir evin kapısını çalarak bir ricada bulunur: - Çok susadım ve buralarda su bulamadım. Lütfen bana bir bardak su verir misiniz? Kapıyı açan çocuk, adamın yüzüne bakarak: - İstersen ayran getireyim, der. Adam bu teklifi memnuniyetle kabul ettikten sonra, çocuk bir çanak ayran getirir. Adam ayranı içtikten sonra çocuk: - İstersen daha getireyim, der. - Zahmet olur yavrum. - Hayır ne zahmeti. Zaten bu ayranın içine fare düştüğü için nasıl olsa dökecektik! Bunun üzerine, adam iğrenerek elindeki ayran çanağını hiddetle yere atıp parçalayınca, çocuk feryadı koparır: - Anneee, kapıdaki adam köpeğin çanağını kırdı... 8:Babası oğluna görgü kuralarını ögretiyordu : "Örneğin oglum, bir eve gittik. Onları yemek yerken gördük, ilk sözümüz ne olmalı? "Afiyet olsun" der oğlu. Baba: "Peki neden bu söylenir?" deyince oğlu: "Neden olacak, buyurun desinler diye." der. 10:Ormana maliyecilerin geldiğini duyan kaplumbağa hızlı adımlarla kaçmaya çalışırken ayıyı görmüş, ayı niye kaçtığını sorunca kaplumbağa : - Nasıl kaçmam, bende bir ev, hanımda bir ev, çocukta bir ev... Kesin bir açığımızı bulurlar, demiş... Bunu duyan ayı da kaçmaya başlamış... Ayıyı gören maymun niye kaçtığını sorduğunda ayi : - Nasil kaçmam, bende bir kürk, hanımda bir kürk, çocukta bir kürk... Bu maliyeciler kesin bi açık bulurlar, demiş... Bunu duyan maymun da kaçmaya baslamış... Bir süre gitmiş ve durup düsündükten sonra : - Ben niye kaçıyorum, benim kıçım açıkta, hanımın kıçı açıkta, çocugun kıçı açıkta!.. 11:Süper markette alışveriş yapmakta olan genç adam,kendisini takip etmekte olan bir hanımı farkeder.Kadını görmezlikten gelsede,kadın dik dik bakmaya devam eder. Nihayet kasa önünde kuyruğa gelirler.Kadın adamın birkaç sıra önüne düşmüştür.Kadın derki:''Özür dilerim.Böyle dikkatli bakmam sizi rahatsız etmiş olmalı. Üzgünüm ama geçenlerde ölen oğluma o kadar benziyorsunuz ki adam şöyle cevap verir bunu duyduğuma çok üzüldüm.Sizin için yapa bileceğim birşey varmı?Evet yavrum az sonra eşyalarımı alıp çıkarken ne olur bana güle güle anne diye seslene bilirmisin?tabiki der genç adam.Yaşlı kadın çıkarken genç adam ona elsallar ve güle güle anne diye seslenir.adam birisini mutlu etmenin mutluluğu içinde gülümser ve ödeme sırası kendine gelince kasanın 150 dolar yazdığını görür kasiyere sorar bu nasıl olur alt tarafı üç parça eşya aldım der. Kasiyer gayet sakin cevap verir "Anneniz hesabını sizin ödeğeceğinizi söyledi" AŞLA Adamın biri yeni aldığı arabasıyla otobana çıkmış, arabasını deniyor. Yol boyunca tabelalar görüyor. "YAVAŞLA 50 km" Hızını 50 km/s'ye düşürüyor. "YAVAŞLA 40 km" Hızını 40 km/s'ye düşürüyor. "YAVAŞLA 30 km" Hızını 30 km/s'ye düşürüyor. "YAVAŞLA 20 km" Hızını 20 km/s'ye düşürüyor. "YAVAŞLA 10 km" Hızını 10 km/s'ye düşürüyor. Ardından bir tabela daha "YAVAŞLA'ya HOŞ GELDİNİZ" 3 HAFTA Adamın biri son durumunu sormak için doktoruna gider. Doktor dosyaları inceler ve kötü haberi verir: "Efendim, sizin 3 haftalık ömrünüz kalmış, vee" Hasta: "Evet devam edin" Doktor: "3 haftadır da sizi arıyoruz" ÖPÜCÜKLE ÖDEME Anne ile kızı bir tuhafiyeye giderler. Birkaç ürün aldıktan sonra hesabı ödemek için kasaya giderler. Kasadaki adam kızdan çok hoşlanır ve "Borcumuz ne kadar" diyen kıza "İki öpücük" der. Kız da "Anne bir zahmet borcumuzu ödeyiver" der. FARKLI TEDAVİ Genç bir bayan annesiyle birlikte doktora gitmiş ve hastalık belirtilerini anlatmış. Doktor: "Soyunun da bir bakalım" demiş. Genç bayan ise: "Hasta olan ben değilim, annem" demiş. Doktor ise: "Ha öylemi o halde şu ilaçları kullansın geçer" demiş. UZAKDOĞU DÖVÜŞ TEKNİKLERİ Hamit Abi ve arkadaşları bir cafe'ye gider ve otururlar. Diğer masada da bayanla oturan bir adam vardır. Bayanla birlikte oturan adam birden kalkar ve karşı masadaki adama "Alooo kardeşim, sen benim karıya mı baktın?" diye diklenir. Diğer adam "Yok hayır" falan der ama adam bunu dışarı çıkarır. Dışardan patırtı kütürtü sesleri gelir. Bayanla birlikte olan adam içeri girer ve "Bruce Lee Kençova taktiğini kullandım" der. Sonra birine daha çıkışır ve onu da "Tokio Okaşiva" taktiğini kullanarak dövdüğünü söyler. Sonra da bizim Hamit Abi'ye laf atar: "Benim karıya mı baktın sen?" Hamit Abi: "Evaat, nolmuş?" Adam: "Gelsene sen dışarı benle" Hamit Abi: "Tamam çıkalım" İkisi de dışarı çıkar ve yine patırtı kütürtü sesleri duyulur. Bu kez Hamit Abi içeri girer ve şunu söyler: "Mitsubishi Kriko" TEKNOLOJİ Amerikan, Japon ve Türk temsilcileri, bir toplantıda buluşuyorlar. Amerikalı kulağını tutarak bir şeyler söyleniyor. Japon ve Türk hemen atlıyor: "Ne yaptın sen?" diyerek. O da cevaplıyor: "Biz teknolojide çok ileriyiz. Kulağımızın içine küçük çipler yerleştirdik. Bu şekilde başkalarıyla görüşebiliyoruz" Biraz sonra da Japon, kendi kendine konuşmaya başlar ve de diğerleri sorar: "Peki sen ne yaptın?" O da "Biz teknolojide çok daha ileriyiz. Dişlerimizin içine çok daha küçük çipler yerleştirdik. Bu şekilde başkalarıyla görüşebiliyoruz" Ardından Türk daha fazla kendini tutamayarak bayağı gürültülü bir şekilde osurur. Amerikalı ve Japon sorarlar: "Ne yaptın sen?" Bizimki de cevaplar: "Faks çektim" ATIN CEHENNEME Fıkranın kahramanı ölmüş ve öbür tarafta hesabı incelenmeye başlanmış. Ve sonuç kötüymüş. Melek kararını vermiş: "Cehenneme" Zebaniler bunu götürürken birden bağırmaya başlamış: "Olmaaz. Ben dünyadayken bir dilenciye 100.000 lira vermiştiiim" Zebaniler gelip bu durumu Melek'e iletmişler. Melek: "Lan verin 100.000 lirasını, atın cehenneme!" EYFEL İÇKİSİ Adamın biri Eyfel Kulesi'nin en üstündeki restorana çıkmış. Başka biri ise gelerek bir Eyfel İçkisi istemiş. Bizimki hemen sormuş: "Nedir bu içki?" Cevap: "Bu mu. Eğer bunu içip bu kuleden aşağı atlarsan, yere çakılmana çok az kala tekrar yukarı çıkarsın" Bizimki de hayretle "Hadi ya. Bir göstersene" demiş. Adam içkisinden bir yudum almış ve aşağı atlamış. Gerçekten de yere çok az kala adam tekrar yukarı çıkmış. Bizimki de "Ben de yaparım" diyerek içkiden bir yudum almış ve aşağı atlamış, ancak yere çakılmış. O sırada restorandakiler ise, içkiden içip tekrar yukarı çıkan adama: "Ya ne yaptın Superman ya" demişler. DOKTOR Adamın biri doktora gitmiş. Doktor muayene etmiş ve bizimki sormuş: "Ne oldu doktor bey? Ne kadar ömrüm kaldı?" Doktor cevaplamış: "10" Bizimki de "Ne 10'u doktor bey, gün mü, ay mı sene mi?" Doktor: "9, 8, 7, 6...." [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/HASAN%7E1.HAS/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG] EN BÜYÜK SAVAŞ GEMİSİ Karşıda bir ışık görünmüş ve hemen uyarı yapılmış: "Lütfen rotanızı değiştirin" Karşıdan ise: "Asıl siz rotanızı değiştirin" Gemiden: "Eğer yolumuzdan çekilmezseniz, toplarımızı hazırlıyoruz" Karşıdan: "Burası Amerika'nın en büyük savaş gemisi" Gemiden: "Tamam tamam rotamızı hemen değiştiriyoruz" ROTANIZI DEĞİŞTİRİN Karşıda bir ışık görünmüş ve hemen uyarı yapılmış: "Lütfen rotanızı değiştirin" Karşıdan ise: "Asıl siz rotanızı değiştirin" Gemiden: "Eğer yolumuzdan çekilmezseniz, toplarımızı hazırlıyoruz" Karşıdan: "Salak herifler, bu bir deniz feneri..." BEŞ PARA Adamın teki anlatıyor: "Geçen gün, yolda önümü kestiler ve ya paran ya namusun?" diye sordular. Dinleyenler "Eee peki sen ne yaptın?" Cevap: "Beş para verdiysem namussuzum" NONOŞ Adamın biri uzun yola çıkıyor ve bir ormanın içinden geçerken kırmızı renkli bir insan görüp duruyor. Kırmızılı: "Merhaba, ben bu ormanın kırmızı nonoşuyum. Bana biraz yiyecek verebilir misin?" diye soruyor. Adam da yol için hazırladığı ekmeğini ona veriyor. Biraz daha ilerleyince sarı renkli biri onu durduruyor ve: "Merhaba, ben bu ormanın sarı nonoşuyum. Bana biraz içecek verebilir misin?" diye soruyor. Adam da yol için hazırladığı suyu ona veriyor. Biraz daha ilerleyince mavi giyimli biri onu durduruyor, bizimki hemen atlıyor: "Hey sen de bu ormanın mavi nonoşusun değil mi?" Adam ise çok ciddi bir tavırla: "Ehliyet ve ruhsat beyefendi" ARAK Adamın biri vapura biner ve bulmaca çözen bir bayanın karşısına oturur. Kadın bir yerde takılmıştır ve adama sorar: "Eee pardon beyefendi. Bulmacama yardım edebilir misiniz?" Adam: "Tabi buyurun sorun" Kadın: "Kadınların çok hoşlandığı ve kullandığı bir şey, 5 harfli son 4 harfi ARAK" Adamın aklına kötü şeyler gelir tabi ama kurnazlık yaparak: "TARAK" der. Kadın ise: "Aaa evet doğru, silginiz var mıydı?" 3 İSTEK Aşırı kiloları nedeni ile kadınlardan yana hiç şansı olmayan adamın karşısına çıkan melek üç istekte bulunmasını istemiş. Adam da isteklerini sıralamış: "Kilolarımdan kurtulayım, incecik olayım, kuş gibi hafif olayım, kadınlara çok yakın olayım" Melek: "Derhal" demiş ve adamı kanatlı orkid şekline sokuvermiş. DOYUMSUZ KUŞ Lokantaya gelen adam, tek başına kocaman bir masa tutmuş ve yemeğine başlamış. Adam çok az yiyor fakat omzundan kalkıp uçan kuş masadaki her şeyi silip süpürüyormuş. Masa tekrar kuruluyor fakat kuş yine her şeyi yiyormuş. Buna çok şaşıran garsonlar sebebini sormuş. Adam anlatmaya başlamış: "Çok uzun zaman önce bir cin benden 3 isteğimi sordu. Ben ilk olarak bol para istedim. Gerçekten çok param oldu. İkincisi ise çok kadındı. Bu da gerçekleşti. Üçüncü isteğim ise doyumsuz bir kuştu. Yanlış anladı yav" PAMUK PRENSES VE YEDİ CÜCELER Pamuk Prenses, cücelerin evine geldikten sonra 7 cüce, prensesin tüm gün ne yaptığını merak etmişler. Sabahleyin evden çıkıp arka tarafa geçmişler ve arka arkaya dizilerek bir delikten içeriye bakmaya başlamışlar. En öndeki prensesin ne yaptığını söylüyor, arkadakiler ise sırayla birbirlerine fısıldanıyorlarmış. -"Prenses banyoya doğru ilerliyor" -"Prenses banyoya doğru ilerliyor" -"Prenses banyoya doğru ilerliyor"... -"Banyoya girdi" -"Banyoya girdi" -"Banyoya girdi"... -"Duşu açtı" -"Duşu açtı" -"Duşu açtı"... -"Sabunu aldı" -"Sabunu aldı" -"Sabunu aldı"... -"Sabunu düşürdü" -"Sabunu düşürdü" -"Sabunu düşürdü"... -"Eğildi" -"Eğildi" -"Eğildi" -"Kalktı" -"Benimki de" -"Benimki de" "Benimki de"... MİLLİ OLDUM BABA 18 yaşına yeni giren çocuk babasına gelerek: "Hey baba biliyo musun, ben bugün milli oldum" der. Babası ise çok sevinerek: "Aferin oğlum, hadi ben kahveye gidiyorum sen de benden sonra gel de havamızı atalım" der. Babası kahveye gider ve bir masaya oturur. Sonra oğlu gelir ve "Milli oldum herkes duysun" der. Babası ise yine büyük bir sevinçle: "Aferin oğluma, herkese benden çay. Gel otur oğlum" der. Çocuk ise "Oturamıyorum baba, acıyo" der. BANKALAR Hamamdan çıkan iki kadın sohbet ediyorlarmış. İlki: "Ayy bir temizlendim ki benimki Pamukbank gibi oldu" demiş. Diğeri de yanıt vermiş: "Ayy ben de bir o kadar temizlendim ki hiç sorma, benimki de Şekerbank gibi oldu" demiş. Orada hanımları dinleyen abazan hamam görevlisi ise "Sizi dinleye dinleye benimki de Demirbank gibi oldu" demiş. PAPAĞAN Adamın biri Pet Shop'a giderek bir Papağan almış. Satan adam ise papağanın çok küfrettiğini söylemiş. Bizimki yine de almış ve evine koymuş. Papağan kendisine ve gelen misafirlere sürekli "G.tünü s.kim" diyormuş. Bu durum 2-3 gün sürekli tekrar etmiş ve papağanın "G.tünü s.kim" sözleri bir türlü bitmiyormuş. Sahibi aldığı yere ne yapacağını sormuş. Satıcı ise kafesinin üstünü 3 gün boyunca bir bezle örtmesi halinde papağanın düzeleceğini söylemiş. Adam papağanın kafesinin üstünü örtmüş. 1. gün 2. gün kuştan hiç ses çıkmamış. 3. günün sonlarına doğru adam durumdan şüphelenmiş ve bezi biraz kaldırmış. Papağan da: "Noldu g.tün mü kaşınıyo?" demiş. APANDİSİT AMELİYATI Daha yeni çıkmaya başlayan çift bir parkta otururlar. Kız: "Sana apandisit ameliyatı olduğum yeri göstereyim mi?" der. Erkek ise hemen atlar tabi: "Hadi göster, göster" Kız ise: "Bak şu, pembe bina var ya onun 5. katı" der. BENİ HİÇ ALDATTIN MI? Ünlü diş hekimi Sam ve karısı Becky, 50. evlilik yıldönümlerini kutluyorlardı. Sam birden soruverdi: "Sevgilim, bu 50 yıl içinde beni hiç aldattın mı?" Becky: "O nereden çıktı?" diye sinirlendi. "Cevabı öğrenmek istemezsin herhalde?" Sam: "İsterim, lütfen anlat" Becky: "Madem öyle, 3 kez aldattım seni" Sam: "3 kez öyle mi? Kimlerdi bunlar?" "İlki" diye anlatmaya başladı Becky: "Hani sen 30 yaşındaydın ve kendi diş kliniğini kurmak istiyordun da hiçbir banka sana kredi açmıyordu. Sonra bir banka müdürü eve geldi hiçbir şey sormadan tüm kağıtları imzaladı ve sen en modern aletlerle kliniği açmıştın" Sam "Ooooo Becky. Benim için kendini feda ettin haa. Benim sevgili karım. Ya ikincisi?" "Hani 50 yaşında kalp krizi geçirmiştin ya, kritik bir by pass ameliyatı olman gerekiyordu, hiç bir doktor o cesareti gösteremiyordu. Her an ölebilirdin. Dr. Bakey onca yoldan kalktı geldi ve senin ameliyatını yaptı. Sen hayata döndün" Sam: "Ah benim sevgili karım. Hayatımı kurtarmak için kendini bir kez daha feda ettin öyle mi? Hiç kimsenin böyle bir karısı yok. Peki 3. aldatışın?" Sam: "Hatırlıyor musun kocacım, yıllar önce Diş Hekimleri Odası Başkanı olmak istemiştin de 247 OYUN EKSİKTİ" DEVE Adamın biri çölde abaza kalmış. "Ya ne olursa olsun hiç fark etmez diyerek" bir tane deve bulmuş ama bir türlü becerememiş. O sırada da kadının biri tehlikedeymiş, kadını kurtarmış ve kadın da: "Söyle, ne istersen yapıyım" demiş. Adam da: "Ya yardım et, şu deveyi tut da beceriyim" demiş. MUKOKO (Mukoko: Becermek) İki kadın uçakları düştükten sonra ilkel bir adaya düşmüşler. Adadaki yerliler bunları direğe bağlayıp sormuşlar: "Ölüm mü, Mukoko mu?" İlki çok namuslu olduğu için ölümü seçmiş ve öldürmüşler. İkincisi ise hayatını kurtarmak için Mukoko'yu seçmiş. Reis'leri bağırmış: "Ölene kadar Mukoko!" ZAYIFLAMA MERKEZİ Adamın biri, Zayıflama Merkezi'ne gitmiş. Bir kapıda "10 DAKİKADA 1 KİLO" tabelası görmüş ve hemen içeri girmiş. Bir de bakmış çırılçıplak bir kadın ve boynunda "YAKALARSAN BECERİRSİN" yazısı var. Kadın kaçıyor, o peşinden koşuyor. Yakalayamıyor ve dışarı çıkıp tartılıyor. Gerçekten de 1 kilo verdiğini görüyor. Sonra bir kapı daha gözüne ilişiyor. Üstünde "10 DAKİKADA 10 KİLO" yazıyor. Bizimki oraya da dalıyor. Karanlık odadaki kapı açılıyor ve birisi beliriyor. İri yarı bir adam ve boynunda şu yazılı "YAKALARSAM BECERİRİM" ELBİSELERİMİ NEREYE KOYAYIM? Genç bir bayan doktora gidiyor ve sorununu anlatmaya başlamadan doktor: "Soyunun" diyor. Bayan bu kadar aceleciliğe şaşırıyor. Adam ise ısrarla: "Soyunun soyunun" diyor. Kadın: "Elbiselerimi nereye koyayım" diyince doktor: "Benimkilerinin üstüne koyabilirsin" diyor. KAR KALIR Fahişenin biri kiliseye gider ve rahibe sorar: "Efendim ben fahişelik yaparak para kazanıyorum. Kazandığım paralarla da fakirlere yardım ediyorum. Benim günah-sevap durumum ne olur?" Rahip de biraz düşünür ve şunları söyler: "Kızım gelen gideni götürür, yediğin yanına kar kalır" GRUP YAPALIM MI? Temel Almanya'da çalışıyor ve iş arkadaşına soruyor: "Hey Hans bugün grup yapalım mı ha ne dersin?" Hans hemen atlamış tabii: "Aaa evet çok iyi olur. Kimler gelecek?" Temel de cevabı yapıştırmış: "Sen, ben, eee bi de senin karın" TEMBEL'in SEX TERCİHİ Tembel'in tekine sormuşlar: "Hangi tür seksi tercih edersin?" Tembel: "Grup" Tekrar sormuşlar "Ee peki niye?" Tembel: "Eee abi kaytarma imkanı var" MANTIK Temel ABD'ye gitmiş ve bir adamla tanışmış. Adamın mesleği ise mantıkçılıkmış. Temel sormuş. "Ya abi nedir bu mantık?" Adam da anlatmak için sorularına başlamış. A: Senin akvaryumun var mı? T: Vaar. A: O zaman sen hayvanlardan hoşlanıyorsun. T: Eveet A: Sen hayvanlardan hoşlandığına göre insanlardan da hoşlanırsın T: Doğru. A: İnsanlardan hoşlandığına göre kadınlardan da hoşlanırsın T: Haklısın. A: Demek ki sen i.ne değilsin. Bak işte buna mantık derler. Temel mantığı öğrendi ya köye gidince soruyorlar: "Yav ne öğrendin ABD'de?" T: Mantık. Köylü: Hadi yaa. O ne ki? T: Dur anlatayım. Akvaryumunuz var mı? Köylü: Yook. T: O zaman hepiniz i.nesiniz. P.Ç ALİ Öğretmen çocuklara "Hayatta en güzel şey nedir?" diye teker teker soruyormuş. Çocuklar hava, güneş, sevgi gibi cevaplar verirken sıra bizim P.ç Ali'ye gelmiş. Ali de kalkmış ve "A.cık" demiş. Öğretmen ise felaket sinirlenerek: "Baban yarın mutlaka okula gelsin" demiş. Ertesi gün Ali'nin babası okula gelmiş. Öğretmen olayı anlatmış. Babası da "Çocuk işte hanımefendi. Siz onun kusuruna bakmayın, g.tü bilmiyo ki" HANGİ YAŞTA HAMİLE KALINIR Kızın biri öğretmenine soruyor: "Öğretmenim, annem hamile kalabilir mi?" Ö: Kalabilir tabi, daha 40 yaşında K: Peki, ablam da 20 yaşında, o? Ö: O da kalabilir yavrum. K: O zaman öğretmenim, ben kalabilir miyim? Ö: Aaa olur mu yavrum, sen daha 7 yaşındasın. Bu sırada arka sırada oturan erkek çocuk söylenmeye başlar: "Gördün mü bak, ben sana demiştim endişelenecek bir şey yok diye" YENİ ÖĞRENDİM Adamın tekinin arabasının lastiği patlıyor. Değiştirmeye çalışıyor ama bijonlar çok sıkı olduğu için bir türlü beceremiyor. İlerde sürekli sallanan bir araba görüyor ve "Nasılsa orada bir erkek vardır" diyerek arabaya yaklaşıyor. Bu sırada arabadaki kadın erkeğine "Daha... daha... bu ne ki?" gibi laflar söylüyor. Bizimki arabanın kapısına tıklatıyor ve adamla konuşuyor: "Yav ben şu lastiği bir türlü değiştiremedim. Bi yardımcı olur musunuz" Arabadaki erkek ise: "Yav abi iyi yetiştin, sen şunla ilgilen, ben senin arabanın lastiğini değiştiririm" der. Bizimki arabaya geçiyor ve kadını tatmin etmeye başlıyor. Birden kırmızı-mavi ışıklar görüyor. Kapıyı açan polis fenerini uzatıyor ve: "Ne yapıyorsunuz siz burada?" diye soruyor. Bizimki: "Karımla sevişiyorum" Polis: "Karınla sevişiyosan, git evinde yap. Niye burada yapıyosun?" Bizimki: "Valla polis bey, karım olduğunu siz fenerinizi tutunca öğrendim" KAMYON ALTI Delikanlı ile kız arkadaşı aganigi naganigi yapacak yer ararlar, bulamayınca da bir kamyonun altına girerler. Bir süre sonra delikanlının omzuna bir el dokunur delikanlı bakar ki bir polis. Hemen toparlanır ve polis sorar; "Ne yapıyorsunuz bakayım siz burada" Delikanlı soğukkanlı olmaya çalışarak: "Hiiç kamyon tamir ediyordum" Polis: "Bak oğlum der bu cümle ile 3 hata birden yaptın. Birincisi; kamyon tamir edilirken yüz üstü değil sırt üstü yatılır, ikincisi, alt taraf değil üst taraf çıkartılır, üçüncüsü, kamyon gideli yarım saat oluyor" SİYAH-BEYAZ KADIN Temel ile Dursun para kazanmak için Kuzey Kutbu'na gitmişler. 6 ay boyunca başka hiçbir yere gitmedikleri için abaza kalmışlar. Bir gün fırsat bulup en yakın ülkedeki geneleve gitmişler. Girerken sormuşlar: "Beyaz kadın var mı?" Cevap: "Var efendim buyurun" Tekrar sormuşlar: "Pekii siyah kadın var mı?" Cevap: "O da var efendim" Ve son soru "Siyah-Beyaz kadın var mı?" Cevap veren olmamış ve Temel Dursun'a bağırarak "Lan olum ben sana dedim onlar penguendi diye" CLINTON NASIL STAJYER ALIR Stajyer diz üstü durur. Boyu boyuna uygunsa işe alınır. CLINTON ve SAXO Clinton, saksofonunu çalmayı bitirmiş, stajyeri "Ağzınıza sağlık" demiş. O da "Senin de" diye karşılık vermiş. Aşırı Hız ve Uyanık Şoför Adam trafikte 'alçaktan uçarak' giderken polise yakalanır... kenara çeker arabadan iner: - Buyrun Memur Bey! - Beyefendi aşırı hız yaptığınız için sizi durdurmak zorundayım, ehliyetiniz lütfen? - Ehliyetim yok, son yaptığım kazada ehliyetime el koydular Memur Bey. - Peki aracınızın ruhsatını görebilir miyim? - Araba benim diil Memur Bey çaldım ben bu arabayı. - Anlamadım nasıl yani, siz bu arabayı çaldınız, öyle mi??? - Evet Memur Bey, aa durun bi dakka torpido gözünde ruhsat olucaktı, silahımı oraya koyarken ruhsat gibi bişi gördüm galiba.... Polis iyice şaşırır: - Torpido gözünde silah mı var?!?!?!!?!?!? - Evet Memur Bey, bu arabanın sahibi kadını vurduktan sonra cesedi bagaja koydum silahı da torpido gözüne koydum... - Bİ DE BAGAJDA CESET Mİ VAR?!?!?!!?!?!?!?!?!?! - Evet Memur Bey... Trafik polisi bunu duyar duymaz amirini arar, arabanın etrafı bir anda polislerle dolar ve adamı sorguya alırlar.... Ekipler amiri adamın ehliyetini ister, adam ehliyetini çıkarır ki ehliyet geçerli temiz hiçbir anormallik yok.. Bunun üzerine adamın ruhsatını ister, adam çıkartır ruhsatı da verir, ekipler amiri yine bakar ki araba adama ait.. Derken adamdan torpido gözünü açmasını ister, adam açınca ortaya çıkar ki orada da silah falan yok... Ekipler amiri bir de bagaja bakmak ister adam bagajı açar orada da ne ceset ne bişi yok.. Bunun üzerine ekipler amiri 'Çok garip' der.... 'Sizi durduran memurun anlattığına göre bu arabanın bi kadına ait olduğunu söylemişsiniz, kadını öldürüp cesedi bagaja, silahı da torpido gözüne koymuşsunuz...' Adam güler: 'İnanamıyorum... O şimdi benim için 'aşırı hızlı gidiyordu' da demiştir....' Hoca'nın karısı ölmüştü.Görücü usulüyle Hoca'yı evendirirler.Hoca yeni karısını gerdek gecesi görebildi.Kadın çok çirkindi.Hoca erkenden giyinip dışarı çıkarken kadın:Hoca Efendi Akrabalarınınzdan kime görüneyim kime görünmeyeyim ,diye sorar.Hoca da:Bana görünme de kime görünürsen görün...der. Nasreddin Hoca'ya yapılan sataşmalar tükenip bitmez. Akşehirliler bir gün Hoca'ya takılır ve sorarlar: - "Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir aslı var mıdır?" Hoca'nın böyle bir iddiası elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar: - "Her halde öyle olmalı." - "Böyle kişiler zaman zaman mucizeler göstererek bu özelliklerini herkese kanıtlar. Hoca madem kabullendin göster bir mucize de görelim!" Hoca: - "Pekala şimdi size bir numara yapalım" der.. Karşısında durmakta olan çınar ağacına; - "Ey ulu çınar çabuk yanıma gel!" der. Tabii ne gelen ağaç var ne giden. Hoca yürümeye başlar ağacın yanına varır. Akşehirliler: - "Ne oldu Hoca ağacı getiremedin, kendin oraya gittin!" diye gülünce Hoca: - "Bizde kibir yoktur, dağ yürümezse abdal yürür", der. Salomon tatile çıkmış, ortağını arıyor. - İşler nasıl? - Herşey gayet iyi, ancak sana kötü haberlerim var. - Ne oldu? - Soyulduk. - Saçmalama Mişon, aldıklarını yerine koy.. Babasının Dursun'a Mektubu Uy sevgili uşağum Dursun Allah'ın selamı üstine olsin... Mektubu çok yavaş yazayrum, çünkim bilirum, çabuk okuyamazsun ! Benden yana sual edersen, Allahuma pin şükür iyiyüm, yeni pir iş puldum. Emrimde yüze yakın adam var, hepsi de sessüz sedasuz, kendi hallerinde. Ne iş pulduğumu soraysan söyleyeceğum patlama, mezarluk pekçisi oldum. Bacin Emine bir uşak doğuracak, daha erkek midur, kiz midur, pelli değül. Haçan o yüzden sağa dayi mi oldin, teyze mi oldin söyleyemeyrum. Temel emicen de tükan açtı, o da otuza aldigini yirmipeşe verir, sürümden kazaniyormuş öyle dedi. Bizim köye findukçularin Temel'i muhtar sectuk, akillu usak da! Geçen gün hepimizi zelzeleye karşi aşi etturdu. Temel akilludur, hem de durusttur.. Geçenlerde bir taksinin şoforu köye varmış, muhtari arayu, meğer yolda pir tavuk ezmuş sahibini soraymuş. Muhtar Temel tavuğa pakmış, ha pu bizden değildur, pizum köyde yassu tavuk yoktur, demiş. Senin küçüğün Memet cok akilli bir uşak çıktı. Geçen gün tepeye varmiş, elinde bir ip sallayup duriy. Anan, “Uy uşağum ne edeysun orada ?” demiş. O da hava turumuna bakayrum demiş. Çektum oni akşam karşuma, anlat pakayum şu hava turumu işinu dedim. Anlatti, meğer ip sallanunca havanin rüzgarli olduğuni, ip islaninca da yağmur yağdiğuni anlaymiş. Çok akilli uşak vesselam. Sen o yaşta böyle akilli degildun! Yaa işte boyle usağum.. Memleçetten sağa pol pol havadis.. Yeni havadis olursa yine yazarum.. Baki Hudaya emanet ol. Baban Not: Mektupa para koyacaktum, ama geç aklima celdi, zarfi kapatmişum ! Vardır Bir Hayır... Bir zamanlar Afrika''daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi: "Bunda da bir hayır var!" Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın başparmağı koptu. Durumu gören arkadaşı her zamanki sözünü söyledi: "Bunda da bir hayır var!" Kral acı ve öfkeyle bağırdı: "Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?" Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı. Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını farkettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler. Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı. "Haklıymışsın!" dedi. "Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım çok haksız ve kötü bir şeydi." "Hayır" diye karşılık verdi arkadaşı. "Bunda da bir hayır var." "Ne diyorsun Allah aşkına?" diye hayretle bağırdı kral. "Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir." "Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? Ve sonrasını düşünsene!!!..." Atatürk ve Komik Bir Olay Atatürk'ün) En sevdiği hikayelerdenmiş. Arada kendi anlatır, arada baskasna anlattırır, hep gülermiş. (F. R. ATAY) Yeşilaycı bir profesör bir konferans veriyor. Bir ara dinleyicilere sormus: "Bir eşegin önüne iki kova koysanız. Biri su dolu, biri rakı. Hangisini içer?" Cevabı kendi veriyor: "Tabii suyu." Gene bitirmiyor soruyor: "Neden?" Arkadan bir bekri söz alıyor. Yüksek sesle cevaplıyor. "Eşekliğinden." Atatürk bu cevaba bayılıyor. Gülüyor, gülüyor. Bir akşam Orman çiftliğinde yanında erkanı, açık havada oturuyorlar. Rakılarını yudumluyorlar. Biraz ilerde 15-16 yaşlarında bir çiftçi çocuk çalışıyor. Atatürk el edip, çağırıyor. Soruyor: "Söyle çocuk: Bir eşegin önüne iki kova koysan. Biri rakı dolu, biri su. Hangisini icer?" Anadolu tosunu yutkunuyor. Bakıyor. Gazi Paşa Hazretlerinin ve yanındaki muhterem zevatın önünde rakı kadehleri. Devletin en büyükleri...Esas vaziyetine geçiyor: "Rakıyı kumandanım!" Atatürk kahkahayı basıyor. Herkes şaşkın. Ata onlara dönüyor. Muzip: "Aman beyler! Neden diye sormayın!" Temel'i süpermarketin önünde kocaman bir orkid paketiyle gören Cemal ne yapacağını sorunca, Temel: "Puninla tenis oyniyepilirsun, pisiklete binebilirsun, ata binebilürsun, tenuze cirebilürsun" demiş. Adamın biri bir gün kafasını ıslatmadan şampuanlamaya başlamış. Annesi de: "Oğlum hiç saç ıslatılmadan şampuanlanır mı?"diye sorunca Adam: "Ama anne bu şampuanda kuru saçlar için yazıyor" Geçen gün bir taksi çevirdim hala dönüyor. Adamın birinin elinde koltuk yayı, keman yayı, amortisör yayı gibi yaylar varmış. Bunları sırayla ısırıyormuş. Bunu gören arkadaşı meraklanıp ne yaptığını sormuş. Adamda yanıtlamış: "Yayla lezzet testi" Delinin birisi saatini hastane bahçesindeki havuza atmış. Bunu gören arkadaşı yanına yanaşmış ve konuşmaya başlamışlar: -Niye attın saati havuza? -Nasıl yüzdüğünü görmek için. -Peki kurdun mu? -Hayır -Enayi hiç kurmadan yüzer mi? SÜMBÜLZADE VEHBİ EFENDİ Aşağıdaki şiir, edebiyat tarihimizin saygın şahsiyetlerinden Sümbülzade Vehbi Efendi'nin müstesna bir eseridir. Şiirin hikayesi ise şöyle: Bir gün padişah Vehbi Efendi'yi yanına çağırır ve: "Bana öyle bir şiir yaz ki bir mısrasını okuyunca içimden seni öldürmek, bir sonrakini okuyunca ise ödüllendirmek gelsin" der. Ve işte sonuç aşağıda: Azm-u hamam edelim, sürtüştürem ben sana, Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can. * * * Lal-u şarap içurem ve ıslatıp geçirem, Parmağına yüzüğü, hatem-i zer drahsan. * * * Eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır? Lale ile sümbülü kakülüne nevcivan. * * * Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam, Bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan. * * * Salınarak giderken arkandan ben sokayım, Ard eteğin beline, olmasın çamur aman. * * * Kulaklarından tutam, dibine kadar sokam, Sahtiyenden çizmeyi, olasın yola revan. * * * Öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarıda hiç, Düşmanın bağrına, hançerimi nagehan. * * * Eğer arzu edersen, ben ağzına vereyim, Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman. * * * Herkese vermektesin, bir de bana versene, Avuç avuç altını, olsun kulun şaduman. * * * Sen her zaman gelesin, ben Vehbi'ye veresin, Esselamun aleyküm ve aleykümesselam. ABUZİDDİN EFENDİ Abuziddin Efendi, köyde sevilen bir kişiydi. Köy erkeklerine ib- ni Sina'nın kitaplarından haram, helal, doğruluk, iyilik, ve de fit- nelik hakkında uygulamalı dersler verirdi. Köy kadınlarına da si- cimle örgü, nakış, yemek, çocuk bakımı, ev ekonomisi, sağlık ve di- kişle ilgili muazzam bilgiler verirdi. Köydeki bütün çocukları el- ma şekeriyle besler, çeşitli kitaplardan onlara masallar, hikaye- ler ve arada bir fırsat buldukça hepsini meydana toplar si- nemaya götürürdü. Evinin kocaman bahçesine yeşil biber patlıcan e- kerdi, bu onun en büyük zevkiydi. Topladığı patlıcan ve biberleri gö- mer, toprağın altında pişirirdi. Sonra da keçi su- tüne sokar, tadına doyamazdı. Bu onun en güzel yöntemiydi. Am- ma en çok da yemesini severdi. Kuru fasulye, bulgur pilavı ve ca- cığı görünce ağzının suyu akardı. Üstüne başına önem verir ve ta- radığı saçlarını şekillendirirdi. Kravatını günlerce ütüler ku- şaklarını beline dolardı. Abuziddin Efendi, öleli yıllar oldu ama ya- şam boyunca millete hizmet ederken elinden düşürmediği fildişi ta- rağı mezarının üstünde bir abide gibi hala dimdik durur. Not: Sakın yukarıdaki metni bir satır atlayarak okumayın. Sehriye PILAV Satilmis PORTAKAL Ahmet Mehmet VELI Mukaddes CALISYE Hakki KISAADAM Kurtis SISKO Omurlu DOGRUGIDEN Oktay DOLMASEVER Rustu DUZER Gulhanim ELLERGEZER Nabi DALGA Sanayi HOROZ Comert VARLIK Oral USER Masallah AKGUN Haci SIRKINTI Kayyum KONAKLI Yagmur SAGNAK Bora SAGNAK Jinekolog Dr. KayaBILIR Dis Hekimi Oya BILIR Faruk ARTIK Nazim ENGINAR Tuccar ASLAN Keklik ASLAN Ari BALCI Petek BALCI Kaymak BAL Avukat Guven KURTUL Cemal MORDALGA Muhterem OGRETMEN Musa PASTIRMA Kadir KILLI Fatih IPTEKESEROGULLARI Ayse DONSUZ Yosma ALVER Selma VEREN Dunya MALIDUZDUR Kibar ZORBA Umit VAR Jandarma KIZKACIRAN Oznur PALAVRACI Incil TEVRAT Insaf YILDIRIM Demir BAYGIN Hayati KOPYA Fazli KONT Muhlis DUNYADAGULMEZ Fikri FAIZ Satilmis DONEKOGLU Edenbulur YILMAZ Recep DUDUKCU Sakin ZEYTIN Kibar DELI Cebrail GORUR Abdulhalim PIRASA Behcet BECERIR Cansin BIRICIK Huriye YEDICOCUKLU Istiklal YARATILIS Guler GULER Ali AL Teslim SOYLEMEZ Guclu KUVVETLI Cetin CEVIZ Sezer YAN Parla YAN Huriye DELERGECER Seyla BOYNUINCEOGLU Kose SICAK Bucak SICAK Tutam SICAK Satılmış DAGDEVIREN Satilmis BOSTAN Gudbettin KUS Sise INCE Efsane CILEK Rahime ISER Herkul DEMIRTAS Cemal PASA Halim HARAP Aziz CUBUGUUZUN Fatma DONUKARA Suleyman PEKYUMURTA Uluslararası Davranış Biçimleri Değişik ülkelerden gelmiş insanlar aynı masada birer kadeh şarap ısmarlarlar. Şaraplar gelince bakarlar ki, her birinin kadehinde birer karasinek vardır. Acaba kim nasıl tepki verecek? İşte bu sorunun cevabı : İsveçli, aynı kadehte yeni şarap getirilmesini ister. İngiliz, yeni kadehte yeni şarap getirilmesini ister. Finlandiyalı, sineği kadehten alır ve şarabı içer. Rus, şarabı sinekle içer. Çinli, sineği yer fakat şarabı içmez. İsrailli, sineği yakalar ve Çinliye satar. Yunanlı, şarabın üçte ikisini içer ve yeni şarap ister. Norveçli, sineği yakalar ve yem olarak kullanmak üzere balığa çıkar. İrlandalı, sineği ezerek şaraba karıştırır ve İngiliz'e ikram eder. İskoç, farkında olmadan şarabı sinekle içer, sinek boğazına takılınca; 'Allah kahretsin şimdi içtiğimi kusacağım!' der. Amerikalı, lokantaya tazminat davası açar ve 65 milyon dolar tazminat talep eder. Türkleri masada temsil etmekte olan Temel ise yandaki eczaneden bir sinek ilacı almaya gider. Sıra Tepkileri Kişinin kurduğu iletişimlerde, onun kişiliğinin ve iletişim bilgisinin etkisi kadar, hangi rolü oynadığının, hangi değerleri benimsediğinin de önemi vardır. Diyelim ki Ahmet Bey kuyrukta bekliyor ve kuyruğun ön tarafına birisi kaynak yapıyor. Ahmet Bey bu münasebetsizi nasıl uyarır? Şüphesiz ki Ahmet Bey ait olduğu ekol ve dünya görüşüne uygun bir dil kullanacaktır. Şimdi bu tipleri bir görelim: Klasik Tepki : Sıraya geç kardeşim! Neoklasik Tepki : Şeker kardeşim sıraya geçiver. Realist Tepki : Sıra var! Sürrealist Tepki : Sallandıracaksın bunlardan ikisini Kızılay'da bak bir daha yapabiliyorlar mı! Romantik Tepki : Beyefendi galiba sırayı görmediniz. Natüralist Tepki : Sırana geç! Modern Tepki : Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa’da... Post-Modern Tepki : Sırana geç lan ayı! Uzlaştırıcı Tepki : Acelesi olmasa öne geçmezdi; üzmeyin garibi... Devrimci Tepki : Alt yapı sorunları çözülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek. Kaderci Tepki : İki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür. Septik – Kuşkucu Tepki : Ön ve arka kavramları görecelidir. O tarafın ön taraf olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden, aslında arkaya geçmiş olabilir. Kant’cı Tepki : Efendim algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa,adam yok olur. Kötümser Varoluşçu Tepki : Herkes bir gün ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adamda ölecek... İyimser Varoluşçu Tepki : Sıkmayın canınızı, şu anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor. Hümanist Tepki : İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için... Dolayısıyla birimiz öne geçince, aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz. İlginç Ölümler Bir işçi 600 tonluk press makinesinin, arasından emeklemek suretiyle geçerek, ucundaki 2450 santigratlık fırında sigarasını yakmaya çalıştı. Mekanı Cennet olsun... Kurtarmaya gelen ambulans yerde yatan yaralının suratına park etti. Yaralının toprağı bol olsun... Berberin "rahatlatma" amacıyla müşterisinin boynunu aniden sağa sola çevirmesi sonucunda, müşteri boyun kırılması ile bayağ bir rahatladı.. Allah rahmet eylesin... Kafasında mermer kırdırmaya çalışan medyatik bir karateci travma sonucu öldü. Midesine kaçan sineği öldürmek amacıyla ağzına sinek ilacı sıktı... Allah kalanlara akıl fikir versin... Bir arabaya 11 kişi binip viyaduğe uçmak süretiyle 11 kişi Allah'ın rahmetine kavuştu... Katda olmayan asansöre binmeye çalışan adam boşluğa düştü. Başımız sağolsun... Balkona 50 kişi çıktılar ve sonuçta balkon çöktü. Böylece toplu ölüm gerçekleşti... Ormanda zehirli mantarları mangalda bir güzel közleyip afiyetle yiyen aile bir daha evine dönemedi. Yatağındaki tahtakurusu ve bilumum haşaratı öldürmek için yatağını ilaçladı ve aradan iki, üç dakika geçmeden aynı yatakta derin bir uykuya daldı. Sabahı getiremedi... Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısına kaçan taşı çıkartmak için ayağını silkeleyen adam, o sırada yoldan geçmekte olan yardımsever bir laz vatandaşın elektrik çarptığını sanması üzerine, kafasına kürek, kalas vb sert cisimlerle vurularak vefat etti. Adam, yolda mutlu mesut yürürken kafasına balkon düştü. Toprağı bol olsun, iyi adamdı... Adam, para çekmek amacıyla girdiği bankamatik gişesinde elektrik çarpması sonucu öldü.. Trafik kazasından yaralı olan adam, kurtarıldı. Gayet sağlıklı bir şekilde olayı atlatan adam ambulanscı amcanın "yav sen bin hele film falan çekelim" demesi üzerine hastaneye gitmeye ikna edildi. Adam yolda ambulansın kaza yapması sonucu öldü. (Ambulanscı amca hala sağ) Adam çok sıkışmıştı. İhtiyacını bir yerde gidermesi gerekiyordu. Müsait bir yerde pozisyon aldı ve icraata başladı. Nereden bilebilirdi ki işediği yerde elektirik tellerinin olduğunu... Nüfus sayımı nedeniyle bom boş olan otoyolda bir sayım görevlisi bariyerlere çarptı ve vefat etti... Aynı işyerinde biri gündüz bir gece vardiyasında olmak üzere çalışmakta olan baba, oğuldan; biri mobylette motor ile işe gitmekte diğeri ise bir başka mobilette ile eve dönmekte iken, yol üzerindeki sert bir virajda karşılaştılar ve birbirlerine selam vermek isterken çarpışıp beraberce Hakk'ın rahmetine kavuştular... Sarhoş bir şekilde tem otoyolunda seyreden bir araçtaki beş kişi; radyoda çalmaya başlayan oynak bir şarkı üzerine aracı sağa çekdiler ve tem'de göbek atmaya başladılar. Sonucuna katlandılar tabii. İşin ilginç yanı ise bu 5 kişiden 5'ininde ölmesi ve beşine de ayrı ayrı araçların çarpmış olması... Giriş katın bir kat altında olan ve Üstü ahır olarak kullanılan köy kahvesinde okey oynayanlar, üstlerine, katın çökmesi sonucu inek,öküz vb. büyükbaş hayvanların düşmesi ile köy mezarlığındaki anahtar teslim çukurlarına yerleştiler... Eskiden anlatılan bir lunapark vakası: Parkın 2 kafadar gece bekçisi, park kapandıktan sonra, dönen salıncaklara binmeye karar vermişler. Yönetici kabinine girmişler aleti çalıştırmışlar. Makinenin ısınması için 1 dakika kadar süre gerekiyor tabii. Salıncaklara bir güzel kurulmuşlar. 1 dakikalık süre geçmiş alet çalışmaya başlamış. Ama 2 kafadar seans süresini ayarlamayı unutunca, bütün gece kusarak Hakk'ın rahmetine kavuşmuşlar... 2002'de Neler Oldu? Otobüs şoförü `yandaki kazaya bakarken´ otobüsü devirdi; 6 ölü. (11 Şubat) Bıçaklanan adamı arkadaşları, 5 dakika mesafedeki İzmit Devlet Hastanesi yerine "tanıdık doktor var" diyerek Gölcük´e götürürken yolda can verdi. (15 Şubat) Kurban Bayramı´nın daha ilk dakikalarında 103 kişi kendini yaraladı; bir tosun da 5´inci kattan düştü! Japon turistler sokaklarda kurban kesen Türkleri kameralarla kaydetti. Evine gelen elektrik faturasını gören Kemal Derviş "Bu faturalar herkese böyle mi geliyor? Bu millet buna rağmen isyan etmiyor ha... Türkiye´de isyan çıkmayacağına inandım" dedi.(25 Şubat) Malatya´da hırsız, çaldığı malları koyduğu yerde bulamayınca polisi aradı! (27 Şubat) Bursa´da Umut Semerci adlı genç "Bir Çift Yürek"i okuyup Aborjinlere katılmak üzere evden kaçtı. (4 Mart) Bir adam halay çekerken kendini bıçakladı! İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için düzenleyeceği şenliğe çağıracağı isimleri açıkladı: Tecavüzden hapis yatan Doğuş ile kadın dövmeyi savunan İbrahim Erkal. (5 Mart) Bülent Ecevit, dramatik bir tonla "Barış değil savaş istiyoruz" dedi; aynı gün Tayyip Erdoğan´ın sürç-ü lisanı "Kürdistan" oldu. (7 Mart) Yozgat´ta Mc Davut´s´ adıyla köftecilik yapan adama Mc Donald´s uyarıda bulundu. Köfteci, "Mc Donald´s´a bir zarar verdiysek özür dileriz" dedi. (9 Mart) Diyarbakır´da DGM katibi ile odacısı yargıcın kaşesi ile mührünü kullanarak Avrupa´ya iltica etmek isteyenlere para karşılığı "gıyabi tutuklu ve PKK´lı" belgesi verirken yakalandı! Rize ve Giresun´da iki kişi kendi kestikleri ağacın altında kaldı. (11 Mart) Konya´daki bir markette avakadonun yanında `kullanma klavuzu´ verilmeye başlandı. (15 Mart) Trabzon´daki bir çiftin kızlarına, her gün önünden geçtikleri GİMA marketin ismini verdikleri ortaya çıktı. Tunceli´de 3 bin kişi birahanede çalışan 8 kadına karşı yürüdü. (25 Mart) Samsun´da kurusıkıya gerçek mermi koyan 2 kişi birbirini yaraladı. (29 Mart) `Kümes Hayvanları Derneği´ adı altında horoz dövüştüren gruba Hayvan Dostları Derneği baskın yaptı; 4 kişi yaralandı. Urfa´da 2 çete, 13 yaşındaki usta kapkaççı M.Y.´yi transfer etmek için otomobil önerdi; kavga çıktı, 11 kişi tutuklandı. (31 Mart) Show TV´nin "Kaçak" adlı yarışmasında ki "kaçan adam",Bursa´da kendisini gören 10 kadar işgüzar tarafından "kaçak lan bu" denilerek dövüldü. (5 Nisan) Kayseri´de "Ben Cebrail'im (Azrail bile değil!) hepinizin canınızı alacağım" diyerek tehditler savuran adam çevresinden 200 milyon lira haraç aldı. (21 Nisan) Sinop´ta bomba dersi veren bir adam `gerçek bomba ile verdiği´ derste pimi açık unutunca yaralandı. (26 Nisan) Bursa´da iki adam, uzun yolculukta tek kapılı arabada arkada oturan ve sürekli tuvalet ihtiyacı duyan arkadaşlarını başını mermere vurarak öldürdü. (30 Nisan) Bursa´da bir adam, fabrikada çayına çiş karıştırıp şaka yapan(!) 3 arkadaşını pompalı tüfekle öldürdü. (3 Mayıs) Gaziantep´de bir adam yavru kazını yiyen kediyi pompalı tüfekle vurdu; kedinin sahibi de döner bıçağıyla adamı öldürdü (19 Mayıs). Silifke'li Ünal Pişirgen, inek maketinin içine koyduğu soğutucudan `sağdığı´ ayrana `inek kola´ adını verdi.(22 Mayıs) Vanlılar köy-kent projesi için gelen Dünya Bankası yetkililerine "Biz kent istemiyoruz, inek verin yeter" dedi. (28 Mayıs) Bursa´da bir adam diğerini "Sol eliyle çorba içtiği için"öldürdü (29 Haziran). Adanalı seyyar lokantacı Osman Çakmak, zabıtadan kaçmak için büfesini raylı sistemle taşıdı. (8 Temmuz) Kıyısında `içtiği´ Sapanca Gölü´nü `o kafayla´ yüzerek geçeceği iddiasına giren Ali Pehlivan boğuldu. (10 Temmuz) Konya´da akıl hastaları hasta bakıcının anahtarlarını çalarak kaçtı. (15 Temmuz) Giresun´da çarpışan otomobillerde kavga çıktı 1 ölü; 2 yaralı. (15 Temmuz.) Giresun´da cami avlusunda iskambil oynayan kardeşleri uyaran müezzin öldüresiye dayak yedi. (19 Temmuz). Adana´da döner ustası Yunus Şen, dürümün içindeki eti az bulan müşterisince öldürüldü. (19 Temmuz.) Sarhoş olup 5 ay önce taşındığı evi kendi evi zannederek içeri giren, rahat rahat televizyon seyreden adam ev sahiplerinden yediği dayak nedeniyle öldü. (22 Temmuz). Adana´da oğlunun sünnet düğününde hep aynı şarkıyı çaldıran grupla tartışan adam bir kişiyi öldürdü (22 Temmuz). İki komşu kadın TV sesinin yüksekliği nedeniyle gündüz kavga ettiler; gece de eşleri kavga etti; 1 ölü. (24 Temmuz). Gaziosmanpaşa´da 3 kafadarın, 370 metrelik elektrik kablosuyla yaptıkları ışıklı uçurtmayı halk UFO sandı. (27 Temmuz) Rize´de boşanmadaki mal paylaşımında kavga çıktı; 1 ölü, 5 yaralı. (10 Ağustos) İzmit´te Ahmet Üstün´ü kaçırdığı genç kızın yakınları önce dövdü; sonra da 2 saat boyunca kırmızı bez parçalarından yapılan bir dansöz kıyafeti ve topuklu ayakkabılarla mahallede `oynattı´. (13 Ağustos) Kolici katil, tahliye talebi reddedilince hakime saatini fırlattı. (24 Eylül) Konya´da biri cami avlusuna krizde bakamadığı gerekçesiyle hamster bıraktı. Cihangir Parkı´nda Keje adlı dizinin çekimlerinde rol gereği biri bıçaklandı. Tinerci Adil Çalışkan, "Güçsüz birine saldırmak olur mu?" diyerek iki kameramanı kalçasından bıçakla yaraladı. (29 Eylül) Diyanet İşleri eski Başkanı ve eski Devlet Bakanı Dr. Lütfi Doğan, kadınların ne hissettiğini anlamak için evinde türbanla dolaştığını açıkladı. (9 Ekim) Tansu Çiller Kırklareli halkına, "Allah´ı size emanet ediyorum" diye seslendi. (12 Ekim) BBG üçüncü dönem birincisi Kaan´ın annesi İstanbul ikinci bölgeden bağımsız milletvekili adayı oldu; oğlunun fotoğrafıyla dolaşıp "Bu çocuğu ben yetiştirdim" diyerek oy istedi. Eskişehir´de, taraftarlar derneği başkanı Deniz Yılmaz´ı gözaltına alındı. Polis, Yılmaz´ın kendini duvara vurup akciğerlerini patlattığını kaburgalarını kırdığını açıkladı. Televole ekibi, taaa Kıbrıs´a kadar giderek Çağla Şikel´in mesajında adı geçen tostu yapan makineyi buldu! Erzincanlılar, Arçelik reklamında "korkak" bir bekçiyi canlandıran Şafak Sezer´e kızınca oyuncu özür diledi. (27 Kasım) Samsun´da bir genç silahla Atatürk büstünü rehin aldı. Ertesi gün de büste çiçek koydu. Karmaşık söylemler Bir yandan çok kararsızım, diger yandan pek değil. Katlanamadığım birşey varsa o da hoşgörüsüzlük. Bu dünya duyarsız insanlarla dolu. Amaan banane ya! Perspektif insanın baktığı yöne göre değisir. Önyargılı olan insanlar hep birbirlerine benziyorlar. Başkalarını yargılayan insanlar cehennemde yanacaklar! Çok kötü olmak o kadar da kötü değil. Bu konudaki belirsizliği henüz tam anlayabilmiş degilim. Dayanışma ancak birlikte çalışarak sağlanabilir. Şüphecilik konusunda hala şüphelerim var. Duyduğum kadarıyla pek fazla tanınmış biri değil. Bazen aldatmak sadakati sağlayabilir. Hiç kimse genelleme yapmamalı. Yazarken benzetmeler kullanmak yılanın üzerindeki tüyler gibidir. Klişelerden kaçmak lazım. İkiz kardeşim var bana çok benziyor, ama ben ona çok benzemem Azeri Televizyonunda Kupa Maçı Maçın İlk Yarısı : -Hollandalı Overmars'ın zerbesini(şutunu) kapıcı (kaleci) Taffarel son anda defedebildi. -4 degge (dakika) sonra Overmars'ın kapuya (kaleye) vurduğu zerbe, kapunun yanından geçer. -Arif kapıcıyla (kaleciyle) karşı karşıya kalır ; kapuya vurduğu zerve, kapunun yanından geçer. -İlk yari golsüz sona eriy. Maçın İkinci Yarısı : -Cim-Bom 2'inci sehire (yarıya) de hücümlarla başliyir. Hakan Şükür kapu direğine vurur, kapu direği Arsenal'i golden klas eder. (kurtarır) -50'nci deggede Andre, sol cinahtan ilerlir, zerbesi kapunun üstünden geçer. -70'nci degge... Brezilyalı Caponi'nin zerbesini sieman dergeder (kurtarır). -81'inci degge... Okan'ın zerbesi mudafiyatçılar (defans oyuncuları) tarafından uzaklaştırılır. Uzatma Dakikaları : -Oyunun esas vaktinde hesap açılmadı. Hakim, galibi muayyen etmek için 30 degge teyin edir. Kızıl top (altın gol) prensibi kulveda olur. -Karpak Maradonası Ruminyalı Hagi ile arsenal kapitani adams arasında mukayese başverir. -Henri'nin zerbesi... Ve Taffarel Galatasaray' yüz faizlik (yüzde yüzlük) golden klas eder. Penaltılar : -Son noktayı Rumenyali Popescu vurur ve Galatasaray, 4-1 hesabıyla 11 metrelik zerbelerle Arsenal'i UEFA Kubokunun (Kupası) finalinde mağlubite uğratır. -Galatasaray hem Türkiye Kubokunu kazandı, hem Türkiye Campiyonu oldu. -Tebrisler Galatasaray... En Çok Söylenen Yalanlar Ben zaten anlamıştım. Önemli olan ruh güzelliği canım. Senden başka kimseyi sevmedim. Aaaa.Hoşgeldin.Ben de şimdi sana geliyordum. Abi İş Yarın tamam. Öğle tatili yapmıyoruz. Şimdi ben de seni arayacaktım. Orijinal yedek parcası. Telefon şehirler arasına kapalı abi be. Burada torpil geçmez kardeşim. Walla girilmez levhasını görmedim memur bey. Yemeğe kalsaydınız. Çok üzüldüm. Her bedene uyar abla. Davetliydik ama gitmedik. Kızımızı ne doktorlar ne mühendisler istedi... Herkese eşit zam yapıldı. Hatırası var. Sen herşeyin en iyisine layıksın. Biz sadece arkadaşız. O benim ağabeyim gibiydi. Ben zaten böyle olacağını biliyordum. Emrin olur. Arkasından değil, burada olsun yüzüne de söylerim. Bilsem söylemez miyim??? Ayıp ettin valla kimseye söylemem. Kolay gelsin herkese. Aradım valla yoktun... Kusura bakma güzelim, bizde de hiç bozuk kalmadı. Yolda lastik patladı. Çok kolay bir ders. Ben hep 100 alırdım. Baba, bu dönem kitaplar çok tuttu. Yedi göbekten İstanbul'luyuz. Üç saatte Ankara'ya indik. Çok yakın ahbabım olur. Elimizde büyüdü. Orada durumunu toparlamış. Paraya para demiyormuş. Paranın ne önemi var muhim olan insanlık. Abi sen kapat, ben hemen arıyorum. Çocuğu gönderdim bile, birazdan sende. İmkansız, daha ucuza bulamazsınız. Şimdi seni düşünüyordum. Makina bozuk. (Resmi daire fotokopicisi) Giyince açılır, merak etmeyin. Seni sevdiğim için yapıyorum bunları. Kapatmam lazım, ocakta yemek var. En doğru, en hızlı, en detaylı haberler için bizi izleyin. Biz demokrasinin bekçisiyiz. Saat durmus, çalmadı. Yok canım, benim değil, arkadaşlar unutmuş. Biz de şimdi içeri girdik. Biz de tam kapıdaydık. Aaa, sana en az beş e-posta gönderdim, almadın mı? Sürekli arıyorum, düşmüyor. Karım çok hasta, acil servise yetiştirmem lazım. Oo hooo...çoktaaaan. En geç haftaya hepsini öderim. Arayacaktım ama işler çok yoğun, kafamı kaldıramıyorum. Abi ikinci köprüde bir basmışım, kadran 225. Bir tanesi sorun çıkarsın, hepsini geri getir. Benim köylüm, benim çiftçim, benim memurum. Abla tabaklar tamamiyle ithal malıdır, kırılmaz. Kurtarmıyor abla, bak inan zararına satıyorum. Müşteri: Garson bey kadayıf taze mi? Garson: Tabii beyefendi, daha bu sabah çıktı. Elimde kalmamış beyefendi, siz girmeden biraz önce son parçayı sattım. Çok yakışmış... Telefon kapalı değildi... Demek çekmemiş. Hay Allah!!! Aslında sorular çok kolaydı. Ben mi onu seviyormuşum. Daha neler gıcık oluyorum ben ona ya... Ders çalışıyorum... Canım bilerek olmadı ya.. Ben ders çalışsam ooohoo... Arapça Futbol Krampon-ul deccal-u uryan = Futbolcu Akibet-ul huzzam = Elenme Arafat-ul safha = Devre arası Cihat-ul kuvvayi milliye = Milli maç Cemaat-ul mahter-i cumbut = Tezahurat Cenaze-tul mevta-i kurre = Ölu top Darbe-i abes = Faul Tut-tul minare = Hava topu Musabaka-i hicret-ul gurbet = Deplasman maçı Taarruz-ul aleykumselam = Kontra atak Zam-ul zaman= Uzatma dakikaları Def-ul felaketiyye, aman Yarabbim = Atlatılan gol tehlikesi Muhendis-i kurre-i muallim = Teknik direktor Cahar-ul kumbet = Geri dörtlü Vaziyet-ul madara = Hezimet Ekib-ul riyaset-i cumhur = Takım kaptanı Rakib-ul azrail = Korkulu takım Halife-i gol = Gol kralı Taarruz-u belet = Ofsayt Hap-ul ademi ademiyye = Adam adama savunma Gaflet-i dalaletiyye ve hatta hiyanetiyye = Şike Ekib-ul kuvayi milliye = Milli takım Ne teker-i Tam, ne sima-i Arabiyye,Sulh-u salah = Beraberlik Delikanlı Adam Ne yapar Ne yapmaz 1. Delikanli adam kendisinden uzun boylu kızlarla dolaşmaz. 2. Delikanli adam sözünden dönmez. Özu sözü birdir. 3. Delikanli adam layt kola içmez. 4. Delikanli adam laga-luga yapmaz. 5. Delikanli adam kaypaklık yapmaz. 6. Delikanli adam dedikodu yapmaz. 7. Delikanli adam ayağını yorganına göre uzatmaz. Uygun yorganı yoksa yorgansız yatar. 8. Delikanli adam görevden kaçmaz. 9. Delikanli adam rejim yapmaz. Yapana da iyi gözle bakmaz. Diyet yoğurt, peynir vs yemez. 10. Delikanli adam büyüklerine hürmet eder, küçüklerini korur. 11. Delikanli adam ana babasına extradan hürmet eder. 12. Delikanli adam fino vb köpekleri gezdirmez. 13. Delikanli adam köpekten korkmaz. 14. Delikanli adam kısa pantolon giymez. Zorunlu hallerde şort giyer. 15. Delikanli adam saçını boyatmaz, saç ektirmez. 16. Delikanli adam az konuşur öz konuşur. 17. Delikanli adam kodu mu oturtur. 18. Delikanli adam bay bay demez, eyvallah der. 19. Delikanli adam gaza gelmez. Gerektiginde 17. maddeyi uygular. 20. Delikanli adam tavuk gibi erkenden yatmaz. Gerektiğinde hemen uyanır. 21. Delikanli adam borcunu öder. Sadece diğer delikanlilardan borç alabilir. 22. Delikanli adam içki içmez. İçkinin zararlı olduğunu bilir arkadaşlarına bildirir. 23. Delikanli adam avucunu yalamaz. 24. Delikanli adam sallama çay içmez. 25. Delikanli adam sadece delikanlıların müziğini dinler. 26. Delikanli adam eroin ve kokain kullanmaz, satmaz satanlardan hiç hoşlanmaz. 27. Delikanli adam küpe takmaz, saç uzatmaz. 28. Delikanli adam kamyoncu kültürüne saygı gösterir. 29. Delikanli adam taksici ve minibüscü kültürünü sevmez. 30. Delikanli adam Haydar Dümen ve Guzin Abla gibi şahsiyetlerle muhatap olmaz. 31. Delikanli adam ağzı açık cak-cuk sakız çiğnemez. 32. Delikanli adam yağcılık ve yalakalık yapmaz. 33. Delikanli adam papyon takmaz, zorunlu hallerde kravat takabilir. 34. Delikanli adam astroloji, yoga, fal, aerobik, fitness, step gibi işler ile uğraşmaz. 35. Delikanli adam artislik yapmaz. 36. Delikanli adam acil durumlar dışında koşmaz. 37. Delikanli adam laytlarla tartışmaz. Laytlara verilecek en iyi cevap 17. maddedir. 38. Delikanlı adam trende tutacaklardan tutmaz. İlle bir yerden tutması gerekiyorsa demirden tutunur. - Fazla övunmez burda keser... Bir cenaze töreninde söylenebilecek en kötü 10 şey .Bu koku da ne böyle? .Bu kıyafet üzerimdeyken ölmüş olmayı hiç istemezdim. .Eğer ne için kullanacağını bilseydim ona bu kadar sağlam bir ip ödünç vermezdim. .( Dul kalan kişiye) Eee, artık rahatsınız, bu akşam yemeğe ne dersiniz? .Ölü olmak korkunç olmalı. .Kahretsin bana olan borçları ne olacak şimdi? .Ne zaman yemek yiyeceğiz? .Arabasını alabilir miyim? .İnsanlar ölünce ne kadar aptal görünüyorlar değil mi? .O tabutun içinde uyuyan da kim öyle? Amerikan klasikleri * Polisin araştırma yaparken,mutlaka bir striptiz barına gitmesi gerekir. * Amerika'da bütün telefon numaraları 555 diye başlar. * Şirin köpekler ölmez. * Bütün yatak örtüleri L şeklindedir.Yani kadının omzuna gelir, erkeğin beline.(Birde bütün kadınlar yorganı kendilerine siper ederek kalkarlar ki bunun gerçek hayata ne kadar uyduğu konusundaki kararı size bırakıyorum.) * Kontrol kulesiyle konuşarak herhangi bir yolcu Boeing 747'yi alana indirir, kimsenin burnu kanamaz. * Hollywood denize daldığınızda bile çıkmayan ruju keşfetmiştir. * Havalandırma borularına saklandığınızda sizi kimse bulamaz. * Silahın kurşunu bitebilir ama kahramanda her zaman yedek şarjör vardır. Hatta o kadar çok yedek vardır ki o ana kadar neresine sakladığına hayret edersiniz. * Paris'teki bütün evlerin salon penceresinden Eifel kulesini görmek mümkündür. * Adam kotu şekilde yaralandığında "gık"'ı çıkmaz,sevgilisi pansuman yaparken dişlerini sıkar. * Mutfaklarda elektrik düğmesi yoktur,buzdolabını açarsın etraf apaydınlık olur. * Taksi parasını öderken kimse bozukluk aramadığı gibi paranın ustu de alınmaz, taksimetre ne yazıyorsa cepte hazırdır. * Hortlakların garip sesler çıkardığı evlerde,sesin nereden geldiğini arayan kadınlar hep en seksi geceliklerle dolaşır. * Bütün anneler sabahları yumurta pişirir.Lakin kimsenin kahvaltı edecek vakti yoktur. * En düz yolda bile direksiyon sağa sola kırılır. * Elektriğe bağlı bütün bombaların üzerinde tam olarak kaçta patlayacağını gösteren kırmızı rakamlar vardır. * Kahraman her gittiği yerde binanın önünde park edecek bir yer bulur. * Komiserin bir cinayeti çözmesi için on şart amiri tarafından görevden alınmasıdır. * Karate filmlerinde kaç tane rakibiniz olduğu önemli değildir,hepsi üzerinize teker teker gelirler. Sıraları gelene kadar etrafınızda garip sesler çıkararak garip danslar yaparlar. * Yalnız kaldıklarında bile bütün yabancalar kendi aralarında İngilizce konuşur * Normalde her kapı, kapı aralığına bir kredi kartı sokarak veya kilidi bir ataçla kurcalanarak açılır. Yanan bir evde içerde küçük bir çocuk kalmışsa o kapı bir turlu açılmaz. * Televizyon açıldığında bütün kanallar mutlaka kahramanla ilgili bir haber vermektedir. * Taşıyıcı kolon arkaları sizi her turlu patlamadan korur.Ve tahta masalar asla kurşun geçirmez. * Kahramanı 50 polis arabası takip ediyorsa bunlardan 45'i birbirine çarpar. Araba arkası yazıları Nazar etme ne olur, çalis senin de olur. Babam sagolsun Genç kaptan Liselim Kroyum ama para bende Efsane Canisi Cagaloglu Anatolian Gymnasium Atam Izindeyiz Tek rakibim THY Hostes Araniyor Yok mu hostes? Allah cezani vere Tut birini vur ötekine be ortaokullum O simdi asker He is soldier now. Büyüyünce TIR olucam. Babam öyle diyo... Hakimiyet Allah'indir. Masallah Maasallah Allah korusun Huzur Islam'da Bismillahirrahmanirrahim... Ela gözlüm Üniversiteli Agli'li Allah'a emanet ol Kiratas Kardesler Güngördü Ben de seni Çatla Parola 37 Biz ayrilamayiz Askerin emaneti Erdal Seni sevmeyen ölsün Canimsin Sevme yanarsin Sanane F 16 Tasköprülü Abi kardes Maçkali 2 Ciss... Zafer Dillerdesin Kaderimsin Süper Ikili Derin mavi Atesle yaklasma Köylü güzeli Bu sevda bitmez Kimene Emmoglu 2 Imparator yakalarsam... Karapazarlilar Aspetli Bosuna ugrasma okumak için, cam çatlak diye yapistirdik bunu Ustan kim? Eyüp Sakal 2 Askim Kaderimse çekerim Gerçekçi ol yine gözdesin Tek rakibim F 16 TED AMCA Amerikada bir ilkokulda öğretmen çocuklara evde ders alınabilecek bir hikaye yaratmalarını, ertesi gün sınıfta okuyacaklarını söylemiş. Ertesi gün çocuklar hikayelerini anlatmaya başlamış. ilk sırada küçük Suzi varmış. Başlamış anlatmaya: - Bizim çiftliğimiz var. Bir gün babamla yumurtaları topladık, bir sepete koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtaların hepsi kırıldı. - Güzeel. Peki bu hikayeden alınacak ders nedir? - Bütün yumurtaları aynı sepete koyma. - Aferim çok güzel. Lily sira sende. Küçük Lily tahtaya kalkmis ve anlatmaya başlamış: - Bizim de bir çiftligimiz var. Babam yumurtalardan civciv çıkması için onları kuluçka makinesine koyar geçen hafta 12 yumurta koydu. 12 civcivi olacağını sanıyordu, ama sadece 8'inden civciv çıktı. - Eveeet. Peki burdan alınacak ders nedir? - Yumurtadan çıkmamış tavukları sayma - Aferim bu da çok güzel. Billy, sira sende Küçük Billy tahtaya kalkmis ve anlatmaya baslamis: - Amcam Ted Vietnam Savaşına katılmıştı. Bir gün helikopterle bir göreve giderken helikopter vurulmuş. Ted Amcam helikopter düşmeden elinde bir makinalı tüfek, bir kasatura ve bir şişe bira ile atlamayı başarmış. Paraşütüyle yere inerken yolda birayı içip bitirmiş. İnince mermisi bitene kadar makinalı tüfeğiyle 70 kişiyi haklamış. Sonra kasatura kırılana dek onunla 20 kişiyi halletmiş. Sonra da son 10 kişiyi de silahsız bitirmiş. - Böyle korkunç bir hikayeden alınacak ne ders olabilir? - İçerken Ted Amcama bulaşmayın... --------------------------------------------------------------------- CANIM SEVGİLİM Sauna'ya giden bir grup genç erkek, soğuk havuzda dinlenirlerken bir cep telefonu çalar. Bir adam telefonu açar. Ortam çok gürültülüdür; telefonun öbür ucundaki kadın sesini zorlukla duyar. - Sevgilim. Meltem'le dışardayım. Biraz önce çok güzel bir kürk gördüm. 400 milyon liracık. Senin kredi kartından alabilir miyim? N'oooolur, alabilir miyiiiiimmmm? - Tabi canım. Al. - Ah sevgilimmmm! Çok şekersin. Bişeycik daha var ama kızmayacaksın, değil mi? - Hayır, kızmam... - Buraya gelmeden önce Akmerkez'deydik. De Beers'de bir tane tek taş pırlanta yüzük gördüm. Çok güzeldi sevgilim. Bütün arkadaşlarımda var. Senin kredili kart hesabından alabilir miyim? 650 milyon liracık. Gelecek ay ikramiye alacaksın. O zaman ödersin. N'ooooluuurrrr. Alabilirmiyim?" - Peki, al canım. - Sevgilim benim. Bi tanem. Çok şekersin. Bu akşam sana harika bir gece yaşatacağım. Canıııım, bi şey daha var. Ama kızarsın diye korkuyorum... - Kızmam, söyle bakiyim. - Son kazadan sonra arabamdan iyice soğudum. Galeride bi tane Peugeot 206 gördüm sevgilim. Çok güzeldiiii... 19 milyara bırakacak. Senin adına bankadan bi kredi açtırsak diyorum sevgilim. Nuran'ın kardeşi bankada şube müdür... Kefil-belge-imza falan istemiyor, sen tamam dersen hemen yapacak işlemleri. N'ooolurrrr sevgilim, seni çok seviyorum.... - Peki, peki. Tamam. Olur. Al bakalım. - Tatlı sevgilim benim. Canim sevgilim. Seni çoook seviyorum. Hadi by, akşama görüşürüz. Genç adam telefonu kapatır ve arkadaşlarına sorar: - Bu telefon kimindi yahu?... ------------------------------------------------------------------- TETANOS Seksenlik koca, evden çıkmak üzere paltosunu giyerken onu gören yaşlı karısı seslenir: - Bu saatte nereye gidiyorsun? - Doktora gidiyorum - Ne oldu? yine neren ağrıyor? Yaşlı adam sırıtır: - Yok hanım yok, doktora söylicem bana bi VIAGRA yazsın Bunu duyan kadın ayağa kalkar ve o da sokağa çıkmak için hazırlanmaya başlar. Ihtiyar şaşırır: - Eee hanım, sen nereye? - Doktora gidiyorum der ve adamın şaşkın bakışları altında devam eder: - Eğer o eski, paslı şeyi benim üzerimde kullanacaksan ben de tetanos iğnesi yaptırayım bari..! ----------------------------------------------------------------------- VIAGRA Adam 80 yaşına gelmiş olan babasını huzurevine bırakır. Bir hafta sonra da gidip ziyaret eder. Halini, hatırını sorar: "Nasılsın, baba? Iyi bakıyorlar mı sana burada? Bir şeye ihtiyacın var mı?" "Oğlum, bu huzurevi çok güzel. Bana burada çok iyi bakıyorlar, her akşam yatmadan önce bir bardak sütlü kakao bir de viagra veriyorlar. Allah razı olsun, çok memnunum, hiç bir şeye ihtiyacım yok." der babası. Ziyaret sonunda adam hemen hemşireyi bulur. "Hemşire hanım" der, "Babam birşeyler anlatıyor. Yatarken bir bardak sütlü kakao bir de viagra veriyormuşsunuz, doğru mu?" "Doğru" der hemşire. "Doktor beyin talimatı. Sütlü kakao çabucak uyutuyor, viagra da yuvarlaıp yataktan düşmesine engel oluyor" ------------------------------------------------------------------------- PERFORMANS Adamın biri, seks hayatındaki sorununa çare bulmak için doktora gider ve şikayetlerini anlatır: - Doktor bey, bana bir şeyler oluyor. Sevişirken bir sıcak basıyor, terliyorum, bir soğuk basıyor, üşüyorum. Yapılan tahlillerde hiçbir şey çıkmaması üzerine, doktor kütüphanesindeki tüm tip kitaplarına bakar ve benzer bir olguya rastlayamaz. Adama hitaben: - Beyefendi, bir de eşinizi çağırıp onunla konuşalım... Ertesi gün, adamın eşi gelince doktor durumu kadına anlatır: - Sevişirken eşiniz bir terliyormuş, bir üşüyormuş. Kadın: - Aman körolasıca herif, bir Ağustosta sevişir, bir de Ocakta!!! ---------------------------------------------------------------------- MUTLULUK Büyük bir kedi, kuyruğuyla oynayan küçük bir kediye sormuş: "Neden kuyruğunu kovalıyorsun?" Yavru kedi yanıt vermiş: "Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun da kuyruğum olduğunu öğrendim. Bu nedenle onu kovalıyorum, yakaladığımda mutluluğa kavuşacağım." Bunun üzerine yaşlı kedi şöyle demiş: "Gençken ben de mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim. Ama şunu farkettim; ne zaman onu kovalasam benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi işime baksam hep peşimden geliyor." ------------------------------------------------------------------------- ÖRDEKLERE DİKKAT Üç kadın arkadaş bir kaza sonucu aynı anda hayatlarını kaybedip cennete giderler. Cennetin kapısında onları karşılayan melek "Bizim burada uymanız gereken tek kural var.. O da ördeklere dikkat edin sakın üstlerine basmayın" der. Sonra kapı açılır üç kadın cennete girerler. Gerçekten de etrafta ördek doludur. Üstlerine basmamak adeta imkansızdır. Dikkat etmesine rağmen kadınlardan biri kazayla bir ördeğin üstüne basar. Hemen Cebrail belirir. Yanında son derece çirkin bir adam vardır. Kadını kolundan adama kelepçeler ve "Ördeğin üstüne basmanın cezası olarak sonsuza kadar bu çirkin adamla kelepçeli olarak yaşayacaksın" der. İkinci gün kadınlardan biri yine kazayla bir ördeğin üstüne basar ve Cebrail anından yanında çok çirkin bir adamla gelip onları kadına ceza olarak birbirlerine kelepçeler. Üçüncü kadının gözü bu olaylardan çok korkar. Diğerlerinin akıbetine uğramamak ve sonsuza kadar çirkin bir adama kelepçelenip yaşamamak için her attığı adıma acayip dikkat etmeye başlar. Aradan aylar geçer ve hiç bir ördeğin üstüne basmaz. Derken bir gün Cebrail belirir. Bu kez yanında boylu poslu inanılmaz derecede yakışıklı bir adam vardır. Cebrail hiçbir şey söylemeden yakışıklı adamla kadını kelepçeler ve yine birşey söylemeden çeker gider. Kadın artık mutluluktan uçmaktadır.O güne kadar gördüğü en yakışıklı adamla kelepçelenmiştir. Adama döner ve "Ben acaba ne yaptım da sonsuza kadar senin gibi güzel bir adamla birlikte olmayı hak ettim" der. Adam suratı asık bir şekilde cevap verir. "Vallahi seni bilmem ama ben az önce bir ördeğin üstüne bastım" ------------------------------------------------------------------------ HANGİ KANAL? Adamın biri iş gezisi için Danimarka'ya gitmiş. İşlerini hallettikten sonra akşam barda bir kadeh içip odasına çıkmış. Tam uyumaya hazırlanırken kapı çalınmış, karşısına dünya güzeli bir hatun çıkmış. Adam tam yanlış odaya geldiğini söylemeye çalışırken kadın parmağını onun dudağına dayayarak susturmus. - Buraya senin için geldim. Kadınla sabaha kadar seviştikten sonra yorgun ama mutlu bir şekilde aşağı inip resepsiyona uğramış. - Benim borcum ne kadar? Katip gülümseyerek cevaplamış. - Borcunuz ödendi efendim. Buyrun, bu da bizim hediyemiz" diyerek bir zarf uzatmış. Adam zarfı açtığında içinde 10 000 dolar para olduğunu görmüş. Yanlışlık olduğunu söylese de hiç bir yanlışlık olmadığını söyleyerek kendisini havaalanına kadar uğurlamışlar. Adam Türkiye'ye geldiğinde bunu bütün arkadaşlarına anlatmış ama kimseyi inandıramamış. Adamın anlattıklarından birinin yolu Danimarka'ya düsünce ne olur ne olmaz diye oteli denemeye karar vermiş. Akşam gelip odaya çıkmış. Bu sefer inanılmaz güzellikte bir kumral gelmiş. Onunla sabaha kadar sevişmişler. Adam arkadaşının yaptığı gibi aşağı inerek hesabı sormuş. Kendisine bir zarf vermişler. Adam zarfı açtığında içinde 5000 dolar olduğunu görmüş. Gülümseyerek sormuş. - Neden bana beşbin dolar? Burada kalan başka bir Türk arkadaşıma 10 000 dolar vermişsiniz. Katip biraz düşündükten sonra hatırlamış... - Haaaa, o arkadaşınız. Ama onunki birinci kanalda yayınlanmıştı. ÜSTÜ KALSIN Adamın biri birgün bi bara gitmiş ve bi içki istemiş.garson getirmiş.Ardından bir içki bir içiki daha derken adam baya bi içmiş.İçkisini içtikten sonra hesabı istemiş.Garson hesabı getirmiş 130 dolar demiş ve adam cebinden 130 dolar bozukluk çıkarıp üstüste masaya dizmiş ve bi parmak darbesiyle hepsini dağıtmış.Garson sinirden ne yapacağını şaşırmış ama napsın müşteri demiş geçiştirmiş. Ertesi gün yine aynı adam yine aynı olay Sonraki gün yine aynı adam yine aynı olay derken. Adam yine gelmiş bara.Garson bugün aynı şeyi yaparsa kesin pataklıyacam bu adamı demiş kendi kendine.Neyse adam yine içmiş içmiş sonra hesabı istemiş bu sefer hesap 60 dolar gelmiş.Garson adama dalmak için saniye sayarken adam vebinden bi kağıt 100 dolar çıkarmış.Garson sevine sevine " sen şimdi görürsün" diyerek kasaya gitmiş ve 40 dolar bozukluk getirip masanın üstüne üstüste dizmiş ve bir parmak hareketi ve paralar darmadağın.Adam bi garsona bakmış bi paralara bakmış hiç istifini bozmadan; "ÜSTÜ KALSIN" demiş ------------------------------ MİNİ ETEK Temel Dursun'a arabasının öyküsünü anlatıyordu: 'Bir gün otostop yapiyordum ki önümde, bu arabayla, mini etekli güzel bir bayan durdu ve beni arabasına aldı. Bir süre gittikten sonra kadın arabayı kuytu bir köşeye çekti. Mini eteğini iyice yukarı çekip, dudaklarini ıslattı ve "Benden ne istersen alabilirsin" dedi, ben de arabasini aldim. Dursun : İyi etmişsin Temel, zaten mini etek sana hiç yakismazdi. ------------------------------ ORUÇLU HAMSİ Dursun Temel'e sormus : Uşagum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun? Temel : 100 tane yerim valla... Dursun : Hadi oradan yesen yesen 1 tane yersin geriye kalan 99 hamsiyi oruçsuz yersin... Bu espri Temel in acaip hoşuna gitmis. Yolda Cemal i görmüs ve hemen sormus: Usagum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun? Cemal : 50 tane yerim ben... Temel : Tüh be usagim 100 deseydun sana müthis bir espiri yapacaktum... ------------------------------ VAMPİR TEMEL Bir İngiliz vampir, bir Fransız vampir, bir de Temel vampir Uçakta gidiyorlarmış. Bir sure sonra İngiliz vampir aralarından ayrılmış, aşağılara dalmis. Bir sure sonra geri gelmiş ki, ağzı yüzü kan içinde. Sormuşlar: - Ne oldu, nereye gittin? İngiliz vampir : - şu aşağıdaki beyaz evi gördünüz mü? Cevap:- Gördük. İngiliz Vampir : - Onun yanındaki duvari gördünüz mü? Cevap: - Gördük. İngiliz vampir : - Onun yaninda uyuyan küçük çocuğu gördünüz mü? Cevap: - Gördük. İngiliz vampir : - İşte ben o çocuğun kanını içtim, geldim. Yolculuk devam eder. Bir süre sonra Fransız vampir de ayni şekilde ayrılıp aşağılara gider ve geldiginde onun da yüzü gözü kan icindedir. Yine sorarlar: - Nereye gittin? Fransiz Vampir: - Şu aşağıdaki ağacı gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Fransiz Vampir: - Onun yanındaki küçük kutuyu gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Fransiz Vampir: - O kutuya yaslanmış yatan adamı gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Fransız Vampir : - İşte ben o adamın kanını içtim geldim. Yolculuk yine devam eder. Bir sure sonra Temel Vampir ayni şekilde ayrılır ve o da ağzı yüzü kan içinde geri gelir. Ona da sorarlar: - Nereye gittin? Temel Vampir: - Şu aşağıdaki evi gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Temel Vampir: - Peki onun yanındaki direği gördünüz mü? Cevap: - Gördük. Temel Vampir: - İşte ben o direği görmedim......... ------------------------------ TİYATRO Temel Fadime'yle tiyatro gişesine gitmiş: - Pize içi pilet lütfen. - Leyla ile Mecnun için mi? - Hayir Fadime'yle penum için. ------------------------------ SEN İÇİNCE SAPITIYON Adamin biri bara girmis. Garson, herkese içki ver kendine de al demis. Içkiler içilmis garson hesap için gelince adam: Para yok demis. Tabi garson bunu bir güzel dövüp disari atmis. Diger aksam tekrar gelmis ve yine garson herkese içki kendine de al demis ve sonuçta parasi olmadigi için yine dayak yemis ve gitmis. Bu üç aksam böyle devam etmis. Dördüncü gün yine gelmis ve garson herkese içki fakat bu sefer sen içme, içince sapitiyorsun. SANAL KADIN ÇAPKININ BELLI BASLI HUSUSIYETLERI 1- Sanal Kadin Çapkin, ayni anda 150 kisiyle chat yapabilir. 2- Sanal Kadin Çapkin, gerçek dünyadaki Cosmo Kadini'nin sanal dünyadaki yansimasidir. Yer yer Duygu Asenasal özellikler arzeder. 3- Sanal Kadin Çapkin, 333 degisik rumuzla ve 333 degisik tiple sanal dünyada antreman yapar. 4- Sanal Kadin Çapkin, bütün rumuzlarinda 90-60-90 ölçülerinde ve çok suhtur. 5- Sanal Kadin Çapkin, chat odasina partnerlerini 50'ser 50'ser alir ve o geceki sayi 1000'e tamamlandiginda doyar ve uyumaya odasina gider. O misil misil uyurken chat yaptigi sanal erkek çapkinlar hala bilgisayarlarinin basinda, kedinin ciger bekledigi gibi beklemektedirler. 6- Sanal Kadin Çapkin, Pamela Anderson, Ebru Salli, Demet Sener karisimi muhtesem bir yaratiktir(en azindan erkekler onu öyle sanmaktadir). 7- Sanal Kadin Çapkin, yilda 365 kere evlenir 365 kere bosanir. Geçimini nafakalardan saglar. 8- Sanal Kadin Çapkin, evlenmeye ikna ettigi erkege, hiç farkinda degilmis gibi, mail adresini, ev-is ve cep telefonlarinin numaralarini, oturdugu ilin mahalle-cadde ve sokak ismini ve son olarak da daire numarasini verir. 9- Sanal Kadin Çapkinin chat yaptigi gecelerde ülke genelinde, salya üretiminde belirgin bir artis olur. 10- Sanal Kadin Çapkin, chat esnasinda, kis ortasinda bile olsun soyunuktur(en azindan erkekler onu öyle sanmaktadir) 11- Sanal Kadin Çapkin, chat esnasinda tatli tatli ensesini kasisa bile, ekrandaki partnerini, o anda orgazm olduguna rahatlikla ikna eder. Erkek mutlu olur. 12- Sanal Kadin Çapkin 150 saat chat bile yapsa kullandigi kelimeler üçü geçmez: Slm- ooohhh- bye! Ayni süre içinde partneri, bir romana yetecek cümleler sarfetmistir. 13- Sanal Kadin Çapkinin telefon defteri arsivi, yaklasik olarak Beyazit Devlet Kütüphanesi hacmindedir. 14- Sanal Kadin Çapkin, gerçek hayatta görücü usulüyle evlenir! Komik Fıkralar Cocuguna babasi guzel bir is kurmak için pacalari sivamis. Ancak oglan salak oldugu icin hic bir isi beceremiyormus. Babasi ona ne is bulduysa hepsini eline yuzune bulastirmis berbat etmis. En sonunda babasi komple bir sosis fabrikasi kurdurmus. Çocugunu elinden tutup, bari isi ogrensin diye hemen fabrikadaki bir sosis makinasinin basina goturmus "Bak oglum" demis. Burdan boyle okuzu yolluyosun... aha diger taraftan sosis olarak çikiyor, bu kadar basit anladin mi?". Çocuk dinlemeden basini sallamis, sallamis ta... sonra babasinin yuzune salak salak bakmis ve; ;"peki buba, burdan sosisi goysak, oteki taraftan okuz olarak cukar mu?" diye merakla sormus. Babasi hemen cevaplamis: "Maalesef evladim, o teknoloji bir tek senin ananda var... ------------------------------------- temel otelde Temel sabah uçağı ile Paris’ e gidiyor. İşlerini tamamlayıp akşam uçağı ile İstanbul' a dönmek istemekte... Aksilik uçağı kaçırır. Saat 23.30'de lüks bir otelin yolunu tutar. Odasına çıkıp uyur. Sabah yedide resepsiyona gidip hesabını sorar. Eline bir fatura uzatırlar... Temel şaşırır: ”- Lan bir başımızı koyduk ve kalktık 400 Euro...olur mu? “ der. ”- Ama efendim hizmetlerimiz var.” Temel faturaya bakar T.K.P 100 Euro. ”- T.K.P. ne? “ ”- Tenis kortlarını kullanma parası.” ”- Ben kullanmadım ki? “ der Temel. ”- Kullansaydınız efendim 6 tane kortumuz var.” der. Resepsiyon memuruna yine bakar: ”- H.K.P 150 Euro...” ”- Bu ne? “ ”- Havuzu kullanma parası. “ ”- Kullanmadım ki?” der Temel. Resepsiyon memuru gayet sakin bir şekilde: ”- Kullansaydınız, 3 tane havuzumuz var 2 tanesi olimpik. “ Temel çok sinirlenir ve hemen bir kalem ister. Faturanin altına aynen şunu yazar. [T.S.P 500 Euro] ve resepsiyon memuruna uzatır. “-Ver bakalım 100 Euro, sizin de bana 500 Euro borcunuz vardır, “ der Temel. Resepsiyon memuru şaşırır: ”- T.S.P. ne oluyor?” ”- Temel' i s…. Parası.” ”- Aman efendim olur mu öyle şey estağfirullah.” der resepsiyon memuru. ”- Kardeşim Temel burdaydı, S..seydiniz bütün gece müsaittim! “ --------------------------------------- Mahkemede hakim Temel e soruyor : - Kiminle evlisin?Temel yanitliyor;- Bizum kariyla hakim bey... Hakim sinirleniyor; - E, herhalde, sen hiç erkekle evlenen duydun mu? - Duydum tabii, nasil duymadum? - Kim?!?!?! -Bizum kari ---------------------------------------- İki arkadaş yolda yürürken biri kilisenin önünden geçtiklerini farketmiş. Diğerine -Sen burda bekle ben günah çıkarıp gelicem Kasaba küçük olduğundan herkes herşeyden haberdarmış. Adam günah çıkarılan bölüme girmiş. Papaz sormuş -Ne günah işledin evladım -Zina yaptım peder -Kiminle falan adresde bi iş var onunlamı -Hayır -O zaman filan yerde yeni boşanmış bi kadın var, onunlamı -Hayır -Tamam anladım, şu sürekli içip gün boyu sarhoş gezen falancanın karısıyla dimi... -Ya hayır peder, günahı mı çıkarda gideyim. Adam günah çıkarır ve dışarı çıklar. Dışarda bekleyen arkadaşı hemen tebrik eder: -Canım arkadaşım. Bak günahlarını çıkardın tertemiz oldun. Bizimki: -Yok ulan yok, günah çıkarmadım ama çok sağlam üç adres buldum, koş. --------------------------------------------- Akmerkezde karilarini kaybeden iki kisi karsilasir. -Affedersiniz ben karimi kaybettimde bana yardimci olurmusuz. -Aaaa tesadüfe bakin bende karimi kaybettim. Benim bir fikrim var beraber karilarimizi arayalim. Sen benim karimi görürsen haber ver ben senin karini görürsem ben haber veriyim. -Tamam ama nasil bulucagiz birbirimizi. -Kim karilarimizdan birini bulursa 5.kattaki sinemalarin önünde beklesin tamam mi? -Tamam tamam ama ben senin karini nerden taniyacagim. -Benim karim 1.75 boyunda, sarisin, mavi gözlü, beyaz tenlidir. Üzerinde ise pembe bir mini etek, beyaz gögüsten dekolteli bir buluz ve pembe sivri topuklu bir ayakkabi vardir. Diger adam ise; -''Benim kariyi bos ver senin kariyi arayalim''der ------------------------------------------- Temel tarlada çalışırken Fadimeyi gözüne kestirmiş, götürecek. Ancak etrafına bakınmış, arkasına saklanabilecekleri bir kaya bile yok. En sonunda tren raylarının arasına girmeye karar vermişler. İşe koyulmuşlar. Aradan bir süre geçmeden tren düdük çalarak gelmeye başlamış. Fakat bizimkilerde hiç tepki yok, işe devam ediyorlar. Derken tren tam önlerinde durmuş. Olay mahkemeye intikal etmiş. Hakim Temele dönüp "oğlum tamam gençsin yapacaksın ama trenin düdüğünü duymadınızmı" diye sormuş. Temel "valla hakim bey, tam o sırada ben geliyorum, Fadime geliyor, tren geliyor. Bende "freni olan dursun" dedim. ---------------------------------------- Uyanığın biri hiç bir şart koşmadan kredi veren Finansbank'ı duymuş vehemen bankaya gitmiş.banka müdürüne ben kredi almak istiyorum demiş.banka Müdürü de hayhay efendim ne kadar kredi istiyorsunuz diye sormuş.uyanık hazır beleş parayı bulmuş, 500 milyar yeter demiş.banka müdürü de kasadan parayı çıkarıp torbaya koymuş.uyanık tam torbayı alırken banka müdürü fakat diye seslenmiş.bu parayı alabilmeniz için bir tek şartımız var demiş.uyanık hani hiç birşey istemiyordunuz ? demiş.bankacı evet kefil, senet, ipotek,vs. bunları istemiyoruz.sadece banka prensibimiz gereğince sizden 2 adet yakın çekim göz resmi, 2 adet de yakın çekim çıplak g.t resmiistiyoruz demiş.uyanık şaşırmış bu işe ama para bu ya hemen gitmiş resimleri çektirmiş, banka müdürüne vermiş.müdür resimleri alıp baktıktan sonra uyanığa dönerek: kusura bakmayın beyfendisize krediveremeyiz demiş.uyanık şaşırmış neden demiş? Banka müdürü : efendim demiş resimlerde gözüküyorki sizde bu parayı alıcak göz var ama ödeyecek g.t yok....!! KULLANICI İLE BİLGİSAYAR ARASINDA KONUŞMALAR Kullanıcı:lan olum bilgisayar c: nin içinde benim adult resimler vardı ne yaptın lem Bilgisayar:Hepsini sildim abi üzerinde gereksiz dosyalar yazıyordu... Kullanıcı:lan olum ben onları bizimkiler davayı çakmasın diye yaptım tüü gitti resimler yedim ulan seni sana iki hafta bakım yok sana Kullanıcı:lem competer bu alt tuşu çalışmıyor Bilgisayar:abi geçen yumrukladın ya ondandır Kullanıcı: olum adult filmleri nasıl alt enter yapıp tam ekran izliycem şimdi Bilgisayar:eeee şeeeyy adult filmmi Kullanıcı:lem yoksa onlarıda mı sildin.... Bilgisayar:abi sen geçen bilgisayarı temizle demiştin ya çok yer kaplıyorlardı bende sildim hem avrupa birliğine gircez abi bırak artık şu bayat filmleri Kullanıcı:lem biz avrupa birliğine girmeden sana bişiler gircek şimdiBilgisayar:abi oneeeee... Kullanıcı:soba borusuuuuu Kullanıcı: lem bilgisayar benim Daemon Tools proğramı vardı sanal cd oluşturacaktım nerde o Bilgisayar:abi iki milyonluk cd için uğraştırma şimdi beni Kullanıcı:ulan seni satsam iki milyon etmezsin ipna.. ver şu proğramı Bilgisayar:tamam al yaw öff Kullanıcı: lam benim günlük dosyası vardı ya şifre istiyor Bilgisayar: ehuhehu ben koydum Kullanıcı:ver bakim neymiş Bilgisayar:bi öpücük ver sölim muhahahahah Kullanıcı:hadi lem... Kullanıcı: lem benim mail adresine yeni bir mesaj gelmiş ruslar bi virüs yapmış türklerin üzerine salıyorlarmış bizede bulaşmasın Bilgisayar:korkmana gerek yok abi o virüs zararsız sadece bilgisayardaki korsan oyunlara bulaşıyor Kullanıcı:ee olum bizdeki korsan oyunlar nolacak Bilgisayar:korsan oyun.. Kullanıcı: olum vardı ya proğram filesin içinde lem yoksa yoksa... Bilgisayar:abi valla bulaşmasın diye hepsini sildimm Kullanıcı:ayyyy başımmm mazluuum mazlumu getirin bana Kullanıcı:lem cd yi taktım okusana Bilgisayar:abi okuyamam çok kötü şeyler yazıyor Kullanıcı:sieeee Kullanıcı:lem bu internet explorer nerde yaw masa üstündeydi Bilgisayar:fazla kullanmıyorsun diye masa altına attım abi Kullanıcı:lam benim mp3ler vardı yabancı jenniferlopez britney spears falan nerde Bilgisayar:abi hepsini sildim yabancıları protesto ediyoruz onun yerine halis muhlis türk malı var hadise stir me up Kullanıcı:bak şimdi anlaştık Bilgisayar:üfff ilk defa sıyırdık Bilgisayar:abi forumtr ikinci yaşını doldurmuş bunun şerefine kendimize ne alsak Kullanıcı:seni bilmem ama ben kendime yeni bir bilgisayar alıcam Bilgisayar:ühüüüüüüü Bilgisayar:abi yan komşu beni istiyor versene Kullanıcı: olmaz kesinlikle vermem Bilgisayar:bende kaçarım ozaman zuhahahah |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Üye
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 11-02-2007
Yer: Alanya
Mesajlar: 162
Rep Puanı: 23787978
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
muhahahaha.. üzeri sinekli.
![]() ![]() ![]() teşekkurler.. |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Tospaa Hastası :)
![]() Giriş Tarihi: 03-12-2006
Yer: ForumTR Komikler Bölümü
Mesajlar: 13,459
Rep Puanı: 346292329
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Bikaç Fıkra Değil Arşiv Bu !
Repledim Emeğe saygı... Teşekkürler
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
KOL Premium User
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 09-09-2005
Yer: king^^joofx^^
Yaş: 30
Mesajlar: 1,856
Rep Puanı: 749925
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
süper arşiv başından sonuna kadar okumak uzun sürdü ama
|
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
|
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Vize İşlemi | Haberler | Okul Arkadaşım Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir. |