|
|||||||
Komik... Kategorisinde ve Komik şeyler Forumunda Bulunan Dünyanın En Büyük Fıkra Arşivi Konusunu Görüntülemektesiniz => Bir gün Dursun arkadaşı Temel'e sormuş. -Ula Temel, 3'lü sexten hoşlanırmısın Temel Evet, en sevdiğim fantazimdir da. Dursun: -İyi o ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 |
|
Üye
![]() Giriş Tarihi: 13-10-2005
Mesajlar: 117
Rep Puanı: 2132985
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Bir gün Dursun arkadaşı Temel'e sormuş. -Ula Temel, 3'lü sexten hoşlanırmısın Temel Evet, en sevdiğim fantazimdir da. Dursun: -İyi o zaman, acele eve yetiş.
İkisi de fakir olan Temel ile Fadime evlenirler. Aralarında şöyle anlaşırlar : -Her ikimizde aşk için yaşayacağız Bir hafta sonra Temel evine geldiğinde Fadime'nin radyatörün üzerine oturmuş olduğunu görür ve sorar : Ne yapıyorsun orada karıcığım? Fadime akşam yemeğini ısıtıyorum sevgilim, der. Küçük bir balıkçı köyünde Temel tembel olduğu için esi Fadime balığa çıkmak zorunda kalırmış. Sabah erkenden balıkçılar tekneleri ile denize açıldıklarında erkekler hep aynı yöne gitmelerine rağmen eşinin yerine balığa çıkan Fadime kendine göre bir yöne gidermiş. Akşam balıktan dönüldüğünde erkeklerin çok az balık yakalamış olmalarına rağmen Fadimenin kayığı balık dolu olurmuş. Bu duruma dayanamayan erkek balıkçılar Fadimeye işin sırrını sormuşlar. O da : -"Biliyorsunuz kocam uykucudur dolayısı ile onun yerine ben balığa çıkıyorum. Ancak balıkçılıkta pek tecrübem olmadığı için sabah esimin pijamasını açıp şeyine bakıyorum. Eşiminki ne tarafa doğru yatmış ise o yöne gidiyorum demiş." Erkek balıkçılar"Peki bacı sağa, sola, yukarı ve aşağı olur ise anladık ama ya dimdik durursa ne tarafa gidiyorsun ?" diye sorduklarında Fadime:"Canım, o gün hiç balığa çıkılır mı?" Temel evli ve 3 çocuğu vardır. Bir gün köyden annesi, babası, kaynanası, kayınpederi, baldızı, kardeşleri ve kayınçosu misafir gelirler.3 gün 5 gün derken 1 ay olur hiç birinin gitmeye niyeti yok, bu arada Temelde karısına iyiden iyiye hasret, bir dayanamaz ve -"Ula Fadime, haçan bu is böle olmaz da." -"Ya ne yapacağız" "Aksam sen yemekte çorba yap, benim tabağıma koyarken üzerime dök, temizlemeye beraber tuvalete gidelim ve isi bitirelim" der. Aksam olur anlaştıkları gibi fadime çorba yapar ve servis sırasında temelin üzerine döker. Temel: -"Ula salak kari. Dikkat etsene, yürü tuvalete yardim et bana. şunu bi temizleyelim" der ve tuvalete giderek başlarlar sevişmeye. Fadime'yi ters çevirim lavoboya doğru yaslar ve geçer arkasına. O sırada temelin küçük oğlu Dursun merak ederek onlara bakmaya gelir ve o halde görünce korku ve telaşla masaya geri döner ve derki. -"Aman ha.. herkes çorbasını dikkatli içsin, yoksa babam çorbayı dökenin ........... koyuyor" Padişah bir gün bir ferman yayınlayarak o haftaki cuma namazında orada yasayan herkesin bulunmasını zorunlu kılmış. Dört bir yana haber salınmış ve cuma vakti gelmiş. Bizim Temel dışında butun ahali cumaya katılmış. Ertesi gün padişah sadrazamı yanına çağırıp sormuş–Dünkü cumaya ahaliden katılmayan var mı ?- Evet efendim, bir kişi katılmadı. Temel– Tez getirin o deyyusu karşıma Temel'i bulup yaka paça padişahın huzuruna çıkarmışlar. Padişah,Temel ve Sadrazam kaldığında Padişah sormuş, - Söyle bakalım neden gelmedin dünkü cuma namazına ? - Çok önemli bir işim vardı padişahım - Hımmm demek önemli bir işin vardı. Öyleyse sana ölmeden önce üç dilek dileme hakki tanıyorum. Söyle bakalım ilk dileğini. - Yok padişahım ben en iyisi dilek dilemeyeyim siz beni öldürün. - Dile lan deyyus çabuk adamı çileden çıkartma.- Peki. Eeee şey padişahım. Ben sadrazamın karısına hastayım,madem öyle ölmeden önce bir yatsam onunla. Tabi bunu duyan sadrazam olaya şiddetle karşı çıkmasına rağmen, padişahın "Boş ver takma kafana nasıl olsa ölecek" gibi sözlerinden sonra istemeye istemeye razı olmuş. Ardından sıra ikinci dileğe geldiğinde Temel de yine ayni naz ve padişahın azarlaması. Sonunda Temel ikinci dileğini söylemiş. - Eeee şey padisahım ben sizin karınıza da hastayım, ölmeden önce onla da. - Ne diyorsun lan sen (falan padişah köpürmüş) Tabii bu kez de sadrazam telkinde bulunmuş ve Temel Padişahın karısıyla da... Veee sıra gelmiş üçüncü dileğe; - Söyle bakalım şu üçüncü dileğini de bitirelim artık su isi. - Yok padişahı söylemeyeyim, ilk ikisini söyledim ama bunu nasıl söylerim bilmiyorum.İlk ikisinden daha kötü ne olabilir ki diye düşünen padişah kızarak - Oğlum söyle bak işkence yaptırırım, söyletirim- Peki efendim, demiş Temel ve devam etmiş, - Ben sadrazamla size de hastayım. Ardından kısa bir sessizlik ve Sadrazam :- Padişahım ben sanki Temel' i namazda görür gibi oldum. Hatırlıyor gibiyim. Padişah :- Nasıl hatırlamazsın lan eşşoğlu eşşek yanımda oturuyordu.! Temel bir hayat kadını ile anlaşır. Otel'e giderler. Odaya kapanırlar. Yarım saat sonra Temel elinde aletiyle Lobiden geçer, otelin döner kapısından çıkar ve köşeyi döner. Resepsiyoncu şaşkın bakışlarla olayı izler. Temel birkaç dakika sonra geriye döner. Odaya girer 15 dakika sonra gene aleti elinde tutarak otelin Kapısından hızla dışarıya çıkar. Resepsiyoncu gene bir anlam veremez. Temel gene birkaç dakika sonra odaya kapanır. Bu olay birkaç kez tekrarlanır. Temel gene aleti ihtişamlı bir şekilde odadan dışarıya çıkar. Bu sefer resepsiyoncu sorar beyefendi organınız elinizde buradan koşarak neden otelin dışına çıkıyorsunuz ? "Ha o mu ?" der Temel "Bayanla dışarıya boşalacağıma dair anlaşmıştımda." Temel' e sormuşlar. Hangi tür seksten hoşlanırsın ? Temel cevap vermiş. - Toplu seksten. Neden? demişler. Cevap vermiş. - Kaytarması kolay oluyor. Kadın 50. katın penceresinden bakarken aşağı düşer, kırkıncı katta bir adam belinden yakalar: "Bu akşam benimle olursan, seni kurtarırım!" "Ben bildiğin kadınlardan değilim!" "O halde güle güle!" Kadını otuzuncu,yirminci katta da yakalarlar, aynı teklifi yaparlar,kadının cevabı değişmez: "Ben bildiğiniz kadınlardan değilim!" Onuncu kata yaklaşırken kadın başına gelecekleri anlar ve inadından vazgeçer, onuncu katta yakalayan Temele kendisi teklif eder: "Beni kurtarırsan bu gece seninle kalırım!" "Geber pis ******!" Temel bir gün eve giderken komşusu Cemalle Emineye rastlaşarak selamlaşmışlar. Tabi Temel dayanamayarak sormuş. -"Nereye gidiyorsun?" -"Tatile gidiyoruz, orda gençlik suyu varmış, ondan içip genç olacağız." Temel hemen adresi istemiş. O da ertesi gün yola çıkmış, gitmiş sudan 2 yudum içmiş, 18 yaşındakinin halini almış. Sonra evin yolunu tutmuş. Kapıyı tıklamış Fadime kapıyı açmış. -"Buyur evladım ne istedin?" demiş -"La ne demek ne istedin beni tanımadın mi?" demiş. Fadime de şaşkınlıkla "Sen kimsin?" demiş. -"Ben Temel" demiş. -"La temel saha ne oldu?" demiş fadime. Temel -"Ben falancı yerde gençlik suyu vardı gittim ondan içtim" demiş. Tabi Temel o gece Fadimeyi allak bullak etmiş. Bir alttan bir üstten Fadimenin iflağını kesmiş. Fadime hemen ertesi gün kalktığı gibi gitmiş gençlik suyunun olduğu yere sudan 3 yudum içmiş, 1 yaşındaki kız çocuğunun halini almış. Gitmiş kapıyı çalmış temel kapıyı açmış bir bakmış bir tane 1 yaşında kız çocuğu. -"Buyur çocuğum demiş ne istedin?" -"Temel beni tanımadın mı?" demiş. -"Sen kimsin?" demiş Temel. -"Ben" demiş Fadime. -"Ne oldu karı sana" demiş. -"Gençlik suyundan 3 yudum içtim bu hale geldim." -"Be bok yiyenin karisi. 3 yudum daha içseydin ananınkine geri gitseydin bari." Temel askere gitmiş, komutanı askerleri toplamış. Şimdi herkes sırayla evlendiğinin ilk gecesini anlatsın demiş. İlk üç kişiden sonra sıra temele gelince Temel: - Komutanım evlendiğimin yedinci gecesi demiş. Komutanı ilk gece dedik oğlum deyince Temel yine -Komutanım evlendiğimin yedinci gecesi demiş. Komutan bu sefer temeli geçip herkese anlattırdıktan sonra tamam ne oldu ulan yedinci gece diye sormuş. Temel - Komutanım Fadime dedi ki -Çıkar onu işeyeceğim. Temel, seyahate çıkmış. Uzun zaman evinden ayrı kalmış. Bir akşam bir kente gelip küçük bir otele inmiş. Odasına yerleştikten sonra, aşağıya telefon etmiş. Telefonu otelin sahibi açmış. Temel, ne istediğini söylemiş: "Bana bir fahişe bulup gönderin." Bunu söyledikten sonra telefonu kapatmış. Otelin sahibi şaşırmış. Yanında duran karısına dönmüş: "Demin gelen müşteri kadın istiyor..." Otelin sahibinin karısı öfkeden deliye dönmüş: "Terbiyesiz adam, ne zannediyor bizim otelimizi. Hemen git o müşteriye ağzının payını ver..."Otel sahibi, müşteriye ağzının payını verme fikrini pek tutmamış: "Adama ne söyleyeceğim karıcım, bir terbiyesizlik eder, başım derde girer..." Kadın çok sinirliymiş: "Sen gitmezsen, ben gider söylerim..." Ve, hışımla merdivenleri çıkıp Temel'in ağzının payını vermeye gitmiş. Kocası da aşağıda bekliyormuş. Yukardan gürültüler gelmeye başlamış. Onbeş yirmi dakika sonra Temel aşağıya inmiş. Üstü başı yırtılmış, yüzü tırmıklanmış. Otelcinin yanına gidip bir güzel çıkışmış: "Ne biçim kadın göndermişsin be. İstemem diye tutturdu. Becerene kadar anam ağladı." Temel orta okulda yatılı okurken, arkadaşı hadi gel kızlar yatakhanesini dikizleyelim demiş. Çaktırmadan bir odanın penceresinden bakarken kızın birisini soyunurken görmüşler. Biraz sonra kız üzerindeki bulüzü çıkarmış Ardından da sutyenini çıkarmış. Hemen sonra tam külodunu çıkarırken temel başlamış kaçmaya. Arkadaşı şaşırmış. Dur Temel nereye gidiyorsun demiş. Temel durmamış kaçmaya devam etmiş. Arkadaşı bakmış olmayacak, o da Temel’ in arkasından koşmuş ve Temel’ i yakalamış. -Ulan salak demiş. Niye kaçtın. Hem de en güzel yerinde. Kız tam külodunu çıkarıyordu demiş. Temel “ Çok korktum “ demiş. Annem bana çıplak kadınlara bakarsan tas olursun derdi. Benim de bir yerim sertleşmeye başlayınca korktum demiş. İki bayan manava sessiz bir şekilde fısıldar. Lütfen iki muz verir misiniz ?" Manav muzları tartar ve 3 tane vereyim bir kilo olsun der. Bayanlardan biri heyecanla atılır. -"Olsun napalım birini de yeriz.!!!" Pek saf olan genç kız yanlız olarak tren ile yolculuk yaparken , oturduğu koltuğun karşısına bitirim ve uyanık bir genç oturur. Selam faslından sonra ; -"Dikkat ettimde sayın bayan , otururken sürekli ayak ayak üstüne atıp ellerinizide dizlerinde tutuyorsun. Bir sebebimi var acaba..." der..Genç kız,-"Benim bacaklarımın arasında bir kesik var. Ayaklarımı açarsam belki bu yırtılıp , canim acıyabilir deyince..."-"Neden üzülüyorsun bende iğnesi var. gel hemen dikelim de iyileşsin" der ve hemen o tren odasında kızın işini bitirir. Fakat bir ,iki derken kızın çok hoşuna gider. -"Hadi bir daha dik"- "Hadi bir daha dik" Delikanlı kan ter içinde , artık yorgunluktan bitap halde, -"İp bitti artık dikemem!" deyince,kız gözlerini yumurtalara dikip, -"Vallahi inanmam , bak orada iki yumak daha ip var." Yeni evli bi çiftin aralarında iletişim sorunu varmış. Sex yapacaklarını birbirlerine söyleyemiyorlarmış. Önce kadın: -"Kocacım bu böyle olmayacak seninle bir anlaşma yapalım. Eve geldiğinde saçlarıma bak,eğer ben saçlarımı tamamen toplamışsam o gece seninle asla yatmam, eğer saçlarımı yarım topladıysam seninle birlikte olsam da olur olmasam da, ama eğer saçlarımı tamamen salmışsam o gece azdığım gecedir"demiş. Adam da bunun üstüne : -"Peki o zaman ben de sana söyleyim , Eğer ben akşam 1 bardak rakı içersem seninle asla yatmam, 2 bardak rakı içersem yatsam da olur yatmasam da olur,amaaa 3 bardak içersem saçına başına bakmam Pinokyo' ya 31 çekmesini öğretmişler, alev almış. Dört yakışıklı, Amerika'da bekar barlarından birine gitmişler. Yalnız insanlar, yalnız gecelerinde bir şeyler bulabilmek için giderler bu barlara. Onun için adı -"Bekar Barı"dır zaten. Masaya oturmuşlar ki, yan masada muhteşem bir kadın. Böyle bir kadın nasıl yalnız kalabilir. Masalarına davet etmişler. İçkiler, sohbet ve delikanlıların, içlerinden geceni aynen dışa vuran gözleri. Kadın -"Anlıyorum, hepiniz geceyi benimle geçirmek için can atıyorsunuz, ama dördünüzle birden olmaz. İçinizden birini seçerim, isterseniz" demiş. -"Kabul" demiş delikanlılar. "Nasıl seçeceksiniz?." -"Teşkilatlarınızı göreyim" demiş kadın. Dördüde teşkilatları masanın üzerine uzatmışlar. Kadın inceleye dursun, barın kapısından içeri iki eşcinsel girmiş. Salonun öte yanında bir masaya oturmuşlar. Birisi -"Ben şöyle bir bakayım bakalım etrafa, ne var ne yok" diye doğrulmuş. Dolaşırken, üzerinde dört teşkilat masayı görmüş. Koşarak arkadaşının yanına dönmüş. -"Kalk, çabuk kalk, hemen obur tarafa gidelim." "Ne var" demiş, oturan eşcinsel."Ne var, bu heyecan ne?." "Daha ne olsun orda açık büfe var!.." Amerikan uçak gemisinde görev yapan üç arkadaş, geminin Fıransa'nın bir liman şehrini ziyaret ettiğinde gezmeye karar verirler. İçlerinden birisi Fransız asıllıdır. Arkadaşlarına buraları çok iyi bildiğini söyler. Onları geneleve götürür. İçeriye girdiklerinde, üç degisik fiat tarifesi olduğunu görürler. 50 frang, 100 frang, 200 frang. Sonuc itibari ile muameleler farklıdır. Fransız asıllı olan 50 franglık olana hemen girer. Aradan 10 dakika gecer, zevk cıglıklarıyla odadan cıkar. Hemen arkadasları sorar, -Ne oldu, ne oldu ? -Penisimi iki dilim enginar arasına aldı, ağzıyla bosalttı. İkinci kisi hic beklemeden 100 franglık olana gier. Aradan 15 dakika gecer, zevk cıglıklarıyla odadan cıkar. Hemen arkadasları sorar, -Ne oldu, ne oldu ? -Penisimi üc dilim enginar arasına aldı, ağzıyla bosalttı. Ücüncü kiside hic beklemeden 200 franglık olana gier. Aradan 30 dakika gecer, feryat, figan odadan fırlar. Hemen arkadasları sorar, -Ne oldu, ne oldu ? -Benimde Penisimi üc dilim enginar arasına aldı, üstüne kırem şanti sürdü, fıstıklarla süsledi ve birtanede üstüne çilek koydu. Arkadaşları tekrar sorar, -Peki baska ne oldu ? -Ne olacak, manzaraya dayanamadım ben yemeye kalktım. Evliliklerinin ilk gecesinde yeni gelin nefis bir gecelikle odaya girer. Damat pek mutludurGüzelim, artık evli olduğumuza göre geceliği çıkarabilirsin. Gelin söz dinler. Aman Allahım, bir resmini çekmek istiyorum. Kız şaşırır, - Neden resim çekmek istiyorsun Seni bu güzel halinle daima yanımda taşımak istiyorum da ondan sevgilim. Neyse damat, gelinin resmini çeker. Bir sure sonra banyoya girer ve üzerinde bir şortla çıkar. Gelin de ayni oyunu yapar.Evli olduğumuza göre şortu çıkarabilirsin. Kız: - İnanmıyorum! dur bir resmini çekeceğim.- Damat tedirgin, canim resmi ne yapacaksın ki?- Büyütüp yanımda taşıyacağım! Evin hanımı ikide bir cevap veren hizmetçiye kızıp kovmuş. Kız toplanmış kapıdan çıkarken hanıma dönmüş: -"Çok güzel, beni kovdunuz. Ama sunu bilin ki sizden daha güzelim, bunu bey söyledi". -"Sizin kıyafetleriniz bana daha güzel oturuyor, bunu da bey söyledi". -"Ve ayrıca yatakta sizden çok daha iyiymişim".-"Bunu da mı bey söyledi? -"Yok hayır, onu şoför söylemişti." 2. Dünya Savaşında 2 yahudi almanlara esir olmuştur. Bunlardan biri diğerine kendilerine ne yapacaklarını sorar. O da baslar anlatmaya " 2 ihtimal var ya bizi öldürürler yada esir kampına yollarlar. Öldürürseler sorun yok kampa gidersek 2 ihtimal var ya kursuna diziliriz ya da gaz odasında olduruluruz. Kursuna dizilirsek sorun yok gaz odasına gidersek 2 ihtimal var bizden ya sabun yaparlar yada kağıt. Sabun yaparlarsa sorun yok kağıt yaparsalar 2 ihtimal var ya gazete kağıdı oluruz yada tuvalet kağıdı. Gazete kağıdı olursak sorun yok tuvalet kağıdı olursak iste o zaman boku yedik" Albay, binbaşıya : -Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Bende orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz .O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün. Binbaşı, yüzbaşıya :-Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır. Yüzbaşı, teğmene : -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen, başçavuşa : -Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kiyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir. Basçavuş, askere : -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim techizat ile hazır olun. Askerler kendi aralarında -Yarın sabah bizim basçavus Albayı tutuklayacakmış II. Dünya Savaşı sırasında Rus orduları geri çekiliyormuş... Ve Rus generali durumu kurtarmak için askerleri teşvik etmeye karar vermiş. Getirilen her ölü Nazi için 10 ruble vaad etmiş. Çatışmalardan sonra kimi 1, kimi 3 ceset getirmiş ve paralarını nakit olarak almışlar. Bir ara bir Yahudi asker, bir vagonu sürükleyerek getirmiş. Vagonun kapısını açmış, içerisi ceset doluymuş. General bunu görünce şaşırmış ve askeri kenara çekerek şöyle demiş: - "Asker, anlarsın ya bütçemiz zayıf, haydi ben sana ceset başı 7.50 ruble vereyim. Asker: - "Olmaz,Zaten bana geliş fiyatı 8.30 ruble." Rus savaş gemisi denizde yol alırken karşılarına bir düşman gemisi çıkar ve torpili rus savaş gemisine sallar. İsabet kesindir. Geminin amirali ne yapacağını şaşırır, yanındaki askere durumu anlatır. Ve askere: -"Aşağıdaki askerlerin yanına git, bir şeyler yap onları güldür. Hiç olmazsa gülerek ölsünler." der. Adam aşağı iner ve askerlere söyle der: -"Ben simdi fermuarımı açıp, malı çıkarıp masaya vurarak gemiyi ikiye bölsem ne yaparsınız" der. Bütün grup katıla katıla güler. O anda asker fermuarını indirir. Malı çıkarıp masaya vurur. O sırada güüüümm!!! diye bir ses çıkar. Gemi ikiye bölünüp batar. Bütün askerler ölür. Sadece amiral ve o asker su yüzüne canlı olarak çıkar. Bir ara amiral askere dönüp: -"Ne yaptın askerleri güldürebildin mi?" diye sorar. Asker yaptıklarını bir bir anlatır. Amiral ise söyle der: -"Bundan sonra daha dikkatli ol, TORPiL ISKALADI..." Osmanlı donanmasıyla Venedik donanması arasında savaş çıkmış. Venedik donanmasının komutanı Andrea Doria imiş. Gözcü Osmanlı donanmasının yaklaştığını fark edince hemen Andrea Doria`ya haber vermiş: - Osmanlı yaklaşıyor. Andrea Doria sormuş: - Kaç gemi var? Gözcü: - 10-20 kadar.Komutan hemen emir erini çağırmış: -Oğlum bana hemen kırmızı gömleğimi getir. Emir eri şaşırmış: - Niçin komutanım? Andrea Doria: - Savaşırken yaralanacağız. Kan izi belli olmasın ve de askerlerin cesareti kırılmasın diye. Bu arada gözcüden yine ses gelmiş: - Efendim 50 kadar oldular. Andrea Doria heyecanlanmış ve emir erine tekrar seslenmiş: - Gömleği boş ver. Sen bana "kahverengi" pantolonumu getir !!!!.. Adamın biri fırına gidip 99,5 ekmek istemiş. Fırıncıda şaşırıp abi gel şunu 100 yapalım deyince adamda -"Ya o kadar ekmeği kim yiyecek" Amerikada -22 nolu karayolunda, devriye görevi yapan bir otoyol polisi arabasından yolu takip ederken, bir araba görmüş. Bu aracı radarla incelemiş ve minimum 50 km. ile gidilmesi gereken yolda bu aracın tam 22 km./saat'le gittiğini farketmiş. Bu araba yolu tıkıyormuş. Ve aracı durdurup sürücüyü uyarmaya karar vermiş. Ve aracın peşinden gidip aracı durdurmuş, birde ne görsün. Aracı kullanan çok yaşlı bir teyze. Ve aracın arkasındaki koltuklarda da çok korkmuş 3 tane yaşlı teyze daha var. Polisi görünce yaşlı sürücü: Polis bey çok mu hızlı gidiyordum? diye endişe ile sormuş. Polis demiş ki; hanımefendi, hızlı değil, aksine çok yavaş gidiyorsunuz ve bütün otoyol trafiğini etkiliyor! Radardan gördüğüm kadarıyla 22 km. hızla gidiyorsunuz. Yaşlı teyze: Ama, otoyolun girişinde 22 yazıyordu ve bende bu hızla uymak istedim! Polis: teyzeciğim demiş, o 22 otoyolun numarası. Bu yolda minimum 50 km hızla gitmelisiniz. Kadın tamam, bundan sonra hızlanacağım demiş. Polis tam kendi arabasına giderken, gözü yine arkada oturan, hiç konuşmayan ve çok korkmuş 3 yaşlı teyzeye kaymış. Ve sormaya karar vermiş sürücüye. Teyzeciğim bir şey sorabilirmiyim? Bu ardada oturan kişilerin nesi var? Çok korkmuş gözüküyorlar, sanki dillerini yutmuşlar gibi!Kadın şöyle cevap vermiş: Valla bende anlamadım, 180 nolu karayolundan çıktıktan beri böyleler. İki tane dönme dağ başında yapayalnız kalmışlar. İkisinin de canı sevişmek istiyormuş.-"Sen beni yap" -"hayır sen beni yap",derken biri -"ben bir soru sorayım bilirsen sen beni bilemezsen ben seni yapacağım" demiş. Diğeride kabul etmiş. Birincisi sormuş -"Damdan dama gezer miyav miyav der" demiş. Arkadaşı -"Bildim , timsah" demiş. Soruyu soran -"Ay nerden bildin çapkın geç arkama!" 40 yaslarındaki kadın kalp krizi nedeniyle hastaneye yatırılmıştı. Kendinden geçmiş durumdaydı. Doktorlar kurtarmak için çılgınlar gibi uğraşıyordu. Tam bu sırada Tanrı kadına göründü. -"Yanına geliyorum Tanrım," diye inledi kadın. "Hayır," diye cevap geldi yücelerden,"daha önünde 35 yıl, 2 ay, 8 gün var."Kadın nihayet kendine gelmişti. Doktorlar mutluydu. Kadın daha da mutluydu. Biraz iyileşince kesenin ağzını açtı. Yüzünü gerdirdi. Liposuction yaptırdı. Göğüslerini silikonla dikleştirdi. Kadının ısrarlarına dayanamayan hastane yönetimi bir kuaförün gelip saçlarını platine boyamasına izin vermişti. Artık bomba gibiydi kadın. Kendini çok iyi hissediyordu. Hayatinin kalan bölümünü mutlu bir biçimde geçirmeye hazırdı. Nihayet taburcu oldu. Dışarıya çıkıp temiz havayı içine çekti. Taksiye binmek üzere caddenin karşısına geçerken bir ambulans çarptı kadına.Vahimdi durumu. Derin karanlığa doğru kayarken sordu:-"Ulu Tanrım, sen her şeyi daha iyi bilirsin, ama hani önümde daha 35 yıl vardı?"Tanrı'nın cevabi söyle oldu: -"Tanıyamadım." Komutan emir erini çağırmış: - "Bana çabuk bir lazer yazıcı bul getir." - "Emredersin komutanım." Bir saat sonra emir eri yanında başka bir er ile gelmiş. - "Lazer yazıcıyı getirdim komutanım." - "Hani nerde lan?" - "Komutanım bu arkadaş laz bir erdir ve bizim bölükte yazıcıdır!" - "Ulan iyi ki, scanner istememişiz be!" Bir ülke varmış, ülkenin insanı padişah ne yaparsa yapsın gıklarını çıkarmıyorlarmış. Hepsi koyun gibilermiş. Padişah bu duruma çok bozulurmuş. "Bir kulum çıksada şikayet etse" diye Padişah etrafındaki vezirleri bir araya toplamış ve durumu anlatmış ve bir çözüm bulmalarını istemiş. Vezirin biri ülkenin iki yakası arasına bir köprü yapmayı önermiş Bu öneri kabul görmüş ve köprünün inşaasına başlanılmış. Nihayet köprü bitmiş. Köprünün bir ucuna askerleri koymuş her geçenden para alınıyormuş. Lakin millette hala gık yok. Bunun üzerine köprünün diğer ucuna da askerler konmuş, diğer tarafdan da geçenlerden para alınmaya başlanmış. Kimsede itiraz etmezmiş. Padişah bir karar vermiş -"Köprünün ortasına bir zebani koyacaksınız, geleni de geceni de yapacak" demiş.Gel zaman git zaman kimse yine de gıkını çıkaramıyor. Derken bir gün padişah tüm ahaliyi bir meydana toplatmış.-"Ey ülkemin insanları, koyun gibisiniz, ne yaptıysam sesiniz çıkmadı. Şikayeti olan biri çıksın karşıma." demiş.Cılız bir ses kalabalığın arasından yükselmiş Padişah-"Hah iste biri çıktı nihayet, söyle bakalım ne diyecen" demiş.-"Padişahım, söylediklerimi bir şikayet olarak algılamayın ama hani su köprünün ortasındaki zebani var ya, çok uzun bir kuyruk oluyor mümkünse bir kaç zebani daha oraya koyamaz mısınız!..." Kimin askeri daha cesur yarışması varmış. Karacıların komutanı: - "Oğlum şu tankın altına atla!", demiş. Asker atlamış ölmüş. Havacıların komutanı: - "Oğlum şu uçaktan betona paraşütsüz atla!", demiş. Asker ölmüş. Denizcilerin komutanı: - "Oğlum şu geminin altına gir!", demiş. Asker: - "Naah atlarım", demiş. Denizci komutanı diğer komutanlara dönüp: - "Bakın, benim askerim daha cesur, komutanına nah çekiyor!" Benzin istasyonunun önünde bir afiş: "Depoyu dolduran lotaryada tutturursa bedava seks kazanıyor." İki kafadar benzinciye "Doldur depoyu" der, sonra bedava seks için lotaryaya talip olur... Benzinci sorar: - "Kafamdan bir sayı tuttum, bilirseniz bedava seks..." "Üç" derler... Benzinci, "Bilemediniz, ben beş tutmuştum." Bir hafta sonra iki kafadar yine gelir, depo yine doldurulur, yine lotarya... Bizimkiler "Yedi" der. Benzinci "Olmadı, ben altı tutmuştum". Üç gün sora yine depoyu doldururlar, yine lotarya... "Iki" derler, benzinci "Bir" der. Kafadarlardan biri arkadaşına açılır: "Yahu bu bizi kandırıyor galiba, hep başka rakam söylüyor. Hile yapmasın?" Diğeri cevap verir: "Yok canım kızkardeşim arka arkaya iki kere kazandı." Uluslararası şirketlerden biri en başarılı olacak üst düzey yöneticiyi nasıl seçelim diye insan kaynakları bölümüne bir test hazırlatmış. Psikologlar filan üç ay çalışıp ilk denemeyi bir alt şirkete müracaat eden 3 aday üzerinde yapmışlar. İlk aday olan bir Almanı bir odaya atmışlar. Odaya fıstık bir karı, bir yatak, bir ütü masası, ütü ve 20 tane de yeni yıkanmış gömlek koymuşlar. -45 dakika vaktin var, sonra seni alıp komisyonda görüşeceğiz, demişler. 45 dakika sonra kapıyı açıp içeri bakmışlar. 20 gömlekte ütülü duvarda. Kadın mütebessim köşede oturmuş herifin perişan halini seyrediyor. -Ne yaptın lan? demişler. Herif : -Ben Almanım, bizde iş herşeyden önce gelir, 45 dakikada ancak 20 gömleği ütüleyebildim, demiş. İkinci aday bir Fransızmış. Herifi aynı odanın içine atmışlar. 45 dakika sonra bakmışlar, kadın odada saçını, başını düzeltiyor, adamda kravatını bağlıyor, gömlekler ise ütüsüz duruyor. -Sen ne yaptın, niye yaptın?, demişler. Herif : -Ben Fransızım, bizde aşk herşeyden önce gelir. İşi doğru öncelik sırasında yapan en muvaffak olacak adamdır, demiş. Üçüncü aday bir Türkmüş, onu da aynı odaya kapatmışlar. 45 dakika sonra bir bakmışlar, kadın perişan vaziyette giyinmeye çalışıyor. Gömleklerin 20si de duvarda ütülü halde asılı. -Sen ne yaptin lan?, demişler. Herif : -Ben Türk'üm, biz adamı çalıştırmayı da biliriz, çalışanı da evvel allah bu hale getiririz, demiş. Plajda güneşlenmekte olan Temel in yanına koşarak gelen genç kız : - Abi demin burada bi jet-ski ci vardı, gördün mü ? Temel sağına bakar, soluna bakar , doğru düzgün bir adam göremez; - Su an nerede olduğunu bilmiyorum ama istersen ben yavas yavas yaparım Adamın biri evlenmeye karar vermiş ama yası 75. Kız da 22 lik fıstık gibi hatun. Çocukları, torunları evlenmesin diye durmadan ikna etmeye çalışıyorlarmış; "Babacım bak yasin ilerledi. Kalbin dayanmaz." diye. Neyse, adam kimseyi dinlememiş ve kızla evlenmişler. Gerdek gecesi olmuş, sabah olmuş, oğlu kapıda bekliyor, yeni evliler hala içeride. Aradan birkaç saat geçtikten sonra kız bitkin bir vaziyette dışarıya çıkmış ve yaşlı adamın oğlu hemen endişe ile sormuş : - Neler oldu? Babam iyi mi? Kız : Evet çok iyi idi. Ben yoruldum. biraz mola verdik... Çocuk : allah allah!.. 75 yaşında adam, nasıl oluyor da bu kadar aktif? Kız : Eee... Kocam bunak. Yapıyo unutuyo, yapıyo unutuyo... Boşanma davasında kadın, hakime talebini gerekçesi ile açıklamış: - "Sayın hakim, çocuğun bende kalmasını istiyorum. Onu dokuz ay karnımda taşıdım." Hakim kocaya sormuş: - "Karınızı duydunuz. Bir diyeceğiniz var mı?" Adam "Var tabii" demiş ve anlatmış: - "Sayın hakim. Farzedelim ki canınız bir kutu soğuk kola istedi. Makineye parayı attınız ve kola geldi. Şimdi bu kola makinenin midir, yoksa parayı deliğe atanın mı?" Hakim sekreterine dönmüş: - "Yaz kızım. Çocuk babada kalacaktır." Çocuk Bir gün babasına sorar. Baba POLITIKA nedir? - Yavrum der, anlatacaklarımı iyi dinle, sonra söylediğim kelimeleri ezberle der. Simdi ben para kazandığım için KAPITALIZMIM, Annen harcamaları yapıp evi idare ettiği için HÜKÜMET. Dadı ev islerini yaptığı için İŞÇİ. Sen HALK. Kardeşin VATANDAŞ der. Yarin sabah açıklayacağını söyler. Gece çocuk tuvalete kalkar ve kardeşinin ağladığını duyar. Dadısının odasına gider görür ki babası dadısıyla yataktadır. Annesine seslenir horul horul uyumaktadır duymaz. Sabah kahvaltıda sorar, oğlum akşam anlattıklarımı hatırlıyormusun? der. Babacığım ben politikanın ne demek olduğunu anladım der. KAPITALIZM, ISÇIYI götürüyor. HÜKÜMET uyuyor. HALKI duyan yok . VATANDASI bok götürüyor." İki polis aralarında sohbet eder. biri öyle güzel bir buluş buldumki der. sex çok güzel oluyor. karımı domaltıyorum. Elime de silahı alıyorum. tam geleceğim sırada dört el ateş ediyorum. o sırada karımda korkudan kendini sıkıyor çok güzel oluyor der. öbürü hemen denemem lazım der. yarısı gün tekrar buluşurlar. nasıldı diye sorar denedin mi? hiç sorma der. bende 69 pozisyonunda denedim. tam geleceğim sırada altı el ateş ettim. korkudan yumurtalarımı ısırdı, ağzıma sıçtı, dolaptanda elleri yukarda bir herif çıktı der Karne günüydü. Küçük oğlan okuldan döndü. Annesi -Karnen nerede?diye sordu. Çocuk güldü : -Arkadaşıma ödünç verdim. Babasını korkutacak. Temel' e sormuşlar, "bir ibnenin aklını nasıl karıştırırsın? Temel uzun süre düşündükten sonra "58 rakamı ile" demiş."O da ne demek hiç birşey anlamadık" denildiği zaman "Bak nasıl aklınız karıştı sizi ibneler sizi" Yeni evli bir çift gerdek gecesi mest etmek için hazırlanırken kadın birden esine -yapamayacağım- der. Eşi sebebini sorduğunda -Bu papağan bana bakarken mest edemem- yanıtını verir. Bunun üzerine adam papağana -Şimdi arkanı dön, eğer bizim tarafa dönecek olursan senin ***** bellerim der. ve papağan arkasını döner. Karı kocanın işi biter ve sabah olur. Papağanın arkası hala dönüktür. Çift ise balayına gitmek için valizlerini toplamaya baslar. Fakat son bir parça valize sığmamaktadır. İçeride su diyalog geçer. - İttir ittir - İttiriyoz ama olmuyor iste - Yav düzgün itsene şunu, girdi girecek - Dayanamayacağım, gücüm kalmadı - Ha gayret sık dişini, az kaldı giriyor - Yok bu böyle olmayacak. Ben en iyisi gardolabın üstüne çıkıp oradan atlayayım. Belki o zaman girer. Bunun üzerine papağan hışımla döner Valla değil anamı, sülalemi belleseniz bu pozisyon kaçmaz. Adamın biri ölmüş ve öbür tarafa gitmiş. Adama cehennemi gezdirirlerken odanın birine girmişler, adam bakmış ki insanlar sırayla oturmuş kendi cinsel organlarını emiyorlar. Bunun üzerine, adam yanındakilere sormuş; - Bunlar ne yapıyorlar. - Bunlar dünyada iken sigara içerlerdi, demişler. Sonra başka bir odaya girmişler, adam bakmış ki burada da insanlar sıra ile oturmuşlar, karşılarında yine sıra ile insanlar diğerlerinin cinsel organlarını emiyorlar. Adam tekrar sormuş; - peki bunlar ne yaptılar diye - İlk sıradakiler dünyada sigara içerlerdi, karşılarındakiler ise dünyada otlakçılardı. Çingenenin birine piyangodan büyük para çıkar. Tabiki hiç arası olmayan çingen parayı bulunca ne yapacağını şaşırır. artık eve de uğramaz olur . neyse karısı eve gelince kocasına -a bey parayı buldun bizi unuttun. der. kocası - abe karı yap gönlümü ne istersen alayım sana. karısı o akşam gönlünü hoş eder sonra kocası yokken eve baldızı gelir bakar ki ablasının elinde bilezikler ,incikler boncuklar hemen sorar - abe ne onlar öyle. ablası - eniştene para çıktı aksam yaptım gönlünü aldı bana incik boncuk işte. kardeşi hemen atılır - abe abla bana da alırmı - bilmem eniştene sor, biraz sonra gelecek der. baldız apartmanda aşağıya iner bekler. eniştesi geldiğini görünce hemen yanına gider - abe enişte ablama almışsın incik boncuk bana da alsana - baldız der yapasın gönlümü alayım sanada - nasıl yapayım be enişte eniştesi merdiven boşluna çeker baldızı hemen der - al bakayım baldız ağzına .. baldızda hemen başlar saksoya ağzına alır almaz hemen çeker kendini - abe enişte bu bok kokar - kokar tabi baldız, az önce kayınçoya motor aldık Ufaklık, sokakta oynarken bir kutu Viagra bulur. Bir zamane çocuğu olarak bunun ona neler kazandıracağını şıp diye anlar ve kutuyu cebine atar ! Akşam babasının yanına gider, "Bak sokakta ne buldum ! Bir on milyonluk verirsen senin olur ne dersin ?" Şaşıran baba cevap verir, "Aslında fena teklif değil ama neyse ki benim onlara ihtiyacım yok. Git dedene bir sor belki o alır." Ufaklık derhal dedesine gider ve hapları 10 milyona satmayı teklif eder. Dedesi sorar, "Sağol oğlum ama bunların iş göreceğinden nasıl emin olacağım ?" "Öfff nerden bileyim dede ! ama televizyonda işe yaradığını söylüyorlardı." "Peki" der dedesi, "Bu gece bir deneyeyim. Eğer işe yararsa yarın paranı alırsın tamam mı ?" Ufaklık teklifi kabul eder ve ertesi sabah dedesini ziyaret eder. Gülümseyen dede torununun eline 50 milyon sıkıştırır. Çocuk şaşırır, "Dede ! seninle 10 milyona anlaştığımızı sanıyordum ?" "Tamamdır oğlum hepsi senin. 40 milyonu büyükannenden !" Acaip utangaç bir kadın bir sex-shop tan içeri girer. Binbir güçlükle satıcıya, -"Hey,Ben bir vibratör alacaktım." Satıcı gayet rahat, -"Vibratörler karşı duvarda hanımefendi. Siz seçin beğenin, ben beğendiğinizi getiririm." der. Kadından terler boşanır, kızarır, bozarır en nihayetinde, -"O zaman, şu kırmızı olanı istiyorum." Satıcı derin bir nefes alıp sabırla: -"Hanımefendi, Vibratörler yangın tüpünün sağındakiler..." Zengin, kibar orta yaşlı adamın biri kerhaneye gitmiş. Bir kadını gözüne kestirmiş ve anlaşmışlar. Adam kadına : -"Yalnız hanımefendi ben saksafon çaldırmayı çok severim. Razıysanız odanıza çıkalım." demiş. Kadın razı olmuş ve odaya çıkıp başlamışlar icraata. İşlem esnasında adam ağırbaşlı bir şekilde ve periyodik olarak: -"Em! Em!" sonra "Üfle! Üfle!.." iş bitmiş, adam kadına çıkarıp yüklüce bir para vermiş. Kadın : -"Yalnız beyefendi bir şey sorabilir miyim?" demiş. Adam -"Buyurun!" demiş. Kadın: -"Demin "Em! Em!" demenizi anladım da o "Üfle! Üfle!" ne oluyordu?" demiş. Adam: -"Valla hanımefendi o kadar güçlü emiyordunuz ki çarşaf götüme kaçıyordu." İki eşcinsel sohbet etmektedirler. Biri: Güreş sporuna bayılıyorum. Güreşçiler iri yarı oluyor. Hele iki puan aldıkları zaman bedensel temas müthiş oluyor. Seyretmeye bayılıyorum. Diğeri: - Ben futbolu tercih ederim. Örneğin futbol oynuyorsun, top senin ayağında. Bütün rakipleri çalımla geçiyorsun ve kaleciyle karşı karşıyasın. Şutunu çekiyorsun ve topu auta atıyorsun. Bütün stadyum ayağa kalkmış bağırıyor ve tempo tutuyor: - İbne, ibne, ibne.. Bir adamla karısı hayvanat bahçesini gezerken çiftlik hayvanlarının bulunduğu bölüme gelmişler. İçinde bir boğanın bulunduğu bir çitin önünde durmuşlar. Çitin üzerinde şöyle bir yazı varmış. Bu boğa geçen sene tam 50 kez çiftleşti.! Kadın kocasına döner- "Sanırım bu boğadan öğrenecek bir şeylerin olmalı." Adam suratını ekşitir ve yürümeye devam ederler. Bir başka boğa ve söyle bir yazı. - "Bu boğa geçen sene 100 kez çiftleşti.!" Artık hangi sapık yazıyorsa bu yazıları. Kadın tekrar kocasına döner. - "Amanın. Ayda 7 kereden fazla. Deminkini boş ver ama bu boğayı örnek almalısın bence." Adam homurdanır devam ederler. Yine bir boğa yine bir yazı; - "Bu boğa gecen sene 365 kez çiftleşti.!!" kadın; - "günde bir kez. Sanırım bu boğayı ideal olarak almalısın kendine.!" Adam artık dayanamaz; - "Olur hayatım yanlız bir sor bakalım, arkadaş hep ayni inekle mi çiftleşmiş?" 80 yaşında bir adam doktora gider. doktor adamın sağlığını sorduğunda adam "harika,18 yaşında bir karım var ve benden hamile" der. Doktor birkaç dakika düşündükten sonra adama döner ve "sana bir hikaye anlatacağım" der. "avlanmaktan çok hoşlanan bir adam varmış. her gün tüfeğini alarak ava gidermiş. fakat bir gün dalgınlıkla tüfek yerine şemsiyesini almiş. ormana gitmiş. ağaçların arasında yürürken karşıda bir geyik görmüş. hemen şemsiyeyi çıkarmış ve nisan almış ve....pat....geyik yere yığılmış." adam şaşırmış ve doktora dönerek "olamaz......başka birisi vurmuş olmalı" demiş. Doktor "Kesinlikle Oldukça yaşlı bir çift yatak odalarında sevişmektedirler. Adam gidip geldikçe kadında hiç hareket olmadığını görür. Kadın hiçbir şey yokmuş gibi sakız çiğnemektedir. Adam bu ise içerler: - "Ne oldu canım, hiç iştahın yok?" Kadın manalı manalı: - "EEE Araba eski olunca çekişi de iyi olmuyor." Adam hemen aletini çıkartıp bir alta sokar. Kadının gözleri fal taşı gibi açılmıştır. Adam pişkin pişkin gülümser. - "Çekiş iyi olmayınca vitesi bir geri alacaksın." Bir rahibe günah çıkartmak için rahibin yanına gidiyor. Rahibe: -"Benim hayatımda bir erkek var, ama o çocuğunun teki" diyor. Rahip soruyor: -"Neden ona o..... çocuğu diyorsun?" -"Çünkü o benim yanağımı okşayıp, beni öpüyor." Rahip, rahibenin yanağını okşamış ve öpmüş sonra sormuş: -"Böyle mi?" -"Evet!" -"Bu ona o..... çocuğu demeni gerektirmez kızım! -"Ama o benim elbiselerimi çıkartıp vücudumu da okşayıp öpüyor." Rahip rahibenin elbiselerini çıkartmış ve bir süre sevişmişler. Sonra rahip yeniden sormuş: -"Böyle mi?" -"Evet!" -"Ama bu da ona o çocuğu demeni gerektirmez." İyi de peder, sonra bir güzel beceriyor beni." Rahip bunun üstüne rahibeyi beceriyor ve tabii ki soruyor; -"Böyle mi?" -"Evet" diyor yeniden rahibe. Rahip: -"Bu da ona o..... çocuğu demen için yeterli sebep değil." Rahibe bu sefer bağırıyor: -"Ama o AİDS' liymiş." -"Vay o..... çocuğu!" Adamın biri, seks hayatındaki sorununa çare bulmak için doktora gider ve şikayetlerini anlatır: - Doktor bey, bana bir şeyler oluyor. Sevişirken bir sıcak basıyor, terliyorum, bir soğuk basıyor, üşüyorum. Yapılan tahlillerde hiçbir şey çıkmaması üzerine, doktor kütüphanesindeki tüm tıp kitaplarına bakar ve benzer bir olguya rastlayamaz. Adama hitaben: - Beyefendi, bir de eşinizi çağırıp onunla konuşalım. Ertesi gün, adamın eşi gelince doktor durumu kadına anlatır: - Sevişirken eşiniz bir terliyormuş, bir üşüyormuş. Kadın: - Aman körolasıca herif, bir Ağustosta sevişir, bir de Ocakta. Kör adam bir gün bir tane eğitimli köpek alır ve hemen çarşıya gezmeye çıkar. Trafik ışıklarının oraya geldiklerinde köpek durur. Fakat yeşil ışık yandığında karşıya geçmez. Bu böyle 4-5 ışık devam eder,köpek karşıya geçmediği gibi birde adamın bacağına işer. Bunun üstüne de kör çıkarıp köpeğe bir tane bisküvi verir. Çevrede bulunanlar da meraklı gözlerle kör adamı ve köpeğini seyrederler. Son olaydan sonra içlerinden birisi dayanamayıp körün yanına yaklaşır ve:kardeşim senin köpek yeşil ışık yandığı halde geçmedi,birde bacağına işedi üstüne üstlük birde sen kalkmış bu köpeğe bisküvi veriyorsun der. Körde şu cevabı verir: Ben onun ağzını tespit ediyorum, g..üne koyacağım der. Yeni evli bir çift bir otel odasında balayındalar. Kadın hep aynı şekilde birleşmekten bıktım ilginç fikrim var şimdi sen çıplak halde kapının önünde dur bende aynı şekilde pencerenin önünde. Koşalım ve bu şeklide birleşelim. Adam kabul eder.1-2 kez denerler ama birleşemezler. Adam 3 de bir hışımla koşar ve hızını alamayıp otelin havuzuna çıplak halde düşer. Garsona seslenir bana bir havlu bulsana garson çık ya kim görecek seni adam ya durumumu bilmiyorsun bir havlu bul ne olur" garson çık ya kimse yok, kimse görmez seni der. Adam kızmaya başlar anlamıyorsun, ben çıplağım ve odama gitmek istiyorum Garson sende beni anlamıyorsun, 15. katta karının bir tanesinin malına kapı tokmağı girmiş herkes onun başında Temel ile Dursun bir gün para kazanmak için Amerika'ya gitmeye karar verirler. Uçaktan indiklerinde Temel: -"Ayrılalım 2 sene sonra yine burada buluşacağız" der. Dursun da -"Tamam" der. Aradan 2 sene geçer. Temel bir taksiye atlar, buluşma yerine erkenden gelir. Aradan 5 dakika geçer bir de ne görsün bir limuzin gelir ve içinden Dursun çıkar. Temel hemen sorar -"Nasıl aldın bunu?" Dursun da: -"Bir alet icat ettim penisini sokuyorsun, 5 dolar atıyorsun orgazm oluyorsun". Temel: -"Tamam 2 sene sonra yine buluşalım" der. Aradan 2 sene daha geçer. Dursun buluşma yerine yine limuzini ile gelir, aradan bir iki dakika geçer ve helikopter sesleri polis sirenleri bir sürü eskort etrafa doluşur .Bir helikopter iner ve içinden Temel çıkar, Dursun şaşırmıştır hemen Temele sorar -"Nasıl yaptın bunu?".Temel de -"Bir alet icat ettim penisini sokuyorsun 5 dolar atıyorsun, 50 dolar atmadan geri bırakmıyor" demiş. İstanbul'un Belediye Otobüsleri malum. Ağzına kadar kalabalık olur. Bir gün Otobüs durağında insanlar sıra ile Otobüs' ün gelmesini bekliyorlardı. Birinci sırada dar etekli bir kadın, ikinci sırada ise Temel vardı. Otobüs geldi. Dar etekli kadın otobüs merdivenine ayağını attı. Ne varki eteği dar olduğu için bir türlü binemedi. Elini arkaya atıp bir düğme çözdü. Yine denedi olmadı. Bir düğme daha yine yok. Herkes bağırıp çağırırken,Temel kadını kucakladığı gibi otobüsün bir köşesine bıraktı. Otobüs hareket ettikten beş dakika sonra kadın Temel' in yanına gelerek; KADIN:Beyefendi,sen benim kocammısında beni kucaklıyorsun? TEMEL:Ula,Sen benim karımmısın. Otobüse binerken iki saattir benim pantolonumum düğmelerini açıyorsun. Kadının biri alışveriş yapıp kasiyere 20.000.000 T. L. uzatmış. Kasiyer paraya bakıp hanımefendi bu para sahte demiş. Kadında eyvah tecavüze uğradım. Temel bel ağrısı çekiyormuş. Bir gün bu ağrıya dayanamayıp doktora Gitmeye karar vermiş. Doktor bel ağrıları için temele fitil vermiş ve bunu her gün anal yoldan al demiş. Temel tamam diyerek evine dönmüş. Evde karısı Fadime sormuş; "Doktor ne dedi Temel?" -"Valla böyle bir şey verdi." -"Eee ne yapacakmışsın bunu?" -"Her gün anal yoldan alacakmışım." -"O ne demek ki? " -"Bilmiyorum" -"Ben de bilmiyorum, doktoru arayıp öğrensene." Temel doktoru aramış. -"Doktor bey kusura bakmayın ben bunu ne yapacağımı anlayamadım" Doktor: -"Anüsten alacaksınız beyefendi." Temel tamam diyerekten telefonu kapatmış ve karısına dönüp; -"Anüsten alacakmışım" Fadime: -"O ne demek?" -"Bilmiyorum" -"E ben de bilmiyorum şunu adam gibi yarın doktora gidip öğrenelim." Ertesi gün Temel doktorun odasına girer. -"Doktor bey ben bunu ne yapacağımı gene anlamadım." Doktor: -"Makattan alacaksınız." Temel dışarı çıkıp tekrar anlamadığını Fadime’ye söyler. Fadime sinirli bir şekilde: -"Niye şunu adam gibi öğrenmiyorsun" der. Temel cesaretini toplar doktorun odasına tekrar girer ve sorar: -"Doktor bey cehaletime verin ben bunu gene anlayamadım." Doktor: -"Beyefendi kıçınıza sokun" Temel dışarı çıkar, Fadime sorar: -"Ne oldu Temel?" -"Valla bilmiyorum ama doktor çok kızdı." Üç kız ölmüş, cennetin kapısında sıraya girmişler. En büyük melek, kızları karşılamış ve sormuş: - Cennetin kapısından girmeden önce size küçük bir sorum var. Hayattayken iyi kızlarmıydınız? İlk kız atılmış: -Sayın melek hazretleri! İnanın ben daima iyi bir kız oldum. Evlenmeden önce kimseyle olmadım gibi evlendikten sonra da olmadım Büyük melek yardımcısına dönmüş: - Tamam bu kıza altın anahtarı verin İkinci kız; - Sayın melek hazretleri ! Ben evlenmeden kimseyle olmadım ama evlendikten sonra dayanamadım! - Bu kıza da gümüş anahtarı verin, demiş melek hazretleri. Sıra üçüncü kıza gelmiş - Sayın melek ben her önüme gelen erkekle evlenmeden önce ve sonra doyasıya birlikte oldum, demiş... Büyük melek söyle bir sağına ve soluna baktıktan sonra yardımcısına fısıldamış: -Buna da benim odanın anahtarını verin Kocanızın da doğumda bulunmasını istermisiniz Kadın: - Bir kocam yok malesef.." - Peki erkek arkadaşınız.? - Erkek arkadaşımda yok. - Eee peki bu işe ortak olan şahıs.? - Üzgünüm kimseye bağlı değilim ve yanlız olacağım. Doğum gerçekleşir ve ebe kadının yanına gelir. - Tebrik ederim çok sağlıklı bir kızınız oldu. - Oh ne kadar mutluyum onu görebilirmiyim. - Elbette ama görmeden önce bilmeniz gereken bir şey var. - Nedir lütfen söyleyin.? - Eeee bebeğinizin teni biraz koyu açıkçası bebeğiniz bir zenci.? - Ahh evet eşim ve işim yoktu. Üstelik gidecek yerim de yoktu, çok kötü durumdaydım o yüzden bir porno filmde oynamayı kabul etmek zorunda kaldım. Başroldeki erkek zenciydi. - Ah anlıyorum tabii beni ilgilendirmez. Lütfen kusura bakmayın. Bir nokta daha var. - Evet lütfen söyleyin başka birşey mi..? - Şeyy. Bebeğin çok güzel lepiska gibi sarışın sacları da var. - Bakın gerçekten çok zor günlerdi. Filmde tek erkek yoktu. Bir tane de İsveçli erkek vardı. - Pardon pardon. Gerçekten özür dilerim ben bilmek istersiniz diye düşünmüştüm. Bu soruları sormak istemezdim. Neyse ama. - Başka ne var lütfen açık konuşun çekinmeyin - Pekala. Siz istediniz. Bebeğin gözleri de çekik. - Hayat bana hiç acımadı. Film deki diğer erkek de Çinliydi." "Ne yapabilirdim ki.? - Umarım beni bağışlarsınız üstüme vazife olmayan şeylere karışıyorum. İsterseniz artık bebeği görebilirsiniz. Beraber bebeğin yanına giderler. Kadın mışıl mışıl uyumakta olan bebeğin poposuna bir şaplak indirir. Bebek ağlamaya başlar. - Neden vurdunuz.? - Ohhhh! neyseki normal ağlıyor. Havlayacak diye ödüm koptu.!! Küçük bir oda. Odada bir yatak. Yatakta yalnız bir kız. Birden yatağın yanındaki pencere açılıyor. İri kıyım bir zenci giriyor içeri...Yavaşça pencereden süzülüyor,yatağa yaklaşıyor. Gömleğinin düğmelerini çözüyor. Pazular şişkin,göğüs körük gibi inip kalkıyor. Zenci birkaç adım daha atıyor. Pantolonunu indiriyor. Tamamen çıplak kalıyor. Genç kız birden Ne istiyorsunuz benden?diye çığlığı basıyor. Zenci cevap veriyor. Ben mi ? Ben hiçbir şey istemiyorum. Hayal gören sizsiniz. İki genç rahip gecenin bir yarısı duşa girmek üzere soyunmuşlar, tam duşa girerken yanlarına sabun almadıklarını fark etmişler. Rahiplerden biri giyinmeye gerek görmeden çıplak bir vaziyette sabun almak üzere üst kattaki odasına gitmiş. İki kalıp sabunu alarak duşların olduğu alt kata koşmaya başlamış. Yarı yolda bir bakmış ki karşıdan üç rahibe geliyor. Koridorda saklanacak yer yok, ne yapsın zavallı, hemen bir heykel ayağına yatarak, olduğu yerde hareketsiz dikilmiş. Rahibeler çıplak rahibin önünde durmuşlar ve heykelin ne kadar gerçeğe benzediğini konuşmaya başlamışlar. Rahibelerden biri aniden uzanıp rahibin aletini çekiştirmiş. Bos bulunan rahibin elindeki sabunlardan biri yere düşmüş. "Ah bakin" diye bağırmış çekiştiren rahibe, "bu heykel değil sabun otomatikmiş." İkincisi bu tezin doğruluğunu test etmek üzere uzanıp ayni şekilde rahibin aletini çekiştirmiş, doğaldır ki zavallı rahibin elindeki ikinci sabun da yeri boylamış. Üçüncü rahibe durur mu, o da asılmış Tabii sabun yok. Bir daha çekiştirmiş. Bir daha, bir daha, bir daha derken sevinçle haykırmış "yaşasın bana sıvı sabun geldi..." İki kırkayak evlenmişler ve gerdeğe girmişler. Dışarıda bekleyen baba kırkayak bir saat bekler çıt yok iki saat bekler çıt yok üç saat bekler yine çıt yok en sonunda dayanamaz içeri girer ve oğluna kızarak : -Ne yaptın yahu üç saattir bir şey yokmu, der. Oğul kırkayak köpürerek : -Eşşoğlunun kızı hangi bacağının arasında olduğunu söylemiyor. Bir bayan cafede dondurma yiyormuş. Adamın teki yanına gelmiş şöyle demiş; - Afedersiniz size bir şey soracağım. Ama yanlış anlamayın. Kadın; - Buyrun sorun...- Bir kere yalayabilir miyim? Kadın dondurmayı uzatmış...Bunun üzerine adam söylenmiş. - Bakın! Yanlış anladınız... BAHARDA KIRA ÇIKMANIN BAHAR YELİ ESTİYSE SÜTYENSİZ KIZA BAKMANIN KIZ SÜTYENSIZ GEZDİYSE TUTUP MEMESİNİ SIKMANIN SANA GÖNÜL VERDİYSE GÜNAHI VARMIDIR HOCAM? GÜNAHI YOKTUR YİĞİT.... SAÇINA TOKA TAKMANIN TOKASI CİCİ İSE ETEĞİNİ AÇIP BAKMANIN ETEĞI MİNİ İSE NİKAHSIZ ÇİVİ ÇAKMANIN ÇİVİDE YİRMİLİK İSE GÜNAHI VARMIDIR HOCAM? GÜNAHI YOKTUR YİĞİT.... GECE KOYNUNDA YATMANIN SIKI SIKI SARILDIYSA BACAKLARI OMZA ATMANIN ALTINA KENDİ YATTIYSA AVRUPA DA SEYAHAT YAPMANIN ÇIKARMA DİYE BAĞIRDIYSA GÜNAHI VARMIDIR HOCAM? GÜNAHI YOKTUR YİĞİT.... İNİM İNİM İNLEMENİN HOŞUNA GİDİP İNLEDİYSE YATAKTA KÖK SÖKTÜRMENİN ELLERİYLE KÖK SÖKDÜYSE HER VURUŞU DENEMENİN SENINDE VURUŞUN İYİYSE GÜNAHI VARMIDIR HOCAM? GÜNAHI YOKTUR YİĞİT... Adamın biri geneleve gitmiş. Mamayla anlaşıp 3. kata çıkarken 1. kattaki odalardan birinin kapısının açık olması dikkatini çekmiş. Merakla içeri kafayı uzatıp bakmış. İri kıyım bir zenci ve kucağında pozisyon almış oturan çıtır bir hatun, ama ikisinde de hareket yok öylesine duruyorlar. Adamcağız bana ne ya deyip çıkmış 3. kata, işini görmüş 1 saat sonra aşağı inerken bakmış ki aynı odanın kapısı yine açık ve çıtır hatun o pozisyonda halen zencinin kucağında oturuyor. Neyse inmiş aşağıya ödemeyi yapmış, ama aklı yukarda ve dayanamayıp mamaya ''Özür dilerim bir şey sorabilir miyim?'' demiş Mama da ''Tabii buyrun sorun'' demiş. Adam ''1. kattaki zenci ve kucağındaki kız 1 saattir ayni pozisyonda hareketsizce duruyorlar, neden acaba?' Mama: ''Haaa onlar mı? O kız daha yeni düştü de, kalıba oturttuk kendisini. İki penis sinemaya gitmeye karar vermişler. Hangisine gidelim diye düşünürken penislerden birisi seks filmine gidelim demiş. Öteki hemen karşı çıkmış. "Olmaz, filmin sonuna kadar ayakta bekleyemem. Hollywood' da bir parti veriliyor, güzel bir evde. Partinin sahibi partiye heyecan ve değişim katmak için mikrofonu eline alıp başlıyor: Arkadaşlar akvaryumdaki iki pirana' yı bu havuza atacağım. Havuza atlayıp karşıya çıkan arkadaş şu gördüğünüz sarışınla sabaha kadar eğlenebilir. Kimsede ses seda yok. Bu esmeri de sunuyoruz. Yine kimsede ses yok. Bu kumral bayanı da hediye ediyoruz. Yine ses yok. Bu ibneyi de veriyoruz. Slaaaaash¦... Adamın biri suda hızla yüzüyor ve karşıya geçiyor. Tekrar koşup havuzun öbür kenarına geliyor: Nerede o ibne; Beyefendi o havuzun karşısında; Adam şaşkın şaşkın: O değil, Beni havuza iten ibne nerede...... Baba trilyoner, oğlu salak mı salak baba oğlana ne iş kursam diye düşünürken sosis fabrikası kurmaya karar veriyor. .Neyse fabrikayı kurup oğluna gezdirmeye başlıyor. "Bak oğlum, bu sosis yapma makinası sığırı buradan koyuyorsun aşağıdan sosis olarak çıkıyor" Oğlan bakıyor. "Peki baba sosisi buradan koysak da aşağıdan sığır çıksa "maalesef oğlum" diyor babası."o teknoloji sadece anan da var" Temel bir gün yolculuk için trene binmiş. Kompartımanda 2 kişi kalıyorlarmış, Temel ve iş arkadaşı Handan Hanım. Yolculuk boyunca konuşmuşlar. Sıra uyku vaktine gelmiş. İkiside yatakları hazırlayıp yatmışlar. Temel yatarken Handan hanım pijamasının üstünü çıkarıp aşağı atmış. Bunu gören Temel bir işaret olarak algılayıp hemen atılmış: "Handan Hanım İş Bankası açıldı mı? demiş. Handan Hanım kızmış: "Rica ederim Temel Bey size yakışmıyor" demiş. Aradan biraz vakit geçmiş ve Handan Hanım Pijamasının altını da çıkarıp atmış. Temel düşünmüş ve az önce Handan Hanım'ın cilve yaptığını düşünüp tekrar sormuş: "Handan Hanım, İş Bankası açıldı mı?" Handan Hanım kızmış: "Temel Bey lütfen seviyeli olunuz" demiş. Aradan biraz daha vakit geçmiş ve Handan Hanım bu sefer südyenini çıkarıp aşağı atmış. Bunu gören Temel'in içi hoş gıdıklanmaya başlamış ve bu sefer olacak diyip tekrar sormuş: "Handan Hanım İş Bankası açıldı mı?" Handan Hanım bu sefer çok sert ses tonuyla Temel'e bir daha bu konuyu açmamasını aksi taktirde görevliye şikayet edeceğini belirtmiş. Aradan biraz vakit geçmiş ve bu sefer Handan Hanım'da cinsel duygular uyanmaya başlamış. Kilodunu çıkarıp aşağı atmış. Ancak ses yok, Handan Hanım meraklanmış: "Temel Bey orda mısınız?" demiş. Temel cevap vermiş: "Evet buradayım" Handan Hanım devam etmiş: "Temel Bey İş Bankası açıldı" demiş. Temel karşılık vermiş: "Handan Hanım gerek kalmadı, çeki elden bozdurduk!" Adamın biri bayağı günah işlemiş. Bir papaza günah çıkartmaya gitmiş. "Papaz efendi ben çok günah işledim. Mesela dün komşunun küçük kızı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim." "Allah affeder oğlum".. "Önceki gün de büyük kızı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim." "Allah affeder oğlum".. "Daha önceki gün de komşumun karısı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim." Tamam oğlum Allah affeder affeder de, sen yavaş yavaş gitsen. Hava da bozmaya başladı zaten. Jinekologun biri lanet olsun der ve doktorluğu bırakır. Niyeti araba tamircisi olmaktır. Gider ve sendikanın sınavına girer. Sonuçta 100 üzerinden 150 alıp geçer. Bunun üzerine bir soruşturma açılır. Müfettişler hocaya sorarlar bu iş nasıl oldu diye. Hoca; - "Valla, yağı değiştir dedim değiştirdi. Filtreyi değiştir dedim değiştirdi. Bujileri temizle dedim temizledi. Müfettiş: - "İyi de neden 100 değil de 150 verdin?" Hoca: - "Bunların hepsini egzozdan yaptı !" Adam 80 yaşına gelmiş olan babasını huzurevine bırakır. Bir hafta sonra da gidip ziyaret eder. Halini, hatırını sorar: "Nasılsın, baba? İyi bakıyorlar mı sana burada? Bir şeye ihtiyacın var mı?" "Oğlum, bu huzurevi çok güzel. Bana burada çok iyi bakıyorlar, her akşam yatmadan önce bir bardak sütlü kakao bir de viagra veriyorlar. Allah razı olsun, çok memnunum, hiç bir şeye ihtiyacım yok." der babası. Ziyaret sonunda adam hemen hemşireyi bulur. "Hemşire hanım" der, "Babam bir şeyler anlatıyor. Yatarken bir bardak sütlü kakao bir de viagra veriyormuşsunuz, doğru mu?" "Doğru" der hemşire. "Doktor beyin talimatı. Sütlü kakao çabucak uyutuyor, viagra da yuvarlanıp yataktan düşmesine engel oluyor" Adam iş gezisinden evine normalden 1 gün erken dönüyormuş. havaalanından taksiye binmiş, şoföre demiş ki: "Bana bir iyilik yapar mısın... ben iş gezisindeydim ve adım gibi eminim ben yokken karım eve sevgilisini aldı. şimdi eve gidelim ikisi kesin şu an sevişiyorlar sen de benle eve girip ben onları basarken şahitlik eder misin?" Taksi şoförü kabul etmiş eve gelmişler, yatak odasına çıkmışlar ışıkları yakıp battaniyeyi yataktan bir çekmişler ki, kadın hakikaten başka bir adamla yatakta. Adam hemen silahına davranmış o sırada karısı bağırmış "YAPMA..!!! Bu adam bizim için neler yaptı bilsen sana doğum gününde aldığım Corvette' in parasını kim ödedi sanıyorsun? ya yeni teknemizin parasını? senin sağa sola borçlarını nasıl kapattık sanıyorsun Hep onun sayesinde oldu !!" Adam taksi şoförüne dönmüş. "sen olsan şimdi ne yaparsın. ?"Taksi şoförü "valla beyefendi." demiş. "ben olsam bir an önce adamın üstünü örterdim malum havalar soğudu bir sürü salgın hastalık kol geziyor ortalıkta George Bush bir ilkokulu ziyaret eder. Çocuklara: - Sorusu olan var mi? der ve küçük Bob sözü alır. - Benim 3 sorum olacak: 1- Seçimlerde daha az oy almanıza rağmen nasıl oldu da Başkan oldunuz? 2- Hiroshima' ya atılan atom bombası sizce dünyanın en büyük terör faaliyeti değilmidir? 3- Hiçbir neden yokken neden Irak'a saldırmak istiyorsunuz? Aniden zil çalar ve çocuklar tenefüse çıkarlar. Çocuklar geri döndüğünde bu sefer sözü küçük Tom alır. Benim 5 sorum olacak: 1- Seçimlerde daha az oy almanıza rağmen nasıl oldu da Başkan oldunuz? 2- Hiroshima' ya atılan atom bombası sizce dünyanın en büyük terör faaliyeti değilmidir? 3- Hiçbir neden yokken neden Irak'a saldırmak istiyorsunuz? 4- Bugün neden zil 30 dakika erken çaldı? 5- Bob nerede? Nasıl yağmur nasıl fırtına, adam bir taksiye el kaldırır, taksi durur. Adam gideceği yeri söyleyince, taksici kızarak "Ohoo orası çok yakın alamam seni" der ve gazlar gider. Adam çok bozulur ama sonra bir şekilde evine gitmeyi başarır .Ertesi gün şans eseri bir bakar ki, dün geceki taksici, evinin önündeki taksi durağındadır ve üçüncü sıradadır. Hemen plan yapar ve ilk taksi şoförüne yanaşır: - Ataköye kaça götürürsün ?"- 5 milyon - Sana 20 milyon veririm ama bir kere verirsin - Hadi be sapık mısın, defol. Adam bu cevabı alınca ikinci sıradaki taksiye yanaşır - Ataköye kaça götürürsün ? - 5 milyon - Sana 20 milyon veririm ama bana bir kere verirsin - Vay sapıkkk vayy defol Sıra üçüncü taksiciye yani bizim taksiciye gelmiştir. Adam yanaşır: - Ataköye kaça götürürsün ?- 5 milyon - Peki sana 20 milyon veririm ama bir şartım var - Nedir ? - Giderken diğer taksicilere el sallayacaksın - Ayıbettin abi tabii. Sarışının birisi erkek arkadaşıyla seks yaparken sorar: - "Sende AIDS yok değil mi?" Adam "hayır" der ve devam ederler. Biraz sonra tekrar sorar: - "Gerçekten sende AIDS yoktu değil mi?" - "Hayır dedim ya. Hem niçin durmadan soruyorsun?" Sarışın cevaplar: - "İkinci kez yakalanmak istemiyorum da..." Rusya'da bir ilkokulda öğretmen çocuklara Türk parasının birimini sorar. -Dolar, -Hayır. -Mark, -Hayır. -Sterlin, -Hayır. Neticede hiç kimse bilemez. Öğretmen tam vaz geçeceği sırada küçük Alex parmağını kaldırır. -Söyle Alex, -Türk parasının birimi "Kere" dir öğretmenim. -Oğlum Kere diye dünyanın hiç bir yerinde para birimi yoktur, nerden çıkardın onu? Fakat küçük Alex gayet emindir, -Kere olduğunu hemde çok iyi biliyorum öğretmenim. -Nerden biliyorsun Alex? -Öğretmenim benim ablam Türkiye'den yeni geldi. Su üstümde gördüğün ceketi bana oradan hediye getirdi. Sordum, bana bu ceketi almak için iki KERE verdiğini söyledi Kasabanın birinde bir imam ile bekçi arasında acayip bir yarış varmış...Kasabaya gelen parlak insanları kim becerecek yarışı. Bir gün devlet köye parlak bir doktor atamış. Tabii bizim imamla bekçi durur mu? Hemen bahse tutuşmuşlar. İki gün sonra bekçi artık dayanamamış hemen doktorun yanında almış soluğu. Hoş beş tanıştıktan sonra - Doktor bey benim bir rahatsızlığım var da - Buyurun söyleyin - Ben acayip parlakçıyımdır ve size de abayı yaktım. Geceleri gözlerime uyku girmez oldu. - Tabi canım, biz hipokrat yemini ettik. Sen su camı kapat ben de soyunuyorum...der ve bekçi camı kapatırken cama bekçiyi sıkıştırır ve bekçinin pantolonunu sıyırmaya başlar Bekçi de can havliyle düdüğünü var gücü ile çalmaya başlar. Düüüt düüüüt...O sırada aşağıdan imam geçer ve bekçiye sorar :- Hayrola bekçi? - Ya sorma Asayiş berkemal mi diye bakınıyordum. - Hastir lan kimi kandırıyorsun...Ben de dün öğleden akşama kadar o pencerede ezan okudum. Henry Ford öldükten sonra cennete gitmiş. Cennetin kapısında meleklerden biri Ford`a şöyle demiş: "insanlık için büyük bir şey yaptın ve senin bulusun olan montaj fabrikası dünyayı değiştirdi. Bunun karşılığı olarak, cennette istediğin birisiyle görüşebilirsin." Ford kısa bir süre düşünmüş ve cevap vermiş "Ben Tanrı`nın bizzat kendisiyle görüşmek istiyorum". Kanatlı melek bu istek üstüne Ford`u Taht Odası` na götürmüş ve Tanrı`nın huzuruna çıkarmış. Ford`un ilk sorduğu soru "Kadınları sen yaratmadın mı?" olmuş. Tanrı evet" diye cevap vermiş. Ford devam etmiş `Görüyorum ki senin icadında büyük tasarım hataları bulunuyor: 1. ön tarafta aşırı sarsıntı bulunuyor 2. Yüksek hızlarda çatırtılar ve titreşimler yaşanıyor 3. Bakımı oldukça pahalı 4. Sürekli boya ve cila ihtiyacı duyuyor 5. 28 günün 5 veya 6`sında çalışmıyor ve ise yaramıyor 6. Arka taraf da oldukça sallanıyor ve geziniyor 7. Ayrıca emme mani foldu, egzoz mani folduna çok yakın tasarlanmış Tanrı "Hmmmmm," diye içini geçirmiş ve Kutsal Süper Bilgisayar`a birkaç şey yazıp sonuçları beklemiş. Printer`dan çıkan kağıdı almış ve kısa bir sure sonra cevap vermiş "Benim buluşumun kusursuz çalıştığını söylemek zor. Ama elimdeki istatistiklere göre çoğu erkek, benim buluşuma seninkinden daha fazla biniyor" Nasa, 1966 yılı civarında aya gidecek Apollo astronotlarını eğitmek için kızılderili rezervasyonu sınırlarında bulunan ve ortamı ay yüzeyine çok benzeyen Tuba City e götürmüş. Astronotlar çalışmaya başlamış. Acayip görünümlü kamyonların arasında sadece 2 uzay giysili astronot görünüyormuş uzaktan. Yakınlarda da yaşlı bir Navajo çobanı ile oğlu koyun otlatıyormuş. E iki astronot dikkatlerini çekmiş izlemeye başlamışlar. Bu arada da bazı Nasa personeli onları farketmiş ve yanlarına gelmiş. Çoban ingilizce bilmediği için oğlu aracılığıyla o iki acaip adamın ne olduğunu sormuş. Nasa personeli de "O adamlar aya gidecek astronotlar, eğitim yapıyorlar" deyince Çoban çok heyecanlanmış ve astronotlarla aya bir mesaj yollaması mümkün mü diye sordurmuş oğluna. Nasa personeli bunun çok orijinal bir şey olacağını düşünüp bir koşu teyp getirmişler ve adamın mesajını Navajoca teybe kaydetmişler. Mesaj kayıdı bitince Nasa personeli çocuktan babasının mesajını tercüme etmesini istemiş ama çocuk reddetmiş. Daha sonra Kızılderili rezervasyonunda birçok kişiye yanaşmışlar, her biri önce "Cık cık cık" demiş sonra da mesajı tercüme etmeyi reddetmiş. Ama en sonunda eline para sıkıştırılınca bir genç yaşlı adamın mesajını tercüme etmiş: - Bu heriflere dikkat edin, topraklarınızı çalmaya geldiler Kadın kocası işteyken sevgilisini eve çağırıyor, ikisi yatakta zevk dolu saatler geçirirken birden kapı çalıyor bir de bakıyorlar, KOCASI EVE ERKEN GELMİŞŞŞ!!!... Kadın panik içinde: "Allahım bu da nereden çıktı şimdi!!! Çabuk al topla kıyafetlerini, camdan atla kaybol!"!" Adam pencereden aşağı bir bakıyor: "Hayır atlayamam deli misin nasıl yağmur yağıyor görmüyor musun!!" Kadın deli gibi koşturuyor: "Kocam bizi burada yakalarsa ikimizi de öldürür, atlamak zorundasın hadi çabuk çabuk!!!!" Böylece adam çaresiz, kıyafetlerini kaptığı gibi camdan atlıyor. Ayağa kalkıp bir de etrafa bakıyor ki bir maratonun tam ortasına dalmış....Bozuntuya vermeden yarışçılarla koşmaya başlıyor...Tabi çırılçıplak ve pantolonu gömleği elinde koşan bir tek kendisi olduğu için dikkat çekiyor. Koşuculardan biri soruyor kendisine: - Siz hep çıplak mı koşarsınız? - Ah evet evet...Rüzgarın çıplak tenime değmesi kadar güzel bir duygu yok. Ama çıplak koşarken de hep kıyafetlerinizi elinizde mi taşırsınız? -Yaaa öyle...Koşu bitince arabama biner giyinir eve giderim diye. - Gerçekten çok ilginç....Peki koşarken hep prezervatif de takar misiniz? - Aaa..şeyy.. sadece yağmur yağdığı zaman Adamın biri akşam işten eve geldiğinde papağanının bir kutu viagrasını yuttuğunu görür. Bu duruma çok sinirlenen adam papağanı ceza olsun diye buzluğa atar. Aradan 2-3 saat geçince adam merak edip papağana bakmaya gider. Papağanın ölmüş olacağını düşünürken birde ne görsün! papağan kan ter içinde kalmıştır. Buna şaşıran adam papağana sorar; " ben seni buzluğa koydum sen ter içinde kalmışsın, nasıl oluyor bu ?" Papağanda adama dönerek; " lan ibne donmuş tavukların bacaklarını ayırmak kolaymı sanıyorsun sen" der. Yaşlı kadının biri titreyerek ve zıplayarak sexshopa girmiş. Sizde vibratör varmı demiş. Adamda var demiş. Kadında nerden kapatılıyor biliyormusun. Adamın birinin bir kızı varmış, birgün hamile kalmış. Adam bunu öğrenmiş kızını çağırıp bunu kim yaptıysa çağır buraya gelsin ve namusumuzu temizlesin demiş. Kızı birlikte olduğu gence haber vermiş ve evlerine gelmesini istemiş. Aradan yarım saat sonra bir Ferrari kapının önünde durmuş genç arabadan inmiş. Adam gence kızım senden hamileymiş onunla evleneceksin demiş. Genç; beyefendi ben konumun ve sınıfım itibarıyla kızınızla evlenemem ama kızınız bana bir kız çocuğu doğurursa ona bir ev alırım bankayada 1 milyon dolar hesap açarım. Bir erkek çocuk doğurursa Boğazda bir villa, bir araba ve bankada 5 milyon dolar hesap açarım demiş. İkiz çocuk doğurursa boğazda bir villa, bir araba, bir yazlık ve bankada 10 milyon dolar hesap açarım demiş. Yalnız düşük yaparsa bunların hiçbirini vermem demiş. Adam gencin sırtını sıvazlayarak önemli değil çocuğum gene .....ersin. !!! İki genç rahip gecenin bir yarısı duşa girmek üzere soyunmuşlar, tam duşa girerken yanlarına sabun almadıklarını fark etmişler. Rahiplerden biri giyinmeye gerek görmeden çıplak bir vaziyette sabun almak üzere üst kattaki odasına gitmiş. İki kalıp sabunu alarak duşların olduğu alt kata koşmaya başlamış. Yari yolda bir bakmış ki karşıdan üç rahibe geliyor. Koridorda saklanacak yer yok, ne yapsın zavallı, hemen bir heykel ayağına yatarak, olduğu yerde hareketsiz dikilmiş. Rahibeler çıplak rahibin önünde durmuşlar ve heykelin ne kadar gerçeğe benzediğini konuşmaya başlamışlar. Rahibelerden biri aniden uzanıp rahibin aletini çekiştirmiş. Bos bulunan rahibin elindeki sabunlardan biri yere düşmüş. "Ah bakin" diye bağırmış çekiştiren rahibe, "bu heykel değil sabun otomatikmiş..." İkincisi bu tezin doğruluğunu test etmek üzere uzanıp ayni şekilde rahibin aletini çekiştirmiş, doğaldır ki zavallı rahibin elindeki ikinci sabun da yeri boylamış. Üçüncü rahibe durur mu, o da asılmış. Tabii sabun yok. Bir daha çekiştirmiş. Iiiih. Bir daha, bir daha, bir daha derken sevinçle haykırmış "yaşasın bana sıvı sabun geldi..." Temel bir gün istanbula gitmiş ama 6 ay haber gelmemiş Temelden. Köy ahalisi toplanmış en iyisi Dursunu gönderelim bir haber alsın. Dursun İstanbula gelip Temeli bulmuş. Bir hafta sonra Dursun köye dönmüş. Köy ahalisi toplanmış. Dursun demişki ey köy ahalisi Temeli buldum ama size bir iyi birde kötü haberim var demiş. Köylülerde önce kötü haberi söyle demişler. Dursunda Temel kötü yola düşmüş ibne olmuş. Peki iyi haber ne bi muamelesi var. Çoğunluğunu lazların teşkil ettiği komando bölüğü 10 gündür ormanda,çamurda, aç susuz pislik içinde eğitim yapmaktadir.11.nci gün komutan çavuş Dursun' u çağırır: -Çavuş,10 gündür bölük gayet iyi bir performans gösterdi bizde onları ödüllendirelim, bugün çamaşır değiştirebilirler artık. Dursun:-Baş üstüne Komutanım. Dursun çavuş bir heves koşarak bölüğü toplar: -Sizlere çok sevineceğiniz bir haber getirdim. Komutan izin verdi bugün erat çamaşır değiştirecek, sıraya geçin değiştirin. Temel sen İdrisle. İsmail sen Kemalle. Sadık sen Cemalle Nasa uzay araştırma merkezi, günlerden bir gün Mars a gidebilecek bir mekik yapar. Bu mekiğe üç ayrı ülkeden üç astronot binecektir. Bunlar bir Fransız, bir Alman ve Türkiye den Temel dir. Bunlara orada uzun süre kalacaklarını ve bu yüzden yanlarına en çok sevdikleri şeyi almalarını söylerler. Alman: "Ben içki içmeden yapamam bana içki verin der." Fransız: "Ben karım olmadan yapamam onuda götüreyim der." Temel: "Ben da sigarasız edemem," der ve sigara ister. Aradan yıllar geçer artık mekiğin döneceği gün gelmiştir. Onlar için büyük bir tören düzenlenir. Önce Fransız iner mekikten yanında karısı ve iki küçük çocuğu vardır. Sonra Alman, gözleri kan çanağı gibi, sendeleyerek iner mekikten. En son Temel fırlar ve elinde bir sigara, bağırır: "Uyy hemşerum! Ateşi olan var mi? İlkokul 5. sınıfta resim dersinde öğretmen "çocuklar konu serbest, hayvan resimleri çizin bakayım"dedi. 10 dakika sonra küçük Ahmet el kaldırdı. Öğretmen yanına geldi. Resim kağıdının üzerinde bir sinek duruyordu. Çocuğun bu sinekten şikayetçi olduğunu zanneden öğretmen eliyle sineği kovaladı ama hayvan hiç hareket etmedi. Biraz daha dikkatli bakınca da sineğin gerçek olmadığını fark etti. Bu bir sinek resmiydi. Öğretmen şaşkınlıkla sordu: -Senmi yaptın oğlum bu resmi? -Evet öğretmenim. -Peki bir de at resmi yap bakayım. Küçük Ahmet öyle bir at resmi çizdi ki, at, sanki kağıttan fırlayıp çıkacak. O kadar canlı. Şaşıran öğretmen: -Yavrum beni hemen babana götür. Sen müthiş bir yeteneksin. Burada harcanmaman gerekir. Derhal güzel sanatlara transfer olman lazım. Babanla konuşmalıyım, dedi. Son dersten sonra Ahmetle beraber yola koyuldular. Dar bir patikadan bir gecekonduya geldiler. İçerde, yatakta, dizlerini karnına çekmiş, üzerinde yorganı bir adam yatıyordu. öğretmen konuşmaya başladı: -Geçmiş olsun efendim. -Teşekkürler. -Ben oğlunuzun... -Allah kahretsin oğlumu. -Aman böyle söylemeyin, yaptığı resimler... -Onun yaptığı resimler yerin dibine batsın. -Ama beyefendi böyle yetenekli bir çocuğun... -Yeteneğine başlatmayın simdi. -Peki ne oldu,niçin böyle kızgınsınız oğlunuza? -Neden olacak, dün gece eve biraz çakırkeyif geldim. Bu eşşoğlu sobanın üzerine çıplak kadın resmi çiziktirmiş. Temel kendini mastürbasyona kaptırınca babası onu evlendirmiş. Bir gün temel' in evine gitmişler. Kapıyı karısı açmış. Temel' in evde olup olmadığını sormuş. Evdeymiş,merdiven altındaymış. Babası gitmiş ki ne görsün,Temel mastürbasyon yapıyor. -Evlendin, yine mi kendi kendine yapaysun oni, diye sormuş babası. –Temelde Fadime'nin kolu yorulmuştu da ,demiş. Yeni evlenen bir çift ilk gecelerini geçirmek için bir otele gitmişler. Adam kadına : sen hazırlan ben geliyorum demiş. Adam banyoya girmiş ve kahkaha atmaya başlamış. Kadın şaşırmış : Bu daha ilk gece, en iyisi şimdi sormayayım daha sonra sorarım demiş. Aradan yıllar geçmiş, çift ellinci yıl dönümlerini kutlamak için ilk gecelerini geçirdikleri otele gitmeye karar vermişler. Adam yine banyoya girmiş ve yine kahkaha atmaya başlamış. Kadın bu sefer soracağım demiş. Sen ilk gecemizde de böyle gülmüştün, ne oluyor içerde. Adamda elli yıl önce kravatıma işemiştim, şimdide paçama işedim. Temel ölmüş öteki tarafa gitmiş azrailde cennet ve cehenneme gidecekleri okumuş fakat temelin adı listede çıkmamış temel benim adım niye yok diye azraile sormuş araştırmışlar ve temelin daha üç ay ömrü olduğunu ve temelin yanlışlıkla getirildiği anlaşılmış temele demişler ki üç ay daha ömrün var dünyada gidebileceğin iki beden var biri profösör biri ibne hangisini seçersen üç aylık ömrünü o bedende tamamlayacaksın demişler temel biraz düşündükten sonra ibnenin bedenini seçtiğini söylemiş azarail temele neden profösörün bedenini seçipte üç aylık ömrünü karizmatik bilgili ve saygı duyulan bir kişi olarak tamamlamak istemediğini sormuş temelde demiş ki üç aylık ömür için bilmediğim o kadar bilgiyi kafama sokacağım diye uğraşacağıma bildiğim şeyi g..üme sokarım ondan iyi demiş. Yeni evli çift balayına Havaiye gider. Yerleştikleri otel müdürü gece otelin kulübünde en önde yer ayırır. Gösteri başlar bir yerli yere 5-6 ceviz koyar sonra penisini çıkarıp "tak tak" cevizleri kırar. Gösteri çiftte oldukça etki bırakır. 30. evlilik yıldönümlerinde aynı otele giderler. Gece yine aynı kulübe giderler. Aynı yerli çıkar bu kez 5-6 Hindistan cevizi dizer, penisini çıkarır ve yine "Tak Tak" Hindistan cevizlerini kırar. Bizimki hayretler içinde sorar "Beyefendi 30 yıl önce ceviz şimdi Hindistan Cevizi bunun sırrı nedir?" Yerli cevap verir. "Artık yakını net göremiyorum onun için Hindistan Cevizi". Vampirlerin takıldığı bir bar varmış. Bir gün bir vampir bu bara gitmiş ve barmenden "Bana bir bardak kan verirmisin?" demiş. Ertesi gün başka bir vampir de bu bara giderek kendisine bir bardak kan vermesini istemiş. Barmen bunada kan vermiş. Bunu takiben sonraki gün Temel bu bara gelerek barmenden bir bardak sıcak su istemiş, barmende ona herkes buradan kan isterken sen niye su istiyorsun diye sormuş. Temel 'de cebinden orkid çıkartarak (( ben lipton içiyorum demiş ))!!!! İki esrarkeş tövbe etmek için ab dest almaya hamama giderler. Locada soyunurlarken birisinin cebinden sigaralık çıkar. -Ben bunu içeceğim. -Hayır hani tövbe edecektin. -Para verdim. Güzelce sarar. Bir nefes,iki nefes derken dünya döner. Tam bu sırada locanın kapısı açılır ve muhafızlar içeri girer. -Burası kralın boşaltın. Esrar içen Alem buysa kral benim. Kral gelir.Aksilik buya ayağı takılır düşer ve ölür. Muhafızlar krala benzeyen esrarkeşi tutup saraya götürürler. Önüne 3 tane ip getirirler ve derlerki: -Birinci ipi çek sarışınlar gelsin,ikinci ipi çek esmerler gelsin,acıktınmı üçüncü ipi çek. Bir süre sonra 1. ip.Öfff alem. Bir süre sonra 2.ip.Öfff alem. Karnı acıkır 3. ip. Altın taslar içinde yemekler. Yer içer sonunda sıkışır. Arar tarar fakat tuvaleti bulamaz. Tutar yemek yediği altın tasların birisinin içine sıçar. Tam o anda kafasında küt diye patlar. Hamam tellağı: -Ulan bir otuzbir çektin anladık, ikinciyede okey hamam tasına sıçmanın alemi neydi. 12 yaşında çocuk bir kadına tecavüz etmekten yargılanıyor. Tesadüf buya çocuğun avukatı da bir kadın. Kadın avukat mahkemede olayın imkansızlığını kanıtlamak için çocuğun pipisini çıkartıp mahkeme heyetine doğru sallıyor "sayın hakim bu kadarcık pipiyle tecavüz edilir mi hiç akıl var nizam var." O sırada çocuk avukatın kulağına eğilir. "Avukat hanım biraz daha sallarsanız davayı kaybedeceğiz !!" Dursun bir gün Amerika ya gider ve bir otele yerleşir. Gece yan odadan garip sesler duyar gidip kapıyı çalar derken güzel bir kadın kapıyı açar sabaha kadar beraber olurlar. Sabah kadın Dursun a çıkarıp 10.000 dolar verir. Dursun sabah hemen köyüne döner olanları Temel’e anlatır Temel de dayanamaz oda gider ve aynı otele yerleşir. Gece oda aynı sesleri duyar gidip kapıyı çalar aynı kadın Temeli içeri çağırır sabaha kadar sevişirler, sabah kadın Temel’e çıkarıp 30.000 dolar verir. Temel merak eder benim arkadaşımla beraber olduktan sonra ona neden on bin$ verdin de bana daha fazla verdin der. Kadın seninki canlı yayın oldu da onda diye cevap verir. temel, dursun ve cemal bir kasabada görevlendirilmiş. temel vali. dursun emniyet müdürü, cemalde sağlık müdürüymüş. bu kasabanın başlıca sorunu bir tane çukur olmasıymış. nedense bu çukura düşen çok fena yaralanıyormuş. bizim temel, dursun, cemalde bu çukura bir çare arıyorlarmış. temel:ben bu çukura çareyi buldum demiş. tabi öbürleri sormuş ne diye temel:biz bu çukurun yanına bir ambulans koyalım demiş .yaralananları hemen hastaneye götürsün zaman kaybetmeyelim diye. dursun demiş ki bende buldum bir çaresini dursun:bence biz bu çukurun yanına hastane kuralım hastayı buraya getiririz. Cemal de demiş ki en iyi çare benimki dur diye. ne diye sormuşlar. cemal demiş ki bu çukurun yanına hastane kurmak çok uzun iş bence biz bu çukuru hastanenin yanına kazalım demiş Adamın biri nerede eğilmiş bi kadın görse arkadan dalarmış. Bu böyle sürüp gitmiş. Bir gün adam tam iş başındayken melekler onu yanına çağırmış bir daha yaparsan seni cehenneme göndeririz demişler. Adam tövbe etmiş bir süre. Bir gün adam otobüse binmiş önündeki kadın parayı düşürmüş almak için eğilmiş ve adam dayanamamış. İş bitince puf diye cehenneme gitmiş. Kadın hamile kalmış ve çocukta aynı babası gibiymiş. Bir gün melekler onu da yanına çağırmış ve bir daha yaparsan seni de baban gibi cehenneme göndeririz demişler. Çocuk tövbe etmiş ama üç beş gün sonra dayanamamış ve puf diye cehenneme gitmiş. Çocuk bir bakmış cehennem buz gibi herkes donuyor. Zebanilerin yanına yaklaşmış demiş ki ya cehennem dediğin yanar kazanlar kaynar burası neden böyle? zebani cevap vermiş: Baban izin vermiyor ki eğilekde iki odun atak! Kazanovalığı ile ünlü bir adam bir partiye davet edilmiş. Ev sahibesi konukları ile gayet iyi bir şekilde ilgileniyormuş. Tam eğlencenin en güzel anında elektrikler kesilmiş. Hemen hizmetkarlar mumları yakmışlar. Ancak müzik olmadığından tüm konuklar sıkılmaya başlamışlar. Bizim kazanova bir öneride bulunmuş. Sıra ile her davetli bir soru soracak, soruyu bilen sorandan 100 $ alacak. İlk soruyu sormuş kazanova: - Elim cebimde cebim delik elimde ne var? Ev sahibesi hemen arkasını dönüp uşağa seslenmiş: - Sebastian beyefendinin paltosunu getir! Adam hemen atılmış - Bir dakika lütfen beni yanlış anladınız. Elini cebinden çıkarmış, avcunun içinde bir bozuk para durmakta imiş. Ev sahibesi adamdan özür dilemiş, tüm konuklar çok eğlenmişler bu durumdan. Sıra diğer konuğa gelmiş. Tüm konuklar birer soru sorduktan sonra sıra yine bizim kazanovaya gelince aynı soruyu tekrarlamış: - Elim cebimde, cebi delik, elimde ne var? Tüm konuklar başlamışlar saymaya: - Bozuk para, top, kumaş, kalem, vs. Adam her defasında hayır cevabını veriyormuş. Merak içindeki insanlar daha fazla dayanamamışlar ve yalvarmaya başlamışlar cevabı öğrenmek için. Adam arkasını dönmüş ve uşağa seslenmiş: - Sebastian paltomu getir! Teksaslı üç cerrah golf oynarken yaptıkları başarılı operasyonlardan bahsediyorlarmış. Birincisi başlamış: Teksas'taki en iyi cerrah benim. Hastam olan konser piyanisti bir kazada yedi parmağını kaybetmişti, ben ameliyatla yeniden diktim, sekiz ay sonra İngiltere kraliçesine özel konser verdi. Diğeri atlamış: - O da birşey mi? Genç bir adam kazada her iki bacağını ve kolunu kaybetmişti, ben yeniden monte ettim, iki yıl sonra olimpiyatlarda atletizmde altın madalya kazandı. Üçüncüsü başlamış: - Beyler, sizler daha amatörsünüz. Birkaç yıl önce kokain ve alkol ile kafayı çekmiş bir kovboy atını saatte 120 km hızla giden trenin üzerine sürmüştü. Kazadan çalışmam için arta kalanlar sadece atın götü ve kovboyun şapkası idi. - Eeeee Hocam...Peki şimdi ne oldu ? - Şimdi kendisi ABD başkanı. Bilim adamları, bir gün mağarada bir insan fosili bulur, bu fosili istihbarat teşkilatlarını sınamak amacıyla kullanma kararı alırlar. Önce Japon istihbaratı mağaraya girer ve 15 dk sonra dışarı çıkıp derler ki; - Bu fosilin yaşı 1.400.000 ila 1.600.000 arasında. Daha sonra CIA girer ve 12 saat sonra baya bi havalı şekilde çıkarlar; - Bu fosilin yaşı 1.500.000 ila 1.600.000 arasında. Hemen ardından KGB girer ve sırf Amerikalılara inat içerde 2 gün kalırlar. 49. saatte çıkar derler ki; - Bu fosilin yaşı yaklaşık olarak 1.550.000 ila 1.600.000 arasında. En son olarak bizim MİT girer. Aradan 1 hafta geçer mağaradan ses yok, 1 ay olur ses yok, 1.5 ay olur ses yok. Mağaranın dışında bekleşen gazeteciler daha fazla beklemeyip içeri girerken bizimkilerden biri çıkar dışarıya. Yaka paça dağılmış gömleğin yarısı dışarıda. Sigarası için bir ateş ister, sigarasını yakar, o sırada gazeteciler heyecanla; - İçeride çalışmalar nasıl efendim ? Fosilin yaşını bulabildiniz mi ? Bizimki sigaradan bir fırt çeker ve; - Fosilin yaşı tam olarak 1.582.903, der. Bunu duyan gazeteciler şaşkınlıkla sorarlar: - Nasıl başardınız bunu, fosilin yaşını tam olarak nasıl tahmin ettiniz ? Bizimki sigaradan derin bir nefes çeker ve derki; - Zor oldu ama "Konuşturduk pezevengi" Wilson adında birinin çivi fabrikası vardır ve reklama ihtiyacı vardır. Pazarlamacı bir arkadaşı ile konuşurken arkadaşı "Wilson Çivileri" diye bir reklam ayarlayabileceğini ifade eder. "Bana bir hafta ver" der arkadaşı, "sana bir kasetle döneceğim" Bir hafta sonra pazarlama uzmanı Wilson'u görmeye gelir. Kaseti videoya koyar ve çalıştırır. Romalı bir asker İsa'yı çarmıha çivilemekle meşgul, Yüzünü kameraya çevirir ve "Wilson çivileri kullanın, onlar her şeyi taşırlar" der Wilson çılgına döner ve bağırır "Senin problemin ne? Bunu asla TV’ de göstermezler, Sana ikinci bir şans veriyorum, ama kesinlikle Romalıların İsa'yı çarmıha germesi gibi şeyler istemiyorum" İkinci hafta pazarlamacı elinde başka bir kasetle gelir, Yine kaseti videoya koyar ve çalıştırır. Bu sefer kamera Romanın dışından merkeze doğru yakınlaşır ve çarmıha asılı İsa'nın önünde durur. Romalı bir asker yukarı bakar ve "Wilson çivileri, her şeyi taşır" der. Wilson kendini tutar bu sefer."Sen beni anlamıyorsun, çarmıhta bir İsa istemiyorum. Sana son şans veriyorum bir hafta içinde yayınlanabilecek bir reklamla gelmeni istiyorum" Bir hafta daha geçer. Wilson sabırsızca beklemektedir. Pazarlama uzmanı yeni kasetiyle gelir. Saçları uzamış, çıplak bir adam nefes nefese koşmaktadır. Bir düzine romalı askerde peşinden kovalamaktadır. Tepenin başına gelirler ve askerlerden biri kameralardan birine dönerek: "Keşke Wilson çivileri kullansaydık!" Ağanın biri dünyayı gezip göreyim demiş. Her yolculuğundan sonra köylüyü, kahvede etrafına toplayıp, gezip gördüklerini anlatırmış ki vizyonu genişlesin. Yine bir yolculuk sonrası kahvede köylüsünü etrafına toplamış. Köylü başlamış sormaya. Ağam bu sefer nere gittin? Afrika ya getmişem Ağam efrike de ne yaptin? Safari ya çıkmişem. Hele bu sefari ne ola ki? Hele arabaya biniysen. Araziye ovaya çihiysen, nerde bi heyvan göriysen, peşinden arabayi süriysen. Heyvana yetisip tüfek ile vuriysen. Ağam sen hiç heyvan vurdiin? Heee vurdim Ne vurdin? Zebra vurdim Ağam hele bu zebra ne ola ki? Eşeği biliysen? Hee.. Aha, eşeğin siyah beyaz çizgili olanı Abov.. Ağam başka ne vurdin? Zurefa vurdim. Hele bu zurefa ne ola ki? Eşeği biliysen? Hee.. aha, eşeğin bacakları iki metre, boynu 3 metre olanı Abov.. Ağam başka ne vurdin? Gergedan vurdim. Hele bu gergedan ne ola ki? Eşegi biliysen? Hee.. Aha, eşeğin derisi biraz kalın olanı, bir de burnunda iki tane boynuz vardır Abov.. Ağam başka ne vurdin? Piton vurdim? Ağam bu piton ne ola ki? Eşeği biliysen? Hee. Eşeğin aleti biliysen? Heee.. Aha, onun 4 metre olanı. Ama eşek yok Adana genelevi önünde taksicilik yapan amcayı mahallenin yeni yetmeleri kandırıyorlar, yalvar yakar edip ve bir kaç sise de rakı hediye edince yaşları tutmayan genç grubunu geneleve sokmaya çalışıyor taksici. Kapıda aksi mi aksi bir de bekçi olunca işler epey zorlaşıyor, yine rakı hediyeleri, yine yalvarmalar... Bekçi razı oluyor ve kurban bayramı sabahı getir gençleri diyor. Gençler hevesli, bunca yıldır duydukları mekanı görecekler. Sabah namaz sonrası taksici bunları genelevin kapısında bırakıyor. Kapıda bir kuyruk ki sormayın gitsin. Gençler taksiden inip, bekçi ile bir selamlaşıp sıraya girmeden küt giriyorlar kapıdan içeri. Sıradaki kuyruk homurdanıyor, sesi yüksek çıkanlar itiraz ediyor. "Olur mu ya böyle, hem sıra bekletmedin, hem de yaşı tutmaz gençleri aldın" diye bekçiye ver yansın. Bizim bekçi de zaten aksi, başlıyor bağırmaya: ''Bunlar ****** çocukları. Bayram sabahı analarının elini öpmeye geldiler. Size ne ulan Mikonos Adasının Papaz efendisi pazar vaazında cehenneme gitmemek için işlenmemesi gereken günahları anlatıyor. "Öldürmeyeceksin, çalmayacaksın,zina etmeyeceksin. En büyük günah ise, oğlancılıktır' diyor... Yunanlının zaten bu konuda adı çıkmış. "Bu günahı zinhar işlemeyin. Eğer işlerseniz bilin ki.."Bir nefes alıp anlatıyor papaz efendi; "Bu günahın kefaretini,öbür dünyada Sırat Köprüsü var ya, Sırat köprüsü, işte bu köprüyü geçerken, becerdiğiniz bütün erkekleri sırtınızda karşı tarafa taşıyacaksınız...Ona göre.' Vaazı dinleyen Todori, arkadaşı Yorgonun kulağına eğilir; "Yandık ki ne yandık. Bugüne dek en az yüz erkek becerdim ben, köprüden geçerken sırtımda yüz adamı nasıl taşırım?' Düşündüğün şeye bak" der Yorgo. _ "Ölmeye yakın verirsin birine, binersiniz hep beraber onun sırtına." Kadının biri hayatında iki defa evlenmiş. İlk kocasından 12 , ikinci kocasından da 20 çocuğu olmuş. İki kocasını da rahmetli ettikten sonra sonunda o da hakkın rahmetine kavuşmuş. Toprağa verileceği gün kilisenin başında üzgün akrabaları ve arkadaşları toplanmış. Cenazeyi üstlenen peder görevini yaptıktan sonra alçak sesle ''Sonunda beraberler'' diye mırıldanmış. Bunu duyan kadının yakınlarından biri pedere sormuş ; ''Ne demek istediniz peder. Birinci kocasıyla mı beraber yoksa ikincisiyle mi? Peder cevap vermiş ; ''Bacaklarını kastetmiştim! Kamyonunu jandarma karakolu önünde durdurup nöbetçi ere sordu: Bu dolaylarda siyah inek bulunur mu? Yoktur. Büyük siyah köpek filan var mı? - Hayır. Siyah at? - O da yok. Eyvah!.. Demek ki ezilen köyün papazıydı! Lokantada, müşterilerden biri garsona seslenmiş: - Bakar mısın evladım. Bana bir pilav, üstüne de biraz et. Az ötede masada Borazan Tevfik oturuyormuş. Yemeğinden başını kaldırıp o da garsona dönmüş: - Bana da bir pilav... Ama üstüne etme! Temel istanbula gelmiş, yürüyormuş. Bu arada 5 dakikada bir top atışları duyulmaktaymış. Merak edip sormuş. "Hemşerim bu top atışları neyin nesi?" diye. Kraliçe Elizabeth in gelmesi sebebiyle top atisi yapıldığı anlatılmış. Aradan yarım saat geçmiş ve top atışları halen sürmekteymiş. Temel yine sormuş bir başkasına "Bu top atışları neden?" diye. Ayni cevabi alınca söylenmiş: "Ulan, yarim saattir bir kariyi vuramadılar, be!" Padişahın biri, Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim demiş. Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana; Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü. Bunun neresi yalan? Kuş kartaldır, aslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mi götürür tabii. Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar. Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabii. Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri dondu. Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir. Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş. Ama bir gün Kayserili gelmiş. Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde. Bir Çinli bir bara girer ve orada Steven Spielberg'i görür onun bir hayranı olduğu için yanına koşar ve imzalı bir fotograf ister Spielberg beklenmedik bir şekilde Çinli'yi tokatlar şaşkın Çin'li sorar: Neden böyle yaptınız?" Spielberg "Siz II. Dünya Savaşında bizim Pearl Harbour limanını bombaladınız" Çin'li daha da şaşkın: Ama onlar Japonlardı, ben ise Çin'liyim. Spielberg: " Çin'li, Japon, Koreli, Vietnamlı, hepsi aynı bok" Bunun üzerine Çin'li de Spielberg'e bir tokat atar. Bu defa şaşkın Spielberg sorar: "Peki sen beni niye tokatladın - Çin'li: "Siz de Titanic'i batırdınız, Titanik'deki yolcular arasında benim atalarım vardı" -Spielberg: "Manyak mısın, Titanik'i batıran bir 'Aysberg'di" -Çin'li: "Aysberg, Spielberg, Carlsberg, hepsi aynı bok" Kibarlık, nezaket dersi veren öğretmen "Çok lüks bir restoranda mükemmel bir kız arkadaşla yemekteyken, çişinizin gelmesi durumunda ne yaparsınız" diye sorar. Erkek öğrencilerde sırayla cevap verirler. İlk öğrenci "Dürüst bir şekilde 'Çişim geldi, tuvalete gidiyorum' derim" diye yanıtlar. Öğretmen "Olmaz, çok kaba" der ve ikinciye yönelir. İkinci öğrenci "Benim bi tuvalete gitmem lazım" der.. Öğretmen "Fena değil ama bu da pek kibar sayılmaz" diye yorumlar. Sırası gelen üçüncü öğrenci ayağa kalkar, gözlerini kısar, çapkın bakışlarla hocaya döner ve konuşur: "Bebeğim, benim eski bi arkadaşımla tokalaşmam gerekiyor, hemen dönerim, hem yemekten sonra seni de onunla tanıştıracağım." Doktorun biri yeni bir muayene açmış. Kapıya yazmış. "Vizite ücreti 100 Dolar. İyileştirmediğimiz hastaya beş mislini geri veriyoruz. Vizite pahalı ama, doktor gerçekten doktor. Her gelen hasta iyileşip gidiyor. Doktorun ünü her geçen gün artıyormuş. Uyanığın biri doktora gidecek, iyileşmeyecek ve beş misli parayı geri alacak ya, kapıyı çalmış. "Doktor! Ağzımın tadı hiç yok... Öyle kötüyüm ki, hiçbir şeyin tadını alamıyorum. Doktor adama şöyle bir bakmış, hemşireye seslenmiş: Hemşire hanım! Sekiz numaralı kutuyu getirin" Hemşire adama uzatmış kutuyu, adam, bir kaşık içindekinden yemiş ve anında tükürmüş. Ama Bu bok Doktor sakin, "Evet! İyileştiniz. Tad alıyorsunuz artık. Adam, parayı ödemiş sinirleri tepesinde gitmiş. Aradan birkaç ay geçmiş. büyük bir hırsla yeniden kapısına dayanmış doktorun. "Doktor bey, ben de hafıza kaybı başladı... Her şeyi unutuyorum. Doktor, adama şöyle bir bakmış yine, hemşireye dönmüş, "Kızım, sekiz numaralı kutuyu getirir misin?" demiş. Adam, hemen itiraz etmiş, "Ama, o kutuda bok var. Doktor, "Doğru! Bakın, hafızanız da yerine geldi. Adam, ağlamaklı, hırsla ödemiş parayı çıkmış dışarı. Kurmuş da kurmuş intikam planlarını... Birkaç ay sonra. Doktor! Ben de iktidarsızlık başladı... Durumum kötü, hiçbir şey yapamıyorum. Doktor adamı gözüyle şöyle bir inceleyip, "Hemşire hanım sekiz numaralı kutuyu getirir misin" diye seslenince, adam, tüm hırsıyla, "S.kecem, seni de sekiz numaralı kutunu da..." diye bağırmış. Doktor gayet sakin, "Geçmiş olsun! Artık yapabiliyorsunuz!!!!!!!!!" Eve bir gün tesisatçı çağırmışlar. Adam çalışırken evin küçük oğlu gelip seyretmeye başlamış. Tesisatçı da çocuğun ilgisini görünce takım çantasından tornavidayı çıkartıp çocuğa: "Bu ne biliyor musun?" demiş. Çocuk da "biliyorum, babamda bundan iki tane var. Küçüğüyle prizleri kontrol eder, büyüğüyle masanın bacaklarındaki vidaları sıkar" demiş. Tesisatçı: "İyi, aferin oğlum" demiş. Sonra eline anahtarı almış "Peki bu ne biliyor musun?" demiş. Çocuk: "Biliyorum. Babamda bundan iki tane var. Küçük olanıyla muslukları değiştirir, büyük olanıyla boruları tamir eder." demiş. Tesisatçı "Çattık be..." demiş içinden. Bu kez de çekici alıp "ya bunu bilecek misin?" deyince çocuk "Biliyorum, babamda bundan iki tane var. Küçüğünü cam takarken kullanır, büyüğünü de duvar kırarken kullanır" demiş. Her sorduğuna cevap yetiştiren çocuğa tepesi atan tesisatçı bu sefer fermuarını açıp göstermiş: "Bunu da bilecek misin lan ukala?" deyince çocuk: "Biliyorum, bundan babamda iki tane var. Küçüğüyle çişini yapar, büyüğüyle de annemi" demiş. Amerika'da adamın biri normal işine giderken birden anormal bir trafiğin içine düşer, ama trafik bir milimetre bile kıpırdamamaktadır. Bir süre sonra yandaki cama birisinin tıkladığını görür ve camı açar ne var acaba. Teröristler Bush'u yakaladılar eğer 10 milyon dolar verilmezse, üstüne benzin döküp yakacaklarmış. işte onun için, herkesten biraz yardım alıyoruz. İnsanlar ne kadar veriyor ortalama olarak. Valla yaklaşık olarak 5'er litre Amerika'da zencinin biri pasaportunu kaybetmiş. tam da Türkiye'ye tatile gideceği gün. aksilik bu ya. Uçağı kaçıracak, kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mı ? hemen almış yerden, bir bakmış ki leanardo di caprio'nun pasaportu. "ne olursa olsun" demiş ve şansını denemeye karar vermiş. Çıkarmış leonardo'nun fotografını, kendi fotografını yapıştırmış. uçmuş Türkiye'ye. Atatürk hava limanında görevli gümrük memurunun karşısına geçmiş. kim olabilir memur. tabi ki temel. Almış pasaportu eline temel adamın ismine bakmış. Leonardo di caprio", fotografa bakmış, bir zenci. adama bakmış aynı zenci... bir kaç şaşkın bakıştan sonra temel öbür masaya seslenmiş, ula cemal, bu titanik batmış mıydı, yanmış mıydı? Dallas'daki NASA uzay üssünde, üs komutanı William White, George ve Bob adındaki astronotları yanına çağırıp, ertesi gün çıkacakları Mars yolculuğu hakkında son talimatları verir ve bu zor yolculuğun öncesinde uyumak üzere evlerine gitmelerini söyler. Her iki astronot da, talimata uyup evlerine giderler. George tam uyumak üzereyken telefon gelir. Arayan Bob'dur.- "Alo, George. Ben Bob. Uyudun mu?"- "Henüz değil."- "Ben çok heyecanlıyım. Uyku tutmadı. Sana da uyarsa, benimle birlikte içmeye ne dersin? Uzun sure içki içemeyeceğiz"- "Ok." Bir saat sonra George ve Bob buluşurlar, bir bara girip içki Söylerler. Barmen tam içkiyi verirken ikisine de dikkatlice bakar.- "Hey men. Sizi tanıdım. Yarin Mars'a gidecek astronotlarsınız. Size içki verdiğim ortaya çıkarsa bir daha Dallas'ta ekmek yiyemem ben. Kusura bakmayın."George ve Bob barmenle tartışmalarına rağmen o barda içki içemezler. Başka barlarda şanslarını denerler; ama TV programlarını sürekli izleyen barmenler onları her seferinde tanırlar ve içki vermeyi reddederler. Marketlerde kapalıdır.Tam eve dönmeye karar verdiklerinde Bob'un aklına bir fikir gelir.- "Yahu George, bizim uzay roketine koydukları yakıtın kokusunu hatırlıyor musun. Ayni viski gibiydi. İstiyorsan ondan içelim."Birlikte uzay üssüne girerler. Kontrol etmek bahanesiyle yakıt tankının yanına gelirler. Kimse şüphelenmez. George ve Bob yakıt tankından aldıkları yakıttan birer kadeh içerler; sonra da evlerine giderler. George tam uyumak üzereyken telefon çalar. Arayan yine Bob'dur.- "Alo George. Yine ben. Rahatsız ettim ama kusura bakma. Sana birşey sormak istiyorum. Karnın ağrıyor mu?"- "Evet Bob. Hem de çok." "Peki. O zaman sakin osurayım deme. Ben seni TOKYO' dan arıyorum." |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Uefa&Super Cup Winner
![]() Giriş Tarihi: 18-10-2005
Yer: ^CeHeNNeM^
Yaş: 24
Mesajlar: 3,859
Rep Puanı: 1103983
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
emeğine sağlık saolasın
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Uefa&Super Cup Winner
![]() Giriş Tarihi: 23-09-2005
Yer: Forumtr'nin Her Bölümü
Yaş: 22
Mesajlar: 6,039
Rep Puanı: 16332745
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
gerçekten baya bi büyük
![]() sağol dostum aramıza hoşgeldin... |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Just Be
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 18-05-2005
Yer: İzmir
Mesajlar: 9,321
Rep Puanı: 179794145
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Eline koluna sağlık..
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
ForumTR Onursal Gurusu
![]() Giriş Tarihi: 23-10-2005
Yer: C:\Program Files\Adobe\Adobe Photoshop CS2\Photoshop.exe
Mesajlar: 14,842
Rep Puanı: 194547823
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Eline sağlık..paylaşımın için..
|
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
|
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Vize İşlemi | Haberler | Okul Arkadaşım Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir. |