|
|||||||
Komik... Kategorisinde ve Komik şeyler Forumunda Bulunan Bugüne kadar gönderdiğim konulardan secmeler, mutlaka birine gülersiniz. Konusunu Görüntülemektesiniz => DIS POLITIKA Abdullah Gül, Disisleri Bakanligi koltuguna oturunca, bürokratlari çagirmis ve "Bana, ülkelerin dis politika anlayislari hakkinda bir rapor hazirlayin" ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 |
|
Republic Of Fenerbahçe
![]() Giriş Tarihi: 01-11-2005
Yer: den göğe kadar haklısın.
Yaş: 28
Mesajlar: 619
Rep Puanı: 40940
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
DIS POLITIKA
Abdullah Gül, Disisleri Bakanligi koltuguna oturunca, bürokratlari çagirmis ve "Bana, ülkelerin dis politika anlayislari hakkinda bir rapor hazirlayin" demis. Iki gün sonra bir dosya getirmisler önüne. Bakmis, içinde tek bir yaprak ve üzerinde 10-15 satir yazi. Sasirmis önce ve Bu ne?" der gibi dudaklarini büzmüs, sonra okumus "Suudi Arabistan'in Riyad sehrinde, farkli ülkelerden gelen bir turist grubu, bir dinlenme yerine giderek buz gibi kola ismarlamislar. Kolalar gelince bardaklarinda birer karasinek oldugunu farketmisler. INGILIZ, baska bir bardakta yeni bir kola istemis. ISVEÇLI, ayni bardakta yeni bir kola istemis. FINLANDIYALI, sinegi bardaktan çikardiktan sonra kolayi içmis. RUS, kolayi sinekle birlikte içmis. ÇINLI, sinegi yemis, kolayi içmemis. YAHUDI, sinegi yakalayip Çinli'ye satmis. JAPON, degerlendirilmek üzere, sinegi Tokyo'ya göndermis. YUNANLI, kolanin yarisini içtikten sonra itiraz ederek yeni bir kola istemis, NORVEÇLI, kolayi içtikten sonra bardaktaki sinegi balik yemi olarak kullanmis. IRLANDALI, sinegi ezip kolayla karistirmis ve Ingiliz'e içirmis. AMERIKALI, 5 milyon dolarlik tazminat davasi açmis. Arabistan hükümeti, özür dileyerek,10 milyon dolar tazminat ödemis." Bakan, biyik altindan gülerek, rapordan hoslandigini belirtmis. Iyi, güzel de, bu turist grubunun içinde bizden biri yokmuymus?" diye sormadan edememis. "Varmis efendim" diye cevaplandirmislar. Bakan devam etmis, "Peki, o zaman, O ne yapmis?". Bürokratlar biribirinin yüzlerine bakmislar. Içlerinde en tecrübeli olani, bir adim öne çikip, cevap vermis; "TÜRK, olayi siddetle kinamis." Hakkaten bi düşünün bizimkiler sürekli kınıyorlar GÜNCEL ATASÖZLERİ Benim çok hoşuma gitti umarım sizinde gider "Ağ alma komşu al. Orjinal program kullananı dokuz ağdan kovarlar. Görünen ağ protokol istemez, sakla setup’ı gelir zamanı. Avi. gelen yerden mp3 esirgenmez. Bugünün işini görev zamanlayıcısına bırakma. Dos kocamış; windowsun maskarası olmuş. Beleş anti-virüs programı; virüsü türkü çağıra çağıra ararmış. ’Kazaa’ yüklüyorum demez. Hard diski virüs bassa norton’a vız gelir. Sora sora ***** bulunur. Kaspersky’nin olmadığı yerde norton’a abdurrahman çelebi derler. Bin gigabyte’ın olsa da, bir gigabyte’ı olana danış. Zip’le yatan rar’la kalkar. İşletim sistemi windows olanın, başı beladan kurtulmaz. Eceli gelen windows mavi ekrana düşer. Yazılımsız donanım, donanımsız yazılım olmaz. Ram’sız windows oynamaz. Sakınan diskte bad sektör çıkar. Pc’ye mac vermişler, hani benim akvaryumum demiş. Dos işler windows övünür. Ak anti-virüs kara gün içindir. Hatasız program olmaz. Bana işlemcini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. Bir virüse sistem yakma. Paran çoksa yeni bilgisayardan bıkma, işin yoksa chatten çıkma. Windows’uma söven, linux kullansa bari. Formatlanmış diskin davası olmaz. Eski dos’tan windows olmaz. Reset’te keramet vardır. Windows’unu açık unutanın ziyaretçisi pek olur. Windows’a service pack de yüklesen, windows yine windows’tur. Windows’u seven maviye katlanır. Çökecek windows bilgisayarda durmaz. Yazıcının şahidi tarayıcı. Dağ dağa kavuşmaz, bilgisayar bilgisayara kavuşur." YASANMIS GERCEK BİR OLAY Bu olay tamamen gerçektir. Her kelimesi doğrudur. Konuda bahsi gecen insanlardan birisi su anda uluslararası büyük bir şirkette supervisor ve geleceğin bölge müdürü adayı, bir diğeri ise su anda doktor Sene 1999 Fen Lisesinde etütte harıl harıl üniversite sınavına calışıyoruz. Bu iki arkadaş kanka; bilirsiniz yatılı okulda arkadaşlıklar başka olur. Sınıfta arka arkaya 6-7 sıra vardı. Bu arkadaşlar 4. sırada beraber hem walkman dinliyor hemde ders calısıyorlar. Bende yan tarafta 4. sırada oturuyorum. Bir ara baktım bunlar kulaklığın üstünde yazan L(Left-Sol) R(Right -Sağ) yazısına baktılar. Ve doktor olan diğerine dedi ki konuşma aynen şöyle Lan salak kulaklıkları yanlış kulağımıza takmışız ses ondan kötü geliyor. Hadi yer değişelim diyor. Ve ikisi birden kalkıp 4 sıra dolaşıp diğer tarafa geçiyor. Tanalığın bu kadarı 1- Madem kulaklığı değiştirecen niye yer değişiyon sadece sağ-sol değiştir kalkmana ne gerek var. 2- Be hey akıllı hadi biriniz dolandı niye ikinciniz de sırayı dolanıyor. 3- Sırayı dolanınca kulaklıklar yine aynı yerde Tabi arkadaşlar kulaklığı değiştirdiler sonradan ama olayı tabi bütün okul duydu. Bütün bir etüt kimse ders calısamadı gülmekten herkesin ben dahil karnına agrılar girdi. __________________ England Ingiltere tarihinin en kanli ve dramatik zamanlarindan biri kral VIII. Henri zamanidir...Veba,katliam, savaslar, uzak diyarlarda somurgelere gidenler, orada kaybedilenler ve buna benzer sebeplerle ulkenin nufusu neredeyse yari yariya dusmus, Kral ulkesinin geleceginden ciddi bir bicimde endiselenmeye baslamistir. Ama yaptirdigi arastirmalar sonucunda ulke hapisanelerinde cok sayida serseri,hirsiz katil vs.ve cok sayida fahise oldugunu tesbit etmis ve nufus artisini saglayabilmek amaciyla kral kontrolunde hapisanelerde ciftlesmeler organize etmistir.Dunyaya getirilen cocuklari da Ingiliz Kraliyeti, yetistirme ve topluma katma isini ustlenmistir.Bu nufus arttirma islemine "Fornication Under Control of the King" yani "Kral kontrolunde zina" denmis ve FUCK olarak kisaltilmistir. Bu Fuck islemleriyle Ingiltere nufusu 10 yil icerisinde 2 ye katlanmistir."Fuck" kelimesi de ingilizceye buradan girmistir. Bu olayin Tarih kitaplariyla sabiti dogrudur…. “Buradan benim anladigim da Ingiliz halkinin yarisi o... cocugudur.” Dip not : Kaynak kesin degıl ama ilginc… Artık yorumlarınızı yaparsınız TIKANDI BABA Sultan Mahmut kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor. Tıkandı baba, çay getir Tıkandı baba, oralet getir. Vb Bu durum Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş. Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı baba meselesi? Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı baba Anlat baba anlat merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi. Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya; Bir gece rüyamda birçok insan gördüm ve her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. "Benimki de onlarınki kadar aksın" diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı. Bu sefer içimden " Onlarınki kadar akmasada olur, yeter ki eskisi kadar aksın" dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. Ben yine açmak için uğraşırken Cebrail göründü ve Tıkandı baba, tıkandı. Uğraşma artık, dedi. O gün bu gün adım "Tıkandı baba" ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı. Şimdide burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz. Tıkandı baba'nın anlattıkları Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş. Çayını içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına ; Hergün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. Her dilimin altında bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz. Sultan Mahmut'un adamları peki demişler ve ertesi akşam bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı baba'ya baklavaları vermişler. Tıkandı baba baklavayı almış , bakmış baklava nefis. " Uzun zamandır tatlı da yiyememiştik. Şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim" diye içinden geçirmiş. Baklava tepsisini almış evin yolunu tutmuş. Yolda giderken "Ben en iyisi bu baklavayı satayım evin ihtiyaçlarını gidereyim" demiş ve işlek bir yol kenarına geçip başlamış bağırmaya Taze baklava, güzel baklava ! Bu esnada oradan geçen bir Yahudi baklavaları beğenmiş. Üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar ve Tıkandı baba baklavayı satıp elde ettiği para ile evin ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış. Yahudi baklavayı alıp evine gitmiş. Bir dilim baklava almış yerken ağzına bir şey gelmiş. Bir bakmış ki altın. Şaşırmış, diğer dilim diğer dilim derken bir bakmış her dilimin altında altın. Ertesi akşam Yahudi acaba yine gelirmi diye aynı yere geçip başlamış beklemeye. Sultanın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı baba yine baklavayı satıp evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak için aynı yere gitmiş. Yahudi hiçbir şey olmamış gibi Baba baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım, demiş. Tıkandı baba da Peki, demiş ve anlaşmışlar. Tıkandı babaya her akşam baklavalar gelmiş ve Yahudi de her akşam Tıkandı baba'dan baklavaları satın almış. Aradan bir ay geçince Sultan Mahmut ; Bizim Tıkandı baba'ya bir bakalım, deyip Tıkandı baba'nın yanına gitmiş. Bu sefer padişah kıyafetleri ile içeri girmiş. Girmiş girmesine ama birde ne görsün bizim tıkandı baba eskisi gibi darmadağın. Sultan; Tıkandı baba sana baklavalar gelmedi? mi, demiş Geldi sultanım Peki ne yaptın sen o kadar baklavayı? Efendim satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağolasınız, duacınızım. Sultan şöyle bir tebessüm etmiş. Anlaşıldı Tıkandı baba anlaşıldı, hadi benle gel, deyip almış ve Devletin hazine odasına götürmüş. Baba şuradan küreği al ve hazinenin içine daldır küreğine ne kadar gelirse hepsi senindir, demiş. Tıkandı baba o heyecanla küreği tersten hazinenin içine bir daldırıp çıkarmış ama bir tane altın küreğin ucunda düştü düşecek. Sultan demiş; Baba senin buradan da nasibin yok. Sen bizim şu askerlerle beraber git onlar sana ne yapacağını anlatırlar demiş ve askerlerden birini çağırmış Alın bu adamı Üsküdar'ın en güzel yerine götürün ve bir tane taş beğensin. O taşı ne kadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin demiş. Padişahın adamları "peki" deyip adamı alıp Üsküdar'a götürmüşler. Baba hele şuradan bir taş beğen bakalım, demişler. Baba, Niçin, demiş. Askerler Hele sen bir beğen bakalım demişler. Baba şu yamuk, bu küçük, derken kocaman bir kayayı beğenip almış eline Ne olacak şimdi, demiş Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını padişahımız sana bağışladı.demiş. adam taşı kaldırmış tam atacakken taş elinden kayıp başına düşmüş. Adamcağız oracıkta ölmüş. Askerler bu durumu Padişaha haber vermişler. İşte o zaman Sultan Mahmut o meşhur sözünü söylemiş; Nebraska'da yasli bir adam yasardi. Patates ekini icin bahceyi bellemesi gerekiyordu, lakin bu cok zor bir isti. Tek oglu olan David ona yardim edebilirdi fakat o da hapisteydi. Yasli adam ogluna bir mektup yazdi ve muskulatini izah etti. Sevgili David, Patates bahcemi belleyemeyecegimden kendimi cok kotu hissediyorum. Bahceyi kazmak icin oldukca yaslanmis sayilirim. Burada olsan butun derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahceyi benim icin hallederdin. Sevgiler Baban Bir kac gun sonra oglundan bir mektup aldi Babacigim, Babacigim Allah askina bahceyi kazma, ben oraya cesetleri gommustum. Sevgiler David Ertesi gun sabaha karsi 4'de FBI ve yerel polis cikageldi ve tum sahayi kazdi lakin hic bir cesede rastlamadilar. Yasli adamdan ozur dileyerek gittiler. Ayni gun yasli adam oglundan bir mektup daha aldi. Babacigim, Simdi patatesleri ekebilirsin. Bu sartlarda yapabilecegimin en iyisini yaptim. Sevgiler David. Soru: Küreselleşme nedir? Cevap: Prenses Diana'nin ölümü. Soru: Nasil olur? Cevap: Bir İngiliz prensesi Mısırlı erkek arkadasıyla bir Fransız tünelinde Hollanda motoruna sahip, İskoc viskisiyle sarhoş olmuş bir Belçikali'nin kulandığı bir Alman arabası ile kaza yaptı. Japon motosikletli İtalyan paparazziler tarafindan takip ediliyorlardi,Amerikalı bir doktor tarafindan Brezilya yapımı ilaçlar ile tedavi edilmeye çalışıldılar! Bu mesaj sana bir Turk tarafindan Bill Gates teknolojisi kullanılarak gönderildi ve sen de muhtemelen bunu bir Singapur tesisinde Bangladeşli işçilerin yaptığı, Tayvan malı çiplerin ve Kore malı monitörlerin kullanıldığı bir IBM'den okuyorsun. Büyük olasılıkla da bu bilgisayar Hintlilerin kullandığı kamyonlarla taşındı, Endonezyalılar tarafından kaçırıldı, Sicilyalı liman personeli tarafindan boşaltıldı, Meksikalı kaçakçılar tarafindan taşındı ve son olarak da Yahudiler tarafindan sana satıldı. İşte küreselleşme budur. UÇMAYI BİLMİYORSAN...... Bir gun kargayla tilki ucağa binmişler. First class bilet almışlar. Neyse ucak havalanmış, yarım saat geçmiş karga hostes cağırma butonuna basmış. Hostes: Buyrun karga bey ne istersiniz Karga : Hiiiiccc Hostes: O zaman niye bastınız cagırma butonuna Karga : İbnelik olsun diye Hostes kızmış geri dönmüş gitmiş Karga tekrar hostes cağırma butonuna basmış. Hostes: Buyrun karga bey ne istersiniz! Karga : Hiiiiccc (pis bir gülmeyle) Hostes: O zaman niye bastınız cagırma butonuna Karga : İbnelik olsun diye Hostes iyice kızmış geri dönmüş gitmiş Tilki olayı görmüş lan demiş benim kargadan ne eksiğim var bi de ben yapayım demiş. Tilki hostes cağırma butonuna basmış. Hostes: Buyrun tilki bey ne istersiniz Tilki : Hiiiiccc Hostes: O zaman niye bastınız cagırma butonuna Tilki : İbnelik olsun diye Hostes iyiden iyiye kızmış kaptan pilotun yanına gitmiş Durumu anlatmış Kaptan pilot: Atın ibneleri aşşağı demiş. Kargayla tilkiyi karga tulumba kapıya getirmişler. Tilki bi kargaya bakmış bi kendine Tilki : Ama ama ben uçmayı bilmem ki Karga: (Yine aynı pis Gülümsemeyle) MADEM UÇMAYI BİLMİYOSUN NEDEN İBNELİK YAPIYOSUN Bir kadın "kadınların erkeklerden üstün olan özelliklerini" yazmış bir "erkek" de ona yanıt vermiş çok hoş olmuş ama kadın: kişiliğimiz kullandığımız arabanın beygir gücü ile doğru orantılı olarak değişmiyor erkek: sizin kişiliğiniz beraber olduğunuz erkeğin cüzdan gücü ile değişiyor kadın: kırzmızı ışıkta yanımızdaki arabanın bizden önce çıkması yada bir aracın bizi sollaması hiçbirşey ifade etmez erkek: bizim için de çevremizde diğer hemcinsimizin sahip olduğu mücevherat veya üzerindeki pahalı giysi hiçbirşey ifade etmez kadın: kas olacak diye bir zorunluluğumuz yok erkek: selülitler olmayacak gibi bir zorunluluğunuz var ama.... kadın: aşık oluyoruz.... korkmadan. erkek: biz de oluyoruz.... azıcık ödümüz patlıyor ama sebep olanlar utansin kadın: evde, banyoda, kıl-tüy dökmeyiz. erkek: küvetteki, lavabodaki, yatakdaki ve yemekteki saçların çoğu size ait. kadın: her sabah tıraş olmak zorunda değiliz. erkek: valla ben tıraş olmayı ağda yaptırmaya tercih ederim şahsen. kadın: biribirimizin ağzını yüzünü kırdığımız sporlar yapmıyoruz. erkek: vahşi bakışlarla birbirinizin gözünü oyduğunuz kıskançlık , haset, çekememe sporlarıyla yeterin ce uğraşıyorsunuz. kadın: hiç iki kadının silahla oynarken birbirini vurduğunu duydunuzmu?. erkek: hiç iki erkeğin "aman tanrım benim elbisemin aynısını giymiş" diye mahvolduğunu duydunuz mu? kadın: horlamıyoruz erkek: halt etmişsiniz, hatta hıçkırmıyor, geğirmiyor ve hapşurmuyorsunuz da. yoksa siz insan değilmisiniz?? size afrodit diyebilirmiyim ) kadın: az bildiğimiz bir şey üzerinde çok fazla konuşabiliriz. erkek: yani çok konuşup hiç bir şey söylemezsiniz kadın: birbirimize eşek şakaları yapma adetimiz yoktur. erkek: çevrenizde ki diğer hatunlar hakkında senaryodedi kodular üretme alışkanlığınız var ama kadın:tükürmeyİz erkek: kiritmayiz!! kadın: sanat eserlerinin % 90'ı kadınlardan esinlenilmişdir. erkek: sanat eserlerinin % 90'ı erkekler tarafından yapılmışdır. kadın: uzağa işeme, uzağa tükürme, yüksek sesle geğirme gibi aptalca karizma krikolarımız yok erkek: ortamın en güzeli olma, en zayıf olma, en pahalı giyineni olma, en zengin kocayı bulma gibi krikolarınız var ama kadın: askere gitmiyoruz erkek: hamile kalmıyoruz kadın: kol saatimiz de aynı zaman da hesap makinası, takometre,barometre,termometre ve radyo olması gerekmiyor. erkek: çantamızda ruj, allık, pudra, yedek çorap,ıslak mendil, vs taşımamız gerekmiyor. kadın:doğum günü evlilik yıldönümü gibi özel günleri parmağımıza kırmızı iplik bağlamadan da hatırlayabiliyoruz erkek: ütüyü fişde, yemeği ocakta,arabanın anahtarını kontakda unutmuyoruz. bunlar daha faydalı..... kadın: ortalıkta alakasız hertürlü nesne ve sözcükten cinsel çağrışımlar çıkarıp günün yarısını seks düşünerek geçirmeyiz... erkek: valla geyik olsun diye yapıyoruz. hem siz günün yarısını güzelleşmeğe çalışarak geçiriyorsunuz. hangİ amaçla : )) kadın: kel olmuyoruz (puhahaha) erkek: ama göğüslerİnİz sarkiyor!!! ( )) mohahaha ) ERKEK *20 yasında erkek FIAT gibidir. küçük ama hızlı. *20-30 yas arasında PORSCHE gibidir. Hızlı ve konforlu. *30-40 arası erkek VOLVO gibidir. Biraz sıkıcı ama teknik olarak mükemmel. *40-50 yas arası erkek OPEL gibidir. Yapabileceginden fazlasını vaat eder. *50-60 arasunda ise eski bir FORD gibidir. Harekete geçirmek için karbüratöre biraz alkol koymak gerekir. KADIN *15-25 Arasında kadın AFRIKA gibidir. Yarı kesfedilmis, yarıbakir. *25-35 yasları arasında AMERIKA gibidir.tamamı kesfedilmis ve bilimsel olarak mükemmel. *35-45 yasları arasında HINDISTAN ve JAPONYA gibidir.Çok atesli,bilge ve güzel. *45-55 arasında kadın FRANSA gibidir. savastan hasarlı çıkmıs ama hala çekicidir. *55-60 arasında kadın ALMANYA gibidir.savası kaybetmistir ama umutları vardır. *60-70 arasında kadın RUSYA gibidir. genis sakin ama kimsenin gitmedigi. *70 inden sonra kadın TÜRKIYE gibidir. Sanlı bir geçmis ama gelecek yok. SAZAN OLMAMAK LAZIM Bir kadinla bir adam ayri ayri arabalarinda giderlerken carpisirlar. Ikisinin de arabasi mahvolur ama sans eseri ikisi de hic yara almadan kurtulur. Arabalarindan surunerek cikarlar ve kadin adama bakip: " Cok ilginc! Sen erkeksin ben de kadin. Arabalarimiz mahvoldu ama ikimizede hicbir sey olmadi. Bu belki de tanisip,dost olup,hayatimizin sonuna kadar huzur icinde birlikte yasamamiz icin bir isarettir" der. Muthis heyecanlanan adam: "Evet, galiba haklisin" diye cevap verir. KADIN Saskinlikla "Bak, arabam hurdaya dondu ama bir sise sarap sapasaglam. Bu kesin bir isaret. Bu sarabi icip sansimizi kutlamaliyiz" DERKEN, sarap sisesini adama uzatir. Adam siseyi alir, acar ve yarisini icip kadina verir.Kadin hemen sisenin mantarini kapatip adama geri uzatir.Bunun ustune adam sorar: "Sen icmeyecek misin?" Kadin cevap verir: "Hayir, ben polisi bekleyecegim CİN Bir satış temsilcisi, bir personel sekreteri ve bir yönetici yemekten sonra dısarıda bir yürüyüş yaparken eski bir lamba bulurlar. Lambayı oğusturunca içinden dumanlar arasında bir cin cıkar. Cin onlara "Ben hep üç istek yerine getiririm, siz üç kişi olduğunuza göre birer istek hakkınız var. " der. Personel Sekreteri "Önce ben, önce ben" diye öne atılır. "Bahama adalarında olmak istiyorum, bir sürat teknesi içinde hayata boş vermis bir şekilde yaşamak istiyorum" Puffff der ve sekreter yok olur. "Sıra bende" diye atılır satış temsilcisi. "Ben Hawaii'de kumsalda olmak istiyorum, yanımda sevgilim ve sonsuz pina coladas olsun." Puffff der ve satış temsilcisi yok olur. Cin yöneticiye döner "Şimdi sıra sende" der. Yönetici şöyle bir durur ve ; "Bu iki salağı öğleden sonra masaları basında görmek istiyorum" Kıssadan hisse : Önceliği daima yöneticiye verin. Mesajı son düzenleyen karapalta ( 02-02-06 - 01:49 ) |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Uefa&Super Cup Winner
![]() Giriş Tarihi: 18-10-2005
Yer: ^CeHeNNeM^
Yaş: 24
Mesajlar: 3,859
Rep Puanı: 1103983
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
emeğine sağlık kardeş güsel olmuş
|
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
|
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Vize İşlemi | Haberler | Okul Arkadaşım Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir. |