|
|||||||
Komik... Kategorisinde ve Komik şeyler Forumunda Bulunan >>>>>>>İnanilmaz == Dev Fikra ArŞİvİ === SÜpper Komİk BÖlÜm 1 <<<<<<<<<<< Konusunu Görüntülemektesiniz => ARKADAŞLAR DEV ARAŞTIRMA OLAY OLAY OLAY %%% 1000 GÜLME GARANTİSİ DEV ARŞİVİ BÖLÜMLER HALİNDE YAYINLIYCAM...İLGİ GÖSTERİRSENİZ DEVAMI GELECEK .. REP ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 |
|
Sadık Üye
![]() Giriş Tarihi: 30-05-2005
Yer: SanalAleminGerçekForumu
Mesajlar: 2,496
Rep Puanı: 17600083
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
ARKADAŞLAR DEV ARAŞTIRMA OLAY OLAY OLAY %%% 1000 GÜLME
GARANTİSİ DEV ARŞİVİ BÖLÜMLER HALİNDE YAYINLIYCAM...İLGİ GÖSTERİRSENİZ DEVAMI GELECEK .. REP İ DE SÖYLEMEME GEREK YOK HERALDE EMEĞİ KARŞILIKSIZ BIRAKMAZSINIZ BİLİRİM SİZİ .... REP İN REP OUT :::::::::::::::::::::::::TEKNOKAN FARKIYLA :::::::::::::::::::::::::::::::: TED AMCAAmerikada bir ilkokulda ögretmen çocuklara evde ders alınabilecek bir hikaye yaratmalarini, ertesi gün sinifta okuyacaklarini söylemis. Ertesi gün çocuklar hikayelerini anlatmaya baslamis. ilk sirada küçük Suzi varmis. Baslamis anlatmaya: - Bizim çiftligimiz var. Bir gün babamla yumurtalari topladik, bir sepete koyduk. Arabayla giderken bir tümsekten geçtik, sepet devrildi ve yumurtalarin hepsi kirildi. - Güzeel. Peki bu hikayeden alinacak ders nedir? - Bütün yumurtalari ayni sepete koyma. - Aferim çok güzel. Lily sira sende. Küçük Lily tahtaya kalkmis ve anlatmaya baslamis: - Bizim de bir çiftligimiz var. Babam yumurtalardan civciv çikmasi için onlari kuluçka makinesine koyar geçen hafta 12 yumurta koydu. 12 civcivi olacagini saniyordu, ama sadece 8'inden civciv çikti. - Eveeet. Peki burdan alinacak ders nedir? - Yumurtadan çikmamis tavuklari sayma - Aferim bu da çok güzel. Billy, sira sende Küçük Billy tahtaya kalkmis ve anlatmaya baslamis: - Amcam Ted Vietnam Savasina katilmisti. Bir gün helikopterle bir göreve giderken helikopter vurulmus. Ted Amcam helikopter düsmeden elinde bir makinali tüfek, bir kasatura ve bir sise bira ile atlamayi basarmis. Parasütüyle yere inerken yolda birayi içip bitirmis. Inince mermisi bitene kadar makinali tüfegiyle 70 kisiyi haklamis. Sonra kasatura kirilana dek onunla 20 kisiyi halletmis. Sonra da son 10 kisiyi de silahsiz bitirmis. - Böyle korkunç bir hikayeden alinacak ne ders olabilir? - Içerken Ted Amcama bulasmayin... CANIM SEVGİLİM Sauna'ya giden bir grup genc erkek, soguk havuzda dinlenirlerken bir cep telefonu calar. Bir adam telefonu acar. Ortam cok gurultuludur; telefonun obur ucundaki kadin sesini zorlukla duyar. - Sevgilim. Meltem'le disardayim. Biraz once cok guzel bir kurk gordum. 400 milyon liracik. Senin kredi kartindan alabilir miyim? N'oooolur, alabilir miyiiiiimmmm? - Tabi canim. Al. - Ah sevgilimmmm! Cok sekersin. Biseycik daha var ama kizmayacaksin, degil mi? - Hayir, kizmam... - Buraya gelmeden once Akmerkez'deydik. De Beers'de bir tane tek tas pirlanta yuzuk gordum. Cok guzeldi sevgilim. Butun arkadaslarimda var. Senin kredili kart hesabindan alabilir miyim? 650 milyon liracik. Gelecek ay ikramiye alacaksin. O zaman odersin. N'ooooluuurrrr. Alabilirmiyim?" - Peki, al canim. - Sevgilim benim. Bi tanem. Cok sekersin. Bu aksam sana harika bir gece yasatacagim. Caniiiim, bi sey daha var. Ama kizarsin diye korkuyorum... - Kizmam, soyle bakiyim. - Son kazadan sonra arabamdan iyice sogudum. Galeride bi tane Peugeot 206 gordum sevgilim. Cok guzeldiiii... 9 milyara birakacak. Senin adina bankadan bi kredi actirsak diyorum sevgilim. Nuran'in kardesi bankada sube muduru... Kefil-belge-imza falan istemiyor, sen tamam dersen hemen yapicak islemleri. N'ooolurrrr sevgilim, seni cok seviyorum.... - Peki, peki. Tamam. Olur. Al bakalim. - Tatli sevgilim benim. Canim sevgilim. Seni coook seviyorum. Hadi by, aksama gorusuruz. Genc adam telefonu kapatir ve arkadaslarina sorar: - Bu telefon kimindi yahu?... TETANOS Seksenlik koca, evden çikmak üzere paltosunu giyerken onu gören yasli karisi seslenir: - Bu saatte nereye gidiyorsun? - Doktora gidiyorum - Ne oldu? yine neren agriyor? Yasli adam siritir: - Yok hanim yok, doktora söylicem bana bi VIAGRA yazsin Bunu duyan kadin ayaga kalkar ve o da sokaga çikmak için hazirlanmaya baslar. Ihtiyar sasirir: - Eee hanim, sen nereye? - Doktora gidiyorum der ve adamin saskin bakislari altinda devam eder: - Eger o eski, pasli seyi benim üzerimde kullanacaksan ben de tetanos ignesi yaptirayim bari..! MUTLULUK Büyük bir kedi, kuyruguyla oynayan küçük bir kediye sormus: "Neden kuyrugunu kovaliyorsun?" Yavru kedi yanit vermis: "Bir kedi için en güzel seyin mutluluk, mutlulugun da kuyrugum oldugunu ögrendim. Bu nedenle onu kovaliyorum, yakaladigimda mutluluga kavusacagim." Bunun üzerine yasli kedi söyle demis: "Gencken ben de mutlulugun kuyrugum olduguna karar vermistim. Ama sunu farkettim; ne zaman onu kovalasam benden uzaklasiyor, ne zaman kendi isime baksam hep pesimden geliyor." PERFORMANS Adamin biri, seks hayatindaki sorununa çare bulmak için doktora gider ve sikayetlerini anlatir: - Doktor bey, bana bir seyler oluyor. Sevisirken bir sicak basiyor, terliyorum, bir soguk basiyor, üsüyorum. Yapilan tahlillerde hiçbir sey çikmamasi üzerine, doktor kütüphanesindeki tüm tip kitaplarina bakar ve benzer bir olguya rastlayamaz. Adama hitaben: - Beyefendi, bir de esinizi çagirip onunla konusalim... Ertesi gün, adamin esi gelince doktor durumu kadina anlatir: - Sevisirken esiniz bir terliyormus, bir üsüyormus. Kadin: - Aman körolasica herif, bir Agustosta sevisir, bir de Ocakta!!! BEKARET KEMERİ Sovalyelerin gozupek oldugu eski zamanlarda bu sovalyelerden biri Hacli Seferlerine cikmaya karar verir. Yola cikmadan once kahyayi yanina cagirir: - Hacli Seferlerine katilacagim. Karimin bekaret kemerini sana veriyorum. Sana guveniyorum. 10 yil icinde donmezsem anahtari kullanabilirsin. Sovalye bastan asagi donanir, tozlu yollara revan olmadan once donup son bir kez satosuna bakar. Birden kahyanin, bagirarak nefes nefese satodan disari kostugunu gorur: - Durun! Durun! Majesteleri. Oh, iyi ki size yetisebildim. Yanlis anahtar vermissiniz. İNTİKAM Bir Yüzbaşı ile emir eri bir trende yolculuk ediyorlar. Aynı kompartmanda çok alımlı bir kız ile annesi de var. Başka kimse yok. Bu iki grup birbirlerini tanımasa da yolculuk sırasında tanışırız diye çok yakın oturmuşlar. Derken tren bir tünele giriyor, ortalık kararıyor. Bir öpücük sesi ve ardından -şırraaak- diye çok şiddetli bir toktat sesi duyuluyor. Tren tünelden çıkıyor. Ortalık aydınlanınca herkes şaşkın şaşkın ne oldu diye birbirine bakıyor. Genç kız düşünüyor; (Salaklar benim yerime annemi öperlerse, işte böyle annemden şamarı yerler..) Kızın annesi düşünüyor; (Aferin benim kızıma, askerlerden biri kızımı öptü ama, tokatıda hemen yedi..) Yuzbaşı düşünüyor; (Ulan bizdeki şansa bak, bizim asker kızı öptü, tokadı ben yedim..) Ve Asker kıs kıs gülüyor; (Komutanım'dan intikamımı nasılda aldım Havaya bir öpücük yüzbaşıya bir tokat!!) YARDIM Temel bir gün dağda giderken ayağı kayar ve uçuruma düşer. Başlar bağırmaya: -"Kimse yok miduur? Kimse yokmiduur?" Böyle bağırırken gece olur. Tanrı bakar kulu çok acı bağırıyor, kendi kendine: -"Şu kulum düzelirim desin kurtaracağımm yahu." Neyse gökten bir ses, Temel'e: -"Ben tanrıyım, sen kulum! Ömrün boyunca içki içtin, kumar oynadın, zamparalık yaptın, bunları bırakacağına bana yemin et seni kurtaracağım" der Temel düşünür ve başlar: -"Başka biri yok miduur? Başka biri yokmiduur?" GEÇEN SENE Genç is adami uçaga binmek üzere havaalanina gelir ve bilet kontrolü yapilan masaya giderek, elindeki valizleri teslim eder. Görevli; "Biletinizi alabilir miyim?" Adam biletini verir ve ekler; "Biletimden göreceginiz gibi New York'a gidiyorum. Ancak, verdigim yesil valizin Londra'ya, mavi olanin da Paris'e gitmesini istiyorum". Görevli kiz saskinlikla; "Özür dilerim, ancak bunu yapmam mümkün degil". Bunun üzerine genç adam; "Bunu duyduguma çok sevindim. Geçen sene yapmistiniz da! REFERANS BOL Arkadaslari isadamini evlendirmek istiyorlar. Sonunda uygun bir hanim bulunuyor ve isadamina haber veriliyor. "Ben isadamiyim", diyor adam, "Numune görmeden böyle bir ise karar veremem." Genc kadina durumu iletiyorlar: "Ben de is kadiniyim", diyor hos hanim, "Numune veremem ama istedigi kadar referans gösterebilirim " TEMEL ILE YUNAN ASKERI Temel askerligini yunan sinirinda yapiyormus. Temel'in cani cok sikiliyormus. Yunan'a bir islik calmis elleriyle "Havaci misin?" isareti yapmis, Yunan aldirmamis. Bir islik calmis elleriyle "Karaci misin?" isareti yapmis, Yunan aldirmamis. Bir islik daha calmis "Denizci misin?" anlaminda yuzme isareti yapmis, yunan aldirmamis. Bir islik daha calmis. El haraketi yaparak "Topcu musun?" demis, yunan aldirmamis. Bir islik daha calmis "Gozcu musun?" anlaminda durbun isareti yapmis, yunan aldirmamis. Nöbetler degismis sira yine Temel'le Yunan'a gelmis. Yunan'a hadi sinira git demisler yunan da: - "Ben oraya gitmem. Orada bir deli turk askeri var, bana hava kararinca yuzerek gelip sana bir koyacam gozlerin firlayacak diyor.." -------------------------------------------------------------------------------- LAZ PILOTLAR Temel'le Cemal bir gün kahvede otururken gazetede bir ilan görürler "Pilot kurslari baslamistir*" Tabi ki bizimkilerde merakli, pilotluga köyde bagi bahçeyi satip İstanbula giderler. Kursa baslarlar basariyla bitirirler diplomalarini alirlar. Aradan iki ay geçer bir uçak sirketi arar.. - "Gelin bakalim size uçak verecegiz pilotlugunuz nasil?" - "ilk seferiniz Ispanya'ya.." Bizimkiler süper bir kalkis güzel bir havalanis İspanyaya varirlar. Tam inecekler Cemal : - "Kule, acil inis pisti bosaltin, itfaye, ambulans, doktor çagirin, zor durumdayiz.!.." Temel - "Sayin yolcularimiz herkez emniyet kemerlerini baglasin bildigi bütün dualari okusun tehlikedeyiz." Derken uçagi zor bela, kanter içinde piste indirirler. Temel: - "Vay agzuna siçtugumun ispanyollari, ula bunlarin kafalari hiç çalismayi, 15 metrelik pist mi olur. az daha olecektuk da". Cemal: - "Ula Temel, dogru deysin. Hakketten kafalari çalismayi. 15 metrelik pist yapayler da 10 kilometre genisluk olur mi?" -------------------------------------------------------------------------------- TERCÜMAN Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikci buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikci yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu... Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. tercüman işaretle sordu: - Para nerde? Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi: - Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neyden bahsettiğinizi anlamıyorum. Tercüman tercüme etti: - Neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş. Baba 38'ligi koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı: - Simdi sor bakalım, para nerede. Tercüman işaretle sordu: - Para nerede? Sağır-dilsiz kan ter içinde işaretle yanıt verdi: - Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda yüz bin dolar var. - Ne dedi? dedi Baba. Tercüman yanıtladı: - Dedi ki, hala neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz sıkarmış. -------------------------------------------------------------------------------- DEVE Çölün ortasinda bir kaleye yeni bir komutan tayin edilmis ve adam geldigi gün kidemli bir çavusu yanina alarak teftise çikmis,komutan foseptik çukurunu görmüs ve: - Bu çukurun burada ne isi var hemen kalenin disina alin insan sagligina zararli. Çavus: - Emredersiniz efendim. demis ve notunu almis. Komutan atlarin içinde bir tane deve görmüs ve sormus: - Bu devenin burada ne isi var. Çavus cevap vermis: - Efendim o deveyi bizim askerler cinsel ihtiyaçlarini karsilamak için kullaniyorlar. Komutan hiddetlenmis ve derhal deveyi satmalarini emretmis. Aradan üç-bes derken 6 ay geçmis ve komutan çavusa : - Ulan su deveyi geri getirin bari burada kadin da yok ne yapalim. Hemen askerler gidip sattiklari deveyi tekrar almis ve kaleye getirmisler. Komutan o gün deveyle cinsel ihtiyacini bir türlü karsilayamamis ve sabahin besinde nihayet muradina ermis ve sabah olur olmaz çavusu çagirmis: - Oglum askerler nasil yapiyorlar ben sabaha kadar ugrastim anca yapabildim deve yüksek tabure koyuyorum alçak kaliyor neyseki hallettim. ve çavus cevap vermis: - Efendim malumunuz çöldeyiz ve atlarin belirli bir dayanma siniri var buraya yaklasik 40 km uzaklikta bir genelev var biz deveyi oraya gidip gelmek için kullaniyorduk... -------------------------------------------------------------------------------- HANGİ KANAL? Adamın biri iş gezisi için Danimarka'ya gitmiş. İşlerini hallettikten sonra akşam barda bir kadeh içip odasına çıkmış. Tam uyumaya hazırlanırken kapı çalınmış, karşısına dünya güzeli bir hatun çıkmış. Adam tam yanlış odaya geldiğini söylemeye çalışırken kadın parmağını onun dudağına dayayarak susturmus. - Buraya senin için geldim. Kadınla sabaha kadar sevittikten sonra yorgun ama mutlu bir şekilde aşağı inip resepsiyona uğramış. - Benim borcum ne kadar? Katip gülümseyerek cevaplamış. - Borcunuz ödendi efendim. Buyrun, bu da bizim hediyemiz" diyerek bir zarf uzatmış. Adam zarfı açtığında içinde 10 000 dolar ara olduğunu görmüş. Yanlışlık olduğunu söylese de hiç bir yanlışlık olmadığını söyleyerek kendisini alana kadar uğurlamışlar. Adam Türkiye'ye geldiğinde bunu bütün arkadaşlarına anlatmış ama kimseyi inandıramamış. Adamın anlattıklarından birinin yolu Danimarka'ya düsünce ne olur ne olmaz diye oteli denemeye karar vermiş. Aksam gelip odaya çıkmış. Bu sefer inanılmaz güzellikte bir kumral gelmis. Onunla sabaha kadar sevismisler. Adam arkadaşının yaptığı gibi aşağı inerek hesabı sormuş. Kendisine bir zarf vermişler. Adam zarfı açtığında içinde 5000 dolar olduğunu görmüş. Gülümseyerek sormuş. - Neden bana beşbin dolar? Burada kalan başka bir Türk arkadaşıma 10 000 dolar vermissiniz. Katip biraz dütündükten sonra hatırlamış... - Haaaa, o arkadaşınız. Ama onunki birinci kanalda yayınlanmıştı. -------------------------------------------------------------------------------- SAVAŞ Temel, Amerikanin durduk yerde Irak'a saldirmasindan rahatsiz olmustur. Bir yolunu bulup baskan Bush'a telefon eder: "Alooo! Ben, Temel olarak size savas acayrum haberunuz olsun!" Bush, gülerek yanitlar: "Hehehe...kac kisilik bir ordun var ki?" Temel düsünür: "Hmmm...kayinpirader Idrus, halaogli Tursun, kaavedeki arkadaslar..." ve yanit verir: "9 kisidur daa!" Bush icinden kis kis güler ve ciddi olmaya calisarak: "Temel bey, sizin 9 kisilik ordunuza karsilik Amerikan ordusu tam 2 milyon askerden olusmaktadir!" der. "Hmmm..." der Temel: "Sizu pir süre sonra arayacagum." Aradan birkac gün gecer ve Temel, Bush'u yeniden arar: "Baskan, savas ilanimuz gecerlidur. Bir miktar ekipman hazirladuk size karsi!" Bush, ilgiyle sorar: "Neymis bunlar?" "Hacan, bizim Tursun'un tiraktörü, benim cakaralmaz tüfek bi de kavedeki arkadaslardan birinin bicerdöveri..." Bush güler: "Iyi ama benim tam 150 bin tankim, 30 bin ucagim ve 10 bin askeri gemim var! Haaa, ayrica bu arada askerlerimizin sayisi da 3 milyon oldu!" Temel yeni gelisme karsisinda biraz sikilmistir: "Tamam, bir müddet sonra sizu yeniden arayacagum." Birkac hafta sonra Temel, Bush'u yeniden arar: "Baskan, savas ilanumuzu ceri alayrum." Bush merakla sorar: "Neden?" Temel, moralsiz bicimde yanitlar: "Cenevre anlasmasinu incelemisuzdur. 3 milyon savas esirini barinduracak yerimiz yoktur!" -------------------------------------------------------------------------------- TERS GİYDİN Bir adamla karisi misir'da eski bir carsida geziyorlarmis. Ayakkabi satilan bir dukkanin onunden gecerlerken satici icerden seslenmis, buyur etmis. Girmisler, satici "cok ozel buyulu sandaletlerim var beyefendi, sizi sexte cok vahsi ve kuvvetli yapacak sandaletler..." Adam tabi ki erkeklige leke surdurmemek icin pek önemsememis ama eski gunleri ozleyen karisinin israrlarina dayanamayip sandaletleri denemeye karar vermis. Adam sandaletleri giyer giymez gozleri parlamis,kalbi hizli hizli atmis, fiziksel degisimler baslamis, nefesi serilesmis gözleri buyumus ve etrafyna seri bir sekilde bakinmaya baslamis. Karisi bir adim geri kacmis "aman allahim dur dur..." derken adam kosmus, saticiyi yakaladigi gibi tezgaha yatirmis, pantolonunu parcalayarak cikarmaya baslamis,bu arada satici bir yandan kurtulmaya calisirken bagiriyormus, "sandaletleri ters giydin lan!..." -------------------------------------------------------------------------------- BUZDOLABINA BAKSAYDIN Ahirette sorgu sirasini bekleyeni ki adam birbirleriyle konusmaya baslar. "Sen nasil öldün?" diye sorar birinci adam ötekine. "Donarak öldüm.." "Kötü bir ölüm olsa gerek..." der birinci adam " donarak ölmek nasil bir sey?" "Sey, baslangicta cok rahatsiz edici.." diye anlatmaya baslar ikinci adam. "titremeye basliyorsun, bütün el ve ayak parmaklarin agrimaya basliyor. Ama sonrasi, ölmek için çok sakin bir yol. Vücudun uyusuyor, adeta bosluga sürükleniyorsun,tipki uykuya dalmak gibi.. Peki ya sen? sen nasil öldün bakalim?" "Kalp krizi geçirdim" der birinci adam. "karimin beni aldattigindan emindim. Bir gün ansizin beklenmedik bir saatte eve döndüm, yatak odasina kostum.. Karimi orada yapayalniz örgü örerken buldum. Sonra bodruma kostum ama kimseyi bulamadim. Ikinci katta da kimse yoktu. Sonra hizla çati katina vardigimda kalp krizi beni buldu..Oraciga yigildim ve öldüm.. Aynen böyle.." Ikinci adam basini sallar "Berbat birsey bu..." der "..sadece bir an mutfakta durup buzdolabina bakmayi akil edebilseydin simdi ikimiz de hayatta olacaktik.." -------------------------------------------------------------------------------- İKİ ASPİRİN Adamin tiki var, tek gözünü sürekli kirpiyor, bir isyerine müracaat etmis... Yonetici: "Beyefendi okudugunuz okullar harika, sizi hemen ise alirdik ama gözünüzü sürekli kirpmaniz müsterileri rahatsiz eder" diye korkarim. Bunun üzerine adam: "Bir saniye, ben iki aspirin alirsam göz kirpmam duruyor" demis. Ceketinin ceplerini karistirmaya baslamis; karistirirken bir prezarvatif çikmis, sonra kirmizi bir prezervatif, sonra yesil bir prezervatif, mor prezervatif, sari prezervatif, fosforlu prezervatif..... Sonunda iki aspirin tabletini bulmus, yutmus ve göz kirpmasi geçmis. Bunun üzerine yönetici: "Beyim, iyi güzel de bizde birçok bayan çalisiyor, sizin gibi bir cinsi sapigi ise alamayiz!" demis Bizimki: "Ne sapigi kardesim, ben çok mutlu evliligi olan bir adamim." - Madem öyle bütün o prezervatifler ne demek oluyor? - Siz hiç eczanede, eczaciya göz kirparak, "Iki aspirin" dediniz mi? -------------------------------------------------------------------------------- DERİ Bir kari-koca cok kotu bir kaza gecirirler. Kadinin yuzu tamamen yanar. Plastik cerrahlar kadinin yuzunu eski haline getirebilmek icin deriye gerek oldugunu ama kadindan deri alamayacaklarini soyleyince kocasi deri vermeye Gonullu olur. Fakat kocasindan alinacak deri popo bolgesinden alinacaktir.. Adam bu bilginin karisina soylenmemesini ister cunku moralinin bozulacagindan cekinmektedir. Ameliyat tamamlandiktan sonra kadin eskisinden de guzel gorunur. Her goren bu muhtesen guzellik karsisinda hayrete dusmektedir. Birgun kadin kocasi ile basbasa kaldiginda ; - "Hayatim cok tesekkur ederim. Benim bu halim senin Sayende. Sana nasil tesekkur etsem?" ...deyince kocasi cevap verir : - "Tesekkure gerek yok hayatim. Annen seni her optugunde ben gerekli mutlulugu duymaktayim zaten"... ÜÇ MAHKUM Uc mahkum cezaevi yolundadir. Herbirine, hapiste gecirecekleri günler icin bir esya getirmelerine izin verilmistir. Otobuste,biri digerine döner ve sorar; "Eeee sen ne getirdin?" Diger mahkum, bir boya kutusu cikarir ve bununla her seyi boyayabilecegini soyler. Ikinci mahkum bir deste iskambil kagidi cikarir ve "Bunlarla poker oynayabilir, fal bakabilir veya herhangi bir kagit oyunu oynayabilirim" der. Ucuncu mahkuma merakla sorarlar; "Sen ne getirdin?" Adi Temel olan ucuncu mahkum bir kutu cikarir ve gulerek; "Bu orkidleri getirdim" der. Diger iki mahkumun kafasi karismistir. Merakla sorarlar; "Bunlarla ne yapabilirsin ki?" Temel siritir ve elindeki kutuyu göstererek; "Kutuda yazdigina gore; bunlarla ata binebilir, yüzmeye gidebilir, hatta paten kayabilirmisim" -------------------------------------------------------------------------------- KARIŞIK Mehmet Bey köpeğinin tasmasından tutmuş yolda giderken, hoşlanmadığı bir komşusuyla karşılaştı. Komşu sordu: - Bu eşekle nereye gidiyorsun? - Yahu bu köpek be, diye tersledi Mehmet Bey. Köpekle eşeği birbirinden ayıramıyor musun? Komşu aldırışsız: - Ben köpekle konuşuyorum. Sen ne diye söze karışıyorsun? -------------------------------------------------------------------------------- CİNSİYET TARTIŞMASI Kadinlar diyor ki: Bilgisayar erkektir. Çünkü bilgisayarlar aslinda sorunlari çözmek için yaratilmalarina ragmen ömürlerinin dörtte üçünü sorun yaratarak geçirirler. Daha da önemlisi bunlardan bir tane aldiginiz an, biraz daha sabretmis olsaydiniz çok daha gelismis bir modeline sahip olabileceginizi görüp pisman olursunuz. Erkekler diyor ki: Bilgisayar disidir. Çünkü onun mantigini yaraticisindan baska kimsenin anlamasi mümkün degildir. Yaptiginiz en ufak hatayi bile hafizasina kaydedip tekrar tekrar önünüze koyar. Ve bir bilgisayar aldiktan kisa bir süre sonra farkedersiniz ki, asil parayi ona gereken aksesuarlar için harcamak zorundasiniz. -------------------------------------------------------------------------------- KADINLAR ÜNİVERSİTE SINAVI GİBİDİR...? Benzerlikleri: İkisinde de tercih sayısı çok görünür. İkisi de ancak bitince rahatlarsınız. İkisinde de tercihlerde çevre faktörü sinir bozucu ama önemlidir. İkisine de girmeden önce şekerli birşeyler yemek iyi gelir. İkiside esnasında terletir. İkisini de kazanırsanız kaşındınız, kaybederseniz üzüldünüz demektir. İkisinin de sonucu güzelleştikçe harçları yükselir. İkisinden de erken çıkmak hoş karşılanmaz. İkisinde de tercihler yıllara mal olabilir. İkisinde de tercih sizin gibi görünür. İkisinde de soruları kimse size önceden söylemez, ama üç aşağı beş yukarı aynı sorular çıkar. İkisinde de çıkınca sigara iyi gelir. İkisinde de yuvarlağın dışına taşırmamak gerekir. Farkları: Birinde kalemin ucu kırılırsa fena olur. Birinde yanlış kararlar silgiyle düzeltilebilir. Birinin gözetmenine röntgenci adı verilir ve ayıplanır. Birinde kurallar baştan belirlenmiştir. Birinde açık öğretim mümkündür. Biri bittikten sonra kahvaltı hazırlamanız gerekmez. Birinde kapıda veli beklemez. En azından beklemese iyi olur. Birinde yardımcı cihazlar arasında müsvette kağıt bulundurmak tuhaf karşılanmaz. Birinde acele etmek tuhaf karşılanır. Birinde cevaplar duruma göre değişir. Birinde bilgisayarlar değerlendirir. Birinde yumuşak kalem makbul değildir. Birinde tercih sayısı duruma göre değişir. -------------------------------------------------------------------------------- OTO VE ERKEK 20 yasinda erkek FIAT gibidir. Kucuk ama hizli. 20-30 yas arasinda PORSCHE gibidir. Hizli ve konforlu. 30-40 arasi erkek VOLVO gibidir. Biraz sIkIcI ama teknik olarak mukemmel 40-50 yas arasi erkek OPEL gibidir. Yapabileceginden fazlasini vaat eder. 50-60; arasinda ise eski bir FORD gibidir. Harekete gecirmek icin karburatore biraz alkol koymak gerekir. -------------------------------------------------------------------------------- TUTUKLAYIN - Komiser bey, beni tutuklayın. Karıma beş el ateş ettim. - Öldü mü? - Hayır, hiçbiri isabet etmedi. - Öyleyse neden tutuklanmayı istiyorsun? - Karım beni arıyor da... -------------------------------------------------------------------------------- MÜHENDİS AKLI Bir rahip, bir doktor ve bir mühendis golf sahasinin bosalmasini beklemektedirler. Mühendis:" Bu adamlar ne yapiyor böyle, 15 dakikadir bitirmelerini bekliyoruz." Doktor: "Bilmiyorum ama hiç böyle bir saçmalik görmedim." Rahip: "Iste görevli geliyor, onunla konusalim." Rahip: "Merhaba, Su anda sahada olan grup ne zaman çikacak, neden bu kadar yavaslar?" Görevli "Evet onlar kör itfayeciler. Klübümüzde geçen sene çikan yanginda gözlerini kaybettiler. Bu yüzden istedikleri zaman burada ücretsiz oynamalarina izin verildi. Rahip: "ne kadar üzücü, bu aksam onlar için dua edecegim." Doktor: "Çok güzel bir fikir, ben de hastanedeki doktor arkadaslarla konusup onlar için bir seyler yapabilir miyiz diye bakacagim." Mühendis: "Bu adamlar neden geceleri oynamiyorlar?" -------------------------------------------------------------------------------- AMERİKALI MÜHENDİS Kayseri'de yol çalismasi yapiliyomus. Köylüler esegin birini salip geçtigi yerden yolu geçiriyolarmis. O sirada oradan geçmekte olan Amerikali bir mühendis görmüs bunlari. Merak etmis; gitmis yanlarina. -Merhaba dayi nabiyonuz böyle? demis. Köylü -Yol yapiyoz diye cevap vermis. -"E bu essek ne" diye devam etmis mühendis. Köylü genel prosedürü söyle bir anlatmis. Essegin yolun nerden geçecegine karar verdigini söylemis. Bizim Amerikali mühendis yerlere yatmis gülmekten, öyle sey mi olur diye. Alayci bir tonla: - "Eee demis, essek bulamiyinca napiyonuz?" Köylü: - "O zaman Amerika'dan mühendis getirtiyoz." -------------------------------------------------------------------------------- CINDY VE ASIM Cindy Crawford ve Asım bir gemi kazasi neticesinde ıssız adaya düşerler. Ne yapsınlar can sıkıntısından sabah akşam sevişirler... Ancak bir süre sonra Asım durumdan zevk almamaya başlar. Cindy çıldırır. Asım'a ne olduğunu sorar, ne isterse yapabileceğini söyler. Her türlü fantaziyle, pozisyonla ve herşeyiyle emrine âmade olduğunu, nerede hata yaptıysa düzeltmeye çalışacağını anlatır. Asım inatla Cindy'ye 'istediğim şeyi yapabilmen mümkün değil' der. Cindy çaresizlik içinde israr eder ve herseyi goze aldigini soyler. Asim en sonunda 'Bir denemeye' karar verir. Önce Cindy'nin saçlarini kisacik keser. Sonra üstünü ortecek biçimde ceketini giydirir. Kestigi saçlardan biyik yapar. Cindy, ne oldugunu anlamaya çalisirken Asim onu mumkun oldugu kadar erkege benzettikten sonra aksam olunca sahile gelmesini soyler. Aksam olur ve Cindy erkek kiliginda sahile gelir bakar ki Asim mukellef bir raki sofrasi hazirlamis ve masayi mezelerle doldurmustur. Asim ve Cindy masaya otururlar ve Asim elini kanka modunda Cindy' nin omzuna koyar ve soyle der: - 'Ulan Kazim bir aydir kimi goturuyorum soylesem inanmazsin' -------------------------------------------------------------------------------- ŞEYTANI DA Fazlası ile zampara olan bir adam tövbekar olmak istemis. Ne yapayım ne edeyim derken "40 gün 40 gece bir mağaraya kapanıp dua etmesi" söylenmiş. Eleman mağaraya kapanmış. 1 gün 2 gün 3 4 5 derken 39 gün olmuş. 39ncu gün disarida bir yagmur bir yagmur, ortaligi sel goturuyor. bir bakmis ki magranin kapisinda yagmur iliklerine kadar islemis bir bayan. Guzel mi guzel. Bayan hemen iceriye girmis. Eleman, bayanin ustunu kurutmak icin ates yakmis. Fakat bayana hic yaklasmamis. Bayan uzerindekilerini kurutmak icin cıkartınca, "kendisinin korkutugunu ve adamin kendisine sarilmasini" istemis. Adam sarilirken tovbesini bozmak istemiyor fakat bayan cilvelenince tovbe diye sey kalmiyor ve is bitiyo. Sevismenin ardindan kadin kahkahalar ile gulmeye baslayinca merakla sormus. - Neden guluyosun ? Kadin: - Ben seytanim. Senin tovbeni bozmak icin geldim ve basardim. demis. Bu sefer adam kahkahalarla gulmeye baslamis ve bu sefer - Niye guluyosun ? diye kadin sormus. Adam: - Bu dunyada becermedigim bi seytan kalmisti . Onu da becerdim ya, bosver gerisini. demis. ARADA "R" VAR Tabur´a yeni bir komutan gelmis ve askerleri toplayarak bir konusma yapacagini belirtmis. Bütün askerler toplanmislar ve komutan baslamis konusmaya: - Bugün tanismak için sizleri buraya topladim. Benim adim Ahmet, soyadim Kırç. Tekrar ediyorum, Kırç. Arada R var. Sakın ola diliniz sürçmesin çok fena yaparim. Herkes iyice ezberlesin hata istemem ! Askerler dagilmislar ve herkes "Arada R var, arada R var" diye içinden ezbere koyulmus. Komutan ise bu konuda ne kadar hassas oldugunu göstermek için sagda solda gördügü askere soruyormus: - Sen - Emredin komutanım! - Soyadim ne benim ?! - Kirç komutanim. - Aferin ! İşinin basina ! Komutan böyle böyle hergün bir kaç kere soyadini soruyor ancak kimse sasirmiyormus. Laz ise bu konuda çok sanciliymis. Ya birgün piyango kendisine çikarsa ve sasirirsa diye daralip dururmus. Nihayet birgün tören esnasinda komutan aniden arkasina dönmüs ve Laz'i isaret ederek - Sen ! Soyadim ne benim ?! Laz heyecandan konusamiyor, nutku tutulmus.Yaprak gibi sallanmaya baslamis. Komutan gayet sinirli - Sana söylüyorum, cevap ver, asabimi bozma ! Hemen arkasindaki arkadasi bakmis Laz'in basi belaya girecek hemen fisildamis : - Arada R var, arada R var... Bunun üzerine Laz cevap vermis: - Gört !!! -------------------------------------------------------------------------------- DOKTOR RAPORU Temel'e bir ise girmek icin saglik raporu lazim olmus. Gitmis tam tesekkullu bir hastaneye. Epey muayeneden sonra doktor sormus: - "Kulaklarinizdan ya da burnunuzdan bir sikayetiniz var mi?" - "He ya", demis Temel. "Özellikle fanilamu cikarurken cok zorlanayrum." -------------------------------------------------------------------------------- POLİTİKACILAR Politikacı bir grup, otobüs ile bir seminere katılmak üzere yola koyulur. Yolda otobüs şoförü bir kaza yapar ve bir çifçinin arsasının hemen yanında devrilir. Bunu gören çifçimiz, büyük bir çukur kazar ve tüm politikacıları oraya gömer. Bir kaç gün sonra, o civardan geçen bir polis, kaza yapmış otobüsü görür, çifçiye de politikacıların nerede olduğunu sorar. - Hepsini gömdüm der çifçi. - Peki hepsi ölmüş müydü ? - Valla abi, bazıları ölmediklerini söylüyorlardı, ama bilirisin ne kadar yalancı olduklarını bu politikacıların !!! -------------------------------------------------------------------------------- FBI FBI eleman alacaktır. Gazeteye ilan verilir, bir gun sonra uç kisi basvuruda bulunur. ilk adam odaya alınarak "karını seviyor musun?" diye sorulur. Adam "evet efendim" der. "Peki, ulkeni seviyor musun?" deyince adam yine "evet" diye cevap verir. FBI gorevlisi "peki o zaman, sana bir sürprizimiz var, karını buraya getirdik yan odada su anda kendisi. Al su silahı karını oldur bakalım" deyince adam silahı alarak diger odaya girer. Birkac saniye sonra geri doner, kravatı gevsemis ve terlemistir. Yapamayacagını soyleyerek oradan ayrılır. Sıra ikinci adama gelir ona da aynı seyleri soylerler o da yapamayacagını soyler ve oradan cıkar gider. Son olarak sıra Temel'e gelir. Ona da aynı seyler söylenir ve Temel iceri girer. Bir-iki saniye sonra bam bam bam bam bam diye silah sesleri ve hem arkasından buyuk bir sangırtı ile cam kırılması sesi duyulur. Temel geri doner biraz terlemistir. FBI gorevlisi sorar: - Noldu? - Bana verdiginiz tabanca kurusıkı cıktı. O yuzden Fadime'yi pencereden asağı atmak zorunda kaldım!... -------------------------------------------------------------------------------- Issizin biri, temizlik isleri icin Microsoft'a basvurur.Insan Kaynaklari, bir on gorusmenin ardindan test (yeri temizlemek) yaparlar ve personel muduru adama " ise alindin, e-mail adresini ver, sana basvuru formunu gondereyim, ayni zamanda, ise baslamak icin gelecegin gunu bildiririm" der. Adam caresiz, bilgisayarinin, ve dolayisi ile e-mail adresinin olmadigini soyler. Insan Kaynaklarindan, onun adina uzulduklerini, fakat e-mail'i yoksa, kendisinin de varolmadigini ve kendisi de olmadigi icin ise alinamayacagini soylerler. Adam umutsuzca, ne yapacagini bilmeden, cebinde sadece 10$ ile cikar. Ve bir markete girerek 10 kiloluk bir kasa domates alir. Kapi kapi dolasarak, 2 saat icersinde sermayesini ikiye katlar. Isini birkac kez daha tekrar eder ve aksam eve dondugunde 60$'i vardir. Ve bu sekilde yasayabilecegini anlar, her sabah erkenden evinden cikar ve aksam gec saatlere kadar calisir, ve her gun parasini uce,dorde katlar. Az bir zaman sonra, bir el arabasi alir, bunu bir kamyonla degistirir ve bir sure sonra artik, bircok aractan olusan bir nakliye sirketi sahibidir. 5 sene gecer, adamimiz Birlesik Devletlerin en buyuk gida nakliye sirketleriniden bir tanesinin sahibidir artik. Artik ailesini ve gelecegini dusunmektedir, ve hayat sigortasi yaptirmaya karar verir. Bir sigorta sirketini arar, kendine uygun bir plan secer ve konusma biterken, sigortaci, teklifi gonderebilmek icin adamin e-mail adresini ister. Adam e-mail 'inin olmadigini soyler "Sasirtici", der sigortaci, " e-mail'iniz yok ve bu hanedanligi kurabildiniz, dusunun, ya bir de e-mail adresiniz olsaydi.." Adam dusunur ve su cevabi verir: - Microsoft' ta temizlikci olurdum!! -------------------------------------------------------------------------------- TİCARET Roma'da dunyaca unlu San Pietro Kilisesi'nde buyuk bir pazar ayini... Gorkemli bir dinsel toren.. Papa bile katiliyor. Koskoca meydan mahser yeri gibi..Kilisenin ici de dısı da tiklim tiklim.. Bu arada kilise kapisinda iki adam ozellikle dikkati cekiyor...Ikisinin de boynunda kocaman birer levha asili..Birinde " Ben koyu bir Hristiyanim ,lutfen bana yardim ediniz " yazili. Otekinde ise sadece " Ben koyu bir Yahudiyim " yaziyor. Tabii ki kiliseden cikanlar Hristiyan oldugunu ifade eden adama yanasiyorlar ve ellerini ceplerine atip comertce bir seyler veriyorlar. Yahudi oldugunu ifade eden adamda ise siftah yok. Bu arada kiliseden cikan iyi niyetli biri "Yahudiyim " yazisi tasiyana sokuluyor. " Bana bak kardes " diyor , "..durustluk iyi bir sey ,ama binlerce Hristiyan kiliseden cikarken , senin Yahudi oldugunu boyle aleni olarak ifade etmen kanimca hic de akillica bir hareket degil. Bak kimse sana para da vermiyor zaten.. Bence cikar o yaziyi boynundan , sen de su Hristiyan gibi..." deyince , boynunda "Yahudiyim yazili adam " Hristiyanim " yazili olana donup sesleniyor: - Heey !.. Salamon !.. Herife bak be !.. Gelmis bize ticaret ogretiyor.. -------------------------------------------------------------------------------- MÜHENDİS VE YÖNETİCİ Buyuk bir sirketin ust duzey yoneticilerinden biri bir gun New York uzerinde balonla dolasmaya cikar. Aksilik bu ya, pusulasini asagiya dusurur ve kaybolur. Inmek icin uygun bir yer ararken bir gokdelenin tepesinde sigara icen bir adam gorur ve alcalir. "Pardon. Ben neredeyim acaba?" diye sorar. "Yerden 500 feet yukseklikte bir balonun icindesin" der adam. Yonetici sinirlenir: "Sen muhendissin degil mi?" diye sorar. "Evet." der adam. "Nereden bildin?" "Cunku basim belada ve sana bir soru soruyorum. Verdigin cevap 100% dogru fakat hic bir isime yaramiyor." "Sen de yoneticisin degil mi?" "Evet sen nereden bildin?" "Cunku yerden 500 feet yukseklikte bir balonun icinde kaybolmussun.Pusulan yok, berbat durumdasin. Fakat bu simdi benim sucum oldu." -------------------------------------------------------------------------------- NE OLACAK BU ALMANYA'NIN HALİ Iki Alman, Hans ile Mans Türklerin rakidan ne anladiklarini merak edip bir gece meyhaneye gitmeye karar vermisler. Meyhaneden içeri girip acemi bakislar ile etrafa baktiktan sonra, yan masa ne siparis ettiyse aynisini siparis edip içmeye baslamislar rakiyi.. Birinci kadehin sonunda Hans Mans'a sormus.. Mans bir sey hissediyor musun? Hayir Hans..devam edelim içmeye.. Bir süre sonra yedikleri mezelerin de esliginde ikinci kadehe baslamislar.Bu sefer Mans dayanamamis ve.. - Hans demis..Hans...Birsey anladin mi? - Hayir..devam et... Üçüncü kadehi de bitirdikleri sirada Hans tekrar Mans' a sormus.. - Ne hissediyorsun Mans? Mans agir agir gözlerini kaldirmis.. - Ne hissettigimi siktir et de Hans...Ne olacak bu Almanya'nin durumu???? -------------------------------------------------------------------------------- ÖĞRETMENİ SEÇTİM Temel in 3 tane sevgilisi vardır. Biri öğretmen, biri doktor, biri de santralcidir. Fakat öğretmenle evlenmeye karar verir. Bunu bilen arkadaşı sorar - "Niye öğretmen de diğerleri değil?" diye. Temel de ona döner: - Ula der, bilmez misin doktorlar "bugün git yarin gel" der, santralci de "Şu an meşgul daha sonra tekrar deneyin" der. Ama öğretmen ne der? Hadi bir daha tekrarlayalım... -------------------------------------------------------------------------------- GELOR MU GİDOR MU? Uzun ikna turlarindan sonra Ermeni mahallesinin 17 yasindaki guzeller guzeli ve yoksul aile kizi ZIVART, mahallenin zengin ve 75 yasindaki MIGIRDIC beyi ile evlendirilir. ilk gece Migirdic bey ölür.Durumu supheli bulan savciligin actigi dava sonucunda; Mahkemede hakim sorar: - "Kizim anlat bakalim nasil oldu?" Zivart, utangac ve ermeni sivesiyle anlatir: - "Valla hakim bey, malumunuz zifaf gezesi... Migirdic bey ustume geldi...basladi titremege...ben zanetim geloor, meger gidoormus." KAÇ ETSİN Bir matematikçi, bir muhasebeci ve bir ekonomist aynı işe baş vururlar. Görüşmeci matematikçiye sorar: - "iki kere iki kaç eder?". Matematikçi cevap verir: - "Dört!". Görüşmeci sorar: - "Kesin dört mü? Matematikçi kendinden emin cevaplar: - "Evet, kesin dört!" Matematikçi çıkar ve ekonomist odaya girer. Bu sefer görüşmeci aynı soruyu ekonomiste yöneltir. Ekonomist yanıtlar: - "Ortalama dört eder, yüzde 10 aşağya veya yukari oynayabilir, ama ortalama dört eder!". Ekonomistte de çıkar, muhasebeci odaya girer, aynı soru ona da sorulur. Muhasebeci ayağa kalkar, kapıyı kilitler, panjurları indirir ve görüşmeciye yaklaşarak sorar: - "Kaç etsin istersiniz? -------------------------------------------------------------------------------- PAPAGAN Adam kendisi icin aldigi Viagra"larin papagani tarafindan yutulmus oldugunu farkeder. Papagani ates basmistir. Adam sinirlenerek "Atesi düssün, sogusun" diye buzluga atar papagani... 4 saat sonra buzlugu acip papagana bakan adam, papaganin hala ter icinde oldugunu görür ve sasirir. - Ne oldu sana? Niye terledin? Saatlerdir buzluktasin... - Lan, bu donmus tavuklarin, donmus bacaklarini hic ayirmaya calistin mi sen ? -------------------------------------------------------------------------------- CENAZE ÇELENKİ Bir kalp doktoru ölmüş. Cenaze töreninde güllerden dev bir kalp,kalbin ortasına tabutunu yerlettirrmitler... Herkes doktorla ilgili anılarını anlatmış,ona son vazifelerini yapmışlar,tabut kapanmış,güllerden kalp şeklinde bir çelengi üzerine koymuşlar ve defnetmitler... Bu hüzünlü tablo yaşanırken kenarda kıkır kıkır gülen adama sormuşlar, gülme nedenini...Sormayın demiş... Ben jinekoloğum kendi cenaze törenimi düşünüyorum da....! -------------------------------------------------------------------------------- CENAZE İki arkadaş golf oynayarak ve iyi vakit geçirerek halı gibi çimenlerle kaplı sahada dolaşmaktadırlar. Sahanın yanından geçen yolda büyük ve kalabalık bir cenaze konvoyu görürler. Adamlardan biri, şapkasını çıkartır, büyük bir saygıyla cenazeye doğru dönerek diz çöker, içinden bir kaç küçük dua mırıldanır ve yine aynı saygı ile ayağa kalkar. Arkadaşı çok etkilenmiştir. - "Hey!" der, - "Sen gerçekten temiz yürekli iyi bir insansın!.." - "Tabii," der adam. - "Ne de olsa 35 yıllık karımdı." -------------------------------------------------------------------------------- BİZİ TAKİP ETMEKTEN VAZ GEÇ Karin ile Jutta parkta gezintiye çıkmıslardı. Bir bahriyeli de bir saattir kızların peşini bırakmiyordu. Nihayet Karin'in sabrı taştı, arkasını dönerek bahriyeliye sert bir yüzle baktıktan sonra hiddetle şunları söyledi: - Bak, ya bizi takip etmekten vazgec, yahut bir arkadaşını daha bulup getir. -------------------------------------------------------------------------------- ÇARPTIĞIMIZ ARABADAN Genç kız sevgilisine telefon ediyordu: - Bu gece bize gelmesen iyi olur şekerim. Babamın öfkesinden yanına varılmiyor. Dün geceki kaçamak gezintiyi onun arabasıyla yaptığımızı haber almış! - Ne diyorsun! Nereden haber almış acaba? - Nerden olacak... Çarptığımız adam babammış da!... -------------------------------------------------------------------------------- EVLİYMİŞİZ GİBİ DAVRANALIM Soğuk ve karlı bir gecede tipiden yolunu kaybeden bir işadamı ve sekreteri arabalarını terketmek zorunda kalırlar ve uzun bir yürüyüşten sonra üşümüş ve ıslanmış durumdayken bir kulube bulurlar. Kulubede bir yatak, bir uyku tulumu ve birsürü battaniye bulunmaktadır. Geceyi geçirmeye hazırlanırlar ve işadamı bir centilmen olarak, yatağı sekreterine verir. - Ben yerde uyku tulumunda uyurum, der. Sekreter yatağa yatar, adam uyku tulumunun içine girerek fermuarı çeker. Bir süre sonra tam uyumak üzereyken, sekreterinin sesini duyar: - Efendim, ben çok üşüyorum. Adam fermuarı açar, uyku tulumundan çıkar, bir battaniye alıp kadının üzerine örter, tekrar uyku tulumuna girer, tam uyumak üzereyken yine sekreterinin sesini duyar: - Efendim, ben hala çok üşüyorum. Adam yine fermuarı indirir, tulumdan çıkar, bir battaniye daha alıp kadının üstüne örter, uyku tulumuna girerek fermuarı çeker. Tam uykuya dalacağı sırada yine duyar: - Ben yine çoooook üşüyorum. Adam yattığı yerden: - Bir fikrim var, der. Burası ıssız bir yer. Neler olduğunu kimse göremez, istersen evliymişiz gibi davranabiliriz. Genç kadın kıkırdar: - Tamam, bana göre hava hoş. Adam yattığı yerden avazı çıktığı kadar bağırır: - Öyleyse kalk ve kahrolası battaniyeyi kendin al! -------------------------------------------------------------------------------- YOLDAN GÜZEL GEÇMEK Bir kral halki için geniş bir yol yaptirmaya karar verdi. Yapimi tamamlanan yolu halka açmadan önce, bir yarisma düzenlemeye karar verdi. Isteyenin bu yarismaya katilabilecegini ilan ettiren kral, yoldan en güzel geçecek kisiyi belirleyecegini söyledi. Yarisma günü, insanlar akin ettiler. Bazilari en güzel arabalarini, bazıları en güzel elbiselerini getirmisti. Kadinlardan kimileri saçlarini en güzel biçimde yaptirmisti, kimi de yanlarinda en güzel yiyecekleri getirmisti. Gençlerden bazilari spor kiyafetler içinde yol boyunca kosmaya hazirlaniyordu. Nihayet, tüm gün insanlar yoldan geçtiler, fakat yolu kat edip tekrar kralin yanina döndüklerine hepsi ayni sikayette bulundu: - Yolun bir yerinde büyükçe bir tas ve moloz yigini vardi ve bu moloz yigini yolculugu zorlastiriyordu. Günün sonunda yalniz bir yolcu da bitis çizgisine yorgun argin ulasti. Üstü basi toz toprak içindeydi, ama krala büyük bir saygiyla yönelerek elindeki altin kesesini uzatti: - "Yolculugum sirasinda, yolu tikayan tas ve moloz yiginini kaldirmak için durmustum. Bu altin kesesini onun altinda buldum. Bu altinlar size ait olmali." Kral gülümseyerek cevap verdi: - "O altinlar sana ait delikanli." - "Hayir, benim degil. Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadi." - "Evet" dedi kral. - "Bu altinlari sen kazandin, zira yarismanin galibi sensin.Yoldan en güzel geçen kisi sensin. Çünkü, yoldan en güzel geçen kisi, ardindan gelenler için yoldaki engelleri kaldiran kisidir ! " -------------------------------------------------------------------------------- SOKAKTA - Beyefendi, etrafta bekçi ya da polis var mı? - Hayır, evladım. - Öyleyse cüzdanınızla saatinizi bana verin. -------------------------------------------------------------------------------- İÇİLİR Mİ Temel barda arkadasiyla iciyormus. Temel dertli dertli, - Karim nihayet peni anladu... Arkadasi, - Be adam bunun icin icilir mi? - Ama anlar anlamaz peni terk etti! DİKKAT LADİN TESLİM OLUYOR Usame Bin Ladin Bush'a telefon etmis, kendini tanitip, konusmasina devam etmis.. "Sayin Bush size iki haberim var,biri iyi bir kotu hangisini once soylememi istersiniz?" Bush : - "Once iyisini soyleyin "demis. Ladin: - "Teslim olmaya karar verdim", Bush : "Pekii kotu haber ne?" Ladin: - "Ucakla geliyorum ...!!!" -------------------------------------------------------------------------------- HEYECAN YASAK Adam gecirdigi by-pass ameliyatindan sonra doktorundan tavsiyeler almaktadir. - Durumunuz iyi ama kendinize biraz dikkat etmelisiniz. Oncelikle dinlenmeye devam edeceksiniz, Ayrica diyetinizi duzenli olarak uygulayacaksiniz. En azindan birkac ay daha sakin bir hayat yasiyacaksiniz. - Peki doktor ya seks? - Tabi seks yapabilirsiniz ama yalniz karinizla, cunku heyecan yasak!!! -------------------------------------------------------------------------------- NE HALDE Adamin biri bir gün yolda giderken bir dilenciye rastlar. Dilenciye bir para verir ve al bununla bir sigara alirsin der. Dilenci - Beyim ben hiç sigara içmem, der. Bunun üzerine adam o zaman bir bira icersin der. Dilenci - Ben agzima icki koymam, der. Sen de o zaman bir altili oynarsin. Dilenci - Beyim ben hiç kumarda oynamam deyince Adam o zaman - Al bu parayi ve bizim eve gel der. Dilenci neden oldugunu sorar. Adam - Karim seni bir gorsun icki ve sigara içmeyen, kumar oynamayan bir adamin hali ne oluyor!... -------------------------------------------------------------------------------- PENGUEN Samsunlu hemşerim,arabasıyla Trabzona giderken,Ordu-Giresun arasındaki kumsalda,iki Karadeniz uşağının Şarloya benzeyen garip bir yaratığı kanatlarından tutup gezdirdiklerini görmüş. Merakla koşup yanlarına varmış. -Ha uşaklar,n'aparsınız? -Deryadan çıkan bu garibanı oyalıyoruz. -Buna penguen kuşu derler,kutuplarda yaşar,onun dilini bizler pek bilme yiz.İyisi mi siz onu Hayvanat Bahçesine götürün,der uzaklaşır. Ertesi gün Samsuna dönen hemşerim, kumsalın önünden geçerken ne görsün? Bizim uşaklar kuşu yine kanatlarından tutmuş, kumsalda dolaştırıyorlar. Arabasını park edip yanlarına varmış,çıkışır olmuş. -Yahu arkadaşlar,ben kuşu Hayvanat Bahçesine götürün demedim mi? -Dedin. Bizde göötürdük.abi.Bu akşamda da açık hava sinemasına götüreceğiz. Hayatından memnun.Hiç sesini çıkarmıyor.maşallah!. -------------------------------------------------------------------------------- TELGRAf Avukat, müvekkillerinden birine telgraf çekti: "Kanvaldeniz dün gece öldü. Gömülmesini mi, mumyalanmasını mı, yoksa yakılmasını mı sağlayalım?" Ertesi gün cevap geldi: "Emin olmak isterim. Her üçü de yapılsın." -------------------------------------------------------------------------------- DO ĞUM GÜNÜ Çiçekçiye giren adamın kolunda sıyrıklar, sol gözünde bir morluk vardı. - Bir düzine kırmızı gül istiyorum, dedi ve hemen ekledi. Karımın doğum günü için, tazesinden rica ediorum. Çiçekçi: - Başüstüne, dedi. Hangi gün için? Adam koluyla gözünü işaret etti: - Dündü. -------------------------------------------------------------------------------- YARDIMSEVER Sehrin hayirsever vakiflarindan birindeki çalisanlar sehrin en basarili avukatindan henüz herhangi bir bagis almamis olduklarini fark ettiler. Bagis toplama görevindeki kisi avukati bagista bulunmasi için ikna etmeye çalisiyordu: "-Arastirmalarimiza göre yillik geliriniz en az 500.000 dolar, ancak bugüne kadar hiç bir hayir isine bir kurus bagista bulunmamissiniz. O paranin bir kismini bir sekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?" Avukat bir süre düsündü, sonra: "-Önce, arastimalariniz annemin uzun bir hastaliktan sonra ölmek üzere oldugunu ve hastane masraflarinin onun yillik gelirinin bir kaç kat üstünde oldugunu da gösterdi mi?" Görevli utandi: "-Sey, hayir." "-Sonra, kardesimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkum oldugunu?" Görevli utancindan kipkirmizi kesilmis bir halde özür dilemeye çalisirken avukat onun sözünü kesti: "-Ya da kizkardesimin kocasinin bir trafik kazasinda öldügünü ve onu üç çocuguyla bes parasiz biraktigini?" Görevli yerin dibine geçmisti, sadece, "-Hayir, hiç bir bilgim yoktu ..." diye mirildanabildi. Avukat bir kez daha onun sözünü keserek devam etti: "-Pekala, ben onlara zerre miktar para vermezken size niçin vereyim?" -------------------------------------------------------------------------------- DÜRÜST TEMEL Iki cift kagit oynuyorlarmis, Temel, Dursun ve karilari... Temel bir ara kagitlarini yere dusurmus, almak icin masanin altina egilince ne gorsun! Dursun' un karisi Fadime eteginin altina hicbir sey giymemis. Tabii Temel ufak capli bir sok yasamis. Bir sure sonra Temel mutfaga gittigi sirada Fadime arkasindan gelmis ve masanin altinda hosuna gidecek bir seyler gordun mu? demis. Temel, "Evet gordum!" "Eger istersen olur ama sana 50 milyona patlar." demis, Fadime ve eklemis, "Dursun cuma gunu evde yok, saat ikiden sonra gel!" Temel cuma gunu olunca dogruca Dursun' un evine gitmis, 50 milyonu verip dogruca yatak odasina Bir kac saat sonra Temel gitmis. Dursun eve saat alti gibi gelmis ve sormus, "Bugun ogleden sonra Temel buraya ugradi mi?" Fadime hafiften sesi titreyerek, "Evet bir kac dakikaligina ugradi." "Peki sana 50 milyon verdi mi?" Fadime, Dursun' un anladigini dusunerek basi onde, "Evet verdi" demis. Dursun, "Cok iyi, cok iyi! Bu sabah bana ugradi da, acil bir isi icin 50 milyon lazimmis, ogleden sonra sizin oradan gecerken eve birakirim dedi, bak ne durust cocukmus gordun mu!" -------------------------------------------------------------------------------- BALIK Adam balık tutuyor. Bir elinde olta öbür eli ise bir taşı tutmuş vaziyette havada. Kadın yanına yaklaşıyor ve soruyor. - Oltayı anladımda bu taşı neden böyle tutuyorsunuz. Adam: - Bir şartla söylerim diyor. !!!! - Nedir? - Benimle yatarsan !!! Sartı duyan kadın kızıp gidiyor ama merakını yenemiyor tekrar dönüp geliyor. Peki diyor şartını yerine getirelim ondan sonra söyle bu taşı neden böyle tutuyorsun. Sart yerine geldikten sonra adam taşı neden öyle havada tuttuğunu açıklıyor. - Bu oltaya sabahtan beri hiç balık vurmadı. Ama sen bu taşa düşen üçüncü kadınsın -------------------------------------------------------------------------------- SPERM TESTİ Bir gün 75 yasinda bir ihtiyar sperm testi yaptirmak icin doktora gider. Doktor adama bir kavanoz verir ve: - Bunu doldurup yarin bana getirin, der. Ertesi gun ihtiyar kavanozu getirip doktora verir. Doktor kavanoza bakar ve bos oldugunu görür ve sebebini sorar. Ihtiyar anlatmaya baslar: - Doktor bey, dun gece sag elimle denedim olmadi, sol elimle denedim gene olmadi. Karimi cagirdim, o da sag ve sol elleriyle denedi, agziyla denedi, Ünce disini cikararak, sonra disini takarak denedi gene olmadi. Baktik olacak gibi degil komsunun karisini cagirdik o da iki elini ve agzini denedi gene olmadi, deyince doktor kendini tutamamis: - Naaptiniz, komsunun karisini da mi cagirdiniz, diye sormus. Ihtiyar da: - Napalim, acamadik su lanet kavanozu bir turlu PAPA Amerika'ya gezmeye giden Papa, otelde sıkılmış ve şoföründen anahtarı alıp, limuziniyle dolaşmaya başlamış. Bir ara kırmızı ışıkta geçince polis durdurmuş. Memur bir bakmış ki arabayı Papa kullanıyor. Hemen telsizden âmirini aramış. - Âmirim çok mühim birisini durdurdum, ne yapayım? - Bill Gates'i mi? - Hayır. - Clinton'ı mı? - Daha mühim... - Daha mühim kim var? - Valla âmirim, bilmiyorum ama, şoförlüğünü Papa yapıyor. -------------------------------------------------------------------------------- BABA ÖLÜR Birkac yillik evli ciftin bir bebekleri olur.. ancak gunler haftalar gectikce bebegin cok farkli ve insanustu yetenekleri oldugu ortaya cikar.. 1 yasina geldiginde yetiskin gibi konusur, 2 yasinda akliniza gelen her dilde okuyup yazmaya baslar,3 yasinda ileri matematik profesorleriyle tartismaya oturur, ve 4 yasinda gelecekle ilgili inanilmaz tahminlerde bulunmaya baslar...der ki: "Tam 1 yil sonra bugun ben olecegim... ben oldukten 2 yil sonra annem olecek.. annem oldukten 1 yil sonra babam olecek..." Ve kesinlikle.. bir yil sonra bebek ölür... baba cok uyanik oldugu icin karisini hemen milyarlar degerinde sigortalatir... ve 2 yil sonra da anne ölür.... ve baba 1 yillik omrunun kaldiginin farkinda, karisinin sigortasindan kazandigi milyarlarla evlere, arabalara, seyahatlere ve birbirinden guzel kadinlara yatirim yapar... ve olumune 1 gun kala son parasiyla bir dansci kiz kiralar,once superlux villanin havuzunda eglence, sonra yatakodasinda zevk dolu bir gece.. ve adam hersey bittiginde gozlerini kapatir ve "vay be yarin ölmüs olucam.. ama ne hayat gecirdim, herseyi yaptim dolu dolu yasadim herseyi.. helal olsun bana" diye keyifle uykuya dalar.. Ama o da ne...... sabah bir de gozlerini acar ki hala yasiyor..!!!!!! Yatakta saskinlik icinde bakinirken geceyi beraber gecirdigi dansci kiz ciglik cigliga kosarak iceri girer... "HEMEN ASAGI GELIN NOLUR.. KAHYANIZ SALONDA BOYLU BOYUNCA UZANMIS YATIYOR... GALIBA ÖLMÜS!!!!" -------------------------------------------------------------------------------- DAVAYI KAYBEDECEĞİZ 12 yasinda bir cocuk bir kadina tecavuz etmekten yargilaniyormus. Ustelik cocugun avukati da bayanmis. Mahkemede bayan avukat, cocugun pipisini disari cikarip eline almis ve sallayarak : - Hakim bey, bu cocuk bu ufacik pipisiyle bu kadina nasil tecavuz edebilir? Tam bu sirada cocuk avukatin kulagina egilerek fisildamis : - Avukat hanim biraz daha sallarsaniz davayi kaybedicez! -------------------------------------------------------------------------------- EN DEĞERLİ MADEN Ögretmen sinifta madenleri ve ne kadar degerli olduklarini anlatiyormus. Dersin bitiminde çocuklara sormus: - "Çocuklar! Kim hangi madene sahip olmak ister?" Önce David cevap vermis: - "Platin, ögretmenim. Onunla kendime bir Porsche alirdim." Ardindan Mike cevaplamis: - "Altin, ögretmenim. Altinlarimla kendime sonmodel bir Cadillac alirdim." En son Küçük Joe yanitlamis: -"Silikon, ögretmenim. Ablamda iki tane var, kapinin önündeki arabalari hayal bile edemezsiniz!..." -------------------------------------------------------------------------------- KURUSUN DİYE ASTIM Jim ile Mary akil hastanesinde iki hastadir. Birgun hastanenin yuzme havuzunun etrafinda dolasirken Jim aniden suya atlayip en dibe batar. Bunu goren Mary hemen ardindan atlar ve dibe kadar yuzup Jim'i kurtarir. Tabii Mary'nin bu kahramanca davranisi hastanede olay olur. Bunu duyan bashekim de Mary'nin artik iyilestigini dusunup, hastaneden derhal taburcu edilmesi emrini verir. Islemler yapilir, belgeler cikartilir, Bashekim ayni gun Mary'nin yanina gider: - Mary, sana bir iyi bir de kotu haberim var. Iyi haberim, yaptigin kahramanca davranistan oturu anladik ki akli dengen tamamen yerinde ve boylece hastanemizden taburcu oluyorsun. Kotu habere gelince, kurtardigin hasta, Jim, intihar etmis. Az once odasinin banyosunda kendisini asmis bulundu. Mary gayet sakin yanit verir: - O intihar falan etmedi ki. Ben onu astim kurusun diye. -------------------------------------------------------------------------------- SARIŞIN Temel ile Cemal bir gece kulübünde içki içmektedirler, Temel, Cemal'e barda oturan güzel sarisini gostererek, "Cemal ben kariyi tavlarim" demis. Ve kalkmis sarisin bayanin yanina gitmis. Sarisin bayana "Birlikte bir icki icebilir miyiz" demis. Kadin, "BMW araban varmi?" diye sormus, Temel, "Yoktur" Kadin, "Karadeniz'de iki katli, genis bahcesi olan bir villan varmi?" diye sormus, Temel, "Yoktur" Kadin, "Senin bankada yüksek meblagli bir hesabinda yoktur" demis. Temel, "Yoktur" Kadin, "O zaman çek arabani" der, ve Temel Cemal'in yanina gider, Temel, "Ula Cemal benim Limuzini sana versem senin BMV'yi bana verir misin" Cemal, "Veririm" Temel, "Acaba benim bankaya gitsem bana bir hesap acarlar mi?" Cemal, "Acarlar" Temel, "Bunlari hallettikte, acaba babama Karadenizdeki villanin ücüncü katini nasil yiktiracagiz?" -------------------------------------------------------------------------------- KADIN - ERKEK Iki araba birbirlerine yaklasiyolardi... Birinin içinde bi adam digerinde bi kadin... Tam yanyana geldiklerinde adam cami açip kadina "DOMUZ!!!" diye bagirdı ve konusmasina devam edecekken kadin çok sinirlendi ve o da cami açip adama"HAYVAN!!!" diye cevap verdi...ve arabalar yollarina devam ettiler... Kadin tam viraji dönmüstü ki yolun ortasinda duran kocaman bir DOMUZ'a çarpti... Bu hikayeden çikarilacak sonuç : - kadinlar dinlemeyi bi ögrenebilseler... -------------------------------------------------------------------------------- SEX Temel Amerikaya gelir ucaktan iner passaport olayi filan falan immigration office alirlar bunu Memur sorar - What's your name Sir? -Temel -Surname? -Kaya -Sex? Temel gayet sakin cevaplar - 3 times a week Memur sasirir ve olayi toparlamaya calisir... - Sir you understood me wrong..I mean male? or female? Temel yine hic beklemden cevaplar - Doesn't matter -------------------------------------------------------------------------------- BOYANIR Tanri once yer kuresini yaratir.Bakar ve der: - Guzel Sonra atmosferi yaratir. Kenardan bakar ve yine: - Guzel Daha sonra topraklari, daglari ve denizleri yaratir. Bakar ve der : - Guzel Erkegi yaratir, bir bastan sona seyreder : - Guzel Sonra kadini yaratir ve bir hayli baktiktan sonra der: - Onemli degil, boyanir... -------------------------------------------------------------------------------- AGOP'LA HAYKANUS Agop'la karisi Haykanus kahvalti ediyorlarmis. Haykanus sormus: - Sular akmoor Agop, bir bakarsin degil mi? - Nereden cikarirsin simdi Haykanus, ben muslukcu ? - Peki havagazini kontrol etsen. - Canim, ben tesisatci? - Agop, elektrik dugmesi de bozulmus - Yeter artik Haykanus... Agop aksam eve geldiginde bir bakmis ki butun aksakliklar onarilmis. Merakla sormus Haykanus 'a: - Canim karim, kime yaptirdin bunlari? - Kirkor 'a rica ettim beni kirmadi. - Ne?... Kirkor mu? O dunyanin en kotu adamidir. Karsiliksiz bir sey yapmaz. - Evet bana " ya benimle yatacaksin ya da cikolatali pasta yapacaksin" dedi - Guzel...Pastayi yaptin degil mi? - Ah Agop, nereden cikarirsin bunu? Ben pastaci... -------------------------------------------------------------------------------- EVLİLİK Yeni evli genc cift, dugun gecesi balayi suitlerine cikmişlar.. yataga girmek icin hazirlanirken genc adam pantalonunu cikarip kadinin onune ativermiş: - şunu bi giysene....? Kadin giymeye calişmiş ama pantalon kadina en az 2 beden buyuk, tabi giyememiş.. - "olmuyor işte, ben senin pantalonunu nasil giyeyim..." demiş... Bunun uzerine adam siritmiş: - "Evvet işte anlaman gereken budur karicim, sen benim pantalonumu giyemezsin ve benim yerime evin reisi olamazsin." Kadin bunun uzerine adama bakmiş bakmiş, sonra cikarmiş kulodunu adamin suratina firlatmiş: - "Sen şunu bi giysene." Adam kadinin minicik kulodunu giymeye calişmiş ama dizlerine kadar bile çekememiş, "ben bunun icine giremem" diye soylenmiş. Bunun uzerine kadin - "evvet işte anlaman gereken budur kocaciim, giremezsin." demiş "ve az onceki tavrin degişene kadar da hayatta giremeyeceksin." KERİZ Temel tatil için gittiği sahil kentinde, sabah erkenden kalkar ve plaj kumsalında yürümeye başlar. Bu esnada bir çift de sabah sporu için plaja gelmiştir. Kadın sabah güneşinden yararlanmak için kumsalda güneşlenirken, eşi de hemen yanında şınav çekmektedir. Temel bu manzarayı görür ve şöyle der: - "Ula kerize bak, kari altindan kaçmiş haberi yok..!" -------------------------------------------------------------------------------- GÜMRÜK Trabzonla Rize arasında bir zamanlar gümrük varmış. Temel hergün bisiklet ve önünde bir kum torbasıyla gümrükten geçermiş. Bir gün Gümrük Memuru bu durumdan kuşkulanmış. Temel'e : - Dur. Ne geçiriyorsun gümrükten, demiş. Temel : - Kum, demiş. Memur kum torbasına elini sokmuş karıştırmış gerçekten sadece kum varmış torbada. Bu olaydan sonra Temel yıllarca gümrükten bisikletle önünde kum torbası olduğu halde geçmiş. Yıllar sonra Trabzonda bir kahvede Temelle Gümrük Memuru karşılaşmış. Gümrük Memuru : - Ula Temel artık emekli oldum sana birşey yapamam gerçekten ne geçiriyordun gümrükten?, demiş. Temel: - Bisiklet, demiş -------------------------------------------------------------------------------- EVDEKİ KUZİ Bir inşaata amele alınacaktır. Alınacak elemanları kalfa Cemal'in seçmesi istenir. Adaylar kalabalıktır. Bu durumda Cemal sınav yapmaya karar verir. - Pize 1 kisi lazımdur. Pu nedenle sizu imtihan edeceğum. Bir ara gözü Temel'e ilişir. Burnundan tanımıştır. Hemşehrisini işe almak ister. Önce Temeli sınava alır ve sorar. - Hemşerum söyle baa bakalum.. Sana 3 kuzu verdum, sonra 2 kuzu daha verdum kaç kuzu oldi? - 6 tane oldi. Cemal biraz bozulur ama çaktırmaz. - Tabi bu soru biraz zor oldu piraz taha kolayini sorayum. - Sana 2 kuzu verdum, sonra 1 tane taha verdum kaç kuzi oldi ? - Tört kuzi oldi. Cemal sinirlenir, Ama hemsehrisinide işe almak ister. - Peçi 1 kuzi verdim, sonra bir kuzi taha verdum kaç etti ? - Üç etti. Bunun üzerine Cemal iki tokat çakar ve tekrar sorar. - Pir kuzi verdum, kaç kuzin oldi? - İçi tane. Cemal iyice sinirlenir ve Temeli iyice döver. - Ulan hemşeru teyup işe almak istedum, sende tam salakmişsun. Ula sağa pir kuzi vermişsem pir kuzin olur anladun mi? - Olir mi, der Temel. - Penum evde bir kuzi de kendumin var. -------------------------------------------------------------------------------- SAAT Yakısıklı bir genç ve yaslı bir Yahudi uzun bir tren yolculugunda aynı kompartımanı paylasırlar. Ihtiyar biner binmez, genç adam saati sorar,ancak yanıt almaz. Tüm gece süren yolculuk boyunca da hiç konusmazlar. Ertesi sabah, varıs¸ istasyonuna gelmeden önce, ihtiyar - "Simdi saat 8.30 oldu!" der. Genç, saskınlıkla -"Niye ancak simdi cevap verdiniz ki?" diye sorar. - "Bakınız, genç adam: Size dün aksam saati söylemis olsaydım,sohbete baslayacaktık. Bana muhtemelen, benim de gittigim kente yolculuk ettiginizi ve belki de oraya ilk kez gittiginizi söyleyecektiniz. Ben de,iyi bir insan oldugum için, sizi evime davet edecektim. Orada kızım ile tanısacaktınız. Çok güzel bir kız oldugu için, onu kesinlikle begenecektiniz. Eh, siz de çirkin sayılmazsınız - o da sizi begenecekti.Kuvvetle ihtimaldir ki,bu is evlilige kadar gidecekti. Ben de düsündüm:Saati bile olmayan meteliksiz bir damatla, benim ne isim var?!?" -------------------------------------------------------------------------------- ŞEF NE DERSE O OLUR Teksasta haydutluk eğitimi gören bir öğrenciyi azılı haydutların yanına staja verirler. İlk ders olarak bir posta arabası soyulacaktır. Araba durdurulur; Şef haydut: - "Herkesi indirin arabadan" der. Bu sırada stajer arabada yaşlı bir ninenin oturmakta olduğunu farkeder ve - "Nine otursun bari" der. Haydutlar hep bir ağızdan - "Sen karışma, şef ne derse o olur" derler. Bu sefer şef; - "Bütün paralarını alın" der. Stajer yine atlar: - "Yaşlı nineninkileri de mi?" diye sorar. Haydutlar yine hep bir ağızdan - "Sen sus, şef ne derse o olur" derler. Bütün paralar alınmıştır. Şef atına biner adamlarına döner ve - "Bütün kadınlara tecavüz edin" der. Tam stajer konuşacakken nine atılır: - "Sen sus, şef ne derse o olur" -------------------------------------------------------------------------------- GURUR KAZAZEDESİ Temel bir arkadasindan cok iyi tuyo veren bir adamin adini ogrenir. Hemen kosar; - " Bugun yapilacak yarista hangilerine oynamaliyim" der. Adam soyle bir bakar; - " Sen kac yasindasin?" diye sorar. - " 28 " der Temel. Adam da; - " Tamam, git 2 ve 8' e oyna." Gercekten adamin verdigi tuyo yarislar sonunda tutmustur. Temel ikinci hafta yine gider. Yine soru aynidir. Adam: - "Sen kac kilosun? " der. Temel " 76 kiloyum." deyince; - " Bu hafta da git 7 ve 6' ya oyna." der. Bu yarisin sonuclarini da adam dogru tahmin etmistir. Arkadaslari da saskinlik icinde izlemektedirler. Bu kez Temel neyi var neyi yok satar. Parasini cebine koyar, yine ayni adamin yolunu tutar. Adam bu kez - " Senin ....şeyin... uzunluğu ne kadar? der. Temel saskinlik icinde - " 25 cm. " deyince adam da - "Bu sefer de 2 ve 5'e oynayacaksin" der. Arkadaslari yarisin sonuclarini cok merak etmektedirler. Ertesi gun hemen Temel' in yanina kosarlar ki bir bakarlar Temel' in yuzu cok kotudur. Hemen sorarlar ne oldu diye. Temel' in verdigi yanit ise sudur: - " Gururumun kurbani oldum. 1 ve 3 kazandi." -------------------------------------------------------------------------------- FURDİK ONİ Babam öldü, demis Temel. ilyas sormus: - Neden öldü? - Apartmanin sekizinci katinin balkonundan düstü. - Eyvah parçalandi mi? - Yok, giristeki bakkalin tentesine düsünce oradan havalanip karsi apartmana yöneldi. - Apartmana mi çarpti, nasil oldu? - Yok, karsi apartmanin balkonunda çamasirlar asili idi.Çamasir ipine vurup fabrikanin bahçesine düstü. - Orada mi öldü? - Yok, fabrika çelik yay fabrikasi, bahçedeki yaylarin üzerine düsüp havalandi yeniden... - Peki sonra? - Sonrasi ne? Baktik ki yere inmiyor, biz de furdik oni.. -------------------------------------------------------------------------------- AKILLI İNSAN Bir bilgeye sormuşlar : ''Bir insanın zekasını nereden analarsınız?'' ''Konuşmasından ''diye cevap vermiş. ''Ya hiç konuşmazsa ? '' demişler; ''O kadar akıllı insan yoktur ki....'' -------------------------------------------------------------------------------- BEŞİNCİ KAT Tatile cikmis bir grup kiz arkadas, bes yildizli bir otelin onunden gecerken bir an duraklarlar. Otelin kapisinda; "Yalnizca bayanlar icin..." yazan bir afis asilidir. Yanlarinda esleri ya da erkek arkadaslari olmadigi icin, bu otelde konaklamaya karar verirler. Resepsiyondaki akillara ziyan derecede yakisikli genc, bayanlara otelin "usulleri" uzerine kucuk bir brifing verir: "Otelimiz bes katlidir. Teker teker katlari cikin. Arzunuza hitap eden katta kalabilirsiniz. Hangi katta ne oldugunu aciklayan kucuk tabelalar size yardimci olacaktir. Yalniz dikkat edin, bir kez ust kata ciktiniz mi, bir daha bir alt kata inemezsiniz. Bizimkilerin icini bir heyecan kaplar. Bu epey ilginc bir tatil olacaga benziyordur. Hemen merdivenlere davranirlar.Birinci kattaki tabelada; "Bu kattaki erkeklerin hepsi kisa boylu ve vasat tiplidir," yazmaktadir. Hep birlikte burun kivirip, ikinci kata dogru hamle ederler. Buradaki tabela da cok parlak seyler vaad etmez: "Bu kattaki erkeklerin hepsi kisa boylu ve yakisiklidir." Kadinlar elbette ki buna da bir omuz silkerler. Ucuncu kata geldiklerinde gozlerine uzerinde; "Bu kattaki erkeklerin hepsi uzun boylu ve vasat gorunumludur," yazan tabela carpar.. "Dogal olarak" dorduncu katta sanslarini dememeye karar verirler. Nihayet karsilarina; "Bu kattaki erkeklerin hepsi uzun boylu ve yakisiklidir," yazan ilan cikar. Kadinlar, hormonlari bedenine dar gelen ergen kizlarin coskusuyla bagirisir ve birbirlerine sarilirlar. Fakat yine de o galeyan icinde, hala yukarida bir kat daha kalmis oldugunu hatirlarlar. Kisa ama yogun bir istisare sonucu, son katta sanslarini denemeye karar verirler. Oyle ya, sonucta her ciktiklari kat, bir oncekinden daha iyi bir "cesit" vaad etmektedir. Heyecanla besinci ve sonuncu kata tirmanirlar. "Zirve"deki tabelada yazanlari dehset icinde okurlar: "Burada erkek falan yok. Bu kat, yalnizca kadinlari memnun etmenin bir yolu olmadigini kanitlamak amaciyla insa edilmistir..." -------------------------------------------------------------------------------- YANLIŞ TARAF Vahsi Batida bir gun, bardan iceri izbandot gibi cift tabancali bir kovboy girer. Herkesin saskin bakislari arasinda son derece hizli bir hareketle iki tabancayi da cekip havaya birer el ates eder ve bagirir: -Sag tarafimdakiler o.. cocugu, sol tarafimdakiler pe.... Var mi lan itirazi olan? Varsa kalksin ayaga! Temel, hemen ayaga kalkar, kovboy derhal tabancalari adama dogrultur: - Hey, senin itirazin var galiba! - Yok be abicum, ha pen yanlis tarafa oturmisum da... DİYAFON Delikanli sevgilisini aksam eve birakir.Evin önünde masum bir fisiltidan sonra ateslenir.Bir elini duvara dayiyarak - "Beni bir öpermisin".. Kiz: - "Delimisin evin önünde annemler görür" der.. Erkek: "Ne olacak canim bu saatte kim görecek, ne olur seni cok seviyorum..." Kiz: "Ben de seni ama olmaz..." Erkek cok atesli tabi devamli israr eder.. bir ara aniden merdivenlerin isigi yanar ve kizin kücük kiz kardesi belirir. Kücük kiz: - " Babam diyor ki öpecekse öpsün, gerekirse ben öpecekmisim, o da olmazsa kendisi gelecekmis ama o hayvan oglu hayvana söyle elini diyafon dügmesinden ceksin dedi" -------------------------------------------------------------------------------- ARABAM DIŞARIDA Temel kırtasiye'ye girmiş, tezgahtara : -Pana pir roman lazum, demiş. Kırtasiye tezgahtarı sormuş : -Efendim agır mı olsun hafif mi? Temel : -Farketmez, nasul olsa arabam dısarudadur. -------------------------------------------------------------------------------- ANLAMLI ANLAMLI Karadenizlinin biri hemşerisine anlatıyor : -Dün belediye otobüsüne bindim; yan koltuktaki adam bilet almamışım gibi bana anlamlı anlamlı baktı. -Sen ne yaptın? -Bende bilet almışım gibi anlamlı anlamlı ona baktım. -------------------------------------------------------------------------------- YUMURTA KİMİN İskoçyalı'nın tavuğu İngiliz'in bahçesine yumurtlamış. Biri "Tavuk benim, yumurta da benimdir" diyor. Diğeri "Benim bahçem, yumurta da benimdir." En sonunda İskoç "Bu böyle sürer gider. En iyisi birbirimize birer tekme atalım. Yerde en kısa süre kalan yumurtayı alsın" diyor. İngiliz de kabul ediyor. İskoç'un önce tekme atmasına karar veriyorlar. İskoç en ağır postallarını giyip geliyor. İyice bir abanıp İngiliz'in bacaklarının arasına bir tekme atıyor. İngiliz yarım saat sonra ancak kalkabiliyor. İngiliz tam tekmeyi atmak için hazırlanıyorken, İskoç yumurtayı uzatıyor: "Al senin olsun, bir yumurta için değmez." -------------------------------------------------------------------------------- OTEL Tatile cikmis bir grup kiz arkadas, bes yildizli bir otelin onunden gecerken bir an duraklarlar. Otelin kapisinda; "Yalnizca bayanlar icin..." yazan bir afis asilidir. Yanlarinda esleri ya da erkek arkadaslari olmadigi icin, bu otelde konaklamaya karar verirler. Resepsiyondaki akillara ziyan derecede yakisikli genc, bayanlara otelin "usulleri" uzerine kucuk bir brifing verir: "Otelimiz bes katlidir. Teker teker katlari cikin. Arzunuza hitap eden katta kalabilirsiniz. Hangi katta ne oldugunu aciklayan kucuk tabelalar size yardimci olacaktir. Yalniz dikkat edin, bir kez ust kata ciktiniz mi, bir daha bir alt kata inemezsiniz.Mukemmel adamin pesinde...Bizimkilerin icini bir heyecan kaplar. Bu epey ilginc bir tatil olacaga benziyordur. Hemen merdivenlere davranirlar.Birinci kattaki tabelada; "Bu kattaki erkeklerin hepsi kisa boylu ve vasat tiplidir," yazmaktadir. Hep birlikte burun kivirip, ikinci kata dogru hamle ederler. Buradaki tabela da cok parlak seyler vaad etmez: "Bu kattaki erkeklerin hepsi kisa boylu ve yakisiklidir." Kadinlar elbette ki buna da bir omuz silkerler. Ucuncu kata geldiklerinde gozlerine uzerinde; "Bu kattaki erkeklerin hepsi uzun boylu ve vasat gorunumludur," yazan tabela carpar... "Dogal olarak" dorduncu katta sanslarini dememeye karar verirler. Nihayet karsilarina; "Bu kattaki erkeklerin hepsi uzun boylu ve yakisiklidir," yazan ilan cikar. Kadinlar, hormonlari bedenine dar gelen ergen kizlarin coskusuyla bagirisir ve birbirlerine sarilirlar. Fakat yine de o galeyan icinde, hala yukarida bir kat daha kalmis oldugunu hatirlarlar... Kisa ama yogun bir istisare sonucu, son katta sanslarini denemeye karar verirler. Oyle ya, sonucta her ciktiklari kat, bir oncekinden daha iyi bir "cesit" vaad etmektedir. Heyecanla besinci ve sonuncu kata tirmanirlar. "Zirve"deki tabelada yazanlari dehset icinde okurlar: "Burada erkek falan yok. Bu kat, yalnizca kadinlari memnun etmenin bir yolu olmadigini kanitlamak amaciyla insa edilmistir..." -------------------------------------------------------------------------------- ZAMPARA TEMEL Temel çok güzel bir kadini gözüne kestirmis. Kizin pesinde ve bir taraftan da nasil kizi ayartirim diye düsünüyor. Klasik tavlama usüllerinden biri geliyor aklina ve birden kadina dönüp : - Hadi bize gidelum saga pul kolleksiyonumu cöstereyim. Kadin sasirir fakat bozuntuya vermez: - Peki ya begenmezsem - O zaman ciyinur cidersun. -------------------------------------------------------------------------------- FESAT Klas bir kiz kolejinde biyoloji ogretmenligi yapan Bay Perkins sinifta sorar: - Bayan Smythe, lutfen insan vucudunda uygun sartlarda gercek buyuklugunun 6 katina ulasan organin ismini ve bu sartlari soyler misiniz? Bayan Smythe soruya bozulur ve sogukca: - Bay Perkins, bu sanirim bana sorulacak uygun bir soru degil. Ailemin bundan haberdar olacagindan emin olabilirsiniz. der ve kipkirmizi bir suratla yerine oturur. Bay Perkins, istifini bozmadan ayni soruyu Bayan Johnson'a yoneltir. Bayan Johnson sukunetle cevap verir: - Los isikta goz bebegi. Bay Perkins: - Dogru! Ve Bayan Smythe size soyleyecek 3 seyim var.Birincisi; dersinize calismamissiniz. Ikincisi; akliniz fikriniz kotu seylerde.Ucuncusu; birgun cok buyuk bir hayal kirikligi ile karsi karsiya kalacaksiniz..... -------------------------------------------------------------------------------- İYİ Kİ JİNEKOLOG DEĞİLİM Fevkalade sosyetik bir kokteyl. Dr. Gurel smokinleri icinde iki kat yakisikli. Agzindan da bal akiyor ya. Etrafi her zamanki gibi genc ve guzel hanimlarla cevrili.. Bunlardan biri "Ah doktor, disim oyle agriyor ki gunlerdir" demis.. Sonra yakalamis doktorun elini.. Agzina dogru cekmis.. Cekmekle de kalmamis.. Sokmus doktorun parmagini agzina.. Sol tarafa kaydirmis. Isaret parmagini azi disine dogru zorla uzatiyor. - Iste burasi.. Tam burasi.. Oyle agriyor ki?.. Doktor parmagini kadinin agzindan kurtarmaya calisirken soyleniyor?.. - Hanimefendi, iyi ki jinekolog degilim.. -------------------------------------------------------------------------------- LAZ KOMANDOLAR Çogunlugunu lazlarin teskil ettigi komando bölügü 10 gündür ormanda, çamurda, aç susuz pislik içinde egitim yapmaktadir. 11.nci gün komutan çavus Dursun'u çagirdi "çavus,10 gündür bölük gayet iyi bir performans gösterdi bizde onlari ödüllendirelim, bugün çamasir degistirebilirler artik.." "Basüstüne Komitanum." Dursun çavus bir heves kosarak bölügü toplar "sizlere çok sevinecegunuz bir haber cetirdum.. komitan izin verdi bugün erat çamasir degistirecek, siraya geçin degistirun. Temel sen Idrisle.....Ismail sen Kemalla.... Sadik sen Cemalla -------------------------------------------------------------------------------- NE DİYOR Yasli Alman cift Türkiye'den tatilden donuyorlarmis, otelden cikarak bir taksiye binmisler ve tutmuslar havaalani yolunu. Bu sirada taksi soförü sormus, "Hangi ülkeye gidiyorsunuz?" diye... Ihtiyar adam, "Almanya'ya" demis.Ihtiyar kadinin da kulaklari pek duymuyor tabii kocasina, "Ne diyoor?" diye sormus. Adam da, "nereye gittigimizi soruyo da" demis... Biraz yol aldiktan sonra taksi soförü tekrar, "Almanya'nin hangi sehrine?" demis... Ihtiyar adam da "Hamburg" demis... Ihtiyar kadin yine, "Ne diyooor?" diye sormus, adam; "Hangi sehirde kaldigimizi soruyor" demis... Taksi soförü, "Ben" demis "Hayatimin en kötü seksini Hamburg'ta (Sao Paulo'da) yaptim!"... Sagir kadin yine sormus, "Ne diyooorrr?" Ihtiyar adam da demis; "Seni tanidigini söylüyooorrr!.." AVCI Dort kisilik avci grubu, tecrubeli avci Temel'in onderliginde ilerlemektedir. Karsilarina kucuk bir delik cikar. Temel: -yatin yere, tavsan deligi ! Butun avcilar yere yatarlar. Gercekten bir muddet sonra delikten tavsan cikar. Avcilar hemen vururlar. Tekrar yurumeye baslarlar. Bir sure sonra buyukce bir delik cikar. Temel : -Yatin yere, tilki deligi ! Yatarlar. Biraz sonra tilki cikar, onu da vururlar. Tekrar yola duserler. Bu defa daha buyuk bir delik cikar. Temel : -Yatin yere, ayi ini ! Yere yatarlar ve cikan ayiyi vururlar. Iyice keyiflenen avcilar yurumeye devam ederler. Kisa bir zaman sonra kocaman bir deligin basinda dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakar. Temel : -Usaklar ne cikacagini bilmiyorum. Ama yatin yere, ne cikarsa bahtimiza! Ertesi gun gazetelerde : "Dort avci tren altinda can verdi..." -------------------------------------------------------------------------------- AMİN Cok iyi giyimli bir is adami Vatikan'a gelir papayla gorusmek istedigini soyler. Kendisini bir Kardinal'e gotururler. Adam israr eder. - Sizinle degil, dogrudan Papa ile ve yalniz gorusmek istiyorum. Sonunda adami Papa'nin huzuruna cikarirlar. Ama adamin ne istedigini merak eden Kardinaller kapinin disinda kulak kesilmis iceriyi dinlemektedirler. Iceride sesler yukselmistir. Adam : - 1 milyar dolar. Papa : - Olmaz - 2 milyar dolar. - Hayir. - 5 milyar dolar. - Hayir. Adam kapiyi carpar, hisimla uzaklasirken Kardinaller iceri kosusur. - Sayin Papa hazretleri, 5 milyar dolar muazzam bir para. Dusunun bu para ile kac katedral, kac kilise yapilir, dunya uzerine kac misyoner gonderilirdi. Parayi nicin kabul etmediniz ? - Ne yani ? Her duadan sonra Amin yerine Coca Cola mi deseydik ? -------------------------------------------------------------------------------- MÜHENDİS ZEKASI Bir papaz, bir sarhoş ve bir mühendis giyotinle ölüm cezasına çarptırılmışlardır. Sıra öncelikle papazdadır. İnfaz memuru papaza sorar: "İnfaz edilirken yukarı mı aşağı mı bakmayı tercih edersin?" Papaz cevap verir: "Yukarı bakmak isterim. En azından ölürken yüzüm tanrıya dönük olur." Papazın isteği yerine getirilir, giyotin bıçağı havaya kaldırılır ve bırakılır. Bıçağın hızı kesilir kesilir ve tam papazın boynuna santimetreler kala duruverir. Bu tanrıdan bir işaret olarak görülür ve papaz serbest bırakılır. Sıra sarhoşa gelmiştir. Bir umutla sarhoş da yukarı dönük olmak istediğini söyler. Aynı şekilde giyotin bıçağı tam sarhoşun boynuna yaklaşmışken yavaşlar ve durur. Bu da tanrının bir işareti olarak kabul edilir ve sarhoş da serbest bırakılır. En son sıra mühendistedir. Mühendis de yukarı dönük infaz edilmek istediğini belirtir. Tam bıçak havaya kalkmışken mühendis bağırır: "Durun bir dakika, bıçaktaki sorunun nerede olduğunu anladım." -------------------------------------------------------------------------------- KONUŞMAMAK Kizilderinin teki kecilerini otlatiyormus. Derken bir cow-boy gelmis ve sormus: - Senin kopegin mi? - O kopek benim olmak! - Onunla konusabilir miyim? - Kopek konusamamak! Cow-boy kopege yaklasir. - Nasilsin? - Fena degil! (Kizilderili saskin...) - Bu kizilderili senin sahibin mi? - Evet. - Sana iyi davraniyor mu? - Evet, cok iyi. Gunde iki kez tuvalet icin dolastiriyor, bana yemek veriyor ve benimle oynuyor. (Kizilderili bu arada kafayi yemektedir) Cow-Boy kizilderiliye sorar. - Senin atin mi? - O at benim olmak! - Onunla konusabilir miyim? - At konusamamak! Cow-boy ata yaklasir. - Nasilsin? - Fena degil! (Kizilderili daha da saskin...) - Bu kizilderili senin sahibin mi? - Evet. - Sana nasil davraniyor? - Iyi. Bana hergun gerekli yurususleri yaptiriyor, fazla yuk bindirmiyor, gunde 2 kere ve her terlememden sonra terimi siliyor, ve icinde yiyecek ve yataklik olan ufak bir ahir insa ediyor. (Kizilderili ne gozlerine ne de kulaklarina inanamamaktadir) Cow-Boy tekrar kizilderilinin yanina gelir. - Bu Disi Essek senin mi? - Essek benim olmak, konusmak ama çok yalan soylemek ..... -------------------------------------------------------------------------------- SAKIN OSURMA Dallas'daki NASA uzay ussunde, us komutani William White, George ve Bob adindaki astronotlari yanina cagirip, ertesi gun cikacaklari Mars yolculugu hakkinda son talimatlari verir ve bu zor yolculugun oncesinde uyumak uzere evlerine gitmelerini soyler. Her iki astronot da,talimata uyup evlerine giderler. George tam uyumak üzereyken telefon gelir. Arayan Bob'dur. - "Alo, George. Ben Bob. Uyudun mu?" - "Henuz degil." - "Ben cok heyecanliyim. Uyku tutmadi. Sana da uyarsa, benimle birlikte icmeye ne dersin? Uzun sure icki icemiyecegiz..." - "Ok." Bir saat sonra George ve Bob bulusurlar, bir bara girip icki Soylerler. Barmen tam ickiyi verirken ikisine de dikkatlice bakar. - "Hey men. Sizi tanidim. Yarin Mars'a gidecek astronotlarsiniz. Size icki verdigim ortaya cikarsa bir daha Dallas'ta ekmek yiyemem ben. Kusura bakmayin." George ve Bob barmenle tartismalarina ragmen o barda icki icemezler. Baska barlarda sanslarini denerler; ama TV programlarini surekli izleyen barmenler onlari her seferinde tanirlar ve icki vermeyi reddederler. Marketlerde kapalidir. Tam eve donmeye karar verdiklerinde Bob'un aklina bir fikir gelir. - "Yahu George, bizim uzay roketine koyduklari yakitin kokusunu hatirliyor musun. Ayni viski gibiydi. Istiyorsan ondan icelim." Birlikte uzay ussune girerler. Kontrol etmek bahanesiyle yakit tankinin yanina gelirler. Kimse suphelenmez. George ve Bob yakit tankindan aldiklari yakittan birer kadeh icerler; sonra da evlerine giderler. George tam uyumak uzereyken telefon calar. Arayan yine Bob'dur. - "Alo George. Yine ben. Rahatsiz ettim ama kusura bakma. Sana bir sey sormak istiyorum. Karnin agriyor mu?" - "Evet Bob. Hem de cok." - "Peki. O zaman sakin osurayim deme. Ben seni TOKYO'dan ariyorum." -------------------------------------------------------------------------------- KİM HIZLI KOŞAR? Iki rahibe varmis biri matematikçi biri mantikli.. Bunlar bir aksam karanlikta kiliseye dönerlerken matematikçi rahibe mantikliya dönerek; - "Yaklasik 20 dakikadir bir adam bizi takip ediyor ve gittikçe yaklasiyor su anda aradaki mesafe 50 metre" der. Bunun üzerine mantikli rahibe bunun tek mantikli açiklamasi olabilecegini ve adamin kendilerine tecavüz edecegini ve daha hizli yürümeleri gerektigini belirtir. Rahibeler daha hizli yürümeye baslarlar. 2 dakika sonra matematikçi rahibe: - "Adam da hizlandi ve aradaki mesafeyi kapatiyor, su anda 30 metre arkamizda... O zaman mantik olarak kosmamiz gerekir." Rahibeler kosmaya baslar ve 3 dakika sonra matematikçi rahibe - "O da kosuyor ve arayi kapatiyor su anda mesafe 10 metre... O zaman mantik olarak bizi yakalayacak birimiz saga digerimiz sola saparak kiliseye ulasmaya çalisalim en az birimiz kurtulur." ... Ve matematikçi saga dogru kosmaya mantikli sola dogru kosmaya baslar. Matematikçi 20 dakika sonra kiliseye ulasir ve telas içinde beklemeye baslar. Aradan 40 dakika geçtikten sonra mantikli rahibe gelir. Matematikçi sorar ; - "Ne oldu ne yaptin ?" - "Adam beni takip etti artik mesafe üç-bes adima kadar azalmisti, mantik olarak daha fazla kosmanin anlami yoktu... - "Eeee..." - "Mantik olarak ben durdum adamda durdu." - "Sonra..." - "Mantik olarak ben etegimi kaldirdim oda pantolonunu indirdi." - "Peki daha sonra...." - "Daha sonra ne olacak etegini kaldirmis bir rahibe pantolonunu indirmis bir adamdan DAHA HIZLI KOSAR..." -------------------------------------------------------------------------------- ANCAK GELDİK Bir gun Cennet'in kapilari siddetle vurulmus: - Gum Gum Gum !! Içeriden seslenmisler: - Kim o? Disaridan gok gurultusu gibi bir ses: - Biz Istanbul'u fetheden Fatih'in yigitleriyiz! Içeriden hos geldiniz diyerek kapilar ardina kadar acilmis ve yigitleri iceriye buyur etmisler. Her sey çok guzel gidiyormus. Ta ki, 40 yil gecinceye kadar. Bir gun kapilar yine siddetle calinmis: - Gum Gum Gum !!! Içeriden sormuslar: - Kim o? Disaridan gok gurultusu gibi bir ses: - Biz Istanbul'u fetheden Fatih'in yigitleriyiz! Iceriden hemen cevaplamislar: - Hadi len! Onlar 40 yil once geldi! Disaridan yine ses gelmis: - Biz mehter takimiyiz ancak geldik!!! -------------------------------------------------------------------------------- ADOLF'UN ÇOCUKLUĞU 20. yüzyilin basinda bir evde kucuk bir cocuk babasina sormus: - "Baba!, kedilerin kuyruklarini kesip kemer yapmak günah midir?" Baba ilgisizce; - "Günahtir evladim" demis - "Peki baba zencilerin derilerinden paspas yapmak günah midir?" - "O da gunahtir evladim" - "Peki baba japonlarin beyinlerinden corba yapmak gunah midir?" - "Ooofff! o da günahtir evladim" - " Peki baba yahudilerin yaglarindan sabun yapmak gunah midir?" Baba en sonunda dayanamaz: - "Degildir ulan. oooff bee Adolf , nerden aklina gelir boyle sorular sormak?!..." -------------------------------------------------------------------------------- İŞ GÖRÜŞMESİ Bir firmanin Insan Kaynaklari Müdürü ölür ve göge yükselir. Kapida bir melek onu karsilar ve söyle der: - "Size bir sans verecegiz. 24 saat boyunca cehenneme ve 24 saat boyunca da cennete gideceksiniz. Hangisini daha cok severseniz sonsuza kadar orada kalma sansiniz olacak." Insan Kaynaklari Müdürü bu fikri gereksiz bulur: - "Aslinda ben secimimi coktan yaptim. Bu yola basvurmamiza gerek yok. Ben cennete gitmek istiyorum." Melek bunun imkansiz oldugunu söyler: - "Buranin da bazi kurallari var. Bu nedenle dedigimi yapmaniz gerekir. Sonra secim sizin." Müdür caresiz kabul eder. Bir asansöre biner ve yerin yedi kat altina iner. Bir kapidan iceri girdiginde bir bakar ki, yemyesil bir golf sahasinin üzerinde ve bütün sevdigi arkadaslari orada. Seytan bile cok sevimli ve ona iyi davraniyor. Bütün gün golf oynarlar, beraber yemek yiyip icki icerler. Müdür cok eglenir ve zamanin nasil gectigini anlamaz. 24 saat dolunca asansörle yukari cikar ve cennetin kapisindan iceri girer. Cennet de güzel ama fazla sakin bir yerdir. Bütün gün bulutlarin üzerinde harp calip sarki söyler. 24 saat dolunca tekrar melegin karsisina cikar. Melek sorar: - "Evet, karariniz nedir?" Müdür cevap verir: - "Bunu söyleyecegimi hic sanmazdim ama cehennemde daha iyi vakit gecirdim oraya gitmek istiyorum. " Bunun üzerine asansörle yerin yedi kat altina iner. Bir de görür ki her yer cöp dolu, pis bir koku sarmis etrafi. Dün cok eglendigi arkadaslari da cöpleri topluyor. Seytana sorar: - "Dün burasi bir golf sahasiydi, yemek yedik, icki ictik. Bugün ne oldu, durum neden böyle?" Seytan cevap verir: - "Dün senle is görüsmesi yapiyorduk. Bugün artik seni ise aldik..." -------------------------------------------------------------------------------- HEDİYE Bir kadinin bir süreligine is seyahati için ingiltereye gitmesi gerekmektedir. Kadinin kocasi esini havaalanina kadar götürür. Karisi: - "Tesekkür ederim kocacigim, senin için ingiltereden ne getirmemi istersin?" diye sorar. Adam güler ve yanitlar: - "Bir ingiliz kizi istiyorum hayatim..." Kadin sessiz bir sekilde kocasindan ayrilir ve yola çikar. 2 hafta sonra adam karisini tekrar hava alanindan almaya gider ve sorar: - "Hayatim gezin nasildi?" Karisi: - "Tesekkür ederim hayatim çok güzeldi." Adam: - "Peki hediyem nerde?" Kadin: - "Ne hediyesi?" Adam: - "Hani bir ingiliz kiz istemistim ya..." Kadin: - "Haa hatirladim, evet elimden geleni yaptim, simdi biraz beklememiz lazim kiz olup olmayacagini görmek için... !!!!" SOS İSTER MİSİNİZ? Elektrik supurgesi saticisi, bir apartman dairesininkapisini calmis, kapiyi acan bayana: - "Hanimefendi, bu elimde gormus oldugunuz kovanin icinde at pisligi var!" demis ve bu bir kova pisligi evin icine dogru savurarak dokuvermis. Sonra da: - "Hanimefendi, elimdeki elektrik supurgesi ile 10 dakika icinde bunu temizleyemezsem, bu boku yiyecegim..! Kadin saticiya soyle bir bakmis - "Beyefendi, ustune domates sosu da istermisiniz? Elektrikler kesik de..!" -------------------------------------------------------------------------------- DON Sultan en güvendigi adamini Arabistan'a hünkar göndermis. Hünkar, Arabistan'da gezerken bakmis, araplar entari giyorlar ama alta donlari yok. Bir rüzgar estimi, manzara felaket! Haber salmis, altina don giymeyenler kadi huzuruna çikartilip, hapsedilecek. Aradan günler geçmis Arabin bir tanesi don giymemis ve ilk rüzgarda olay farkedilmis. Kadi huzuruna çikartmislar. Kadi sormus; -"Adin?" -"Aptülmecit" -"Baba adin?" -"Aptülleziz" -"Evli misin? -"5 tane karim var!" -"Kaç çocugun var? -"Ilkinden 15, ikincisinden 17, üçüncüsünden 16, dördüncüsünden 13, besincisinden 18 tane." Kadi kararini vermis ve söylemis: -"Aptulleziz oglu, Apdülmecit'in, don giymeye vakti olmadigindan beraatine karar verilmistir!" -------------------------------------------------------------------------------- YANIKLARI ATMA Temel ile Dursun Amerika'da itfaiye teskilatina girerler, yangin ihbari alinir. Çok katli bir binada kreste yangin çikmistir. itfaiyeci merdiveni çalismaz. Temel yukari çikar. Dursun asagida kalir. Temel asagida bekleyen Dursun'un kucagiina çocuklari atmaya baslar. Temel atar, Dursun tutar, kaldirima koyar. Bir çocuk, iki çocuk, üç çocuk, derken besinci zenci çocukdur.. Temel birakir, Dursun yakalamak için kollarini açmaz. Çocuk paat yerde. Tekrar at, tut kenara koy, tut at kenara koy. Temel yine zenci çocuk atar. Dursun yine tutmaz. Çocuk paat gene yerde.. Dursun yukari bagirir: "Yaniklari atarak vakit kaybetme.." İki Türk Fransa'ya geyik avına gitmiş. Av da av yani... Deniz uçağıyla bir krater gölüne inecekler, dağlarda avlanacaklar sonra dönecekler... Şimdi onlara katılalım... Pilot: Beyler göle indik, size iyi avlar. Bir hafta sonra tekrar bu göle sizi almak üzere iniyorum. Ancak şunu peşin peşin söyleyeyim, adam başı bir geyik taşıma hakkınız var. Deniz uçağı daha fazlasını kaldırmıyor. Bizimkiler: Tamam, biz zaten seri avı düşünüyor değiliz, asıl kafamız dağılsın diye buradayız. Pilot: Harika, iyi avlar. Rastgele! *** Bir hafta sonra deniz uçağı göle iner... Pilot bir bakar ki... Bizimkilerin yanında, adam başı iki geyik! Pilot: Bravo da, adam başı tek geyik demiştik. Bu uçak, bu ağırlığı taşımaz. Bizimkiler: Taşır taşır. Pilot: Taşımaz. Bizimkiler: Taşır taşır. Pilot: Beyler bakın! Burası Avrupa Birliği, her şeyin bir kuralı var. Nizam var intizam var! Dört geyikle binerseniz bu uçak havalanamaz. Bizimkiler: Havalanır havalanır. Pilot: Olmaz! Bizimkiler: Geçen yılki pilot havalandı ama... Pilot: Havalandı mı? Dört geyikle mi? Buradan mı? Bizimkiler: Evet tastamam öyle. Geçen yılki pilot, dört geyikle havalandı! Pilot: Madem o pilot yaptı, ben de yaparım. Hayatımda ilk defa böyle bir şey yapıyor olacağım ama kanıma girdiniz. Hadi yükleyin geyikleri, binin, bağlayın kemerlerinizi, kalkalım. *** Pilot gazı verir... Deniz uçağı göl üzerinde süratlenir... Süratlenir... Kızaklar sudan kesilir ama uçak bir türlü ağırlığı kaldırıp yükselemez.... Ve sonuçta burun üstü ormanın içine çakılır, bin parçaya ayrılır. Şans eseri kimsenin burnu kanamadan herkes kurtulur. Ormanda, yarı baygın, paramparça olmuş uçağın yanında, bizim avcılardan biri kendine gelir, kafayı kaldırır... Arkadaşı da gözlerini açmıştır... Gözlerini açan sorar: - Len Ahmet, neredeyiz biz? Bizimki şöyle bir etrafa bakar... - Hemen hemen.... Geçen yıl düştüğümüz yerin 200 metre kadar gerisinde! -------------------------------------------------------------------------------- HİTLER Hitler üç esir yakalamis, Ingiliz, Fransiz ve bir Yahudi. - "Size soru soracagim, bilirseniz sizi birakacagim" demis. Ingiliz'e sormus - "Titanik kaç yilinda batti?" Ingiliz hemen cevap vermis - "1912" diye. Hitler göndermis Ilgiliz'i. Fransiz'a sormus bu kez: - "Titanik'te kaç kisi öldü?" Fransiz cevap vermis - "1050". - "Tamam, sen de gidebilirsin" diye özgür birakmis. Ve Yahudi'ye dönmüs; - "Say lan isimlerini!" |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Eski Üye
![]() Giriş Tarihi: 23-09-2005
Mesajlar: 908
Rep Puanı: 1921795
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
bu ne yaw bir saattir bilgisayar başına çiviledi beni bu fıkralar bir allan kuluda okumamış uzun geldi heralde ama baYAA güzel fıkralar saolasın repin yolda
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Uefa&Super Cup Winner
![]() Giriş Tarihi: 03-03-2005
Yer: irc.frmtr.com/forumtr
Mesajlar: 1,531
Rep Puanı: 295151
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Eline Sağlık Güzel Fıkralar...
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Ebedi Üye
![]() Giriş Tarihi: 05-05-2005
Mesajlar: 4,121
Rep Puanı: 1577356
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
eyvallah....
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
Yabancı
![]() Giriş Tarihi: 31-12-2005
Yaş: 48
Mesajlar: 15
Rep Puanı: 2375
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
teşekürler. ellerine yüreğine sağlık
|
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
|
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Vize İşlemi | Haberler | Okul Arkadaşım Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir. |