Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Kitap Özetleri
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

Suç Ve Ceza Kitap Raporu

Lise Bilgileri Kategorisinde ve Kitap Özetleri Forumunda Bulunan Suç Ve Ceza Kitap Raporu Konusunu Görüntülemektesiniz => SUÇ VE CEZA ROMANDAKİ KARAKTERLER Baş Kahraman : (Sayfa 7) 8 yaşından beri hastalığı çekmekte olan, çok sıkıntılı ve üzüntülü ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 27-01-07, 00:59   #1

Varsayılan Suç Ve Ceza Kitap Raporu


SUÇ VE CEZA


ROMANDAKİ KARAKTERLER
Baş Kahraman : (Sayfa 7)

8 yaşından beri hastalığı çekmekte olan, çok sıkıntılı ve üzüntülü günler geçiren, 15 yaşında bir gençtir.
Nüzhet : (Sayfa 19).

Zengin bir ailenin tek evladı. 19 yaşında ve hala çocuk gibi davranan, şımarık bir kız.
Doktor Ragıp : (Sayfa 19)

Uzun boylu,kendisine daima güveni olan, varlıklı bir insan.
Paşa : (Sayfa 18)

Kitap okunmasından hoşlanan, varlıklı ve yaşlı bir insandır.
Nurefşan : (Sayfa 21)
Evin hizmetçisidir.

ROMANIN GEÇTİĞİ MEKANLAR
İstanbul (sayfa 13).
Erenköy (sayfa 21)
Hastane (sayfa 93)

ROMANIN KAHRAMANLARI

YAZAR: İÇİNE KAPANIK, YILLARDIR AYAĞINDAN SORUN YAŞAYAN, DOKTORLAR VE HASTAHANELERDEN BIKMIŞ, İYİ KALPLİ BİRİSİDİR.
YAZARIN ANNESİ: OĞLUNUN SAĞLIĞI İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPAN BİRİDİR.
PAŞA: İYİ KALPLİ, KIZINI DOKTOR RAGIP BEYE VERMEK İSTEMEYEN, YAZARI EN İYİ DOSTLARINDAN BİRİSİ OLARAK GÖREN BİRİSİDİR.
YAZARIN KARISI: KIZININ DOKTOR RAGIP BEYLE EVLENMESİNİ İSTEYEN, YAZARI BİR MİKROP OLARAK GÖREN BİRİSİDİR.
DOKTOR RAGIP BEY: NÜZHETLE EVLENECEK OLAN KİŞİDİR. ÖĞRENİM GÖRMÜŞ, MESLEĞİNDE BAŞARILI BİRİSİDİR.
NÜZHET: DAHA ÇOK YAZARLA BİRLİKTE OLMAK İSTEYEN, DOKTOR RAGIP BEYİ SEVMEYEN BİRİSİDİR...



YAZAR: PEYAMİ SAFA

ROMAN YAZARI VE GAZETECİDİR. PSİKOLOJİK ROMANLARIYLA TANINMIŞTIR. YAZILARINDA DÖNEMİN SİYASAL ETKİLERİNDEN ETKİLENMİŞTİR. CİNGÖZ RECAİ ADLI YAZI DİZİSİYLE İLGİ TOPLAMIŞTIR. PSİKOLOJİ, SOSYOLOJİ, EDEBİYAT VE FELSEFE ALANLARINDA YAZILAR YAZMIŞTIR. TEMEL KONU OLARAK İNSANLARIN DÜŞMÜŞ OLDUĞU KÖTÜ DURUMLARDAN DERS ÇIKARMAYI AMAÇLAMIŞTIR...





- ÖZET -


Çok sıcak bir temmuz akşamıydı.Kiracı olarak kaldığı tavan arasındaki oda fırın gibi yanıyordu.Dışarı çıkmak, biraz temiz hava almak ve nehir kenarın oturup serinlemek istiyordu.Kapıdan çıkacağı sırada ev sahibi kadınla karşılaşmaktan korkuyordu.Odanın bir kaç aylık kirası ve yemek borcu birikmişti.Ne zaman dışarı çıksa pansiyoncu kadının tehdit dolu bakışları ile karşılaşıyor; utancından ne diyeceğini şaşırıyordu.
Üç dört ay öncesine kadar her şey yolunda gidiyordu.Annesinin gönderdiği harçlık ve ders vererek kazandığı bir kaç kuruş, masrafını karşılamaya yetiyordu.Annesinden ve bir kız kardeşinden başka hayatta kimsesi kalmamıştı.Kız kardeşi aileye yük olmamak için bir toprak ağasının evine hizmetçi olarak girmişti.Annesi ölen babasından kalan emekli maaşı ile geçiniyordu.Ana-kız arttırdıkları parayı evin tek oğlu olan Roskolnikova gönderiyor, onun okuyup büyük bir memur olmasını istiyorlardı.Delikanlıda devam ettiği hukuk fakültesini bitirmek , iyi bir avukat olmak ve annesi ile kızkardeşini yanına alarak; onları rahat ettirmek istiyordu.
Fakat, birden işler öyle ters gitmeye başladı ki; hem annesinden ve kızkardeşinden gelen paralar kesilmiş hemde ders verdiği müşterilerin, kaybetmişti.Evden para gelmeyişi bir yana haber bile alamıyordu.Para ile birlikte mektuplarında arkası kesilmişti Kötü bir şeyler olduğu muhakkaktı.
Fakirliğin ağır pençesi, sefaletide beraberinde getirdi.Ne fakültede ki dersleri takip edebiliyor, ne de bir kimseyle görüşüyordu.İlk ay, evden para gelince geri almak niyetiyle, baba yadigarı altın çerçeveli cep saatini tefeci bir kadına rehin bırakmıştı.
İnce yüz çizgileri, güzel kara gözleri, esmer teni ve biraz uzunca boyu ile yakışıklı ve narin bir gençti.Fakat öyle kötü giyinmişti ki görenler onu dilenci sanıyorlardı.Bu durumdan kurtulmak için önceden tanıdığı tefeci kadını öldürmeyi planlıyordu.
Kanal boyunca yürüdü.Büyük bir binanın önünde durdu.Önceden planladığı bu tehlikeli işe nasıl olupta karar verdiğine kendiside inanamıyordu; ama artık bir kere karar vermişti ve mutlaka gerçekleştirmeliydi.Bütün geleceğini buna bağlıyordu.Gerçi şimdilik sadece deneme için gidiyordu ama yinede bir korku vardı.Bu korkuyla tefeci kadının kapısının önüne geldi ve kapıyı çaldı.Kadın kapıyı açtı.Ufak boylu, çelimsiz, sıska bacaklı, sivri burunlu, yassı alınlı, tilki bakışlı bir ucuze idi.Raskolnikova ne istediğini sordu.Raskolnikov; “rehin bırakmak ve biraz para almak için geldiğini” söyledi.Bunları söylerken bir yandan etrafı kolaçan ediyordu.Kocakarı arkasını arkasını dönüp, kasanın anahtarıyla iç odaya girdi ve odanın kapısını kapattı.Raskolnikov dikkatle kulak kabartıp kadının anahtarla çekmeceyi açtığını duydu.
Tefeci kadın geri döndü ve parasını faizli almak şartıyla Raskolnikova uzattı.İtiraz etmeden parayı aldı.
Raskonikov biraz dolaştıktan sonra eve geldi.Pansiyonun hizmetçisi annesinden mektup geldiğini söyledi.Mektubu açtığında annesinin neden mektup yazmadığını, para göndermediğini, kardeşi Dunyanın evleneceği haberini okudu.

Raskolnikovun birden aklına tefeci kadın geldi.Daha ilk görüşte nedense ona karşı derin bir nefret duymuştu.O günden sonra bütün zamanını kocakarının servetini düşünmekle geçirdi.Onu öldürüp öldüremeyeceğini, kendisinde bu cesareti bulup bulamayacağını sorup durdu.
Birgün odasında otururken aniden yapacağı o korkunç işi hatırladı.Merdivenin başına gidip aşağıyı dinledi.Çıt yoktu.Tekrar odasına geldi.Gerçi yapılacak fazla bir hazırlığı yoktu.Önce paltosunun iç tarafına, koltuk altına gelen yerine bir askı dikmesi gerekiyordu.Yatağının altından bir torba çıkardı ve eski bir iç çamaşırının eteğini şerit halinde yırttı.Şeridi iki ucundan katlayıp paltosunun koltuk altına dikti.Bu askıyı balta asmak için yapmıştı.Paltosu çok bol olduğundan koltuk altında bir balta taşıdığını kimse anlamazdı.
Planın ağırlık noktası balta idi.Platosunu sırtına geçirdi.Vakit geçirmeden baltayı aldı, koltuk altındaki askıya taktı.Ve sokak kapısından dışarı çıktı.
Sanki cinayet işlemeye giden biri değilde gezintiye çıkmış bir adam hali vardı.Buna kendiside şaşırıyordu.Halbuki bu işe başladığında çok korkacağını, elinin ayağının birbirine dolaşacağını düşünmüştü.
Tefeci kadının kapısının önüne gelince baltasını yakaldı ve derin bir nefes aldı.Acaba heycanı geçinceye kadar beklesem diye geçirdi içinden.Birden kararını verdi.Kapıyı çaldı.Tefeci kadın kapıyı biraz aralıyarak kim olduğunu sordu.Raskolnikov kadına cesaret vermek için sesini elinden geldiği kadar yumşatarak;”-İyi akşamlar İvonavna ! Size bana verdiğiniz para karşılığında kıymetli bir rehin getirdim.Daha öncede borç almıştım.kıymetli bir parça getireceğimi söylemiştim onu getirdim.”
İçeri girer ve kadına rehini uzatır.Kadın paketi açıp, içindekine bakmak için arkasını dönüp pencereye doğru yürüdü.
Tam zamanı diye düşündü Raskolnikov.Paltosundan baltayı çıkardı.Kadın tehlikeyi sezmiş gibi başını çevirdi.Aynı anda balta kadının tepesine indi.
Koca karının yerde kıvrandığını gören Raskolnikov bütün gücüyle bir kaç defa daha baltayla kadının kafasına vurdu.Kadının üzerine eğilip ölüp ölmediğini kontrol etti.Anahtarı kadının cebinden çıkardı.Para sandığının bulunduğu odaya koştu.Sandığı açtı.İçinde borç karşılığı bırakılan rehinler vardı.Eline geçirdiğini ceplerine doldurmaya başladı.Fakat hepsini almaya fırsat bulamadı.Birden kocakarının ölüsünün olduğu odadan bir ses geldiğini duydu ve baltayı kaptığı gibi odaya fırladı.Odaya geldiğinde kocakarının kızkardeşi Lizvetta ile göz göze geldi.Kızcağız kımıldamadan öylece kalmıştı.Raskolnikov hiç düşünmeden baltasını kıza doğru kaldırdı.Lizavetta öylesine çaresiz, öylesine korkmuştu ki balta tepesine doğru inerken sadece gözlerini kapatabildi.Elindeki bohça ile yere yığıldı.
Hiç hesapta olmayan bir ikinci cinayet delikanlının planını alt üst etti.Kocakarının servetini ele geçirmeyi unutmuş, bir an önce kaçıp kurtulmayı düşünüyordu.
Tam merdivenlerden inmek üzereyken ayak sesleri duydu.Ayak sesleri gittikçe yaklaşıyordu.Ya buraya geliyorlarsa diye düşündü.Artık şüphesi kalmamıştı.Gelenler doğruca kocakarının kapısının önüne geldi.Çıngırağı çaldı.Cevap gelmeyince adamlardan biri kadını sormak için aşağıya indi.Diğeri ise kapıda onu bekliyordu.Raskolnikov bir an önce gitseler ve şu azaptan kurtulsam diyordu içinden
Biraz sonra kapıdaki adamda sabırsızlanmaya başladı.”-Nerde kaldı şu adam ? Beni bekçi gibi kullandı.” diyerek nöbeti bırakıp merdivenlerden inmeye başladı.Biraz sonra etraf sessizleşti ve Raskolnikov oradan uzaklaştı.





YAZARLA İLGİLİ BİLGİLER AŞAĞIDADIR;

Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski (1821 - 1881)
Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski 30 Ekim 1821’de Mosko-va’da babasının bir doktor olarak görev yaptığı yoksullar has-tanesi’ne ait bir apartmanda doğdu. 1837’de annesinin ölümü-nün ardından babasının yanından ayrılarak St. Petersburg’a taşındı ve orada Askeri Mühendislik Okulu’na kabul edildi. Bir sınıf arkadaşı onun için “sürekli kendisini ayrı tutardı, hiçbir zaman arkadaşlarının eğlencelerine katılmazdı, ve ge-nellikle bir köşede elinde bir kitapla otururdu” diye anlatı-yordu. Yurtluğunda düzensiz bir yaşama çekilmiş olan ve oğ-luna düzenli bir gelir sağlamayı reddeden babasının tutumu Dostoyevski’nin bu hastalıklı içe-kapanıklığını daha da ağırlaştırdı. Bir keresinde, Dostoyevski babasına ilgisizliği yüzünden hakaret dolu bir mektup gönderdi; ama baba Dostoyevski yanıt vermeye fırsat bulamadan serfleri tarafından öldürüldü. Ailesi içerisinde söylendiğine göre, daha sona ona bütün yaşamı boyunca acı çek-tiren sara nöbetlerinin ilkini bu dönemde geçirmişti.
Mühendislik Okulundaki sınavlarının ardından, Dostoyevski üsteğmenliğe geti-rildi. Ama 1844’de cebinde üzerine “sivil giysi alacak parası” bile olmayan Dosto-yevski kendini yazın sanatına adamak için görevinden ayrıldı. 1846’da ilk romanı insancıklar’ın çıkışıyla, genç yazarlar arasında en büyük gelecek vaadedeni olarak görüldü. Eleştirmen Belinsky aracılığıyla “birçok önemli kişi” ile tanıştı ve “yazın dünyasında nasıl yaşanacağı konusunda kapsamlı bir ders” aldı. Ne var ki başarısı kısa sürdü. İnsancıklar’ı izleyen birkaç romanı kötü eleştiri aldı ve Dostoyevski, Belinski’nin salonundan uzak durmaya başladı, çünkü orada özellikle daha önceleri ona karşı “dosttan da öte” olmuş olan Turgenyev’in de katıldığı sürekli alaylara ko-nu ediliyordu.
Ama bu sırada başka bir küme ile ilişkisini sürdürdü. Petrashevski’nin öncülü-ğündeki gençlerden oluşan bu kümedekiler, Fransız toplumcularını incelemek ve Rusya’daki toplumsal ve politik reformları tartışmak için biraraya gelmiş ilerici-lerdi. 1848’i izleyen tepki dalgasında “Petrashevski çevresi”nin üyeleri tutuklandı ve yalancı idam ile sonuçlanan bir soruşturmadan sonra Dostoyevski, Omsk’ta bir ceza kolonisine gönderildi. Hapisanede, “yeraltına gömülü bir insan” gibi yaşadığını yazdı. “Yakınımda içten bir konuşma yapabileceğim tek bir varlık” yoktu. “Soğuğa, açlığa ve hastalığa dayandım. Ağır işlerden sıkıntı çektim, ve salt iyi bir aileden geldiğim için bana diş bileyen mahkumların nefreti sürekli üzerimdeydi.” Bu acılı durum sarasını daha da ağırlaştırdı ama “kendi içime kaçış ... meyvalarını verdi.” 1854’de cezasını tamamlamak için bir asker olarak Semipalitinsk’e gönderildi. Beş yıl sonra, arkadaşlarının yardımı aracılığıyla cezası kaldırıldı.
St. Petersburg’a dönüşü üzerine Dostoyevski, Ölüler Evi ve Ezilenler’i yayınla-dı. Aynı dönemde ağabeyi Mikhail ile birlikte Zamanlar adında başarılı bir dergi kurdu. Ne var ki 1863’te bir yanlış anlama sonucunda hükümet tarafından kapatıl-dı. Dostoyevskilere yayınlarının adını değiştirerek Çığır adı altında yeniden çıkar-ma izni verildi, ama yeni yayın kamunun dikkatini çekmeyi başaramadı. 1846’da Mi-kihail öldü ve yaklaşık bir yıllık bir çabadan sonra Dostoyevski dergiyi yayımlama-ya son verdi. Kendini borçların altında ve ağabeyinin ailesini geçindirme sorumlulu-ğu karşısında buldu.
Çığır’ın başarısızlığı Dostoyevski’nin daha sonraki tüm çalışmasında izini bıra-kan bir kişisel bunalımla çakıştı. Sibirya’dayken akıllı ama ahlaksız bir okul öğret-meninin dul karısı olan Maria Dimitrievna Isaev ile evlenmişti. Evlilik ikisine de mutluluk getirmedi ve St. Petersburg’a döndükten kısa bir süre sonra Dostoyevs-ki, Polino Suslova adında kösnül ve saldırgan bir kadınla yakın ilişkiye girdi. Polino Suslova onun çalışmasını ciddi bir şekilde etkilemiş ve kumara karşı sinirceli tut-kusunu kışkırtmış gibi görünür. Polina ile birlikte Rusya’dan ayrı olduğu bir sırada Dostoyevski’nin karısı hastalandı ve ağabeyinin ölümünü üç ay önceleyen ölümü onu Yeraltından Notlar (1864) olarak bilinen itirafı yazmaya götürdü.
İzleyen yıllarda Dostoyevski sürekli sara, yoksulluk ve kumarbazlığına eşlik eden bir endişenin sıkıntısını çekti. Parasal yükümlülükleri yüzünden yayıncılarla yıkıcı sözleşmeler imzaladı ve onlar tarafından Suç ve Ceza (1866) ve Kumarbaz (1867) gibi yapıtları olağanüstü bir hızla yazmaya zorlandı. Bunlardan ikincisi üze-rinde çalışırken Anna Grigorievna Snitkin adında bir sekreter tuttu ve aynı yıl o-nunla evlendi. Romancı olarak başarısı alacaklılarının bir bölümünü susturmasını sağladı, ama bu “diğerlerini o kadar kızdırdı ki” suçlamalardan kurtulmak için St. Petersburg’tan ayrılmak zorunda kaldı. “Her zaman yabancı bir ülkede bir yaban-cı” olacağı yakınmasına ve “yazma yeteneğini bütünüyle yitireceği” korkusuna kar-şın, yurtdışında yaşadığı dört yıl yaşamının en üretken yılları oldu. Cenova ve Ve-vey’de Budala’yı (1868-69); Dresden’de Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler’i (1871) yazdı.
Sürgündeyken Dostoyevski “gazete gibi bir şey” çıkarmayı ve bu yolla kanıları konusunda “bir kez olsun son sözü söyleyebilmeyi” tasarlıyordu. Tasarısını 1876’ da Bir Yazarın Günlüğü’nün basımıyla uygulamaya koyuldu. Bunda Zamanlar’da baş-latmış olduğu ulusal ve demokratik Hıristiyanlık öğretisini genişletti. Bu etkinliği-nin sonucunda bir gazeteci olarak sözü geçer biri oldu ve son yıllarını göreli olarak daha iyi bir ortamda geçirdi. 1877’de Büyük bir Günahkarın Yaşamı adında çok bü-yük bir diziyi oluşturmak için yayıma ara verdi. Bu “bütün yaşamım boyunca bana bilinçli ya da bilinçsiz olarak işkence etmiş olan” Tanrı’nın varlığı sorunuyla ilgili bir çalışmaydı. Bitirdiği çalışmanın biricik bölümü olan Karamazov Kardeşler 1880’ de basıldı.
O yıl Rus Yazını Dostları Toplumu’nun Moskova’daki Puşkin anıtının açılışında konuşma yapması için onu çağırısıyla çağdaş ünü doruğa ulaştı. Konuşmayı bitirdiği anda, “batılı” düşünceleri uzun süre kişisel çatışma kaynağı olmuş olan Turgenyev bile “beni öpücüklere boğmak için yanıma geldi ... ve yineleyerek büyük işler yaptı-ğımı bildirdi” diyordu.
Dostoyevski sonraki yıl 28 Ocak’ta öldü. Cenazesi toplumsal bir gösteri için fırsat oldu.
Eserleri: Suç ve Ceza, İnsancıklar, Yer altı Notları, Karamazov Kardeşler, Kumarbaz, Cinliler, Budala, Yoksullar, Ezilmiş ve Aşağılanmışlar
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 27-01-07, 12:00   #2

Varsayılan C: Suç Ve Ceza Kitap Raporu


Teşekkür Ederim
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-07-09, 22:15   #3

Varsayılan C: Suç Ve Ceza Kitap Raporu



Teşekkür Ederim. Eline sağlık...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat