FrmTR Oyun'da En Popüler Oyunları Ücretsiz Oynayın.   *   FrmTR Facebook App   *   FrmTR Android App
Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Kitap Özetleri
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: reklam@frmtr.com

Ruşen Eşref Ünaydın-Diyorlar ki (100 Temel Eser)

Lise Bilgileri Kategorisinde ve Kitap Özetleri Forumunda Bulunan Ruşen Eşref Ünaydın-Diyorlar ki (100 Temel Eser) Konusunu Görüntülemektesiniz => Eserin adı: Diyorlar ki Yazarı: Ruşen Eşref Ünaydın Türü: Edebiyat Basıldığı yayın evi ve tarihi: Simurg Kitabevi, 2005 Sayfa Sayısı: ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 17-01-07, 18:43   #1
█████████
 
Giriş Tarihi: 14-05-2006
Yer: ß.Pa$Ha
Mesajlar: 15,248
Thumbs up Ruşen Eşref Ünaydın-Diyorlar ki (100 Temel Eser)


Eserin adı: Diyorlar ki


Yazarı: Ruşen Eşref Ünaydın


Türü: Edebiyat


Basıldığı yayın evi ve tarihi: Simurg Kitabevi, 2005


Sayfa Sayısı: 532

Yazarı Hakkında Bilgi:
1892 yılında İstanbul'da doğdu. Galatasaray Sultanisini ve Edebiyat Fakültesini bitirdi. Askeri Baytar Alisi'nde, Darülmuallimini Aliyde, Türkçe ve Fransızca öğretmenliği yaptı.

Yazarlık hayatına 1914'te mütercimlikle başladı. 1918'de Yeni Gün muhabiri olarak Kafkasya'ya, Tasviri Efkar muhabiri olarak Sivas'a gitti. Dergi ve gazetelerde mülakat ve gezi türünde yazıları yayımlandı. 1920'de Anadolu hükümetinin çağrısı üzerine İnebolu yoluyla Ankara'ya gitti; Türk Kurtuluş Savaşına katıldı.
1922 yılında Buhara elçiliği başkatibi oldu. Lozan Konferansında matbuat müşavirliği yaptı. TBMM ikinci döneminde Afyonkarahisar Milletvekili seçildi. Riyaseti Cumhur Umumi Katipliğinde, Tiran, Atina, Budapeşte elçiliğinde ve Roma, Londra ve Atina Büyükelçiliğinde bulundu. 1952'de emekliye ayrıldı.
"Servet-i Fünun", "Donanma", "Tedrisat", "Türk Yurdu" ve "Yeni Mecmua"da yayımladığı mülakat, mensur şiir ve hatıra türünde yazılarıyla tanındı. Mustafa Kemal Paşa'nın yakın çalışma arkadaşlarından biri olan Ruşen Eşref Ünaydın, Mustafa Kemal Paşa'yı Türk basınında ilk defa tanıtmasıyla ünlüdür.

Türü Hakkında Bilgi: Edebiyatımızın ünlü sanatkar ve fikir adamlarıyla yaptığı bir dizi mülakatı.


Özet;
Nigar Hanım;
-Kim bilir hanımefendi, size ilk şiir hevesini veren sebepler ve ilhamlar nelerdi? Okudum ki pek küçük yaşta ruhunuzu terennüm etmeye başlamışsınız.
-Bana ilk şiir hevesini veren yaradılışımdır.Çünkü ben on iki yaşında bir çocuktum; kardeşim bir kaza sonunda ölmüştü ve benim en evvel ki şiirim de maateessüf bir mersiye oldu. Türkçeyi ben Kadıköyü’nde, Fransız mektebinde iken okuyup öğrendim.Babam, bana öğretmen olarak Celal Sahir Bey’in kayın babası olan Ebüllisan Şükrü Efendi’yi seçmişti.İlk yazılarım çıkmaya başladığı zaman ben on dört yaşındaydım.Diyebilirim ki şairlik zevkini annemden almışımdır; çünkü annem, efendim, gayet çok şiir okurdu. Zavallı hasta olduğu zaman daima beyitler okurdu. Bununla beraber benim en büyük ilham kaynağım vatanımdır.
- Eski Edebiyatımızı çok okur muydunuz hanımefendi?.Eskiler arasında hissinizi en fazla okşayan şairler hangileriydi?
- O zamanlar ben eski divanları okurdum. Leyla, Şeref divanları; fakat Muhlis Paşa divanı ki Esat Muhlis Paşa çocuklarımın eniştesinin yani Sadullah Paşa’nın babasıdır. O vakitler, sabahlara kadar dirseklerim yazıhane üstünden kalkmazdı. Zaten bütün hayatımda uyku uyumamaktan mustarip oldum efendim.
- Bendeniz de öyle!
- Hep eski divanları okurdum;daha doğrusu elimin altına ne geçerse okurdum. Bu benim adetimdir. Bir taraftan da Hugo, Musset, Lamartine…Eskiler arasında beni en fazla Fuzuli duygulandırdı.(ve biraz acele acele söyledi) Fuzuli, Fuzuli; hala da bugün de Fuzuli… ve Nedim. Bunların ikisi arasında o kadar fark vardır ki; birisi aşk ve sevdada derin…Öteki de şuhluğundan, şakraklığından severdim belki…Fakat ikisi arasında hiç aynı hissime tesir eden ortak bir nokta görmedim.Şeyh Galib’i de çok severdim.Ee.. O zamanların edebiyatı bu idi. Sonra bende ilhamlarımı yazı haline getirmeye başladım.O tarihte Muallim Hayret Efendi’nin Saadet de benim için yazdığı makaleler, son derece teşvik edici bir tol oynamıştır.
Ömer Seyfettin;
Genç ve çalışkan hikayececiye de müracaat ettim.Evvela ‘Beni bu serinin içine katmayın.’ diye özür diledi.Aradan bir müddet geçmişti. Bir gün oturduğum evi şereflendirdi. ‘Ben söyleyeceklerimi yazdım. Siz de bu yazar benim ahbabımdır; yüzünde, hareketlerinde, sözlerinde öyle dikkate çarpacak bir şey yoktur, dersiniz cancağızım.’ dedi. Birkaç defa omuzlarımı okşadı. Kağıtları bırakıp çıktı gitti. Kendisine teşekkürler ettim. Ömer Seyfettin Bey şunları yazmış:
Eski edebiyat;Daha ben çocukken evimizde birçok divanlar vardı.Onları okuya okuya edebiyata heves ettim.Fakat eski edebiyatın çeşnisini, zevkini tattığımı iddia edemem. Çünkü bunun için başka bir ilim, başka bir tahsil ister.Pek gençken gazeller falan da yazdım. Fakat bunlar saçma şeylerdi. O vakit bu yana aklımda sadece Leyla ile Mecnun’lar kaldı. Demek ki aslında yalnız onları anlayabiliyormuşum. Bugün artık eski edebiyatımıza hiç taraftar kalmadığı için bu mevzu bahse bile değmez sanırım.Divan edebiyatı! İşte olsa olsa edebiyat tarihi için lüzumlu bir saha!Daha fazlasına aklım ermez.Şinasi’den sonraki edebiyata gelince: Namık Kemal Bey’i çok sevdim. ‘Evrek-ı Perişan’ dan sahifeler ezberledim.Bana canlılık zevkini veren; beni iyiye, doğruya, güzele samimiyetle alakadar eden Namık Kemal’dir sanıyorum.Ne yalan söyleyeyim, Hamid’i pek o kadar anlayamıyorum.Ekrem Bey’e gelince, Nejat’ı için yazdığı şeylere hala bayılırım.Bunlar ne kadar insana tesir eden şeylerdir.
Edebiyat-ı Cedide: ‘Fikret!.. İşte bana mükemmellik şevk ve isteği veren kimse!Lise sınıflarında iken hep Rübab’ı okuyordum. Halit Ziya bizim ilk üstadımızdır. Ben, bir gece hiç uyumamış sabaha kadar Bir Ölünün Defteri’ni okumuştum.Yalnız onun skolastiktir. Yoksa tekniği öyle kuvvetlidir ki Avrupa’nın güneydoğusunda, mesela Romanya’da, Sırbistan’da, Bulgaristan’da , Yunanistan’da o kuvvette bir romancı yoktur. Buna emin olunuz.Eğer Tevfik Fikret’le onun arkadaşları tabii dili kavrayabilmiş olsaydılar, şüphesiz, bizimde edebi klasiklerimiz olurdu.Çünkü onlar modern edebiyatın tekniği olduğu gibi anlamış ve kabul etmişlerdir’
‘’Bana gelince; ortaya esaslı bir eser koymadan sanatkarlık hülyasına kapılmam bile! Edebiyatımızın hedefi: Çok laf, aza eser’dir. Ben şimdilik hedefi ve bu anlayışı bozmaya çalışıyorum. Ağustos böceği gibi, öterek yan gelmekten ise, karınca gibi çalışmak daha iyi değil mi? Şimdiye kadar öttüğümüz elverdi; biraz da iş yapalım ki çorak edebiyatımız şenlensin, değil mi? Siz de bu fikirdesiniz sanıyordum.’’

Mesajı son düzenleyen вч cαηвαz ( 18-01-07 - 12:56 )
вч cαηвαz çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-02-08, 14:15   #2
Geçerken Uğradım
 
Giriş Tarihi: 11-02-2008
Mesajlar: 63
Varsayılan C: Ruşen Eşref Ünaydın-Diyorlar ki (100 Temel Eser)


Güzel paylaşım için teşekkürler
yucezerey çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-02-08, 14:15   #3
Geçerken Uğradım
 
Giriş Tarihi: 11-02-2008
Mesajlar: 63
Varsayılan C: Ruşen Eşref Ünaydın-Diyorlar ki (100 Temel Eser)


Güzel paylaşım için teşekkürler
yucezerey çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-08-09, 13:11   #4
~ HєянαηgιBιяşєу
 
Giriş Tarihi: 03-05-2009
Yer: İstanbuL ♥
Mesajlar: 9,645
Varsayılan C: Ruşen Eşref Ünaydın-Diyorlar ki (100 Temel Eser)


Ödev paylaşımınızın devamını dileri.Bu güzel paylaşımınız için teşekkür ederim.
Patron çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm saatler GMT +2. Şuan saat: 20:34
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


FrmTR Facebook | FrmTR Twitter | Vidyotup | YorumTR | Haberler | Okul Arkadaşım | Kıbrıs | Kısa Link | Domain
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Search Engine Optimization by vBSEO