FrmTR Oyun'da En Popüler Oyunları Ücretsiz Oynayın.   *   FrmTR Facebook App   *   FrmTR Android App
Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Kitap Özetleri
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: reklam@frmtr.com

Kitap Özetleri - 20 {Dokunulmazlar} - {Edebiyat Anıları}

Lise Bilgileri Kategorisinde ve Kitap Özetleri Forumunda Bulunan Kitap Özetleri - 20 {Dokunulmazlar} - {Edebiyat Anıları} Konusunu Görüntülemektesiniz => Dokunulmazlar KİTABIN ÖZETİ : Kitabın özünde sadakatsiz hiçbir şeyin yürümeyeceği yatmaktadır. İnsanın tek başına bütün zorlukları yenmesinin çok güç olduğu ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 19-11-06, 11:43   #1
Emekli Moderatör
 
Giriş Tarihi: 19-01-2006
Yer: ForumTR Toprakları
Yaş: 23
Mesajlar: 6,964
Varsayılan Kitap Özetleri - 20 {Dokunulmazlar} - {Edebiyat Anıları}


Dokunulmazlar


KİTABIN ÖZETİ :

Kitabın özünde sadakatsiz hiçbir şeyin yürümeyeceği yatmaktadır. İnsanın tek başına bütün zorlukları yenmesinin çok güç olduğu ve tek başına çok az başarılı olabileceği anlatılmaktadır.

Her insan görüldüğü gibi değildir. İnsanın sabrını yenmesi ve kendini tutması bir yerde bitmektedir. Stres ve bunalımdan kurtulması onu maceralara sürükleyebilir. Ama bu da bir yerde sonuç vermez. Her şeyde sevilen bir amaç için azmedilmeye çalışılır.

Maceraların, amaçsız, bir hiç uğruna (karşı cinse intikam) yapılması, onun daha kötü sonuçlar doğuracağı düşünülmeden yapılır.

Maceranın, iyi amacından ziyade sadece bulunduğu kötü durumdan faydalanıp, intikam alınması; aileye, çocuğa ve daha sonra ki çocuklara etki etmesi hiç akla gelmez. Bu güzel bir dille anlatılmıştır.

Evlilik ya da herhangi bir konuda sadakatin olması düzenli yaşamın olacağını ifade eder. Örnek olarak; sadakatsiz bir evlilikte, ilişkiden ziyade çocukların gelecekleri için zarar verici unsurlar mevcuttur.

Bir yerde acılar ve üzüntülerin etkisiz hale gelmesinin daha kötü olduğu, başka bir yerde de; yaşamın sadece aile, çevre ve çocuklara kötü örnek olmaması için streslere, bunalımlara katlanmanın yarar getireceği anlatılmıştır.

Her zaman dost kalıcı olmalıdır. Bir kişi sevdiği bir arkadaşını, dostunu üstün tutarsa, bunu da yaparken karşılık görmeden, ona duyduğu sevgi için yaparsa, karşısındaki kişilerde büyük saygı ve sevgi uyandırır.

Her şey bir yerde bitmektedir. Gerçeklerin, beklenmeyen üzücü olayların yaşandığı an ne yapılacağı bilinmez. Fakat acı bir yüz ifadesiyle, donuk bir şekil yaratması, beyni çalıştırmaması gibi durumlardan dolayı, bu ani hareketlerin ölüm gibi geldiği saptanmıştır. Yaşanan çevrede ki olayların bilinç altında kalarak hep sanki o anlar tekrar yaşanacakmış gibi gelmesi insanı soğuk bir havaya sokmaktadır.

Arkadaşlar, dostlar birbirlerini kırsalar, ne kadar üzseler de, konuşmasalar da ; bir gün ihtiyaç duyulduğunda, akla ilk gelecek kişi yine dostlardır. Arkadaşına, dostuna faydasının dokunması için yapamayacağı isteklerde bulunulsa dahi, yapmak için gayret eder. Dostuna olan sevgisini hiçbir şeyin yıkamayacağını hissederek, onun kötü davranışlarına ve geçmişte yaşanan çirkin olaylara rağmen ona karşı kötü tepki koymanın zor, aksine şimdiki üzücü haline yardımcı olmasının ise, dostluğu, arkadaşlığı pekiştireceğine inanır.

Not : Kitap özetlerindeki fikirler yazarların özel fikirlerini yansıtmaktadır.


Edebiyat Anıları


KİTABIN ÖZETİ :

Hüseyin Cahit Yalçın, 1874' te Balıkesir ’de doğdu. “Edebiyat Anıları” Hüseyin Cahit Yalçın ’ın 60 yaşındayken kaleme aldığı, kendi gerçeğini bulma çabasının gözlendiği bir yapıttır. Hem kendini eleştirir, hem savunur. Hem birilerini suçlar, hem bağışlar. Siyasal yazarlığından sıyrılıp, kendi iç dünyasını ve yaşadıklarını anlatır.

"Bende kitap merakı çocukluğumda başladı. Ayakkabı kutusu olan ilk kütüphanemde kitaplarımı biriktirirdim. Oyun ve oyuncak gibi meraklarım yoktu. Aşık Garip, Kerem Hikayeleri, Hz. Ali’ nin Savaşları gibi kitaplar benim merakım ve coşkum olmuştur. Ailece okumaya meraklıydık. Babam akşam kahvesini içerken, ablam gaz lambasının yanında bize hikayeler okurdu. Ama bunların arasında Ahmet Mithat Efendi’ nin hikayelerinin yeri ayrıydı. Onun hikayeleri sık sık küçük tartışmalarla bölünür, konular bambaşka yerlere giderdi. Bunun yanında divanlar bana çok yakın görünürdü. Fuzuli, Nedim ve Nabi ’nin divanları elimde, dolaşıp dururdum. Bunların içinde beni en çok etkileyenlerden biri Nesimi’ nin divanıydı. “Sizin taptığınız tanrı benim ayağımın altında” demişti. Cezalandırılarak diri diri derisini yüzmüşlerdi. Oysa ayağının altında para varmış. Bu beni çok etkilemişti. Bu hayatlar ve yazılar çocukluk dünyam içinde fırtınalar yaratıyordu. Bir gün benim de içimde bu istek canlandı, ben de yazabilirim dedim. O yıllarda romanlar onaltışar sayfalık formatlar halinde haftada bir kez perşembeleri çıkardı. Artin adında bir dağıtıcı dağıtırdı. Artin, kendisinden sürekli kitap aldığım için beni çok iyi tanırdı. Bir gün beni altüst eden bir olayla karşılaştım. Gazetenin birinde bir makale vardı. “Seyyie-i Tesamüh” ü genç bir yazar yazmıştı. Yazıya Recaizade Ekrem övücü bir önsöz eklemişti. Ne büyük bir şeydi, Recaizade Ekrem’ den övgü dolu sözler almak. Sonunda karar verdim ve yazdım. İlk romanım “Nadide” böyle doğdu. Roman yazmakla bitmiyordu. Ona referans yazısı yazacak biri lazımdı. Ahmet Mithat Efendi’ yle böyle tanıştım. Gönderdiğim romanıma güzel bir önsöz yazmıştı. Romanım denetimden de geçmişti. Sıra basılmasındaydı. Babıali caddesine koştum. Eserimi Arakel’ e verecektim. O, zamanın ünlü yayımcısıydı. Kabul etmedi, yıkıldım ama yılmadım. Birçok yere gittim fakat nafile, kitap elimde kalmıştı. Aklıma babam geldi. Benim için doğduğumdan beri para biriktiriyordu. Ona bir mektup yazıp para istedim. Kitabımı kendi imkanlarımla bastırdım. Fakat o kadar büyük ses getirmedi. Dördüncü yılında lise öğrenimim sona eriyordu. Hepimiz mülkiye okuluna geçmeye hazırlanıyorduk. Fakat o sene ilk defa sınav kondu. Bu çok kötü olmuştu. Okulca karar alıp sınava girmedik. Bu protesto sarayca o an cezalandırılmadı fakat daha sonra bizim okuldan 3 sene boyunca hiç kimseyi almadılar.

Mülkiye okulunda Fransızca öğretmenimizden oldukça yararlanmıştık. Bu dile olan merakım sayesinde Fransızca kitap ve yazılara ağırlık verdim. Okul arkadaşım Şuayip ile sık sık bir araya gelip Fransızca yayınlardan bahsederdik.

Şuayip’ le en sıcak sohbetlerimizden biri de Avrupa’ ya kaçmaktı. Normal yollarla oraya gidemezdik saray yasaklamıştı. Ancak kaçılabilirdi, ama bu da çok zordu. Orada nasıl yaşayacaktık. Para lazımdı. Babamdan gelen 2 lira aylık yetmiyordu. Şuayip ise Tarım Bakanlığı ‘nda işe başlamış fakat komik bir para alıyordu. Biz de onunla birlikte çevirilere başladık. Çeviri yaptığımız Karabet sarayda çalışıyordu. Biz de ihtiyacımız olduğundan para karşılığı saraya çeviri yapmaya başladık.

Mülkiye okulum sona ermek üzereyken gelecek kaygısı başladı. Ben basın istiyordum. Kitapçı Karabet ‘Mektup’ isimli bir dergi yayımlıyordu. Ama iddiasız olan bu dergiyi biz dört arkadaş Karabet' ten alıp basmaya karar verdik. İyi bir dergi olması için çabalıyorduk. İlk etkisi iyiydi. Bu arada bir dost Cenap Şahabettin’ in şiirlerini yayımlayabileceğimizi söyledi. Bu dergimizin çizgisi için çok iyi olmuştu.

Mülkiye Okulundan 1896’ da mezun olmuştuk. Yani Servet-I Fünun’ un bir dergi haline gelişi sıralarında. Küçük bir hikaye yazmıştım. Adı "Röneka" ydı. Hikayemi Rauf’ un ısrarı üzerine dergiye yolladım. Hikayem beğenildi ve basıldı. Artık Servet-i Fünun' da yazıyordum. Bu bana yetmemeye başladı. A. Şuayip, M. Rauf, Cavit, ve ben bir araya gelip yeni bir dergi çıkarmak için kolları sıvadık. İsmi "Yeni Mecmua" oldu. Larousse ayarında bir dergi olacaktı. Ruhsat almamıza rağmen dergi tatil edildi. Servet-i Fünun’ la yetinmek zorunda kaldık.

Daha sonra yazarlık denediğim Tarik ve Sabah gazeteleri kısa ömürlü oldu. Ama hiçbir şey Servet-I Fünun’ da yazmamı engellemedi. Dergiden biz para almazdık. Orada başka bir bağ vardı. Yüce sanat ülküsü, yurt ülküsü...

Tevfik Fikret’ in karizması ve kişiliği Abdülhamit yönetiminin her soylu duyguyu susturan ve öldüren kıyıcılığı ve baskısı içinde Fikret, yalnızca sanat ve yurtseverlik yolunun başı oluyordu.

Her şeyin sonunda Servet-i Fünun’ u yıkan vuruş saraydan geldi. 16 Ekim 1901 tarihinde çıkan sayıda ‘Edebiyat ve Hukuk’ başlığıyla Fransızca’ dan çevirdiğim bir makale vardı. Bu yazı P. Lacombe adlı bir yazarın "Edebiyat Tarihine Giriş" eserinden alınmıştı. Bu yazı Abdülhamit’ i fena kızdırdı. Bizi mahkemeye çağırdılar. Bir süre gittik geldik. Ama Adliye Bakanı Sarayın yırtıcı buyruğuna direnip bizi mahkum etmedi."

Hüseyin Cahit Yalçın (1930-1950) yılları arasında İstanbul ve Kars milletvekilliği yaptı. Ölümüne kadar Ulus gazetesinde baş yazarlık yaptı.

Not : Kitap özetlerindeki fikirler yazarların özel fikirlerini yansıtmaktadır.


Kaynak: gata.edu.tr
derebeyi1907 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-11-06, 12:03   #2
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 18-05-2006
Yer: im yok benim :p Telefon:N70 Takım:Galatasaray Msn:teqslahjor@hotmail.com Meslek:Öğrenci
Mesajlar: 14,051
Varsayılan C: Kitap Özetleri - 20 {Dokunulmazlar} - {Edebiyat Anıları}


Teşekkürler..
TeqSlahJor çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-11-06, 12:21   #3
Galatasaray & ultrAslan
 
Giriş Tarihi: 04-01-2006
Yer: İstanbul
Yaş: 24
Mesajlar: 23,466
Varsayılan C: Kitap Özetleri - 20 {Dokunulmazlar} - {Edebiyat Anıları}


Paylaşımın İçin Teşekkürler...
Dєиiz_мx çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-12-06, 16:42   #4
Sandıklılı Yönetici
 
Giriş Tarihi: 11-07-2005
Mesajlar: 41,334
Varsayılan C: Kitap Özetleri - 20 {Dokunulmazlar} - {Edebiyat Anıları}


Konunuz için teşekkürler..
Ödev bölümü paylaşımlarınızın devam etmesi dileğiyle.
CaYKeSh çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-07-09, 13:50   #5
~ HєянαηgιBιяşєу
 
Giriş Tarihi: 03-05-2009
Yer: İstanbuL ♥
Mesajlar: 9,645
Varsayılan C: Kitap Özetleri - 20 {Dokunulmazlar} - {Edebiyat Anıları}

Teşekkür Ederim. Eline sağlık...
Patron çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm saatler GMT +2. Şuan saat: 07:46
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


FrmTR Facebook | FrmTR Twitter | Vidyotup | YorumTR | Haberler | Okul Arkadaşım | Kıbrıs | Kısa Link | Domain
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Search Engine Optimization by vBSEO