Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 16-09-09, 22:11   #1
Patron

Varsayılan yalnızız romanının incelemesi(geniş) [Ödev Tim]


ROMAN İNCELEME PLANI

A. ŞEKİL YÖNÜYLE İNCELEME

1. ROMANIN ADI: Yalnızız
2. ROMANIN YAZARI:Peyami SAFA
3. ROMANIN BASILDIĞI YER VE TARİH: 1996
4. ROMANIN YAYINEVİ VE YAYINLAYANI: Ötüken Neşriyat
5. ROMANIN EBATLARI: 12 çarpı 19.5
6. ROMANIN SAYFA SAYISI: 366

B. İÇERİK YÖNÜYLE İNCELEME:

1. Olayın Özeti

a. Romanın Olay Örgüsü:

Yanya eski valilerinden birinin çocukları olan Samim, Besim ve Mefharet, babalarının servetiyle varlıklı bir hayat sürmektedirler: Mefharet, kocasını genç yaşta kaybetmiştir, yetişkin bir kızı ve ortaokulda okuyan bir oğlu vardır, bekâr olan ağabeyi ve erkek kardeşiyle birlikte oturmaktadır. Roman Mefharet’in, Selmin’in hamile olup olmaması konusunda şüpheleri ile başlar. Şüpheler Selmin’in karnında gayr-i meşru bir çocuk taşıdığı fikri üzerinde yoğunlaşmıştır. Mefharet şüpheci kişiliğinden dolayı kızını hamile bırakanın ağabeyi Samim olduğunu düşünür ve bu şüphesini Besim ile paylaşır. Ancak Besim her zamanki rahat davranışını takınarak Mefharet’e sakin olması konusunda telkinlerde bulunur. Ancak Mefharet sakin olmayacaktır. Şüphesi Selmin’in ve dayısı Samim’in hareketlerinden dolayı gittikçe artacaktır. Artan şüphelerini dindirmenin tek yolu vardır; Samim’in odasına giderek Simeranya’yı okumak…
Simeranya’nın bulunduğu dolabın kilitli olduğunu fark ederler ve yanlarında getirdiği birkaç farklı anahtarı deneyerek kapağı açarlar ve Simeranya’yı okumaya başlarlar. Okudukları yazıları şüphelerini gerçeğe dönüştüreceği cinstendir. Yani bir kadından bahsetmektedir Samim.
Simeranya’daki bu ve bunun gibi anlatılar Mefharet’in şüphesini, şüphe olmaktan çıkarıp kesinleştiriyordu. İşin kötü yanı Besim de iyiden iyiye şüphelenmeye başlamıştı. Ama bahsettiği kızın Selmin değil de Meral olduğunu uzunca bir süre bilmeyeceklerdi!
Oysa Selmin annesinin nişanlısı Ferhad’a olan tutumunu beğenmediğinden hamilelik yalanını uydurmuştur. Annesine gerçeği söyler sonra. (Ferhad, Selmin’in nişanlısıydı. Bir gün Ferhad, Selmin ve Mefharet otururken, Ferhad’ın Arnavutlar hakkında olumsuz sözler söylemesi Arnavut kökenli olduğunu ve bir Paşa torunu olduğunu düşünen Mefharet’i kızdırmış ve Ferhad’ı evden kovmuştu)
Olay ileriki safhalarda Meral’in varlığı ile farklı bir boyuta geldi. Samim ve Meral ilişkisi romanın büyük bölümünde varlığını sürdürmüştür. Meral, Selmin’in okuldan arkadaşıdır. Aynı zamanda Samim’in eski sevgilisi olan Necile’nin de kızıdır. Samim’in Necile ile birlikteliği romanın sonlarında anlatılacaktır. Necile evli iken eşini aldatarak Samim ile birlikte olmuştur. Kuvvetli bir ihtimal var ki, Meral Samim’in kızıdır. Bu durum romanın hiçbir bölümünde açıklanmamıştır. Ancak ipuçları durumun böyle olması gerektiğini bize ifade eder.
Romanın ilerleyen safhalarında Samim’in Meral’de iki farklı kişilik tespit etmesi ve bu iki farklı kişiliğin birbiri ile sürekli mücadele içinde oluşu kitapta dikkati çeken unsurlardan birisidir. Bu ikilik Meral’in romandaki vasfını belirler. Meral’in romandaki vasfı, tereddüttür.
Samim’e göre asıl hayran olunan Paris değildir. Paris’in bir önemi yoktur ve Paris sadece bir semboldür Meral için. Bu hayranlığın temelinde farklı şeyler yatmaktadır.
Meral’in bu istek ve arzularını sürekli kamçılayan ve tetikleyen bir unsur olan Feriha onun mektepten arkadaşıdır. Feriha genç yaşta Nusret ile evlenmeden metres hayatı yaşayarak Paris’e yerleşen bir kişidir. Yani para ve gösteriş için gençliğini yaşlı bir adama satar. Nusret zengin ve paralıdır. Feriha’da kişiliğinin, gösteriş meraklılığının verdiği alevleri Nusret sayesinde Paris’te körüklemekte ve İstanbul’a döndüğünde Paris’in ihtişamını Meral’e anlatarak bu alevi etrafına yaymaya çalışmaktadır.
Samim, Feriha’yı sevmez. Ferhad ve Ferhad’ın babası Nail Bey’de sevmez. Aslında cemiyet Feriha’yı sevmez. Çünkü Feriha babası yaşında bir adamın sırf parası için metresi olmuş ve Paris’e gitmiştir. Ahlâki değerler ise buna karşı çıkmaktadır.
Feriha, Şakir adında birisinin de Meral’e talip olduğunu her geldiğinde Meral’e söylemektedir. İlk başlarda Şakir evlenmek istemese de artık Meral ile evlenmek istemektedir. Şakir de Nusret gibi yaşlı birisidir. Meral bu evlilik konusunda sürekli bir tereddüt yaşar. Bir yandan Samim, bir yandan Paris…
Selmin Samim’in, babası Nail Bey’in, ağabeyi Ferhad’ın baskıcı tutumlarından gün geçtikçe bıkmaktadır. Samim onun için cemiyeti temsil eden birisidir. Fiilen baskıcı bir tutum izlemese de, Samim’in Meral’deki varlığı, hayali ve yansıması cemiyetin yansıması ile eş değerdir. Bu sebeple Meral de kendini sorgularken Samim’i üste koyar ve Samim’in değerlerini bir cemiyet değeri olarak görür.
Kitabın son kısımları Meral’in bu tereddütü ile geçer. Meral Paris ile Samim arasında gidip gelme
Bu durumdan bunalan Meral için artık tek çözüm Paris’e kaçmaktır. Bir gece tüm hazırlıklarını yapar ancak ağabeyi Ferhad onun kaçmasını engellemek için kapıyı kilitlemiştir. Bunun üstüne odasına giden Meral, bir depresyon geçirir. Bu depresyon sırasında tek kurtuluşun intihar etmek olduğunu anlayan Meral bir kâğıda aynen şu cümleleri yazar:
“İntihar ediyorum. Kendi kendimden nefretimin çirkinleştiği bir dünyada yalnızım.”
Bu kâğıdı yazdıktan sonra Meral, çakmağına benzin doldurmak için benzin şişesini açar ve bu sırada bir kaza çıkar ve Meral o anda çığlık çığlığa yanarak ölür.
Meral’in yandığı sırada Samim ve annesi Necile farklı bir mekânda yanık kokusu duymaktadır. Ayrıca Meral’in dadısı Renginaz’da garip garip hayaller görür. Çığlık atar ve adeta Meral’in saat kaçta yandığını görür…
Son bölümde Necile Meral’in yandığını öğrenir ve Samim’i arar, çağırır. Oraya bir süre sonra gelen Samim Necile’nin de bir koltukta öldüğünü görür. Bunun üzerine geçmişe dair hayaller görür. Ama bu hayallerde Meral değil hep Necile vardır. Çünkü Samim Necile’yi çok sevmiştir.
Roman, iki kişinin farklı yerlerde ve yalnız ölmeleri ile sona erer…
b. Romanın Olay Halkalarından Örnekler:
Roman Mefharet’in, Selmin’in hamile olup olmaması konusunda şüpheleri ile başlar. Şüpheler Selmin’in karnında gayr-i meşru bir çocuk taşıdığı fikri üzerinde yoğunlaşmıştır.
“Seziyorlar mı? Bazen bu sırrı taşıyamayacak hâle geliyorum. Takatimi aşan bir yük. Sofrada artık donmuş bir sükûtum. Yan gözler beni tarıyor.
“- Dayı, Simeranya’nın kızlarını ve aşklarını anlatınız, çok rica ederim. (Sayfa: 23).
Romanın ilerleyen safhalarında Samim’in Meral’de iki farklı kişilik tespit etmesi ve bu iki farklı kişiliğin birbiri ile sürekli mücadele içinde oluşu kitapta dikkati çeken unsurlardan birisidir. Bu ikilik Meral’in romandaki vasfını belirler. Meral’in romandaki vasfı, tereddüttür.
“Paris’e karşı zaafı malûm. Cazibenin konservatuardan ibaret olmadığı da muhakkak. Paris güzel bir dekor, bir masal şehri ve şans merkezi. Paris veya başka bir yer. “İkinci”yi gıdıklayan daha derin arzular var. Onların hepsini cinsiyete toptan bağlamak doğru değil. İkinci Meral’in birinciye karşı sık sık yaptığı ruh baskınlarında bu arzuların bazıları hâkim. “ (Sayfa: 150-151)
2. Kişiler:
a. Asıl Kişiler:
Fiziki portreleri:
Samim, zayıf, geniş ve gergin alınlıdır. Samim manevî değerleri temsil ettiği için fizikî özellikleri pek vurgulanmamıştır.
Besim, fiziksel özellikleri hakkında pek fazla bilgi yoktur.
Ruhi Portreleri:
Samim, orta yaşlarda, kendine özgü felsefesi ve dünya görüşü olan aydın bir kişidir. Sentezci bir aydındır. Okumuş, tecrübeli ve bilgili birisidir. Zekâsı, vak’aları neden-sonuç ilişkisi içinde değerlendirmesi, ince dikkati sayesinde çözüme ulaşmayı bilen bir yapıya sahiptir. Maddî durumu iyi olmasına rağmen, çalışmayı seven birisidir. Görünüşü, oturması, kalkması, konuşması ile tam bir entelektüel tipidir.
Besim, güleryüzlü, güleç midesine düşkün, yemeklerle bir sevgili gibi ilişki içinde olan bir kişiliktir. Onun midesine düşkünlüğü, onun için maddi değerlerin ne kadar üstün olduğunu gösterir. Besim romanda kayıtsız bir kişilik değildir. Besim’in fikirleri iyi incelenmiş ve irdelenmiştir. Bu da Samim’in fikirleri ile Besim’in fikirlerini nasıl kıyaslamamız gerektiğini göstermiştir bize. açık sözlü birisidir. Kendinde gördüğü olumsuzlukları samimi bir şekilde ifade edebilmektedir.
b. Yardımcı Kişiler:
Fiziki Portreleri:
Mefharet’in fiziksel özellikleri romanda pek belirgin değildir. Ancak onun kilolu ya da kemikli bir vücudunun olduğu birkaç yerde dile getirilmiştir.
Meral, Çok fazla güzel olmamakla birlikte çekici birisidir. Bu kadar güzel olmaması ancak çekici olması onun iki kişilikli olduğunun bir yansımasıdır.
Selmin, güzel, çekici, özgürlüğünü arayan bir kızdır.
Feriha, pek bilgi yoktur.
Hasibe, evin hizmetçisidir. Hasibe’nin fizikî özelliklerinden diğer karakterler gibi pek bahsedilmemiştir. Ancak birkaç yerde kilolu olduğuna dikkat çekilir:

Ruhi Portreleri:
Mefharet, sabırsız ve meraklı bir kişiliktir. Olayları oluş anı ile eş zamanlı öğrenmek ister ve bu konuda pervasızca davranacak kadar meraklıdır. her zaman duyguları ile hareket eden, heyecanlı ve küçük meseleleri büyülten bir kadın tipidir. Onun olaylar karşısında verdiği tepki ve tepki sonrasında oluşan yıkım karakterinin ne kadar zayıf olduğunu göstermektedir. Mefharet’in romandaki asıl varlığı şüpheciliği etrafında toplanmıştır. Öyle ki, bu şüphesi ahlâk kurallarını da aşacak boyuttadır. Çünkü ağabeyini kızını hamile bırakan adam olarak görmekte ve şüphelerini derinleştirmektedir. Bu şüphecilik onun yaş***** ve ruh sağlığına ciddi zararlar vermektedir.
Meral, romanda Besim’den sonra gelen Meral’in karakterizasyonu tereddüt yönündedir. Yani Meral romanda tereddütü ile vâkidir. Samim Meral’i iki kişilikli bir insan olarak tahlil etmiştir. Bunu Meral’e de söylemiştir. Meral de bu iki kişilikli olmanın farkındadır. Çoğu zaman aslında hangi kişiliğin kendisine ait olduğunu sorgular durur.
Feriha, gösteriş meraklısı, Meral’deki ikinci kişiliği, Paris sevdasını tetikleyici bir kişiliktir. Aslında Feriha romanda bir nihilist tiptir. Çünkü yazarın gözünde Feriha’nın pek bir değeri yoktur. Gününü gün ederek yaşayan, para için etini satan bir kişidir.
Ferhad, Meral’in ağabeyidir. O da Besim gibi eğlenceye düşkün maddi yaşamı tercih eden birisidir.. Cemiyetten kopmamış, etik, ahlâki değerleri hiçe sayacak kadar vahim duruma düşmemiş bir kişiliktir.
Nail Bey, Osmanlıca konuşmayı seven, mülayim bir adamdır. Hayat karşısında realisttir. Gerçekleri kabul eder ancak bu kabul etme onun mizacında olumsuz etkiler bırakmıştır.
Necile, Meral’in annesidir. Gençliğindeki Paris aşkı ve Samim aşkı onun geri kalan hayatını yalnız geçirmesine neden olacaktır. Kızı ile paralel bir yaşam gösterir. Ve kızını öldüğü gece o da can verecektir.
Renginaz, Meral’in dadısıdır. Olağanüstü şeyleri gören bir kişiliktir. Hiç evlenmemiş ve bu onda olumsuz ruh hâllerine yol açmıştır.
b. Kişiler Arasındaki ilişkiler:
Samim, Besim, Mefharet kardeştir.
Semlin Mefharet’in kızıdır.
Meral Samim’in sevgilisidir.
Ferhat Meral’in kardeşidir ve Selmin’in nişanlısıdır.
Celile Meral’in annesidir.
Feriha, Meral in arkadaşıdır.
Renginaz Meral in dadısıdır.
3. Olayın Geçtiği Mekanlar:
a. Mekanlar ve Bu mekanların Özellikleri:
b. Mekanların Kahraman ve Olaylarla İlişkisi:
Romanda gerçek ve gerçeküstü mekânlar birlikte bulunmaktadır. Olay, İstanbul Yeşilköy’de bir köşkte cereyan etmeye başlar. Bu köşk Samim’in evidir. Bu nedenle romanın en büyük mekân unsuru bu köşktür. Bu köşk dışında Samim ile Meral’in buluşma yerleri, Meral’in evi de belirli mekânlardandır. Ayrıca romanın sonunda Necile’nin evi yani Meral’in küçükken yaşadığı ev de mekân unsuruna dahil edilecek bir yerdir. Çünkü Meral’de, Samim’de ve Necile’de çeşitli hatıraları vardır.
Romanda İstanbul, insanların karamsarlık içerisinde var oldukları bir açık mekân olarak karşımıza çıkar. İlerleyen teknoloji ve değişen insan ilişkileri kent yaşamında bireyi yalnızlığa iter. Kendisini değişen toplumun ahlâk kurallarına ve yapısına yabancı hissetmeye başlayan birey, yaşadığı mekânı değiştirme yolunu seçebilir. İşte bu aşamada Meral ve arkadaşlarınca soyut mekân olarak Paris, Samim tarafından da ütopik bir yer olarak Simeranya gündeme gelir. Gelişim ve değişime açık karakterlerden Meral’in Paris’i tercih etmesine karşın Samim’in Simeranya ütopyasında yer alması “gerçek” ve “ütopik” mekân tanımlarını akla getirebilir.
4. Zaman:
Yalnızız’ın zaman örgüsüne baktığımızda olayların İkinci Dünya Savaşı sonrasında geçtiğini görürüz. Mehmet Tekin, romanda olayların geçtiği zamanın yazar tarafından tesadüfen seçilmediğini belirtiyor: Ancak fertler arasındaki güvensizlik ve ilişki kopukluğunu, yalnızlığı, insanın kendi kendisine yabancılaşmasını, yakın zamanda yaşanan büyük savaşın tesiriyle izah etmek mümkündür. Bu durum, sadece Türk toplumunda değil, bütün dünyada kendini hissettiren sosyal bir “kriz”dir. Yazar, bu “kriz”i geniş plâtformlarda ele almakla, eserine evrensel bir karakter kazandırır.
Zamanda geriye dönüşler, “Yalnızız’da, geçmişte kahramanların yaşadığı olaylara dair yapılan atıfların büyük zaman dilimlerini kapsamadığı görülür. Yalnızız’da öykü zamanı, toplam 26 günlük bir süredir. Zaman akışında dikkat çeken bir diğer nokta, tüm gerilimin çözüme kavuştuğu son bölümdür. Bu bölümde intihar ve ölümlerden sonra geriye “güzel bir dünya” kalmıştır. Gün ağarmak üzeredir. Sabah her şeyi yeni baştan yaratır.
5. Anlatıcının Bakış Açısı: Romanda anlatıcı birinci ve üçüncü kişilerdir. Romanın genelinde üçüncü anlatıcı hâkim olmakla birlikte bazı yerlerde birinci anlatıcı ön plândadır.
6. Dil ve Anlatım Özellikleri:
Safa, eserinde dili çok ağır vermemekle birlikte üslûbu ağırlaştırmıştır. Bu ağırlık psikolojik metinlerin romanda montaj tekniği vasıtası ile bulunmasından kaynaklamaktadır. Bu psikolojik metinlerin romanda kullanılması beraberinde yeni kelimeleri de romana katacaktır. Bu katma işlemi doğal olarak eserin dilini de etkileyerek yer yer okuyucuya anlamsız gelen kelimelerin kullanılmasına yol açmaktadır. Her şeyden önce Simeranya’yı anlatırken fikir ağırlıklı metinlere, cümlelere yer verdiği için okuyucunun cümleleri, kelimeleri derinlikli okuyup dimağında işlemesi gerekmektedir. Yani yazar ne kadar eserde işçilik yapmış ise okuyucu da o kadar işçilik yapmak zorundadır.
7. Romanın Türü:
Yalnızız romanında karakterler madde ve ruhu, kültürel yapı olarak ise Batı ve Doğuyu temsil ederler.
Psikolojik roman
8. Romanın Konu ve Teması:
Manevî değerlerin zayıflaması sonucunda, insanın içine sürükleneceği açmazın, materyalist yaklaşımlarla çözümlenemeyeceği gerçeğini kabule yanaşmayanların, eninde sonunda yalnızlığa düşüp hüsrana uğrayacağı gerçeğini konu edinir.
C. ROMANIN YAZILDIĞI DÖNEMLE İLİŞKİSİ
Peyami Safa, Tanpınar nesline mensup bir yazardır. Bu nesil yani bu dönem, bir imparatorluğun kültürel ve coğrafî olarak daraldığı bir dönemdir. Bu daralma hassas ruhlu, hassas mizaçlı şairlerin ya da yazarların muhayyilesini derinden etkilemekte ve onların eserlerinde kendisini belirgin bir şekilde göstermektedir. Bu daralma, Tanpınar’da mistik, Bergsoncu bir yaşamı ön plâna çıkarmış, Necip Fazıl’da tasavvufî unsurları tetiklemiş ve: Safa’da ise ruhçuluğu yani spirtualizmi ön plâna çıkarmıştır.


Ç. YAZARIN HAYATI, SANATI VE ESERLERİ HAKKINDA KISA BİLGİ
1899- 15 Haziran 1961): Yazar. İstanbul’da doğdu. Meşhur şair İsmail Safa’nın oğludur. Düzenli bir öğrenim göremedi. Kendi kendisini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. Posta Telgraf Nezaretinde çalıştı. Öğretmenlik (1914-1918), gazetecilik (1918-1961) yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı. İstanbul’da öldü.
**düğü zaman Son Havadis gazetesi başyazarı idi.
Peyami Safa halk için yazdığı edebî değeri olmayan romanlarını “Server Bedi” imzası ile yayınladı. Sayıları 80′i bulan bu eserler arasında; Cumbadan Rumbaya (1936) romanıyla, Cingöz Recai polis hikâyeleri dizisi en ünlüleridir. Ayrıca ders kitapları da yazdı. Peyami Safa’nın fıkra ve makalelerinde sağlam bir mantık dokusu ve inandırıcılık görülür. Romanlarında olaydan çok tahlile önem verdi. Toplumumuzdaki ahlâk çöküntüsünü, medeniyetin yarattığı bocalamayı, nesiller ve sosyal çevreler arasındaki çatışmayı dile getirdi. Zıt kavramları, duygu ve düşünce tezadını ustaca işledi.
Romanları: Gençliğimiz (1922), Şimşek (1923), Sözde Kızlar (1923), Mahşer (1924), Bir Akşamdı (1924), Süngülerin Gölgesinde (1924), Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü (1925), Canan (1925), Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1930), Fatih-Harbiye (1931), Atilla (1931), Bir Tereddüdün Romanı (1933), Matmazel Noraliya’nın Koltuğu (1949), Yalnızız (1951), Biz İnsanlar (1959).
Hikâyeleri: Hikâyeler (Halil Açıkgöz derledi, 1980).
Oyunu: Gün Doğuyor (1932).
D. ROMAN HAKKINDA KİŞİSEL DUYGU VE DÜŞÜNCELERİNİZ
Düşünceler , insan psikolojisi , tasvirler hepsi yerli yerinde ama kitabın sonu bence her insanın kendine göre doldurması için tasarlanmış. Çok büyük zevke okudum herkese tavsiye ederim. Türk edebiyatının büyük üstadından büyük bir eser.
E. ROMANI İNCELERKEN FAYDALANDIĞINIZ KAYNAKLAR
Yalnızız Kitabı
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]
Türk Dili Edebiyat Öğretmenleri
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-01-10, 23:17   #2
*DeNiZ*

Varsayılan C: yalnızız romanının incelemesi(geniş) [Ödev Tim]


paylaşım için teşekkürler
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-04-11, 16:52   #3
sudenaz96

Varsayılan C: yalnızız romanının incelemesi(geniş) [Ödev Tim]


peyami safanın başka bir romanının bu şekilde incelemesi varmı?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-04-11, 17:42   #4
koberk

Varsayılan C: yalnızız romanının incelemesi(geniş) [Ödev Tim]


paylaşım için teşekkürler
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-04-11, 18:22   #5
Ruon

Varsayılan C: yalnızız romanının incelemesi(geniş) [Ödev Tim]

Teşekkürler.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
incelemesi, romanının, tim, yalnızız, ödev

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat