Forum TR
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Kitap Özetleri

Medya Ve Demokrasi

Lise Bilgileri Kategorisinde ve Kitap Özetleri Forumunda Bulunan Medya Ve Demokrasi Konusunu Görüntülemektesiniz => MEDYA VE DEMOKRASİ Bilinen anlamda basın özgürlüğünü ilk destekleyen Euro-Amerikan devrimi özellikle on sekizinci yüzyıl boyunca, devlet sansürünün sınırları konusunda ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 12-12-07, 21:31   #1 (permalink)
Forum Gurusu
 
Giriş Tarihi: 10-10-2007
Mesajlar: 7,676
Rep Puanı: 44672638
ѕixтуηiηє Rütbe: Artı 11ѕixтуηiηє Rütbe: Artı 11ѕixтуηiηє Rütbe: Artı 11ѕixтуηiηє Rütbe: Artı 11ѕixтуηiηє Rütbe: Artı 11ѕixтуηiηє Rütbe: Artı 11ѕixтуηiηє Rütbe: Artı 11ѕixтуηiηє Rütbe: Artı 11ѕixтуηiηє Rütbe: Artı 11ѕixтуηiηє Rütbe: Artı 11ѕixтуηiηє Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 446815

Varsayılan Medya Ve Demokrasi


MEDYA VE DEMOKRASİ

Bilinen anlamda basın özgürlüğünü ilk destekleyen Euro-Amerikan devrimi özellikle on sekizinci yüzyıl boyunca, devlet sansürünün sınırları konusunda çeşit çeşit yeni ve iyi işlenmiş fikirlerin geliştirilmesine neden oldu. Modern anlamda basın özgürlüğü fikrinin doğum yeri olan İngiltere’de en azından dört farklı sav ile karşılaşıyoruz.

1. Teolojik yaklaşım, devlet sansürünü Tanrı’nın insanlara ihsan eylediği akıl adına eleştiriyordu. Bu görüş ruhsata ve sansüre bağlı olmasını buyuran bir hükümet kararına karşı, Tanrı aşkı ile “özgür ve bilgili ruhun” serpilip gelişmesi için özgür basına arka çıktı.

2. Basının davranışlarının bireyin haklarına uygun olması fikri.

3. Faydacılık kuramı, kamuoyu üzerindeki devlet sansürünü istibdata verilmiş bir açık kart olarak görüyor ve yönetilenlerin mutluluğunun en üst düzeye çıkarılması ilkesine aykırı buluyordu.

4. Basın özgürlüğünün dördüncü savunması, Hakikat’e yurttaşlar arasındaki kısıtlamasız tartışma yoluyla ulaşılacağı düşüncesine dayanıyordu. Basın özgürlüğüne ilişkin tüm bu savların sorunsuz oldukları söylenemez ama bu görüşler erken modern toplumların ilk gelişmesini derinden etkilediler. On dokuzuncu yüzyılın ortalarına kadar gerek Amerika’da gerekse İngiltere’de “basın özgürlüğü” cesur ve bulaşıcı ütopik bir kavram olarak işlevini sürdürdü. Yöneten sınıfları sıkıştırmaya yaradı. Devletin ifade özgürlüğüne getirdiği kısıtlamaları dramatize etti. Medeni haklar ve siyasal demokrasi mücadelesine hız kazandırdı. Özgür basının yaygınlaşması yazılı metinlerin görünümüne hem katkıda bulundu hem de ondan yararlandı; metinler laik bir nitelik kazandıkları gibi, okunmaları da kolaylaştı. Fakat basın özgürlüğünün ilk Avrupalı ve Amerikalı savunucuları bu ütopik vizyonun birçok kör noktalarla malul olduğunu da görememişlerdi. İlkin basının kendi kendini sansür etmesi olayını hesaba katmadılar; çünkü fikirlerini topluluk önünde ifade etme yeteneğine “doğal olarak” sahip olan kişilerin karşısında başlıca dış tehdidin siyasal iktidardan geleceğini varsaydılar. Baskılar nedeniyle basın özgürlüğü savunucularının sansür sorununa negatif özgürlük paradigmasıyla bakmaları anlaşılabilir bir tutumdur. Söz ve basın özgürlüğü negatif özgürlük anlamına geliyordu; yani, bu özgürlük bireylerin yada bireylerden oluşan grupların önceden bir dış engelleme olmaksızın düşüncelerini dile getirme özgürlüğüydü ve yalnızca bu özgürlüğü tüm diğer bireylere garanti eden ve hükümet tarafından yaptırımlarıyla uygulanan yasalara tabiydi. İşin can alıcı noktası, basın özgürlüğünü savunan bu kuramların felsefi anlamda yeterince çoğulcu olmamalarıdır. Her şeyin tartışılması mübahtı, bir şey hariç: Kendi dünya görüşleri. Tüm ideologlar gibi, tüm dünya için geçerli olmayı hak etmiş evrensel bir dil olduklarını varsayarak kendilerini eleştirilere karşı korumaya çalıştılar.

Konuya eleştirel gözle bakan biri sorabilir: Mademki basın özgürlüğü hakkındaki modern ideal daha en başından bu kadar kusurluydu, onu doğumundan üç yüzyıl sonra niçin tartışalım? Bu deneme işte bu çetin sorulara cevap vermeye çalışıyor. Basın özgürlüğü hakkındaki eski söylemin güçlü ve zayıf yanlarının değinilmesinin günümüzde önemli olduğunu savunuyor.

İlk yaklaşım Pazar rekabetinin basın ve yayın özgürlüğünün kilit koşulu olduğunda ısrar ediyor; bu özgürlüğü de devlet müdahalesinden özgürlük olarak, bireylerin düşüncelerini dış kısıtlamalar olmaksızın iletebilme hakları olarak anlıyor. Devlet sansürü, bireysel seçim, yasal düzenlemenin kaldırılması yani “deregülasyon” pazar liberallerinin tezinin temel kavramıdır.

Özel ellerde bulunan bir basın ve çok kanallı bir yayım sistemi özgürlüğün kalesidir. Kültürel ayrıcalıkların ve devlet baskısının savunucularının baş belasıdır. Pazar liberalleri devletçe korunan medyanın pederşahiliğine karşı çıkıyorlar. Onlara göre, kamu hizmeti yayımcılığı fikri en başından yolunu sapıtmıştı. Aslında, kamu hizmeti yayımcılığı kişisel ihtiyaç ve kaygıların temsilini sınırlar. Seçme alanını sıkıştırır, daraltır, azaltır. Televizyonda hükümetin dayandığı varsayım şöyle anlatılmıştır. “Ne seyretmek istediklerini seçmeyi insanlara bırakamazsınız, onların neyin onlar için iyi olduğunu bilen ve düşünceleri birbirine yakın insanlarca denetlenmeleri gerekir.” Medyanın tekelci kamusal düzenlenmesi artık haklı gösterilemez. Devlet korumasındaki medyanın keyfi finansmanının ve sansürünün en iyi panzehiri, Pazar rekabetinin tarafsız ve tüketiciye-duyarlı üleşim sistemidir. Kamu hizmeti tekellerinin ortadan kalkması, radyo-televizyon yayımcılığının erginliğe ulaştığının bir işareti olacaktır. Pazar liberalizminin muhalifleri ve özellikle sola eğilimli olanları, bu önerilerden telaşa kapılmış durumdalar. Diğer yandan deregülasyonun İtalya’da yarattığı yoz sonuçları değerlendirmek gerekiyor. Örneğin, haber-eğlence programları (barok televizyon parçaları haline dönüştürülmüş ağız sulandırıcı mahkeme duruşmaları) ve iç gıcıklayıcı striptease’li yarışma programları bunlar arasında sayılıyor. Artık kalitenin yerini ticaret kurtlarının ölçüleri almıştır.

Çok kanallı seçim demek çok kanallı saçmalık demek olduğuna göre - ucuz yarışma programları, reklamlardan farkı olmayan içi boş eğlence programları - daha fazla seçenek daha iyi değil, daha kötü medya demeye gelecektir. Pazar liberallerinin, pazarın bireysel seçim özgürlüğünü arttırdığı iddiası da kuşkuludur. Sınırsız Pazar rekabeti aslında belirli yurttaşların, özellikle azınlıkların ve geçici çoğunlukların seçim özgürlüğünü ağır biçimde zedelemektedir. Yayımcılar rekabete tutuştuklarında en iyi yöntemin kitlelere cazip gelecek programlarla tam ortadaki kesime seslenmek olduğunu biliyorlar. Bunun sonucu, programlarda çeşitliliğin sınırlanması ve birbiriyle örtüşmesi oluyor. Muhaliflerin Pazar liberali fetişi ile ilgili söyleyebileceklerinin özü şu: Pazar rekabetinin iletişim özgürlüğünü garantili olarak sağladığının inanılır olduğu günler çok geride kaldı. Bugün ise basın özgürlüğünün dostlarının şunu anlamaları gerekiyor: İletişim pazarları iletişim özgürlüğünü kısıtlamaktadır; pazara girmek isteyenlere engeller koyarak, tekellere izin vererek, seçenekleri sınırlayarak ve enformasyonun egemen tanımını kamusal yarar kavramından uzaklaştırıp özel olarak tasarruf olunabilen bir metaya yaklaştırarak yapmaktadır bunu.

Basın ve yayım özgürlüğü konusundaki Pazar liberali görüşünü bozup çürüten tek şey Pazar rekabeti fetişi değil. Bu görüşün devlet kurumlarının sorumsuzluk ve keyfi erkine duyduğu sempati de çoğu kez ona puan kaybettiriyor. Günümüzde tüm demokratik rejimlerin göbeğinde despotizm çekirdekleri bulunuyor. Eski modern mutlakıyetçi devletlerin, parlamentolar tarafından yönetilen geç modern anayasal devletlere tarihsel dönüşümü sona erdi.Artık yeni bir siyasal sansür dönemine, Demokratik Leviathan çağına giriyoruz. Bu çağda hayatın yaşamsal parçaları çeşitli eski ve yeni kalemlerle donatılmış, sorumsuzluk siyasal kurumlar tarafından biçimlendirilmekte. Birbiriyle bağlantılı beş siyasal sansür türü özel ilgiye değer.

1. Olağanüstü hal erkleri : Hükümetlerin, medyanın bazı bölümlerini zorbalıkla sindirerek yola getirme girişimleri talimatlar, tehditler, yasaklamalar ve tutuklamalarla Batı demokrasilerinde de kendisini hissettirmeye devam ediyor. Ön engelleme ve yayım sonrası bu baskı türünün iki tekniği.

2. Silahlı gizlilik : Modern devlet erki, gizlilik perdesinin arkasına saklanmış polise ve askeri organlara dayanarak başarılı olur.

3. Yalan söylemek : Siyasette yalan söylemek demokratik rejimlerin özelliklerinden biridir.

4. Devlet reklamcılığı : Erken modern devletin yöneticileri; özellikle mutlakıyetçi evrede, kendilerini toplumda birliğin kaynağı ve ilkesi olarak görüyorlardı. Siyasal liderlerin televizyon ve radyo mülakatlarında kayrılarak yansıtılması, devlet reklamcılığının daha az göze çarpan, ama hiçte önemsiz sayılamayacak bir örneğidir.

5. Korporatizm : 20. yüzyılda hükümetin işlevlerinin özel kesimin örgüt ağları tarafından yerine getirilmesi, pazarlık , ihsan yada sözleşme ile yapılması, sıradan bir olay haline geldi.

Batı demokrasilerinin bu beş yönelimi kaygı vericidir. Bunlar gösteriyor ki, normal olarak ne yurttaşlara, ne kitle iletişim araçlarına karşı sorumlu ne de hukuk devletine tabi olan siyasal erk toplamı çoğalmaktadır. Eğer hukuk devleti keyfi devlet erkinin siyasal yaşamdan sistematik olarak ayıklanması ise ve keyfi erk kamunun değerlendirmesi ve eleştirisinden muaf ve çevresine karşı duyarsız ve ondan öğrenmeye yeteneksiz erk olarak tanımlanıyorsa, o zaman denilebilir ki, batı demokrasilerinde hukuksuzluk artmaktadır. Bütün bunlar çarpıcı bir paradoksu yansıtıyor.

Pazar liberallerinin çoğu sansürsüz bir özgür iletişim pazarından söz etmeye bayılıyorlar, ama iş bu yönelimleri eleştirmeye gelince hemen geri kaçıyorlar; yurttaşların hukuk devletini genişletme, siyasal erkin keyfiliğine ve gizliliğine set çekme çabalarına karşı antipati dolu, hatta düşmanca bir tutum takınıyorlar. Onların Pazar özgürlükçülüğü siyasal ve kültürel otoriterliğe duyulan derin bir yeni-muhafazakar bağlılıkla yan yana yaşıyor. Bu deneme şimdiye kadar “deregülasyon”a karşı çıkanların iki zayıf noktasını vurgulamaya çalıştı. Pazar liberallerine karşı ve kamu hizmeti iletişiminden yana ortaya koydukları savın üçüncü bir zayıf yanı, yukarıdakilerle ilgili bir kör noktası var: Kamu hizmeti medyasını toplum önünde haklı gösterme girişimlerinin inandırıcı olmaması. Eğer iletişim medyası bir kamu hizmeti olarak savunulacaksa, oynayacağı rollerin ve yapacağı işin önemi açık ve mantığa uygun bir biçimde anlatılmalıdır. Ne yazık ki, kamu hizmeti medyasına ilişkin çağdaş sav ağır bir meşruiyet sorununa paçayı kaptırmıştır. Kamu hizmeti medyasının hastalığı ötekilerden bile daha geneldir; bu hastalık, eski temsil biçimlerini zayıflatmakta ve parçalamaktadır.

Kamu hizmeti yayımcılığı yalnızca eğlendirme amacından daha yüce amaçlar güder. Bu anlamda, nitelikli yayımcılığın kazandığı pratik başarıları küçümsemek doğru olmaz. Gene de, var olan kamu hizmeti medyasına bir kalite, denge ve evrensel erişim timsali olarak bakmak miyopluk olur. Kamu hizmeti medyasının egemen tanımı, kendi varlığını kalite edebiyatına başvurarak haklı göstermekle de stratejik bir hata yapıyor. Pazarı savunanlarında kalite konusunda ayrı bir görüşü var. Terimin anlamsal bulanıklığından yararlanarak ve onu daha da bulandırarak kamu hizmeti modelini akıl karıştırıcı ve tepeden bakmacı olmakla eleştiriyorlar. Onlara göre, izleyici bağımsız tüketicilerden oluşmuştur ve en pratik kalite ölçüsü onların yaptıkları seçimlerdir.

Peki, yeniden tanımlanmış, genişletilmiş, daha erişilir ve sorumlu bir kamu hizmeti modeli pratikte nasıl bir şey olacak? Kamu hizmeti medyası, başlangıçtaki modelinin geri dönülmez ve derin bir bunalıma girdiğini hiç unutmaksızın “gayrimetalaştırıcı” başarılarını örnek alıp ilerletmeli. Farklı yaşam biçimleri, beğeniler, görüşler arasında uyumlu bir birlik oluşmasına, despotik devletlerin ve Pazar güçlerinin egemenliği altında olmayan tarafından yönetilen yurttaş çoğunluğunun siyasal güç kazanmasına yardımcı olmalıdır. Onların çok katmanlı anayasal devletlerin çerçevesinde yaşamasını sağlamalıdır. Bağımsız kendi kendisini örgütlemiş, devlet kurumlarının dar sınırlarını aşan sivil toplumlarda çalışan ve tüketen, yaşayan ve seven, kavga eden ve uzlaşan yurttaşlarına karşı sorumlu tutulabilen devletlerdir.

İletişim medyası, siyasal yöneticilerin yada iş adamlarının kişisel kazancı yada karına değil, kamu kullanımına yada tüm yurttaşların zevk almasına yaramalıdır. Bunları sağlamada önceliklerden birisi, çağdaş devlet erkinin sansür yöntemlerinin gözler önüne serilmesi ve kaldırılmasıdır. Bir diğeri, hem siyasal erkin sürekli başına ekşiyen hem de çalışan, sevişen, kavga eden ve başkalarını hoş gören yurttaşların başlıca iletişim araçları olarak hizmet veren devlet dışı medyanın gelişmesi. Bu öncelikler uygulamaya konulduğunda kamu hizmeti yayımcılığına ilişkin şimdiki egemen tanım radikal olarak değişecektir; hem de Pazar liberalizminin cazibesine teslim olmadan. Kamu hizmeti iletişiminden söz edildiğinde artık akla, devletçe finanse edilip korunan, ama devlet-dışında kalan ve yurttaşların büyük bir bölümü arasında fikir dolaşımını sağlayan iletişim kurumları gelecektir.

Bu denemede savunulan kamu hizmeti modeli, özgür ve eşit iletişime ilişkin bu temel ilkelerin hakkını yememeye çalışmaktadır. Çünkü bu model, evrensel amaçla çoğulcu amaç arasında ortadan kaldırılması mümkün olmayan, modern bir ikilem bulunduğunun bilincindedir: Evrensel yaklaşımda amaç, tüm yurttaşların fikirlerini topluca açıklamalarını sağlayacak haklara sahip kılınmasıdır; çoğulcu yaklaşımda ise amaç belirli yurttaşların kendi fikirlerini topluca açıklamalarını sağlayacak alanlar açarak gerçek bir çeşitlilik sağlarken, kimi diğer yurttaşların ifade gücünü denetim ve sınırlama altına almaktır. Dahası burada ana çizgileriyle verilen yeni kamu hizmeti modeli toplumsal çeşitlilik olgusuna daha uygundur-bölgeler arası, kır ve kent, genç ile yaşlı, zengin ile yoksul, meslekler, etnik kimlik, dil, cinsiyet ve cinsel tercihten kaynaklanan farklılıkların gittikçe daha belirleyici olduğunu unutmamak gerekir. Demokrasinin bilgili yurttaşlara ihtiyacı var. Onların demokratik araçlar sayesinde aklı başında anlaşmalara varma yeteneği, ancak farklı fikir kaynaklarına eşit ve açık erişim sağlayabilmeleri durumunda filizlenip gelişebilir.
ѕixтуηiηє çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 00:50
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com

Forums Directory

Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512