Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 18-10-12, 06:40   #1
KiLLHuN

Arrow KiLLHuN Kişisel Sayfam
















One Piece

One Piece (Japonca: ワンピース - Wan Pīsu), Eiiçiro Oda (Japona: 栄一路尾田) tarafından yazılan ve çizilen Japon shönen manga serisidir. Haftalık Shonen Jump (Japonca: 少年ジャンプ) dergisinde Ağustos 1997'den beri yayınlanmaktadır. One Piece, şeytan meyvesi yiyerek doğaüstü güçler kazanmış, Monkey D. Luffy isimli, 17 yaşındaki bir gencin ve zaman içinde toplayıp mürettebatına kattığı korsanlardan oluşan Hasır Şapka Korsanları'nın maceralarını izlemektedir. Luffy'nin en büyük arzusu dünyanın en büyük hazinesi One Piece'i ele geçirmek ve sonunda Korsanlar Kralı olabilmektir.
Manga serisi, Production I.G tarafından 1998'de bir orjinal video animasyonu, Toei Animation tarafından tüm Japonya'da yayın yapan Fuji Televizyonu'nda yayınlanan bir anime serisine ve birkaç [[bilgisayar ve video oyunları[video oyununa]] uyarlanmıştır.
Manganın şimdiye kadar ki kopyaları 140 milyonun üzerinde satmıştır. Şu an 23 ülkede 16 farklı dilde basılmaktadır ve anime serisi de 20 ülkede 13 dilde yayınlanmaktadır.

Mürettebat (Hasır Şapkalar)

Monkey D. Luffy (モンキー・D・ルフィー) (Mugiwara no Luffy (麦わらのルフィー - Hasır Şapkalı Luffy de denmektedir):

17 yaşında bir erkek olan ana karakterdir. Hasır Şapka Korsanları'nın kaptanıdır. Korsan olma tutkusu Kızıl Saçlı Shanks'e duyduğu hayranlıktan kaynaklanmaktadır. Kaygısız ve bazen de aklı havada biri olarak tanımlanır. Genellikle oldukça kabarık bir iştahı vardır, özellikle de ete düşkündür. Kazara yediği ve yiyenlere özel bir yetenek bahşeden Şeytan meyvelerinden "Gomu Gomu no Mi" sayesinde vücudu bir lastiğin özelliklerini kazanmıştır. Luffy'nin hayali Korsanlar Kralı olmaktır. Luffy, Ova'da Urara Takano ve adnimede Mayumi Tanaka tarafından seslendirilmiştir.

Roronoa Zoro (ロロノア・ゾロ)

Mürettebata ilk katılan kişidir. 19 yaşında ve üçüncüyü ağzıyla kavrayarak tek seferde üç kılıç kullanabilen becerikli bir kılıç ustasıdır. Zoro aslında bir ödül avcısıdır ve korsanları yakalayarak Dünya Hükümeti tarafından başlarına konan ödülleri alır. Luffy'nin hayatını kurtarması nedeniyle tayfalığı kabul etmek zorunda kalmıştır. Coğrafi yönleri anlamada son derece zayıftır ve kolayca kaybolur. Ayrıca uykuya çok düşkündür ve içmeyi sever. Amacı dünyanın en büyük kılıç ustası olabilmektir. Zoro, OVA'da Wataru Takagi ve animede Kazuya Nakai tarafından seslendirilmiştir.

Nami (ナミ)

Mürettebatın 18 yaşındaki rotacısıdır ve mürettebata ikinci katılandır. Gemicilik becerileri mükemmeldir ve güçlü sezgileriyle havadaki en ufak değişiklikleri bile hissedip analiz edebilir. Ayrıca mükemmel bir hırsız ve kapkaççıdır. En büyük amacı dünyanın tüm bir haritasını çizmektir. Nami, OVA'da Megumi Toyoguçi ve animede Akemi Okamura tarafından seslendirilmiştir.

Usopp (ウソップ)

Mürettabatın üçüncü olarak katılan 17 yaşındaki nişancısıdır. Kronik bir yalancı, yetenekli bir mucittir ve Hasır Şapka'nın korsan bayrağını boyamada ve ayrıntılı kar heykelleri yapmada da gösterdiği kaydadeğer bir sanat yeteneği vardır. Usopp'un hayali, "denizin cesur savaşçısı" olabilmektedir. Usopp, animede Kappei Yamaguçi tarafından seslendirilmiştir.

Sanji (サンジ)

Mürettebatın sürekli sigara içen 19 yaşındaki aşçısıdır ve mürettebata dördüncü olarak katılmıştır. Açlıktan ölmenin ne anlama geldiğini kendi tecrübelerinden bilmektedir. Bu yüzden, yemek isteyen birini asla geri çevirmez ve yiyeceklerin ziyan edilmesi onu kolayca altüst eder. Kadınlara karşı zaafı vardır ve güçlü bir şövalyelik hissi vardır. Ne pahasına olursa olsun bir kadını asla incitmez. Dövüşürken sadece ayaklarını kullanır bunun sebebinin ellerini yemek yaparken kullandığını ve onları riske atmak istemediğini söyler. Sanji'nin amacı, bütün deniz canlılarının bulunduğu yer olan "All Blue" denen büyük denizi bulmaktır. Sanji, animede Hiroaki Hirata tarafından seslendirilmiştir.

TonyTony Chopper (トニートニー・チョッパー Tony Tony Chopper)

Mürettebatın beşinci olarak katılan 15 yaşındaki doktorudur. Şeytan meyvelerinden "Hito Hito no Mi"yi yiyerek insan özellikleri kazanan, mavi burunlu bir ren geyiğidir. Hem insanlarla hem de hayvanlarla aynı şekilde konuşabilmektedir. Ayrıca çok saftır ve kendisine söylenen her şeye kolayca inanır. Aynı zamanda aşırı derecede duygusaldır. Amacı, dünyadaki tüm hastalıkları iyileştirebilen bir ilaç yapmaktır. Chopper, animde İkue Otani tarafından seslendirilmiştir.

Nico Robin (ニコ・ロビン)

28 yaşında bir arkeologdur ve mürettebata katılan altıncı kişidir."Hana Hana no Mi" denilen şeytan meyvesini yemesi sonucu, istediği her yerden çiçekler açtırırmışcasına insan uzuvları çıkartma yeteneği kazanmıştır. Son derece zekidir ve küçük yaşlardan beri arkeolojiye ilgi duymaktadır. En büyük amacı, tarihin uzun ve kayıp bir kısmını anlatan antik bir taş olan Rio Poneglyph'i bulup deşifre edebilmektir. Ayrıca Poneglyphleri okuyabilen nadir insanlardandır.Ohara bilginlerinden geriye kalan tek kişidir.Oharaya düzenlenen Buster Call(Yıkım Çağrısı) 'dan Amiral Akoiji tarafından kurtarılmıştır.Hasır Şapkalara Barok Örgütünden katılmıştır. Hasır şapka tayfasının diğer üyelerine göre çok daha soğukkanlı ve sakindir. Robin, animede Yuriko Yamaguçi tarafından seslendirilmiştir.

Franky (フランキー)

Mürettebata yedinci katılan kişidir ve 34 yaşında bir marangozdur. Kola-güçlü bir cyborgdur (insan ve makine bileşimi). Yapay vücudu sayesinde inanılmaz güçlüdür ve ön cepheden gelen çoğu saldırıya karşı oldukça dayanıklıdır. Sayısız silahla donatılmıştır. Bununla beraber Franky, çok hassastır ve Chopper gibi hislerini saklamada beceriksizdir. Amacı, bir hayal gemisi inşa edip dünyayı dolaşmaktır. Franky, animede Kazuki Yao tarafından seslendirilmiştir.

Brook (ブルック)

88 yaşında bir müzisyendir ve mürettebata sekizinci katılandır. Yaşayan bir iskelettir, bir kez ölüyü diriltebilen şeytan meyvelerinden "Yomi Yomi no Mi"yi kullanarak dirilmiştir. Centilmence bir karakter ile sapık, kaba bir tür karışımı ilginç bir kişiliği vardır. Çoğu zaman ağırbaşlı, eğitimli bir tavırla konuşurken bazen şaşırtıcı derecede kötü tavırlar sergiler. Amacı, Grand Line'ın etrafında daire çizip Reverse Mountain'a dönmek ve böylece Rumbar Korsanları (kendiside bu korsan tayfasındaydı) tarafından Laboona verilen sözü yerine getirmektir. Brook, animede Chō tarafından seslendirilmiştir.

Buda 1. Bölümü Altyazılı Ama, Türkçesini Bulamadım


Bleach

BLEACH (Japonca: ブリーチ - Burīchi)[1][2], Zombie Powder’ın mangakası Tite Kubo tarafından yaratılmış olan bir manga serisidir. Haftalık bölümleri Haftalık Shonen Jump dergisinde 2001’den beri yayınlanmaktadır. Animeye de uyarlanmış olan BLEACH'in ayrıca iki OVAsı, üç anime filmi, bir rock müzikali ve birçok video oyunu vardır. BLEACH'in mangası Japonya'da toplamda 36 milyonun üzerinde satmıştır.
Seri, 15 yaşındaki hayaletleri görme yeteneği olan bir lise öğrencisi (Ichigo Kurosaki)'nin hayatını anlatır. Rukia Kuchiki isimli bir Şinigami (Ruh Kesici) bir gün bir Hollow'u (Kötü Ruh) takip ederken Ichigo ile karşılaşır. Kötü Ruh ile savaşırken yaralanmasından dolayı güçlerini Ichigo'ya aktarmak zorunda kalır. Böylece Ichigo ve Rukia'nın maceraları başlar. Birlikte Kötü Ruhları arar, düzensiz ruhlar üzerinde ruh gömme işlemi yani Kidoh yapar ve onları Ruh Toplumu'na (Soul Society) yollarlar.
Hikayenin ilk bölümleri, şinigamilik işinden çok karakterler ve geçmişlerine odaklanmıştır. Olaylar açıldıkça hikâye Şinigami dünyasına diğer bir deyişle Ruh Toplumuna (Soul Society) doğru derinleşmeye başlar.

Karakterler

Ichigo Kurosaki : Ichigo, 15 yaşında, sürekli kaşları çatık ve somurtkan duran bir öğrencidir. Bununla beraber, göründüğünden çok daha iyi kalpli ve zekidir. Ichigo’nun saç rengi doğal turuncudur ve bu gerçeğe sinirlenen üst sınıf öğrencileri devamlı Ichigo’ya sataşır. Ichigo, diğerlerinin ne düşündüklerini önemsemediğini iddia eder ve hatta bu kabadayılarla dövüşmenin onu eğlendirdiği görülür. Ichigo yetenekli bir öğrencidir, okulda 322 kişi arasında 23. sıradadır. Ichigo, evde yapacak başka bir iş olmadığı için düzenli olarak ders çalışır ve okul ödevlerini boşlamaz. Sonradan ortaya çıkar ki; Ichigo, saç rengi ve tavırları nedeniyle çıkan kavgalar yüzünden çoğu öğretmeninin onu yanlış anlamasını istemediği için çok çalışmaktadır.
Ichigo’nun ruhları görmek gibi doğal olmayan bir yeteneği vardır. Bu uçsuz bucaksız tinsel gücün kilidi Rukia Kuchiki ile karşılaşmasıyla açılmıştır. Yeni edindiği bu gücü kontrol edemeyişi nedeniyle yakın arkadaşlarının çoğu Ichigo’nun enerjisine maruz kalmış ve ruhani varlıkları fark etmeye başlamışlardır. Bazıları da kendilerine özgü güçler geliştirmişlerdir.
Ichigo, babası Isshin Kurosaki ve iki kız kardeşi Yuzu ve Karin ile yaşamaktadır. Babası evlerinde küçük bir tıbbi klinik işletmektedir bütün aileyi kendi işinde kullanmaktadır. Ichigo’nun babası, kaba saldırılarla oğluna devamlı meydan okuyan ve yemeğe geç kaldığı için azarlayan, komik ve ahmak bir karakter olarak çizilmiştir. Karin de hayaletleri daha az bir seviyede görebilmektedir ve kardeşleri babasına göre çok daha normaldirler.

Rukia Kuchiki : Alt sınıfta doğan Rukia, asil bir aile tarafından evlat edinilmesine rağmen alçakgönüllülüğünü yitirmemiştir; nazik ve tertemizdir, sıradan insanlarla konuşmayı tercih eder. Ichigo’ya, ondan neredeyse on kat daha büyük olduğunu söylemesine rağmen, modern dünyanın yöntemleri hakkında hiçbir fikri yoktur (çünkü Ruh Cemiyeti Japonya’nın Edo Dönemi'ne benzer). Başlangıçta basit bir meyve suyu kutusunu bile çözememiştir ve modern Japonca’yı okuduğu mangadan öğrenir. Tite Kubo’ya göre, (beşinci kitapta) yarıyıl final sınavlarında Rukia, sıralamada 322 kişiden 302 olmuştur. Japonca haricindeki sınavlarının çoğundan kalmıştır.
Rukia başarılı bir oyuncudur, bir çok zor durumdan bu yolla kurtulur. Ichigo, her zaman olayı kavrayan tek kişi gibi görülür ve onu numara yapmakla suçlar. Ayrıca çizim yapmaktan hoşlanır (oldukça kötü), insan ve hollow çizimleri nispeten tavşanlara ve oyuncak ayılara benzer. Genellikle Ichigo’ya birşeyi anlatmak için çizer, Ichigo da çizimlerine hakaret edince Rukia’dan yumruğu yer. Rukia, Tavşan Çatlak’ı (ve temel olarak tavşan temalı herşeyi) çok sever ve bundan Çatlak Ruh Şekeri’ni bulamadığı zaman bahseder çünkü Ruh Cemiyeti’nde çok popülerdir (Arrancar bölümlerinde bulur). Ayrıca yüksek yerlere tırmanmayı sever ve en sevdiği yiyecekler yumurta ve salatalıktır.
Ichigo’ya karşı tavırları değişkendir. Bazı zamanlar, onunla, sanki düşmanıymışcasına ağız dalaşına girer ve bazen de onun için endişelenir ve yaşlı bilge biri gibi öğüt verir. Sahnelerinin çoğunda birbirlerine bağırırlar ve surat yaparlar. Bu tartışmalara rağmen birbirlerini derinden anlarlar ve genellikle çekinmeden konuşabildikleri tek kişi birbirleridir.
Rukia’nın, Ichigo’ya güçlerini verdiği için Ruh Cemiyeti’ne götürüldüğü zaman en iyi görülen, oldukça ciddi bir yönü de vardır. Ruh Cemiyeti’nde çeşitli hücrelerde tutulurken, devamlı olarak kaderine boyun eğmiş bir halde ve derin düşünceler içindedir. O ve Ichigo aynı kayıp ve suçluluk hislerini taşırlar. Ichigo, annesinin ölümü ve Rukia’nın idamı için suçluluk duyarken; Rukia, emrinde bulunduğu Kaien Shiba’nın ölümünden ve kendi hatası yüzünden Ichigo’yu soktuğu ölüm-kalım durumundan dolayı kendini suçlar.

Orihime Inoue : Orihime Inoue, kâküllerini kulaklarının arkasında saç tokaları ile tutturduğu uzun, turuncu-kahverengi saçları olan bir kızdır. Tatsuki Arisawa’nın, onu koruyacağına söz vermesinin onuruna uzattığı saçlarından uyumak haricinde tokalarını çıkarmaz (64. bölümde uyandığı zaman onlarsızdır) çünkü abisinin hatırası için takmaktadır.Orihime, mangadaki resimlerde kahverengi gözlere sahiptir fakat animede gri.
Orihime arkadaş canlısı, hassas ve iyi kalplidir. Tahminler konusunda budala ve toydur, aldığı yüksek puanlar istisnai bir durumdur. Görünüşte teknoloji konusunda ümitsiz vakadır. Elişi Kulübü’nün üyelerinde biri, onun cep telefonu kullanabilecek kadar akıllı olmadığını bu yüzden cep telefonunun olmadığı söyler. Bununla beraber, Tatsuki’ye göre Orihime fiziksel olarak, resmen bir eğitim almamasına rağmen karatede birinci derece olan siyah kuşak seviyesinde dövüşebilir.
Orihime bazı normal yiyecekleri de sevmesine rağmen evde acayip yiyecekler pişirip yer. Rangiku Matsumoto ve muhtemelen bir Tessai Tsukabishi haricinde hiç kimse Orihime’nin damak tadını beğenmez. En sevdiği yiyecek barbunya ezmesidir ve tatlı patateslerin üzerine tereyağı koymayı sever.
Orihime, olaylara düşünmeden girişmeye eğilimlidir ve bu huyu bazen can sıkıcı sonuçlara yol açmaktadır. Bir noktada, okuldaki kızlar Rukia’ya Ichigo’dan hoşlanıp hoşlanmadığı sorarlar; Rukia inkâr ettiği zaman Orihime, Rukia onun duygularını paylaşmadığı için hayal kırıklığına uğrar. Çünkü eğer Rukia da aynı duygulara sahip olsaydı bir erkeğe karşı iki kız olacaktı ve kızlar takımı kazanacaktı (hiçbir anlam içermiyor). Orihime ayrıca aşırı hareketli bir hayal gücüne sahiptir ve inanılması güç senaryoların düşüncesi (Mesleklerle ilgili bir “Gelecekte kendinizi nasıl görüyorsunuz?” ödevinde kendini geleceğe ait ve görünüşte oldukça yıkıcı bir robot olarak görmesi gibi) onu kolayca alıp götürür.
Orihime, anlayışlı biri olarak gösterilmektedir, çoğu zaman da konu Ichigo ise. Ichigo’ya âşıktır ve hem mangada hem de anime de zaman geçtikçe yalnızca duyguları daha da belirginleşmektedir. Bu duygularını hem Rangiku Matsumoto’ya hem de Ichigo’nun kendisine (o sırada uyuyor olsa da) açmıştır. Ayrıca, Ichigo’yu sezgileri ile bulmak gibi esrarengiz bir kabiliyeti de vardır ve vizard tarafından maskelendiği zaman bile ruhsal baskısını hissetmiştir.
Mangadaki genişleyen rolü boyunca Orihime ilk örnek modelinden çok daha karmaşık bir karaktere dönüşmüştür. Orihime, dizinin başlarında daha mutlu ve budala bir karakterdi, daha sonraki bölümlerde kendi yetersizlik hissiyle ve iç kargaşasıyla başa çıkmaya başladı. Ruh Cemiyeti bölümlerinden sonraki ikinci ana bayan karakterdir



Yasurota Sado :Yasutora Sado (茶渡 泰虎 Sado Yasutora) Bleach’in önemli karakterlerindendir. Ichigo Kurosaki’nin sınıf arkadaşıdır. Ichigo ilk olarak, Yasutaro’nun göğsünün üzerindeki kişi kartında gördüğü soyadını Chad şeklinde yanlış telaffuz ettiğinden beri onu hep Chad diye çağırır. Bleach da ilk olarak quinchy ve shinigami güçleri var sanar. Ancak Sado sıradan, sessiz ve dikkatlidir GÜÇLERİ:Sado'nun gücü kaba kuvete dayalıdır. Hueco Mundo'da güçlerinin quincy veya shinigaminin aksine hollow güçleri olduğunun farkına varmıştır. Gücünün adı ise el direkto diye kullanır. Arancarlar bölümünde şeytan kolu diye adlandırdıgı gücü vardır. Tam bir atak canavarıdır. Tabanı beyaz bir koldan ibaretdir. Üzerinden soluk bir kırmızı geçen Sado'nun omuz hizasında boynuzu andıran sivri yerler vardır. Sado çok dayanıklı ama yavaştır.

Kisuke Urahara : Kisuke Urahara her zaman Japonların geleneksel takunyalarından giyer ve bir balıkçı şapkası takar. Bu nedenle "takunya-şapka" (Japonca: ゲタ帽子 - geta-bōshi) diye çağrılır. Genelde sakin ve neşeli bir adam olmasına rağmen durum icap ettirdiğinde ölümüne ciddi olabilir. Kaygısız tavrına karşın konuşması her zaman kibardır, yine de bazen alaycı davranır. Ses tonu öyle olmasa da ciddi görünebilir. Yoruichi Shihouin, Kisuke'nin, hırslı olduğu bir konuda zirveye kadar çıkmaya meyilli olduğunu belirtir. Bir keresinde kendini "katıksız dürüst, yakışıklı, sapık bir işadamı" olarak tanımlamıştır. Animenin Bount bölümlerinde Ganju Shiba, Urahara'yı, "yaşlı adam" diye çağırır ve Urahara da Ganju'nun kızkardeşi Kūkaku Shiba ile aynı yaşta olduğunu söyleyerek cevap verir. Urahara, genellikle; çoğu zaman birazcık geç kalmış olsa da önemli bir olayın yanıbaşında bulunur fakat nadiren karışır; daha çok olayı dışardan kontrol etmeyi tercih eder. Olay bittikten sonra sevecenlikle ortaya çıkar (ör: Ichigo Kurosaki ve Renji Abarai arasındaki dövüş) ve uygun bulduğu tarafa yardım eder. Çoğunlukla açığa vurduğundan daha çok şey bilir ve hikâyenin karakterlerinden çoğu ile bir şekilde ilişkisi vardır. Hikaye boyunca hep büyük bir itici kuvvet olmuştur, genellikle sadece katalizördür, işi başkalarının onun yerine yapmasını sağlar. Görünüşüne rağmen Urahara oldukça yetenekli bir dövüşçüdür. Güçlü saldırılarını, kurnazca hileleri ile harmanlar. Zanpakutōsunun şikai formunu bile değiştirmeden Espada seviyesinde bir arrancar olan Yammy ile oyuncak gibi oynamıştır. Büyük, gizli yeraltı eğitim boşlukları inşa etmeyi sever. İlkini, Ruh Cemiyeti'nde, Sōkyoku tepesinin altında, Yoruichi'nin eğitimi için inşa etmiştir ve ikincisini de benzer bir sebeple kendi dükkânının altında inşa etmiştir.

Uryū Ishida : Uryū Ishida, siyah saçlı, ortalam uzunlukta, gözlüklü bir gençtir. Okulda Uryū, kravatlı bir üniforma giyerken dışarıda, Quincy hacını oluşturan mavi çizgili, beyaz Quincy kıyafeti ve kolsuz bir manto giyer. Uryū genelde, çekingen ve sessizdir fakat etrafında diğer insanlar varken serinkanlı görünmeye çalışır. Örneğin Ruh Cemiyeti bölümlerinde, hareketlerini kısıtlamasına rağmen daha harika görünmek için hiçbir amaç taşımayan kolsuz mantosunu sürekli giyer. Hatta yedeğini bile taşır. Buna ek olarak, kendine özgü bir drama ile bir şeyler söyleme eğilimi vardır. Uryū, "Quincy'nin Gururu" diye bilinen bir ahlak çerçevesi doğrultusunda hareket eder ve çok güçlü bir adalet duygusu vardır. Bayanlara kötü davranan erkeklerin üzerindeki adaleti temsil ettiğini söyleyerek oldukça centilmen bir görüntü sergiler. Uryuu ayrıca, dövüşürken ölümcül kuvvet kullanmamaya özellikle de kullanılmadan halledilebilecek bir durumsa, dikkat eder. Bunun yerine rakibini basitçe aciz bırakır.
Uryū babası Ryūken Ishida'ya fazla saygı duymaz; babasını ilk adıyla çağırır ki bu davranış Japon toplumunda oldukça kaba görülmektedir. Buna rağmen animede; Rukia, babasının müdürü olduğu hastanenin çöktüğünü söyleyince ve Renji de paatavatsızca hastanenin sadece gösteriş için olduğunu söyleyince Uryū hafifçe güzenmiş görünür.
Uryū'da düşük kan basıncı vardır ve geciktirmekten nefret eder. Nefret ettiği diğer şeyler oldukça tuhaftır: düğmeler (dikiş konusunda uzman olmasına rağmen) ve "gelişigüzel" kelimesi. En sevdiği yiyecek ev yapımı uskumru miso türlüsüdür. Sevdiği televizyon programı Don Kanonji'nin "Bura-Rei"'dir. Kanonji'nin ilk görünüşünde kalabalığın içinden fırlayan gölge aslında Uryū'dur. Dedesi Sōken Ishida gibi Uryū de solaktır.

Renji Abarai :
Renji, görünüş itibariyle Bleach 'teki en sıradışı karakterlerden biridir. Genellikle at kuyruğu yaptığı uzun kızıl saçları vardır ve üste bedeninin tümü kabile dövmesi ile kaplanmıştır. Bu dövmeleri nasıl edindiği bilinmemektedir fakat, şinigami adayı olduğu ilk günden Byakuya Kuchiki tarafından hapsedildiği zamana kadar (bu sırada tüm sırtını kaplamaktadır) ne zaman bir başarı elde etse dövmeleri de artmaktadır. Standart şinigami kıyafeti giyer ve kafasına özenle hazırlanmış bir şey (genellikle pahalı görünen bir güneş gözlüğü veya beyaz bir saçbandı) takar. Renji'nin tüm güneş gözlükleri Seireitei'nin popüler "Gümüş Kızböceği Gözlükleri Dükkanı"'ndandır ve fiyatları yarım yılda kazandığı paraya eşdeğerdir. Ne yazık ki ne zaman bir gözlük taksa bir şekilde kırılmaktadır (çoğunlukla da Ichigo ile yaptığı dövüşlerde). Taiyaki (genelde tatlı fasülye ezmesi ile doldurulan balık şeklinde bir krep) sever ve baharatlı yiyeceklerden nefret eder.
Konu ilerledikçe anlaşıldığı üzere Renji, diğer hiçbir şinigaminin olmadığı kadar tuhaftır. İlk görünüşündeki gibi kendini beğenmiş ve ukala bir karakterden, mağlubiyetlerinin ardından büründüğü aşırı endişeli ve bunalımlı bir ruh haline kadar değişkenlik gösterebilir, fakat gerçek bir meydan okumayla karşılaştığında inanılmaz derecede ciddi ve kararlı bir dövüşçü olur. Renji, Rukia Kuchiki'ye karşı derin bir sevgi besler. Hikaye boyunca bu, birçok kez kanıtlanmıştır, özellikle de Rukongai'deki Rukia ile geçirdiği gençlik yıllarına anlık geri dönüşler yapıldığında. İnandığı bir şey için savaşma, öldürme ve ölme ölme arzusu Renji'yi, yolunun üzerinde duran kişilere karşı tehlikeli bir adam yapmaktadır. Birçok açıdan Ichigo Kurosaki ile benzeşmektedir ve animenin Bount bölümlerinde bir keresinde ikisinin kardeş olduğunu zannetmişlerdir. Ichigo işi basit tutmak için kuzen olduklarını iddia etmiştir fakat bu da sonradan oldukça gülünç durumlara yol açmıştır.

Prototype


Prototype; Radical Entertainment tarafından geliştirilen, Activision tarafından yayımlanan açık uclu aksiyon-macera oyunudur. Kuzey Amerika'da 9 Haziran 2009'da, Kuzey Amerika'nın bazı güney parçalarında ve Okyanus'da 10 Haziran'da, Avrupa'da 12 Haziran'da yayınlanan oyun, Microsoft Windows Xbok 360 ve PlayStation 3 platformlarında oynanabilir.
New York City'de geçen oyunda bir virüs insanlara bulaşmıştır ve ordu bunu sonlandırmak için girişimde bulunmuştur. Oyunun ana kahramanı Alex Mercer virüsten olumlu yönde etkilenmiş bir Mutanttır. İnsanları emerek onların hafızalarını, tecrübelerini, biyokitlelerini alabilir; onların kılığına geçebilir.


Hikaye

Alex, önceki hayatında kim olduğunu bulmaya çalışır. Manhattan' da, Gentek' in yarattığı virüs yüzünden yavaş yavaş etraf cehenneme dönüşür. Enfeksiyonu farkeden Blackwatch ordusu, Manhattan' ın ulaşımını kapatır. Alex, kız kardeşi Dana Mercer ile iletişime geçer. Dana, Alex' in hedeflerinin izlerini sürer. Alex, Elizabeth Greene adında virüsü taşıyan bir kadınla karşılaşır. Dana, Alex' i Karen Parker adındaki bir kadına yönlendirir. Bu kadın Alex' in eski sevgilisidir. Virüsü durdurmak için Alex' e yardım eder.
Zaman geçtikçe Alex' de kim olduğunu bulmaya başlar. Blackwatch, Gentek projesini kapatmış ve bütün personelini yok etmiştir. Gentek çalışanı Dr. Alex Mercer, Blacklight (Kara ışık) adlı bir virüs örneğini ele geçirir. Fakat sonunda Alex, Blackwatch tarafından ele geçirilir. Virüs kaçar ve Alex' in cesedini ele geçirir. Bir süre sonra gözünü bir morgda açar... Alex' in enfeksiyon öncesi ve sonraki kişilikleri tamamen farklıdır. Önceki hali virüsü salmıştır. Sonraki hali ise bunu affedilemez bir olay olarak görür.

Alex bunları öğrendikten sonra Bloodtox adlı bir silah geliştirdiklerinide öğrenir. Bu silahı Karen, Alex' in kendi tedavisi için bulduğu örneklerden geliştirir. Ve Karen' da gerçek yüzünü gösterir. Ama Alex onun içinde gelecektir. Alex, bu silahla Greene' i yer altından çıkarıp onunla savaşır. Onu yendikten sonra yaratıktan Greene' in insan formu düşer. Greene' le karşılaşan Alex onun özelliklerini ele geçirir. Greene' in anılarında bütün bunların General Randall' la başladığını öğrenen Alex, gözünü ona ve Blackwatch' a diker. Randall bir nükleer silahla Manhattan' ı yok etmek ister. Albay Taggard' ı ele geçirdikten sonra Cross ile birlikte General Randall' a doğru yola çıkarlar. Randall' a gemide karşılaşırlar. Alex, Randall' ı ele geçirir. Anılarını gören Alex, Randall' ın bu olayları yıllar önce hiç başlamadan durdurabileceğini öğrenir. Ama artık çok geçtir. Alex' in bir bağlantısı olan Cross önceden bir Supreme Hunter tarafından ele geçirilmiştir. Cross, Supreme Hunter' a dönüşür. Alex, Hunter' ı öldürdükten sonra Randall' ın fırlatmaya zamanladığı nükleer silahı Atlantik Okyanusu' na helikopterle bırakır. Okyanusta patlayan nükleer silah yeterince uzaklaşamayan Alex' in helikopterinide düşürür. Ama Alex ölmez. Geri kalan parçaları bir kargayı ele geçirdikten sonra Alex' in bedenini tekrar tümler.









Tupac Shakur (2Pac)

Tupac Amaru Shakur (d. 16 Haziran 1971 – ö. 13 Eylül 1996), ABD'li Rap müzik sanatçısı, şair, senarist, aktör ve prodüktör. 2Pac, Pac veMakaveli adlarıyla da bilinir.

2007 itibariyle Tupac Shakur, 75 milyon üzerinde albüm satmayı başarmış ve genç yaşta ölmesine rağmen bu başarıyı yakalayarakEn Çok Satan Müzik Sanatçıları listesine girmeyi başarmıştır. Rolling Stone Dergisi tarafından
Tüm Zamanların En Büyük 86. Sanatçısı seçilmiştir. Tupac'ın şarkılarının birçoğunun ana teması varoşlardaki şiddet ve zorluklar, ırkçılık, sosyal sorunlar ve Doğu Yakası-Batı Yakası kavgasında diğer rapçilerle yaşadığı sürtüşmelerdi.
7 Eylül 1996'da Las Vegas Nevada'da 4 kez vuruldu. Hastaneye kaldırıldıktan 6 gün sonra solunum ve kalp yetmezliği tanısıyla öldü.




Kasım 1994 Soygunu Ve Hapse Girişi


Kasım 1993'te Tupac ve arkadaşları bir otel odasında bir kadına tecavüz etmekten suçlandılar. Kadının bu iddiasını Tupac asla kabul etmedi ve olayın gönüllü olarak geliştiğini söyledi. Mahkeme sonucunda Tupac 1.5 - 4.5 yıl hapse mahkum oldu. 8 ay hapis yattıktan sonra kefaletle serbest bırakıldı. 5 Nisan 1996'da kefaletle serbest kalma koşullarına uymadığı için mahkeme tarafından tarihi daha sonra açıklanmak üzere 120 gün hapse mahkum oldu.

Kasım 1994'te, tecavüz davasının sonucunun açıklanmasından bir gün önce, kimliği hala bilinmeyen kişiler tarafından New York'taki stüdyosunun önünde 5 el vuruldu ve 30,000$ değerindeki mücevherleri çalındı. Shakur bu olayda eski bir arkadaşı olan ve o sırada stüdyoda bulunan (vurulduktan sonra stüdyoda gördüğü) rapçı Biggie Smals'ı ve yine stüdyoda bulunan Sean Combs'u suçladı.

15 Haziran 2011 tarihinde bir mahkum Tupac'ı vurması için Czar Entertainmet'in sahibi James Rosemond tarafından kiralandığını ve bunu yaptığı için çok pişman olduğunu açıkladı.

Vurulduktan günler sonra Tupac, doktorların uyarılarına rağmen hastaneden çıktı. 14 Şubat 1995'te hapse girdi ve hapisteyken Me Aginst The World albümünü çıkardı. Bu albüm Tupac'ın o güne kadar ki en iyi albümüydü. Listelerde 4 hafta bir numara olarak kaldı ve o güne kadar bir haftada en çok satan erkek rapçı albümü oldu. Hapisteyken Keisha Morris ile evlendi fakat daha sonra 1996 yılında boşandılar. Hapiste 8 ay kaldıktan sonra Tupac kefaletle serbest kalmak için başvuruda bulundu fakat 1.4 Milyon $ kefalet ücretini karşılayamadığı için talebi reddedildi. Hapisteki 11. ayından sonra Death Row Records'un sahibi Suge Knıght tarafından ödenen kefaletle serbest bırakıldı. Tupac ile yapılan anlaşma neticesinde Suge Knight'ın ödeyeceği kefalete karşılık Tupac şirket adına üç albüm çıkaracaktı.




Tarzı


Tupac'ın müziği ve felsefesi çoğu Amerikalı, Afrikalı-Amerikalı ve dünya vatandaşları (Kara Panter Grubu, Siyah milliyetçiliği, eşitlikçiler ve özgürlükçülerle birlikte özdeşleşmiştir. İlk albümü2Pacalypse Now 'da sosyal sorunlar, eşitsizlik, açlık ve polis şiddeti üzerine müzik yapan Tupac, ikinci albümü olan Strictly 4 My N.I.G.G.A.Z. 'da da aynı tarza devam etti fakat "Keep Ya Head Up" gibi şarkılarda duygusal taraflarını da gösterdi. Bu albümden sonraki çıkan her albümde Tupac agresifliğini bir doz daha artırdı.

Sosyal eşitsizlik, kontrolsüz öfke, şefkat, umut ve eğlence gibi birbirinden tutarsız temalar üstüne oluşturulan 1995'teki albümü Me Against The World'ün ardından 1996'da albümü All Eyez On Me'yi çıkardı. Bu albümdeki "Ambitionz Az A Ridah", "I Ain't Mad At Cha" "California Love", "Picture Me Rollin'", ve "Life Goes On" gibi şarkıların bulunduğu birçok şarkı klasik olarak kabul edildi. Bu albüm öncekilerden tamamen farklı bir tarza sahipti. Sosyal yönden sorunları aktaran şarkıların yanında çoğu şarkı parti müzikleri ve havalı olup, hayatın tadını çıkarma üzerine kuruluydu. Tupac hayli başarılı olan albümdeki tarzını "hayatı kutlamak" olarak açıklamıştı.

Gençken ilham aldığı ve beğendiği kişiler arasında Kate Bash,Culture Club, Sinead O'Connor ve U2 gibi İngiliz ve İrlandalı pop müzisyenleri vardı.




Kişisel Hayatı

Tupac sürekli okuyan bir kişiydi. William Shakespeare
Niccolo Machiavelli, Donald Goines, Sun Tzu, Kurt Vonnegut, Mikhail Bakunin, Maya Angelou, Alice Walker ve Khail Gibran gibi çeşitli yazarlardan ilhamlar almış ve etkilenmişti. Tupac hiçbir zaman kendini hangi dine ait olarak gördüğünü belirtmedi ama 'Only God Can Judge Me' (Beni sadece Tanrı yargılar) gibi şarkılarındaki sözlerinden ve The Rose That Grew From Concrete gibi şiirlerinden anlaşıldığı kadarıyla tanrıya inanıyordu. Birçok analizci bu yüzden onu Deist olarak tanımlar. Karma yasasına inanırdı fakat yalın olarak Ölümden sonra yaşamave örgütlü dinlere inanmazdı



Eylül 1996 Silahlı Saldırısı Ve Ölümü


7 Eylül 1996 tarihinde Tupac, Suge Knight ve Death Row grubu Las Vegas'ta bulunan MGM Grand Oteli'nde Mike Tyson - Bruce Seldon boks maçını izlemeye gittiler. Maçtan sonra grup, otelin lobisinde Crips çetesinden Orlando Anderson'u gördü. Çıkan kavgada Death Row grubu Orlando Anderson'u feci şekilde dövdü. Olaydan sonra Tupac ve Suge Knight eğlenmek için Club 662 isimli kulübe gitmek üzere hazırlandılar. Tupac, Suge Knight'ın sürdüğü BMW 750 iL araçta ön koltukta oturuyordu ve arkalarında da arkadaşlarından ve korumalarından oluşan uzun bir konvoy vardı.

Vurulmasından 20 dakika önce araç kırmızı ışıkta dururken, fotoğrafçının biri Tupac'ın ünlü son fotoğrafını çekmiştir

Saat 23:15'te Suge Knight'ın aracı kırmızı ışıklarda dururken aracın sağından yaklaşan beyaz bir Cadillac Suge ve Tupac'ın yanında durdu ve arka koltukta oturan kimliği belirsiz biri tarafından mermi yağmuruna tutuldu. Tupac'a 4 adet mermi isabet etti. Mermilerin biri sağ akciğerine isabet etti. Suge Knight ise sadece başına aldığı sıyrıkla kurtuldu. Tupac derhal hastaneye kaldırıldı. Birçok ameliyata alındı. İç kanamayı durdurabilmek için doktorlar son çare olarak sağ akciğerini aldılar. Tupac'ın durumu kritikliğini sürdürdü ve yaşam destek ünitesine bağlandı.

6 gün süren mücadeleden sonra Tupac'ın vücudu pes etti ve 13 Eylül 1996 tarihinde saat 16:03'de hayata veda etti. Resmi ölüm sebebi olarak birden fazla kurşun yarasına bağlı solunum ve kalp yetmezliği açıklandı. Tupac'ın vücudu yakılarak küllerinin bir kısmı annesi tarafından Los Angeles'ın üzerine serpiştirildi, bir kısmı da grubu Outlawz'un üyeleri tarafından uyuşturucuya karıştırılarak çekildi.

Ölümünün sonrasında hakkında yüzlerce spekülasyon yapıldı. Hayranlarının çoğu onun ölmediğine inanmaktadır. Hakkında 7 Gün Teorisi (7 Day Theory) ortaya atıldı. Tabi bu efsaneyi çürütecek tezler de ileri sürüldü. "Öldü" denildikten sonra da albümleri çıkmaya devam etti. Ölümü konusunda hala delil yetersizliği ve şüpheler vardır. Bu kadar sene geçmesine rağmen suçlu veya suçlular bulunamamıştır.





Queen


Queen, 1970 yılında kurulmuş tüm dünyada albümleri 300 milyondan fazla satmış İngiliz Rock grubudur. 1960'ların sonlarında Smile grubunun dağılma sürecine girmesi sonrasındaBrian May Roger Tylor ve Freddie Mercury tarafından Londra'da kurulmuştur. Bir yıl sonra John Deacon'un katılımıyla grup tamamlanmıştır. 70'lerin ilk yıllarında üne kavuşan grup bugün hâlâ geniş bir hayran kitlesine sahiptir. Stadyum Rcok,Hard Rock, Heavy Metal, Opera Rock ve bunun gibi daha nice müzik türüne büyük katkılarda bulunmuştur. 1999 yılında Channel 4 tarafından düzenlenen "Music of the Millenium" anketinde Queen tüm zamanların en iyi ikinci grubu, rock opera tarzının ilk örneği olarak da gösterilen şarkıları Bohemian Rhapsody ise en iyi şarkı seçilmiştir. Queen'in toplamda 18 albümü, 18 single'ı ve 8 DVDsi 1 numaraya yükselmiş ve bu sayede en çok satan gruplar arasındaki yerini almıştır. Queen, İngiltere listelerinde en uzun süre yer alan müzik grubu olma özelliğini de taşımaktadır.Grubun 1981'de yayınlanan ilk derleme albümü olan Greatest Hits, 25 milyondan fazla kopya ile İngiltere'de tüm zamanların en çok satan albümü olmuştur.



Üyeler

Freddie Mercury (1946-1991) piyanist ve solist: Grubun sesi ve yüzü olması onun diğer yeteneklerinin gölgede kalmasına neden olmuştur. Oysa ki son derece yetenekli bir piyanisttir. Özel bir tenor sesine sahipti. 1992 yılındaki Barcelona olimpiyatları için Monserrat Caballe ile düet yaptıkları albüm oyunların resmi müziği olmuştur. Ayrıca öğretimini Ealing College'de Grafik sanatları üzerine yapmıştır. Queen'in birçok şarkısı ona aittir.


John Deacon (1951) bas gitar: Grubun ilk basçılarından memnun kalmaması sonucu yapılan seçmeler ardından gruba 1971 yılında katılmıştır. Aynı zamanda grubun en içine kapanık üyesidir. Queen grubundayken 10 kelime telaffuz ettiği söylenir. Grubun stüdyo albümlerinde tek ana vokal yapmayan ismidir. Sonraki yıllarda Queen'in finansal ve idari konularıyla ilgilendi. Mercury'nin ölümüyle müzik hayatını bıraktı ve Queen+Paul Rodgers turuna katılmadı. Aralarında "You are my Best Friend", "Another One Bites the Dust" ve "I Want to Break Free" nin de bulunduğu birçok şarkının bestesini yaptı.


Brian May (1947) gitar ve vokal: Aynı zamanda başarılı bir piyanisttir. Çocukluğunda babası ile birlikte geliştirdiği "Red Special" adlı gitarı hala kullanmaktadır. Zaman zaman özellikle kendi bestelerinin vokallerini de yapmıştır. Aralarında "Tie Your Mother Down", "We Will Rock You" ve "Fat Bottomed Girls"ün de bulunduğu pek çok şarkıyı bestelemiştir.1992'de "Back to the Light" ve 1998'de "Another World" olmak üzere iki solo albüm yapmıştır. Az bilinen yanlarından biriyse Imperial College den mezun bir Astro fizikçi olmasıdır.


Roger Taylor (1949) vurmalılar ve vokal: Grubun bateristi olmasının yanı sıra ritim gitar, gitar ve bas da çalmıştır. "Radio Ga Ga", "A Kind of Magic", "These are the Days of Our Lives", "Heaven for Everyone" gibi en önemli besteleri 80li yılların sonunda gelmiştir.



Tarihçe


May ve Taylor ilk olarak Tim Staffell ile birlikte "Smile" adlı grubu kurdu. Staffell'in oda arkadaşı olan Mercury grubun müziğini yakından takip etmekteydi. Başka gruplarda (1969-Ibex; 1970-Sour Milk Sea) vokalistlik yapan Mercury "Smile"ın müziğinin gelişmesi için fikirlerini paylaşmakta ısrarlıydı. Staffell'in gruptan ayrılıp Humpy Bong'a katılmasıyla dağılma sürecine giren grubun devam etmesi için ısrarını sürdüren Mercury, May ve Taylor ikna etti. Bu süreçte grubun adı Queen olarak değiştirildi. Şubat 1971'de Deacon'ın katılmasıyla grup son şeklini aldı.
İlk olarak 1973 yılında Keep Yourself Alive adıyla 45 lik çıkarmayı başaran grup bu şarkının rüzgarıyla ilk albümleri olan Queen I i aynı yıl piyasaya sürdü.1974 yılında "Seven Seas of Rhye" ile grup ilk kez müzik listelerine girdi. 3. albümleri "Sheer Heart Attack"ten çıkardıkları "Killer Queen" single'ı daha büyük bir başarı yakalayarak 2. sıraya kadar yükseldi. Asıl başarı ise 1975 yılında "A Night at the Opera" albümünden çıkardıkları "Bohemian Rhapsody" ile geldi. Şarkı İngiltere listelerinde 9 hafta boyunca bir numarada kaldı ve uluslararası başarıya ulaştı. Bundan sonraki 16 yıl boyunca Queen birçok hit şarkı üretti. 80ler boyunca Kuzey Amerika haricinde grup başarılı kariyerine devam etti.
1987 yılında Mercury'nin AIDS'li olduğu ortaya çıkınca çalışmalarına bir süre ara verdiler. 1989 yılında The Miracle ve 1991 yılında son albümleri Innuendo'yu piyasaya sürdüler.
1991 yılında 24 Kasım da Londra yakınlarındaki evinde Mercury AIDS e bağlı zatürre nedeniyle hayatını kaybetti. 1995 yılında Mercury'nin ölmeden önceki çalışmalarından derlenen "Made in Heaven" albümünün ardından grup sessiz bir döneme girdi. Bu sessizlik 2004 yılında başlayan "Queen+Paul Rodgers turnesine kadar devam etti



Freddie Mercury







Erkin Koray

Anadolu Rock ve Hard Rock türünde özgün eserler vermiş olmakla birlikte bir çok türküyü yeniden düzenlemiştir.
Özgün çalışmaları, doğu ve batı müziklerinde yaptığı çalışmalarla birçok müzisyeni etkilemiştir. Cemalim, Köprüden Geçti Gelin gibi çalışmaları ile Türk halk müziği, Nihansın Dideden, Kıskanırım gibi parçalar ile Türk sanat müziği eserlerini yorumlayarak Türk Rock müzik tarzının en önemli eserler vermiştir.
Şaşkın
, Estarabim, Çöpçüler, Fesuphanallah gibi geniş kitlelerin beğenisini kazanan Arabesk-rock parçaların yanında, Mesafeler, Yağmur gibi psychedelic rock'a uzanan ve Krallar"Akrebin Gözleri","Öfke" gibi metal müzk olarak nitelendirilebilen birçok önemli çalışmaya imza atmıştır. 1960´larin sonuna dogru, bağlamanın sesini müzik yapilan mekânlarda daha çok duyurmak ve rock müziğinde de kullanabilmek için elektro bağlama icat etti.





Hayatı

Erkin Koray, 1982'de Benden Sana albümünü yayınladı. Albümün bir kısmını Almanya'da Köln ve Hamburg'da kaydederken bir kısmını da İstanbul'da kaydetti. Albümde Koray'a, Haluk Taşoğlu ve Sedat Avcı'nın yanı sıra Hint müzisyen Harpal Singh de destek verdi. Albümdeki şarkıların bir kısmı (Meyhanede, Öyle Bir Geçer, Sayın Arkadaşım Osman) Hint müzisyenlerin bestelerine Erkin Koray'ın Türkçe yazdığı sözlerden oluşur.
Bir sene sonra ise İlla Ki albümünü yayınladı. Bu albüm içindeki şarkılar kadar Nuri Kurtcebe'nin çizdiği albüm kapağı ve plak versiyonunun şeffaf olmasıyla da dikkat çekiyordu. Miksajı Köln'de yapılan albümde İlla Ki, Deli Kadın, Tek Başına gibi hit şarkıların yanında Kızları da Alın Askere ve Hop Hop Gelsin gibi eski şarkıların da yeni yorumları yer alıyordu.
Türkiye'ye kesin dönüşünün ardından, ailevi sorunlarından dolayı kendisi için pek verimli geçmeyen 1985-1990 yılları arasında belki en çok bilinen çalışması olan Çöpçüler ile büyük bir çıkış yaptı. Çöpçüler'in de yer aldığı Ceylan 1985'te yayınlandı. Albümde Erkin Koray, çoğu enstrümanı kendi çalmıştı. Bu dönemde, devrin modasına uyarak piyanist-şarkıcı olarak bir restoranda müzik yapmaya başladı; nedeni olarak da "para kazanması gerektiği" olduğunu belirtti.
Bu dönemin diğer bir önemli ve özgün eserlerinden biri de 1986'da yayınlanan Gaddar albümü oldu. Anılan maddi sıkıntılar, sanatçıyı tek bir sentezleyici eşliğinde kaydedilen Çukulatam Benim (1987) gibi düşük bütçeli yapımlara zorlamıştır. Bu albümde de Şaşkın ve Sana Bir Şeyler Olmuş şarkılarının taverna müziği tadındaki yorumları bulunmaktaydı. 1989'da Hay Yam Yam albümü çıktı. Bu albümde klip çektiği Hayat Katarı şarkısı Kemal Sunal filmi Abuk Subuk Bir Film filminde kullanılmıştı. 1990 yılında yayınladığı Tamam Artık albümü de önceki albümlerinden farklı olmayan bir şekilde eski ve yeni şarkıların karışık bulunduğu bir albüm oldu.
Erkin Koray'ın hayatı genellikle ekonomik sıkıntılarla geçmiştir. Yaptığı çıkışlar, son derece popüler olan çalışmaları onu maddi açıdan rahatlatmaya yetmemiştir. Müziği kendine yaşam biçimi olarak seçmiş olan Koray ve dönemdaşı birçok özgün sanatçı, o dönemlerde belirsiz olan telif hakları, sınırlı çalışma olanakları, sağlıksız bir yapıya sahip olan müzik piyasası ve müzik dinleyicisinin düşük alım gücü gibi nedenlerle bu sıkıntılardan kurtulamamışlardır. Bunlardan bazıları küserek müziği bırakmışlar ve daha iyi maddi koşullar elde edebilecekleri işler ile uğraşmışlardır. Erkin Koray telif hakları en çok ihlal edilmiş sanatçılarımızdan biri olmuştur. Bu nedenlerle nerede ise hiçbir zaman arzu ettiği yapımları gerçekleştirecek parasal kaynak bulamamıştır.
Yenilikçi, sentezci, deneyci bir müzik çizgisi olan Erkin Koray; sıradışı şarkı sözleri, kendine özgü vokal biçemi, uzun saçları, özgün kıyafetleri ve bunun gibi daha birçok nedenle dönemin yayın tekeli olan Türkiye Radyo Televizyon Kurumu TRT tarafından dışlanmıştır. Eserlerinin nerede ise tamamı yakın zamanlara kadar, TRT denetimi tarafından yayımlanmaya uygun görülmemiştir. Bu durum ülkemizde özel yayın kuruluşlarının ortaya çıkışına kadar süregelmiş ve Koray'ın dinleyici kitlesinin sınırlı kalmasına yol açmıştır.






Ayna

Ayna, Erhan Güleryüz ve Cemil Özeren tarafından 1996 yılında kurulmuş bir Türk Rock müzik grubudur. Zaman içerisinde Cemil Özeren başta olmak üzere, yirmi beş müzisyen gelip geçmiştir.
Ayna Grubu, Erol Kӧse’nin prodüktӧrlüğünde 1996 senesinde ilk albümünü piyasaya sürmüştür. Gittiğin Yağmurla Gel ile başlayan bu yolculuk 2002 senesinde Bostancı Durağı albümünden sonra son bulmuş ve Ayna Erol Kӧse ile yollarını ayırmıştır. Bunun ardından 2004 senesinde Denizden Geliyoruz albümünü, Rüzgar Yapım bünyesinde çıkarmış ve bügüne kadar kendi yollarında devam etmişlerdir. Büyük başarılara imza atmalarına rağmen, Ayna Grubu popüler kültüre teslim olmadığı için başarıları gӧzardı edilmiştir.Ayna Grubu kendilerini bir albüm grubu olarak değil,konser grubu olarak tanımlamaktadırlar.
Ayna Grubu, TRT-Müzik kanalında yayınlanan ‘Aynadan Yansıyanlar’ programını yapmaktadır. Kurulduğu günden bu yana peşini hiç bırakmayan sadık bir dinleyici kitlesine sahiptir. Konserlerde gerek yeni, gerek yıllar ӧncesine ait parçaları meydanlara sӧyletmeyi başarmışlardır. Ayna grubunun eski üyesi olarak bilinen solist Cemil Özeren bir yıldır karaciğer yetmezliği tedavisi görüp 20 gün boyunca Esenler Hayat Hastanesinde tedavi gördüğü yerden kaldırılıp Bahçelievler Medical Park'ta yoğun bakımda 20 kasım 2012 saat 11:45'te hayatını kaybetti.




Ödülleri

Ayna grubu 1997, 1999, 2000 ve 2001 yıllarında Kral TV Video Müzik Ödülleri'nde 'En İyi Grup' ödülünü almıştır. 3 sene üstüste aldığı ӧdül ile Altın Kelebek ӧdülününde sahibi olmuş ve daha birçok dalda 100'den fazla ödül almış tek Türk grubudur.



Başarıları
23 Nisan 1997 tarihinde TBMM bahçesinde 150.000 kişiye konser verdiler.
Türkiye'de ve hatta dünyada 2000'den fazla konser vererek Guinness rekorlar kitabına giren tek grup.
Türkiye'de albüm satışları 1 milyonu geçen tek grup (Gittiğin Yağmurla Gel: 1996,1997) (Dön Bak Ayna'ya: 1998)
151 konser vererek 7 ay içinde rekor kıran tek grup.
En son yapılan konserle AYNA 2.125 konser vererek rekora devam ediyor.
Bugüne kadar yapılan 8 albüm satışlarının toplamı 10 milyonu aşan tek grup.





Mesajı son düzenleyen KiLLHuN ( 17-01-13 - 03:29 )
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-10-12, 09:20   #2
FASCINATED

Varsayılan C: KiLLHuN Kişisel Sayfam


  • Sayfan için teşekkürler,replisin
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-10-12, 09:49   #3
Morphine´

Varsayılan C: KiLLHuN Kişisel Sayfam


Kişisel sayfan için teşekkürler,öncede replisin.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-10-12, 17:27   #4
Effects

Varsayılan C: KiLLHuN Kişisel Sayfam


Kişisel sayfan için teşekkürler,öncede replisin.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-10-12, 17:38   #5
Fantomex

Varsayılan C: KiLLHuN Kişisel Sayfam

Kişisel sayfan için teşekkürler.Replisin
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat