Forum TR
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Go Back   Forum TR > Paylaşımlarım > Kişisel Sayfam

PcKoPaT ın KiŞiSeL SaYFaSı

Paylaşımlarım Kategorisinde ve Kişisel Sayfam Forumunda Bulunan PcKoPaT ın KiŞiSeL SaYFaSı Konusunu Görüntülemektesiniz => GÜNDEM 'İstanbul'daki patlamada son tablo Güngören'deki patlamada 40'a yakın konut ve 32 işyerinde hasar tespit edildiğini söyleyen İstanbul Valisi Güler, ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 16-07-08, 04:03   #1 (permalink)
Yabancı
 
Giriş Tarihi: 17-05-2008
Yer: Amasya
Mesajlar: 154
Rep Puanı: 10380431
pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 103810

Send a message via MSN to pckopat05
40 PcKoPaT ın KiŞiSeL SaYFaSı---||<16.07.08 Tarihinde Açıldı>||29.07.08 de--Güncellendi










GÜNDEM


'İstanbul'daki patlamada son tablo

Güngören'deki patlamada 40'a yakın konut ve 32 işyerinde hasar tespit edildiğini söyleyen İstanbul Valisi Güler, bomba türü ile ilgili iddialara açıklık getirdi.



İstanbul Valisi Muammer Güler, Güngören'de dün meydana gelen patlamalara ilişkin, ''Bizim teknik değerlendirmelere, alınması gereken ikinci hatta üçüncü teyitlere dayanmadan bir bomba türünü açıklamamız mümkün değil'' dedi.

Muammer Güler Atatürk Havalimanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, bombanın türünün belirlenip belirlenmediği yönündeki sorusuna Güler, ''Televizyonlarda farklı bilgiler yer alabilir, ancak bizim teknik değerlendirmelere, alınması gereken ikinci hatta üçüncü teyitlere dayanmadan böyle bir bomba türünü açıklamamız mümkün değil'' yanıtını verdi.

Vali Güler, bombanın türünün açıklanmasının soruşturmanın sürdürülmesine de uygun düşmediğini dile getirerek, bir an önce bu işin faillerinin bulunabilmesinin önemli olduğunu ifade etti.

Şehitlerin cenaze törenlerine dikkati çeken Güler, şunları kaydetti:

''İstanbullular bu konuda büyük bir vakar örneği gösterdiler. Şehit aileleri önemli bir duruşu sergilediler. Çok kalabalık bir topluluğun katıldığı törende teröre karşı asil, kararlı ve yılmayacak bir duruş sergilendi. Bunu çok önemsiyorum. Birlikteliğimizi bir kez daha gösterdik, terörü yapanlara. Ayrıca İstanbul polisi bilgisiyle tecrübesiyle bu konuyu çözebilecek kapasitededir.''

Hastanelerdeki yaralıların sayısının da 40'a indiğini belirten Güler, bu yaralılardan 3'ünün hayati tehlikesinin bulunduğunu bildirdi.

-ZARARLAR KARŞILANACAK-

Olay yerinde sabah saatlerinden itibaren hasar tespit çalışmalarının da başladığını anlatan Vali Güler, ''40'a yakın konutta, 32 iş yerinde, 13 araçta hasarlar tespit edildi. İlgili mevzuat gereğince terör ve terörden doğan zararların karşılanması kapsamında zararlar karşılanacak. Başbakanımızın bugün verdiği talimatla ödenek bugün valiliğimize intikal etmiştir'' diye konuştu.

Vali Güler, bir gazetecinin, ''Göz altı var mı?'' sorusu üzerine ise ''O konuyla ilgili konuşmak istemiyorum'' dedi.

AA

RAP




Ayben’in merakla beklenen ilk solo albümü Sensin O 1 senelik bir çalışmanın meyvesi.
Ceza, Fuchs ve daha nice Türk rapinin önemli isimleri Ayben’e ilk albümünde destek oldu.
Toplamda 19 parçanın yer aldığı albümde rapten, rock’a, arabesk’e uzanan farklı müzik türleri karşımıza çıkıyor.
Cem Karaca’nin unutulmaz parçası Raptiye Rap Rap ta sanatçının oğlu Emrah Karaca’ya rastlamak mümkün.

Albüm içeriği

Benim O
Ruhun Gemisi
Rap Rap
Varsa Gelsin
Çıkmaz Sokak
Bende Kalmadı Kal
Red Kit
Rüzgar Olmak
Bu Böyle Olmaz
Kısmet
Dişi Köpek
Kork Bizden
Will We Ever Learn
Vakit Yok
Tek Bileğiz
Aşk Olsun
Gözlerim Ağlar
Ölüm Sessizliği
Adı Üsküdarlı




GALATASARAY


Ali Sami Yen'i Saygıyla Anıyoruz!

Kulübümüzün kurucusu, ilk başkanı ve ilk sporcularından olan Ali Sami Yen'i, ölümünün 57. yıldönümünde saygıyla anıyoruz.

Galatasaray Spor Kulübü’nün kurucusu Ali Sami Yen için, bugün saat 10:30'da Feriköy Mezarlığı’ndaki mezarı başında bir anma tören düzenlenecektir.


ALİ SAMİ YEN (1886-1951)
Köklü Bir Ailenin Spora Gönül Vermiş Evladı Kurucumuz, Ali Sami Yen’in 1886’dan 1951’e kadar süren 65 yıllık yaşamının öyküsü....

“Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmektir “ diyordu Ali Sami Bey, henüz 20. yüzyılın başında Galatasaray kulübünün temellerine ilk harç konurken. Sadece yanıbaşındaki, onunla duygu ve düşünce birliğine sahip olan birkaç yakın arkadaşının şahitlik ettiği bu mütevazı sahne, aynı yüzyılın sonuna geldiğimizde bir büyük gösteriye dönüşecek ve Galatasaray adını Avrupa’nın en büyüğü olarak zirveye yazdıracaktı. Hem de bir İngiliz takımını UEFA kupasının finalinde devirerek. Ve en az onlar kadar futbol denilen bu oyunu da oynayarak, hatta onlardan daha da iyi oynayarak.
İşte yüzyılın başındaki bu macera, gönülleri spor ve dolayısıyla da futbol aşkı ile dolu bir avuç gencin girişimiyle böyle başlamıştı. O günlerde kimse gün gelip de, bu takımın kök salarak, ülkenin en önde gelen sportif markalarından birisi olabileceğini aklına bile getiremezdi. Aslında nasıl getirecekti de. Ortam bu tarz girişimler için son derece elverişsizdi. II. Abdülhamit tahtta yaklaşık 30 yılı aşkın bir süredir oturmaktaydı. Giriştiği otokratik modernleşme çabaları bağlamında memlekette bir çok alanda gözle görülür bir gelişme kaydedilmiş, ancak özgürlükler konusunda tam anlamıyla yaya kalınmıştı.

Halbuki değişen ve gelişen dünya şartlarında bilgi hızla yer değiştirmeye başlamış, düşünce ve fikirler sınır tanımaksızın bir memleketten ötekine kısa zamanda ulaşıverir olmuşlardı. Siyaset ve kültür alanında yaşanan bu gelişmeler hiç şüphesiz ki, benzer etkileri sportif alanda da yapmakta gecikmemişti. Dünyada spor alanında yaşanan gelişmeler ile ortaya çıkan yeni oyunlar fazla zaman kaybetmeksizin imparatorluğun o günkü başkenti olan İstanbul’un kozmopolit ortamına düşüvermekteydi.

Futbol ile Tanışıyoruz
İşte 1900’lü yılların başında İstanbul’daki İngilizlerin çayırlarda oynadıkları bir oyun Galatasaray Sultanisi’nde okumakta olan gençlerin ilgisini çekmekte gecikmemişti. Dikdörtgen bir alanda 11’er kişilik takımlar, adına top denilen meşin bir yuvarlağı kaleden kaleye koşturmaktadırlar. Ancak bunu yaparken topu kimi zaman zarif çalımlar ile taşımakta, kimi zamanda aralarında yaptıkları paslar ile rakip sahaya iletmektedirler. Ama ne olursa olsun, atılan şutlar, kornerlerden gelen topa kafa vurabilmek için yapılan hamleler ve hele topun kaleye girişi sonrasında gol diye bağrışarak sevinmek, kısacası futbolun coşkusunu yaşamak bambaşka bir keyiftir.

Bu oyunu ilk kez Kadıköy’deki çayırda oynanırken gören Ali Sami Bey, deyim yerindeyse daha o günlerde bu ilginç oyuna aşık olmuş ve kuracağı bir takım ile bu oyunu oynama sevdasına düşüvermiştir. Gerçi sevdaya düşmesine düşmüştür ama, bu oyunu nasıl ve hangi şartlar altında oynayacakları ise kocaman bir meçhuldür. Çünkü dönemin siyasal şartları gereği insanların, hele ki mektepli gençlerin bir araya gelip de herhangi bir konuda faaliyette bulunmaları hiç de hoş karşılanmamaktadır. Ayrıca bu iş için gerekli malzemenin nereden ve nasıl sağlanacağı, daha doğrusu hangi para ile sağlanacağı da bir başka meçhuldür. Ancak daha da önemlisi bu oyunun nasıl oynanacağı, kimlerden öğrenileceği ise meçhullerin de meçhulüdür.
O günlerde top denilen nesne Galatasaray Sultanisi’ne girmiştir girmesine. Ve bu top ile oynamak sevdası da çok kişinin gönlüne düşmüştür düşmesine. Ancak top ile oynamaktan anlaşılan şey; ya topu bir vuruşta okulun damından daha yukarıya aşırmaktır, ya da ortaya atıp o topa hücum eden yüzlerce öğrencinin arasından topa sahip olarak kendini ve topu oradan sağ salim çıkarabilmektir. Hatta bu işe öncülük etmesi yüzünden genç Ali Sami, okul müdürü Abdurrahman fieref Bey tarafından bir çok kez azarlanır.

Abdurrahman fieref Bey “… Ali Sami Efendi sen çalışkan bir talebesin. Böyle arbedelerin başına geçmeni sana asla yakıştıramıyorum ve bu mevzunun ele başılığını yapmana da hayret ediyorum …” diyerek birçok kereler kulağını çekiverir. Ancak değişen fazla bir şey olmaz. Top sevdası bir kere gönüllere düşmüştür artık. İşte böylesi bir ortamda Ali Sami vasıtasıyla kuralsız kaidesiz biçimde de olsa futbol oyunu ile tanışan Galatasaraylılar, bir müddet sonra aynı Ali Sami’nin liderliğinde, o günlerin şartlarında neredeyse imkansız gibi görünen bir işe soyunuverirler. Yani bir futbol takımını, Galatasaray’ı kurmaya soyunurlar.

Ali Sami Kimdir?
1905 yılında öğrencisi olduğu okulda en yakın arkadaşları olan Emin Bülend ve Asım Beyler ile takımı oluşturan, yine o günlerde bakımı çok zor olan ve yerine yenisini koyabilmenin hiç de kolay olmadığı tek futbol topuna gözü gibi baktığı için başkan olan, fiişman Yanko’nun Çarşıkapı’daki dükkanında seçilen kumaşların göz alıcı ışıltısında takımın renklerini sarı kırmızı olarak belirleyen, ilk formaları ablası başta olmak üzere eşe dosta diktirerek sahaya takım gibi bir takım çıkartan ve henüz isimsiz olan takıma seyircilerin yakıştırdığı Galatasaray Efendileri’nden ilhamla bugün de gururla taşıdığımız adını koyan Ali Sami Bey 20 Mayıs 1886 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelir.

Ünlü dilbilimci ve yazar fiemsettin Sami’nin oğluydu. Babası 1850 yılında bugün Yunanistan sınırları içinde yer almakta olan Yanya’da dünyaya gelmişti. Ailenin bu topraklardaki geçmişi yüzyıllara dayanmakta olup, Fraşeriler olarak bilinen bir sülalenin torunlarıydılar. Babası ilk eğitimini Yanya’daki Rum okulunda yapmış, bu sırada öğrenmeye başladığı yabancı diller dolayısıyla lisana ve edebiyata olan ilgisini fark etmişti. Yanya’da başladığı memuriyet hayatını, 1871’den itibaren İstanbul’da devam ettirmişti. Bu arada İstanbul’a yerleşmiş olması dolayısıyla artan imkanlara paralel dilbilim üzerine çalışmalar yaparak, bu sahada kendisini geliştirmeye başlamıştı.

Yaptığı mutsuz evlilikler, birbiri ardına yazılan kitaplar ve romanların yanısıra bugün bile kaynak olarak tartışılmaz bir değeri olan Kamus-ı Türkî gibi, Kamus-ı Fransevî gibi lügatler ile Kamus’ül-Alâm adını taşıyan ansiklopedik lügatleri ile fiemsettin Sami kültür dünyamızda kendisine müstesna bir yer edinmiş bulunmaktaydı. Türkçe’nin dil sorunlarını inceleyen ve dildeki yabancı kelime ve kuralların Türkçe’den arındırılmasını savunan fiemsettin Sami son yıllarını bir takım politik görüşlerinin sarayı rahatsız etmesi üzerine Caddebostan semtindeki köşkünde göz hapsinde geçirmek durumunda kalmıştı. 1904 yılında da sessiz sedasız bu hayata gözlerini kapatmıştı.

fiemsettin Sami 1886 yılında dünyaya gelen oğlu Ali Sami’yi işte böylesi zorlu ve karmaşık bir ortamın şartları altında yetiştirmeye çalışmıştı. İlk tahsilini babasından alan Ali Sami daha sonrasında ise babası tarafından dönemin önde gelen okullarından birisine, yani Galatasaray Sultanisi’ne gönderilmişti. Ali Sami bu okulda hiç şüphesiz ki pek çok şey öğrenmişti. Modern spor anlayışından Fransızca’ya, dönemin edebiyat akımlarından, siyasal gelişmelerinin tümüne değin. Ama bir şeyleri sıfırdan oluşturmayı, oluşturduktan sonrada azimle onu geliştirmeyi ve kurumsallaştırmayı da babasından öğrenmişti. 1906 yılında mezun olduğu okul da elbetteki bunları pekiştiren bir etki yapmıştı Ali Sami’nin üzerinde. Tıpkı dönemin yükselen değeri olan modern milliyetçilik ile özgür düşüncenin önemini de bu okulda öğrenmiş olduğu gibi.

Ali Sami ve Sporla İçiçe Günler
Bu arada Ali Sami tarafından binbir güçlükle kurulan takım da bir şekilde sahaya çıkar. Daha doğrusu o günlerde adına saha denilen İstanbul çayırlarına. Elbette kırmızı fesli hafiyelerin sıkı takipleri altında. O zor günlerde okuldan gizlice moda çayırına gidilir, Lazari’nin salaş kahvehanesinde, kimi zamanda mezarlıklarda soyunulur, giyinilir ve maçlara çıkılır. İlk maçlar sonuçları itibarıyla pek de iç açıcı olmaz. Farklı mağlubiyetler alınır. Ancak Galatasarayı Efendileri bu mağlubiyetlerden dolayı yılgınlığa kapılmazlar. Hem okul yönetiminin baskıları, hem de içinde bulunulan maddi ve manevi imkansızlıklara rağmen bu gençler futbol sevdasından vazgeçmezler. Ve 1906 yılında, yani kuruluşundan bir yıl sonra Galatasaray dönemin çok güçlü takımlarından birisi olan Imogen ile oynanan ve kıran kırana geçen bir maçı berabere bitirir. Bu o günün şartlarında tam anlamıyla bir zaferdir. Zaten bunun üzerinden çok da fazla bir zaman geçmeden II. Meşrutiyetin ilanı ile başlayan liglerde ilk şampiyon Türk takımı olarak Galatasaray adını zirveye yazdırıverir. Sene 1909’dur.

Aktif Sporculuktan Sonraki Günler
Galatasaray’ın futbolda kısa zaman zarfında elde ettiği başarılarda şüphesiz ki, Ali Sami’nin de büyük katkısı vardı. Zarif çalımları, kuvvetli driplingleri ile Galatasaray orta sahasının vazgeçilmez oyuncularından birisidir. Ne var ki, 1907 yılının sonlarında Kadıköy takımına karşı oynanılan ve 3-0 kazanılan bir maç esnasında ayağının kırılması, Ali Sami’nin futbol sahalarındaki kariyerine de bir anlamda nokta koyar. Uzun süren bir tedavi süreci sonunda yine futbol sahalarına dönse de artık eskisi gibi oynayamaz.

Ancak bu onun futboldan, Galatasaray’dan ve en önemlisi spordan koptuğu anlamına gelmez. Onun için artık yöneticilik devri başlamıştır. Ali Sami Bey, Meşrutiyetin ilanı sonrasında tescili yapılan kulübün ilk başkanı olur. Ve 1905 başlangıç kabul edilmek üzere 1918 yılına değin 13 yıl aralıksız başkanlık yapar. Daha sonra bir de 1925 yılında bir yıllığına başkanlık koltuğuna bir kez daha oturur.

Futbol sahalarından uzak kaldığı günlerde başka sportif uğraşlara yönelir Ali Sami Bey. Fenerbahçeli Sait (Cihanoğlu) Bey ile birlikte Kısıklı ve Hekimbaşı taraflarında ava çıkar. Ancak hayvanları vurmaya kıyamadığından bu av partileri onun için daha çok kır gezilerine dönüşür.

Hukuk Mektebine kaydolduğu, 1911 yılında Ahmet Robenson ile birlikte keşşaflık yani İzcilik ekibini oluştururlar. Gençlerin spor ve kültür ağırlıklı çalışmalar eşliğinde hayatı tanımalarını amaç edinirler. Aynı günlerde Galatasaray’ın denizcilik şubesini oluşturmak için kolları sıvar Ali Sami. Katıldığı kurslarda denizciliği detaylı bir şekilde öğrenir. Onun bu çabaları dönemin Bahriye Nazırı Cemal Paşa’nın dikkatini çeker ve kendisi Bahriye Mühendis Mektebi’ne beden terbiyesi ve spor öğretmeni olarak atanır. Aynı günlerde Moda’daki İtalyanlara ait lokal, savaş dolayısıyla hükümet tarafından el konulduktan sonra Galatasaray kulübüne verilir. Burası kulübün lokali haline getirilir. Ve Ali Sami Bey o güne kadar kazanılmış tüm kupaları buraya getirerek, ilk müzeyi de bu mekanda kurar.

Yine aynı günlerde Ali Sami, köşklerinin bahçesine bir tenis kortu yaptırarak, bu spor ile uğraşmak isteyen gençlere kendi çapında bir spor tesisi daha kazandırır.
Sonrasında zor günler gelir. Savaş ve hemen arkasından İstanbul’un işgali. Kulübün Moda’daki lokaline el konur. Kapanma tehlikesi ile karşı karşıya kalan kulübü Ali Sami Bey büyük bir gayretle yaşatmaya çabalar. Kulüp bu zor günlerde doğduğu yer olan liseye sığınır. O güne kadar kazanılan kupalar da liseye gelir ve bugünkü müzenin temelleri de böylece atılır. Bu arada maddi açıdan zor günler yaşayan Ali Sami Bey, tütün tekelini idare eden bir kuruluş olan tütün rejisinde memur olarak çalışmaya başlar.

Spor Yöneticiliği Günleri Başlıyor
Savaş yıllarının zor şartları altında bile sporla ilişkisini kesmeyen Ali Sami Bey, bu arada milli mücadeleye de her halükârda destek olur. Öyle ki, İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşunun hemen sonrasında topladığı sporcu arkadaşları ile birlikte şehri kurtaran Refet Paşa!yı ziyarete giderler. Paşa yaptığı teşekkür konuşmasında Ali Sami ve arkadaşlarına, “… bizler Anadolu’da savaşırken, sizler de burada işgal güçlerinin takımlarına karşı yaptığınız maçlarda aldığınız galibiyetler ile halka moral vererek çok mühim bir iş yaptınız…” diyerekten kendilerini kutlar.
Kısa bir zaman sonrada, 1922 tarihinde kurulan ve ülkenin ilk spor teşkilatı olan İdman Cemiyetleri İttifakı’nın başkanlığına Ali Sami Bey getirilir. Ali Sami Bey bu dönemde tüm spor branşlarında federasyonların kurulmasına öncülük eder. Spor branşları için gerekli yönetmelikler yabancı dillerden tercüme edilerek, yürürlüğe konur. Ali Sami Bey sporcuları örgütlü hale getirirken, aynı zamanda Romanya karşısında ilk maçına çıkan milli takımı da bu karşılaşmaya teknik sorumlu olarak hazırlar.

1924 yılında ise Ali Sami Bey Olimpiyat Komitesi Başkanı sıfatıyla Paris oyunlarına giden heyetin başında yer alır. Türk sporcuları sportif anlamda belki kayda değer bir başarı elde edemezler ama, orada Ali Sami Bey başkanlığında sergiledikleri modern Türk imajıyla büyük takdir ve ilgi toplarlar.

Sessiz Yıllar
Cumhuriyetin kuruluşu ile başlayan süreçte yaşanan büyük coşkuya paralel olarak Türk sporunun gelişmesi adına aynı coşku ile bir çok yeniliğe imza atan Ali Sami Bey, otuzlu yıllara gelindiğinde ise yavaş yavaş arka plana doğru çekilmeye başlar. Bu yıllarda siyasilerin spora giderek daha fazla müdahale etmeleri ve hele otuzlu yılların ikinci yarısında spor teşkilatlarının doğrudan tek parti idaresinin bir parçası gibi değerlendirilerek yeniden yapılandırılması, onun spor yöneticiliğini bırakmasına neden olur. Çünkü sporun yönetiminin siyasetçilerin değil, doğrudan doğruya spor adamlarının işi olduğunu düşünmektedir.
Bu yıllarda Tekel idaresinde değişik görevler üstlenen Ali Sami Bey, yeni bir takım girişimlerde bulunmaktan da geri durmaz bu arada. 1931 yılında eski bir öğrencisinin teşvikiyle önce araba kullanmayı öğrenir. Sonrasında işin mekanik kısmına merak sararak, kısa zamanda tek başına araba tamiri yapacak kadar da uzmanlaşır. Otuzlu yıllarda otomobil ile tek başına dört uzun yolculuğa çıkar. Bir anlamda izcilik ile motor sporlarını birleştirerek, kendisine yeni bir meşgale oluşturur. Aynı günlerde soyadı kanununun çıkmasıyla birlikte kişiliğine en uygun olan soyadı, yani Yen’i alır.

Bu arada otomobil merakı sadece bir hobi olarak kalmaz. Yabancı dilden motor sporları yönetmeliklerini tercüme ederek, motor sporlarının bu ülkedeki ilk yazılı kurallarını hayata geçirir. Kırklı yıllarda ise Seyrüsefer Komisyonu üyeliği ile Turing Kurumunun otomobil kısmının başkanlığı görevlerine getirilir. Türkiye’deki motor sporlarının ivme kazanması da böylece Ali Sami Yen’in bu görevlere atanmasıyla birlikte başlar. Daha önce altyapısını hazırladığı motor sporları Ali Sami Yen’in teşvikiyle kırklı yılların sonlarından itibaren Türkiye’de de yapılmaya başlanır.

Son Yıllar
1950 yılında Milli Eğitim Bakanlığının isteği üzerine sporun amatör bir teşkilat tarafından idaresini sağlayacak bir yasa tasarısının hazırlıklarına katılır. Yine aynı dönemlerde spora yönelik olarak bir kitap hazırlığına girişir. Ancak yayınlamaya muvaffak olamaz. Çünkü 29 Temmuz 1951 günü sabaha karşı geçirdiği bir kalp krizi sonucunda bu hayata veda eder Ali Sami Yen. Ölümü tüm ülkede büyük bir üzüntüyle karşılanır. Ancak mücadeleci kişiliği ve örgütçülüğü ön planda tutan yönetim anlayışı ile oluşturduğu bir büyük camia, yani Galatasaray Spor Kulübü ise gerideki en büyük eseri olarak bugünlere kalır. 1905’ten 2005’e, 2005’ten de sonsuzluğa değin hep başarılara imza atmak adına…









KARİKATÜR










FIKRALAR


Politika
Bir gün çocuk eve gelir ve babasına
- Bize politika nedir diye ödev veriler, der. Baba yanıt verir:
- Bak oğlum ben kapitalizm, hizmetçimiz işçi sınıfı, annen devlet, sen halk, kardeşin ise gelecek.
Gece oluyor ve kardeşi ağlıyor. Bakıyor ki kardeşi altına doldurmuş. Babasının odasına gidiyor babası hizmetçiyle yatıyor, annesinin odasına gidiyor ve annesi uyuyor. Çocuk gidip yatıyor sabah kalkıyor ve babasına diyor ki; baba ben politikanın ne olduğunu öğrendim. Kapitalizm işçi sınıfını kullanıyor, devlet uyuyor, halk kimsenin umrunda değil ve gelecek bok içinde...


Yalan Saatleri
Donald Ramsfeld ölmüş ve cennete gitmiş .. Aziz Pederin karşısında cennetin kapısında dururken arkasında saatlerle dolu çok büyük bir kapı görmüş, ve sormuş :
- Bu saatler ne böyle?
Aziz Peder cevap vermiş :
- Bunlar yalan saatleri. Dünyadaki herkesin bir yalan saati vardır.. Her yalan söyleyişinde saatteki ibre hareket eder..
Ramsfeld :
- OO, peki bu kimin saati?
- Bu Azize Teresa'nın saati.. İbre hiçbir zaman oynamadı, yani hiç yalan söylememiş..
- İnanılmaz, demiş Ramsfeld. Peki bu kimin saati? Aziz Peder cevap vermiş :
- Bu Abraham Lincoln'ün saati. İbre iki kez hareket etti, yani Abe tüm yaşamında sadece iki kez yalan söyledi..
En sonunda Ramsfeld dayanamamış ve sormuş :
- Peki Bush'un saati nerede?
- Bush'un saati İsa'nın ofisinde, İsa onu vantilatör olarak kullanıyor...


Ekonomik Şartlar
Üç ülke başkanları, Amerikan, İngiltere ve Türkiye başkanları bir basın açıklamsı yaparlar konu ekonomik açlık sınırıdır.
İlk önce Amerikan konuşur; bizde 4 kişilik bir aileye aylık 5000 USD gelir düşer, biz onlara 6500 USD veriyoruz, 1500 USD' yi ne yapıyorlar bilmiyoruz.
Sıra İngilize gelir bizde 4 kişilik bir aileye aylık gelir 5000 Sterlin düşüyor. Biz onlara 7500 Sterlin veriyoruz 2500 Sterlini ne yapıyorlar bizde bilmiyoruz.
Sıra Türk'e gelir valla bizde dört kişinin açlık sınırı 800 000 000 TL gelir düşüyor. Biz onlara 300 000 000 TL veriyoruz, onlar 500 000 000 TL'yi nerden buluyorlar bizde anlamış değiliz.


Bağımlı Tavşan
Bir tavsan ormanda koşarken , esrar saran bir zürafa görür. Ona :
- Dostum Zürafa , içme bunu, sağlığına zararlı , koşalım form tutalım, der ve başlar bunlar koşmaya...
Biraz sonra kokain çekmeye hazırlanan bir fil görürler ve “fil arkadaşım, kokaini bırak, gel bizimle koş beraber form tutalım.” diyerek ikna eder.
Biraz koştuktan sonra kendine eroin enjekte etmeye hazırlanan aslanı görürler.
- Sevgili aslan kardeş, batırma kendine bunu , gel bizimle koş , sana da iyi gelir, der ve aslan yaklaşır tavsana ve yumruğunu indirir tavşanın suratına..
Diğerleri şaşkın :
- Niye yaptın bunu, o iyiliğimizi istiyordu.
Aslan cevap verir :
- Bu salak her extacy aldığında ormanda deli gibi koşturuyor bizi..


Penguen
Temel bir penguen bulmuş, kanadından tutmuş gezdiriyormuş, Arkadaşları Temel’e “Bunu hayvanat bahçesine götür” demişler. Bir süre sonra Temel’in arkadaşları penguenin yine Temel’le yolda dolaştığını görünce :
- Niye hayvanat bahçesine götürmedin ? diye sorarlar.
Temel bunun üzerine :
- Hayvanat pahçesine cötürdüm. Şimti sinemaya cideyruz. ,der.


Tahliller
Temel hastaneye gitmektedir. Girişte birinin ağladığını görür. Yaklaşır ve sorar :
- Hayrola hemşehrim!.. Neden ağlıyorsun? Adam :
- Kan tahlili yaptırmaya geldim. Parmağımı kestiler. der. Bu sefer Temel daha şiddetli bir şekilde ağlamaya başlar. Ne olduğunu anlayamayan adam Temel’e sorar :
- Hayırdır hemşehrim. Sen niye ağlamaya başladın? Temel cevap verir :
- Ben idrar tahlili yaptırmaya geldim.


Osmanlı Donanması
Osmanlı zamanında, Bizans donanması ile Osmanlı donanması savaşacaklar. Bizans 10 gemilik muhteşem bir donanma hazırlar ve denize açılır. Donanmanın başında Andropolos vardır. Andropolos en öndeki geminin burcunda elleri göğsünde heybetli bir heykel gibi durmaktadır ve hemen arkasında yaverleri vardır. Hep birlikte Osmanlı donanmasını beklemektedirler. Yukarıdan gözcü bağırır:
"Komutanım, Osmanlı donanması 3 gemiyle göründü".
Komutan yaverine döner ve:
"Bana kırmızı gömleğimi getirin eğer savaşta yaralanırsam kanım belli olup da askerlerin morali bozulmasın."der.
Hemen kırmızı gömleği giyer ve aynı ihtişamıyle yerinde durur. Gözcü yine bağırır:
"Komutanım, o 3 geminin ardından 30 gemi daha göründü."
Andropolos tekrar yaverine döner ve hafifce mirildanir :
"Bana kahverengi pantolonumu getirin."


Hamdolsun...
Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafindaki güzelliklere bakiyormus. "Evrim ne özellikler yaratiyor!" diye düsünüp mest oluyormus. Birden arkasinda kocaman bir ayi belirmis ve onu kovalamaya baslamis. Adam bütün gücüyle kaçiyormus ama her arkasina bakista ayinin daha yaklasmis oldugunu farkediyormus. Dakikalarca süren bir kaçisin sonunda adamin ayagi yerdeki dala takilmis, ayi adamin üzerine atlamis, pençesini kaldirmis. Tam vurmaya hazirlanirken adam "TANRIM!!!" diye bagirmis.
Bir anda zaman durmus, ayi donmus, ormandaki nehir bile akmaz olmus. Bir anda orman kararmis ve gökyüzünden bir isik hüzmesi adamin üzerine parlamis. Çok derinden gelen ilahi "Yillarca bana inanmadin,yaratilisi kozmik bir kazaya bagladin, sana bu durumda yardim etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymaliyim?" demis.
Adam utanç içinde: Biliyorum bunca yildan sonra dindar biri olmayiistemem haksizlik,ama belki AYIYI dindar yapabilirsiniz." demis. Ses: Peki." diye karsilik vermis ve isik kaybolmus. Nehir tekrar akmaya baslamis.dönmüs. Ayi pençesini indirmis, iki pençesini de göge dogru çevirmis, ve konusmaya baslamis:
"Tanrim, senin rizkinla orucumu açiyorum, hamdolsun verdigin nimetlere."


DUVAR YAZILARI

Akıllı Olup Dünyanın Kahrını Çekeceğine Deli Ol Dünya Senin Kahrını Çeksin!
Alkol yavaş yavaş öldürür. Kimin acelesi var ki?
Allah yürü ya kulum dedi ben de arabamı sattım...
Amaaaan. 10 dakika nedir ki? 5 dakikada geçer...
Anasına Bak, Babasından Dayak Ye...
Asansör bozuk. En yakın asansör karşı binadadır...
Adam O Kadar Fakirmiş ki Virajı Bile Alamamış...
Adamın Biri Yarın Ölücem Demiş. Yarmışlar Hakikaten Ölmüş...




TSK'nın Gururu Bordo Bereliler

Özellikleri


1-Subay ve Astsubaylardan oluşuyor.
2-üç-üçbuçuk yıl eğitim alıyorlar.
3-Gönüllülük esasına göre seçiliyorlar.
4-Yurt içinde 72 haftalık temel nitelikli kursları var.
5-Daha sonra ihtisas alanına göre 10-52 hafta arasında değişen yurt içi ve yurt dışı ihtisas eğitimleri var.

A- YURT İÇİ TEMEL KURSLARI

-Muharebe temel eğitimi
-Göğüs göğüse muharebe
-Uzak mesafeli keşif devriye
-Sızma
-teşhis ve tanıma
-Hayatı idame
-kaçma kurtulma
-Hedef atrifi,Ateş tanzimi
-Psikolojik Harekat
-Tahrip
-Paraşüt
-Kurbağa adam
-Gayri nizami savaş
-Özel harekat türleri.konularında eğitilirler.


B-İHTİSAS KURSLARI

-yer ekip komutanlığı
-tahrip teknikleri.mayın ve bubi tuzakları
-İlk yardım
-Cerrahi müdahale teknikleri
-Mühimmat imha
-Hafif ve ağır silah uzmanlığı
-İstihbarat uzmanlığı
-Muhabere kursları
-psikolojik harekat kursları


C-YURT DIŞI KURSLARI

Ranger
-Hava İndirme
-Sivil İşler
-Halkla İlişkiler
-Hayatı İdame
-Psikolojik harekat

Tümü iyi paraşütçüdür. Çeşitli yabancı dilleri iyi bilirler.





SAS ve SAT Komandoları


Bordo bereliler dışında TSK’nin birçok birimi vardır. Bunların her biri birbirinden değerli askerlerdir.
Sas ve Sat'ı duymuşsunuzdur. O askerlerde çok ağır eğitimden geçerler.






Eğitimden 2 örnek


Sas’a veya Sat’a girecek olan adaylar boş bir araziye götülür. Üzerlerinde don ve atlet dışında hiç bir şey bulundurulmaz. Bu adaylara bir yol gösterilir. Bu yolun sonunda onları bir kulübe bekler. Onlardan 6 kilometrelik yolu 1 saatte almaları istenir. Ve oraya gitmek için yola koyulurlar. Adaylar çıktıktan 10 Dakika sonra peşlerine her biri için özel sırf öldürmek için eğitilmiş köpekler bırakılır.

1 saat dolduğunda komutanlar ve denetçiler yola koyulur. O yolda o köpeklerin cesetlerini bulurlar genelde. Adamlar çıplak elle ya da dişleriyle o köpekleri parçalamıştır.



Diğer bir egitimde de adayların hepsi Zodyak botlarla denizin ortasına götürülürler. Ve bırakılırlar. Belli bir saat sonra oraya tekrar bir botun onları almaya gelineceğini bildirip ayrılırlar.

Dirençli olan yaklaşık o suda 3 saat hayatta kalmayı başarır. Eğitim zaitti çok olur bu eğitimde. Bot geri geldiğinde kesinlikle durmaz. Yanlarından geçer. Tutundun tutundun tutunamadın bir 3 saat daha beklersin. Her seferinde böyle olur.




Ve SAS & SAT da şu anda 1 numaradır. Daha bu adamlar öyle eğitimler görürler ki bir insanın imkansız dediği şeyler.



Diğer bir eğitimde de komando cehennem haftası denilen bir eğitimden geçer. Asker ıssız bir ormana eline sadece bir çakı verilerek bırakılır ve 1 hafta yaşam mücadelesi verir. Kurbağalarla yılanlarla hayatta kalmaya çalışır.


Diğer bir egitimde de adayların hepsi Zodyak botlarla denizin ortasına götürülürler. Ve bırakılırlar. Belli bir saat sonra oraya tekrar bir botun onları almaya gelineceğini bildirip ayrılırlar.

Dirençli olan yaklaşık o suda 3 saat hayatta kalmayı başarır. Eğitim zaitti çok olur bu eğitimde. Bot geri geldiğinde kesinlikle durmaz. Yanlarından geçer. Tutundun tutundun tutunamadın bir 3 saat daha beklersin. Her seferinde böyle olur.






Diğer bir eğitimde de komando cehennem haftası denilen bir eğitimden geçer. Asker ıssız bir ormana eline sadece bir çakı verilerek bırakılır ve 1 hafta yaşam mücadelesi verir. Kurbağalarla yılanlarla hayatta kalmaya çalışır.

Bordo berelilerin görevi özel harekât ve savunmadır. Yıllarca PKK dâhil birçok yasadışı örgüte kan kusturmuşlardır. Farklı aralıklarla yapılan dünya özel kuvvetler taarruz, savunma yarışmalarında 2 defa dışında hep birincilikle dönmektedirler. Ne amor’u ne delta force'u bordo berelilerin önünde ayakta kalamadı. Almanya, Fransa dâhil birçok Avrupa ülkesi özel kuvvet eğitimi aldırmak için sıradalar. Ama bordo berelilere verilen eğitimin %30 u o ülkelere gösteriliyor.
Özel operasyonlarda sessizlik ve hız en önemli değerdir.

K.loca dedikleri kilitleri delta forte dâhil diğer ülkeler 10,13 saniye arası acarken bordo bereliler maksimum 7 saniyede acıyorlar.

200 metrede hâlâ nokta atışı yapabiliyorlar.

Ordudaki çoğu askerin hayalidir bordo bereli olmak. Ama bu iş her babayiğidin altından kalkabileceği bir iş değildir. Bordo bereliler çoluğunu çocuğunu, anasını babasını yok sayabilir.

Bordo bereli bildiğiniz askerlere benzemez. Tabiri yerindeyse yanında ailesini kesseler umursamazlar. O askerlerin eğitiminde duygusallık diye birsek yoktur. Komutanları vurun beni dese 2. emri beklemeden vururlar. Eğitimlerinde bir insanın başarabileceği noktanın üstünde ki işler için eğitim alırlar. Kısacası en ağır şartlar onlar içindir. İste bordo bereliler bundan dolayı bir numaradır. Iraktaki çatışmalarda komando ve piyade birlikleri PKK'lılarla çatışırken bordo berelileri her zaman çatışmanın arasına atarlar. Ve belki 3 saattir süren bir çatışma 20 dakikaya son bulur.


PKK mağarasında bulunan bir yazı;

Eğer bir asker sizi Gördüğü Zaman Durmadan Ateş Ediyorsa, Bilin Ki O Acemidir... Kurşununun Bitmesini Bekleyin... Bittiği Zaman Gidin Ve Kafasına Sıkın...

Eğer Sadece Sizi Gördüğü Zaman Ateş Ediyor Saklandığınız Zaman Duruyorsa O Bir Komandodur... Kaçın Ve Canınızı Kurtarın...

Eğer Sizi Gördüğü Zaman Ortadan Kaybolmuşsa Ve Etraf Sessizce Bilin Ki O Bordo Berelidir... Merak Etmeyin O Sizi Bulur...


PKK'lılara yakalandığı zaman sorulmuş;

'Türk askerinin geldiğini nasıl anlarsın'?

Şarjörünü üstümüze boşaltarak.

Komandonun geldiğini nasıl anlarsın'?

Yarım şarjörü üstümüze boşalttığı zaman

'Peki bordo berelinin geldiğini nasıl anlarsın'?

TAK!




Bordo Berelilerle ilgili 3 olay


Olay 1: Doğuda bir gece 12 kişilik bir komando birliği aldığı talimat üzerine dağa çıkıyorlar. Dağda gezerken PKK'lılarla çatışmaya giriyorlar. Ama PKK zannettikleri aslında o gece orda devriye gezen başka bir bordo bereli tim. Komandoların hepsi şehit düşüyor. Bordo berelilerde de ise hiç kayıp yok. Olaylar öğrenildiğinde Komando birliğinin komutanı çatışma yerine gidiyor. Gittiği zaman şehitlerin olduğu yerde yüzlerce bos kovan görüyor. Bölgeyi araştırdıklarında biraz aşağısında 12 bos kovan buluyorlar.
Şifrelerin birbirlerine söylenmemesi ve aradaki ihmalkârlıklar yüzünden 3 komutan ceza alıyor.



Olay 2: 11 kişilik bir bordo bereli timi bir köyün güvenliğini sağlıyor. Halk onlara çok samimi ve sıcak davranıyor. PKK'lılar bu timi bir gece pusuya düşürüp hepsini şehit düşürüyor. Ve kıyafetleri dâhil bütün eşyalarını alıp kendileri giyiyor. O köyde bordo bereliler şehit düştü diye bayram havası var. Aylarca korudukları o köyden bir hain PKK'lılara bilgi sızdırıyor. Köyün komple PKK'lı olduğu sonradan çıkıyor ortaya. PKK'lıların bu yaptığı anca 2.ci ayında çıkıyor ortaya. Ve oraya 4 kişilik bir bordo bereli birliği gidiyor.

Sonuç: 2 saat sonra o köyden tabiri caizse eser yok.



Olay 3: Amerikanın askerlerimizin kafasına çuval geçirdiği o olayda orda 2 bordo bereli vardı. Eğer orda başlarındaki komutan emir verseydi, ne oradaki 45 Amerikalı asker ne diğer 20 kişilik Kürtler hiçbiri sağ çıkmazdı. Orayı öyle bir savunurlardaki çok kanlı biterdi. Ve o binanın altında kilolarca patlayıcı vardı güvenlik için. En kötü ihtimal orayı uçurmaları bile bazı şeylere net bir cevap olurdu.

O olaydan sonra orda bordo bereli olduğunu o zamanki Amerikalıların basındaki komutan öğrendi ve telefonla genelkurmayı aradı.

'Askerlerinizin gösterdiği anlayış beni çok mutlu etti. Tanrıya bin şükür ki askerleriniz askerlerimizi evlerine sağsalım gönderdi'





Ayrıca bordo bereliler dünyada "güven atışı eğitimi" alan tek birlik.

Nedir bu güven atışı?

-iki adet bordo bereli karşı karşıya geçer.
-ilk önce ikiliden birisi başının üzerinde kitap büyüklüğünde bir hedef tutar.
-diğer bordo bereli iki elinde iki tabancayla yürüyerek o hedefe gerçek mermilerle ateş eder.
-yolun yarısına geldiğinde arkasını dönüp, tabancaları bacaklarının arasından hedefe doğru sıkmaya devam eder.
mermiler bitince roller değişir, bu kez ateş eden kişi hedefi tutar, atış sırası diğerine gelir.
bu eğitim hergün yapılır.







DİZİLER


Arka Sokaklar

Avrupa Yakası

Kavak Yelleri

Selena

Yaprak Dökümü



Var Mısın Yok Musun?















Sayfadaki Resimlerin Yapılışı da Bana Aittir.Emeğe Saygı...

DEVAMLI GÜNCEL

Mesajı son düzenleyen pckopat05 ( 29-07-08 - 04:54 ).
pckopat05 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-07-08, 04:25   #2 (permalink)
since 1992..
 
Giriş Tarihi: 17-03-2008
Mesajlar: 11,618
Blog Mesajları: 1
Rep Puanı: 113885649
Calibre Rütbe: Artı 11Calibre Rütbe: Artı 11Calibre Rütbe: Artı 11Calibre Rütbe: Artı 11Calibre Rütbe: Artı 11Calibre Rütbe: Artı 11Calibre Rütbe: Artı 11Calibre Rütbe: Artı 11Calibre Rütbe: Artı 11Calibre Rütbe: Artı 11Calibre Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 1138979

Varsayılan C: PcKoPaT ın KiŞiSeL SaYFaSı


Ellerine sağlık.

+ 551.239
Calibre çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-07-08, 04:52   #3 (permalink)
<<<(Vazgeçilmezimsin)>>> Ve Hep Öyle Kalacaksın....
 
Giriş Tarihi: 23-01-2007
Yer: çαℓıѕмα мαѕαѕı
Mesajlar: 9,140
Blog Mesajları: 20
Rep Puanı: 103929998
¢ℓαυzєяση Rütbe: Artı 11¢ℓαυzєяση Rütbe: Artı 11¢ℓαυzєяση Rütbe: Artı 11¢ℓαυzєяση Rütbe: Artı 11¢ℓαυzєяση Rütbe: Artı 11¢ℓαυzєяση Rütbe: Artı 11¢ℓαυzєяση Rütbe: Artı 11¢ℓαυzєяση Rütbe: Artı 11¢ℓαυzєяση Rütbe: Artı 11¢ℓαυzєяση Rütbe: Artı 11¢ℓαυzєяση Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 1039411

Varsayılan C: PcKoPaT ın KiŞiSeL SaYFaSı


Teşekkürler +rep
¢ℓαυzєяση çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-07-08, 05:48   #4 (permalink)
Yabancı
 
Giriş Tarihi: 17-05-2008
Yer: Amasya
Mesajlar: 154
Rep Puanı: 10380431
pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11pckopat05 Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 103810

Send a message via MSN to pckopat05
Varsayılan C: PcKoPaT ın KiŞiSeL SaYFaSı


saolun arkadaşlar...
pckopat05 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-07-08, 08:51   #5 (permalink)
Asistan
 
Giriş Tarihi: 16-12-2007
Yer: çekimine karşıyım :)
Mesajlar: 9,147
Blog Mesajları: 2
Rep Puanı: 90304877
champion24 Rütbe: Artı 11champion24 Rütbe: Artı 11champion24 Rütbe: Artı 11champion24 Rütbe: Artı 11champion24 Rütbe: Artı 11champion24 Rütbe: Artı 11champion24 Rütbe: Artı 11champion24 Rütbe: Artı 11champion24 Rütbe: Artı 11champion24 Rütbe: Artı 11champion24 Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 903150

Send a message via MSN to champion24
Varsayılan C: PcKoPaT ın KiŞiSeL SaYFaSı

Güzel sayfan için teşekkürler

Repi hakettin +394.000


Not:+rep i kaldır..Rep istemek yasak
champion24 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
kişisel, pckopat, sayfa

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 15:31
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com

Forums Directory

Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360