En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 08-01-08, 04:17   #1
Tabir-i Caiz

Varsayılan Tabir-i Caiz Kişisel Sayfam




●๋: Osmanlı'dan Günümüze Rakı ●๋:
Alıntı:
Rakının ilk kez nerede kimler tarafında üretildiği kesin olarak belgelerle belirlenememiştir. Ancak rakının ilk kez Osmanlı topraklarında üretildiği neredeyse tüm dünya ülkelerince kabul edilmektedir.

Hemen hemen tüm ansiklopedilerde rakının bir Türk içkisi olduğu belirtilir. Türk rakısı zamanla Osmanlı topraklarında yaşayan insanlarının da damak zevki ile bugünkü karakteristik özelliklerine ulaştırılmış ve üretimi tekelleştirilmiştir. Türk rakısının bugünkü özellikleri ne Yunan rakısı Uzo ne de uzak Doğu içkisi olan arakta bulunabilir. Ayrıca sakız rakısı Mastika’nın ilk kez ülkemizde üretilmiş olduğu tarihi bir gerçektir. Yunan içkisi “Tsipouro”(üzüm posası) geleneksel aile işletmelerinde, bölgeye göre farklı adlarla üretilmektedir. Tsipour, Grappa,raki gibi..Tsipouro önceleri üzüm posası için kullanılmış daha sonra destilatı için kullanılmıştır. Grappa üzüm salkımı anlamına gelen Latince bir kelimeden gelir. Bazilarina göre ilk raki Balkanlar ve Ege adalarinda erikten yapilan ‘Ouzo’dur. Tadi Türk rakisina benzeyen bu içkide anason bulunmaz. Bazilari ise Japonlarin pirinçten ürettikleri ‘Sake’nin rakinin babasi oldugu görüsünü savunsalar da rakinin Anadolu’daki öyküsü 300 yil öncesine dayaniyor.Raki Yunanlıların Osmanlı egemenliği altındayken aldığı bir kelimedir, Türkçe’den gelir. Yunan ansiklopedilerinde Yunanlıların geleneksel içkisi Uzo ‘nun mucidi Kirios Stavrakis adlı bir Osmanlı Doktoru olarak gösterilmiştir.


Aslında geleneksel, en eski Türk içkisi kımızdır. Türklerin ulusal içkisi kımızdır. Rakı ise bizim geleneksel içkimiz. Bunu adını koymuşuz zaten, rakımıza yalnız biz değil, tüm dünya ülkelerinin hemen hepsi Türk rakısı diyor.(Vefa Zat a.r.v.ç.s. S.134)

Anadolu’da hálá üretilen ve ‘‘Bogma raki’’ denilen ev yapimi rakinin, Türkiye’nin milli içkisinin atasi oldugu kabul ediliyor. Ancak bogma rakinin içindeki alkol oraninin ölçülememesi körlükten ölüme kadar gidebilen saglik sorunlarina neden olabiliyor. Bu nedenle geçmiste saglik açisindan son derece sakincali ve bilgisizce yapilan Türk rakisinin üretimi 1.6.1926 tarihinde yürürlüge giren 790 sayili yasa ile devlet tekeline alinmis durumda.

Bugün Türkiye’de üretilen 74,3 milyon litre rakidan 1.5 milyon litresi ihraç ediliyor. Artik tüm dünyada taninan raki Avrupa Konseyi Ispirtolu Içkiler Komitesi tarafindan kabul edilen Iskoç viskisi, Rus votkasi, Fransiz konyagi gibi milli içkiler arasinda da yerini aliyor.


Biz Türkler rakısız yapamayız… Sevinince üzülünce kızınca hep ona sarılırız. Peki bu rakı ne zaman girmiş resmi olarak hayatımıza…İlk rakı fabrikası 1880 li senelerde Umurca’da Abdülhamit’in başmabeyncisi Sarıcazade Ragıp paşa tarafından kurulmuş. Halk rakıyı anında bağrına basmış ta ki Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar.. 1920-1926 yılları arasında altı yıl boyunca her tür alkollü içkinin alımı satımı içilmesi yönetim tarafından yasaklanmış… Ama rakıya olan sevdanın önüne hiç bir şey geçememiş evlerde imbikler kurup hurma dut incir üzüm ve erikten boğma rakılar yapılmış..
Umurca’dan sonra İzmir’de Bomonti Nektar Şirketi kurulmuş. Alem Rakıları üretilmiş. Sonrası birbiri ardına açılan rakı imalathanelerinde yüzlerce üretilmiş. Akşamcılar kese ve damağına uygun olanı bu markalar arasından seçmiş. 1930 yılında Gaziantep rakı fabrikası kurulup “Alüyülala Gaziayıntap”ı üretmiş. Bir sene sonra İnhisarlar yani tekel kurulmuş. Bu fabrikayı Diyarbakır Tekirdağ ve Nevşehir rakı fabrikaları izlemiş. Alçakgönüllü bir içkidir rakı. En zengininin evinede en fakirin evinede girer. “Rakı şişesinde balık olmak” isteyen akşamcıların dostudur.



-----------------------------------------------------------------------------

Osmanlı'nın " Kızlı " Rakısı



Osmanlı’nın “kızlı” rakısına geçmeden önce, eski İstanbul meyhanelerinin kısa geçmişine bir göz atmamız gerekiyor. Sanırım böylesi daha iyi olacak

Fatih Sultan Mehmet’in saltanat döneminden beri İstanbul’da meyhanelerin bulunduğu ve bunların Bizans döneminden kalmış oldukları çeşitli kaynaklarda yer almaktadır. Bu kaynaklardan bazıları, o dönemde İstanbul meyhanelerinin dünyaca ünlü olduklarını yazar.

Bizans döneminde en yaygın, hatta tek denilebilecek içki, çeşitli şarap türleridir. Bizans kaynaklarında ekmek ve şarabın beslenmenin başlıca iki unsuru olduğu belirtilir. Bazı manastırlarda şarabın sabah kahvaltısına dahil olduğu, keşişlerin günlük şarap istihkakları bulunduğu, şarapsızlığın bir çeşit ceza veya belli günlerde tutulan orucun bir parçası sayıldığı bilinir.

Kostantinopolis’te bağcılık ve şarapçılık özellikle manastırların çevresinde yaygın olmakla birlikte, kentin ihtiyacı olan şarap büyük miktarlarda Taşoz, Girit ve Sakız adalarından gelirdi. Bazı manastırlar, örneğin Büyükada ve Heybeliada’dakiler özel şaraplarıyla ünlüydü. Şehrin içinde perakende şarap satan Kapelos’ların “Orgasterion” denilen dükkanlarında şarapla birlikte yemek servisi de yapılırdı. Bunlardan başka, “Leskhe” denilen kervansarayların bünyelerinde meyhane, hatta daha ziyade (çalgılı) taverna tarzında işletilen bölümler de vardı. Bu mekanlarda baştan çıkarıcı güzellikte Bizans dilberleri görev alır, kervansarayın amaca uygun olarak döşenmiş odaları günün her saatinde harıl harıl çalışırdı. Çok amaçlı olarak işletilen bu mekanların zamanla her türlü taşkınlığın yapıldığı yerlere dönüştüğü ve çeşitli düzenlemeler, hatta yasaklarla hizaya sokulmaya çalışıldığı bazı kaynaklarda belirtilir.

Bizans sarayında da başlıca içki türünün şarap olduğu, bunların bir bölümünün günümüzdeki vermutlara benzer şekilde kokulu nebatlarla hazırlandığı bilinmektedir. Öte yandan üzümün dışında kayısı, erik, hurma, incir gibi meyveler de fermente edilerek meyve şarapları yapılmaktaydı.

Osmanlı orduları İstanbul’u muhasara altına aldıkları günlerde Bizans askerlerini zinde tutup, yüreklenmelerini arttırmak için sur diplerine salaş meyhaneler kurulmuştu. Ayrıca, muhasara süresince Ceneviz tekneleri Yunan adalarından İstanbul’a sürekli olarak şarap taşımışlardı. Kısaca söylemek gerekirse, İstanbul daha Bizans döneminde, özellikle Galata bölgesindeki meyhaneleriyle ünlüydü. Osmanlı döneminde de içki denilince akla gelen önce şaraptı, giderek rakı ağır basmaya başladı.

Ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında, daha doğrusu Tanzimat dönemi ile birlikte toplumsal yaşamın sosyal yönlerinde büyük değişimler yaşanmaya başlandı. Değişimler en çok da gece hayatında hissedildi. O yıllara dek gece eğlence hayatına egemen olan geleneksel meyhane türlerimize alternatif olarak batı tarzı işletilen ve şu veya bu görevde hanımların çalıştığı mekanlar açıldı. Bu da gece eğlence hayatında kadınla erkeğin buluşması, birlikte eğlenmesi anlamına geliyordu. Yani, hanımların dayanılmaz cazibesi, içki sofralarına renk katmaya, hayat vermeye başlamıştı artık.

Bilindiği gibi o dönemde geleneksel meyhane kültüründe kadının yeri yoktu. Hatta o günlere dek oturak alemlerinden esinlenilerek oluşturulan çalgılı meyhanelerin dışında meyhanede kadına rastlanmazdı pek. Rakıya modern haberleşme ağıyla ulaşılmaya başlandığı yıllarda, yani ondokuzuncu yüzyılın sonlarında, Beyoğlu’nda Kafe Şantan (Cafe Chantant) adı verilen alafranga eğlence yerleri gece eğlence hayatına girdi. Daha çok yabancıların gittiği bu mekanlar, atraksiyon, revü, skeç ve pantomim gösterilerinin yapıldığı içkili yerlerdi. Kabare benzeri bu eğlence yerleri, o dönemde farklı bir hizmet vermiş olmalarına rağmen, İstanbul barlarının ilkleri olarak kabul edilir. Bunlardan bazıları Kabare (Cabaret de Nuit), bazıları Kafe Konser (Cafe Consert), bazıları da Fransız tarzı kahvehane, yani kafeşantan olarak işletiliyordu. Ancak, halk arasında ayrım yapılmadan bunların hepsi kafeşantan olarak anılıyordu. Hatta bu eğlence yerlerinin bazılarında Paris’in ünlü gece kulübü “Folies Berger”ayarında sahne gösterileri bile yapılıyordu.

O dönemin Beyoğlu’su, daha doğrusu Pera’sı, lüks otelleri, kafeşantanları, kabareleri ve görkemli birahaneleriyle adeta küçük bir Paris durumuna gelmişti. Ayrıca, Kurtuluş’taki seçkin gazinolarda gece eğlenceleri bütün renkliliği ile sürerken, gece alemlerinin en hızlıları Galata’da bulunan balozlarda yaşanmaktaydı. Pera’da gece eğlence hayatı bununla da kalmaz, özellikle karnavallarda, karnaval süresince görkemli balolar da düzenlenirdi.

Balolar, balolardan esinlenilerek açılmış olan balozlar, kafeşantanlar, kabareler, birahaneler, içkili gazinolar ve bütün bu mekanlarda şu veya bu görevde çalışan hanımlar… Böylesine hareketli içkili eğlence tarzı, Osmanlı Türklerinin pek alışık olmadığı, pek yaşamadığı bir eğlence tarzıydı. Daha önce hiçbir dönemde böylesine bir eğlence tarzı yaşanmamıştı. Osmanlı Türkleri o döneme dek sadece meyhaneyi bilirdi ve meyhane geleneğinde de kadının yeri yoktu. Oysa ki Pera’da, özellikle Beyoğlu’nda tam bir eğlence fırtınası yaşanmaktaydı. Üstüne üstlük bir de “aksesuvarcı” tabir edilen hafifmeşrep hanımlar, “zevk-ü sefa aracısı” adı altında bir takım iş bitirici insanlar devredeydi. İşte böylesine hareketli, batılaşmanın kendisini böylesine yoğun olarak hissettirdiği günlerde, Sultan Abdülhamid’in baş mabeyincisi ve maliye bakanlarından Sarıcazade Ragıp Paşa, Tekirdağ yolu üzerindeki Umurca Çiftliği’ni, daha sonra da bu çiftlikte Umurca Rakı Fabrikası’nı kurmuştu.

Batılılaşma rüzgarlarının etkisiyle saray görevlilerinin bile rakı ürettiği bir dönemde, piyasada kaliteli rakı olarak Umurca rakısının yanı sıra Deniz Kızı rakısı da bulunuyordu. Deniz Kızı rakısının asıl adı Bozcaada rakısıydı. Ama, etiketinde gül yüzlü bir denizkızı resminin bulunması nedeniyle İstanbullular bu rakıya Deniz Kızı adını takmışlardı. Ancak, dönemin belki de en gözde rakısı Üzüm Kızı rakısıydı. Düz rakıydı Üzüm Kızı, anasonsuzdu. Bu enfes rakının tanıtım programları çerçevesinde şaşırtıcı güzellikte bir grafik çalışması yapılmıştı. Grafikte batı tarzı, dekolte giyimli zarif bir hanım yer alırken, olgun bir üzüm salkımındaki her üzüm tanesini çekici ve ay gibi parlak bir kız yüzü süslüyordu. Hasılı, Üzüm Kızı rakısıyla birlikte rakı sofralarında rengarenk çiçekler açmış, hemdem sofralarına bambaşka bir hayat gelmişti artık.
●๋: Rakı Çeşitleri ●๋:


Alıntı:

●๋: Rakı Nasıl İçilir ? ●๋:


Alıntı:
Eskiden rakı kadehlerde sek olarak içilir ve üzerine bir yudum su alınırdı. Günümüzde ise rakıyı rakı bardağı dediğimiz aslında limonata bardağı olan bardakta sek olarak değil de su ile karıştırarak içiyoruz. Rakı içmenin en büyük püf noktası soğutulmuş rakı, bardak ve soğuk sudan geçer. Aksi takdirde rakı içiminden hiçbir zevk alınmaz.

Çoğu insan rakıyı kendine özgü bir tarzda içer. Kimisi sulandırarak, kimisi sek içerek, kimisi şişesinden içerek keyif almaya çalışır. Büyük çoğunluk ise kendi ağız tatlarına en uygun karışımı hazırlar.

Rakı hazırlanırken dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta da bardağa önce rakı, sonra su, son olarak da buz konulmasıdır. Rakıyı sulandırmadan üzerine buz konulursa rakının aroması kristalleşir ve rakının tadı bozulur. Rakı meze ile birlikte yudum yudum ve yavaş içilir.

Demlenmek rakı içerken kullanılan bir kelimedir. Bunun sebebi çayın rengi ve kokusu suya sinerek içilecek kıvamı almasıdır. Atalarımız da buradan yola çıkarak rakı masasında demlenme sözcüğünü kullanır. Rakı sofrasında demlenmek ve sarhoş olmayı birbirinden ayırtedebilmek gerekir. Bu yüzden rakı içmek özen gerektiren bir iş olduğundan sadece içmesini bilenle içilir. Rakı içen herkes kendi ayarını kesinlikle bilir. Sınırları zorlamaya başladığımızda bu işe dur demeyi bilmeliyiz. Rakıyı bilinçli olarak tadını seviyorsak içmeliyiz. Rakı hiçbir zaman sarhoş olmak için içilecek bir içki değildir. Çünkü bunun sonuçları çok kötü olabilir. Eğer rakı masasında biz ve karşımızdakiler dengeli demlenebiliyorsak ne mutlu bize.

Rakı yalnız başına içilmeyip arkadaşlar veya dostlarla birlikte içilir. Çünkü rakı masaları sohbetlerin yapıldığı, hikayelerin anlatıldığı, hem dinleyici hem konuşmacı olduğumuz bir ortamdır. Bu sanki bir grup terapisine benzer. Ayrıca rakı masasında herkes birbirine saygılı olmak zorundadır.


Özetle, rakı nasıl içilir sorusunun en güzel cevabı şudur: RAKI ADAM GİBİ İÇİLİR !
●๋: Rakı Ne Zaman Ve Nerede İçilir ? ●๋:



Alıntı:
Akşamın karanlığında günün üzerimizde bıraktığı etkiyi azaltmak, rahatlamak ve biraz olsun dertlerimizden uzaklaşmak için içilir.

Aynı zamanda akşam olduğunda herşey görmek zorunda kalmayız. Canımızın istediklerini, kalbimizin hissetdiklerini, kısacası görmek istediklerimizi görürüz.

Rakı içerken mevsimlerin de farklı etkileri oluşur insan üzerinde. Örneğin bir ilkbahar akşamında ırmak kenarında suyun sesini dinlerken...Kışın çatıya vuran yağmurun sesini dinlerken... Sıcak bir yaz akşamında arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde, rüzgarlı bir sonbahar gününde dökülen yaprakları izlerken içilen rakılar damağımızda hep farklı tatlar bırakır.

Bunlardan farklı olarak rakı aile toplantılarında, misafirliklerde, herhangi birşeyi kutlamak için, dostlarla bir araya geldiğimiz zamanlarda içilir.

Türkiye' de rakı başta meyhane olmak üzere, barda, restoranda, piknikte, otellerde ve tabii ki evde içilir. Farklı yerlerde rakı içmenin farklı adapları vardır.

Meyhane, mey (şarap) ve hane kelimelerden türemiştir.Türkiye'ni dört bir yanında İstanbul meyhaneleri kendilerine özgü üslupları ile ünlenmişlerdir. Meyhaneye kesinlikle karın doyurmak için girilmez. Meyhanenede ana yemekler (karın doyurucu) hariç tüm mezeler bulunur.

Buralarda restoranlardaki gibi mezeler mönüden değil görerek seçilir. Meyhane geleneklerine göre sofrayı donatmak deyimi çok kullanılır. Meyhane saygılı bir ortam ve her müşteri bir kraldır. Meyhanelerde insanları rahatsız etmeyecek şekilde Türk Sanat Müziği çalınabilir. Günümüzde meyhanelerde maç ve at yarışları izleyen insanları görmek bizi üzüyor.

Bar ortamları kalabalık, yüksek sesli müzik olduğundan rakı içmek için bir mekan değildir. Barlarda çoğunlukla amerikan bar kullanıldığından bu masalarda da rakı içmek uygun değildir.

Restoranlar meyhanelerle aynı işi yapmalarına rağmen bu gibi yerler kendilerini bir üst düzeyde görüyorlar. Buralarda rakı içmek meyhanelerdeki kadar keyifli olmaz.

Rakı içmek için bir diğer ortamsa doğadır. Pikniğe gittiğimizde ızgara yapılır, peynir ve domates gibi çok güzel mezelerimiz olur yanımızda. Türkiye'de piknik yapmak için genellikle şehir dışına çıkmak zorunda kalırız. Bu gibi yerlere yürüyerek gidilmesi zor olduğundan arabayı giderken biz, dönüşte de rakı yerine kola içen bir arkadaşımızın kullanması iyi olur. Bir de halk arasında açık havada rakı insanı çarpmaz şeklinde bir söylenti vardır. Bu kesinlikle yanlış ve yapılmaması gerekir. Çünkü alkol güneş altında insanı daha fazla etkiler. Eğer alkolden veya rakıdan hoşlanmıyorsak bir tane bira veya bir bardak kırmızı şarap piknikte daha uygun olur.
●๋: Yurdum İnsanından Rakı Lugatı ●๋:


Alıntı:
  • türk kültür gelenek ve görenekleri içinde yer alan önemli bir unsurdur.
  • raki, balik, kavun, cig kofte, tarator ve son olarak inleyen nagmelerin bir araya gelerek olusturduğu bütün.
  • bizon gibi iri hayvan sürüleri gruptaki en yavaş üyenin hızıyla hareket ederlermiş... böylece bir saldırı gerçekleştiğinde grup kaçarken ardında zayıf ve güçsüz olanı saldırganlara bırakarak doğal seleksiyona yardıcı olurmuş... kalanlar doğal olarak en güçlü ve hızlılar olurmuş.insan beyni de tüm hücrelerinin hızının ortalamasında çalıştığından her türlü keyf veren madde; özellikle rakı, beyin hücrelerimizden en yavaş ve güçsüz olanları öldürür... böylece kalanlar daha hızlı ve güçlü çalışır
    yani rakı içen insan zekidir, ahlaklıdır ve çeviktir... hele hele adabıyla içen güzel insandır, yürekten öpülesidir....
  • rakı sanki illa ki bir su kenarında içilmeli. sayfiye bir memleket olmalı. ya antalya'da bir balıkçi, ya çukurova'da bir balkon ya boğaz ya ege...sanki mardin de rakı içilemezmiş orası daha bir şarap yeriymiş gibi. akdeniz kültürüyle ilintili olsa gerek. rakı sanki mutlaka bir patlıcan ezmesi, beyaz peynir, tarator, kavun, güneşli hava, haydari ve söylemeye gerek var mı bilmem ama balık. sevdicekle içileni başka olsa da bazen kadın kadına yahut erkek erkeğe içilmeli rakı. fonda ahmet kaya ya da fikrimin ince gülü. keten beyaz örtülerle bahçeden toplanmış taze nane de olmalı mesela. yıllanmış yalnız yıpratılmamış dost ellerle yapılan servis, bardağı uzatırken kaç buz istediğini söylemeye gerek olmayacak kadar yakın olmanın verdiği güven...
  • malzemeler olmuş olsada masada dostların olması şart olan sofradır..birde sebebiniz varsa dünyanın en iyi kültürünün en güzel örneklerindendir.
  • rakiyi diger alkollü iceceklerden ayiran farki apayri bir kültürünün olmasidir.eskiler rakiyi sek icer üzerine bir yudum su alirlarmis simdi pek görülmüyor böyleleri.bir de rakı sofrasında demlenmek ve sarhos olmak apayri kavramlardir.
  • rakiyi demlenmek adina degil de sarhos olmak adina icerseniz tehlikesi büyüktür.sonuclari agir olabilir.demlenmeyi seven abilerimiz rakinin icilme zamanina aksam günesi batarken diye cevap verdigi gibi karanligin vurdugu saatleri gösteren de olur.yani aksam iyice cökmüstür ve üzerinden günün yükünü atmak istemektedir insan.
  • masa ağlar..rakı ağlar..kadeh ağlar..insan ağlar..kamil olan daha çok ağlar..siz bilmezsiniz insanlık gözyaşlarımda can verdi..bir kent bir kente aşk şiirleri döşerken biz yenilgilerimize güldük...yengilerinize ağladık...valla ben ağlatmadım palyaço ağlattı...
  • şikayetçiyiz efendim bu rakı masalarından dost paylaşımlarından pek bir ağlatıyorlar pek bir iç ses paylaşımına sürüklüyorlar bizi.. ama gene de sen olmasan yaşanmazdı be rakı..

Bilindiği üzere bir süre önce Yeni Rakı Amerikalılara Satıldı..
Doğal olarak Rakı Severlerin tepkisine yol açtı..
İşte bu tepkiden örnekler..










Muhabbetin Amerikan Versiyonu

* Amerikan dizilerinde sıkça rastladığımız "Dur sana bir içki hazırlayayım" repliği artık değişir. "Dur sana bir çilingir sofrası hazırlayayım. Beyaz peynirin yanına kavun da alır mısın?"

* Aslan sütü yerine artık bufalo sütü demek gerekir mi? Yoksa Kızılderililerin dediği gibi ateş suyu mu demeli?

* Kovboy filmlerinde bar tezgahında kayarak gelen viski kadehi yerine rakı bardağı, peşinden kayarak gelen peynir, kavun, haydari tabakları görünce şaşırmaca da yok tabii.

* Rakı masalarında da muhabbet tuhaflaşır elbet: "Ahh abi ah ne olacak bu Amerika'nın hali?!" "Boş ver, anam babam içelim küreselleşelim."

* Piknik meraklısı mangal başı abilerinin vaziyeti de abuk bu durumda. Yok öyle artık kasap köftesi, kuzu pirzolası pişirmek falan. New Yorker Steak pişiren çizgi pijamalı abiler, ellerinde Amerikan rakıları. Tabii yemek sonrası çizgili pijamalarla piknik alanında futbol oynamak da olmaz artık. Kasklar giyilecek, Amerikan Futbolu oynanacak, başka yolu yok.

* Rakı masalarının bir diğer değişmezi 3 büyüklerin son durumları artık yerini NBA muhabbetlerine bırakır. Boston Celtics, Utah Jazz, Sacramento Kings, Chicago Bulls, Milwaukee Bucks muhabbetleri rakı masalarının demirbaşı haline gelir.



Kültürümüze Sahip Cıkmanın zamanı gelmedimi ?





Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen Junypea Mesajı Göster
Güzel bir konuyu ele almışsın teşekkürler. Ama Rakı'ya neden aslan sütü denildiğini de eklemeni isterim. İlk aklıma gelen şeydi bu. Konunun içeriğinde yer verirsin diye merakla okudum fakat rastlamadım. İnternette ufak araştırma sonucu,
''Eski meyhanelerde rakıların getirildiği,sunulduğu küplerin üstünde aslan kabartmaları varmış, oradan rakı alıp üstüne su ilave edildiği zaman süt beyazına dönüştüğü için aslan sütü tabiri çıkmış.''
diye bir alıntı yaparak konuna katkıda bulunmak istedim. Teşekkürler. Repiniz hanenizde.

Haydi Abbas, vakit tamam ;
Akşam diyordun, işte oldu akşam
Kur bakalım çilingir soframızı
Dinsin artık bu kalp ağrısı

35 yaş şiiri / Cahit Sıtkı Tarancı


RAKINAME


İçmesinin bilene
Zevk-u sefadır.
İçme'yi bilmeyene
Cevr-ü cefadır rakı.

Bir münasip mikdarı
Muhabbet anahtarı
Kaçırırsan ayarı
Can'a ezadır rakı.

Ne dert kalır, ne keder,
İçeni mes'ut eder.
İçebilirsen Eğer
Ruhu ciladır rakı.

Ham ervahsan yanaşma
Arif'sen ondan şaşma,
İç ama, haddi aşma
Ferahfezadır rakı.

Yarattığı ahengi,
Ne saz verir ne çengi,
Terbiyenin mihengi
Dense sezadır rakı.

Beyaz peynir, domates,
Yanına bir kavun kes,
Çiğ köfteyle ne enfes
Bir iptiladır rakı.

Biraz tuzlu leblebi,
Kadehin billur leb'i,
Dudakları öpmeli,
Yoksa hebadır rakı.

Ehli kemal olana
Zevkle hem'hal olana,
Sohbette tad bulana,
Yar'ı vefadır rakı.
Misten ala kokusu,
Ana sütü gibi su,
Şu ki sözün doğrusu
Müstesna ma'dır rakı.

Dost bezminde sohbette
Neşe-i muhabbette
Her manevi lezzete
Bir vasıtadır rakı.

Nükte, cinas anlayan
Ahengi-i bezm'e uyan,
İçip zırvalamayan,
İşte o'nadır rakı.

Eşek içince zırlar,
Köpek içerse hırlar
Kedi içse tırmalar,
İnsanlar'adır rakı.

Al kadehi eline,
Dokun gönül teline,
Muhabbet alemine,
Bir merhabadır rakı.

Adabı, erkanı var,
Zamanı mekanı var,
Kimin ki iz'anı var,
O na şifadır rakı.

Gönül dargınlarına,
Vefa kırgınlarına,
Hayat yorgunlarına,
Haza devadır rakı.

Mirkelamoğlu der ki:
Had bilmezsen eğer ki,
Öyle rüsva eder ki,
Başa beladır rakı.

Necip Mirkelamoğlu

Paylaştıklarımda benim seslenişim olsun belki bir gün " Rakı Kadehinde Balık Olmayı " öğreniriz (:

●๋:

Mesajı son düzenleyen Tabir-i Caiz ( 22-03-13 - 08:07 ) Neden: eksik.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-01-08, 04:21   #2
Mσяρнєυѕ

Varsayılan C: αƒяσ∂ιzуαк // Kişisel Sayfam // ●๋:


İşte Budur Ya..Eline Sağlık Güzel Olmuş..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-01-08, 09:24   #3
ALWAYS A CLASSIC

Varsayılan C: αƒяσ∂ιzуαк // Kişisel Sayfam // ●๋:


Güzel sayfan için teşekkürlerimi sunuyorum
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-01-08, 09:53   #4
MuRaTTi

Varsayılan C: αƒяσ∂ιzуαк // Kişisel Sayfam // ●๋:


Yararlı bilgiler için teşekkürler
içelim güzelleşelim
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-01-08, 11:15   #5
MadDwarf

Varsayılan C: αƒяσ∂ιzуαк // Kişisel Sayfam // ●๋:

Okudukca insanın kafayı bulası geliyor
eline saglık cok güzel
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat