|
||||
|
|
|||||||
| ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC | |||||||
|
|||||||
Paylaşımlarım Kategorisinde ve Kişisel Sayfam Forumunda Bulunan MusaKa92 Kişisel Sayfam Konusunu Görüntülemektesiniz => Formula 1 Raikkonen: "Güç dengeleri değişti" Ferrari pilotu Kimi Raikkonen, 10 yarışın geride kaldığı Formula 1 2008 sezonunda dengelerin değiştiğini ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Eski Üye
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
![]() Formula 1 Raikkonen: "Güç dengeleri değişti" Ferrari pilotu Kimi Raikkonen, 10 yarışın geride kaldığı Formula 1 2008 sezonunda dengelerin değiştiğini söyledi. Ferrari'nin dünya şampiyonu pilotu Kimi Raikkonen, Hockenheim pistinde koşulan Almanya Grand Prix'sini altıncı sırada bitirdi ve klasman lideri Lewis Hamilton'ın yedi puan gerisine düştü. Fin pilot, "kesinlikle bizim için yılın en sıkıntılı hafta sonuydu: Korkunç bir Cuma gününden sonra daha berbat bir Cumartesi ve çok kötü bir Pazar oldu" dedi. F2008'de istedikleri ayarı bir türlü tutturamadıklarını belirten Raikkonen, "araçta denge denen şeyden eser yoktu. Hockenheim'da iyi tur zamanları yapmak için aracın yere iyi basması gerekir ama yarış boyunca arka taraf koptu durdu" diye konuştu. Ferrari, Felipe Massa'nın üçüncülüğü ile podyumda yer bulmasına rağmen, Vodafone McLaren Mercedes pilotu Hamilton Hockenheim'da kesin bir zafer elde etti. Güç dengelerinin değiştiğini kabul eden Raikkonen, "artık durum farklı, buna şüphe yok. Kanada yarışından sonra olduğu gibi yedi puan gerideyim. Hockenheim'da neden bu kadar yavaş kaldığımızı bulmak için her detayı dikkatlice incelemeliyiz. Çünkü birşeylerin düzgün işlemediği açık" şeklinde konuştu. Formula 1'de herşeyin yaşanabileceğini belirten Raikkonen, "aracı geliştirmek isterken böyle şeyler olabilir. Eminim çok yakında yine başa oynayan bir F2008'imiz olacak" dedi. Lauda: "Hamilton yenilmez olabilir" Üç kez Formula 1 dünya şampiyonu Niki Lauda, Lewis Hamilton'ın Almanya Grand Prix'sindeki performansını devam ettirdiği takdirde yenilmez bir pilot olabileceğini söyledi. Lauda, "geçtiğimiz yıl (Hamilton) benim favorimdi ama son iki yarışta herşeyi berbat etti. Sanırım mesajı aldı. Böyle giderse yenilmez olabilir" dedi. Ferrari ve McLaren Mercedes'in eski pilotu Lauda, Silverstone'da zor şartlar altında koşulan İngiltere yarışından sonra Hockenheim'ın da Hamilton için zorlu geçtiğini, ancak İngiliz pilotun ikisini de kazanarak doğru yolda olduğunu gösterdiğini vurguladı. Lauda, Timo Glock'un kazasından sonra ilk sıradan beşinciliğe kadar gerileyen ve sonrasında rakiplerini birer birer geçen Hamilton'ın performansını efsanevi Ayrton Senna'ya benzetti: "Kusursuz, muhteşem, Sennavari bir yarış çıkardı. Geçtiğimiz yıl olduğu son yarışlarda düşüş göstermezse kesinlikle doğru yolda demektir." Üçüncü ve son şampiyonluğunu 1984 yılında McLaren'de kazanan Lauda, Hamilton'ın için en önemli noktanın soğukkanlılığını koruması ve her yarışı kazanmak için kendisini strese sokmaması olduğunu vurguladı. Avusturyalı eski Formula 1 pilotu, "onu sakinleştirin ve hızlı sürme yeteneğinin bu yarışta olduğu gibi ortaya çıkmasına olanak sağlayın. Lewis ve takım aynı paralelde çalışmaya devam ederse Ferrari'nin onları geçme şansı olmayacaktır" dedi. Komik Yazılar 3000 YILI 3000 yılında makyaj yapması çok daha kolay olacak. ![]() 3000 yılında eğer bilgisayara küfür yazarsanız bilgisayarınız sizi cezalandıracak. ![]() 3000 yılında sporcular o kadar çok para kazanacak ki kendileri için oynamaları için birilerini çalıştıracaklar. ![]() 3000 yılında özel makinalar siz hastalandığınızda akan burnunuzu temizleyecekler. ![]() 3000 yılında okullar benzinden tasarruf etmek için otobüs şöförlerini sirk çalışanlarıyla değiştirecekler. ![]() 3000 yılında doktorlar aynı zamanda sihirbaz olacaklar ve böylece iskeletinize X-Ray siz bakabilecekler. ![]() 3000 yılında filmin tamamını değiştirmeden sadece bir aktörü değiştirebileceksiniz. ![]() 3000 yılında klozette küçük oynamalar sayesinde evin içinde sörf yapabileceksiniz. ![]() 3000 yılında 4 bacaklı pantolonlar sayesinde istediğiniz yerde oturabileceksiniz. ![]() 3000 yılında makineler siz uyurken de sizi çalıştıracak ve böylece zaman kazanacaksınız. ![]() 3000 yılında deniz aşırı bir yolculuk yapmak istediğinizde oraya arabayla gidebileceksiniz. ![]() 3000 yılında bronzlaşmak sadece birkaç saniyenizi alacak. ![]() 3000 yılında trafikte mutlaka DUR işaretlerinde durmanız gerekecek. ![]() Mesajı son düzenleyen MusaKa92 ( 23-07-08 - 21:58 ). |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Eski Üye
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
![]() Cep telefonu üreticileri GPS'i keşfetti Avuçiçinde GPS döneminin bir sonraki aşamasında cep telefonları var. Artısıyla, eksisiyle cep telefonlarının bir kısmının kazandığı bu yeni özellikler bize ne gibi kolaylıklar ve tabi ki zorluklar sağlıyor? KÜRESEL KONUM belirleme sistemi olarak bilinen GPS’in artık ceplerimize bile girdiğinin farkındasınızdır. Bu süreç tıpkı müzik çalma becerisine sahip telefonları n MP3 oynatıcı satışlarına olan etkisine benzeyeceği aşikar. Ancak şehir içinde ya da uzun yolda yer ve yol bulma sevdası-nın cep telefonunuzun nimetlerinden biri olarak karşımıza çıkmasından nasıl bir fayda sağlanır, işte orası tartışılır. Çünkü birazdan da göreceğiniz gibi, GPS sistemi evet lüks ve tamamen ücretsiz bir hizmet ama telefonunuzun pilini kısa sürede bitirmesi ya da cep telefonunuzun sinyal kalitesi gibi her yerden uydu bağlantısı yapılamamasının getirdiği kıstaslar kimi zaman sinirinizi bozabilir, hatta size “ben bunun için mi yeni telefonuma bu kadar para verdim” dedirtebilir. GPS’li sistemlerin nimetleri El tipi GPS cihazı kullananlar bilirler ama konumuz bu sistemle yeni tanışacak cep telefonu kullanıcıları olduğu için, konum belirlemede bazı temel özelliklere değinmeden geçmeyelim dedik. Öncelikle GPS’li cihazlar, ister telefon, ister PDA, ister el tipi özel cihazlar olsun fark etmez, hepsinin ortak yanı kullanılan yazılımlar sayesinde aynı gibidir. Örneğin GPS aktifken o sırada hangi yol üzerinde bulunduğunuzu görebilir, haritanıza bakarak gideceğ iniz yerden uzaklığınızı öğrenebilir, o anki hızınızı, yönünüzü ve hatta rakımınızı bile inceleyebilirsiniz. Hatta izlediğiniz güzergahın haritasını bile 2 ya da 3 boyutlu olarak çıkarabilirsiniz. Navigasyon sistemlerinin bir diğer güzelliği de sesli yön desteği olması. Eğer direksiyon başındaysanız sürekli cep telefonunuzun minik ekranına bakıp nereye gideceğinizi görmek (ve bu sırada sürüş emniyetinizi tehlikeye atmak) yerine, sesli navigasyon özelliğini devreye sokarak, telefonun “eller serbest” moduyla ya da kulaklık ile ne zaman nereden sapaca- ğınızı telefonunuzdan gelecek yönergelerle kaçırmazsınız. Tabi burada da yazılı- mınızın ve kullandığınız haritanın “güvenilirliğ ine” mahkum olduğunuzu unutmamanı z gerekiyor. GPS’li telefonların dezavantajları neler Cep telefonlarına GPS desteği eklemek belki bir lüks olarak algılanabilir. Kullanmaya başladığınızda da bu lüksü çeşitli sıkıntılarla hissedebilirsiniz. Örneğin GPS cihazı aktifken cep telefonunuzun pili, sanki telefonda konuşuyormuşçasına enerji harcar. Yani yaklaşık 3 saatlik bir navigasyon süresi boyunca, birden cep telefonunuzun pilinin azalmakta ve bitmekte olduğunu görürsünüz. Bu nedenle GPS’li cep telefonu sahiplerinin mutlaka yanlarında yedek dolu pil ve tabi ki araç şarj kiti bulundurmaları gerekir. GPS’li telefonların bir diğer dezavantajı da çekim kalitesidir. Bu cihazlar düzgün bir şekilde çalışmak için mutlaka uydularla doğrudan görüş açısı kurulabilecek bir ortam isterler. Gerçi pencerelerin bulunduğu yerlerde de uydularla bağlantı kurulabilir ama pencereye yakı n durmanız şartıyla… Hele tamamen kapalı mekanlarda bu tip cihazlarla hiç bağlantı kurulmaz ve nerde olduğ unuzu bilemezsiniz. Bu nedenle GPS’li bir telefon almadan önce, bu özellikten yalnızca açık havada en iyi şekilde yararlanabileceğ inizi düşünmelisiniz. Buradaki açık havadan kastımız tabi ki bulutsuz berrak bir gök yüzü değil. Hava yağmurlu ya da karlı olsun fark etmez, sonuçta uydularla aranızda doğal bir engel olmasın yeter. Son olarak bir de kullanım sırasında karşılaşabileceğiniz bazı dezavantajlardan bahsedelim. Cep telefonunda GPS kullanımı bir açıdan baktığınızda getirdiği ekstra özellikten dolayı kulağa son derece ilginç geliyor. Ancak pil tüketimine olumsuz katkısı ve sinyal sorunlarının yanında bir de kullanım sırasında karşılaşabilece- ğiniz güçlükleri de hesaba katmalısınız. Örneğin haritanız yoksa bu GPS denen yeni teknoloji oyuncağınız hiçbir işe yaramaz. Eğer harita var ama ayrıntılı değilse yine kimi durumlarda hayat kurtarıcı ol mayabilir. Bu sıkıntı GPS pazarını cep telefonuna taşıyan üreticilerin önündeki en büyük engel. Zira ülkemizde GPS henüz emekleme aşamasında ve ayrıntılı sokak haritaları yalnızca büyük şehirleri kapsıyor. Ayrıntılı haritaların ayrıntı sı ise kimi cadde ve sokaklarda sizi çileden çıkarabilir. Farklı bir bakış açısı: Bluetooth’lu GPS alıcılar Her ne kadar bu yazımızı GPS destekli telefonlar üzerine kursak da bu pazarda göz ardı edemeyeceğ imiz önemli bir kullanı m şekline de değinmemiz gerekiyor. Telefonun içinde değil, ama dışında bulunan GPS chip’lerinden bahsediyoruz. Yani Bluetooth destekli GPS ürünlerinden. Bu ürünler yalnızca cep telefonlarıyla değil, bilgisayarlarla da birlikte kullanılabildiklerinden kullanım alanları daha geniş. Üstelik bu cihazların kendi bataryaları olduğu için cep telefonunun pilini bir nebze olsun daha az yoruyor. Gerçi GPS bağlantısı süresince telefonun Bluetooth özelliğinin aktif olması ve arka planda bir GPS programı nın çalışması pilin enerjisini hızla bitirecek cinsten ama bu tür bir bağlantıda GPS’li telefonlar kadar hızlı bir enerji tüketimi söz konusu değil. Peki hangi tür telefonlarda Bluetooth’lu GPS cihazları kullanılabilir? Bu sorunun yanıtı tamamen programlarda gizli. Zira doğal olarak eğer cep telefonunuzun desteklediği işletim sistemi üzerinde çalı- şan bir program yoksa, Bluetooth’lu GPS cihazı hiçbir işe yaramaz. Bu kadarla sınırlı değil. Ayrıca bir da o program üzerin de kullanılacak bir de haritaya sahip olmanı z gerekmekte. Neyse ki Nokia var. Bu firma Smart2Go’yu satın alarak bu firmanı n geliştirdiği navigasyon yazılımını ve beraberinde aralarında Türkiye’nin de bulunduğ u pek çok ülkenin ayrıntılı sokak haritalarını İnternet’e ücretsiz koydu. Nokia’nı n N ve E serisi modellerine kurulabilen Smart2Go yazılımı için ayrıca Nokia Map Loader programının da İnternet’ten indirilmesi ve örneğin Türkiye’nin yol haritası nın seçilip yüklenmesi gerekiyor. Navigasyonda hassaslık nasıl sağlanıyor? GPS sistemiyle ilgili son teknik bilgiyi ise haritalı navigasyon sistemlerinde hangi yol üzerinde olduğunuzun nasıl belirlendiğ ine ayırmak istiyoruz. Askeri amaçlı kullanılmayan tüm GPS cihazlarının mutlaka bir hata payı içerdiğini az önce söylemiştik söylemesine ama peki madem böyle bir hata söz konusu, o zaman nasıl oluyor da, yolda giderken cihazınız hep kavşakları ya da sapakları doğru olarak biliyor? Bu sorunun yanıtı “tahmin algoritmaları nda” saklı. Navigasyon yazılı- mı üretmek gerçekten de zor ve yoğun bir bilgi birikimi gerektiriyor. Yazılım uydudan aldığı bilgilerle harita üzerinde hangi yola yakın olduğunuza bakıyor ve yönünüzü de hesaba katarak o anda nerede olabileceğinizi tahmin ediyor. Örneğin İstanbul – Ankara arasındaki otoyolda giderken bu hiç sorun olmaz. Zira bu güzergahta tek bir yol vardır ve yolsa zikzak çizerek gitseniz bile yazılımızın sizi sürekli bu otoyol üzerinde gösterir. Ancak sapaklara geldiğinizde, örneğin Bolu’da eski dağ yoluna girmek yerine yeni tünel yolunu tercih etmeniz durumunda, yazılım sizi birkaç saniyeliğine hala eski yolda gösterebilir. Bu tür sapmalar hep kısa süreli olur ve pek dikkate alınmamalı dır. Hangi modeller var? GPS destekli cep telefonları şimdilik sınırlı sayıda markada var ama yakında bu sayının hıza arttığını görürsek şaşırmayı n. Öyle ki Nokia bile yakında üreteceği yeni modellerin hemen hepsinde GPS’e yer vermeyi ciddi ciddi düşünüyor. GPS desteğine avuçiçi bilgisayar formatındaki ürünlerle yer veren markalarda da artış söz konusu. HP, Asus, HTC, Eten, Gigabyte ve Fujitsu Siemens’i bu firmalara örnek olarak gösterebiliriz. Bu markaların en önemli avantajı ürünlerin Windows Mobile 5.0/6.0 platformlarında çalışabilmeleri. Dolayısıyla hem yazılım, hem de harita açısından avantajları var. Nokia gibi cep telefonu kökenli firmalardaysa ısrarla PDA tarafına kaymadan geleneksel tasarı mla GPS işlevlerini birleştirme planı öne çıkıyor. GPS sistemi ABD kontrolünde Global Positioning System kelimelerinin baş harşerinden oluşan GPS ağında en önemli kalemi dünyanın çevresinde yörüngede bulunan GPS amaçlı kullanılan uydular oluşturuyor. Bu uyduların tamamı ABD patentli ve bu ülke tarafından kontrol ediliyor. GPS cihazlarının kalbini bir chip oluşturuyor. İster el tipi olsun, ister cep telefonuna gömülü olsun, bu chip’lerin her birinin bir kimlik kodu vardır. Fabrika aşamasında belirlenen bu kimlik kodları sayesinde üretilen her türlü GPS cihazının aktif mi, aktifse nerede olduğu uydular tarafından belirlenebilir. Ancak yer belirleme için mutlaka aynı anda en az üç farklı uydu ile bağlantı kurulması gereklidir. Uydular, tanımlanamayan GPS chip’li cihazlarla bağlantı kurmazlar. Hatta kimi durumlarda belirli kimlik kodu dışındakiler hariç, tüm GPS cihazlarının tamamen körleştirebilirler de. Bu durum özelikle savaş halindeki topraklarda ABD tarafından kendi inisiyatişerine bağlı olarak gerçekleşebilir. Avrupa, hatta Rusya bile kendi küresel yer belirleme sistemlerini kurmak ve uzayda ABD tekelini kırmak için çeşitli çalışmalar içindeler. Ama bu ülkelerin kendi sistemlerini çalışır halde görebilmek için en iyimser ihtimalle önümüzde epeyce bir yıl var diyebiliriz. GPS sistemi ne kadar hassas? Normal bir GPS sisteminde en önemli kriter hassasiyettir. Yani uydulardan gelen bilgiler doğrultusunda bulunulan konumun gerçek noktadan ne kadar uzakta olduğu çok önemlidir. Modern GPS cihazları bile sıfır hatayla yer belirlemesi yapamaz. Çünkü GPS ağındaki uydular askeri güvenlik endişeleri nedeniyle “bilerek” hatalı konum bilgileri gönderirler. “Doğru bilgiler” yalnızca askeri amaçlı kullanılan cihazların içindeki özel kod kırıcılarla elde edilir. İşte bu nedenle dağda ovada elinizdeki GPS’li telefonla navigasyon yaparken haritanıza göre konumunuzu dağın kenarındaki gölün ortasında ya da dağın tepesinde bulabilirsiniz. Bu tip sonuçlara şaşırmamanızı ve cihazın yetersiz oluşu fikrine kapılmamanızı öneririz. Genelde yaygın olarak modern GPS cihazlarının kutularında, konum bilgilerinin en fazla 10 metreye kadar hassaslıkla tahmin edilebildiğine ilişkin ibarelerle karşılaşırız. Bu bilgi yüzde 100 olmamakla birlikte doğru olabilir ama süreklilik teşkil etmez. Dolayısıyla GPS’li sistemlerle navigasyon yaparken her zaman bir hata payı olduğunu dikkate almanız gerekir. Haritasız yola çıkmayın GPS destekli cep telefonlarınızla uzun yola çıkarken iki şeyi unutmayın. Birincisi tabii ki şarj kitleriniz. Sürekli yolda olduğunuzu varsayarsak, yanınızda mutlaka araç şarjını bulundurun. Çünkü GPS devredeyken telefonun pili en fazla birkaç saat dayanabilir. Diğer ikinci konuysa elbette doğru bir haritaya sahip olmak. Ülkemizde bu konuda henüz emekleme devresi yaşanmakta olsa da, Navturk ve Teleatlas haritaları cihazlarla birlikte satılıyor. Yani harita için şimdilik ayrıca bir bedel ödemeniz gerekmiyor, zira bu haritaların bedelleri zaten ürün fiyatına yedirilmiş durumda. Buradaki tek istisna şimdilik Nokia’da. Bu firma yalnızca İstanbul, Ankara ve İzmir’in detaylı sokak haritaları yla Türkiye Karayolları Haritasını ücretsiz web sitesinden indirtiyor (Bununla ilgili bilgiyi zaten yazımızda vermiştik). Eğer bu yaz bilmediğiniz yerlere ziyaret planınız varsa, şimdiden GPS’li telefonlara bir göz gezdirmenizde yarar var. GPS’li cepler Nokia N95 Nokia E90 Nokia 6110 Navigator Asus P526 Asus P535 HP iPAQ hw6510 HP iPAQ hw6515 HP iPAQ hw6910 HP iPAQ hw6915 HTC P3300 HTC P3600 HTC Advantage X7500 Eten glofiish M700 Eten glofiish X500+ Eten glofiish X800 Eten G500+ i-mate JAQ4 NEC e313 NEC c616v Siemens SXG75 BlackBerry 8800 BlackBerry 8830 BenQ-Siemens P51 Gigabyte g-Smart i300 Gigabyte g-YoYo Fujitsu Siemens T830 Fujitsu Siemens T810 HD dünyası hakkında bilinmesi gereken her şey Yüksek çözünürlüklü yayınlar kapıda. Bu yeni görüntü teknolojisini destekleyen cihazlarsa çoktan dört bir tarafımızı kuşatmış durumda. Evde geçirdiğimiz vaktimizin çoğunu başından ayrılmadan harcadığımız televizyonlarımızdaki bir sonraki devrimi daha yakından incelemeniz için en gerekli bilgileri bulabileceğiniz bu yazımızda High Definition teknolojisi hakkında aklınıza gelebilecek her türlü soruyu yanıtlıyoruz. DAHA ÖNCEKİ sayılarımızda “LCD mi, Plazma TV mi?” sorusuna örnek ve önerilerle yanıtlar aramıştık. Bu televizyonlarda neye dikkat etmek gerektiğini, HD (High Definiton – Yüksek çözünürlüklü) yayınlarla uyumluluğun ne demek olduğunu, görüntü kalitesi ve boyut ikilisinin hangi teknolojide nasıl bir sonuç verme eğiliminde olduğunu enine boyuna masaya yatı rmıştık. Şimdi sıra Blue Ray ve HD DVD teknolojileriyle paralel olarak daha fazla sayı da seçeneğin devreye girmesiyle HD yayı nların kendisine, daha da önemlisi bu yayı nları layıkıyla izlemek için adım atmamız gereken adımları belirlemeye geldi. HD konusunda ülkemizin tam bir televizyon cennetine döndüğünü sanırız bulunduğ unuz ilde çarşıya pazara indiğinizde görüyorsunuz. Her yerde boy boy LCD ve plazma TV’lerin cirit attığı bir pazarda, klasik TV’lerimize oranla dudak uçuklatan fiyatlarla satılan rengarenk ürünler mutlaka ileriye dönük satın alma planlarınızda vardı r. 16:9 formatlı, film izlemek için klasik TV’lerimize göre daha cazip görünen, üstelik çok daha az yer kaplayan bu televizyonları n en çok dikkat edilmesi gereken yanı HD uyumluluğu. Gerçi pek çoğunda HD logosunu farklı şekillerde öyle veya böyle görüyoruz ama her HD logosunun aynı anlama gelmediğini de belirtmeden geçmememiz gerekiyor. Bu logonun o televizyonları n yüksek çözünürlüklü yayınları gösterebildiği anlamına geldiğini mutlaka biliyorsunuzdur. Peki o yayınlara nasıl ulaşabileceğ inizi, hatta önünüzdeki tek seçeneğin bu LCD/Plazma TV cennetinin olmadığını biliyor musunuz? Eğer teknolojiyle iç içe yaşayan şanslı azınlıktan değilseniz, bu yazımızda altını çizdiğimiz HD yayınlara ulaşma, izleme ve aktarma seçenekleri için neler yapmanız gerektiğ i bilgileri tam aradığınız kaynak olacak nitelikte. HD yayın ne demek? Türkçemize “Yüksek çözünürlüklü” olarak tercüme ettiğimiz HD kelimesi teorik olarak yüksek kaliteli görüntü akışı demek. Yani şu anda evimizde, çatımızdaki anten ya da kablo TV’miz yoluyla seyrettiğimiz TV’leri ele alalım. Burada izlediğimiz görüntüler şu an için VCD kalitesinde şeklinde bir yakıştırma yapabiliriz. Oysa HD formatları nda yayınlanan yayınlar ise bu örneğe paralel olarak DVD kalitesini yakalar. Günümüzde iki farklı HD yayın formatı vardır. Bu formatlardan ilki 1280x720 pikseldedir ve 720p olarak da bilinir. Teorik olarak 1280 adet dikey çizgiye karşılık 720 yatay satırı temsil eder. Toplam çözünürlük ise 1 megapiksel’in biraz altındadır. Diğer görüntü formatı ise 1920x1080 boyutundadı r ve yaklaşık 2 megapiksel’dir. Bu format içinse 1080i tanımı yapılır. Son dönemde görmeye başladığımız 1080p olarak tanımlanan yayın formatı Bu iki yayın formatı arasında görüntü kalitesi açısından belirgin bir fark vardır. Bu konunun detaylarına yazı mızın içinde ayrıca değineceğiz. HD formatında tıpkı DVD videolarda olduğu gibi saniyede 24/30 ya da 60 karelik görüntü akışı hızı söz konusu olduğu için yüksek bant genişliği gereklidir. Bu da ancak uygun kanallardan veri akışıyla HD yayı nların seyredilebilmesini mümkün kılar. Örneğin emektar çatı antenlerimiz HD yayı nlar için uygun değildir. Diğer taraftan kablo TV alt yapımız, dijital uydu antenleri ve yakında yaygınlaşacak olan karasal dijital yayınlar yüksek çözünürlüklü verilerin transferi için gerekli bant genişliğini rahatlı kla karşılayabilecek kapasitedeler. Hangi tür yayınlar var? Amerika, Avrupa ve Japonya’da yaygın olarak bulunan HD yayınlar, daha canlı, net ve kaliteli görüntünün televizyonlardan izlenebilmesini sağlıyor. Zaten dikkat ederseniz, HD yayın teknolojilerinin gelişmesi ile HD uyumlu görüntüleme cihazlarının pazara girişi birbirine paralel olarak ilerliyor. Ama ülkemiz için ufak bir istisna söz konusu. HD yayınlar tüm dünyada büyük bir popülerlikle yaygınlaşırken, biz bu trenin sadece cihaz kısmını yakalamış görünüyoruz. Zira Türkçe içerikli, bize özel bir HD yayı- nı izlemek için şu an için sadece tek bir şansı mız var, o da Kanal D’nin HD formatında Turksat 1C uydusu üzerinden yaptığı deneme yayını. Bu yayını alabilmek için uydu anteni ve uydu alıcısı sahibi olmak ayrıcalı- ğına sahip olmanız gerektiğini de unutmayı n. Tabii ki iş o yayını almakla yetmiyor. Nasıl alındığı de aldıktan sonra görüntü kaybı olmadan hangi kaynağa nasıl aktaracağı nız da önemli bir süreç. HD yayınlarında üç ana fomat hakim demiştik. 720p, 1080i ve 1080p olarak isimlendirilen bu formatlar arasında ebat ve kalite farkı açısından bir çeşitlilik söz konusu. Örneğin 1080p formatı HD yayını konusunda şu an için en kaliteli çözümü sunuyor. Diğer formatların da görüntü kalitesi aslında son derece berrak ama 1080p teknolojisi boyut ve işlemsiz görüntü aktarımı nedeniyle herhangi bir kayba uğratmadan orijinal yayını ekranınıza taşıyabiliyor. Görüntü formatlarının ebatları Farklı görüntü çözünürlüklerinin boyut açısından birbirlerine göre nasıl sıralandığını bu grafiğ imizden görebilirsiniz. Dikkat ederseniz HD yayınlarda yaygın olarak kullanılan iki çözünürlükten 1920x1080 ve 1280x720 piksel arasında gözle görülür bir fark var. Ancak TV’yi ortalama 3-4 metre uzaklıktan seyrettiğinizi düşünürsek kullandığınız TV’nin boyutu da örneğin 37”in altı ndaysa görüntü kalitesi açısından çıplak gözle belirgin bir fark göremeyiz. Bu şemada önemli bir ayrıntıya daha değinmek istiyoruz. Dikkat ederseniz şemamızda bir de 720x576 pikseli temsil eden bir dikdörtgen alan var. Bu alanı Kablo TV, anten ya da uydu antenlerimizde aldığımız TV yayınlarının doğal çözünürlüğü olarak tanımlayabiliriz. Daha yüksek çözünürlüklü televizyonlarımızda bu yayınların cam gibi net görünmemelerinin tek nedeni doğal olarak orijinal çözünürlüğün, daha büyük ebata doğru dönüştürülmesinden kaynaklanmaktadır. Buraya lütfen dikkat edin. Daha yüksek ebatlı değil, daha yüksek çözünürlüklü TV’lerden bahsediyoruz. Bu sayımızdaki ürün inceleme sayfalarımızda da göreceğiniz gibi 47”lik, yani 120 ekranlık bir ebatta ve 1920x1080 çözünürlüğü destekleyen bir LCD televizyonda en basitinden Kablo TV yayınları cam gibi seyredilmez. Çünkü az önce de belirttiğimiz gibi burada bir interpolasyon yapılır ve özgün görüntü daha da büyütülerek kalite kaybına uğrar. i ile p arasında ne fark var? Yayın formatlarının sonundaki i ve p harşerinin ne anlama geldiğini ve kullanacağı nız cihazlarla nasıl bir uyumluluk içinde olduklarını şu şekilde açıklayabiliriz. “i” harfi “interlaced” anlamına gelmektedir. Yani yayının TV ekranına yansıması süre- cinde görüntünün özel işlemlerle elden geçirilmesini simgeler. “p” harfi ise progressive anlamındadır ve özgün yayının olduğu gibi herhangi bir işlemden geçmeden ekrana gelmesini sağlar. Peki bu bilgiler ışığında satın almayı düşündüğünüz LCD ya da Plazma TV’lerde neye dikkat etmeliyiz? Bu sorunun yanıtını aslında çok kısa bir şekilde verebiliriz. İmkanı nız, yani bütçeniz el veriyorsa, hiç düşünmeden 1080p destekli bir televizyon alın. Ancak paranızın boşa gitmemesi için kullanım yerini de göz önünde bulundurarak örneğin 37”ten küçük ebatlı TV’ler için 720p’li modelleri de dikkate alın deriz. Tabii bütün bu önerilerimize uyarak bir televizyon alıp, normal kanalları izlemeye kalkarsanız, 70 ekran boyutundaki emektar tüplü televizyonunuzdan daha kötü bir görüntü kalitesiyle karşılaşacağınızı da bilmenizde yarar var. Çünkü ülkemiz henüz gerçek anlamda HD yayınlarla dolu bir ülke değil. Tıpkı 3G olmamasına rağmen bu teknolojiye sahip cep telefonlarının peynir ekmek gibi satılmasına benzer şekilde HD’li LCD ve Plazma TV’ler de çok rağbet görüyorlar ama şimdilik sadece HD yayınlar açısından kısır bir bölgede olmamızdan dolayı süs olmaktan öteye gidemiyorlar. Tabi bu hep böyle kalmayacak. Örneğin Digiturk abonelerine bu yaz yüksek çözünürlüklü yayı n servisinin başlaması bekleniyor. Benzer şekilde D-Smart’ın da bu yönde planları var. DVB-T olarak bilinen karasal dijital altyapının yaygınlaşmasıyla birlikte bu platformdan da HD yayınlar pekala alınır hale gelebilir. HD yayın maliyeti tüketicilere yansıyacak Yüksek çözünürlüklü yayınların en büyük kıstası yüksek bant genişliği gereksinimi. Bu nedenle yayın yolu olarak en ideal seçenek ya kablo ya da uydular. Ancak her iki platformda da yayıncılar için artan bir bant genişliği söz konusu olduğu için, yayın maliyeti haliyle belirgin bir şekilde artıyor. Bu maliyeti karşılamanın en kolay yolu tüketicilere ücretli aboneliklerle yayın sun maktan geçiyor. İşte bu nedenle uydulardan HD yayın yapan kanalların büyük bir çoğunluğu şifrelidir. Türkiye’de HD yayınları nasıl seyredebiliriz? Günümüzde Türkiye’de Türkçe içerikli HD yayın yapan tek kanal Kanal D. Ancak ulusal kanallarımızdan biri olan Kanal D’nin yüksek çözünürlüklü yayınları yalnızca uydudan izlenebiliyor. Onun dışında çanak anten çapı nız müsaitse dünyanın yörüngesindeki kaplama alanına girdiğimiz birkaç uydudan daha şifresiz HD yayını seyredebiliriz. Şifresiz dedik, çünkü HD yayınlarının çoğu hep özel abonelik gerektiriyor ve doğrudan abonelerine hizmet verebilmek için tıpkı Digiturk’te olduğu gibi şifreli yayın yapılıyor. Dolayısıyla ülkemizden ancak şifresiz yayınları izleme olanağı mız var. Tabi bunun için de çanak antenlerimizi söz konusu uydulara çevirip, gerekli frekans ayarlarını yapmak şart. HD yayı n yapan uydular ve kanalların yön ve frekans bilgileri İnternet’te fazlasıyla mevcut. Hatta bizim bulabildiğimiz güncel bir listeyi de ilgili tablomuzdan takip edebilirsiniz. HD yayınlar için dikkat etmeniz gerekenler Evinizde yüksek çözünürlüklü yayınları seyredebilmeniz için hangi seçeneklerimiz olduğunu artık biliyoruz. Burada bir kere daha tekrar ederek kısaca alternatişerimizi görelim ve bu yayınları düzgün bir şekilde izleyebilmek için nelere dikkat etmemiz gerektiğ ine bakalım. Öncelikle HD yayınları alabilmek için uygun alt yapımızı şu seçeneklere göre sağlamamız gerekiyor: 1- Uydudan alınacak HD yayınlar:Bu tür yayınlar için mutlaka DVI/HDMI ya da komponent çıkışı olan uydu alıcısı kullanmak şart. Aksi taktirde yayını alırız ama ekranları mıza HD formatında yansıtamayız. 2- Kablo ya da dijital karasal yayınlarla alınacak HD yayınlar: Ne yazık ki bu konuda sadece teorik bir altyapı söz konusu. Görünürde ülkemiz için ufukta bu konuda ciddi bir hazırlık yok. Daha dijital karasal yayınlara geçmedik bile. Eğer bu platformda bu yayınlar yapılıyor olursa, bu durumda tek kıstasımız TV’mizin o yayınları alacak teknolojilerle donatılmış olması olacak. 3- DVD oynatıcılar: Çoğumuzun evinde DVD oynatıcı var ama HD yayınları izlemek için yeterli değiller. Ülkemizde yeni satılmaya başlayan Blu-Ray optik sürücüler sadece bilgisayar platformunda kullanılabiliyor. Set-top box gibi tek başında yüksek çözünürlüklü medyaları destekleyen cihazlar bir bir piyasaya çıkmaya başladı ve bunlar da TV’lerimize bağlanarak pekala kullanılabilir. Tabi ülkemizde de satılmaya başladı klarında… 4- Projeksiyon cihazları: DVI/HDMI ya da komponent girişi olan her projeksiyon cihazı, HD yayınları teorik olarak duvarınıza ya da perdenize yansıtabilir. Teorik olarak diyoruz, çünkü HDMI bağlantısı demek doğrudan yüksek çözünürlüklü içeriği aktarmak için uygun bir arabirim demektir. 5- Oyun konsolları: Yeni nesil oyun konsollarından Sony’nin PS3’ü ve Micrososft’un XBOX 360’ı Blu-Ray ve HDDVD standardında optik sürücülerle geliyor. Ayrıca her iki cihazda da HDMI bağ- lantısı bulunuyor. Bu özelliklerle oyun konsolları nı HD uyumlu TV’nize bağlayarak yüksek çözünürlüklü formatta hazırlanın filmleri keyişe ekranınızda seyredebilirsiniz. Bağlantılara dikkat! Yüksek içerikli yayınları izlemek için kullandığımız yayınların bağlantıları doğru yapılmadığı sürece gözlerinizin aradaki farkı görmesi mümkün değil. Zira HD yayınlarda aslolan bir kaynaktan diğer bir kaynağa görüntü kaybı olmadan veri aktarımının sağlanmasıdır. Bu nedenle olası kullanım şekillerine şu bağlantılara dikkat etmeniz gerekiyor: PC’den TV’ye HDMI ile kolay bağlantı: Üzerinde HDMI bağlantısı olan ekran kartlarını dergimizde daha önceki sayılarımızda tanıtmı ştık. HD bağlantısı için en kullanışlı seçenek olan bu arabirim, görüntüyle birlikte aynı kablo üzerinden sesi de taşımasından dolayı çok popüler. Bu arabirimin doğrudan anakarta entegre edilmiş örnekleri de piyasada mevcut. Üstelik ortada kablo karmaşası da bulunmuyor. Bu nedenle HDMI arabirimi ile bağlantı imkanınız varsa, hiç düşünmeden diğer seçenekleri ikinci plana itmenizi öneririz. DVI ile bağlantı: PC’den televizyonunuza doğru DVI bağlantısında ise yalnızca görüntü aktarılır. Sesi ayrı ca başka bir kablo kullanarak ses sistemine aktarmanız gerekiyor. Komponent ile kablo karmaşası: Yüksek çözünürlüklü yayınların kayıpsız olarak aktarılması için bir diğer yol da “kırmızı, yeşil ve mavi” kablolarından tanıdığımız komponent arabiriminin kullanılmasıdır. Çoğu güncel orta ve üst sınıf ekran kartında bulunan TV-out çıkışının aynı zamanda HD özelliği de vardır. Bilgisayardan TV’nize HD bağlantı yapmak için bu arabirimden uygun bir komponent kablo ile TV’lere bağlantı yapabilirsiniz. Bilgisayarınızda bulunan HD içeriklerini analog (D-Sub) ya da standart s-video kompozit seçenekleriyle TV-Out yoluyla bağlantı yaptığınızda ekranda göreceğiniz tüm detaylar kaybolacaktır. Uydudan HD bağlantısı HD yayınlarının şu an için en uygun da- ğıtım kanalının uydular olduğunu daha önce de söylemiştik. Ancak bu yayınları alabilmek için dijital uydu alıcınızın uygun bir bağlantı arabirimine sahip olması gerekiyor. Yani evinizdeki televizyon son sistem bir HD’li LCD ya da Plazma olsa da, uydu alıcınızla bu cihazlar arasında yapacağınız bağlantı HDMI ya da komponent bağlantı üzerinden olmadığı sürece yine sı- nıfta kalırsınız. Ülkemizde bir ilk olma özelliği taşıyan Crea’nın CDU1000HD isimli uydu alıcısını tam olarak bu özellikleri barındıran bir örnek olarak gösterebiliriz. Projeksiyon bağlantısı Evinde ev sineması atmosferi yaşamak isteyenler için farklı bir çözüm de şüphesiz bir projeksiyon kullanmak. Günümüzde artı k HD yayınlarla uyumlu projeksiyonlara ulaşmak çok kolay. Desteklediği çözünürlükler ister 720p, ister 1080i ya da 1080p olsun fark etmez, sonuçta görüntüyü perdeye yansıttığınızda etkiletici bir kalite göreceksiniz. Tabi bu tür cihazlar hem HDMI hem de komponent video arabirimlerine sahip olduklarından, bağlantı için bir sorun da oluşturmazlar. Bu tür projeksiyon cihazlarına PC’den, HDMI çıkışlı uydu alıcıdan ya da Blu-Ray ve HD-DVD cihazlardan kolaylı kla bağlantı yapılabilir. HD Videolarla farkı görün Kesin karar verip evinize bir HD televizyon aldıysanız, bu farklı yayın teknolojisinin nimetlerini gözlerinizle görmek için HD video’lardan yararlanabilirsiniz. Tabi önce ya Blu-Ray optik sürücü edinip, PC’nizi de televizyonunuza bu yazımızda belirttiğimiz şekilde uygun bir şekilde bağlayıp, örneğin Amazon.com’dan satın alacağı nız HD çözünürlüklü formatlı DVD filmleri seyredebilirsiniz. Eğer böyle bir deneme yaparsanız, normal kanallardaki görüntüleri bir daha seyretmek istemeyebileceğ inizi de şimdiden söyleyelim. Tabi böyle bir deneme için meraklısıysanız, PS3 ya da XBOX 360 da edinebilirsiniz. HD video boyutları Bir VCD için yaklaşık 1 saatlik bir filmin nasıl 700MB tutuyor diyorsak, aynı filmin DVD kalitesindeki halininse yaklaşık 2GB tuttuğunu söyleyebiliriz. HD formatındaysa aynı filmin 1 saatlik bölümü 10GB’ı bile bulabilir, hatta geçebilir de. Bu nedenle HD videolar yüksek kapasiteli Blu-Ray ya da rakibi olan HD-DVD formatlarındaki disklere kaydedilirler. HD kameraların perde arkası Piyasaya son dönemde bol miktarda HD kamera girmekte. Bu kameralar daha öncesine kadar yalnızca profesyonel kullanım için bulunabiliyordu. Son kullanıcılara yönelik modellerin de piyasaya çıkmasıyla bu formatta kayıt yapan kameralar artık HD destekli televizyonunuzun ekranına tam oturacak kareler çekmenizi sağlayacak. Zira klasik 4:3 ya da DVD formatı olan 16:9 formatlı çekim yapan kameralarla elde edece- ğiniz görüntülerin çözünürlüğü maksimum 720x480’dir. Oysa HD kameralar saniyede daha çok görüntü yakalayabilirler çünkü bu cihazların çözünürlüğü 1920x1080 ile 1280x720 arasındadır. HD kameraların dışındaki cihazlarla yaptığınız çekimleri televizyonunuzda seyrederken bir interpolasyon söz konusu olacağı için, kameranız ne kadar kaliteli olsa da, ekranda bulanıklık göreceksiniz. Bu nedenle HD kameralar en azından televizyonunuzun ekranına tam oturacak şekilde kayıt yaptığından son kullanıcılara yönelik üretilen modellere göre çok daha avantajlı dır. HD yayınlarla ilgili sık sorulan sorular Bu 720p, 1080i ve 1080p formatları çok kafa karıştırıcı. Satın alacağım televizyonun çözünürlüğü bu durumda ne olmalı?: HD yayın formatlarının arasındaki en önemli fark kullandıkları bant genişliğidir. Bu nedenle kablo ya da uydudan yayın yapan kanallar maliyetlerine göre bir seçim yapma yoluna giderler. Örneğin ülkemizde HD yayın hazırlığı yapan Digiturk ve D-Smart platformları başlangı çta 720p ile HD denemelerine başlaması bekleniyor. Burada farklı format derken, şüphesiz farklı yayı n boyutunu kastediyoruz. Örneğin satın altığınız TV’nin 1280x768 satırlık çözünürlüğü varsa, bu ürün 720p formatındaki yayınları sorunsuzca gösterebilir. Ama 1080i ve 1080p formatındaki yayınlar içinse görüntüyü sıkıştırır teorik olarak bir kalite kaybı yaşanır. Bu farkı fark eder misiniz bilemeyiz. Çünkü sonuçta yüksek çözünürlüklü bir yayını almaya devam ediyor olursunuz ve aradaki satır kaybı TV’yi 3-4 metre mesafeden seyretmeniz durumunda pek de anlaşılır olmaz. Diğer taraftan 1920x1080 satır çözünürlükte bir televizyon satın alırsanız, bu durumda 1080i formatı ndaki yayınları sıfır kalite kaybıyla izleyebilirsiniz. Daha düşük ebattaki, yani 1280x720 satırdaki yayınları ise tam ekrana dönüştürmek için orijinal yayının büyütülmesinden dolayı, büyük olasılıkla yalnızca keskinlikte bir azalma göreceksiniz. Ama ekrandaki kalite yine de DVD kalitesinde olmaya devam edeceğinden herhangi bir sorun yaşamayacaksınız. TV ebatlarına göre satır çözünürlüğü değişir mi? :Bu soruya aslında hem evet hem hayır diyebiliriz. Çünkü ebatı genel olarak 37 inç’ten küçük televizyonlarda yatayda 1080 ile 720 satır arasındaki farkı net olarak görmek imkansız gibi. Bunun yanında daha büyük ebatlı televizyonlarda ise en mantıklısı 1080 satırlık modelleri tercih etmek olmalı. Büyük ekranlı TV’lerde normal kanallar neden çok bulanık? :Bu sorunun en kolay açıklaması interpolasyon şeklinde yapılabilir. Çünkü çatı antenleriyle ya da kablo tv şebekesiyle aldığımız yayınların özgün ebatı 640x480 ya da 800x600 satır formatına çok yakındır. Ayrıca bu yayınlarla saniyede taşınabilen veri miktarı da 5000kbps hızındadır. Oysa HD yayı nlarda hem çözünürlük yüksektir, hem de bu yayı nlarla taşınabilen veri miktarı en az 8-10bin kbps hızındadır. Dolayısıyla normal yayınları tam ekrana sığdırmak için görüntü büyütülürken kaliteden gözle görünür bir oranda kayıp yaşanır. Oysa 720p’lik bir yayını 1080 satır destekli bir TV’de izlerken tam ekrana sığdırmak amaçlı büyütme söz konusu olduğunda meydana gelecek kalite kaybını hissetmeniz çok zordur. Bazı TV’lerde “HD Ready” ya da “Full HD” yazı sını görüyorum. Bu ne demek?:Ürünlerine “HD Ready” yazan üreticiler bu logoyla söz konusu modelin HD yayınlarla uyumlu olduğunu göstermek ister. Hangi yayın formatlarının yerel olarak desteklendiği ise o ürünün teknik özelliklerine bakarak öğrenebilirsiniz. HD Ready ibareli monitörlerin bir diğer önemli özelliği de görüntü arabiriminin HDMI ya da Komponent’den bir ya da ikisinin birden içermesidir. Yalnızca DVI arabirimini kullanan modeller de tabi ki HD yayınlarıyla uyumlu olabilir. Buradaki en önemli kriter televizyonun desteklediği maksimum satır ve sütun sayısının HD yayınları için gerekli olan limitleri karşılıyor olmasıdır. Full HD yazısı ise 1080p formatını temsil eder. Yani 1080p dahil olmak üzere 720p ve 1080i formatları da bu logoyu taşıyan televizyonlarca desteklenir. Mesajı son düzenleyen MusaKa92 ( 23-07-08 - 21:21 ). |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Eski Üye
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Güncel Haberler
Newsweek'ten kışkırtıcı yorum: "Kutsal inekler sorgulanıyor" AK Parti'nin kapatılmasının Türkiye'de önemli bir boşluk yaratacağını savunan News Week Dergisi'nin Ergenekon yorumu ise dikkat çekti. Anayasa Mahkemesi’nin AKP hakkındaki davayı görüşmeye başlaması hemen öncesi Batı basınında Türkiye’de “demokrasi yargılanıyor" yorumları yapılıyor. Newsweek dergisi, Anayasa Mahkemesi’nin AKP’yi kapatması halinde “tehlikeli bir iktidar boşluğu"nu yaratacağıönı savunduğu analizinde “Ankara’daki siyasi sahne gerilimle dolu. Mahkeme ve Kemalist destekçileri için en tehlikelisi, AKP’yi yasaklamaya çalışmanın geri tepebilmesidir" yorumunu yaptı. Newsweek dergisi, son sayısında Owen Matthews imzalı, “Demokrasi Yargılanıyor" başlıklı bir haber analizinde Anayasa Mankemesi’nin AKP’yi yasaklaması halinde neler olacağı sorusuna yanıt aradı. AKP’nin “gizli bir İslamcı gündemö ile suçlandığını, davayı eleştirenlerin, “yargı darbesi" nitelemesini yaptıklarını kaydeden dergi, “Suçlamaların dayanıksızlığına karşın mahkemenin partiyi beraat etmesi beklenmiyor çünkü bu, davayı ele almayı kabul eden yargıçlar için küçük düşürücü bir geri adım anlamına gelirö yorumunu yaptı. Kararın Ağustos ortasında beklendiği kaydedilen yazıda “Türkiye, şimdi tasavvur edilemeze doğru yöneliyor" dedikten sonra şöyle devam etti: “Partiyi kapatma ve önde gelen üyelerine siyasi yasağın getirilmesi, siyasi krize yol açar, ülkeyi lidersiz bırakır ve tehlikeli bir iktidar boşluğu yaratır. AKP kurucuları, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Batı’da çok sayıda dostu olan yüksek profilli küresel şahsiyetler." ABD’li dergi, Erdoğan ve Gül’ün “düşürülmesiönin AB ve Afganistan, İran, Irak ve Suriye gibi zorunlu bölgelerde AKP’nin desteğine güvenen ABD’den büyük bir tepki geleceğini, Türkiye’nin AB’ye katılma çabalarına daha da zarar vereceğini de savundu. “AVRUPA’NIN TÜRKİYE’YE GÜVENİ CİDDİ EROZYONA UĞRADI" “Avrupa’nın Türkiye’ye olan güveninin ciddi bir erozyona uğradığıö iddiasına yer veren dergi, şunları yazdı: “Ankara’daki siyasi sahne gerilimle dolu. Mahkeme ve Kemalist destekçileri için en tehlikelisi, AKP’yi yasaklamaya çalışmanın geri tepebilmesidir. Parti stratejisini tartışırken on the record konuşmayı arzulamayan Erdoğan’ın sırdaşına göre, AKP’nin bir yasağa yanıtı, yeni bir sancak altında yeniden örgütlenmek ve yeni seçimler için kampanya yapmak olur. Ondan sonra da gücü, Atatürk’ün laik devletinin temelleri, yargı, bürokrasi ve ordudan uzaklaştırarak seçilmiş hükümetlere kaydıracak yeni bir anayasa hazırlamak. Üst düzey bir AKP yetkilisi, ‘Parti kapatmak çimen kesmek gibidir. Yeniden ve daha güçlü çıkar’ diyor." “EN OLASI SONUÇ UZLAŞI" Newsweek, bunun da “laik elidin muhtemelen mücadele etmek istemeyeceği siyasi bir savaşö olduğunu belirterek “Bu nedenle en olası sonuç uzlaşıö da diyerek Anayasa Mahkemesi’nin önündeki diğer alternatiflere dikkat çekti. Ancak bunların da Türkiye’nin siyasi sisteminin temel sorununa yanıt oluşturmayacağını savunan ABD’li dergi, “Eski siyasi kalıp artık Türkiye’ye küçük geliyor" ifadesini kullandı. “KUTSAL İNEKLER SORGULANIYOR" Türkiye’nin yaşanan kargaşanın olumlu bir yönünün de ülkenin “Kemalist ortodoks inançları"nı sorguladığını belirterek “Gazeteler, siyasetteki ordunun rolü dahil ‘kutsal inekler’i sorgulamak dahil ülkenin anayasasını görülmemiş sertlikle tartışıyor" diye yazdı. Ergenekon davasına da değinildiği analizde bu davanın kapatma davası gibi “seçilmiş hükümetin Türkiye üzerindeki kontrolünü teyip edip edemeyeceği açısından kilit bir sınavö değerlendirmesini yapan Newsweek, şu görüşünü dile getirdi: “Ergenekon, Kemalist sistemi savunmak için cinayet kullanan, silahlı kuvvetler ile aşırı milliyetçi tetikçiler arasında kurulan bir dizi komploların sonudur. Şimdiye kadar bu tür komplocular çok ender yargılandı. Ancak bu defa farklı görünüyor ve Türkiye’nin laik eliti birdenbire daha az dokunulmaz görünüyor." “SAVCI BAŞARILI OLURSA ERDOĞAN GÜÇLÜ MESAJ GÖNDERMİŞ OLACAK" Bu arada, Newsweek, “Eğer savcılık başarılı olursa, Erdoğan, aşırı milliyetçilerin ordu veya polis tarafından desteklenmesinin kabul edilemez olduğu yolunda çok güçlü bir mesaj göndermiş olacak" görüşünü de yer verdiği analizini noktalanırken de şunları yazdı: “Mahkemelerin kararları, Türkiye’de iktidarın gerçekten kimin elinde olduğunu belirleyecek. Kendilerini Türkiye’nin Anayasası koruyucuları olarak gören subaylar ve kendi kendilerini vatanseverler olarak ilan edilenler ya da Türk halkı. Aynı zamanda Türkiye’nin işleyen bir demokrasi olarak ve AB üyeliğine yoluna konularındaki inandırıcılığına ilişkin net bir sinyal gönderecek." Mesajı son düzenleyen MusaKa92 ( 27-07-08 - 12:16 ). |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com