Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 25-07-12, 18:46   #1
CrystalButterfly

Varsayılan Başarı taktikleri


Okul başarısı üç duruma bağlıdır.Bunlar okula gitmeden önce yapılması gerekenler,
okulda derste yapılması gerekenler ve dersten sonra yapılması gerekenlerdir.
Bu üç duruma dikkat ettiği takdirde her çocuk başarılı bir öğrenci olabilir.

Evde ders çalışırken öncelikle zihninizin en açık olduğu zamanı tercih edin.
Düzenli defter tutun.Düzenli konu tekrarı yapın.Ders planı hazırlayın ve mutlaka uyun.Her ders için farklı çalışma tekniği geliştirin.Mesela sayısal bir ders ile sözel bir dersin çalışma tekniği farklıdır.Derse gitmeden önce çantanızı, derste lazım olacak araç gereçleri hazırlayın.Mümkünse kendinize ait bir masada ve odada çalışın.Çalışma ortamı olabildiğince sessiz olsun.Özellikle televizyon karşısında çalışmayın.Okula gitmeden önce sabah kahvaltınızı tam yapın.

Sınıfta öğretmeni dinlemek herşeyden önce gelir.Önce öğretmenin anlattığı konu iyice anlaşılmalı, anlaşılmayan yerler sorulmalı, en son not tutulmalıdır.
Çocukların yaptığı en büyük hata not almaya çalışırken konuyu iyi dinlememektir.
Derste dikkat dağıtıcı arkadaşlardan uzak durulmalıdır.

Dersten sonra eve gidince önce o günün tekrarı mutlaka yapılmalıdır.Anlaşılmayan, unutulan yerler varsa bunlar not edilip gelecek derste öğretmene sorulmalıdır.Ders kitapları haricinde farklı kaynaklardan da yararlanılmalıdır.Soruları ezberlemek yerine, anlamaya çalışılmalıdır.


Üniversiteye girmekten öte bir şey başardılar... Onlar milyondan fazla kişinin girdiği sınavda birinci oldular... Peki bunu nasıl başardılar? İşte sırları...
Sadece bilgisayarsız, cep telefonsuz, internetsiz değil aynı zamanda dershanesiz de bir dünya bilmiyorlar, görmediler. İlkokul sıralarında başlayan bu serüven lisede ivme kazanıp üniversite sınavıyla devam ediyor. Ve bu maratondan geriye kalan ise kazanılsa bile başarıyı taçlandıracak iyi bir iş bulamama endişesi. Üstelik de bu yük hayata dershane ortamında hazırlanan birinin omuzlarına yükleniyor. Sınıftan ofise, sonra tekrar şirket içi eğitimle sınıfa diye devam eden bu döngünün kamçısı rekabet. Oysa "ÖSS birincisi olmak" çoğu ailenin çocuklarının kulaklarına küpe ettiği şekliyle "Hayata artıyla başlamak" olarak kabul ediliyor. Ancak bu şampiyonlar öyle zannedilenin aksine söze ne kadar düzenli çalıştıklarım söyleyerek başlamıyor. Onlar diğerlerinden farklı olarak kazanamama olasılığını önce ortadan kaldırarak yarışa başlıyor sonra da iyi bir üniversite kazanma vaadinin peşinden koşuyor. Bu nedenle sınava girecek olanlara süslü ve etkileyici formüller sunmuyor. Çok "basit" bir şeyden bahsediyorlar: Kazanacağından şüphe duymadan, inançla ve kendini yıpratmadan çalışmak.
2005 SAYISAL, SÖZEL, EŞİT AĞIRLIKLI TÜRKİYE BİRİNCİSİ
"ÖNCE EKSİKLER KAPATILMALI"
2005'te sayısal, sözel ve eşit ağırlıklı alanlarında ÖSS Türkiye birincisi olan İbrahim Gökhan Hacıahmetoğlu, Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü'nü kazandı. Çok soru çözerek hızını soru başına 15 - 20 saniyeye çıkaran şampiyon, sınavı rakiplerinden bir saat önce bitirdi. En büyük avantajlarından biri yüksek konsantrasyon. Öyle ki her koşul altında soru çözmeye odaklanabiliyor.
► Belli bir çalışma düzenim yoktu. İyi bir yer kazanmak istediğimi söyleyip kendimi motive ediyordum. Planlı bir program uygulamadan, istediğim zaman çalışıyordum. Yeteri kadar çalıştığımı biliyordum. "Kendimi sıkmama gerek yok" diye düşünüyordum. Belirli bir soru sayısı ya da saat üzerinden gitmedim. Böyle kesin sınırlamalarım olmadı.
► Başarımın pek çok etmeni var. Rahat biri olduğumu söyleyebilirim. Çok heyecanlı biri değilim. Biraz da şans faktörü var tabii. Sınav zamanındaki durumunuz da önemli. Çünkü kimi zaman bildiğiniz soruyu yanlış yanıtlayabiliyorsunuz. Kendimi iyi tanıyorum. Eksik olduğum yerleri fark edip önce açıklarımı kapattım. Neyi yapıp neyi yapamadığımı biliyordum. Bu yüzden yaptıklarımın değil yapamadıklarımın üzerinde durdum.
► Lise ikinci sınıfta yavaş yavaş ÖSS'ye çalışmaya başladım. Sınavdan iki ay önce de programımı yoğunlaştırdım. Okulda öğrendiklerimi dershanede kullandım. Dolayısıyla eksiğim kalmadı. İstediğim zaman arkadaşlarımla dışarı çıkıyordum. Ama son dönemde başka şeylere pek vakit ayıramıyordum. Öyle ki haftanın altı günü sınava çalışıyordum. Bu iki ay bütün hayatımı etkileyeceği için bana çok önemli bir kayıp gibi gelmedi.
► Sınava hazırlanan arkadaşların konu eksiği varsa önce onları bitirmeleri gerekiyor. Son bir - iki ayda sürekli soru çözmeliler. Yanlış yaptığım ya da doğru cevapladığım ama nasıl yaptığımı bilmediğim, yanıtı attığım sorulan sakladım. Sonra bunların üzerine gidip test çözerek eksiğimi kapadım. Önce eksikler kapatılmalı. Bunu herkese öneririm.
2004 ÖSS SAYISAL 1'İNCİSİ
"KONU ÖĞRENMEDEN SORU ÇÖZMENİN HİÇBİR FAYDASI YOK"
2004 ÖSS sayısal birincisi Serhat Karahan da tercihini Boğaziçi Üniversitesi Elektronik Mühendisliğinden yana kullandı. Anadolu liseleri için başlayan ve yaklaşık 10 yıl süren dershane yaşamını noktalayan sınavdan sonra bile can sıkıntısından test çözdü. 180 soru içinde sadece bir Türkçe sorusunu yanlış yanıtlayan Karahan, ÖSS öncesinde öğrencilerin mutlaka dinlenmesi gerektiğini söylüyor.
► Çok kısa süreli bir hazırlanma olmadı. Lise ikinci sınıftan başladım. Zaten sistem gereği sınavda çıkan sorular lisede okuduğumuz konulardandı ağırlıklı olarak. Dershane ve okulu bir arada yürütmek zor olsa da sosyal hayatımı da sıfıra indirmedim. Okula gitmediğim dönemlerde günde beş - altı saatlik bir çalışma programım vardı. Okul döneminde ise günde iki - üç saat.
► Bir günde belirli miktar soru çözmek için şartlanmanın faydası olmaz, onun yerine öğrenciler kendilerini eksik hissettikleri konular varsa onlara ağırlık vermeli. Konu eksiklerini tamamladıktan sonra soru çözmeleri daha İyi olur. Soru çözerken öğrenebileceklerini düşünenler var ama ben buna katılmıyorum. Konuyu öğrenmeden soru çözmenin hiçbir faydası yok.
BURAK ERYİĞİT "HEYECAN İLLA YAŞANACAK"
2006 ÖSS sözel 2 Türkiye birincisi Burak Eryiğit şimdi Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde hazırlık sınıfında okuyor. Düzenli çalışmak gerektiğini söyleyen geçen yılın şampiyonu, test ya da soru sayısı üzerinden çalışmamış: "Benim için günlük hedef 300 soru çözmek değildi. Dört saat çalışmaktı. Çünkü sorular göreceli olduğu için süre değişebilir. Bu yüzden saat üzerinden çalışmak daha mantıklı."
► Çalışmak sadece soru çözmek değil. Takıldığınız konulara geri dönüp yeniden üstünden geçmeniz de gerekiyor. Ne kadar çalışırsanız çalışın bazen sonuç istediğiniz gibi olmuyor. Yapamıyorum diyerek bırakmak yerine kendinize inanıp çalışmaya devam etmelisiniz. Bazı şeyler bir noktadan sonra elimizde değil. Sınavda hasta olabilirsiniz, başınız ağrıyabilir ya da kötü hissedebilirsiniz. Benden daha başarılı arkadaşlarım vardı. Onlardan derece bekliyorlardı ama benden geldi.
► ÖSS'ye hazırlanırken dershaneye, öğretmene güven önemli. Çünkü ilk kez sınava girecekler ya da daha önce girip de kazanamamış olanlar sonuçta bu işi bilmiyor. Bu yüzden çalışma programı hazırlayan öğretmenlerinize sonsuza kadar güvenmeniz gerek.
► Bu dönemde yeni çalışmaya başlamış olan arkadaşlar "Az kaldı, artık bir şey yapamam" diye düşünmekten ziyade kararlılıkla, pes etmeden çalışmalılar. Daha önceden çalışmaya başlayanlar ise bir süre sonra bunalıyor. Ben de bunu yaşadım. O yüzden birkaç gün dinlendim.
► Hazırlık sürecinde bol bol deneme sınavına girmek önemli. Gerçek tadında olmasa da bu sınavlara her zaman ÖSS'ye giriyormuşum gibi girdim. Bunun faydasını gördüm. Eğer deneme sınavının sonucu kötüyse o zaman da bunun bir deneme sınavı olduğunu unutmamak gerekiyor. Bir hafta bunun için üzülmenin ve kafayı takmanın anlamı yok. Kim ne derse desin ÖSS'ye girdiğinizde ilk başta o heyecanı yaşıyorsunuz. O farklı bir şey, gerçek çünkü. O yüzden heyecanınızı üzerinizden ne kadar çabuk atarsanız sınava o kadar iyi başlarsınız. Yoksa o heyecan illa ki yaşanacak.
YİĞİT CEM ÖZTÜRK "SİSTEMİNİZİ GELİŞTİRİN"
2006 ÖSS sözel - 2 Türkiye birincisi Yiğit Cem Öztürk, üniversite tercihini Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden yana kullandı. Galatasaray Lisesi mezunu olan Öztürk, iki yıl boyunca dershaneye gittiğini ama sınava giren birçok öğrenciden daha az çalıştığını söylüyor ve ekliyor: "Sınava hazırlanırken çok çalışmadım. Ben Eşit Ağırlık 2 puan türü öğrencisiyim. Fakat birinci olmak ve dershaneden para almak için Sözel 2 puan türünden soru cevapladım."
► ÖSS'ye hazırlanmak için yaptığım çok ekstra bir şey olmadı. Hatta bir çok arkadaşımızın harcadığından daha az efor sarf ettim desem yeridir. Dershanede çözülen testler yeterli geliyordu. Evde ayrıca çok fazla test çözmüyordum. Dershanede de günde yaklaşık 100 soru çözüyorduk. Sosyal hayatımda değişiklik tabii ki oldu ama çok da fazla değil. Mesela eskiden sinemaya daha sık giderdim ÖSS'ye hazırlanırken daha az gittim.
► Her öğrenci kendisine bir çalışma yöntemi geliştirmeli ve öyle çalışmalı. Kendi metodunuzu geliştirin. Başkalarının sistemleri ve yönlendirmeleri çoğu zaman işe yaramaz.
BİLAL ERTOĞRUL "Arkadaşlarla ve internette geçirilen zaman azaltılmalı"
Geçen yılın ÖSS sözel - 2 birincisi Bilal Ertoğrul, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İktisat Bölümü'ne girdi. Osmaniyeli bir çiftçi ailenin oğlu olan Ertoğrul şunları söylüyor: "Diğer öğrencilere oranla daha şanslıyım çünkü okulum öğrencilerin sosyalleşmeleri için birçok imkan sunuyordu."
►Yeni sınav sisteminde okulda öğretilen konulardan daha ağırlıklı sorular çıkıyor, o yüzden ben de bunlara ağırlık verdim. Dershanelerde de zaten bu konular üzerinde çok fazla duruluyor. Dershane ve okul dışında kalan zamanımda da iki üç saat çalışıyordum ve bol bol soru çözüyordum.
► Sosyal hayatım eskisi kadar aktif olmasa da devam etti. Okulda çeşitli spor etkinlikleri ve sosyal aktiviteleri düzenleniyordu. Ben de bunlara katıldım. Mümkün olduğu kadar az televizyon izledim. Okuldan geldiğim zaman önce biraz kendime zaman ayırıyordum.
► Sınava girecek arkadaşlar kendilerini sıkmasın. Sınav hiçbir şeyin sonu değil. Mümkün olduğunca arkadaşlarla ve internette geçirilen zaman azaltılmalı. Ama uykusuz kalıp günler geceler boyunca çalışmaya da gerek yok. Burada ailelere de büyük görev düşüyor.
SERVER ÇİMEN "OKULU BOŞLAMAYIN"
Geçtiğimiz yılın ÖSS Sözel - 1 Türkiye birincisi Server Çimen, ODTÜ Mühendislik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nü kazandı. İkiz kardeşi Cihan ise Sözel l'de Türkiye 52'ncisi oldu. Çanakkale Fen Lisesi'ni birincilikle bitiren Çimen okulda da başarılı bir öğrenci olduğu için ÖSS'ye çalışırken zorlanmadığını söylüyor.
► Sınava hazırlanırken okul ve dershaneyi beraber götürmeye çalıştım, sosyal hayatımdan tamamen vazgeçmesem de biraz fedakârlık yaptım. Okulda öğretilen konular üzerinde yoğunlaştım. Eksiğim kalmamasına gayret ettim. Okulumda da başarılı bir öğrenci olduğum için ÖSS'ye çalışmak çok zor olmadı. Yatılı okuyan bir öğrenciydim dolayısıyla etüt saatlerinde çalışıyordum. Günde ortalama 100 soru çözüyordum. Ama bunun dışında kendime zaman da ayırıyordum.
► Sınava yeni girecek arkadaşlara tavsiyem şudur: Okulda derslere dikkat edin ve dershaneye zaman ayırmak için okulu boşlamayım.
"EN ÖNEMLİ ÜÇ SAAT..."
- 2002 ÖSS sayısal ve eşit ağırlıklı Türkiye birincisi Ethem Erkan Aktakka da hazırlık sürecinde önce eksikliklerini kapattığını ardından deneme testleri çözdüğünü söylüyor: "En önemli üç saat, her şey buna bağlı sınav havasından olabildiğince uzak durdum." Aktakka, öğrencilere belirli bir süre sınav saatinde deneme testi yapmalarını ve son haftayı dinlenmeye ayırmalarını öneriyor.
► ÖSS 2004 yabancı dil Türkiye birincisi Sibel Aydın'a göre bu alanda sınava hazırlık süreci diğerlerine göre daha uzun. Eğitim yine burada daha ağırlık kazanıyor. Arkadaş grubuyla çatışmanın daha motive edici olduğunu söyleyen Aydın: "Sınava bir hafta kala sadece zayıf olunan konular üzerinde biraz durup, deneme sınavları çözmeye ağırlık verilmesi gerekiyor,"
► 2005 ÖSS Sayısal» Sözel ve Eşit Ağırlıklı puan türlerinde Türkiye birincilerinden Serkan Sakar da belli bir çatışma sistemi uygulamadığını söylüyor: "Daha çok okula ağırlık verdim. Haftanın üç günü ders çatışıyor, diğer zamanlarda televizyon izliyor, gitar çalıyordum. ÖSS benim için istediğim bölüme girmek için bir araçtı."
► 2000 ÖSS Sayısal Türkiye birincisi Cengiz Pehlevan, Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü'nü kazandı. Kendi gayreti ve okulun yanı sıra dershanenin de başarısında büyük payı olduğunu söyleyen Pehlevan: "Tavsiyelere pek inanmıyorum aslında. En azından kendimden bitiyorum ki insan başkalarının hatalarından öğrenmiyor. Korkmamak, gençken bol bol hata yapıp ders almak lazım." diyor.


Hazırlayan: Pınar Yıldız
Hayatımızın önemli bir bölümü eğitim almakla geçiyor. Neredeyse çoğumuz 3 yaşından beri anaokuluyla başlayan ve üniversiteyle devam eden uzun bir eğitim sürecinden geçmiştir. Bu uzun süreçte kim bilir kaç kez sınava girmiş çıkmışızdır. Bazı sınavları kolaylıkla atlatırken bazılarında ecel terleri dökmüşüzdür. Hatta kaldığımız sınavlar olmuş, bu dersler bizim kabusumuz haline gelmiştir. Bu durumu atlatabilmek için de kendimize çıkış yolları aramışızdır. Yardımımıza ailemiz koşmuş bize özel ders aldırmış ya da dersanenin yolu o dönem evimiz gibi olmuştur. Durum ve seçenek ne olursa olsun, ortak bir noktamız var, hepimiz öğrenci olduk ve bundan sonra da öğrencilik hayatını bizim gibi milyonlarca genç yaşayacak.
Peki biz neler öğrendik? Bizden sonrakilere okul hayatı konusunda bırakacağımız deneyimlerimiz var mı? Mesela onlara nasıl ders çalışılacağı konusunda önerilerde bulunabilir miyiz? Malum eğitim hayatının başında olan pek çok arkadaşımızın bu deneyimlere ve önerilere ihtiyacı olacaktır?
İşte biz de bu anlayışla yola çıkarak, öğrenci arkadaşlarımıza nasıl verimli ders çalışılır konusunda bir dosya hazırladık. Uzmanların tavsiyelerini dinleyerek eğitim hayatınızın rotasınız baştan çizebilirsiniz. Böylelikle sınavlar korkulu rüyanız olmaktan çıkacak, başarılarınızı belgelendiren araçlar olacaklardır.
İşte sınavlara daha verimli nasıl çalışacağınız konusunda Öğrenci Psikolojik Danışma Merkezi'nden yararlanarak hazırladığımız dosya
VERİMLİ DERS ÇALIŞMA
Ana, baba ve öğretmenlerin öğrenciden genel beklentisi, onların "derslerine çok çalışıp, başarılı olmaları" yönündedir. Beklenti böyle olunca başarısızlığın nedeni, "yeterince çalışmamak" olarak görülmekte ve öğrenciden sürekli daha çok çalışması istenmektedir. Oysa gerekli olan "Bilinçsizce çok çalışmak" değil; verimli ders çalışma yollarını iyi bilerek ve bunlardan gereğince yararlanarak etkili çalışmaktır.
Verimli ders çalışma yollarını öğrenmek isteyen öğrencinin, önce bu yönde olumlu alışkanlıklar kazanmaya kararlı ve niyetli olması gerekir. Buna karar verdikten sonra ders çalışmasını aksatan ya da kolaylaştıran alışkanlıklarının bir listesini yapmalıdır. Bir yandan listede yer alan olumsuz alışkanlıklarını bırakmaya çalışırken öbür yandan da olumlu alışkanlıklarını pekiştirmek için çaba göstermelidir. Çalışma ve denemeler, olumsuz alışkanlıklar atılıncaya, olumlu alışkanlıklar iyice yerleşinceye kadar sürdürülmelidir.
VERİMLİ DERS ÇALIŞMA YOLLARI NELERDİR?
I- AMAÇLARINIZI BELİRLEYİNİZ
Her çalışma bir amaca yönelik olmalıdır. Bu amaçlar, bir problemin çözümünü öğrenmek, bir yazıdaki ana düşünceyi bulabilmek vs. olabilir. Bunları iyi belirleyerek çalışmaya başlayan kişiler, bu yakın amaçlara ulaşa ulaşa sınıfını geçmek, okulunu bitirmek ve sınavı kazanmak biçiminde özetlenen uzaktaki amaçlarına da ulaşmaktadırlar.
II- PLANLI ÇALIŞINIZ
Birden çok iş ya da ders üzerinde aynı günde çalışmanız gerektiğinde hangisinden işe başlayacağınızı bilemediğiniz ya da çalışmaya başlamak için karar veremediğiniz anlar oluyor mu? Bu soruya yanıtınız "evet" ise, sizin planlı çalışmayı bilmediğinizi kolayca söyleyebiliriz. Bu tür bir durumla, yani aynı zamanda birden çok dersi çalışmayla yüz yüze geldiğinizde, derslerden her birinin üzerinizde yarattığı ruhsal baskı, bunlardan herhangi birine kendinizi tümüyle vermenizi engelleyerek ve verimsiz biçimde işlerden birini bırakıp ötekine atılmanıza neden olacaktır.
Bu tür kararsızlık ve karışıklık ancak hangi dersi ne zaman yapacağınızı belirli bir sıraya koymakla yani "Karar Vermekle" ortadan kalkar. İşte çalışmada plan; "nasıl", "ne zaman" ve "nerede" çalışacağınıza karar vermek demektir.

1- Hangi derslere, haftanın hangi günleri çalışacaklarını,
2- Geçmiş konuların tekrarına ne zaman yer vereceklerini,
3- Sınav tarihlerini,
4- Hazırlayacakları ödevlerin neler olduğunu ve zamanını,
5- Planlarına aldıkları, ancak çeşitli nedenlerden ötürü zamanında yapamadıkları çalışmala-rını ne zaman tamamlayacaklarını,
6- Dinlenme, müzik dinleme, televizyon izleme, spor yapma sinema ve tiyatroya gitme gibi ders dışı etkinliklere ne zaman yer vereceklerini göstermelidirler.
Günlük çalışma çizelgelerinde; okulda geçen saatler, ders çalışma, eğlenme, dinlenme, ev işlerine yardım ve uyku saatleri gösterilmiş olmalıdır.
Çalışmaya başlayacağı zaman kendini yorgun ve isteksiz hisseden öğrenci çalışma saatle-rini yanlış seçmiş demektir. Beklemeden günlük çalışma çizelgesinde gerekli değişikliği yapmalıdır.
III- ZAMANI VERİMLİ KULLANINIZ
Öğrenciler bedensel, zihinsel, duygusal yapıları, ilgileri ve yetenekleri bakımından birbirlerinden farklıdırlar. Bir öğrencinin isteyerek çalıştığı ve hemen öğrendiği bir dersi bir başka öğrenci zor öğrenebilir. Bir başka öğrenciyse çabuk yorulabilir ya da çalışmak istemeyebilir. Bu nedenle bir ders ya da konu içinde ayrılacak süre öğrenciden öğrenciye değişir. Her öğrenci zamanı kendine göre ayarlamalıdır.
Bir saat çalıştıktan sonra araya 5-10 dakikalık dinlenme koymak yararlı olur. Bu sayede bir saatlik çalışma sonunda dağılan dikkat ve azalan verim tekrar kazanılır.
Ders çalışmak için gerekli gücün toplanabilmesi bakımından eğlenmeye ve spora da za-man ayrılmalıdır. Ancak bu süre gereğinden fazla olmamalıdır.

IV- VERİMİ AZALTICI ETKENLERİ ORTADAN KALDIRINIZ
Çalışmaya başlamadan önce, yorgunluk, uykusuzluk, ağrı, sızı, elem duygusu, korku, öfke, aşırı kaygı, fazla heyecan, endişe, açlık, aşırı tokluk, aile dertleri, normalin altında ve üs-tündeki fiziki şartlar (çok sıcak, çok soğuk gibi) acelecilik, telaş, araç ve gereç noksanlığı gibi etkenlerin elden geldiğince giderilmesi gerekir.
V- UYGUN BİR ÇALIŞMA ORTAMI SEÇİNİZ
Çalışma yerinin seçimi çok önemlidir. Çalışma yeri derli toplu, yalın elden geldiğince sabit ve sakin olmalı, ayrıca ışık, ısı gibi fiziksel sorunları da çözümlenmiş olmalıdır. Ayrı bir yerin sağlanamaması çalışmadan kaçmanın bir nedeni olmamalı, elverişsiz koşullarda da ders çalışmaya alışmalıdır.
Yatakta, koltukta ve divanda uzanarak çalışmak, dikkatin toplanmasını güçleştirecek, öğrencinin çalışmak için daha çok zaman yitirmesine neden olacaktır.
VI- DİKKATİNİZİ UYANIK TUTUNUZ
İnsanda dikkat her an vardır, önemli olan bunun çalışılan konu üzerinde toplanabilmesidir. Sevilen ve ilgi duyulan bir konu, dikkatin uyanık tutulmasına yardım eder. Daima belirli yerlerde çalışmak, gürültünün bulunmadığı ortamlarda çalışmak, sandalyede oturarak çalışmak, masada gerekli araçlar dışında başka şeyler bulundurmamak, çalışma yerini 18-20 derece sıcaklıkta tutmak, işleri sıraya koymak, işleri bitirmede kendinizle yarış kararı almak, her seferinde bir çeşit işle çalışmak dikkatin dağılmasını önleyici yöntemlerdir.
VII- DERSE HAZIRLIKLI GELİNİZ
Başarılı olmanın yollarından biri de derslerin işlenmesine etkin olarak katılmaktır. Derslerde sürekli edilgin durumda kalan öğrencilerin işlenen konuları anlamaları zordur. Öğrenciler okula gelmeden önce, o gün işleyecekleri konuları gözden geçirmelidirler. Bu sayede hem derslerin işlenişine katılmak için gerekli güveni kazanırlar, hem de öğretmenin anlattıklarını daha kolay anlarlar.
Gerek işlenecek konulara hazırlanırken, gerekse işlenen konular gözden geçirilirken, anlamakta zorluk çekilen yerler belirlenmeli, bu konularla ilgili sorular hazırlanıp, derste öğretmene sorulmalıdır. Öğretmenlerin derse hazırlıklı gelen, soru soran, derse kalkan öğrencileri daha çok sevdikleri de unutulmamalıdır.

Öğrencilerin büyük bir kısmı not tutma tekniğini bilmemektedir.
Not tutarken;
1-Anlatılanlar öğretmenin ağzından çıktığı gibi değil, anlaşıldığı gibi yazılmalıdır.
2-Öğretmenin anlattığı konunun ana fikri ve anlamları kavranıncaya kadar beklenilmelidir.
3-Zamanın çoğu yazmakla değil, dinlemekle, fikirleri kavramaya çalışmakla geçmelidir.
4-Konu; grafik, şekil, istatistik vb. bilgilere dayalı olarak anlatılıyorsa notlar arasına bunlarda alınmalıdır.
5-Önemli fikir ve paragrafların aynen yazılmasında fayda vardır.
6-Yazıların düzgün ve okunaklı olmasına önem verilmelidir. Önce müsvette yapma, sonra temize çekilme yoluna gidilmelidir.
IX- ARAÇ - GEREÇ VE KAYNAKLARDAN YARARLANINIZ
Öğrenci, herhangi bir konunun öğrenilmesinde, basılı araçlara ne kadar baş vurursa, öğ-renme ilgisi ve zihinsel yetileri de o kadar çok genişleyecektir.
Basılı öğrenme araçlarından yararlanmada çizelge grafik, harita ve resimlerin özel bir önemi vardır. Bunlar sayfalarca anlatılan bilgileri topluca ve bir arada vererek o konunun kavranmasına yardımcı olmaktadırlar.
X- VERİMLİ OKUYUNUZ
Okuma, öğrenmenin en temel yoludur. Öğrenmede hızlı okuma önemli ve gereklidir. Hızlı okumayla hem okunanlar daha iyi anlaşılır, hem de zamandan kazanılır. Okuma hızı lise öğrencileri için yaklaşık 200 - 250 sözcüktür. Bu hız okunulan yazının niteliğine ve okumanın amacına göre ayarlanmalıdır. Vakit geçirmek amacıyla bir hikaye veya roman okurken okuma hızı oldukça yüksek olabilir. Ama okuma yorum yapma, eleştirme özet çıkarmak için yapılıyorsa okuma hızı yavaş olmalıdır.
Hızlı okumanın en önemli yolu sessiz okumadır. Sessiz okuma hızı arttırdığı gibi anlamayı da kolaylaştırır. Hızlı ve anlamlı okuma becerisi kazanabilmek için bol bol okuma çalışmaları yapılmalıdır. Önce gazete, öykü ve roman gibi şeylerle işe başlamalı giderek boş zamanları okuyarak de-ğerlendirme alışkanlığı kazanılmalıdır.
XI-ARALIKLI TEKRARLAR YAPARAK UNUTMAYI ÖNLEYİNİZ
Öğrenilenler zamanla unutulabilir. Unutmayı önlemenin iki yolu vardır. Bunlardan biri öğrenilen bilgileri yeri geldikçe kullanmak, diğeri de aralıklı olarak tekrar etmektir.
Öğrenciler öğrendiklerini yeri geldikçe kullanırken hem bunların işe yaradığını görecekler, hem de yeni bilgiler edinmeye motive olacaklardır.
Aralıklı olarak yapacakları tekrarlar sayesinde ise bir taraftan eski öğrendiklerini hatırlarken diğer yandan da sınavlara her an hazır durumda olacaklardır.
ZAMAN DÜZENLEME VE PLANLI ÇALIŞMA
Çaba, enerji ve zamanı en ekonomik şekilde kullanmak istiyorsak bir programa bağlanmalıyız. Zamanı boşa geçirmek, yaşamı boşa geçirmektir. Ve boşa geçen zaman asla telafi edilemez.
Bazı öğrenciler için özellikle derslerin başlangıcında çalışmaya düzenli bir biçimde yoğunlaşma zor gelir. Bu zorluk genellikle uzun süreli planlama ve çalışma programının yokluğundan kaynaklanır. Öğrenciler zamanlarını planlamayı ve bunu yazılı hale getirmeyi önemli bulmazlar. Oysa yapılan çalışmalar derslerdeki başarı ile gerçekçi planlama arasında önemli ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.
Aşağıda verilen durumlar bir çoğumuza tanıdık gelebilir;
* Arkadaşlarınız birlikte sinemaya gitmeyi önerdi. Bu filmi görmeyi çok istiyordunuz fakat ödevinizi bitirmek zorundasınız.
* Önemli bir sınavdan önceki gece. Çalışmaya başlamanız gerek ama okunacak çok yer var. Zaman yeterli değil.
Tüm zamanınızın nereye gittiğini merak ediyor musunuz ? Çalışmalar ve ödevler son anda mı kalıyor ? Sınavdan veya ödev teslim tarihinden önce kendinizi baskı altında hissediyor musunuz ? Zamanınızı kontrol etmek ister misiniz ?
Zamanı iyi planlamak sizin elinizdedir. Zamanı akıllıca kullanmak sizi daha başarılı kılacak ve düşündüğünüzden daha fazla zaman yapmak istedikleriniz için size kalacaktır. O halde zamanı planlamayı öğrenin ve bunu uygulamak için istekli ve sabırlı olun. Unutmayın eski alışkanlıklardan kurtulmak zaman alır ve planlı yaşamak başlangıçta çok zor gelebilir. Bu nedenle kendinizi zorlamanız gerekir. Katlanacağınız kısa süreli sıkıntı daha sonra sizi mutlu ve başarılı yıllara götürecektir.

1. Çalışma planı hazırlarken hangi dersin hangi saatte çalışılacağı karalaştırılmalıdır. Zor yada ağır öğrenilen dersler için en verimli saatlerin ayrılması uygundur. Zihnin uyanık ve canlı, konsantrasyonun en yüksek olduğu zamanlar en verimli saatlerdir. Çalışma için en verimli saat bireylere göre değişebilir. (Sabah erken, okul dönüşü, akşam yemeğinden sonra vb. ) Öğrenci bir hafta kendini gözleyerek en verimli saatleri saptayabilir. Genel olarak bedenin dinlenmiş ve zihnin öğrenmeye açık olduğu saatler verimli kabul edilmektedir. Günün sonuna daha mekanik ve rutin işler bırakılabilir. Bu tür etkinlikler fazla yoğunlaşmayı gerektirmez ve birey yorulunca bırakabilir.
2. Çalışma planında her derse belirli bir süre ayrılmalıdır. Bu süre dersin zor yada kolay oluşuna, çalışılacak konunun uzunluğu veya kısalığına, öğrencinin konu ile ilgili ön bilgisine ve çalışma yöntemine (okuma, yazma, yineleme) göre değişir. Genellikle bir saatlik dersin ödev ve çalışılması için iki-üç saat ayrılması önerilir. Öğrenci planı uyguladığı ilk haftayı deneme haftası olarak görmeli ve çalışmayı planladığı dersin başlangıç ve bitiş saatlerini kaydetmelidir. Böylece hangi derse ne kadar sürede çalışıldığı saptanacaktır.
3. Çalışma sürelerinin çalışma planında aynı saatlere yerleştirilmesi gerekir. Böylece o saatlerde çalışma alışkanlığı kazanılacak ve çalışmaya dikkatin toplanması kolaylaşacaktır. Ayrıca alışkanlık haline geldikten sonra aynı saatte çalışılmazsa gerginlik duyulacak ve gerginlik çalışılmaya başlandığı zaman ortadan kalkacaktır.
4. Çalışma için ayrılacak zaman saptanırken dersin sınıfta verileceği gün ve saate yakın olmasına dikkat edilmelidir. Dersten önce ders veya konu çalışılırsa, dersin içeriği hakkında bilgi sahibi olunur ve dersi anlamanın kolaylaşmasının yanı sıra anlaşılmayan noktalar sorulabilir. Unutmanın en aza inmesi için de dersten sonra yinelemek gerekir. Böylece hem unutma azalır hem de dersi izleme ve öğrenme kolaylaşır.
5. En verimli çalışma aralıklı çalışmadır. Ara vermeden uzun süre çalışma kadar uzun süre dinlenme verilerek çalışmada verimsizdir. Ara vermeden uzun süre çalışma zihnin yorulmasına ve dikkatin dağılmasına yol açar. Uzun süreli dinlenme ise tekrar çalışmaya dönmeyi güçleştirir. Çalışma ve dinlenme süresi dersin özelliğine göre değişirse de ortalama olarak önerilen, 40-50 dakikalık çalışmadan sonra 10 dakika dinlenmedir. Ancak matematik, fizik gibi dersler çalışılırken problem çözmeden ara verilmemelidir. Ayrıca her yeni konuyu çalışmaya başlamadan önce ara verilmelidir.
6. Birbirine benzeyen iki ders üst üste çalışılmamalıdır. Örneğin psikoloji ve sosyoloji dersi yerine, tarih ve matematik dersi arka arkaya çalışılırsa daha iyi olur. Böylece öğrenilenler birbirine karışmayacağı gibi sıkıcı olmasının da önüne geçilir.
7. Öğrenme üzerinde en az bozucu etki yapan etkinlik uykudur. Bir öğrenci yatmadan önce on dakika süreyle o gün çalıştığı dersleri tekrarlayarak uykuya geçer ve sabah güne bir gün önce yapmış olduğu on dakikalık tekrarı yaparak başlarsa, çalıştıklarını daha iyi korur.
Verimli çalışma daha fazla disiplin ve hırsla elde edilir. Bu demek değildir ki dinlenmek için zaman ayrılmasın. Verimli çalışmak için dinlenmek şarttır. Çalışma planı hazırlanırken dinlenmek ve eğlenmek için zaman ayrılmalıdır. Eğer birey kendini genellikle yorgun hissediyorsa bu durumun nedenleri aranmalıdır. Havasız bir oda, ağır yemekler ve yeterince spor yapmamak yorgunluğa neden olabilir. Yorgunluk ve isteksizlik nedenleri bulunur ve değiştirilebilir. Şimdi yukarıda sayılan ilkeleri göz önüne alarak zamanın nasıl planlanacağını inceleyelim.
Çalışma planı hazırlamadan önce öğrenci verimli ders çalışma becerilerini kazanmalıdır. Verimli ders çalışma alışkanlıkları, etkili öğrenmeyi gerçekleştirmenin yanı sıra zamanın en verimli kullanılmasını da sağlar. Zamanı planlamadaki ilk adım önceliklerin saptanmasıdır. Birey önce kendisi için neyin önemli neyin önemsiz olduğuna karara vermeli veya yapmak istedikleri ile yapmak zorunda olduklarını öncelik sırasına koymalıdır. Birçok öğrenci yapmak istedikleri ve yapmak zorunda olduklarını gerçekleştirecek zamanı bulamaz.
Sosyal yaşamın sunduğu eğlenceler ve öğrenciliğin gerekleri arasında seçim yapmak zorunda kalır. Örneğin, sinemaya gitmek veya geç saatte televizyondaki bir programı izlemek, arkadaşları ile buluşmak yapmak istedikleri, ders çalışmak, sınavlara hazırlanmak, ödev hazırlamak ise yapmak zorunda olduğu etkinliklerdir. Bu seçimler öğrencilerde çatışma yaratır. Öğrenci amaçlarına ulaşmada engellenme yaratan çatışmalardan kurtulabilmek için önceliklerini belirlemeli ve şu soruları yanıtlamalıdır. Benim için bu etkinlikler içinde en önemlisi hangisidir ? Hangi etkinliklerden vazgeçebilirim ? En az önemli olan etkinlikler hangisidir ?
Önceliklerin net bir biçimde saptanabilmesi için şöyle bir uygulama yapılabilir:
Yönerge: Gelecek bir hafta için planlarınızı düşünün. Yapmak istediğiniz ve yapmak zorunda olduğunuz etkinlikleri listeleyin.

ETKİN DİNLEME
Dinleme bir beceridir. Ve bu beceri birtakım ilke ve yöntemlerle çok daha etkili bir şekilde kullanılabilir. İnsan iletişiminin yaklaşık %90 ı sözel olarak yapılmaktadır. Bu iletişinin ancak yarısı kısa bir süre sonra hatırlanabilir. Aradan daha fazla zaman geçtiğinde ise %20-25 ini bile zor hatırlarız. Bütün bu nedenlerden dolayı etkili dinleme ilke ve yöntemlerini öğrenmek ve bunları uygulamak daha da önem kazanmaktadır.
Etkili dinleme sadece söylenilenleri duymak değil, aynı zamanda bu söylenenleri önemli bulmak, kavramak ve değerlendirmektir. Ayrıca etkin dinleme aktif bir süreçtir.
Olaya bir de başka bir boyuttan bakalım. Etkin dinleme öğretmen-öğrenci ilişkilerini de olumlu bir yönde etkiler. Öğretmen genellikle kendini dinleyen ve dinlediğini çeşitli biçimlerde belli eden öğrencilere daha fazla ilgi gösterir ve onlara dönerek konuşur. Öğretmen dersi anlatırken dinleyicilere ihtiyaç duyar. Bu nedenle başını sallayan, not tutan, dikkatini yoğunlaştıran aktif öğrencilere daha fazla ilgi gösterir.
Öğetmenin sınıf içindeki en önemli görevlerinden biri öğrenciye bilgi aktarmaktır ve bunu öğretmen genellikle anlatarak gerçekleştirir Öğrenci ise öğretmenin bu anlattıklarını anlamak amacıyla dinlemektedir. İşte önemli olan da öğrencinin bu dinleme işlevini nasıl yaparsa daha başarılı olacağıdır.
Etkin bir dinleeyici olmak için "İFİKAN" adlı bir yöntemi uygulayabiliriz.
Bu yöntem;
İ - İleriye
F - Fikirler
İ - İşaretler
K - Katıl
A - Araştır
N - Not tut olmak üzere 6 basamaktan oluşmaktadır.
Bu basamakları kısaca açıklayalım.
Öncelikle ileriye bak basamağından başlayalım. Öğrenci sınıfta öğretmenini dinlerken, öğetmenin anlattıklarından yola çıkarak daha sonra neler söyleyebileceğini tahmin etmeye çalışmalıdır. Bu da öğrencinin dikkatinin dağılmasını engeller ve öğrenciyi devamlı uyanık tutar. Hatta öğrencinin aktif olarak katılmasını sağlar. Öğrenci daha önceden o günkü konuları okuyarak sınıfa gelirse hem anlatılanlara yabancı kalmamış olur hem de dersteki tahminlerini daha kolay bir şekilde yapar. Bu yöntemle öğrenci derste anlatılanları daha önce okuduğu için daha kolay bir şekilde hatırlar.
İkinci olarak fikirler basamağı karşımıza çıkıyor. Bu basamak bize önemli fikir ve düşüncelere önem vermemiz gerektiğini ve bunları göz ardı etmememiz gerektiğini anlatmaktadır. Öğrenci öğretmenin bir ders boyunca anlattıklarının ana fikrini bulmaya çalışmalıdır. Ders boyunca kendi kendine bu konunun ana fikri nedir?, Burada anlatılmak istenen nedir? gibi sorular sorması gerekir. Bu sorular öğrencinin ana fikir ve kavramları bulmasına yardımcı olur.
Üçüncü olarak işaretler basamağına bakalım. Öğrenci sınıf içinde devamlı uyanık olmak zorundadır. Öğretmenin hiçbir dediğini kaçırmamalıdır. Öğretmenin işaretlerine karşı dikkatli ve uyanık olmalıdır. Bir öğretmen konuyu anlatırken mutlaka ufak ipuçları verir. Bazı konuların üzerinde ısrarla durur. Örneğin bir konunun önemli bir bölümünü anlatırken belirli kelimeler kullanır, ses tonunda farklılıklar yaratarak çeşitli ipuçları verir. Öğretmenler seslerini yükselterek ya da "burası önemli", "dikkat ederseniz" gibi sözel vurgularla önemli noktalara işaret ederler. Bir öğretmen hiçbir zaman bu bir sınav sorusudur demez, ama çeşitli ipuçlarıyla bunu belli eder. Bu ipuçlarından birkaçına örnek verirsek: önemli, başlıca, can alıcı, burada esas fikir, şunu unutmayın ki, sonuç olarak, bu sebeple, özetle vb. ... Bu ipuçlarına dikkat edildiği taktirde öğrenci sınavda sorulabilecek soruları tahmin edebilir.

Bir başka basamak ise "katıl" basamağıdır. Öğrenci sınıf içinde devamlı aktif olmalıdır. Pasif bir öğrenci hiçbir zaman başarılı olamaz. Öğrenci derse her fırsatta katılmalıdır. Öncelikle derse zamanında gelmeli, sınıfta oturacağı yeri iyi seçmeli, görebileceği, duyabileeği bir yere oturmalıdır. Ve ders sırasında öğretmenin söylediklerine gülümseyerek, kaşlarını çatarak, başını sallayarak olumlu ya da olumsuz tepki göstermelidir. Böylece öğretmen de anlaşılan ya da anlaşılmayan yerleri çok daha iyi bir şekilde görebilir. Ayrıca bu öğretmeni de memnun eder. Onun motivasyonunu artıtırır, onu cesaretlendirir. Öğretmen dinlenildiğinin farkına varır. Oysa ki anlattıklarına karşı hiçbir tepki göstermeyen donuk, pasif öğrenciler karşısında öğretmen de bir şeyler anlatmak istemez. Öğrenciler öğretmene tepkide bulunarak dersin kalitesini yükseltmekte öğrencilerin elindedir. Beşinci olarak karşımıza "araştır" basamağı çıkıyor. Öğrenciler nedense ders sırasında soru sormaktan çok çekinmektedirler. Ve fikirlerini, görüşlerini rahatça söyleyememektedirler. Oysa ki bu çok yanlıştır. Ders sırasında anlaşılmayan bir yer varsa ya da merak edilen bir soru varsa bu soru rahatlıkla sorulmalıdır. Hiçbir şekilde çekinilecek bir durum söz konusu değildir. Sorulara verilen cevap anlaşılmadıysa ve açıklamalar yeterli değilse, yeni sorular sorulmalı ve açıklama yapılmasmı istenilmelidir. Eğer ders içerisinde zaman yetmediyse, ders bittikten sonra öğretmene ya da diğer öğrencilere de sorulabilir.
En son basamak ise " Not Tutma" basamağıdır. Dinleme yoluyla öğrenilen bilgiler çok uzun süreler hafızada duramaz. Öğrenilenlerin zaman zaman tekrar edilmesi gerekir. Bir öğrenci ders sonunda, o derste dinlediğinin ancak %55 ini hatırlayabilir.Tekrar yapılmadığı sürece bu oran bir hafta sonra %17 lere düşer. Bu yüzden not tutmanın çok büyük bir önemi vardır. Not tutmanın iki önemli yararı vaırdır. Bunlarda birincisi eğitimin temel şartı olan "Aktif katılımı" sağlar. Öğrenci derste pasif durumdan aktif duruma ggeçer. Not tutma sayesinde derste devamlı uyanık olur, dikkatini derse yoğunlaştırır ve dikkatinin dağılmasını engeller. İkinci önemli yararı ise unutmayı engelemesidir. Unutkanlık düşmanını bizim avantajımıza çevirerek en önemli girişim not tutmaktır. Özellikle alınan notlar eve gelince bir de temize çekilirse hafızaya daha iyi yerleşir.

• Öncelikle not tutulan kağıt konusunda cömert olmamız gerekir. İleride okuduğumuz zaman anlayabileceğimiz şekilde, boşluklar bırakılarak not tutmamız da yarar vardır. Hiçbir zaman küçük bir kağıda sıkışık bir şekilde not tutulmamalıdır. Hatta not tutmak için bir defter olursa daha düzenli not tutulur. Ve de sayfanın altında, üstünde, yan taraflarında boşluk bırakılırsa buralara eksik kalan bigileri daha sonra yazabiliriz.
Not tutmaya ilk günden başlanılması gerekir. Ve düzenli olarak not tutulması çok önemlidir.
• Dinleme ile not tutma arasında bir denge oluşturmak gerekir. Tüm dikkati dinlemeye ayırırsak, verimli bir şekilde not tutamayız. Aynı şekilde çok ayrıntılı not almaya kalkışırsak bu sefer de anlatılanları anlamamız güçleşir ve bu da dinlemeyi olumsuz etkiler. Dolayısıyla dinleme ve not tutma arasındaki dengeyi çok iyi ayarlamamız gerekir.
Derste not tutarken ana fikirleri, önemli noktaları not etmek çok önemlidir. Not alırken seçici olmakta yarar vardır. Önemli noktaları belilerken öğretmen bize çeşitli ipuçları verir. "Burası önemli", "Burada esas olan", "Dikkat ederseniz" vb. ipuçlarıyla bu bölümlerin önemini vurgular. Bu bölümler mutlaka not alınmalı ve önemli olduğunu belirtmek için de yanına * işareti konmalı ya da altı çizilmelidir.

• Not tutarken zamandan tasarruf etmek ve geri kalmamak için, öğrenci kendi anlayabileceği şekilde çeşitli kısaltmalar kullanmalıdırn. Bu kısaltmalardan bazılarına örnek verirsek:
-ve &
-gibi .
-örneğin ör
-sonuç olarak son.ol.
-kadar =
-matematik mat
-yüzyıl yy
-birbirine 11
-buna ek olarak +
-açısından ?
Not tutarken öğrenci kendi cümleleriyle not almalıdır. Bu şekilde hem öğrenci öğretmenin anlattıklarını özetleme imkanı bulur, hem de anladığı biçimde not alma imkanı bulur. Bazı durumlarda anlatılanların aynı şekilde not alınması gerekebilir. Ya da tahtada yazılanları aynı şekilde kaydetmek gerekebilir. Bu durumda anlatılanlar ya da yazılanlar aynı şekilde not alınmalıdır.
Öğrenci not tutarken aklına takılan yerleri ya da anlayamadığı bölümleri öğretmene sormaktan çekinmemelidir. Böylece not alırken hem eksik not alımamış olunur hem de anlayarak not alınır.
Öğrenci hafızasına çok güvense bile mutlaka sınıfta öğretmen tarafından söylenen ve vnemli gördüğü her şeyinot etmelidir. Böylece unutkanlık sonucu doğabilecek olumsuz sonuçları engellemiş olur.
Dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de tutulan notların mutlaka temize geçirilmesidir. Öğrenci tuttuğu notları temize geçirirken bir kez daha tekrar etmiş olur ve bu da unutmasını engeller. Eğer mümkünse tutulan notlar o gece ya da bir sonraki dersten önce temize geçirilmelidir.
İyi dinlemek ve not tutmak sadece eğitimin değil, hayat başarısının da en önemli unsurudur. İyi bir dinleyici olmanın temel kuralı iyi not tutmak, iyi not tutmanın yolu da iyi bir dinleyici olmaktır. Bu anlamda iyi not tutmak ve iyi bir dinleyici olmak birbirleriyle bağlantılı iki kavramdır.
Teorikte anlatılan bu hususlar, pratikte uygulandığında öğenciye birçok yararlar sağlar. Çok ufakmış gibi görünen ayrıntılar ileride büyük farklar yaratacaktır. Bunu sizler de yaşayıp görebilirsiniz.

SINAVLARI NASIL ATLATIRIM?

Eğitim psikologlarından en iyi on öneri:
-Yardım alın
-Öğretmenlerinize sınava nasıl çalışılabileceğini sorun.
-Çalışır ve tekrarlarken kısa aralar verin
-Yorgun bir zihin iyi hatırlayamaz.
-Çalışma programı yapın:
-En iyi çalışabileceğinizi düşündüğünüz zamanlarda tekrarlar yapın.
-Sağlıklı kalın
-İyi uyuyun ve yeterli beslenin.
-Egzersiz yapın
-Yürüyün, koşun, herhangi bir sporla uğraşın.
-Olumlu düşünün
-Başarısızlığı veya geleceği düşünmeyin.
-Elinizden gelenin en iyisini yapın:
-Hiç kimse daha fazlasını yapamaz.
-Tetikte olun
-Hasta gibi hissederseniz, endişeleriniz hakkında birileriyle konuşun.
-Çok rahat ta davranmayın:
-Sınav konusunda biraz endişe çok çalışmanızı sağlar




Öğrenciler günlük ve haftalık bölümleri de olan aylık çalışma planlarında;



VIII- NOT TUTUNUZ



Öğrenciler çalışma planı hazırlamadan önce ders çalışma süresi, çalışılması gerekli dersler v.b. konularda öğrenme ilkelerini bilmek zorundadır. Bu ilkeler;











Not tutulurken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır.





  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat