Forum TR
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Go Back   Forum TR > Genel Kültür > Kadınca

Türban

Genel Kültür Kategorisinde ve Kadınca Forumunda Bulunan Türban Konusunu Görüntülemektesiniz => İnsanlar kadınlı erkekli çıplak doğarlar analarından. Tıpkı bir tohumun filizlenip tüm çıplaklığıyla toprak anaya sarılışı gibi. Bitkiler büyüdükten sonra da ...

Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 22-05-08, 13:31   #1 (permalink)
Yabancı
 
Giriş Tarihi: 22-05-2008
Yaş: 27
Mesajlar: 1
Rep Puanı: 2375
sterk Rütbe: Artı 11sterk Rütbe: Artı 11sterk Rütbe: Artı 11sterk Rütbe: Artı 11sterk Rütbe: Artı 11sterk Rütbe: Artı 11sterk Rütbe: Artı 11sterk Rütbe: Artı 11sterk Rütbe: Artı 11sterk Rütbe: Artı 11sterk Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 0

Varsayılan Türban


İnsanlar kadınlı erkekli çıplak doğarlar analarından. Tıpkı bir tohumun filizlenip tüm çıplaklığıyla toprak anaya sarılışı gibi. Bitkiler büyüdükten sonra da utanmazlar çıplaklıklarından, ya da hayvanlar alemi de tıpkı bitkiler alemi gibi utanmazlar çıplaklıklarından. Utanmadıkları gibi bunu yasaklayan bir yasaları ya da onları korkutan bir cehennem ateşi rivayeti de yoktur. Çünkü onları yaratan tanrısal güç, onları zaten çırılçıplak yaratmıştır. Sonradan örtünme gereğini duymazlar. Belki diyeceksiniz ki, onlar bitki ve hayvandır, akılsız ve duygusuz varlıklardır. Bunu nereden biliyoruz, gerçekten buna nasıl emin olabiliriz ki. Bilimsel ilerlemeler bu konuda doyurucu bir açıklamada bulunabilmiş değiller henüz.

Gel gelelim insanların örtünmesine, özelde de kadının örtünmesine. İnsanlar neden ihtiyaç duydular örtünmeye? Hayvanlar alemi içerisinde vücudu en tüysüz ya da kürksüz olan tür, insan türüdür. Doğanın aşırı sıcağından ve aşırı soğuklarından kendini üzerindeki kürkü veya tüyleri sayesinde koruyan hayvanlar, böyle bir sorun yaşamamışlardır. Yani giysi dokuyup, dikip giymeye ihtiyaç duymamışlardır. Ancak dikkat edelim insan yavrusu anadan doğarken son derece bakıma muhtaç, doğanın soğukluk ve sıcaklıklarına karşı oldukça korumasız bir durumda olur. Dolayısıyla analar doğurdukları çocuklarını soğuklardan ve sıcaklardan korumak için vücutlarını koruyacak giysi veya giyecek kültürünü geliştirmişlerdir. Daha bizler doğmadan analarımız bize yazlık ve kışlık giyeceklerimizi hazırlarlar. Bunun bohça bohça hazırlığını yaparlar. İlk dönemler kızların ve erkeklerin giyecekleri arasında fazla bir fark yokmuş büyük bir ihtimalle. Kız olsun erkek olsun analarımız ya bulabildikleri bir hayvan derisini ya da bitki liflerinden dokudukları çeşitli kumaş parçalarına dolamışlardır. Ancak daha sonra cinsiyetçi toplumun gelişmesiyle beraber kızların ve erkeklerin neler giyecekleri keskin çizgilerle ayrıştırılmıştır birbirinden. Buna göre kızların bohçalarındaki elbiseler genellikle pembe, erkeklerinki mavi olur. Yani doğacağınız zaman cinsiyetinize göre rengi ve biçimi önceden bellidir giysilerinizin. Ne giyinip ne giyinemeyeceğiniz de bellidir öncesinden. Çünkü kadınlık ve erkekliğin toplumsal rollerinin nasıl olması gerektiğini, bin yıllardır cinsiyetçi toplum belirlemiştir zaten. Bu rolleri belirleyenler; toplumun en bilmişleri olan rahipler, krallar, rahip krallar, peygamberler, filozoflar, bilim adamları olmaktadır. Dolayısıyla zamanında kadının hangi renk ve nasıl bir elbise, erkeğin hangi renk ve nasıl bir elbise giyinebileceğine toplumun bu çok bilmişleri karar vermişlerdir. Aslında hemen hemen tüm dünyanın üzerine uzlaştığı tek konunun bu olduğunu ve bunun da kadınlık ve erkeklik rolleri olduğunu belirtmek abartılı bir tespit olmayacaktır. Bu rollere göre kadınlar eteklik giyinir erkekler pantolon, kadınların saçları uzun erkeklerin ki kısa, kadınlar genelde estetiğe özen gösteren aksesuarlarla süslenmesi gereken bir role sokulmuştur, ama erkeklerin fazla böyle bir sorunu yoktur nedense. Yani insanların giysi giyme kültürü doğadaki olaylar ve durumlar karşısında kendini koruma ihtiyacından gelmiştir ancak bu giysinin erkeğe ve kadına göre nasıl belirlendiği, bu belirlenmişliklerin nasıl birer kanun, birer yasaya dönüştüğü, ihlal edilmesi halinde bu suça karşılık gelen cezanın ne olacağı elbette güçlü ideolojiler tarafından belirlenmiştir. Doğa bizleri sadece çırılçıplak yavrular olarak biçimlendirmiş, ideolojiler ise bizleri çeşitli biçimlerdeki giysilere ve örtülere sarmıştır.

Baş bağlama kültürüne gelince. Kadınların başını bağlama kültürü veya yasası Sümerlerden, Asurlardan, Hammurabi yasalarından beri var. Aslında ataerkil toplumsal zihniyetin ve sistemin gelişimi ile birlikte başlıyor. Baş bağlama bir anlamda kadının akıl gücünü, düşünce gücünü kapatmaktır. Kadının aklına, düşüncesine kısacası beyin gücüne bir tür kilit vurmaktır. Kadın tarihini bilenler bilir bunu, kadınlar eskiden taa tarihin derinliklerinde bu günkü gibi toplumda aşağılanmak bir yana dursun, son derece kutsandıkları bir dönem yaşamışlardır. Hem de yaklaşık on binlerce yılı kapsayan bir süreçtir bu dönem. Kadının altın çağı diyoruz bu çağa. Kadının altın çağı ya da ana eksenli toplum veya daha yeni bir değişle doğal toplum dediğimiz bu toplumsal düzende kadınlık; en kutsal değerlerin toplamı, ifadesi, yaratıcısı rolündedir. Kendi yaşamının sınırlarını kendisi belirlemiştir. Başkaları ona yasalar, yasaklar, töreler ve suç-cezalar koymamıştır. Kadın bu dönemde kendi iradesi ile belirlediği yasalar çerçevesinde yaşamını düzenlemiştir. Dolayısıyla ilk toplumsallaşmayı da yaratan öznedir kadın. Çünkü yaşamın 'Ana'sıdır. Çünkü yaşamın yaratıcı ve yürütücü gücüdür. Yaşamın yaratıcılarının da yaratıcısıdır, yani 'Ana'sıdır.

'Analık' ise öyle Türkiye Başbakanı Tayip Erdoğan'ın söylediği gibi sadece çocuk doğurma rolü değildir. 'Analık' bir zihniyet, bir felsefe, yaşama bir bakış açısı, yaşama ve toplumsal var oluşa bir katılım biçimidir. Kadının duygusal zekasından, dişil zihniyetinden gelen; sevgi, şefkat, adalet, eşitlik, vicdan, hoşgörü, empati ve sempati ile şekillenmiş bir düşünüş biçimidir. Bu düşünüş ve yaşama bakış açısında savaşa, şiddete, baskı ve tahakküme yer yoktur. Dolayısıyla Erdoğan'ın dediği gibi 'Ana' olmayı sadece çocuk doğurma işlevine indirgemek, 'Analık' olgusunu özünden boşaltmayı getirir. Ki beş bin yıllık erkek egemenlikli ataerkil zihniyet ve sistemi 'Ana' olmayı zaten çocuk doğurma işlevine, yani sadece biyolojik bir işleve indirgemiştir.

İşte kadının başının bağlanması da kadının kendi altın çağındaki dişil aklının üretkenliğini kıskanan ve kadının, 'Ana'nın yararlı otoritesini gizliden gizliye kabullenemeyen erkeğin, kendi erkini geliştirme sürecine girmesiyle başlamaktadır. Yani kadının 'Ana'nın yaratıcı sevgi, şefkat ve hoş görü yüklü duygusal zekasını, yapıcı, barışçı, kardeşçi, empati ve sempatiye dayalı demokratik dişil aklını bir biçimde etkisizleştirip, yerine kendi tahakkümcü, iktidarcı, savaşçı ve şiddetçi eril aklını egemen kılma savaşını başlatmasına tekabül eder. Kutsal 'Ana'nın kendi altın çağında oluşturduğu yaşam düzeni ve yasalarını elinden alıp yerine kendi ataerkil düzenini ve yasalarını yerleştirmesi süreci ile başlar. Yani erkek aklının kadın aklının yerine geçmesi, 'Ana' aklının ve zekasının baba aklı ve zekası ile yer değiştirmesi, erkek etkinliğinin kadına artık üstün gelmesi ve hükmetmesi ile başlar, kadının başının bağlanması. Adeta korkulmuştur kadının yaratıcı ve duygu yüklü aklından. Kadın aklından korkmanın sonucudur, erkek egemenlikli sistemin kadının başını bağlamış olması.

Tabi zamanla birbiri ardından gelişen erkek egemenlikli düşünüş biçimleri, özellikle de Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam dinlerinde kadının başını bağlaması, dini bir yasa olarak kadının yaşam sınırlarını belirlemiştir. İslam dininin yaygın olduğu Ortadoğu toplumlarında, İslami yasalar günümüze kadar bir toplumsal kültür halini almıştır. Her toplum, kendi dini inanışına ve benimsediği yaşam felsefesine göre kendi gelenek ve göreneklerini, örf ve adetlerini, kısacası kendi kültürünü geliştirir.
Örneğin Kürt kadınlarının geleneksel kıyafetlerini tamamlayan bir parçadır 'Analarımız' ın taktıkları beyaz tülbentler veya renga renk yazmalar. Kültürel bir simge haline gelmiştir renkli yazmalar. Hatta yine 'Analarımız' ın taktığı beyaz tülbentler, tarihten günümüze dek 'Barış' ın simgesi olagelmiştir. Erkeklerin bitmek bilmez kavgalarının ortasına bir kadının beyaz tülbentini atması, o kavganın sona ermesini gerektirir. Dolayısıyla bir toplumun kültürel bir motifi haline gelmiş olan 'Analarımız'ın beyaz tülbentlerini, renga renk yazmalarını veya eşarplarını hepimiz anlar, hepimiz tanır, hepimiz sever ve saygı duyarız. Bunun gönüllü kullanılan kültürel bir motifimiz olduğunu biliriz. Genç kızlara zorla örtmeleri dayatılmadığı müddetçe tabi.

Türkiye'de tartışılan Türban meselesi ise ideolojik ve siyasal bir simgedir. Bunu Erdoğan'ın kendisi de kabul ediyor. Hiç de yukarıda bahsettiğimiz kültürel İslam'ın toplumsal yaşam tarzında oluşturduğu kültürel bir simge olarak ele alınmıyor. Siyasal bir partinin politik ve ideolojik iktidar çıkarlarına hizmet eden bir simgeye dönüştürülmüştür. Siyasal bir iktidar savaşına araç yapılmıştır. AKP'nin siyasetini üzerinde var ettiği bir araçtır türban. Halka ve topluma vereceği fazla bir şey olmamasından kaynaklı olarak siyasetini türban gibi bir aracın üzerinden var etmeye çalışmaktadır. Türban aracını da kadın üzerinden geliştirmektedir. En kötüsü de kadını kendi siyasal İslam çizgisine araç yapmasıdır. Türkiye'nin önündeki temel demokratikleşme sorunlarından ziyade böyle bir politik aracı seçmiştir. Bu savaştan, şiddetten beslenen bir partinin, hem Kürt halkına hem Türk halkına ve hem de kadınlara oynadığı bir oyundur. Bu oyunu gören her kadının oyunu boşa çıkarması için bir şeyler yapması, bir tavır sahibi olması gerekmektedir .Hiçbir kadının bunu onaylamaması gerekmektedir. Hele 'Analarımız'ın kültürel motifleri haline gelen tülbent yazma ve eşarp takma adetini, kesinlikle AKP'nin siyaset aracı yaptığı türbanla karıştırmaması gerekmektedir.

Zilar STERK
sterk çevrimdışı  
Eski 22-05-08, 14:09   #2 (permalink)
Hızlı Üye
 
Giriş Tarihi: 21-10-2006
Yer: 34
Mesajlar: 1,499
Rep Puanı: 3929408
cerci90 Rütbe: Artı 11cerci90 Rütbe: Artı 11cerci90 Rütbe: Artı 11cerci90 Rütbe: Artı 11cerci90 Rütbe: Artı 11cerci90 Rütbe: Artı 11cerci90 Rütbe: Artı 11cerci90 Rütbe: Artı 11cerci90 Rütbe: Artı 11cerci90 Rütbe: Artı 11cerci90 Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 39333

Send a message via MSN to cerci90
Varsayılan C: Türban


Okuyamıyacağım kadar uzun .. Biraz da istikrarlı bir konu .. Teşekkürler.
cerci90 çevrimdışı  
Eski 25-05-08, 10:41   #3 (permalink)
Geçerken Uğradım
 
Giriş Tarihi: 01-03-2008
Yaş: 18
Mesajlar: 60
Rep Puanı: 14645
leresbosl Rütbe: Artı 11leresbosl Rütbe: Artı 11leresbosl Rütbe: Artı 11leresbosl Rütbe: Artı 11leresbosl Rütbe: Artı 11leresbosl Rütbe: Artı 11leresbosl Rütbe: Artı 11leresbosl Rütbe: Artı 11leresbosl Rütbe: Artı 11leresbosl Rütbe: Artı 11leresbosl Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 154

Varsayılan C: Türban


Bana göre insanın kendine kalmış birşey istedigi gibi düşünebilir, inanabilir kimse inanç ve düşünce bakımından kimseyi zorlayamaz.İnanıyorsa örtsün başını diğer insanları ilgilendirmez.Üniversiteye girsin bizleri ilgilendirmezHer insan kendinden sorumludur.Baskasının hayatına dil üzatma lüksiyeti yoktur !
leresbosl çevrimdışı  
Eski 25-05-08, 14:24   #4 (permalink)
Yeni Üye
 
Giriş Tarihi: 07-10-2006
Yer: EMolarin sehrinden
Yaş: 16
Mesajlar: 29
Rep Puanı: 50224
Filizce Rütbe: Artı 11Filizce Rütbe: Artı 11Filizce Rütbe: Artı 11Filizce Rütbe: Artı 11Filizce Rütbe: Artı 11Filizce Rütbe: Artı 11Filizce Rütbe: Artı 11Filizce Rütbe: Artı 11Filizce Rütbe: Artı 11Filizce Rütbe: Artı 11Filizce Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 0

Varsayılan C: Türban

Hepsini okuddum cok tesekkürler
Filizce çevrimdışı  
Eski 25-05-08, 15:15   #5 (permalink)
Öłeиe καđαя Öłüмšüzüм...!
 
Giriş Tarihi: 24-05-2008
Yer: izмiя/кσηαк
Yaş: 19
Mesajlar: 3,085
Blog Mesajları: 5
Rep Puanı: 65172917
seLin_18 Rütbe: Artı 11seLin_18 Rütbe: Artı 11seLin_18 Rütbe: Artı 11seLin_18 Rütbe: Artı 11seLin_18 Rütbe: Artı 11seLin_18 Rütbe: Artı 11seLin_18 Rütbe: Artı 11seLin_18 Rütbe: Artı 11seLin_18 Rütbe: Artı 11seLin_18 Rütbe: Artı 11seLin_18 Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 651764

Varsayılan C: Türban

Hepsini okumadım ama okuduğum yerLer güzeLdi saoL payLasımın için
seLin_18 çevrimiçi  
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 00:01
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com

Forums Directory

Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512