En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 21-12-06, 15:33   #1
-Oz-

Exclamation Deprem Nedir ? - JEOLOJİ



1.DEPREM NEDİR?

Dünyanın oluşumundan beri doğal güçlerin neden olduğu, yer kabuğunun derin tabakalarının yer değiştirmesi ya da yanardağların püskürme durumuna geçmesi sonucu oluşan ani devimin yer sarsıntısına deprem denir. Depremlerin büyük bir bölümü levhaların bitişme yerleri üzerinde olur.Bir levha kayarak diğerine dayandığı zaman arada kalan kayalar sıkışır ve yerlerinden oynar ya da kırılır.Bu durum da şok dalgaları adı verilen güçlü titreşimler kayaların içinden geçerek yüzeye erişir.(Bakınız Ek 1)
1.1 DEPREM TÜRLERİ :
Depremler oluş nedenlerine göre degişik türlerde olabilir. Dünyada olan depremlerin büyük bir bölümü yukarıda anlatılan biçimde oluşmakla birlikte az miktarda da olsa baska doğal nedenlerle de olan deprem türleri bulunmaktadır. Yukarıda anlatılan levhaların hareketi sonucu olan depremler genellikle "TEKTONİK" depremler olarak nitelenir ve bu depremler çoğunlukla levhalar sınırlarında olusurlar.Yeryüzünde olan depremlerin %90'ı bu gruba girer. Türkiye'de olan depremler de büyük çoğunlukla tektonik depremlerdir.
İkinci tip depremler "VOLKANİK" depremlerdir. Bunlar volkanların püskürmesi sonucu oluşurlar.Yerin derinliklerinde ergimiş maddenin yeryüzüne çıkışı sırasındaki fiziksel ve kimyasal olaylar sonucunda oluşan gazların yapmış oldukları patlamalarla bu tür depremlerin maydana geldiği bilinmektedir. Bunlar da yanardağlarla ilgili olduklarından yereldirler ve önemli zarara neden olmazlar. Japonya ve İtalya'da olusan depremlerin bir kısmı bu gruba girmektedir. Türkiye'de aktif yanardağ olmadığı için bu tip depremler olmamaktadır.
Bir başka tip depremler de "ÇÖKÜNTÜ" depremlerdir. Bunlar yer altındaki boşlukların (mağara), kömür ocaklarında galerilerin, tuz ve jipsli arazilerde erime sonucu oluşan boşlukları tavan blokunun çökmesi ile oluşurlar. Hissedilme alanları yerel olup enerjileri azdır fazla zarar getirmezler. Büyük heyelanlar ve gökten düşen meteorların da küçük sarsıntılara neden olduğu bilinmektedir.
Odağı deniz dibinde olan Derin Deniz Depremlerinden sonra, denizlerde kıyılara kadar oluşan ve bazen kıyılarda büyük hasarlara neden olan dalgalar oluşur ki bunlara (Tsunami) denir. Deniz depremlerinin çok görüldüğü Japonya'da Tsunami'den 1896 yılında 30.000 kisi ölmüstür.


1.2 DEPREMİN ŞİDDETLERİ VE NEDENLERİ

Depremin yer yüzeyindeki etkileri depremin şiddeti olarak tanımlanır. Depremlerin şiddet dereceleri çok çeşitlidir; kimisi, yalnız çok duyarlı sismograflarla tespit edilebilecek zayıf depremlerdir, kimisi toprağın yarılmasına ve yerleşim bölgelerinde yıkımlara yol açabilecek derece de şiddetlidir.Bu konuda tehlikeli sonuçlar doğurabilecek yanılmalardan sakınmak için, değerlendirmede temel sayılabilecek çeşitli unsurları iyice bilmek şarttır.Üzerinde durulabilecek ilk unsur, toprağın derinliklerideki belirli bir bölgede meydana gelen ana sarsıntıdır.Bu sarsıntı, kabaca bir tahminle “merkez” veya “alt merkez” denilen bir noktaya bağlanır (“üst merkez” terimi ise, bu noktanın yeryüzündeki karşılığını gösterir).

Depremlerin bir nedeni volkanik bölgelerde yerkabuğunun altındaki erimiş kayaçların hareket etmesidir.Ancak Bu tür depremler hafif sarsıntı yaratır.Asıl büyük depremler yerkabuğundaki kırıkların oluşturduğu fay hatları boyunca görülür.Büyük depremlerin topraküstü ve toprakaltı etkileri çok büyük boyutlara ulaşır, çoğu kez, yüzeysel toprak kabartmaları, çökmeler ve kırıklar oluşur. Depremin yeryüzünde oluşturduğu sarsıntı ve yol açtığı yıkım depremin şiddetine bağlıdır. Dışmerkez yakınındaki yerlerde depremin şiddeti en fazladır. Buralarda yapılar sarsıntıyla yıkılabilir, toprakta çatlaklar oluşabilir.


1.3 DEPREM NASIL ÖLÇÜLÜR ?

Bir depremin Magnitüdü (açığa çıkan yada harcanan toplam enerji miktarı), çoğunlukla Richter Ölçeğine göre belirlenir. Adını Amerikalı Charles F. Richter’den alan bu ölçek, sismik dalgaların genliğine dayanılarak hazırlanmış logaritmik bir cetveldir. Ölçek, bir birimlik magnitüt artışı, depremin boyutlarında 10 katı bir artışa karşılık gelecek biçimde düzenlenmiştir. Örneğin, Richter Ölçeği’ne göre magnitüdü 8 olan bir deprem, magnitüdü 4 olan bir depremden 10 bin kez daha büyüktür. Başka bir örnek ise Richter ölçeğiyle 7 kuvvetindeki bir deprem 4 kuvvetindeki depremden 1.000 kat daha şiddetlidir.

Depremleri inceleyen bilim dalına sismoloji, depremlerle oluşan sismik dalgaların süre ve genlik gibi özelliklerini kaydeden aygıta da sismograf denir. Sismograf bir çerçeve, ona asılı bir ağırlık ve bunların birbiri karşısındaki konumlarında meydana gelen değişikliği kağıt üzerine aktaran bir düzenekten oluşur. (Bakınız EK 2)

1.4 DEPREM NERELERDE OLUŞUR?
Deprem herhangi bir yerde ve herhangi bir zamanda oluşabilir. Genel olarak depremlerin kabuğu oluşturan levhaların sınırlarında oluştuğu söylenebilir. Dünyanın çeşitli yerlerinde benzer nitelikte depremlerin tekrarlandığı gözlenmiştir ve buraları hep levha sınırlarındadır. Depremlerin yoğun olarak gözlendiği bölgeler yeryüzünde üç ana kuşak oluşturur.
1.KUŞAK (Pasifik Deprem Kuşağı): Şili’den kuzeye doğru Güney Amerika kıyıları, Orta Amerika, Meksika, ABD’nin batı kıyıları ve Alaska’nın güneyinden Aleutian Adaları, Japonya, Filipinler, Yeni Gine, Güney Pasifik Adaları ve Yeni Zelanda’yı içine alan en büyük deprem kuşağıdır. Yeryüzündeki büyük depremlerin yüzde 81’i bu kuşak üzerinde gerçekleşir.

2.KUŞAK (Alpine): Endonezya’dan (Java-Sumatra) başlayıp Himalayalar ve Akdeniz üzerinden Atlantik Okyanusu’na ulaşan kuşaktır. Yeryüzündeki büyük depremlerin yüzde 17’si bu kuşakta oluşur.

3.KUŞAK (Atlantik): Bu kuşak, Atlantik Okyanusu ortasında yer alan levha sınırı (Atlantik Okyanus Sırtı) boyunca uzanır.
1.5 MSK Siddet Cetveli :

I- Duyulmayan
(a) : Titreşimler insanlar tarafından hissedilmeyip, yalnız sismograflarca kaydedilirler.

II- Çok Hafif
(a) : Sarsıntılar yapıların en üst katlarında ,dinlenme bulunan az kişi tarafından hissedilir.

III- Hafif eprem ev içerisinde az kişi, dışarıda ise sadece uygun şartlar altındaki kişiler tarafından hissedilir. Sarsıntı, yoldan geçen hafif bir kamyonetin meydana getirdiği sallantı gibidir. Dikkatli kişiler, üst katlarda daha belirli olan asılmış eşyalardaki hafif sallantıyı izleyebilirler.

IV- Orta Şiddetli : Deprem ev içerisinde çok, dışarıda ise az kişi tarafından hissedilir. Sarsıntı, yoldan geçen ağır yüklü bir kamyonun oluşturduğu sallantı gibidir. Kapı, pencere ve mutfak eşyaları v.s. titrer, asılı eşyalar biraz sallanır. Ağzı açık kaplarda olan sıvılar biraz dökülür. Araç içerisindeki kişiler sallantıyı hissetmezler.

V- Şiddetli : Deprem, yapı içerisinde herkes, dışarıda ise çok kişi tarafından hissedilir. Uyumakta olan çok kişi uyanır, az sayıda dışarı kaçan olur. Hayvanlar huysuzlanmaya başlar. Yapılar baştan aşağıya titrerler, asılmış eşyalar ve duvarlara asılmış resimler önemli derecede sarsılır. Sarkaçlı saatler durur. Az miktarda sabit olmayan eşyalar yerlerini değistirebilirler ya da devrilebilirler. Açık kapı ve pencereler şiddetle itilip kapanırlar, iyi kilitlenmemiş kapalı kapılar açılabilir. İyice dolu, ağzı açık kaplardaki sıvılar dökülür. Sarsıntı yapı içerisine ağır bir eşyanın düşmesi gibi hissedilir.

VI- Çok Şiddetli : Deprem ev içerisinde ve dışarıda hemen hemen herkes ratafından hissedilir. Ev içerisindeki birçok kişi korkar ve dışarı kaçarlar, bazı kişiler dengelerini kaybederler. Evcil hayvanlar ağıllarından dışarı kaçarlar. Bazı hallerde tabak, bardak v.s.gibi cam eşyalar kırılabilir, kitaplar raflardan aşağıya düşerler. Ağır mobilyalar yerlerini değiştirirler.


VII- Hasar Yapıcı : Herkes korkar ve dışarı kaçar, pek çok kişi oturdukları yerden kalkmakta güçlük çekerler. Sarsıntı, araç kullanan kişiler tarafından önemli olarak hissedilir. Sular çalkalanır ve bulanır. Kaynak suyu debisi ve yeraltı su düzeyi değişebilir. Bazı durumlarda kaynak suları kesilir ya da kuru kaynaklar yeniden akmaya başlar. Bir kısım kum çakıl birikintilerinde kaymalar olur. Yollarda heyelan ve çatlama olabilir. Yeraltı boruları ek yerlerinden hasara uğrayabilir. Taş duvarlarda çatlak ve yarıklar oluşur.

VIII- Yıkıcı : Korku ve panik meydana gelir. Araç kullanan kişiler rahatsız olur. Ağaç dalları kırılıp, düşer. En ağır mobilyalar bile hareket eder ya da yer değiştirerek devrilir. Asılı lambalar zarar görür. Boruların ek yerleri kırılır. Abide ve heykeller hareket eder ya da burkulur. Mezar taşları devrilir. Taş duvarlar yıkılır. Dik şevli yol kenarlarında ve vadi içlerinde küçük yer kaymaları olabilir. Zeminde farklı genişliklerde cm ölçüsünde çatlaklar oluşabilir. Göl suları bulanır, yeni kaynaklar meydana çıkabilir. Kuru kaynak sularının akıntıları ve yeraltı su düzeyleri değişir.

IX- Çok Yıkıcı : Genel panik. Mobilyalarda önemli hasar olur. Hayvanlar rast gele öte beriye kaçışır ve bağrışırlar. Heykel ve sütunlar düşer. Bentlerde önemli hasarlar olur. Toprak altındaki borular kırılır. Demiryolu rayları eğrilip, bükülür yollar bozulur. Düzlük yerlerde çokça su, kum ve çamur tasmaları görülür. Zeminde 10 cm. genişliğine dek çatlaklar oluşur. Eğimli yerlerde ve nehir teraslarında bu çatlaklar 10 cm.den daha büyüktür. Bunların dışında, çok sayıda hafif çatlaklar görülür. Kaya düşmeleri, birçok yer kaymaları ve dağ kaymaları, sularda büyük dalgalanmalar meydana gelebilir. Kuru kayalar yeniden sulanır, sulu olanlar kurur.

X- Ağır Yıkıcı :Baraj, bent ve köprülerde önemli hasarlar olur. Tren yolu rayları eğrilir. Yeraltındaki borular kırılır ya da eğrilir. Asfalt ve parke yollarda kasisler oluşur. Zeminde birkaç desimetre ölçüsünde çatlaklar oluşabilir. Bazen 1 m. genişliğinde çatlaklar da olabilir. Nehir teraslarında ve dik meyilli yerlerde büyük heyelanlar olur. Büyük kaya düşmeleri meydana gelir. Yeraltı su seviyesi değişir. Kanal, göl ve nehir suları karalar üzerine taşar. Yeni göller oluşabilir.

XI - Çok Ağır Yıkıcı : İyi yapılmış yapılarda, köprülerde, su bentleri, barajlar ve tren yolu raylarında tehlikeli hasarlar olur. Yol ve caddeler kullanılmaz hale gelir. Yeraltındaki borular kırılır. Yer, yatay ve düşey doğrultudaki hareketler nedeniyle geniş yarık ve çatlaklar tarafından önemli biçimde bozulur. Çok sayıda yer kayması ve kaya düşmesi meydana gelir. Kum ve çamur fışkırmaları görülür.

XII- Yok Edici (Manzara Değişir) : Pratik olarak toprağın altında ve üstündeki tüm yapılar baştanbaşa yıkıntıya uğrar. Yer yüzeyi büsbütün değişir. Geniş ölçüde çatlak ve yarıklarda, yatay ve düşey hareketlerin yön miktarları izlenebilir. Kaya düşmeleri ve nehir versanlarındaki göçmeler çok geniş bir bölgeyi kaplarlar. Yeni göller ve çağlayanlar oluşur.


ANADOLU TARİHİNDE DEPREM

İ.Ö. birinci yüzyılda, adına I. Antiokhos denilen ve kendisinden başka bir şey düşünmeyen bir hükümdar varmış.Kommagene uygarlığının hükümdarı 2150 metre yüksekliğindeki Nemrut Dağı’nın doruğuna kendisi için cüretkâr bir anıt mezar yaptırmış.Hemen orda ilan edildiğine göre bu mezarı, “zamanın acımasızlığı yok edemeyecek”imiş.

Tahmin edilemez emekler harcanarak, yumruk büyüklüğündeki taşlar dağın doruğuna çıkartılmış, bir araya getirilmiş ve yüksekliği 60 metreyi aşan konik bir tümülüs yapılmış.Tümülüsün çevresindeki teraslarda ise hükümdarın öldükten sonra bir araya gelmeyi hayal ettiği tanrılarla mitolojik kahramanların muazzam boyutlardaki heykellerinden oluşan bir kutsal alan yaratılmış.

Tümülüs, kayaların yerden aşağıya yuvarlanmasıyla 45 metre kadar çökmüş.Gün gelecek yani jeolojik zamana göre bakıldığında bugünün üzerinden bir an daha geçmiş olacak ki, hükümdarın mezarından eser bile kalmayacak. Zeus’un, Herakles’in, Apollon’un ve o kibirli hükümdarın taştan kafaları. İnsanın hayal gücünün ürünü olan bu heykeller ya çatlaklarla dolmuş yada yan yatmış.

Yer yüzünün bu kesiminde yaşayan insanlar, toprakta meydana gelen bu ani ve şiddetli değişimlerden çağlar boyunca doğaüstü güçleri sorumlu tutmuştur.İ.Ö. 464’te bir deprem Sparta’yı yerle bir edip sonunda köle isyanlarının çıkmasına neden olduğunda, eski Yunanlılar da Poseidon’u yeryüzü sarsmakla suçlamış.Yine 1999 yılında Atina’nın dış mahallelerini yutan depremden sonra Aya Kyprianos manastırından bir papaz, bu facianın ilahi bir uyarı olduğunu söylemektedir. “Bizi sarsarak günahlarımızdan arındırılmamız için gönderildi”. Konu hakkındaki bilimsel açıklamayı ise jeofizikçi Rob Reilinger yapmakta: “Kıtalar arasındaki çarpışma hareketleri tüm hızıyla devam ediyor.Afrika ve Arabistan Yarımadası kuzeye yönelerek Avrasya’yı itiyor”Son beş milyon yıldır süre gelen bu çarpışmanın yarattığı karmaşık jeolojik süreçler, nasıl antik kültürlerde esrarengiz güçlere inanışı ve dehşet duygusunu körüklemişse, bugünde bilim adamlarının düşüncelerine tümüyle hakim oluyor.

Doğu Anadolu Bölgesi’nde başlayan çarpışma gerçekte Anadolu’nun genelini etkiliyor.Kuzeye doğru hareketi Afrika’nınkinden biraz daha hızlı olan Arabistan Yarımadası, buraya çarpan ilk kara parçası olmuş.İzleyen süreç içinde de Avrasya’yı tam göbeğinin altından iteleyerek sadece Nemrut Dağı’nı değil, Kafkas Dağları’nı da yükseltmiştir.

Çarpışma, doğuda yerkabuğunu kalınlaştırmış; günümüze kara kesiminde yerkabuğunun kalınlığı 45 kilometreyi buluyor.Oysa daha batıda, Ankara yakınlarında bu kalınlık 49 kilometre.Sonuç olarak bölge bugün, ortalama yüksekliği 2 kilometrelik bir plato görümünde. Ancak çarpışmadan önce neredeyse deniz seviyesindeymiş.Bazı yerlerde ise çarpışma halindeki kıtaların arasında sıkışıp kalan deniz tabanının eğri büğrü kalıntıları, yüzeye fışkırarak dağları oluşturmuş. Ancak bu deniz tabanını dolduran kayaların büyük bölümü ezile ezile iyice çökerek yeryüzünün manto denilen 35-40 kilometre derinliklerindeki katmanına yanaşmış.Bu da yer kabuğunun alt tabakalarını eriterek magma oluşumuyla sonuçlanmış.

Yakın dönemde Ağrı Dağı ve onun kardeşi küçük Ağrı yanardağlarında da patlama olmadı. Ama Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayanların depremden korkmak için haklı nedenleri var. Arabistan Yarımadası’nın kuzeye doğru yaptığı sıkıştırma sonucunda Türkiye batıya doğru itiliyor.

Kapadokya’ya çığ gibi yağan volkanik oluşumlar da bölgenin hemen tüm jeolojik hareketleri gibi Afrika’nın Anadolu’ya yaklaşmasından kaynaklanıyor.Gitgide yaklaşan kıtanın önündeki yoğun okyanus kayaçları Türkiye’nin altına dalmış ve yüksek oranda su içeren kayaların daha derinlere inip yerin mantosuyla karışması ile bütün Kapadokya’da, gaz içeriği yüksek magma açığa çıkmıştır.

Anadolu’nun batı yününde ilerleyişi, büyük ölçüde Kuzey Anadolu Fayı boyunca gerçekleşiyor.Anadolu’yu Avrasya’nın diğer bölümünden ayıran fay hattı, Marmara Denizi’ni Ege’ye bağlayan, 60 kilometre uzunluğundaki Çanakkale Boğazı’nın oluşumunda da büyük rol oynamıştır.

Mitolojide de geçiyor Çanakkale Boğazı; Tunç Çağı boyunca boğazın girişine etmiş antik Troia kentiyle ilgili efsanede.Homeros’un destanı Odysseia’de Yunanlı kahraman Odysseus’un yaptığı bir hileyle sona erer.Troia Savaşı.Yunan askerleri de dev bir tahta atın içine saklanırlar ve hiçbir şeyden şüphelenmeyen Troialılar da kent surlarının içine alıverirler atı.Tübingen Üniversitesi arkeologlarından Manfred Korfmann’nın Troi atıyla ilgili söyledikleri ise şöyle : “ Kuledeki dev gri taşlarındaki çatlaklar pek çok kişiye göre depremlerden olmuşlardır.

İ.S. 500 dolaylarında meydana gelen son derece yıkıcı iki deprem Troia’yı sonsuza dek silmiş haritadan .Zaten dördüncü yüzyılın ortalarına kadar süren, eşi benzeri görülmemiş bir büyük deprem dalgası, Ege Bölgesi’nde kurumuş olan belli başlı bütün kentleri yerle bir etmiş: Pergamon, Aphrodisias, Ephesos, Smyrna.


TÜRKİYE’DE DEPREMLER

Yerkabuğunun büyük levhaları arasında bir sıkışma kuşağı üzerinde bulunan Türkiye Alp deprem kuşağında yer alır.Anadolu dünyanın en etkin deprem bölgelerinden biridir. Türkiye topraklarının yüzde 92’si deprem kuşağı üzerinde yer alır.Genç kabuk hareketlerinin yol açtığı basınç ve gerilmeler günümüzde de devam ettiğinden ülkeyi kesen faylardan birçoğu diriliklerini muhafaza etmekte ve zaman zaman yatay ve düşey doğrultuda oynamaktadır.Türkiye’nin sınırları içinde litosferin yapısal özelliklerine bağlı olarak depremler her yerde aynı şiddette ve sıklıkta olmaz.

1942’ten günümüze kadar kaydedilen ve kuvveti Richter ölçeğiyle 5 ile 8 arasında olan 47 depremin 24’ü Kuzey Anadolu deprem kuşağında olmuştur.Bu sayı ortalama yılda bir kez büyük bir deprem olduğunu gösterir.Depremlerin neden olduğu ölümler yönünden Türkiye dünyada beşinci sırada yer alır.Deprem zararlarının bu kadar çok olmasının payı büyüktür. (Bakınız Ek 11)

Bundan yaklaşık 25 milyon yıl önce Anadolu'nun güneyinde yer alan Afrika ve Arabistan levhaları kuzeye doğru harekete geçmiştir. Bunun sonucunda, Anadolu yarımadası sıkışmış ve bir bütün olarak yavaş yavaş yükselmeye, batıya doğru hareket etmeye başlamıştır. Bu hareket sonucu ülkemizde üç büyük fay hattı meydana gelmiştir.(Bakınız Ek 7).Bunlar;


à Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF)

à Güneydoğu Anadolu Fay Hattı (GAF)

à Batı Anadolu Fay Hatları (BAF)


Afrika ve Arabistan levhaları Anadolu yarımadasını hâlen batıya doğru itmektedir. Bu nedenle yurdumuzda sık sık depremler olmaktadır.(Bakınız Ek 8)
TÜRKİYE’DE MEYDANA GELEN DEPREMLERİN SEBEBİ NEDİR ?
Ülkemizin depremlerin sebebi, Alp orojenik haraketleri sonrasında meydana gelen tektonik haraketlere bağlı olarak meydana gelen kırılmalardır. Özel anlamda, Kuvaternerin başında Anadolu yarımadasının bir bütün olarak yükselmesi sunucunda, üç büyük fay hattı meydana gelmiştir. Bunlar, Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF), Güneydoğu Anadolu Fay Hattı (GAF) ve Batı Anadolu Fay Hattı (GAF)’dır. Genel anlamda ise Arabistan Kalkanı ile Sibirya Kalkanı arasında bulunan yarımadasının sıkışarak yükselmesi ve kıvrılamayan dirençli tabakaların kırılmasıdır.

KUZEY ANADOLU FAY HATTI :

Doğuda Karlıova ile batıda Mudurnu vadisi arasında doğu-batı doğrultusunda bir yay gibi uzanır. Dünyanın en aktif ve en önemli kırık hatları arasında yer alan Kuzey Anadolu fay
zonunun uzunluğu yaklaşık 1200 km dir; genişliği ise 100 m ile 10 km arasında değişir.

Kuzey Anadolu fay hattında, 1939'dan 1999'a kadar, 7 şiddetinin üzerinde toplam olarak 7 deprem meydana geldi. Bir sonraki şekilde görüldüğü üzere, bütün bu depremlerde, doğudan batıya doğru bir kırılma gözlemlendi.
Kuzey ve Doğu Anadolu Fay hattındaki kırılma bölgeleri. 1939'dan önceki deprem bölgeleri, eldeki bilgilere göre yaklaşık olarak işaretlenmiştir. Deprem oluşumları, üç ayrı sıra içinde; ama çeşitli yön ve hareketlerde gerçekleşmiştir.

1939'dan beri meydana gelen depremler, Kuzey Anadolu fay hattında büyük kırıkların oluşmasına neden oldu. Her karede bir sonraki depremin merkezi daire içine alındı. Özellikle 1943 depreminde sıkışmış enerji, büyük bir ondalık oran olarak depremin şiddetine yansıdı.

a) Türkiye'deki aktif fay hatları, kırmızı çizgilerle ifade edilmiş. Anadolu ve Avrasya yönünde derin kırıklar bulunuyor.
b) Sağdan doğru meydana gelen depremler
c) Kırmızı ile işaretlenen bölge, olası bir Anadolu-Avrasya deprem bölgesine işaret ediyor. Sağdan doğru 40 km'lik olası bir fay hattı belirtilmiş.

17 Ağustos 1999’da Gölcük’te meydana gelen deprem, Gölcük’ün hemen doğusunda, yerin yaklaşık 15 kilometre altında olan ve yer kabuğu üzerindeki, Kuzey Anadolu Fay Hattı adı ile bilinen kırıkta başlamıştı.Doğu Anadolu’dan başlayıp Yunanistan’a kadar uzunluğu 1600 kilometreyi bulan fay, Kaliforniya’nın, yarattığı depremlerle kötü bir üne sahip San Andreas Fay Hattı’yla büyük benzerlik göstermektedir. Amerika’daki benzeri gibi Kuzey Fay Hattı da aslında küçük fay parçalarından oluşuyor ve bunlar iki tektonik levha halinde birbirinden ayrılıyor: Avrasya levhası ile ondan çok daha küçük olup Türkiye’nin büyük bölümünü sırtında taşıyan Anadolu Levhası.(Bakınız Ek 8)

Bu iki levhanın kenarlar birbirine bitişik, ancak Anadolu Levhası, jeolojik etkenler sonucu her yıl yaklaşık 2,5 metre kadar batıya ilerleyerek Yunanistan’a yaklaşıyor; bu da fay boyunca gerilim birikimine yol açıyor.Biriken gerilim belli bir düzeyi bulduğunda ise fayın bir ya da daha fazla bölümü harekete geçerek şiddetli sarsıntılar yaratıyor. Küçük bir bölüm hareket etmişse, yol açacağı depremin büyüklüğü 6 ya da daha aşağısı olabilir.Oysa Gölcük’ün altından geçen bölüm kırıldığında açığa çıkan enerji, hem doğuya hem de batıya doğru uzanan üç bitişik kesimde de yer değiştirmeler başlatarak çok daha büyük bir felakete yol açmıştı. Marmara depreminde Akyazı ile Gölcük arasında 125 km uzunluğunda bir fay ortaya çıkmıştır

12 Kasım’da Kuzey Anadolu Hattı bir kez daha kırıldı.Ağustostaki sarsıntıdan sonra biriken gerilim, ilk depremin olduğu yerin doğusuna düşen fay hattının bir bölümünün kırılmasına yol açmıştı.Büyüklüğü 7,1’di.Nüfusu çok daha az bir bölgeyi vurmuştu ama yine de 800’den fazla insanın ölmesine, en az 5000 kişinin yaralanmasına yol açmıştı.


17 Ağustos Gölcük ve 12 Kasım Düzce depremleri öncesi ve sonrasında, Marmara Denizi’nin iç yapısını denetleyen fayları ilgili birçok model üretildi.Bu depremlerden sonra, Fransız ve Türk bilim adamlarının “Le Suroit” adlı gemi ile elde ettikleri veriler, İzmit’ten başlayan ve Mürefta açıklarına kadar uzanan fay hattının (5 kilometrelik bir ara hariç) kesintisiz devam ettiğine dikkat çekiyor. Öte yandan, üzerinde hâlâ durulan bir başka model de hattın kesintisiz değil, sıçramalar yaparak ilerlediğini savunuyor.

Kuzey Anadolu Fayı, Marmara Bölgesi’nde tarifsiz yıkımlara yol açtı.Son 2000 yılda belgelenen yaklaşık 600 deprem (ki hepsinin de büyüklüğü 7 ve üstüdür) bölgeyi defalarca yerle bir etti.İzmit defalarca yıkıldı, İstanbul ise son 500 yılda meydana gelen büyük depremlerle dört kez ağır hasara uğradı.

BATI ANADOLU DEPREM KUŞAĞI

Bu bölge, Marmara Denizi’nin güneyi ile İzmir-Isparta arasındaki geniş bir kuşağı içine alır.Batı Anadolu’da, yerşekillerinin biçimlenmesinde kırılmaların çok önemli etkisi olmuştur.Bölgede Denizli ili altındaki doğu-batı doğrultusunda uzanan dağlar ve bu dağlar arasındaki ovalar kırılmalar ve çökmeler sonucu oluşmuştur.Böylece Denizli ilimiz birinci dereceden deprem bölgesi olur.

Bu fay hattı boyunca fışkıran sıcak şifalı sular da bu bölegeyi aynı zamanda kaplıcalar diyarı yapar. M.T.A. Enstitüsü Genel Müdürlüğünce bu bölgede başlatılan sondaj çalışmaları sırasında 1965'de ilk jeotermal buhar kaynağı bulunmuş, fay hattı boyunca bunu diğerleri takip etmiştir. Bugün Türkiye'de ilk defa burada jeotermal buhar enerjisi ile elektrik üretilmekte, ayrıca "sıkıştırılmış karbondioksit gazıyla" kurubuz fabrikası, seralar, ılıcalar bulunmaktadır.

Bu deprem kuşağı içinde, Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyük Menderes ovaları ile Burdu, Acıgöl ve Sultan Dağları’nın kuzey etekleri yer alır.

Batı Anadolu Fay Hattı kuzey-güney yönlü çekim gerilmelerinin etkisi altında gelişmiştir. Batı Anadolu kırık kuşağında 1970’te gerçekleşen Gediz depreminde, kırık kuşak boyunca 2,2 metre çökme oluşmuş ve 30 cm kayme görülmüştür.Ritcher ölçeğiyle 7,3 şiddetindeki bu depremde 10 bine yakın yapı yıkılmış, 1.086 kişi hayatını kaybetmiştir.
ÖNEMLi BATI ANADOLU DEPREMLERi
1899 Büyük Menderes
1928 Torbali
1955 Balat
1969 Alasehir
1969 Simav
1970 Gediz
1995 Dinar
GÜNEYDOĞU ANADOLU DEPREM KUŞAĞI:

Dünyanın en büyük kırık hattı olan Güneydoğu Anadolu deprem kuşağı, Doğu Afrika, Kızıldeniz, Lut Gölü üzerinden, Antakya, Kahraman Maraş, Adıyaman ve Varto üzerinden Ağrı’ya kadar uzanır. Bu kırık hattı tehlikeli bir deprem kuşağıdır. Bu deprem kuşağı, Marmara Denizi’nin güneyi ile İzmir-Isparta arasındaki geniş bir kuşağı içine alır.Bu hattın özellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan kısmında şiddetli depremler olmaktadır.

Özellikle Hatay çukurundan Bingöl’e kadar uzanan deprem kuşağı boyunca yer alan yörelerde zaman zaman şiddetli depremler olmaktadır.(Bakızın Ek 7)

TÜRKİYE'DE DEPREMLERİN BÖLGELERE GÖRE DAĞILIMI:

Türkiye dünyanın en önemli deprem kuşaklarından biri üzerindedir. Topraklarının % 42’si, I. Derece Deprem Bölgesi üzerinde bulunmakta: 328 bin 995 km2’lik bu bölgeye Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun önemli bir bölümü, kısmen Akdeniz Bölgesi, İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta ve Batı Karadeniz ile Marmara ve Ege Bölgelerinin tamamı giriyor. Nüfusun % 45’i bu I. Derecede Deprem Bölgesi’nde yaşıyor. Türkiye’nin % 24’ü ise II. Derece Deprem Bölgesi’ndedir. Bu alanın yüzölçümü 186 bin 411 km2. Nüfusun %26’sı bu alana yayılmış. III. Derece Deprem Bölgesi’nde (139 bin 594 km2) nüfusun % 18’i, IV. Derecede (97 bin 737 km2) % 2’si yaşıyor. Yani topraklarımızın %96’sı deprem bölgesi ve nüfusun % 98’i de bu topraklarda barınıyor.

Marmara ve Ege bölgelerinin % 95'i I. derece deprem bölgesi içindedir. Nüfus yoğunluğunun oldukça yüksek olduğu bu bölgeler, deprem bakımından en riskli yerlerdir. Doğu Anadolu Bölgesi'nin büyük bir bölümü I. ve II. derece deprem bölgesinde yer alır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi ise deprem tehlikesinin en az olduğu bölgedir.(Bakınız Ek 9 ve 10)




  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-12-06, 21:58   #2
deadsilence

Arrow Deprem


1.DEPREM NEDİR?

Dünyanın oluşumundan beri doğal güçlerin neden olduğu, yer kabuğunun derin tabakalarının yer değiştirmesi ya da yanardağların püskürme durumuna geçmesi sonucu oluşan ani devimin yer sarsıntısına deprem denir. Depremlerin büyük bir bölümü levhaların bitişme yerleri üzerinde olur.Bir levha kayarak diğerine dayandığı zaman arada kalan kayalar sıkışır ve yerlerinden oynar ya da kırılır.Bu durum da şok dalgaları adı verilen güçlü titreşimler kayaların içinden geçerek yüzeye erişir.(Bakınız Ek 1)
1.1 DEPREM TÜRLERİ :
Depremler oluş nedenlerine göre degişik türlerde olabilir. Dünyada olan depremlerin büyük bir bölümü yukarıda anlatılan biçimde oluşmakla birlikte az miktarda da olsa baska doğal nedenlerle de olan deprem türleri bulunmaktadır. Yukarıda anlatılan levhaların hareketi sonucu olan depremler genellikle "TEKTONİK" depremler olarak nitelenir ve bu depremler çoğunlukla levhalar sınırlarında olusurlar.Yeryüzünde olan depremlerin %90'ı bu gruba girer. Türkiye'de olan depremler de büyük çoğunlukla tektonik depremlerdir.
İkinci tip depremler "VOLKANİK" depremlerdir. Bunlar volkanların püskürmesi sonucu oluşurlar.Yerin derinliklerinde ergimiş maddenin yeryüzüne çıkışı sırasındaki fiziksel ve kimyasal olaylar sonucunda oluşan gazların yapmış oldukları patlamalarla bu tür depremlerin maydana geldiği bilinmektedir. Bunlar da yanardağlarla ilgili olduklarından yereldirler ve önemli zarara neden olmazlar. Japonya ve İtalya'da olusan depremlerin bir kısmı bu gruba girmektedir. Türkiye'de aktif yanardağ olmadığı için bu tip depremler olmamaktadır.
Bir başka tip depremler de "ÇÖKÜNTÜ" depremlerdir. Bunlar yer altındaki boşlukların (mağara), kömür ocaklarında galerilerin, tuz ve jipsli arazilerde erime sonucu oluşan boşlukları tavan blokunun çökmesi ile oluşurlar. Hissedilme alanları yerel olup enerjileri azdır fazla zarar getirmezler. Büyük heyelanlar ve gökten düşen meteorların da küçük sarsıntılara neden olduğu bilinmektedir.
Odağı deniz dibinde olan Derin Deniz Depremlerinden sonra, denizlerde kıyılara kadar oluşan ve bazen kıyılarda büyük hasarlara neden olan dalgalar oluşur ki bunlara (Tsunami) denir. Deniz depremlerinin çok görüldüğü Japonya'da Tsunami'den 1896 yılında 30.000 kisi ölmüstür.


1.2 DEPREMİN ŞİDDETLERİ VE NEDENLERİ

Depremin yer yüzeyindeki etkileri depremin şiddeti olarak tanımlanır. Depremlerin şiddet dereceleri çok çeşitlidir; kimisi, yalnız çok duyarlı sismograflarla tespit edilebilecek zayıf depremlerdir, kimisi toprağın yarılmasına ve yerleşim bölgelerinde yıkımlara yol açabilecek derece de şiddetlidir.Bu konuda tehlikeli sonuçlar doğurabilecek yanılmalardan sakınmak için, değerlendirmede temel sayılabilecek çeşitli unsurları iyice bilmek şarttır.Üzerinde durulabilecek ilk unsur, toprağın derinliklerideki belirli bir bölgede meydana gelen ana sarsıntıdır.Bu sarsıntı, kabaca bir tahminle “merkez” veya “alt merkez” denilen bir noktaya bağlanır (“üst merkez” terimi ise, bu noktanın yeryüzündeki karşılığını gösterir).

Depremlerin bir nedeni volkanik bölgelerde yerkabuğunun altındaki erimiş kayaçların hareket etmesidir.Ancak Bu tür depremler hafif sarsıntı yaratır.Asıl büyük depremler yerkabuğundaki kırıkların oluşturduğu fay hatları boyunca görülür.Büyük depremlerin topraküstü ve toprakaltı etkileri çok büyük boyutlara ulaşır, çoğu kez, yüzeysel toprak kabartmaları, çökmeler ve kırıklar oluşur. Depremin yeryüzünde oluşturduğu sarsıntı ve yol açtığı yıkım depremin şiddetine bağlıdır. Dışmerkez yakınındaki yerlerde depremin şiddeti en fazladır. Buralarda yapılar sarsıntıyla yıkılabilir, toprakta çatlaklar oluşabilir.


1.3 DEPREM NASIL ÖLÇÜLÜR ?

Bir depremin Magnitüdü (açığa çıkan yada harcanan toplam enerji miktarı), çoğunlukla Richter Ölçeğine göre belirlenir. Adını Amerikalı Charles F. Richter’den alan bu ölçek, sismik dalgaların genliğine dayanılarak hazırlanmış logaritmik bir cetveldir. Ölçek, bir birimlik magnitüt artışı, depremin boyutlarında 10 katı bir artışa karşılık gelecek biçimde düzenlenmiştir. Örneğin, Richter Ölçeği’ne göre magnitüdü 8 olan bir deprem, magnitüdü 4 olan bir depremden 10 bin kez daha büyüktür. Başka bir örnek ise Richter ölçeğiyle 7 kuvvetindeki bir deprem 4 kuvvetindeki depremden 1.000 kat daha şiddetlidir.

Depremleri inceleyen bilim dalına sismoloji, depremlerle oluşan sismik dalgaların süre ve genlik gibi özelliklerini kaydeden aygıta da sismograf denir. Sismograf bir çerçeve, ona asılı bir ağırlık ve bunların birbiri karşısındaki konumlarında meydana gelen değişikliği kağıt üzerine aktaran bir düzenekten oluşur. (Bakınız EK 2)

1.4 DEPREM NERELERDE OLUŞUR?
Deprem herhangi bir yerde ve herhangi bir zamanda oluşabilir. Genel olarak depremlerin kabuğu oluşturan levhaların sınırlarında oluştuğu söylenebilir. Dünyanın çeşitli yerlerinde benzer nitelikte depremlerin tekrarlandığı gözlenmiştir ve buraları hep levha sınırlarındadır. Depremlerin yoğun olarak gözlendiği bölgeler yeryüzünde üç ana kuşak oluşturur.
1.KUŞAK (Pasifik Deprem Kuşağı): Şili’den kuzeye doğru Güney Amerika kıyıları, Orta Amerika, Meksika, ABD’nin batı kıyıları ve Alaska’nın güneyinden Aleutian Adaları, Japonya, Filipinler, Yeni Gine, Güney Pasifik Adaları ve Yeni Zelanda’yı içine alan en büyük deprem kuşağıdır. Yeryüzündeki büyük depremlerin yüzde 81’i bu kuşak üzerinde gerçekleşir.

2.KUŞAK (Alpine): Endonezya’dan (Java-Sumatra) başlayıp Himalayalar ve Akdeniz üzerinden Atlantik Okyanusu’na ulaşan kuşaktır. Yeryüzündeki büyük depremlerin yüzde 17’si bu kuşakta oluşur.

3.KUŞAK (Atlantik): Bu kuşak, Atlantik Okyanusu ortasında yer alan levha sınırı (Atlantik Okyanus Sırtı) boyunca uzanır.
1.5 MSK Siddet Cetveli :

I- Duyulmayan
(a) : Titreşimler insanlar tarafından hissedilmeyip, yalnız sismograflarca kaydedilirler.

II- Çok Hafif
(a) : Sarsıntılar yapıların en üst katlarında ,dinlenme bulunan az kişi tarafından hissedilir.

III- Hafif FPRIVATE "TYPE=PICT;ALT=" eprem ev içerisinde az kişi, dışarıda ise sadece uygun şartlar altındaki kişiler tarafından hissedilir. Sarsıntı, yoldan geçen hafif bir kamyonetin meydana getirdiği sallantı gibidir. Dikkatli kişiler, üst katlarda daha belirli olan asılmış eşyalardaki hafif sallantıyı izleyebilirler.

IV- Orta Şiddetli : Deprem ev içerisinde çok, dışarıda ise az kişi tarafından hissedilir. Sarsıntı, yoldan geçen ağır yüklü bir kamyonun oluşturduğu sallantı gibidir. Kapı, pencere ve mutfak eşyaları v.s. titrer, asılı eşyalar biraz sallanır. Ağzı açık kaplarda olan sıvılar biraz dökülür. Araç içerisindeki kişiler sallantıyı hissetmezler.

V- Şiddetli : Deprem, yapı içerisinde herkes, dışarıda ise çok kişi tarafından hissedilir. Uyumakta olan çok kişi uyanır, az sayıda dışarı kaçan olur. Hayvanlar huysuzlanmaya başlar. Yapılar baştan aşağıya titrerler, asılmış eşyalar ve duvarlara asılmış resimler önemli derecede sarsılır. Sarkaçlı saatler durur. Az miktarda sabit olmayan eşyalar yerlerini değistirebilirler ya da devrilebilirler. Açık kapı ve pencereler şiddetle itilip kapanırlar, iyi kilitlenmemiş kapalı kapılar açılabilir. İyice dolu, ağzı açık kaplardaki sıvılar dökülür. Sarsıntı yapı içerisine ağır bir eşyanın düşmesi gibi hissedilir.

VI- Çok Şiddetli : Deprem ev içerisinde ve dışarıda hemen hemen herkes ratafından hissedilir. Ev içerisindeki birçok kişi korkar ve dışarı kaçarlar, bazı kişiler dengelerini kaybederler. Evcil hayvanlar ağıllarından dışarı kaçarlar. Bazı hallerde tabak, bardak v.s.gibi cam eşyalar kırılabilir, kitaplar raflardan aşağıya düşerler. Ağır mobilyalar yerlerini değiştirirler.


VII- Hasar Yapıcı : Herkes korkar ve dışarı kaçar, pek çok kişi oturdukları yerden kalkmakta güçlük çekerler. Sarsıntı, araç kullanan kişiler tarafından önemli olarak hissedilir. Sular çalkalanır ve bulanır. Kaynak suyu debisi ve yeraltı su düzeyi değişebilir. Bazı durumlarda kaynak suları kesilir ya da kuru kaynaklar yeniden akmaya başlar. Bir kısım kum çakıl birikintilerinde kaymalar olur. Yollarda heyelan ve çatlama olabilir. Yeraltı boruları ek yerlerinden hasara uğrayabilir. Taş duvarlarda çatlak ve yarıklar oluşur.

VIII- Yıkıcı : Korku ve panik meydana gelir. Araç kullanan kişiler rahatsız olur. Ağaç dalları kırılıp, düşer. En ağır mobilyalar bile hareket eder ya da yer değiştirerek devrilir. Asılı lambalar zarar görür. Boruların ek yerleri kırılır. Abide ve heykeller hareket eder ya da burkulur. Mezar taşları devrilir. Taş duvarlar yıkılır. Dik şevli yol kenarlarında ve vadi içlerinde küçük yer kaymaları olabilir. Zeminde farklı genişliklerde cm ölçüsünde çatlaklar oluşabilir. Göl suları bulanır, yeni kaynaklar meydana çıkabilir. Kuru kaynak sularının akıntıları ve yeraltı su düzeyleri değişir.

IX- Çok Yıkıcı : Genel panik. Mobilyalarda önemli hasar olur. Hayvanlar rast gele öte beriye kaçışır ve bağrışırlar. Heykel ve sütunlar düşer. Bentlerde önemli hasarlar olur. Toprak altındaki borular kırılır. Demiryolu rayları eğrilip, bükülür yollar bozulur. Düzlük yerlerde çokça su, kum ve çamur tasmaları görülür. Zeminde 10 cm. genişliğine dek çatlaklar oluşur. Eğimli yerlerde ve nehir teraslarında bu çatlaklar 10 cm.den daha büyüktür. Bunların dışında, çok sayıda hafif çatlaklar görülür. Kaya düşmeleri, birçok yer kaymaları ve dağ kaymaları, sularda büyük dalgalanmalar meydana gelebilir. Kuru kayalar yeniden sulanır, sulu olanlar kurur.

X- Ağır Yıkıcı :Baraj, bent ve köprülerde önemli hasarlar olur. Tren yolu rayları eğrilir. Yeraltındaki borular kırılır ya da eğrilir. Asfalt ve parke yollarda kasisler oluşur. Zeminde birkaç desimetre ölçüsünde çatlaklar oluşabilir. Bazen 1 m. genişliğinde çatlaklar da olabilir. Nehir teraslarında ve dik meyilli yerlerde büyük heyelanlar olur. Büyük kaya düşmeleri meydana gelir. Yeraltı su seviyesi değişir. Kanal, göl ve nehir suları karalar üzerine taşar. Yeni göller oluşabilir.

XI - Çok Ağır Yıkıcı : İyi yapılmış yapılarda, köprülerde, su bentleri, barajlar ve tren yolu raylarında tehlikeli hasarlar olur. Yol ve caddeler kullanılmaz hale gelir. Yeraltındaki borular kırılır. Yer, yatay ve düşey doğrultudaki hareketler nedeniyle geniş yarık ve çatlaklar tarafından önemli biçimde bozulur. Çok sayıda yer kayması ve kaya düşmesi meydana gelir. Kum ve çamur fışkırmaları görülür.

XII- Yok Edici (Manzara Değişir) : Pratik olarak toprağın altında ve üstündeki tüm yapılar baştanbaşa yıkıntıya uğrar. Yer yüzeyi büsbütün değişir. Geniş ölçüde çatlak ve yarıklarda, yatay ve düşey hareketlerin yön miktarları izlenebilir. Kaya düşmeleri ve nehir versanlarındaki göçmeler çok geniş bir bölgeyi kaplarlar. Yeni göller ve çağlayanlar oluşur.


ANADOLU TARİHİNDE DEPREM

İ.Ö. birinci yüzyılda, adına I. Antiokhos denilen ve kendisinden başka bir şey düşünmeyen bir hükümdar varmış.Kommagene uygarlığının hükümdarı 2150 metre yüksekliğindeki Nemrut Dağı’nın doruğuna kendisi için cüretkâr bir anıt mezar yaptırmış.Hemen orda ilan edildiğine göre bu mezarı, “zamanın acımasızlığı yok edemeyecek”imiş.

Tahmin edilemez emekler harcanarak, yumruk büyüklüğündeki taşlar dağın doruğuna çıkartılmış, bir araya getirilmiş ve yüksekliği 60 metreyi aşan konik bir tümülüs yapılmış.Tümülüsün çevresindeki teraslarda ise hükümdarın öldükten sonra bir araya gelmeyi hayal ettiği tanrılarla mitolojik kahramanların muazzam boyutlardaki heykellerinden oluşan bir kutsal alan yaratılmış.

Tümülüs, kayaların yerden aşağıya yuvarlanmasıyla 45 metre kadar çökmüş.Gün gelecek yani jeolojik zamana göre bakıldığında bugünün üzerinden bir an daha geçmiş olacak ki, hükümdarın mezarından eser bile kalmayacak. Zeus’un, Herakles’in, Apollon’un ve o kibirli hükümdarın taştan kafaları. İnsanın hayal gücünün ürünü olan bu heykeller ya çatlaklarla dolmuş yada yan yatmış.

Yer yüzünün bu kesiminde yaşayan insanlar, toprakta meydana gelen bu ani ve şiddetli değişimlerden çağlar boyunca doğaüstü güçleri sorumlu tutmuştur.İ.Ö. 464’te bir deprem Sparta’yı yerle bir edip sonunda köle isyanlarının çıkmasına neden olduğunda, eski Yunanlılar da Poseidon’u yeryüzü sarsmakla suçlamış.Yine 1999 yılında Atina’nın dış mahallelerini yutan depremden sonra Aya Kyprianos manastırından bir papaz, bu facianın ilahi bir uyarı olduğunu söylemektedir. “Bizi sarsarak günahlarımızdan arındırılmamız için gönderildi”. Konu hakkındaki bilimsel açıklamayı ise jeofizikçi Rob Reilinger yapmakta: “Kıtalar arasındaki çarpışma hareketleri tüm hızıyla devam ediyor.Afrika ve Arabistan Yarımadası kuzeye yönelerek Avrasya’yı itiyor”Son beş milyon yıldır süre gelen bu çarpışmanın yarattığı karmaşık jeolojik süreçler, nasıl antik kültürlerde esrarengiz güçlere inanışı ve dehşet duygusunu körüklemişse, bugünde bilim adamlarının düşüncelerine tümüyle hakim oluyor.

Doğu Anadolu Bölgesi’nde başlayan çarpışma gerçekte Anadolu’nun genelini etkiliyor.Kuzeye doğru hareketi Afrika’nınkinden biraz daha hızlı olan Arabistan Yarımadası, buraya çarpan ilk kara parçası olmuş.İzleyen süreç içinde de Avrasya’yı tam göbeğinin altından iteleyerek sadece Nemrut Dağı’nı değil, Kafkas Dağları’nı da yükseltmiştir.

Çarpışma, doğuda yerkabuğunu kalınlaştırmış; günümüze kara kesiminde yerkabuğunun kalınlığı 45 kilometreyi buluyor.Oysa daha batıda, Ankara yakınlarında bu kalınlık 49 kilometre.Sonuç olarak bölge bugün, ortalama yüksekliği 2 kilometrelik bir plato görümünde. Ancak çarpışmadan önce neredeyse deniz seviyesindeymiş.Bazı yerlerde ise çarpışma halindeki kıtaların arasında sıkışıp kalan deniz tabanının eğri büğrü kalıntıları, yüzeye fışkırarak dağları oluşturmuş. Ancak bu deniz tabanını dolduran kayaların büyük bölümü ezile ezile iyice çökerek yeryüzünün manto denilen 35-40 kilometre derinliklerindeki katmanına yanaşmış.Bu da yer kabuğunun alt tabakalarını eriterek magma oluşumuyla sonuçlanmış.

Yakın dönemde Ağrı Dağı ve onun kardeşi küçük Ağrı yanardağlarında da patlama olmadı. Ama Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaşayanların depremden korkmak için haklı nedenleri var. Arabistan Yarımadası’nın kuzeye doğru yaptığı sıkıştırma sonucunda Türkiye batıya doğru itiliyor.

Kapadokya’ya çığ gibi yağan volkanik oluşumlar da bölgenin hemen tüm jeolojik hareketleri gibi Afrika’nın Anadolu’ya yaklaşmasından kaynaklanıyor.Gitgide yaklaşan kıtanın önündeki yoğun okyanus kayaçları Türkiye’nin altına dalmış ve yüksek oranda su içeren kayaların daha derinlere inip yerin mantosuyla karışması ile bütün Kapadokya’da, gaz içeriği yüksek magma açığa çıkmıştır.

Anadolu’nun batı yününde ilerleyişi, büyük ölçüde Kuzey Anadolu Fayı boyunca gerçekleşiyor.Anadolu’yu Avrasya’nın diğer bölümünden ayıran fay hattı, Marmara Denizi’ni Ege’ye bağlayan, 60 kilometre uzunluğundaki Çanakkale Boğazı’nın oluşumunda da büyük rol oynamıştır.

Mitolojide de geçiyor Çanakkale Boğazı; Tunç Çağı boyunca boğazın girişine etmiş antik Troia kentiyle ilgili efsanede.Homeros’un destanı Odysseia’de Yunanlı kahraman Odysseus’un yaptığı bir hileyle sona erer.Troia Savaşı.Yunan askerleri de dev bir tahta atın içine saklanırlar ve hiçbir şeyden şüphelenmeyen Troialılar da kent surlarının içine alıverirler atı.Tübingen Üniversitesi arkeologlarından Manfred Korfmann’nın Troi atıyla ilgili söyledikleri ise şöyle : “ Kuledeki dev gri taşlarındaki çatlaklar pek çok kişiye göre depremlerden olmuşlardır.

İ.S. 500 dolaylarında meydana gelen son derece yıkıcı iki deprem Troia’yı sonsuza dek silmiş haritadan .Zaten dördüncü yüzyılın ortalarına kadar süren, eşi benzeri görülmemiş bir büyük deprem dalgası, Ege Bölgesi’nde kurumuş olan belli başlı bütün kentleri yerle bir etmiş: Pergamon, Aphrodisias, Ephesos, Smyrna.


TÜRKİYE’DE DEPREMLER

Yerkabuğunun büyük levhaları arasında bir sıkışma kuşağı üzerinde bulunan Türkiye Alp deprem kuşağında yer alır.Anadolu dünyanın en etkin deprem bölgelerinden biridir. Türkiye topraklarının yüzde 92’si deprem kuşağı üzerinde yer alır.Genç kabuk hareketlerinin yol açtığı basınç ve gerilmeler günümüzde de devam ettiğinden ülkeyi kesen faylardan birçoğu diriliklerini muhafaza etmekte ve zaman zaman yatay ve düşey doğrultuda oynamaktadır.Türkiye’nin sınırları içinde litosferin yapısal özelliklerine bağlı olarak depremler her yerde aynı şiddette ve sıklıkta olmaz.

1942’ten günümüze kadar kaydedilen ve kuvveti Richter ölçeğiyle 5 ile 8 arasında olan 47 depremin 24’ü Kuzey Anadolu deprem kuşağında olmuştur.Bu sayı ortalama yılda bir kez büyük bir deprem olduğunu gösterir.Depremlerin neden olduğu ölümler yönünden Türkiye dünyada beşinci sırada yer alır.Deprem zararlarının bu kadar çok olmasının payı büyüktür. (Bakınız Ek 11)

Bundan yaklaşık 25 milyon yıl önce Anadolu'nun güneyinde yer alan Afrika ve Arabistan levhaları kuzeye doğru harekete geçmiştir. Bunun sonucunda, Anadolu yarımadası sıkışmış ve bir bütün olarak yavaş yavaş yükselmeye, batıya doğru hareket etmeye başlamıştır. Bu hareket sonucu ülkemizde üç büyük fay hattı meydana gelmiştir.(Bakınız Ek 7).Bunlar;


à Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF)

à Güneydoğu Anadolu Fay Hattı (GAF)

à Batı Anadolu Fay Hatları (BAF)


Afrika ve Arabistan levhaları Anadolu yarımadasını hâlen batıya doğru itmektedir. Bu nedenle yurdumuzda sık sık depremler olmaktadır.(Bakınız Ek 8)
TÜRKİYE’DE MEYDANA GELEN DEPREMLERİN SEBEBİ NEDİR ?
Ülkemizin depremlerin sebebi, Alp orojenik haraketleri sonrasında meydana gelen tektonik haraketlere bağlı olarak meydana gelen kırılmalardır. Özel anlamda, Kuvaternerin başında Anadolu yarımadasının bir bütün olarak yükselmesi sunucunda, üç büyük fay hattı meydana gelmiştir. Bunlar, Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF), Güneydoğu Anadolu Fay Hattı (GAF) ve Batı Anadolu Fay Hattı (GAF)’dır. Genel anlamda ise Arabistan Kalkanı ile Sibirya Kalkanı arasında bulunan yarımadasının sıkışarak yükselmesi ve kıvrılamayan dirençli tabakaların kırılmasıdır.

KUZEY ANADOLU FAY HATTI :

Doğuda Karlıova ile batıda Mudurnu vadisi arasında doğu-batı doğrultusunda bir yay gibi uzanır. Dünyanın en aktif ve en önemli kırık hatları arasında yer alan Kuzey Anadolu fay
zonunun uzunluğu yaklaşık 1200 km dir; genişliği ise 100 m ile 10 km arasında değişir.

Kuzey Anadolu fay hattında, 1939'dan 1999'a kadar, 7 şiddetinin üzerinde toplam olarak 7 deprem meydana geldi. Bir sonraki şekilde görüldüğü üzere, bütün bu depremlerde, doğudan batıya doğru bir kırılma gözlemlendi.
Kuzey ve Doğu Anadolu Fay hattındaki kırılma bölgeleri. 1939'dan önceki deprem bölgeleri, eldeki bilgilere göre yaklaşık olarak işaretlenmiştir. Deprem oluşumları, üç ayrı sıra içinde; ama çeşitli yön ve hareketlerde gerçekleşmiştir.

1939'dan beri meydana gelen depremler, Kuzey Anadolu fay hattında büyük kırıkların oluşmasına neden oldu. Her karede bir sonraki depremin merkezi daire içine alındı. Özellikle 1943 depreminde sıkışmış enerji, büyük bir ondalık oran olarak depremin şiddetine yansıdı.

a) Türkiye'deki aktif fay hatları, kırmızı çizgilerle ifade edilmiş. Anadolu ve Avrasya yönünde derin kırıklar bulunuyor.
b) Sağdan doğru meydana gelen depremler
c) Kırmızı ile işaretlenen bölge, olası bir Anadolu-Avrasya deprem bölgesine işaret ediyor. Sağdan doğru 40 km'lik olası bir fay hattı belirtilmiş.

17 Ağustos 1999’da Gölcük’te meydana gelen deprem, Gölcük’ün hemen doğusunda, yerin yaklaşık 15 kilometre altında olan ve yer kabuğu üzerindeki, Kuzey Anadolu Fay Hattı adı ile bilinen kırıkta başlamıştı.Doğu Anadolu’dan başlayıp Yunanistan’a kadar uzunluğu 1600 kilometreyi bulan fay, Kaliforniya’nın, yarattığı depremlerle kötü bir üne sahip San Andreas Fay Hattı’yla büyük benzerlik göstermektedir. Amerika’daki benzeri gibi Kuzey Fay Hattı da aslında küçük fay parçalarından oluşuyor ve bunlar iki tektonik levha halinde birbirinden ayrılıyor: Avrasya levhası ile ondan çok daha küçük olup Türkiye’nin büyük bölümünü sırtında taşıyan Anadolu Levhası.(Bakınız Ek 8)

Bu iki levhanın kenarlar birbirine bitişik, ancak Anadolu Levhası, jeolojik etkenler sonucu her yıl yaklaşık 2,5 metre kadar batıya ilerleyerek Yunanistan’a yaklaşıyor; bu da fay boyunca gerilim birikimine yol açıyor.Biriken gerilim belli bir düzeyi bulduğunda ise fayın bir ya da daha fazla bölümü harekete geçerek şiddetli sarsıntılar yaratıyor. Küçük bir bölüm hareket etmişse, yol açacağı depremin büyüklüğü 6 ya da daha aşağısı olabilir.Oysa Gölcük’ün altından geçen bölüm kırıldığında açığa çıkan enerji, hem doğuya hem de batıya doğru uzanan üç bitişik kesimde de yer değiştirmeler başlatarak çok daha büyük bir felakete yol açmıştı. Marmara depreminde Akyazı ile Gölcük arasında 125 km uzunluğunda bir fay ortaya çıkmıştır

12 Kasım’da Kuzey Anadolu Hattı bir kez daha kırıldı.Ağustostaki sarsıntıdan sonra biriken gerilim, ilk depremin olduğu yerin doğusuna düşen fay hattının bir bölümünün kırılmasına yol açmıştı.Büyüklüğü 7,1’di.Nüfusu çok daha az bir bölgeyi vurmuştu ama yine de 800’den fazla insanın ölmesine, en az 5000 kişinin yaralanmasına yol açmıştı.


17 Ağustos Gölcük ve 12 Kasım Düzce depremleri öncesi ve sonrasında, Marmara Denizi’nin iç yapısını denetleyen fayları ilgili birçok model üretildi.Bu depremlerden sonra, Fransız ve Türk bilim adamlarının “Le Suroit” adlı gemi ile elde ettikleri veriler, İzmit’ten başlayan ve Mürefta açıklarına kadar uzanan fay hattının (5 kilometrelik bir ara hariç) kesintisiz devam ettiğine dikkat çekiyor. Öte yandan, üzerinde hâlâ durulan bir başka model de hattın kesintisiz değil, sıçramalar yaparak ilerlediğini savunuyor.

Kuzey Anadolu Fayı, Marmara Bölgesi’nde tarifsiz yıkımlara yol açtı.Son 2000 yılda belgelenen yaklaşık 600 deprem (ki hepsinin de büyüklüğü 7 ve üstüdür) bölgeyi defalarca yerle bir etti.İzmit defalarca yıkıldı, İstanbul ise son 500 yılda meydana gelen büyük depremlerle dört kez ağır hasara uğradı.

BATI ANADOLU DEPREM KUŞAĞI

Bu bölge, Marmara Denizi’nin güneyi ile İzmir-Isparta arasındaki geniş bir kuşağı içine alır.Batı Anadolu’da, yerşekillerinin biçimlenmesinde kırılmaların çok önemli etkisi olmuştur.Bölgede Denizli ili altındaki doğu-batı doğrultusunda uzanan dağlar ve bu dağlar arasındaki ovalar kırılmalar ve çökmeler sonucu oluşmuştur.Böylece Denizli ilimiz birinci dereceden deprem bölgesi olur.

Bu fay hattı boyunca fışkıran sıcak şifalı sular da bu bölegeyi aynı zamanda kaplıcalar diyarı yapar. M.T.A. Enstitüsü Genel Müdürlüğünce bu bölgede başlatılan sondaj çalışmaları sırasında 1965'de ilk jeotermal buhar kaynağı bulunmuş, fay hattı boyunca bunu diğerleri takip etmiştir. Bugün Türkiye'de ilk defa burada jeotermal buhar enerjisi ile elektrik üretilmekte, ayrıca "sıkıştırılmış karbondioksit gazıyla" kurubuz fabrikası, seralar, ılıcalar bulunmaktadır.

Bu deprem kuşağı içinde, Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyük Menderes ovaları ile Burdu, Acıgöl ve Sultan Dağları’nın kuzey etekleri yer alır.

Batı Anadolu Fay Hattı kuzey-güney yönlü çekim gerilmelerinin etkisi altında gelişmiştir. Batı Anadolu kırık kuşağında 1970’te gerçekleşen Gediz depreminde, kırık kuşak boyunca 2,2 metre çökme oluşmuş ve 30 cm kayme görülmüştür.Ritcher ölçeğiyle 7,3 şiddetindeki bu depremde 10 bine yakın yapı yıkılmış, 1.086 kişi hayatını kaybetmiştir.
ÖNEMLi BATI ANADOLU DEPREMLERi
1899 Büyük Menderes
1928 Torbali
1955 Balat
1969 Alasehir
1969 Simav
1970 Gediz
1995 Dinar
GÜNEYDOĞU ANADOLU DEPREM KUŞAĞI:

Dünyanın en büyük kırık hattı olan Güneydoğu Anadolu deprem kuşağı, Doğu Afrika, Kızıldeniz, Lut Gölü üzerinden, Antakya, Kahraman Maraş, Adıyaman ve Varto üzerinden Ağrı’ya kadar uzanır. Bu kırık hattı tehlikeli bir deprem kuşağıdır. Bu deprem kuşağı, Marmara Denizi’nin güneyi ile İzmir-Isparta arasındaki geniş bir kuşağı içine alır.Bu hattın özellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan kısmında şiddetli depremler olmaktadır.

Özellikle Hatay çukurundan Bingöl’e kadar uzanan deprem kuşağı boyunca yer alan yörelerde zaman zaman şiddetli depremler olmaktadır.(Bakızın Ek 7)

TÜRKİYE'DE DEPREMLERİN BÖLGELERE GÖRE DAĞILIMI:

Türkiye dünyanın en önemli deprem kuşaklarından biri üzerindedir. Topraklarının % 42’si, I. Derece Deprem Bölgesi üzerinde bulunmakta: 328 bin 995 km2’lik bu bölgeye Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun önemli bir bölümü, kısmen Akdeniz Bölgesi, İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta ve Batı Karadeniz ile Marmara ve Ege Bölgelerinin tamamı giriyor. Nüfusun % 45’i bu I. Derecede Deprem Bölgesi’nde yaşıyor. Türkiye’nin % 24’ü ise II. Derece Deprem Bölgesi’ndedir. Bu alanın yüzölçümü 186 bin 411 km2. Nüfusun %26’sı bu alana yayılmış. III. Derece Deprem Bölgesi’nde (139 bin 594 km2) nüfusun % 18’i, IV. Derecede (97 bin 737 km2) % 2’si yaşıyor. Yani topraklarımızın %96’sı deprem bölgesi ve nüfusun % 98’i de bu topraklarda barınıyor.

Marmara ve Ege bölgelerinin % 95'i I. derece deprem bölgesi içindedir. Nüfus yoğunluğunun oldukça yüksek olduğu bu bölgeler, deprem bakımından en riskli yerlerdir. Doğu Anadolu Bölgesi'nin büyük bir bölümü I. ve II. derece deprem bölgesinde yer alır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi ise deprem tehlikesinin en az olduğu bölgedir.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-12-06, 10:13   #3
WolwO

Varsayılan Depremin oluş nedenleri ve türleri


Depremin oluş nedenleri ve türleri



DEPREMİN OLUŞ NEDENLERİ VE TÜRLERİ:

Dünyanın iç yapısı konusunda, jeolojik ve jeofizik çalışmalar sonucu elde edilen verilerin desteklediği bir yeryüzü modeli bulunmaktadır. Bu modele göre, yerkürenin dış kısmında yaklaşık 70-100 km. kalınlığında oluşmuş bir taşküre (Litosfer) vardır. Kıtalar ve okyanuslar bu taşkürede yer alır.Litosfer ile çekirdek arasında kalan ve kalınlığı 2.900 km olan kuşağa Manto adı verilir. Manto'nun altındaki çekirdeğin Nikel-Demir karışımından oluştuğu kabul edilmektedir.Yerin, yüzeyden derine gidildikçe ısının arttığı bilinmektedir. Enine deprem dalgalarının yerin çekirdeğinde yayılamadığı olgusundan giderek çekirdeğin sıvı bir ortam olması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Manto genelde katı olmakla beraber yüzeyden derine inildikçe içinde yerel sıvı ortamları bulundurmaktadır.
Taşkürenin altında astenosfer denilen yumuşak Üst Manto bulunmaktadır.Burada oluşan kuvvetler, özellikle konveksiyon akımları nedeni ile, taş kabuk parçalanmakta ve birçok "Levha"lara bölünmektedir. Üst Manto'da oluşan konveksiyon akımları, radyoaktivite nedeni ile oluşan yüksek ısıya bağlanmaktadır. Konveksiyon akımları yukarılara yükseldikçe taş yuvarda gerilmelere ve daha sonra da zayıf zonların kırılmasıyla levhaların oluşmasına neden olmaktadır. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük levhalar vardır. Bu levhalar üzerinde duran kıtalarla birlikte, Astenosfer üzerinde sal gibi yüzmekte olup, birbirlerine göre insanların hissedemeyeceği bir hızla hareket etmektedirler.
Konveksiyon akımlarının yükseldiği yerlerde levhalar birbirlerinden uzaklaşmakta ve buradan çıkan sıcak magmada okyanus ortası sırtlarını oluşturmaktadır. Levhaların birbirlerine değdikleri bölgelerde sürtünmeler ve sıkışmalar olmakta, sürtünen levhalardan biri aşağıya Manto'ya batmakta ve eriyerek yitme zonlarını oluşturmaktadır. Konveksiyon akımlarının neden olduğu bu ardışıklı olay tatkürenin altında devam edip gitmektedir.
İşte yerkabuğunu oluşturan levhaların birbirine sürtündükleri, birbirlerini sıkıştırdıkları, birbirlerinin üstüne çıktıkları ya da altına girdikleri bu levhaların sınırları dünyada depremlerin oldukları yerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünyada olan depremlerin hemen büyük çoğunluğu bu levhaların birbirlerini zorladıkları levha sınırlarında dar kuşaklar üzerinde oluşmaktadır.
Yukarıda, yerkabuğunu oluşturan "Levha"ların, Astenosferdeki konveksiyon akımları nedeniyle hareket halinde olduklarını ve bu nedenle birbirlerini ittiklerini veya birbirlerinden açıldıklarını ve bu olayların meydana geldiği zonların da deprem bölgelerini oluşturduğunu söylemiştik.
Birbirlerini iten ya da diğerinin altına giren iki levha arasında, harekete engel olan bir sürtünme kuvveti vardır. Bir levhanın hareket edebilmesi için bu sürtünme kuvvetinin giderilmesi gerekir.
İtilmekte olan bir levha ile bir diğer levha arasında sürtünme kuvveti aşıldığı zaman bir hareket oluşur. Bu hareket çok kısa bir zaman biriminde gerçekleşir ve şok niteliğindedir. Sonunda çok uzaklara kadar yayılabilen deprem (sarsıntı) dalgaları ortaya çıkar.Bu dalgalar geçtiği ortamları sarsarak ve depremin oluş yönünden uzaklaştıkça enerjisi azalarak yayılır. Bu sırada yeryüzünde, bazen gözle görülebilen, kilometrelerce uzanabilen ve FAY adı verilen arazi kırıkları oluşabilir. Bu kırıklar bazen yeryüzünde gözlenemez, yüzey tabakaları ile gizlenmiş olabilir. Bazen de eski bir depremden oluşmuş ve yeryüzüne kadar çıkmış, ancak zamanla örtülmüş bir fay yeniden oynayabilir.
Depremlerinin oluşumunun bu şekilde ve "Elastik Geri Sekme Kuramı" adı altında anlatımı 1911 yılında Amerikalı Reid tarafından yapılmıştır ve laboratuarlarda da denenerek ispatlanmıştır.
Bu kurama göre, herhangi bir noktada, zamana bağımlı olarak, yavaş yavaş oluşan birim deformasyon birikiminin elastik olarak depoladığı enerji, kritik bir değere eriştiğinde, fay düzlemi boyunca var olan sürtünme kuvvetini yenerek, fay çizgisinin her iki tarafındaki kayaç bloklarının birbirine göreli hareketlerini oluşturmaktadır. Bu olay ani yer değiştirme hareketidir. Bu ani yer değiştirmeler ise bir noktada biriken birim deformasyon enerjisinin açığa çıkması, boşalması, diğer bir deyişle mekanik enerjiye dönüşmesi ile ve sonuç olarak yer katmanlarının kırılma ve yırtılma hareketi ile olmaktadır.
Aslında kayaların, önceden bir birim yer değiştirme birikimine uğramadan kırılmaları olanaksızdır. Bu birim yer değiştirme hareketlerini, hareketsiz görülen yerkabuğunda, üst mantoda oluşan konveksiyon akımları oluşturmakta, kayalar belirli bir deformasyona kadar dayanıklılık gösterebilmekte ve sonrada kırılmaktadır. İşte bu kırılmalar sonucu depremler oluşmaktadır. Bu olaydan sonra da kayalardan uzak zamandan beri birikmiş olan gerilmelerin ve enerjinin bir kısmı ya da tamamı giderilmiş olmaktadır.
Çoğunlukla bu deprem olayı esnasında oluşan faylarda, elastik geri sekmeler (atım), fayın her iki tarafında ve ters yönde oluşmaktadırlar.
FAYLAR genellikle hareket yönlerine göre isimlendirilirler. Daha çok yatay hareket sonucu meydana gelen faylara "Doğrultu Atımlı Fay"denir. Fayın oluşturduğu iki ayrı blokun birbirlerine göreli olarak sağa veya sola hareketlerinden de bahsedile bilinir ki bunlar sağ veya sol yönlü doğrultulu atımlı faya bir örnektir.
Düşey hareketlerle meydana gelen faylara da "Eğim Atımlı Fay"denir. Fayların çoğunda hem yatay, hem de düşey hareket bulunabilir.



DEPREM NEDİR?


Fayların hareket etmesine deprem deniliyor. Fay hareketleri bazen enine, bazende dikine oluyor.Hareket ettikçe kırılmalar, kırılma oldukça da dalga dalga yayılıyor

Deprem Nedir ve Nasıl Oluşur?



Depremler yeryüzünü şekillendiren jeolojik olaylardandır. Fay dediğimiz kırıklar boyunca yer kabuğunda meydana gelen hareketler depremleri oluşturur. Bunlardan bizim duyabileceğimiz kadar büyük şiddette olanlarına deprem denir. Depremler, önce hafif bir sarsıntı ve yer içerisinden top seslerini andıran gürültüler ile başlar, sarsıntı birden şiddetlenir en yüksek mertebeye çıkar ve en çok hasar yaptıktan sonra aniden yavaşlar, bir süre hafif sarsıntılar biçiminde devam eder ve sonunda duyulmaz olur. Büyük depremler sonucunda yüzlerce kilometre uzunluğunda faylar ve bunlara bağlı olarak yarıklar ve çatlaklar meydana gelir.


Dünyanın En Yoğun Deprem Kuşakları Hangileri?

1. Kuşak :

Pasifik Deprem Kuşağı denilen bu kuşakta yeryüzündeki depremlerin yüzde 81'i gerçekleşiyor. Bu bölge Şili'den kuzeye doğru Güney Amerika kıyıları, Orta Amerika, Meksika ABD'nin batı kıyıları ve Alaska'nın güneyinden Aleutian Adaları, Japonya, Filipinler, Yeni Gine, Güney Pasifik Adaları ve Yeni Zelanda'yı içine alıyor.

2. Kuşak :

Alpine adlı bu kuşak yeryüzündeki depremlerin yüzde 17'sine sahne oluyor. Endonezya'dan başlayarak Himalayalar ve Akdeniz üzerinden Atlantik Okyanusu'na ulaşıyor.

3. Kuşak :

Atlantik bölgesi denilen bu kuşak ise Atlantik Okyanus Sırtı boyunca uzanıyor.


Türkiye Neden Riskli?

Türkiye çok yakın jeolojik zamanlarda epirojenik hareketler sonucu toptan yükselmiş ve bu sırada faylarda yer yer parçalanmalar olmuştur.
Genç kabuk hareketlerinin yol açtığı bu basınç ve gerilemeler, günümüzde de devam ettiğinden ülkeyi kesen faylardan birçoğu diriliklerini koruyor ve zaman zaman yatay ve düşey doğrultuda oynuyor. Nitekim Türkiye'de 20. yy'da 6.0'dan büyük 50 kadar yıkıcı deprem olmuştur.


FAY NEDİR?

Yeryüzünü oluşturan kayaçların bir yüzey boyunca kırılması ve oluşan iki parçanın birbirine göre yer değiştirmesidir.
Üç tür fay vardır : Normal fay, bindirme fayı ve yanal atımlı fay. Normal Fay, kırıklardan üstte olan bloğun aşağıya doğru hareket etmesidir. Etkiledikleri bölgenin uzamasına neden olur. Bindirme fayı ise, iki kırık bloktan birinin diğerinin üstüne bindirmesidir.
Sonucu ise etkilenen alanın daralması şeklindedir. Yanal atımlı fayda ise, blok yatay biçimde hareket eder. Türkiye’deki en büyük fay olan Kuzey Anadolu Fayı yanal atımlı bir faydır.Hareket sadece yatay olur. O bölgeyi daraltır veya uzatır.

Kuzey Anadolu Fay Hattı Nedir?

Doğuda, Bingöl'ün Karlıova çöküntüsünden başlayıp batıda Bolu şehir merkezi civarında çatallanan ve önce iki, Geyve'nin batısında da üç ana kol boyunca Ege Denizi'nin kuzeyine kadar uzanan fay hattıdır. İzmit Depremimde bu fay hattında meydana gelmiştir. Bu fay hattı, 1948 yılında İhsan Ketin tarafından keşfedilmiştir.



TÜRKİYE DEPREM BÖLGELERİ HARİTASI HAKKINDA AÇIKLAMALAR
Bu harita, mevcut bilgilerin ışığı altında hazırlanmış, Bakanlar Kurulu’nun 18.4.1996 tarih ve 96/8109 sayılı kararı ile yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Önceki haritalardan farklı olarak olasılık metodu hesaplarına göre çizilen eşivme kontur haritası esas alınarak deprem bölgeleri tesbit edilmiştir. Buna göre, normal bir yapı 50 yıllık ekonomik ömrü içinde %90 ihtimal ile bu ivme değerlerinden fazla bir yüklenmeye maruz kalmayacağı tahmin edilmektedir. Ekonomik ömrü daha uzun veya önemli yapılar için karşılaşabilecekleri en büyük ivme değerlerinin ayrıca hesaplanması gerekir.
- Deprem Bölgeleri Haritası ile Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik bir birini tamamlamaktadır. Bu yönetmeliğe göre deprem bölgelerinde kabul edilen hesap ivmeleri, 1.derece için 0.4g , 2.derece için 0.3g , 3.derece için 0.2g , 4.derece için 0.1g olarak alınmalıdır. 5.derece için deprem hesabı yapmak zorunlu değildir.
Türkiye Deprem Bölgeleri, ivme değerlerine göre aşağıdaki şekilde derecelendirilmiştir.
1. Derece deprem bölgesi: beklenen ivme değeri 0.40 g 'den büyük
2. Derece deprem bölgesi: beklenen ivme değeri 0.40 g ile 0.30 g arasında
3. Derece deprem bölgesi: beklenen ivme değeri 0.30 g ile 0.20 g arasında
4. Derece deprem bölgesi: beklenen ivme değeri 0.20 g ile 0.10 g arasında
5. Derece deprem bölgesi: beklenen ivme değeri 0.10 g 'den az
g: yer çekimi(981 cm/sxs).
- Yerleşim birimlerinin hangi deprem bölgesinde yer aldığı örneklerde açıklanmıştır. Haritada yer almayan yerleşim birimleri için, bağlı olduğu il veya ilçe merkezine ait deprem bölgesi esas alınacaktır.
Örnek 1.Adana merkezi 2. derece deprem bölgesindedir.
Örnek 2.Adana'nın, Ceyhan ilçesi merkez bucağı, Kösreli bucağı ve Sağkaya bucağı 2. derece deprem bölgesindedir. Ceyhan belediyesi de dahil olmak üzere adı yazılmayan Doruk, Kurtkulağı, Sarımazı, Mercimek, Kurtpınar, Hamdilli ve Mustafabeyli belediyeleri 2. derece deprem bölgesindedir.
Örnek 3.Adana'nın Düziçi ilçesi merkez bucağı 1. derece deprem bölgesindedir. Düziçi’ne bağlı Böcekli belediyesi 2. derece deprem bölgesi olup, adı yazılmayan Ellek belediyesi 1. derece deprem bölgesindedir.
Örnek 4.Adana'nın Osmaniye ilçesi merkez bucağı 1. derece deprem bölgesindedir. İlçeye bağlı Kaypak, Toprakkale ve Yarpuz bucakları 1. derece, Tecirli bucağı ise 2. derece deprem bölgesindedir.
Örnek 5.Adıyaman'nın merkez ilçesi merkez bucağı 2. derece deprem bölgesindedir. İlçeye bağlı Yaylakonak belediyesi 1. derece deprem bölgesindedir.

DEPREME KARŞI ALNABİLECEK ÖNLEMLER


Depremden önce yapılması gerekenler


· Yaşadığınız / Bulunduğunuz mekanı inceleyin. Korunma için bulunacağınız yeri ve muhtemel kaçış yolunu belirleyin.
· Eğer bulunduğunuz noktadan kendinizi 10-15 saniye içinde bina dışına çıkartacak ve güvenli bir açık alana ulaştıracak pozisyonunuz varsa, bu yolu saptayın. (Bu yöntem sadece giriş altı, giriş ve 1. katta olanlar için geçerlidir.)
Deprem sırasında ilk 10-15 saniye binayı terkedebilmek açısından çok önemlidir. Daha önce yaşanan depremlerden elde edilen istitastiki verilere göre, binalarda yıkıma yol açan unsur, hissettiğiniz ilk sarsıntı değil, binanın rezonansa girmesidir. Bu da size anılan süreyi kazandırmaktadır.
Bu süre içinde kaçma eylemini gerçekleştirebilecek bir yöntem bulduğunuz takdirde, tatbik ederek zamanı saptayın. Böylelikle hem kesin kaçış sürenizi öğrenebilir, hem bu süreyi daha da kısaltacak yöntemler geliştirebilirsiniz.
UNUTMAYIN
Kişisel kaçış zamanı ile, birilerine yardım ederek (eşiniz, çocuğunuz, iş arkadaşınız ya da bir sakat) kaybedeceğiniz zaman çok farklıdır. Farklı senaryolar geliştirmenizde ve süre tutarak denemenizde yarar vardır.
· Kapı veya cam kenarında ya da bulunduğunuz yeri 10-15 saniye içinde terkedebilecek bir mesafede iseniz, herhangi bir acil çıkış anında kullanacağınız güzergah üzerinde size engel olabilecek saksı, masa, sandalye, koltuk, sandık ve benzeri unsurları ortadan kaldırınız.
· Bazı durumlarda ani bir acil çıkış olanağı yaratabilirsiniz. (giriş katındaki camı kırarak dışarı çıkmak gibi). Bu cam kalın ya da sekurit (sağlamlaştırılmış) olabilir. Bunu kırmak için bir yangın söndürme tüpünü kaçış yolu üzerinde bulundurabilirsiniz. Unutmayın, vücudunuzda kesiklere ve yırtılmalara yol açmayı engellemek için önce camı kendinize zarar vermeden kırmalısınız.
· Binayı terkederken mutlaka başınızı yüksekten veya tavandan düşen nesnelerden (tuğla, kiremit, avize v.b.) korumalısınız. Bu aşamada yastık bir işe yaramayacak, aksine çevrenizi görmenize ve sesleri duymanıza engel olacaktır. Bir kask veya baret, bulamazsanız bir sandalye, bir tahta parçası, büyük ve kalın bir kitap işinize yarayabilir.
· Eğer binayı 10-15 saniye içinde terkedemiyorsanız, kesinlikle merdivenlerden, merdiven boşluklarından uzak durunuz. Asansör bir tuzaktır. Kullanmayınız. Yıkılan binalarda en yüksek oranda ölüm bu noktalarda meydana gelmektedir. Birinci kattan daha yüksekteyseniz, atlamayı denemeyiniz. Yaşanan depremlerde ölümle ve ciddi yaralanmalarla sonuçlanan olayların büyük bir bölümü yüksekten atlamayla ilişkilidir. Bunun yerine yüksek binalarda yapılması zorunlu olan harici yangın merdivenlerini kullanınız. Demir konstrüksyondan inşa edilen bu merdivenler, binadan bağımsız olduğu için yıkım darbesinden daha zor etkilenecek ve bağlı olduğu yerden kopması halinde, çeperlerindeki kuşaklar nedeniyle düşme anında bir koruma alanı oluşturacaktır. Dahili yangın merdivenleri koruyucu bir alan yaratmayacaktır.
· Eğer bulunduğunuz bina depreme dayanıklı ve bulunduğunuz mekandaki masa çelik veya kalın masif ahşap malzemeye sahipse başınıza düşebilecek eşyalardan sizi koruyabilir. Ama tavan çökmesi halinde hiçbir koruyucu özelliği olmayacaktır.
ÖRNEK: Japonya’da öğrencilerin sığındığı masa altları.
Bu masalar aslında boğazları birleştirilmiş birer çelik kafestir. Bu özelliği nedeniyle sıralar halinde masa birarada düşünüldüğünde çöken tavanı karşılayıcı ciddi bir direnç noktası oluşturmaktadır. Oysa Türkiyede kullanılan basit tahta veya zayıf sıraların böyle bir ağırlığı taşıyamayacağı kesindir.
· Bir “Yaşam Üçgeni Alanı” yaratın. Masa, yatak altı gibi yerler yerine, Ağırlık merkezi yere yakın çelik dolaplar (boyu uzunsa ve yapabiliyorsanız yana devirin), para kasaları, çamaşır ve bulaşık makinesi gibi nesnelerin yanına yatın ve cenin pozisyonu alın.
UNUTMAYIN: Herhangi bir yıkılma anında bu nesneler belki ezilecek ama asla yok olmayacaklardır. Yanlarında yaratacağı alan sizin yaşam üçgeniniz olacaktır.
Mutfak iyi bir saklanma ve “Yaşam üçgeni” ayaratılabilecek uygun bir ortamdır. Tezgah altında ve yanında yer alan fırın, bulaşık makinası ve buzdolabı, bu bölümün ezilme oranını en aza indirger. Ancak, setüstü dolaplardan dökülecek tabak, çanak ve bardak gibi cisimlere karşı bir önlem alınması, rafların düşmesine engel olmak için de duvarla olan bağlantılarının sabitleştirilmesinde yarar vardır.
Yaşanan depremlerden elde edilen veriler, mutfak ve banyoların en uygun yerler olduğunu göstermektedir. Çünkü enkaz altında kalındığı takdirde, bu bölümlerde hem yaşam üçgeni yaratabileceğiniz unsurlar vardır, hem de patlayan borulardan sızan suyu içerek vücudunuzu crash sendromundan koruyabilme olanağı mevcuttur. Enkaz altında kalan kişileri bekleyen en cidi tehlike böbrek yetmezliği nedeniyle ortaya çıkan sendromlardır.
· Bulunmamanız gereken bir yer de kapı pervazlarıdır. Kapı pervazlarının taşıyıcı hiçbir özelliği yoktur. Çelik kapılara da güvenmeyin. Bunların da taşıyıcı özelliği olmadığı gibi, hem tehlike anında kırılması mümkün değildir, hem de üzerinize devrilme riski bulunmaktadır.
· Depreme uykuda yakalandığınız takdirde, kullanmanız gereken 10-15 saniyelik süre bir hayli azalacaktır. Bunun için yatağınızın iki yanına 1m3’lük tahta sandıklar yaptırmanız ve içlerini kitaplarla doldurduktan sonra, kalın bir iple çevresini sarmanız yararlı olabilir. Kitaplar da büyük bir ağırlık altında ezilmeyecek, sardığınız kalın ip ise sandığın patlamasına engel olacaktır. Böyle bir hazırlığınız yoksa, yatağın hemen kenarına ve yanına yan yatarak cenin pozisyonu alın.

Deprem Sırasında Yapılması Gerekenler


Bir depdem sırasında nasıl davranmanız gerektiğine ilişkin bilgiler edinerek ve bunları uygulayarak kendinizi sakinleştirebilir, kendinizi ve ailenizi korumak için daha hazırlıklı olabilir ve başkalarına yardımcı olabilirsiniz.
Öncelikle evinizin her bir odasındaki güvenli noktaları belirleyin. Güvenlikli noktaya yerleşme alıştırmalarıyla bu bilgiyi pekiştirin. Bu, özellikle çocuklar için önemli bir adımdır.
Deprem başladığında nerede olursanız olun, hemen kendinizi korumaya alın ve sarsıntı durana kadar orada kalın.
Eğer Bina İçindeyseniz;
· Orada kalın; dışarıya koşmayın.
· Sağlam bir masa, mobilya vb. eşya altında ya da yanında kendinizi korumaya alın ve ona tutunun.
Eğer koridordaysanız;
· Duvarın dibine sinin.
· Eşikte durmayın; kapı çarpacak ve yaralanmanıza neden olacaktır.
· Başınızı ve yüzünüzü koruyun.
· Pencereler, cam bölmeler, aynalar, ocaklar, kitaplıklar, yüksek mobilyalar ve gevşek yapı elemanlarından uzak durun.
Eğer Tekerlekli Sandalyede iseniz;
· Tekerlekleri kilitleyerek başınızı ve boynunuzu korumaya alın.
Eğer Oteldeyseniz;
· Otel odanızda sığınabileceğiniz en güvenli noktayı belirleyin.
· Otel güvenlik talimatını okuyun ve katta bulunan acil çıkış noktalarını öğrenin.
· Otelde kalırken, ayakkabılarınızı yatak altında, elbiselerinizi yakınınızda tutun.
· Seyahate çıkarken yanınıza küçük bir radyo ile el lambası almayı ihmal etmeyin.
· Asansör kullanmayın.
Deprem sırasında asansördeyseniz;
· Kat çıkış düğmelerine basarak katta durdurun ve en seri biçimde asansörü terkedin.
Eğer Açıkhavadaysanız;
· Olduğunuz yerde kalın.
· Pencerelerden, binalardan, elektrik tellerinden ve direklerden uzak, güvenli bir noktaya doğru gitmeye çalışın.
Eğer Araçtaysanız;
· Güvenli bir yere yanaştırmaya çalışın.
· Yolu kapatmamaya özen gösterin.
· Köprülerden, alt ve üstgeçitlerden ve binalardan olabildiğince uzağa park etmeye çalışın.
Eğer Kalabalık bir Topluluktaysanız;
· Ezilmeyeceğiniz bir noktaya sığınmaya çalışın.
· Yüksek yapıların bulunduğu yaya yolları özellikle tehlikelidir.
· Eğer içerdeyseniz, devrilen kolonlar vb. çarpacağı için dışarıya koşmayın.
· Alışveriş merkezlerinde, en yakın mağazaya sığının.
· Pencerelerden, vitrinlerden, projektörlerden, ağır eşyalarla dolu raflardan uzak durun.
Eğer Okuldaysanız;
· Bir sıra ya da masa altına sığının ve ona sıkıca tutunun.
· Yüzünüzü pencereden uzak tutun.
Eğer Otobüsteyseniz;
· Otobüs durana kadar koltuğunuzda kalın.
Her nerede olursanız olun, zeminin şiddetle hareket etmesi olasılığına hazır olun. Örtünün, kendinizi sağlam bir nesnenin korumasına alın. Bunu yapamıyorsanız, yere çökün, başınızı ve yüzünüzü koruyacak biçimde kapanın. İlk sarsıntıyı izleyecek diğer sarsıntılara da hazır olun.

Depremden Sonra yapılması Gerekenler

Muhtemel bir depreme karşı hazırlık, sallanmalar bittikten sonra meydana gelen şoklar, yangınlar ve çok yıkıcı hasarlar söz konusu olduğunda ne yapmak ve ne yapmamak gerektiğini de içerir. Sözü geçen tehlikelere karşı soğukkanlı olun, sakin davranın. Öncelikle, hayatı tehdit eden durumları dikkate alın. Unutmayın ki, 72 saatten daha uzun bir süre yalnız başınıza kalabilirsiniz.
· Evinizde hasar olup olmadığını kontrol edin.
· Kendinizin ve yanınızdaki diğer insanların yaralanma durumlarını kontrol edin; hızlı ve dikkatli bir şekilde ilk yardım uygulayın.
· Bulunduğunuz yerden ayrılıyorsanız yerinizi bildirin, acil durum çantanızı yanınıza alın.
· Elektrik, su ve havagazını kontrol etmek için bir cep feneri kullanın.Hasar yoksa hiçbirini kapatmayın. Sızan havagazı koku verecektir. Gaz kaçağı ve yanıcı sızıntısı olmadığından emin olana dek kibrit ateşlemeyin, ışıkları yakmayın.
· Mevsim kış ise veya depremden kalma yıkıntılar, özellikle cam kırıkları varsa, sağlam, dayanıklı ayakkabı, eldiven ve giyecekler giyin.
· Kendi ailenizle ilgilendikten sonra komşularınızı kontrol edin. Deprem sonrası ilk yardım aile ve arkadaşlardan gelir.
· Acil yardıma ihtiyaç duyarsanız camlara bir yardım işareti not edin.
· Ürkmüş evcil hayvanları sakinleştirin ve korumanıza alın.
· Size yakın mesafedeki lağım borularının kırıldığından şüphe ediyorsanız sifonu kullanmayın.
· Davetsiz misafirlere karşı evinizi güvenlikte tutun.
· Pilli radyonuzu (veya araba radyosu) açın ve acil durum talimatlarını dinleyin.
· Yıkılmış elektrik hatlarından en az on metre uzak durun.
Deni kenarı yerleşimlerinde, dev dalgalar oluşması olasılığına karşı deniz kenarına yaklaşmaktan kaçının.

Araba kullanırken deprem davranışı


Depremden sonra pek çok kişi arabasına atlayıp yola çıkacaktır.Yoğun bir trafik sıkışıklığı olması kaçınılmazdır.Kaza ve çarpmalara dikkat edin ve önlemeye çalışın.İlk anda yavaş yavaş sağa yanaşıp durun.
Yavaşlayın, sağa yanaşıp durun, motoru durdurun. Kontak anahtarı yerinde kalsın, pencereleri kapatın ve kapıları kilitlemeden çıkın.
Eğer otoyolda iseniz yolun kenarındaki aydınlatma direklerine ve eğer varsa ses yalıtım duvarlarına dikkat edin devrilebilir.
Tünel giriş ve çıkış yakınlarında durmayın buralarda yamaç kaymaları ve kaya düşmeleri olabilir.
Radyodan yoldaki hasar ve diğer durumlar hakkında bilgi almaya çalışın.
Büyük kamyon ve tankerlerden uzak durun.
Otoyolda araç sürerken yoldaki anormal durumları ve yangınları cep telefonu ya da yol kenarındaki acil telefon ile ilgililere haber verin.

Büyük Market ve Mağazaların içinde deprem davranışı


Büyük kolonların yanında durmaya çalışın.Raflardan ve dolaplardan uzak durun.
Yangın çıkışlarına, merdivenlere ve yürüyen merdivenlere koşmayın.
Anonsları dinleyin.Mağaza güvenlik personelinin uyarı ve önerilerini yerine getirin, onlara uyun dediklerini yapın.
Satın aldığınız şeyleri bırakın ve dışarı çıkarken elleriniz boş olsun



Deniz ve ırmak kenarında deprem davranışı


Yerin sesini ve titreşimlerini dinleyin ve izleyin.
Eğer dağlık bir arazide dik yamaçları olan küçük bir vadide iseniz yamaçlardan toprak kayması ya da kaya düşmesi olabilir. Dikkatli olun.
Nehrin kaynak tarafında baraj varsa yıkılabilir ve bir su baskını olabilir, hemen nehre dik yönde yüksek yerlere çıkmaya başlayın.
Hemen yükseklere çıkın.

3-5 Katlı binalarda deprem davranışı

Çok katlı apartmanlarda üst katlar alt katlara göre daha çok sallanır.Bu binalar son yıllardaki deprem yönetmeliği (1975 ve sonraki tarihli)'ne ve Fen kurallarına göre yapılmışsa çökme tahlikesi yoktur.Yapılacak davranışlar 1-2 katlı evlerdekinden farklı değildir.Ancak çok katlı yapılara deprem açısından gerekli özel davranışlarda vardır.
Yangın merdivenlerinin kapısını açık tutun.
Ortak tehlike çıkışının (koridordaki) kapısını açık tutun.
Binayı boşaltırken asansörü kullanmayın.
Asansörde iseniz bütün düğmelere basın ve durduğu ilk katta asansörden inin.
Birinci katta iseniz, kapıyı açamıyorsanız ve de zemin katta yangın çıkmışsa zemin kata yatak vb.gibi yumuşak birşeyler attıktan sonra üstüne atlayın.Bu davranış çok katlı yapıların üst katları için geçerli değildir.

Kapalı çarşı veya tünellerde deprem davranışı


Yeraltı çarşısı ya da yaya geçidinde eğer yangın, gaz sızıntısı ve su basması yoksa yer yüzeyinden daha güvenlidir.Elektrik kesilirse panik yaşanabilir.
Vitrinlerden uzak durun.
Düşen cisimler dikkat edin, kendinizi koruyun.
Elektrik kesilse bile Yangın çıkışı işaretleri yanık kalabilir paniğe kapılmadan hareket edin.
Hemen çıkış merdivenlerine koşup yukarı çıkmaya çalışmayın.
Eğer yangın olursa ağzınıza bir mendil ya da bir bez tutun.Duvarların kenarlarında çömelmiş ya da yere eğilmiş konumda bulunduğunuz yeri boşaltmaya çalışın.Yeraltı çarşısı ya da geçidinin çıkışları vardır ve duvar diplerinden giderek çıkışa kesinlikle varırsınız.

Sokakta veya iş merkezinde deprem davranışı


En tehlikeli şeyler dökülen, kırılmış cam parçaları, ilan levhalarıdır.Bunlar düşebilir. Açıkta duran kahve, hafif içki satan (parayla çalışan) makinalar, ilan levhaları ve direkleri devrilebilir.
Buralardan uzaklaşın.Başınızı koruyun.Geniş açık alanlara gidin ya da güvenliğinden kuşku duymadığınız yapı varsa içeri girin.
Geniş bir yol varsa ve trafik yoğun değilse yolun ortasındaki refuje kaçın ve orada durun.
Satış makinalarından, reklam levhalarından ve bahçe duvarlarından uzak durun.
Elleriniz boşsa başınıza koyun ve koruyun Eğer çanta, paket ve torba varsa başınıza koyun.Hiç bir şey yoksa ellerinizi kullanın.
Yolun kenarında ağaçlar varsa altına girip durun.



Yüksek zeminlerde deprem davranışı


Üst katlar alt katlara göre çok daha fazla sallanır.Daha çok dikkatli olmak gerekir.
Başınızı çanta, minder, kitap, klasör gibi şeylerle koruyun.Dolap, kahve makinası ve sebil gibi şeylerden uzak, kolonlara yakın durun.
Masaya yakınsanız altına girin.
Asansörde iseniz bütün düğmelere basın durduğu ilk katta asansörden inin, eğer kapısı sıkışmamış






DÜNYADA OLMUŞ BÜYÜK DEPREMLER








YILI
MAGNİTÜDÜ
ÖLÜ SAYISI
ZARAR MİLYON $ )
YERİ






365
___
50.000
bilinmiyor
KNOSSOS,GİRİT
526
___
250.000
___
ANTAOKHEİA
844
___
50.000
çok fazla
ŞAM
847
___
50.000
bilinmiyor
MUSUL,IRAK
847
___
70.000
çok fazla
ŞAM
856
___
200.000
çok fazla
DAMGAN,İRAR
893
___
82.000
bilinmiyor
KAFKASYA,RUSYA
893
___
180.000
bilinmiyor
DAİPUR,HİNDİSTAN
893
___
150.000
çok fazla
ERDEBİL,İRAN
1042
___
50.000
bilinmiyor
PALMYRA,SURİYE
1138
___
230.000
çok fazla
HALEP,SURUYE
1201
___
1.000.000
çok fazla
SURİYE
1268
___
60.000
bilinmiyor
KİLİKYA.ANADOLU
1290
6,7
100.000
bilinmiyor
ÇİN
1556
___
830.000
çok fazla
SHAANXİ,ÇİN
1667
6,9
80.000
çok fazla
ŞMAHA,RUSYA
1668
___
50.000
çok fazla
SHANDONG,ÇİN
1693
___
100.000
fazla
SİCİLYA
1703
___
200.000
fazla
CEDDO,JAPONYA
1727
___
77.000
sınırlı
TEBRİZ,İRAN
1730
___
137.000
bilinmiyor
HOKKAİDO,JAPONYA
1731
___
100.000
bilinmiyor
PELKİN,ÇİN
1737
___
300.000
orta derece
HİNDİSTAN
1739
___
50.000
çok fazla
ÇİN
1755
___
62.000
çok fazla
İSPANYA-FAS
1780
___
100.000
bilinmiyor
TEBRİZ,İRAN
1811
8,7
Fazla
sınırlı
NEW MADRİD ABD
1836
7,6
28.321
fazla
KUZEY JAPONYA
1857
8,3
____
çok fazla
CALİFORNİA,ABD
1868
___
70.000
çok fazla
EKVATOR
1883
___
100.000
çok fazla
CAVA,ENDONEZYA
1886
___
60
77
CHARLESTON,ABD
1905
8,6
19.000
çok fazla
CEMMU,HİNDİSTAN
1906
8,3
700
333
SAN FRANCİSCO.ABD
1906
8,6
1.500
3556
VALPARALSA.ŞİLİ
1908
7,5
5.800
çok fazla
MESSİNA,İTALYA
1915
7,5
32.610
çok fazla
ABRUZZİ,İTALYA
1920
8,5
200.000
çok fazla
GANSU,ÇİN
1923
8,3
99.000
15600
TOKYO,ÇİN
1927
8
40.000
çok fazla
NAN SHAN,ÇİN
1932
7,6
70.000
bilinmiyor
GANSU,ÇİN
1935
7,5
25.000
çok fazla
HİRDİSTAN
1939
8
32.962
çok fazla
ERCİNZAN.TÜRKİYE
1939
8,3
28.000
588
CHİLLİAN.ŞİLİ
1948
7,3
19.800
çok fazla
AŞKABAD.SSCB
1960
5,9
12.000
290
AGADIR,FAS
1960
8,5
2.231
1231
VALPARALSA.ŞİLİ
1963
6
1.700
1200
ÜSKÜP,YUGASLAVYAA
1964
8,3
131
1020
ALASKA,ABD
1964
7,4
26
1800
NİİGATA,JAPONYA
1970
7,8
66.794
455
KUZEY PERU
1971
6,4
58
900
CALİFORNİA,ABD
1972
6,2
5.000
1300
NİKARAGUA
1976
7,5
23.000
1400
GUATEMALA
1976
6,5
929
10000
KUZEYDOĞU İTALYA
1976
7,8
240.000
çok fazla
TANGSHAN,ÇİN
1977
7,2
1.500
930
BÜKREŞ,ROMANYA
1979
8,1
600
fazla
KOLAMBİYA
1979
7,1
100
bilinmiyor
BATI İRAN
1980
7,7
4.000
bilinmiyor
eş-ŞERİF.CEZAYİR
1980
7,2
4.800
bilinmiyor
GÜNEY İTALYA
1983
7,1
1.400
bilinmiyor
ERZERUM-KARS
1985
8,1
9.000
3000
MEXİCO CİTY




TÜRKİYEDE OLMUŞ BÜYÜK DEPREMLER






YILI
MAGNİTÜDÜ+
ÖLÜ SAYISI
YERİ
1925
5,0
3
AFYON-DİNAR
1928
6,0
50
İZMİR-TORBALI
1929
6,5
64
SİVAS
1933
6,0
20
DENİZLİ
1935
6,4
5
ERDEK
1938
6,0
149
KIRŞEHİR
1939
8,0
32962
ERZİNCAN
1940
6,0
37
DEVELİ
1941
6,0
194
ERÇİŞ
1942
6,1
7
BİGADİÇ
1942
7,3
3001
NİKSAR
1943
7,2
618
ÇORUM
1943
7,6
2824
LADİK
1944
7,4
3959
GERDE
1944
6,2
21
GEDİZ
1944
7,8
27
AYVALIK
1945
6,0
10
CEYHAN
1946
5,6
2
ILGIN
1946
6,0
839
VARTO
1949
6,9
2
İZMİR
1949
6,7
450
KARLOVA
1951
6,6
52
KURŞUNLU
1952
5,6
133
HASANKALE
1953
7,5
265
GÖNEN
1953
6,1
2
KURŞUNLU
1955
6,9
23
SÖKE
1956
6,0
1
ESKİŞEHİR
1957
7,1
67
FETHİYE
1957
7,1
25
ABANT
1959
6,0
_
KÖYÇEĞİZ
1963
5,9
1
ÇINARCIK
1964
6,0
8
MALATYA
1964
6,6
23
MANYAS
1965
5,2
14
HONANS
1966
5,5
14
VARTO
1966
6,5
2394
VARTO
1967
7,5
89
ADAPAZARI
1967
6,0
97
FÜLÜMÜR
1968
5,7
29
BARTIN
1969
6,6
41
ALAŞEHİR
1970
7,1
1086
GEDİZ
1971
6,2
60
BURDUR
1971
6,8
755
BİNGÖL
1975
6,7
2385
LİCE
1976
7,5
3840
ÇALDIRAN
1983
7,1
1400
ERZURUM-KARS
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 17-01-07, 21:22   #4
~ИịgђŦмAяغ~

Post DEPREMİN OLUŞ NEDENLERİ VE TÜRLERİ[ForumTR Ödev Timi]


DEPREMİN OLUŞ NEDENLERİ VE TÜRLERİ: Dünyanın iç yapısı konusunda, jeolojik ve jeofizik çalışmalar sonucu elde edilen verilerin desteklediği bir yeryüzü modeli bulunmaktadır. Bu modele göre, yerkürenin dış kısmında yaklaşık 70-100 km. kalınlığında oluşmuş bir taşküre (Litosfer) vardır. Kıtalar ve okyanuslar bu taşkürede yer alır.Litosfer ile çekirdek arasında kalan ve kalınlığı 2.900 km olan kuşağa Manto adı verilir. Mantonun altındaki çekirdeğin Nikel-Demir karışımından oluştuğu kabul edilmektedir.Yerin, yüzeyden derine gidildikçe ısının arttığı bilinmektedir. Enine deprem dalgalarının yerin çekirdeğinde yayılamadığı olgusundan giderek çekirdeğin sıvı bir ortam olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Manto genelde katı olmakla beraber yüzeyden derine inildikçe içinde yerel sıvı ortamları bulundurmaktadır. Taşkürenin altında astenosfer denilen yumuşak Üst Manto bulunmaktadır.Burada oluşan kuvvetler, özellikle konveksiyon akımları nedeni ile, taş kabuk parçalanmakta ve birçok Levhalara bölünmektedir. Üst Mantoda oluşan konveksiyon akımları, radyoaktivite nedeni ile oluşan yüksek ısıya bağlanmaktadır. Konveksiyon akımları yukarılara yükseldikçe taş yuvarda gerilmelere ve daha sonra da zayıf zonların kırılmasıyla levhaların oluşmasına neden olmaktadır. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük levhalar vardır. Bu levhalar üzerinde duran kıtalarla birlikte, Astenosfer üzerinde sal gibi yüzmekte olup, birbirlerine göre insanların hissedemeyeceği bir hızla hareket etmektedirler. Konveksiyon akımlarının yükseldiği yerlerde levhalar birbirlerinden uzaklaşmakta ve buradan çıkan sıcak magmada okyanus ortası sırtlarını oluşturmaktadır. Levhaların birbirlerine değdikleri bölgelerde sürtünmeler ve sıkışmalar olmakta, sürtünen levhalardan biri aşağıya Mantoya batmakta ve eriyerek yitme zonlarını oluşturmaktadır. Konveksiyon akımlarının neden olduğu bu ardışıklı olay tatkürenin altında devam edip gitmektedir. İşte yerkabuğunu oluşturan levhaların birbirine sürtündükleri, birbirlerini sıkıştırdıkları, birbirlerinin üstüne çıktıkları ya da altına girdikleri bu levhaların sınırları dünyada depremlerin oldukları yerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünyada olan depremlerin hemen büyük çoğunluğu bu levhaların birbirlerini zorladıkları levha sınırlarında dar kuşaklar üzerinde oluşmaktadır. Yukarıda, yerkabuğunu oluşturan Levhaların, Astenosferdeki konveksiyon akımları nedeniyle hareket halinde olduklarını ve bu nedenle birbirlerini ittiklerini veya birbirlerinden açıldıklarını ve bu olayların meydana geldiği zonların da deprem bölgelerini oluşturduğunu söylemiştik. Birbirlerini iten ya da diğerinin altına giren iki levha arasında, harekete engel olan bir sürtünme kuvveti vardır. Bir levhanın hareket edebilmesi için bu sürtünme kuvvetinin giderilmesi gerekir. İtilmekte olan bir levha ile bir diğer levha arasında sürtünme kuvveti aşıldığı zaman bir hareket oluşur. Bu hareket çok kısa bir zaman biriminde gerçekleşir ve şok niteliğindedir. Sonunda çok uzaklara kadar yayılabilen deprem (sarsıntı) dalgaları ortaya çıkar.Bu dalgalar geçtiği ortamları sarsarak ve depremin oluş yönünden uzaklaştıkça enerjisi azalarak yayılır. Bu sırada yeryüzünde, bazen gözle görülebilen, kilometrelerce uzanabilen ve FAY adı verilen arazi kırıkları oluşabilir. Bu kırıklar bazen yeryüzünde gözlenemez, yüzey tabakaları ile gizlenmiş olabilir. Bazen de eski bir depremden oluşmuş ve yeryüzüne kadar çıkmış, ancak zamanla örtülmüş bir fay yeniden oynayabilir. Depremlerinin oluşumunun bu şekilde ve Elastik Geri Sekme Kuramı adı altında anlatımı 1911 yılında Amerikalı Reid tarafından yapılmıştır ve laboratuarlarda da denenerek ispatlanmıştır. Bu kurama göre, herhangi bir noktada, zamana bağımlı olarak, yavaş yavaş oluşan birim deformasyon birikiminin elastik olarak depoladığı enerji, kritik bir değere eriştiğinde, fay düzlemi boyunca var olan sürtünme kuvvetini yenerek, fay çizgisinin her iki tarafındaki kayaç bloklarının birbirine göreli hareketlerini oluşturmaktadır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 14-10-07, 03:39   #5
|Sεfα|

Varsayılan Depremin Oluş Nedenleri Ve Türleri [Geniş Anlatım]

DEPREMİN OLUŞ NEDENLERİ VE TÜRLERİ:

Dünyanın iç yapısı konusunda, jeolojik ve jeofizik çalışmalar sonucu elde edilen verilerin desteklediği bir yeryüzü modeli bulunmaktadır. Bu modele göre, yerkürenin dış kısmında yaklaşık 70-100 km. kalınlığında oluşmuş bir taşküre (Litosfer) vardır. Kıtalar ve okyanuslar bu taşkürede yer alır.Litosfer ile çekirdek arasında kalan ve kalınlığı 2.900 km olan kuşağa Manto adı verilir. Manto'nun altındaki çekirdeğin Nikel-Demir karışımından oluştuğu kabul edilmektedir.Yerin, yüzeyden derine gidildikçe ısının arttığı bilinmektedir. Enine deprem dalgalarının yerin çekirdeğinde yayılamadığı olgusundan giderek çekirdeğin sıvı bir ortam olması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Manto genelde katı olmakla beraber yüzeyden derine inildikçe içinde yerel sıvı ortamları bulundurmaktadır.
Taşkürenin altında astenosfer denilen yumuşak Üst Manto bulunmaktadır.Burada oluşan kuvvetler, özellikle konveksiyon akımları nedeni ile, taş kabuk parçalanmakta ve birçok "Levha"lara bölünmektedir. Üst Manto'da oluşan konveksiyon akımları, radyoaktivite nedeni ile oluşan yüksek ısıya bağlanmaktadır. Konveksiyon akımları yukarılara yükseldikçe taş yuvarda gerilmelere ve daha sonra da zayıf zonların kırılmasıyla levhaların oluşmasına neden olmaktadır. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük levhalar vardır. Bu levhalar üzerinde duran kıtalarla birlikte, Astenosfer üzerinde sal gibi yüzmekte olup, birbirlerine göre insanların hissedemeyeceği bir hızla hareket etmektedirler.
Konveksiyon akımlarının yükseldiği yerlerde levhalar birbirlerinden uzaklaşmakta ve buradan çıkan sıcak magmada okyanus ortası sırtlarını oluşturmaktadır. Levhaların birbirlerine değdikleri bölgelerde sürtünmeler ve sıkışmalar olmakta, sürtünen levhalardan biri aşağıya Manto'ya batmakta ve eriyerek yitme zonlarını oluşturmaktadır. Konveksiyon akımlarının neden olduğu bu ardışıklı olay tatkürenin altında devam edip gitmektedir.
İşte yerkabuğunu oluşturan levhaların birbirine sürtündükleri, birbirlerini sıkıştırdıkları, birbirlerinin üstüne çıktıkları ya da altına girdikleri bu levhaların sınırları dünyada depremlerin oldukları yerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünyada olan depremlerin hemen büyük çoğunluğu bu levhaların birbirlerini zorladıkları levha sınırlarında dar kuşaklar üzerinde oluşmaktadır.
Yukarıda, yerkabuğunu oluşturan "Levha"ların, Astenosferdeki konveksiyon akımları nedeniyle hareket halinde olduklarını ve bu nedenle birbirlerini ittiklerini veya birbirlerinden açıldıklarını ve bu olayların meydana geldiği zonların da deprem bölgelerini oluşturduğunu söylemiştik.
Birbirlerini iten ya da diğerinin altına giren iki levha arasında, harekete engel olan bir sürtünme kuvveti vardır. Bir levhanın hareket edebilmesi için bu sürtünme kuvvetinin giderilmesi gerekir.
İtilmekte olan bir levha ile bir diğer levha arasında sürtünme kuvveti aşıldığı zaman bir hareket oluşur. Bu hareket çok kısa bir zaman biriminde gerçekleşir ve şok niteliğindedir. Sonunda çok uzaklara kadar yayılabilen deprem (sarsıntı) dalgaları ortaya çıkar.Bu dalgalar geçtiği ortamları sarsarak ve depremin oluş yönünden uzaklaştıkça enerjisi azalarak yayılır. Bu sırada yeryüzünde, bazen gözle görülebilen, kilometrelerce uzanabilen ve FAY adı verilen arazi kırıkları oluşabilir. Bu kırıklar bazen yeryüzünde gözlenemez, yüzey tabakaları ile gizlenmiş olabilir. Bazen de eski bir depremden oluşmuş ve yeryüzüne kadar çıkmış, ancak zamanla örtülmüş bir fay yeniden oynayabilir.
Depremlerinin oluşumunun bu şekilde ve "Elastik Geri Sekme Kuramı" adı altında anlatımı 1911 yılında Amerikalı Reid tarafından yapılmıştır ve laboratuarlarda da denenerek ispatlanmıştır.
Bu kurama göre, herhangi bir noktada, zamana bağımlı olarak, yavaş yavaş oluşan birim deformasyon birikiminin elastik olarak depoladığı enerji, kritik bir değere eriştiğinde, fay düzlemi boyunca var olan sürtünme kuvvetini yenerek, fay çizgisinin her iki tarafındaki kayaç bloklarının birbirine göreli hareketlerini oluşturmaktadır. Bu olay ani yer değiştirme hareketidir. Bu ani yer değiştirmeler ise bir noktada biriken birim deformasyon enerjisinin açığa çıkması, boşalması, diğer bir deyişle mekanik enerjiye dönüşmesi ile ve sonuç olarak yer katmanlarının kırılma ve yırtılma hareketi ile olmaktadır.
Aslında kayaların, önceden bir birim yer değiştirme birikimine uğramadan kırılmaları olanaksızdır. Bu birim yer değiştirme hareketlerini, hareketsiz görülen yerkabuğunda, üst mantoda oluşan konveksiyon akımları oluşturmakta, kayalar belirli bir deformasyona kadar dayanıklılık gösterebilmekte ve sonrada kırılmaktadır. İşte bu kırılmalar sonucu depremler oluşmaktadır. Bu olaydan sonra da kayalardan uzak zamandan beri birikmiş olan gerilmelerin ve enerjinin bir kısmı ya da tamamı giderilmiş olmaktadır.
Çoğunlukla bu deprem olayı esnasında oluşan faylarda, elastik geri sekmeler (atım), fayın her iki tarafında ve ters yönde oluşmaktadırlar.
FAYLAR genellikle hareket yönlerine göre isimlendirilirler. Daha çok yatay hareket sonucu meydana gelen faylara "Doğrultu Atımlı Fay"denir. Fayın oluşturduğu iki ayrı blokun birbirlerine göreli olarak sağa veya sola hareketlerinden de bahsedile bilinir ki bunlar sağ veya sol yönlü doğrultulu atımlı faya bir örnektir.
Düşey hareketlerle meydana gelen faylara da "Eğim Atımlı Fay"denir. Fayların çoğunda hem yatay, hem de düşey hareket bulunabilir.


DEPREM NEDİR?


Fayların hareket etmesine deprem deniliyor. Fay hareketleri bazen enine, bazende dikine oluyor.Hareket ettikçe kırılmalar, kırılma oldukça da dalga dalga yayılıyor

Deprem Nedir ve Nasıl Oluşur?


Depremler yeryüzünü şekillendiren jeolojik olaylardandır. Fay dediğimiz kırıklar boyunca yer kabuğunda meydana gelen hareketler depremleri oluşturur. Bunlardan bizim duyabileceğimiz kadar büyük şiddette olanlarına deprem denir. Depremler, önce hafif bir sarsıntı ve yer içerisinden top seslerini andıran gürültüler ile başlar, sarsıntı birden şiddetlenir en yüksek mertebeye çıkar ve en çok hasar yaptıktan sonra aniden yavaşlar, bir süre hafif sarsıntılar biçiminde devam eder ve sonunda duyulmaz olur. Büyük depremler sonucunda yüzlerce kilometre uzunluğunda faylar ve bunlara bağlı olarak yarıklar ve çatlaklar meydana gelir.

Dünyanın En Yoğun Deprem Kuşakları Hangileri?

1. Kuşak :

Pasifik Deprem Kuşağı denilen bu kuşakta yeryüzündeki depremlerin yüzde 81'i gerçekleşiyor. Bu bölge Şili'den kuzeye doğru Güney Amerika kıyıları, Orta Amerika, Meksika ABD'nin batı kıyıları ve Alaska'nın güneyinden Aleutian Adaları, Japonya, Filipinler, Yeni Gine, Güney Pasifik Adaları ve Yeni Zelanda'yı içine alıyor.

2. Kuşak :

Alpine adlı bu kuşak yeryüzündeki depremlerin yüzde 17'sine sahne oluyor. Endonezya'dan başlayarak Himalayalar ve Akdeniz üzerinden Atlantik Okyanusu'na ulaşıyor.

3. Kuşak :

Atlantik bölgesi denilen bu kuşak ise Atlantik Okyanus Sırtı boyunca uzanıyor.

Türkiye Neden Riskli?

Türkiye çok yakın jeolojik zamanlarda epirojenik hareketler sonucu toptan yükselmiş ve bu sırada faylarda yer yer parçalanmalar olmuştur.
Genç kabuk hareketlerinin yol açtığı bu basınç ve gerilemeler, günümüzde de devam ettiğinden ülkeyi kesen faylardan birçoğu diriliklerini koruyor ve zaman zaman yatay ve düşey doğrultuda oynuyor. Nitekim Türkiye'de 20. yy'da 6.0'dan büyük 50 kadar yıkıcı deprem olmuştur.

FAY NEDİR?

Yeryüzünü oluşturan kayaçların bir yüzey boyunca kırılması ve oluşan iki parçanın birbirine göre yer değiştirmesidir.
Üç tür fay vardır : Normal fay, bindirme fayı ve yanal atımlı fay. Normal Fay, kırıklardan üstte olan bloğun aşağıya doğru hareket etmesidir. Etkiledikleri bölgenin uzamasına neden olur. Bindirme fayı ise, iki kırık bloktan birinin diğerinin üstüne bindirmesidir.
Sonucu ise etkilenen alanın daralması şeklindedir. Yanal atımlı fayda ise, blok yatay biçimde hareket eder. Türkiye’deki en büyük fay olan Kuzey Anadolu Fayı yanal atımlı bir faydır.Hareket sadece yatay olur. O bölgeyi daraltır veya uzatır.

Kuzey Anadolu Fay Hattı Nedir?

Doğuda, Bingöl'ün Karlıova çöküntüsünden başlayıp batıda Bolu şehir merkezi civarında çatallanan ve önce iki, Geyve'nin batısında da üç ana kol boyunca Ege Denizi'nin kuzeyine kadar uzanan fay hattıdır. İzmit Depremimde bu fay hattında meydana gelmiştir. Bu fay hattı, 1948 yılında İhsan Ketin tarafından keşfedilmiştir.


TÜRKİYE DEPREM BÖLGELERİ HARİTASI HAKKINDA AÇIKLAMALAR

Bu harita, mevcut bilgilerin ışığı altında hazırlanmış, Bakanlar Kurulu’nun 18.4.1996 tarih ve 96/8109 sayılı kararı ile yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Önceki haritalardan farklı olarak olasılık metodu hesaplarına göre çizilen eşivme kontur haritası esas alınarak deprem bölgeleri tesbit edilmiştir. Buna göre, normal bir yapı 50 yıllık ekonomik ömrü içinde %90 ihtimal ile bu ivme değerlerinden fazla bir yüklenmeye maruz kalmayacağı tahmin edilmektedir. Ekonomik ömrü daha uzun veya önemli yapılar için karşılaşabilecekleri en büyük ivme değerlerinin ayrıca hesaplanması gerekir.
- Deprem Bölgeleri Haritası ile Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik bir birini tamamlamaktadır. Bu yönetmeliğe göre deprem bölgelerinde kabul edilen hesap ivmeleri, 1.derece için 0.4g , 2.derece için 0.3g , 3.derece için 0.2g , 4.derece için 0.1g olarak alınmalıdır. 5.derece için deprem hesabı yapmak zorunlu değildir.
Türkiye Deprem Bölgeleri, ivme değerlerine göre aşağıdaki şekilde derecelendirilmiştir.
1. Derece deprem bölgesi: beklenen ivme değeri 0.40 g 'den büyük
2. Derece deprem bölgesi: beklenen ivme değeri 0.40 g ile 0.30 g arasında
3. Derece deprem bölgesi: beklenen ivme değeri 0.30 g ile 0.20 g arasında
4. Derece deprem bölgesi: beklenen ivme değeri 0.20 g ile 0.10 g arasında
5. Derece deprem bölgesi: beklenen ivme değeri 0.10 g 'den az
g: yer çekimi(981 cm/sxs).
- Yerleşim birimlerinin hangi deprem bölgesinde yer aldığı örneklerde açıklanmıştır. Haritada yer almayan yerleşim birimleri için, bağlı olduğu il veya ilçe merkezine ait deprem bölgesi esas alınacaktır.
Örnek 1. Adana merkezi 2. derece deprem bölgesindedir.
Örnek 2. Adana'nın, Ceyhan ilçesi merkez bucağı, Kösreli bucağı ve Sağkaya bucağı 2. derece deprem bölgesindedir. Ceyhan belediyesi de dahil olmak üzere adı yazılmayan Doruk, Kurtkulağı, Sarımazı, Mercimek, Kurtpınar, Hamdilli ve Mustafabeyli belediyeleri 2. derece deprem bölgesindedir.
Örnek 3. Adana'nın Düziçi ilçesi merkez bucağı 1. derece deprem bölgesindedir. Düziçi’ne bağlı Böcekli belediyesi 2. derece deprem bölgesi olup, adı yazılmayan Ellek belediyesi 1. derece deprem bölgesindedir.
Örnek 4. Adana'nın Osmaniye ilçesi merkez bucağı 1. derece deprem bölgesindedir. İlçeye bağlı Kaypak, Toprakkale ve Yarpuz bucakları 1. derece, Tecirli bucağı ise 2. derece deprem bölgesindedir.
Örnek 5. Adıyaman'nın merkez ilçesi merkez bucağı 2. derece deprem bölgesindedir. İlçeye bağlı Yaylakonak belediyesi 1. derece deprem bölgesindedir.

DEPREME KARŞI ALINABİLECEK ÖNLEMLER

Depremden önce yapılması gerekenler

• Yaşadığınız / Bulunduğunuz mekanı inceleyin. Korunma için bulunacağınız yeri ve muhtemel kaçış yolunu belirleyin.
• Eğer bulunduğunuz noktadan kendinizi 10-15 saniye içinde bina dışına çıkartacak ve güvenli bir açık alana ulaştıracak pozisyonunuz varsa, bu yolu saptayın. (Bu yöntem sadece giriş altı, giriş ve 1. katta olanlar için geçerlidir.)
Deprem sırasında ilk 10-15 saniye binayı terkedebilmek açısından çok önemlidir. Daha önce yaşanan depremlerden elde edilen istitastiki verilere göre, binalarda yıkıma yol açan unsur, hissettiğiniz ilk sarsıntı değil, binanın rezonansa girmesidir. Bu da size anılan süreyi kazandırmaktadır.
Bu süre içinde kaçma eylemini gerçekleştirebilecek bir yöntem bulduğunuz takdirde, tatbik ederek zamanı saptayın. Böylelikle hem kesin kaçış sürenizi öğrenebilir, hem bu süreyi daha da kısaltacak yöntemler geliştirebilirsiniz.
UNUTMAYIN
Kişisel kaçış zamanı ile, birilerine yardım ederek (eşiniz, çocuğunuz, iş arkadaşınız ya da bir sakat) kaybedeceğiniz zaman çok farklıdır. Farklı senaryolar geliştirmenizde ve süre tutarak denemenizde yarar vardır.
• Kapı veya cam kenarında ya da bulunduğunuz yeri 10-15 saniye içinde terkedebilecek bir mesafede iseniz, herhangi bir acil çıkış anında kullanacağınız güzergah üzerinde size engel olabilecek saksı, masa, sandalye, koltuk, sandık ve benzeri unsurları ortadan kaldırınız.
• Bazı durumlarda ani bir acil çıkış olanağı yaratabilirsiniz. (giriş katındaki camı kırarak dışarı çıkmak gibi). Bu cam kalın ya da sekurit (sağlamlaştırılmış) olabilir. Bunu kırmak için bir yangın söndürme tüpünü kaçış yolu üzerinde bulundurabilirsiniz. Unutmayın, vücudunuzda kesiklere ve yırtılmalara yol açmayı engellemek için önce camı kendinize zarar vermeden kırmalısınız.
• Binayı terkederken mutlaka başınızı yüksekten veya tavandan düşen nesnelerden (tuğla, kiremit, avize v.b.) korumalısınız. Bu aşamada yastık bir işe yaramayacak, aksine çevrenizi görmenize ve sesleri duymanıza engel olacaktır. Bir kask veya baret, bulamazsanız bir sandalye, bir tahta parçası, büyük ve kalın bir kitap işinize yarayabilir.
• Eğer binayı 10-15 saniye içinde terkedemiyorsanız, kesinlikle merdivenlerden, merdiven boşluklarından uzak durunuz. Asansör bir tuzaktır. Kullanmayınız. Yıkılan binalarda en yüksek oranda ölüm bu noktalarda meydana gelmektedir. Birinci kattan daha yüksekteyseniz, atlamayı denemeyiniz. Yaşanan depremlerde ölümle ve ciddi yaralanmalarla sonuçlanan olayların büyük bir bölümü yüksekten atlamayla ilişkilidir. Bunun yerine yüksek binalarda yapılması zorunlu olan harici yangın merdivenlerini kullanınız. Demir konstrüksyondan inşa edilen bu merdivenler, binadan bağımsız olduğu için yıkım darbesinden daha zor etkilenecek ve bağlı olduğu yerden kopması halinde, çeperlerindeki kuşaklar nedeniyle düşme anında bir koruma alanı oluşturacaktır. Dahili yangın merdivenleri koruyucu bir alan yaratmayacaktır.
• Eğer bulunduğunuz bina depreme dayanıklı ve bulunduğunuz mekandaki masa çelik veya kalın masif ahşap malzemeye sahipse başınıza düşebilecek eşyalardan sizi koruyabilir. Ama tavan çökmesi halinde hiçbir koruyucu özelliği olmayacaktır.
ÖRNEK: Japonya’da öğrencilerin sığındığı masa altları.
Bu masalar aslında boğazları birleştirilmiş birer çelik kafestir. Bu özelliği nedeniyle sıralar halinde masa birarada düşünüldüğünde çöken tavanı karşılayıcı ciddi bir direnç noktası oluşturmaktadır. Oysa Türkiyede kullanılan basit tahta veya zayıf sıraların böyle bir ağırlığı taşıyamayacağı kesindir.
• Bir “Yaşam Üçgeni Alanı” yaratın. Masa, yatak altı gibi yerler yerine, Ağırlık merkezi yere yakın çelik dolaplar (boyu uzunsa ve yapabiliyorsanız yana devirin), para kasaları, çamaşır ve bulaşık makinesi gibi nesnelerin yanına yatın ve cenin pozisyonu alın.
UNUTMAYIN: Herhangi bir yıkılma anında bu nesneler belki ezilecek ama asla yok olmayacaklardır. Yanlarında yaratacağı alan sizin yaşam üçgeniniz olacaktır.
Mutfak iyi bir saklanma ve “Yaşam üçgeni” ayaratılabilecek uygun bir ortamdır. Tezgah altında ve yanında yer alan fırın, bulaşık makinası ve buzdolabı, bu bölümün ezilme oranını en aza indirger. Ancak, setüstü dolaplardan dökülecek tabak, çanak ve bardak gibi cisimlere karşı bir önlem alınması, rafların düşmesine engel olmak için de duvarla olan bağlantılarının sabitleştirilmesinde yarar vardır.
Yaşanan depremlerden elde edilen veriler, mutfak ve banyoların en uygun yerler olduğunu göstermektedir. Çünkü enkaz altında kalındığı takdirde, bu bölümlerde hem yaşam üçgeni yaratabileceğiniz unsurlar vardır, hem de patlayan borulardan sızan suyu içerek vücudunuzu crash sendromundan koruyabilme olanağı mevcuttur. Enkaz altında kalan kişileri bekleyen en cidi tehlike böbrek yetmezliği nedeniyle ortaya çıkan sendromlardır.
• Bulunmamanız gereken bir yer de kapı pervazlarıdır. Kapı pervazlarının taşıyıcı hiçbir özelliği yoktur. Çelik kapılara da güvenmeyin. Bunların da taşıyıcı özelliği olmadığı gibi, hem tehlike anında kırılması mümkün değildir, hem de üzerinize devrilme riski bulunmaktadır.
• Depreme uykuda yakalandığınız takdirde, kullanmanız gereken 10-15 saniyelik süre bir hayli azalacaktır. Bunun için yatağınızın iki yanına 1m3’lük tahta sandıklar yaptırmanız ve içlerini kitaplarla doldurduktan sonra, kalın bir iple çevresini sarmanız yararlı olabilir. Kitaplar da büyük bir ağırlık altında ezilmeyecek, sardığınız kalın ip ise sandığın patlamasına engel olacaktır. Böyle bir hazırlığınız yoksa, yatağın hemen kenarına ve yanına yan yatarak cenin pozisyonu alın.

Deprem Sırasında Yapılması Gerekenler

Bir depdem sırasında nasıl davranmanız gerektiğine ilişkin bilgiler edinerek ve bunları uygulayarak kendinizi sakinleştirebilir, kendinizi ve ailenizi korumak için daha hazırlıklı olabilir ve başkalarına yardımcı olabilirsiniz.
Öncelikle evinizin her bir odasındaki güvenli noktaları belirleyin. Güvenlikli noktaya yerleşme alıştırmalarıyla bu bilgiyi pekiştirin. Bu, özellikle çocuklar için önemli bir adımdır.
Deprem başladığında nerede olursanız olun, hemen kendinizi korumaya alın ve sarsıntı durana kadar orada kalın.
Eğer Bina İçindeyseniz;
• Orada kalın; dışarıya koşmayın.
• Sağlam bir masa, mobilya vb. eşya altında ya da yanında kendinizi korumaya alın ve ona tutunun.
Eğer koridordaysanız;
• Duvarın dibine sinin.
• Eşikte durmayın; kapı çarpacak ve yaralanmanıza neden olacaktır.
• Başınızı ve yüzünüzü koruyun.
• Pencereler, cam bölmeler, aynalar, ocaklar, kitaplıklar, yüksek mobilyalar ve gevşek yapı elemanlarından uzak durun.
Eğer Tekerlekli Sandalyede iseniz;
• Tekerlekleri kilitleyerek başınızı ve boynunuzu korumaya alın.
Eğer Oteldeyseniz;
• Otel odanızda sığınabileceğiniz en güvenli noktayı belirleyin.
• Otel güvenlik talimatını okuyun ve katta bulunan acil çıkış noktalarını öğrenin.
• Otelde kalırken, ayakkabılarınızı yatak altında, elbiselerinizi yakınınızda tutun.
• Seyahate çıkarken yanınıza küçük bir radyo ile el lambası almayı ihmal etmeyin.
• Asansör kullanmayın.
Deprem sırasında asansördeyseniz;
• Kat çıkış düğmelerine basarak katta durdurun ve en seri biçimde asansörü terkedin.
Eğer Açıkhavadaysanız;
• Olduğunuz yerde kalın.
• Pencerelerden, binalardan, elektrik tellerinden ve direklerden uzak, güvenli bir noktaya doğru gitmeye çalışın.
Eğer Araçtaysanız;
• Güvenli bir yere yanaştırmaya çalışın.
• Yolu kapatmamaya özen gösterin.
• Köprülerden, alt ve üstgeçitlerden ve binalardan olabildiğince uzağa park etmeye çalışın.
Eğer Kalabalık bir Topluluktaysanız;
• Ezilmeyeceğiniz bir noktaya sığınmaya çalışın.
• Yüksek yapıların bulunduğu yaya yolları özellikle tehlikelidir.
• Eğer içerdeyseniz, devrilen kolonlar vb. çarpacağı için dışarıya koşmayın.
• Alışveriş merkezlerinde, en yakın mağazaya sığının.
• Pencerelerden, vitrinlerden, projektörlerden, ağır eşyalarla dolu raflardan uzak durun.
Eğer Okuldaysanız;
• Bir sıra ya da masa altına sığının ve ona sıkıca tutunun.
• Yüzünüzü pencereden uzak tutun.
Eğer Otobüsteyseniz;
• Otobüs durana kadar koltuğunuzda kalın.
Her nerede olursanız olun, zeminin şiddetle hareket etmesi olasılığına hazır olun. Örtünün, kendinizi sağlam bir nesnenin korumasına alın. Bunu yapamıyorsanız, yere çökün, başınızı ve yüzünüzü koruyacak biçimde kapanın. İlk sarsıntıyı izleyecek diğer sarsıntılara da hazır olun.

  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat