Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Üniversite Bilgileri > Jeoloji / Jeofizik
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 20-12-07, 03:09   #1 (permalink)
Yaşanan Her Daim Melankoli...!
 
Giriş Tarihi: 12-01-2007
Yer: / Sarıyer
Yaş: 27
Mesajlar: 6,813
Rep Puanı: 38736133
Paralympic Rütbe: Artı 11Paralympic Rütbe: Artı 11Paralympic Rütbe: Artı 11Paralympic Rütbe: Artı 11Paralympic Rütbe: Artı 11Paralympic Rütbe: Artı 11Paralympic Rütbe: Artı 11Paralympic Rütbe: Artı 11Paralympic Rütbe: Artı 11Paralympic Rütbe: Artı 11Paralympic Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 387448
Varsayılan Mineraller..


MİNERALLER

Yan yana eklenerek yerkabuğunu oluşturan kayaların ana maddesi olan mineraller, temelde değişmez ve benzeşik yapılıdırlar. Kimyasal bileşimleri belirgin olmasına karşın doğal olarak, bu kuralın da ayrıcası vardır. Bazı mineraller izomorf(eş biçimli) diziler oluştururlar. Bu dizilerin uç birimleri durumundaki bileşenlerinin değişik oranlarda karışarak (çoğunlukla sürekli) belli yapılar ortaya çıkarmaları olayıdır. Örneğin sürekli bir izomorf dizininin A ve B uç birimleri varsa, bu dizide %100’ü A (1. uç birim); %50’si A, %50’si B ve %100’ü B (2. uç birim) bileşenlerinden oluşmuş minerallere rastlanabilir. Bileşim değişimleri tek bir mineral kristalinde de görülebilir. Çoğunlukla merkezden dışa doğru olan bu değişim, yavaş ya da birden oluşabilir. Değişimin birden oluşması durumunda katmanlı kristaller ortaya çıkar. Doğal bileşikler, özellikle de silikatlar (silisli mineraller) çok çeşitli olduğundan,minerallerin sayısı da oldukça yüksektir.
Ancak, binlerce değişik türün yalnız birkaç düzinesi sık görülür. Minerallerin çoğu doğada pek az görülür. Doğadaki binlerce türle yetinmeyen insanoğlu, bir çok bakımdan gerçek minerallere benzeyen, ancak mineral sayılmayan bazı maddeler geliştirmiştir. Cam ve bazı seramik türleri bu maddelere örnek gösterilebilir. Yalnız belli kristal yapıları olan maddeler mineral sınıfı içinde ele alındığından, tüm dünyanın minerallerden oluştuğu söylenemez. Yerkabuğunun altındaki sıvı (örneğin, su ve petrol) ve erimiş kaya (mama) tabakalarının ana maddesi mineral değildir. Yerkürenin ‘katı toprak’ adı da verilen, katı maddelerden oluşmuş bölümü için durum farklıdır. Sert ya da yumuşak (granit ve kil gibi) tüm kayalar, bir ya da daha çok mineralin birleşimidir. Bazı kireçtaşı ve kuvarsit yatakları, kayatuzu ve kükürt çökeltileriyle grafit gibi, hemen tümü tek bir mineral türünden oluşmuş kayalara ender rastlanır.
Mineraller yalnız dünyada bulunmaz; başka gök cisimlerinin yapıtaşları da minerallerden oluşmuştur. Aydan getirilen kaya örneklerinde mineraller bulunduğu ve bunların Dünyadakilere çok benzediği ortaya çıkmıştır. Bazı türlerse ilk kez bu örneklerde görülmüştür. Söz konusu minerallerin, Aydaki kayaların oluşmasına yol açan koşullarla doğrudan ilişkisi vardır. Genel olarak mineraller oluşum sırasında, bir kristal biçimi alma eğilimindedirler. Bu biçim, kristalin iç yapısıyla uyumludur. Ancak, çoğu zaman bu sürecin oluşmasına yetecek oylumun bulunmaması nedeniyle gelişme, dolaylı olarak da biçim düzensizdir. Oluşumdan sonra kaya parçacıkları olarak birbirine kenetlenen ya da ayrı kalabilen kristaller, aşınmadan etkilenirler. Bu süreç sonunda, kristallerin tipik biçimi tümden yok olur. Gerçekte de kristallerin çoğu ilk oluştuklarında ancak mikroskopla görülebilecek büyüklüktedir. Bu nedenlere bağlı olarak kayalar, özgün kristal yapıları olan minerallerden oluştukları izlenimini uyandırmazlar. Bir mineralin kristal yapısının belirginliği, oluşum biçimine ve süresine de bağlıdır.
Ağır ağır gelişen kristaller, hızla oluşan kristallere göre genellikle daha belirgin biçimlere sahiptir. Başlıca kristalleşme biçimleri magmanın katılaşması, kimyasal çökelme, başkalaşım ve bazı elementlerin fazlaca bulunduğu yeraltı sularında görülebilecek türden kimyasal tepkimelerdir.


OLUŞUM

Magma:Yerkürenin iç bölümlerinde erimiş halde kaya kütleleri (magma) vardır. Magma, katı haldeki kristalleri de içerir. Sıvı evrede, polimerleşme (zincir oluşturma) yoluyla birbirine bağlanabilen anyon (negatif yüklü tanecikler) ve katyon (pozitif yüklü tanecikler) kümeleri bulunduğu sanılmaktadır. Magmanın asıl bulunduğu yer dünyanın dış çekirdeğidir. Ancak, yerkabuğuna daha yakın olan manto tabakasının bazı bölgelerinde ve yerkabuğunda da magma gözeleri görülür. Bu mağaralardaki erimiş kayalar, dünya çekirdeğindeki magma ile doğrudan bağlantı halindedir. Magma, kanallar ve çatlaklar yoluyla magma gözelerinden yeryüzüne doğru yükselebilir ve bazen de yeryüzüne çıkar. Bu sırada ısının ve basıncın düşmesi, yoğunlaşma, kristalleşme ve daha önce oluşmuş kristallerin ısınarak belli ölçüde erimesi gibi karmaşık değişimlere yol açar.
Lavların yeryüzüne fışkırmasında olduğu gibi soğuma hızlıysa, kristaller biçimlenecek zaman bulamazlar. Böylece, mikroskobik kristalleri olan, çok ince tanecikli hatta camsı kayalar ortaya çıkar. Soğuma yavaş olduğunda, örneğin yerkabuğunun derinlerinde granit ve benzeri kayalar oluşur. Bu kayaların yapısında daha çok kuvars, feldspat ve mika kristalleri vardır. Çapları birkaç milimetreyle bir santimetre arasında değişen bu kristaller oldukça iri kabul edilir. Magmanın göreceli olarak geniş bir kanaldan yeryüzüne yükselmesiyle çeperlere değerek soğuyan silikatlardan, hem iri hem de küçük kristalleri olan kayalar (porfirler) oluşur. Erimiş silikatların kristalleşmesi sırasında oluşan tepkimeler sürekli ya da evreli olabilir. Sürekli tepkime dizileri sonucunda karışık kristaller oluşur. Örneğin uç birimleri albit (bir sodyum aluminosilikatı) ve anoltit (bir kalsiyum aluminosilikatı) olan plagioclase, böyle bir kristaldir. Soğuma yavaş olduğunda önce kalsiyumlu kristaller (anortit) oluşur. Bunlar magma ile tepkimeye girerek, magmanın kimyasal bileşiminin belirleyeceği oranda albitle karışırlar.
Evreli tepkime dizilerine örnek olarak da, kristalleşen ilk mineralin magnezyumsilikat forsteriti (Mg2SiO4) olduğu forsterit-kristobalit sistemi gösterilebilir. İlk kristalleşmeden sonra magmadaki silis oranı yükselir ve belli bir noktadan sonra da magmadaki forsterit kararlılığını yitirerek tepkimeye girer; başka bir magnezyum silikatı olan (Mg2SiO4) oluşarak, tepkime magmada geriye kalan tüm magnezyumu çeker. Son olarak da, bir tür silis kristali olan kristobalit oluşur. Magmanın kristalleşmesi süreciyle ilgili olarak yapılan bir çok araştırmanın sonucunda, Bowen Tepkime Dizileri olarak bilinen model ortaya çıkmıştır. Bu modelle, belli kimyasal bileşimleri olan magmalardan hangi minerallerin, hangi sırayla oluşabilecekleri açıklanabilmektedir. Örneğin, magmadaki silis (SiO2) oranı düşükse, olivin, piroksen, leusit, nefelin ve alkali feldspat gibi az silisli minerallerden oluşmuş bazaltlar ortaya çıkar. Magmanın SiO2 oranı yüksekse, oluşan bazaltlar da piroksen ve feldspatın yanısıra kuvars (SiO2) da bulunur. Erimiş haldeki silikatların ve diğer kaya magmalarının hemen tümünde, sıvı hallerini uzun süre koruyan elementler vardır. Bu elementler çoğunlukla son aşamada, ince damarlar (pneumalitik damarlar) halinde kristalleşirler. Örneğin beril, topaz ve turmalin gibi değerli taşların oluşumları böyledir. En son geriye kalan doygun su eriyiklerinden oluşan hidrotermal tortular da daha çok kuvars bulunursa da, zaman zaman altın, gümüş ve bakır gibi maden filizleri de görülür.


BAŞKALAŞIM

Kaya kütleleri, çeşitli koşullara bağlı olarak çok yüksek ısı ve basınçların etkisi altında kalabilir. Örneğin, bir kaya kütlesi derinlere doğru, hem ısı hem de basınç artar; magmanın yükseldiği durumlarda yalnız ısı, dağların çöktüğünde oluşumu sırasında açığa çıkan güçlerin etkisiyle de yalnız basınç yükselir. Bu değişimler, ortamdaki minerallerin kararlılıklarını yitirmelerine yol açabilir. Kimi zaman da, bazı kimyasal maddeler mineral taneciklerinin arasındaki sızıntı sularına karışarak uzaklaşır. Aynı süreç yeni kimyasal maddelerin ortama geçmesine de yol açabilir. Kararsızlaşan minerallerin bir bölümü çözülerek başka minerallerin oluşmasına yol açar. Başkalaşım (metamorfizm) adı verilen bu süreç genellikle 300-1200 *C arasındaki ısıda görülür. Daha yüksek ısılarda kaya kütleleri tümüyle erir (anatexis). Basıncın belli bir yönü varsa, yeni oluşan mineral kristalleri, basıncın en fazla olduğu yönle dik açı oluşturacak biçimde gelişir. Başkalaşım sonucunda ortaya çıkan minerallerin niteliğini ısı ve basınç dışında, başlangıçtaki kayanın kimyasal bileşimi de belirler.

DİAGENESİS(Yeniden Oluşum)

Özellikle yeraltındaki akarsuların etkisiyle mineraller, düşük ısı ve basınçlarda da çözülerek yeni yapılar oluşturabilirler. Sık görülen diagenesis biçimlerinden biri ‘taşlama’ sürecidir. Örneğin kum zamanla kumtaşına dönüşebilir. Bu olgunun nedeni, kum taneciklerinin arasına genellikle kuvars, kalsiyumkarbonat ya da demiroksitleriyle hidroksitlerin karışımlarından oluşan bir çökeltinin dolmasıdır. Bazı durumlarda bir mineralin yerini başkası alabilir. Örneğin, ortalama magnezyum oranı yüksek olan bir yer altı suyu varsa, bir kireçtaşı (kalsit) zamanla dolomite (Ca,Mg(CO3)) dönüşebilir. Böyle bir durumda kristalin yapısı değişmeyebilir; kalsiyumun yerini magnezyuma bırakması oldukça yavaş bir süreçtir. Yeni oluşan dolomit kristallerinin dış görünüşleri de, başlangıçtaki kalsit kristallerine benzeyecektir. Başka bir diagenesis türü de, sığ denizlerde görülen mika benzeri yeşil renkli gılokonit mineralinde olduğu gibi, yeni minerallerin oluşmasıdır(authigenesis). Bu, denizlerde bulunan ve oksitlenme sonucu kahverengi bir görünüm alan yeşil kuma tipik rengini veren mineraldir. Sığ denizlerin dibindeki manganez yumruları da authigenesis sonucunda oluşmuştur.

AŞINMA

Mineraller, iklim koşullarının etkisiyle yeryüzünde de değişim geçirebilirler. Bazı mineraller, örneğin kuvars (SiO2) aşınmaya karşı daha dayanıklıdır. Öte yanda, örneğin feldspatlar kolaylıkla aşınarak çeşitli kil minerallerine dönüşürler. Sürüklenerek başka yerlerde tortular oluşturan bu kil parçacıkları biraraya geldiğinde sertleşerek katmerli kayalara, basınç yüksek olduğunda da arduvazla (siyah mermer) şistlere dönüşürler.


KİMYASAL ÇÖKELME

Bazı yörelerde, yer altı sularına karışmış olan maddelerin yoğunluğu artıp, suyun doyma noktası aşıldığında, birtakım mineraller çökelir. Örneğin, kireçtaşı tabakalarının arasından sızan suların yeryüzüne ulaşıp buharlaşmasıyla oluşan çökelme sonucu, mağaralarda sarkıt ve dikitler açık havada traverten katmanları ortaya çıkar. Deniz suyunun buharlaşması sonucunda, tuz oranı gittikçe artan mineral çökeltilerinin önemi daha büyüktür. Bu tür bir buharlaşma sonucunda mineraller belli bir sırayla çökelerek ‘evaporit’ adı verilen tortuları oluştururlar. İlk önce kalsiyum ve magnezyum karbonatları olan kalsit, aragonit ve dolomit çökelir. Bunları suyun üçte biri buharlaştığında sülfatlar (alçıtaşı ve anhidrit) izler. Su buharlaşmayı sürdürerek ilk hacminin 1/10’una düştüğünde, kayatuzu (halit) çökelir. Hacim 1/16’ya düşünce de silvit, kainit ve karnalit gibi önemli potasyum tuzları yoğunlaşır. Son olarak da magnezyumklorid (bisçofit) çökelir.
Altın, gümüş ve bakır gibi metaller doğada hemen hemen arı halde bulunurlar. Bu kural, metaller dışında, bazı başka elementler için de geçerlidir. Örneğin karbona, elmas ve grafit biçiminde rastlanır; özellikle volkanik bölgelerde sarı kükürt yatakları görülür. Ancak, iki ya da daha çok elementten oluştuklarından minerallerin yapısı çoğu zaman daha karmaşıktır. Mineraller genellikle basit bir oranda element içerirler. Örneğin SiO2 (bir silikon, iki oksijen atomu), Al2O3 (iki alüminyum, üç oksijen atomu), FeO,CaAl2Si2O8 vb... Başka kimyasal bileşiklerde görülen bileşim oranları, minerallerde de her zaman kusursuz olmaz. Örneğin, kuramsal formülü TiO2 olan ve bir titanyum, iki oksijen atomundan oluşması beklenen rutil mineralinin duyarlı bir kimyasal analizi yapıldığında, gerçek formülün TiO1.99 olduğu ortaya çıkar. Yani, ortalama 0,01 oranında oksijen atomu eksiktir. Bu olgu mineralin iç yapısı (kristal kafesi) kusursuz olmadığından karşımıza çıkmaktadır. Kristalin gelişmesi sırasında ya da daha sonra etkili olan bazı süreçler ve düzensizlikler bu tür sapmaların başlıca nedenleridir. Kristal kafesinde atom bulunması gereken yerler boş kalabildiği gibi (TiO1,99), iri iyonlu kristal kafeslerindeki atomların arasındaki boşluğa da, mineralin kimyasal formülüne göre orada bulunması gereken küçük iyonlar girebilir. Örneğin, kuramsal formülü Be3Al2Si6O18 olan beril kristal kafesinde sodyum (Na) atomları görülür. Bu nedenle, söz konusu mineralin gerçek formülü Be3Al2Si6O18Na0,01 biçimindedir. Kuramsal formülden sapmalar, izomorf dizilerde daha da önem kazanır. Örneğin, (MgFe) 2SiO4 formülüyle ifade edilen olivinlerde, forsterit (Mg2SiO4) ve fayalit (Fe2SİO4) uç birimlerinin arasında tam bir dizi vardır. İkiden fazla uç birimi olan izomorf dizilerede rastlanır. Plagioclase adını alan albit (NaAlSi3O8) ve anortit (CaAl2Si2O8) minerallerini arasında oluşan izomorf dizileri içeren feldspatlar, bu olgunun en iyi örnekleridir. Albit, üçüncü bir uç birim olan sanidin (Ka1Si3O8) ile birleşerek, karışık kristaller (Alkali feldspatlar) oluşturabilir. Alkali feldspatlarla plagioclase mineraller süreksiz izomorf diziler oluşturabildikleri gibi, selsian (BaAl2Si2O8) ile birleşerek yine bir izomorf dizi oluşturabilirler.

KİMYASAL FORMÜLLER

Bir mineralin kimyasal formülünden hem bileşimi, hem de yapısı anlaşılabilir.
Örneğin saf kükürt , basit kükürt kristalinde 8 atomun birbirine bağlı olduğunu anlatmak amacıyla S8 formülüyle gösterilir. Özellikle silikatlarda, SİO4 ve Si2O7 gibi bazı yapılar çok sık görülür. Örneğin, epidot minerallerinin basit kimyasal formüllünde
(Ca2(A1,Fe)3 Si3 O12) bu yapıları görmek imkansızdır. Ca2 (A1, Fe) A12(SiO4/O/OH)
biçimindeki yapısal formüle bakıldığındaysa Ca2+ ve A13+ iyonlarının en önemli katyonlar oldukları açıkça görülür ( 2+ ve 3+ ,kalsiyum ve alüminyum iyonlarının, sırasıyla 2 ve 3 değerlerinde pozitif yük taşıdıklarını vurgulamaktadır). Formülden ayrıca Al(+3) iyonlarının en fazla üçte birinin yerine Fe(+3) gelebileceği, silikonun (Si) hem Si2O7(-6), hem de SiO4(-4) gruplarında bağ oluşturduğu, oksijen atomlarının tümünün silikonla birleşmediği ve bir de hidroksil grubunun (OH) var olduğu anlaşılabilir. Mineraller, yapısal formüllerine göre sistemli bir biçimde sınıflandırılabilirler. Günümüzde, James Dwight Dana’nın (1813-95) 19. yy’de geliştirdiği sisteme dayanan bir sınıflandırma uygulanmaktadır. Bu sisteme göre temel ayrım silikat olmayan minerallerle silikatlar arasındadır. İlk grup kendi içinde elementlere, sülfitlere, halitlere, oksitlere, karbonatlara, sülfatlara ve fosfatlara ayrılır. İkinci grup da siklo-, ıno-, fillo- ve tektosilikatlar vardır.


SİLİKAT OLMAYAN MİNERALLER

Elementlerden bakır (Cu), gümüş (Ag), altın (Au) ve platin (Pt) metalleri, arsenik (As), antimon (Sb) ve bizmut (Bi) metaloidleri, metal olmayan elementlerden de kükürt (S) ve karbon (C), doğada çoğu zaman arı halde bulunur. Oldukça geniş bir grup olan sülfitler genellikle galenler, pritler, blentler ve fahlorlar alt gruplarına ayrılır. Metal parlaklığı ve kurşuni rengi olan, genellikle kusursuz dilinim özelliği taşıyan galen grubuna örnek olarak, bakır galeni (kalkosit, Cu2S) ve kurşun galeni (PbS) gösterilebilir.Metal görünümü ve yansıtma özelliği olan sert piritlerin dilinimi yoktur.Pirit(FeS2) ve arsenopirit(FeAsS) bu grubun başlıca örnekleridir.Çinko blendi(ZnS) ve sürür(HgS) gibi örnekleri olan blenler grubunun özellikleriyle dilinim, ışık geçirebilme ve yumuşaklıktır. Tetrahetrit(Cu3SbS3-4) mineralinin temsil edebileceği fahlorlar metal parlaklığına ve konkoid(SEDEF eğrisi)parçalanma özelliğine sahiptir.Suda çok kolay eriyebilen halitlerin katı halde mineral oluşturdukları pek az görülür. Yine de, kayatuzu (halit,NaCl), silvit (KCl) ve florspar (florit, CaF2) bu türün yaygın örnekleridir. Oksit grubuna gerçek oksitler (örneğin kuvars SiO2, ve kırmızı demir filizi hematit Fe2O3), çift oksitler (örneğin magnetit, FeO-Fe2O3) ve hidroksitler (hidrargilit, Al (OH)3) girer. Karbonatlar (örneğin kalsit CaCO3; magnesit, MgCO3), nitratlar (örneğin Şili güherçilesi, NaNO3) ve boratlar (örneğin boraks, Na2B4O7. IOH2O) karbonat grubuna girer. Sülfat grubunda da sülfatlar (örneğin, alçıtaşı, CaSO4. 2H2O), kromatlar (örneğin, crocoite, PbCrO4) tungstatlar (örneğin,volframit (Fe, Mn)WO4) ve molibdatlar (örneğin, vulfenit, PbMoO4) vardır. Fosfat grubunda ksenotim (YPO4) örneğinde olduğu gibi, zaman zaman ender elementleri de içeren fosfatların yanı sıra arsenatlar (örneğin mimetit, Pb5Cl(AsO4)3) ve vanadatlar (örneğin vanadinit, Pb5Cl(VO4)3)’da bulunur.

SİLİKATLAR

Yerkabuğunun büyük bölümünü oluşturan silikatlar (hacim bakımından %86), Sio4(+4) tetrahedronunun (tedrahedron eş kenarlı, eş açılı ve dört üçgen yüzlü bir piramittir) polimerleşme (zincir oluşturma) eğilimi sonucunda ortaya çıkmıştır. SiO4(+4) grubundaki 4 oksijen atomu, silikon atomunun çevresinde, bir tetrahedron oluşturacak biçimde dizilmiştir. Orto ve nezosilikatların yapısındaki basit SiO4 tetrahedronlarında, oksijen atomlarının tümü her zaman silikon atomuna bağlı değildir. (Mg, Fe)2SiO4 formülüyle gösterilen olivinlerin izomorf dizileri, ilk gruba girer. Değerli bir taş olan topaz (AlSiO4(F,OH)2 ise, ikinci gruptandır. Sorosilikatların karakteristik özelliği, iki SiO4 tetrahedronunun birleşerek Si2O7- grupları oluşturmasıdır. Bu durumda, oksijen atomlarının tümü silikon atomlarına bağlanabilirler (örneğin gehlenit, CaAl(Si, Al)2O7.Ca(Al, Fe)Al2(Si2O7/SiO4/O/OH) genel formülüyle ifade edilen epidot grubunun çeşitli üyeleri de, nezosilikatlara geçişi sağlar. Siklosilikatlar, üç, dört, ya da altı SiO4-tetrahedronundan oluşmuş halkalar içerir. Örneğin beril, Na(Mg, Fe, Mn, Li, Al)3.Al6(Si6O18/(BO3)/OH, F)4, bu gruptandır. Lifli ve dilinimli prizmalar oluşturan inosilikatların yapısında, SiO4-tetrahedronun zincirleri vardır. İki tetrahedronluk birimlerden oluşan proksen zincirleri, üç, beş, ya da yedi tetrahedronluk birimlerden oluşan proksenoid zincirleri ve Si4O11-gruplarından oluşan çift zincirli amfiboller, ayrı kategorilerdedir. Sırasıyla hypersthene, MgFe(Si2O6), wollastonite, CaSiO3 ve gılokofan, Na2(Mg, Fe)3.Al2(Si8O22/(OH)2), yukarıdaki grupların örnekleridir.

KRİSTALLER

Ortaya çıkabilecek mineral kristallerin türleri, ortamda bulunan kimyasal bileşenlere ve bunların kristal kafesindeki düzenlerine bağlıdır. Kristalin alacağı biçimi düzenleyen en önemli etmen, kafesin biçimidir, çünkü kristalin yüzleri, birim kafese göre yön kazanır. Kristal kafesi üç boyutlu bir yapıdır. Kuramsal olarak, sonsuz sayıda eş biçimli göze birbirine eklenebilir. Kristallerin eksenleri birbirine eğik ya da dik açılı, kısmen eğik, kısmen dik açı olabilir. Eksenlerin boyları da kimi zaman eşit, kimi zaman farklıdır. Bu olasılıklara göre, herbirinin kendine özgü simetrik yapıları olan yedi ayrı kristal sistemi vardır.

KRİSTAL SİSTEMLER

Kübik sistemde, birim gözenin birbiriyle açı oluşturan kenarlarının tümü aynı uzunluktadır. Küp, bu koşulları sağlayan biçimlerden biridir. Kübik kristal sistemi olan minerallerin arasında kaya tuzu (halit, NaCl), doğal altın (Au) ve pirit (FeS2) vardır. Tetragonal sistemde, birbirine dik olan üç eksenden biri diğerlerinden ya daha kısa, ya da daha uzundur. Basit bir dikdörtgen prizma, bu tür yapının örneğidir. Kasiterit (SnO2) ve zirkon (ZrSiO4) mineralleri tetragonal kristallerden oluşmuştur. Ortorombik sistemde, eksenler yine birbirine diktir, ancak her birinin uzunluğu farklıdır. Bu nedenle, dik açılı koşutyüz benzeri biçimler ortaya çıkar. Örneğin kükürt (S8) ve antimonit (Sb2S3) bu sisteme giren minerallerdir. Heksagonal sistemde, birim gözenin tabanı altıgen biçimdedir. Bu tabana dik olan eksen çeşitli boylarda olabilir. Yani, temel biçim altıgen prizmadır. Örneğin, apatit (Ca5(F, Cl,OH)3 ve nefelin, NaAlSiO4 minerallerinin kristalleri bu biçimdedir. Trigonal sistemin eksen yapısı, heksagonal sisteminkine benzer. Temel biçim rombohedron, yani köşegenlerinin birinin doğrultusunda bükülmüş bir küptür. Dolomit, (Ca.Mg)CO3 ve kuvars, SiO2, bu sisteme girer. Tüm eksenlerin farklı uzunluklarda olduğu kristaller, monoklinik sistemi oluştururlar. Birim gözenin iki dik, bir de eğik açısı vardır. Temel biçim de, birim prizmanın aynısıdır. Alçı taşı, CaSO4 ve ortoklaz (formülü KalSi3O8 olan bir feldspat), bu sistemdeki minerallerdendir. Eksenlerin tümünün farklı uzunlukta olduğu ve birbirleriyle geniş açı yaptığı triklinik sistemde, birim gözelerin biçimleri de çok farklı ve düzensizdir (örneğin kyanit, Al2SiO5, bu tür kristallerden oluşmuştur).
Paralympic çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-01-08, 23:21   #2 (permalink)
Geçerken Uğradım
 
Giriş Tarihi: 25-07-2007
Mesajlar: 62
Rep Puanı: 2375
zxaranbula Rütbe: Artı 11zxaranbula Rütbe: Artı 11zxaranbula Rütbe: Artı 11zxaranbula Rütbe: Artı 11zxaranbula Rütbe: Artı 11zxaranbula Rütbe: Artı 11zxaranbula Rütbe: Artı 11zxaranbula Rütbe: Artı 11zxaranbula Rütbe: Artı 11zxaranbula Rütbe: Artı 11zxaranbula Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 36
Post C: Mineraller..


ellerine sağlık. güzel olmuş.
zxaranbula çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 23:19
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Forums Directory eXTReMe Tracker Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477