En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 06-12-11, 20:51   #1
Mahir358

Varsayılan Kuranda kabir azabı ne şekilde geçmektedir ?


Evet arkadaş ben merak ettiğim için soruyorum kuranda kabir azabı nedir ve nasıl geçiyor ? Hadislerden başka göremedim ve beni aydınlatır mısınız?

Dipnot : kabir azabı nedir demiyorum dikkatinizi çekerim.Çünkü biliyorum.
 
Eski 06-12-11, 21:00   #2
eslemteslim

Varsayılan C: Kuranda kabir azabı ne şekilde geçmektedir ?



Kabir Azabına Delâlet Eden Âyetler


a) "Çevrenizdeki bedeviler içinde ikiyüzlüler ve Medine'liler içinde de ikiyüzlülükte direnenler vardır. Onları siz değil, ancak Biz biliriz. Kendilerine iki defa azap edeceğiz; onlar sonra da büyük bir azaba uğratılırlar."[15] Bu âyetteki iki defa azaptan maksat birisi dünya azabı, diğeri kabir azabıdır. [16]

b) "Allah o adamı, kurmak istedikleri tuzaktan korudu. Kötü azap Firavun'un adamlarını sardı. Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, 'Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun' denir."[17] Firavun'un adamlarının dünyada kötü azap ile mahvoldukları gibi, âhirete kadar Berzah/kabir âleminde de akşam sabah ateşe sunulmak ile azap olunmaktadırlar. Sonra da "Kıyamet çattığı gün, 'Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun' denilecektir."[18] Burada, alimlerin belirttiği üzere, kabir azabının varlığı pek zahir olarak ifade edilmiştir. Çünkü, ayetin devamında kıyamet azabından ayrıca söz edilmekte ve bunun kabirde her gün çektikleri azabtan daha şiddetli olacağı belirtilmektedir. İbnu Kesir: "Bu ayet, Ehl-i Sünnet'in kabirde berzah azabının varlığını istidlal etmelerine büyük bir asıldır" der. Razi de, ayette geçen "akşam, sabah ateşe atılma" hadisesinin kıyametle ilgili olmadığını, çünkü kıyametteki ateşe atılmaya ayetin sonunda ayrıca temas edildiğini belirtir. Kıyamet azabının da dünyadaki azab olmayacağını, çünkü dünyadaki azabtan ayetin başında "sabah-akşam atılmaları" şeklinde temas edildiğini belirtir. "Öyleyse der, şurası kesinlik kazandı ki dünyadaki sabah-akşam ateşe atılma işi ölümden sonra başlayıp kıyamete kadar devam edecek olan ateşe atılmadır. Öyleyse bu ayet onlar hakkında kabir azabının varlığını isbatlar. Bu onlar hakkında sabitse başkaları hakkında da kabir azabının varlığını isbatlar. Çünkü arada fark olduğunu söyleyen yok."

İmam-ı Buhârî, kabir azabı üzerine açtığı baba girerken , kabir azabına Kur'an'dan delil zımnında şu ayetleri de kaydeder. (Mealen): "...Sen o zalimleri can çekişirken bir görsen! Melekler ellerini uzatıp: "Haydi çıkarın canınızı bedenlerinizden!" derler. "Bugün Allah adına haksız yere söyledikleriniz ve O'nun ayetlerine karşı büyüklük tasladığınız için hor ve hakir edici azabla cezalandırılacağınız gündür" (En'am 93); "...Biz onları (dünyada ve kabirde) iki kere azaba uğratacağız. Sonra da onlar, pek büyük bir azaba atılacaklardır" (Tevbe 101).[19]

- Abdullah b. Ömer (r.anhümâ)'den rivayete göre Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Hiç şüphe yoktur ki, sizden biriniz öldüğü vakit kendisine sabah akşam varacağı yer gösterilecektir. Cennetliklerdense cennetlik olacak, cehennemliklerdense cehennemlik olacaktır. (Kendisine) İşte senin yerin budur, tâ Allah seni Kıyâmet gününde oraya gönderinceye kadar! denilecektir."
[20]

- Enes b. Mâlik'den rivayete göre Allah'ın Peygamber'i (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Kul kabrine konduğu ve yakınları dönüp gittiği vakit, onların ayak seslerini pekâlâ işitir. "Buyurdular ki: "Ona iki melek gelerek kendisini oturturlar ve ona: Bu zat hakkında ne derdin? diye sorarlar. Mü'min: Şehâdet ederim ki, o Allah'ın kulu ve Rasûlüdür, der. Bunun üzerine kendisine: Cehennemdeki yerine bak! Allah onun yerine sana cennetten bir yer verdi, denilir. Allah'ın Peygamber'i (s.a.s.): "Bunun arkasından bunların ikisini birden görür." buyurdular.
[21]

- Rasûlullah Efendimiz, Bedir savaşında öldürülen müşriklerin ileri gelenlerin yanına üç gün sonra gelip şöyle sormuş: "Rabbinizin size vadettiğini (cehennemle ilgili azap tehdidini) hak buldunuz değil mi? Ben Rabbimin bana vaat ettiğini hak buldum." demiş. Hz. Ömer, Hz. Peygamber (s.a.s.)'in sözünü işitmiş de: Yâ Rasûlallah! Nasıl işitsinler, nasıl cevap versinler ki? Hepsi leş olmuşlar, demiş. Rasûlullah (s.a.s.):"Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki: Benim söylediklerimi siz onlardan daha iyi işitir değilsiniz. Fakat onlar cevap vermeye kâdir olamazlar." buyurmuşlar. Sonra onlar hakkında emir vermiş ve sürüklenerek Bedir kuyusuna atılmışlar.
[22]

Dünya hayatı his ve hareketten oluşmaktadır. Kabir hayatı ise sadece histen ibarettir. Kabirin kendisine göre bir hayatı vardır, ama bizim aklımız onu kavramaktan acizdir. Bu konuda Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilakis Rableri katında diridirler. Allah'ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler. Onlar Allah'tan olan bir nimeti, bolluğu ve Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler."
[23] "Allah yolunda öldürülenlere 'Ölüler' demeyin, zira onlar diridirler, fakat siz anlamazsınız."[24] Kabir hayatını dünya ile kıyas etmek yanlıştır. Allah Teâlâ eğer diridirler diyorsa doğrudur. Niçin o hayatı anlayamıyoruz? Bizim idrakimiz onu kavramaya yetmediğindendir. Demek ki kabir hayatı ile ilgili hayat bizim algıladığımız hayattan farklıdır. Biz onları duyamıyoruz, hissedemiyoruz. Zira o hayat zâhirî duyularımızla hissedebileceğimiz bir hayat değil. O, ruhânî bir hayattır, daha doğrusu gerçek bir hayattır ki, akılla bile tam olarak idrak edilemez. Ancak kesin bilgiye dayanan bir hisle idrak edilir ve hisle bilinir. [25] Allah Teâlâ, Kur'ân-ı Kerîm'de kâfirlere hem bu dünyada hem de âhirette azaba uğratıldıklarını haber vermektedir: "Onlardan öncekiler de Peygamberleri yalanlamışlardı da farkına varmadıkları yerden onlara bir azap çatmıştı. Allah onlara, dünya hayatında rezilliği tattırdı; ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilseler!" [26] "Belki dön(üp yola gel)irler diye, mutlaka onlara o büyük azâbdan ayrı olarak, daha yakın azâbı da tattıracağız." [27] Âyet-i kerîmedeki büyük azabdan maksat âhiret azabıdır, kıtlık, öldürülme ve esir edilme gibi azab da daha yakın azab diye ifade buyurduğu dünya azabıdır.[28]

Yine başka bir sûrede Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Bilmeden, doğruya götüren bir rehberi olmadan, aydınlatıcı bir kitabı da bulunmadan Allah yolundan saptırmak için büyüklük taşlayarak Allah hakkında tartışan insan vardır. Dünyada rezillik onadır; ona kıyamet günü yakıcı azabı tattırırız. Ona: 'Bunlar senin yaptıklarından ötürüdür' denir, yoksa Allah, kullarına karşı asla zulmedici değildir."
[29]

ibniabidin sitesinden alıntıdır.
 
Eski 06-12-11, 21:26   #3
Mahir358

Varsayılan C: Kuranda kabir azabı ne şekilde geçmektedir ?


a) kabir azabını olduğunu nereden biliyoruz ? Direk kabir azabı demenin neresi doğru?
b) burada farklı bir kaç ayetten a da ki kanıya varılmış.

Ben delalet eden ayet istemiyorum.
Çünkü kuran derki biz kitabı apaçık size gönderdik.
 
Eski 06-12-11, 21:42   #4
eslemteslim

Varsayılan C: Kuranda kabir azabı ne şekilde geçmektedir ?


Zaman zaman gençlerin bilhassa itikadi konularda serbestçe sarf-ı kelam ettiği konusunda mailler alıyorum. İnternetteki kimi forumlarda tevatürle sabit bir takım meselelerin inkârı söz konusu oluyormuş. Bilgi sahibi olmadan kanaat sahibi olmanın getirdiği önemli bir tehlike bu.
Hz. İsa (a.s)'ın nüzulü, kabir azabı ve benzeri meseleler hakkında genellikle şu tarz değerlendirmeler yapılıyor: "Bu meseleler Kur'an'da geçmiyor, bazı hadislerde yer alıyor. Ama hadis Kur'an'a aykırı olamaz. Dolayısıyla bu konulardaki hadisler uydurmadır." Ya da, "Evet, bu konuda bazı hadisler var, ama bu hadisler itikadî sahada bir şey ifade etmez." İmam Ebû Hanîfe şöyle der: "Kabir azabını bilmem" diyen kimse helaka uğrayan Cehmiyye'dendir. Çünkü o kimse, kabir azabının ifade edildiği "Biz onları iki defa azaplandıracağız" (9/et-Tevbe, 101) ayetini ve kabirdeki azabı anlatan "Şüphesiz zulmedenlere bundan başka da bir azap var" (52/et-Tûr, 47) ayetini inkâr etmiştir. Eğer bu kimse, "Ben ayete inanıyorum; ancak tefsir ve teviline inanmıyorum" derse kâfir olur. Çünkü Kur'an'da, tevili tenzilinin aynı olan (ne ifade ettiği konusunda ayrıca yoruma gerek bırakmayacak ölçüde açık olan) ayetler vardır. Eğer bunu inkâr ederse kâfir olur."[1]


İmam Ebû Hanîfe (rh.a), itikadî meseleler hakkında yeterli bilgisi olmayan kimselerin takınması gereken tavır hakkında şöyle der: Tevhit (itikad) ilminin ince meselelerinden herhangi bir hususu anlamakta müşkilat çeken kimsenin, meseleyi sorup öğreneceği bir alim bulana kadar o konuda Allah Teala katındaki doğru neyse o şekilde inanması gerekir. Bu durumdaki bir kimsenin, meselenin doğrusunu öğrenmeyi ertelemesi caiz değildir. Bu durumdaki kimsenin, tevakkuf etmesi, meselenin aslını öğrenmekten geri durması mazur görülemez. Eğer bu durumdaki kimse, meselenin aslını öğrenmekten geri durursa (ve hayatını öylece şüphe içinde geçirmeye devam ederse) dinden çıkar."[4]
Be sebeple itikadî meselelerde ya aklımıza takılan hususları ehil kimselerden sorup doğru bir şekilde öğreneceğiz, ya da hiç bu meselelere dalmadan "inandım" deyip geçeceğiz. İtikadda şüpheye yer yoktur.


[1] el-Fıkhu'l-Ebsat, (İmam-ı Azam'ın Beş Eseri içinde), 48.
[2] el-Vasıyye, (İmam-ı Azam'ın Beş Eseri içinde), 74.
[3] Şerhu'l-Vasıyye, 124.
[4] el-Fıkhu'l-Ekber, (Ali el-Karî şerhiyle birlikte), 319-20.
ebubekirsifil sitesinden alıntıdır.
 
Eski 06-12-11, 22:52   #5
Mahir358

Varsayılan C: Kuranda kabir azabı ne şekilde geçmektedir ?

Maşallah hemen kafir ilan ettiniz beni..
Neyse açıklayıcı yorumunuzdan dolayı teşekkür ederim.Gerçekten cevabımı buldum rabbim razı olsun.
 
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat