Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > İslam ve İnsan Bölümleri > İslami Sorular ve Cevaplar
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

Namaz kilarken hangi yer temiz olmasi lazim?

İslam ve İnsan Bölümleri Kategorisinde ve İslami Sorular ve Cevaplar Forumunda Bulunan Namaz kilarken hangi yer temiz olmasi lazim? Konusunu Görüntülemektesiniz => Biz tasindigimizda bir kac kes ayakkabiyla eve girilmisti ama kücük bir secade üzerinde namaz kilmaya calisiyoruz, yani ayaklarim halinin üzerinde ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 29-05-11, 21:37   #1

Varsayılan Namaz kilarken hangi yer temiz olmasi lazim?


Biz tasindigimizda bir kac kes ayakkabiyla eve girilmisti ama kücük bir secade üzerinde namaz kilmaya calisiyoruz, yani ayaklarim halinin üzerinde ama kafam büyük ihtimal temiz yerde olmus olyuor namazlarim kabul olur mu insallah?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-05-11, 13:03   #2

Varsayılan C: Namaz kilarken hangi yer temiz olmasi lazim?


Halı üzerindeki necaset tam olarak tespit edilemiyorsa şüphe varsa bu durumda bir seccade serip namaz kılınabilir. Halıda necaset bulunması temiz bir seccade ile namaz kılmaya mani değildir.

Üzerinde namaz kıldığı seccade ya da yaygıya namaza engel olacak kadar necaset dokunduğunu biliyor, fakat yerini belirleyemiyorsa, temiz olduğuna kanaat getirdiği kısmın üzerinde namaz kılabilir. Buna cevaz verilmiştir. (Tatarhaniyye - Fetâvâ-yi Hindiyye.)


Namaz kılan kişinin bedeni, elbisesi ve namaz kılacağı yerin necasetten temizlenmesi farzdır. Ancak buralarda bulunan necasetin, namaza engel olacak kadar olması dikkatten uzak bulundurulmamalıdır. Aynı zamanda giderilmesi fazla bir sıkıntı ve külfete girmeden mümkün olmalıdır.

Necasetin Türü Ve Miktarı:

Belirtilen üç yerden birine dokunan necaset galiz ve bir dirhem miktarından çok ise, onu yıkayıp dokunduğu yeri temizlemek farzdır. Yıkanmadan namaz kılınacak olursa, o namaz hükümsüzdür. Bir dirhem miktarı olursa yıkanması ve dokunduğu yerin temizlenmesi vâcibdir. Yıkanıp temizlenmediği takdirde namaz kerahetle caiz olur. Bir dirhem miktarından az ise, yıkanması sünnettir. Yıkanmadan o vaziyette namaz kılmak tenzihen mekruhtur.

Dokunan necaset galiz (ağır) değil de hafif sayılan türden ise, bu aşırı derecede dokunmamışsa, namazın cevazına engel olmaz. (Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/202.)

Namaz kılınan yerde hangi ölçüde necaset bulunursa namaza mani olur?

Secde yerinde necaset bulunursa :

Namaz kılarken secde yerinde necaset bulunur da hemen giderilmesi mümkün olmazsa, sadece burnun geldiği yerde bulunuyor, alının geldiği yerde yoksa, kıldığı namaz caizdir. Bunda görüş farkı olmamıştır.

Hem alın, hem burun konulacak yer necis olursa, Ebû Hanife'ye göre hemen giderilmesi mümkün değilse, sadece burnu ile secde yaparsa kıldığı namaz caiz olur. İsterse alnında bir özür bulunmasın. İmameyn'e göre, alnında bir özür bulunursa, namazı caiz olur, bulunmazsa caiz olmaz. (El-Muhit / Radiyüddin Serahsi.)

Necaset iki ayağın konulduğu yerde bulunur ve giderilmeyerek o vaziyette namaz kılınırsa, kılınan namaz caiz olmaz. Sadece bir ayağın konulduğu yer necis olursa, farklı görüşlere rağmen namazı sahih değildir.

Necaset iki elin, ya da iki dizin konulduğu yerde bulunursa, zahir rivayette namazı bozulmuş sayılmaz. Ebû Leys'e göre, bu meselede muhtar olan kavil, namazın bozulmuş olmasıdır. El-Uyûn sahibi de bu görüşün sahih olduğunu kaydetmiştir. (Siracülvehhac - Fetavâ-yi Hindiyye.)

Temiz bir yer üzerinde namaz kılarken üstlüğü ya da üzerinde bulunan benzeri bir giysisi secdeye varırken kurumuş bir necisin bulunduğu yere dokunuyor ya da yanı başındaki necis bir elbiseyle temas ediyorsa, namazı caizdir. (El-Bedayi1 - El-Muhit / Serahsi.)

Namaz kılanın elbisesiyle beraber namaz kıldığı yerde dirhem miktarından az ölçüde necaset bulunur, fakat hepsi bir araya getirildiğinde dirhem miktarını aşarsa, sahih kavle göre namazın cevazına mani' sayılmaz. (El-Hulftsa - İbn Abidin.)

Namaz kılan kimse önce temiz bir yer üzerinde durur ve hemen sonra necis bir yere kayarsa, burada en kısa bir rükün miktarı duracak olursa namazı caiz olmaz. Bu kadar zaman beklemeden tekrar temiz yere kayarsa, namazı caiz olur. (Fetavâ-yi Kaadıhan.)

Necis bir yer üzerinde niyet getirip namaza durur, sonra temiz bir yere kayarsa, namaza başlamış sayılmaz.

Yağmurlu ve çamurlu bir havada hayvan üzerinde -yolculuk halinde iken- namaz kılar fakat bineğinin semeri üzerinde dirhem miktarından fazla kan ya da hayvan tersi gibi bir necis bulunursa, namazı caiz değildir. Ancak bu konuda El-Muhit sahibi İmam Serahsi, kılınan namazın sahih kavle göre caiz olduğunu kaydetmiştir.

Üzerinde namaz kıldığı yaygı (seccade) nin bir ucunda necaset bulunur, ama namaz kıldığı kısımda bulunmazsa, sahih olan kavle göre kıldığı namaz caizdir. Yaygı ister büyük- olsun, ister küçük olsun fark etmez. (EI-Hulasa.)

Üzerinde namaz kıldığı seccade ya da yaygıya namaza engel olacak kadar necaset dokunduğunu biliyor, fakat yerini belirleyemiyorsa, temiz olduğuna kanaat getirdiği kısmın üzerinde namaz kılabilir. Buna cevaz verilmiştir. (Tatarhaniyye - Fetâvâ-yi Hindiyye.)

Namaz kıldığı seccadenin astarında namaza engel olacak kadar necaset bulunur ve hemen giderilmesi mümkün olmazsa, İmam Muhammed’e göre, -astar dikili vaziyette bile olsa- kılınan namaz caizdir. İmam Ebû Yusuf'a göre, astar dikili, bitişik vaziyette ise caiz değildir. (El-Muhit / Serahsi - Fetâvâ-yi Kaadıhan.) Ebu Yusuf'un görüşü, ihtiyata daha uygundur.

(Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/214)
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-05-11, 13:04   #3

Varsayılan C: Namaz kilarken hangi yer temiz olmasi lazim?


Namaz kılarken elbiselerin temiz olması takvaya en uygun olanıdır. Ancak yemek sıçraması veya necis olmayan bir şeyin elbiseye değmesi namaza mani değildir. Bu elbise ile namaz kılınabilir. Vesveseye düşmeye gerek yoktur.

Eğer elbiseye necaset bulaşmışsa ve bunun miktarı az ise bununlada namaz kılınabilir.

Şeriatın temiz saymadığı, necis (pis) kabul ettiği şeylerin fıkıh kitablannda iki kısma ayrılarak incelendiği görülür:

1 — Ağır Necaset (Necaset-i Galîza),

2 — Hafif Necaset (Necaset-i Hafife)

Bu ayırım, pisliğin az veya çok oluşuna göre değil, namazın sıhhatına mâni olup olmayan miktarına göre yapılmaktadır.

Yoksa pislik, ister galiz olsun, ister hafif, eşyayı kirletmekte birbirine eşittir. Meselâ, bunlar az miktarlardaki bir suyun içine düşseler, o suyu derhal necis (pis) ederler. Artık o sudan abdest almak caiz olmaz.
Hafif Necâsetin Namaza Mâni Sayılan Miktarı Ne Kadardır?


Hafif necâsetlerde ölçü, pisliğin, bulaştığı elbisenin veya uzvun dörtte birisini kaplamasıdır. Miktar dörtte birden az olursa namaza mâni olmaz. Çok olursa, namazın sıhhatine mânidir. Yıkamak farz olur.

Ancak, ibâdete mâni olmayacak miktarda da olsa, galiz ve hafif her türlü necâsetten temizlenmek takvâya uygun bir davranış olur. Peygamber Efendimiz, "temizlik îmandandır" buyururken, temizliğe dikkat edenlerin kuvvetli bir îmana sahip olduklarına işaret etmiştir.

Bu bakımdan ister necâsetin galiz kısmından, isterse de hafif cinsinden olsun, kirlenen yerleri imkânımızın müsaadesi nisbetinde temizlemeye çalışır, her ne kadar namaza mâni olmayacak miktarda olsa da, yine tertemiz bir beden ve elbise ile ibadet etmeyi isteriz. Kaldı ki, namaza mâni olmayacak miktardaki pisliği temizlemenin vâcib olduğu da bâzı kitablarımızda kayıtlıdır.

Galiz Necasetten Namazın Sıhhatine Mâni Olan Miktar Ne Kadardır?


Bu pisliğin, kuru veya yaş bir madde olup olmamasına göre, namazın sıhhatine mâni olan miktar değişir. Şöyle ki: Galiz necaset tabir edilen ağır pislik, kuru bir madde ise, bir dirhem, yani, üç gramdan az olmalıdır. Üç gramdan fazlası, namazın sıhhatine mâni olur.

Eğer yaş bir madde ise, el ayası dediğimiz avuç içinden daha geniş bir alana yayılmamış olması şarttır. El ayasından fazla bir kısmı ıslatmış olan pislik, namaza mânidir. Namaz kılabilmek için bu miktardaki pisliklerden temizlenmek farzdır.

Bu miktarlardan aşağı olan pislikler, namazın sıhhatine engel teşkil etmez. Ancak yine de bu miktar pisliğin -eğer mümkünseyok edilmesi sünnettir.

Mehmed Dikmen, İslam İlmihali, Cihan Yayınları, İstanbul, 1991, ss. 162-163.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-05-11, 13:04   #4

Varsayılan C: Namaz kilarken hangi yer temiz olmasi lazim?


Necâset, hakikî ve hükmî olmak üzere ikiye ayrılır. Hakikî necâset, sözlükte kan, sidik ve dışkı gibi gerçek pislik olarak var olan şeyleri; terim olarak ise, namazın sıhhatine engel olan pisliği ifade eder. Hükmî necâset ise, insan bedeninde manevî olarak bulunan abdestsizlik veya cünüplük hâli için kullanılır.

Hakikî necâset üçe ayrılır: Ağır ve hafif; katı ve sıvı; görülen ve görülmeyen pislik.

Ağır Pislik - Hafif Pislik

Buna galîza veya muğallaza pislik de denir. Giysilerde, bedende veya namaz kılınacak yerde bu pislikten, katı ise yaklaşık 3 gr. kadarı; sıvı ise avuç içinden fazla bir alanı kaplayacak miktarı namazın sıhhatine engel olur. Bunların necisliği kesin delille sabittir. Kan, sidik, dışkı gibi..."Elbiseni de temiz tut" (el-Müddessir, 74/4) ayeti uyarınca bunları temizlemek farzdır.

Hafif pislik ise kesin delille sabit olmayan pisliktir. Bunların bulaştığı elbise veya bedenin dörtte birinden az miktarı namaza engel olmaz. Eti yenenin sidiği ve yenmeyen kuşun pisliği gibi...

Ağır olan necâsetler şunlardır:

1. İnsandan çıkan veya ondan kopup ayrılan şeylerden kan, sidik, dışkı, menî; küçük su döktükten veya ağır bir şey kaldırdıktan sonra cinsel organdan gelebilen beyaz renkli "vediy" denilen sıvı; sevişme veya karşı cinsi düşünme sırasında yine cinsel organdan gelebilen beyaz renkti yapışkan "meziy" denilen sıvı; ağız dolusu kusuntu; bedenden kesilip ayrılan et, deri parçası ve kadınlardan gelen âdet veya lohusalık kanı ağır pislik çeşidine girer.

2. Eti yenmeyen hayvanların sidikleri, ağızlarının salyaları, kuşların dışındakilerin dışkıları ve bütün hayvanların akan kanları.

3. Eti yenen hayvanlardan tavuk, kaz ve ördeklerin dışkıları.

4. Boğazlanmadan kendi kendine ölen hayvanın eti ve tabaklanmamış derisi pistir.

Mâlikîlere göre murdar ölmüş hayvanın eti gibi derisi, kemiği ve sinirleri de temiz değildir. Kıl, yün ve tüyleri ise temizdir. Şâfiîlere göre, ölü hayvanın kıl, tüy, yün ve tırnakları dahil bütün cüzleri temiz sayılmaz.

5. Domuz eti! Usûlüne göre kesilse de necistir. Eti, kılı, kemikleri, tabaklansa bile derisi necistir (en-Nahl, 16/15).

6. İçki: Cenab-ı Hakkın; İçki, kumar, dikili taşlar, şans okları Şeytan işi birer pisliktir" (el-Mâide, 5/90) ayeti uyarınca çoğunluk fakihlere göre necistir. Bu yüzden elbise veya bedene şarap dökülürse yıkanmadıkça namaz kılınmaz. Tercih edilen görüşe göre, diğer sarhoşluk veren içkiler de şarap hükmündedir.

Şâfiîlere göre de bütün sarhoşluk veren içki çeşitleri az olsun çok olsun temiz değildir.

Hafif sayılan ve temiz olmayan şeyler şunlardır:

1. At, katır ve eşeklerin sidikleri ile, eti yenen koyun, keçi, geyik ve karaca gibi evcil ya da yabanî hayvanların sidikleri ve bunların tersleri, Ebû Yûsuf ve Muhammed'e göre hafif pisliktir. Fetvaya esas olan bu görüştür. Ebû Hanîfe'ye göre ise bunlar ağır pislik çeşidine girer.

2. Etleri yenmeyen hayvanlardan, doğan, atmaca, şahin, çaylak, kartal gibi havada terleyen hayvanların dışkıları.

3. Her hayvanın öd kesesi, bu hayvanın dışkısı hükmündedir.

Hafif pisliğin namazda bağışlanan miktarı, bulaştığı yer elbise ise, elbisenin tamamının dörtte biri; kol ve ayak gibi bedenin bir organı ise bulaştığı organın dörtte biridir. Bununla, kaçınılması güç olan, mesleği ve içinde bulunduğu kültür ortamı bakımından temizliğe tam dikkat edemeyen veya hayvancılıkla uğraşanların farkında olmadan karşılaştığı hafif pislikler için kolaylık getirilmiştir (İbnül-Hümâm, Fethul-Kadîr, I,135 vd.; el-Meydânî, el-Lübâb, I, 55; İbn Rüşd, Bidâyetül-Müctehid, I, 73; eş-Şîrâzi, el-Mühezzeb, I, 46; İbn Kudâme, el-Muğnî; I, .52; ez-Zühaylî, el-Fıkhul-İslâmî ve Edilletüh, Dimaşk 1405/1985, I, 115 vd.).

Katı ve Sıvı Pislikler:

Katı pislik ölü hayvan eti ve dışkı; sıvı ise akan kan, meziy ve vediy gibi pisliklerdir.

Görülen ve Görülmeyen Pislikler:

Görülen; dışkı ve kan gibi gözle görülen ve aynî varlığı olan pisliklerdir. Bir defa da olsa kendisinin yok edilmesi ile temizlenmiş olur.

Görülmeyen pislik ise sidik gibi kuruduktan sonra varlığı gözle görülemeyen pisliktir. Temizlenmesi yıkayanın temizlendiğine kanaat getirinceye kadar yıkaması ile olur. Vesveseli kimse için yıkama sayısı üçtür. Zahiru'r-rivayeye göre her defasında sıkmak da gerekir. Çünkü pisliği çıkaracak olan sıkmadır.

Temizleme Şekil ve Yolları: Temiz olmayan şeyler: temizlemek için özelliklerine göre çeşitli yollar vardır.

1. Su ile yıkamak: Su, hem pisliği temizleme ve hem de abdest ve gusülde kullanılma bakımından asıl temizleyicidir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

"Sizi temizlemek için Allah gökten su indiriyor" (el-A'râf; 7/11); "Biz gökten temizleyici su indirdik" (el-Furkân, 25/48). Temizlik için kullanılacak su, yağmur, kar, nehir, göl, deniz, kuyu, pınar ve sel sularının toplandığı gölet suları olabilir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Su, temizdir. Onu tadı, rengi veya kokusu değişmedikçe dışarıdan bir şey kirletmez" (Buhârî, Vüdû', 67). Yine Allah elçisi, Esmâ binti Ebî Bekir'e elbisesini hayızdan nasıl temizleyeceği konusunda; "Ovalar sonra da su ile çitiler" buyurmuştur (Buhârî, Vüdû', 63; Müslim, Tahâre, 110; Ahmed b. Hanbel, VI, 134, 346).

Hanefilerde tercih edilen görüşe göre hakikî pislikler gül suyu, sirke, meyve ve bitki suyu gibi normal su dışındaki sıvılarla da temizlenebilir. Hanefîler su dışındaki temizleyici sayısını yirmibire kadar çıkarmışlardır. Diğer mezhepler bunların bazılarında Hanefilerden farklı görüşe sahiptirler. Ancak su dışındaki sıvılarla abdest alınmaz, gusül yapılmaz. Bu konuda görüş birliği vardır (el-Kâsânî, a.g.e., I, 83-87; İbnül-Hümâm, a.g.e., I, 133-138; İbn Âbidin, a.g.e., I, 284 vd.; ez-Zeylaî, Tebyînül-Hakâik, I, 60 vd.; el-Meydânî, el-Lübâb, I, 24 vd.).

Su ile temizlemenin şekli

1. Necâset, sidik, köpek salyasının eseri gibi görünmeyen nitelikte ise, temizlendiğine kanaat getirinceye kadar yıkanır. Bu da üç defadır. Delil şu hadislerdir: "Sizden birinizin kabına köpek ağzını soksa, onu üç defa yıkasın ". Başka bazı rivayetlerde yedi defa yıkasın" ifadesi vardır (Buhârî, Vüdû', 33; Müslim, Tahâre, 89, 91, 92, 93; Ahmed b. Hanbel, II, 314, 427). "Sizden biriniz uykusundan uyandığında, kaba sokmadan önce elini üç defa yıkasın" (Buhârî, Vüdû', 26; Mâlik, Muvatta', Tahâre, 9; Ahmed b. Hanbel, II, 465). Köpeklerin ağzını sokmasından dolayı yedi defa yıkama emri İslâm'ın ilk dönemlerinde zorunlu olmadıkça evde köpek beslemeyi sınırlamak amacına yönelik idi.

Necâset, kan ve dışkı gibi gözle görülen çeşitten ise, bunların temizliği bir defa da olsa pisliğin kendisini gidermekle olur. Ancak, yıkanmasına rağmen renk ve koku gibi giderilmesi güç bir eseri kalırsa, bu zarar vermez. Tercih edilen görüşe göre su saf bir hal alıncaya kadar yıkanır. Nitekim Havle binti Yesâr dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü! Benim bir tek elbisem var ve onda hayız oluyorum". Hz. Peygamber buyurdu ki: "Temizlendiğin zaman kan bulunan yeri yıka ve onunla namaz kıl". Havle dedi ki: "Ya Resulullah! izi kalırsa?". Buyurdu ki: "Su sana yeter, kanın eseri ise zarar vermez" (Ahmed b. Hanbel, II, 364, 380; eş-Şevkânî, Neylül-Evtâr, I, 40).

İçine sabun, toprak, deterjan gibi maddeler karışmış olan sular, karışım aş olduğu takdirde temizleyicidir. Abdest ve gusülde kullanılan sular temizdir, fakat temizleyici değildir. Bunlara "musta'mel (kullanılmış) sular" denir. Bunlarla pislik temizlenebilir, fakat abdest, ya da gusül abdesti alınamaz. Ancak içine pislik karışan veya kendisiyle pislik yıkanan kullanılmış sular temiz olmaktan çıkar.

2. Silmek yolu ile temizleme: Bıçak, cam, cilâlı tahta, mermer, fayans gibi pisliği içine emmeyen şeylere bir pislik bulaşınca, yaş bir bez, sünger veya toprak, ya da deterjanlı ıslak bezle pisliğin izi kalmadığına galip zan meydana gelecek şekilde silinirse temizlenmiş olur. Meselâ; kurban kesilen bıçak temiz bir bezle veya toprakla iyice silinince temiz olur ve böyle bir bıçak üzerinde iken kılınacak namaz sahih olur. Çünkü Ashab-ı kiram düşmanla savaşıyor, kılıçlarını silerek, bunlar üzerlerinde iken namaz kılıyorlardı.

3. Ateşe sokmak yolu ile temizleme: Ateşe dayanıklı maden parçası üzerindeki kan ve benzeri necis şeyler, madenin ateşe sokulması ile yanar ve yok olur. Nitekim yağlı, paslı, üzerinde necis kan ve et kalıntıları bulunan şiş veya ızgaralar ateşte yakılınca temiz hale gelir.

4. Kazımak, ovmak veya silmek yoluyla temizlemek: Mest ve ayakkabı gibi pisliği emmeyen şeylere hayvan dışkısı gibi görünür bir pislik bulaşsa, bunlar su ile temizleneceği gibi, bıçak gibi bir şeyle kazınarak veya toprak ya da kuma sürterek de temizlenebilir. Ancak mest veya ayakkabıya sidik gibi görünmeyen bir pislik dokunursa, bu yerin yıkanması gerekir. Nitekim elbiseye veya bedene dokunan pisliği kazımak veya toprağa sürtmek de yeterli değildir.

İnsana ait kurumuş meni ovalamakla temizlenebilir. Ancak yaş olan meninin su ile yıkanması gereklidir. Diğer yandan kuru bir meni ovalamakla temizlendikten sonra, bu elbise ile namaz kılınabilirse de, yeri yeniden ıslanırsa, sağlam görüşe göre pislik yeniden döner. Bu yüzden yeniden kurutup ovalamak veya yıkamak gerekli olur.

Hz. Âişe'den şöyle dediği nakledilmiştir: "Allah Resulünün elbisesindeki meniyi kuru ise ovalıyor, yaş ise yıkıyordum" (Ebû Dâvud, Tahâre, 134; Ahmed b. Hanbel, VI,125,132, 213, 239, 263).

Hanefi ve Mâlikîler meniyi necis kabul ederken, Şâfiî ve Hanbelîler insan menisini temiz sayarlar. Bu görüş ayrılığının dayandığı delil; yukarıdaki hadisin farklı yorumu yanında İbn Abbas (r.a)'dan rivayet edilen şu sözdür: "Üzerinden meniyi ot veya bir parçası ile sil. Çünkü o tükrük ve sümük gibidir" (Dârekutnî bu hadîsi merfû olarak nakletmiştir. ez-Zühaylî, el-Fıkhul-İslâmî, Dimaşk 1405/1985, I, 98). Soğuk ve yolculuk gibi hallerde bu ikinci görüş müslümanlara kolaylık sağlar.

Meziy ve vediy de necistir. Meziy; cinsel istek veya bunu düşünme anında şehvetsiz olarak çıkan ince beyaz sudur. Meziy yıkanır ve yeniden abdest alınır. Hz. Ali şöyle der: "Mezîsi çok akan bir kimse idim. Allah elçisine sormaya da utandım. Mikdad b. Esved (r.a)'a söyledim, o sordu "Bundan dolayı abdest gerekir" buyurdu. Müslim'in rivayetinde; "Cinsel uzvunu yıkar ve abdest alır" ilâvesi vardır (Buhârî, İlm, 51 ; Vüdû', 34, Gusl; 13; Müslim, Haşz, 17: Ebû Dâvud, Tahâre, 82; Nesâî. Tahâre, 111, 129; Gusl, 28; Ahmed b. Hanbel, I, 80, 82, 87, 107-111). Vediy ise idrardan sonra veya ağır bir şey kaldırma hâlinde çıkan koyu süt gibi beyaz bir sıvıdır, pistir. Çünkü sidikle birlikte veya ondan sonra çıktığı için sidiğin hükmünü alır.

Donmuş yağ, pekmez ve benzeri şeylerin içine pis bir şey düşse, bu madde çevresiyle birlikte ovulup çıkarılınca temizlenmiş olur. Hz. Peygamber'in eşi Meymune (r.anhâ) şöyle demiştir: "Bir fare yağa düşmüştü. içinde öldü. Hz. Peygamber'e soruldu: "Onu ve çevresini atın, yağı da yiyin" buyurdu" (Buhârî, Vüdû', 67; Zebâih, 34; İbn Hanbel ve Nesâî'nin rivâyetinde "donmuş yağa" ilâvesi vardır. as-San'ânî, Sübülü's-Selâm, III, 8; Nesâî, Fer',10: İbn Hanbel, VI, 329, 330, 335).

Eğer necâset sıvı haldeki yemek veya zeytinyağı içine düşmüşse, bunlar bir kap içinde üç defa üzerine su döküp çalkalandıktan sonra alınmakla temizlenmiş olur. Hanefiler dışındaki çoğunluk bu gibi sıvıların artık temizlenemeyeceği görüşündedir. Çok miktardaki yağı veya yemeği bu sebeple telef etmek yerine burada bir kolaylık gösterilmektedir. Ancak günümüzde bu işlemden sonra bir gıda laboratuarında tahlil yaptırarak zararlı unsurun kalıp kalmadığı kontrol ettirilmelidir. Bu, ihtiyat gereğidir.

Katı maddeler, necaseti içine sızdırmadığı sürece su ile temizlenir. Et, tavuk ve buğday gibi pişirilenlerden ise, çiğken yıkanarak temizlenir. Pislendikten sonra, pisliği ile birlikte ateşte kaynatılırsa, içine pislik nüfuz edeceği için artık temizlenemez.

Bu yüzden işkembe, bağırsak veya hayvan kellesi temizlenmeden kaynatılırsa artık temizlenme imkânı bulunmaz.

Yine içine temiz olmayan bir şey karışan süt, pekmez ve bal gibi sıvılar temiz su içinde üç defa asıl kendi miktarlarında kalıncaya kadar kaynatılmakla temiz olur. Çünkü bu durumda temiz olmayan şeyin niteliği değişmiş sayılır.

5. Yapı değişikliği yolu ile temizleme: Temiz olmayan bir şeyin niteliği değişirse temiz hale gelir. Meselâ; bir domuz veya eşek bir tuzlaya düşerek tuz kesilse temizlenmiş olur. Yine, geyik kanının misk olması, içkinin kendiliğinden veya bir katkı maddesi ile sirkeleşmesi, tezeğin yanarak kül olması lâğım suyu karışan toprağın kuruyup eserinin kaybolması bunları temiz hale getirir.

6. Boğazlama veya tabaklama yolu ile temizleme: Domuz dışında, başka bir hayvanın usûlüne göre kesilmesi hâlinde derisi temiz olur. Artık böyle bir derinin üstünde namaz kılınabilir. Bu hayvan eti yenen cinsten ise eti de temiz olur. Fakat eti yenmeyen hayvanlardan ise, fetvaya esas olan görüşe göre eti temiz sayılmaz. Bununla birlikte meşrû kesimle eti temiz sayılsa bile, yenilmesi caiz olmaz. Bu konuda görüş birliği vardır.

Yine domuz dışında, murdar ölmüş bir hayvanın derisi tabaklanmakla temiz olur. Hz. Peygamber; "Bir deri tabaklanmakla temiz olur" buyurmuştur (Müslim, Hayz,105; Ebû Dâvud, Libâs, 38; Nesâî, Fer', 20, 30, 31; Dârimî, Edâhî, 20; İbn Hanbel, I, 219, 227, 237, 270, VI, 73). Allah elçisi Tebük yolculuğunda bazı evlerin yanından geçerken kadınlardan su istedi. Bir kadının; "ölmüş hayvan derisinden yapılmış bir kırbada su var" deyince, Allah Resulü; "Onu tabaklamamış mıydın?" buyurdu. "Evet tabaklamıştım" deyince de "Tabaklanması temizlenmesidir" buyurdu (Nesâî, Fer', 4; Ahmed b. Hanbel, IV, 254, V, 67, VI, 329, 336).

7. Necis olmuş kuyunun suyunu boşaltma veya gereken kadar su çıkararak kuyuyu temizleme: Küçük bir hayvanın kuyuya düşüp ölmesi hâlinde bütün suyu çıkarmak büyük zorluklara yol açacağı için düşen canlının durumuna göre bütün suyu veya suyun bir bölümünü çıkarma esası benimsenmiştir.

Kuyuya domuz gibi aynı ile necis bir hayvan düşmüşse suyun tümü çıkarılır. Eti yenen bir hayvan düşer, şişmiş ve dağılmış olursa yine tüm su çıkarılır. Ancak şişip dağılmamışsa, zahiru'r-rivâye'de bunlar üç sınıfta incelenir.

a. Fare, serçe veya bu büyüklükte bir hayvan düşüp ölmüşse, yirmi ilâ otuz kova;

b. Kedi, tavuk, güvercin veya bu büyüklükte bir hayvan düşmüş ölmüşse, kırk ilâ elli kova;

c. İnsan düşüp, üzerinde pislik olduğu biliniyorsa su necis hale gelir; tümünü çıkarmak gerekir.

Ancak günümüzde kuyuyu tam olarak boşaltmak mümkün olmayan durumlarda, kanaat verecek miktar çıkarıldıktan sonra laboratuar tahlili yaptırarak kuyu suyunda zararlı bir maddenin bulunup bulunmadığını belirlemek ihtiyata daha uygundur.

Hamdi DÖNDÜREN
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-05-11, 14:09   #5

Varsayılan C: Namaz kilarken hangi yer temiz olmasi lazim?

Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen nakkash Mesajı Göster
Namaz kılarken elbiselerin temiz olması takvaya en uygun olanıdır. Ancak yemek sıçraması veya necis olmayan bir şeyin elbiseye değmesi namaza mani değildir. Bu elbise ile namaz kılınabilir. Vesveseye düşmeye gerek yoktur.

Eğer elbiseye necaset bulaşmışsa ve bunun miktarı az ise bununlada namaz kılınabilir.

Şeriatın temiz saymadığı, necis (pis) kabul ettiği şeylerin fıkıh kitablannda iki kısma ayrılarak incelendiği görülür:

1 — Ağır Necaset (Necaset-i Galîza),

2 — Hafif Necaset (Necaset-i Hafife)

Bu ayırım, pisliğin az veya çok oluşuna göre değil, namazın sıhhatına mâni olup olmayan miktarına göre yapılmaktadır.


Yoksa pislik, ister galiz olsun, ister hafif, eşyayı kirletmekte birbirine eşittir. Meselâ, bunlar az miktarlardaki bir suyun içine düşseler, o suyu derhal necis (pis) ederler. Artık o sudan abdest almak caiz olmaz.
Hafif Necâsetin Namaza Mâni Sayılan Miktarı Ne Kadardır?


Hafif necâsetlerde ölçü, pisliğin, bulaştığı elbisenin veya uzvun dörtte birisini kaplamasıdır. Miktar dörtte birden az olursa namaza mâni olmaz. Çok olursa, namazın sıhhatine mânidir. Yıkamak farz olur.

Ancak, ibâdete mâni olmayacak miktarda da olsa, galiz ve hafif her türlü necâsetten temizlenmek takvâya uygun bir davranış olur. Peygamber Efendimiz, "temizlik îmandandır" buyururken, temizliğe dikkat edenlerin kuvvetli bir îmana sahip olduklarına işaret etmiştir.

Bu bakımdan ister necâsetin galiz kısmından, isterse de hafif cinsinden olsun, kirlenen yerleri imkânımızın müsaadesi nisbetinde temizlemeye çalışır, her ne kadar namaza mâni olmayacak miktarda olsa da, yine tertemiz bir beden ve elbise ile ibadet etmeyi isteriz. Kaldı ki, namaza mâni olmayacak miktardaki pisliği temizlemenin vâcib olduğu da bâzı kitablarımızda kayıtlıdır.

Galiz Necasetten Namazın Sıhhatine Mâni Olan Miktar Ne Kadardır?


Bu pisliğin, kuru veya yaş bir madde olup olmamasına göre, namazın sıhhatine mâni olan miktar değişir. Şöyle ki: Galiz necaset tabir edilen ağır pislik, kuru bir madde ise, bir dirhem, yani, üç gramdan az olmalıdır. Üç gramdan fazlası, namazın sıhhatine mâni olur.

Eğer yaş bir madde ise, el ayası dediğimiz avuç içinden daha geniş bir alana yayılmamış olması şarttır. El ayasından fazla bir kısmı ıslatmış olan pislik, namaza mânidir. Namaz kılabilmek için bu miktardaki pisliklerden temizlenmek farzdır.

Bu miktarlardan aşağı olan pislikler, namazın sıhhatine engel teşkil etmez. Ancak yine de bu miktar pisliğin -eğer mümkünseyok edilmesi sünnettir.

Mehmed Dikmen, İslam İlmihali, Cihan Yayınları, İstanbul, 1991, ss. 162-163.
Peki görünmeyen, yani süphe olan necaset varsa namazi bozar mi?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat