Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 13-03-11, 14:42   #1
caner1435

Varsayılan Mezarda Hoca Ölü İle Ne Konusuyor?


Bir İnanısa Göre Derlerki Hoca Ölü Ye Der Sen Öldün Ölü Kalkmaya Calısır Ve Kafasını Tahtaya Vurup Ben Öldügünü Anlar Ve Ses Gelir Hoca Meftanın Cennetemi Cehenememi Gittinini Anlarmıs Hoca Bunu Anlatırsa Ölürmüs Kitaplardada Böyle Geciyor Derler Bu Konuda Bilgisi Olan Warsa Bizi Aydınlatırsa Sevinirim Tam Olarak Orda Ne Olur ?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-03-11, 15:26   #2
pavebuff

Varsayılan C: Mezarda Hoca Ölü İle Ne Konusuyor?


aynen ya bunun aynısını bana biri sınıfta söylemişti inanmamıştım konuyu gördüğüm iyi oldu. cevabını bende merak ediyorum lütfen bilen biri cevaplasın.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-03-11, 15:32   #3
Ketum

Varsayılan C: Mezarda Hoca Ölü İle Ne Konusuyor?


Böyle bir durum söz konusu değil. Tamamen uydurma ve batıl bir inanç.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-03-11, 19:17   #4
spy178

Varsayılan C: Mezarda Hoca Ölü İle Ne Konusuyor?


Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen Ketum Mesajı Göster
Böyle bir durum söz konusu değil. Tamamen uydurma ve batıl bir inanç.
Uydurma Olabilir Fakat Ne Olursa Olsun Hoca Sonda Kalır Ve Biseyler Söyle Bu Konu Hkakkında Bilgisi Olan Wardır Mutlaka Bunlardan Cvp Bekliyoruz
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-03-11, 19:17   #5
SÜKUT

Varsayılan C: Mezarda Hoca Ölü İle Ne Konusuyor?

Ölü kabre konulup defin işi tamamlandıktan sonra, ölüye telkin verilip verilmeyeceği hususunda âlimler farklı görüşlere sahip olmuşlardır; Ölünün kabre konulmakla artık dünyadakileri duymasının mümkün olmadığını söyleyenler,1 telkinin ölüye hiçbir faydası olmayacağına ve verilmemesi gerektiğine kaildirler. Kabirdeki ölünün dirileri duyabileceğine kail olup, dirilerin onu duyamayacaklarını söyleyenler ise, telkin verilebileceğini söylemişler ve Rasülullah (S) in Bedir'deki Ehl-i Kalîb'e hitabını da, ölülerin Allah dilediği zaman, dirileri duyabileceklerine delil olarak zikretmişlerdir. 2

İmam Mâlik, "Ölülerinize Lâilâhe İllellah telkin edin."3 hadisindeki "ölüler" den, "ölüm döşeğindeki hastaların" kastedildiğini belirterek, definden sonra telkine dâir sahih bir haber bulunmadığı için, ölüye telkin vermek mekruhtur, demektedir.4

İmam Şafi'î ise, yukarıda geçen hadisteki "mevtâ= Ölüler" kelimesinin hakiki manada olduğunu belirterek, definden sonra telkinin müstehap olduğunu söyler. İmam Ahmed b. Hanbel de Şafi'î ile aynı görüştedir. İmam Ebü Hanife ise, telkinin ne emredilmiş, ne de ya*saklanmış olduğunu, insanların definden sonra telkin verip vermemekte serbest olduklarını söylerken,5 telkinin müstehap olduğuna kail olan ulemâ, Peygamber efendimiz (S) in definden sonra telkini emrettiğini be*lirtmektedirler.

Bu konada Ebû Umâme'den (v. 9/630) rivayet edilen hadiste Ebû Umâme, Rasülullah (S) in şöyle buyurduğunu işittiğini söylemiştir: "Sizin din kardeşlerinizden biri ölüp de kabrini toprakla düzlediğiniz zaman, içinizden biriniz onun mezarının başında durup şöyle desin: "Ey falan oğlu filân!" ölü işitir fakat cevap veremez. Sonra tekrar şöyle desin: "Ey falan oğlu filân" ölü; "Bizi irşad ettin, Allah'ın rahmeti üzerine olsun." der, fakat siz duyamazsınız. Sonra şöyle desin: "Ey Allah'ın kulu, bu dünyayı terkederken ettiğin ahdi hatırla. Allah'dan başka ilah olmadığına ve Muhammed (S) in onun rasûlü olduğuna şehadet ettin. Allah'ı rabbın. İslâm'ı dinin, Muhammed (S) i peygamberin, Kur'anı rehberin, Ka'be'yi kıblen olarak kabul ettin..."6 Bunun üzerine Münker ve Nekir el ele tutuşup biri diğerine: "Haydi gidelim. Böyle cevabı tel*kin edilenin yanında ne yapılını." der. Sahabilerden biri, telkin verenin, cenazenin annesinin adını bilmemesi halinde ne yapacağını soruyor. Rasülullah (S) de: "Havva'ya nisbet eder." yani annesi olarak Hz. Havva'yı zikreder buyurdu.7

Bu hadis zayıf olduğu için metruktür. Telkini müstehap görenler ise, zayıflığı şiddetli olmadığı için ve Tabiinden olan Humuslu Damre b. Habib'in sözü de bunu destekler mahiyette olduğundan, hükmüyle amel edilir, demişlerdir.. Çünkü ümmetin ameli de buna uygundur.

Damre b. Habib şöyle demiştir: "ölünün kabri toprakla örtülüp düzlendiğl ve insanlar dağılmağa başladıkları zaman kabrin yanında durup şöyle demeyi sahabiler müstehap görürlerdi: "Ey falan, Lâ ilâhe illallah de." Bunu üç kere tekrar eder. Sonra yine Ölüye hitaben : "Ey falan, Rabbim Allah, dinim İslâm, Peygamberim Muhammed (S) dir de." diye ölüye seslenir." Bu sözün aynısı, yine Tabiinden olan Sa'ld b. Mansûr'dan (v. 175/745) da rivayet edilmiştir.8

Özet olarak şunu söyleyebiliriz ki; definden sonra telkin vermek dinen uygundur. Ama yapılması kesinlikle emredilmiş bir iş değildir. Peygamber efendimiz (S) in telkin verdiğine dâir bir habere rastlanamamıştır. Ancak ashaptan ve tabiinden yukarıdaki rivayetler gelmiştir. Bu hususta müctehitler, yukarıda işaret edildiği üzere, üç ayrı fikirdedirler: Mekruh, mubah ve müstehap. Ümmet-i Muhammed'in çoğu, eskiden beri bu hareketi güzel görüp yapageldiklerinden, hatta kendisine telkin verilmesini vasiyyet edenlerin bile bulunmasından ötürü 9 güzel bir hareket olduğunu söylemek en iyisidir. Ama bu hususta elimizde kesin bir nass bulunmadığı için. ne yapılması emredilir, ne de yapana yasaklanır. Herkes ölüsüne telkin verip vermemekte serbest bırakılır, dileyen verir, dileyen de vermez.

1- Ölünün dirileri duyamayacağını ileri sürenler delil ola*rak: "(Ey Rasulüm) sen (a daveti) ölülere duyuramazsın..." (Rûm, 30/52) âyeti ile, "..Sen kabirde bulunanlara işittirecek değilsin. " (Fâtir, 35/22) âyetini zikretmektedirler ve Hz. Pey*gamber (S) in Bedirdeki ehl-İ kalibe hitabını da, ashabına va'z ve nasihat olarak nitelendirirler. (el-Hapruti, Abdullâtif, Tekmile-i Tenkihu'l-Kelâm, s. 145, ist.)
2- el-Harputi, 145-146, ist. 1332; Ibnü'l-Hümâm, I, 446-447.
3- Müslim, Sahih, Cenâiz. l, c. II, s. 631.
4- el-Ceziri. I, 501; Seyyid Sabık. I, 548; Hasan el-Idvi, s. 9-10.
5- el-Ceziri, I, s. 501.
6- Günümüzde ölüye verilen telkinde diğer iman esasları da zikredilmektedir, (bkz. el-Ceziri, c. I, s.501; Abdullah Siracu'd-Din s. 60.
7- Suyuti, Şerhu's-Sudûr, v. 44 b; 176 b: Hasan el-Idvi, s. 10; Rodoslzâde, Ahvâl-i Âlem-i Berzah, v. 12b-13 a; Seyyid Sabık, c. I, s. 547; Abdullah Siracuddin, s. 60-61
8- Muhammed b. ismail. S. Selim, c. I.S. 203; S. Sabık, c. I, s. 547.
9- Hasar, 32, Mısır, 1316 h.


TELKİN
Kabre konulan ve mükellefiyet çağına da erişmiş olan bir İslâm cenazesi hakkında telkin verilmesi meşrû görülmüştür. Bu telkin verme işi şu şekilde yapılır: Cenazenin kabre defnedilmesini müteâkip salih bir kimse (veya vazifeli şahıs) kalkıp ölünün yüzü karşısında durur ona hitaben, ismiyle üç kere hitap eder. Bu hitaplar, o şahsı anasına nisbet ederek yapılır. Meselâ ölen şahsın ismi Osman, annesinin de Fatma ise, "Ya Osman ibni Fatıma" diye üç kere hitabedilir. Bu hitaptan sonra da, şu şekilde telkin verilir: يَافُلاَنَ ابْنَ فُلاَنٍ اُذْكُرِ الْعَهْدَ الَّذى خَرَجْتَ عَلَيْهِ مِنَ الدُّنْيا شَهَادَةَ اَنْ لا اِلَهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَريكَ لَهُ وَاَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ وَاَنَّ السَّاعَةَ اتِيَةٌ لاَ رَيْبَ فيهَا وَاَنَّ اللّهَ يَبْعَثُ مَنْ فِى الْقُبُورِ قُلْ رَضيتُ بِاللّهِ رَبًّا وَبِاْلاِسْلامِ دينًا وَبِمُحَمَّدٍ صَلَّى اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَبِيًّا وَبِالْقُرْانِ اِمَامًا وَبِالْكَعْبَةِ قِبْلَةً وَبِالْمُسْلِمينَ اِخْوَانًا رَبِّىَ اللّهُ لا اِلهَ اِلاَّ هُوَ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظيمِ
Üzküri`l-ahde`llezî haracte aleyhi mine`d-dünyâ, şehâdete en lâ ilâhe illâllahü vahdehû lâ şerîke leh ve enne Muhammeden abdühû ve resûlühû ve enne`s-sâate âtiyetün lâ raybe fîha ve enne`llahe yeb`asü men fi`l-kubûr... Kul (kulî) radîtü billâhi rabben ve bi`l-islâmi dînen ve bi-Muhammedin sallâllahü aleyhi ve selleme nebiyyen ve bi`l-Kur`âni imâmen ve bi`l-Kâ`beti kıbleten ve bi`l-müslimîne ihvânen... Rabbiyellahü lâ ilâhe illâ hû ve hüve rabbü`l-arşi`l-azîm... (*). "Ey ................. oğlu ................. ! Üzerinde dünyadan ayrıldığın ahdi: Allah`tan başka ilâh olmadığına ve şerîki bulunmadığına ve Muhammed`in O`nun kulu ve Resûlü olduğuna, kıyâmetin geleceğine, bunda şübhe olmadığına, Allah Teâlâ`nın kabirlerde bulunanları muhakkak diriltip mahşer yerinde toplayacağına şâhidlik etmeyi hatırla ve de ki: Allah Teâlâ`nın Rububiyetine, İslâmın din oluşuna, Muhammed`in (asm) nübüvvetine, Kur`an`ın imam, Kâ`be`nin kıble ve mü`minlerin kardeşler oluşuna razı oldum... Rabbim Allah`tır, O`ndan başka ilâh yoktur ve büyük arş`ın sâhibidir." Bu telkinden sonra üç kere şu cümle tekrar edilir: Ya ....... ibni ........ kul (kulî) lâ ilâhe illâllah... Bundan sonra, üç kere de şöyle denilir: "Kul (kulî) rabbiye`llah ve dîniye`l-islâm ve nebiyyî Muhammedün aleyhi`s-salâtü ve`s-selâm... Rabbi lâ tezerhü (tezerhâ) ferden ve ente hayrü`l-vârisîn..."
"Ey .............! De ki: Allah`tan başka ilâh yoktur. De ki: Rabbim Allah, Dînim İslâm, Peygamberim Muhammed`dir (asm). Yâ Rabbi, bu ölüyü yalnız bırakma, sen vârislerin hayırlısısın..." Umulur ki bu telkinler vesilesiyle, Allah Teâlâ o ölüye mağfiret eder. Kabir suâllerine kolayca cevab vermesini sağlar.

sorularla islamiyet
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat