En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 21-12-09, 11:32   #16
Ebu AHMET-MUS'AB

Varsayılan C: Vaktin Sünneti ile Kaza namazı birlikte kılınabilirmi?..


Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen nakkash Mesajı Göster
Bilerek ya da bilmeyerek, geçerli veya geçersiz nedenlerle vaktinde eda edilemeyen namazların kazası çok sorulan sorular arasında. Ali Bulaç´ın tabiriyle "medya vaizlerinin" -ki ben buna ´okumuş´ sıfatını ilave etmek isterim- yanı sıra dinî yaşayışlarının göstergesi ile samimiyetlerinden şüphe etmediğimiz bazı ağızların da "kaza namazı yoktur" deyip diğerleri ile aynı çizgide buluşmaları kafaları karıştıran temel faktör. Şahsen bu konu ile alakalı soruların çokluğunu buna bağlıyorum.
Kaza namazı vardır-yoktur müzakeresine girmeden önce, namazın bir Müslüman için ne ifade ettiğinin, aksine ihtimal vermeyecek netlikte zihinlerde ve kalplerde yerleşmesi lazım. Hz . Peygamber (sas ) hassasiyeti bir kenara, bir sahabe, tabiin ya da ulema ve süleha ölçüsünde bunun idrakine varılsa bu türlü soruları gerektirecek yaşantı olmaz hiçbirimizin hayatında. Diyelim ki oldu; bu defa da kaza namazı var mıdır soru ve cevabı ile vakit geçirileceğine, herkes namazlarının kazasını kılmaya durur. O halde mesele kaza namazının varlığı-yokluğundan ziyade, namaz şuurunda, namaz hakikatinin vicdanlarda yer etmesinde düğümleniyor.
Günümüz insanının birçoğu hayatının belli bir dönemine kadar namaz gibi günde beş defa tekrarlanan ve dıştan bakıldığında külfet gibi gözüken bir ibadetten kısmen uzak bir hayat yaşıyor. Cuma, bayram, mübarek gecelerde ancak namaz ile irtibata geçiyor veya cenaze, doğum ve hastalık gibi şükrü veya Rabb `imin yardımına en çok ihtiyaç duyulan beşerî hallerde namazı hatırlıyor. Sonra yaş kemale erip, ecelinin ayak seslerini duyunca, kabir kapısının kendisi için de açıldığını hissedince, başta namaz olmak üzere ibadet hayatını daha derinden yaşamaya başlıyor. Fakat bu defa -şahsa göre değişir- mazide kalan 10-20-30 yıllık kılınmayan namaz gerçeği ile yüz yüze geliyor. İşte `kaza namazı var mıdır` sorusu burada kendini gösteriyor. Yoksa zaten ibadet hayatına devam eden bir insanın uyuma, hastalık, unutma gibi sebeplerle kılamadığı üç-beş vaktin kazasından sanırım kimse bahsetmiyor.
Kur`an`da açık, sarih ve net kaza namazı, onun bir yükümlülük olduğundan bahseden ayet yoktur. Sünnete gelince lihikmetin yani ihtimal ümmetine örnek olması sebebiyle Efendimiz `in iki defa uyuma, bir defa da Hendek Savaşı `nda 4 rekatlık namaz kılacak vakit dahi olsa cepheyi terk edecek bir zaman bulamaması nedeniyle kazaya kalmış namazı vardır. Allah Rasulü (sas ), hepsinde de hemen namazlarının kazasını kılmıştır. Bu delilleri değerlendiren mezhep alimleri ise kaza namazının gerekliliğinden dem vurmuş, müzakerelerini kaza borcu olan nafile kılabilir mi-kılamaz mı sorusu üzerinde yoğunlaştırmışlardır. Dikkat edin, müzakereye konu olan -betahsis tartışma demiyorum- kaza namazının meşruiyeti değil, kaza borcu olanın revatip sünnetler dahil nafile kılıp-kılamayacağı ile alakalıdır.
İbni Teymiyye ve talebesi İ.Kayyim el-Cevziyye `nin "kasten terk edilen namazın kazası yoktur" görüşlerinin, İslam `da kaza namazı yoktur görüşüne delil olarak gösterilmesi yanlış bir yaklaşımdır. Çünkü ne Efendimiz `in (sas ) hayatında ne de sahabede kasten terk edilen bir namaz örneği yoktur. Günümüzde kaza namazı var mıdır sorusunu soranların namazı terki kasdî değil, ihmal, tembellik, namaz alışkanlığı, yanlış yorumladıkları meşguliyet ve başta söylediğimiz namaz şuurunun yokluğu faktörlerine dayalıdır.
İslam `ın cahiliyyeye yani İslam öncesi hayata ait yanlışlıkları, hataları silip süpürmesi, Hak katında sorguya tabi olmaması ile alakalı hadisin kaza namazlarının yokluğuna delil olarak kullanılması da tekellüflü bir tevildir. Bu, doğuştan Müslüman, İslamî bir terbiye almış, belli bir dönem namaz, oruç gibi ibadetleri kesintili de olsa devam ettiren Müslüman`ı, önceki hayatında müşrik, kâfir veya Hıristiyan , Yahudi , Budist başka bir dine mensup insanla eşdeğer tutma demektir. Başka bir ifadeyle, İslam gayrimüslim birisini ibadetle mükellef tutmamakta, içki, kumar, zina dahil İslam `a göre haram amellerinden dolayı hesaba çekmemektedir. Hadiste anlatılan kişiler bunlardır.
Sonuç; kaza namazının varlığından ziyade kaza namazı olan nafile namaz kılmalı mıdır, bunu konuşsak daha isabetli bir iş yapmış oluruz.
Ahmet Kurucan
KAYNAK : Zaman(21.02.2008)
Öncelikle kendimden örnek vermek istiyorum. Namaz kılmadığım dönemlerde kendime neden namaz kılmıyorum diye sorduğumda şu cevabı veriyordum: "Ya ben bişeyi yaptımı tam yapmak istiyorum. Namaza bi başlıcam bi daha asla bırakmıcam." Sonra kendime şu soruyuda soruyordum: "Ya namaza başlamadan ölüm gelip beni bulursa" "Ya Allah bilir ne zaman öleceğimi ama başlayacağım. Başladığımdada kaza ederim Allah ta affedicidir beni umarım affeder."

Şimdi bana birisi çıkıp deseydiki "Kardeşim sen namazın terki hakkında Resulullah S.A.S. ne demiş duydunmu? Bizimle kafirler arasındaki fark namazdır. Kim namaz kılmazsa kafirdir. deseydi ben hemen namaza başlardım. Şimdi bunu demeyen hocalar, proflar diyoki kılamadığınız namazı kaza edin. Kaza borcu olan sünnet kılmasın. Sübhanallah!

Ya kardeşim bunu niye diyorsunuz? niye milleti tembelliğe alıştırıyorsunuz? Sünnet(Nafile) senin borcunu kapatmak için kullanılmayacak mı? Kullanılacak. Eee neden o zaman sünnet kılmayın kaza kılın diyorsunuz. Kasten terk edilen namazın kazası olmaz deyin. Namaz kılmayanın dini yoktur deyin.

Ben açık açık şunu diyorum Kasten terk edilmiş namazın kazası yoktur. Bu yüzden kazası olanın nafile kılması doğrumu konusunu ben tartışmam bile...
 
Eski 21-12-09, 13:49   #17
Abdullah bin Cahs

Varsayılan C: Vaktin Sünneti ile Kaza namazı birlikte kılınabilirmi?..


KAZA namazı ancak, uyuma ve baygınlık gibi şuurun yerinde olmadığı dönemde bir vakit namaz vakti geçer ise geçerli olur..

Eğer bir kişi bile bile bir Vakit namazı kılmaz ise, dinden çıkar..

Ömer Radiyallahu anh‟den; "Namazı terk edenin İslam‟dan nasibi yoktur."490

Ali radiyallahu anh‟den; "Namaz dinin direğidir. Her kim ki namaz'ı kılmazsa o kâfirdir "491

Abdullah İbnu Amr (radiyallahu anh)'dan, dedi ki: "Namaz'ı terk edenin dini yoktur."492

Ebû'd-Derda (radiyallahu anh)'dan, şöyle dedi:"Namazı olmayanın imanı da yoktur."493

Ebû'd-Derda (radiyallahu anh)'dan şöyle dedi: Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: "Her kim farz bir namazı vaktinden çıkıncaya kadar terk ederse bütün amellerini iptal etmiştir."494

Kaynaklar;

490 Malik(1/39) ibni Ebi Şeybe(11/25) Busiri ithaf(2099) Beyhaki(1/367) Darekutni(2/52) Abdurrezzak(5010) Nisaburi El İkna(2/690)

491 Deylemi(3795) İbni Hacer Telhisul Habir(1/173) Cem'ül Cevami(11116) Camius Sagir(5186) Zübeydi ithaf(8/393) Iraki Muğni(368) Muhammed ibnu Nasr Kitabus-Salat(933) Acurri Şeria(135) ibnu Ebi Şeybe Musannaf(10485) ve iman(126) Beyhaki şuabul' iman(41) sahih olarak rivayet etmişlerdir.

492 Buhâri Tarihu'l Kebir(7/95)

493 Hibetu'llahi't-Taberi Usulu's-Sünne(1536) Muhammed ibnu Nasr el-Mervezi Kadru's-Salah(945) ibnu Abdil-Ber Temhid(4/225) hasen bir senedle rivayet etmişlerdir. Ve şeyh Elbâni de Terğib'in sahihin'de(574) tahric etmiştir.

494 ibni Ebi şeybe(1/377) Bu Hadis'i aynı isnad ve yakın lafızla Ahmed Müsned(6/442) Heysemi Mecmua'z-Zevaid de (1/295) bu rivayetin ravileri Sahih'in ravileridir demiştir. ibn Kesir Camiul
 
Eski 26-12-09, 13:59   #18
prihana

Varsayılan C: Vaktin Sünneti ile Kaza namazı birlikte kılınabilirmi?..


Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen gün_ay Mesajı Göster
-Merhaba Sn. prihana..
Gerçi benim de sizin yapıştırmış olduğunuz kaynaklardaki bilgiler doğrultusunda kanaatim oluşmuştu fakat birazda olsa, Var olan tereddütüm, sayenizde sıfırlandı. ALLAH sizden razı olsun. Emeğiniz ve ilginiz için de ayrıca çok teşekkür ederim.
Est. efendim ne demek.
Biz sadece bize emredileni yapmaya çalışıyoruz, kendi kafamıza göre hareket etmiyoruz. Allahü Teala'nın emirlerinin bildirilmesinde sadece aracılık etmeye çalışıyoruz.
Yukarıda yazılanların içerisinde bize ait bir şey hiç yoktur. Hepsi ehli, sünnet islam alimlerinin kıymetli eserlerinden alınmıştır. Doğrusu da budur.

Bu konuyu daha sonra pek takip edememiştim. Ancak takip eden sahifelerde kaza namazlarının kılınmasına gerek olmadığını söyleyen yazılar gördüm. O yazıları yazan arkadaşa soruyorum.
Peki hangi namaz kaza edilir?
Elbette ki müslüman namazını kasten terk etmez.
Ancak topluma baktığımızda çok kişinin gaflet uykusunda olduğunu görüyoruz. Kur'anı kerimde de bildiriliyor, kalblerin hasta olduğu, mühürlü olduğu.
İslamiyyeti yaşamayan bir insan, daha sonradan, geçmişte yaptıklarına ve yapmadıklarına pişman olamaz mı?
İslamiyyeti yaşamaya karar veremez mi?
Peki önceden kılmadığı namazları ne olacak?
Kaza etmeyecek mi?
O zaman hangi namazın kazası edilir?
Elbette ki bir ibadeti bilerek, kasten yapmayan ve hatta sünneti beğenmeyen bile küfre düşer.
Ancak eğer namaz kılmadığı halde, namaz kılmadığı için kalbinde pişmanlık, eziklik duyan bir insana asla kafir diyemeyiz. Eğer böyle bir müslümana kafir demeye kalkarsak Allah korusun biz küfre düşebiliriz. Müslümanlara karşı hüsn-ü zan etmeliyiz. Yani onlar için iyi niyetle düşünmeliyiz.
Daha önceden kaza namazı kılınmasına gerek yok diyen birkeç kişi ile karşılaştım. Hatta 2008 yılında eski diyanet işleri başkanlarından Süleyman Ateş'in bir gazetedeki köşe yazısında da "kaza namazı kılmaya gerek yoktur" diye yazdığını esefle gördük.
Ancak bu gibi insanlar ile ilgili araştırma yapılırsa, bunları ya mezhepsiz, ya reformcu, ya da bu gibi insanların tuzaklarına düşmüş müslümanlar olduğu görülebilir.
Süleyman Ateş te Alevidir. Dolayısı ile onun sözü dinde senet olarak kabul edilmez, edilemez.
Bizler itikad edilecek konularda ve ibadetlerle ilgili konularda (fıkıh meselelerinde) ehli sünnet islam alimlerinin kitaplarında yazanları senet olarak kabul ederiz.
72 bid'at fırkasından olanların yazı ve sözleri dinde senet olarak kabul edilmez. Hatta bu gibi insanların yazılarını zehir bilip okumamalıyız.
Büyükler buyurmuşlar ki, "pis borudan şifa gelmez" Akan ilaç bile olsa.

Mesajı son düzenleyen prihana ( 26-12-09 - 14:03 )
 
Eski 26-12-09, 23:25   #19
prihana

Varsayılan C: Vaktin Sünneti ile Kaza namazı birlikte kılınabilirmi?..


Namaz hangi özürle kazaya kalabilir
Sual: Namaz, hangi özürle kazaya bırakılabilir ve kazası olan nafile kılabilir mi?
CEVAP
Farz veya vacip olan bir namaz, cem ederek kılma imkanı da yoksa, ancak şu özürlerle kazaya bırakılabilir:

Savaşta, düşman karşısında oturarak ve kıbleden başka tarafa dönerek bile namaz kılamazsa, seferde; sel, yırtıcı hayvan, eşkıya, anarşist gibi bir tehlike varsa, namazı oturarak veya hayvan üzerinde ima ile de kılmak mümkün değilse, annenin veya çocuğunun telef olacağı zaman ebenin ve acil ameliyatlarda doktorun müdahalesi esnasında kazaya bırakmak ve uyku, unutmak gibi bir özürle namazı fevt etmek [kaçırmak] günah olmaz. (Dürr-ül Muhtar)

Böyle bir özür olmadan namazı kazaya bırakmak haramdır, büyük günahtır.
Bütün fıkıh kitaplarında, faite, yani kaçırılmış namaz deniyor. Çünkü, bir müslüman namazlarını terk etmez. Ancak yukarıda bildirilen bir özür ile kaçırabilir. Bu bakımdan kaçırılan namaz sayısı az olur. Bugün terkedilmiş namaz sayısı çoktur. Bir özür ile kaçırılmış namaz ile özürsüz, kasten terk edilmiş namazın hükmü aynı değildir. Namazları, yukarıda bildirilen bir özürle fevt ederek kazaya bırakmak günah olmadığı için, bunların kazalarını, sünnetleri ve diğer nafileleri kılacak kadar geciktirmek de günah olmaz. Uyumak, unutmak gibi bir özürle kılınamayan yani fevt edilen [kaçırılan] namazların hükmü şöyledir:
Fevt olan namazları kaza etmek, nafile kılmaktan iyi ise de, beş vakit namazın sünnetlerini ve hadis-i şerifte övülen Duha, Tesbih, Tehıyyat-ül-mescid gibi belli namazları kılmak böyle değildir. Vaktin sünnetleri ile bu nafileleri kılmak kaza kılmaktan evladır. (Redd-ül Muhtar, Halebi, Hindiyye)

Terk edilmiş namazın hükmü ise şöyledir:
Büyük âlim İbni Nüceym’e soruldu ki, kaza namazı olan kimse, sünnetleri kılarken kazaya niyet ederek kılsa, sünnetleri terk etmiş olur mu?

Cevabında, (Sünnetleri terk etmiş olmaz. Çünkü sünnetleri kılmaktan maksat, o vakit içinde farzdan başka bir namaz daha kılmaktır. Kaza kılmakla, sünnet de yerine getirilmiş olur.) [Nevâdir-i fıkhiyye fi mezheb-il-eimmet-il Hanefiyye s.36]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(En üstün cihad, farzları edadır.) [Taberani]

(Kaza namazı olanın, kıldığı nafile namaz kabul olmaz.) [Dürret-ül-fâhire]

(Herkes nafile ile meşgul iken sen farzları tamamla!) [Miftâh-ün-necât]


(Hak teâlâ, farz ibadetle bana yaklaşıldığı gibi, hiçbir şeyle yaklaşılamaz buyurdu.) [Buhari]

(Farz namaz borcu olanın nafile kılması, doğurmak üzere olan hamileye benzer. Doğumu yaklaşmışken, çocuğu düşürür. Artık bu kadına, hamile de, ana da denmez. Bu kimse de, farz namazlarını ödemedikçe, Allahü teâlâ, nafile namazlarını kabul etmez.) [Fütuh-ul-gayb m.48]


Hanefi mezhebi âlimlerinden Abdülhak-ı Dehlevi, (Bu hadis, farz borcu olanların, sünnetlerinin de kabul olmayacağını göstermektedir) buyuruyor.

Abdülkadir-i Geylani hazretleri buyuruyor ki:

(Farz borcu varken sünnet ile meşgul olmak ahmaklıktır. Çünkü sünnetleri kabul olmaz. Kaza borcu olanın sünnet kılması, alacaklıya, borçlunun hediye götürmesine benzer ki, elbette kabul olmaz. Mümin, bir tüccara benzer, farzlar sermayesi, nafileler ise kazancıdır. Sermaye kurtarılmadan kâr olmaz.) [Fütuh-ul-gayb m. 48]

Hamza Efendi hazretlerinin Bey’ ve Şir’a risalesinin şerhinde, (Yolculuğa çıkmadan önce iki rekat namaz kılmalıdır! Kazaya kalmış namazı varsa bir, iki veya üç vakit namazını kaza etmelidir! Çünkü kaza borcu var iken, nafile kılmak ahmaklıktır) buyuruluyor. (s.6)

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(Farzın yanında nafilelerin hiç kıymeti yoktur. Sünnetlerin farzlar yanındaki kıymeti de, deniz yanında bir damla su gibi bile değildir.) [m.29, 260]

Dört mezhebin fıkıh bilgilerini iyi bilen Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki:
(Yıllarca kaza borcu olan, sünnetleri kılarken, kaza namazına niyet ederek kılmalıdır. Böyle niyet ederek kılmak, dört mezhepte de lazımdır.)

Allahü teâlâ, (Bana farzla yaklaşılır), Resulü de (Kaza borcu olanın nafilesi kabul olmaz) buyururken, âlimler de, (Kazası olanın, sünnet ve nafile kılması ahmaklıktır), (Sünnetler farzın yanında denizde damla değildir) derken, bir özürle kaçırılan namazla kasten kılınmayan namazı aynı zanneden cahiller, Allahü teâlânın emri olan farzı bıraktırıp, Duha, Tehıyyat-ül-mescid, Tesbih, Teheccüd namazı gibi nafileleri kıldırmaya çalışıyorlar. Bir kimse, ömründe bu nafileleri hiç kılmasa, ahirette ceza verilmez. Fakat bir farzı terk etmenin cezası çok büyüktür.

Düşman karşısında, bir farz namazı kılmak mümkün iken, terk etmek, yedi yüz büyük günaha bedeldir. (Câmi’-ül-fetâva)

Bu fetva da gösteriyor ki: Nafilelerle milleti meşgul edip farzları tehir ettirenler veya farzları kıldırmayanlar büyük vebal altındadır.

Sual: Sabah namazını vaktinde kılamayıp kaçıran, kazasını öğleden sonraya bıraksa, günaha girer mi?
CEVAP
Evet girer. Geciktirme günahı da çok büyüktür.


Unutmak özürdür
Sual: Çok defa unutup veya uyuyakalıp namazı kazaya bırakıyorum. Unutmak özür olur mu?
CEVAP
Unutmak ve uyuyakalmak özürdür; ama bu sık oluyorsa, tedbir alınmadığı için günah olur. Birkaç örnek verelim:

1- Gece çok geç yatılıyorsa, üstelik saat kurulmuyor veya başka tedbir alınmıyorsa, namazın kazaya kalması normal değildir.

2- Bir kimse işyerinden çıkarken, namaz vakti girmiş olsa, eve gidince kılarım diye düşünse, genellikle de eve vaktinde varamıyorsa, namaz yoldayken kazaya kalıyorsa veya vaktinde eve geldiği halde, iş yerinde kıldığı için evde kılmayı unutuyorsa, nasıl olsa unutmak özür diyerek, namazın kazaya kalmasına önem vermiyorsa, yaptıklarından mazur olmaz.

3- Abdest alırken, sünnete uymak için kıbleye dönen kimse, devamlı olarak unutup ayaklarını kıbleye doğru uzatıyorsa, ayaklarını kıbleye uzatmamak için kıbleye doğru abdest almamalı; çünkü mekruh işlememek için sünnet terk edilir. Yani, imkân varsa, arkası kıbleye gelse de, ayaklarını kıbleye uzatmamak için, abdesti kıbleye dönerek almaması gerekir.



Kaza namazı kılmak gerekmez mi?
Sual: İbni Teymiye ve yandaşları, (Vaktinde kılınmayan namazları kaza etmek gerekmez, tevbe etmek yeterli olur) diyorlar. Namazları kaza etmek gerekmez mi?
CEVAP
İbni Teymiye, (Özürlü ve özürsüz terk edilen namazları kaza etmek gerekmez) diyor. (Mecmu-ul-Fetava 12/106.)
İbni Teymiye’nin sözü dinde senet değildir. Zaten birçok yanlış inancı yüzünden küfre düşmüştür. Vaktinde kılınmayan namazları kaza etmek gerekmez demek dini yıkmak olur. O zaman kimse namaz kılmaz, zekât vermez, hacca gitmez, oruç tutmaz, sonunda da tevbe edince oluyormuş der.

Namazları vaktinde kılmak farz olduğu gibi, vaktinde kılınmayanı kaza etmek de farz olduğu, bütün fıkıh kitaplarında bildirilmiştir. Birkaçı şöyledir:

1- Farz namazı, özürsüz vaktinden sonra kılmak, büyük günahtır. Bu günah, yalnız kaza edince affolmaz. Kaza ettikten sonra, ayrıca tevbe veya haccetmek de gerekir. Kaza edince, yalnız namazı kılmamak günahı affolur. Kaza kılmadan, tevbe edilince, terk günahı affolmadığı gibi, tehir günahı da affolmaz, çünkü tevbenin kabul olması için, günahı terk etmek şarttır. (Dürr-ül-muhtar)

2- Farzlara önem verip, tembellikle yapmayan kimse, mürted olmaz. İmanı gitmez; fakat bir farzı yapmayan Müslüman, iki büyük günaha girer: 1- O farzın vaktini ibadetsiz geçirmek yani farzı geciktirmek günahı. Bunun affolması için tevbe etmek gerekir. 2- Bu farzı yapmamak günahı. Bu büyük günahın affolması için, bu farzı hemen kaza etmek lazımdır. Kazayı geciktirmek de, ayrıca büyük günah olur. (Berika)

3- Özürlü ve özürsüz olarak namazı terk edenin, bunun farzını kaza etmesi şarttır. (Halebî)

4- Vaktinde kılınmayan her namaz, unutarak veya kasten kazaya kalsa da, o namazı kaza etmek farzdır. (Hindiyye)

5- Özürlü veya özürsüz kazaya kalan farz namazları, hemen kaza etmek farzdır. (Mezahib-i Erbaa)
Birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:

(Bir namazı vaktinde kılmayı unutan, hatırlayınca kılsın. Unutulan namazın bundan başka kefareti yoktur.) [Tirmizi, Ebu Davud, Nesai]

(Uyuyarak veya unutarak bir namazı vaktinde kılamayan, hatırlayınca kılsın.) [Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud]

(Farzı unutan, imamla daha sonraki bir namazı kılarken hatırlasa, o namazını imamla kılsın, namazdan sonra, unuttuğunu kaza etsin. Sonra imamla kıldığını da iade etsin.) [Taberani, Hatib]

Resulullah, bir gecenin sonunda uyumuştu, güneş doğana kadar uyanamadı. Uyandı ve güneş yükselince kaza etti. (Nesai)

Kaynak : [Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]

Mesajı son düzenleyen prihana ( 26-12-09 - 23:32 )
 
Eski 26-12-09, 23:42   #20
prihana

Varsayılan C: Vaktin Sünneti ile Kaza namazı birlikte kılınabilirmi?..

Şu da unutulmamalıdır ki, Peygamber efendimiz ve Aşere-i Mübeşşere (4 büyük halife) zamanında ve hatta daha sonrasında, tabiin, tebe-i tabiin zamanında ve hatta daha da sonrasında, Osmanlı İmparatorluğu'nda bile, müslümanlar namazlarını kılıyorlardı. Kimse namazlarını kazaya bırakmıyordu.
Ancak insanlar islamiyyetten uzaklaşınca hem ilim ve medeniyyet olarak geriledik, hem de kaza namazları konusu önem arz etmeye başladı.

Herkes kendi kafasına göre hüküm vermeye kalkarsa, bana göre böyle olur gibi şeyler söylerse, islamiyyet herkese göre olur. Kişi sayısınca islamiyyet olur. Böyle bir şey kimin aklına yatar?

Kur'an-ı Kerim'de, "Sizin dininizi tamamladım" buyuruluyor. Kur'an-ı Kerim, yapılması ve yapılmaması gereken her hareketi, itikadı, ahlakı, İslam'a ait bütün güzellikleri, kıyamete kadar değişmemek üzere bildiren din kitabımızdır. Allahü Teala, Kıyame suresinde, "Ey Habibim, ayetlerimizi okurken acele etme, biz onların hepsini sana öğreteceğimiz gibi, onun beyanını, tefsirini de sana gereği gibi öğreteceğiz" buyurmaktadır. Hadisi şerifler, bu mübarek kitabın beyanı olup, sünen kitabları olmak üzere, Sahihi Buhari, Camiüssahih, Muvatta, Süneni Kebir, Süneni Sagir, Müsned gibi kitablar, yüksek ve hal sahibi mühaddisler tarafından hazırlanmış ve bilgimize aktarılmış, İslam'a ait bilgiler sergilenmiştir. Ayrıca, Eshab-ı Kiram efendilerimizin ve mezheb imamlarımızın, islami yaşayışta neyi nasıl yapacağımız konularındaki ictihadları bu imamlarımız tarafından kitablara aktarılmış, sonradan gelen gerçek fıkıh bilginleri, Hanefi, Maliki, Şafi, Hanbeli mezheblerine ait hükümleri bildiren ilmihal kitabları yazarak bizleri tenvir etmişler, aydınlatmışlardır. Kuduri, Tahtavi, Halebi, İbni Abidin Şerhi, Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye, vs. ilmihal kitabları ibadetlerin nasıl yapılacağı, hak ve hukukun hudutlarını bildirerek, Müslümanlara tutulacak, takib edilecek yolu göstermişlerdir.
Yani, itikadi ve fıkıh konularında kafamıza göre hareket edemeyiz.
 
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat