En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 21-10-13, 09:23   #1
Deep Silence

Varsayılan Hicret Nedir - Gerçek Hicret Nasıl Olur (İslam Timi)


HİCRET EDEBİLMEK NEDİR?

BİZMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

اَلَّذينَ امَنُوا وَهَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فى سَبيلِ اللّهِ بِاَمْوَالِهِمْ وَاَنْفُسِهِمْ اَعْظَمُ دَرَجَةً عِنْدَ اللّهِ وَاُولئِكَ هُمُ الْفَائِزُونَ

Tevbe / 20. İman edip de hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler, rütbe bakımından Allah katında daha üstündürler. Kurtuluşa erenler de işte onlardır.

اِنَّ الَّذينَ امَنُوا وَالَّذينَ هَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فى سَبيلِ اللّهِ اُولئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَتَ اللّهِ وَاللّهُ غَفُورٌ رَحيمٌ

Bakara / 218. İman edenler ve hicret edip Allah yolunda cihad edenler var ya, işte bunlar, Allah’ın rahmetini umabilirler. Allah, gafûr ve rahîmdir.

وَمَنْ يُهَاجِرْ فى سَبيلِ اللّهِ يَجِدْ فِى الْاَرْضِ مُرَاغَمًا كَثيرًا وَسَعَةً وَمَنْ يَخْرُجْ مِنْ بَيْتِه مُهَاجِرًا اِلَى
اللّهِ وَرَسُولِه ثُمَّ يُدْرِكْهُ الْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ اَجْرُهُ عَلَى اللّهِ وَكَانَ اللّهُ غَفُورًا رَحيمًا


Nisa / 100. Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek bir çok güzel yer ve bolluk (imkân) bulur. Kim Allah ve Resûlü uğrunda hicret ederek evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse artık onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah da çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

وَالَّذينَ هَاجَرُوا فِى اللّهِ مِنْ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا لَنُبَوِّئَنَّهُمْ فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَلَاَجْرُ الْاخِرَةِ اَكْبَرُ لَوْكَانُوا يَعْلَمُونَ

Nahl / 41. Zulme uğradıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, onları dünyada güzel bir şekilde yerleştireceğiz. Eğer bilirlerse ahiretin mükâfatı elbette daha büyüktür.

فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ اَنّى لَا اُضيعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِنْكُمْ مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثى بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍ فَالَّذينَ هَاجَرُوا وَاُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ وَاُوذُوا فى سَبيلى وَقَاتَلُوا وَقُتِلُوا لَاُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيَِّاتِهِمْ وَلَاُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ ثَوَابًا مِنْ عِنْدِ اللّهِ وَاللّهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الثَّوَابِ

Al-i İmran / 195. Bunun üzerine Rableri, onların dualarını kabul etti. (Dedi ki Ben, erkek olsun kadın olsun -ki hep birbirinizdensiniz- içinizden, çalışan hiçbir kimsenin yaptığını boşa çıkarmayacağım. Onlar ki, hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, benim yolumda eziyete uğradılar, çarpıştılar ve öldürüldüler; andolsun, ben de onların kötülüklerini örteceğim ve onları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Bu mükâfat, Allah tarafındandır. Allah; karşılığın güzeli O’nun katındadır.

VE HİCRET

1.Hicret; Allah’ın razı olmadığı bir şeyi terk edip Allah için olana ulaşmaktır.

2.Nefsin hevasını, günahları terk etmek, ibadet ve taate sarılmak da hicrettir.

3.Yapılan işlerden sevap kazanabilmek için o işlere iyi/sahih bir niyetle başlamak ve devam ettirmek gerekir.

4.Allah rızası gözetilmeden yapılan işlerden sevap kazanılamaz.

5.İnsan Allah için olmalı, dünyevî bir çıkar için dini kullanmamalı, Hak yoldan sapmamalıdır.

6.Gerçek hizmet erbabı, en azından, nefsinin hastalıklarına sahip çıkabilen, yenik düşmeyendir.

7.Hizmet aşkı -çoğu defa- hicreti zorunlu kılar.

8.Gerçek hicret günahları tövbe burağıyla terk etmektir.

9.Gerçek Hicret Gönülden Allah’a Yol Almaktır



GERÇEK HİCRET

Tasavvuf yolundaki büyüklerin yoluna girmeye, şekil ve hallerine bürünmeye, onlarla beraber bulunmaya Allah’u Teâlâ’nın rızası için niyetlenmesi gerekir. Şüphesiz bir sâlikin velilerin yoluna girmesi, kendisinde bulunan kötü hâl ve durumlardan hicret edip kurtulması anlamına gelir. Bu hususa işaret eden bir ayeti kerime şöyledir:
“Kim Allah ve Resulüne itaatle hicret ederek evinden çıkar da, sonra kendisine ölüm yetişirse, onun karşılığı Allah’a aittir
Mürşid terbiyesi tövbe ile başlar. Tövbe kalple Allah’a dönmek ve manevi bir hicret yapmaktır. Bu hicret isyandan itaate, gafletten zikre, cehâletten ilme, kötü ahlaktan edebe doğru yapılan manevi bir hicrettir.

Bu konuda Resulullah Efendimiz (s.a.v) buyurmuştur ki:

“Gerçek muhacir, Allah’ın nehyettiği kötü şeylerden uzaklaşan kimsedir
“Asıl mücahit, Allah’a itaat hususunda nefsi ile cihad eden kimsedir.”
Resulullah Efendimiz(s.a.v), Uhud harbi dönüşünde, etrafındakilere:
”Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz.” buyurdu. Ashab: “Ey Allah’ın Resûlü, büyük cihad nedir?” diye sorunca, şu cevabı verdiler:
“En büyük cihad, (Allah’ın emirlerini yerine getirmesi için) nefisle yapılan mücahededir.” buyurdu.
Tasavvuf yolu ve kâmil mürşid terbiyesi, kalbin manevi kirlerden temizlenip Allah’a bağlanması, nefsin terbiye edilip sevgi ve edeple ilahi emirlere uyması için gereklidir.

Kâmil mürşide gitmekteki asıl hedef işte bu manevi hicrettir. Allah dostuna ancak Yüce Allah’ın dostluğu için gidilir.


Büyük arif Muhammed Masum (k.s) bu konuya şu sözleri ile açıklık getirmiştir.
“Kendilerinin irşat edilmesini talep eden insanların ibadetlere teşvik edilmesi lazımdır. Maksat bu şerefli yola girişin gerçekleşmesidir. Bunun gerçek manada gerçekleşmesi de ancak Allahu Teala’nın lütuf ve keremi ile olur.
Bir kimse mürşidin yanına gelir, kendisine intisap eder de onun dediklerini yapmazsa, bunun zararı ancak kendisine olur.
Bu yolu fazla aramadan, zahmet çekmeden kolayca intisap edenler kıymetini bilmiyorlar. Genellikle iradesi zayıf kimseler bu işin şeref ve yüceliğini anlayamaz, onu basit bir şey görür.

Bir şeyi talep edip maksada ulaşmak, ancak peşine düşülen şeyi aziz bilmek ve ona layık olan değeri vermekle mümkün olur.
Herkes iyi bilir ki, dünya malının derdine düşenler, birazcık dünyalık elde etmek için, diyar diyar dolaşır, her türlü zahmeti çeker.
Allah rızasını arayan kimse, eğer bu isteğinde samimi ise onun fedakarlığı dünya ehlinin fedakarlığından daha çok fazla olmalı. Bu hususta sabırlı, azimli ve kararlı olmalı ve şunu bilmelidir:
Önceki büyükler, bir hakikat ehli mürşidi bulmak için memleket memleket dolaşır, uzak beldelere hicret ederlerdi.
”

Bu yüzden bütünüyle manevi bir hicret yapmak olan tasavvuf yoluna giriş Allah rızası için yapılmalıdır. Bu konuda büyük arif İmam Sühreverdî (k.s) şu uyarıları yapar:
“Niyet amelden evveldir. Amel ona göre değer kazanır. Büyüklerin edebiyle Hak yoluna girmek isteyen bir müridin bu yola adımını atarken yapacağı en önemli şey; bu büyüklerin yoluna girmeye, şekil ve hallerine bürünmeye, onlarla beraber oturmaya Allah rızası için niyetlenmesidir.
Şüphesiz bir kimsenin velilerin yoluna girmesi, kendisinde bulunan kötü hâl ve durumlardan hicret edip kurtulmak istemesi anlamına gelir. Bu hususa işaret eden bir hadisi şerif meali şöyledir:

“Gerçek muhacir,Allahu Teala’nın nehyettiği şeylerden uzaklaşan kimsedir.”

Demek ki günümüzdeki gerçek muhacirler, takva sahipleridir. Onlar nefislerinden Yüce Allah’a kaçmışlar ve edebi kendilerine yurt edinmişlerdir. Bu yola adım atanların işi Yüce Allah’a kalmıştır. O, güzel niyetli kalpleri hiçbir zaman rahmetinden mahrum etmez.

Şu ayetin müjdesine kulak verelim:

“Kim Allah ve Rasulüne itaatle hicret ederek evinden çıkar da, sonra kendisine ölüm yetişirse, onun ecri Allah’a aittir.”
Şu halde müridin velilerin yoluna Allahu Teala için girmesi gerekir. Eğer o, bu cemaatin nihayette ulaştığı yüksek hâl ve makamlara ulaşırsa, asıl gaye onlarla buluşmuş olur.

Eğer velilerin ulaştığı nihayete ulaşmadan önce kendisine ölüm gelirse onun sevabı Allah’a aittir. Şu temel kaideyi unutmayalım:
“Başlangıç hâli sağlam olan herkesin, nihayeti de o ölçüde güzel olur
Cüneyd el-Bağdadi (k.s) şöyle demiştir:
“Müridi Hak yolunda gerileten, manevi yükselmesini engelleyen ve tıkayan şeylerin çoğu, başlangıç hâlinin bozukluğundan kaynaklanır.”

Mürit başlangıçta niyetini sağlam ve temiz yapmaya muhtaçtır. Niyetin sağlam olması, nefsin boş ve kötü arzularından uzak tutulmasıdır. Bir de, niyette dünyevî bir çıkar hesabı bulunmaması gerekir. Kalbin bütün arzusu Allah olduğu zaman, bu yola giriş sırf Allah rızası için olmuş olur.

Sahabe-i Kiram’dan Salim b. Abdullahra., zamanın halifesi Ömer b. Abdülaziz ra.’e şöyle tavsiye mektubu yazmıştır:
“Ey Ömer! Bil ki; Allahu Teala’nın kuluna yardımı onun niyeti ölçüsündedir. Kimin niyeti sağlam olursa, Allah’ın ona yardımı da tam olur.
Kimin niyeti sağlam ve güzel değilse, Allah’ın yardımı da o ölçüde eksik olur

Unutulmamalıdır ki,mürşide ilk gidişle her şey çözülmez. Sabırla devam edilmeli, bir daha bir daha gidilmelidir. Vesveseye düşmemeli, akla gelen kötü düşüncelere de önem vermemelidir.

Şeytan, Allah yoluna çıkan kimseye bütün yollardan ve kollardan hücum eder, onu tövbeden vazgeçirmek ister. Bu işin sonunun olmadığını söyler. Parana yazık der. Kendi başına tövbe yaparsın, sen zaten iyi bir adamsın, mürşide ne hacet, otur evinde zikrini yap, memleketinde Müslümanlığını yaşa, bu zahmete ne gerek var, bu devirde evliya bulunur mu, peygamberden başkasına uyulur mu, hem evliya da senin gibi bir insan değil midir? şeklinde bir sürü vesvese verir, olmadık şeyleri akla getirir. Bunların hepsi şeytanın bir oyunudur; Allah rızasını arayan kimseyi yolundan alıkoymak için birer tuzaktır. Aldırış edilmez, önem verilmezse hiç bir zararı olmaz.
Mesele gerçek mürşidi bulmak ve ona gerçekten teslim olmaktır.

Bir arif demiştir ki:

“Ey Yüce Rabbim! Senin işin ne güzeldir! Sen bir kulunu sevmek isteyince onu bir dostuna gönderirsin. Dostuna gönderdiklerini de seversin.”



Bu güzel yazıyıbize gönderen degerli ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamizdan Allah razı olsun,Sizlerinde dualarını bekleriz.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat