ForumTR Sunar: EFES Online. Çok Kullanıcılı Çevrimiçi Dev Oyun. Tamamen Ücretsiz Olan EFES'e hemen üye olun.
Forum TR
Go Back   Forum TR > İslam ve İnsan Bölümleri > İslam ve İnsan
Üye Ol Bloglar Arama Sosyal Gruplar Forumları Okundu Yap
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com

"Tevhid ve Sapmalar" --Soru ve Cevaplar-- Okuyunuz Lütfen!

İslam ve İnsan Bölümleri Kategorisinde ve İslam ve İnsan Forumunda Bulunan "Tevhid ve Sapmalar" --Soru ve Cevaplar-- Okuyunuz Lütfen! Konusunu Görüntülemektesiniz => Tevhid ve Sapmalar 1. Konunun Önemi: İnsan bu dünyaya imtihan için gönderilmiştir. İmtihanı kazananlar sonsuz bir mükafatla mükafatlandırılacaklar, kaybedenler ise ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 16-09-06, 00:45   #1
Orda bir köy var uzakta..
 
Giriş Tarihi: 17-08-2005
Yer: le bir Karizma'
Yaş: 22
Mesajlar: 1,340
Blog Mesajları: 1
Rep Puanı: 142129670
S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7
Rep Gücü: 1421364
Lightbulb "Tevhid ve Sapmalar" --Soru ve Cevaplar-- Okuyunuz Lütfen!


Tevhid ve Sapmalar

1. Konunun Önemi:

İnsan bu dünyaya imtihan için gönderilmiştir. İmtihanı kazananlar sonsuz bir mükafatla mükafatlandırılacaklar, kaybedenler ise sonsuz bir cezayla cezalandırılacaklar. Merhametli olan Allah insanlara akıl vermiş, onlara Kitap ve Peygamber göndermek suretiyle imtihanı nasıl kazanacaklarını göstermiştir. Kitabında insanları kendi yolundan sapmalara karşı uyarmış ve Tevhid'den Sapmaları bağışlamayacağını açık bir şekilde belirtmiştir. "Allah kendisine ortak koşma suçunu bağışlamaz. Bunun dışındaki suçları dilediğine bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa gerçekten koyu bir sapıklığa düşmüş olur." (Nisa, 116) Bu yüzden müslümanlar Tevhid üzerinde titizlenmeliler, her türlü sapmalara karşı uyanık olmalılar ve bu sapmaları çok iyi tanımalılar ki, ayakları farkında olmadan kaymasın.

2. Tevhidin Öğrenileceği Kaynak

Ahiretteki hesabı insanlar değil Allah görecektir. Şayet insanlar Allah'a verecekleri hesaptan temiz çıkmak istiyorlarsa mutlaka Allah'ın Kitab'ına göre inançlarına çeki düzen vermelidirler. Aksi helakine sebep olacaktır insanların. Allah'a nasıl inanılır? Allah nasıl razı edilir ? Bu soruların geçerli cevabını yine Allah vermeli, açıklamalı. Zira bunları tesbit etmek insanlara bırakılmış olsa idi, Allah insanlara sürekli elçiler göndermezdi. Allah'a nasıl inanılacağı ve teslim olunacağı Kur'an'da belirtilmektedir. Öncelikle bunu öğrenmeli, bilmelidirler. Insanların haklarında iyi zan besledikleri büyükleri, alimleri, ataları, nice düşünce ve davranışlarıyla doğruluklarını göstermiş olsalar bile, yürüdükleri yol itibariyle kendilerini bağlamaz. Müslümanım diyenleri şüphesiz bağlayıcı tek şey vardır; o da Allah'ın Kitabıdır. Zaten Kur'an'ın korunması da , her yeni olayda muhtemel bir sapmayı önlemek içindir. Her konuda olduğu gibi insanların önce doğru düşünebilmesi-inanabilmesi, sonra da doğru düşüncelerini hayata geçirmeleri ancak bir disiplin ile mümkündür. Bu da işi ciddiye alarak her şeyi yerli yerinde kullanmak, yerli yerinde işlemekle gerçekleşir.

3. Sapma Nedir?

Sapma hidayetin karşıtıdır. Bu kelimeyi ifade için kullanılan dalalet sözcüğü lügatte 'doğru yoldan sapma' olarak belirtiliyor. Dalalet, Kur'an'da vahiyden habersiz yaşadığı için küfür isnadı yapılamayana "Allah, müminlere kendi özlerinden bir peygamber göndermekle onlara karşı lütufta bulundu. Bu peygamber onlara Allah'ın ayetlerini okuyor, onları arındırıyor, kendilerine kitabı ve hikmeti öğretiyor. Oysa onlar daha önce açık bir sapıklık içinde idiler. (Al-i imran /164)", "Şaşırmış bulup da yol göstermedi mi?" (Duha /7), bilmeyene "Ey müminler, birbirinize belirli bir süre sonra ödenmek üzere borç verdiğiniz zaman bunu yazın. İçinizden biri bunu dürüst bir şekilde yazsın. Yazan kimse onu Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmayı ihmal etmesin. Bu hesabı yazıcıya borçlu taraf yazdırsın. Ama Rabbi olan Allah'tan korksun da bu hesabı yazdırırken hiçbir şeyi eksik bırakmasın. Eğer borçlu taraf aptal, zayıf ya da nasıl yazdıracağını bilmeyen biri ise yazdırma işlemini onun yerine dürüst bir şekilde velisi yapsın." (Bakara /282), şaşana "Yanındakiler, Hz. Yakub'a; "Vallahi, sen halâ o eski şaşkınlığının pençesindesin" dediler." (Yusuf /95), kaybolana "Kendileri aleyhinde nasıl yalan söylediklerini ve uydurma ilâhları tarafından nasıl yüzüstü bırakıldıklarını görüyor musun?" (En'am /24), boşa gidene "Dünya hayatında bütün emekleri boşa gittiği halde çok iyi işler yaptıklarını sananların kimler olduğunu size söyleyelim mi?" (Kehf /104), isyan edene "Allah'a güven, dost ve dayanak olarak Allah yeter." (Ahzab /3) ve küfredene/gerçeği inkar etmek suretiyle örtene "Yoksa vaktiyle Musa'yı sorguya tuttukları gibi siz de peygamberinizi sorguya tutmak mı istiyorsunuz? Müminliği kâfirlik ile değiştirenler hiç kuşkusuz doğru yoldan sapmış olurlar." (Bakara/108) kullanılır.

4. İnsan Niçin Sapar ?

Hidayete eren de sapan da insanın kendisidir. Kur'an'ı Kerim'e göre insanın sapma sebepleri şöyledir:
Aklı kullanmamak: Bir ayette Allah (c.c.) şöyle buyuruyor: "Rabbin isteseydi yeryüzündekilerin hepsi mutlaka inanırdı. O halde sen mi insanları inanmaları için zorlayacaksın. Allah'ın izni olmadan kimse inanmaz ve O pisliği akıllarını kullanmayanlara verir."(Yunus /99-100). Şu ayette de 'sapma sebebi' olarak aklı kullanmamak gösterilir: "(Şeytan) sizden bir çok nesli saptırdı. Aklınızı kullanmıyor musunuz?"(Yasin /62).
Bugünün insanları akletmeyi iyi müslüman olmanın gereği olmaktan çıkardıkları için sapmalar yaşanıyor.
Toplumda şeytanın 'akletmekten' dolayı saptığı hakkında yanlış bir inanç var. Gerçekte ise Iblis'in sapma sebebi akletmek değil, belki akletmemek ve kıyas yapmamaktır. Iblis, Allah'ın 'Ademe secde etmene engel olan nedir?' sorusunu şöyle cevaplandırır: 'Beni ateşten, onu çamurdan yarattın. Ben ondan iyiyim.'(Sad /76). Halbuki 'akıl' her varlığın kendi yaratılışında iyi olduğunu söyler. Ateşin çamurdan üstün olduğunu iddia ederek isyan etmek Hani meleklere "Adem'e secde ediniz " dedik. Hepsi secde etti, yalnız İblis emrimize karşı geldi ve "Ben çamurdan yarattığın bir canlıya hiç secde eder miyim " dedi. (İsra /61) akletmek değil, olsa olsa gurur ve kibre dayalı bir ırkçılıktır. Şeytanın sapmasında sebep 'akletmek' değil, istikbar(büyüklenme) Rabb'im Meleklere demişti ki; ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu biçimlendirip ona ruhumdan üflediğim zaman derhal ona secde edin. Meleklerin hepsi birden secde ettiler. Yalnız İblis secde etmedi, büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. Allah: `Ey İblis, iki elimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden mi oldun?" (Sad /71-75) ve istiğnadır. Yani tepeden bakmak ve kendini yeterli görmek.

2. Vahyi unutmak ve terketmek:

Furkan suresi 17. ve 18. ayetlerde şöyle buyuruluyor:
"Onları (müşrikleri) ve Allahtan başka taptıklarını bir araya getirip toplayacağı ve:'Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan saptılar' diyeceği gün; derler ki:'Sen yücesin; senin dışında başka veliler edinmemiz bize yakışmaz, ancak onları ve atalarını sen meta verip yararlandırdın, öyle ki (senin) zikrini(vahyini) unuttular ve böylece yıkıma uğrayan bir kavim oldular.'"

Başka bir ayette şöyle denmektedir:

"Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki onları işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak sırtını çevirir. Artık sen ona acı bir azap ile müjde ver."(Lokman /7).

Kur'an'ın terkedilmesiyle ilgili ise şöyle buyuruluyor:

"Hesap günü, zulme sapan, ellerini ısırarak şöyle der:'Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım. Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim. Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden(Kur'an'dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı 'yapayalnız ve yardımsız' bırakandır. Ve elçi dedi ki:'Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur'an'ı terketti.''(Furkan /27-30)

3. Hevaya uymak:

"Ey Davud, gerçek şu ki, biz seni yeryüzünde bir halife kıldık. Öyleyse insanlar arasında hak ile hükmet, istek ve tutkulara(hevaya) uyma; sonra seni Allah'ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah'ın yolundan sapanlar, hesap gününü unutmalarından dolayı onlar için şiddetli bir azap vardır."(Sad /26)

4. Zanna uymak:

"Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler'"(En'am /116)

5. Kendini yeterli görmek (istiğna):

"Hayır, gerçekten insan kendini yeterli gördüğünden azar."(Alak /6-7)

6. Tepeden bakmak (istikbar):

"Hayır, benim ayetlerim sana gelmişti, fakat sen onları yalanladın, büyüklüğe kapıldın ve kafirlerden oldun."(Zumer /59)
"Ademe meleklerin hepsi topluca secde etti. Yalnız Iblis hariç. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu."(Sad /73-74)

7. Haset:

"Kitap Ehlinden çoğu, kendilerine gerçek apaçık belli olduktan sonra, nefislerini kuşatan kıskançlıktan dolayı, imanınızdan sonra sizi inkara döndürmek arzusunu duydular."(Bakara /109)

8. Şımarmak-refah içinde olmak:

"Biz, yaşama biçimleriyle 'refah içinde çımarıp azmış' nice şehri yıkıma uğrattık. Işte meskenleri; çok az (bir zaman) dışında (onlarda) kendilerinden sonra oturulabilmiş değildir. (Onlara) Varis olanlar biziz."(Kasas /58)
"Gerçek şu ki, Karun, Musa'nın kavmindendi, ancak onlara karşı azgınlaştı. Biz, ona öyle hazineler vermiştik ki, onun anahtarları birlikte (taşımaya) davranan güçlü bir topluluğa ağır geliyordu. Hani kavmi ona demişti ki:'Şımararak sevinme, çünkü Allah, şımararak sevince kapılanları sevmez.'"(Kasas /76)

9. Beylere ve büyüklere körü körüne bağlanmak:

"Onların yüzlerinin ateşte evirilip çevrileceği gün, derler ki:'Eyvahlar bize, keşke Allah'a itaat etseydik ve elçiye itaat etseydik. Ve dediler ki: 'Rabbimiz, gerçekten biz, efendilerimize ve büyüklerimize itaat ettik, böylece onlar bizi yoldan saptırmış oldular. Rabbimiz onlara azabtan iki katını ver ve büyük bir lanet ile lanet et.'"(Ahzab /66)

10. Toplumsal Değer Yargılarının Yönlendiriciliği, Etkileme Gücü, Yaygın Kanaat veya Çoğunlukçu Düşünce :

Bir fikri takip edenlerin çokluğunun onun doğruluğuna delalet etmediği gibi azlığının da geçerliğini ortadan kaldırmadığı açıktır. Kur'an, çoğunluğa karşı olumsuz bir bakışa sahiptir. Çoğunluğu nadiren meşrulaştırıcı bir faktör olarak aldığı; zanna ve hevese uyanlar "Eğer sen yeryüzünde yaşayan insanların çoğuna uyacak olursan, bunlar seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar sadece zanların, sanıların peşinde giderler, sırf tahmin yürütürler. " (En'am /116), bilgi ve anlayıştan yoksun olanlar Sana kıyamet anı hakkında sorarlar, ne zaman gelip çatacak diye. De ki, onun bilgisi rabbimin tekelindedir. Vakti gelince, onu gerçekleştirip açığa çıkaracak olan O'dur. Göklerin ve yerin ağırlığını kaldıramayacağı bu olay başınıza ansızın gelecektir. Sanki sen bu konuyu sürekli kurcalıyormuşsun gibi, sana onu soruyorlar. De ki; onun bilgisi Allah'ın tekelindedir, fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmezler. " (Araf /187) , Havariler O'na dediler ki, "İstiyoruz ki, o sofranın yemeklerinden yiyelim, kalplerimiz güven bulsun, bize doğru .söylediğini kesinlikle bilelim ve olayın tanıklarından olalım. (Maide/103), müşrikler "Onların çoğu, Allah'a ortak koşmaksızın O'na inanmazlar. " (Yusuf /106), nankörler Biz Nuh'tan sonra gelen nice milletleri yokettik. Kulların günahlarından haberdar olucu ve onları görücü merci olarak Rabbin yéterlidir. (İsra /17) , "Onun yerine atalarım İbrahim'in, İshak'ın ve Yakub'un dinlerine bağlandım. Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmak bize yakışmaz. Bu inanç Allah'ın, gerek bize ve gerekse tüm insanlara yönelik bir lütfudur. Fakat insanların çoğu Allah'a şükretmezler. "(Yusuf/38) ve birbirinin hakkına tecavüz edenler Davud: "And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle, sana büyük haksızlık etmiştir. Doğrusu ortakların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iyi iş yapanlar bunun dışındadır ki, sayıları ne kadar azdır. " demişti. Davud kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabb'inden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti. (Sad /24) olarak niteler.
"Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle yalan söylerler'"(En'am /116)

11. Mevcud Din ve Gidişatı Koruma (Atalar Dini):

Geleneğin dokularına örülen' her bilgiyi sağlam olarak görmek de sapma sebeplerindendir. Mevcudun korunmasında ısrar eden anlayış, "Allah'ın indirdiğine uyun" Onlara; "Allah'ın indirdiklerine uyun" denilince; "Hayır, biz atalarımızdan gördüklerimize uyarız" derler. - Peki, ya onların ataları hiçbir şeyi düşünemeyen, doğru yolu bulamamış kimseler idiyse de mi öyle yapacaklar? (Bakara /170), Onlara Allah'ın indirdiği Kur'an'a ve Peygambere uyunuz denildiğinde, "Atalarımızın miras bıraktığı düzen bize yeter" derler. Peki ya, ataları hiçbir şey bilmeyen, doğru yoldan uzak kimseler idiyse?(Maide /104) çağrısına karşılık, "atalar dininin izleyicileri" Onlara; "Allah'ın indirdiklerine uyun" denilince; "Hayır, biz atalarımızdan gördüklerimize uyarız" derler. - Peki, ya onların ataları hiçbir şeyi düşünemeyen, doğru yolu bulamamış kimseler idiyse de mi öyle yapacaklar? (Bakara /170), olduklarını öne sürmektedirler. Bu anlayışın geçmişteki temsilcileri "bunu bize Allah emretti" "Onlar bir kötülük işlediklerinde `Biz atalarımızdan böyle gördük, böyle yapmamızı emreden Allah'dır' derler. Onlara de ki; ,Allah kötülük işlemeyi emretmez. Allah adına bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?" (Araf /28) diyerek Allah'a karşı, bilmedikleri şeyleri söylemekteydiler.

12. Ayrıca insana özgü olumsuzluklarda sapmalara sebebiyet verebilir:

Bunlardan bazıları şunlardır: İnsan cedelcidir Biz bu Kur'an'da insanlara her türlü örneği verdik. Fakat insan, tartışmaya son derece düşkün bir varlıktır (Kehf /54), cahildir "Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara sunduk; onu yüklenmekten kaçındılar, sorumluluğundan korktular. Pek zalim ve cahil olan insan onu yüklendi." (Ahzab /72), acelecidir, bir şeyin doğruluğunu bilmeden hareket eder Ey inananlar! Size fasık (yoldan çıkmış) bir adam bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeyerek bir topluluğa karşı kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz. (Hucurat /6). Bilgisi olmadığı şeyleri konuşur Diyelim ki, hakkında bilgi sahibi olduğunuz İsa konusu üzerinde tartıştınız. Peki hiç bilmediğiniz bir konu üzerinde ne diye tartışıyorsunuz? Allah bilir fakat siz bilmezsiniz. (Al-i imran /66), Bilmediğin şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz, kalp var ya, bunların hepsi konusunda sorguya çekileceksiniz (İsra /36). Anlamadan bir şeyi yalanlar Hesaplaşma yerine geldiklerinde Allah, onlara der ki; "Ayetlerimi anlamadığınız halde yalanladınız, değil mi? Yoksa yaptığınız, başka neydi ki?" (Neml /84). Anlatılanı, doğru delile dayandırmama özelliklerine sahiptir.

5. Tevhid'den Belli Başlı Sapmalar:

Tevhidden sapmalardan kasıt insanı şirke bulayan her türlü sapmadır. İnsanlar eskiden olduğu gibi günümüzde de Allah'ı hak bir ölçüye göre değerlendiremediklerinden tevhidden sapıttılar. İnsanlar ellerinde hak bir ölçü olmadan, bir hüccete sahip bulunmadan Allah hakkında değerlendirmelerde bulunduklarından, birçok yanlış ve yalanın kurumlaşmasına sebep oldular.
Kur'an'da şöyle buyuruluyor:
"Sana ve senden öncekilere şöyle vahyedildi: Andolsun, eğer ortak koşarsan amelin boşa çıkar ve ziyana uğrayanlardan olursun. Hayır yalnız Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol. Allah'ı hak ölçüye göre değerlendiremediler. Halbuki kıyamet günü yer, tamamen onun avucu içindedir. Gökler de sağ elinde dürülmüştür. O onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir." (Zumer /65-67)
Yalnızca Allah'a ait olan yetki ve sıfatların bazı insan ve kurumlara devredilmeye çalışılması müslümanların Allah inançlarında çok büyük yaralar açmıştır. Burada bunların en yaygın olanlarından bahsedilecek.

1. Hüküm Koymada

Hüküm ve buyrukta "tek ve mutlak söz sahibi" yerine "söz sahiplerinden" bahsedildiği anda tevhidin yerini şirk alır. Allah kendisine yaratıcılık sıfatında ortak kabul etmediği gibi hüküm koymada da ortak kabul etmiyor. Bir ayette şöyle buyuruluyor: "Dikkat edin, yaratmada emir de Allah'ındır." Göklerin ve yerin sahibi Allah olduğu için, bunlar üzerinde tasarruf(hükmetme) yetkisi de elbette Allah'ın olacaktır. Bundan daha aklî ve tabiî bir şey olmaz.

Tarihteki sapma:
Daha İslamın ilk yıllarından itibaren hüküm Allah'ın olmaktan çıkmış, insanlar kendi adlarına insanları yönetir olmuşlar, onlara kurallar koymuşlar, cezalar vermişler. Allah'ın nerede kullanılacağını belirttiği beytülmal çarçur edilmiş, sultanların zevkleri için harcanır olmuştur. Allah'ın hüküm sıfatının yürürlükte olması için verilen mücadeleler tarihte sanıldığı kadar çok değildir. Bu konuda vahy anlayışı çerçevesinde mücadelesini veren toplumların sayısı çok azdır...

Bugünkü sapma:
İnsanlar bügün Tevhidi açıklamaya çalışırken, genellikle Allah'ın var olması esası çerçevesinde döner dururlar. Elbetteki Allah'ın İlah, Rabb, Melik olduğundan ismen bahsederler. Ama muhtevada bireysel ve sosyal hükümlerin, ölçülerin(esasların) sahibinin yalnızca Allah olduğu (olması gerektiği) esası yer almaz. Böylece Hüküm Koyma ve Kaynağı konusu, Tevhidi esasların dışında düşünülmeye başlanır. Sosyal yapıdaki ilahi irade askıya alınmış olur. Tevhid'in bir yönünü de oluşturan, sosyal ve devlet yapısındaki mutlak otoritenin Allah'a ait olması esası, unutulur. Yani ticaret hukukundan ceza yasalarına, miras-aile hukukundan medeni hukuka kadar toplumsal hayatın her yönünü belirleyen yasaların Allah'ın koyduğu yasalar olması gerektiği esasını kabul etmezler.
Bugünkü demokratik vd. beşeri sistemlere baktığımızda, bunların İlahlığı(yani hükmetme yetkisini) sadece kendilerine ait kılan ve uygulamalarıyla da bunu insanlara kabul ettirmeye çalışan kurumlar olduğu görülür. Kendi dünya görüşlerini gereğince bilmeyen ve sahiplenemiyen müslümanlar bu sistemlerin estirdiği ideolojik rüzgarların etkisi altında kalarak tevhidden sapabilmişlerdir. Böyle kişiler Allah'ın hükümlerine şartsız itaat anlamına gelen İslam'ın siyasi boyutunu ihlal edip, itaatlerini sadece kişisel bazı ibadetlerle gerçekleştirirler. Kanun koymada beşer iradesini mutlak irade olarak kabul eden demokrasi, müslümanın Kur'an'a dayanması gereken tevhid akidesini kirletiyor ve şirke buluyor. Kur'an ilk ayetinden son ayetine kadar insanları hevalarına uymaktan sakındıran bir kitaptır. Hevaya uymanın bir diğer adı da demokrasidir. Hüküm ve söz sahibini Tek ve Bir olmaktan çıkarmak şirk adını alıyor. Kur'an'da şöyle buyuruluyor:
"De ki: .. Göklerin ve yerin gaybı O'nundur. O, ne güzel görmekte ve ne güzel işitmektedir. O'nun dışında onların velisi yoktur. Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz."(Kehf /26)

2. Allah ile kendi arasına aracı koyma

Allah ile kendi arasında aracı koymak şeklinde gerçekleşen şirk, masum gözüken, ama tevhidin temel amacını, Allah'tan başkasına kulluğu engelleme amacını içten içe yok etmeye yönelik bir özelliğe sahiptir.
İnsanlar aracıları benımseyerek Allah'ın yanına ortaklar koyarken, Allah'a güçsüzlük, yetersizlik isnat etmediklerini söylerler. Bunlara yer vermelerini Kur'an'da da geçen şu gerekçeyle açıklarlar: "Allah'dan başka veliler edinenler şöyle derler:'Bizim bunlara ibadet ve kulluk etmemiz, bunlar bizi Allah'a yaklaştırsınlar diyedir."(Zumer /3)
Arap müşrikleri de Yaratıcı olarak bir tek Allah'a inanıyorlardı. Ancak tıpkı bugünde aynısının yapıldığı gibi Allah'a daha çok yaklaşmak niyetiyle o Lat, Menat adlı evliyalara sığınıyorlarda. İslam Tarihçileri Lat, Menat, Uzza gibi putların, zamanında yaşamış salih insanlar adına dikilmiş birer put olduğunu yazarlar. Günümüzde değişen bir tek şey var. Lat, Menat yerine Gavsı Azam, Hacı Bektaş, Mevlana Celaleddin, Kutb-i Irşad, Mürşid-i Kamil vb. isimlerinin gelmesi. Şirkte Allah'ın yanına ortak olarak konan kişinin seçkin, salih, evliya veya peygamber olması şirkin doğuşunu ne engeller ne de geciktirir. Kullanılan ortağın Firavun olması ile Musa olması arasında fark yoktur. Insanların kendilerini yanılttıkları noktalardan biri de budur.
Tevhid dininde ise kul ile Allah arasına hiç kimse giremez. Yani aracı yoktur. Aracı şirk dininin özelliğidir. Allah bize o kadar yakındır ki, şah damarımızdan daha yakın olduğunu kitabında söylüyor ve bize hiç aracısız ibadet etmemizi, sadece kendisinden yardım istememizi emrediyor. Bunu bütün namazlarımızda, Fatihalarımızda söylüyoruz. Fakat bunlardan tamamen gafil bazı kimseler, bu aracılık müessesini asırlardır yaşatmakta devam ediyorlar.
İnsanların yakınında onlara yardım edecek güçlü biri var; onlar ise ondan yardım istemeyip ta uzaklarda ve kendilerine hiç bir yardımı olamayacak birini arayıp bulmaya çalışıyorlar. Bu şu demektir; ya onlar yanlarındaki varlığın gücüne inanmıyorlar veya aracıları O'nun kadar üstün görüyorlar!
Bütün bunlar insanların Allah'ı gereği gibi tanımamalarından, Allah anlayışlarındaki çarpıklıklardan ileri geliyor. Allah kapalı kapılar ardında bir vali değil ki, önce sekreterden, sonra yardımcısından O'na varalım. O bize bizden daha yakındır. Kur'an'ın tanıttığı Allah hiç kimseye muhtaç değildir. Affedeceği ya da cezalandıracağı kimseyi hiç kimseye sormadan, danışmadan halledebilir. Aracılık düşüncesindeki anlayışta ise Allah sanki tek başına karar veremiyor. Bütün işler özellikle sonsuz kurtuluş asla tek imza ile olmuyor. Aracılarında birinin veya birkaçının daha imzası gerekiyor. Tevhid dininde ise hüküm ve tasarrufların tümü, bu arada cennet belgesi, bir tek imza taşır. Bu, Allah'ın imzasıdır. Allah'tan başka 'yetkililerin' de imzasına ihtiyaç duyulan din, adı ne olursa olsun, tevhid olamaz. Çünkü tevhid hiçbir alanda ikilik kabul etmez.
Konuyla ilgili ayetlerden bir kısmında şöyle buyuruluyor:
Allah, kuluna yeterli değil mi ? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyorlar. Allah kimi saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici yoktur. Allah kimi de hidayete eriştirirse, onun için bir saptırıcı da yoktur. Allah, intikam sahibi, güçlü ve üstün olan değil midir?
Andolsun, onlara:' Gökleri ve yeri kim yarattı?' diye soracak olsan, elbette 'Allah' diyecekler.
De ki:' Gördünüz mü haber verin; Allah'tan başka tapmakta olduklarınız, eğer Allah bana bir zarar dileyecek olsa, O'nun zararını kaldırabilir mi? Ya da bana bir rahmet vermeyi istese, O'nun rahmetini tutup-önleyebilecekler mi?' De ki:' Allah bana yeter, tevekkül edecek olanlar, O'na tevekkül etsinler.' (Zümer; 36-38)
Allah ile birlikte başka bir (batıl) ilahı çağırma. O takdirde azap görenlerden olursun. (Şuara-213)
Ancak sana ibadet eder ve yalnızca senden yardım dileriz. (Fatiha-5)
Allah'ı bırakıpta kıyamet gününe kadar cevap veremeyecek olan, kendisine yapılan dualardan habersiz kalan şeylere ibadet(dua ederek ibadet eden) edenlerden daha sapık kim olabilir. (Ahkaf-5)
Kim Allah'tan başka bir şeye çağırıp (ondan medet beklediği halde) ölürse, ateşe girer. (Sahih-i Buhari)
Birşey istediğinde Allah'tan iste. Yardım istediğinde yine Allah'tan iste. (Tirmizi rivayet ediyor ve sahihtir diyor)
Islahatçı bir İslam alimi olan İmam Birgivi aracılığı savunan insanlara şöyle cevap veriyor:
"Allah ile kendi arasında bir aracı/vasıta ve şefaatçiyi kabule eden kimse, ya zanneder ki, Allah, kulunun istediğini bilmiyor.. Yahut kendi uzaklarda olduğundan işitmiyor da böyle bir vasıtaya muhtaç oluyor.. Bir hükümdarın, kabul etmek istemediği dileği vezir ve memurlarının tesiriyle kabul ettiği gibi Dünya büyüklerinin idarelerinde vasıtaya mecbur oldukları gibi. Böyle bozuk ve yanlış zanlara kapılan adam bilmiyor ki, padişah bu aracılara ve müşavirlere muhtaçtır."

2.1 Kur'an'a göre Peygamberin aracılığı/elçiliği:
Kur'an, Yaratıcı ile yaratılan arasında aracı/elçi olan seçkin kişilerin nebi(çoğulu, enbiya) resul(çoğulu rüsül) diye anmaktadır. Bunların ilki haberci, ikincisi de mesaj getiren elçi anlamındadır. Müslümanlar Hz. Muhammed'i bu anlayışa bağlı olarak Resulullah (Allah'ın Elçisi) Nebiyullah (Allah'ın habercisi) ve yine Kur'an'ın bir ifadesine dayanarak Hatemülenbiya (Nebilerin sonuncusu) diye anarlar.
Bu aracılık meselesinde Kur'an'ın sergilediği tavır, kendine has bir tavırdır. Kur'an'a göre, Peygamberin aracılığı, insanların Allah'a gidiş konusunda kaderlerine hükmetmek değildir. Kur'an'ın tabiriyle, bu aracılık sadece bir tebliğ(mesajı açıklama) keyfiyetinden ibarettir. Peygamber bunun ötesinde ne bir yükümlülük, ne de bir hak taşımaktadır. Başka bir deyimle, Peygamber(Farsçadan dilimize geçmiş olan bu tabir de haber getiren anlamındadır.) yola ışık tutar; fakat yolu yürüyecek olan bizleriz. Peygamber, bizi sırtına alıp götüremeyeceği gibi, yürüdüğümüz yoldan geri dönmemize de sebep olamaz. Biraz daha açık söylersek, Kur'an, vaftiz ve aforoz kavram ve kurumlarını reddeder. İnsanoğlunun kaderi başkalarının denetimine verilmemiştir.
Tevhidden sapmalar bu konularla sınırlı değil. Salih ve alim insanlara hürmette, saygı ve sevgide aşırı gitmek onlara kutsallık izafe etmek, dokunulmaz kabul etme, sözlerini körü körüne tasdik ederek yanılgı payı bırakmamak suretiyle yalnız Allah'a has olan yanılmazlık sıfatına ortak kabul etme, şifa maksadıyla iplik halka takmak, türbelere çaput bağlamak, Allah'tan başka kimselerin de gaybı bileceğine inanmak, müridlerin rızıklarına şeyhlerinin kefil olduğuna inanmak, velilerin kainatta tasarrufta bulunma ve dualara icabet etme yetkisiyle donatıldığını kabul etmek, onlara adak adamak ve kurban kesmek.
Asrı Saadetteki müslümanların bu konularda ne kadar hassas olduğunu göstermek için bazı örnekler vermek istiyorum. Hurafeye asla yer vermeyen Hz. Ömer, altında Rasulullaha ( a.s) biat edilen ağacı, halkın bölük bölük ziyarete gittiklerini duyunca kökünden kestirmişti. Çünkü bu ağaçta bir kutsiyetin varlığına inanarak ziyaret ediyorlardı. Hz. Ömer, ağacı hemen kestirmekte tereddüt etmemiştir.
Ebu Bekril Hallaf diyor ki: "Kolunda, sıtmadan kurtarır inancıyla bir şey bağlı olan adamı Ebu Hüzeyfe görünce: Eğer bu bağ kolunda iken ölürsen, cenaze namazını kılmaktan vazgeçerim, dedi." Ebu Bekri Tarsusi şöyle diyor: "Bakınız ey Allah'ın rahmetine nail olan müminler! İnsanların iyilik, kötülük, şifa, medet umdukları taşları, ağaçları görürseniz kırınız."

6. Sonuç:
Tüm bu ve benzeri sapmalardan kurtulmanın yolu ise inanç esaslarını yalnızca Kur'an'a dayandırmaktır. Peygamberimiz(a.s .) de inancını yalnızca Kur'an'dan almıştır.
İslam'ın temel esaslarını oluşturan inanç konularındaki Kur'an ayetleri şüpheye ve bulanıklığa yol açmayacak derecede açıktır. Yeter ki, insanlar sağlıklı bir yaklaşım ve metotla Kur'an'a yaklaşsınlar ve sadece O'na teslim olsunlar. Akidelerini Allah'ın koruma teminatı altında olmayan sözlerle kapalı, şuna göre, buna göre değişir hale getirmesinler.


"Alıntı"

Mesajı son düzenleyen S-TeaM ( 16-09-06 - 02:21 )
S-TeaM çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-09-06, 01:19   #2
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 28-04-2005
Mesajlar: 410
Rep Puanı: 108185
aslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfır
Rep Gücü: 0
Varsayılan Cvp: "Tevhid ve Sapmalar" --Soru ve Cevaplar-- Okuyunuz Lütfen!


Günümüzde değişen bir tek şey var. Lat, Menat yerine Gavsı Azam, Hacı Bektaş, Mevlana Celaleddin, Kutb-i Irşad, Mürşid-i Kamil vb. isimlerinin gelmesi.

bu zatların yolundan gitmekte put perestlik değil nasip vardır...olsa put peretlik gibi bir şey evvela onlar izin vermezlerdi...gidin kardeşim ya! islamın sizin gibilere ihtiyacı yok gidin...gidin müslüman falan olmayın...yallah...ne akıl sizin ki nesiniz siz ne biçim insansınız kimsiniz bilmediğiniz şeylerden neden konuşuyorsunuz...sormadan ölçmeden neden işkembeden atıyorsunuz...çok mu basit geliyor onlara değer verenleri yollarından gidenleri aşağılamak bilmiyorum ama biz mi çok fazla hoş görülü olduk istesek tükürükle boğarız. ondan mıdır bu şımarıklığınız anlamadım...insan sözlerini tartmadan konuşuyorsa o insan değildir...aklı başına gelene kadar değer vermeyin öylelerine...
"Allah(cc) bir kulunu dünya ve ahirette rezil etmek isterse o kulunun büyükleri Allah dostlarını düşman kesilmesini sağlar"(hadis-i şerif)
Ey Allah'ın Rasulü;bunlar rezil olmaktalar görüyoruz fakat midemizi bulandırıyorlar...


"Kullanılan ortağın Firavun olması ile Musa olması arasında fark yoktur. Insanların kendilerini yanılttıkları noktalardan biri de budur. "

"biz musa nın rabbine iman ettik"(ayet-firavun büyücüleri)

Mesajı son düzenleyen aslan278 ( 16-09-06 - 01:24 )
aslan278 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-09-06, 02:35   #3
Orda bir köy var uzakta..
 
Giriş Tarihi: 17-08-2005
Yer: le bir Karizma'
Yaş: 22
Mesajlar: 1,340
Blog Mesajları: 1
Rep Puanı: 142129670
S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7
Rep Gücü: 1421364
Varsayılan Cvp: "Tevhid ve Sapmalar" --Soru ve Cevaplar-- Okuyunuz Lütfen!


Alıntı:
Tevhid dininde ise kul ile Allah arasına hiç kimse giremez. Yani aracı yoktur. Aracı şirk dininin özelliğidir. Allah bize o kadar yakındır ki, şah damarımızdan daha yakın olduğunu kitabında söylüyor ve bize hiç aracısız ibadet etmemizi, sadece kendisinden yardım istememizi emrediyor. Bunu bütün namazlarımızda, Fatihalarımızda söylüyoruz. Fakat bunlardan tamamen gafil bazı kimseler, bu aracılık müessesini asırlardır yaşatmakta devam ediyorlar.
Senin Dediğinde ve Üstte Yazılanda Denmek İstenen O değil Kardeşim. Denmek İstenen, Günümüzde Birçok Örneğini Gördüğümüz Üzre Allah-u Teala'dan değilde Sanki Sana İsteğini verecek Olan O Zat Mış Gibi Davranılması. Onların Gittiği Yol Tabiki Doğru Yol. Orda Sana Onların Yolundan Gitme Demiyorki. İslamda senin Yolun Benim Yolum mu Var Allah'a giden Yol Tek değilmi.

Hacı Bektaş'ın Yüzü Suyu Hürmetine değilde, İsteklerimizi Aracısız olarak İstemek.


Eğer Yanlış Düşünüyorsam Uyarınız Lütfen !
S-TeaM çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-09-06, 03:22   #4
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 28-04-2005
Mesajlar: 410
Rep Puanı: 108185
aslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfıraslan278 Rütbe: Sıfır
Rep Gücü: 0
Varsayılan Cvp: "Tevhid ve Sapmalar" --Soru ve Cevaplar-- Okuyunuz Lütfen!


kesinlikle yanlış...böyle yaparak büyük bir rahmet vesilesini itip kendi başınıza yol almaya çalışmaktasınız...eğer insanlar kendi başlarına yol alabilselerdi peygambere ne gerek vardı?
kesinlikle yanlış...
Hz Adem(as)-Allah'ım beni affet beni cennetin kapısında isminle beraber yazdığı Zat(ASV) hürmetine affet...
tevhid tevhid diyorsunuz...evet tevhid en büyük mesele-i imanidir... peki tevhid cümlesi nedir? içinde Hz Peygamber Efendimiz(SAV) geçmez mi?
bir beşerin Habibullah'ta(SAV) olsa tevhid cümlesinde yer alması ve Allah'ın(CC) özel zatına has,yakın ettiği kullarının varlığı bu durum için şunu açıkça anlatıyor:
Allah'a(CC) ulaşırken mutlaka insanlar insanlara gerek duyacaklar...
"onlar birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye ederler"
"içlerinde sen olduğun müddetçe Allah(CC) onlara azap edecek değildir"
bak hüküm bir beşere göre veriliyor
bu büyükleri "kendi halinde bırakalım biz sadece Kur'anla iş görürüz" diyenler asıl safsatacılardır ve dini hiç bir dayanakları yoktur...bu gereksiz insanların neler düşündüklerini nelerle fikirleini ispatladıklarını gördüm... onların makamı "müslümanlığın en alt mertebesidir"

devrimizde müslümanlar işkence çeker her taraftan akın akın saldırıya uğrarken;biz böyle düşük, geri kafalı, manevi terakkiyat adına hiç bir şey vermeyen, olduğu yerde saymaya mahkum eden insanlarla iş birliği yapamayız...duası kabul edilen Allah'a(CC) yakın müslümanlara ihtiyacımız var hem de şiddetle böyle müslümanların ezilip duruduğu bir devir yaşıyorken dini bu kadar basit alalade sıradan bişeymiş gören ve yaşayan insanlarla işimiz yok...bari midemizi bulandırmasalar... insanlar yükselecek ne olduklarının farkına varacak ve farkına varmaya layık bir nesil yetişiyor neticede bu zulümler sabah karanlığında güneşin doğması gibi bitiverecek

ve bunun olması için çalışanlar ter dökenlerde bakıp bakıp "Hey gidi günler" diyecekler bir zaman sahabe efendilerimizin dediği gibi...sözlerimize en büyük ispatta İslam Tarihidir...burdan ahkam kesmek kolay...bakın mukaddes dinimiz günümüze ne çilelerle gelmiş...her devirde en azılı düşmanları olan İslam dini ve Kur'an kitabını bu devre pak, tertemiz, ilk günkü gibi taze ve canlı getirmek için ne çileler çekilmiş---islam videolar bölümünde mesela Ebu Hanife'yi izleyiniz

Mesajı son düzenleyen aslan278 ( 16-09-06 - 03:25 )
aslan278 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-09-06, 09:13   #5
Orda bir köy var uzakta..
 
Giriş Tarihi: 17-08-2005
Yer: le bir Karizma'
Yaş: 22
Mesajlar: 1,340
Blog Mesajları: 1
Rep Puanı: 142129670
S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7S-TeaM Rütbe: Artı 7
Rep Gücü: 1421364
Varsayılan Cvp: "Tevhid ve Sapmalar" --Soru ve Cevaplar-- Okuyunuz Lütfen!

Yazı Zaten Benim Yazım Değildi, Bilgilendirdiğiniz İçin Teşekkürler.
S-TeaM çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 01:03
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


(*) www.firmaniz.com Domain, Alan adı tescili sadece 11,95 TL!
Bir başkası almadan hemen alan adınızı tescil ettirin...
(*) SiteBAZ ile Web tasarımı sadece 5,95 TL!
Birkaç dakikada web sitenizi kurup, hemen yeni müşteriler kazanın!
www.ihs.com.tr

ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC

Vize İşlemi | Haberler | Okul Arkadaşım

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz.
Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562