En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 14-08-06, 21:54   #1
Anafartalar

Varsayılan ÖlÜme Ne Kadar Haziriz?


Her doğan mutlaka bir gün ölecektir. Doğduğumuzdan şüphemiz olmadığı gibi, öleceğimizden de şüphemiz yoktur.
Allah-ü Teala Al-i İmran süresi, 185. ayette, sayfa 73’te: “Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü
yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa, o gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı, aldatma metainden başka bir şey değildir.”Buyurulur.
*Allah-ü Teala’ya inancı olmayan insanlar, ölümü hiçbir zaman istemezler.
Allah-ü Teala Bakara süresi, 95. Ayette, sayfa14’te “Onlar ellerinin yaptığı günahlar karşılığında hiçbir
zaman ölümü temenni etmeyeceklerdir. Allah zalimleri iyi bilir.”
Allah-ü Teala Cuma süresi, 7. Ayette, sayfa 552’de “Ama onlar yaptıklarından dolayı ölümü asla temenni
etmezler. Allah zalimleri çok iyi bilir.”Buyurulur. Çok iyi tanıdığımız ölüm, hiç kimseye ayrım yapmaksızın
zengini, fakiri, bakanı, başkanı, kralı, köleyi, zalimi, inançlıyı, inançsızı, zayıfı, sağlamı ve hatta en çok sevdiklerimizi, bunların başında sevgili peygamberimiz (sav)’i dahi ebedi aleme intikal ettirmiştir. Azrail (as) herkesin ensesine zamanı gelince yapışmaktadır. Arkasından bütün malından, her şeyinden uzaklaştırılır, kendisinin kazanıp ta başkalarına terk ettiği malın hesabını da yine kendisi ödemek zorunda kalır.
*Arap şairleri şiirlerinde şöyle seslenirler.
*Ela küllü mevlüdin fe lil mevti yüledü. Ve lestü era heyyen ğeleyha yehledü.”
Manası ise; “Her doğan ölmek için doğar. Öyle değil mi? Bu yeryüzünde hayatta olan hiçbir şeyi ben, baki görmüyorum.”
*E yezhak men lil mevti fi hi nasibun. Ve yenğem ğeyşen inne za le ğecibu.
Ve ye’kül ve’l eyyamü te’kül ğumrehu. Ve leyse lehu cismun li zake yezubu.”
Manası ise;“Ölümde nasibi olan birisi hiç güler mi? Yaşadığı hayattan aşırı şekilde tat alabilir mi?
O yemekle meşgul, günler ömrünü yerken. Ömrü bitince, ona acıyacak cisim hiç kalır mı?
*Efreh bil ğina in zade mali. Ve la ebki ğela noksani ğumri.”
Manası ise;“Zenginliğime malım arttıkça sevinmekteyim. Ömrüm her gün azaldığı halde ağlamamaktayım.”
Hadis-i şerifte; “Sizi dünya lezzetlerinden kopartan ve cemaatleri parçalayan ölümü bolca hatırlayın. Yattığınızda onu yastık edininiz. Kalktığınızda onu gözlerinizde bayrak edininiz. Meclislerinizi onu zikrederek ihya ediniz. Muhakkak ki o herkesin alın yazısıdır.”Buyurulur.
Hz. İsa (as)’dan “Hiç kimse yoktur ki yaratıldığı zaman onun göbeğinde, gömüleceği toprağa ait bir özellik bulunmasın.” şeklinde ifadesi rivayet edilir. (İnsanın nerede ne zaman nasıl öleceği, kaderinde belirtilmiştir.)
*Ölümü hatırlamanın faydaları:
Hadis-i şerifte; “Size vaaz ve nasihat eden iki şey bıraktım. Birisi konuşan, diğeri ise konuşmayandır. Konuşan; K.Kerim’dir. Konuşmayan ise ölümdür.”
Hadis-i şerifte; “Birgün Resülullah’ın yanında ölüm konuşuldu da Resülullah (sav); Ölüm üç yüz tane kılıç darbesinden daha şiddetlidir.”Buyurdular.
Hadis-i şerifte; “Ölüm meleği kulların suratına günde yetmiş defa bakar. Şayet ölümü emredilen kul, gülecek olursa, ölüm meleği onun haline şaşar. Ölümün emredilmiş, sen hala gülüyor musun? Der.”
Hadis-i şerifte; “Bir kimse, ölümü fazlaca hatırlarsa, o kimse mutluluğu, kıskançlığı ve aşırı talepçiliği
bırakır.”Buyurulur.
Hadis-i şerifte; “Ebuzer (r.a) Peygamberimiz (s.a.v)’e -Ya Resülellah hangi müminler en akıllı olanlardır?
Resülullah’ta ona, şöyle cevap verdi; -Onlardan ölümü en çok hatırlayanlar ve ölüme en güzel hazırlananlardır.”Hz. Ömer’e arabın birisi, “Ya Ömer bana vaaz ve nasihat et” der. Hz. Ömer’de kendisine; -Ey kişi sana vaaz ve nasihat olarak ölüm yeter.- Der. Zahidlerden birisine neden bizimle oturup hasbihal olmuyorsun diye sorulunca, ölümü hatırlamayı bir an olsun unutmaktan korkuyor olmamdan diyerek cevaplamıştır. Gerçekten ölümü hatırlamak, ölüme hazır olmak, ölümü sevgiliye ulaşmak olarak kabul etmek, ölümden sonrası hayat için iyimser olabilmek, imanın ulaştığı derecenin ifadesidir.
Ölüm anı ağrılarının şiddeti nasıldır?
Hadis-i şerifte; “Eğer ölünün ağrıyla sızlayan saçlarından birisinin ağrısı, yerle gökyüzünde bulunanlara konsa hepsi ölürlerdi.”Buyurulur. Hz. Ömer(r.a) Kab(r.a)’a ölüm döşeğindeyken -Bize ölümden bahset- der. O da; “Ey müminlerin emiri, ölüm acısı, insanın içinde dallı ve dikenli odun gibidir. Sonra hızlıca çekilince, insanın içindeki azalarından kopanlar kopar, kalanlar kalır.” Şeklinde cevaplar.


ÖLÜMDEN SONRASI İÇİN HAZIRLIK.
Pişmanlığın fayda etmediği, özürlerin kabul edilmediği, torpillerin düşünülemediği, mevki ve makamların unutturulduğu, herkesin kendi derdiyle dertlendiği, insanlardan tümüyle dünya hayatının sorgulandığı, boynuzlu koyunla boynuzsuz koyunun birbirlerinden haklarını aldığı, insanların dilleri yerine ayak ve ellerinin konuştuğu, ciltlerinin de şahitlik ettiği, herkesin kaçıştığı bir günü ne kadar hatırlamaktayız? Dünya depreminden korunmak için çeşitli çareler aradığımız şu günlerde kıyamet depremi için ne kadar hazırlık yapmaktayız?
*Ölüm anını ve sonrasını düşünmeli, kendimizi de ona hazırlamalıyız.
Ölüm meleğinin gelip ayaklardan başlayıp canını alınca, teneşir üzerine uzatılınca, gassallar tarafından yıkanınca, arkadaşların tarafından omuzlarda taşınınca, musallaya konunca, sen değil, herkes senin cenaze namazını kılınca, çok sevdiğin yavruların, annen, baban, eşin, dost ve ahbapların arkanda feryatlar ederken, seni kabrine bırakıp geri dönerler. Arkadaşın sadece iman torbanda bulunan amellerindir. Giyip de yıpratamadığın, yiyip de hazmedemediğin her şeyi bırakırsın. Çok sevdiğin malın artık başkalarının eline kalmıştır. Başkaları malınla arkandan, ya hayır yapacaktır, ya da şerlerde malını harcayacaktır.
*Kıyamet anının dehşeti:
Allah-ü Teala Abese suresi, 34-35-.....42. ayetlerde sayfa, 584’te “İşte o günde kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden, çocuklarından kaçar. O gün onlardan her birinin başından aşacak işi (derdi) vardır. O gün birtakım yüzler sevinçli, güleç ve müjdelidir. Birtakım yüzlerinde üzerini toz kaplamış ve karanlıklar örtmüştür. İşte onlar kafirler ve facirlerdir.”Buyurmaktadır.
Allah-ü Teala Kaf süresi, 19. ayette sayfa, 518’de “Ölüm sarhoşluğu bir gün gerçekten geldiğinde “İşte ey insan, bu senin öteden beri kaçtığın şeydir.” Denir.
Allah-ü Teala Kaf süresi, 30. ayette sayfa, 518’de ise; “O gün cehenneme -doldun mu- deriz. O da -dahası var mı?- der.”
Allah-ü Teala el-Karia süresi, sayfa, 599’da; “Kapı çalan. Nedir o kapı çalan. O kapı çalanın ne olduğunu bilir misin? İnsanların ateşin etrafını sarmış pervaneler gibi olduğu, dağlarında atılmış renkli yüne dönüştüğü gündür. O gün kimin tartılan ameli ağır gelirse işte o, hoşnut edici bir yaşayış içinde olur. Kimin tartıları hafif gelirse, Onun anası bağrına atılacağı haviye (uçurum)dur. Onun ne olduğunu sen nereden bileceksin. Kızgın bir ateştir.”Buyurulur.
Allah-ü Teala Zelzele süresi, sayfa, 598’de “Yer o yaman sarsıntı ile sarsıldığı, Yer bağrındaki ağırlıkları çıkardığı ve insan: -ona ne oluyor?- dediği zaman! İşte o gün yer haberlerini söyler. Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir. O gün insanlar, ayrı, ayrı guruplar halinde Yüce divana çıkarlar ki, yaptıkları işler kendilerine gösterilsin. Artık kim zerre miktarınca hayır yapmışsa onu görür. Ve kim zerre miktarınca şer yapmışsa onu görür.”Buyurulur.
Allah-ü Teala Müminun suresi, 99. ayetten itibaren son ayetler de de bu konuya açıklık getirmiştir.
*Kıyamet gününde dilin yerine, diğer uzuvlar konuşur ve deriler de şahitlik ederler.
Allah-ü Teala Yasin süresi, 65. ayette sayfa, 443’te; “O kıyamet gününde, onların ağızlarını mühürleriz. Yaptıklarını bize, elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.”Buyurur.
Allah-ü Teala Fussilet süresi, 21. ayette, sayfa 478’de “Derilerine: Niçin aleyhimizde şahitlik ettiniz? derler. Derileride ; Her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu. İlk defa sizi O yaratmıştır. Yine O’na
döndürülüyorsunuz.”Buyurulur.
Sonuç: Yaşadığımız hayattan ibret almak her akıl sahibi için birinci görev olmalıdır. Elbette hatalarımız olacaktır, ama tövbe kapıları, hatalar içindir. İslam’da ümitsizlik yoktur. Ölüm, maalesef kaderimizdir. Ölüme ve hayata hazırlıklı olmak zorundayız. Ölülerimizin mezarlarını sıkça ziyaret ederek ibret almalı, o an için, hazırlık yapmalıyız. Dünyada bir yolcu ve uğrakçı gibi olmalıyız. Ölümden beter olan, ölümü
istemektir. Ölüm talep edilmemelidir. İllede ölüm talep edilecek olursa –Allahh’ım yaşam hakkımda hayırlı ise yaşam, değilse ölümü istiyorum şeklinde istemek gerekir. Çünkü ölümden sonrası için hazırlığımızın yeterli olup olmadığı kesin değildir. Ölenlerin arkasından ya hayır söylemeliyiz ya da susmalıyız. Gerçek dini insanlara anlatıp onları karanlıklardan kurtarmalıyız. Ahiret inancını insanlara yerleştirmeliyiz. Aksi halde, toplumda huzuru sağlamak zorlaşacak, kuvvetli olan zayıfı ezecektir. Herkesin yaptığı yanına kar kalır anlayışı yayılacaktır. Sadece dünyevi cezalar, etkili ve tesirli olacaktır. Bu da yetersiz kalacaktır.
Not; Bu yazı Bustan-ül Vaıziin adlı eserin ölümle ilgili bölümünden derlenmiştir,alıntıdır
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 14-08-06, 22:02   #2
algoritma

Varsayılan Cvp: ÖlÜme Ne Kadar Haziriz?


allah razi olsun kardesim eline koluna saglik
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-08-06, 00:47   #3
abbasoglu

Varsayılan Cvp: ÖlÜme Ne Kadar Haziriz?


paylaiım için saol
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-08-06, 01:44   #4
adrenalin_23

Varsayılan Cvp: ÖlÜme Ne Kadar Haziriz?


Paylasımın İçin Allah C.C Razı Olsun Kardeş. Allah C.C Yar ve Yardımcın Olsun...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat