Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 04-04-12, 12:50   #1
zekaikc

Varsayılan Ahiret Hayatı, İmam Gazali


İhyâü Ulûmi’d-Din’in son bölümü ‘Ahiret Hayatı’ adıyla kitaplaştırılmış. Faydalanılası bir eser…


Hayatın her evresi ve her alanında sıkça karşılaşılan bir insan tipi hep ilgimi çekmiştir. Acaba o şekilde bir yaşam sürmek bizi mutlu eder miydi? Belki de hayatın ayrımı bu ince çizgi ile başlardı. Dert edenler veya dert etmeyenler...
Sizi bilmem ama ben çok gördüm dert etmeyen insanları ve genelde hep imrendim onlara. Bu yüzden kimi zaman onlar gibi olmayı istedim, kimi zaman onlardan uzak olmayı. Onların bu tavrının, hayatlarında çok şey kazanmalarına yardım ettiğine bizzat şahit oldum. Hiç bir şeyi kafaya takmamak, her şeyi olağan ve sıradan karşılamak; tabir-i caizse rahat olmak. Evet, belki bu tavır birçok şey kazandırır insanlara, peki ya çok şey unutturursa?
Hiçbir şeyi kafaya takmayarak hayatı son derece başarılı sürdüren insanların bu tavırları gün gelir onların Allah ile irtibatlarını da etkiler. Çünkü şüphesiz ki insanoğlunu bekleyen kaçınılmaz bir son ve bu sona giden belli bir imtihan süreci vardır. Hayatlarını bu dünya üzerine sabitlemiş, tek gayeleri dünyalık meşgaleleri olan insanlar ne zaman ahiret sözü açılsa şöyle bir üfleyip püflemeye başlar, oturdukları sandalyede pozisyonlarını değiştirir, bakışlarını kaçırır ve konuyu değiştirmeye çalışır. Sizin bu gerçeği vurgulama gayretiniz, onların konuyu değiştirme gayretleriyle neredeyse eşdeğerdedir. Bu yüzdendir ki eğer azınlıktaysanız cümleleriniz hep boşta kalır, bir anlam ifade etmez.



İhya'nın son bölümü kitaplaştırılmış
İnsanın apaçık hüsranda oluşu onlara birçok delille ispat edilmişse de, kalpleri mühürlenmiştir. Görmezler ve işitmezler. Belki bu yüzden kişi yeri geldiğinde yalnızca kendinden sorumlu olur. Bu konuya istinaden kişinin önce kendi ahiret hayatını kurtarması için okunması gereken bir kitap var. Semerkand Yayınları’ndan çıkan İmam Gazali’nin Ahiret Hayatı... Eser Gazâlî’nin (rah) meşhur eseri İhyâü Ulûmi’d-Din’in son bölümüdür. Şüphesiz ki Gazâlî’nin bütün eserleri okunmalı, kütüphanelerin tozlu raflarından ara sıra çıkartılıp, hem tozu alınıp hem de gözden geçirilmelidir. Biz şimdilik bu eser hakkında bir kaç kelam edelim.
Gazâlî’nin bu eseri de diğerleri gibi etkileyici cümlelere sahiptir. Hadislerden ve ayetlerden alıntı yapıp kaynak gösteren Gazâlî, kişiye ahiret hayatı ve hesap günü gerçeğini açıklamaya çalışır. Dünya hayatına kapılıp gitmenin kişiye hesap gününü unutturacağını sık sık vurgular. Ölüm kaçınılmaz bir sondur ve kişiye hiç tahmin etmediği kadar yakındır. Ölümün son derece yakın olduğunu İbn Abbas (r.a.) şöyle anlatıyor: Resûlullah Efendimiz abdestsiz olduğu ilk anın hemen akabinde teyemmüm alırdı. Ben kendisine, “Ey Allah’ın Resûlü, yakınınızda su varken bu teyemmüm niye?” diye sorduğumda şöyle buyurdu: “Bilmem, belki suya ulaşamam diye!”
Kişinin hakkında en az bilgiye sahip olduğu konu olmasına rağmen ölüm, kişinin en çok zikretmesi gereken konulardan biridir. Ölümün ne zaman geleceğini bilmediğimizi Peygamber Efendimiz, (s.a.v.) bu hadisinde çok net bir biçimde açıklar. Fakat insanoğlu bunu bilmesine rağmen ölüm hakkında hiç bir endişe duymaz. Kişi kendisini işine öyle bir kaptırmıştır ki, yapması gereken tek şeyin para kazanmak olmadığına onu kimse ikna edemez ve hayatı böylece sürüp gider.
Tûl-i emel sahibi olma!
Ölüm meleğinin ne zaman geleceğini bilmeyen insanoğlu hayatını, sanki o hiç gelmeyecekmiş gibi yaşar. Ona göre sağındaki ve solundaki melekler kendisinden bîhaberdir. İnsanoğlunun hayatını sadece dünyalık şeyler üstüne kurması ve ölüm hiç gelmeyecekmiş gibi yaşaması onun gafil olduğunun en büyük delilidir. Evet, insanoğlu son derece gafildir fakat, Gazâlî bu durumda yapılması gereken en önemli şeyin ‘tefekkür’ olduğunu söyler. Gazâlî’ye göre ölümden korkan insan ona hazırlıklı olmayan insandır. Kişi eğer hayatını ibadetle geçirmişse ve tefekkür etmeyi elinden bırakmamışsa, ölümden korkması için bir sebep yoktur. Üstelik ölüm anının ertelenmesini de istemez.
Gazâlî’ye göre uzun emel kurmak kişiye ölümü unutturan en büyük etkendir. Uzun emel kurmanın sebebini de iki başlıkta izah eder; “Dünya Sevgisi” ve “Cahillik”…
İnsanoğlunun dünya işleriyle hayatını geçirmesi, sürekli mal derdine düşmesi, ‘nereden geldim ve nereye gidiyorum’ sorularını sormaması... Özellikle bu durumların içinde en sakıncalı olanı uzun emellerdir. Kişi ‘filanca ihaleyi alayım da ondan sonra hacca, umreye giderim; evlatlarıma birer tane daire alayım da ondan sonra zekatların tamamını öderim; köydeki arazi bakımsızlıktan çalılarla kaplandı, onu bir elden geçireyim’ derken, bir ömür göz açıp kapayıncaya kadar geçecektir. Üstelik tüm bu hayatı içerisinde ne zaman aklına ibadetler gelse; ‘daha gençsin, önünde çok uzun zaman var, vakti geldiğinde tövbe edersin’ diye düşünür. Fakat ne yazık ki kişinin hayatı, bu cümleyi tekrar ederek ibadetlerini ertelemekle geçer.
Şu an kalp krizi geçirip ölmeyeceğini nereden biliyorsun?
Aslında cahillik bir yerde kişinin dünya sevgisine bağlanmasının da sebebidir. Çünkü kul bilse ki ölüm ona son derece yakındır, değil dünya işlerine aldanmak, ibadet etmeyi bir an bile olsun elden bırakamaz. Fakat kişinin cehaletinin farkına varması bile elde edilmesi gereken büyük bir erdemdir. Bu hakikatin yanında kul hiç bir zaman o tabutun içini kendisine layık göremez. Defalarca cenaze namazlarında cemaatte saf tutmuş, tabut taşımış, hatta belki de kabrin üstünü toprak ile örtmüştür. Fakat kendisini orada hayal etmemiştir. Kulun cehaletinin en büyük delillerinden biri de budur. Eğer ki kul biraz olsun ölümün bir gün kendi başına geleceği hakkında tefekkür etse, ibadetlerini çok daha huşu içerisinde ve bilinçli eda eder.
Cahiliyetin en sık görüldüğü insan tipi de gençlerdir. Kişi, damarlarından akan deli kanın akıbetine kapılarak önündeki hayatı son derece uzun zanneder. Bilmez ki hastalığın yeri ve zamanı yoktur. Hiç kimse başına gelen en ağır hastalığı kendisine layık görmez ve önünde daha çok uzun bir hayat olduğunu zanneder. Buna istinaden kaç kişi şu anda kalp krizi geçirmeyeceği garantisi verebilir. Halbuki bedenen dinç nice genç sporcu bile hiç beklenmedik bir anda kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiştir.
Cahiliyetin tedavisi temiz bir kalp ile tefekkür etmek ve temiz kalbe sahip olanların hikmetli sözlerine kulak vermekle mümkün olabilir. Dünya sevgisini kalpten atmak ise bir hayli zor bir iştir. Kişinin ahiretteki nimetler karşısında dünya mallarının ne kadar basit ve değersiz olduğuna inanması, dünya sevgisini kalbinden atması için önemli bir adımdır.
Ahiret Hayatı adlı eser kişiyi hayrete düşürebilecek hikmetlerle dolu. Mutlaka eseri alıp okumanızı tavsiye ederim.

Abdullah Said Can haber verdi

dunyabizim
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-04-12, 15:33   #2
bonasera

Varsayılan C: Ahiret Hayatı, İmam Gazali


"Anlatıldığına göre İsrâiloğulları'ndan bir grup bir mezarlığın yanından geçerken birbirlerine, "Allah'a (c.c) dua etsek de bu kabristahdakilerden birini bizim için diriltse; biz de ona sorular sorsak" dediler ve hep birlikte dua etmeye başladılar.
Derken kabirlerin birinden, alnında secde izi bulunan bir adam çıkıverdi, onlara, "Ey insanlar! Benden ne istiyorsunuz? Ölüm acısını tadalı elli yıl oldu, ama hâlâ acısı kalbimden gitmedi" dedi."

şimdi böyle bir şeyin olmadığını olamayacağını biliyoruz.
1-kaynağı dayanağı delili olmayan bir bilgi
2-böyle bir olay neden gösterilsin gidin dua edin deneyin biri kalkıyor mu bakın
3-kuranda ashab-ı kehf ,üzeyir a.s. , kıyamette diriltilenler ne kadar zaman geçtiğini biliyorlar mı da bu adam tak diye kalkar kalkmaz 50 yıl geçti hala ölüm acısını hissediyorum diyor.

bunun gerçek olduğunu düşünmemiz için hiç bir sebep yokken neden laf kalabalığına getirilip böyle hiç bir dayanağı olmayan bir hikayeye inanalım.

Rivayete göre, Hz. İbrahim (a.s) vefat ettiği zaman Allah Teâlâ kendisine: "Halîlim! Ölümü nasıl buldun?" diye sordu, "Islak yün yumağının içine batırılmış kızgın bir şiş gibi hissettim" diye cevap verdi. Bunun üzerine Allah (c.c), "Unutma ki biz o ölümü sana kolaylaştırdık" buyurdu.

Hz. Musa (a.s) vefat edip de ruhu Allah'a ulaşınca rab-bi ona, "Ey Musa, ölümü nasıl buldun?" diye sordu, o da, "Kendimi kızgın bir tavanın üzerine konulmuş canlı bir serçe gibi hissetim; ölmez ki rahata kavuşsun, kurtulamaz ki uçup gitsin."
Bir başka rivayete göre Hz. Musa (a.s) şu cevabı vermiştir: "Kendimi kasabın elinde diri diri yüzülen koyun gibi zannettim."

Bu hal, Azrail'in şeklinin görülmesi ve bu sebeple kalbin korku ve dehşetle kaplanması durumudur. Şayet ölüm meleğinin günahkâr bir kulun ruhunu alırken girdiği şekli, en kuvvetli insan dahi görse, buna tahammül edemezdi.
Rivayet edildiğine göre Hz. İbrahim (a.s) ölüm meleğine, "Günahkârların ruhunu alırken büründüğün şeklini bana gösterir misin?" diye ricada bulundu. Azrail (a.s), "Sen o halimle bana bakmaya güç yetiremezsin" dedi. İbrahim (a.s), "Olsun dayanırım" dedi. Bunun üzerine Azrail (a.s), "O zaman bana arkanı dön" dedi.
İbrahim (a.s) kısa bir zaman sonra yüzünü tekrar ona çevirdiğinde, karşısında rengi kapkara, saçı-sakalı karışmış, etrafına pis kokular saçan, simsiyah elbiseli, ağzın-dan-burnundan ateş ve dumanlar çıkaran bir adam vaziyetinde gördü ve oracıkta bayıldı.


ölüm kabir kıyamet ahiret bunlar hep dikkat çekici mevzular olmuştur fakat hiç bir dayanağı olmayan rivayetlerin fink attığı bir kitap doğru kabul edilmemelidir. kurana aykırı hükümlerin de bolca geçtiği bir kitap olduğu gibi hiç bir temele dayandırmadan gayb hakkında saçma sapan yorumlar da katılmıştır.



  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat