En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 25-02-12, 23:45   #1
Yusuf Semmak

Alarm "Kur'an-ı Kerim Değiştirilmiş Olabilir mi" Sorusuna Cevap:


KUR’AN-I KERİM DEĞİŞTİRİLMİŞ OLABİLİR Mİ, DİYENLERE CEVAP!



Günümüzde bu türden hezeyanlar maalesef ki, artmıştır. Kur'an hakkında böyle bir soruyla fikir jimnastiği olur mu, her şeyden önce! Biz, üzerimize düşeni yapalım, inkârcı kimselerin, Kur’an ve İslam hakkında, genç beyinlerin zihinlerini bulandırmalarına imkân ölçüsünde engel olalım.

Mukaddesât hılafına, söz söylemek yada amel etmek caiz değilken, fikir yürütmek ve felsefe yapmak hiç caiz olur mu?

Akıl ve indî görüşlerle bu mesele üzerinde fikir yürütmek, birilerinin, cahilce, inançsızlığa yönelebilme riskini artırır. Her soruda art niyet aramasak da bu, bir nevi şeytanî propaganda gibidir. Şeytan memnundur yani, bu tarz tartışmalar açılmasından! Çünkü konuşanların ekserisi ilimden anlamayan ve Kur'an ilimlerine hakim olmayan yahut da en azından Arapça bile bilmeyen kimselerdir. Ayrıca durum böyleyse, Kur'an'ı nasıl eleştirebilirsiniz!

Böyle bir soru soran arkadaşın, Kur'an'ı indirildiği dil olan Arapça aslından yıllarca araştırıp kafasında ilmî, bilimsel, aklî, tecrübesel, tarihsel, sosyal, psikolojik vb sayısız soruları olması ve bu soruların kaliteli olduğunu da, yıllarca ilim ve bilim adamlarıyla istişare etmiş, bunların makul itirazlar olduğunu da ortaya koymuş yada en azından öyle kanaat getirmiş olması gerekmez mi? Kur'an lügatını, ıstılâhını, nahvini, sarfını, belağatını, usûlünü, sebeb-i nuzüllerini, nuzül yerlerini/zamanlarını, Peygamber tarafından yapılmış açıklamalarını, uygulamalı Sünnetini, Peygamberden sonra ashabın Kur'an üzerindeki tefsirlerini, her asırda temel İslâmî ilkeler istikametinde müctehid alimlerin Ayetleri yorumlamalarını okumadan, Müslümanların tarihini ve İslâm'ı yaşama tarzlarının müspet ve menfî yönlerini okuyup araştırıp, doğrularıyla yanlışlarını birbirinden ayırmadan Kur'an üzerinde yorum yapmak doğru mudur?

Böyle şüpheler ortaya atan kimseler Allah'tan korkmuyorlarsa bile, kullardan utanmazlar mı? Karşılıklı olarak, ilim sahibi bir Müslümanla, insanların gözleri önünde tartışırken, eline Kur'an (Mushaf) verilip, "Kur'an'ın neresinde bir tutarsızlık gördün; buyur göster" dendiği vakit, bir satırını okuyup anlayamadığı o muhteşem Kitap'tan da mı utanmayacak!

Bu Kitabın İlâhî koruma altında olduğunun delili olan, "Şüphe yok ki o Zikri (Kur'an'ı) Biz indirdik. Onu koruyacak olan da elbette Biziz" (Hicr: 9) Ayeti tüm mü'minler ve aklı başında herkes için Kur'an'ın, Allah Kelamı olduğunun belgesi oluyor da, ne ilginçtir ki, sizin için bir anlam taşımıyor! Size bu Ayet söylendiğinde, "Kur'an'ı değiştiren kimse, bunu da yazmış olamaz mı" diyorsunuz! Bu kadar cahilce ve mantıksızca bir söz olabilir mi? 1400 yıl önceki el yazması nüshalarda da bu Ayetin olduğunu görecek kadar basiretiniz mi yok yoksa araştırmadığınız için, kuru sıkı atma alışkanlığı olan bir arkadaşımız mısınız? Bunu, hep yapar mısınız? İncil ve Tevratlar (dikkat edin çoğul eki kullandım), Asırlar içinde 2400 kez değiştiriliyor da, Kur'an'ın hâlâ 1400 küsur senedir asla değişmeden günümüze gelmesi hatta kıyamete kadar da asla değişmeyeceği noktasındaki iddiası karşısında, nasıl aklınız mağlup olup kalbiniz ve vicdanınız yumuşamıyor? 100 yıldan, 100'lerce yıllardan bahsetmiyoruz. Tüm dünya şeytanlarının değiştirip bozmak için yırtınmalarına rağmen, değiştirilmeyen bir Kitap'tan bahsediyoruz. Haçlı seferlerinin temel amaçlarından birisi, işgal edilen Müslüman yurtlarındaki, kütüphanelerindeki başta Kur'an ve İslâmi eserler olmak üzere İslâm mirasını yakıp, yok etmekti. Bilimsel anlamda önemli saydıkları bazı eserleri de çalmaktı. Bugün Batı'nın bilim ve teknik başarısının nedeni İslâmî eserleri çalıp tercüme ederek, onlardan yararlanmalarıdır. Bizim gücümüzün kaynağının da, Kur'an olduğunu uzun zamanların tecrübesiyle iyi bildikleri için, bizim Kur'anla bağlarımızın kopması ve kendilerine benzememiz için ellerinden geleni yaptılar, yapıyorlar.

Allah, inkârcılara, Kur'an'ı okumalarını, anlamalarını ve selim bir akılla üzerinde düşünmelerini istemektedir. Böyle yaparlarsa "el-Hakîm" (tutarlı, çelişkisiz, hikmetli) sıfatına sahip olan o Kitapta asla bir çelişki olmadığını göreceklerdir. Kur'an'ın Allah'ın Kitabı olduğunun başka bir kanıtı da budur! Bırakın, dinsel, dogmatik inanışların Kur'an'a uygun olup olmadığını, -sizin anlayacağınız şekilde, misal verelim- siz, Kur'an geldiği günden bu zamana bilimsel ve teknik hiçbir buluşun Kur'an'a aykırı olduğunu hiç gördünüz mü, duydunuz mu? Sizce, bir ateist bilim adamı İslâm'a, şeriata saldırırken, eline fırsat geçse, o en iyi bildiğini sandığı hatta kendini bilim ilâhı ilan ettiği sahalardaki yaptıkları buluşlar, Kur'an'la örtüşmeseydi, o inkarcı bilimci hiç, bir saniye durur muydu, bu konunun çığırtkanlığını yapmadan? Asırlardır yapılan icadlar ve buluşların hiç mi biri Kur'an'a aykırı olmaz! Bu gerçeği, bilim insanı olduğunu söyleyen bir takım zevat ne zaman itiraf edecek acaba? Yoksa söylemeseler de, bilim adamlarının çalışma ofislerinde ve laboratuvarlarında Kur'an tefsirleri var da siz mi bunu bilmiyorsunuz! Bu durum, kevnî kanunların da belirleyicisi olan Allah'ın apaçık bir mucizesi ve Kur'an'ın da en büyük mucize olduğunu göstermiyor mu?

"Hâlâ onlar Kur'an'ı gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah'tan başkasından gelseydi, elbette içinde birbirini tutmayan birçok şeyler bulurlardı." (Nisâ: 82)

Tarih boyunca Kur'an'a nazîre yapmak isteyen pek çok edebiyatçı ve cüretkâr cahiller ortaya çıkmıştır. Her defasında da hezimete uğrayıp, rezil olmuşlardır. Bazıları iman etmişler, bazıları da felsefe yapıp küfürlerine devam etmişlerdir. Kur'an'da tahaddî Ayetleri vardır. Yani bu Ayetler, "Kur'an, Allah'ın Kitabı değildir" diyenlere meydan okuma Ayetleridir. Tabir-i caizse, "bu, iddiayla olmaz; gerçekten doğru söylüyorsunuz buyrun, onun benzeri bir Kitap yazın, (bunu yapamadınız mı, zaten yapamayacaksınız; o halde) ondaki sûrelerin benzeri on sûre yazın, getirin (bunu da mı yapamadınız, kim dedi ki yapabileceğinizi; o halde hadi) en küçük bir sûresi (kevser) kadar bir sûre yazıp getirin ve bu iddianızı ispat edin" demektir. Kur'an'ı gönderen yüce irade, bu işin asla yapılamayacağınu o kadar kesinkes biliyor ki, tüm dünyaya meydan okuyor. Bugün yapamasalar da yarın yaparlar mı acaba, diye de bir endişe taşımıyor. Hâlâ mı gerçeği görüp tüyleriniz diken diken olmuyor, titreyip sarsılmıyorsunuz, kafanızda ve kalbinizde 100 şiddetinde depremler olmuyor ey kâfirler! Meydan okuma sadece insanlara da değil. Cinlere de yani şeytanlara da, aynı teklif sunuyor! Bakın, kâfirleri şaşırtıp saptıran şeytanların da bir halttan anladığı yokmuş! Onları gözünde büyütenlere duyrulur! Eğer, bu konuda başarılı olma imkân ve ihtimalleri olsaydı şu anda dünyada, insanın elinden çıkmış -hâşâ- sayısız çakma kuranlar olmaz mıydı?

Hristiyan âlemi, resmi din üzerinde anlaşmak ve pek çok meseleleri tartışmak için 2048 papazla, M.S 325 yılında İznik'te toplantı yaparak, sayıları hızla artmakta olan çok sayıdaki İncilleri azaltmak ve Hz. İsa'nın tanrı olup olmadığını tartışmak, bazı incilleri gayri resmi ilan etmek için bir araya gelmişlerdi. Bu konsilde incillerin sayısı dörde indirildi ve sadece bunlar resmi incil kabul edildi. Mesela, Barnabas incili Kur'an'a yakın mesajlar verdiği için gayri resmi ilan edildi. Görüldüğü gibi, tahrif edilmiş kitapların uydurma sayısız nüshaları bulunmaktadır. Ve muharref kitaplara inananlar bu nüsha çokluğuyla mücade etmek zorunda kalmaktadırlar. Kur'an için böyle bir durum iddia edebilecek kişi var mı? Ayrıca incillerin sayısı dörde inince, bunlar Allah'ın Kitabı mı sayılıyor? "Allah Hz. İsa'ya tek kitap verdi. Bu dört kitap da neyin nesi?" demez mi akıllı bir insan? Ayrıca bugünkü incilleri okuyan kimse görecek ki, Ayet diye söylenenlerin belki yüzde sekseni Hz. İsa'nın sözü olarak veriliyor. "Bu, Allah'ın Kitabı mı yoksa Hz. İsa'nın Hadis kitabı mı?" diye sormaz mı insan? İncil, Allah'ın vahyettiği talimatlardan oluşmaktaydı. Nerede bu Ayetler? Hristiyan din adamları Ayetleri tahrif ederken, hızlarını alamayıp tümden mi sildiler? Yerine de kafalarına göre cümleler yazdılar? Allah'ın da Kur'an'da bildirdiği gibi, Hz. İsa'ya bir kısmı "Allah'tır" demektedir. Bu insanlar Allahu A'lem, İncili tahrif edip yeniden yazan Hristiyan din adamlarıysa, Hz. İsa'yı Allah kabul ettikleri için, sözde Ayetleri de onun ağzından yazmışlardır. Bazı yerlerde Hz. İsa'ya Allah, bazı yerlerde Allah'ın oğlu demektedirler. Aynen Kur'an'ın haber verdiği gerçekleri görebiliyor musunuz? M.S 325'deki konsilin incilleri azaltmak dışında en önemli gündemleri "İsa Allah mı?" sorusu noktasında beyin jimnastiği yapmak idi biliyor, musunuz? Onlar da bir nevi "Kur'an değiştirilmiş olabilir mi" şeklinde beyin jimnastiği yapanların yaptığını yapmışlardır. Günümüze kadar da defalarca konsiller toplandı. Katoliklerin kabul ettiği konsili, Ortodokslar kabul etmez; Ortodoksların kabul ettiğini Katolikler kabul etmez! Adamların her toplantısı sorun olan ve sorun olmaya devam eden dinlerine yeni ayarlar çekmektir. Siz İslâm alimlerinin İslâm dinine ayar çekmek için gerçekleştirdiği böyle tek bir konsil bilir misiniz? Allah'a hamdolsun, Allah'ın Kitabı güneş gibi ortada ve insanların gözü önündedir; kıyamete kadar da kimse ilişemeyecek. Bunu da, kudreti sonsuz olan Allah, tâ baştan söylemiştir. Peygamberimizin Hadisleri de senedleriyle, kanıtlarıyla meydandadır.

"De ki: "Andolsun bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek için insanlar ve cinler bir araya toplansalar, birbirine yardımcı olsalar dahi, yine benzerini getiremezler." (İsrâ: 88)

"Eğer kulumuz (Muhammed)’e indirdiğimiz (Kur’an)’dan şüphe içinde iseniz, siz de onun benzerinden bir sûre getirin. Allah’tan başka şahidlerinizi de (yardımınıza) çağırın; eğer doğru söyleyen kimseler iseniz (bunu yapın). Eğer bunu yapamazsanız –ki asla yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ve kâfirler için hazırlanmış o ateşten sakının." (Bakara: 23, 24)

"Yoksa onlar: "Onu (Kur'an'ı) kendiliğinden uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Öyle ise, eğer doğru söyleyenler iseniz, siz de onun benzeri bir sûre getirin. Hatta Allah'tan başka kimi çağırabilecekseniz çağırın!" (Yûnus: 38)

"Yoksa onlar: "Onu kendisi uydurup düzüyor" mu derler? Hayır, onlar iman etmezler. Eğer doğru söyleyenler iseler, haydi onun gibi bir söz getirsinler." (Tûr: 33, 34)

"Yoksa: "Onu kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Öyleyse haydi siz de onun gibi uydurma on sûre getirin. Allah'tan başka kime gücünüz yetiyorsa, onları da çağırın. Eğer doğru söyleyenler iseniz." (Hûd: 13)

Bu kadar açık meydan okumalar karşısında tüm kâfir insanlar ve cinler Kur'an'ın bir benzerini getirmek şöyle dursun, bir sûresinin dahi benzerini getiremiyorlar ve hatta o Kur'an'ı tahrif bile etmeye güçleri yetmiyorsa; bu apaçık mucize karşısında insanlar hâlâ gerçeği görmüyorlar mı? İnsanların en iyi yaptığı şey bozmak ve bozgunculuk değil midir? Hatta vahiysiz toplumların değişmez sıfatı bozgunculuk yapmak, bozmak, yıkmak, tahrip etmek değil midir? Ee, vahyi inkâr eden bir toplum değil, tüm dünya birleşsinler en iyi anladıkları ve yaptıkları tahrifat ve tahribat işini Kur'an için gerçekleştirsin bakalım! Bunu yapmalarına imkân bile yoktur! Kelam ilminde vacip-mümkin ve muhal diye bir konu vardır. Mesela; Allah'ın oğlunun olması muhal (imkânsız)dır. Aynı bu şekilde insanların ve cinlerin Kur'an'ı tahrif etmeleri de muhal yani imkânsız olan, ihtimal dahilinde olmayan şeylerdendir. Bu durum da mı, küfür ehlini etkilemedi? Gözleriyle apaçık azabı görmedikçe inanmamak kadar akılsızlık olabilir mi? O zaman geldiğinde, pişmanlık fayda sağlamayacak ve kâfirlerin konuşmalarına bile izin verilmeyecek. Huzur-u İlâhi'de secdeye gitmek isteyecekler de, buna güç yetiremeyecekler! Dünyada gururdan, kibirden secdeye varmayan alınları ahirette de secde edemeyecek ve rüku'a gitmeyen belleri âdeta kilitlenecek de dümdüz olacak; rüku ve secde kaçkınları her ikisinden de mahrum kalacaklardır. Allah öyle âdildir ki, kâfirlerin suçlarına uygun bir ceza vermektedir. Buna "suça uygun ceza" denir. Nebe Sûresinin 26. Ayetinde: "(Amellerine) uygun bir ceza olmak üzere" buyrulur. Kâfirlerin de dünyada iken nasıl ki, kibir ve forslarından dolayı bir türlü alınları secdeye değmediyse, cezaları da ahirette secdeden mahrum olmak şeklinde olacaktır!

"Baldırın açılacağı (gerçeklerin ortaya çıkacağı, işlerin güçleşeceği) o günde onlar secde etmeye davet edilecekler de, edemeyeceklerdir. Gözleri önlerine eğilmiş, kendilerini de bir zillet kaplamış olarak. Halbuki onlar sapasağlam iken secdeye çağrılıyorlar (ama buna yanaşmıyorlar/namaz kılmıyorlar)dı." (Kalem: 42, 43)

Demek ki, dünyada iken, kibir ve gururlarıyla caka satan bu insanların içinde bulundukları maddi genişlikler bir imtihanmış ve kendilerinin sandığı gibi, izzet yada şeref sebebi değilmiş onlar için. Ayette de işaret edildiği gibi, onlar zillet içinde insanlarmış.

Bir Ayetle konumuzu tamamlayalım.

"Ayetlerimizi yalanlayan her ümmetten bir topluluk haşredeceğimiz gün, onlar bir arada (toplanıncaya kadar) durdurulurlar. Nihayet geldiklerinde (Allah) der ki: "Benim Ayetlerimi -onları bir bilgiye dayanarak kavramadığınız halde- yalanladınız ha! Yoksa ne yapıyordunuz? Zulmetmeleri sebebi ile, söz (azab) aleyhlerine gerçekleşti. Artık konuşamazlar." (Neml: 83-85)

Kur'an'ı yada Kur'an Ayetlerini bir bilgiye dayanmadan ve iyice okuyup kavramadan, bilgisizce, zalimce inkâr eden kimseler için, büyük bir tehdittir bu! Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, Allah'ın azabı suçun cinsinden yani suça uygun olacağı için; dünyada Ayetleri yalanlayıp inkâr edenlerin, konuşarak İslâm'a ve Allah'a sataştıkları için, Allah adaleti gereği bu kimselere konuşma izni vermeyecek ve sözlerini dinlemeyecek! Suça uygun ceza!

İnsanlar sanmasınlar ki, yaptıkları kötülükler, zulümler, iftiralar, inkârlar, küfürler ve şirkler yanlarına kâr kalacak ve hâşâ Allah onları unutacak da yarın ortaya çıkarmayacak! Bilâkis, Allah'ın affına ve rahmetine layık olmadıkça herkesin tüm yaptıklarını, onlar önemsemeseler hatta unutsalar bile, Allah unutmayacak ve tek tek onların hesabını soracak ve karşılığında, celâl, kudret, kahr, intikam sıfatlarına uygun şekilde onlara şiddetli bir ceza verecektir. Ahirette Allah'ın rahmetine nail olacaklar ancak şirk koşmadan iman etmiş muvahhid Müslümanlar olacaktır.

Rabbim, bizi şirk koşmaktan korusun, şanına layık şekilde iman ve ibadet etmemizi kolay kılsın. Nefis, şeytan ve zalimlerin kötülüklerinden uzaklaştırıp, mahkeme-i kübrada hesabı kolaylaştırılan ve rahmete mazhar olanlardan eylesin. Henüz iman etmemiş kimselere de çeşitli vasıtalarla iman etmelerini nasip etsin. Âmin!


Yusuf Semmak

Mesajı son düzenleyen Yusuf Semmak ( 27-02-13 - 18:19 )
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-03-12, 22:10   #2
Sampure

Varsayılan C: "Kur'an-ı Kerim Değiştirilmiş Olabilir mi" Sorusuna Cevap:


Peki diğer dinler Allah'ın değil miydi onlar nasıl bozuldu ?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-03-12, 22:59   #3
Sadəlövh

Varsayılan C: "Kur'an-ı Kerim Değiştirilmiş Olabilir mi" Sorusuna Cevap:


Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen Sampure Mesajı Göster
Peki diğer dinler Allah'ın değil miydi onlar nasıl bozuldu ?
Diğer dinler nasıl bozuldu? Mesela İslamiyet öncesinde Araplar arasında putperestliğin yaygın olduğunu biliyoruz. Fakat onlar Allah'a da inanıyorlardı. Lisede din kültürü ve ahlak bilgisi hocamız anlatmıştı. "Kâbe kutsaldır ama Kâbenin taşları kutsal değildir." demişti. Kâbenin taşları zaman zaman eskidiği için değiştiriliyormuş. Bazı insanlar da Kâbenin taşları kutsaldır diye evlerine götürüyorlarmış. Zamanla nesil de değiştikçe bu taşları süsleyenler, değişik şekiller vermeye başlayanlar olmuş. Putperestlik de bu şekilde yaygınlaşmış. Hristiyan ve Yahudilerde de çeşitli kimseler çeşitli amaçlarla İncili ve Tevratı tahrif etmişler. Zaman zaman bazı hristiyanlarla konuşuyoruz; İncilin değiştirildiğini reddediyorlar. O halde neden 4 ayrı İncil var diye sorduğumuzda 4'ü 1 İncildir şeklinde cevap veriyorlar. Buna benzer bir yaklaşımı teslis inancında da görebiliyoruz. Teslis inancına belki de eski ahit olarak kabul ettikleri Tevrattaki "tanrınız birdir" ile çelişmemek için "baba, oğul ve kutsal ruh üçü aslında birdir" şeklinde bir açıklama getirmeye çalışıyorlar. İznik konsülünde yüzlerce tahrif edilmiş sahte İncillerin toplanarak aralarından 4 tanesinin seçildiğini okullarda (devletin M.E.B.'na bağlı okullarında) bize öğrettiler. Bizim konuştuğumuz hristiyanlar herhalde ya bunu bilmiyor ya da böyle bir şeyin olduğuna inanmıyorlar. Neticede bize göre İncilin ve Tevratın değiştirilmiş olması bir yana Allahü Teâlâ'nın gönderdiği son kitap olan Kur'an-ı Kerim ile diğer kitapların zaten hükmü kalmamıştır. Son kitap olan Kur'an'ı da Allahü Teâlâ koruyor; bir daha başka bir kitap gelip düzeltilecek bir durum olmayacak.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-03-12, 14:46   #4
By_PiRaTeS

Varsayılan C: "Kur'an-ı Kerim Değiştirilmiş Olabilir mi" Sorusuna Cevap:


Yani sorgulamak yanlış mi diyorsun direk körü körüne bağlanmak mı gerekir ? Yoksa onu anlamak mı gerekir .. Madem akılsızca davranıp direk inanacaz neden aklımız var ? Kullanmak icinse sen kullanmaya bilirsin ama ben sorgularım bazı şeyleri .
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-03-12, 17:54   #5
eslemteslim

Varsayılan C: "Kur'an-ı Kerim Değiştirilmiş Olabilir mi" Sorusuna Cevap:

Gözüm, aklım, fikrim var deme hepsini öldür!
Sana çöl gibi gelen, O göl diyorsa göldür...
N.F.K
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat