|
||||||||
İslam ve İnsan Bölümleri Kategorisinde ve İslam ve İnsan Forumunda Bulunan Hz.İsa Gelecek Konusunu Görüntülemektesiniz => Hz. İsa, diğer tüm peygamberler gibi Allah'ın insanları doğru yola çağırmakla görevlendirdiği seçkin bir kuludur. Ancak Hz. İsa'yı diğer peygamberlerden ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 |
|
Yabancı
![]() |
Hz. İsa, diğer tüm peygamberler gibi Allah'ın insanları doğru yola çağırmakla görevlendirdiği seçkin bir kuludur. Ancak Hz. İsa'yı diğer peygamberlerden ayıran, Rabbimiz'in takdir etmiş olduğu bazı özellikler vardır. Bunlardan en önemlisi onun halen ölmemiş, Allah Katına yükseltilmiş ve yeryüzüne tekrar geri dönecek olmasıdır. Birçok kimsenin sandığının aksine Hz. İsa çarmıha gerilip öldürülmemiş, başka bir sebeple de ölmemiştir. Kuran'da "onu asamadıkları ve öldüremedikleri" kesin bir şekilde bildirilir ve Allah'ın onu Kendi Katına yükselttiği haber verilir. Bunların yanı sıra, Kuran'da Hz. İsa hakkında öyle bilgiler verilir ki, bunlar tarihte henüz gerçekleşmemiştir ve bu olayların gerçekleşmesi ancak Hz. İsa'nın yeryüzüne geri dönmesi ile mümkün olacaktır. Kuran'da haber verilen olayların gerçekleşeceğinden ise hiçbir kuşku yoktur. Ayrıca Peygamber Efendimiz (sav)'in pek çok sahih (güvenilir) hadisinde de, Hz. İsa'nın Allah Katında diri olduğu, yeniden yeryüzüne döneceği, ikinci kez geldiğinde Kuran ile hükmedeceği, Hıristiyan aleminin İslam'a yönelmesine vesile olacağı ve Hz. Mehdi ile birlikte İslam ahlakını yeryüzüne hakim kılacağı haber verilmiştir. Büyük İslam alimleri de Hz. İsa'nın ölmediği ve yeniden yeryüzüne geleceği konusunda hemfikirdirler. Buna rağmen bazı insanlar Hz. İsa'nın geçmişte "bir şekilde" öldüğünü ve bir daha yeryüzüne geri dönmeyeceğini sanmaktadır. Bu inanç, Kuran'ı ve hadisleri tam bilmemekten kaynaklanan önemli bir yanılgıdır. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde Hz. İsa'nın gönderileceği dönem olan "ahir zaman"da tüm yeryüzünün barış, adalet, huzur ve refahla dolacağı haber verilmiştir. "Ahir zaman" ifadesi anlam olarak son dönem, son zaman demektir. İslam'a göre ahir zaman kavramı kıyamete yakın bir zamanda, Kuran ahlakının üstün olacağı, insanlar arasında yaygın olarak yaşanacağı bir dönemi ifade eder. İnsanların hayalinde her zaman için daha güzele, daha iyiye yönelik bir özlem bulunmaktadır. Daha güzel bir manzara, daha güzel yiyecekler, toplumsal sorunların yaşanmadığı huzurla dolu bir hayat, bolluk, güzellik? İşte ahir zaman da tüm bu "daha iyi", "daha güzel" kavramlarını içinde barındıran bir çağı ifade eder. Ahir zaman, sıkıntının yerini bolluğun ve bereketin, adaletsizliğin yerini adaletin, ahlaksızlığın yerini güzel ahlakın, kargaşanın yerini barış ve huzurun aldığı ve tüm inanan kulların yıllardır özlemini duyduğu, İslam ahlakının yaşandığı kutlu bir dönemdir. |
|
|
|
|
|
#2 | |
|
Eski Üye
![]() ![]() |
Alıntı:
Yukarıda yazdığın paragraf dışında diğerlerine aynen katılıyorum. manevi alem denilen bir alemde bütün ruhlar sağdır esendir. allah'ın muradı bu yöndedir. Kuran-ı Kerim iki Ayette hz. İsa'nın bedenen vefat ettirildiğini bize duyurur. Bunlardan birincisi; “Ben onlara bana emrettiklerinin dışında hiç bir şeyi söylemedim. (O da şuydu ‘Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin.’ Onların içinde kaldığım sürece, ben onların üzerinde bir şahidim. Benim (dünya) hayatıma son verdiğinde (tevefa), üzerlerindeki gözetleyici Sen’din. Sen her şeyin üzerine şahid olansın.” (Maide Suresi – 117) Bilindiği gibi Hıristiyan güruh Hz Mesih'in Çarmıhta öldüğünü hatta kanı döküldüğünü ifade eder. Ehl-i İslam ise çarmıhta ölenin bir benzetme olduğunu Hz. İsa'nın rabbin rahmeti ile göğe çekildiğini ve bedenen vefat ettirildiğine inanır. İkinci Ayet ise; ALLAH İsa’ya şöyle demişti: “Senin dünyadaki hayatına son vereceğim ve kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden kurtaracağım ve sana uyanları Diriliş Gününe kadar inkar edenlerin üzerinde tutacağım. Sonra, dönüşünüz banadır ve anlaşmazlığa düştüğünüz konularda aranızda ben hüküm vereceğim.” (Al-i İmran Suresi – 55) Artık bu ayetin tevile ihtiyacı yoktur. Müteşabihte değildir. Bu ayetlerde Hz. İsa’nın vefat ( teveffa) ettiği açıkça vurgulanmaktadır. Teveffa ( توفىَ ) kelimesi “canın alınması” anlamına gelir. Kuran’da bu kelime 25 yerde geçer. Hz. İsa'nın gelecek olması ise Sahih Hadisler ile bellidir. Allah'ın her şeye kadir olmasının bir zuhurudur bu. Hz. Mesih'i babasız yaratan Allah onu bilahare görevle göndermeye kadirdir. Ayrıca Hz. mesih Göğe alınan ikinci Peygamberdir. ilki Hz. İdris'tir. Selametle |
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Hızlı Üye
![]() |
Soru Hz.İsa'nın nüzulü ile ilgili hadisler, deliller nelerdir? Cevap Bismillahirrahmanirrahim Hz.İsa (A.S.) İsrailoğullarına peygamber olarak gönderilmiştir. İsrailoğulları, İsa (A.S.)\'ı ve ona tabi olanları durdurmak için pek çok yol denediler, sonunda Hz. İsa\'yı öldürmeğe karar verdiler. Ancak Allah Teala, onların planlarını etkisiz hale getirdi. Yahudiler, İsa (A.S.)\'a benzeyen birini yakalayıp astılar ve “Meryem oğlu İsa Mesih\'i öldürdük” dediler. Öte yandan Kur\'an-ı Kerim, asıl durumu şu şekilde açıklar: “Ve \"Allah elçisi Meryem oğlu İsa\'yı öldürdük\" demeleri yüzünden (onları lanetledik). Hâlbuki O\'nu ne öldürdüler, ne de astılar, fakat (öldürdükleri) onlara Isa gibi gösterildi. O\'nun hakkında ihtilafa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler, bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak O\'nu öldürmediler.” “Bilakis Allah O\'nu (İsa\'yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir.” “Ehl-i kitaptan her biri, ölümünden önce O\'na muhakkak iman edecektir. Kıyamet gününde de O, onlara şahit olacaktır.”1 Allah Teâlâ Nuh\'u tufandan, İbrahim\'i ateşten, Musa\'yı Firavun\'dan, Muhammed Mustafa\'yı müşriklerin tuzağından koruyup kurtardığı gibi İsa\'yı da, onu öldürmek isteyen Yahudilerin elinden kurtarmış, Hz. İsa\'ya ihanet ederek bulunduğu yeri askerlere gösteren kişiyi İsa\'ya benzeterek öldürmüştür. Evet İsa (A.S.) ayette de belirtildiği gibi, öldürülmeden göğe yükseltilmiştir. Mezarı dünyada değildir. Ayrıca Mirac’ta, peygamberimiz kendisini görmüştür.2 Akaid ve Kelâm kitaplarımızda: Ahir zamanda (zamanın sonlarında) ortaya çıkarak kıyametin yaklaştığını, kopmak üzere olduğunu gösteren büyük alâmetler sayılırken Hz. İsa (A.S.)\'ın inmesi de zikredilir. Evet kıyametin vukuundan önce Hz. İsa (A.S) yeryüzüne inecek, Hıristiyanları İslam\'a davet edecek, Deccalı öldürecek, Hz. Peygamber (S.A.V.)\'in şeriatı ile hükmedecektir.3 Bu hususu bildiren hadis- işerif-ler tevatür derecesindedir. İşte bunlardan bazıları: Huzeyfe b. Esid el-Gıfari (R.A.) şöyle anlatıyor: Biz müzakere ederken Peygamber (S.A.V.) yanımıza çıkageldi. Ve: \"Neyi müzakere ediyorsunuz?\" diye sordu. Ashab: - Kıyameti anıyoruz, dediler. “Siz ondan Önce on alâmet görmedikçe, o kopmayacaktır” buyurdu. Ve dumanı, Deccal\'ı, dabbeyi, güneşin battığı yerden doğuşunu, İsa b. Meryem (A.S.)\'in inişini, Ye\'cûc ve Me\'cûc\'ü ve biri doğuda, biri batıda, biri de Arap yarımadasında olmak üzere üç yerin batacağını, bunların sonu Yemen\'den çıkıp insanları haşrolunacakları yere sürecek bir ateş olacağını anlattı.”4 Ebû Hureyre (RA.)\'den rivayete göre Resûlüllah (S.A.V.) şöyle buyurdu: “Nefsim Kabza-i Kudretinde olan Allah\'a yemin ederim ki, Meryem\'in oğlu (İsa) (A.S.)\'in âdil bir hakem olarak aranıza inmesi ve salibi kırarak domuzu öldürmesi, cizyeyi kaldırması, (bu suretle) mal (kapıdan) taşarak onu hiçbir kimsenin kabul etmemesi pek yakındır” buyurdular. Bundan sonra Ebû Hüreyre: İsterseniz: “Ehl-i kitabdan hiçbiri yoktur ki, ölümünden evvel behemehal ona iman etmesin!..”5 ayet-i kerimesini okuyun, demiş.6 Diğer hadis-i şerifler için bakınız: Müslim, Fiten: 34, 110, Hacc: 216, İman: 246; Tirmizi, Menakib: 3 Allah, peygamberi İsa\'yı Yahudilerden korumuş, öldürmelerine mani olmuştur; bu kesindir. Onu kendi katına kaldırmış bulunduğu da şüphesizdir. Allah onu, kudretiyle manevi semalardaki hususi mevkiine kaldırmıştır, kıyametten önce tekrar dünyaya gönderecektir. O zaman bütün ehl-i kitap O\'nun peygamber olduğuna inanacak batıl inançlarından kurtulacaklardır. Hz. İsa dünyada kaldığı müddetçe Kuran ile hükmedecek, haç, domuz vb. ile ilgili batıl uygulamalara son verecektir. Buraya kadar nakledilen ayet-i kerime ve hadis-i şerifler gösteriyor ki: Hz. İsa, Deccal ortaya çıktığında iner, adaletle hükmedip İslâm şeriatını uygular, Deccal’ı öldürüp Allah\'ın dilediği kadar yaşar, sonra vefat eder, cenaze namazı kılınıp defnedilir. Sonra bir rüzgâr esip müminlerin ruhu alınır, geriye insanların şerlileri ve kötüleri kalır, kıyamet onların üzerine kopar. Hz. İsa\'nın yapacağı işler arasında Hıristiyanların Haç\'ını kırmak, domuzu öldürmek ve cizyeyi kaldırmak gibi şeyler de sayılmaktadır. Bunun aksini iddia eden şahsın hiçbir delili bulunmamaktadır. dipnot (1) Nisa suresi: 157-159 (2) Bak. Buhari, Menakıbu\'l-Ensar: 41 (3) Taftazani, Şerhu’l Akaid, 193, el-Uşi, Bed’ul Emali, Beyt:31 (4) Müslim, Fiten: 39 (5) Nisa suresi: 159 (6) Müslim, İman: 242; Buhari, Büyü: 102, Mezalim: 31, Enbiya: 49; Ebu Davud, Melahim: 14; Tirmizi, Fiten: 54 dinimeseleler sitesinden alıntıdır. |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Bağımlı
![]() |
Hz. İsa nın her ölümlü gibi öldüğüne, tekrar dünyaya gelmesinin imkansız olduğuna dair Kuran ayetleri. “Her nefis/can, ölümü tadacaktır. Sonra da Bize döneceksiniz.” (Ankebut, 57) "Her canlı ölümü tadacaktır."(Aliİmran,185) "Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz."(Enbiya,35) “Biz onları (peygamberleri), yemek yemez birer (cansız) ceset olarak yaratmadık. Onlar (bu dünyada) ebedi de değillerdir.” (Enbiyâ, 8) “Allah buyurmuştu ki: ‘Ey İsa! Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz Bana olacak. İşte o zaman ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda hükmü Ben vereceğim.” (Al-i İmran, 55) “Allah’ın rasûlü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük, dediler. Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık/şüphe içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler. Bilâkis Allah onu (İsa’yı) kendine yüceltmiştir. Allah izzet ve hikmet sahibidir.” (Nisa, 157-158) “(İsa: )Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün selâm/esenlik banadır.” (Meryem, 33) “Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: ‘Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin’ dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız Sen oldun. Sen her şeyi hakkıyla görensin.” (Mâide, 117) “Muhammed, sizin erkeklerinizden hiç birinin babası değildir. Fakat O, Allah’ın rasûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilir.” (Ahzâb, 40). Bu Kur’an âyetleri açık bir şekilde ve muhkemât olarak Hz. İsa’nın öldüğünü bildirmektedir. Âyette ifade edilen, yahûdilerin Hz. İsa’yı öldürememeleri, asamamaları, Allah’ın da onu öldürmediğine bir delil sayılamaz. Çünkü Allah diğer âyetlerinde onu öldürdüğünü açıklamıştır. Ayrıca, Hz. Muhammed’in son nebî olması da onun tekrar gelmesine engeldir. Hz. İsa’nın peygamber olarak gelmeyeceği görüşü de kabul edilemez. Çünkü Hz. İsa’nın geleceğini kabul edenlerin en önemli gerekçeleri, ehl-i kitabın ona inanmasıdır. Ehl-i kitap ona ne olarak inanacaklardır? Müslümanlar “mehdîye tâbi olur” şeklinde bir yorumla problemi çözmüş görünmektedirler ama, işaret edilen nokta, göz ardı edilmiştir. Hz. Mesih’in, ehl-i kitabı Hz. Muhammed (s.a.s.)’e inandırmak için geleceğini kabul etmek ise kabul edilir bir görüş olamaz. Hangi şekilde gökten inecek bir Mesih, hıristiyan dünyayı müslüman edecektir? Onları imana zorlayacak açık bir mûcizeyle gelmesi, herkesin zorunlu olarak ona inanması, dinin imtihan sırrına muhâliftir, kabul edilemez. Böyle zorunlu bir inandırma, ne Hz. Mesih’in kendi sağlığında ne de başka peygamberin hayatında gerçekleşmemiştir. Gerçekleşmesi de Kur’an’ın bildirdiği imtihan mantığına aykırıdır. Şayet böyle bir açık mûcizeyle gelmez ise, kimse ona inanmayacaktır. Sıradan bir insan çıkıp da “ben Mesihim” dese buna kim inanır? Hz. İsa’nın tekrar dünyaya gelmesini, hem de tekrar dünyevî ceset giymesini, gerçekten ölmüş bile olsa gerekli görenler, Hz. İsa’yı yere indiğinde “iman nuru” ile kendisine çok yakın olanların tanıyabileceğini söylemişlerdir (bkz. Said Nursi, Mektûbât). Bu ifâdeler de Hz. İsa’nın inmesi konusunda zikredilen rivâyetler ile, delil sayılan âyetlerin, reel olarak anlaşılabilmesinin ve tahakkukunun imkânsız olduğu kanaatini vermektedir. Çünkü, birkaç kişinin tanıyacağı bir Mesîh, hadislerde anlatılan misyonu üstlenemez. Ayrıca bu şekilde “kurtarıcı” beklentilerinin, müslüman irâdeyi ve İslâmî aktiveteyi nasıl etkileyip körleştirdiği, her biri bir Mesîh ve Mehdî görevi üstlenmesi gereken mü’minlerin, bu kutsal tebliğ görevinden kendilerini, haber verilen bu “muntazar/beklenen” şahıslar yüzünden devre dışı tutmakta ve bu dini, bütün insanlığa ve ehl-i kitaba tebliğ etmek görevini üstlenip de yerine getireceklerine, gökten inecek Hz. İsa ile Hz. Mehdî’ye bırakmakla yetinmektedirler. Söz konusu hadislerin müslüman dünya için oluşturduğu bu fâsit telakkî bile bu rivâyetleri reddetmek için yeterli bir neden sayılmalıdır. Bu konuda zikredilen hadislerin İsrâiliyat kaynaklı olmasını ve İslâmî literatüre de hıristiyan öğretisinden geçmiş olacağını da vurgulamak gerekir. Bu konuda Pavlos’un II. Mektubunun II. babında ve Müşâhedât’ın 19. babında Hz. İsa’nın Deccâlı öldüreceği yazılıdır. (29) Hz. Mesîh’in tekrar dünyaya geleceğini bildiren rivâyetler, Kur’an’ın bu konudaki açık nasslarıyla çeliştiğinden, tekrar dünyaya gelmesinin İslâm’ın getirdiği mesaj ve tebliğ ile uyumunun bulunmamasından dolayı kabul edilmesi zordur. Ancak, Hz. Mesih’le ve mehdiyle ilgili hadisler birer sembol kabul edilerek zâhirî anlamlarıyla değerlendirilmeyip “bunlar müteşâbih hadislerdir, bunlarla kast edilen başka anlamlar vardır” denilir ve ne itikadî ve ne de amelî bir bağlayıcılığı olmamak ve herhangi bir mükellefiyet de getirmemek kaydıyla kabulünde ve zikrinde mahzur olmayabilir. Hz. İsa’nın eceliyle ölmüş olduğunu Kur’an’ın açık naslarına rağmen kabul etmek istemeyenler, iki bin yaşını çoktan geçmiş olarak, (hıristiyanların inancının bir benzeri şekilde, göğe kaldırılıp orada) yaşadığını ve dünyaya geleceğini değerlendirirken, hadis rivâyetlerinin dışında, delil olarak sadece şu âyeti gösterirler: “Bilakis Allah onu (İsa’yı) kendi nezdine yükseltmiştir (rafeahû).” (4/Nisâ, 158) Bu âyette kullanılan “rafea (kaldırdı, yükseltti)” kelimesi, aynı şekilde meselâ, İdris (a.s.) için de kullanılmıştır: “Kitapta İdris’i de an. Hakikaten o, pek doğru bir insan, bir peygamberdi. Onu üstün bir makama yükselttik (rafa’nâhu).” (19/Meryem, 56-57) “Allah onu kendisine yükseltmiştir” ifadesini tek başına ele alıp “Hz. İsa ölmedi, o halen yaşıyor” diyebiliyorsak, aynı ifadeden hareketle Hz. İdris de ölmemiştir, halen yaşamaktadır, Allah onu da göğe yükseltmiştir” dememiz gerekmektedir. Hz. İdris için, yükseltme, “Allah indindeki makamı yükseltildi; manevî derece olarak Allah katında mertebesi yükseltildi” denilirken aynı kelime kullanıldığı halde, Hz. İsa için niye mecazî anlam olarak, “Allah katında manevî makamı yükseltildi” anlamı verilmez ve bu çelişki nasıl izah edilir? Bu çelişkiden daha büyük yanlış, -hâşâ- Allah’a mekân isnad etmektir. Âyette “Allah onu kendi nezdine yükseltmiştir” ifadesinden “göğe yükseltilme” anlamı nasıl çıkacaktır? Allah, hâşâ gökte midir ki, kendine yükseltmesi, göğe kaldırma olarak değerlendirilebilsin?! Eski Ezher şeyhi Mahmut Şeltut, bu âyetle ilgili olarak şunları söyler: “Bilakis Allah onu (İsa’yı) kendi nezdine yükseltmiştir (rafeahû).” (4/Nisâ, 158) Bu âyet, Hz. İsa’yı kesin olarak öldürmediklerini anlatan ifadeden sonra gelmiştir. Ref’ (yükseltme)den maksat, İsa (a.s.)’yı düşürmeyi amaçladıkları şeye engel olmak suretiyle İsa’nın derecesinin ve konumunun yükseltilmesidir. Böylece mana şu şekilde olmaktadır: “Allah İsa’yı onlardan korumuştur. Onlar onu öldürmeyi gerçekleştirememişlerdir. Hatta Allah onların tuzaklarını boşa çıkarmış ve onu kurtarmıştır. Ve onu eceliyle vefat ettirmiş; böylece de onun derecesini yükseltmiştir. Böylece âyet, Allah Teâlâ’nın şu sözüyle tamamen uyuşmaktadır: “Seni vefat ettirecek, seni Bana yükseltecek (ref’) ve seni küfreden kimselerden tertemiz kılacağım.” (3/Âl-i İmrân, 55). Bu âyet, onların İsa’nın cismiyle, diri olarak ref’i konusundaki tezlerini çürütmektedir. İmam Fahreddin Râzi, tefsirinde şöyle demektedir: “Seni tertemiz kılacağım. Yani seni onların arasından çıkaracak, seninle onların arasını ayıracağım. Kendisine ref’ (yükseltme) lafzıyla şânının büyüklüğü anlatıldığı gibi, tertemiz kılma (tathir) lafzıyla da arındırma manası bildirilmiştir. Tüm bunlar, onun şânının ve derecesinin yükseltilmesindeki mübâlağaya işaret etmektedir. Alla Teâlâ’nın şu sözünün anlamı hakkında da şöyle demektedir: “Sana tâbi olanları küfreden kimselerin üstünde kılacağım.” (3/Âl-i İmrân, 55) Buradaki “üstünde”likten kast edilen hüccet ve burhan ile olmasıdır. Bil ki, âyet-i kerimedeki ref’ine delâlet eden “seni Bana yükselteceğim”, derecenin ve şânın yükseltilmesidir. Yoksa yön ve mekânla ilgili değildir. “Üstünde” kılmada olduğu gibi mekânla ilgili bir durum değil; tamamen derece ve şânın yükseltilmesi ve yüceltilmesidir.” “Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: ‘Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin’ dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız Sen oldun. Sen her şeyi hakkıyla görensin.” (5/Mâide, 117) Bu âyet, dolaylı yoldan başka bir tevhid gerçeğine dikkat çekmektedir: Peygamberlerin, ölümlerinden sonra artık dünya üzerinde tasarruf imkânlarının kalmadığı. Böyle bir tasarruf sözkonusu olduğunda akla gelecek ilk isimlerden biri olan peygamber Hz. İsa’ya: “İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü/tanık idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız Sen oldun” diye söyletilmesi gösteriyor ki, hiçbir insan, ne kadar büyük olursa olsun, ölümünden sonra, dünya üzerinde tasarruf sürdüremez. Böyle bir şey, beşer olmakla çelişir. Ve tüm peygamberler de beşerdir. Buradan hareketle tasavvuf bünyesine sokulan “ölüm sonrası evliyâ tasarrufları” anlayışının Kur’an dışı olduğunu rahatlıkla fark ederiz. Bu tevhid dışı anlayış, asırlarca kabirleri, ölüleri, ölülerin eşyasını tanrılaştırma illetinin kucağına itmiş, vahyin rahmetiyle aramıza engeller koymuştur. Kur’ân-ı Kerim, Hz. İsa’yı bir peygamber olarak tanıtır. Onun peygamberliği, daha doğumunun ilk gününde ilân edilmişti: “Çocuk şöyle dedi: ‘Ben Allah’ın kuluyum. O, bana Kitab’ı verdi ve beni peygamber yaptı.” (19/Meryem, 30). Hz. Muhammed (s.a.s.) ise, peygamberlerin sonuncusudur: “Muhammed, sizin erkeklerinizden hiç birinin babası değildir. Fakat O, Allah’ın rasûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilir.” (33/Ahzâb, 40). Hz. İsa’nın Hz. Muhammed (s.a.s.)’den sonra dünyaya gelmesi, bu âyetler ışığında değerlendirilince mümkün değildir. Gelmiş olsa, son peygamber Hz. Muhammed değil; Hz. İsa olur. İkinci gelişinde Hz. İsa’nın peygamber olmayacağını iddia etmek, İsa’nın peygamberliği ile ilgili âyetleri inkâr anlamına gelebilir. Hz. İsa geldiğinde Kur’an âyetlerini inkâr etmeyeceğine göre kendisinin peygamber olduğunu bildiren âyetlere de inanacaktır. Bu durumda Hz. Muhammed (s.a.s.)’in son peygamber oluşunu inkâr etmiş duruma düşmeyecek midir? Hz. İsa, Kur’an’ın tanıttığı şekliyle bir peygamberdir. Peygamberliği olmayan bir İsa’nın diğer insanlardan farkı, etkisi, inandırıcılığı ve gücü ne olabilir? Yine Hz. İsa’nın nüzûlü ile, bazı haramları helâl edeceğine dair hadis rivâyetleri, İslâm dininin tamamlandığını bildiren “... Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı beğendim.” (5/Mâide, 3) âyetiyle çelişir. Kendisinin İsa olduğunu iddia eden nice insanlar çıkmış, çıkmakta ve çıkacaktır. Gerçek İsa (a.s.)’yı insanlar nasıl tanıyacaktır; daha önce gösterdiği gibi mûcizeleri de, peygamber olarak gelmeyeceği için gösteremeyecektir. Bu da kendisinin Mehdi olduğunu iddia edenler gibi istismar konusu olacak, sahte Mesihlerin insanları kandırma yolu ardına kadar açılmış olacaktır. Bilindiği üzere, Papa suikastçısı M. Ali Ağca bile, tarihin çöplüğünde yer almış yüzlerce sahtekâr kişi gibi, kendisinin Mehdi ve İsa olduğunu iddia edebilmektedir. Eski bir müftü ve milletvekili olan Hasan Mezarcı’nın da kendisinin Hz. İsa olduğunu ve gökten indiğini iddia ettiğini de biliyoruz. Hz. Peygamberimiz zamanında minare olmadığı halde, Hz. İsa’nın Şam’daki beyaz minareye ineceği iddia edilebilmektedir. Hatta Adıyaman’daki meşhur şeyhin bulunduğu câminin minaresi bembeyaz renge boyanmış, Hz. İsa’nın oraya ineceği iddia edilerek, köye “inilecek yer” anlamına gelen “Menzil” adı verilmiştir. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bunlar, ne ilk ve ne de sondur. Bunun gibi nice beklentiler, oyalanmalar, kurtarıcı bekleyip sorumluluktan kaçmalar ve istismarlar söz konusu olduğu gibi bu gidişle çok daha olacaktır. Ahmed Kalkan |
|
|
|
|
|
#5 |
|
'вєякє αy Sαgoisт'
![]() ![]() ![]() ![]() |
Herşey kıyamette olacak..
|
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
|
FrmTR Facebook |
FrmTR Twitter |
Vidyotup |
YorumTR | Haberler |
Okul Arkadaşım |
Kıbrıs |
Kısa Link |
Domain
|