En Komik ve Eğlenceli Videolar...   *   FrmTR Facebook App   *   FrmTR Android App
Forum TR
Go Back   Forum TR > İslam ve İnsan Bölümleri > İslam ve İnsan
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: reklam@frmtr.com

Uzaktaki Bir Veliye Karşı "Medet, Yardım Et, Yetiş" Demek Caiz midir

İslam ve İnsan Bölümleri Kategorisinde ve İslam ve İnsan Forumunda Bulunan Uzaktaki Bir Veliye Karşı "Medet, Yardım Et, Yetiş" Demek Caiz midir Konusunu Görüntülemektesiniz => Uzaktaki Bir Veliye Karşı "Medet, Yardım Et, Yetiş" Demek Caiz midir Sami Ruhan tarafından yazıldı.. Aşağıdaki mesajlarımız, manevi yardımlaşmayı, medet ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 04-09-11, 11:29   #1
Hızlı Üye
 
Giriş Tarihi: 22-01-2011
Mesajlar: 1,262
Varsayılan Uzaktaki Bir Veliye Karşı "Medet, Yardım Et, Yetiş" Demek Caiz midir


Uzaktaki Bir Veliye Karşı "Medet, Yardım Et, Yetiş" Demek Caiz midir


Sami Ruhan tarafından yazıldı..




Aşağıdaki mesajlarımız, manevi yardımlaşmayı, medet beklemeyi mesela 'Ya Resulallah yardım et', 'Ya filan şeyh yetiş' demeyi, yani istimdatı, istigaseyi inkar edenlere karşı yazılmıştır. Öncesinde tabii ki konuyla ilgili bazı Hadis-i Şerifler ve bazı Ulema beyanları verilmişti. Fakat Hadis-i Şerifler ve Ulema beyanlarına burun bükülmüştür. Burada, peş peşe 4 kısa yazımız olacak inşallah.
Birincisi, inkarcıların "Peki, yardım istemenin, istimdat'ın (istigasenin) Kur'an'da delili var mı" sözüne karşı bir yazıdır.
İkincisi ve üçüncüsü ise bazı Hadis-i Şerifler ve bazı Ulema beyanları olarak verdiğimizi söylediğimiz yazılardır.
Son olarak, yazılar içinde geçtiği için, bizzat görülebilmesi açısından Neml Suresi'nden 3 Ayet-i Kerimenin meal-i şerifini ve tefsirinden kısa bir nakil yapacağız inşallah. Tesir ve başarı Allah'tandır.


1.
Hadis-i Şerifleri ve Ulema beyanlarını yazdık. Tınnn. İnkarcı arkadaşları ilgilendirmiyor ve de kesmiyor.

Süleyman As., kendi huzurundaki bir Veli kuldan, Belkıs'ın tahtını "bir anda" (göz açıp kapayıncaya kadar) getirmesi için yardım istemiştir. Bu yardım isteği ve neticesi Kur'an-ı Kerimde vardır. (Neml Suresi, 38, 39, 40) Bir anda, çok uzaklardan koca bir tahtı getirebilmek SIRADAN insanların işi değildir. Hatta beşerin (insanlığın) da işi değildir. Bütün beşer birleşsin. 7 milyar insan. Bugünkü teknolojiyle yapsınlar bakalım?! Yapabiliyor musunuz? Bir tahtı (cismi) çok uzaklardan bir anda oradan yok edip buraya getirivermek galiba birilerine sıradan ve basit geliyor.
Çok uzaklardan bir tahtı bir anda getiriveren o kul, bir Peygamber değildir. Bir melek değildir. Cin de değildir. Hoş olsa ne olur! Allah'tan başkasından olağanüstü bir yardım istenmez diyen için o kul Veli olmasa da kendi mantığına aykırı olacaktır. Farz edelim, tahtı getiren Melek olsun! Ne fark eder? Yine Allah'tan başkası olmuyor mu? Sebeblere yapışmak lazımsa; ha Peygamber, ha Veli, ha cin, ha melek. Fark etmez. Hepsi sebebtir. Fail-i Mutlak ise ancak ve ancak Allah Tealadır. Yani sebeblerin vasıtasıyla yardım eden ancak Allah'tır. Nasıl olursa olsun yardıma vasıta olanlar ancak bir vesiledir, sebebdir.

Aslında Hadis-i Şerifleri tınmayanlar kendilerine yazık ediyorlar. "İlla Kur'an'dan Ayet" demek has Müslümanın işi değildir. Peygamberimiz "bana Kitap ve MİSLİ verildi" buyurmuştur. Kur'an-ı Kerim'de Mevlamız, "Kitap ve HİKMET verdik" diye Peygamberimizi vasıflandırmıştır. O nedenle illa Ayet diye ayak diretenler aslında İslam'ın ne olduğunu anlamamış olanlardır: İslam, sadece Kur'an'dan ibaret değildir.
Bununla birlikte, Süleyman As.'ın örneği yanında, hazır olanlar ve olmayanlar arasında olağandışı (manevi) yardıma ilişkin Kur'an'dan 3 misal daha verelim:
a- Yusuf As. ile Zeliha sultan yalnız kaldıklarında, "Rabbının Burhan'ı" diye tavsif edilen hadise zuhur etti. Kur'an'dadır. Tefsir uleması bu burhana "gaipten ses" dediler, "melek" dediler. Muteber bir nakle göre burhan, duvardan Yakup As'ın görünüp Yusuf As'a seslenmesiydi. Halbuki o sıra Yusuf As. ile Yakup As. birbirlerinden çok uzaktalardı. Hatta ayrılığından Yakup As'ın gözlerine perde inmiş ama (kör) olmuştu. Yusuf As. dan ayrılmasına çok üzülüyor ve gözlerinden oluncaya kadar ağlıyor idi.
b- Yine Yusuf As., Mısır veziri iken, kardeşlerine gömleğini vermiş, "bunu babama götürüp verin gözlerine sürüp koklasın" demiş idi. Ve babasının gözlerinin iyi olacağını söylemişti. Daha kardeşleri Mısır'dan ayrılmadan, memleketlerine yönelince, Yakup As. o kadar mesafe olmasına rağmen "Ben Yusuf'un kokusunu alıyorum" buyurdular. Bu da Kur'an'dadır. Ve nihayet, kardeşleri babalarının yanına dönünce Yusuf As'ın gömleğiyle Yakup As. iyileştiler.
c- Musa As., Allah katından bir ilim öğrenmek için Hızır As'a sipariş edilmiştir. Dikkat ediniz, Tur dağında Rabbısıyla konuşabilen Kelimullah ve Ulu'l Azm bir Peygamber, bir takım ilimler konusunda yardım alması için, Allah Teala tarafından bir başka kula gönderilmiştir. Her şeye kadir olan Allah, Musa kuluna da bizzat ilim öğretmeye kadirdi. Amenna. Fakat, adetullah, her işi bir sebebe, her ilmi bir kapıya bağlamıştır.
Bu ve benzeri Ayetler manevi yardımlaşmanın caiz olduğunu; Allah'tan başkasından olağanüstü (maddi irtibatsız, manevi) yardım istenmez, beklenmez, alınamaz diyenlerin hata ettiklerini göstermektedir.
Son söz: Halbuki, inkarcılar, başta verilecek olana da; maddi ve manevi yardımlaşma, yardım isteme, yardım görme konularında bize ulaştırılan sahih Hadis ve Ashab arasındaki örneklerine de itibar etmeleri gerekirdi.



2.
Manevi (Hazır Olmayan -Gözle Görülemeyen- Bir Takım Kudsi Varlıklardan) Yardım İstemenin Delilleri
Utbe ibni Gazvan Radıyallahu Anhdan rivayet edilen bir Hadis-i Şerifte, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Sizin biriniz bir şey kaybederse yahut yanında arkadaşı bulunmadığı bir yerde yardım dilerse 'Ey Allah'ın kulları bana yardım edin! Ey Allah'ın kulları bana imdat edin!' desin. Çünkü Allah'ın bizim görmediğimiz kulları vardır." (Taberani, el-Mu'cemü'l-Kebir, No: 290, 17/117, Heysemi, Mecme'u'z-Zevaid, No: 17103, 10/188)
İmam Taberani Rahimehullahın beyanına göre, bu Hadis-i Şerif denenmiş, böylece yardım görülmüştür.
İbni Abbas Radıyallahu Anhumadan rivayet edilen bir Hadis-i Şerifte de Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
"Şüphesiz ki Allah Teala'nın, hafaza meleklerinin dışında yeryüzünde melekleri vardır ki ağaç yapraklarından düşenleri yazarlar. Sizin birinize çöl arazisinde bir aksaklık isabet ederse, 'Ey Allah'ın kulları! (Bana) yardım edin' diye seslensin." (İbni Hacerel-Askalani, Muhtasar-ı Zevaidi'l Bezzar, No: 2128, 2/420)
Abdullah ibni Mesud Radıyallahu Anhdan rivayet edilen diğer bir Hadis-i Şerifte, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz ifade etmişlerdir:
"Sizin birinizin sahrada hayvanı kaçarsa, 'Ey Allah'ın kulları hapsedin! Ey Allah'ın kulları durdurun!' diye seslensin. Çünkü Allah'ın yeryüzünde hazır bulunan kulları vardır, onu tutarlar." (Ebu Ya'la, Müsned, No: 5269, 9/177, İbni Hacer, el- Metalibu'l Akliye, No: 3375, 3/239, Taberani, el-Mu'cemü'l-Kebir, No: 10518, 10/217, Deylemi, Müsned-i Firdevs, No: 1311, 1/330)
İşte bütün bu Hadis-i Şerifler, mukaddes ruhlara sahip olan varlıklarla tevessülün (onları vesile kılmanın) ve onlardan himmet (yardım) istemenin meşruiyyetinin açık delilleridir.
Devenin bulunması için yardım edenler, Mevla'nın bulunması için yardım etmezler mi?
Allame Muhammed ibni Allan Rahimehullah "Ezkar" şerhinde şöyle demiştir.
"Bu Hadis-i Şeriflerde geçen, "Allah'ın kulları"ndan maksat, ya melekler veya müslüman cinler ya da "Ebdal" diye isimlendirilen "Rical-i Gayb" (seçkin veliler) dir."
İmam Nevevi Radıyallahu Anh şöyle demiştir:
"İlimde büyük hisse sahibi olan bazı şeyhlerimiz, içlerinden birinin katırı kaçtığında bu Hadis-i Şerifle amel ederek, Allah'ın kullarından yardım istediklerini ve o anda hayvanlarının bulunduğunu bize nakletmişlerdir.
Bir kere benim de aralarında bulunduğum bir cemaatte, hayvan kaçmağa başladı, insanlar onu tutmaktan aciz kalınca ben bu isti'ane'yi (yardım isteme lafzını) söyledim. Benim bu sözümden başka görünen hiçbir sebep ortada yokken hayvan o anda durdu." (İbni Allan, el-Fütuhatü'r-Rabbaniyye, 5/150-151)
İmam Nevevi gibi Şafi'i mezhebinde içtihad mertebesine ulaşmış büyük bir alimin bu beyanı bu Hadis-i Şerifin sağlamlığına ve bununla amel etmenin cevazına (İslam'a uygun olduğuna) açıkça delalet etmektedir.
Ayrıca Sahabe-i Kiramın tatbikatı (uygulamaları) da bu yöndedir. Çünkü onlar, vefatından sonra da, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimize nida ederek yardım istemişlerdir. Nitekim şu rivayetler bunun en açık delillerindendir:
RESULULLAH (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) EFENDİMİZ İLE MÜSLÜMANLARIN TEVESSÜLÜ:
Hafız İbni Kesir'in naklettiğine göre, Yemame vak'asında müslümanların şiarı (nişanı) "Ey Muhammed!" sözleriydi. (İbni Kesir, el Bidaye ve'n-Nihaye: 6/324)
kaynak : Ahmed Mahmud Ünlü, Rabıta Risalesi, sf. 160-161
Feyzu'l Kadir'in müellifi, İmam Subki'den naklen şöyle demiştir: "Allah Teala'ya yaklaşmak için Peygamberleri vesile kılmayı = teşeffu' ve istianeyi (şefaat, medet dilemek ve manevi yardımı), selef ve haleften (Peygamber Efendimizin zamanından), İbnu Teymiyye'ye gelinceye kadar hiçbir kimse inkar etmemiştir. İbnu Teymiyye ise hak yoldan ayrılıp, şefaat ve vasıtayı, meded beklemeyi inkar etmiştir."
Tevessül hususunda dilerseniz En-Nisa' 64 ve El-Maide 35. ayetleriyle alakalı İbnu kesir c. 2 sf. 306; Alusi cüz 6 sf. 35; Keşşaf c. 1 sf. 538; Tefsir-i Hatib c. 1 sf. 307 ve diğer tefsirlere bakınız; vesileden maksadın salih amel ve salih insan olduğunu görürsünüz. Bu hususta hiçbir tefsir diğerine muhalefet etmemiştir. Ehli Sünnet dışındakiler müstesna…
İktibas: allame İsmail Çetin, Ehli Sünnetin Nazarı İtikadın Ölçüsüdür, Dilara Yayınları.
Şafii ulemasından Allame Şihab er-Remli Rahimehullaha, "Bazı insanlar zorluklarla karşılaştıklarında: 'Ya Resulallah!', 'Ya Şeyh filan!' gibi nidalarla, Peygamberlerden, Velilerden, Alimler ve Salihlerden istiğasede bulunuyorlar (meded dileniyorlar), bu caiz midir? Bu zatların, vefatlarından sonra bir iğaseleri (yardımları) var mıdır?" diye sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:
"Resullerin, nebilerin ve velilerin, vefatlarından sonra da yardımları vardır. Çünkü Peygamberlerin mucizeleri ve velilerin kerametleri ölümlerinden sonra kesilmez.
Zira birçok sağlam Hadis-i Şeriflerde varid olduğu üzere, Peygamberler kabirlerinde diridirler, namaz kılarlar, hacca giderler, dolayısıyla onların yardımları mucizelerinden sayılır.
Şehitler de diridirler, gündüz gözüyle aşikare kafirlerle harbettikleri açıkça görülmüştür. Velilerin yardımı ise onların kerametleridir." (Fetave'r Remli, fi Hamişi'l Fetave'l Kübra, ibni Hacer el-Heytemi, 4/382, el-Fetave'l Hayriyye, fi Hamişi'l Ukudi'd-Dürriyye fi Tenkihi'l Hamidiyye, 2/279-280, Tehanevi, Ahkamü'l Kur'an, 3/67, Nebhani, Şevahidü'l-Hak, Sf. 141)
***
Şeyh Abdulğani En-Nablusi Cemu'l Esrar fi Men'i Eşrar an-it-Ta'ni fis Sofiyet-il-Ahyar adlı eserinde, Şehab-ur-Remli'nin sözünü naklettikten sonra şöyle devam eder: “Şehab-ur-Remli, Ey İman edenler Allah'tan korkun ve vesileyi taleb edin…” mealindeki Ayete mebni (dayanarak), tevessül (vesile kılmanın) ve istiğasenin (manevi yardım istemenin) caiz olduğunu kastetmektedir. Nitekim Şehab-ur-Remli demiştir ki: Enbiya ve Evliyaya, ölümlerinden sonda da sığınmak caizdir. Çünkü Enbiyanın mu'cizeleri, Evliyanın kerametleri, ölümleriyle kesilmez.
Şevahidu'l Hak adlı eserde, Şeyh Yusuf Nebhani bu hususta dört mezheb ulemasının sözlerini nakletmektedir.



3.
“İmam Beyhaki’nin sahih bir isnatla Malik Ed-Dar’dan rivayet ettiğine göre ikinci Halife Ömer Bin Hattab Hz.leri zamanında kıtlık ve açlık oldu. Sahabelerden biri (Bilal B. Haris el-Muzeni) Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellemin) kabr-i şerifine teberrük (bereketlenmek ve yardımını görmek) amacıyla giderek şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Resulü! Allah’a dua et ki ümmetine yağmur yağdırsın. Çünkü helak olmuş durumdalar.” Sonra bu adam Peygamberimizi rüyasında görmüş ve Peygamberimiz ona şöyle demiştir: “Ömer’e selam söyle ve Allah’ın onlara yağmur yağdıracağını haber ver.” Adam Ömer’e gider ve olanları anlatır.” (Dikkat ediniz Helefa-i Raşidin olan o mübarekler, Bilal Hz.lerine "kabre niçin gidip seslenip yardım bekledin! Bu suçtur, kusurdur ya da dinden edicidir" vs. gibi bir çıkışta bulunmamışlar, tersine Allah'ın Resulünden gelen başımız üzeredir deyip hıçkırıklarla ağlamışlardır)
Bu hadisi İbni Hacer el-Askalani Fethu'l Bari adlı kitabında nakletmiştir, c. 2 sf. 495. Hadis numarası 1010. Kitabu'l Istisgai konu başlığındaki 3. Bölümde (Babu sualin ma fi el-imame el-istisgae iza kahatu)
İslam Tarihinde bu konuları ilk kez inkar eden İbnu Teymiyye'nin öğrencisi İbni Kesir de El-Bidaye ven-Nihaye adlı eserinde bunu nakletmiştir ve sahih değil dememiştir... (c. 7 s. 91)



4.
İşte İbnu Kesir'in ilgili Ayetleri tefsirinden bir bölüm:

Neml, 38 — (Süleyman As.) Dedi ki: Ey ileri gelenler, kendileri bana müslüman olarak gelmeden önce hanginiz onun tahtını bana getirebilir?
39 — Cinnlerden bir ifrit dedi ki: Sen, yerinden kalkmadan, onu sana getiririm, eminim ki buna gücüm yeter.
40 — Nezdinde kitabdan bir bilgi bulunan (Veli) de dedi ki: Gözünü açıp kapamadan ben, onu sana getiririm. Süleyman, tahtı yanına yerleşivermiş görünce dedi ki: Bu, Rabbımm lutfundandır. Şükür mü yoksa küfür mü edeceğim diye beni sınamak içindir. Kim şükrederse; ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de küfrederse; muhakkak ki Rabbım; Gani'dir, Kerim'dir.


Yezid İbn Ruman'dan rivayetle Muhammed İbn İshak şöyle anlatıyor: Elçiler Belkis'a Hz. Süleyman'ın cevabını getirdiklerinde, o: "Allah'a yemin olsun ki ben, onun bir kral olmadığını, bizim ona karşı gücümüzün yetmeyeceğini kesin olarak bildim. Onun satveti ve gücü karşısında bizim yapabileceğimiz hiç bir şey yok" deyip Hz. Süleyman'a: "Kavmimin büyükleriyle birlikte emrini ve bizi çağırmış olduğun dinini görmek üzere gelmekteyim" diye haber göndermiş, sonra üzerinde oturmakta olduğu ve yakut, zeberced ve inciyle işlenmiş, altından olan hükümdarlık tahtının birbiri içinde, iç içe yedi evin ortasına konulmasını, kapılarının kilitlenmesini emretmiş. Sonra hükümdarlığına vekil olarak bıraktığı kişiye: “Yanında bulunan şeyleri ve hükümdarlık tahtımı iyi koru. Allah'ın kullarından hiç birisi ona ulaşamasın ve ben gelinceye kadar onu hiç kimse görmesin” demiş.
Sonra da her birerinin emri altında binlerce kişi bulunan Yemen krallarından on iki bin itibarlı kişi arasında Hz. Süleyman'a gitmek üzere yola çıkmış.
Hz. Süleyman her gün ve gecede onların yürüyüşlerine dair haber almak üzere bir cinni göndermeye başlamış. Belkis yaklaştığı zaman, Süleyman As., emri altındaki cinn ve insanları toplayıp: «Ey ileri gelenler, kendileri bana Müslüman olarak gelmeden önce hanginiz onun tahtını bana getirebilir?» diye sormuş.
Katade der ki: Belkis'ın gelmekte olduğu haberi Hz. Süleyman'a ulaştığında ki Belkis'ın bir tahtı olduğu ona anlatılmış ve taht onun çok hoşuna gitmişti. Bu taht altundan olup ayakları inci ve cevherden imiş, üzerinde saf ipekten bir örtü varmış. Bu tahtın üzerinde dokuz kilit bulunuyormuş. Hz. Süleyman onlar Müslüman olduktan sonra bunu almayı kerih görmüş. Allah'ın peygamberi biliyormuş ki; onlar Müslüman olduklarında, kanları ile beraber malları da haram olacaktır. Bunun üzerine «Ey ileri gelenler, kendileri bana Müslüman olarak gelmezden önce hanginiz onun tahtını bana getirebilir?» demiş. Ata el-Horasani, Süddi ve Züheyr İbn Muhammed de «Onlar bana müslüman olarak gelmezden önce...» ayeti hakkında onların Müslüman olmalarıyla mallarının haram olacağı açıklamasını getirmişlerdir.
Mücahid, «Cinnlerden bir ifrit dedi ki...» ayetindeki ifriti; güçlü kuvvetli bir cinn ile tefsir eder. Şuayb el-Cübbai bu cinninin adının ….. (taramadan okunamadı) olduğunu söyler. Yezid İbn Ruman'dan rivayetle Muhammed ibn ishak ile Vehb ibn Münebbih de böyle söylemiştir. Ebu Salih onun, dağ gibi (iri) olduğunu söyler.
İbn Abbas, «Sen, yerinden kalkmadan onu sana getiririm.» ayetini: Sen, meclisinden kalkmazdan önce, şeklinde açıklar. Mücahid ise: «Sen, oturduğun yerden kalkmazdan önce» açıklamasını getirir. Süddi ve bir başkası ise şöyle diyor: Hz. Süleyman insanlar için günün başlangıcından güneşin zevaline kadar hüküm, hasımlaşmalar ve yemek için otururdu.
ibn Abbas, «Eminim ki buna gücüm yeter.» ayetini şöyle açıklıyor: «Ben onu yüklenecek kadar güçlü, ondaki cevherleri koruyacak emin birisiyim.»
Hz. Süleyman (a.s), “Ben bundan da acele olmasını istiyorum”, demişti. Buradan anlaşılıyor ki Allah'ın peygamberi Hz. Süleyman bu tahtın yanında hazır edilmesiyle Allah'ın kendisine bahşetmiş olduğu hükümdarlığın, kendisinden önce kimseye verilmemiş, kendisinden sonra hiç kimseye müyesser olmayacak, buyruğuna verilmiş ordunun büyüklüğünü izhar etmek, Belkis ve kavmine karşı peygamberliğine bir delil edinmek istemişti. Zira onlar kendisinin yanına gelmezden önce ülkesinden tahtını olduğu şekilde getirmek harikulade büyük bir şeydir. Ayrıca Belkis bu tahtı kilitler, muhafızlarla emniyet altına almıştı.
Hz. Süleyman: Bundan daha da çabuk olmasını istiyorum, dediğinde «Nezdinde kitabdan bir ilim bulunan biri de dedi ki...» İbn Abbas bu kimsenin, Hz. Süleyman'ın katibi Asaf olduğunu söyler. Muhammed ibn İshak'ın Yezid İbn Ruman'dan rivayetine göre; bu, Asaf İbn Berhiya'dır. Sıddik birisi olup İsm-i A'zam'ı bilirmiş. Katade der ki: Mü'min bir insan olup, adı Asaf idi. Ebu Salih, Dahhak ve Katade de onun insanlardan olduğunu söylerken, Katade ayrıca onun İsrailoğullarından olduğu fazlalığını getirir. Mücahid, onun isminin Ustum olduğunu söyler. Kendisinden gelen rivayetlerden birinde Katade, onun adının, Beliha olduğunu söylemiştir. Züheyr İbn Muhammed ise onun, Zünnur adında Endülüslü biri olduğunu söylüyor. Abdullah İbn Lehia, onun Hızır olduğunu sanmıştır. Ancak bu, gerçekten garibdir (tuhaf bir haberdir, yani Hızır As. olamaz).

...

reddulmuhtar sitesinden alıntıdır
eslemteslim çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-09-11, 15:55   #2
Bağımlı
 
Giriş Tarihi: 21-03-2007
Mesajlar: 1,613
Varsayılan C: Uzaktaki Bir Veliye Karşı "Medet, Yardım Et, Yetiş" Demek Caiz midir


Sözlerin en güzeli Allah'ın sözüdür.
Falan filanın uydurduğu masallara değil Allah'ın sözüne uyun.
Sonradan uydurulmuş olana değil Allah tarafından indirmiş olan dine uyun.



“Darda kalmış kişi duâ ettiği zaman onun yardımına kim yetişiyor da sıkıntıyı gideriyor ve sizi yeryüzünün hâkimleri yapıyor? Allah ile beraber başka bir ilâh mı var? Ne kadar az düşünüyorsunuz.” (Neml, 62)

“De ki: Allah’ın dışında kuruntusunu ettiklerinizi çağırın bakalım; onlar, sıkıntınızı ne gidermeye, ne de bir başka tarafa çevirmeye güç yetirebilirler.” (İsrâ, 56)

Allah’ın yakınından kıyâmet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek kimseleri çağırandan daha sapık kimdir? Oysaki bunlar onların çağrısının farkında değillerdir. (Ahkaf, 5)

Görmezlikten gelip kafir olanlar, benim yakınımdan kendilerine veli olacak kimselere tutunacaklarını mı sanıyorlar? Biz Cehennemi işte bu kafirlerin kalacakları yer haline getirmişiz dir. De ki: "İşlediklerinden dolayı en büyük kayba kimlerin uğrayacağını haber vereyim mi? Onlar, bu dünyada çalışmaları boşuna gidenlerdir; ama iyi bir iş yaptıklarını sanırlar."(Kehf,102-104)


Allah'a karşı yalan düzüp-uydurandan veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hiç şüphesiz o zalimler kurtuluşa ulaşamazlar.(Enam, 21)
ardago veTevhidveSunnet bunu beğendi.
siyahbey4z çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-09-11, 18:08   #3
Hızlı Üye
 
Giriş Tarihi: 22-01-2011
Mesajlar: 1,262
Varsayılan C: Uzaktaki Bir Veliye Karşı "Medet, Yardım Et, Yetiş" Demek Caiz midir


sözlerin en güzeli Allah c.c ın sözüdür.
evet biz de dediğiniz gibi masallara değil Allah c.c ın sözüne uyup Allah ın sözüne uyanların yolundan gittik ve bu yolu takip edenlerin yazdıklarını aktardık.
Allah tarafından indirilmiş olan dine uyup size,sonradan uydurulmuşlar zümresindekilerden yalnızca birine reddiyemizi naklettik.
hidayet Allah-u Teala dandır.
eslemteslim çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-09-11, 00:45   #4
Yabancı
 
Giriş Tarihi: 07-09-2006
Mesajlar: 339
Varsayılan C: Uzaktaki Bir Veliye Karşı "Medet, Yardım Et, Yetiş" Demek Caiz midir


Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen siyahbey4z Mesajı Göster
Sözlerin en güzeli Allah'ın sözüdür.
Falan filanın uydurduğu masallara değil Allah'ın sözüne uyun.
Sonradan uydurulmuş olana değil Allah tarafından indirmiş olan dine uyun.



“Darda kalmış kişi duâ ettiği zaman onun yardımına kim yetişiyor da sıkıntıyı gideriyor ve sizi yeryüzünün hâkimleri yapıyor? Allah ile beraber başka bir ilâh mı var? Ne kadar az düşünüyorsunuz.” (Neml, 62)

“De ki: Allah’ın dışında kuruntusunu ettiklerinizi çağırın bakalım; onlar, sıkıntınızı ne gidermeye, ne de bir başka tarafa çevirmeye güç yetirebilirler.” (İsrâ, 56)

Allah’ın yakınından kıyâmet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek kimseleri çağırandan daha sapık kimdir? Oysaki bunlar onların çağrısının farkında değillerdir. (Ahkaf, 5)

Görmezlikten gelip kafir olanlar, benim yakınımdan kendilerine veli olacak kimselere tutunacaklarını mı sanıyorlar? Biz Cehennemi işte bu kafirlerin kalacakları yer haline getirmişiz dir. De ki: "İşlediklerinden dolayı en büyük kayba kimlerin uğrayacağını haber vereyim mi? Onlar, bu dünyada çalışmaları boşuna gidenlerdir; ama iyi bir iş yaptıklarını sanırlar."(Kehf,102-104)


Allah'a karşı yalan düzüp-uydurandan veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hiç şüphesiz o zalimler kurtuluşa ulaşamazlar.(Enam, 21)
Çok güzel anlatmışsın..
ardago çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-09-11, 09:58   #5
Hızlı Üye
 
Giriş Tarihi: 22-01-2011
Mesajlar: 1,262
Varsayılan C: Uzaktaki Bir Veliye Karşı "Medet, Yardım Et, Yetiş" Demek Caiz midir

Ya “İslam’la” yükselir, Ya inkarla çürürsün.. Bu yol mezarda bitmiyor, gittiğinde görürsün!..diyor Necip Fazıl.biz,size ehl-i sünnet olan yolu gösterdik,siz kabul etmediniz.yazılanları okumuş olsaydınız düşüncelerinizin yanlış olduğunu anlayacaktınız.ehl-i sünnet üzere olmayıp bozuk itikad ile ölenin de itikadının bozukluğu nisbetinde cehennemde kalacağını biliyor olsaydınız da yazılanları okuyacaktınız.
eslemteslim çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm saatler GMT +2. Şuan saat: 19:34
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


FrmTR Facebook | FrmTR Twitter | Vidyotup | YorumTR | Haberler | Okul Arkadaşım | Kıbrıs | Kısa Link | Domain
5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Search Engine Optimization by vBSEO