Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > İslam ve İnsan Bölümleri > İslam ve İnsan
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

Ölüm ve Azrail'in Görevi.

İslam ve İnsan Bölümleri Kategorisinde ve İslam ve İnsan Forumunda Bulunan Ölüm ve Azrail'in Görevi. Konusunu Görüntülemektesiniz => Ölüm dediğimiz olay ruhun bedenden ayrılmasıyla ile başlamaktadır Bu anda vücudun dört unsuru çok özel bir operasyonla birbirinden çözülür.Aslında olayı ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 22-10-05, 16:24   #1

Varsayılan Ölüm ve Azrail'in Görevi.


Ölüm dediğimiz olay ruhun bedenden ayrılmasıyla ile başlamaktadır
Bu anda vücudun dört unsuru çok özel bir operasyonla birbirinden çözülür.Aslında olayı bilimsel olarak düşünürsek bu çözülmenin ne kadar güç olduğunu farkederiz
çünkü insanda ruh ,nefs ve kalp gibi ayrı boyutlarda olan manevi yanlarımız vardır
Buna karşılık beden bütün bu manevi varlıklara tüm hücreleri ile birlikte kilitlenmiştir
bu çözülmeyi sağlayan Hz.Azrail dediğimiz özel bir melektir
Her melekte olduğu gibi özel ilmi ve enerjisi ile bu çözülmeyi bir anda sağlayıverir
İnsanlara yanlış yere telkin ede ede Azrail'i ürkütücü bir güç olarak tanımamız çok yanlış olmaktadır
Hiç bir canlının ölüm seremonisine bir gücün katılması söz konusu değildir
Çünkü diğer canlılar 4 boyutlu sistemin yasaları içerisinde ölümle birlikte yokluğa mahkum olmaktadır
V e onların yapıları biyolojik maddesel bir sistemdir
insanın yapısı mana ve madde karışımı olduğu içinbunun çözülmesine özel bir vazifeli gerekmiş ve
Cenab-i Hakk bu göreviüstün ilim yetenekli Azrail'E vermiştir
Bir anlamda Azrailvücudumuzda madde ve mana ayrılırken
müthiş bir azab geçirmememiz için
Cenab-i Hakk'ın merhameti ile lütfettiği bir vasıtadır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-10-05, 17:18   #2

66 Cvp: Ölüm ve Azrail'in Görevi.


AZRÂİL

Allah'ın kendisine verdiği emirle canlıların ruhlarını almakla görevli olan ölüm meleği. Kur'an-ı Kerîm ve hadis-i şeriflerde bu şekliyle değil, doğrudan anlamı olan Melekü'l-Mevt (ölüm meleği) terimi kullanılmaktadır.

"De ki; üzerinize memur edilen ölüm meleği, canınızı alır. Sonra Rabbinize döndürülürsünüz. " (es-Secde, 32/11)

Azrail (a.s.) Cenâb-ı Hakk'ın emrindeki öteki melekler gibidir. Dört büyük melekten birisidir. O yalnızca kendisine verilen emri yerine getirir ve eceli tamam olmuş kulların ruhlarını alıp bu ruhu isteyene götürür. Onun emrinde de bazı melekler vardır. Bu melekler de kendilerine Allah'u Teâlâ tarafından ulaştırılan emirleri yerine getirirler.

"... Nihayet birinize ölüm gelince elçilerimiz onun canını alırlar, onlar hiç geri kalmazlar." (el-En'âm, 6/61).

Kur'an-ı Kerîm'de, meleklerin kâfir olan bir kul ile mümin olan bir kulun canlarını alışları tasvir edilmektedir. Kâfirlerin can verişleri şöyle tarif edilmektedir:

"Melekler, kâfirlerin canlarını alırken onları görseydin... Onların yüzlerine ve arkalarına vuruyorlar: Haydi, yangın (Cehennem) azabını tadın diyorlardı. " (el-Enfal, 8/50)

Nâşitat meleklerinin müminlerin canlarını da tatlılıkla alışları şöyle ifade edilmektedir:

"Melekler iyi insanlar olarak canlarını aldıkları kimselere de: Selâm size, yaptıklarınıza karşılık Cennet'e girin' derler." (en-Nahl, 16/32)

kaynak:Şâmil İA



arkadaşım eline sağlık bende ufak bir ekleme yapayım dedim





















.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-11-05, 03:27   #3

Varsayılan Cvp: Ölüm ve Azrail'in Görevi.


ikinizdende Allah razı olsun
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-11-05, 04:23   #4

Varsayılan Cvp: Ölüm ve Azrail'in Görevi.


hele can bogaza gelip dayandiginda (ki siz sadece bakisip durursunuz)biz ona sizden daha yakiniz.. buyuruyor allah..allah hepimize hayirli ölümler versin insallah.paylasim için saolun.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-11-05, 11:14   #5

Varsayılan Cvp: Ölüm ve Azrail'in Görevi.

Miskin kulun önünde sadece ölüm dehşetinden başka ne azap ne korku ne üzüntü bulunmasa dahi bu hayatını zehir etmeye kafidir. Sevincini bulandırmaya unutkanlık ve gafletini kendisinden uzaklaştırmaya bu yeter. Bunun hakkında uzun düşünmesi ve büyük bir hazırlık görmesi gerekir.

Nitekim hukemadan birisi şöyle demiştir: "Başkasının elinde bulunan bir üzüntüdür ki ne zaman seni kapsayacağını bilmezsin."
Lokman Hekim oğluna şöyle demiştir:
"Ey oğul! Ne zaman karşılaşacağını bilmediğin ölüm ansızın sana gelmeden önce onun için hazırlan!"

Ölüm sekeratındaki elemin şiddetini hakiki olarak ancak tadan bilir. Tatmayan bir kimse ise onu idrak ettiği elemlere kıyas etmekle veya insanların sekerat anında içinde bulundukları şiddetli hallerinden istidlal etmekle ancak bilir.

Ölmek üzere olan bir kimsenin sesi nefesi üzüntü onun kalbine yüklendiği her parçasına ulaştığı bütün kuvvetini yıktığı azaları zayıf düşürdüğü için kesilmiştir. Bu bakımdan bağırma mecali kalmamıştır. Aklı örtüp şaşırtmış, dili konuşamaz duruma getirilmiş, azaları zayıf düşürmüştür. Kişi inlemek bağırmak ve imdat istemekle biraz kendisini rahata kavuşturmak ister. Fakat buna gücü yetmez: Eğer kendisinde bir kuvvet alırsa ruhun çekildiği anda bir horlama gırtlağından, ve göğsünden bir homurtu işitilir. Bu esnada rengi bozulur, ağzına köpük yığılır. Sanki yaratılışının esası olan toprak onda belirmiştir. Onun her damarı çekilir.

Bu bakımdan, onun içine ye dışına eleme yayılır. Öyle ki gözleri yuvalarından fırlar, dudakları büzülür, dili çekilir, parmak uçları sararır. Bu bakımdan damarları çekilmiş bir bedenin halini sorma! Eğer çekilen tek damar olsaydı yine de elemi büyük olurdu. Oysa çekilen elem duyan ruhun bizzat kendisidir. O da bu damardan değil, bütün damardan çekilir. Öyleyse nasıl elem duymasın? Sonra tedrici olarak azalar ölür. Önce ayaklar soğur sonra baldırlar, sonra uyluklar!...

Her aza için üzüntüden üzüntü, sonra sekerattan sonra sekerat vardır. Can gelip boğaza dayanıncaya kadar, işte o anda kişinin dünyadan ve aile efradından nazarı kesilir. Önündeki tevbe kapısı kapanır. Onu hasret ve pişmanlık kaplar.

Nitekim Hz. Peygamber (s.a.) şöyle buyurmuştur:
"Can gelip boğaza dayanmadıkça kulun tevbesi kabul olur! Yoksa kötülükler yapıp yapıp da nihayet ölüm gelip çatınca ben şimdi tevbe ettim, diyenlere ve kafir olarak ölenlere tevbe yoktur." (Nisa, 18)

Hz. İsa (a.s.) şöyle demiştir: "Ey havariler cemaati! Allah'tan benim için ölüm şiddetini kolaylaştırmasını dileyin. Ölümden o derece korktum ki, korkum ölüm üzerinde ölmekten beni durdurdu!"
Hz. Âişe (r.a.) şöyle demiştir:

- Hz. Peygamberin ölümünün şiddetini gördükten sonra ölümü kolay geçmiş hiçbir kimsenin haline gıpta etmem.

Hz. Peygamber (s.a.) şöyle buyurmuştur:
"Ey Allah'ım! Ruhu damar, kemik ve parmaklar arasından çekip alıyorsun. Ey Allah'ım! Ölüme karşı bana yardım et ve ölümü bana kolaylaştır."

Hz. Peygamberden ölüm ve şiddeti sorulduğunda cevap olarak şöyle demiştir:
"Ölümün en kolayı yün içerisinde bulunan üç köşeli demir diken gibidir. Acaba diken koparıp çıkaracağı yün olmaksızın yünden çıkar mı?"

Hz. Peygamber bir hastayı ziyaret ettikten sonra şöyle dedi:
"Onun ne ile karşılaştığını biliyorum. Ölümün şiddetinden dolayı onun acımayan hiçbir damarı yoktur!"

Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
"Kul ölümün üzüntü ve dehşetleriyle pençeleşir. Onun mafsallarının biri diğerine selam vererek şöyle der: Selam senin üzerine olsun! Kıyamet gününe kadar sen benden, ben de senden ayrılıyorum."


İşte bunlar Allah'ın dostları üzerinde görülen ölüm acılarıdır. Acaba bizim gibi günahlara dalmış kimselerin hali ne olacaktır? Ölümün dehşetleriyle beraber diğer felaketler de bize hücum ederler, ölümün felaketleri üç tanedir.

1. felaketi: Şiddetli koma halidir.

2. felaketi: Ölüm meleğinin suretini görüp onun korkusundan kalbe hakim olmasıdır. Ölüm meleğinin günahkâr kulun ruhunu aldığı zamanki şekline en cesaretli insanın bile bakmaya gücü yetmez.

3. felaketi: Asilerin ateşteki yerlerini görmeleri ve görmeden önceki korkularıdır. Çünkü asilerin ölüm esnasında güçleri tükenir. Ruhları teslim olur. İki şeyden birini ayıran ölüm meleğinin narasını dinlemedikçe ruhları çıkmaz. Ya "ey Allah'ın düşmanı! Ateşle müjdelen" veya "ey Allah'ın dostu! Cennetle müjdelen!" der! Akıl sahiplerinin korkusu bundadır.

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Sizden bir kimse varacağı yeri bilmedikçe, cennet veya cehennemdeki yerini görmedikçe ölmez."
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat