|
||||
|
|
|||||||
| ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC | |||||||
|
|||||||
Genel Kültür Kategorisinde ve İslam ve İnsan Forumunda Bulunan Kuran ile birlikte Peygamberimize itaat ve hadislerine uymak gerektiğine dair ayetler Konusunu Görüntülemektesiniz => Bazı kimseler hadisleri reddedip kaynak olarak sadece Kuran kabul edilmelidir diyorlar. Kuran ile birlikte Peygamberimize itaat ve onun hadislerine uymak ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Yabancı
![]() Giriş Tarihi: 14-05-2008
Yaş: 37
Mesajlar: 135
Rep Puanı: 343696
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Bazı kimseler hadisleri reddedip kaynak olarak sadece Kuran kabul edilmelidir diyorlar.
Kuran ile birlikte Peygamberimize itaat ve onun hadislerine uymak gerektiğine dair ayetlerden bazıları: . Allah’a ve peygambere itaat: Nisa (80) Kim peygambere itaat ederse, Allah'a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse (bilsin ki) biz seni onlara bekçi göndermedik. (12) Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki elçimize düşen sadece apaçık bir tebliğdir. Allah resulüne müracaat: (59) Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu'l-emre (idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah'a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir. Allah’ı ve Kuran’ı kabul edip peygamberin ve sözlerini kaynak kabul edilmemesi gibi bir söz ileri atmak ayrıcalık yapmaktır: Nisa (151) Şüphesiz, Allah'ı ve peygamberlerini inkar edenler, Allah'a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, "(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkar ederiz" diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya;işte onlar gerçekten kafirlerdir. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır Sözde Kuran’ı övmek adına Peygamberimize ve hadislerine dil uzatan ve hadislerini önemsemeyenlerden uzak durmalı. Enam (112) İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları iftiralarıyla baş başa bırak. Kuran’ı daha iyi anlamak için Peygamberimizin hadislerinden vazgeçemeyiz. (4) Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah'ın emirlerini) iyice açıklasın. Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. O mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir. Mesajı son düzenleyen karkaslı ( 22-07-08 - 22:40 ). Neden: eksik harf |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Eski Üye
![]() Giriş Tarihi: 15-12-2005
Yer: İstanbul-Ankara-Trabzon
Yaş: 21
Mesajlar: 999
Rep Puanı: 2075341
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Sanırım imzamdaki yazılarda ne demek istediğimi anlatabiliyorum. Allahü Teala razı olsun.
|
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Leylâ.. Leylimin âhı..
![]() ![]() Giriş Tarihi: 01-06-2008
Yer: suskunluğun kalesindeyim.
Mesajlar: 6,997
Blog Mesajları: 1
Rep Puanı: 13998899
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Teşekkür ediyoruz..
Allah razı olsun.. |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Hızlı Üye
![]() ![]() Giriş Tarihi: 06-04-2006
Yer: Istanbul
Yaş: 31
Mesajlar: 1,740
Rep Puanı: 815772
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Arkadaşlar Allaha ve Peygambere itat edicez ama efendimize isnat edilen ve aslında uydurma olan hadislere asla itaat etmiyecez tabi.Kuranla çelişmeyen, kurana uygun olan hadislerin tarihsel bakımdan güvenilirliği varsa doru olma ihtimali yüksek olabilir, ama hangi hadisin gerçek hangi hadisin uydurma olduğunu kesin olarak bilemeyiz, bunun için kuranla çelişen ve kurana uygun olmayan bir hadis gördüğümde ben kesinlikle inanmam,kurana rağmende inanan inansın artık.
Peygamber efendimiz Allahın sözü üstüne söz söylemekten Allaha karşı korkar zaten, efendimiz Allahtan aldığını kuran aracılığı ile insanlara söyler, biz kurana itaat ettiğimizde Allaha ve peygamber efendimize en güzel itaati etmiş oluyoruz,Bakın aşağıdaki tefsiri görmeyen arkadaşlar okusun derim çok güzel bir şekilde izah edilmiş anlatmak istediğim. İSRÂ SÛRESİ’NDEN BİR ÖRNEK: PEYGAMBER BİLE DİNE KENDİNDEN BİR ŞEY KATAMAZ 73. Bize karşı başka bir şey uydurman için, az kalsın sana vahy ettiğimiz şeyden, seni saptıracaklardı. O zaman seni dost edineceklerdi. 74. Eğer Biz seni sağlam tutmasaydık, gerçekten, neredeyse onlara birazcık meyledecektin. 75. O zaman, hiç şüphesiz sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın. İsrâ 73. âyet için bazı nüzûl sebepleri anlatılmaktadır. Bu nüzûl sebepleri hakikate uygun düşmediği için burada yazmayı uygun bulmuyoruz. Ancak bu âyetin kendi içeriğinden anlaşılıyor ki, Mekke müşrikleri Hz. Peygamber’e gelip ilâhî vahyin dışında onu değiştirecek nitelikte din adına görüş beyan edip insanlara söylemesini, o takdirde kendisini dost edineceklerini söylemişlerdi. Bunu nasıl yaptıklarını ve nasıl ifade ettiklerini Yûnus 15’te görmüştük: “Onlara âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman, bize kavuşmayı beklemeyenler: Ya bundan başka bir Kur’ân getir veya bunu değiştir! dediler.” İşte onların Hz. Peygamber’e karşı çıkardıkları fitnenin ifadesi böyle olmuştur. Değiştirilmesi gerekli olan neydi? Müşrikleri Kur’ân’ın en çok rahatsız eden ilkesi, onların putlarını bir kenara atıp tevhid inancını getirmiş olmasıdır. Hz. Peygamber’den, Lât, Menât ve ‘Uzzâ gibi tanrılarına tapınmaları için müsaade etmesini ve bu doğrultuda görüş beyan edip halka ilan etmesini istiyorlardı. İbn Abbâs’ın naklettiği bu haber Yûnus 15’e uygun düştüğü için bunu kabul edilir buluyoruz. Bu açıklamadan sonra âyetlerin analizine dönebiliriz: “Az kalsın sana vahy ettiğimizden, seni saptıracaklardı.” Aslında mana “Az kalsın seni fitneye düşüreceklerdi” şeklinde olmalıdır. Fitne kelimesinin geniş açıklaması Bakara 191’de yapılmıştır. “Dönmek, sapmak, günaha maruz kalmak, büyülenmek, çıldırtmak, esir etmek, gönül çelmek, işkence etmek, hakikati tahrif etmek, elem vermek, tecrübe etmek, imtihan etmek, bir şeyi yakmak, birini görüşünden vazgeçirmek, şaşırtmak, gümüş veya altını eritmek” manalarına gelen bu kelime, Kur’ân’da ihtilaf (Âl-i İmrân 3/7); saldırmak (Nisâ 4/101); uzaklaştırmak (Mâide 5/49); mukayese etmek (En‘âm 6/53); mazeret (A‘râf 7/23); ayartmak (A‘râf 7/27); fesat (Enfâl 8/25); zulüm, baskı (Enfâl 8/39); kötülük (Hacc 22/11); imtihan (‘Ankebût 29/3); eziyet (‘Ankebût 29/10); yanmak, kavrulmak (Zâriyât 51/13-14); günaha sürüklemek (Hadîd 57/14); rüsvaylık (Mümtehine 60/5); delilik (Kalem 68/6); işkence etmek (Burûc 85/10) manalarına gelmektedir. Bu manalardan tefsirini yaptığımız âyete uygun düşen, “aldatmak, uzaklaştırmak”tır ve “bir şeyi çığırından ve istikametinden kaydıran, çıkaran herkes” hakkında kullanılmaktadır. Şimdi yorumunu yapmakta olduğumuz âyete dönersek, “neredeyse onlar, sana vahy ettiğimiz şeyden, yani Kur’ân’dan seni saptırıp döndüreceklerdi” manasını vermemiz mümkündür. “Bize karşı başka bir şey uydurman için” Bunun anlamı “başkasını uydurup bize iftira edesin diye” dir. İşte âyetin bu iki bölümünün ifade ettiği şey o zaman Peygamberimiz için ne kadar önemli idiyse, günümüzde de din âlimi ve görevlileri için o kadar önem taşımaktadır. Kur’ân’da olmayanı, Allah’ın vahyinin dışında bir fetvayı verip Allah vermiş gibi söylemek Allah’a iftiradır. İşte Yüce Allah konunun önemini Hz. Peygamber’i örnek vererek anlatmakta ve ne kadar kötü bir şey olduğuna dikkat çekmektedir. “Kitap ehlinden bir grup okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Oysa okudukları kitaptan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde, bu Allah katındandır derler. Onlar bile bile Allah’a iftira ediyorlar” (Âl-i İmrân 3/78 ) . “O zaman seni dost edineceklerdi.” Müşrikler, Kur’ân’dan olmayanı söyletip Allah’a iftira ettirince, Hz. Peygamber’i dost edineceklerini söylüyorlardı. Bu durum günümüzde de devam etmektedir. Bir grubun dostluğunu kazanmak için dinde sahte fetva verenler, bazı grupların baskısına dayanamayıp dini tahrif edercesine din adına görüş beyan edenler, din alanını bir kazanç alanı haline getirip sömürmek için dinde olmayanı dindenmiş gibi gösterenler kol gezmektedir. Başkalarının dostluğunu kazanmak, başkalarının rızasını elde etmek (Tahrîm 66/1) için haramı helâl, helâli haram yaparak fetva vermek Allah’a iftira olacağından zulümdür. “Eğer biz seni sağlam tutmasaydık, gerçekten, neredeyse, onlara birazcık meyledecektin.” Demek ki sosyal baskılar, dostluk edinmek, insanların gözünde statü kazanmak öylesine dayanılmaz bir noktaya ulaşır ki, kişi peygamber bile olsa, isteklere temayül edebilir. Çünkü insan irâdesi buna dayanamaz bir duruma gelebilir. Bu durum peygamber için söz konusu ise, devreye Yüce Allah girip onu engellemektedir. Onun için “Biz seni sağlam tutmasaydık” buyurarak Yüce Allah, Kendi müdahalesine dikkat çekmektedir. Demek ki Yüce Allah, Hz. Peygamber’i bu meylini yerine getirmekten korumuştur; ama din âlimi ve görevlilerini kim koruyacaktır? Onun için Kur’ân’ı bilmeyenler asla dinde fetva vermemeli, görüş beyan etmemelidirler. Biz dine saygı gösterir, ilâhî vahyin tersine fetva vermemek için hassasiyet gösterirsek, elbette Allah bizi bu büyük günahtan koruyacaktır. Önemli olan bizim temiz niyetimizle duyacağımız saygıdır. Yüce Allah’ın koruması, Hz. Peygamber’in hangi sözleriyle belli oldu veya Yüce Allah ondan ne demesini istedi? Sorunun cevabını verebilmek için yine Yûnus 15’e gitmemiz gerekiyor: “De ki: Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Çünkü Rabb’ime isyan edersem, elbette büyük günün azabından korkarım.” Yüce Allah, Hz. Peygamber’e bunu söyleterek, onu sağlam tutmuş, onu korumuştur. Yûnus 15’teki bu ifade bütün din âlimi ve görevlilerinin ana davranış biçimi olmalı, Allah’ın vahyine uymak zorunda olduklarını, aksi takdirde Allah’a isyan etmiş olacaklarını bilmelidirler. Demek ki, dinde olmayanı dindenmiş gibi göstermek hem Allah’a iftira hem de O’na isyandır. 5. Peki bu şekilde dinin hükümlerine, ilâhî vahye saygı duymadan gelişigüzel fetva vermenin karşılığı nedir? Yorumunu yapmakta olduğumuz İsrâ 75. âyet sorumuzu cevaplandırmaktadır: “O zaman, hiç şüphesiz sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırdık, sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın.” Bunun anlamı dünya ve âhirette azaba uğramaktır; sıkıntı içinde olmaktır. Allah’a karşı bir yardımcı bulunamayacağına göre, böyle bir ihtiyacı duyup da elde edememenin ızdırabı, sıkıntısı da buna ilave olmaktadır. Bu âyetin mesajı aralığından İslam alemine bakarsak, neden sıkıntı içinde olduğumuzu anlamamak, durumun analizini yapamamak mümkün değildir. (Tefsîr XI, 354-358). BAYRAKTAR BAYRAKLI |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com