Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > İslam ve İnsan Bölümleri > İslam ve İnsan
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

Peygamberimizin Güzel Ahlakı İle İlgili Olaylar

İslam ve İnsan Bölümleri Kategorisinde ve İslam ve İnsan Forumunda Bulunan Peygamberimizin Güzel Ahlakı İle İlgili Olaylar Konusunu Görüntülemektesiniz => Peygamberimizin Allah Korkusu Peygamberimiz, alemlere rahmet olarak gönderilen son Peygamber olduğu halde Allah Tealadan, herkesten daha çok korkar ve “Kıyamet ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 25-03-08, 21:37   #1

Thumbs up Peygamberimizin Güzel Ahlakı İle İlgili Olaylar


Peygamberimizin Allah Korkusu
Peygamberimiz, alemlere rahmet olarak gönderilen son Peygamber olduğu halde Allah Tealadan, herkesten daha çok korkar ve “Kıyamet günü acaba ne olacağım” derdi.
Müslüman olanların on dördüncüsü ve Medine muhacirlerinden ilk vefat eden sahabi Osman İbn Maz’un (r.a.) öldüğü zaman Peygamberimiz ölüm haberini alır almaz evine gitmişti. Ensandan Ümmü Ala Bint-i Haris, Osman’ın cesedini göstererek:
- Ey Ebü Saib, Allah’ın rahmeti üzerine olsun. Senin hakkında bildiğim ve bu cemaate bildirmek istediğin şudur ki, sen Allah’ın rahmet ve inayetine erişmiş birisin, dedi. Bu sözleri dinleyen Peygamberimiz kadına dönerek:
- “Allah Teala’nın bu ölüye ikram ve inayette bulunduğunu nereden biliyorsun? Diye sordu. Kadın:
- Ey Allah’ın Rasülü babam anam sana feda olsun, Allah bu imanla, itaatli kuluna ikram etmez de yani kime ikram eder? Dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz:
- Osman İbn Maz’un ölmüştür. Allah’a yemin ederim ki, ben de bu mübarek ölü için hayır ve mutluluk umarım. Ama Allah’a yemin ederim ki, ben, Allah tarafından gönderilmiş bir Peygamber olduğum halde Kıyamet gününde bana ne muamele edileceğini bilemem, buyurdu.
Bir gün Hz. Ebü Bekir Peygamberimize:
- Ey Allah’ın Rasülü, görüyorum ki saçlarınız ağarıyor, demiş, Peygamberimiz de:
- “Evet, Hüd, Vakıa, Murselat ve Amme Süreleri beni ihtiyarlattı,” cevabını vermiştir.
Bir gün Peygamberimiz bir cenazeye katılmış, cenazenin mezarı kazılmakta olduğundan beklemek mecburiyetinde kalmıştı. Bu, onu o kadar etkilemişti ki, ağlamış ve toprak onu göz yaşları ile ıslanmıştı. Sonra da orada bulunanlara şu sözleri söylemişti:
- “Kardeşlerim, kendinizi bugün için hazırlayın.”

Peygamberimizin Allah Sevgisi
Kur-an’ı Kerim müminlerin Allah’ı her şeyden daha çok sevdiklerini bildiriyor.
Şüphesiz Peygamberimiz Allah’ı herkesten daha çok severdi. Bunun için dir ki O, geceleri ayakları şişinceye kadar namazda dururdu.
Hz. Aişe validemiz diyorlar ki; Peygamberimiz sabah namazının iki rekat sünnetini kıldıktan sonra:“Bu iki rekatın verdiği zevk yanında dünyanın bütün zevkleri hiçtir.” Derdi.
Bu, Peygamberimizin Allah’a olan derin sevgisi sebebiyle O’na ibadet etmekten ne kadar büyük haz duyduğunun bir ifadesidir.
Hz. Ömer (b. el-Hattab) anlatıyor: Bir gün Peygamberimiz çocuğundan ayrılan bir kadın gördü. Kadın, çocuğuna olan hasreti sebebiyle rastladığı her çocuğu kucağına alıyor ve emziriyordu. Peygamberimiz orada bulunan arkadaşlarına dönerek:
- Bu kadın çocuğunu hiç ateşe atar mı? Diye sormuş orada bulunanlara:
- Asla, cevabını vermişler. Bunun üzerine Peygamberimiz:
- O halde biliniz ki, Allah’ın kullarına merhameti, bu kadının çocuğuna olan merhametinden çok daha fazladır. Buyurdu

Peygamberimizin Misafirseverliği
Peygamberimizin üstün vasıflarından biri de misafirseverliğidir. Uzaktan yakından kendisini görmeye gelenlerin sayısı çoktu. O, misafirlerini en iyi şekilde ağırlar, onlara bizzat kendisi hizmet ederdi. Peygamberimiz, Müslüman olmayan misafirlerine de aynı şekilde davranırdı.
Fazla misafir gelince evindeki yiyecekleri onlara verip çocukları ile birlikte geceleri aç yattığı zamanlar da olurdu.
O, misafirlerle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
“Allah’a ve ahiret gününe inanan misafirine ikram etsin.”

Peygamberimizin Temizliğe Önem Vermesi
Peygamberimizin yaşayışı sade ve temiz idi. Bedenini daima temiz tutar, elbiselerinin temizliğine çok dikkat ederdi. Dişlerinin temizliğine ayrı bir önem verir ve dişlerini temizlemek için, o devirde bir çeşit diş fırçası olan misvak kullanırdı. Ashabına da diş temizliğini tavsiye ederdi.
Peygamberimiz kirli insanlardan, pislikten haşlanmazdı. Ashabına camiye temiz gelmelerini söylerdi. Bir defasında üstü başı pis olarak camiye gelenlere: “Yıkandıktan sonra gelseniz daha iyi olurdu.” Buyurmuştur.

Peygamberimizin Cesareti
Peygamberimizin özelliklerinden biri de yüksek bir cesarete sahip oluşudur. O, insanları İslam’a davet ettiği zaman tek başına idi. İlk yıllarda Müslümanlığı kabul edenlerin sayısı da azdı. Karşısında İslam’ı yok etmek isteyenlerin sayısı çok, maddi güçleri fazla idi.
Peygamberimiz kutsal görevini yaparken büyük tehlikelerle karşılaştı. Düşmanlar O’nu öldürmek, İslam güneşini söndürmek için korkunç planlar yaptılar. Güçlü ordularla Müslümanlara saldırdılar. Fakat Peygamberimiz bunların hiçbirinden yılmadı, ümitsizliğe kapılmadı, görevini devam etti.
Mekke, İslam ordusu tarafından fethedilmiş, Kabe putlardan temizlenmişti. Bundan endişeye kapılan düşmanlar, Müslümanlara saldırmak için Huneyn denilen yerde 20 bin kişilik bir ordu topladılar. Durumu öğrenen Peygamberimiz 12 bin kişilik bir ordu ile bunların üzerine yürüdü. İslam ordusu dar bir vadiden geçerken burada pusu kuran düşman aniden Müslümanlara saldırdı. Gecenin alaca karanlığında yapılan bu saldırı karşısında Müslümanlar dağılmaya başladı. Bu durum İslam’ın geleceği için çok tehlikeli idi.
Düşmanın bu şiddetli saldırısı karşısında geri çekilmeyen, yanında az sayıda arkadaşı ile düşmana karşı koyun bir kahraman kalmıştı. İşte düşmana karşı koyan bu yürekli ve cesur kahraman Hz. Muhammed (s.a.s.) idi.
Peygamberimiz, “Ben Peygamberim, bunda yalan yok..” diyor ve dağılan Müslümanları yanına çağırıyordu. Onun sesini duyan İslam ordusu yeniden toplandı ve amansız bir şekilde düşman üzerine saldırdı. Düşman neye uğradığını şaşırdı, dağılıp kaçmaya başladı ve bozguna uğradı. Savaş İslam ordusunun zaferi ile sonuçlandı. Böylece İslam’ın geleceği büyük bir tehlikeden kurtulmuş oldu.
İşte, bu savaş, peygamberimizin üstün cesareti sayesinde kazanıldı. Onun hayatında böyle pek çok cesaret ve kahramanlık örnekleri vardır. O, gerektiğinde, sabır, kararlılık, cesaret ve kahramanlık da Müslümanlar için en güzel örnek olmuştur.
Peygamberimizin İbadeti


- Peygamberimiz, her işini tam bir düzen içinde yapardı. İbadet zamanları, dinlenmek için ayırdığı saatler belli idi. Vakitlerini boş geçirmez, her dakikasını faydalı bir işle değerlendirirdi.
- Peygamberimiz, Allah’ın en sevgili kulu olduğu halde Allah’tan çok korkar, kıyamet gününde endişe ederdi.
O, her an Allah’ı anar, ibadetten çok büyük haz duyardı. Geceleri kıldığı namazlarda uzun süre ayakta durmaktan ayakları bile şişerdi. Eşi Hz. Aişe onun bu durumunu görünce:
- Ey Allah’ın Rasülü! Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışladığı halde kendine niçin bu kadar zahmet ediyorsun? Deyince, Peygamberimiz ona şu cevabı vermiştir:
- “Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı”
Peygamberimiz ibadete düşkün olmakla beraber rehbaniyeti sevmezdi.
Rehbaniyet demek, Dünyadan el etek çekerek yaşamak, yalnız ahiret için çalışmak demektir. Peygamberimiz bunu kesinlikle sevmezdi. Hatta bazı sahabiler Hıristiyanların etkisinde kalarak dünyadan el etek çekmeye gönül vermişlerse de Peygamberimiz onları bu yoldan menetmişti.
Araplar, birkaç günü birbirine ekleyerek oruç tutar ve buna “savm-ı Visal” derlerdi. Ashabdan bazıları bu şekilde oruç tutmak istemişler, ancak Peygamberimiz onları bundan vazgeçirmişti.
Abdullah b. Ömer (r.a.) çok zahid ve takva sahibi bir kimse idi. Gündüzünü oruç tutarak, gecesini ibadet ederek geçirirdi. Peygamberimiz onun bu halinden haberdar olunca kendisine:
- Haber aldım ki sen devamlı oruç tutuyor iftar etmiyorsun, geceleri namaz kılıyor hiç uyumuyorsun. (Böyle yapma) Bazen oruç tut, bazen de iftar et. Hem gece kalk namaz kıl, hem de uyu, istirahat eyle. Çünkü gözlerinin senin üzerinde hakkı vardır. Bedeninin ve çoluk çocuğunun senin üzerinde hakkı vardır. Ayda üç gün oruç kafidir,” buyurdu. Abdullah İbn Ömer:
- Fakat ben daha fazla oruç tutabilirim, dedi. Peygamberimiz:
- O halde gün aşırı oruç tut. Orucun en güzel şekli budur, buyurdu. İbn Ömer daha fazla oruca izin verilmesini isteyince, Peygamberimiz:
- “Hayır, daha fazlası iyi değildir.” Buyurmuştur.
Bir yolculukta ashab’dan biri bir mağaraya rast gelmişti. Mağaranın ağzında su ve yeşillik vardı. Bu Sahabi Peygamberimiz yanına gelerek:
- Ben bir mağara buldum. Etrafında su ve yeşillik var. Oraya çekilip münzevi bir hayat yaşamak istiyorum, demişti. Peygamberimiz böyle bir davranışın yanlış olduğunu bildirmek üzere şöyle buyurdu:
- “Ben Museviliği veya Hıristiyanlığı telkin için gelmedim. Ben size İbrahim’in sade ve kolaylıkla yapılan dinini getirdim,”
Bütün bunlar gösteriyor ki Peygamberimiz dünyadan el etek çekmekten hoşlanmamış, yaşayın insanın dünyanın nimet ve ziynetinden yararlanmasının dinin emri olduğunu vurgulamıştır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-03-08, 22:03   #2

Varsayılan C: Peygamberimizin Güzel Ahlakı İle İlgili Olaylar


Paylaşım İçin Teşekkürler, Emeğinize Sağlık.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-03-08, 22:40   #3

Varsayılan C: Peygamberimizin Güzel Ahlakı İle İlgili Olaylar


Emeğinize yüreğinize sağlık Allah razı olsun paylaşımınız için tşkler...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 29-03-08, 02:57   #4

Varsayılan C: Peygamberimizin Güzel Ahlakı İle İlgili Olaylar


Allah razı olsun paylaşımınız için tşkler...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat