En Komik ve Eğlenceli Videolar Burada. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 27-12-07, 20:58   #1
ankara_bjk

Varsayılan Yabani hayvanlar dünyasına seyahat;Safari, Macera ve Gerçekler......


Yabani hayvanlar dünyasına seyahat;
Safari, Macera ve Gerçekler......

Asuman kardeşimiz bu yazısında çok farklı bir konuyu sizlerin bilgisine sunmaktadır. Hepimiz "safari" diye bir kelime duyduk fakat bende dâhil olmak üzere çoğumuz ne demek olduğunu bilmezdik. Asuman kardeşimiz bizzat görerek yaptığı, yerinde tespitleri ile "Safari" hakkındaki çok özel bilgileri bizler için yazıya döktü. Merakla okuyacağınız bir yazı…

Safari, swahili bir kelime. Seyahat etmek, yolculuk, gezi anlamlarına geliyor. "Safarin jerma" derken birbirlerine Tanzanyalılar, hayırlı ve selametli bir yolculuk dilemiş olurlar. Yabani hayvanların vatanına, doğaya seyahat anlamına gelen safari de buradan doğmuş. Swahili dilinde safari kelimesi seyahat olarak yerini aldığı günden beri de Tanzanya safarinin ev sahibi olagelmiş.

* * *
Doğu Afrika'nın en geniş yüzölçümlü ülkesi Tanzanya, metrelerce uzun gövdeleri gökyüzüne uzanan palmiye ağaçlarıyla çevrili, gümüş kumlu plajlarıyla, bereketli dev balıklı doğal gölleriyle, adalarının otantik tarihi ve doğal güzellikleriyle ve insanının sıcak dostluğuyla safarinin merkezi, gezilip görülecek yerlerin önderi olmayı hakediyor.
Nitekim Tanzanya, doğanın bakirliği açısından Afrika'nın en çok turist çeken ülkelerinden biri. Yabani hayvanlar ve bozulmamış doğa kaynağı ile safari rezervleri yeryüzü ekolojisi açısından çok kıymetli. Dünyanın en geniş safari park rezervi Serengeti, Ngorongoro Krateri, Manyara ve Victorya gölleri, Afrika kıtasının en yüksek dağı Klimanjaro, Mikumi, Tarangir, Aruşa ve Rabaha safari doğal alanları, Zanzibar, Pemba, Mafia ada sahilleri ve denizaltı canlı yaşamı ile baharat turları Tanzanya topraklarının en kıymetli hazineleri. Buralar Birleşmiş Milletlerce de "Wold Herritage", Dünya Doğa Mirası ilan edilmiş topraklardır. İlginç oluşumlar içeren volkanik kraterleri, devasa ağaçlardan oluşan ormanları ve doğal güzellikleriyle kesinlikle gezegenimizin en güzel ve etkileyici yerlerinden birisidir. Tanzanya'ya safari yapmak için gelenler buradaki doğa turizminin ve safari tecrübesinin ne kadar paha biçilmez olduğunu bilirler. Yüzlerce dolardan başlayan safari programları gerçekten buralara gidenlerin tatillerini bir rüyaya çevirir. Bugüne kadar doğal görünümünden hiçbir şey kaybetmemiş, dünyanın en büyük turizm potansiyeline sahip Doğu Afrika'da turizm sektörü çok pahalı ve lüks işletmeler elindedir. Maalesef bu işletmelerin çoğu beyazlara ait olup yerli devletler turizm gelirlerini etkin olarak kullanamıyorlar.

* * *
Batılı beyaz insan, bir zamanlar sömürü için geldiği Afrika vahalarına, şimdi eğlence, gezi, tatil zevkleri için geliyor. Turizm şirketlerine binlerce dolar kazandıran safari turlar aslında yine beyaz insanın kesesine ve zevkine hizmet ediyor. Safari turizminin gelirlerinden yerli Afrika devletlerinin bütçesine pek birşey düşmüyor.

* * *
Batılı medya kanalları ve turizm sektörünün penceresi, Afrika'nın sadece iki yüzünü yansıtıyor. Birincisi açlık, kıtlık, sefalet manzaralarıyla dünyanın en geri kalmış bölgesi, ilkel insanların yurdu, üçüncü dünya ülkelerinin kıtası... Batı penceresinden yansıtılan Afrika'nın ikinci yüzü ise, safari turların, maceracılar için vahşi doğa kamplarının, denizaltı sporlarının, el değmemiş palmiye plajlarında, lüks otellerde geçirilecek tatillerin vazgeçilmez adresi. Onların penceresi aslında Afrika'daki yaşayan gerçekleri yansıtmaktan çok uzak.

* * *
Bugün safarinin en önde gelen müşterisi Avrupalılar, bu toprakları sömürge döneminden beri kendi ekonomilerini zenginleştirme vesilesi kılmakta da önde gitmişler. Afrika'da filler, para uğruna dişleri için yıllarca acımasızca katledilmiş. Bilhassa İngiltere sömürgesi döneminde, Hint Okyanusu sahillerinden tonlarca fildişi beyaz insanın zenginleşmek uğruna katliamlar üzerine kurduğu uygarlığa sürülmüş. Yabani hayvan avcılığı meraklısı, Avrupalı safari maceracılarının kürkü, derisi, dişi, kemiği vs. için katlettikleri türlü yaban hayvanları ise cabası. Bugün her ne kadar yabani hayvanların avlanması yasaklanmış ise de, insanoğlunun şerrinden onları koruyacak bir güvenlik sistemi, ciddi bir yasal kontrol maalesef yok.

BIRAKIN ÖZGÜRCE YAŞAYALIM
2004 Ekiminde Mikumi Ulusal Parkına yaptığım gezi ilginç izlenimlerle dolu. Mikumi Safari Parkının girişindeki salonda yıllar önce dişleri alınmak için katledilmiş fillere ait fotoğraflar yer alıyor. Aynı şekilde avcıların kurşunlarına ve çeşitli kazalara kurban giden zavallı kaplan yavrularının, babunların, zebra, aslan, geyik ve kurtların kanlar içindeki fotoğrafları ruhumu incitiyor. "Bırakın bizi asırlık topraklarımızda özgürce yaşayalım" dercesine mahsun ve anlamlı gözlerle bakan fotoğraftaki yaralı kaplan yavrusu zihnime kazınıyor.

* * *
Fotoğraf galerisinden geçip görevlilerden parka giriş biletlerimizi, gerekli harita ve broşürleri alıyoruz. İsteyenler için kiralık jip ve rehber imkanı var. Biz kendi arabamızla ve rehbersiz gezmeyi tercih ediyoruz.

* * *
Mikumi, Tanzanya'nın güneyinde yeralan doğal yaşam alanlarından en genişi. Geniş çaplı fil, zürafa ve zebra sürüleriyle tanınmış bu parkta 400’ün üzerinde kuş cinsi barınıyor. Gerçekten de burası başka bir dünya. Hayvanların dünyası. Binlerce hayvanın salına salına dolaştığı kendi vatanları. Özgür dünyaları. Bir kısmını hayvanat bahçelerinde gördüğümüz ya da belgesellerde izlediğimiz yüzlerce çeşit hayvanın ev sahipliğini yaptığı bu vahada şimdi biz onların konuğuyuz. Büyüklü küçüklü yüzlerce hayvan ve kuş türü, yabani hayvan sürüleri, insan konuklarına karşı oldukça misafirperver görünüyorlar.

* * *
Gözünü gözümün içine dikmiş, ışıl ışıl bakışlarla bana bakan şu zürafa... Yaratan Yüce Allah onun gözlerini ne de güzel yaratmış. Şu upuzun boynu, dimdik ne kadar da asil duruyor diye geçiriyorum içimden. Gözlerimin içine yöneltilmiş uzun kirpikli, iri, siyah, ışıltılı gözlerinden asaleti yansıyor. Sanki yüzü bize gülümsüyor. Toprak yolun kıyısında, tam yanı başımızda hiç kıpırdamadan öylece durup bize bakıyor. Arkasında batmakta olan güneşin kızıllığı ve narin başının değdiği baoba ağacının yüksek dalları arasından hiç kırpmadan baktığı parlak koca gözleriyle adeta bir fotoğrafa poz veriyor. Uçsuz bucaksız vahada batmakta olan güneşin kızıllığı bu fotoğrafa fon oluyor. Ve narin zürafa kızıllıklar arasından bir gelin gibi süzülüyor.

* * *
Az ileride siyah–beyaz çizgili, pijamalı zebralar sürü halinde. Bu vahaların ayrılmaz parçası, safarinin ev sahipleri, biz yaklaşınca koşarak yol kenarına geliyorlar. Onlar da gülümser gibi bakıyorlar. Sanki köylerine misafir gelen biz yabancıları selamlar gibi, adeta hoşgeldiniz der gibi başlarını sallayarak yol veriyorlar. Siyah–beyaz çizgileri hepsinin aynı biçim ve doğrultuda. Sanki aynı fabrikadan çıkma kürkleri giymişler.

* * *
Antiloplar vahanın her yerine salınmışlar. Arabamız geçerken ürkek, korkak ve biraz da meraklı bakışlarla bir an bakıp hemencecik hoplaya zıplaya kaçıveriyorlar. Mini mini sevimli yüzleri, incecik bacakları var. Ama bir tehlike hissettiler mi adeta rüzgarla yarışıyorlar. O incecik bacakları ok gibi fırlıyor. Aç dişi kaplan avını yakalamakta bir hayli güçlük çekiyor.

KAYBOLMA TEHLİKESİ İLE
KARŞILAŞTIK
Babunlar, irili ufaklı yavrularıyla fil aileleri, sürüler halinde yaban öküzleri, ağaç dallarında, yol kenarlarında çeşitli cinslerde maymun türleri ve yüzlerce tür rengarenk kuşlar vaha boyunca karşımıza çıkan görüntüler. Su aygırlarını ve aslanları görme heyecanı içinde elimizdeki harita yardımıyla vahanın içlerine doğru ilerliyoruz. Ama tüm arayışımıza ve heyecanımıza rağmen rastlayamıyoruz. Burada ekim, kasım, aralık en sıcak mevsim. Yağış miktarının az oluşu ve kuraklık sebebiyle su aygırlarının göletleri kurumuş. Park görevlilerinin söylediğine göre, aslanlar da gölge ve serin kuytu yerlere çekilmişler. Sıcaktan kavrulan vahada ortalarda görünmüyorlar. Son yıllarda küresel ısınma sebebiyle yağışların azalması, Afrika'nın doğasını ve yabani hayvanların yaşamını olumsuz etkiliyor. Yeterli miktarda yağmurun yağmadığı kurak geçen dönemlerde, susuzluktan çok sayıda hayvan telef oluyor buralarda. Yine kurak dönemlerden birindeyiz. Aslında bu dönem safari mevsimi değil. Sıcak sebebiyle hayvanlar gölge kuytulara, ağaç ve çalı diplerine gizlendikleri için pek çoğunu görme şansımız olamıyor. Güneşin batışından hemen sonra artık parktan ayrılma zamanı geliyor. Bu geniş vahada kaybolma tehlikesi geçirince, parka girerken beraberimizde bir rehber almadığımıza pişman oluyoruz. Havanın kararmasıyla ortalık adeta siyah bir bulutla kaplanıyor. Arabamızın farları ve ay ışığından başka yolumuzu aydınlatacak ışık yok. Toprak yolun kıyısındaki yön tayin edici numaraları da karanlıkta bulabilmek mümkün değil. Çıkış yönü diye tam tersi istikamette uzun süre yol aldığımızı farkeder etmez geri dönüyoruz. Korkup, ürpermemek mümkün değil. Etraf çok ıssız. Görünürde bir araba veya bize yol gösterecek bir kimse yok. Karanlıkta dev ağaçlar ve çalılar, yabani hayvanlar arasında dolanıp duruyoruz. Artık gerçekten korkmaya başlıyoruz. Çocuklar arka koltukta yorgunluktan uyuyakalmışlar. Bir süre daha çıkış yönünü tayin edebilmek için elimizdeki harita ve yol kenarlarındaki numaralarla cebelleştikten sonra, şükürler olsun ki, çıkışa yakın yerdeki kamp alanını buluyoruz.

* * *
Bu Safari macerası Afrika yaşamımızın en unutulmaz anısıdır. Zira insan Afrika'ya ayak bastığı andan itibaren bu kıtanın etkisi altına girer. Çok geçmeden vahşi hayvanların, doğal yaşamın ve sıcacık Afrika iklimi gibi sıcacık kalpli Afrika halkının cazibesine kapılır. Evet, Afrika öyle bir yer ki, insanda kolaylıkla bağımlılık yaratıyor. Çoğu batılı bu topraklara bir kez adım attıktan sonra, tekrar tekrar gelmek istiyor. Bu mistik kıtanın atmosferini ve ilgi çekici doğal yaşamını keşfetmek isteyenler, Kenya ve Tanzanya'nın steplerine, uçsuz bucaksız vahalarına dünyanın çok uzak yerlerinden geliyorlar.

* * *
Afrika deyince insanın aklına farklı şeyler gelse de, bu kıtaya gelip de safariye çıkmadan dönmek olmaz herhalde. Safari, önceleri Avrupalı kaşifler tarafından avlanma amacıyla yapılan gezilere verilen bir isim olmakla birlikte, günümüzde avlanma anlamını kaybetmiş ve yerine "vahşi hayvanları doğal ortamında izlemek, iz sürmek, fotoğraf çekmek, vahşi doğanın sesini dinlemek, tabiatın kokusunu ve dokusunu incelemek" anlamlarını kazanmış. Afrika bozkırlarında güneşin doğuşunu seyretmek, insanın başka hiçbir yerde göremeyeceği muhteşem gökyüzünde renklerin değişimine tanık olmak, vahşi hayvanlarla burun buruna gelip avlanmalarını izlemek, hayvanlar arasındaki hiyerarşiye ve uyuma tanık olmak... İşte gerçek safari izlenimleri. Belgesel ve filmlerde benzer sahneleri görmüş olsa da insan, bir leoparla göz göze gelip soluğunu hissetmedikçe, o hayranlık, korku, heyecan duygularını bir arada yaşamadıkça safariyi anlamak zor
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-12-07, 19:28   #2
Keşkül

Varsayılan C: Yabani hayvanlar dünyasına seyahat;Safari, Macera ve Gerçekler......


Verdiğiniz Bilgiler İçin Teşekkürler, Emeğinize Sağlık.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat