|
|||||||
Danışman Kategorisinde ve Hukuk Forumunda Bulunan İhd tarafından izlenen işkence davaları soruşturmaları raporu Konusunu Görüntülemektesiniz => İHD kuruluşundan bu yana işkenceye karşı mücadelesini sürdürmekte ve işkencenin önlenmesine ilişkin görüş ve önerilerini, gerek hükümetlerin gerek kamuoyunun dikkatine ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 |
|
Meraklı
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 04-04-2007
Yer: ιѕтαивυℓ
Yaş: 15
Mesajlar: 344
Rep Puanı: 275205
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
İHD kuruluşundan bu yana işkenceye karşı mücadelesini sürdürmekte ve işkencenin önlenmesine ilişkin görüş ve önerilerini, gerek hükümetlerin gerek kamuoyunun dikkatine sunmaktadır. Kimi zaman bu uyarılar sonucu kısmi iyileştirmeler sağlanmakla birlikte, işkenceye karşı topyekün bir politika ve program geliştirilemediğini görmekteyiz.
İşkenceye karşı mücadele ve işkencenin ortadan kaldırılmasına yönelik geliştirilecek politikaların, işkenceye karşı yasal, idari, adli, her türlü tedbiri içermesi gerekmektedir. İşkence yasağının mutlaklığı da ancak bu yolla güvence altına alınabilir. İşkencenin önlenmesi bakımından, işkencenin yasalarda suç sayılması tek başına yeterli değildir. Aynı zamanda işkence suçunun, ağırlığı ve niteliğine uygun biçimde cezalandırılması, mevzuat hükümlerinin etkili bir biçimde uygulanması ve buna uygun kurumsal pratiğin geliştirilmesi de gereklidir. Türkiye, mevzuatında işkenceyi suç sayarak ve cezalandırarak işkenceyi insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak kabul etmesine; “işkenceye sıfır tolerans” söylemleri ile siyasi kararlılık mesajı vermesine; işkenceye özgülenmiş uluslararası sözleşmelere taraf olmasıyla da tercihini insan hakları hukukundan yana kullanmasına rağmen, kurumsal işkence pratiğini gündeminden silememiş bir ülkedir. Bu çelişik durum, işkencenin münferit değil, kurumsal ve sistematik olduğu gerçeğini daha belirginleştirmektedir. Gelinen noktada, kurumsal ve sistematik işkencenin yere, zamana, kişiye, suça, cinsiyete, yaşa göre değişmeksizin her yerde, her dönemde, her suçla ilgili, herkese karşı uygulanan bir sindirme, gözdağı verme, hatta cezalandırma aracı olarak uygulanması gerçeği değişmemiştir. Geçmiş yıllarda olduğu gibi bugün de işkence, yaygınlık, süreklilik ve kasıt gibi temel sistematiklik unsurlarını taşımaktadır. İHD, kuruluşundan bu yana sürdürdüğü işkenceye karşı mücadelesini, son iki yıldır işkencenin cezasızlığı olgusuna odaklamıştır. İşkencenin cezasızlığı olgusunun kamuoyu tarafından görünür kılınmasını sağlamak üzere işkence davalarını izlemektedir. İşkence davalarının izlenmesi yoluyla, cezasızlığı yaratan veya koşullayan faktörlerin tespit edilmesi, buna yönelik kamuoyu bilincinin ve tepkisinin oluşması ve işkence mağduruyla dayanışma gösterilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, izlenecek davaların belirlenmesinde bir takım önceliklere dikkat edilmiştir. Mağdura ulaşmanın en zor olduğu, hak arama bilincinin yeterince gelişmediği adli vakalardaki işkence iddiaları; basının ve kamuoyunun kolay ulaşamadığı merkezi olmayan yerlerdeki işkence iddiaları; kadın ve çocuk mağdurlar; ölümle sonuçlanan işkence vakaları, askeri cezaevleri veya gözetim yerlerindeki işkence iddiaları, izlenecek dava ve soruşturmalarda önceliği oluşturmuştur. Saptanan öncelikler doğrultusunda, izlenecek işkence dava ve soruşturmalarının yakın tarihteki panoramasını çıkarmak üzere özellikle 2004 yılında İHD’ye ulaşan ve dokümantasyon merkezinde toplanan işkence iddiaları üzerinden ayrı bir çalışma yapılmıştır. 2004 yılında gerçekleşen işkence vakaları hakkında Cumhuriyet savcılıklarına yazı yazılarak, bu vakalar hakkında her hangi bir adli soruşturmanın bulunup bulunmadığı, varsa bu soruşturmalara ve sonuçlarına dair bilgilerin istenmesi kararlaştırılmıştır. Böylece, işkence iddialarının adli makamlara yansıma düzeyi, adli makamların işkence iddialarına karşı tepkisi ve açılmış soruşturma ve davalar var ise bunların izlemeye alınarak cezasızlık açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. İHD, bu amaçla 31 Mart 2005 tarihinde toplam 153 işkence vakası (314 işkence mağduru) hakkında 26 Cumhuriyet savcılığına yazı yazmıştır. Derneğimiz tarafından yollanan yazılara 7 Cumhuriyet savcılığı hiçbir yanıt vermezken, 19 savcılık ise yazılı yanıt vermiştir. Yanıt veren 19 savcılıktan 5’i, “soruşturmanın gizliliği”, “ilgili savcılık olmadıkları” gibi gerekçelerle sorulan vakalara dair bilgi veremeyeceklerini bildirmiştir. Yazılı yanıt veren 19 savcılıktan 14’ü ise, sorulan işkence vakaları hakkındaki adli soruşturma durumunu ve bilgilerini yollamıştır. Açık bilgi veren 14 savcılığa 92 işkence vakası (189 mağdur hakkında) sorulmuştur. Bu vakalardan yalnızca 8’i hakkında dava açıldığı görülmüştür. Ayrıntılı veriler ve bilgiler ekte bilginize sunulmuştur. Açık yanıt veren 14 savcılığın yolladığı bilgiler ışığında aşağıdaki tablo hazırlanmıştır. Buna göre; Tablodan da görüldüğü üzere 2004 yılı içinde tespit edebildiğimiz ve savcılıklardan sorduğumuz işkence vakalarının yaklaşık %8’lik kısmı için dava açıldığı görülmektedir. Ancak bu davaların da önemli bir cezasızlık yöntemi olarak tercih edilen kötü muameleden dolayı açıldıkları görülmektedir. Bize ulaşan bilgilere göre 92 vakadan yalnızca 1’i hakkında işkence suçundan dava açılmıştır. Böylece, bu dönemde de, işkence suçunun nitelemesinden kaynaklı cezasızlık yönteminde bir değişiklik gözlenmemiştir. Savcılıklardan gelen bilgiler, işkence soruşturmaları bakımından da cezasızlık oranının oldukça yüksek seyrettiğini göstermektedir. 31 işkence soruşturmasından 18’i takipsizlik ve kovuşturmaya yer olmadığı kararlarıyla cezasız bırakılmıştır. Savcılıklardan gelen yanıtlarla ulaşılan dava ve soruşturmalar, İHD tarafından izlemekte olan diğer dava ve soruşturmalara eklenmiş ve 2005 yılında izlemeye alınan işkence dava ve soruşturmaları listesi yeniden düzenlenmiştir. Buna göre Ağustos 2005 tarihi itibariyle toplam olarak 52 dava ve 59 soruşturma İHD tarafından izlenmektedir. İzlemekte olduğumuz dava ve soruşturmalara dair son veriler şöyledir: İzlenmekte olan işkence soruşturmalarına ilişkin veriler de aşağıdaki tabloda şöyle gerçekleşmiştir. Tabloda görüldüğü üzere karara bağlanan ve Yargıtay incelemesi sürmekte olan davaların yaklaşık %69’u beraat, %15’i erteleme ile cezasız kalmış bulunmaktadır. Mahkumiyet oranı ise %15 oranında gerçekleşmiştir. İzlemeye dair veriler, sistemin ve yargının cezasızlık olgusundaki direncini ve “işkenceye sıfır tolerans” söylemlerinin idari pratikle örtüşmediğini göstermeye yetmektedir. “İşkenceye sıfır tolerans” sözünde ne kadar samimi olunduğu, izlemekte olduğumuz bir işkence davası sanığının Başbakanlık koruması olarak görevlendirilmesi ile de kamuoyunun dikkatine sunulmuştur. İzleme sonuçlarına dair verilerin, gerçekleşen bütün işkence vakalarını içermediği unutulmamalıdır. Gerçekleşen bütün işkence vakaları üzerinden yapılacak değerlendirmenin ve ulaşılacak sonuçların, cezasızlık tablosu açısından daha vahim olacağı açıktır. Ayrıca bu tablonun, idari soruşturmalar yönünden büsbütün cezasızlıkla sonuçlandığı gerçeği ise gözden kaçırılmamalıdır. İşkence dava ve soruşturmalarının izlenmesinde ve hak arama mücadelesinde zorluklarla karşılaşılmaktadır. Bu zorlukları özetlersek; Mağdurların hakları konusunda yeterli bilgi ve donanıma sahip olmamaları; Hukuki yardım olanaklarının kısıtlılığı veya hiç hukuki yardım alamamaları; Şikâyetlerinden vazgeçmeleri konusunda baskıya uğramaları; Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu’nda mağdurlara tanınan müdafi yardımı, dosyadan örnek alınması vb. haklardan yararlanamamaları; Mahkemeye dava açıldıktan sonra müdahale talebinde bulunmamaları ve müdahil sıfatını kazanamamaları nedeniyle temyiz hakkından yoksun kalmaları; İşkence mağdurlarının yaygın bir biçimde güvenlik güçlerinin karşı iddiaları nedeniyle sanıklaştırılmaları; Mağdurların yargılamanın etkisiz kalacağına inanmaları ve bu inancın uygulamadaki tutumlarla güçlendirilmesi; İşkence soruşturmalarının savcılar tarafından etkili yürütülmemesi; Yargıçların ve savcıların mağdurlara karşı önyargılı tutumları; Yargıç ve savcıların işkencenin tanımı, anlamı, etkin bir biçimde soruşturulması yöntemleri ve teknikleri konusunda bilgi ve donanımlarının bulunmayışı vb. Sonuç olarak, işkencenin ortadan kaldırılmasına ilişkin politika ve programlar yıllara yayılabilecek uzun bir süreç değildir. İşkencenin hızla ve etkili bir biçimde ortadan kaldırılması siyasi iradenin yükümlülüğüdür. Bu çerçevede, işkencenin önlenmesi bir yana, işkencecileri koruyan ve işkenceye uygun koşullar yaratan Terörle Mücadele Kanunu’nun kapsamının genişletilmeye çalışılması ürkütücüdür. Zira TMK, işkence sanıklarına kurumsal adli yardım dahil pek çok ayrıcalık içeren, insan hak ve özgürlüklerine aykırı hükümleri ve yaklaşımı nedeniyle tümüyle ortadan kaldırılması gereken bir kanundur. İHD, izlediği dava ve soruşturmalara ilişkin hazırladığı raporla, işkencenin cezasızlığı sorununu bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunmaktadır. Bu bağlamda İHD, cezasızlığa ve işkencenin ortadan kaldırılmasına karşı mücadelesine devam edecektir. İŞKENCEYE VE İŞKENCECİLERİN CEZASIZLIĞINA SON! İŞKENCEYE SESSİZ KALMA! İNSAN HAKLARI DERNEĞİ 11.08.2205 YAZI YOLLANAN SAVCILIKLAR Vaka Sayısı Mağdur Sayısı Van 11 21 Tunceli 3 3 Şırnak 1 1 Muş 3 3 Siirt 6 18 Ankara 5 8 Diyarbakır 22 46 İzmir 27 100 İstanbul 45 56 Adana 5 5 Malatya 1 2 Iğdır 1 3 Sivas 1 1 Edirne 2 3 Mersin 4 12 Mardin 3 5 Manisa 3 10 Kocaeli 1 1 Hakkari 1 4 Antep 1 1 Denizli 1 2 Bingöl 2 2 Batman 1 2 Balıkesir 1 1 Adıyaman 1 3 Adapazarı 1 1 Toplam 26 savcılığa 153 vakanın mağduru olan 314 kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıklarına yazı yazılarak işkence soruşturması açılıp açılmadığı konusunda bilgi istenmiştir. A- YANIT VEREN SAVCILIKLAR Toplam 19 savcılık tarafından sorulan 109 vaka hakkında cevap verilmiştir. I- İşkence Davası Bildiren Savcılıklar Vaka Sayısı Sorulan Mağdur Sayısı Dava Sayısı Mağdur Sayısı 1- Edirne 2 3 1 2 2- Bingöl 2 2 1 1 3- Iğdır 1 3 1 2 4- Sakarya 1 1 1 1 5- Ankara 5 8 2 4 6- Muş 3 3 1 2 7- İzmir 27 100 1 1 Toplam 41 vaka hakkında 8 dava açıldığı bildirildi. Böylece sorulan 119 mağdurdan ise 13’ünün şikayeti hakkında dava açıldığı görüldü. II- Devam Eden Soruşturma Bildirenler 159 mağdur hakkında 1- İzmir 6 (10 mağdur) 2- Gaziantep 1 (1 mağdur) 3- Malatya 1 (2 mağdur) 4- İstanbul 2 (2 mağdur) Toplam 15 mağdurla ilgili 10 işkence ve kötü muamele soruşturması bildirildi. III- Takipsizlik ve Kovuşturmaya yer Olmadığı Kararı Bildirenler 106 mağdur hakkında 1- Adıyaman Kahta 1 (2 mağdur) 2- Muş 1 (KYO) (1 mağdur) 3- İzmir 15 (15 mağdur) 4- Gaziantep 1 (Görevsizlik) (1 mağdur) 5- Ankara 1 (Görevsizlik) (1 mağdur), 1 Yetkisizlik (1 mağdur) 6- Batman 1 (1 mağdur) Toplam 22 mağdur hakkında 17 takipsizlik kararı, 2 görevsizlik, 1 yetkisizlik, 1 kovuşturmaya yer olmadığı kararı bildirildi. IV- Soruşturma Bulunmadığını Bildirenler 3 vaka ve 7 mağdur soruldu. 1- Hakkari 2- Batman 3- Sivas V- Bilgi Vermeyi Reddedenler 17 vaka ve 46 mağdur soruldu. 1- Manisa 2- Mardin 3- Mersin 4- Siirt 5- (Balıkesir) Edremit B- YANIT VERMEYENLER 44 vaka ve 79 mağdur soruldu. 1- Diyarbakır 2- Denizli 3- Kocaeli 4- Adana 5- Tunceli 6- Van 7- Şırnak -------------------------------------------------------------------------------- 28 Aralık 2004 İŞKENCEYE SESSİZ KALMA PROJESİ KAPSAMINDA İZLENMEKTE OLAN İŞKENCE DAVALARI VE SORUŞTURMALARI RAPORU İHD kuruluşundan bu yana işkenceye karşı mücadelede aktif rol alırken, işkence mağdurları ile dayanışmanın, bu anlamda işkence vakalarını ve davalarını izlemenin, kamuya duyurmanın önemini hiç göz ardı etmedi. Dolayısıyla, İşkenceye Sessiz Kalma projesinin işkencenin doğru ve etkin belgelenmesi konusundaki hedeflerinin gerçekleşmesi için, dokümantasyon faaliyetinin ana unsurlarından birini, işkence vakalarının ve davalarının izlenmesi oluşturdu. Bu bağlamda, izleme faaliyeti, 24 Aralık 2003 tarihinde başlayan proje faaliyetleri içinde özel bir öneme sahip oldu. Olanaklar ölçüsünde, projenin amacına ve hedeflerine uygun bir biçimde izleme faaliyeti gerçekleştirildi. İzleme faaliyeti, işkencecilerin cezasız bırakılması yada işkencenin cezasızlığı olgusuna karşı mücadele bakımından da ayrıca bir öneme sahipti. Zira, deneyimler, işkence vakaları ve davalarının, basına ve kamuoyuna yansıdığı, kamuoyu tarafından izlendiği oranda soruşturulma, dava açılma ya da cezalandırılma olasılığının arttığını gösteriyordu. İşkencenin cezasızlığı sorununa dikkat çekmeyi hedefleyen izleme faaliyeti, bu anlamda izlediği dava ve soruşturmalara kamuoyu dikkatini çekmeyi büyük ölçüde gerçekleştirdi. İzlenen vaka ve davalar, bir kısmı İHD Genel Merkezi tarafından olmak üzere, önemli bir bölümü de İHD Şubeleri tarafından izlenmiştir. İzleme yöntemi olarak, öncelikle vaka ve davalar hakkında doğrudan bilgi ve belge toplama, görüşme yaparak başvuru alma, basına ve kamuoyuna duyurular yapma yoluyla vaka veya davaya dikkati çekmek, özellikle duruşmalara katılım gösterme konusunda çağrı yapma, bizzat duruşmalara katılarak izleme ve toplanan veri ve gelişmeleri dokümantasyon faaliyeti içinde değerlendirme şeklinde gerçekleştirilmiştir. İzleme sırasında, kimi davalarda tanık olma ve belgelemenin dışına da çıkmıştır. Bu tür yerinde ve haklı müdahaleler, işkence mağdurlarının güven duygularının artmasına yol açmakla birlikte, davaların seyrine de önemli katkı sunmuştur. Örneğin Konya Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve iki çocuğun mağduru olduğu işkence davasında, duruşmada ifade veren hekimlerin meslek etiğine aykırı beyanları ve bu beyanların duruşma tutanaklarına geçmemesi üzerine İHD’nin çağrısı üzerine duruşmayı izlemeye gelen kitle örgütü temsilcileri, durumu, kendi aralarında düzenledikleri bir tutanakla tespit etmiştir. İHD Genel Merkezi, söz konusu tutanağa ve dosyada mevcut doktor raporlarına dayanarak, meslek etiğine aykırı beyan/yorumlarda bulunan ve adli muayene standartlarına uymayan hekimler hakkında disiplin soruşturması açılması istemiyle Türk Tabipleri Birliği ve Konya Tabip Odası’na başvurdu. Örneğin, Kaş Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan bir kötü muamele davasında da, izleme süresince, mağdura Antalya Barosu tarafından tayin edilen avukatın duruşmalara katılmadığına tanık olundu. Bu durum İHD Genel Merkezi tarafından derhal Antalya Barosu’na bildirildi. Başvuru üzerine baro tarafından görevlendirildiği halde görevini yapmayan avukatın yerine yeni bir avukat ataması yapılarak müdahilin mağduriyetine son verildi. İşkence vaka ve davaları izlenirken, mağdurların veya temsilcilerinin talepleri; mağdurun kadın ve çocuk olduğu durumlar; davanın görüldüğü yerin özelliklerinden kaynaklı dezavantajlar; zamanaşımı riskinin bulunması; kamuoyu duyarlılığını yaratma ihtiyacının varlığı gibi öncelikler öne çıkmıştır. Nitekim, izleme süresince, beklentilerle orantılı bir biçimde söz konusu davalara yönelik gerek basının, gerek kamuoyunun ilgisi çekilebilmiştir. Bu durum, sonuçlanan davalarda olduğu kadar devam eden davaların seyri açısından da etkisini göstermiştir. A- İZLENMEKTE OLAN İŞKENCE DAVALARI 1) Mahkeme Adı : Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2004/19 Esas Mağdurun adı : 1-İbrahim Altınbilezik (1992 doğumlu) 2-Burak Konur (1993 doğumlu) Sanık adı : Polis memurları Hasan Alpaslan Altuğ, İsa Akyüz, Ziya Yıldırım ve Hasan Yılmaz Suçlama : TCK 243. madde kapsamında işkence yapmak. Duruşma tarihi : 11 Ocak 2004 2) Mahkeme Adı : Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2004/142 Esas Mağdurun adı : 1-Mehmet Nurettin Başcı (1974 doğumlu) 2-Şiyar Perinçek (maktül, 1979 doğumlu) Sanık adı : Polis memurları Davut Özateş, Mesut Gürken ve Erhan Çiloğlu Suçlama : Kastın aşılması suretiyle adam öldürme ve efrada kötü muamele. (TCK 452/1 ve 245. madde) Duruşma tarihi : 8 Şubat 2005 3) Mahkeme Adı : Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2003/191 Esas Maktülün adı : 1-Özgür Ünal (17 yaşında) Sanık adı : Hakan İzmir, Hayri Güntürk, Yakup Kadri Öztürk, Salih Köksal, Engin Ayışık, Ekrem Çırakoğlu ve Hüseyin Duran. Suçlama : TCK 243. madde kapsamında işkence sonucu adam öldürmek. Karar : 4 Kasım 2004 tarihli duruşmada verilen kararla, sanık polislerden karakol amiri ile karakol nöbetçisine görev ihmal suçunu düzenleyen TCK 230/1 maddesinden dolayı 3 ay hapis ve 786.000’er lira para cezası verildi. Bu cezalar, TCK 59. maddesindeki indirim hükümleri uygulanmasıyla paraya çevrilerek ertelendi. 4) Mahkeme Adı : Çorum Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2003/311 Esas Mağdurun adı : Feride Kaya (52 yaşında) Sanık adı : Jandarma görevlileri Selahattin Köse, Neşet Şakrak, Doktor Muzaffer Aymergen Suçlama : TCK 243. madde kapsamında işkence yapmak. Duruşma tarihi : 17 Şubat 2005 5) Mahkeme Adı : Çorum Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2004/177 Esas Mağdurun adı : Melek Serin Sanık adı : Jandarmada görevli Selahattin Köse, Bayram İlkbahar, Ali Tellioğlu, Bülent Demir, Mithat Yiğit, Osman Badak, Ömer Çiftçi, Kutlu Gök, Nurullah Kartal, Nihat Tekin ve doktor Naci Önal. Suçlama : TCK 243. madde kapsamında işkence yapmak. Duruşma tarihi : 11 Ocak 2005 6) Mahkeme Adı : İskenderun Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 1998/72 Esas Mağdurun adı : Fatma Deniz Polattaş ve Ceren Salmanoğlu Sanık adı : Polis memurları Murat Çıkar, Halil Özkan, Aysun Yüksel ve Gürkan İlhan Suçlama : TCK 243.madde kapsamında işkence yapmak. Duruşma tarihi : 31 Aralık 2004 7) Mahkeme Adı : Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2004/ 143 Esas Mağdurun adı : Şenol Gürkan Sanık adı : Murat Dedeoğlu, Gürah Ayhan, Ahmet Horoz, Mustafa Usul (ölümü nedeniyle hakkındaki dava düştü), Recep Comart, Rıfat Doğru Atanur Arslan, Erdal Şimşek ve Tekin Taşlıova. Suçlama : TCK 243. madde kapsamında işkence yapmak. Karar : 1 Ekim 2004 tarihli duruşmada karar verildi. Sanık polislerden Murat Dedeoğlu, Recep Comart, Rıfat Doğru ve Erdal Şimşek hakkında ise beraat kararı verilirken, sanık polislerden Gürhan Ayhan, Ahmet Horoz, Atanur Arslan ve Tekin Taşlıova hakkında ise TCK 243/1. Maddedesine dayanarak 1’er yıl, 4’er ay, 10’ar gün ağır hapis cezası verildi. Dosya temyiz incelemesi nedeniyle Yargıtay aşamasında bulunuyor. 8) Mahkeme Adı : Kaş Asliye Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2003/320 Esas Mağdurun adı : Yalçın Koçak (25 yaşında) Sanık adı : Vedat Bozkurt (Jandarma bölük komutanı) Suçlama : Efrada kötü muamelede bulunmak. (TCK 245. madde). Duruşma tarihi : 6 Ocak 2004 9) Mahkeme Adı : İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2003/119 Esas Mağdurun adı : Mehmet Desde Sanık adı : Polis memurları Muhteşem Çavuşoğlu, Mesut Angın, Halim Erçetin ve Hürriyet Gündüz Suçlama : TCK 243. madde kapsamında işkence suçu işlemek. Duruşma tarihi : 22 Aralık 2004 tarihli duruşmada tüm sanıklar hakkında beraat kararı verildi. 10)-I) Mahkeme Adı : Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2001/233 Esas Mağdurun adı : Birtan Altınbaş (maktül) Sanık adı : Polis memurları İbrahim Dedeoğlu, Hasan Cavit Orhan, Süleyman Sinkil, Sadi Çaylı, Muammer Eti, Talip Baştan, Tansel Kayhan ve Mehmet Kırkıcı Suçlama : TCK 243., 452/1 madde kapsamında işkence sonucu ölüme sebebiyet vermek. Duruşma tarihi ava, sanık polislerden İbrahim Dedeoğlu, Sadi Çaylı, Süleyman Sinkil ve Hasan Cavit Orhan’ın 4’er yıl, 5’er ay, 10’ar gün ağır hapis cezasıyla mahkumiyeti ve Muamemer Eti, Talip Baştan, Tansel Kayhan ve Mehmet Kırkıcı adlı sanık polislerin beraati ile sonuçlandı. Karar, Yargıtay tarafından 6 Aralık 2004 tarihinde verilen kararla Bozuldu. Yeniden yargılama yapmak üzere dosya mahkemeye yollandı. II) Mahkeme Adı : Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2002/233 Esas Mağdurun adı : Birtan Altınbaş Sanık adı : Naip Kılıç, Ahmet Baştan, Suçlama : TCK 243/2., 452/1. madde kapsamında işkence sonucu ölüme sebebiyet vermek. Duruşma tarihi : Sanıklardan Naip Kılıç hakkında beraat, Ahmet Baştan hakkında ise 4 yıl, 5 ay, 10 gün ağır hapis cezası verildi. Dosya temyiz nedeniyle Yargıtay aşamasında. 11) Mahkeme Adı : Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2004/66 Esas, 2004/65 Karar Mağdurun adı : Gökhan Yıldırım Sanık adı : Mehmet Ali Erkol, Salih Yılmaz, Duran Meştepe, Bülent Gürsoy, Servet Pekyürek, Hasan Çiftçi, Bekir Özkan ve Fuat Şahin. Suçlama : TCK 243. madde kapsamında işkence yapmak. Karar : Dava sanıkların beraati ile sonuçlandı ve temyiz aşamasında. 12) Mahkeme Adı : Kızılcahamam Asliye Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2004/108 Esas Mağdurun adı : Metin Kaçar (Ayrıntılı bilgi hazırlık soruşturması süren işkence olayları bölümündedir) Sanık adı : Aziz Kılıçtek, Recep Can Suçlama : TCK 245. madde kapsamında efrada kötü muamelede bulunmak. Duruşma tarihi : 13 Ocak 2005 13) Mahkeme Adı : Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2003/29 Esas Mağdurun adı : Hamdiye Aslan Sanık adı : Bayram Ural, Nazım Ege, Abdulkadir Özel, Hanifi Şennur Pat ve Levent Bilse Suçlama : TCK 243. madde kapsamında işkence yapmak. Duruşma tarihi : 29.12.2004 14) Mahkeme Adı : Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2000/56 Esas Mağdurun adı : Kamile Çiğci Sanık adı : İbrahim Hakerler, Yılmaz Papakçı, Nezih Karakuş, Kamil Vedat Karaman, Muhammet Özcan, Elmas Demircan ve Tamer Tanışgün Suçlama : TCK 243. madde kapsamında işkence yapmak. Duruşma tarihi : 29.12.2004 15) Mahkeme Adı : Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2003/99 Esas Mağdurun adı : Remziye Daşlık Sanık adı : İsmail İçen ve Mustafa Yücel Suçlama : TCK 243. madde kapsamında işkence yapmak. Duruşma tarihi : Sanıklar hakkında beraat kararı verildi. Dosya temyiz incelemesi için Yargıtay’da bulunuyor. 16) Mahkeme Adı : Diyarbakır 1. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2003/1261 Esas Mağdurun adı : Saim Çelebi Sanık adı : Yusuf Sayınbaş, Erdal Arı, Al Demirbaş ve Engin İşler. Suçlama : TCK 245. madde kapsamında efrada kötü muamelede bulunmak. Duruşma tarihi : 23.03.2005 17) Mahkeme Adı : Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2003/235 Esas Mağdurun adı : Gökhan Biçer Sanık adı : İsmail İçen ve Fatih Reşet Gürbüz Suçlama : TCK 243. madde kapsamında işkence yapmak. Duruşma tarihi : Sanıklar hakkında beraat kararı verildi. Dosya temyiz incelemesi için Yargıtay’da. 18) Mahkeme Adı : Diyarbakır 3. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2003/1205 Esas Mağdurun adı : Hasan Akın Sanık adı : Suçlama : TCK 245. madde kapsamında efrada kötü muamelede bulunmak. Duruşma tarihi : 19) Mahkeme Adı : Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2003/74 Esas Mağdurun adı : Kutbettin Çelik Sanık adı : Ömer Açıl ve Murat Müftüoğlu Suçlama : TCK 243. madde kapsamında işkence yapmak. Duruşma tarihi : Mahkeme tarafından durma kararı verildi. Dosya Adalet Bakanlığı’nda bulunuyor. 20) Mahkeme Adı : Çınar Asliye Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2003/65 Esas Mağdurun adı : Mehmet Uzun Sanık adı : İbrahim Tekin Suçlama : TCK 245. madde kapsamında efrada kötü muamelede bulunmak. Duruşma tarihi : 21) Mahkeme Adı : Siirt Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2002/86 Esas Mağdurun adı : Muzaffer Çınar Sanık adı : Mevlüt Yırık ve Yaşar Uçar Suçlama : TCK 243. madde kapsamında işkence yapmak. Duruşma tarihi : Sanıklar hakkında beraat kararı verildi. Dosya temyiz incelemesi için Yargıtay’da bulunuyor. 22) Mahkeme Adı : Diyarbakır 3. Asliye Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2004/1099 Esas Mağdurun adı : Hasan Yel Sanık adı : Mutsan Oyar, Halil Tuzcu ve Mustafa Hikmet Parmaksız. Suçlama : TCK 245. madde kapsamında efrada kötü muamelede bulunmak. Duruşma tarihi : 17.03.2005 23) Mahkeme Adı : Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2002/106 Esas Mağdurun adı : Mahmut Turan, Mehmet Şah Turan Sanık adı : Özkan Toptaş Suçlama : TCK 243. madde kapsamında işkence yapmak. Duruşma tarihi : Sanık hakkında mağdur M. Şah Turan’a işkence yapmaktan 10 ay ağır hapis ve 2 ay 15 gün memuriyetten men cezası verilirken, mağdur Mahmut Turan’a işkence yapma suçundan ise beraat kararı verilmiştir. Dosya temyiz incelemesi nedeniyle Yargıtay’da bulunuyor. 24) Mahkeme Adı : Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : 2004/352 Esas Mağdurun adı : Şükran Esen Sanık adı : 450 sanık Suçlama : TCK 243. madde kapsamında işkence yapmak. Duruşma tarihi : 29.12.2004 25) Mahkeme Adı : Uludere Asliye Ceza Mahkemesi Dosya Numarası : Mağdurun adı : Berk ailesi Sanık adı : Mustafa Oktay Çakır, Ferhat Karaca, Fatih Fakı, Mumin Karadoğan, Cengiz Kızılboğa, Veysel Sarıboy, Gökhan Katırcı, Mustafa Kutlay, Abdullah Kıtançiçek ve Burhan Yıldırım. Suçlama : TCK 245. madde kapsamında kötü muamelede bulunmak. Duruşma tarihi : B- İZLENMEKTE OLAN VE HAZIRLIK SORUŞTURMASI SÜREN İŞKENCE OLAYLARI 1- Murat Gezici (24 yaşında), Marmara Üniversitesi öğrencisi: Adana’nın Ceyhan ilçesinde Şehit Reşat Karakolu tarafından 27 veya 28 Temmuz 2004 tarihinde gözaltına alınan Murat Gezici gözaltında işkenceye maruz kaldı. Suç duyurusunda bulundu. Soruşturma sürüyor. 2- Abubekir Arslan(39 yaşında), Afyon Kapalı Cezaevi’nde tutuklu: Afyon Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2004/4158 Hazırlık sayılı dosyası ile cezaevinde maruz kaldığını belirttiği işkence iddialarına ilişkin soruşturma sürüyor. 3- Bedrettin, Behçet, Selamettin, Cengiz ve Kerem Güngör: Manisa’nın Akhisar ilçesinde yaşayan Güngör ailesinin dört ferdi, 15 Ağustos 2004 tarihinde Manisa Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında bulunan akrabaları Bedrettin Güngör’ün akıbetini sormaya gittiklerinde işkenceye maruz kaldılar. “Polise mukavemet ve karakol basarak adam kaçırmaya teşebbüs” iddiasıyla tutuklanarak Manisa ve Akhisar cezaevine konuldu. Savcılığa yapılan suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturma sürüyor. Konu hakkında İzmir İHD tarafından bir heyet oluşturularak yerinde inceleme yapıldı. Yapılan inceleme ve görüşme sonucunda, işkence iddiaları doğrulanarak, cezaevinde yapılan görüşmelerde işkence izleri ve mağdurların sağlık durumlarında yarattığı tahribat saptandı. 4- Metin Kaçar (55 yaşında), emekli işçi: 19.09.2004 tarihinde, Ankara’nın Kızılcahamam ilçesi yakınlarında trafik polisleri Aziz Kılıçtek ve Recep Can tarafından radara yakalandıkları gerekçesiyle durdurulan ve daha sonra polisler tarafından eşi ve 11 yaşındaki oğluyla birlikte dövülen Metin Kaçar, 22.09.2004 tarihinde İHD’ye başvurarak yardım talebinde bulundu. Kaçar ailesiyle birlikte maruz kaldığı muameleyi ve yaşadıklarını, İçişleri Bakanlığı’na ve Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği dilekçelerde şöyle anlattı: “ 19.09.2004 Pazar günü Kızılcahamam Kaplıcaları’nda tedavi gördükten sonra eşim ve 11 yaşındaki oğlumla birlikte Ankara’ya dönerken Kargasekmez Tepesi’nde Trafik polisleri tarafından durduruldum. Bana ‘Hoş geldin velinimetim, arabanı şöyle çek’ demesi üzerine ben de arabamı kenara çektim. Radara yakalandığımı, 240 milyon lira para cezası ödemem gerektiğini söyledi. Bana ‘Sen 100 milyon lira öksür de işin rast gitsin’ dedi. Ben de ‘Beyefendi benim o kadar param yok. Siz cezamı yazın da ben emekli maaşımı alınca ödeyeyim’ dedim. Onlar da bana ve aileme küfrederek ‘Sen de100 milyon yok mu lan?! diyerek beni darp ettiler. Hem beni, hem ailemi hem de araya giren 11 yaşındaki oğlumu dövdüler, boynunu sıktılar ve bana 169 milyon TL ceza makbuzu kestiler. Yoldan geçen araçlar durdu ve bizi onların elinden kurtardı. Yardımcı olan kişiler bizi kenara çekip su verdiler ve yüzümüzü yıkadılar.” Vatandaşların müdahalesi ile polislerin elinden kurtarılan Metin Kaçar’ın aldığı darbeler sonucu vücudunun çeşitli yerlerinde morluk ve şişlikler oluştu. Kaçar hakkında, yapılan muayene ve tetkikler sonucunda Ankara Adli Tabipliği tarafından 21.09.2004 tarihinde 10 günlük iş göremezlik raporu düzenlendi. Kaçar, 21.09.2004 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak, olayda adları geçen Aziz Kılıçtek, Özden Aşıcı ve Recep Can adlı trafik polisleri hakkında suç duyurusunda bulundu. Kızılcahamam Cumhuriyet Savcılığı’na yollanan başvuru üzerine TCK 245. maddeye dayanılarak “kötü muamelede bulunmak” iddiasıyla Aziz Kılıçtek ve Recep Can adlı trafik polisleri hakkında kamu davası açılırken, Özden Aşıcı adlı polis memuru hakkında takipsizlik kararı verildi. Davanın görülmesine, Kızılcahamam Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Savcılık aynı zamanda Metin Kaçar hakkında karşı soruşturma açarak “görevli memurlara hakaret” iddiasında bulundu. Soruşturma sürüyor. 5- Aydın Ay : 27.10.2004 tarihinde Trabzon Çarşı Polis Merkezinden Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesine götürülen A.A. isimli vatandaş, kendisine gözaltında işkence yapıldığı, vücuduna elektrik verildiği ve kolunun gözaltında yapılan işkence sonucu kırıldığı iddiasında bulundu. İHD tarafından görevlendirilen ve bölgede inceleme yapan İnsan Hakları Heyeti, Trabzon’ da bulunmaması nedeniyle mağdur Aydın AY ile telefon görüşmesi yaparak konuya ilişkin şikayet başvurusunu almışdı. Mağdur, kendisine gözaltında işkence yapıldığını, elektrik verildiğini, hayalarının sıkıldığını, vücudunda darp izlerinin olduğunu ve bunun ayrıca delil olması bakımından fotoğrafla görüntülendiğini ve CD’ ye yükletildiğini, kolunun birkaç yerinden kırıldığını, geçmişte kolunun aynı yerinde herhangi bir kırık olmadığını, polislerin gözaltında kendisinden para talep ettiğini ancak parasının olmaması üzerine kendisine zorla üç adet senet imzalattırıldığını, uğradığı haksızlığın takipçisi olacağını, hakikatin ortaya çıkması için konunun takipçisi olacağını, geçmişte de Giresun’ da kendisine işkence yapıldığını ve bunun 1990/244 sayılı dosya üzerinden mahkeme kararıyla sabit olduğunu ve işkence yapan polislere başka dosya numarası üzerinden ceza verildiğini belirtmiştir. Başvurucu mağdur Aydın Ay, ayrıca, kendisinin geçmiş Emniyet kayıtlarının her defasında önüne çıktığını, mahkemede beraat etmesinin Emniyet Müdürlüğü görevlileri için bir şey ifade etmediğini, Emniyet Müdürünün kendisinin 43 dosyasının olduğunu söylemesinin ise haksızlık olduğunu ve polislerin aklanması için bunun söylendiğini, önemli olanın kaç suçtan sabıkasının olduğunun araştırılması olduğunu eklemiştir. Heyet üyeleri, mağdur Aydın Ay’ a işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı doğrultusunda tıbbi rapor veren Trabzon Numune Hastanesi hekimlerinden Dr. Hasan M. HÜSEYİNOĞLU ile 08.11.2004’ de saat 12:15’ de Acil Servis Şefi odasında yaptıkları görüşmede, konuyla ilgili bilgisini sorduğunda, Dr. M. Hüseyinoğlu, kendisinin acil servis şefi olduğunu ve acil tıp uzmanı olduğunu, olayı ve hastayı çok net hatırladığını 28.10.2004 tarihinde öğlene yakın bir saatte Aydın AY isimli kişinin sivil polisler eşliğinde adli rapor için kendisine getirildiğini, şahsın ısrarla “…ben rapor istemiyorum, bırakın gideyim. Ben başka bir şey istemiyorum.” dediğini, bu beyan üzerine şahsın oraya rapor alınmak üzere geldiğini nereden bildiğini kendince düşündürücü bulduğunu, bunun üzerine şahsın içinde bulunduğu kaygılı halden ve beyanlarından hareketle, durumdan kuşkulandığını, yanında bulunan polisleri dışarı çıkarıp şahsı detaylı bir muayeneden geçirdiğini, şahsın astım şikayeti üzerine kendisini bu yönden de muayene ettiğini ve somut astım belirtilerini tespit ettiğini, şahsın kendisine ”...bana işkence yaptılar, beni dövdüler, elektrik verdiler, hayalarımı sıktılar, kolumu kullanamıyorum, çok ağrıyor..” dediğini, kendisinin de şahsın elbiselerini çıkarttırıp şahsın vücudunda darp ve cebir izlerini tespit ettiğini, bunun tespiti için ayrıca röntgen filmlerini çektirdiğini, röntgen filmlerini inceleyip kırığı gördüğünü ancak teyit için hasta ile birlikte filmleri uzman ortopedi doktoruna gönderdiğini, ortopedi doktorunun da görüşünü aldıktan sonra şahsın kolundaki yeni kırığı da rapor ettiğini, esasen şahsın vücudundaki tüm iz ve emareleri, ağrılı yerleri, bulguları detaylı olarak adli raporuna yansıttığını, şahsın vücudunda özellikle de her iki bacağında birbiri üzerine gelen çapraz izler olduğunu tespit ettiğini ve tüm bunların raporda kayıtlı olduğunu belirtmiştir. Dr. M. Hüseyinoğlu, tıbbi raporu tanzim ettikten sonra polislere raporu teslim etmek istemediğini, ancak polislerin ısrarı üzerine 4 (dört) nüsha halinde düzenlenen raporun bir suretini teslim ettiğini, teslim alan polisin yaka numarasını aldığını, bu raporun kaybolabileceği kaygısıyla tedbirini de aldığını, polislerin bir sureti alıp gittikten sonra şahsın tedavilerinin kendileri tarafından yapıldığını, kırık olan kola da kendileri tarafından alçı yapıldığını; sonrasında şahsın aslında önceki geceden başlayarak öncesinde üç kez adli rapor için getirildiğini ve her üçünde de vücudunda darp ve cebir izi olmadığına dair rapor verildiğini; dolayısıyla da kendisine muayeneye geldiği esnada şahsın rapor hakkındaki ön bilgisinin buradan kaynaklandığını öğrendiğini, böylece şahsa dair kuşkusunun giderilmiş olduğunu ifade etmiştir. Dr. M. Hüseyinoğlu, heyet üyelerine ayrıca, kendisinin hekimlik meslek etiğinden asla ödün vermediğini, başkalarının kendisi hakkında farklı olduğunu belirten şeyler söylediklerini, oysa kendisinin gerçekte tek farkının belki de meslek etiğine uygun davranması olduğunu, doğruyu yalnızca doğru olduğuna inandığı için yaptığını, başkalarının kendisini takdir edip etmemesini de beklemediğini, bunun kendisinin hekim ve insan olarak yükümlülüğü olduğunu belirtmiştir. Heyet, Trabzon Çarşı Polis Merkezinden Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi’ne götürülen Aydın AY isimli mağdurun, gözaltında işkence ve kötü muameleye maruz kalmasına ilişkin yaptığı şikayet sonrasında Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan hazırlık dosyası hakkında gizlilik kararının verildiğini; bundan dolayı Trabzon Numune Hastanesinde tutulan ve işkenceyi belgeleyen tıbbi raporları içeren belgeleri inceleyemediklerini belirtmiştir. Heyet, mağdur Aydın Ay’ ın elinde bulunan ve ilk olarak alınan üç raporda darp ve cebir izine rastlanılmadığının rapor edildiğini, düzenlenen son raporda ise mağdurun polis nezaretinde getirildiğinin yazılı olduğunu, üzerinde “...no’lu sağlık ocağından ileri bir inceleme için gönderildiğinden” şeklinde bir ibare olduğunu, darp ve cebir izlerinin mevcut olduğuna dair kayıtların yapıldığını ve mağduru muayene eden doktorun, raporun bir suretini isteyen polis memurunun yaka numarasını aldığını tespit etmiştir. Aydın Ay’ ın işkenceye maruz kaldığını gösteren tıbbi raporun, sağ ve sol uyluk kemiğinde ikişer olmak üzere toplam dört adet darp izi, sağ testiste ağrı ve sırtta ağrı ile sol kolda kırıkların tespit edildiğini kaydetmektedir. Heyet, Cumhuriyet Savcısının, Ay’ ın gözaltına alınmadığını belirtmesine rağmen, İl Emniyet Müdürü, Ay’ ın, gözaltına alındığını kabul ettiğini tespit etmiştir. Heyette yer alan avukatların avukat kimlikleriyle hazırlık dosyasını inceleme talepleri, savcılık tarafından, gizlilik gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. Savcılığın başlattığı hazırlık soruşturması sürmektedir. 6- Oktay Kaya : 17.09.2004 tarihinde Gümüşhane İli Torul İlçesi Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Oktay Kaya isimli vatandaş, müdürlükte görevli polisler tarafından vücudunda sigara söndürülmek sureti ile kendisine işkence yapıldığını, bu durumu doktor raporu ile de tespit ettirdiğini ve bu durumun yerel basında da haber konusu olduğunu belirtmiştir. Mağdur Oktay Kaya, İHD tarafından bölgeye gönderilen heyetle yaptığı görüşmede şu beyanlarda bulundu: “…17.09.2004 tarihinde saat 21:00 sıralarında Torul Terminali mevkiindeki büfemde ben ve dört arkadaşım oturuyorduk. O esnada Torul Emniyet Müdürü ve dört polis içeri girdiler. ‘… burası kahvehane mi? Meyhane mi? Büfe mi? Kalkın karakola gidiyoruz’ dediler. Büfede alkol sattığım iddiasıyla bizi Karakola götürdüler. Ben kendi arabamla, diğerleri de polis arabasıyla Karakola gittik. Büfemde herhangi bir alkol ürünü yoktu, şişe yoktu, bardak yoktu, içki satıldığına ilişkin herhangi bir emare yoktu. Karakolda komiser (İlçe Emniyet Müdürü) lokal veya dinlenme yeri olarak kullandıkları yerde oturuyordu. Beni parmağıyla işaret ederek çağırdı. Masanın bir tarafında ben, diğer tarafında komiser oturuyorduk. Elinde içmekte olduğu Uzun Tekel 2000 sigarası vardı. Diğer eliyle sol bileğimi tutup sigarasını bileğimin dört yerine vurup bileğimde söndürdü. ‘Seni sinkaf ederim. Kendini ne sanıyorsun!’ şeklinde tehdit ve hakaretlerde bulundu. Ben bu arada ona vurmamak için kendimi çok sıktım ama karşılığını vermedim. Lavaboya gideceğimi söyleyip birkaç adım attım ve koridorda düşüp bayılmışım. Ben müdürün yanında iken diğerlerinin ifadeleri alınıyordu. Diğerleri de koridorda bekliyordu. Ben bayıldıktan sonra benimle birlikte büfeden getirilen Ercan ATASOY, Bahadır ÖZTEKİN ile polisler beni hastaneye götürmüşler. Ben daha sonra hastanede kendime geldim. Doktora kolumdaki kızarıklıkların sigara söndürülmesine bağlı olduğunu söyledim. Doktorun ne yanığı olduğunu ve ne zaman yapıldığını bilemeyeceğini söylemesi üzerine, ben de kendisine, Gümüşhane Devlet Hastanesine sevk edilmek istediğimi söyledim. Polisler bana vazgeçmemi, beni tekrar Karakola götürmeyeceklerini, raporumu alıp evime gitmemi söylediler. Benim talebim üzerine doktor beni sevk etti. Torul’da beni sevk eden doktorun muayenesi ve sevk yazması esnasında polisler benimle doktoru hiç yalnız bırakmadılar. Torul’ da alkol muayenesi de yapıldı. Bende alkol çıkmadı, diğerlerinde çıktı. Onlar Trabzon’da alkol almış ve Torul’a öyle gelmişlerdi. Daha sonra Yavuz Yıldırım ŞAHİNÖZ isimli arkadaşım ile birlikte Gümüşhane’ye gittim. Orada vücudumdaki yanıkların sigara yanığı olduğu ve yeni yanıklar olduğu rapor edildi. Gümüşhane’deki hastane polisi de önce ifademi almak istemedi ve ‘…bekle, Şiran’da bir olay olmuş, Gümüşhane Emniyet Müdürü oraya gitmiş; geldikten sonra önce onunla görüş. Sonra istersen yine şikayetçi olursun’ dedi ancak ben ısrarlı davranıp ifademi verdim. Olaydan 1 ay geçtikten sonra savcı beni çağırdı. İfademi verdim. Hakkımda açıktan alkollü içecek satmaktan dolayı dosya açıldığını söyledi. Ben orada işkence gördüğümü de anlattım. Beni kesin rapor için adli tabibe gönderdi. Adli tabip de Gümüşhane Devlet Hastanesinde verilen raporun doğru olduğunu ve kolumdaki kesik izlerinin ise yıllar öncesine ait olduğunu rapor etti. Raporu götürüp zarf içinde savcıya teslim ettim. Kanaatimce İlçe Emniyet Müdürünün bana karşı bu olaydan yaklaşık yirmi gün önceden kalma bir öfkesi vardı. Oğlum, polise mukavemet etmekten, polise saldırmak ve dövmek iddialarından aranıyordu. Ne olursa olsun oğlumun Emniyet Müdürlüğüne getirilmesini istiyordu. Ben de oğlumu Emniyete değil de savcılığa teslim ettim. Bu onun çok zoruna gitti. Benim işyerime yapılan müdahale yanlış ve haksızdı. Haklı olsalar orada bir şeyler bulunurdu ve benim işyerim de mühürlenirdi. Hakkımdaki suçlamalar ise kendilerini haklıya çıkarmak için yapılmış olan suçlamalardır. Ancak ben özellikle bana yapılan işkence ve kötü muamele nedeniyle şikayetçi olduğumu ifademde savcılığa belirttim.” Savcılık tarafından başlatılan hazırlık soruşturması sürüyor. Bu sırada Gümüşhane Valiliği tarafından da, mağdurun adli muayenesini yapan ve rapor düzenleyen doktor hakkında da idari soruşturma açıldığı öğrenildi. İHD heyetinin yaptığı araştırma ve incelemeler sonucunda işkence olayına ilişkin sorumlular hakkında idari bir soruşturmanın başlatılmadığını, en azından ihlallerden sorumlu oldukları iddia edilenlerin halen görevlerinin başında oldukları belirtilmiştir. İşkence iddialarında sıklıkla gündeme geldiği üzere söz konusu işkence vakasında da polis tarafından, mağdur Oktay Kaya hakkında “işyerinde açıktan alkollü içecek satmak ve polise mukavemet etmekten” dolayı iki ayrı fezleke hazırlanmış ve savcılık tarafından da iki ayrı karşı soruşturma dosyaları açılmış bulunmaktadır. 7- Veli Saçılık ve arkadaşları: Tutukluların mahkemeye çıkmamaları gerekçesiyle askerler tarafından 5 Temmuz 2000 tahinde Burdur Cezaevi’nde düzenlenen operasyon sırasında kolu kopan tutuklu Veli Saçılık, tecavüze uğrayan Arzu Torun ve yaralı diğer tutukluların şikayeti üzerine Burdur Cumhuriyet Savcılığı tarafından başlatılan hazırlık soruşturması aradan geçen 4 yıla rağmen sonuçlanmadı. Tutuklu mağdurların suç duyurusu üzerine Burdur valiliği tarafından “soruşturmaya mahal yoktur, bu operasyon insan haklarını gözeterek yapılmıştır” şeklinde men’i muhakeme kararı verilmişti.. İdare mahkemesine 2003 yılında yapılan itiraz üzerine men’i muhakeme kararı kaldırılarak soruşturmaya devam edilmişti. Ancak Burdur Cumhuriyet Savcılığı, 2004 yılı sonunda da, sanıkların ifadesini tamamlayamadığı ve adreslerine ulaşılamadığı gerekçesiyle soruşturmanın sonuçlanmadığını belirtmiştir. 8- Davut Vurucu (14-16 yaşlarında) ve Durmuş Vurucu (14-16 yaşlarında): Kimliğini açıklamayan bir vatandaş tarafından 3 Kasım 2004 tarihinde İHD Genel Merkezi’ne telefonla ihbarda bulunularak Ankara’nın Kalecik ilçesine bağlı Değirmenkaya köyünde iki çocuğun işkenceye maruz kaldığı bildirildi.. Mağdur çocukların ailesinin korktukları için her hangi bir şikayette bulunmadıklarını belirten vatandaş aynı ihbarı Kalecik Kaymakamlığı’na da yaptığını belirtti. İhbar üzerine telefonla yapılan görüşmeler sonucunda, hırsızlık iddiası ile Davut ve Durmuş kardeşlerin, önce Değirmenkaya köyü muhtarı tarafından muhtarlık binasında dövüldükleri, daha sonra Hasayaz Jandarma Karakolu’na götürülerek gözaltına alındıkları öğrenildi. Çocuklara jandarma karakolunda da görevliler tarafından işkence yapıldığı, bunun sonucunda çocukların tanınmayacak hale geldikleri ve birinin kolunun kırıldığı görgü tanıkları tarafından ifade edildi. 4 Kasım 2004 tarihinde İHD tarafından Hasayaz Jandarma Karakolu telefonla arandı. Rastlantı sonucu işkence ihbarının savcılığa da yapıldığı ve savcılığın işkence iddiası nedeniyle mağdur çocuklarla birlikte Jandarma Karakolu’nda bulunduğu öğrenildi. Bu sırada, soruşturmayı yürüten savcı ile yapılan telefon görüşmesinde, işkence iddiası hakkında suç tespitinin yapıldığı belirtildi. Savcı kaymakamlığa yapılan ihbar üzerine soruşturma açtıklarını belirtti. Olayı araştırmak üzere Kalecik’e giden Sabah gazetesi muhabiri Ersan Atar, Kalecik Cumhuriyet Savcısı ile yaptığı görüşmede, olaya ilişkin soruşturma başlatıldığı bilgisini doğrulatarak, çocukların aileleri tarafından kaçırıldıklarını ve çocuklardan birinin maruz kaldığı işkence sonucu kolunun kırıldığının öğrenildiği belirtildi. Ailenin korkuyor olması nedeniyle olaya ilişkin ayrıntılı görüşme ve inceleme yapılamadı. 9- Haydar Yılmaz: 6 Aralık 2004 tarihinde İHD Genel Merkezi’ne yazılı başvuruda bulunan Haydar Yılmaz isimli vatandaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşme talebi ile Başbakanlık önüne gittiğini, burada gözaltına alınarak Çankaya Polis Karakolu’na götürüldüğünü, nezarethanede tutulduğu sırada sözlü ve fiziki baskıya maruz kaldığını belirtti. 4 Aralık 2004 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı şikayet başvurusu üzerine Ankara Adli Tabipliği tarafından düzenlenen raporda “sol göz alt ve üst kapağında hafif ödem ve ekimozlar, iki el sırtında yüzeyel sıyrıklar, sağ omuz ön tarafında 3.cm. çapında parçalı yüzeyel ekimoz, sağ bacak önde ve arka tarafında parçalı yüzeyel ekimozlar” tespitlerinin yapıldığı ve 3 günlük rapor verildiği görüldü. Yılmaz’ın yaptığı başvuru üzerine açılan soruşturma devam ediyor. 10- Abdulkadir Aydın: İHD Diyarbakır Şubesi tarafından İnsan Hakları Haftası nedeniyle 16 Aralık 2004 tarihinde saat 12:30’da Diyarbakır’ın Hasırlı mahallesinde düzenlenen, vatandaşlara, gözaltına alındıklarında sahip oldukları hakların anlatıldığı etkinlik sırasında, Şube Yönetim Kurulu üyesi Abdulkadir Aydın sivil polislerin saldırısına uğradı. Üç gün süren etkinlikler boyunca sivil polislerce takip ve taciz edilen şube yöneticileri, son olarak Hasırlı Mahallesindeki etkinlik sırasında 2 beyaz ford tarum ve doğan marka sivil polis araçları tarafından izlendi. Diyarbakır Valiliği ile yapılan yazışmalara rağmen etkinliklerin yasa dışı ve vatandaş üzerinde baskı yaratacak biçimde izlenmesi, tacizlerin sürmesi, polislerin etkinliğin yapılacağı yerlere önceden giderek kendilerini vatandaşa İHD yöneticisi olarak tanıtması nedeniyle, sivil polisler, İHD Şube yöneticileri tarafından defalarca uyarılırlar. Ancak tüm bu uyarılara rağmen, sivil polislerin ısrarla takip ve tacizlerini sürdürdükleri görülür. Şube yöneticisi Abdulkadir Aydın, haklarında suç duyurusunda bulunurken kullanabilmek üzere polis araçlarının plaka numaralarını almak amacıyla dışarı çıkar. Bu sırada, 21 AR 134 plakalı araçtan inen yeşil gözlü, sarışın şahıs, bu duruma müdahale eder. Aydın’ın cebine koyduğu araç plakalarının yazılı olduğu notları vermesini ister. Kendilerini tanımadığını, ilk önce kendilerini kimlikleriyle tanıtmaları gerektiğini belirten Aydın’a, sivil şahıslar tarafından “devlet memuru” oldukları yanıtı verilir. Aynı şahıs kimliğini çıkarır, fakat eliyle kapatarak ismini ve soy ismini göstermez. Bunun üzerine Aydın ismini göremediğini eliyle niçin kapattığını sorar. Bu kez polis memuru kimliğini cebine koyarak “sen kim oluyorsun da bana kimlik göstermemi istiyorsun” diyerek saldırır. Durumu fark eden diğer şube yöneticileri, dışarı çıktıklarında, 2 sivil polis memurunun aralarına aldıkları Aydın’ın boğazını sıktıklarını görürler. Aydın’ı döven ve boğazını sıkan polislerden birinin iriyarı, kilolu, göbekli, kumral, diğerinin ise daha genç, renkli gözlü ve sarışın olduğu görülür. Israrla göz altına alınmaya çalışılan Abdulkadir Aydın’ın kimliğine polislerce el konulur. Aydın’ın kimliği, olay yerine, İHD Diyarbakır Şube Başkanı Selahattin DEMİRTAŞ’ın gelmesi üzerine iade edilir. Bu sırada iri yarı, kilolu ve göbekli olan polis memuru ısrarla Kadir Aydın’dan şikayetçi olduğunu belirterek, gözaltına almak ister. Kolundan tutarak götürmek ister. Bu sırada, Aydın’ın vücudunun çeşitli yerlerinde izler oluşur. Saldırıya ilişkin olarak gerek İHD Diyarbakır Şubesi gerek mağdur Abdulkadir Aydın tarafından 23 Aralık 2004 tarihinde yapılan suç duyurusu 26392 hazırlık numaralı dosya ile devam ediyor. |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Üye
![]() Giriş Tarihi: 04-05-2004
Mesajlar: 126
Rep Puanı: 3644
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Nedir bu yazının amacı. İçeriğinde bir soru var da ben mi anlamadım.
"Türkiye, ......... kurumsal işkence pratiğini gündeminden silememiş bir ülkedir. Bu çelişik durum, işkencenin münferit değil, kurumsal ve sistematik olduğu gerçeğini daha belirginleştirmektedir. " Bu metin içinde yer alan bu ve buna benzer yanlış, yersiz, amaçlı bölümler metnin hazırlanış amacını açıkça ortaya koyuyor. Ayrıca metin içinde polisimize, askerimize hakaret ediliyor. Yok İHD lilere sivil polis saldırmış, yok jandarma sistematik işkence yapıyormuş, buna benzer birsürü saçmalık. Bence bu saçma konu biran önce silinmeli................ |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
|
ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC
Vize İşlemi | Haberler | Okul Arkadaşım Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir. |