Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Kapalı Konu
 
Konu Araçları
Eski 28-10-11, 21:37   #1
ersanayaz

Varsayılan Resmi evrakta sahtecilik tahribat suçu ertelenir mi?


Resmi evrakta sahtecilik tahribat suçu ertelenir mi?
Bizim arkadaş işyerinde o suçu işlemiş.Sanırım yazdıklarını kriminale gönderecekler.Dava açılacak gibi duruyor işyeri sahibi ve benim kendi arkadaşım ceza alırsa?ortada 50.000tl-100.000tl gibi bir menfaat söz konusu fakat arkadaşım sadece tahribat yapmış kendi lehine bir olay yok.
1-İşyeri sahibi ve arkadaşımın cezası en kötü ne olur?
2-İkisinin de sabıkası yok.Ceza alırlarsa paraya çevrilir mi ve sabıka olmadığı için ertelenir mi?

çocuk hergün ağlıyor.lütfen detaylı bir şey yazarsanız çok sevinirim.
2yıldan-5yıla buluyormuş.lütfen bir şeyler yazın.çocuğun durumu çok kötü.
 
Eski 30-10-11, 21:25   #2
gabaar

Varsayılan C: Resmi evrakta sahtecilik tahribat suçu ertelenir mi?


ceza paraya çevrilir diye biliyorum eğer imza ona ait olmasaydı davadan sıyrılabilirdi birde haciz oraya çıkıcak ertelenmesi hakkında birşey söyleyemem yani zor iş Allah yardımcınız olsun
 
Eski 31-10-11, 19:43   #3
naranja

Varsayılan C: Resmi evrakta sahtecilik tahribat suçu ertelenir mi?


meblağ büyük, hapis cezası alma ihtimalleri yüksek ama ertelenme de olabilir, ertelense bile en az o menfaat sağlanan para kadar para cezasına dönüşür.
 
Eski 31-10-11, 19:43   #4
FASCINATED

Varsayılan C: Resmi evrakta sahtecilik tahribat suçu ertelenir mi?


Bu konu geniş kapsamlı bir konu aşağıdaki konuyu okumanızı tavsiye ederim..

RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇU
A. GİRİŞ
Bilindiği üzere, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı " Türk Ceza Kanunu " 12 Ekim 2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış olup, hükümleri büyük ekseriyetle Haziran 2005'te yürürlüğe girmiştir.
Bu çalışmada, Kanunun "Kamu Güvenine Karşı Suçlar" Bölümünde yer alan "Resmi Belgede Sahtecilik" hükümleri ele alınmıştır.
1. Kanun Metni:
Yeni Türk Ceza Kanunu Madde 204: (1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.
2. Gerekçe:
Maddede, resmi belgede sahtecilik suçu tanımlanmıştır.
Suçun konusu resmi belgedir.
Belge, eski dilimizdeki "evrak" kelimesi karşılığında kullanılmakta olup, yazılı kağıt anlamına gelmektedir. Bu bakımdan, yazılı kağıt niteliğinde olmayan şey, ispat kuvveti ne olursa olsun, belge niteliği taşımamaktadır.
Kağıt üzerindeki yazının, anlaşılabilir bir içeriğe sahip olması ve ayrıca, bir irade beyanını ihtiva etmesi gerekir.
Bu yazının belli bir kişiye veya kişilere izafe edilebilir olması gerekir. Ancak, bu kişilerin gerçekten mevcut kişiler olması gerekmez. Bu itibarla, gerçek veya hayalî belli bir kişiye izafe edilemeyen yazılı kağıt, belge niteliği taşımaz. Kağıt üzerindeki yazının belli bir kişiye izafe edilebilmesi için, bu kişinin ad ve soyadının kağıda eksiksiz bir şekilde yazılması ve kağıdın bu kişi tarafından imzalanmış olması şart değildir.
Ancak, bazı belgeler (örneğin poliçe gibi kambiyo senetleri) açısından, belge üzerinde kişinin kendi el yazısı ile imzasının atılmış olması gerekir. Zira, imza, ilgili kambiyo senedinin zorunlu şekil şartını (kurucu bir unsurunu) oluşturmaktadır.
Bir kişinin, düzenlediği belgeye başkasının adını yazması ve belgeyi imzalaması durumunda da bir belge vardır; ancak, bu belge sahtedir. Belge altında adı yazılan ve adına imza konulan kişi, gerçek veya hayali bir kişi olabilir. Bunun, belgenin varlığına bir etkisi bulunmamaktadır.
Bir belgeden söz edebilmek için, kağıt üzerindeki yazının içeriğinin hukukî bir kıymet taşıması, hukukî bir hüküm ifade eylemesi, hukukî bir sonuç doğurmaya elverişli olması gerekir.
Resmi belge, bir kamu görevlisi tarafından görevi gereği olarak düzenlenen yazıyı ifade etmektedir. Bu itibarla, düzenlenen belge ile kamu görevlisinin ifa ettiği görev arasında bir irtibatın bulunması gerekir. Bu itibarla, bir kamu kurumu ile akdedilen sözleşme dolayısıyla özel hukuk hükümlerinin uygulama kabiliyetinin olması hâlinde dahi, resmi belge vardır. Çünkü sözleşme, kamu kurumu adına kamu görevlisi tarafından imzalanmaktadır.
Ayrıca belirtilmelidir ki, her ne kadar, belgeden söz edilen durumlarda yazılı bir kağıdın varlığı gerekli ise de; bazı durumlarda belgenin varlığını kabul için, yazının kağıt üzerinde bulunması gerekmez. Bir metal levha üzerine yazı yazılması hâlinde de belgenin varlığını kabul etmek gerekir. Bu itibarla, araç plakaları da resmi belge olarak kabul edilmesi gerekir.
Söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmıştır.
Birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı hâlde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir.
Sahtelikten söz edebilmek için, düzenlenen belgenin gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Başka bir deyişle, sahteliğin beş duyuyla anlaşılabilir olmaması gerekir. Özel bir incelemeye tâbi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmesi gerekir.
İkinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Mevcut olan resmi belge üzerinde sahtecilikten söz edebilmek için, yapılan değişikliğin aldatıcı nitelikte olması gerekir. Aksi takdirde, resmi belgeyi bozmak suçu oluşur.
Birinci ve ikinci seçimlik hareketle bağlantılı olarak belirtilmek gerekir ki; sahteciliğin, belgenin üzerindeki bilgilerin bir kısmına veya tamamına ilişkin olmasının, suçun oluşması açısından bir önemi bulunmamaktadır.
Üçüncü seçimlik hareket ise, sahte resmi belgeyi kullanmaktır. Kullanılan sahte belgenin kişinin kendisi veya başkası tarafından düzenlenmiş olmasının bir önemi yoktur.
Maddenin ikinci fıkrasında, resmi belgede sahtecilik suçunun kamu görevlisi tarafından işlenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmaktadır. Birinci fıkrada tanımlanan suçtan farklı olarak, bu suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesinin yanı sıra, suçun konusunu oluşturan belgenin kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî bir belge olması gerekir. Bu bakımdan, resmi belgede sahteciliğin kamu görevlisi tarafından yapılmasına rağmen, düzenlenen sahte resmi belgenin kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu bir belge olmaması hâlinde, bu fıkra hükmü uygulanamaz.
Söz konusu suçu oluşturan hareketler, birinci fıkrada tanımlanan suçu oluşturan seçimlik hareketlerden ibarettir. Ancak, bu bağlamda özellikle belirtilmelidir ki, kamu görevlisinin gerçeğe aykırı olarak bir olayı kendi huzurunda gerçekleşmiş gibi, bir beyanı kendi huzurunda yapılmış gibi göstererek belge düzenlemesi hâlinde, bu fıkra hükmünde tanımlanan suç oluşur.
Maddenin üçüncü fıkrasında, resmi belgede sahtecilik suçunun konu bakımından nitelikli unsuru belirlenmiştir. Buna göre, suçun konusunu oluşturan resmî belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması hâlinde, cezanın belirlenen oranda artırılması gerekir. Bu hüküm, belgelerde sahtecilik suçları ile delil teorisi arasındaki ilişki göz önüne alınarak, daha üstün ispat gücüne sahip belgeyi daha fazla korumak ihtiyacını karşılamaktadır. Ancak, değişik yorumlara son vermek maksadıyla bir belgenin böyle bir güce sahip olup olmadığının saptanması için kanunlarda bu hususu belirten bir hüküm bulunması gerekli sayılmıştır.
B. RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇU
1. Kamu Güveni Kavramı:
Kamu güveni, hukuk düzeninin, herhangi bir hukuksal olayı kanıtlama özelliği tanıdığı şeylerle, doğruluk ve gerçekliğine herkesçe güvenilmesini öngördüğü şekil, alamet, işaret ve sembollerin sahtecilikten korunmalarını sağlamaya yönelik genel ve sürekli toplumsal bir hak ve menfaattir.
2. Ceza Himayesinin Konusu:
Hukuki bir menfaati temsil etmesi hasebiyle belge, objektif, devamlı, değişmez bir delildir.
Kamunun bir belgeye itimat etmesinin tabiî bir durum olması nedeniyle, bu itimat ceza hükümleri ile korunmak istenmiştir. Korunan hukuki menfaat kamu güvenidir.
3. Sahtecilik Kavramı:
Sahteciliğin kelime anlamı, bir şeyin aslına benzetilerek yapılmasıdır. Asıl kelimesi ise, bir şeyin kendisi; köken, kaynak; esas, hakikat; gerçek; bir şeyin temelini oluşturan anlamlarını içermektedir.
Bu çerçevede, sahtecilik, gerçeğin taklit veya tağyir/tahrif edilmesi anlamlarına gelmektedir. Genel olarak sahtecilik, başkasını aldatmak için kullanılan her türlü hile ve yöntemlerdir. Hile, sahteciliğin ayrılmaz bir öğesidir. Sahtecilik bir amaç değil, haksız çıkar elde etmek, amaçlanan bir başka suça ulaşmak için kullanılan araçtır.
Tağyir ve tahrif, belgenin kapsadığı fiili ve hukuki durumunda değişiklik yapmak, taklit ise, bir belgenin kısmen veya tamamen tıpkısını oluşturmaktır.
4. Belge Kavramı:
Madde gerekçesinde yer verilen açıklamalardan hareketle, belge kavramını, anlaşılabilir bir içeriğe sahip, kişilere izafe edilebilir nitelikte olan ve bir irade beyanını ihtiva eden, hukukî bir sonuç doğurmaya elverişli yazılı kağıt olarak tanımlamak mümkündür. Kısaca, hukuki hüküm ifade eden ve bir hakkın doğmasına ve bir olayın isbatına yarayan yazılar belge (evrak) olarak tanımlanabilir. Belge, bir irade beyanı veya hakikatin tasdiki olması hasebiyle daima bir isbat vasıtası kabul edilir.
5. Resmi Belge Kavramı:
Resmi belge, Madde gerekçesinde, bir kamu görevlisi tarafından görevi gereği olarak düzenlenen yazı şeklinde tanımlanmıştır. Burada, düzenlenen belge ile kamu görevlisinin ifa ettiği görev arasında bir irtibatın bulunması gerektiğine dikkat çekilmektedir. İfa edilen kamu görevi gereği, düzenlenen belgenin resmi belgeye vücut veren yasal dayanağa uygun olacağı ve zorunlu biçimsel koşulları taşıyacağı gerekçesi ile, bu hususları ayrıca zikretmeye lüzum olmadığı düşünülebilirse de resmi belge kavramında yasal dayanak ve zorunlu biçimsel koşullara da dikkat çekmek zarureti vardır.
Bir kamu görevlisinin, görevi dışında veya yetkisi dışında bir belge düzenlemesi veya belgede esaslı şekil noksanlığının bulunması halinde bu belge resmi bir hüviyet kazanmayacaktır. Böyle bir belge, şartları haiz ise, özel evrak sayılır.
Muhtevası hususi hukuka taallûk eden bir muameleye bir resmi şekil veren belge de resmi evrak addedilir.
Bir kamu idaresi tarafından özel hukuk kurallarına tabi olarak tesis edilen bir muamelede imzalanan belgelerin de resmi belge olarak kabul edilmesi gerekir. Nitekim, madde gerekçesinde, bir kamu kurumu ile akdedilen sözleşme dolayısıyla özel hukuk hükümlerinin uygulama kabiliyetinin olması hâlinde dahi, sözleşmede kamu kurumu adına kamu görevlisi tarafından imzalanmasından dolayı, resmi belgenin olduğu belirtilmiştir.
Resmi belgeler kanıt gücü bakımından diğer belgelere göre üstün tutularak, bu belgeler üzerinde işlenen sahtecilik suçlarına diğerlerine oranla daha ağır yaptırımlar öngörülmüştür.
Resmî belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması hâlinde isbat kudreti bakımından resmi evrak söz konusudur. Bu konuda, Madde gerekçesinde, belgelerde sahtecilik suçları ile delil teorisi arasındaki ilişki göz önüne alınarak, daha üstün ispat gücüne sahip belgeyi daha fazla korumak ihtiyacının karşılandığı ifade edilerek, bir belgenin böyle bir güce sahip olup olmadığının saptanması için kanunlarda bu hususu belirten bir hüküm bulunmasının gerekli sayıldığı belirtilmiştir. Söz konusu belgeler, H.U.M.K. nun 295. maddesi gereğince mahkeme ilamları, CMK'nin 222. maddesi uyarınca duruşma tutanakları, İcra ve İflas Kanunu'nun 38. maddesinde açıklanan ilam niteliğini taşıyan belgeler, Noterlik Kanunu'nun 82. maddesi uyarınca noterlerce düzenlenen belgeler, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri hakkında Kanun'un 178. maddesi gereğince seçim kurullarınca düzenlenen tutanaklar, Umuru Belediyeye Ait Ahkamı Cezaiye Hakkında Kanunun 6. maddesi gereğince düzenlenmiş tutanaklar, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 21'inci maddesinde belirtilen kaçakçılığa ilişkin tutanaklardır.
Bir belgenin birden fazla aslı bulunabilir. Bunlar suret değildir. Birden ziyade aslı olan belgenin birisinde yapılan sahtecilik suçun oluşması için yeterli görülmektedir. Resmi evraktaki suretten kastedilen mana ise, asıl esas tutularak buna uygun şekilde çıkarılıp yetkili memur tarafından tasdik edilen belgedir.
6. 765 Sayılı TCK ile Mukayese:
765 sayılı TCK'de evrakta sahtekarlık cürümleri, Ammenin İtimadı Aleyhinde Cürümler Başlıklı bölümün Üçüncü ve Dördüncü Fasıllarında 339 ilâ 357'inci maddelerde yer almaktadır. Bu maddelerde sahtekarlık cürümleri oldukça ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş olmakla birlikte, Yeni TCK'de bu suçlara daha az maddede ve sadeleştirilerek yer verildiği görülmektedir.
Eski Kanunda, sosyal ve hukuki olarak daha az kıymet atfedilmesine dayalı olarak daha az ceza öngörülen hüviyet cüzdanı, pasaport, ruhsatname, şahadetname, ihmühaber gibi belgelerde yapılan sahtekarlıkları düzenleyen Dördüncü Fasıl'da 350 ilâ 357'inci maddelerde yer alan suç tipleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyon Raporu'nda yer alan, "Resmi belgede, sahtecilik suçuyla bağlantılı olarak belgenin asıl, özet veya suret, olması bakımından veya bu belgeler arasında, 'kimlik belgesi', 'şahadet­name', 'beyanname', 'zabıtanın teftiş ve kontrolüne tabi defter', 'iyi hâl veya yoksulluk belgesi', ya da sağlık raporu olup olmamasına göre ayırım yapılması, toplumda hukuk güvenliğini sarsan keyfi uygulamalara imkân sağlayan bir du­rum olarak görüldüğü için; bütün bu ayırımlar, Komisyon çalışmaları sonucun­da oluşan metinde terkedilmiştir." İfadelerinden de anlaşılacağı üzere, yeni Kanunda bağımsız bir suç olarak öngörülmemiştir. Bu suçlar ile Üçüncü Fasıl'da yer alan 339, 340, 342, 346'ncı maddelerde düzenlenen suçlar yeni Kanunda, büyük ölçüde, 204 ve 205'inci maddeler kapsamına alınmıştır.
Yeni Kanunda, umumi veya hususi bir zarar doğması şartı aranmamaktadır. Bu konuda Adalet Komisyonu Raporu'nda, "Sahtecilik olgusu gerçekleştikten sonra, bir 'genel veya özel zarar'ın meydana gelmesini veya gelmesi ihtimalini ara­maya artık gerek yoktur. Aslında bu hükümler sahtecilik suçundan dolayı sorumluluktan kurtulmak için kötüye kullanılmaya müsait bir durum oluşturmak­tadır. Keza, sahtecilik olgusu gerçekleştikten sonra, uygulamada ayrıca bunun 'iğfal kabiliyetini haiz' veya 'aldatma yeteneğine sahip' olup olmadığını araştırmak da, sahtecilik suçundan dolayı sorumluluktan kurtulmak için bir çıkış yolu olarak görülmektedir. Aldatıcılık özelliği, sahteciliğin özünde var olan bir husustur. Aksi takdirde, sahtecilikten söz etmek mümkün değildir." Görüşlerine yer verilmiştir.
Bununla birlikte, "aldatıcılık özelliği" madde metnine bir ölçüde girmiştir. Bu durum, aldatma yeteneğinin maddenin tümünü kapsayıp kapsamadığı konusunda tartışmalara yol açmıştır. Gümrük Kontrolörleri olarak, bir yerde iddia makamına yardımcı bir konumda bulunmamız ve madde metnine sadık kalmanın isabetli olacağı göz önüne alınarak, belgede sahtecilik olaylarında, sahteciliğin "aldatma yeteneği"ne sahip olup olmadığı hususuna, sadece madde metninde yer verilen seçimlik hareketlerde ve çok net ifade ve yargılarda bulunmadan, değinilmesinde yarar görülmektedir.
7. Suçun Faili:
1'inci fıkradaki suçu herhangi bir kimse işleyebileceği halde, 2'nci fıkradaki suçu bir kamu görevlisi işleyebilir.
2'nci fıkranın tatbiki için failin kamu görevlisi olmasının yanında, sahteciliğin konusunun teşkil eden belgenin kamu görevlisinin vazifesine dahil bir husus olması gerekir.
8. Suçun Maddi Unsuru:
Maddenin birinci fıkrasında yer alan suçun maddi unsuru, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemek, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek veya sahte resmi belgeyi kullanmaktır.
Sahte belge tanzimi suçu, yalnız yoktan meydana getirilmek veya hakiki bir varaka üzerinde tahrifat yapılmakla değil, aynı zamanda, mevcut olmayan durumların mevcutmuş gibi gösterilmesi veya belli durumun başka bir şekilde icra edildiği gösterilmek suretiyle de meydana gelmektedir.
Fıkranın ikinci seçimlik hareketi tarif edilirken yer verilen, "başkalarını aldatacak şekilde" ibaresi birinci seçimlik hareketin tarif edilmesinde yer verilmemiştir. Madde gerekçesinde, her ne kadar, sahtecilikten söz edebilmek için, düzenlenen belgenin gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekeceği belirtilmişse de, Adalet Komisyonu Raporunda, " Sahtecilik olgusu gerçekleştikten sonra, uygulamada ayrıca bunun 'iğfal kabiliyetini haiz' veya 'aldatma yeteneğine sahip' olup olmadığını araştırmak da, sahtecilik suçundan dolayı sorumluluktan kurtulmak için bir çıkış yolu olarak görülmektedir. Aldatıcılık özelliği, sahteciliğin özünde var olan bir husustur. Aksi takdirde, sahtecilikten söz etmek mümkün değildir" açıklamaları karşısında, Fıkranın birinci seçimlik hareketin tarifinde " başkalarını aldatacak şekilde" ibaresine yer verilmemesinin bir irade ve görüşün neticesi olduğu kanaati taşınmaktadır. Dolayısıyla, resmi bir belgenin sahte olarak düzenlenmesi halinde, ayrıca bunun iğfal kabiliyetini haiz olup olmadığının araştırılmasına gerek bulunmadığı düşünülmektedir.
İkinci fıkradaki suçun maddi unsuru, kamu görevlisinin, görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenlemek veya gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek veya gerçeğe aykırı olarak belge düzenlemek veya sahte resmi belgeyi kullanmaktır.
9. Suçun Manevi Unsuru:
Suçun oluşması için genel kast yeterlidir. Ayrıca saik aranmaması gerekir. Sahtecilik fiilini işlemiş olanın hareketinde kast meknuzdur. Bu suçun taksirle işlenmesi kabul olunmamaktadır.
10. Suça Etki Eden Sebepler
a) Ağırlatıcı Sebep:
204'üncü maddesinin son fıkrası hükmüne göre, üzerinde sahtecilik yapılan belgenin kanun hükmü gereği sahteciliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olması halinde ceza ½ oranında artırılacaktır.
b) Hafifletici Sebep:
Kanunun 211'inci maddesinde yer alan durumun gerçekleşmesi halinde, verilecek ceza yarısı oranında indirilir.
11. Teşebbüs:
Doktrinde belgede sahtecilik suçlarına teşebbüsün mümkün olmadığı ileri sürülmektedir. Bu görüşün dayanaklarından bir bölümünü, sahtecilik tamamlanmadıkça zarar kabiliyetinin kabulünün mümkün olmadığı, sahtecilik fiilinin tamamlanması halinde de suçun tekemmül edeceği düşüncesi oluşturmaktadır. Yeni Kanunda, umumi veya hususi bir zarar doğması şartına yer verilmemesi nedeniyle sahtecilik tamamlanmadıkça zarar kabiliyetinin kabulünün mümkün olmadığını ileri sürmek isabetli olmayacaktır. Kişi, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp elinde olmayan sebeplerle bu fiili tamamlayamadığı hallerin mümkün olacağı düşünülmektedir. Örneğin, transit taşımacılık yapan bir TIR aracı yükü yurtiçinde bıraktığında, çıkış gümrük idaresi tarafından yazılan teyit yazısının bir şekilde sahte olarak düzenlenmesine başlanılıp, elde olmayan sebeplerle fiilin tamamlanamaması durumunda (Bir şahıs veya bir memurun bilgisayarında, TIR karnesi numaralı vb. bilgilerin tam olarak yer aldığı, ilgili gümrük idare amirinin isminin de yazıldığı; hatta, çıktısının da mevcut olduğu, bu teyit yazısının, henüz sahte imza atılmadan; mesela, bir arama sonucu, ele geçirildiği bir durum söz konusu olabilir) kaçakçılık fiilinin yanında evrakta sahtekarlık suçunu da işlemeye teşebbüsten dolayı failin cezalandırılması gerektiği kanaati taşınmaktadır.
12. İçtima:
Yeni TCK'nin 212'inci maddesi, sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı ceza verileceği hükmünü amirdir. Bilindiği gibi, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 24'üncü maddesinde de bu yönde bir hüküm bulunmaktadır.
13. İştirak:
Fiil, azmettirme, müşterek fail veya yardım eden sıfatıyla işlenebilir.
14. Resmi Belgede Sahtecelik Suçları ile Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Hükümleri Arasındaki Bağlantılar:
Genel olarak;
Yeni TCK'nin 5'inci maddesi, "Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." Hükmünü amirdir. Buradan hareketle, TCK'de tanımını bulan "çocuk", "kamu görevlisi", "gece vakti", "silah", "basın ve yayın yolu", "itiyadi suçlu" gibi deyimlerin tanımı, zaman ve yer bakımından uygulama, yabancı tarafından işlenen suç, kast, yaş küçüklüğü, suça teşebbüs, gönüllü vazgeçme, suça iştirak, azmettirme, yardım etme, suçların içtimaı, eşya ve kazanç müsaderesi, dava ve cezanın düşürülmesi, dava zamanaşımı, ceza zamanaşımı, müsadere zamanaşımı, ceza zamanaşımının kesilmesi, ön ödeme gibi hükümler, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda hüküm bulunsa dahi, ihtiyaç duyulduğu yerde kaçakçılık suçlarında uygulanacaktır. Esasında, Yeni TCK'nin 5'inci maddesi bu konuda emredici bir hüküm getirmektedir. Yani, özel kanunlarda genel ve usûl konusunda hükümlere yer verilmemesi kabul edilmiştir. Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Yeni TCK'den daha önce yürürlüğü girdiğinden, bu yeni yaklaşım ve hükümler karşısında 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda bir değişikliğin yararlı ve gerekli olacağı düşünülmektedir.
Bu cümleden olarak, 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nda, "teşebbüs"ün tanımına yer verilmiş, "pişmanlık" ile ilgili düzenlemeler yapılmış, kaçak eşya ve kaçak eşya naklinde kullanılan taşıtlara el konulacağı hüküm altına alınmış, kaçakçılık suçlarının izlenmesine ilişkin tutanakların aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olduğu belirtilmiş, kaçakçılık fiilleri nedeniyle TCK veya ceza öngören diğer kanunlarda yazılı cürümleri işleyenler hakkında içtima kuralı uygulanmaksızın her cürmün cezasının ayrı ayrı hükmolunacağı 24'üncü maddede yer almıştır.
Her iki kanunda yer alan ortak düzenlemelerden teşebbüse bakıldığında;
KMK'de, "Kaçakçılık suçu işlemek amacıyla icra vasıtalarının hazırlanması, ancak failin kendi isteği dışında alınan engelleyici önlemler nedeniyle fiilin meydana gelmemesi" olarak tanımlanan teşebbüs, TCK'de; "Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur." Şeklinde düzenlenmiştir. TCK'nin 35'inci maddesinin ikinci fıkrası ise; "Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onüç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir." Hükmünü amirdir.
TCK'nin bu maddesinin 1'inci fıkrası hükmü ile KMK'de yer alan teşebbüs tanımı bir ölçüde paralellik arzetmektedir. KMK'de fiilin meydana gelmemesi, failin kendi isteği dışında alınan engelleyici önlemlere bağlanması, TCK'de, kişinin, suçu, elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması şeklinde bir düzenleme yapılması, fiilin, alınan önlemler veya dış faktörlerin engelleyici etkisi nedeniyle meydana gelmemesi ifadesini içermektedir. Bununlar birlikte, TCK'de yer alan, "doğrudan doğ­ruya icraya başlama" ölçütü ile, işlenmek istenen suç tipiyle belirli bir yakınlık ve bağlantı içindeki hareketlerin yapılması duru­munda suçun icrasına başlanılmış sayılacağı, yine, suça teşebbüste kullanılan aracın suçun kanuni tanımında öngörülen fiili meydana getirmeye elverişli olması, bu elverişliliğin sadece kullanılan araç bakımından değil, suçun konusu da dahil olmak üzere bütün fiil yönün­den bulunması gerekliliği "uygun hareketler" kavramı ile ifade edildiği hususunun vurgulanması gerekir. Maddenin ikinci fıkrasındaki cezada indirim öngören hükümler de dikkate alındığında, TCK'deki düzenlemelerin daha kapsamlı olduğu ortaya çıkmaktadır.
Resmi belgede sahtecilik ile ilgili olarak ise;
KMK'nin 21'inci maddesi, kaçakçılık suçlarının izlenmesine ilişkin tutanakların, belirtilen koşulları bütünü ile taşıması ve 16'ncı maddede yazılı memurlar tarafından düzenlenmesi halinde, aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli belgelerden olduğu belirtilmiştir.
KMK'de memur tanımı için TCK'ye atıf yapılmıştır. Yeni TCK'de ise, memur yerine, "kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi" şeklinde tanımlanan "kamu görevlisi" kavramı benimsenmiştir.
TCK'nin 204/3'üncü maddesi gereğince bu belgelerde yapılan sahtecilikte öngörülen ceza ½ oranında artırılacaktır.
KMK'nin 12'nci maddesinde, gümrük idarelerinde işlem görmediği halde işlem görmüş gibi herhangi bir belge veya beyanname düzenleyenler hakkında TCK'de yer alan evrakta sahtecilik suçları ile ilgili hükümlerinde belirtilen cezaların bir kat artırılarak uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Belgede sahtecilikle ilgili yasal düzenlemeleri bu şekilde ortaya koyduktan sonra, gümrük idarelerinde kullanılan belgelere bakıldığında;
Bizzat gümrük idareleri tarafından düzenlenen veya gümrük idarelerinin taraf olduğu, belgelerin resmi belge olduğu hususu açıktır.
Gümrük idareleri ile kişiler arasındaki ilişkinin temel noktası eşya olduğundan, kişiler tarafından gümrük idarelerine ibraz edilen belgeler de genellikle eşyaya ilişkin olacaktır. Eşyaya ilişkin belgelerden önemli bir kısmı eşyanın özelliğini, niteliğini belirleyen belgelerdir. Bu mahiyetteki, standart belgeleri, lisanslar, tescil belgeleri, kontrol belgeleri vb. resmi kurumlar tarafından düzenlenen belgelerdir.
Fatura, navlun belgesi gibi bazı belgelerde kayıtlı bilgiler ise, ilgili beyannamelere kaydedilmektedir. Bu beyannameler gümrük idareleri tarafından onaylanmakta ve kayda girmektedir. Dolayısı ile, gümrük idarelerinde işlem gören beyanname eki belgeler, beyanname itibariyle resmi bir nitelik kazanmaktadır.
Yine, resmi tasdikli bir özel belge, hususi hukuk alanında, resmi belge hükmündedir. Ancak, doktrinde, ceza hukuku bakımından, tasdik işleminin, özel bir belgeyi resmi bir belge haline getirmeyeceği kabul edilmektedir. Bu durumda, tasdik işlemi ile ilgili bölüm resmi evrak olacaktır.
Yabancı resmi belgenin özel belge sayılması gerektiği bazı hukukçular tarafından savunulmaktadır. Bununla birlikte, Yargıtay tarafından, Türkiye'de kullanılan yabancı resmi belge, resmi belge olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda, ithalat sırasında ibraz edilen yabancı gümrük idarelerince onaylı dolaşım belgeleri, menşe şahadetnameleri gibi belgelerin resmi belge olarak kabul edilmesi gerekir.
Bu çerçevede, herhangi bir işlem nedeniyle, gümrük idarelerine ibraz edilen bir belgede sahtecilik olduğu tespit edilmesi ve bu sahte belgeye dayalı olarak bir kaçakçılık fiili gerçekleşmesi halinde, fail, kaçakçılık fiili yanında, ayrıca, belgede sahtecilik suçundan da yargılanacaktır. Bu belgenin resmi mi yoksa özel bir belge mi olduğunun tespiti ilgili yargı makamlarına bırakılabileceği gibi, yukarıda yer verilen kriterlere göre de bir neticeye varmak mümkündür.
15. Yargı kararları
Yeni TCK'nin henüz uygulama alanı olmadığından, eski Kanun hükümlerine göre verilen yargı kararlarından bir kaçına örnek mahiyetinde yer verilmiştir:
- Resmi evrakın aslı, resmi memur tarafından tanzim edilen varakadır. Bu tek olabileceği gibi müteaddit nüshası da olabilir. Orman nakliye tezkereleri gibi dip koçanlı olarak tanzim edilen varakaların gerek Dairesinde saklanan gerekse mal sahibine verilen nüshası asıldır. Kanunun resmi evraktaki suretten kastettiği mana ise asıl esas tutularak buna uygun şekilde çıkarılıp yetkili memur tarafından tasdik edilen evraktır. Buna göre sanığın sahte olarak düzenlediği nakil tezkeresi suret makamında bulunmayıp asıl mahiyetindedir. Bu nedenle sanık hakkında 339. madde yerine 341. maddenin birinci fıkrası ile ceza tayin edilmiş olması kanuna aykırıdır. (Y.6.C.D.-22.02.1963/1266/1217)
- Fotokopinin (suretinin) onaylı olmadığı ve bu yüzden belge niteliğinde bulunmadığı gözetilmeden hükümlülük kararı
 
Eski 01-11-11, 10:28   #5
Murat Arslan.

Varsayılan C: Resmi evrakta sahtecilik tahribat suçu ertelenir mi?

Gerekli cevap verilmiştir.
 
Kapalı Konu

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat