|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
| ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com | |||
|
|
|||
|
|||
| ForumTR Video Sitesi Yayında. Yavaş Video Sitelerinden Sıkıldıysanız Bir Deneyin. Üyelerimiz Sadece 2 haftada Onbinlerce Video Yükledi... | |||
| Hayat Bilgisi Sizi sizden alan gerçek hikayeler |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#60 (permalink) |
|
Yabancı
![]() Giriş Tarihi: 08-01-2007
Mesajlar: 3
Rep Puanı: 2375
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
BİR ANLIK DİYENLERE İNAT
Her şey okulun en popüler öğrencilerinden olan gencin okul gazetesinin 3. sayısı için resim ararken başlamıştı. Bilgisayarda resimleri karıştırırken karşısına öyle bir resim çıktı ki onu es geçmedi. Bu resim her ne kadar kimse inanmasa da hayatının aşkıydı beklide. Resim okul programlarının birini izlemeye gelen genç kıza aitti. Genç gazetede çalışırken gördüğü bu resme hayran kalmıştı ki başında çalışan gazete öğretmeniyle bile tartışmıştı bu resmi her ne pahasına olursa olsun gazeteye koyacağım diye. Genç bir yol bir haber bulup koymuştu genç kızı gazeteye. Her şey bundan sonra başlamıştı. Zaten olaylarda arka arkaya geliyordu sanki. Genç, kıza ne kadar açılmak istese de bunu yapamamıştı. Ama hal ve hareketlerinden belli ediyordu. Yine gazete için okulun kız voleybol maçına fotoğraf çekmek ve haber yapmak için gitmişti. Tüm odağı o kıza yönelik ve çektiği her fotoğrafın içinde o kız vardı. Genç fotoğraflarını çekmiş ve maçı izlemeye gelen velilerle birkaç soru sayesinde muhabbete girmişti. Ama nerden bile bilirdi ki muhabbete girdiği velilerden biri o kızın annesi olduğunu. Maç bitmiş. Ertesi gün genç fotoğrafları okula getirmişti. Artık hocası bile anlamıştı o kızın her fotoğrafta olmasından gencin kızdan ne kadar etkilendiğini. Yine bir gün genç gazetede çalışırken aniden gördüğü kız karşısında bir şey yapamamıştı genç kızın tek isteği izin belgesini doldurmak için pilot kalemdi. Genç nerden bulduğunu bile hatırlamadan kalemi kıza verdi. Ama gencin aklına takılan soru neyin izin belgesi olduğu kısa bir araştırmadan sonra öğrenen genç ocak ayının 21’nde Bursa-Uludağ gezisi olduğunu öğrendi. Genç beklide hayatının en güzel kararlarından birini hiç düşünmeden o geziye gitmek için almıştı. Oda biliyordu ki o geziye gitmesi gerekirdi. Geziye daha 2–3 hafta vardı ve kız ile iletişim kurmak için epey uzun gibi gözüken bir zamandı bu. Genç okulda ne kadar kabul gören popülerlikte olsa çok duygusal biriydi ve bu yüzden olsa gerek kıza bir türlü açılamıyordu. Bu 2–3 hafta sadece onu gazeteye koyduğunu söyleye bilmişti. Kızın okuduğu sınıfta gencin daha önceden tanıdığı ve geziye gelecek olan arkadaşı vardı ve işleri bir parçada olsa kolaylaştırmak için bu bir fırsattı. Arkadaşını gördüğü her an kıza selam gönderiyordu. Genç, kızla karşılaştığı bir gün gezide kiminle oturacağını sordu oda belli olmadığını söyleyince genç benimle oturur musun? Dedi. Ve cevap evet olmuştu. Bu genç için büyük bir fırsattı. Ama gencin daha önceden kendi sınıfından en iyi arkadaşlarından birine beraber otururuz dediğini unutması her şeyi bozabilirdi neyse ki o arkadaşı geziye gelmemişti. Gezi gecesi genç hiç uyuyamamıştı. Sürekli gezinin nasıl olacağını düşünüyordu. Ve gezi saati gelmiş genç otobüste ki yerini almış kızı beklemeye başlamıştı. Otobüse beklide en son binen kişi kız olduğu için genç acaba bir şey mi oldu sandı derken kız otobüste belirdi. Genç, kıza yer vermiş ve gezi başlamıştı. Yolculuk boyunca gencin hareketleri her şeyi belli ediyordu. Ama karşı taraftan elle tutulur bir tepi yok gibiydi. Beklide bilinmez ama bizim şansımıza hava o gün çok güzeldi. Bursa’nın içinde planlanan yerler gezildikten sonra sıra Uludağ’a gelmişti. Uludağ’ın yarılarına gelindiğinde mangal için otobüsten herkes inmişti ama genci heyecanlandıran Uludağ’ın zirvesiydi. Mangaldan sonra zirve yolculuğu başlamıştı. Kısa süre sonra istenilen noktaya varılmıştı. Gezi boyunca beraber gezen çift telesiyeje de beraber binmişti. Telesiyejin ucunda güzel bir mekân kondurmuşlar gibiydi. Ama oraya varmak 10 dakikayı alacak gibiydi ve genç için hayatının en kısa 10 dakikası başlamıştı. Yerden 50–60 metre yükseklikte genç, kıza açılmak istiyordu. Aklından geçeni de yapıyordu. Genç, kıza tekliften öte şeylerde de dese kız sadece o iki kelimeyi bekliyorcasına oralı olmuyor gibiydi telesiyejin yukarı varmasına 100–150 metre kala teklifi yapmıştı genç. Ve dönüşte de cevabı için söz almıştı. Mekânda diğer arkadaşlarıyla birkaç yudum bir şey içtikten sonra unutulmaz bir 10 dakika genci bekliyordu. Teklifte gencin yaptığı gibi kızda aynı şekilde evet cevabı hariç tüm olumlu yanıtları vermişti. Gençte sadece tek kelime “evet” cevabını bekliyordu. Artık dönüş yolculuğu için son durak Bursa’nın en büyük alışveriş merkezlerinden biriydi ve burada yemek molası verilmişti. Bu yemek ilk yemekleriydi. İlkler unutulmazdı çünkü. Son duraktan sonra Çanakkale’ye dönüş yolculu başlamıştı ama genç tek kelimelik cevabı alamamıştı. Konu konuyu açarken yine cevaba gelmiş ve EVET kelimesi çıkmıştı kızın ağzından. Her ne kadar aralarında ki şey hoşlantıdan başlasa da kim bilebilirdi ki ilerde büyük tutku ve bağlılığa dönüşebileceğini. Ama her ne olursa olsun onlar artık çıkıyordu. Aradan geçen 2-3 ay klasik bir ilişki gibi gözükse de değişen bir şeyler mutlaka olmalıydı. Gencin kızın annesiyle daha önceden tanışmış olması olayları o zamanda pozitifleştiriyordu. Aslında buda kızın ailesinin ilişkiye onay vermesi ve destek olması anlamına geliyordu. Belki de böyle olması temeli sağlam olmasını sağlamıştı bu ilişkinin. Ailelerin hep konuyu derslere getirdiği bir zamanda yine konu derslerdi. Gencin dersleri ne kadar iyide olsa matematiği yapamıyordu. Kızında dersleri daha iyi olabilirdi ama yeterli gibiydi. Aradan geçen sürede her şey değişmiş genç, kıza iyice bağlanmış her ne kadar kızda belli etmeseydi oda öyleydi. Ama farklı giden tek nokta kızın önceki ilişkisinden kalan soru işaretleri ve alışkanlıklarıydı. Aslında bunlarda zamanla unutulacak şeylerdi. Ki öylede oldu zamanla. Kızın annesiyle olan ilişkisi çoğu ailede olduğu gibi biraz bozuk gibiydi. Zaten gencin ailesinin de fazla bir şeyden haberi yoktu. Gencin gün geçtikçe bağlanması ileriye yönelik planlar yapmaya itiyordu kendisini. Çünkü bu planların önünde oluşan engel sadece yaş ve derslerdi başka hiç bir şey yoktu. Bu tür konuları genç, kızın annesiyle bile konuşabiliyordu. Beklide bu planların ileriye dönük olması ilk başta gencin kızın annesiyle pozitif olan tanışmasını beklide negatifleştiriyordu. Bunun hem genç hem de kız farkında gibiydi aslında. Ara sıra bu yüzden konuşmaya değmez problemler ortaya çıkıyordu. Zaman geçtikçe okulda artık gence zevk vermeye başlıyordu. Genç okulda gazeteydi tiyatroydu derken ama asıl amacı bu olmasa da daha fazla kalmaya başlamıştı. Ve yine bir okul gezisi daha karşılarındaydı. Bu sefer ki rota İzmir-Kuşadasıydı. Gezi iki gün bir geceydi. Bu haberi ilk duyanlardan biride genç olmuştu hatta geziyi düzenleyen öğretmene iki kişilik yer bile ayırtmıştı espri manasıyla da olsa. Zaten iki tarafta geziye gitmek istiyordu. Gezi için her şey tamam iş sadece gezi tarihini beklemeye kalmıştı. Ama gencin düşünemediği bir şey vardı ve abisi nişanlanıyordu. Düşünemediği şeyin tarihi tamda gezi tarihine denk geliyordu. Bundan kıza hiç bahsetmemişti ama geziye de gelmesi gitmesi gerekiyordu. Çünkü tek amacı kız ile vakit geçirmekti. Aslında gencin ben nişana gelemem deyişiyle ailede neden sorusu meydana gelince genç gezi olduğunu ve mutlaka gitmek istediğini söyledi ve öylede oldu. Nişan tarihi geziden bir hafta sonraya ertelenmişti. Artık gezi için hiçbir pürüz kalmamıştı. Gezi tarihini beklemeye başlamıştı artık iki tarafta. Geziye 2–3 hafta vardı ve nişan öncesi gencin yengesinin köyüne gitmesi gerekiyordu. Bu ikinci gidişiydi o köye ve daha pek fazla tanımadığı aile karşısında normal bir şekilde konuşuyor, güldürüyor, eğlendiriyordu. Çünkü o ailede temiz ve saf kalpli bir aileydi içi ısınmıştı o aileye karşı. Yengesinin çocukluk arkadaşı olan ve onlara sürekli gelip giden bir kızda gencin ikinci gidişinde oraya geldi. Gencin oradakileri güldürmek eğlendirmek için özel bir çaba sarf etmediği ortadaydı. Ama sonuçta köy yer olduğundan mıdır bilinmez ama bir dedikodudur bir şakadır aldı başını gitti. Gencin ilişki boyunca yaptığı en büyük hata içi dışı bir “şeffaf” olmasıydı. Bu olayı çıktığı kıza anlatmış ve normal bir şekilde karşılanmıştı. Zaten en doğalıda buydu belki de. Çıktıklarının 100. günü bile geçmişti. Ve geriye dönüp baktığında beklide bu sayfalara sığmayacak ne de çok şey yaşamışlardı. Gezi günü gelmiş ve her şey hazırdı. Genç ve kız yine otobüste yan yana oturuyorlardı. Gezi boyunca şakalaşmalar, eğlenmeler tüm otobüs şen şakraktı. İzmir’de birkaç yer gezilmiş. Sıra gelmişti Kuşadası’na kalacağımız otele gitmeye. Otele yerleşilmiş ve yemekler yenmişti. Sıra hocaların öğrencilere söz verdiği gibi diskoya götürmelerine gelmişti. Söz verildiği gibi biraz zorda olsa gidildi diskoya. Diskoda kimse yerinde durmuyordu hemen hemen. Diskoya gül satan biri girmişti ve genç çaktırmadan bir gül almıştı kıza ve herkesin birbirini görmediği bir anda gülü kıza verdi ama bir anda sanki herkes onlara bakıyormuş gibi büyük bir alkış sesi aldı içersini ikisi de utanmıştı belli. Zaten genç çok çabuk utanan biriydi. Ama onu da yavaş yavaş yenmesi gerekiyordu. Gezi boyunca hiç ayrılmadılar ta ki yatma vakti geldiğinde çünkü odalar normal olarak farklıydı. Kızın kaldığı odada gencin sınıftan kız arkadaşları vardı. İçin daha iyi olmuştu çünkü hepsini tanıyordu. Gezinin sonları yaklaşıyordu artık son bir yer Bornova forum alış veriş merkeziydi ama çok kalabalık bir yerdi. Orada geçen 2 saatin ardından dönüş yolculuğu başlamıştı. Genç kız takım tutmuyordu ama erkek arkadaşı Galatasaraylı olduğu için oda Galatasaraylı olmuştu. Dönüş yolculuğu sırasında radyodan tüm otobüs Galatasaray’ın ve Fenerbahçe’nin maçını dinliyordu ve kazanan kesin şampiyon gibi bir şey oluyordu. Galatasaray golleri atmaya başlayınca otobüste sevinç ve sessizlik vardı. Çünkü o sırada Fenerbahçe yeniliyordu. Ama maçlar gayet güzel Galatasaray’ın lehine sonuçlanmıştı ve bu sevinci gezinin güzel bitmesiyle ikiye katlamıştı genç ve kız arkadaşı. Gezi bitmiş ertesi gün okula gelinmişti herkes gezinin ne güzel olduğunu anlatıyordu birbirine. Genç gazete grubundan geziye giden tek öğrenciydi ve gezi haberini o yapmak zorundaydı. Hocası haberi yaptın mı diye sorduğunda genç haberi elbette yapmıştı. Haberin yazılacağı sayfaya bolca resim ve tek cümle yazı “ANLATILMAZ YAŞANIR BİR GEZİYDİ” çünkü genç için öyle olmuştu. Genç okulun her türlü soysal aktivitesinde bulunduğu için diğer okulların çalışmalarını takip ediyordu. Ve başka bir lisenin tiyatro gösterisi vardı. Kızı ve annesinin bu tiyatroya çağırmıştı. Biraz nazla da olsa tiyatroya gelmiştim kız. Gencin annesi de gelecekti tiyatroya ve bu annelerin ikinci görüşmeleri olacaktı ve öyle de oldu. Anneler yan yana gelmiş ve muhabbete dalmıştı. Dalmak ama ne dalmak… Anneleri bilirsiniz çocuklarının iyi ya da kötü tüm yanlarını anlatırlar. Gencin annesi oğlunun beklide en sevdiği yanlarından birini anlatırken köydeki kıza bile bakmadığını örnek verdi. Gencin ne kadar sadık ve tuttuğunu bırakmadığını anlatmak için beklide iki annenin de kötü bir niyeti yoktu ama arada yanlış anlaşılmış bir nokta vardı. Ve tiyatronun ikinci perdesi başlamadan kız ve annesi eve gitmişlerdi. Ertesi gün büyük bir sevinçle kızın yanına gelen genç hiç yaşamadığı bir anı yaşadı ve kız genci ayrılmaktan beter edecek tüm hareketleri sergiliyordu. Genç bunların nedenini bilmiyordu. Ve hemen öğrenmesi gerekiyordu. Neden sorusunu sorduğunda kıza aldığı cevap nedeni yoktu. Olamazdı zaten ama neden yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlamıştı. Kızın annesi genci konuşmaya çağırmış ve bir şeyler sormak istemişti soru kızın gencin ailesi tarafından istenip istenmediğiydi ve gencin başından aşağıya doğru kaynar sular döküldü böyle bir neden olabileceği hiç aklından geçmiyordu. Hele ki annesinin böyle bir sözü karşısında ama olayı anlatan genç yanlış anlaşılmayı gidermişti. Ve kızın annesi soğutmasını istediği gençten özür bile dilemişti. Artık her şey eskisi gibiydi. Ama bir fark vardı çünkü bu süre zarfında genç ve kız bir gün ayrı kalmışlardı. Ve bu bir gün her ne kadar sevgiyi arttırsa da gençteki ayrılık korkusunu yenmesini sağlamıştı. Bu olayın olması bazı şeylerin daha ciddi olmasına yol açmış daha iyi olmuştu ama temelde derin izler bırakmıştı. Ama gencin annesinin verdiği örneği genç ve kız beraber yaşamışlardı ve kızın en çok emin olduğu konulardan biride buydu belki de. Genç hiçbir zaman dönüp bakmamıştı bile. Gencin en büyük zaaflarından biride kıza hayır diyememesiydi. Zaten hayır denilecek bir şeylerde yoktu ortada. Gencin birde düşündüğü yaz vardı. Yazın nasıl haberleşecek nasıl görüşeceklerdi. Bu yüzden kızdan tek iletişim aracı olan telefonu için söz almıştı. Günler geçmeye devam etsin bir yandan okulun işleri bir yandan gazete, tiyatro, dersler derken zaman geçiyordu. Artık okulların kapanmasına bir hafta vardı ve yılsonu gösterileri için genç provalara geliyordu bir de gazetenin son sayısı vardı tâbi ki de ertesi gün gösteri olmasına rağmen genç kızla beraber buluşmuş ve gitmesi gerekenden 3-4 saat sonra okula gitmişti tüm olacakları bilmesine rağmen ama her şey onun yanında güzeldi ve değerdi. Gösteri günü gelmiş okul gecesi birazdan başlayacaktı. Gencin gözleri kapıda kızı ve annesini bekliyordu. Onları kapıda karşılamıştı. Çünkü geride bıraktığı günler kızın annesinin genci başkalarına tanıtırken damat dedirtecek kadar güzeldi. Okul gecesi başlamış genç oyunlar için sahneye girip çıkıyordu. Her şey normal gibi gözükse de genç gösterdiği performansını beğenmemişti. Ta ki en çok sevdiği oyuna geldiğinde gecenin en çok alkış oyunlarından biriydi kuşkusuz. Gece bittiğinde tatlı bir yorgunluk ve öpücüklü bir tebrik vardı. Bu tebrik kız arkadaşından gelmişti. Oyundan sonra kızın annesinin yanına gittiğinde aynı tebrikle karşılaşmıştı. Genç için unutulmaz gecelerden biri daha yaşanmıştı ve yaşanmaya devam ediyordu. Program bitişinde genç, kız arkadaşı ve onun kuzeni, kuzenin kız arkadaşı ki bu kız gencin en iyi sınıf arkadaşlarından biri oluyordu. Hep beraber saat on iki civarı kordona bir şeyler içmeye gitmişlerdi. Bir nevi bu gecenin kutlamasıydı beki de bu. Sıra gelmişti karnelerin dağıtılmasına tabi ilk önce sabahçı olan genç almıştı karnesini beklenilen gibi matematik zayıf ama diğerleri güzeldi. Öğleden sonra kızda karnesini almıştı ama eşit ağırlık bölümü için ortalama yükseltme sınavına girmesi gerekiyordu. O gün, gün boyu gezmişler son günün tadını çıkarırcasına sanki. Gerçektende en son ve en uzun süre beraber oldukları süre o gün olacaktı. Kız ve ailesi Umurbey’e gideceklerdi. Tabi doğal olarak yüz yüze görüşmeler azalacaktı. Birazda sınava çalışması gerekiyordu zaten. Her şey böyle devam ederken beşinci ay bitmiş altıncı aya adım atılmıştı. Bu arada gencin abisinin düğününe de üç ay kalmıştı. Genç ve kız sürekli mesajlaşsalar da birbirlerinin sesini duymak ayrı bir şeydi. Gencin en büyük hayallerinden biride abisinin düğününe kız arkadaşıyla gitmekti. Ve bunu birkaç defa dile getirmişti genç. Yine bir gece telefonda olur mu olmaz mı derken konuşmaya başlamışlardı. Gencin bunu istemesinde ki tek amacı mutluluğuna mutluluk katmaktı. Tabi bunun yanında toplumda ki soru işaretleri de silinmiş olacaktı. Ertesi akşam kızdan gelen mesajla genç çılgına dönmüştü. Mesajda gencin ailesini tanımamasına rağmen birkaç soru ve cevap yer alıyordu. Ve konu bir günlük ayrı durulan konuyla aynıydı. Mesajda sorulan soru gencin ailesine bir seçim yapması halinde kızı seçmeyeceklerine dairdi. Aslında çok yanlış bir düşünceydi bu tanımadığı kişiler hakkında fikir yürütmesi. Çünkü yorum yaptığı ailenin tek amacı çocuklarının mutlu olabildiğini görmekti. Mesajda ayrıldıklarını belirterek gencin ailesine sevinmelerini söylemişti. Ve son olarak “senin nede olsa hazırda bekleyenin var” dedi. Mesajı aldıktan sonra üzüldüğünü her ne kadar belli etmemeye çalışsa da gencin dünyası kararmıştı. Çünkü gencin hiçbir suçu yoktu cezasını çeken oydu. Zaten başka bir mesajda da gencin suçu olmadığını yazmıştı. Peki, o zaman burada suçlu olan kimdi. Bir kere genci düşünmeden her şeyin ikisinde bittiğinin bile bile bu mesajı atan kız mı? Çok açık olan her şeyini paylaşan genç mi? Yoksa annelerden biri mi? Ama şu bir gerçek bu hikâyeyi yazan kişinin o kızı çok sevdiği ve yazarken bile ağladığı onu unutamadığı… |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com