|
||||
|
|
|||||||
| ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC | |||||||
|
|||||||
Aşk Doktoru Kategorisinde ve Hayat Bilgisi Forumunda Bulunan Bir Kütüğün Ömrü Konusunu Görüntülemektesiniz => Ormancılar teker teker yaşlı ağaçları kesiyorlardı. Kesilen ağaçları sürüyerek az ilerdeki nehre bırakıyor, nehir de onları akıntıyla birlikte ağaçların hiç ...
![]() |
|
|
Konu Araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Hızlı Üye
![]() Giriş Tarihi: 30-11-2004
Yer: AÇIN
Yaş: 28
Mesajlar: 1,441
Rep Puanı: 359378
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Ormancılar teker teker yaşlı ağaçları kesiyorlardı. Kesilen ağaçları sürüyerek az ilerdeki nehre bırakıyor, nehir de onları akıntıyla birlikte ağaçların hiç bilmediği hiç görmediği yerlere sürüklüyordu
Yaşlı bir ağaç büyükçe bir iç geçirdi. Kendi kendine “ahh ah yıllar geçti mevsimler birbirini kovaladı. Karıncaya sincaba baykuşa yuva olduk gölgemizde dinlendi çoban; kuzularını otlattı. Lakin artık yaprak vermez olduk. Bir iyice yaşlandık. Kurumaya yüz tuttuk. Yakında insanlar gelip bizi keserler. İnşallah çok faydalı bi iş içinde kullanırlar” dedi. Tam böle konuşurken bir adama onu gövdesini beyaz kireçle işaretleyip az ilerdeki elindeki testereli adama “buda gidici” diye seslendi. “demek buraya kadarmış” dedi ağaç. Yıllardır yurt bellediği bu ormandan sökülecek başka bir aleme intikal edecek başka şekilde yaşamını sürdürüp başka hizmetlerde kullanılacaktı. “Olsun” dedi içinden. Kimbilir bir sonraki yaşamında ne olcaktı. Bir masa olabilirdi mesela, yada bir sandalye. Çok güzelde mobilya olurdu kendisinden. Görenlerin hayranlıkla bakabileceği türden bir mobilya olmayı ne kadarda çok isterdi. Seyirlik bir vitrin olsa herkesin kendisini seyredeceği bir vitrin. Hayranlık dolu bakışları içinde geçirdi bir an. Sonra birden gövdesinde bir yanma hissetti. Elektrikli bir motor gövdesinden onu 2 ye ayırıyordu. Acı hissetti. Köklerini hissedemez oldu. Toprakla olan bağlantısı yavaş yavaş kayboluyordu. Emekliye ayrılan şerefli bir asker gibi bütün gücünü vererek son kez dimdik durdu testere dişleriyle gövdesini biçerken. Ve sonra takati kesildi ve yavaştan bir ivmeyle diğer ağaçların korku dolu bakışları arasında yere devrildi. Kendine geldiğinde. Bir ırmağın içinde akıntıya kapılmış hızla sürüklendiğini fark etti. 30 yıl önce bir fırtınada görmüştü anca bu kadar suyu bir arada. Suyu tekrar içinde hissetmek güzeldi. Bu anın tadını çıkarmaya baktı. Keserlerken duyduğu acıdan şimdi eser yoktu. Kendi kendine “madem bizi nehire bırakıyorlar bizi niye kesiyorlar” diye geçirdi. “Aman boşver şu güzelliklerin tadını çıkar” dedi ve nehirle beraber bu yolculukta gördüğü her yeri doya doya seyretti. Nede olsa ömrü boyunca hiç çıkmamıştı ormandan. Adımını bile atmamıştı! Bir süre sonra bir ağırlık hissetti. Yavaş yavaş içi su doluyordu. Nehir de kaldığı süre boyunca gövdesi su çekmeye başlamıştı. Bu arada akıntıda iyice yavaşlamıştı. Etrafında kendisi gibi kesilmiş ağaçlarıda gördü. Onlarda kendisi gibi etrafı şaşkınlıkla seyrediyordu. Birkaçına selam verdi onlarda karşılık verdiler. Hepsi genişce bir gölete gelmişti. Birkaç adam üstlerinden geçiyor ayaklarıyla kendilerini döndürüyorlardı. Bir fabrikanın kapısından geçerken ağacın bir ucu hareketli bir banda takıldı yürüyen bant onu fabrikanın içine çekti. Diğer ağaçlarda kendisi gibi bu bantın üzerinde teker teker ilerledi. Bir makine üzerindeki keskin bıçaklarla kabuklarını soydu. Kendini çırıl çıplak hissetti bir anda. Mahsunlaştı birden. Kolaymıydı onu koruyan kabularından ayrılmak. Ama tam buna üzülmeye vakit kalmadan başka bıçaklar onu ince ince parçalara böldü. Bu halde onu ne mobilya nede masa sandalye yapabilirlerdi. Peki kendisine ne yapacaklardı. İyimserliğini korumaya devam etti. “Olsun en azından bu halimle beni yakacak olarak kullanmayacaklarını anladım. Çok ince katmanlara ayrılmıştı. Yoksa beni mobilya kaplamasımı yapacaklardı. Şööle lüks bir geminin mobilya kaplaması olsa ne de güzel olurdu. Tüm dünyayı görürdü böylece. Bir anda kendisini bir kazanın içinde buldu içinde vıcık vıcık hamurumtrak bir şey vardı. Kazanın içinde birde karıştırıcı vardı. Fırın çok sıcaktı. Bu vıcık vıcık şey selülozdan başkası değildi. “Aman Allahım” dedi heyecandan. “Yoksa, yoksa kağıt mı olacağım” Hayatında hiç bu kadar gururlandığını hatırlamıyordu. Bir keresinde bir fırtınada 2 sevgili kendisinin altına sığınmışlardı. O zamanda onları fırtınadan koruma görevini üstlendiği için gurur duymuştu ama şimdi şimdi çok farklıydı kağıt olacaktı. Dünyanın en işe yarayan icadı kağıt. Bilgi deposu olacaktı. İnsanlara çok yararlı bir hizmeti olacaktı. Ne kadar ulvi ne kadar kutsal bir görevi vardı. “Allahım sana şükürler olsun” dedi. Kendisinden bir kitap yapabilirlerdi mesela yada anayasa kitabı da olabilirdi. Ne olursa olsun kağıt olacaktı. Ne kadar şükretse azdı. Düşünsenize kürdanda yapabilirlerdi onu. İnsanlar ağızlarına sokacaklardı. “ııy ne kadar iğrenç” diye düşündü. Selüloza iyice bulandı inceldi inceldi. Sonra yavaş yavaş bir banttan bir banda geçiyordu silindirlerin arasından geçti. Kendisine şöle bir baktı. Biraz kalın bir kağıt olmuştu. Bir silindirden rula şeklinde sarılmaya başlandı. Kafası biraz karışmıştı. Normal bir kağıttan azcık daha kalındı. Kendisi gibi diğer ruloları bir tıra yüklediler ordan başka bir fabrikaya götürüldüler. Yine etrafı doya doya seyretti. İşte yeniden bir fabrikadaydılar. Üzerlerindeki bantlar çözüldü yeniden bir makineya yerleştirildiler. Burası bir matbaaydı. “Sonunda” dedi gülümseyerek. “İşte sonunda hayalime kavuşuyorum.” Banttan geçerken üzerine sırayla bir şeyler vurup duruyorlarda. “Heralde baskıya giriyoruz” dedi içinden. Gerçektende baskıya girmişlerdi. Seri bir şekilde üretiliyorlardı. Baskıdan sonra düzgün bir şekilde dikdörtgen olarak kesiliyordular. Ön Yüzünde Ata’nın resmi vardı. Arka yüzünde tablolar çizilmişti Tabloların başında alt alta bişeyler yazılmıştı. “Matematik, Edebiyat, Tarih, Fizik, Kimya, Biyoloji, Yabancı Dil, Diğer tablonun başında Okula uyumu, Ders Dinleme Becerisi, Ekip Çalışma becerisi, Ahlaki Eğitimi, Beslenme Alışkanlığı vs.” İnanamıyordu. Resmen bir şok geçiriyordu. Kendisini “Okul Karnesi” yapmışlardı. Sakin olmalıydı bütün iyimserliğini üzerinde toplamaya çalıştı. Yine her şeyi sineye çekti ve her zamanki gibi “Olsun” dedi. “Kimbilir ne kadar çalışkan bir örencinin karnesi olucam. Öretmen benim köşeme kurdele iliştiricek. Beni alan örencinin ailesi kimbilir bana baktıkça ne kadar gurur duyacaklar. Kendisini de diğer karnelerle birlikte deste yapıp üzerlerine torba geçirdiler ve Bir okula gönderildi. Arabanın penceresinden fark ettiği kadarıyla burası bir liseye benziyordu. Öğrencilerin yüzlerine baktı. Ne kadar da pırıl pırıldı. Müdür yardımcıları karneleri teker teker küçük fabrikadakine benzer bir makinedan geçirdi. Şimdi karnelerin üzerlerine örencilerin isimleri yazılmıştı. Karneler sınıf öğretmenlerine teslim etti. Öğretmen odasında teker teker isimlere bakıp elindeki listeye göre karneleri dolduruyordu. Bizim ağaç Murat Aydın isimli örenciye karne olmuştu. “Murat Aydın” İnşallah soyadı gibi aydın bir çocuk olurdu. Öretmen sıra murat aydının karnesine geldiğinde elindeki listeye baktı sora hiçbirşey demeden listeye göre tablodaki boşlukları doldurdu. Bir gün sonra öğretmenin dosyasına kondular. Bir sınıfa girdiler. Örenciler birden sessizleşti. Pür dikkat öğretmenlerini dinliyorlardı. Öğretmen bu tatili çok iyi değerlendirmelerini iyi dinleyip 2. dönem daha başarılı olmaları gerektiğini öğrencilere tavsiye ediyordu. Sıra gelmişti karneleri vermeye. Her öğrencinin ismini tekrer teker söyleyip onlara karnelerini verdi. Sıra murat aydına galmişti. Ağaç (şimdi karne) çok meraklandı birden. Acaba murat kimdi. Arka sıralardan bir örenci kalktı yavaş yavaş öğretmenin yanına geldi. Öğretmen. “Sen aslınad iyi bir çocuksun Murat ve tahmin ediyorum çalışırsan 1. dönemin telafi edersin” dedi. Öğrenci bir şey söylemedi. O bir şey söylemiyordu. Tıpkı dilini yutmuş karne gibi. 2. bir şok geçiriyordu Ola ola tembel mi tembel bir örenciye karne olmuştu. 13 dersten 7 si zayıftı. Davranış notları da ii değildi Öğrenci mutsuz mutsuz eve gitti yolda kendi kendine söyleniyordu. “Lanet olsun yaa ben bu karneyi babama nasıl göstericem yaa. Göstermesem bi türlü göstersem bi türlü” Eve girdi. Çocuk buz gibiydi karnede öyle. o öğrenciden daha çok üzgündü Karneye önce anne baktı. Baba daha eve gelmemişti. Yüzünü buruşturdu. Tek bişey söyledi “Babana ne hesap vericeğini düşün” buz gibiydi arkasını döndü ve akşama kadar da çocuğun yüzüne bakmadı. Çocuk elindeki karnesiyle odasına çekildi. Ve karnesini odanın bi köşesine fırlattı. “Lanet olsun sana yaa akşam senin yüzünden fırça yicem. Ben napcam seninle yaa” Karne “Şu düştüğüm duruma bak yaa. Ne umdum ne buldum” dedi. Çok üzgündü. Akşam baba geldi karneyi görünce çocuğu bir güzel payladı. Tatil boyunca evden çıkmama yasağı getirdi. Çocukda odasına çekilince karneyi alıp kültablasında yakmaya çalıştı. Yakarkende “ bütün bunlar hep senin yüzünden başıma geldi” dedi. Karne yandığına üzülmüyordu. Hayatın acımazsızlığına için için ağlıyordu. Ateş sönmemişti karnenin yanan parçası halıya düşmüştü ve halıda birden alev almıştı çocuk birden panikledi. Söndürmek aceleyle ateşin üstüne defteriyle vurmaya başladı fakat defterde alev aldı oda birden alevlerle sarıldı. Ve alevler yangına dönüştü çocuk bağarmaya başladı. Ev tamamen kül olmuştu. Murat 2. derece yanıklarla kurtarılmıştı. Ve bir ağacın hikayeside böyle son bulmuştu. hazin ve hüzünlü
|
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Hızlı Üye
![]() Giriş Tarihi: 08-11-2004
Yer: im seni forumTR
Yaş: 24
Mesajlar: 1,509
Rep Puanı: 238015
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
çok acıklı bence hayatta bazen herşey istediğimiz gibi olmuyor bu konunun ana fikri hiç bir zaman karamsar olmayacaz umudumuzu kaybetmiyecez son ana kadar,yanıp kül olsak bile
eline sağlık JACKASS |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Karel Santral | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com