Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > Aşk Doktoru > Hayat Bilgisi
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

Ders Verici Hikayeler - 2

Aşk Doktoru Kategorisinde ve Hayat Bilgisi Forumunda Bulunan Ders Verici Hikayeler - 2 Konusunu Görüntülemektesiniz => Kadın 32 yaşında güzel bir bayandı ve eşi oldukça yakışıklı bir deniz subayı idi....Bundan bir kaç ay önce yanlış bir ...

Beğenenler3Beğenen

 
 
Konu Araçları
Eski 29-04-11, 01:16  

Alarm Ders Verici Hikayeler - 2


Kadın 32 yaşında güzel bir bayandı ve eşi oldukça yakışıklı bir deniz subayı idi....Bundan bir kaç ay önce yanlış bir teşhis sonucu gerçekleştirilen ameliyatla gözlerini kaybetmişti genç kadın ve asla göremeyecekti. Kocası ameliyattan sonra acı gerçeği öğ...renince yıkılmış ve kend i kendine bir söz vermişti. Günler geçiyordu.Kadın her geçen gün kendini daha kötü hissediyor, çok sevdiği kocasına yük olduğunu düşünüyordu.Eşinin bu içine kapanık, karamsar hali kocayı çok üzüyordu Birden aklına eşinin eski işi geldi.Geri dönmesini isteyecekti.Ama bunu ona nasıl söyleyecekti, çünkü artık çok kırılgan ve neşesizdi. Bütün cesaretini toplayarak akşam karısına konuyu açtı.Karısı dehşetle gözlerini açtı:Ben bunu nasıl yaparım ben körüm, diye bağırdı. Kocası ona destek olacağını, her sabah kendisinin işe bırakacağını ve akşamları da çıkışında alacağını ve ona çok güvendiğini söyledi.Çünkü eşini tanıyordu ve bunu başarabileceğini biliyordu.Kadın büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü eşini çok seviyordu ve onu kırmak istemiyordu.Her sabah eşini işine bırakıyor ve akşamları da alıyordu fedakar koca.Günler böyle ilerledi, karısı eskisinden biraz daha iyiydi.Fakat kocası daha fazlasını istiyordu, kendisine söz vermişti sonuna kadar gidecekti.Aksam karısına:Artık işe kendin gidip gelmelisin, dedi.Kadın şaşırmıştı.Bunu asla yapamayacağını söyledi.Kocası ısrar edince onu yine kıramadı ve bütün cesaretini topladı.Bunu kendisi de istiyordu ama o kadar güveni yoktu. Sabahları kadın artık otobüs durağına kendisi gidiyor, otobüsüne biniyor ve otobüsten inerek işine gidebiliyordu.Günler günleri kovaladı, hiç bir problem yoktu.Yine bir gün otobüse binerken, şoför:Sizi kıskanıyorum, hanımefendi dedi.Kadın kendisine söylenip söylenmediğini anlayamadan, neden diye sordu.Şoför:Çünkü her sabah sizin arkanızdan bir deniz subayı genç adam otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi ile size bakıyor, otobüsten indikten sonra yeşil ışıkta yolun karşısına geçmenizi bekliyor siz binaya girdikten sonra arkanızdan öpücük yollayıp size her gün sevgiyle el sallıyor, dedi.

HERKESİN BU KADAR SEVMESİ VE SEVİLMESİ, HEPSİNDEN DE ÖNEMLİSİ BÖYLE BİR SEVGİYİ HAK EDECEK İNSANI BULMASI DİLEĞİYLE...




Bir kartalın Hikayesi

Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşlarındayken çok ciddi ve zor bir kararı vermek zorundadır. Kartalın yaşı 40′a dayandığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzunlaşır ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartalın burada iki seçimden birisini yapması gerekir. Ya ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya
vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer.
Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir. Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız. Ancak geçmişin gereksiz safhasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlardan tam olarak yararlanabiliriz.

“Geride kalanları unutmak ve önümüzde bizi bekleyenlere ulaşmak için hedefinize doğru ilerleyin”


Üç heykel

Üç Heykel-Ders Verici Hikaye

İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar, ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günleri, bayramlar da ilginç armağanlar göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma fırsatlarıydı.

Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı. İstediği, birer karış yüksekliğinde, altından, birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasıydı. Aralarında bir fark olacak ama bu farkı sadece ikisi bilecekti.
Heykeller hazırlandı ve doğum gününde komşu ülke hükümdarına gönderildi. Heykellerin yanına bir de mektup konmuştu.
Şöyle diyordu heykelleri yaptıran hükümdar: “Doğum gününü bu üç altın heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin tıpatıp aynısı gibi görünebilir. Ama içlerinden biri diğer ikisinden çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana haber ver.”
Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttırdı. Üç altın heykel gramına kadar eşitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırttı. Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler ama aralarında bir fark göremediler.
Günler geçti. Bütün ülke hükümdarın sıkıntısını duymuştu ve kimse çözüm bulamıyordu. Sonunda, hükümdarın fazla isyankâr olduğu için zindana attırdığı bir genç haber gönderdi İyi okumuş, akıllı ve zeki olan bu genç, hükümdarın bazı isteklerine karşı çıktığı için zindana atılmıştı.
Başka çaresi olmayan hükümdar bu genci çağırttı. Genç önce heykelleri sıkı sıkıya inceledi, sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi.
Teli birinci heykelciğin kulağından soktu, tel heykelin ağzından çıktı.
İkinci heykele de aynı işlemi yaptı. Tel bu kez diğer . kulaktan çıktı.
Üçüncü heykelde tel kulaktan girdi ama bir yerden dışarı çıkmadı. Ancak telin sığabileceği bir kanal kalp hizasına kadar iniyor, oradan öteye gitmiyordu.
Hükümdar heykelleri gönderen komşu hükümdara cevabı yazdı:
“Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir.
Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa, o insan da makbul değildir.
En değerli insan, kulağından gireni yüreğine gömen insandır.

Bir Taş

Bir gezgin dağ bayır gezerken bir akarsuyun içinde değerli bir taş bulur.Ertesi gün yolda bir adamla karşılaşır.Adam çok açtır.Gezgin torbasındaki yiyeceği karşılaştığı bu kişiyle paylaşır.Ama erzak çantasını açarken aç adamın gözü çantadaki değerli taşa ilişir.Gezginden bu değerli taşı kendisine vermesini ister.Gezgin hiç duraksamadan bu değerli taşı adama uzatır.Adam başına konan talih kuşundan memnun koşarak uzaklaşır ordan.Artık kendisine ömür boyu yetecek maddi güvenceye sahiptir.

Bir kaç gün sonra gezgin,arkasından koşarak kendisine yaklaşan adamı görür.Adam nefes nefese değerli taşı gezgine uzatır:'Senden ayrıldıktan sonra uzun uzun düşündüm.Bu taşın ne kadar değerli olduğunu biliyorum.Ama sana onu geri vermek,senden daha değerli bir şey almak istiyorum.Bu taşı bana rahatlıkla vermeni sağlayan o içindeki şey her ne ise ondan istiyorum.'


Dünyadan Dısarı Çıkamaz

Çocukluğumda Kanada'da,ismini hatırlayamadığım bir kasabada,alışveriş için bir dükkana girmiştim.Arkamdan bazı şeyler satın almak isteyen bir çiftçi girmişti.Derken içeri soluk soluğa bir köylü çocuğu girdi.Çiftçiye:
-Bayım,atınız ipini kopardı,kaçıyor,dedi heyacanla.
Çiftçi hiç istifini bozmadan cevap verdi:
-Meraklanma evlat....Ne kadar kaçsa,yine bu dünyadan dışarı çıkamaz."


Eversti yenmek

Everest'i Yenmek

29 Mayıs 1953 tarihine kadar dünyanın en yüksek noktasına,Everest tepesine kimse tırmanamamıştı.Bunu ilk kez Edmund Hillary başardı.Hatta, bu başarısından ötürü kraliçe ona şövalye ünvanı verdi.
Hillary'nin Everest'e tırmanmasının hiç de kolay olmadığını,daha sonra kaleme aldığı High Advanture isimli kitabında anlattıklarından anlamak mümkün.Hillary,1952 yılında da Everest'e çıkma girişiminde bulunmuş,fakat bu girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştı.
Bu başarısız tırmanışın ardından İngiltere'de bir okul onu konuşma yapmak için davet etmişti.Anlatıldığına göre,başarısız denemesinden bahsettikten sonra,Edmund Hilary duvarda asılı büyük boy Everest fotoğrafına doğru bakmış,bir müddet hiç konuşmamıştı.Ardından,fotoğrafa doğru yürümüş,önünde durmuş,sonra yumruğunu hava da sıkıp bağırarak şöyle demişti:
"Ey Everest!Beni bu ilk denememde yendin,bunu kabul ediyorum.Ama işimiz daha bitmedi.Yine geleceğim ve zirvene bu kez çıkacağım!"
Sonra kendisine şaşkın gözlerle bakan öğrencilere dönüp,bir yıl sonra ulaşacağı başarısının sırrını hemen açıklamıştı:
"Arkadaşlar,beni mağlup ettiği için Everest büyük.Ama onun büyüklüğü hiç değişmiyor;benim inanç ve azmim ise her geçen gün büyüyor!"
Bir yıl sonra,Edmund Hilary,büyüyen inanç ve azminin meyvesi olarak,Everest'in zirvesine ilk ayak basan kişi olmayı başardı.


Fotografçının Hazin Sonu

Birkaç yıl önce, bir gazetenin muhabiri, yazı işleri müdürü tarafından
California’daki kontrol dışına çıkan bir yangını resimlemek üzere çağırılır.
Yazı işleri müdürü fotoğrafçıya, haberin ilk baskıya yetişebilmesi için olay yerine hemen gitmesini söyler. Fotoğrafçıya, kendisini hazır bekleyen bir uçak bulunan havaalanına gitmesi, yangına gidip resimlemesi ve akşam baskısından önce geri dönmesi talimatı verilir.
Fotoğrafçı hemen malzemelerini toplar ve binadan çıkıp otoparka koşar. Arabasına atlayıp son sürat havaalanına gider. Pistin sonuna kadar ilerleyip, motorları çalışır durumda harekete hazır bekleyen bir uçak görür ve biner.
Uçak 5000 feet’e yükseldiğinde, çantasından kamerasını ve teçhizatını çıkarır. Pilota, yangını resimleyebilmek için mümkün olduğu kadar alçaktan uçması talimatını verir.
Kısa bir sessizlikten sonra fotoğrafçı, kokpitten kanını donduran şu soruyu duyar:
“Şey, uçuş hocası sizdiniz değil mi?”


Sokrates
Bir gün genç bir adam Sokrates’in yanına gelir ve ona şunları söyler: “İrfan kazanmak bir sürü eziyete katlanarak 2300 kilometre yol yürüdüm. Öğrenmek istiyorum ve bu yüzden size geldim. Bana bilgi verir misiniz?”
Sokrates, gence kendisini izlemesini söyler ve birlikte sahile doğru yürümeye başlarlar. Hoca suyun içine girer ve öğrencisi de onu takip etmektedir. Sokrates bir an durur ve aniden öğrencinin başını tuttuğu gibi suyun içine batırır. Genç adam uğraşır, fakat güç yetirip de çıkaramaz suyun içinden başını. Nihayet gencin direnme gücü tükenince Sokrates onu suyun içinden çıkarır ve sahile yatırarak pazara döner.
Genç adam kendine gelir gelmez Sokrates’in peşine düşer tekrar ve onu bulur. “Sen bir öğretmen ve âlim birisin. Neden bana kötü davrandın?” diye sorar.
Sokrates gencin sorusuna soruyla karşılık verir: “Suyun içindeyken en çok neyi istedin?” “Hava istedim” der, genç adam. Sokrates buna karşılık şu cevabı verir: “İşte bilgi ve anlayışı hava kadar istediğin zaman, kimsenin sana bunu vermesini istemeyeceksin. Buna her yerde ve her zaman sahip olabileceksin.”


Evet arkadaslar Biraz uzun Oldu ama Degdi Dogrusu Replerinizi Esirgemeyin .d


fiyakalı06, 16harun ve onurbey55 bunu beğendi.
 
Eski 29-04-11, 18:16  

Varsayılan C: Ders Verici Hikayeler - 2


çok güzel : )
 
Eski 29-04-11, 19:26  

Varsayılan C: Ders Verici Hikayeler - 2


Arkadaslar İsimlerini Vermek istemiyorum Bazı zatı muteremler Bi konu açıyo 500 tık 600 tık Ben güzel Seyler Paylaşmama Ragmen 2 tık 3 tık Bunun Neresinde Adalet arayım Ben Bi allahın kulu da Gelip Benim konuma Bakmıyor. ( 2 , 3 Kişi Hariç )
Onlarda Olmasa Napcaz Rep te istemiyorum Begenirseniz Rep verirsiniz O ayrı konu Bi
Yorum u da Esirgemeyin Benden
 
Eski 29-04-11, 20:02  

Varsayılan C: Ders Verici Hikayeler - 2


hepsi güzel kardeş
 
Eski 29-04-11, 20:20  

Varsayılan C: Ders Verici Hikayeler - 2

insanın yüreğine hitap ediyolar gerçektende.. emeğine sağlık
 
 

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat