ForumTR Sunar: EFES Online. Çok Kullanıcılı Çevrimiçi Dev Oyun. Tamamen Ücretsiz Olan EFES'e hemen üye olun.
Forum TR
Go Back   Forum TR > Aşk Doktoru > Hayat Bilgisi
Üye Ol Bloglar Arama Sosyal Gruplar Forumları Okundu Yap
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com

Mahallemin Renkleri (Hikaye Yarışması) / Yazarı: discoman

Aşk Doktoru Kategorisinde ve Hayat Bilgisi Forumunda Bulunan Mahallemin Renkleri (Hikaye Yarışması) / Yazarı: discoman Konusunu Görüntülemektesiniz => Mahallemin Renkleri Hayatta güzel şeyler yavaş gelişir. Ne tesadüftür ki pazartesiler de ağır geçer…Telefonları kapattım, kağıt kalem aldım elime, nihayet ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 09-04-06, 17:40   #1
Ebedi Üye
 
Giriş Tarihi: 09-06-2005
Yaş: 25
Mesajlar: 4,242
Rep Puanı: 8674585
Nusya Rütbe: Artı 3Nusya Rütbe: Artı 3Nusya Rütbe: Artı 3Nusya Rütbe: Artı 3Nusya Rütbe: Artı 3Nusya Rütbe: Artı 3Nusya Rütbe: Artı 3Nusya Rütbe: Artı 3Nusya Rütbe: Artı 3Nusya Rütbe: Artı 3Nusya Rütbe: Artı 3
Rep Gücü: 86844
Varsayılan Mahallemin Renkleri (Hikaye Yarışması) / Yazarı: discoman


Mahallemin Renkleri

Hayatta güzel şeyler yavaş gelişir. Ne tesadüftür ki pazartesiler de ağır geçer…Telefonları kapattım, kağıt kalem aldım elime, nihayet ödevimi yazmak için mutfağa gidiyorum. Yarabbi mutfak masamız da gözetleme kulesi gibi . Mutfak masamıza karşı Gıyas’ın güvercin çiftliği. Çiftliğe karşı da annemin penceredeki çiçekleri… Sağımızda çark yolu - hiç durmadan birileri bir yerlere gidip geliyor. Artık bilemiyorum konsantre mi olurum, konserve mi, Allah bilir. Ama şu anda en çok sevindiğim durum anne ve babamın evde olmayışı. Sessizlik miss…Dört gün dört gecedir, kafamdaki projeleri suya götürüp getiriyorum ama nafile; başımdaki yeller de az değil. Neyse konudan konuya atlamakla akrobat olunmuyor, ödevimi yaz gelmeden bitirmem gerekiyor. Şimdi yandık !... Neden mi? Gıyas’ın kuşlarının yemek saati galiba elinde kovalarla çıkageldi. Beni de masada tünemiş gördü mü mutlaka güvercinlere getirdiği pirinç, mısır, lapa, Allah ne verdiyse bana da atar. Sevsem ne olur sevmesem ne olur bu Gıyasettin’i ? (annesi ona kısaca “Gıyas” der) Ondan mahallemizde bir tane var! Kırmızı çok cırtlak kazağını, masmavi eşofman pantolonunu, beyaz bembeyaz pinokyo şapkasının içindeymiş gibi mavi kocaman gözlerini gördüm mü sevinçle gülesim gelir. Öyle tombalak havası var ki Gıyas’ın… İki sene önce Kazakistan’dan Türkiye’ye etmişler göç etmişler ve o zamandan beridir komşuyuz.
Aaa hayret mısır falan gelmedi cama, ama Gıyas el işaretleriyle müzik aç-disko hareketleri yapıyor. Ben de kaş göz hareketleriyle yan evdeki Gülfiliz Abla’nın uyuduğunu hatırlatıyorum. Gıyas’tan kurtuluş yok, elindeki kocaman ayçekirdeği poşetini sallıyor. Bir yandan da “Gel yiyak sennen” diyor. “Yahu benim kafamda ayçiçekler açtı bile bende onların resmin yapacağım” desem uzun sürer bu muhabbet, şimdi nereden nereye… Saksılardaki çiçeklere de hayret, onları eken annemin ellerine de hayret. Size bir anlatıvereyim ikicik kısa sözle: petrol yeşili yapraklar cilalanmış gibi parlıyorlar, güzel külçelenmişler bolca saksıyı örtercesine üzerlerinde de kimi yaslanmış, kimi fırlamış, kimi sivrilmiş, tatlı şeker pembesi çiçekler, Afrika menekşesi isimleri; hemen yanında kardeşimin çim adamı, anlatmaya gerek bile yok saksıdaki adı şişko üçüncü saksıdaki de telefon çiçeği – aşağıya sarkanından değil de yukarıya tırmananından. Bir de yaprakları var ömre bedel. Bir görseniz hele, nil yeşili desem değil, palmiye, çim yeşili değil, biraz ayva yaprağının yeşiline çaldırıyor. Sonra yaprağın etrafında hafif pamuk tozu, kar tanesinin simini ve ta tepesinde çok zarif üç yaprak, ucunda eflatun üçlü çiçeği ve içinde beşli taze limon sarısı püskül, saksıdaki ismi de “nazar değmesin”. “Çok çabuk büyüyorlar” dediğimde annemin sözü şu oldu: sabah güneşiyle merhabalaşıyorlar da ondan . çoğaltıp komşulara, arkadaşlarına dağıtıp duruyor annem onu; güzel görülmeye seyre değer diye, aslında bana kalsa şu mahalle kedilerinin saksısını bile kemirdikleri çiçekten veririm komşulara. Babamın veteriner arkadaşı var -“Akçam” amca, o da beğendi benim favorimi. Yaz geldi mi annem cümbür cemaat hepsini indiriyor, tırtıklı aloa verayı girişteki merdivenlere, olsun bahçe içi ama uzanıp – tırmansınlar salkım saçak dağılsınlar etrafa güzellik saçsınlar diye. Benim saksı değdim 3 kiloluk yoğurt kasesi hani şu yaramaz kedilerin kırıp kemirdikleri. Annemi şoka sokarlar. Herhalde üç beş tane vardı, sanki savaş alanı gibi. Savaşçıların tüyleri çok farklı renklerdeydi. Mat grisi, karga mavisi, akı-gökü birbirine karışmıştı. Acaba kavganın nedeni neydi, en güzel kedi benim kapışması mı,yoksa çiçeğimin asaleti mi, adını bilmediğimden aklımda iki isim var: “Kedi savaşı ve aşk merdiveni”. Aynı gece lavantanın çiçekleri de yok oldu, onun güzelliği de muazzam, bahçemizin arka kapıdan girişinde hemen solda yaşıyor, güzel bir fundalık öbeğinde yapraklarının tarifi şu güzel türküyle: “yeşilim yeşilim aman, yeşil yaprak altında ölürüm aman” Bu türküyü herhalde ceviz yapraklarının altında çok kalan biri söylemiş herhalde kokusunu bir düşünün…( Allah geçinden versin, ölmeye gerek yok daha aşık olmadan! ) “Yeşil çimen üzerinde üzerinde, aşık oldum ben sana” demeden nereye gidiyorsun yahu? …Nerede kalmıştık? Lavantanın yapraklarında, görmeyenlere tarif edeyim, zeytin yapraklarına benziyor, rengi aynı; tek fark çamaşır suyuna sokup çıkarılmış gibi, uzun sapında küçük kozalak gibi eflatun çiçekler, hem görmeye hem dokunmaya koparıp ta koklamaya değer, lavantayı gördüğünde babam çatık kaşlarla sormuştu: “ Bu çalının ne işi var burada? ” “Al bak, ne hoş kokuyor” demişti annem bir eflatun çalı uzatarak “Hayret” kelimesi çıkmıştı ağzından - babamın beğeni ansiklopedisinden – beğenmediği bir şey olduğunda yandık! En az beş kez tekrarlar. “Anladıııkkk” diye bağırmak gelir içimizden ama ne çare, annemin hemen işaret parmağı dudaklarına gider “şişştt” diye. Peygamber sabrı vardır annemde babamı anlama dinleme konusunda; fazla kulak asmadan: tamam öyle olsun diyeceğim ama iyi ki babam evde yok. Mahalle sokağımız motokros alanına benzedi bu aralar. Arabası olana da formula1 pisti sanki. (motor ciyaklatanlara sinir oluyorum. Düpedüz ilgi çekme çabası – kedi taklaları diyeyim.) Bu duruma en çok ta dedem bozulur. Bahçede ise hemen elinden tırmığı, çapayı atıp uzun uzun bakar peşlerinden. Ardından öfkeyle: “Biz büüle şey görmedik evlat, bu ne şımarıklık, Allah bunları ıslah etsin” derdi.
Annem: “ Baba yetmiş yıl önce buralara insan boyu kar yağarmış,şimdi ise diz boyunu bile geçmiyor. Mevsimler değişiyor,insanlar da ; her şey aynı kalamaz ki” diyerek yatıştırmaya çalışır.
Dedem de: “Ha? Ya! Biz o garda çarıklan mektebe giderdik.”
Söze kardeşim de katılır:
“Dedeciğim, çok şükür artık herşey var, sen de artık tulum giyiyorsun potur yerine, daha rahat, daha çağdaş, çekici oluyorsun. Ama dedem de meram ne gezer söylenmeye devam eder: “Şeker yavrucuğum, motor üstündekiler de yere inip te soğan ekmeyi öğrenseler fena mı olur? Sonra ben de katıldım:
“-Yarışçı da lazım bu ülkeye dedeciğim, büyük organizasyonlar yapılıyor bununla ilgili, dünya insanları birbirleriyle kaynaşıyor, turizm gelişiyor, biz onlara onlar bize geliyor alışverişler oluyor falan filan? Sen gene Musti’ye taktın kafayı herhalde ondan bunlara kızdın.”
“- Musti deme o şımarığa.”
“- O senin en küçük torunun dede.”
“- Olsa ne olur be, sonradan görme şımarık! Ben ona laf sülemeye çalışıyom, o urasını burasını oynatır. Terbiye talimat yok; anadan bubadan gerisi boş...
Babam bahçenin bir köşesinde, elindeki işleri bir kenara bırakıp ta dedeme orasını burasını oynatmaların, uzun uzun kıvırtmaların “ disko” olduğunu anlatınca dedem sonunda ikna oldu. Musti’ye kızmayı bıraktı.
Babamın annemle “kuzu kuzu Antalya’ya gidişleri de kayda değer; neden mi? Çünkü senelerdir babamın, otobüsün gidişine 2-3 saat kala, gitmeye karar verişleri olay olmuştur.Elin iki, ayağın bir pabuca girdiğini düşünün! Aynen o şekilde…Havada uçuşan ukala iltifatlar, aklınıza gelebilecek birbirinden çeşitli huzursuzluk yaratma fasılları. En sonunda da sade ve sadece kendi elleriyle ütülediği beyazlarına bürünüp, geceyi yarıp, gidişleri.Ve tüm yaz boyu gurbetten –anneme:”canım”,bana:”canım oğlum”,
Kardeşime: “canım kızım” şeklinde özlem,özür,hasret-biraz da sevgi ifadeleri.Annem çalışan kadın, milyon kez anlatmaya çalışsa da vazgeçiremedi babamı beyaz giyme sevdasından.
“- Varınca giysen onları diyorum ….
“-Aptal aptal konuşma, kes sesini bir sürü insan içine çıkıyorum.”
“-Tamam tamam, hadi çabuk ol, otobüse yarım saat var.”
Annemle babam arasındaki bu diyalogların sayısı da az değil hani.
“-Böyle mi gidiyorsun ?”
“- Evet,böyle; zaten gece yarısı hava soğuk atkı şalımı da aldım mı tamamdır. Kim görecek gece yarısı otobüste siyah mı giydin,beyaz mı.Zaten otobüste uyuruz . Hadi geç kalmayalım.”
“-Eh, bende üzerimdekileri değiştireyim bari.”
Söze kardeşim de katılır:
“-Baba sana inanamıyorum. Bu ne uyum, bu ne asalet ! Helal olsun be! ”
Babam da geri kalır mı:
“- Annenin yanında sırıtmayalım ak zambak gibi .”
Ufak bir şok anından sonra, bu sözle kendimize gelir;ve okkalı bir kahkaha patlatırız hepimiz.
Tek tuhaflık bu değildir haa…bizim evin tam çaprazında,ufuktaki köşesinde odun,kömür, talaş, tuğla, çimento demir ne ararsan bulunur bir depo vardır mesela. Hizmet çeşitliliğinden çok-adı tuhaftır bu deponun: “ Filinta-Furanboaz İç-Dış Ticaret, İnşaat, Tekstil, Turizm Ltd. Şti.” Bununla kalsa iyi: tabelası yarım kilometre,uçaktakiler de görsün diye herhalde…Genel müdür de yaz-kış güneş gözlükleri takan 40’lık artist bir delikanlı. Kırmızı Honda’sı, bir görünüp bir kaybolan Mercedes’i , siyah cipi, çoook matrak bekçisi ve de sakin sessiz “doberman” köpeğiyle tam bir film konusu…Tuhaf, tuhaf dersen olacağı budur! Tüm tuhaflıkları üstüne çekersin işte.Şu an tam karşıdan halamın kızı “Sadenar” geliyor desem inanır mısınız? Gerçekten de geliyor. Milli felaket yahu! Elinde kalem, kağıt sade sade geliyor.Ne demezsin! Öyle sade ki: ödevini yaptırmaya geliyor,amaç aslında bizi dadı yerine koyup, şamata yapmak, kakara-kikiriyle değerli vaktimizden çalmak. Tam da sırasıydı o kadar işimin içinde. Ben de şimdi biraz sitem edeyim dedem gibi:
“-Bizim zamanımızda böyle şey yoktu evlat. Al kitabı git kütüphaneye, kaynak bul; yap ödevini, nasıl not hak ettiysen onu al, bizde böyleydi.”
“- Aaabi nolursun bana yardım et, bunu yapıver, şuna yardımın dokunsun, yapmazsan küserim, sinir olurum, kafayı yerim, ya sen ben beni sevmiyorsun! ”
Ve birilerinin yardımı sayesinde “pekiyi”leri almanın yollarından en çağdaşı da internetten indirmek. “Yaşasın vallahi! ”
Şimdi anladık Sadenar’ın geliş nedenini; elindeki deftere benzettiğim kağıt; güzel, lüküs bir düğün davetiyesi. Nazlı Sadenar ballı bir dille:
“- Öğretmen kimsenin bilmediği üç tane bilmece istedi, okey mi?” deyip gitti. Ben de Sadenar için şimdiden notumu alıyorum:
“Pati gızı pat-pat, urbası gat-gat” …Bilin bakalım?
“Gece saat ikide keçi otlar hırt-hırt, çekirge zıplar hırt-hırt diye” …Nedir bu?
“Sarı kızlar sarkar, düşeceğiz diye korkar”
Hadi gene iyi tarafıma geldi Sadenar, aldın gene beşleri, yüzleri…
“- Abi, yemeği ısıttın mı?” cümlesi beni kendime getirse de benim o gün ödevim bitmedi bitemedi. Ansızın annemler gelmez mi, mutlu-mesut. Babam yorgun ve mutlu; annem coşkulu ve agresif. Babam yorgun olduğu için hepimizle kucaklaşıp dinlenmeye çekildi. Annem de çantaları hışımla açtı ve içindekileri mutfaktaki sedirin üzerine saçtı. Başladı getirdiklerini kime kime diye anlatıp paylaştırmaya, of başıma gelenler yarabbim. Yahu bir soluk alsaydınız bari…
“- Bakın şu adaçayının rengine bakın, sarı çiğdem, sarı elma, sarı soğan…”
Hiç sonu yok galiba bu merasimin:
“- Beş poşet bulun, kavanoz getirin yemekten sonra, şunlar amcanlara, dayınlara; bunlar halana, teyzene, komşuya verilecek.”
Ve sonra sekiz numara örgü şişi aramaya gitti valide. Anneannem de hemen:
“- Şasarsın çocuğum, acelesi ne bunun, düğünün mü var?” diye sordu. Bizimki de:
“- Ana acele etmek için düğün olması mı lazım?”
“- Bilmem bilmem…”
“- Öyle deme ya, bugün ayın yedisi, anca yetiştiririm öbür ayın öndördüne Antalya’ya. Hem çocuğun gözü gönlü açılsın.”
“- Hangi çocuk bu? Hem anasının şalından gızana ne?”
Kardeşim de, anneanneme tatlı tatlı anlatmaya başladı:
“- Canım benim goca-anacığım bak ben sana yavaş yavaş - pembe yanaklarına dokunarak - anlatayım: Annemle babam Antalya’ya gittiler ya, ha orada babamın arkadaşı vardı hani - doktor Muhammet amca, onun karısı da Zerrin abla, birde onların minicik oğulları var Arda.
“- Tamam kızım hatırladım.”
“- Bak şimdi annemleri güzel güzel ağırlamışlar, hediyeler, adaçayı almışlar ve uğurlamışlar.”
“ - Eee sonra ne olmuş kızım? ”
“- Diyeceğim şu: Zerrin abla; biraz modayı seviyor. Hani süslü püslü olmayı değil de ince uzun görünme modasını takip etmeye çalışıyormuş. Hep zayıf görüneyim diye kapkara elbiseler giyiyormuş. Yemeği de çok az yiyormuş. Ardacık da çok kızıyormuş”
“- Giysin canım, gızana ne oluyor?”
“- Olur mu gocaana? Annesinin karalar giymesinden rahatsız oluyormuş çocukcağız. Annesiyle tartışıyor odasına kapanıp saatlerce konuşmuyormuş. Annesinin aldığı şeyleri beğenmiyormuş. Hastalanıyormuş. “Sen zevksizsin güzel giyinmiyorsun, seni çiçekler bile sevmiyor, bak hepsi gene kurudu.” diyormuş.
“- Aa, o nasıl iş öyle? ”
“- Bak canım tombişim benim, Zerrin ablanın giydiği siyah elbiseler, Arda’yı depresyona sokuyor, düşünsene kapkara karga gibi bir anne, söylediği şarkı da gaak-gak-gaak olacak tabii. Oysa bak sen ne güzelsin; beyaz çemberin, mavi yeleğin, çiçekli şalvarın, önlüğün de güllü dallı. Çetiklerine bak hele, yeşil-sarı-beyaz, kardelen motifli. Mavi-mor taşlı yüzüğün; bir de boncukların var. Hiç takıntın kuruntun da yok, kendinle barışıksın. Renkleri seviyorsun ve bize de sevdiriyorsun. Nasıl mı? Hep bize getirdiğin, size geldiğimizde verdiğin hediyelerde hep uyum-huzur-sevinç bulduk. Sonra bu renk bunu anlatır, bu renk şunu hissettirir diye öğrettin ya goca ana… Hadi şimdi annemi rahat bırakalım da örsün şalını, göndersin Zerrin ablaya. Küçük Arda’nın da gözü gönlü açılsın, annesinin omuzlarında, annemin gönderdiği gökkuşağını görünce. Öyle hazırlanmış ki bu gökkuşağı; annemin çiçeklerini alın, onları dans ederken düşünün; birbirlerine sarılmış hallerini. Sonra insanların yüzlerinde, saçlarında, ellerinde, üzerlerinde ve etraflarında iç içe geçmiş; anlamlı, huzurlu, saygı dolu bir yaşamı ısıtan ışıl ışıl bir güneş düşünün tıpkı bizim öykümüz gibi…
Nusya çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-04-06, 01:26   #2
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 31-03-2006
Yaş: 22
Mesajlar: 26
Rep Puanı: 3014
Kötü Kadın Rütbe: SıfırKötü Kadın Rütbe: SıfırKötü Kadın Rütbe: SıfırKötü Kadın Rütbe: SıfırKötü Kadın Rütbe: SıfırKötü Kadın Rütbe: SıfırKötü Kadın Rütbe: SıfırKötü Kadın Rütbe: SıfırKötü Kadın Rütbe: SıfırKötü Kadın Rütbe: SıfırKötü Kadın Rütbe: Sıfır
Rep Gücü: 0
Varsayılan Cvp: Mahallemin Renkleri (Hikaye Yarışması)


Çok uzun yazmışsın be arkadaşım bunu okumaya üşenir insan.Yarışmada başarılar diliyorum yine de
Kötü Kadın çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-04-06, 01:32   #3
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 19-03-2006
Yaş: 32
Mesajlar: 23
Rep Puanı: 2989
maskeli_m Rütbe: Sıfırmaskeli_m Rütbe: Sıfırmaskeli_m Rütbe: Sıfırmaskeli_m Rütbe: Sıfırmaskeli_m Rütbe: Sıfırmaskeli_m Rütbe: Sıfırmaskeli_m Rütbe: Sıfırmaskeli_m Rütbe: Sıfırmaskeli_m Rütbe: Sıfırmaskeli_m Rütbe: Sıfırmaskeli_m Rütbe: Sıfır
Rep Gücü: 0
Varsayılan Cvp: Mahallemin Renkleri (Hikaye Yarışması)


Herkese başarılar
maskeli_m çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-04-06, 02:13   #4
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 18-03-2006
Yaş: 27
Mesajlar: 51
Rep Puanı: 4197
deathgirl Rütbe: Sıfırdeathgirl Rütbe: Sıfırdeathgirl Rütbe: Sıfırdeathgirl Rütbe: Sıfırdeathgirl Rütbe: Sıfırdeathgirl Rütbe: Sıfırdeathgirl Rütbe: Sıfırdeathgirl Rütbe: Sıfırdeathgirl Rütbe: Sıfırdeathgirl Rütbe: Sıfırdeathgirl Rütbe: Sıfır
Rep Gücü: 0
Varsayılan Cvp: Mahallemin Renkleri (Hikaye Yarışması)


Yarışmada herkese bol şans diliyorum
deathgirl çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-04-06, 12:22   #5
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 08-03-2004
Yaş: 29
Mesajlar: 17,942
Rep Puanı: 401021
High Hopes Rütbe: SıfırHigh Hopes Rütbe: SıfırHigh Hopes Rütbe: SıfırHigh Hopes Rütbe: SıfırHigh Hopes Rütbe: SıfırHigh Hopes Rütbe: SıfırHigh Hopes Rütbe: SıfırHigh Hopes Rütbe: SıfırHigh Hopes Rütbe: SıfırHigh Hopes Rütbe: SıfırHigh Hopes Rütbe: Sıfır
Rep Gücü: 0
Varsayılan Cvp: Mahallemin Renkleri (Hikaye Yarışması)

başarılı olabilecek bir çalışma.
High Hopes çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 23:09
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


(*) www.firmaniz.com Domain, Alan adı tescili sadece 11,95 TL!
Bir başkası almadan hemen alan adınızı tescil ettirin...
(*) SiteBAZ ile Web tasarımı sadece 5,95 TL!
Birkaç dakikada web sitenizi kurup, hemen yeni müşteriler kazanın!
www.ihs.com.tr

ForumTR Servisleri: ForumTR Video - ForumTR Haber - ForumTR Oyun - ForumTR Chat - ForumTR Mail - ForumTR IRC

Vize İşlemi | Haberler | Okul Arkadaşım

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.
Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.
Yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz.
Dikkat: Bu site şikayet sitesi değildir, arızalı ürünleriniz ve diğer şikayetleriniz için bu email adresini kullanmayınız.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562