Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 25-12-06, 20:50   #1
Dєиiz_мx

5 Halkla İlİŞkİler Nedİr?


HALKLA İLİŞKİLER NEDİR?


Halkla ilişkiler dendiğinde herkesin kafasında birşeyler oluşmaktadır. Ayrıca Halkla ilişkiler kavramıda ayni pazarlama gibi herkesin çok iyi bildiği daha doğrusu bildigini sandığı kavramlardan biridir. Böyle olması belki isminden kaynaklanmaktadır. Halk ve ilişki; hepimizin günlük yaşamda bol miktarda kullandığımız kelimeler. Bundan dolayı Halkla ilişkileri hepimiz çok iyi biliyor olabilir miyiz?



Halkla ilişkiler, öyle görüldüğü gibi basit ve herkesin bilebilecegi bir kavram değildir. Halkla ilişkilerin böyle algılanmasının en önemli nedeni her konuda olduğu gibi bu konudaki bilgisizlikten kaynaklanmaktadır. Öncelikle bu bilgisizliği yok etmek için Halkla ilişkilerin ne olduğuna bakmakta yarar var.



1995 yılında göreve gelen ve ilk Türk IPRA Başkanı ünvanını taşıyan Betül Mardin’in yaptığı tanıma göre Halkla ilişkiler: “Kamuya ya da özel ait kurulusların olumlu bir imaja sahip olmaları için gerekli tanitim politikasının saptanması, kuruluşların bu dogrultuda yönlendirilmesi, insan grupları ve kuruluşlar arasında bilgi akışının sağlanması ve bu bilgi akımının gerekli etkinliği kazanarak amaçlanan sonuca ulaşmasi için yapılan planlı faaliyetlerdir.”



Halkla ilişkiler konusunun her işletme için gerekli ve kaçınılmaz olduğunun anlaşılması gibi gelismelerin ardından Halkla ilişkiler kavramı, kurum ile kamuoyu arasındaki iletisimi saglayan Kurumsal Halkla ilişkiler (CPR) ve kurumun pazarlama çalismalarina destek olan Pazarlama Yönlü Halkla ilişkiler (MPR) olmak üzere iki parçaya ayrilmistir.
















A. KURUMSAL HALKLA ILIŞKILER (CPR)

Kurumsal Halkla ilişkiler, kurum ya da kurulusun muhatap oldugu ve olacagi bütün hedef kitleler ileİLİŞKİLERi düzenleyerek, bu kitlelerin kuruma karsi olan bilgisizliklerini, bilgiye, ilgisizliklerini ilgiye ve de sempatilerini kurumsal kimlige dönüstürme çabalarinin bütünüdür.
Kurumsal Halkla ilişkiler, hedef kitleleriyle iletisim kurarkan çift yönlü bir iletisim sürücini kullanmaktadir. Bu çift yönlü iletisimi gerçeklestirmek için iletisim ve medya kanallarini kullanmaktadir. Kurumsal Halkla ilişkiler genel olarak kamuoyu olusturma tekniklerinden yararlanmaktadir.
Kurumsal Halkla ilişkiler genel olarak su islevleri yerine getirmektedir.
Öneri ve danismanlik
Kurumsal yayinlar
Kurum hakkinda yayin
ToplumlaİLİŞKİLER
Kurumsal imaja yönelik reklam / mesaj
Kamuoyu yaratma - etkileme
Sosyal içerikli programlar


Kurumsal Halkla ilişkilerin yerine getirdigi faaliyetlere baktigimizda kurumsal Halkla ilişkilerin klasik anlamdaki Halkla ilişkilerin görevini yerine getirdigini söyleyebiliriz.



B. PAZARLAMA YÖNLÜ HALKLA İLİŞKİLER (MPR)


Pazarlama yönlü Halkla ilişkiler; satisi ve müsteri memnuninyetini tesvik eden, sirketleri ve ürünleri tüketicilerin istekleri, ihtiyaçlari, çikarlari ve özel ilgi alanlari ile özlestiren, inanilir, güveniler, bilgi ve etkilesim iletisimini kullanan toplam bir planlama, yürütme ve degerlendirme programi sürecidir.
Bir baska ifadeyle MPR, isletmenin satisini artirmak amaciyla pazarlama stratejileri dogrultusunda pazarlama faaliyetlerini destekleyen Halkla ilişkiler uygulamalaridir.
Genel olarak MPR, kuruma yönelik olan CPR’in aksine ürüne yönelik faaliyetleri içermektedir. MPR daha çok pazarlamaya yakindir.

SONUÇ

Halkla ilişkiler ile ilgili günümüzdeki yeni yaklasimlari ortaya koymaya çalistik. Her konuda oldugu gibi Halkla ilişkilerde degismekte ve yeniden degerlendirilmektedir. Ancak su bir gerçek ki bütünlesik pazarlama iletisimi kavramı içersinde Halkla ilişkilerin (özellikle MPR) alacagi yer Halkla ilişkilerin gelecek yillarda var olan öneminin daha da artacagini göstermektedir.





Halkla İlişkilerde Etik ve işin Ahlak Yönü

Örgütlü bir toplumsal etkilikle ilgili etik kurallari ve mormlarinin çoklugu, o etkinlikte ahlakla, dürüstlükle, dogrulukla, samimilikle, sosyal sorumlulukla, insancillikla, insanlikla ve kültürüyle ilgili ciddi sorunlar oldugunu ima eder. Doktorlarin hipokrat yemininin varliginin önemli bir nedeni de budur. Halkla ilişkiler alaninda, Halkla ilişkiler cemiyetlerinin kurulmasi ve bu cemiyetlerin code of ethic standartlariyla gelmeleri ayni nedendendir. Halkla ilişkiler cemiyetleri, toplantilari, okullardaki bölümleri sürekli olarak etik konusunu islerler.
Bir yönetimsel etkinlik olarak Halkla ilişkiler baslangicindan beri etik sorunlariyla yüzyüze gelmistir veya getirilmistir. Basin ajanligi döneminde, Halkla ilişkilerciler istediklerini arzu ettikleri sekilde herhangibir engel olmaksizin yapmislardir. Bu uzmanlarin çogu Sirk promosyoncusu Phineas Taylor Barnum’ un “birak halk kandirilsin” sözünü dictum takip ettiler ([Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]. Elbette, Halkla ilişkiler pratiginin dogasi genel is yapis pratiklerinden farkli bir sekilde degildi. O sirada is kültüründe gizlilik ve yaygin düzenbazlik egemendi ve gazetecilikte muckracking önemli bir yer aliyordu.




Günümuzde Halkla ilişkilerin imaj yönetimini daha çok Halkla ilişkiler cemiyetleri yapmaktadir. Bu amacla her Halkla ilişkiler cemiyetinin veya birliginin “etik prensipleri” vardir ve bu oldukça görünur yapilir. Etik kurallarina uymayan sirketler adi altinda listeler bile yayinlanir.

Etik ile ilgili bir diger konu da “evrensel etik” kurallarinin özellikle Halkla ilişkiler cemiyetleri tarafindan gelistirilmeye calismasi olmaktadir (Zupko, 1994).
Halkla ilişkilerde etik daima tartisma konusu olmustur. Halkla ilişkilerde iyi ve kotü örnekler oldukça çoktur. Sinemaci Leni Riefenstahl’in nazilere övgüsu “Triumph of the will” moral anlamda kötü bir tanitimdir. Kitle katliamini estetiklestirme ve erotiklestirme kotü tanitimdir (Ewen, 1996). insan dignity’sinin kutlanmasi ve insanlar arasındaki dayanismanin vurgulanmasi iyi Halkla ilişkilerdir. Bunlar kullanilarak sahte imajlar yaratilmasi ve bazi egemenliklerin saglanmasi kötü tanitimdir.


Kapitalist ülkelerde Halkla ilişkiler, isim olarak biraklimakta, fakat pratik olarak yayginlasmis sosyal bir gerçek ve kültürel doku (fabric) olmustur ve Turkiyede’ de bu yolda hizla ilerlemektedir.

Kapitalist ideolojinin kontrollu alternatif tutma ve gundem hazirlama ve yönetmede en basarili oldugu alanlardan biri de “etik” konusu olmustur. Burjuva sosyal bilimi “etik” konusunu oldukça yaygin ve ayrintili bir sekilde ele alir ve inceler. Etik konusunda oldukça farkli ve elestirel degerlendirmeler ortaya çikmistir. Halkla ilişkiler baglaminda, etik konusunu öne çikaertarak, sanki Halkla ilişkilerin en önemli ve tek sorunu etki sorunuymus gibi sunulur. Iletisimsizlik ve iletisim çökmesi gibi kavramlarin gördugü fonksiyona benzer sekilde, “Etiksizlik” veya “etik yoksunlugu” gibi kavramlar ortaya atilir. “Etiksizlik” olabilmesi için ideal veya standart bir etigin olması gerekir.







Ideal veya standard etik, tanimlanmis bir is kültürünü (neyin nasil yapildigini) ima eder. Diger is kültürlerinin pratikleri bu ideal kültürel yapiya göre degerlendirilir. Bu ideal, Halkla ilişkilerde oldugu gibi Halkla ilişkiler cemiyetlerinin betimledigi “etik prensipleri” olabilir. Bunun anlami oldukça açik: Etiksizlik olmaz; is kültürü (is yapis biçimleri) farklari ve bu farklarin altini çizdigi etik farklari olur. Bana on bir liralik bir sigortayi yüz bin liraya satan ticari kültürün etigini belirleyen bu pratiktir. Bu da etiksizlik degil, tam aksine o ticari külturün etigidir. “Satilan mali kosulsuz geri getirebilirsiniz” ticari külturünün etigi, “Satilan mal geri alinmaz” ticari ilişkisinin etiginden üstün olarak nitelenemez. Birincisinin Yüksek etige sahip oldugu, digerinin etiksiz oldugu ileri sürülemez. Ikisi de, farkli ticari kultürel yapilarin veya ilişkilerin etiğidir.



Aslında, Halkla ilişkilerle ilgili olarak on plana getirilmesi gereken etik konusu değil, is yapış biçiminin kendisi olmalidir.



Ön plana getirilmesi gereken bir diger konu da insanlarin özü ortadan kaldiran veya biçimle ilgili stratejilerle özü biçimlendiren stratejilerin farkina varilmasini saglayan bir egitimin varligini veya gelistirilmesinin gerekliliginin tartisilmasi gerekir. Bunun için de elestirel bilinci gelistiren bir egitim olması gerekir ki bu da resmi egitimden beklenemez. Imajlarin dilini inceleme egitim müfredatinda yoktur. Halkla ilişkiler bölumlerinde eger imajla ilgili dersler varsa, bu dersler elestirel bilinci yaratmaya degil basarili bir sekilde imaj yapilandirmaya yönelik olmaktadir.


Estetik alan ciddi tartisma ve inceleme alani olarak görülmemektedir. Herseyin belli amaçlar çerçevesinde estetiklestirildigi bir dünyada yasanmasina ragmen, egitimde gençler estetigin dili ve sosyal degerler hakkinda düsünmeleri tesvik edilmemektedir. Onun yerine, pazar dili ve degerleri, egemenlikleri nedeniyle hayatin gerçekleri olarak görülmekte ve ögretilmektedir. Ögretilmezse, “faydasiz dersler ve egitim” sikayetleri gelmektedir. Soru: faydayi tanimlayan kim, ne için ve nasil bir amaca göre tanimliyor?




















ATİNA KURALI

Atina Kuralı’nın IPRA üyelerini de bağlayıcı etkisi vardır. Atina Kuralı başlığı altındaki bu ahlâk kuralları genel IPRA oturumunda Mayıs 1965'te alınmıştır. Daha sonra Nisan 1968'de Tahran'da bazı eklemler ve değişiklikler yapılmıştır. Atina Kuralı 1965 yılında CERP (Halkla ilişkiler Avrupa Konfederasyonu) tarafından da kabul edilmiştir. Her bir üyenin uyması gereken mesleki ve diğer görgü-ahlak kuralları su baslıklar altında toplanmıştır:


ÇABA GÖSTERECEGI KONU VE DURUMLAR

1- Her üye kültür şartlarını, görgü kurallarını ve insan haklarını en üst düzeye eriştirilmesi, iyiye ulaşılabilmesi için çaba göstermelidir.

2- Gerekli bilgilerin dağılımının kolayca sağlanabilmesi için iletişim kanallarının kurulması gereklidir. Ve üyeler sürekli bilgilendirilmelidir. Bunun sebebi hem gelişen durumlardan haberdar olunabilmesi hem de üyelerin bağlı olduklarının sürekli hatırlatılabilmesi içindir.

3- Bir Halkla ilişkiler uzmanının topluma iyi örnek olabilmesi için ve olumlu etki bırakması bakımından özel hayatına daima dikkat etmesi gerekmektedir.

4- Çalıştığı süre boyunca evrensel ahlâk ve görgü kurallarına uygun davranmalıdır.

5- İnsan haklarının kurallarından biri olan her kişinin kendi kendini eleştirebilme hakki Halkla ilişkiler uzmanının sahip olduğu ve daima gözeteceği bir konudur. Yani kimse kimseyi haksızca eleştiremez, ancak insan hatalarını özeleştiri yoluyla kendini düzeltme yoluna gitmelidir.

6- Derneğe üye olan bir Halkla ilişkiler uzmanı, samimi ve yoğun diyalog kurabilmek için mutlaka ahlâk ve psikoloji bilmeli, aktüalite ve toplumu ilgilendiren diğer konularda da entelektüel donanıma sahip olmalıdır. Ve entelektüel teşvik etmelidir.



7- Derneğe üye olan bir Halkla ilişkiler uzmanı, her zaman ve her türlü şartta güven duyulan kişi olmalıdır.

8- Her şart altında her iki tarafın da çıkarlarını korumakla yükümlüdür.

9- Bir Halkla ilişkiler uzmanı islerini daima bir devamlılık içinde sürdürmeli, yanlış anlaşılabilecek bir dil kullanmamalıdır. Bunun yansıra gelmiş geçmiş tüm müşterilerine sadık kalmalıdır.





HALKLA ILIŞKILER UZMANININ YAPMAMASI GEREKEN DAVRANISLAR

10- Doğruyu başka şeyler için kullanmak ve doğruları saptırmak.

11- Yanlış bilgi vermek.

12- İnsan onuruna ve ahlakına ters düsen bir konuda taraf olmak.

13- Zorlayici teknik ve metot kullanmak.

Halkla ilişkilerde Etik konusunun öneminin belirtilmesi amacıyla Lizbonda "Lizbon Halkla ilişkiler ahlak kuralları" yayınlanmıştır. Daha sonra IPRA kendi Ahlak kurallarını da yayınlamıştır. Bu kuralların amacı şüphesiz halkla ilişkilerin kalitesini arttırmaktır


IPRA nedir?

IPRA, bugün tüm dünyada 82 ülkeden bine yakın Halkla ilişkiler uzmanının üye olduğu
Uluslararasi Halkla ilişkiler Dernegidir (International Public Relations Association:Uluslararası Halkla ilişkiler Derneği). Temelleri, 1949 Kasım ayında Londra'daki iki Hollandalı ve dört İngiliz Halkla ilişkiler uzmanı tarafından atıldı. 1950 yılı Mart ayında Fransa, Norveç ve ABD'li Halkla ilişkiler uzmanlarının katılımlarıyla ilk toplantı Hollanda'da yapıldı.


IPRA'nin gerçek anlamda uluslararası bir dernek olarak kurulusu, Mayıs 1955 yılı
Mayıs ayında IPRA Konseyi'nin seçimiyle gerçekleşti. IPRA'nin 12 Mayıs 1965'te
Atina'da gerçekleştirilen toplantısında kabul edilen Atina Bildirisi, dünyada halkla
ilişkiler mesleğinin ilk yazılı anayasasıdır.


Birleşmiş Milletler tarafından Sivil Toplum Örgütü (NGO) olarak kabul edilen IPRA,
UNESCO tarafindan uygulanan programlara da katiliyor. Merkezi Ingilterede bulunan
IPRA,yilda iki defa toplanan dokuz kisilik Yönetim Kurulu ve 68 kisilik Konsey
tarafindan yönetiliyor. IPRA'nin Türkiye'de 23 ögrenci olmak üzere toplam 64
üyesi bulunmaktadir.













Ceyda Aydede; IPRA 2003 Başkanı


Tüm dünyada Halkla ilişkiler alaninda faaliyet gösteren PR profesyonellerinin dernegi
IPRA, Betül Mardin'den sonra ikinci kez bir Türk Baskan tarafindan yönetilecek.
IPRA Baskani seçilen Ceyda Aydede, 'yeni' görevine 2003 Ocak ayinda baslayacak...



Türkiye'de Halkla ilişkiler mesleginin gelismesi, yayginlasmasi ve daha üstün
degerlere kavusturulmasi için çaba harcayan Halkla ilişkiler Danismanlari Dernegi
üyesi ve Global Tanitim Yönetim Kurulu Baskani Ceyda Aydede, kisa adi IPRA olan
International Public Relations Association (Uluslararasi Halkla ilişkiler Dernegi)
Baskani seçildi. Konu ile ilgili olarak, Aydede sunlari söyledi:
“Baskanlik dönemim 2003 Ocak ayinda baslayacak. IPRA’nin Dünya Kongresi de 2003
yilinda Avusturalya’da gerçeklestirilecek. Bu kongrede Baskan olarak görev yapacak
olmam ülkem adina gerçekten gurur verici. Hepimiz iletisimin anlik ve evrensel hale
geldiginden bahsediyoruz ancak çok uluslu programlara farkli renkler getiren yerel ve
kültürel bilgiler için henüz alternatif yok. Baskanligim süresince Türkiye adina bu
uluslararasi platformda olusacak firsatlari en iyi sekilde degerlendirmek istiyorum”.



IPRA (Halkla ilişkiler Enstitüsü)'NIN AHLAK KURALLARI

Bu ahlak kurallari içerik ve birtakim eklemeler yapilmak suretiyle 9 Nisan 1986'da degistirilmistir.


1- Bir üye Halkla ilişkiler yaparken en yüksek standartlari kullanmalidir. Asla ucuza ve düsük kaliteye kaçmamalidir.

2- Bir üye tüm çalisanlarina, müsterilerine, üye arkadaslarina, halka ve basina karsi samimi olmalidir.

3- Basini kiskirtmamali ve yanlis bilgi vermemelidir.

4- Çalistigi sirketin gizliligine saygi duymalidir.

5- Isini gördürmek için bir resmi kuruma rüsvet vermemelidir.

6- Her zaman dogruyu söylemelidir.

7- Mahkeme emri olmadigi sürece gizli bilgileri vermemeli ve hiçbir sey söylememelidir.

8- Ayni anda iki tarafi birden temsil etmemeli ve ancak istendigi anda araci olmalidir.




9- Bir ticari sirkette payi varsa bunu açiklamali.

10- Yapacagi isin önceden pazarligini yapmamali ve buna göre para almayi teklif etmemelidir.

11- Resmi biriyle görüsecekse bagli oldugu Enstitü'ye bildirmeli, ve bu görüsme kayitlara geçmelidir.

12- Bir baska üyeyi elestirmemelidir.

13- Bir üye Enstitü'nün ününe ya da Halkla ilişkilere gölge düsürecek hareketlerde bulunmamalidir.

14- Üye bu kurallara uymali ve herhangi bir üyenin bu kurallara uymadığını gördüğünde ilgili üyeye bildirmelidir. Daha sonraki safhada ise bu hatali davranışı Enstitü'ye bildirilmelidir.

15- Bir üye baska profesyonellerle çalisirken, onlarin kurallarina göre hareket etmelidir.

16- Üye devamli gelisen olaylari takip edecek, kendini yenileyecek ve haberdar olacaktir.

17- Bir üye Halkla ilişkiler konusunda baskalarini da egitecektir.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-05-08, 17:06   #2
Calibre

Varsayılan Halkla İlişkiler


Tanımlar :

Halkla ilişkiler kavramının herkesin üzerinde birleştiği, kesin bir tanımı yoktur. Bu kadar çok tanımın olmasında halkla ilişkilerin henüz belli standartlar ve normlar, dolayısıyla da genel ilkelerini üretememiş olması, halkla ilişkilerin değişik alanları kapsaması, çok geniş bir uygulama alanına sahip olması, halkla ilişkileri reklamcılık ve propagandadan ayrı tutma isteğine karşın yine de kesin sınırların çizilemeyişi, halkla ilişkilerin değişik amaçlara yönelik hizmet veren kuruluşlar tarafından uygulanması gibi birçok etkenin rolü vardır.

Halkla ilişkiler konusunda kabul gören tanımlardan bazıları:
Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği’nin tanımına göre halkla ilişkiler, bir işletmenin ya da özel veya kamusal bir kuruluşun bağlantı kurduğu veya kurabileceği kimselerin anlayış, sempati ve desteğini elde etmek ve bunu devam ettirmek için yaptığı sürekli ve örgütlenmiş bir yönetim görevidir.
Halkla ilişkiler, belli bir davranışı benimsetmek ya da belli yönde hareket oluşturmak için halkı inandırma (ikna etme) sanatıdır.
Halkla ilişkiler, kamuoyunu etkileme ve ondan etkilenme sürecidir.
Halkla ilişkiler, yönetimin izlemekte olduğu politikanın halka benimsetilmesi, çalışmaların sürekli ve tam olarak halka duyurulması, yönetime karşı olumlu bir hava yaratılması, bunun yanı sıra halkında yönetim hakkında ne düşündüğünü ve yönetimden ne istediğinin bilinmesi ve halkla işbirliği sağlanması işlevidir.
Halkla ilişkiler: “Belirlenmiş hedef kitleleri etkilemek için hazırlanmış planlı, inandırıcı, bir iletişim çabasıdır.”
Betül Mardin’in tanımına göre halkla ilişkiler: “Kamuya ya da özel sektöre ait kuruluşların olumlu bir imaja sahip olmaları için gerekli tanıtım politikasının saptanması, kuruluşların bu doğrultuda yönlendirilmesi, insan grupları ve kuruluşlar arasında bilgi akışının sağlanması ve bu bilgi akımının gerekli etkinliği kazanarak amaçlanan sonuca ulaşması için yapılan planlı faaliyetlerdir.”
İngiltere Halkla İlişkiler Enstitüsü’nü yaptığı tanıma göre halkla ilişkiler: “Bir kuruluş ile hedef kitlesi arasında iyi niyetli ve karşılıklı anlayışa dayalı ilişkileri sürdürmeye yönelik önceden belirlenmiş çabalardır.”
Daha kapsamlı bir tanımlamada ise halkla ilişkiler, “özel ya da kamu kesimlerinde faaliyet gösteren bir kuruluş veya kurumun ilişkide bulunduğu kitlelerin anlayış, sempati ve desteğini elde etmek için giriştiği iki yönlü iletişime dayalı ve sonuçta kitlede kuruluşun, kuruluşta da kitlenin istekleri yönünde değişikliklerin gerçekleştirilmesine yönelik, sistemli ve sürekli çabaları içeren bir süreçtir”.
Bu tanım hem özel kesimi, hem de kamu kesimini kapsamaktadır. Kamu kuruluşlarının amacı halka hizmet, halkla ilişkiler biriminin amacı ise halka hizmetin en iyi şekilde sunulmasını sağlamaktır. İki kesimin arasındaki farklılık, özel kesimin kar amacına dayalı, genelde rekabet esasına göre belli bir mal ya da hizmet üreten bir sektör olmasından kaynaklanmaktadır.
Halkla ilişkiler, çok geniş bir uygulama alanına sahiptir. Bu açıdan halkla ilişkilerin kapsamı geniş tutulursa, reklamcılık ve propagandayı da içine alacak şekilde tanımlanmaktadır. Çünkü hem halkla ilişkiler, hem reklamcılık, hemde propaganda; amaçları, çalışma biçimleri, kullanıldıkları yöntem ve teknikler açısından birbirlerine çok benzemektedirler.

Halkla İlişkiler - Reklam - Propaganda İlişkileri :

A.Halkla İlişkiler ve Reklam
Bir tanıma göre; reklamcılık bir malın veya hizmetin satışını arttırmak amacıyla basında yer, yayın kuruluşlarında ise zaman satın alma olarak tanımlanmaktadır. Reklamcılık, halkla ilişkiler faaliyetlerinde etkili bir biçimde kullanılabilecek bir araçtır. Kuruluşa güven ve saygınlık sağlamakta kullanılabilir.
Reklam; üretilen herhangi bir mal veya hizmete olan talebi artırmaya yönelik ve kısa dönemde sonuç alınması istenen bir eylem biçimidir. Halkla ilişkiler ise tam tersine, mesajlarını belirlediği hedef kitlelere dolaylı bir biçimde ve sabırla iletmeye çalışır. Reklamda ürün ön planda yer alırken, halkla ilişkilerde ise kuruluşun kendisi ön planda yer almaktadır. Reklamın amacı ticaridir. Buna karşılık halkla ilişkilerin amacı ticari değildir.
Halkla ilişkiler ile reklamcılık arasında benzer yönler olduğu kadar, farklı yönler de bulunmaktadır. Ancak, ikisinin arasındaki en belirgin özellik reklamda paranın,halkla ilişkilerde ise inanç, ikna ve karşılıklı iletişim ve etkileşimin daha ağır biçimde kullanılmasıdır.
B.Halkla İlişkiler ve Propaganda
Propagandayı en geniş anlamı ile bir “fikri yayarak ona taraftar bulma tekniği” olarak tanımlayabiliriz.
Başka bir tanıma göre ise propaganda “bir amaca hizmet ya da karşı bir amaca zarar vermek için fikirlerin, olayların, iddiaların amaçlı olarak yayılması” diyebiliriz. Kamuoyunu ve toplumun güdümünü etkilemek için yapılan bir hareket olarak da tanımlanan propaganda ile varılmak istenen amaç, insanlara belirli bir düşünceyi, fikri, inancı, davranış biçimini benimsetmektir. Propagandada amaç, mesajı hedef kitleye tek yönlü olarak aktarmaktır. Tek yönlü olduğu için de tartışmaya açık olamamaktadır.
Halkla ilişkiler doğruluk, iyi niyet ve dürüstlüğü esas ilke olarak kabul ederken propaganda, abartmalı olarak kuruluşu tanıtma amacı taşımaktadır. Propaganda gerektiğinde yanlış bilgiler vererek, tekrarlar yapıp kişileri belli bir tutumu kabule zorlamaktadır. Oysa halkla ilişkiler yanıltıcı değildir. Kişileri ikna etmek için gerçekleri olduğu gibi açıklamaktır.

Yönetimin Halkla İlişkiler Gereksinimi :

Toplumun Bilgi Edinme İhtiyacı ve Türk Kamu Yönetiminde Bilgi Verme
Yönetimin elindeki imkanların ve araçların artması, vatandaşın kamu bürokrasisi karşısında korunmasının ve yönetimin hukuka ve ihtiyaçlara uygun davranmasının sağlanması gereğini ön plana çıkarmıştır. Kamu yönetiminin genişlemesi, yapı ve işleyiş itibariyle karmaşık bir nitelik göstermesi, ayrıca günlük hayata artan orandaki müdahalesi,etkin bir kamuoyu denetimini de gerekli kılmaktadır. Böyle bir denetim ise, yönetimin kendisini dışa açmasını ,kamuoyunun, yönetimin eylem ve işlemleri hakkında bilgi sahibi olmasını, kararların nasıl ve kimler tarafından alındığının bilinmesini gerektirir. Dolayısıyla, yönetilenlerin de elde ettiği bilgiler ışığında yönetime aktif katılabilmesiyle denetimin daha etkin hale gelebileceği ileri sürülmüştür. Yönetimde açıklık düşüncesi ve uygulamaları, özellikle 1960’lı yıllardan itibaren hızla gelişmeye başlamıştır. Bütün dünyada, yönetimin kendini daha çok halka yaklaştırması ve faaliyetlerini topluma açması gerektiği kabul edilmektedir.
Yönetsel Etkinlik ve Toplumda Olumlu Görüntü Yaratılması
Halkın kamu yönetiminden beklentilerine, görüş, dilek ve yakınmalarına ilişkin bilgiler, iyi işleyen bir halkla ilişkiler düzeni kurulmuşsa, yönetime ulaşabilmektedir.Ama asıl amaç salt iyi işleyen bir yönetim olgusu yaratmak değil, bu bilgi akımının sonucunda yönetimin kendisine çeki düzen verebilmesidir.


Halkla İlişkilerin Bölümlendirilmesi :

A. KURUMSAL HALKLA İLİŞKİLER (CPR)
Kurumsal halkla ilişkiler, kurum ya da kuruluşun muhatap olduğu ve olacağı bütün hedef kitleler ile ilişkileri düzenleyerek, bu kitlelerin kuruma karşı olan bilgisizliklerini, bilgiye, ilgisizliklerini ilgiye ve de sempatilerini kurumsal kimliğe dönüştürme çabalarının bütünüdür. Kurumsal halkla ilişkilerin işlevleri:
- Öneri ve danışmanlık
- Kurumsal yayınlar
- Kurum hakkında yayın
- Toplumla ilişkiler
- Kurumsal imaja yönelik reklam / mesaj
- Kamuoyu yaratma – etkileme
- Sosyal içerikli programlar
Kurumsal halkla ilişkilerin yerine getirdiği faaliyetlere baktığımızda kurumsal halkla ilişkiler klasik anlamdaki halkla ilişkilerin görevini yerine getirmektedir.

B. Pazarlama Yönlü Halkla İlişkiler (MPR) :

Pazarlama yönlü halkla ilişkiler; satışı ve müşteri memnuniyetini teşvik eden, şirketleri ve ürünleri tüketicilerin istekleri, ihtiyaçları, çıkarları ve özel ilgi alanları ile özleştiren, inanılır, güveniler, bilgi ve etkileşim iletişimini kullanan toplam bir planlama, yürütme ve değerlendirme programı sürecidir.
Pazarlama yönlü halkla ilişkiler; , pro-aktif halkla ilişkiler ve reaktif halkla ilişkiler olmak üzere iki grupta incelenmektedir.
Pro-aktif Halkla İlişkiler: Bir işletmenin pazarlama amaçları tarafından yönetilmektedir. İşletmenin ürün ve hizmetini tanıtmak, ek bir görüntü, haber değeri, meşruiyet ve güvenilirlik kazandırmak için diğer pazarlama iletişimi araçlarıyla bütünleşik bir şekilde kullanılır.
Pro-aktif halkla ilişkilerin en önemli rolü ürün tanıtımları ve var olan ürün yelpazesinde meydana gelen değişikliklerinde oynamaktadır. Pro-aktif halkla ilişkiler diğer pazarlama iletişimi unsurlarını bütünleştirerek ürün / hizmet lansmanına bir haber özelliği ve değeri katmaktadır.
Re-aktif Halkla İlişkiler: Herhangi bir kurum ya da kuruluşun karşı karşıya kaldığı negatif durumları başarıyla atlatabilmesine yönelik giriştiği halkla ilişkiler çabalarıdır.
Re-aktif halkla ilişkiler, dış etkenlere bir cevap tavrıdır. Dış güçlerin ve rakiplerin ortaya çıkardığı durumlardan, tüketici davranışlarındaki değişmelerden, devlet politikalarında meydana gelen değişimlerden ve diğer dış etkenlerin sonuçları bağlamında gerçekleşmektedir. Re-aktif halkla ilişkiler firma için olumsuz sonuçlar doğuran değişikliklerle uğraşır.
Re-aktif halkla ilişkiler, şirketin imajını ortaya koymak, güçlendirmek dolayısıyla gelirin artırmak amacında olan pro-aktif halkla ilişkilerin aksine işletmenin zedelenen itibarını onarmak, pazar kaybını önlemek ve düşen satışları tekrar kazanmak amacındadır.
Reaktif halkla ilişkiler, genel olarak kriz zamanlarında yapılan halkla ilişkiler faaliyetlerini içermektedir.

Pro - Aktif ve Re - Aktif Olmak Üzere İki Ayaktan Oluşan Pazarlama Yönlü Halkla İlişkilerin Faaliyetleri :

- Yeni ürünlerin tanıtımına yardımcı olmak.
- Var olan ürünlerin tanıtımın yapmak ve canlandırmak.
- İşletmeyi konusunda uzman ve lider olarak konumlandırmak.
- Tüketicilerin ürüne olan ilgisini pekiştirmek güvenlerini kazanmak.
- Ürüne destek veren güçlü kurum imajını yaratmak. (Bu amaçla CPR faaliyetlerin desteklemek)
- Olası krizlere karşı hazırlıklı olmak ya da kriz döneminin olumsuz etkilerini en aza indirmek
- Yeni pazarlar oluşturmak, ikincil pazarlara ulaşmak veya zayıf olan pazarları desteklemek.

Halkla İlişkiler Ne Değildir ?

- Halkla İlişkiler çalışmalarında yüzyüze iletişim olmakla birlikte, sadece yüzyüze ilişkilerin olduğu çalışmalar Halkla İlişkiler değildir.
- Halkla İlişkiler sadece küpür derlemek değildir. Sadece basında haber çıkartmak da değildir. Ancak Halkla İlişkiler çalışmalarında çalışılan kurumla ilgili kitle iletişim araçlarını izlemek, küpürler, TV görüntüleri, radyo bantları derlemek, çalışılan kuruluşun basınla sağlıklı ilişkiler kurmasını sağlamak, basında istenilen içerikte ve zamanda haberler çıkmasını sağlamaya yönelik çalışmalar yapmak da Halkla İlişkiler biriminin görevleri arasındadır.
- Halkla İlişkiler sadece "Danışma" demek değildir. Eğer Halkla İlişkileri yapılan kurum için danışma hizmetlerine gereksinim varsa, bu birim de Halkla İlişkilerin konuları arasında yer alır ve Halkla İlişkiler birimine bağlı olur.
- Halkla İlişkiler reklam değildir. Reklam, ürün hakkında bilgi vermeyi ve (Halkla İlişkilere oranla) kısa vadede satışı hedefler. Halkla İlişkiler uzun vadede imaj oluşturup kurum kimliğini pekiştirir. Ancak dolaylı olarak satışı da etkiler.
- Halkla İlişkiler sadece müşteri ile ilişkiler değildir. Ancak müşteri ile ilişkiler Halkla İlişkilerin konuları arasındadır.
- Halkla İlişkiler lokanta, restaurant, bar gibi yerlerdeki yer göstericilik ya da müşteri çekme eylemi değildir.
- Halkla İlişkiler sadece organizasyon yapmak değildir.
- Halkla İlişkiler boş vakitleri değerlendirmek değildir. Ek iş olarak görülmemelidir.
- Halkla İlişkiler güzellik yarışmalarına katılanların kolaycı mesleği değildir.
- Halkla İlişkiler kamu kurum ve kuruluşlarına konuyla ilgili bilgi ve birikimi olmadan torpille girenlerin başarılı olacakları bir alan değildir.
- Halkla İlişkiler yüzyüze satış değildir.
- Halkla İlişkiler anketörlük değildir. Ancak Halkla İlişkiler çalışmalarının içinde anket ve araştırma çalışmaları da yer alır.

Halkla İlişkilerde Olan ve Olması Beklenen :

Günümüzde işletmeler giderek büyümekte, hızla değişen koşullarda yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Bununla beraber, toplumdaki bireylerin istek ve gereksinimleri çoğalmakta, kitle iletişim araçlarının ve teknolojinin etkisiyle, yeni bir takım değerlerin kazanılması söz konusu olmaktadır. Bu durum, örgütlerin çevreleriyle olan ilişkilerine yeni bir boyut kazandırarak, işletmeleri çevrenin istek, beklenti ve gereksinimleri doğrultusunda hareket etmeye yönlendirmektedir. Örgüt yönetimlerinde gelişen bu anlayışla, örgütler, toplumu tanıma, toplumun veya toplum içinden belirli bir kesimin görüşleri doğrultusunda faaliyetlerine yön verme eylemlerini gerçekleştirmektedirler. Bu eylemleri gerçekleştirme anlayışı ile ortaya çıkan olgu, halkla ilişkilerdir.
Halkla ilişkiler, bir örgütün, toplumdaki kişiler ve gruplar ile etkileşim içine girerek, faaliyet ve politikalarını açıklamasını, toplumun destek, anlayış ve güvenini kazanmasını, söz konusu kişi veya gruplardan gelebilecek tepkilerle, düzenlemelere gitmesini ve gerekirse faaliyetlerde değişiklik yapmasını sağlayan bir yönetim işlevidir.
Halkla ilişkiler, bir yöneticilik sanatı olarak, çevre ile olan ilişkilerin planlı bir biçimde geliştirilmesi ve işletme açısından olumlu sonuçlar sağlanması amacıyla yapılan çalışmaları kapsar.
İşletmenin bütün fonksiyonlarını örgüt amaç veya amaçlarına hizmet edecek şekilde yönlendirmek ve işletme eylemlerini, önceden belirlenen hedeflere ulaşacak şekilde gerçekleştirmek için işletmelerde iletişime duyulan ihtiyaç giderek artmaktadır.
Örgüt faaliyetlerinin istenilen sonuçları getirmesi için öncelikle örgüt içinde iyi bir iletişim sisteminin kurulması zorunludur. Çalışanlar arasında olumlu bir iletişimin sağlanması, çeşitli araçlarla bu iletişimin sürekli ve etkin bir hale getirilmesi, örgütlerde verimliliği artıracaktır.
Örgütler için, işletme içi iletişim olduğu kadar, işletme dışına yönelik iletişim de oldukça önemlidir. Çağımızda ve özellikle demokratik rejim ve yöntemlerin geçerli olduğu ülkelerde kamuoyunun önemi tartışılmayacak kadar açıktır. Bu ülkelerde, halkın karşı çıktığı, destek ve güvenini vermediği işleri yapabilmek oldukça zordur. Halkla ilişkilerin amacı, toplumda belirli grup veya çevrelerle çeşitli yöntemler aracılığıyla etkileşim içine girerek, hedef kitlenin örgüt hakkındaki duygu ve düşüncelerini etkilemek, örgüte karşı güven, destek ve anlayışı oluşturmaya çalışmaktır. Halkla ilişkiler, bu amacını gerçekleştirecek çalışmaları yaparken, doğru bilgiye ve dürüstlüğe dayanan "ikna" yolunu kullanır. Halkla ilişkiler, tüm uygulamalarıyla örgütün ve/veya halkın zararına olabilecek faaliyetlerden kaçınarak, sosyal sorumluluk ve ahlaki değerlerin kökleşmesine yardımcı olur.
Halkla ilişkiler yönetiminde, belirlenen amaçlara ulaşmak için her türlü sözlü, yazılı araçtan ve/veya kitle iletişim araçlarından, ilişki kurma tekniklerinden ve çalışma yöntemlerinden yararlanılır.
Halkla ilişikler yönetimi kapsamında belirlenen amaçlara ulaşmak için örgütün sunduğu mal ve hizmetler her bakımdan yeterli hale getirilmeli ve olduğu şekilde tanıtılmalı, ilişkiye girilen gruplarla aşırı resmiyetten uzak durmalı, gerek örgüt içi gerekse örgüt dışı kitlelere eksik ve yanlış bilgi vermekten kaçınılmalı, mümkün olduğunca açık olunmalıdır. İlişkilerde, karşılıklı saygı, nezaket, dürüstlük hakim olmalıdır.

Türkiye de Halkla İlişkilerin Gelişimi :

Türkiye’de halkla ilişkiler bir yönetim fonksiyonu olarak bilinçli, örgütlü çabalar biçiminde 1960’lı yıllarda ve önce kamu yönetiminde görülmeye başlanmıştır.
Cumhuriyet döneminde, devlet-vatandaş ilişkileri çok partili hayata geçilmesinden sonra, hükümet programlarında, idari reform çalışma raporlarında, kalkınma planları ve yıllık programlarda önemli bir yer tutmuştur. Cumhuriyetin kuruluşundan, çok partili hayata geçilen 1946 yılına kadar görev yapan hükümetlerden, yalnızca 1 Kasım 1946’da göreve başlayan Celal BAYAR Hükümetinin programında polisin halkla ilişkilerine dair bir hüküm yer alırken, iktidarın demokratik seçimlerde halkoyu ile değişmesi gerçeği karşısında, devlet-vatandaş ilişkileri daha fazla sorgulanır hale gelmiş ve 1946’dan sonra görev yapan pek çok hükümetin programında devlet-vatandaş ilişkilerine dair görüş ve hedeflere yer verilmiştir.
1962 Yılında hazırlanan Merkezi Hükümet Teşkilatı Araştırma Projesi (MEHTAP) Raporu’nda, Türk kamu yönetiminde çeşitli kademelerdeki her kurumun, kendi yapısına uygun biçimde halkla ilişkiler ve dinleme teknikleri kurması önerilmektedir.
1965’te “İdareyi ve İdari Metotları Yeniden Düzenleme Komisyonu” çalışmaları çerçevesinde, “Merkezi İdarenin Taşra Teşkilatı” ile ilgili olarak Arif PAYASLIOĞLU tarafından yapılan araştırmaya göre, halkla ilişkilerin daha sistematik şekilde düzenlemeler yapılması gerekliliği üzerinde durulmuştur.
1971 yılında hazırlanarak zamanın hükümetine sunulan “İdari Reform Danışma Kurulu Raporu”nda, halkla ilişkiler ve enformasyon hizmetlerini yerine getiren kuruluş ve birimlerin genellikle yeterli ve etkin olmaktan uzak bulunduğu, bakanlıklarda ve gerekli görülen öteki kuruluşlarda baş yöneticiye bağlı olarak halkla ilişkiler ve enformasyon birimleri kurulması gerektiği belirtilmekte, Basın-Yayın Genel Müdürlüğü’nün “Devlet Enformasyon Teşkilatı” adı altında Başbakanlığa bağlı olarak yeniden örgütlenmesi ve kuruluşlarca yerine getirilen halkla ilişkiler ve enformasyon hizmetleri arasında koordinasyon sağlanması öngörülmektedir.
1991’de tamamlanıp yayınlanan “ Kamu Yönetimi Araştırma Projesi” (KAYA) “Genel Raporu” nda, halkla ilişkiler hizmetlerinde merkezi düzeyde koordinasyon sağlamak üzere Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün Devlet Enformasyon Başkanlığı’na dönüştürülmesi, bakanlık ve kurum sözcülüğü uygulamasının getirilmesi, kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler uzman yardımcılığı ve uzmanlığı şeklinde istihdam imkanlarının düzenlenmesi gibi önerilere yer verilmektedir.
7’nci Beş Yıllık Kalkınma Planı ÖİK Raporu’nda da halkla ilişkiler ve enformasyon hizmetlerinin yürütülmesinden sorumlu Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün görevleri genişletilerek Devlet Enformasyon Merkezi’ne dönüştürülmesi ve bu merkezin;
“Devletin halkla ilişkiler ve enformasyon politikası ve hükümet stratejilerinin saptanması ve uygulamaların sonuçlarının takibi,
Merkezi düzeyde alınan karar ve uygulamalar konusunda kamuoyunun aydınlatılması, bunlara tepkilerin saptanması ve değerlendirilmesi,
Kamu örgütlerince yürütülen halkla ilişkiler ve enformasyon hizmetleri arasında koordinasyon sağlanması, teknik ve standartların geliştirilmesi, yurttaşlık bilincini geliştirecek ve önemli konularda uzlaşma zemini oluşturacak şekilde karşılıklı etkileşimi arttırıcı danışmanlık hizmetlerinin sağlanması ve geliştirilmesi,
Devletin çeşitli konulardaki politikalarının yurt içinde ve yurt dışında benimsetilebilmesi için propaganda, istihbarat ve izleme çalışmalarının yapılması.” konularında görev üstleneceği vurgulanmaktadır.
1960’dan sonra, kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler hizmetleri veren çeşitli birimler kurulmaya başlanmış, basın-yayın yüksek okullarında (iletişim fakülteleri) halkla ilişkiler bölümleri açılmış ve bu alanda ihtiyaç duyulan nitelikli personel yetiştirilmesi amaçlanmış, halkla ilişkilerle ilgili yayınlar artmış, bu konularda kamu ve özel kuruluşlara hizmet veren özel şirketler kurulmaya başlanmıştır. Ancak, bütün bu çabaların ve gelişmelerin yeterli olmadığını görmekteyiz.

Yararlanılan Kaynaklar :

-Alaaddin Asna, Halkla İlişkiler, Türkiye Bankalar Birliği Yayınları, Eğitim Merkezi Ders Kitapları Serisi, Ankara,
-Halil Can, Doğan Tuncer, Doğan Yaşar Ayhan, Genel İşletme Bilgileri, Siyasal Kitabevi, Ankara,
-Sahavet Gürdal, Halkla İlişkiler ve Yerel Yönetimlerde Uygulamalar, İstanbul,
-Demet Gürüz, F.Belma Güneri, Halkla İlişkiler Yönetimi, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları, İzmir,
-Birkan Uysal Sezer, Yönetsel Liderlik ve Halkla İlişkilere Etkisi, Amme İdaresi Dergisi,Cilt: XVIII, Sayı: 1, 1989,
-Metin Kazancı, Halkla İlişkiler ve İdari Danışma Merkezleri, Amme İdaresi Dergisi, Cilt: V , Sayı: 2, 1972,
-A.Fikret Işıkyakar, Halkla İlişkiler İPRA Raporu, çev. Anadolu Üniversitesi yayınları, No: 251, Eskişehir 1987,
-Cemal Mıhçıoğlu, Halkla İlişkiler Nedir?, Halkla İlişkiler Semineri, MPM yayınları, No: 106, Ankara 1971,
-Birkan Uysal-Sezer, Halkla İlişkiler: Bir Değerlendirme, Amme İdaresi Dergisi, Cilt: XVI, Sayı: 3, 1983,
-Selçuk Yalçındağ, Kamu Yönetiminde Halkla İlişkiler, Amme İdaresi Dergisi, Cilt: XIX, Sayı: 1, 1986, Kamu Yönetiminde Halkla İlişkiler, Halkla İlişkiler Sempozyumu, Ankara 1987
-Ertekin Yücel, Halkla İlişkiler, TODAİE Yayını, Ankara 1986,
-Semra Şen -Meral Çerçi, Halkla İlişkiler, DPT, Ankara 1974,
-Feyzi Uluğ, Türk Kamu Yönetiminde Halkla İlişkiler ve Enformasyon, TODAİE-Kaya Projesi Yayınları, 198,
-Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı ÖİK Raporu, Ankara, 1994
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-06-08, 06:31   #3
Onur.XD

Varsayılan C: Halkla İlişkiler


saolllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllll lllllll
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-08-08, 19:59   #4
nagi_4142

Varsayılan C: Halkla İlişkiler


arkadaşlar bana tez konumda yardımcı olurmusunuz.bankacılık ve halkla ilişkiler teşekkürler...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 30-09-08, 12:42   #5
1Lady

Varsayılan C: Halkla İlişkiler

cok tesekkurler........
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat