Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 03-06-07, 02:47   #1
ѕєαη

Varsayılan Turİzmİn Fonksİyonlari


2. BÖLÜM
TURİZMİN FONKSİYONLARI

TURİZM FONKSİYONLARI
Turizm olayı ve ekonomisi tariften de belli olduğu gi¬bi, pek çok elemanları kavrayan ve bir çok yönlerden ken¬dini belirten bir olaydır. Turizmin ekonomik fonksiyonları bünyesini en çok karakterize eden unsurlardır. Bununla be¬raber ilk bakışta seyahat ve konaklama: yer değiştirme peklinde anlaşılan turizm, turizm edebiyatında yerleşen anlayışa göre, şu fonksiyonları taşır:
a) Sosyal Fonksiyonlar,
b) Kültürel Fonksiyonlar,
c) Turizm ve Politika,
d) Teknik ve Turizm,
e) Sağlık ve Turizm,
f) Turizmin ekonomik fonksiyonları
Turizm olayının çeşitli fonksiyonlarını, turizm arz ve talebi ile ilişkili olarak, bir sistem yaklaşımı (system app-roach) içinde ele almak mümkündür. «Turizm sistemi», seyahat ve/veya konaklama'dan oluşan bir merkez çevresinde çe¬şitli fonksiyon ve çevresel elemanları kapsamaktadır. Ön planda, ekonomik yapı ve ekonomik sektörler, sosyal doku ve sektörler, teknoloji, sağlık ve dinlence (rekreasyon) ulaştırma ile kültür, turizm olayına en yakın sistem elemanla¬rıdır. Politik ortam, sosyo-ekonomik ve hukukî çevre ile eko¬lojik-ve tabiî çevre ise turizm olayının dış elemanlar siste¬mini oluşturmaktadır.
Merkezi ve çıkış noktası turistin isteminden oluşan tu¬rizm talebi ise, turizm arzının bütün elemanları ile birlikte, turizm pazarını oluşturur. Turizm sistemi bu pazar içinde, arz ve talep koşullarına göre işlerlik kazanır. Sistemin, tu¬rizm pazarında fonksiyonel duruma gelmesini turizm plan¬laması ve politikası sağlar. Turizm örgütleri (turizm or¬ganizasyonu) ise turizm sisteminin turizm piyasasındaki işlerliğini düzenleyen, yöneten, denetleyen, sağlayan tüm kamu ve özel sektör organlarını kapsar.
A.EKONOMİK FONKSİYON
Turizm; doğayla sanayileşme arasında yeralan daha çok ekonomik araçlardan oluşan çok yönlü sentez sektörel nitelik taşır. Aynı zamanda ülkemizin dış ödemeler dengesine katkıda bulunmaktadır. Turizm ekonomisi; altyapı, üstyapı, hizmet ve pazarlama, tanıtım elemanlarıyla dinamik ve devingen işleyiş gösterir. Her ne kadar turistik tüketim olarak sonuçlanmakta isede; hizmetin gereği üretkenlikde oluşturmaktadır. Turizm ekonomisine hayat veren doğal kaynaklardır. Turizm tanıtımında ve pazarlamasında en etkili imaj turizmin doğal ve temiz bir çevreye dayalı olmasıdır.Bu olgu: arz-talebi belirlemede, yönlendirmede önemli rol oynar.
Turizmin varlık kaynağı doğal değer ile amacı arasında denge ve sürekli verimlilik sağlamak için; uzun dönemli planlara göre uygulamalar yapılmalı.Bununla birlikte aşağıdan yukarıya doğru projelerle düzenlenen ekonomik planlamaya gereksinim vardır.En az girdi maliyetleri gerektiren, turizme kolaylıkla dönüşebilen doğal kaynakların. enerjilerin, atıl kapasitenin yatırım programlarında öne alınmasına çalışılmalı.
Yatırım tiplerinin doğa dostu olması, girdi maliyetleriyle pazarlama arasında ekonomik ve fayda avantajı oluşturması gereğince sağlanabilinir.Yapılan bir araştırmaya göre turistlerin daha çok üç yıldızlı otelleri yeğledikleri görülmektedir.
Turizmde hedef hacmini büyütme çabaları ikibinli yıllarda turizmimizi güçlü bir ihracat sektörü yapacaktır.Giderek turizmin Türkiye ekonomisindeki işlevi, katkısı daha da
netleşecek ve ödemeler dengesinde daha etkili bir konuma gelebilecekdir.Örneğin 1990 yılında ülkemizin ithal ettiği yakıt ürünlerine ödenen dövizin % 851 turizmden sağlanan döviz ile karşılanmıştır.
Turizmde altyapı yatırımları giderek yaşamsal önem taşımaktadır.Bu etken kamu harcamalarını artırmaktadır.Bu harcamaları yeterince karşılamaya yardımcı olarak için Atak (altyapı kıyı yönetimi) Projesini üretken biçimde özkaynak ve yeni yatırımlar oluşturmak üzere daha geniş katı1ım1 örgütlemek; etkinleştirmek yararlı olur.Bu amaçla:turistik tesis işletmelerin,ikinci konutların,kullanıcıların,yerel yönetimlerin ve endüstriyel faaliyette bulunanların katılım ve katkılarıyla çok ortaklı şirketleşmeler biçiminde veya örneğin bir Atak Holdinginin oluşturulması, geliştirilmesi düşünülebilinir.
Fazla yatırım maliyetleri gerektirmeyen küçük ve orta ölçekli tesisler, işletmeler özendirilmeli, aktivite programcılığı geliştirilmeli, ikincil harcamaları artırıcı organizasyonlara, projelere ağr1ık verilebilinmelidir.
Turizmi; kapasite kullanımını artırmak. özdönüşümlü ve özkaynak oluşturacak biçimde geliştirecek sektörel güçbirliği, işbirliği finans araçlarının etkinleştirilmesinde yarar vardır.Böylelikle turizm sektörü, uluslararası pazarda rekabet gücünü yükseltmede gereksinim duyduğu itici gücünü kazanarak pazar ekonomisi koşullarına göre gelişimini, büyümesini daha etkili tamamlayacak bir atılım içinde olacaktır.
Bir bütünlük içinde yapılması gerekli işlerden birisi de: yatırım döneminin kısaltılması, düşük faizlerle kredi verilebilinmesini sağlayıcı maliyeti düşük kaynakların oluşturulması yönünde işlevleri de olabilen Sektörel Bankacılığın değişen gelişen koşullara göre yeni bir düzenlemeyle hayata geçirilmesidir.Kurulmasının yararlı olacağı düşünülen Sektörel Turizm Bankası veya mevcut diğer bankalar, ilgili şirketler, uluslararası turizm pazarında rekabet edecek yerli tur operatörlüğü örgütü yada holdingi oluşturulmasında etkili olabilirler.
Turizm ekonomisini verimli yapıya kavuşturmak için “başarıya” öncelikle teşvik düşünülebilinir.Örneğin kamu arazilerinin turizm amaçlı olarak yatırımcılara tahsisi tüm turizmcileri de özendirmesi bakımından;uluslararası alanda ülkemizi başarıyla tanıtmış, dış aktif turizm gelirlerimizin artmasında etkili olmuş, vatandaşlarımızın turizm ürünlerinden en uygun koşullarda yararlanmalarına önemli katkılarda bulunmuş doğal ve kültürel varlıklarımızı en iyi biçimde koruyarak, yaşatarak değerlendirmiş veya bunları gerçekleştirilebilecek projelere, girişimcilere ve küçük ve orta ölçekli tesis ve işletmeleri de yaygınlaştırmak amacıyla belirli koşullarla belirli şartname çerçevesinde destek anlayışıyla yöneltilebilinir.
Turizm Bakanlığınca girişimcilere tahsis edilmek üzere düzenlenen kamu arazilerinin uzun dönemli planlamalarla genelde toplu biçimde belirlenerek önce altyapı, rehabilitasyon çalışmaları yapılmalı.İhracat özelliği taşıyan turizm; talebe göre oluşan bir endüstri olduğu gibi talebi yaratan, yönlendiren yapıya, çekiciliğe sahip olmalıdır.Bunu sağlamada; mali ve finansal teşviklerin yanısıra, çevreci turizm ile uluslararası pazarlama kuruluşlarımızın güçlendirilmesi ve yerinde tanıtımın etkisi büyüktür.
Turizm; arz-talep ilişkisi yönünden bir bütünlük içerir ve yansıtır.(Üstyapı, altyapı, doğal, kültürel çekicilikler, etkinlikler, hizmetler biçiminde) Bu bakımdan turizm; ülke ekonomisinden yararlanmak, etkilenmek durumundadır.Ona göre kendi arz kaynaklarını, kapasitesini değerlendirmekte ve geliştirmektedir. Ülke ekonomisinin bileşenlerinden olan turizm; kendi ekonomik endüstriyel yapılanmasını, işleyişini bu arz kaynaklarına ve talep hacmine göre ve onları yönlendirecek. özkaynak yaratacak biçimde geliştirilmelidir.
Bunun yanısıra; turizm sektör kuruluşları biraraya gelerek kurabilecekleri Ulusal Turizm İşbirliği Kurumu aracılığıyla; karayolu, denizyolu turist taşımacılığıyla ilgili koordinasyonu geliştirici işlevsel işbirliği programları ve çalışmalar düzenlenebilinir.
Örneğin; Ulusal Turizm İşbirliği Kurumu çerçevesinde yetki devri ilkelerine dayalı yerinden turizm örgütlenmeleriyle turizmi aynı zamanda yöresel kalkınma projesi olarak değerlendirmek olanaklıdır.Küçük tasarruf sahiplerinin küçük ve orta ölçekli tesis ve işletmeleri oluşturabilmeleri için gerekli destek ve kolaylıklar geliştirilebilinir.Böylece turizm potansiyeli yaygın olarak değerlendirilebilinecek, turizm mevsimi de yılın tamamına yayılabilecek. turizm ekonomisinin dengeli, verimli, yararlı gelişimi daha iyi sağlanabilinecektir.(Bunları sağlamada destek kaynak olarak güçbirliği ve işbirliğinin de katkısıyla oluşturulabilecek Turizm İşbirliği Teşvik Fonu da düşünülebilinir)
Değişik ve çeşitli olabilen turistik taleplerin belirlenmesi, pazar araştırmaları ve uygulamaları sektörel bazda geliştirilebilinir.Turizmin hizmet kalitesinin yükseltilmesiyle fiyatlar arasında uygunluk. tutarlılık sağlayıcı önlemler, mesleki işlevsel teşvikler işbirliği olanakları ve çekici işletmecilik programları düzenlenebilinir.
Artan turizm gelirlerine koşut üstyapı yatırımları da çoğalmaktadır.Böylece artan arz kapasitesi ve çevresel etki, alt yapı sorunlarının meydana gelmesine neden olmaktadır.Bu durum; uzun dönemde turizmin ekonomik yararının azalması olasılığına yol açabilir.Bunun için ekolojik, fiziksel, doğal taşıma kapasitelerine uygun yatırım planları geliştirilmeli.Bunun yanısıra belirli yerlerdeki yığılmaları, yoğunlaşmaları. alternatif turizm projeleriyle, turizmin çesitlendirilmesiyle, bir kısım arazi tahsislerinin de bu yönde yöneltilmesiyle, ikincil harcamaların artırılmasıyla, özendirici önlem ve uygulamalarla yaymak, gidermek, dengelemek olanaklıdır ve gerekmektedir.
Turizmin istihdamı artırmak amacıyla; gerek turizmin çeşitlendirilmesi, gerek potansiyele yaygın ekonomik üretkenlik kazandırılması gerekse yeni pazarlama konularının, alanlarının, hedef kitlelerin oluşturulması ve yönlendirilmesine yönelik olarak eğitim projeleri, örgütlenmeleri, programları, sektörel bazda geliştirilmelidir.Turizmin çeşitlendirilmesini ikincil harcamaları artıracak emek-yoğun faaliyetleri özendirecek, termal turizmi de entegre kapasitelerle turizm merkezleri yapacak yatırım planları geliştirilebilinir.
Turizm tanıtımı daha çok sektörün işidir.Çünkü turizm sektörü pazarlamayla doğrudan ilgilidir.İletişim, etkileşim olanaklarının hızlı ve yaygın olarak geliştiği günümüz dünyasında pazar araştırmaları, reklam tanıtım faaliyetleri doğrudan ve yerinde organizasyonlarla daha aktif, sürekli ve kalıcı duruma getirilmelidir. İlerlemiş sanayi ötesi bilgi toplumlarında turistlerin kendi eğilim araştırmaların’ yapan bir gelişim gösterdikleri görülmektedir.Bu nedenle de temiz, doğal çevre, doğallıklar, kültürel değerlerle bezenmiş çekici sergileme kapasitesi, ulaşım kolaylığı, rahatlığı; en etkili yerinde tanıtım ve pazarlama dinamizmidir. Bunun yanısıra yerel seyahat acentalarına çağdaş iletişim tekniklerinden, araçlarından yararlanmalarını oluşturacak desteğin ve hizmetlerin aksamaması, düzenli işlemesi için işbirliği olanaklarının da sağlanmasına çalışılmalıdır.
Turizm pazarlaması; hedef pazarlara yönelik biçimde, o pazarlarda ilgi odağı olacak nitelikte uluslararası ödüllü projelerle de daha etkili, kalıcı yapılabilinir.Bu anlamda sanat, spor, kültür, çevre, bilim, sanayi, kongre, bahçe sergileri. gençlik, üçüncü yaş, mesleki etkinlikler ve turizm çeşitleri olarak da geliştirilebilinir.
Ekonomideki olumlu gelişmeler, turizm harcamalarını daha da artıracak dolayısıyla ülkemizin ekonomik büyümesine turizmin katkısı da artacaktır.Çünkü sanayi ötesi bilgi, iletişim çağı toplumunda çevrenin-doğanın-doğal değerlerin önem kazanması turizmi bir yaşam biçimine dönüştürmektedir.Bu ve bunun gibi değişen, gelişen koşullara göre turizm pazarlamasını en iyi biçimde yönlendirmek için en başta çevreci turizm olgusuna, gereğine dayalı imaj etkinleştirilmelidir.Böylesine dengeli bir düzenlemeyle global turizm pazarından daha yüksek döviz geliri sağlanması daha bir olanaklı olabilecektir.İkibinli yılların turizm pazarlama politikaları, ancak; doğal ve kültürel değerleri korunmuş, ön plana çıkarılmış, değerlendirilmiş bir turizm varlığıyla etkili, verimli, yararlı olabilecektir.Bunu yeterince sağlamak için müşterek sorumlulukları ve çabaları gerektirecek, artıracak güçlendirecek araçlar, ortak payda oluşturacak sektörel örgütlenme geliştirilebilinir.
Gelişmekte olan ülkemizde sanayinin, tarım ürünlerinin sağladığı dövizin yanısıra turizmden elde edilen dış aktif döviz gelirleri önemli bir yer tutmaktadır. 1963 yılından başlayarak turizm; planlı biçimde yatırımlar, pazarlama faaliyetleri de teşvik edilerek geliştirilmeye çalışılmıştır.Dış aktif turizm; sağladığı dövizlerle ödemeler dengesine katkılarda bulunmuştur.Döviz gereksinmemizin karşılanmasında ülkemiz turizminin daha da yararlı olması yapısal gelişmelerle daha çok sağlanabilinir.
Tüm bu etkenler, turizmin; pazar ekonomisi düzenine. değişen gelişen koşullara göre ve varlık kaynağı ile amacı arasında sürekli uyumun sağlanmasına, uzun dönemli planlama çapında daha güçlü, verimli, etkili örgütlenmesini gerektirmektedir.Turizme hayat veren sıfır maliyet olarak nitelenen güneş, doğa, deniz, kum ve benzer potansiyel çevre kirliliği nedeniyle köklü önlemler alınmazsa, etkili. sürekli, çok yönlü bir işbirliği sağlanamazsa yüksek maliyetler olarak turizmi ve ekonomiyi olumsuz yönde etkileyebileceği bilinmektedir.
Rekabet, koşulları da giderek ağırlaşmaktadır.Bu durum karşısında eşsiz ve zengin doğal potansiyeli ve kültürel değerlerle ve az maliyet oluşturucu eko-turizm politikalarıyla ve bu yönlerde sağlanacak örgütlü turizm işbirliği ile daha kalıcı, çekici turizm arz kapasitesi gelişebilir.
Diğer yandan; turizm ürününü çeşitlendirmede, zengin kaynaklara sahip olan turizm hizmet sektörü işlevinin yanısıra; özgün turistik potansiyeli ön plana çıkaran, üretken tip, rekreasyonel ve rehabilitasyon sağlayıcı türde geliştirilebilinir. Uluslararası alanda mesleki ve ticari işbirliği organizasyonlarıyla alternatif pazarlama modelleri ve yönetimleri, programları da geliştirilmeli, uygulanmalıdır. Bununla birlikte; kaliteli ürün ile fiyatlar arasında uyum sağlamak amacıyla maliyet azaltıcı önlemler, özdenetim mekanizmaları geliştirici düzenlemeler yararlı olur.
Kitle turizmi eğilimleri ve ucuz tur programlarına talebin artışı da dikkate alınarak; standartları, hizmet kalitesi gereğince düzenlenmiş ve fiyatları düşürmeden yan hizmetleri, aktivite programcılığı, işletme yöntemleri ve organizasyonları geliştirilmiş gelir artırıcı yatırım ve işletmeler daha da etkinleştirilebilinir.Turizm talebini artırıcı önlemlerin başında:
doğayı, çevreyi korumak yaratıcı. çekici. özgün etkinliklerle çeşitlendirme ve örneğin; nostaljinin, bugünün ve yarının birlikle yaşanacağı atmosferel turizm biçimleri oluşturmaktır.
Turizmden elde edilen gelirlerin ülke turizm sektörünün güçlenmesine dönüşümünü sağlayacak mesleki ve örgütsel dinamizm, etkenlik daha da geliştirilebilinir. Kaynakların turizmin amacına uygun biçimde kullanılmasını yüksek düzeyde verim, yarar sağlamasını oluşturmada yardımcı olabilecek ortak bilinç, duyarlılık, sorumluluk sistemine duyulan gereksinim ekonomik ve sektörel güç olarak karşılanabilinir.
Turizmde promosyon oluşturan çeşitli ürün, öğe ve etken vardır.Önemli olan bunların birbirlerini zamanında, yerinde tamamlamasıdır.Bunun için müşterek hizmetleri, atılımları düzenleyen örgütsel, finansiyel altyapıları oluşturulabilinir.
Turistik eşya üreticilerini de turizmci esnaf olarak örgütleyerek; istihdam ve ekonomik kalkınma sağlayan perakende fiyatla döviz kazandıran turistik eşya üretimi, denemeleri ve pazarlaması teşvik edilmelidir.Turistik ürün paketi sürecinin her evresinde etkili olabilecek ülkemize gelen döviz girdisini çoğaltacak organize turları düzenleyen sektör, ilgili kuruluşlar ve sistemler arası işbirliğine gereksinim vardır.
Türkiye’ye havayolu ile gelen turistlerin yaklaşık yüzde 30’u kadarı THY ve yerli özel havayolu kuruluşlarınca taşınmaktadır.Ülkemize gelen turistlerin %57’sinin organize turlarla geldiği ve organize turlarda (paket turlarda) dövizin %55mm dışarıda kaldığı düşünülürse, yabancı tur operatörlerinin, pazarlama sürecinin her evresinde oluşturdukları kendi otel işletmeleri, seyahat acentaları-kendi charter şirketleri ve yan kuruluşlarıyla dövizin çoğunu alabilmektedirler.
Organize turizm gelirlerinin yandan fazlasının ülkemiz dışında kaldığı,bu gelirlerin ülkemize kazandırılması için seyahat acentalarımızın sayıca artmasından daha çok onunla birlikte örneğin; kendi aralarında güçbirliği-işbirliği oluşturarak etkili tur operatörlükleri örgütlenmeleri gerçekleştirerek de daha yüksek karlar elde eden kuruluşlar olarak gelişmeleri etkinleştirilebilinir. Ancak bu biçimde de uluslararası gelişmiş kuruluşların büyük karlar sağladıkları pazarda daha etkili rekabet edilir.
Gerek daha çok turisti kendi havayolu olanaklarımızla taşımak gerekse tur paket fiyatlarının artmasında önemli etkisi bulunan pahalı havayolu taşımacılığına karşılık ülkemiz turizmine özgü bir havayolu taşımacılığı, geniş katılımlı ve destekli biçimde çok şirketli veya çok ortaklı kuruluşlar holding oluşturarak gerçekleştirmede yarar vardır.Bu amaçla yasal, kurumsal, finansal araçlar düzenlenebilinir.Bu alanda sektörü oluşturan kuruluşlar kendi aralarında işbirliği sağlayabilirler. Bu oluşuma kurulması yararlı olabilecek Sektörel Turizm Bankası da öncülük ve aracılık edebilir.Arz kapasitesinin ve çeşitliliğin artması sonucu istihdam gereksinimide artmaktadır.Bu nedenle eğitim için yapılması gereken yatırım maliyetleri yükselmektedir.Bunun için sürekli ve üretken eğitim modeli ile; “eğitim” ve “istihdam” birlikte-turistik tesis, işletme yatırım finansmanı içinde yatırımın başlangıcında planlanması, oluşturulması öngörülebilinir, gerçekleştirilebilir . Bu yaşam biçimi haline gelen turizm için turizm eğitimi çok yönlü, çok işlevli, sürekli, yaygın, yaratıcı, rehberlik edici biçimde daha geniş ve etkili olarak geliştirilmeli
Fiziksel planlama, yatırım, işletme ve tanıtım arasında doğa ve kültürümüzü, koruma-kullanım dengesini gözeten sürekli bir iletişim, eşgüdüm oluşturulması yönündeki çalışmalar daha da etkinleştirilebilinir.
Turizmde imar konusunda yetki; ya Taşınmaz Kültür Varlıkları Kurulu ya Bayındırlık İskan Bakanlığınca yada ilgili belediyelerce yürütülmektedir.Bu işlev; bu kuruluşlarca birlikte Turizm Bakanlığı ve Ulusal Turizm İşbirliği Kurumu (kurulması tarafimdan önerilen) nun yer aldığı bir yapılanmayla yürütülmesi düşünülebilinir.Böylece sorumlulukların, yetkilerin, bir arada daha işlevsel ve geniş katılımlı ve etkileşimli bir yaklaşımla uygulanması yasayla düzenlenebilinir.
Turizmin daha çok verimli, yararlı, kalıcı olması varlık kaynağı doğal değerler ile yatırımlar, işletmeler ve sonuçları arasında yaşamsal ilişkinin gereğince değerlendirilmesine bağlıdır. Buna yönelik uzun dönemli planlara göre kısa ve orta dönemli planlar daha etkili uygulanabilir. Turizmin içşel, dışsal değişkenlere karşı duyarlı oluşu kendini yenileyebilen, geliştirebilen ekonomik yapılanmalara sahip olmalıdır. Fiyatları düşürmeden de yüksek gelirli hedef hacmini büyütecek rekabet gücü geliştirilebilir.

1- Turizmin Ekonomik Etkileri
Turizm, en çok ekonomik yönüyle ele alınmış toplumsal bir etkinliktir. Turizmin ülkelere önemli Ölçüde gelir getirici ve döviz kazandırıcı Özelliğinden dolayı ekonomik yaklaşım yaygınlaşmıştır. Günümüzde ekonomik ve kitlesel bir olgu haline gelen turizmin ülke ekonomileri üzerindeki olumlu etkileri onun ekono-mik yönünü daha da ön plana çıkarmıştır. 20. yüzyılın sonlarında ülke ekonomi¬lerinin karşılaştığı ulusal ve uluslararası ekonomik sorunların çözümünde ve dar¬boğazların aşılmasında turizm, dinamik ve ekonomik özelliği ile adeta çıkış nok¬tasını oluşturmaktadır.
Bu gelişmelere bağlı olarak, ulusal ve uluslararası turizm hareketlerine kaç kişinin katılacağını, kaç geceleme yapılacağını, hangi mal ve hizmetlerin talep edileceğini, harcamaların hangi bölgelere yöneleceğini, ne kadar turizm geliri el¬de edileceğini ve kişilerin turizm hareketlerine katılmada hangi ekonomik unsur¬ların etkili olacağını araştıran "Turizm Ekonomisi" adı altında bir alt disiplin oluşturulmuştur.
a.Turizmin Olumlu Ekonomik Etkileri
Bu bölüm kapsamında turizmin ülke ekonomisi üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri aynı başlıklar halinde İncelenecek ve bazı ülkelerden örnekler verilecek¬tir. Bu nedenle olumlu ya da olumsuz etkilerinin daha baskın olduğu konusunda bir tartışmaya girilmeyecektir. 1963 yılında Roma'da toplanan Birleşmiş Millet¬ler Uluslararası Seyahat ve Turizm Konferansı'nda turizmin uluslararası ilişkileri geliştirici etkisinin yanı sıra ekonomik kalkınmadaki önemi üzerinde durul¬muştur. Günümüze değin turizm işletmeciliği ve ekonomisi konularında yayın¬lanan araştırmalarda turizmin ülke ekonomisi üzerindeki olumlu etkileri aşağı¬daki şekilde özetlenmiştir.

1.Ödemeler dengesi üzerine etkisi,
2.Gelir yaratıcı etkisi,
3.Altyapı ve Üstyapının geliştirilmesi etkisi,
4.Diğer ekonomik sektörlere etkisi,
5.İstihdam yaratıcı etkisi, ve
6.Bölgelerarası ekonomik dengesizliğin ortadan kaldırılması etkisidir.
Bölgeye gelen ziyaretçi sayısındaki artış yeni konaklama, yiyecek-içecek ve rekreasyon tesisleri ile alışveriş alanlarının yanı sıra diğer altyapı yatırımlarına olan gereksinimi de artıracaktır. Bütün bu faaliyetler için, özel sektör, yerel yönetimler ve devlet, yapılacak çalışmalar ve belirlenecek politikalar doğrultusunda yeni yatırımları hedeflemek durumunda kalacaktır. Turizmin ekonomik etkisi sa¬dece sektör içinde kendisini göstermemektedir. Turizmin diğer sektörlerle sıkı işbirliği içinde olması nedeniyle yatırım, istihdam ve gelir çarpanları önemli ölçüde etkili olmaktadır. Turizm sektöründe yapılan bir yatırım diğer sektörler için de bir ekonomik faaliyeti beraberinde getirebilmekte ve yeni istihdam alan¬larının yaratılmasına katkıda bulunabilmekte; yaratılan bir birimlik gelir ise, hem turizm sektöründe hem de diğer sektörlerdeki yatırımlara etkide bulunmaktadır. Örneğin; turizm sektöründeki bir yatırım, inşaat sektörüne de yansıyabilmekte; bölgeye yönelik artan turist hareketleri ise beraberinde havayolu, karayolu ya da denizyolu trafiğini canlandırmaktadır. Turizmin diğer sektörler ile olan ilişkileri nedeniyle, ortaya çıkabilecek olumlu ya da olumsuz gelişmeler, kısa sürede değişen ölçülerde diğer ilgili sektörlere ve sonuçta da genel olarak ülke ekonomi¬sine yansıyacaktır. Bu özellikler ayrıntılı bir şekilde aşağıda incelenmektedir.

1. Turizmin Ödemeler Dengesi Üzerindeki Etkisi

Turizm sektöründe, bir tüketici tercih ettiği bir turistik ürünü satın almak ya da ona sahip olmak için o ürünün bulunduğu ülkeye (bölgeye) gitmek zorundadır. Söz konusu kişinin yapacağı eşitli harcamalar, o ülkenin Ödemeler dengesi üzerinde olumlu etki yaratacaktır. Diğer sektörlerde ise, bir ürünü ihraç ederek döviz girdisi sağlayabilmek için çeşitli ulaşım araçlarından yararlanılacak ve bu amaçla bazı harcamalar yapmak gerekecektir. Bu nedenle, diğer sektörlerde (sanayi, tarım gibi) yapılacak uluslararası ticari ilişkilerde mal ve hizmet ile döviz akımı arasında ters ve çift yönlü bir ilişki kendisini gösterirken, turizm sektöründe turist ve döviz akımı aynı merkeze yönelik olduğundan, tek yönlü bir ilişki söz konusudur.

Uluslararası turizm nedeniyle elde edilen dövizler, döviz arzı ve talebi üzerin¬de etkili olmaktadır. Bu etki, turist gönderen ülkede döviz talebi, turist kabul eden ülkede ise döviz arzını uyarıcı ve artırıcı rol oynamakta ve sonuçta öde¬meler dengesi üzerindeki etki olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir ülkenin kazancı turistik döviz kaybından daha fazla olduğu sürece ödemeler dengesine olumlu katkıda bulunacaktır.

Turistik döviz kayıpları, turistlerin çeşitli gereksinmelerini karşılayabilmek için, yalnız mal ve hizmetlerin değil, aynı zamanda yatırım mallarının da dışalımıyla (ithalat) ortaya çıkan turistik yatırımların döviz şeklindeki maliyetidir. Konuya bu yönde yaklaşıldığında turizmin ödemeler dengesi üzerindeki etkilerinin ’’döviz girişi" ve "döviz çıkışı" olmak üzere iki yönlü olduğu görülür.

Döviz girişi bakımından Ödemeler dengesi üzerine etkisi,ülkeye gelen turistle¬rin gereksinimlerini karşılamak üzere doğrudan doğruya veya dolalı olarak yaptıkları her türlü harcamalar, 0 ülkenin dış turizm gelirini oluşturmakta ve dış ¬satımda (ihracat) olduğu gibi olumlu bir etki yapmaktadır. Bu dışsatıma "görünmeyen ihracat" denmektedir. Görünmeyen ihracat, turistik hareketler nedeniyle bir ülkeye gelen yabancılara, mal ve hizmetlerin satılması sonucu elde edilen döviz girişleri ile, turizmi bu konuda önemli bir kaynak haline getirmiştir. Görünmeyen dışsatım olarak turizm, taşıdığı şu özelliklerle ticari ilişkilerden ayrılmaktadır:

1. Turistik tüketim, üretimin yapıldığı yerde gerçekleştirildiğinden dışsatımcı ülke açısından navlun, sigorta vb. gibi ihracat giderleri söz konusu değildir.

2. Turizm sayesinde fiilen ihracı mümkün olmayan jeo-ekonomik, sosyokültürel ve değerlerin döviz getiren kaynaklar haline dönüşmesi mümkün olmaktadır.

3. Turizmde, bir ülkenin mal ve hizmetlerini başka bir ülkeye gönderme ola¬nağı yoktur. Turist ülkeye gelir ve tüketimi yapar. Bu bakımdan bir ülkeye turist gelmesi ile dışsatımdan sağlanılan gelir arasında bir fark yoktur.

Görünmeyen dışsatımın yanı sıra,turistlerin gittikleri ilkelerden satın aldıkları anı eşyaları, tüketim mallan gibi alışverişler "ek ihracat"ı oluşturmaktadır. turistler gittikleri yerlerde zevk eğilimlerine uygun yabancı malları satın almak,seyahatten bir anı nakletmek için bu tür harcamalarda bulunurlar. Ancak, amaç ne olursa olsun turistlerin tüketim malları için Ödedikleri bedeller dışsatım istatistikleri arasında yer almamakla beraber,küçümsenemez.

Turizmin yukarıda sözü edilen, Ödemeler dengesi üzerindeki olumlu etkisinden söz edebilmek için ihracat etkisinin, ithalat etkisinden daha fazla gerçekleşmesi gerekir.

Buna bağlı olarak, turizmin Ödemeler dengesi açıklarını kapatmadaki rolü araştırılırken veya ölçülmeye çalışılırken dikkat edilmesi gereken birkaç önemli ko¬şulda açıklanması gerekmektedir.
Birincisi, turistik dövizleri elde etmek için katlanılan giderler (döviz giderleri) döviz gelirleri arasıdaki oran 1’in altında olmalıdır.

İkincisi, kazanılan bir birimlik dövizin ulusal para fiyatının 1’den büyük olması gerekir. Diğer bir anlatımla, net döviz kazancının bu kazancı elde etmek için yapılan ve ulusal para ile belirtilen toplam giderlerden fazla olması gerekir.

üçüncüsü, turizm sektörünün döviz kazancı payının söz konusu Ülkede diğer sektörlerin getireceği dövizden fazla olması gerekir. Bir başka açıklama ile, tu¬ristik ürünün turistlere satılması sonucu sağlanacak gelirin bu ürünün fiilen dışsatımdan elde edilecek dövizden fazla olmasıdır ( Fırsat Maliyeti).

Dördüncüsü, turizmde görülen gelişmenin yaratacağı döviz maliyetinin boyutları Ülkelere göre zaman içinde önemli değişiklikler göstermektedir. Turizm ge¬lirlerinin sağlanması sırasında, turizm talebinin biçimine ve ev sahibi Ülkenin yatırım, tüketim ve ara mallan üretebilme yeteneğine bağlı olarak ortaya çıkan sızıntıların (leakages) göz önüne alınmış olması gerekir. Örneğin, az sayıda olan ama yüksek harcamalarda bulunan turistlerin isteklerinin çoğunlukla Ülke içinde üretilen mal ve hizmetler ile karşılanma olanağının sınırlı olması nedeniyle sızıntı miktarında önemli artışlar gözlenmektedir. Bununla birlikte, endüstrinin sahip olduğu mülkiyet ve devletin yapısı sızıntıları etkileyen bir unsurdur. Uluslararası otel, seyahat acentesi vb. işletmeler ana firmanın bulunduğu Ülkeden sağlanan malzemeler ile kurulur ve donatılırlar. Benzer şekilde, kredi kartları ve seyahat çekleri uygulamasının yaygınlaşması ve işlemlerin yabancı bankalar aracığıyla yapılması nedeniyle döviz hareketlerinin turist kabul eden Ülke ta¬rafından denetimini güçleştirmektedir.

Beşincisi, hükümetler de Ülkenin turizmden elde edeceği döviz kazancını etki¬leyebilirler. Yabancı sermayeyi turizm sektörüne çekmek için tanınan vergi ve
gümrük kolaylıkları gibi ayrıcalıklar, net döviz girdisini azaltan uygulamalar olarak turizmin olumlu ekonomik etkisini azaltıcı yönde etkide bulunmaktadır.

Turizm ve Ödemeler dengesi arasında ilişki kurulurken söz konusu bu beş konunun dikkate alınması sonuçların geçerliliği açısından önemlidir.

2. Turizmin Gelir Yaratıcı Etkisi

Turizm sektörü birleştirici bir özelliğe sahiptir. Bir bölgeye gelen turist sadece konaklama ve yeme-içme için değil, alışveriş, ulaştırma, eğlence, müze, sanat galerileri, spor merkezleri, tarihi eserler için de para harcayacaktır. Yapılan bütün bu harcamalar turizm gelirini oluşturmaktadır. Turizm endüstrisinin ya¬rattığı gelir miktarının ölçebilmek için, turizmle ilgili faaliyet alanlarında toplam üretimde bulunan ve turizme aktarılan payın bilinmesi gerekir. Diğer endüstrilerden bir kısmı, turizm endüstrisine aktarılan mal ve hizmetleri belirli bir fiyat düzeyinde ürettiğine ve aynı zamanda bu mal ve hizmet üretimini tamamlayabil-mek için diğer endüstrilerden girdi elde etmek için harcama yapmak durumunda olduğuna göre, ortaya gelir yaratma süreci çıkmaktadır. Örneğin; otel işletmelerinin ve lokantaların, yiyecek-içecek hammadde gereksinimlerini iç piyasadan karşıla¬dıkları varsayıldığında, toptancı ve imalatçıların da bu ürünleri çiftçilerden satın alınması gerekecek ve böylece turizm endüstrisinde yaratılan bir birimlik gelirin bir kısmı tarım kesimine kadar uzanmış olacaktır. Görüldüğü gibi, turizmden belirli bir donemde. elde edilen gelir miktarındaki artış, ülkeye ya da bölgeye giren ilk gelir miktarının aşmış ve ulusal gelirin genel düzeyi yükselmiş olmaktadır. Bu ne¬denle gelişmekte olan ülkelerde turizmin gelişmesinden yana olanlar, söz konusu başlangıç harcamalarının çoğaltan etkisi (multiplier effect) üzerinde önemle durulmaktadır.

Turizm gelirinin etkisi üç şekilde ele alınabilir;

- Turistlerin doğrudan harcama yapmaları sonucunda elde edilen gelir (direct expenditure)
- Birinci aşamaya bağlı olarak işletmeler arası işlemler için yapılan harcama¬lardan elde edilen gelir (indirect expenditure)
- Turizmden elde edilen gelirin, istihdam edilen ya da turizmden kazanç sağlayan diğer kişiler tarafından harcanması sonucu elde edilen gelir (indu¬ced expenditure)

Gelirin her el değiştirmesi yeni vergi, tasarruf ve harcama demektir. Örneğin; bir otel işletmesinin elde etmiş olduğu 1000 dolar tutarındaki oda gelirinin bir kısmı vergi olarak merkezi ya da yerel yönetimlere, bir kısmı hammadde alımı için toptancı ve perakendeci olan işletmelere ve işletmede çalışan personele maaş olarak ödenirken, kalan kısmı da işletme tarafından tasarruf olarak alı konacaktır. Toptancı ve perakendeci işletmeler tekrar vergi Ödeyecekler, tasarruf yapacaklar ve kalan miktarı yine harcayacaklardır. Personel ise aldığı ücretinin bir kısmını zorunlu gereksinmeleri için, bir kısmını vergi olarak öderken kalan kısmını da ta-sarruf etmek isteyecektir. Görüldüğü gibi, paranın her el değiştirmesi yeni vergi, tasarruf ve harcama eğilimi demektir. Dolayısıyla bir kısım gelir dolaşımından çıkarken, kalan miktar işleme devam etmektedir. İşleme devam eden miktar, çoğaltan katsayısının yükselmesine katkıda bulunacaktır. Dolaşımdan kalkan mik¬tar sızıntıyı oluşturmaktadır. "Sızıntı", paranın dolanımdan kalkarak başka bölgelere gitmesi şeklinde isimlendirilmektedir. Ekonomiden sızıntıların başladığı noktadan itibaren, turizmin çoğaltan etkisi sıfıra doğru yaklaşmaktadır.

Sızıntı miktarının bilinmesi durumunda çoğaltan katsayısını hesaplamak mümkündür. Bir ekonomide turizm geliri ile ilgili çoğaltan katsayısı (k), ülkeye tu¬rizm aracılığıyla giren gelirin, ülke içerisinde el değiştirerek değişik kesimlerin gelirini oluşturması sonucunda yaratılan toplam nihai gelirin başlangıçta o ülkeye giren turizm gelirine oranlanması ile elde edilen katsayı şeklinde açıklanmaktadır.
Bir turistin yapmış olduğu bir birim tutarındaki harcama, sonuçta bir birimden daha fazla miktarda bir ekonomik değer yaratmaktadır. Bu nedenle çoğaltan kat¬sayısının bir turizm bölgesi için sıfır olmasını beklemek gerekir.

Görüldüğü gibi, çoğaltan katsayısı arttıkça, elde edilecek nihai gelir de artacak¬tır. Benzer şekilde, sızıntı miktarı arttıkça çarpan katsayısı azalmakta, dolayısıyla turizm gelirlerinin bölge/ülke ekonomisine yaptığı katkı da azalmaktadır. Burada bir noktanın üzerinde durmak gerekmektedir. Bilindiği gibi, merkezi ya da yerel yönetimlere yapılan vergi ödemeleri "sızıntı" olarak kabul edilmektedir. Ancak ödenen söz konusu vergilerin bölge/ülke ekonomisi için harcandığı bilinmekte¬dir. Bu nedenle ödenen yüksek orandaki vergilerin çoğaltan katsayısı üzerindeki olumsuz etkileri konusunda tartışma yapılabilir.

Turizm endüstrisinden elde edilen gelirin ekonomik etkilerinin ölçülmesinde kullanılan diğer bir yöntem ise, turizmin katma değer etkisidir. "Turizmin katma değer etkisi", bir ülkede elde edilen turizm geliri miktarından bu gelirin elde edilmesi iyin gereken mal ve hizmet girdileri için diğer endüstrilere yapılan har¬cama miktarının çıkarılması sonucunda elde edilen fark olarak açıklanmaktadır. Türkiye'de 1997 yılında yapılan bir araştırmada, dış turizm gelirinin %77.12 oranında katma değer etkisi yarattığı hesaplanmıştır.

3. İstihdam Yaratıcı Etkisi

Turizm sektörü emek-yoğun bir özelliğe sahiptir. Bu nedenle turistik tüketim harcamaları turizm sektörüne doğrudan ve dolaylı istihdam olanakları sağlan¬maktadır. Sonuçta turizmin yarattığı genel istihdam etkisi ile ülkedeki toplam is¬tihdam hacmi etkilenmektedir. Bir ülkede turizm sayesinde artırılan üç tür istih¬dam örneği olabilir. Bunlar;

- Turizm sektöründe faaliyet gösteren işletmelerdeki turistik harcamalar ne¬deniyle gerçekleşen arz içinde yer alan doğrudan istihdam türü. Otel ve restoran gibi turizmin birincil unsurlarını oluşturan işletmelerde çalışanların sayısının artması örnek olarak verilebilir.

- Turistik harcamalar sonucu gerçekleşmeyen, ancak turizmle ilgili olduğun¬dan turistik arz içerisinde yer alan ve diğer sektörde oluşan dolaylı istih¬dam türü. Bölgedeki turizm hareketlerindeki değişmeye bağlı olarak ulaş¬tırma, eğlence ve alışveriş merkezlerinde istihdam edilen personel sayısındaki değişme bu kapsamda incelenebilir.

- Bölge halkının tesislerden elde ettikleri geliri yeniden harcamaları sonu¬cunda elde edilen ek istihdam türü. Market ve kuyumcu gibi işyerlerinde meydana gelen istihdam artışı bu kapsamda ele alınabilir. Ülkeler itibariyle yapılan anlaşmalarda turizm sektörlerinde doğrudan ve dolaylı olarak istihdam edilen kişi sayısı konusunda bazı tahminler yapılmaktadır. Aşağıdaki örneklerden de anlaşılacağı gibi, turizm sektörlerinin ülke ekonomisin¬deki istihdam etkisi ülkeden ülkeye değişmektedir. Turizm sektörlerinde istihdam edilen işgücünün miktarı ile bölgelerin gelişmişlik düzeyi arasında da ilişki ku¬rulmaktadır. Gelişmiş ülkelerde işgücü maliyeti yüksek olduğu gibi turizm ve özellikle konaklama alt-sektöründeki işlemlerin teknolojik araçlar ile yapılması tercih edilirken, gelişmekte olan ülkelerde ise işgücünün ucuz olma özelliği ne¬deniyle işlemlerin mekanik araç ya da teknolojiden daha çok emek ile yapılmasının tercih edilmesi, bu bölgelerde turizm sektörünün istihdam oranını artırmaktadır. Örneğin, İspanya'da etkin işgücünün %**'lik kısmı turizm sektörü tarafından is¬tihdam edilmektedir. 1993 Yılı itibariyle bu oran Avustralya için %6.9'tir. Turizm içindeki en büyük payı %33 ile konaklama ve yiyecek-içecek sektörü almaktadır. Dünyanın önemli turizm merkezlerinden birisi olan Fransa'da, turizm sektörü önemli bir istihdam alanıdır. Ekonominin diğer endüstri dallarındaki istihdam miktarı düşmesine karşın, turizm sektöründe istihdam edilen personel sayısı artış göstermiştir. Turizm sektörlerinde istihdam edilen işgücü, toplam ekonomi içinde %8'lik bir paya sahiptir. Turizm sektörünün büyük önem kazandığı Bahama Ada¬ları (%55), Virgin Adaları (%50), Barbuda (%48), Cayman Adaları (%45), Mal¬div Adaları (%45), ve Jamaika (%28) gibi ülkelerde, dolaylı ve doğrudan istih-dam edilen işgücü miktarı, toplam içerisinde büyük bir paya sahiptir. Bunun ne¬deni olarak küçük adalardan oluşan bu tür turizm destinasyonlarının yüksek işsizlik oranı, yavaş ekonomi, kalkınma, düşük sermaye yatırımları ve dış borçlanma gibi temel ekonomik sorunların çözümü için turizm sektörünü görmeleridir. Sa-hip olunan iklim türü de, turizmin gelişmesi için elverişlidir.

Turizm sektörünün, sadece turist kabul eden ülke ya da bölgede değil, aynı za¬manda turist gönderen ülke ve bölgede de değişik oranlarda istihdam alam yara¬tarak bölge ve ülke ekonomisine katkıda bulunmaktadır. Turist gönderen bir ülkede, bazı faaliyetlerin yerine getirilebilmesi için değişik hizmet birimlerinin olu§umu gerekmektedir. Bir ulaştırma işletmesi ile tur operatörü ya da seyahat acentesi bünyesinde istihdam edilen kişiler turizmin, turist gönderen ülkedeki doğrudan istihdam etkisini göstermektedir. Buna ek olarak, diğer yardımcı faali¬yetlerin (iletişim ve kırtasiye vs.) yerine getirilmesi için de mevcut istihdam mik¬tarına eklemeler yapmak gerekebilecektir. Bu ise turizmin o bölgede yarattığı do¬laylı istihdam etkisi olacaktır. Örneğin posta, telefon ve kargo işletmelerine du¬yulan gereksinmenin artması, seyahat edecek ki§ilerin hayat ve seyahat sigortası için sigorta işletmelerine daha fazla talep göstermeleri gibi.

Yukarıda verilen bilgiler ışığında, turizm sektöründeki mevcut istihdam yapısının temel özellikleri aşağıda özetlenmektedir. Bu özelliklerden bir kısmı, aynı za¬manda, turizm sektöründe donemler itibariyle istihdam edilen personelin sayısının kesin olarak hesaplanmasını da güçleştirmektedir.
-Kitle turizminin yoğun olduğu bölgelerde turizm sektörünün mevsimlik işgücü çalıştırdığı gözlenmektedir.
- Turizm sektöründeki işgücü, sosyo-ekonomik ve sosyo-demografik açılardan karma bir özelliğe sahiptir. Değişik yaş, meslek (öğrenci ya da daha önce başka bir mesleği olanlar), gelir ve kültür grubunda yer alan kimseler turizm sektöründe aynı işletme içinde görev alabilmektedir.

- Mevsimlik özelliği olan tam ve yarı zamanlı istihdam edilen işgücünün yoğunluğu nedeniyle ulusal ve uluslararası düzeyde ne kadar kişinin tu¬rizm sektörü tarafından istihdam edildiğini istatistiksel olarak belirlemek mümkün olmayabilir.
- Turizm sektöründe istihdam edilen işgücünün ne kadarının doğrudan turizm
sektörüne, ne kadarının bölge halkına hizmet sunduğunu saptamak güçtür.
- Turizm sektöründe "işgücü devir oranı yüksektir. çalışma Şartlarının zor¬luğu, ücretin düşüklüğü ve cazip teklifler bu oram yükseltmektedir.
- Ulaştırma ve konaklama gibi alt-sektörlerde görev alan personelin değişik zaman dilimlerinde günün 24 saati hizmet sunması söz konusudur.
- Turizm sektörü tarafından yaratılan birçok alt-meslek grupları yüksek düzeyde beceri gerektirmemektedir. Örneğin; bahçıvanlık, temizlik işleri, satın alma ve depolama vs. Bu nedenle, öğrenci ve niteliksiz personelin bu alanda i§ bulma şansı yüksektir.
- Gelişmiş bölgeler ile gelişmekte ya da az gelişmiş bölgelerde istihdam edi¬len işgücünün özelliği ve ödenen ücret düzeyi arasında farklılıklar kendisi¬ni gösterebilmektedir. Gelişmekte ya da az gelişmiş bir bölgede veya ülke¬de işsizlik oranının yüksek olması nedeniyle düşük ücret ödemenin bir ge¬rekçesi olarak niteliksiz işgücünün istihdam edilmesi yöntemine başvu¬rulmaktadır. Gelişmiş ülkelerde ise, turizm işletmeleri, işsizlik oranının düşük ve nitelikli personel sayısının yüksek olması nedeniyle yüksek ücretle per¬sonel istihdam etmesi söz konusu olmaktadır.
Ek olarak turizm, tarım kesiminde çalışan ve turizmle ilgili bir formasyona sa¬hip olmayan nüfusun tarım sektörü dışında iş bulmasını sağlayarak tarım sezonu dışında veya bu alanda iş bulamayan yerleşik nüfusun başka bölgelere göç etme¬sini önleyerek istihdamı düzenleyici bir rol oynamaktadır.

4. Turizmin Diğer Ekonomik Sektörlere Katkısı

Ekonomide benzer üretim alanları sektör olarak kabul edilmiştir. Turizm sektörü, kendi alt sektörleri olan konaklama işletmeciliği, seyahat işletmeciliği, yiyecek¬ içecek işletmeciliği gibi alanların yanı sıra tarım ve sanayi gibi diğer sektörler ile de yakın girdi-çıktı ilişkisi içindedir. Türkiye'de son yıllarda yapılan bir araştırmada, turizm sektörünün 33 alt sektör ile yakın ilişki içerisinde olduğu ve onların ge¬lişmelerine doğrudan katkıda bulunduğu saptanmıştır. Turizm gelirinin "çoğaltan ve katma değer etkisi", nedeniyle, turizm sektöründen elde edilecek bir birimlik ge¬lir, dolayısıyla diğer sektörlerin de gelirini oluşturacaktır.
Turizmin tarım, sanayi ve hizmetler sektörü üzerindeki etkileri şu şekilde açıklanabilir;

1. Turizmin tarım sektörü üzerine olan etkileri gelir ve istihdam üzerinde görülür. Turistik bö1gelerde artan turizm talebine paralel olarak turistin yeme¬ içme gereksinmesini karşılayan tarım ürünlerine olan talep artmaktadır. Bu durum, tarım sektöründe gelirlerin artmasına ve tarım ürünlerinin daha kali¬teli hale gelmesine de neden olmaktadır. İstihdam alanında ise, turizm, tarım kesiminde meydana gelen mevsimlik işsizliği veya atıl kapasiteye sağlayacağı istihdam olanakları ile insanları bölgede tutarak iş göçünü önlem-ektedir.

2. Turizmin, sanayi sektörü üzerindeki etkisi, tüketim ara malı ve yatırım malı üreten tüm sanayii dallarında canlandırıcı yöndedir. Örneğin; inşaat malze¬meleri, mobilya, dokuma, kimyasal maddeler üreten işkollarında, otellerin talepleri ile bir iş kapasitesi artışı olmaktadır.

3. Turizm içinde bulunduğu hizmetler sektöründe de önemli gelişmelere neden olmaktadır. Turizme bağlı olarak ulaştırma, el sanatları, sağlık, güvenlik, ha¬berleşme konularındaki hizmet dallarında da artışlar söz konusu olmaktadır.

5. Turizm ve Enflasyon İlişkisi
Enflasyon fiyatlar genel seviyesinin devamlı ve hızlı olarak yükselmesi demektir. Turizm hareketleri zaman ve mekan içinde, belirli dönemlerde ve belirli bölgelerde yoğunlaşmaktadır. Dolayısıyla turizm hareketlerinin fiyatları piyasa koşullarına göre hızla artmakta, zaman ve mekan yoğunlaşmasına uygun olarak yükselmektedir. Maliyetlerin yükselmesi, bunu izleyerek fiyatların artması ve bunu takiben de talebin yükseltilmesi ve bunu takiben talebin arttırılması ile meydana gelen fiyat artışları da maliyet enflasyonu olarak tanımlanmaktadır.(Osman Z. Orhan, Başlıca Enflasyon Teorileri Gelişmekte olan Ülkelerde ve Türkiye ‘de Enflasyon, Okan Yayıncılık, İstanbul, 1984, s.73) Turizmde maliyet enflasyonu turistik mal ve hizmet üretiminde etkisini göstermektedir. Maliyet enflasyonu olarak nitelendirilen bu turistik mal ve hizmet üretiminin üzerindeki baskı; ekonomi politikası çerçevesinde devlet üretim girdi fiyatlarını saptarken; konaklama, ulaştırma, seyahat acentaları yatırım yapacakları mallarla ilgili maliyetleri saptarken ve bu işletmelerde ücret-reklam artışları hesaplanırken ortaya çıkar.
Düğer taraftan, turizm sektöründe karşılaşılan bir başka enflasyon çeşidi de gelirlerin artmasına ve sınırlı arz kapasitesine bağlı olarak gelişir. Başka bir deyişle, toplumun harcamaları toplamı, ekonominin mevcut üretim kapasitesi ile üretebildiği toplam mal ve hizmet miktarını aştığı takdirde bu enflasyon çeşidi ortaya çıkar.(Orhan, a.g.e., s. 55) Talep enflasyonu denilen bu enflasyon, talebin artmasına karşılık, gıda maddeleri üretimi yeterli düzeyde arttırılmazsa, arz yetersizliği nedeniyle bazı maddeler ithal edildiğinde meydana gelir. Tabii bu aşamada, dış ödemeler bilançosu açığı da giderek büyüyecektir. Sektör için yardımcı nitelikte olan mal ve hizmetlerde ikamet imkanı bulunduğunda, fiyat artışlarının etkisi giderilebilir. Buna örnek olarak, dayanıksız tüketim malları ile alternatifi bulunan ulaştırma araçlarını örnek vermek mümkündür.(Dallı, 1980, s.35) Ayrıca, turizm nedeniyle artan fiyatlar uzun dönemde turizm talebini düşüreceğinden ve fiyat yükselişleri duracağından, uzun dönemde turizmin fiyatlar seviyesindeki etkisi süreç içinde nötr olmaktadır.
Turizmin diğer sektörler özellikle tarım sektörüyle yakın ilişkisi vardır. Bilhassa turizm mevsiminde toprak ve arazi fiyatları artar. Bir bölgede turizm endüstrisinin gelişmesiyle, bir otel arazisine yapılan yatırımın toplam otel projesine yapılan yatırımın %20’si kadardır. Turizm açısından daha az gelişmiş bir bölgede ise, bu oran %1 kadardır.(Özdemir, 1992, s.52)
Turistlerin toplam tüketim harcamalarının fiyatlar üzerinde etkili olması birtakım şartlara bağldır:
1- Ek tüketim talebinin kısmen önemli olduğu elastik talepli mal ve hizmetlerin olması,
2- Cari tüketim mal ve hizmetlerin bulunması,
3- Arz ve talep arasındaki bir inelastikiyetin kendisini göstermesi gereklidir.
Turistik tüketim harcamaları ya genel enflasyonu uyarır, ya da kısmi enflasyonu yaratabilir. Bu şartlara uygun olarak, turistik mal ve hizmet fiyatlarındaki yükselme beş şekilde açıklanabilirOlalı, 1990, s.239-244)
1- Tüketimdeki artıştan meydana gelen enflasyon,
2- Turistik mal ve hizmet maliyetlerinin artmasının neden olduğu enflasyon,
3- Turistik talep ve maliyet artışının birlikte neden olduğu enflasyon,
4- Dış turizm bilançosunun meydana getirdiği enflasyon,
5- Turizm yatırımları ile turizm talebi arasındaki zaman bakımından dengesizliğin sebep olduğu enflasyon.
Turizm talebi ile fiyatlar genel seviyesinin aralarındaki ilişkiyi göz önünde bulunduran ülkeler, turist çekebilmek için paralarının dış değerlerini düşürerek, yada develüasyona başvurarak turizm gelirlerini arttırırlar.




6. Bölgelerarası Dengeli Kalkınmaya Etkisi

Ekonomik kalkınma ve sosyal gelişme, bölgelerarası gelişme farklılıklarının en aza indirme amacına ulaşmaktadır. Bölgelerarası dengesizliğin giderilmesi bakımın¬dan turizm faaliyetleri tarım ve sanayide yeterli kaynak ve gelişme olanağına sa¬hip olmamasına karşın, zengin bir turizm potansiyeline sahip olan bölgelerin, planlı ve etkin bir turizm uygulaması sonucunda turistik yönden kalkınmaları ve dengeli bir şekilde gelişmelerinin mümkün olmasını sağlayacaktır.

7. Turizmin Altyapı ve Üstyapı Yatırımlarına Etkisi

Turizm talebini karşılamaya hazır hale getirebilmenin temel koşulu, altyapı, ulaştırma ve çeşitli yerel hizmetler bakımından hazır olabilmektir. Bu nedenle tu¬rizmin gelişmesiyle altyapı arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Altyapı yatırımları devletin toplumsal işlevleri içerisinde ele alınmakta ve "görünmeyen hizmetler" olarak, hem halkın yararlanması, hem de ekonomik gelişme amacıyla gerçekleştirilmektedir. Turizmin altyapı üzerine net etkisini belirlemek. oldukça zordur. Çünkü bir bölgeye yapılan altyapı yatırımlarının ne olduğu turizmden bağımlı veya bağımsız olduğunu belirlemek mümkün değildir. Fakat turizmden sağlanan gelişmelerin altyapıyı geliştirici ve yönlendirici bir etki gösterdiği söylenebilir. Turizmin gelişmesinden etkilenen bir diğer unsur da üstyapıdır. Zi¬ra turistik üstyapı, turistik gereksinmeleri karşılamaktadır. Turizmin gelişmesiyle doğrudan turizme yönelik üstyapı yatırımları artacaktır.
Turizmin tipik özelliği, bir birinden farklı dallarda faaliyet gösteren çok sayıda küçük birimlerden oluşmasıdır. Bu birimler arasında küçük lokantalar, moteller, oteller, çamaşırhaneler, el sanatları satış dükkanları vb. sayılabilir. Böylelikle, yönetimin altyapıyla ve bazen de üstyapıyla yatırım yapması, birçok küçük işlet¬melere yatırım yapılmasını teşvik eder. Bu işletmelerin sermaye gereksinimleri¬nin nispeten düşük olmasıyla birlikte, yapılan yatırımlar hızla sonuç vermektedir.

b.Turizmin Olumsuz Ekonomik Etkileri

Turizmin ekonomik etkilerine iyimser açıdan bakan yaklaşım, söz konusu etkile¬rin olumsuz olabileceğini ortaya koyacak araştırma ve incelemelerin yapılmasını ve bunların sistematik bir şekilde çözüme kavuşturulmasını uzun süre engelle¬miştir. Oysa, hiç kuşkusuz; turizmin ülke ekonomisi üzerinde ortaya çıkaracağı bazı olumsuz etkileri de olacaktır. Bunların altı ana başlık altında ele alınması mümkündür;

- Fırsat maliyeti,
- Dış ülkelere bağımlılık,
- Bölgesel enflasyon etkisi,
- Mevsimlik dalgalanma,
- Yabancı işgücü etkisi,
- Dışalım eğiliminde artış (yabancı sermaye ve teknoloji transferinin etkisi)
Uluslararası turizm hareketlerinin ülkelerin ekonomik bağımsızlığını teşvik ettiği söylense de, gelişmiş ülkelerden ‘’üçüncü Dünya Ülkeleri"ne giden turistle¬rin bölge ekonomisi üzerinde bağımlılık yarattıkları da dile getirilmektedir. Ge¬rek turistik tüketim amaçlı, gerekse turizmin toplumun tüketim alışkanlıklarında ortaya çıkarabileceği etkiler nedeniyle bazı malların (gıda, inşaat malzemeleri, mutfak malzemeleri vs.) yurtdışından ithali gerekebilmektedir. Örneğin; Karaib Adaları'nda faaliyet gösteren bazı otel işletmeleri, tur operatörlerinin birçok gıda maddesini yurtdışından getirmek istemeleri nedeniyle, tam pansiyon (full-board) satışları iptal etmişlerdir. Turizm, beraberinde teknolojik yatırımları da getireceği için ülkenin ithalat eğilimini artırabilir. Bu durum, özellikle gerekli sermaye ve teknolojiye sahip olmayan geri kalmış ya da gelişmekte olan ülkelerdeki turizm hareketleri için söz konusudur. Ülke içindeki belirli bölgelerde turizmin ge¬liştirilmesi, yerli ve yabancı turistlerin yanı sıra çalışmak amacıyla 0 bölgede ge¬lecek kişilerin mal ve hizmet gruplarına gösterecekleri talep bölgedeki mal ve hizmetlerinin fiyatlarının artmasına (bölgesel enflasyon) yol açabilir. Bu durum¬dan ise, 0 bölgedeki uzun Yıllar yaşayan yerel halk daha fazla etkilenmektedir. Turizm sektörü, ekonomi içindeki diğer sektörlere oranla bazı dönemlerde daha fazla öncelik isteyebilir. Sadece turizm yatırımlarının teşvik edilmesi ise, sektörler arası dengesizliğe yol açabilir. Nitelikli işgücünün bölgeden karşılana¬maması durumunda gerek bölge dışından gerekse ülke dışından çıkması nedeniyle bölgede yaratılan çarpan etkisinin azalmasına yol açabilir. Aynı özellik, ya¬bancı sermaye yatırımları için de geçerlidir. Özellikle uluslararası turizm yatırımcıları, bir başka ülkede yaptıkları yatırımlardan elde ettikleri kazançları mer¬keze transfer etmektedirler. Yabancı sermayenin bölgenin turizm sektörüne olan olumlu ya da olumsuz etkileri halen tartışma konusu olup, özellikle "Avrupa Bir¬liği" ile ilgili son gelişmelerden soma bu konuda kesin bir sonuca ulaşmak mümkün olmayabilir. Bu konular, daha ayrıntılı bir şekilde aşağıda açıklanmaktadır.

1. Fırsat Maliyeti

Turizmin geliştirilmesi konusunda kararlı olan ülkelerin öncelikle sahip oldukları kıt kaynakları turizme yatırmaları durumunda kazanacakları gelir ile başka sektörlere yatırılması sonucunda elde edecekleri geliri karşılaştırmaları zorunludur. Bu tür karşılaştırmalar "fırsat maliyeti" olarak adlandırılır. Fırsat maliyetinin hesaplanabilmesi, her şeyden önce, turizm yönünde kullanılan tercih nedeniyle yitirilen diğer fırsatların tanımlanması ve değerlendirilmesini gerektirir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler açısından son derece önemli olan bu durum, zaten kıt olan kaynakların belki daha verimli olabilecek alanlar varken, göreceli olarak da-ha az verimli turizm alanına yatırılmasına ve bir anlamda bu kaynakların israf edilmesine neden olabilecektir. Örneğin; Türkiye'de Ege ve Akdeniz kıyılarında yer alan verimli tarım alanları, spekülatif artışlar sonucu turizme tahsis edilmiş ve bu bölgelerde üretilen bazı tarım ürünlerinin ithali yoluna gidilmiştir. Karaib adalarından olan Güney Lucila'da Üretilen muzlar ile ihracat gelirlerini artırılmıştı. Ancak turizmdeki gelişme sonucu muz üretimi azalmış, ithal edilen gıda miktarında önemli artışlar kendisini göstermiştir. Bu da, ödemeler bilançosu üze¬rinde olumsuz bir etki yaratmıştır.

2. Turizme Aşırı Bağımlılık

Gelişmekte olan bazı ülkeler, turizm sektöründe hammadde kaynaklarının genel¬likle doğal ve kültürel kaynaklardan oluşması, kolay işgücü bulma gibi çekici unsurları nedeniyle bir anlamda kendilerini gönüllü olarak turizme bağlamakta ya da en azından bu yönde bir eğilim taşımaktadırlar. Turizmin büyüyen bir sektör olması ve geleceğe ilişkin projeksiyonların turizm talebinin artacağına ilişkin ipuçları içermesine karşılık, bu talep artımından her ülkenin aynı oranda yararlanabileceğini varsaymak, çok yanıltıcı sonuçlar yaratabilir. <;linkli turizm, birçok etken karşısında esnek talebe dayanan bir endüstri olup, fiyat ve moda gi¬bi kısmen öngörülebilir; ekonomik ya da siyasal bunalımlar gibi kolaylıkla ön¬görülemez etkenlere bağlı,olarak ciddi talep kayıplarına uğrayabilir. Bu nedenle turizmin geliştirilmesi çabalarında dengeli bir yaklaşımın belirlenmesi ve ge¬liştirme yönündeki girişimlerin taleple birlikte değerlendirilmesi kaçınılmazdır. Bu durum, geleceğe yönelik talep tahminlerinin önemini bir kez daha artırmaktadır. Tu¬rizme bağlı kalarak gelişme eğilimindeki ülkeler, gev§ek bir zemin üzerinde yükselme çabasında olduklarının bilmek, ileride ekonomik yıkımlara düşmemek için de, bir yandan turizmi geliştirme çabalarının sürdürülürken diğer yandan da mevcut işgücünü eğiterek ekonomilerini çeşit1endirmek ve böylelikle turizme bağımlı olmaktan kurtulmaları gerektiğinin bilincinde olmak durumundadırlar.

3. Enflasyonist Baskı

Enflasyon, belirli bir donem içinde mal ve hizmetlerin ortalama fiyatlarında meydana gelen artış miktarı olarak tanımlanmaktadır. Turizm ve enflasyon arasındaki ilişki iki şekilde ortaya çıkmaktadır. Birincisi; turizmde yoğunlaşmış bir bölgeye yönelik talebin artması sonucunda oluşan bölgesel enflasyon ve arazi değerindeki spekülatif artışın yer aldığı turizmin enflasyon üzerindeki etkileri¬dir. İkincisi ise, ülkede yaşanan enflasyonist ortamın turizm üzerindeki etkisidir.
Turizm sektörü fiyat artışlarının yaygın olduğu dönemlerde enflasyondan önemli ölçüde etkilenmektedir. Bu durum, genellikle maliyetin ve fiyatın sürekli artışı ile belirlenen enflasyonun bir sonucu olarak turizm sektörüne yansır. Enf¬lasyonun turizm sektörü üzerindeki etkileri ise şu şekilde sıralanabilir:

1. Turistik mal ve hizmet üretiminde kullanılan girdi fiyatlarının maliyet enf¬lasyonundan etkilenerek (enerji, hammadde, ücret vb.) artması faktör mali¬yetlerinin artmasına böylece turizm sektörünün etkilenmesine neden olur.
2. Fiyat artışı nedeniyle turizm talebinin belirli dönemlerde düşmesi, yüksek maliyetler de kurulan konaklama işletmelerinin doluluk oranlarının düşmesi¬ne, yatırımın geri dönme süresinin uzamasına ve karlılığın azalmasına yol açar.
3. Ülkede kendisini gösteren fiyat istikrarsızlığı, dış turizm talebini artırmakla birlikte gerçek (reel) ücretler, azaltabilir. Bu da personelin iş verimliliğinin ve hizmet kalitesinin düşmesine yol açar.
4. Enflasyon, sektörde yapılacak verimli yatırımlar yerine, en çok kar getiren yatırımlara yönelinmesine yol açarak ekonomide kaynak dağı1ımın bozul¬masına neden olur.
5. Enflasyon, ülkenin ticaretini de olumsuz yönde etkiler. Döviz kurlarının sa¬bit olduğu bir ortamda iç fiyatların çok yükselmesi sonucu ithal edilecek mallar daha ucuz olacağından, ithalat eğilimi artarken ihracat düşecektir. Aynı şekilde "dış pasifturizm"de de canlanma görülecektir.
6. Konuya iç turizm açısından bakıldığı zaman, artan fiyatlar turizm talebinin satın alma gücü üzerinde olumsuz etki yaparak reel gelirlerde de bir düşme meydana getirir. Bu da, iç turizm, hareketlerinde ve turistik tüketim harca¬malarında düşmeye yol açar. Dış turizm açısından ise, ulusal paranın değeri enflasyon oranına parelel olarak düşürüldüğü sürece dış turizm talebinin fazla etkileneceği söylenemez. Ancak enflasyon oranının devaIüasyon ora¬nının üzerine çıkması durumunda dış turizm talebinde de fiyata bağlı olarak bir genleme görülebilir.

4. Mevsimlik Dalgalanma

Turizm için söz konusu olan mevsimlik talep dalgalanması kendisini en yoğun biçimde konaklama sektöründe hissettirir. Büyük kentler dışındaki konaklama te-sislerinin çoğunun mevsim dışında kapalı olması, bir yandan yatırımların gen dönüş sürelerini uzatarak yatırımcıların çekingenliğine yol açarken, diğer yandan da mevsim boyunca yoğunlaşan talebin gereksinmelerinin karşılanabilmesi için gerekli kapasite artımını da engellemektedir. Bu özelliği nedeniyle konaklama işletmeleri mevsimlik kazançları ile yıllık gereksinimlerini karşılamak zorundadırlar. Benzer şekilde mevsimlik dalgalanma, istihdam edilmekte olan işgücüne de yansıyarak bir anlamda "mevsimlik gizli i§sizlik" sorununu yaratmaktadır.

5. Yabancı işgücü Gereksinmesi

Yabancı işgücünün istihdamı genellikle bu iş alanının ulusal insan potansiyeli ta¬rafından karşılanamadığı durumlar için söz konusudur. Özellikle gelişmekte olan ülkeler açısından ~e§itli alanlarda nitelikli personel sayısının azlığı, kimi zaman yabancı işgücünü gerekli kılmaktadır. Bu yol ise turizmden elde edilen döviz ge¬lirlerinin bir kısmının yabancı işgücüne ödenen çok yüksek ücret nedeniyle yiti¬rilmesi anlamını taşır. Aynı sonuç, yabancı sermaye ya da ortaklık biçimindeki yatırımlarda ve yabancı işletmelerde çalıştırılan personel için de geçerlidir. Örneğin, Türkiye'de çalışan orta ve üst düzey yabancı personel sayısının toplam içinde % 2'lik bir düzeyde olduğu, yönetici olarak çalışan personel içerisinde ise bu oranın % 33'e yükseldiği görülmektedir. Türkiye'de 1982 yılında yürürlüğe giren Turizmi Teşvik Yasası ile, "Turizm işletme Belgesi" tesislerde toplam per¬sonelin % 10'unu geçmemek koşuluyla yabancı personel çalıştırma hakkı tanınmıştır. Turizm işletmelerinde gereksinme duyulan yabancı işgücü, daha çok yönetim, animasyon ve rehberlik hizmetlerinde yoğunlaşmaktadır.

6. Dış Alım Eğilimindeki Artış
Dış alım eğilimindeki artış, her birim turist dövizinin neden olduğu mal ve hiz¬met ithalatına yönelik döviz transferi ile ilgilidir. Bir anlamda gelir olarak elde edilen döviz, turizmle doğrudan ya da dolaylı ilişkisi olan mal ve hizmetlerin satın alınması nedeniyle uğranan döviz kaybını ifade eder. Bu bağlamda, dış tu¬rizme katılan ülke vatandaşlarının götürdükleri döviz ile turistik yatırım ve tüketim mallarının dış ahffilna harcanan dövizlerin ödemeler dengesi üzerine dö¬
viz çıkışı şeklinde (olumsuz) bir etkisi vardır. "Görünmeyen ithalat (dış alım)"
adı verilen bu etki, ödemeler dengesi üzerinde turizm nedeniyle oluşan döviz çıkışlarının ifadesidir. Başka bir deyişle, turistik hareketler, bir ülkeye gelen ya¬bancıların turistik ürünlere yaptıkları ödemeler, nasıl turist kabul eden ülke için "görünmeyen ihracat" olarak döviz girişine neden oluyorsa, aynı şekilde turist gönderen ülke açısından da görünmeyen ithalat döviz çıkışına neden olmaktadır. Ayrıca, turizm hizmeti üretimi nedeniyle döviz çıkışı gerektiren bir diğer dış alım şekli de, "ek ithalattır". Ek ithalat kapsamındaki konular şu şekilde sıralanabilir:

1.Turistik tesisler için ithal edilen her türlü inşaat ve donanım malzemesi,
2. Turistlerin tükettikleri mal ve hizmetler için yurtdışından alınan mallar,
3. Ülkede yabancı sermaye ile kurulmuş turistik işletmelerin kar transferi,
4. Turizm sektöründe çalışan yabancı personele ödenen ücretler,
5. Propaganda ve reklam için yurtdışında yapılan ödemeler,
6. Turizm için yetişen personelin yurtdışındaki eğitim harcamaları,
7. Yurtdışında yapılan turistik yatırımlar.

Pek çok gelişmekte olan ülkenin ekonomisi, uluslararası turizmin gereksinim duyduğu mal ve hizmetlerin tümünü nitelik ve nicelik açısından karşılayamaz durumdadır. Bu konuda ilginç bir örnek Karaip adalarında 1960'lı yıllarda yaşan¬mıştır. Bu donemde artmaya başlayan turizm talebinin ülkenin daha önce kendi¬ne yeterli olan gıda maddeleri üretiminde her yıl % 4 dolayında artış gösteren bir ithalat düzeyine gelmesine neden olmuştur; ithal eğilimindeki artış yalnızca ge¬reksinme duyulan mal ve hizmetlerin ülkede üretiliyor olup olmaması ile ilgili değildir. Örneğin, Turizmi Teşvik Yasası ve Yabancı Sermaye Yasası çerçeve¬sinde getirilen ve yatırımlarla ilgili mal ve hizmet ithalatına gümrük vergisi mua¬fiyeti tanıyan hükümler sonucunda kapı kilidinden lavabo takımlarına kadar her
türlü malzemenin ithal edilmesi söz konusu olmaktadır.
Bununla birlikte, turistik tüketim için ithal edilen gıda maddelerine harcanan döviz miktarı ile turistlerin beraberinde getirdikleri çeşitli gıda maddelerinin top¬lam değeri "sızıntı" olarak dikkate alınacağı için ülke ekonomisine herhangi bir katkısı olmayacaktır. ithalat eğilimindeki artış, ülkede yer alan üretim faktörlerinin etkin bir şekilde kullanılmasına da engel oluşturacaktır.

B.SOSYAL FONKSİYON
Turizmin sosyal fonksiyonları tabidir ki turizm olayının ve ekonomisinin merkezinde «insan», dolayısıyla «insan topluluğu» nun bulunması gerçeği ile sıkı bağlantı halinde¬dir. Esasen turizm ekonomisinin sosyal bir ilim oluşu da turizmin sosyal cephesinin önemini belirtir.
Turizmin sosyal fonksiyonlarını genel olarak şu şekilde sıralayabiliriz:
a) Sosyal turizm,
b) Turistlerin sosyal etkileri,
c) Turizm sosyolojisi veya turistik tüketimin sosyal te¬meli.
a) Sosyal Turizm:
Sosyal turizm, satın alma gücü az olan halk tabakala¬rının turizme katılmalarından doğan olay ve münasebetlerin bütünüdür.
Sosyal turizm esas itibariyle iç turizmle ilgilidir ve ikin¬ci derecede sosyal turizm tesisleri yoluyla dış aktif turiz¬me de yararlı olabilir.
Tariften de hemen anlaşılacağı gibi sosyal turizm, bil¬hassa arz ve talep yönlerinden pek çok yeni konuları kav¬ramaktadır. Talep yönünden, sosyal turizmin finanse edil¬mesi ancak sosyal turizm kurumlarının mevcudiyeti ve ça¬lışması ile mümkün olmaktadır. Satın alma gücü az, sınırlı olan halk tabakalarının turizme katılmaları, tatillerini fi¬nanse edebilmeleri işte bu özel tipteki sosyal turizm kurum¬ları tarafından sağlanmaktadır.
Arz yönünden, sosyal turizm talebinin tatmin edilmesi de özel yatırımlara ihtiyaç göstermektedir. Yeni tipteki ko¬naklama ve seyahat imkânlarının, tiplerinin sosyal turizmin doğmasındaki ve gelişebilmesindeki rolü büyüktür.
Burada şurasını hemen ilâve edelim ki, arz ve talep yö¬nünden hangi finansmanın veya yatırımın genel turizme, hangisinin sosyal turizme ait olduğunu ayırmak imkânsız¬dır. Esasen «sosyal turizm» teriminin mevcudiyeti ve tari¬fine karşılık «sosyal turist» diye bir terim yoktur. Görülü¬yor ki, sosyal turizm, genel turizm olay ve ekonomisi için¬de, şahsî gelir, özel yatırım ve finansmanlar ile kendini belli eden bir turizm tipidir.
Sosyal turizm yapısında yer alan şu üç noktadan da bahsetmek gerekir:
a) Kanunî tatil hakkı,
b) Gelir ve turizm bağlantısı, (Aile bütçesi —Ev eko¬nomisi)
c) Turizm için sosyal yardım.
Özellikle İsviçre, Avusturya, Belçika ve Batı Almanya gibi bazı Batı Avrupa ülkelerinde uygulanmakta olan bir sisteme göre de, ön tasarruf ve para yerine tatil kuponlarının geçerlik taşıması esasına dayanmaktadır. Tatil kuponları, hem ucuzlatıcı, hem ödeme yapma imkânı veren nitelik taşımakta, özel sübvansiyon olanağı vermektedir.
b) Turistlerin sosyal etkileri:
Yerli ve yabancı turistlerin ziyaret ettikleri yerlerde bıraktıkları sosyal tesirler de turizmin sosyal fonksiyonlarından birini teşkil eder. Yerli ve yabancı turistlerle, yer sakinlerinin arasında mevcut olan sosyal seviye farkının, bu sosyal etkilerle müsbet veya menfi ilgisi büyüktür. Bir
memleket içinde çeşitli sosyal tabakaların, çeşitli bölgele¬rin, beynelminel sahada ise çeşitli milletlerin birbirleriyle temas ve karşılıklı anlayış haline gelmelerinde turizm işte bilhassa bu sosyal fonksiyonu ile önemli bir rol oynamakta¬dır.
Turizm ruhu davranışlar bütünü psiko-sosyal bakımdan turizmin sosyal etkileri ile geniş temas halindedir.
c) Turizm sosyolojisi veya turistik tüketimin sos¬yal cephesi:
Yepyeni bir branş olan ve ilmî konusu henüz katiyetle çizilmemiş bulunan turizm sosyolojisi bilhassa turistlerin tüketimdeki davranışlarını incelemektedir. Bir cemiyetin hangi tabakasından, kimler .nereye niçin ve nasıl turizm maksadı ile seyahat ederler?
Prof. Krapf da turistik tüketimin elemanları arasında turistin mensup olduğu sosyal tabakayı söylemektedir. Bu tip incelemede mühim olan husus, turistik harcamalar ile sosyal seviye ve sosyal bünye arasındaki ilgidir. Bu yüzden «conspicouos consumption», yani gösteriş için tüketim ve örf, âdetlerin turizm ekonomisinde yeri çoktur.
1-Sosyal Turizm Politikası :
Gelir dağılımın düşüklüğü ve gereksinimler dikkate alınarak Sosyal Turizmin yeterli ve yaygın olarak gerçekleşmesine yönelik çok yönlü sosyal turizm politikası geliştirilebilir.

a.Sosyal Turizm Politikasının Amaçları:
Mevcut ve oluşturulacak turizm potansiyelinin, kapasitesinin envanterlerini ve arz taleb hacmini belirlemek.
Günümüz koşullarına, gelişmelerine göre sosyal turizm örgütlenme modelleri oluşturmak,
Sosyal turizm arz kapasitesini genişletmek, artırmak, yaygınlaştırmak.
Sosyal turizm kapsamındaki geniş kitlelere sürekli, düzenli, istikrarlı ve ödeme güçleriyle uyumlu tesisler, işletmeler ve yararlanma koşullan, olanakları geliştirmek veya geliştirilmesinde yardımcı olmak.
Sosyal turizmi yılın tamamına, turizm çeşitlerine, yerel turistik elverişli kaynaklara yayarak daha çok kişinin yararlanmasını sağlamak.
Sosyal turizmi; kurumsal oluşunun yanısıra, profesyonel ticari bir faaliyet olarak da geliştirmeye çalışmak.
Sosyal turizm dayanışma, yardımlaşma, işbirliği örgütleri, uygulamaları geliştirmek.
Kamu, özel, gönüllü kuruluşların, çalışanların, sosyal turizm kuruluşların, tesislerin, işletmelerin katılım, katkı, desteklerinden ve gelir paylarından oluşan "Sosyal Turizm Üretken Fon"u oluşturmak, bu amaçla yasal bir düzenleme yapmak,
Sosyal Turizm Fon" işletmesi kurarak üretken yatırımlar ve sosyal turizmden yararlanma gereksinimi içinde olanlara doğrudan ulaşan Fon destekli ödeme kolaylıkları sağlayan tatil kredisi, tatil çeki gibi olanaklar, uygulamalar oluşturmak.
Sosyal turizmi; turizm sektörüyle entegre biçimde geliştirmek,
Sosyal turizm tesis ve işletmelerin; yoğun mevsim dışında turistik taleplere cevap vermesini, piyasaya açık olmasını, ticari bir faaliyet olarak da işletmesini sağlamak,
Genel olarak sezon içinde ve dışında sosyal turizm tesisleri dışındaki tüm tesislerde de belirli oranda Sosyal Turizm amaçlı tarife düzenlemesini sağlamak, bunun için bu uygulamayı yapan tesis ve İşletmelere Devletçe, Yerel Yönetimlerce destek ve kolaylık vermek,
Turistik yöre ve kent insanına günübirlik veya kısa süreli tatil olanaklarını sağlamak, geliştirmek, çeşitli, yaygın sosyal turizm merkezleri, rekreasyon alanları düzenlemek.
Tüm çalışanlar için toplu sözleşmelerle, destek düzenlemelerle tatil bedeli uygulaması oluşturmak,
Sosyal turizm dernek, örgüt ve kuruluşları, turistik yöre halkı ve ilgili kuruluşlarla düzenli işbirliği ve kamuoyu oluşturarak plaj, sahil şeridinde çevre temizliğinin sağlanmasında yardımcı olmak,
Turistik yörede, plajda, sahil şeridinde sabit ve gezici sosyal turizm amaçlı ilkyardım ve sağlık istasyonları ve hizmetleri örgütlemek, düzenlemek, uygulamak,
Turistik yörelerde turizmin sosyal boyutu ile ilgili potansiyel ve kapasite araştırması yapmak, değerlendirmek.
Sosyal turizmin ulaşım, enformasyon, konaklama, yeme-içme, yan ve destek hizmetlerle entegre biçimde düzenlenmesi için işbirliği olanakları oluşturmak, yardımcı olmak.
Turizm bölge alan ve merkezler belirlenirken turizm amaçlı arazi tahsislerini, sosyal turizmi de teşvik edecek biçimde yönlendirmek;
Turistik yöre halkı, turizm kuruluşları, tesis ve işletme sahipleri, yerel yönetimler arasında sosyal dayanışma, koordinasyon oluşturmak, sorunların çözülmesinde tıkanıklıkların giderilmesinde güç birliği sağlamak,
Genel Olarak;
Turizm Bakanlığının koordinasyonunda; sosyal turizm kapsamındaki tesis ve işletmelerin rehabilitasyonlarını ve daha etkili işletilmelerini sağlayan düzenlemeler yapılabilinir.Bu amaçla sosyal turizm nitelikler yöneltmeliği oluşturulur, turizm yatırım ve işletme belgesi verilerek daha sistemli biçimde gelişmeleri sağlanabilinir.
2-Sosyal Turizmin Geliştirilmesi İçin Bazı Örnek Seçenekler:
Sosyal turizm kapsamındaki kamu kampları işletmeleri ait oldukları kuruluş çalışanların kurabilecekleri Sosyal Turizm Dayanışma Vakfı ve buna bağlı Anonim Şirketlerce; mensuplarına dar, sabit gelirlilere açık bir biçimde profesyonel olarak bütün bir yıl boyunca turizm hizmeti verebilirler.Böylece yapısal, finansiyel ve arz kapasiteleri, verimlilikleri daha etkili geliştirilebilinir.
Turistik yayla evleri, pansiyon köyler, termal turizm vb. yatırım ve işletmeler birliği ve çok ortaklı anonim şirketler kurularak müşterek bir fînans havuzu oluşturulabilinir. Böylelikle yapısal güç, pazarlama ve gelişim olanakları sağlanabilinir.
Atıl durumda olan ikincil konutların sahiplerinin istekleri doğrultusunda turizm işletme amaçlı anonim şirketlerin kurulması düşünülebilinir. Böylelikle potansiyel kapasite değerlendirilir.Bütün yıl hizmet verecek biçimde organizasyonları gerçekleştirilir. Bu takdirde Turizm Bakanlığı altyapı gereksinmelerinin karşılanmasında destek verebilir.Bu alandaki örgütlenmeler için yerel yönetimler, ilgili kuruluşlar ile birlikte Turizm Bakanlığı özendirici kolaylıkların sağlanmasında etkili ve yararlı olabilirler.
Belediye belgeli küçük ve orta büyüklükteki yeme-içme konaklama tesis ve işletmelerin nitelikleri, standartları geliştirilerek turistik belgeli işletmeler olarak sosyal turizme hizmet verebilirler.
Tüm kamu kamplarının ait olduğu kuruluşların çalışanlarınca Sosyal Turizm Birliği Vakfı kurulabilinir. Bu vakıf aracılığıyla sosyal turizme yönelik anonim şirket oluşturularak sağlanabilecek güçbirliği, işbirliği çerçevesinde ilgili kuruluşlar mensuplarına, sosyal turizmde yararlanma gereksiniminde olanlara daha geniş kapsamda profesyonel bir anlayışla hizmet verilebilinir. Bunun için tüm kamu kampları bir birlik işletme halinde birleştirilerek koordineli biçimde işletilebilinir. Böylece hem çalışanların tatil olanakları nitelik ve nicelik olarak geliştirilebilinir hem de bütün yıl boyunca sosyal turizm kapsamından yararlanmak isteyenlere de yaygın,gelişen arz kapasitesi oluşturulabilinir. Öylelikle de; özkaynak artırılarak yeni yatırımlar, işletmeler sosyal turizme kazandınlabilinir. Bu amaçla; Sosyal Turizm Birliği Vakfı koordinasyon merkezi, danışma, araştırma, geliştirme, pazarlama tanıtım birimleri oluşturulabilinir. Duruma göre sosyal turizm organizasyonuna uygun koşullarda tatil olanaklarından yararlanmak üzere üye kaydedilebilinir. Tüm bunlarla birlikte sosyal turizm işbirliği fonu oluşturulur.Bu fon; mensupların üye aidatlarından, işletme gelirlerinden, ilgili kuruluşlarından ve kurumlardan sağlanabilecek katılım paylarından oluşabilir.Bu fon gelirleri; tesis, işletme, bakım, onarım, masraflarına, geliştirme çalışmalarına, turistik çeşitlendirmelere yönelik olarak kullanılabilinir.
Özel kesimde çalışanlar; kendi aidatları ve çalıştıkları kuruluşların da katkılarıyla ya kendilerine ait oluşturabilecekleri veya oluşturulacak sosyal turizm tipi turistik tesisler, işletmelerde yada diğer turistik tesislerde tatil yapma olanaklarını artırıcı gelişmeler daha yaygın ve etkili olarak gerçekleştirilebilinir.
Bu amaçla Turizm Bakanlığının, belediyelerin sosyal turizm amaçlı arazi tahsisi, altyapı hizmetleri gibi temel destekleri belirli, uygun, elverişli koşullarla sağlayabilmeleri düşünülebilinir.
Diğer bir sosyal turizm modeli de; emek yoğun yatırımlar, faaliyetler, yan endüstriler ekonomik, sosyal etkinlikler, üretken-yaratıcı, rehabilitasyon sağlayıcı çalışmalar, çevre temizliği ve düzenlemesi, sportif, yayla, çiftlik, sanat, festival vb. turizm çeşitleri ile yörelerin güzelleştirilmesi, geliştirilmesi, doğal ve kültürel değerlerin korunması, yaşatılmasına yönelik projeler ve örgütlenme biçimleri olabilir.
Kamu ve özel kesimde çalışanlar çalıştıkları sürece gerek çalıştıkları veya ilgili kuruluşların katkıları gerek kendi aylık tatil tasarruf keseneklerinden veya Turizm Geliştirme, Dayanışma, Uygulama Fonu desteğinden sosyal turizm fonu oluşturabilirler. Çalışanlar Sosyal Turizm Birliği Vakfına üye oldukları takdirde çalıştıkları süre ve emekli olduklarında da sosyal turizm tesis ve işletmelerinden uygun ödemelerle yararlanabilmelidirler. Emekli olduklarında sosyal turizm fonunda birikmiş gelir paylarından kendi paylarına düşen meblağı; isterlerse ya tatil kredisi biçiminde veya tatil ikramiyesi olarak almaya hak kazanabilmelidirler.Öylelikle de emeklilik yaşantılarında tatil gereksinmelerini karşılayabilecekleri bir güvenceye de sahip olabilirler.Çalışan ve emekli olan engelliler için de bu model işletilebilinir, yararlanmaları sağlanabilmelidir. Çalışma olanağından çeşitli nedenlerle yoksun olan engelliler için ise; sosyal turizm fonlarından, devletin, ilgililerin ve diğer gönüllü kuruluşların da desteği, katkısı, katılımlarıyla gerekli olanaklar, kolaylıklar düşünülebilinir.

3-TURİZMİN SOSYAL ETKİLERİ

Bir turizm bölgesinde, dolayısıyla bir ülkede turizm endüstrisinin gelişmeye başlaması, toplumsal ve ekonomik değişimleri de (olumlu ya da olumsuz yönde) beraberinde getirmektedir. Turizm ve turizm ile ilgili bilim dallarında çalışan araştırmacılar tarafından turizmin bölgeler üzerindeki toplumsal etkilerini ölç¬mek amacıyla çok sayıda araştırma yapılmıştır. Bu konudaki çalışmalar halen de¬vam etmektedir. Değişen ve gelişen dünyada ortaya çıkacak yeni kavramlarla birlikte turizmin neden olacağı etkiler konusundaki çalışmaların, farklı boyutlar¬da da olsa, gelecek Yıllarda devam etmesi kaçınılmaz olmaktadır.
Turizm endüstrisinin dünya toplumları arasındaki kültürel farklılıkların an¬laşılmasına ve bunların bazılarının az da olsa zamanla bir birlerinden etkilenme¬ye başlamasına katkıda bulunduğunu söylemek mümkündür. Her ne kadar kitle iletişim araçları gelişmiş olsa da, başka bir yaşam biçimi hakkında bilgi sahibi olmanın en etkili yolu, 0 kültürü bulunduğu bölgede görmek veya yaşamaktır. Kültür, ancak çevresindeki unsurları ile bir bütünlük kazanacaktır. Bir Afrika ka¬bilesinin kültürünü bir Avrupa ülkesine taşımak ve orada benzer şekilde devam etmesini beklemek mümkün olmayabilir. Benzer şekilde, bir Avrupa ülkesinin kültürünü de bir Afrika ülkesinde yeşertmek mümkün olmayabilir. Bunları bir araya getirecek ve beyninde yoğuracak unsur, ziyaretçi ya da turist olacaktır. Bu nedenledir ki, yapılan birçok araştırmada "farklı bir kültürü tanımak veya yaşamak", insanların turizm etkinliklerine katılmalarında birinci etken olarak ortaya çıkmaktadır.
Turizmin yapısal özelliği gereği bir bölgeyi ziyaret eden ziyaretçiler ile 0 böl¬gede yaşayan ve gerek turizm endüstrisinde doğrudan görev alan gerek sahip ol¬duğu kültürel değerlerle bir turizm ürünü oluşturan bölge halkı arasında sosyo¬kültürel ve sosyo-ekonomik etkileşimlerin olması kaçınılmaz bir gerçektir. Tu¬ristler, seyahatlerinde değer yargıları, yaşam biçimlerini ve toplumsal alışkanlıklarını da beraberinde götürürler. Sürenin kısa olması nedeniyle alabildikleri ka¬dar
dar deneyim almak isteyecekler ve dolayısıyla çevreyi gözardı edeceklerdir. Tu¬rist ile bölge halkı arasındaki ilişki ve etkileşim çeşitli şekillerde kendisini gösterebilir: Alışverişte, plajda, otelde, restoranda, diskoda, otobüste ya da yol üzerinde. Turizmin toplumsal etkisi, turist tipi, ziyaret amacı ve sergilenin dav¬ranış biçimi ile ilgilidir. Örneğin; kitle turizmine oranla bireysel turist ile halk arasındaki etkileşim ve iletişim daha yüksek olabilir. Bu ise, bireysel turistin "araştırıcı" kişilik yapısına sahip olmasından kaynaklanabilir. Turist ve turist ka¬bul eden bölge halkı arasında iletişimi etkileyen nedenler arasında;

- Turist gruplarının temel gereksinimlerinin turizm işletmeleri tarafından
karşılanması nedeniyle bölge halkının alımına gerek duymamaları,
- Dil farklılığından kaynaklanan anlaşmazlıklar ve iletişim sorunları,
- Turistlerin bazı bölgelerde yerel halktan çekinmeleri,
- İlk grubun biribirlerine karşı beslediği olumsuz tutumlar,
- Turistlerin kısa bir süre için bölgeye gelmiş olmaları ve tekrar ayrılacak olmaları

sayılabilir. Yapılan araştırmalar, turistlerin bölge halkının toplumsal yapısının değişiminde daha baskın olduğunu göstermektedir. Bu sonuca ulaşan araştırmacılar, neden olarak turizmin özellikle ekonomik ve kültürel yönlerden gelişmemiş bölgelerde teşvik edildiğini ve bu yüzden bölge halkının kendilerine yabancı bir yaşam biçimine uyum sağlamaya eğilimli olduğunu, dolayısıyla kendisine göre yabancı bir kültürden gelen bir turisti örnek olarak seçebileceğini ve sonuçta da belirli bir süre soma onlar gibi yaşamak isteyebileceğini belirtmektedirler. Ancak bu görüş, özellikle tutucu bölgeler için geçerliliğini kaybetmektedir. Bu tür bölgelerde yaşayan halk, tarihten ve dinden kaynaklanan kendi kültürel yapıların değişime uğratmamak için güçlü bir dirence sahip olabilmektedirler. Bu konuda
1960 ve 1970'li yıllarda henüz dış turizme doğrudan yoğun bir şekilde açık olma¬yan Türkiye'nin Ege ve Akdeniz bölgeleri verilebilir. O dönemlerde, bu bölgede yaşayan halk, özellikle genç nüfus ve erkeklerin değer yargılarında değişime yol açacaklarını düşünerek yabancı turistlere karşı olumsuz bir tutum sergilemiş¬lerdir. Sonuçta gelinen noktada ise, günümüzde bu tür bölgelerde yaşanan halkın çoğunluğu tepki göstermeden de öte, doğrudan turizm endüstrisi içerisinde yer alarak yaşamlarını sürdürmeyi tercih etmektedirler. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ise, turizme açılan bölgelerdeki toplumun gelenek-görenek yapı¬larında önemli değişimlerin ortaya çıktığı gözlenmektedir. Örneğin; kadının da ailede söz hakkına sahip olması, kız çocuklarının turizm sektöründe çalışmasına izin verilmesi, kız ve erkek gruplarının tanışarak evlenmek istemeleri ve yabancı insanlarla arkadaşlık kurmak istemeleri gibi. Burada tartışılan konu, bu etkilerin ne kadarının turizmdeki gelişmelerden kaynaklandığının doğrudan ölçülememesi ya da sadece turizmin bu değişimler üzerindeki etkisinin tam olarak bilinememesidir. 1950 ve 1960'lI yıllar turizm endüstrisi için rahat donemi oluşturmaktadır. 0 donemde, turizmin ortaya çıkardığı ne toplumsal ne de evresel etkisi konusun-daki eleştiriler günümüze oranla çok daha az düzeyde idi. 1970'li Yıllardan itiba¬ren uluslararası turizm hareketlerinin hız kazanmaya başlaması ile birlikte,. bera¬berinde getirdiği olumsuz etkileri de dikkate alınmaya başlanmıştır. Bu kitabın temel hedefi, bir endüstri olarak turizm ile ilgili kavramları incelemek olduğu için turizmin toplumsal yapı üzerindeki olumlu ya da olumsuz etkileri özet ola¬rak ele alınacaktır.

a.Turizmin Olumlu Sosyal Etkileri

Turizm özellikle gelişmekte olan ilkelerin bireyleri üzerinde, gelişmiş ülkelerin toplumsal yapılar yönünde bir etkisi olduğu genel kabul gören bir konudur. iki ülke kriterlerini karşılaştığı bir ortamda gelişmiş ülkelerin kriterlerin yapısı özel¬ikle az gelişmiş ülke konumundaki destinasyonları etkisi altına almaktadır. Dünya turizminin gelişmiş ülkeler tarafından yönlendirildiği günümüzde, ge¬lişmekte olan ülkelerin bu etkinin altında kalması kaçınılmazdır. Bir ülkeyi ziya¬ret edenlerin birden fazla ülkeyi temsil ettikleri dikkate alındığında, bu etki daha da ilgili olabilecektir. Bu kapsamda, daha önce yapılan araştırmaların sonuçlanan bağlı kalarak, turist ile turist kabul eden yöre halkının biribirleri ile iletişim ve etkile§ime girmeleri sonucunda ortaya çıkabilecek olumlu toplumsal etkiler şu şekilde sıralanabilir:
- Turizm farklı toplumlardan gelen bireylerin biribirleri ile bilgi alışverişinde bulunmaları ve kültürel yapılarını daha yakından tanımaları, oluşan dostluk ve arkadaşlık sonucunda bireyler arasındaki zıtlıkları törpüleyerek toplum¬sal barışı ve hoşgörüyü arttırabilir. Turizm, çağdaşlaşma için önemli bir et¬ken olabilir. Dünyanın değişik ülkelerinden gelen bireyleri görmek, onlarla kaynaşmak ve kitleler ve düşünce alışverişinde bulunmak, sonuçta yeryüzünde başka insanların da yaşadığının farkına varılması bakımından az gelişmiş ülke toplumları için önemli bir konudur.
- Turizmin kırsal bölgelerin kentleşmesini hızlandırılması da bir başka olumlu etkiyi oluşturmaktadır. Turizm tarafından kırsal bölgelerde yaratılan yeni iş alanları çağdaş endüstri toplumların kültürel değerlerinin benimsen¬mesi yoluyla kentsel uygarlıkların bütünleşmesini sağlayabilir. Kırsal bölgelerde turizm kuruluşların ortaya çıkmasıyla bu bölgelerdeki toplum¬sal tekdüzelik bozulmakta ve toplumda değişik özellikleri ve yapılan bulu¬nan kelimelerin sayısı artmaktadır.
- Turizm, aile yapısı ve kadın hakları konusunda birtakım değişimleri de be¬raberinde getirmektedir. özellikle az gelişmiş ülkelerde ekonomik ve top¬lumsal açılardan daha önce aile içinde sıkışmış olan kadın, turizm yoluyla daha özgür bir konuma gelebilmektedir. Örneğin; İslam ülkelerinde kadınların otel kat hizmetleri departmanıda çalışmaya başlamaları ile birlikte geleneksel rol1erinde bir değişme gözlenmiş, kadınlar da ailenin geçimine katkıda bulunmaya başlamışlardır. Benzer şekilde, kadın turistlerin özgür davranışları, kadının ikinci planda yer aldığı toplumlarda, kadınları hak ara¬maya yöneltmektedir. Yine bir İslam ülkesi ele alındığında, "Körfez Savaşı” sırasında kısa süreli tatillerini geçirmek üzere bağlı bulundukları askeri üstlerinden özel arabaları ile Suudi Arabistan'ın büyük kentlerinde giden Amerikalı kadın askerlerin bu davranışı Arabistanlı kadınların da otomo¬bil kul1anma isteklerinin doğmasına yol açmıştır. Arabistanlı kadınlar oto¬mobil kul1anabilme haklarının verilmesi yönünde bir de protesto gösterisi yapılmışlardır.
- Turizm, toplum bireylerinin daha önce sahip olmadığı yeni eğlence ve boş zaman alışkanlıklarını yaratabilir. Örneğin; çeşitli spor oyunlarının oynan¬ması, başka ülkeler hakkında bilgi toplanması gibi, Turist kabul eden bölge halkının turistlerle daha yoğun bir iletişime girebilmek için kendilerine da¬ha fazla okuma ve araştırma zorunluluğunda hissetmeleri sonucunda eğitim ve kültür düzeylerinde artış gözlenebilir. Bölgeye gelen turistlerin temsil ettikleri ülkenin coğrafyası, kü1tür yapısı ya da yaşam biçimi hak¬kında gerek yazılı kaynaklardan ve gerekse de turistlerin kendilerinden bil¬gi edinebilir. Turistlere daha fazla bilgi verebilmek için bölge halkı, kendi bölgesi ya da ülkesi hakkındaki temel bilgi eksikliğini gidermek isteyebilir.
- Turizm, bölge halkının temizlik bilincinin gelişmesine katkıda bulunabilir. Bölge insan daha temiz ve düzenli bir çevreye sahip olmak isteyebilir. Örneğin; Kore'de turizmdeki gelişmeye paralel olarak yapıları kampanya¬larda tuvaletlerin temiz tutulması, otobüs ve tren istasyonları gibi alanlarda bulunan tuvaletlerin civarına çiçekler dikilmesi teşvik edilmiştir.
- Turizm, bölgede eskilerinin bırakılarak yeni toplumsal kurumların ortaya çıkmasına etki edebilir. Turizm endüstrisinde faaliyet gösteren işletmeler baskı grupları oluşturmak için örgütlenmeye gitmek isteyebilirler ya da bölgenin kü1türel ve doğal değerlerini korumak için bazı gönül1ü demekle¬rin oluşumu söz konusu olabilir. Örneğin; turizmdeki gelişmenin bir sonu¬cu olarak Bali Adası'nda diğer gönüllü kuruluşların yanı sıra "Turizm Kalkınma Kurulu" oluşturulmuştur.
- Turizm, bölgede yeni meslek gruplarının oluşmasına etkide bulunabilir. Örneğin; kat görevlisi, önbüro eleman, servis görevlisi, barmen, plaj bekçisi, kumarhane görevlisi gibi. Yeni mesleklerin oluşumu aynı zamanda tu¬rizmin ekonomik etkisi açısından da ele alınabilmektedir.
- Turizm, elde edilen gelir nedeniyle bölge halkının kendi tarih ve kü1tür değerlerine sahip çıkmak istemesine yol açabilir. Bölge halkı, sahip olduğu değerleri yeniden gözden geçirerek yerli ve yabancı turistlerin ilgisine ve beğenisine sunabilir. Örneğin; Tibet'te yaşayan bölge halkı, gelen yaban cıların kendi kültürel değerlerine gösterdiği ilgiyi görünce çok sevin¬mişlerdir. İrlanda ve İskoçya, bu konuda güzel bir örnek sergilemektedir¬ler. Bu ülkeler, geçmiş ve günümüzdeki kültür değerlerini gerek müzelerde sergileyerek ve gerekse düzenlenen festivallere taşıyarak bölgeye gelen yüz binlerce yerli ve yabancıya sunmaktadır.
- Turizm, hem bölge halkının hem de seyahat etme amacında olan potansiyel turistlerin kendi ana dillerinden başka ikinci bir dili öğrenmelerine ara~ olabilir. Farklı bir dilin öğrenilmesi iletişimi kolaylaştırabileceği gibi farklı kültürler hakkında doğrudan bilgi alınmasına da yardımcı olacaktır. Ör¬neğin; Kore hükümeti Japonca ve İngilizce öğrenmelerini sağlamak amacıyla taksi şöförlerine eğitim kitapçıkları ve kasetleri dağıtılmıştır.
- Son olarak turizm, turist gönderen ülkeler açısından aile bağlarının güçlendirici bir rol oynamaktadır. Çağdaş dünyada iş yaşamının yoğunluğu nedeniyle parçalanan veya biribirine yeterince zaman ayıramayan aile bireyleri, tatil ve dinlenme süreleri boyunca bir araya gelerek aile bağlarını güçlendirebilme şansına sahip olmaktadır. Bu yönüyle turizm, özellikle endüstrileşme süre¬cini tamamlanmış ülkelerdeki aile yapısının yeniden kurulmasına ve aile bağlarının güçlendirilmesine katkıda bulunmaktadır.
Özetlemek gerekirse, bir bölgedeki turizmdeki gelişme bölge halkının sadece turist ve turistin geldiği ülke kültürü ve coğrafyası hakkında sahip olacağı bilgi birikimini artırmayacak, aynı zamanda kendi ülke kültürü ve coğrafyası hak¬kında daha fazla öğrenme isteğini de artırabilecektir. Mevcut kültür ve sanat değerlerine sahip çıkılmak istenmesi de diğer bir önemli sonuç olabilir.

b.Turizmin Olumsuz Sosyal Etkileri
Turizm olgusunun turist kabul edilen ülkenin toplumsal yapısı üzerinde olumlu etkileri olabileceği gibi beraberinde getirmiş olduğu bazı olumsuz etkileri de bu¬lunabilir. Turizmin toplumsal etkileri açısından en çok tartışılan konu; olumsuz etkileri üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu alanda yapılan araştırmalarda, turizmin birey, aile ve toplum yapısı üzerinde birçok olumsuz etkileri incelenmiştir. Bun¬lardan bazıları aşağıda sıralanmaktadır.

- Turizmdeki gelişmeye bağlı olarak bölge halkı, sürdürmekte olduğu yaşam biçimine etki edilmesinden rahatsızlık duyabilir, kendisini yeni bir çevreye ve yaşam biçimine alıştırmada sorunla karşılaşılabilir ya da karşılaşıla¬bileceğini düşünerek tepki gösterebilir. Örneğin; yığılmaların (kuyrukların) başlaması, yerlilerin yerine yabancıların tercih edilmesi, bölge halkının kendilerini yalnızca turistlere hizmet etmekle görevli kişiler olarak algıla¬maya başlamaları gibi. Yapılan bir çalışmada, turizmin bu konudaki top¬lumsal etkisi üç başlık altında incelenmiştir. Turizmde gelişmemiş bölge halkı turistleri görmekten mutlu olabilirken; turizmde gelişmekte olan bölge halkı turistlere karşı ilgisiz kalabilmekte; turizmde gelişmiş bölge halkı ise turistlere karşı ekonomik çıkarlarını ön plana alarak davranabilmektedir.
- Suç oranında uyuşturucu kullanımında ve fahişelik mesleğinde artış göz¬lenebilir. Günümüzde uluslararası turizm hareketlerinde önemli bölgeler olarak kabul edilen New York, Londra, Hawaii, Miami, ve Corfu gibi yer¬leşimlerde suç oranlarının yüksek olması, hem bölge halkını hem de söz ko¬nusu bölgelere gitmek isteyen turistleri düşündürmektedir. Yapılan araştır¬malarda, Filipinler'in Boracay adasına gelen turistlerin beraberinde alkol, uyuşturucu, ve fahişeliği de getirdikleri belirlenmiştir. Yine turizmin ge¬lişmeye başlaması ile birlikte Bangkok'taki fahişelik olaylarında artışlar gözlenmiştir. Almanya ve Japonya gibi ülkelerden Tayland ve Filipinlere seks turizmi amacıyla düzenlenen paket turlarda artış gözlenmektedir. Bu olay "yumurta-tavuk ilişkisi" örneğini akla getirmektedir.
- Turizmin beraberinde getireceği ticarileşme düşüncesi sonucunda bölgedeki tarihsel ve kültürel değerler, ya ilgisizlikten ya da bilinçsiz kullanım nede¬niyle yok edilebilir. Bölgedeki mevcut her değer, gelir getiren unsurlar ola¬rak görülebilir. El işçiliği yerine toplu üretime bırakabilir. Eski eserler bi¬linçsiz bir şekilde turizm amaçlı kullanılabilir. Sanat değeri taşıyan eserler yok edilerek, yerini yapay çalışmalar alabilir. Yabancı sözcükler sonucun¬da dilde yabancılaşma kendisini gösterebilir. Benzer şekilde toplumda var olan dostluk, arkadaşlık ve konukseverlik gibi manevi (düşünsel) değerlerin yerini ekonomik çıkar grupları alabilir. Bir bölgede turizm sektörü ge¬liştikçe, bölge halkının bu bölge halkının bu gelişmeye paralel olarak tu rizm hareketlerinden daha fazla gelir elde etme isteği artabilir. Bu durum ise, sonuçta bölge halkının sahip olduğu manevi değerlerin yerini maddi değerlere bırakmasına yol açılabilir. Bu tip olaylar, toplum biliminde "aşırı ticarileşme" (overcommercialisation) adı altında incelenmektedir. Örneğin; turistlerden yüksek miktarlarda ücret ve bahşiş istenmesi ya da kabul edil¬mesi sonucunda, için hükümeti bu tür davranışların sosyalist etiğe uygun olmadığını öne sürerek 1987 yılında aldığı bir kararla turistlerden bahşiş alınmasını yasaklamıştır.
- Bölge halkının turistlere özenerek, onları taklit etmek istemeleri de bir olumsuz etki göstergesidir. Oysa turistler, "tatil psikolojisi"nin bir sonucu olarak gittikleri yerlerde kendi ülkelerinde sahip oldukları temel alışkanlık ve davranış biçimlerinin çok dışında davranırlar. Bu durum, turistlerin har¬cama alışkanlıklarında daha belirgin olmaktadır. Turistler yıl boyu çalışarak tatil için biriktirmiş oldukları parayı harcamak için o yöreye gelmişlerdir. Ev sahibi ülkelerde yaşayan yenilik ve macera hevesli gençler yabancılarla tanışmak ve onlar gibi yaşamak istedikleri için turistlerle konuşmaya daha fazla eğilim göstermektedirler. Turistlerle kurulan bu ilişkilerin sonucunda gençlerin dünyaya bakış açıları değişmekte, gelişmiş ülke toplumlarının
yaşam biçimleri konusunda gerçekçi olmayan izlenimlere sahip olabilmek¬tedirler. Bu nedenle gençler, söz konusu ülkelere giderek kendilerinin de benzer davranışlarda bulabileceklerini düşünmektedirler. Bu durum, kırsal kesiminden gelerek turizmin yoğun olduğu merkezlerde yaşamak isteyen bireyler için de söz konusudur. Ayrıca turist davranışlarına olan özentileri nedeniyle gençler, toplumun diğer kesimleriyle kuşak ve kitle çatışmasına girebilmektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, turizm hareketleri olmadan da bu tür toplumsal etkilerin ortaya çıkıp çıkmayacağının sağlam bir şekilde araştırılması gerektiğidir. İletişim araçlarının gelişmesi ve bölgelerarası göç; hareketlerinin art¬ması, toplumsal yapı da yeni çözülmelere ya da mevcut direnç; miktarının art¬masına yol açabilir.
Turizmin toplumsal etkileri konusundaki ilginç noktalardan birisi, turist ile bölge halkının biribirlerine karşı farklı tutum sergilemeleridir. Bölge halkı, turist¬lerin fazla boş zamana ve harcama eğilimine sahip olmalarından, giyim ve dav¬ranış biçimlerinden rahatsızlık duyarken; turistler ise bölge halkının kendilerine yönelik yapay davranışlarından ve kendilerinin bölgenin toplumsal değerlerinin bozulmasında potansiyel suçlu olarak görülmelerinden rahatsızlık duymak¬tadırlar. Bu nedenle, "sürdürülebilir turizm" kapsamında, uzmanlar iki toplum arasında olumsuzlukların yaşanmaması için hem turist kabul edilen bölge halkının hem de turistlerin biribirlerinin kültür değerleri ve beklentileri hakkında bilgilendirilmesi gerektiğini dile getirmektedirler. Bu şekilde, bir bölgeye gide¬cek turist bölge halkının nasıl bir kültür yapısına sahip olduğunu ve hareket etme olanağına sahip olabilecek ve gerekirse bölge halkının tepkisini çekmemek için davranışlarını kontrol altında tutabilecektir. Turistlerin davranışlarını kısıtlamak için değil aksine özgür olmak ve rahat hareket etmek için başka bir bölgeye git¬mek istemeleri de başka bir tartışma konusudur. Böyle bir durumda ise, bölge halkının turistlerin kendilerinden beklentileri konusunda bilgilendirilmeleri ge-rekliliği ortaya çıkmaktadır.
Turizm olgusunun temelini oluşturan turist ve turisti ağırlayan bölge halkı, tu¬rizm hareketleri içerisinde biribirleriyle en fazla iletişim ve etkileşimde bulunan iki önemli unsurdur. Daha öce de değinildigi gibi turizm; turist kabul edilen bölgelerin sosyo-ekonomik yapılan üzerinde önemli değişmeleri de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle turizme karşı çıkanlar, bağlı bulundukları toplum bi¬reylerinin sahip olduğu gelenek, görenek, ahlak yapısı, yaşam biçimi, vb. ortak kültür yapılarının turizm hareketleri sonucunda olumsuz yönde etkileneceğini öne sürmekte; turizme yönelik olumlu tutuma sahip olanlar ise, turizmin berabe¬rinde getirmiş olduğu ekonomik kazançlara ve bunun sonucunda ortaya çıkan toplumsal ve ekonomik gelişmeye dikkat çekmektedirler.
Türkiye'de turizmin toplumsal yapı üzerindeki etkileri üzerinde yakın zamana değin kapsamlı araştırmalar yapılmamıştır. Yakın zamana değin turizmin toplumsal yönünün dikkatten uzak tutulması, konuya yalnızca ekonomik getirileri yönünden yaklaşılması, turizmin neleri götürdüğü veya diğer bir deyimle top¬lumsal yapı üzerinde ne gibi yıkımlara yol açtığını tam olarak bilinememesine yol açmıştır. Zira, turizmin gelişmeye başlamasıyla yapılması gereken ve bir an¬lamda da "durum saptaması" olarak nitelendirilebilecek araştırmalar, sonraki yıllarda tekrarlanacak araştırmalar ile değişimin tam olarak ortaya konmasını sağlaması açısından gerekli çalışmalardır. Ne yazık ki bu tür araştırmalar za¬manında yapılamamıştır. Bu nedenle Türkiye'de turizmin toplumsal yapı üze¬rindeki etkilerini ölçen araştırmalarda karşılaştırma yapılabilecek araştırma ek¬sikliği bulunmaktadır.




¬


C.KÜLTÜREL FONKSİYON
Turizm kültürel fonksiyonunu açıklayabilmek için kül¬tür ve turizm arasındaki bağlantıları incelememiz icap et¬mektedir. Bu bağlantılar ise şu iki tarzda kendilerini gös¬terirler :
a) Kültürün turizme yol açması,
b) Turistlerin gittikleri, gezdikleri yerlerin kültürüne
olan etkileri.
Her iki halde de, turizmin bir kültür taşıyıcısı olarak insanlar ve insan toplulukları arasındaki kültürel bağları kuvvetlendirme, insanların biri birlerini daha iyi ve daha fazla anlama fonksiyonları açık olarak görülmektedir.
Birinci halde, öğrenme, görme, kendini yetiştirme, kı¬saca kültür turizminin fonksiyonu sezilmektedir. Gezme, dolaşmanın yerini artık şuurlu bir kültürel turizmin aldığı gerçeği de bunu pek güzel gösterir.
İkinci nokta, yani turistlerin gezdikleri memleketlerin kültürü üzerindeki tesirleri ise, daha ziyade kültür ve me¬deniyet bakımından geri kalmış yerlerde görülmektedir. Bu husus genel olarak, yabancı hayranlığı ve taklitçiliği ile ilgili olduğu kadar, «snobisme» sosyal ve psikolojik kom¬pleksi ile de izah edilebilir.
Bunların dışında, turizm kültürü artması bakımından ve kültür de turizmi yaratması yolu ile biribirlerine bağlı¬dırlar. Bu bağları şu 4 sahada gösterebiliriz
a) Din (dini seyahatler, haclar vs.)
b) Devlet (politik haklar, toplantı ve kongreler)
c) Sanat (Kültürel önemli bir kolu olarak)
d) Bilgi (Öğrenim ve öğretim turizmi, görgü turizmi)

D.POLİTİK FONKSİYON
Turizmin politik fonksiyonlarına gelince, bunları ince¬lerken, siyaset ve turizmin biribirleri ile olan kar¬şılıklı ilgi ve tesirlerini bilmek gerekir :
a) Devletin siyasi idare sisteminin iktisadi politika, dolayısıyla turizm politikası üzerindeki tesiri,
b) Siyasi seyahatler ve toplantıların turizme yol aç¬ması,
c) Siyasi olayların turizm üzerindeki olumlu ve olumsuz tesirleri, (Genel konjonktürle ilgili),
d) Bilhassa dış aktif turizm bakımından, siyasi polisin görevleri arasında yabancı turistlerin kontrolü; milli emni¬yet yönünden turizm.
Uluslararası ilişkilerin gelişmesinde turizmin rolü çok büyüktür. Komşu ve uzak ulusları görmek, tanımak, yabancı insanlarla konuşmak, onları sevmek ancak turistik ilişkilerle mümkün olmaktadır. Ulusların birbirini sevmeyi öğrenmesi ve karşılıklı anlayış içinde bulunmaları uluslar arasındaki bağları daha da kuvvetlendirmektedir.
İnsani ilişkiler, ulusları birbirine daha çok yaklaştıracağından turizm evrensel barışın doğmasına yardımcı olmaktadır. Günümüzde turizm, uluslar arası barış ve dostluğun temel unsuru kabul edilmektedir.
İnsanların, ülkenin değişik bölgeleri ve bölge insanları ile temasta bulunması, birbirlerini daha yakından tanımalarına yol açmaktadır. Karşılıklı sevgi ve saygı, iç düzeni ve barışı sağlar, kardeşçe yaşamayı gerçekleştirir. (Sezgin, 1995, s.34)
E.FİNANSAL FONKSİYON
Bir ülkede turizm endüstrisinin kurulması için altyapı (yol, su, elektrik, kanalizasyon vb. gibi) üstyapıya (turistik konaklama tesisleri, otel, motel, tatil köyü, eğlence yeri vb. gibi) ihtiyaç bulunmaktadır. Otelcilik yatımları hergün artmaktadır. Örneğin; 1995 yılında beş yıldızlı turistik bir otelin iki kişilik odası yaklaşık 2.250.000.000 TL. ye mal olmaktadır. Bu durum turizm endüstrisinin kurulması için büyük sermayeye ihtiyaç olduğunu göstermektedir.
Turistik tesislerin genelde rantabilitesi düşük olduğundan özel sektör turizm konusuna fazla ilgi duymamaktadır. Bu nedenle, devlet turizm girişimcilerini uzun vadeli ve düşük vadeli kredilerle finanse etmektedir. Ülkemizde turizm sektörüne kredi veren finansman kuruluşların başında Türkiye Kalkınma Bankası gelmektedir.

F.SAĞLIK FONKSİYONU
Turizmin bu tip fonksiyonlarını belirtirken ilk önce turizmin sağlık üzerindeki müsbet tesirlerinin incelenmesi gerekir. İkinci olarak ise sağlık turizminden yani sağlık sebepleriyle yapılan seyahat ve konaklamalardan doğan turizm tipinden bahsetmek icap eder.
Günlük yaşantının güçlüğü, çalışan insanları, özellikle endüstri merkezlerinde çalışan insanları fikren ve bedenen çok yormaktadır. Yoğun bir çalışma temposu içinde bulunan insanlar, uzun zaman doğanın nimetlerinden faydalanamamaktadır. Yorulan kafaların ve vücutların dinlenmesinde, güç kazanmasında şifalı sular, kaplıcalar, doğal güzellikler içerisinde dinlenmek, spor yapmak, sağlık yönünden çok yararlı olmaktadır. Yeryüzünde doğa her yerde aynı güzellikte değildir. Her bölgenin kendine has özellikleri bulunmaktadır. Dinlenmek veya hastalıklarını tedavi edebilmek için insanlar şifa verici kaynakların bulunduğu yerlere gitmektedir. Sağlam ve dinlenmiş bir vücuda sahip olabilmek için yapılan geziler turizmin sağlık fonksiyonunu meydana getirmektedir.
Bu fonksiyonun içinde her türlü spor faaliyetinin de milli sağlık ve turizmle karşılıklı bağlantıları vardır. Sağlık amacıyla yapılan turizmde ise, turizm hareketine yol açan sağlık sebepleri çok çeşitlidir. Çeşitli hastalıklar ancak belirli yerlerde iklim ve tabii şartlarla tedavi edilebilmesi, bu yerlerin turistik bölgeler olmalarını sağlamıştır. (İsviçre’de Davos, İtalya’da Abano, Monte Catini, Almanya’da Baden-Baden gibi) Sağlık amacıyla yapılan turizmin fonksiyonları yönünden, klimatoloji, tıp, kimya gibi ilim dalları ile sıkı temas halindedir.
Mikro ekonomik sahada ise sağlık turizminin ihtiyaçlarına turizm işletme ekonomisinin sağlık ve dinlenme işletmeleri cevap vermektedirler. Bu tip işletmeler, turistik arzın sağlık cephesinden tamamlayıcı unsurlardır.



G.TEKNİK FONKSİYON
Teknik, bilginin işe tatbiki demek olduğuna göre, bir yandan turizm, teknik, maddi ön şartlara muhtaç durumdadır, diğer taraftan ise turizm teknik sahaya tesir etmektedir.
Turizm için gerekli teknik ön şartları sıralayacak olursak:
a. Her türlü ulaştırma araçları: Turizmin seyehat kısmı ile ilgili olan bu taşıtlar en önemli turistik ön tesistir. Adı geçen araçların rahat, sık, dakik ve emniyetli olmaları şarttır.
b. Her türlü seyehat ulaştırma imkanları: Kara, hava, deniz, göl, demir yollarının teknik özelliklerinin ve kalitelerinin turizme uygun olması. Bu konu içinde yol davası, trafik işleri gibi pek çok mesele yer alır.
c. Konaklama yönünden ve mikro ekonomik görüş açısından her türlü turistik konaklama yerlerindeki teknik özellikler ve yeniliklerin bilhassa konfor yönünden turizme etkileri.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi turizm, tekniğe yeni yeni çalışma sahaları, araştırma ve ödevler vermektedir. Turizmin, teknik sahaya olan bu etkileri çok defa modern turizmin karakteri ile ilgilidir. Mesela, motorlu araçların turizmde gün geçtikçe daha çok yer almaları, “hafta sonu turizmi”, rahatlık ve konfor isteyen turizmin tekniğe yüklediği yeni vazifelerdir.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat